Refik Durbaş Edebiyat Anılarda Yaşar’da edebiyatın hazine sandığını açıyor. İnce Memed’den Bekçi Murtaza’ya roman kahramanları; Ahmet Mithat’tan Yaşar Kemal’e, Tevfik Fikret’ten Can Yücel’e yazarlar, şairler Cağaloğlu kaldırımlarında arz-ı endam edip aşk, tütün, alkol, yoksulluk, hüzün ve her şeye rağmen yaşama sevinci kokan hikâyelerini anlatıyorlar. 

“Can Yücel, BBC’nin Türkçe Yayınlar Bölümü’nde spikerlik yapacaktır. Spikerlik, Nâzım Hikmet’in ölümüne kadar sürer.3 Haziran 1963’te Nâzım’ın ölümünü BBC’de okumak ona nasip olacaktır. Ve Nâzım’dan ayrılmanın acısını sunturlu bir küfürle süslediğinden o an işine son verilecektir BBC’de.”

19,20 ₺ KDV Dahil
24,00 ₺ KDV Dahil
Elçin Kafa romanında kendine has, etkileyici üslubuyla bir cephesiyle masal diyarı, diğer yanıyla romantizme büsbütün uzak gerçeklerin ve kanlı olayların ülkesi Güney Kafkasya’da 1800’lerde Rusya’nın da dahil olduğu çatışmaları ve tarihi olayları ele alıyor. Bunu yaparken de başköşeye “Elçince” ahlaki sorunları yerleştiriyor: İyilik ve kötülük, cefa ve merhamet, bireyin devletle ilişkisi, insanın davranış ve sözlerinden sorumluluğu, anlaşmazlıkların, çekişmelerin yol açtığı dramlar. Elinizdeki roman tarihi bir belgeselden ziyade keskin, kusursuz bir felsefi eser.
12,80 ₺ KDV Dahil
16,00 ₺ KDV Dahil

Oscar Wilde (1854-1900): İrlandalı dâhi yazar, Victoria döneminde edebi zekâsı, ince alaycılığı ve sıra dışı yaşantısıyla 19. yüzyıl estetizm hareketinin Britanya’daki en tanınmış temsilcisi haline geldi. Şiir, öykü ve oyunlarının yanı sıra Dorian Gray’in Portresi adlı romanıyla ün kazandı. Dönemin katı ahlak anlayışının sonucu olarak cinsel yönelimi nedeniyle yargılanıp iki yıl hapse mahkûm edildi. Reading Zindanı Baladı adlı şiir kitabını ve ölümünden sonra De Profundis adıyla yayımlanan uzun mektubu bu sırada yazmıştır. İlk kez 14 Şubat 1895’te Londra’daki St James Tiyatrosu’nda sahneye konan Maksat Samimiyet, 19. yüzyıl İngiliz tiyatrosunda nükte ve zekâya dayalı yeni komedi türünün en başarılı örneği kabul edildi. Oyun görünüşte önemsiz ayrıntılar üzerinde durmakla birlikte Victoria döneminin ikiyüzlülüğünü acımasızca sergiler. Oscar Wilde özgürlüğe kavuştuktan üç yıl sonra Paris’te yoksulluk içinde öldü.

Değerli edebiyatçımız Cevat Çapan’a ve Can Yücel ailesine daha önce yayımlanmamış bu Oscar Wilde çevirisini okura sunmamızı mümkün kıldıkları için teşekkürü borç biliriz.

8,80 ₺ KDV Dahil
11,00 ₺ KDV Dahil

Gerçekler acıdır; acıtır, incitir…

 

Tam da hayatının yoluna girdiğini sandığı günlerde, önce annesinden gelen bir haber, ardından eski bir şapka kutusunda bulduğu mektuplar…

 

Derya’nın, iki yıldır sümenaltı edilen gerçekleri bir tokat gibi öğrenmesi, onu dünyanın bir megakentinden ötekine savuracak, kaderi onu sarı bir sonbahar günü, 

açılıp açılmayacağını bile bilemediği bir demir kapının 

önüne kadar taşıyacaktır.

 

Genç kız, acaba gizem dolu bu perdenin ardına geçebilecek midir? Öğreneceklerini kabul edebilecek, kabul etse bile sindirebilecek midir?

 

O kapı açılırsa elbette…

 

Dönüş, aldatmanın, aldatılmanın, affetmenin, acıtan gerçeklerin romanı.

20,00 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil

Yol arkadaşlarını kaybeden Drizzt yüz yıldan sonra ilk kez özgür ve yalnızdır. Dahlia ismindeki yeni dostuyla beraber Kışgörmez şehrinin başına gelenlerin intikamını almak için yola düşerler. Fakat Drizzt yeni dostlarla beraber yeni düşmanlar da kazanacaktır. 

 

Ve artık yalnızım. Yıllar önce Montolio’nun ölümünü takip eden günlerden beri hiç olmadığım kadar. Arkadaşlarımı tehlikeye atmanın insafsızca olacağı inancıyla onları terk ederek Menzoberranzan’a gitmek için Karanlıkaltı’na yolculuk ettiğimde bile böyle hissetmemiştim. Karanlıkaltı’nda yalnız olmama karşın, ruhen yanımda oldukları için manevi desteğim olmadan gitmemiştim. Bruenor, Catti-brie ve Regis’in hayatta ve iyi durumda, aslında onları geride bırakmış olduğum için çok daha iyi durumda olacaklarına inanıyordum, olacaklarına inancım tam olarak gitmiştim.

21,60 ₺ KDV Dahil
27,00 ₺ KDV Dahil

Kendi gerçekliğini geride bırakmaya bir kez olsun bile cesaret edememiş ya da bunu aklına getirmemiş her insanın trajedisiydi bu: Düşlenen, hemen ileride, güneşin tam karşısında devasa bir yapı misali öylece duruyor; düşleyen ise birkaç adım daha atıp hedefe varmaktansa, o yapının gölgesinde konaklamakla sınırlandırıyordu kendisini; daha fazlasının hakkı olmadığını düşünüyordu.

Çok geçmeden, güneşini kapattığını zannettiği için düşlerini yıkmakta arıyordu çareyi, koca bir binayı tekmeleyerek devirmeye çalışmaya benziyordu olay. Derinlerde olduğundan görülemeyen ve fark edilemeyen trajedinin açık seçik bir komediye döndüğü yerdi burası: Tekmelerin adresi, orada olmayan bir şeydi.

16,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil

 “Her karanlık kendini sonlandıracak 

aydınlığın tohumlarını içinde taşır.” 

Dante Alighieri 

 

 

Viyana’da bir ormanda gece vakti ağaçların arasında beliren bir silüet hayal ürünü gibi görünüyor; bulanık ve silik. Ama oldukça gerçek. Zayıf, perişan ve tek kelime edemeyecek kadar travmatize olmuş küçük bir kız… Adı Clara. 

 

Ortadan kaybolmasının üzerinden koca bir yıl geçmişti ve artık öldüğü varsayılıyordu. Aksine hayattaydı ama yaşadıkları hakkında tek kelime etmiyordu. İlk bakışta şiddete maruz kaldığına dair herhangi bir iz de yoktu… Ta ki dedektifler insanın kâbuslarında dahi görmek istemeyeceği o şeyi görene dek: Biri kızın sırtına Dante’nin Cehennem’inden alınan bir sahneyi en ince ayrıntısına kadar tasvir etmişti, hem de dövme olarak. 

 

Bu arada Wiesbaden, Almanya’da, genç ve hırslı bir dedektif adayı olan Sabine Nemez, profil uzmanı Maarten S. Sneijder’le birlikte birbirleriyle tamamen alakasız görünen üç kanlı cinayet vakasını incelemektedir. Zamanla bu vakaların arasında bir bağlantı olabileceğini keşfederler. Fakat araştırmalarının sonucunda, kaybolduktan bir yıl sonra ormanda ortaya çıkan ve konuşamayan gizemli kızın tanıklığına ihtiyaçları olduğu anlaşılır. Çünkü katili gören tek kişi bu küçük kızdır… 

 

 

“Andreas Gruber’in kitaplarının atmosferi öyle hayranlık uyandırıcı ki farkına bile varmadan kendimi öykünün içinde sürüklenirken buluyorum.” 

Sebastian Fitzek 

 

“Andreas Gruber’in yarattığı Maarten S. Sneijder ve Sabine Nemez karakterleri o kadar iyi bir ikili ki insan sürekli onların hikâyelerine eşlik etmek istiyor.” 

Krimi-couch.de 

 

“İnsanın karanlık yönünü gösteren muhteşem bir gerilim.” 

ORF, “Kultur nach 6” 

 

“Uluslararası düzeyde bir gerilim yazarı.” 

Kronen Zeitung

 

“Benim eserim bu dünyadan değil. Ben bu sınırı aştım, karanlığa bir bakış attım, ruhumu ilhama açtım ve akla sığmaz bir enkarnasyon meydana çıkardım. Onun aracılığıyla ölümsüz oldum. Ben cehennemin kara tanrısıyım. Kendimden nasıl kuşkulanabilirim ki?” 

39,92 ₺ KDV Dahil
49,90 ₺ KDV Dahil

Portekizli usta yazar José Saramago’dan tüm dünyada en çok okunan, en çok sevilen iki büyük başyapıt.

Birbirinin devamı niteliğindeki bu iki roman birlikte günümüz dünyasını hicveden bir İlahi Komedya adeta.

72,00 ₺ KDV Dahil
90,00 ₺ KDV Dahil

Henry Miller’ın çok sevdiğim bir kitabından yürüttüğüm bir deyimle “merdivenin dibinde gülümseme” mümkün mü diye düşünüyorum. Her yıl olduğu gibi bu tersliklere, düzey düşüklüklerine, zorluklara bakıp umutsuzluğa mı düşelim? Üstelik “nice yazlardan sonra?” Çehov’un Vişne Bahçesi’ndeki kentsoylular gibi “uzaklarda hep gergin durduğunu sandığımız yay boşalınca” gözyaşlarına ve karamsarlığa mı kapılalım?

1965-1976 yılları arasında Türk Sinematek’inin kurucularından biri ve aynı zamanda yöneticisi olarak görev yapan yazar, şair Onat Kutlar dünya sinemasına ilişkin yazılarını Sinema Bir Şenliktir (1985) kitabında bir araya getirmişti. Dünya sinemasını daima yakından takip ederken Türk Sineması’nın içinden geçtiği bunalımlarda nabzını tutmayı, Türk Sineması üstüne eleştirel düşünceler üretmeyi de sürdürdü, güncel tartışmalarda aktif rol almaktan geri durmadı. Sinema.. Sinema Onat Kutlar’ın arşivinde kalan, kitaplaşmamış konuşmalarını, dönemin sinema gündemi üstüne yazılarını –sansür tartışmaları, ulusal Türk sineması için alan araştırmaları vb.– bir araya getiriyor.

“Sanatçı eserini yaratırken iç içe birçok çemberin merkezinde bulunduğunu unutmamalıdır. Yeryu¨zu¨, yeryu¨zu¨nu¨n tarihi, içinde yaşadığı toplum, bu toplumun geçmişi, kendisi ve kendi tarihi yani yaşantısı. En sade bir özu¨ bile verirken bu¨tu¨n bu bağlamı göz önu¨nde tutmak zorundadır. Kurşununu gez, göz ve arpacık aynı hizaya gelmeden atan, hedefi bulamaz. Bu¨tu¨n bu bağlamın ortak u¨ru¨nu¨, bu¨tu¨n bu açıların ortak ve mutlu odağıdır başarılmış eser. Tıpkı yaşantımız gibi gerçektir. Benim yaşantımda sahici bir noktadır. Toplumumun özelliklerini ve tarihini derin köklerinde gizler. Yeryu¨zu¨nu¨ ve onun deneylerini kapsar. Yani kişisel, ulusal ve evrenseldir. Bu özu¨, benim yaşantımın gerçek bir yönu¨nu¨ belirleyen herhangi bir göru¨ntu¨de bulabilirim.”

22,40 ₺ KDV Dahil
28,00 ₺ KDV Dahil

İnsanlık Onuru Dünyayı Kurtaracak mı?

Yedi Tepe Krallığı’nın Prensesi Haxen, Karanlık Efendi’nin insanlığın sonunu getirecek bir çocuk yaratmak üzere seçtiği kişidir. Prensesin bu hamilelikten sonradan haberi olur. Haxen çocuğu öldürmek zorunda olmasına rağmen aslında bir kız olduğunu anlayınca öldürmek istemez. Prenses onu insanların intikam duygularından koruyacak ve uzaklara, çöle götürerek insanları da onun karanlık gücünden koruyacaktır. Daha Haxen’in karnındayken her şeyi bilmekte, görmektedir. Hania ismini vereceği çocuk son derece zeki, son derece kötü ve dilsizdir.

İki kaçağın yolculuğu her geçen gün daha zorlu olur ama annenin cesareti ve küçük kızın günbegün artan güçleri onlara bu zorluklarla başa çıkmada yardımcı olur. Karanlık Efendi sessizce tuzaklarını kurarken, anne kız yolculuk sırasında gizlice onları izlemekte olan bir savaşçıyla karşılaşır. Kimdir bu? Onlara yardım etmek isteyen biri mi yoksa karanlıkların temsilcisi mi?

TADIMLIK

Hania uzun adımlarla ilerledi. Annesi ile Karanlık Efendi’nin arasına girdi.

İblis, “Kutsal Su çemberinden nasıl çıktın?” diye sordu.

Nasıl başarmıştı? Öfke? Haxen’in öldürülmesini istememe? Belki de aşağılama.

Gerçekte oradan çıkan kendisi değildi, çözülüp giden kafesti. Bunu anlamalı ve akıllı bir cevap, onu yıkacak bir şeyler bulmalıydı. Gerçek çıkageldi, artık düellosu başlayabilirdi.

Hania kollarını uzattı. Çok normal bir şeyi kafasız birine açıklamaya çalışan çok sıkılmış ve sakin bir ses tonu vardı. Yavaş yavaş ve kelimeleri seçe seçe konuşmayı da unutmadı.

Haxen’i işaret ederek, “Ben onun kızıyım” dedi. “İnsanlar seçebilir. Biz insanlar seçebiliriz. Yapmayı ya da yapmamayı seçebiliriz. Benim bir iblis olmakla, ki Kutsal Su beni engelliyor, olmamak arasında yapacağım bir seçim var. Eğer olmamayı seçersem özgürüm. Aptal olmayan herkes için bellidir bu.”

15,20 ₺ KDV Dahil
19,00 ₺ KDV Dahil

“Bir serum şişesinin hayatındaki en önemli şey ne olabilir? Bir insanın?”

Mahalleler, evler, odalar; eski fotoğraflardan yükselen fısıltılar, mektuplara sıkıştırılan suskunluklar, kasaba garajlarında unutulmuş kederler ve hevesler; beş vakitler, bir vakitler, birbirine karışan kaderler, birbirini bileyen diller... Günümüz öykücülüğünün öncü yazarlarından

İlhan Durusel, duyduğu gibi anlatıyor öykülerini; yazı’nın bilinen imkânlarının ve mümkünlerinin ötesinde bambaşka pencereler aralıyor okuruna - unutmak ve hatırlamak için.

Başka şeylerin kökeni, sebebi Memedali’ymiş der rivayetler. O var diye varmış bazı şeyler. Küfesiz hamallık, çorbayı kaşıksız, ekmek bana bana bitirmek, kaldırımda elle lağım kazmak.

Bizim vazifemiz de bize bunları veren Memedali’ye rahat çalışması için biraz yer açmak. Memedali’nin çalışkanlığını Tanrı’ya bildirmek de bizim işimiz. Tanrı’nın işi bu dünyayı,

bu dünyanın bayat ekmeğini, yavan tulumba suyunu, kazan dolusu kelle-paça çorbasını, lağımı, molozu, kömür küfelerini, ticari buzdolaplarını, sanayi tüplerini, nemli talaşı, çimento torbalarını, şeker çuvalını ve pamuk hararlarını yarattığı için bir Memedali’ye bir bize bakıp gururlanmak.

12,80 ₺ KDV Dahil
16,00 ₺ KDV Dahil

Kendisinden önceki tiyatro anlayışını temelden değiştiren, artık adıyla anılacak yepyeni anlatım özellikleri geliştiren Çehov, tiyatro ile ilgilenen herkesin, ilgisi hangi boyutta olursa olsun, okuması gereken yazarların başında gelir.

Çocukken sınıfında, lisede okul temsillerinde sergilenmek üzere skeç ve piyesler yazan Çehov’un oyun yazarlığı, öykücülüğünden önce gelişmiş ve yıllar sonra “yapmacıklı, şamatacı, küstah ve yıpratıcı bir sevgili”ye benzeteceği tiyatroya duyduğu aşk, hiç bitmemiştir. Bırakacağına defalarca ant içtiği oyun yazarlığı, nihayetinde Çehov’un en büyük başarılarından biri olmuştur.

İlk kez Moskova Sanat Tiyatrosu tarafından sahneye koyulan ve büyük başarı elde eden iki oyunu, Üç Kızkardeş ve Vişne Bahçesi, on yıllardır dünyanın çeşitli tiyatrolarında en çok sahnelenen oyunlardan oldular.

Bu güzel oyunları hayal gücünün dekoru, kostümü ve ışığıyla okumak, Çehov’un kelimelerini Hasan Âli Ediz ve Mete Ergin’in Türkçesiyle duymak, sanıyoruz ki başka türlü bir tiyatro deneyimi yaşatacak… 

12,80 ₺ KDV Dahil
16,00 ₺ KDV Dahil

Bir derebeyi çocuğu olarak Dikanka dolaylarındaki bir çiftlikte geçirdiği çocukluk yılları boyunca kulağına çalınan halk şiiri ve türküleriyle, masal, söylence ve öyküleriyle beslenen Gogol, Kazak atalarının aşkları ve efsanelerini dinleyerek büyüdü.

Rus gerçekçiliğinin kurucularından olan Gogol’e saygınlık kazandıran ilk eserleri Ukrayna’daki bu çiftlik yaşantısına dair anlatılardır. Bunların en ünlülerinden ikisi, Mayıs Gecesi ve Portre’dir.

Mayıs Gecesi’nde Levko ve Galya’nın aşkını köy yaşantısının içinde, usta işi doğa tasvirleriyle anlatan Gogol, Portre adlı öyküsünde, gizemli bir portrenin, insanların hırslarını birer enstrüman gibi kullanarak yaşantılarını nasıl cehenneme çevirdiğini anlatıyor.

Portre, Gary Shteyngart’ın Shylock on the Neva öyküsüne, Mayıs Gecesi de Nikolay Rimski-Korsakov’un aynı adlı operasına esin kaynağı olmuştur.

Edebiyatseverler için, Hasan Âli Ediz’in güzel Türkçesiyle…

Kiraz ve salkım ağaçlarından meydana gelen sık ve el değ­memiş orman, köklerini suyun soğuk derinliklerine uzatmış­tı... Doğanın en güzel yelpazesi gece rüzgârı, gizlice ağaçların yanına sokularak onları öptüğü zaman, yapraklar sanki darılıyormuş gibi, zaman zaman başlarını hoşnutsuzlukla sallıyordu. Bütün doğa uykuda idi...

Mayıs Gecesi’nden

Ün, onu hak etmeyip de çalana zevk veremez; o ancak onu hak edende sürekli bir etki uyandırır... Çartkov’un bütün duy­gu ve isteklerinin paraya yönelişi bundan ötürüdür. Altın onun tutkusu, ideali, korkusu, zevki, amacı olmuştu... San­dıklarda banknot desteleri büyüyor, kaderine böyle korkunç bir ödül düşen her insan gibi o da altından başka her şeye il­gisiz, sıkıcı ve gizemli bir insan halini alıyordu.

Portre’den

11,20 ₺ KDV Dahil
14,00 ₺ KDV Dahil

Şiî düşünce geleneğinde Bâtıni bir Hz. Fâtıma figürü tasarlanmış, böylece tarihî verileri aşacak şekilde ontolojik ve uhrevî bir Hz. Fâtıma imajı resmedilmiştir. Bu tasavvur, Hz. Hüseyin’e karşı hissedilen hüzünden beslenerek imamet nazariyesinin kurumsallaşmasına manevî bir katkı sağlamıştır. Öte yandan Hz. Ali ve Hz. Hüseyin’de olduğu üzere yapılan aşırı yorumlar doğrultusunda şefaatçilik ve arabuluculuk gibi uhrevî, şifa vericilik gibi dünyevî tezahürleri ile Hz. Fâtıma, Şiî gelenekte Hz. Meryem’in karizmasına oldukça benzer biçimde istihdam edilmiştir.

Buna göre Hz. Fâtıma ve Hz. Meryem, benzer bir çile ortaklığında değerlendirilmekte, böylece bu analoji, şefaat, şifa ve bereket kaynağı olma, semavî bir varlık olarak dünyaya gelme, ilahî rızıklara muhatap olma ve iffet gibi konularda kendisini göstermektedir. Nihayet Şiî düşünce geleneğinde Hz. Fâtıma figürü, tarih dışı bir yapıda manevî bir güç kaynağı olarak şekillenirken, Hz. Meryem tasavvurunda olduğu gibi ikonografik bir yapıya bürünmektedir. Böylece Hz. Fâtıma, hüküm ve hikmet sahibi bir şefaatçi olarak öne çıkarılmaktadır.

16,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil

Dünya edebiyatında kendinden sonra geniş bir etki alanı yaratan Kafka, sadece eserleriyle değil, üzerinde çok sayıda inceleme yapılmış olması yönüyle de ayrı bir yerde durur. Gerek yaşam öyküsü, gerekse kendine özgü yazarlık tutumu ve eserleriyle Kafka, çağının ötesine geçerek geniş bir yankı uyandırır. Kafka’nın “kafkaesk” kelimesiyle ifade edilen eserlerinin çoğul okumalara açık, karabasansı, gizil, absürd, düşsel ve karmaşık duran kendine özgü yapısı, yazarlar için şaşırtıcı ve büyülü bir dünya sunar. Bu metinler sadece izleksel olarak değil, kurgu ve anlatım açısından da yazarlara yeni olanakların kapısını aralar.

Türk edebiyatında Kafka etkisini en belirgin ve en uzun soluklu hissettiren yazarların başında Ferit Edgü gelir. Beğendiği, etkilendiği birçok ismi belirtmekte hiçbir sakınca görmeyen hatta bunun kendi sanatını gölgede bırakmayacağından emin olan Ferit Edgü, etkilenmelerin kaçınılmaz olduğunu, ancak bunun bir yazarın özgünlüğüne nasıl katkı sağlayabileceğini de gösteren bir örnek olarak karşımıza çıkar. Bu kitapta sağlam bir dil üzerine kurulu, düşsel, şaşırtıcı bir atmosfer yaratan ve deneyselliğe açık olan Edgü’nün eserlerinde kafkaesk dünyanın izleri sürüldü.

20,00 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil

Türk destanlarının ve mitolojisinin ana kaynağı Oğuznâme’dir. Ancak Oğuznâme’den yola çıkılarak

Türk tarihi ve Türk kültürü doğru tasnif edilebilir.

Çünkü “bütün bilimlerin anası tarih, onun da asıl

kaynağı mitolojidir. Söz konusu Türk mitolojisi olunca, onun da özü Oğuznâme’dir.”

Oğuznâme, yeni araştırmalar ışığında, Türk mitolojisinin özü olan destan ve anlatıların özgün yapısı korunarak

sade bir dille kaleme alınmıştır. Bu eser, kültürel

yapımızın kökenine gidip onu detaylı bir şekilde açıklamakla yetinmiyor, aynı zamanda toplumsal bilincimizin nasıl şekillendiğini göstermek için

dönemin devlet adamlarının düşünce biçimlerini de betimlemekten kaçınmıyor.

Bu yüzden Oğuznâme’nin, her kesimden insanın

Türk tarihi ve mitolojisini anlamak adına doğrudan

bir bağlantı kurmasında etkili olacağını düşünüyoruz.

19,20 ₺ KDV Dahil
24,00 ₺ KDV Dahil

Mustafa Ulusoy, Dünyanın Üç Yüzü’nde kaleme aldığı yazılarla insanın dünyayla kurduğu temasına ayna tutuyor. Bunu yaparken de kimi zaman bir film ya da roman karakterinin analizini, aşağıya sarkıtılan bir ip misali benliğimizin derinliklerine uzatıyor.

Dünyanın üç yüzü vardı. Biri kendine bakan, diğeri ise Yaratıcı’nın sonsuz isimlerine ve ahirete bakan. Kendine bakan yüzü asıktı,

elem ve keder verici. Çünkü gelip geçiciydi. Dokunduğumuz an solan bir çiçekti sanki. Yakalayıp sevmek için can attığımız

bir kelebek gibi. Yakalaya yazdığımız anda uçup gidiveren.

Ne dokunmamak mümkündü ona ne de solmasına razı olmak.

İki arada bir deredeydik.

Bir buz sarkıtının ucunda donarak asılı kalmış bir su damlası

nasıl güneşi özlüyorsa; dünyanın üçüncü yüzünde

asılı kalmış varlığımız da öyle özlüyordu dünyanın

birinci ve ikinci yüzünü.

Üçüncü yüze hikmetin güneşi doğmuştu...

Bu yüz olmasaydı, her şey berhava olurdu.

19,20 ₺ KDV Dahil
24,00 ₺ KDV Dahil

NORMAL, DOĞRU VE GÜZEL OLARAK BİLDİĞİNİZ HER ŞEYİN ÖYLE OLMADIĞINI ÖĞRENSEYDİNİZ NE YAPARDINIZ?

 

Clara Lawson hayatından birdenbire koparılmıştı. Evi ansızın silahlı adamlar tarafından basılmış ve çok sevdiği kocası ile kızlarından ayrı düşmüştü. Kocasının ona söylediği son sözler ise, “Tek kelime etme,” olmuştu.

Geçmişiyle geleceği arasında bir uçurum oluşuyordu. Çocukluğunda o ve kız kardeşleri disiplinli Anne ve Baba tarafından, eğitimli birer genç kız olmak üzere yetiştirilmişti. Hatta üvey ebeveynlerinin oğulları da ilgisini çekmeye başlamıştı.

Fakat şimdi, tanımadığı kadınlar ve erkekler onu sorguya çekiyor ve ona farklı bir isimle hitap ediyordu: Diana. Kocasını ise ağza bile alınamayacak kadar ağır suçlarla itham ediyorlardı.

Geçmişiyle geleceği, bildiği her şeyi sarsarken Clara’nın hayatını sorgulaması, geçmişinin gerçeğini ortaya çıkarması ve geleceğine yön verecek gücü kendinde bulması gerekecekti.

 

“Cüretkâr, tüyler ürpertici ve çarpıcı.”

—SANDRA BLOCK, Little Black Lies romanının yazarı-

 

“Sürükleyici… Bir psikoterapist olan Olsen’ın, zalimlik ve şefkati karşı karşıya getirdiği ilk kitabı sizi çok etkileyecek.”

Booklist (starred review)-

 

“Bu sene okuduğum en huzursuz edici ve duygusal roman. Her iyi gerilim kitabında olduğu gibi, hikâye gizemlerle dolu ve hiçbir şey göründüğü gibi değil. Clara kadar okurun da kafası karışacak.”

BookPage, 2016’nın En İyi Gizem Romanı-

 

“Hem kurbanların hem avcıların hem de ikisi birden olanların yakından bir incelemesi. Tek Kelime Etme inanılmaz gizemli; Clara’nın gelecekte kim olmak istediğine karar vermek için geçmişini öğrenmesi ise hikâyeyi derinleştiriyor. İyileşmenin ve sorumluluğun duygusal bir anlatımı.”

Kirkus Reviews-

 

“Elimden bırakamadım. Kışkırtıcı, şaşırtıcı ve sonunda umut verici! Alışılmamış hikâye anlatımı, ana karakterin insanı kendine çeken sesiyle müthiş bir uyum içinde. Rena Olsen’ın bu ilk romanının onu psikolojik gerilim türünde ilk sıraya koyacağından hiç şüphem yok.”

—-KAREN HARPER, Upon a Winter’s Night’ın New York Times çoksatan yazarı-

22,40 ₺ KDV Dahil
28,00 ₺ KDV Dahil

Üç ayrı şehirde geçen çocukluk...

1949’da, İTÜ’de, İstanbul Yüksek Tahsil Gençlik Derneği’ne üyelikle adım atılan siyasi mücadele

yılları... 1951 tevkifatı... Harbiye, Sultanahmet cezaevleri...

6-7 Eylül... Mücadeleyle kazanılanlar, kazanırken verilen kayıplar, izler, geriye kalanlar… Dostlar… İnşaat mühendisliği alanında profesör olmaya varan akademik bir kariyer…

İnşaat Mühendisleri Kongreleri, 12 Eylül öncesinin siyasi cinayetleri...

1974’ten bugüne eksilmeyen Bodrum zamanları…

20,00 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil

“Julie Garwood güzel kadın kahramanların cesur erkekleri yanına çektiği gibi okuyucuları cezbediyor.”

- USA Today - 

New York Times’ın çok satanlar listesine giren, kalp atışlarınızı hızlandıracak bu romanda, Julie Garwood özgürlüğü için mücadele etmeye kararlı, aşkın nadir ve beklenmedik hediyesiyle hayatı değişen genç bir kadının görkemli hikâyesini zekice kaleme alıyor.

Leydi Johanna dul kaldığı haberini alınca bir daha asla evlenmeyeceğine yemin etmişti. Henüz on altı yaşındaydı ama şimdiden ona bakanları etkileyen güzellikte altın saçlara ve güçlü bir iradeye sahipti. Fakat Kral John tekrar evlenmesini emredince her şey değişti. Sadık üvey kardeşinin bulduğu damat adayı ise yakışıklı İskoç savaşçı Gabriel MacBain’di.

Johanna ilk başta ürkekti ama Gabriel paylaşacakları muhteşem zevkleri ona nazikçe gösterirken, birbirlerine âşık olmaya başlayacaklardı. Çok geçmeden bütün Kuzey İskoçya klanı da haşin ve cesur lordlarının kalbini ona tamamen teslim ettiğini anlayacaktı. Ancak hiçbir mutluluk bedelsiz kazanılmazdı elbette. Korkunç bir kraliyet entrikası Gabriel’i karısından ayırmakla tehdit ettiğinde ikisi de birbirleri için savaşacaklardı

31,20 ₺ KDV Dahil
39,00 ₺ KDV Dahil

?“Taş döşemeli yolun her iki tarafında boylu boyunca uzanan, duvarları eskimiş, kapıları boyasız dükkânlar ile her birinin önüne dökülmüş eski yeni eşyalarla dolu tezgâhların olduğu çarşıya, bir yaz günü öğleden önce gelmişlerdi. Bozkırın kavurucu sıcağında alış veriş için dükkân dükkân gezerek bütçelerine uygun olandan alıp ihtiyaçlarına göre bir kaç eşya bakıp kısmet olursa komşu köylerden kasabaya gelen akrabalardan bir kaçını görebilmekti niyetleri. Girdikleri kumaşçı dükkânında vitrindeki elbiselere ve top top duran kumaşlara, iğne oyalı eşarplara ve birbirinden güzel entarilere gözüne ışık tutulmuş tavşan gibi bakmaktan kendilerini alamıyorlardı.

Ebe nine, Zehra’ya doğru eğilip kısık sesle “Ne güzel canlı renkler var ahh şimdi genç olmak vardı” deyip eli ile yüzündeki kırışılıkları yokladı. Kırk yıl önceki hali geldi gözlerinin önüne. Zehra ise gülümseyerek ‘’Sen zaten gençsin.’’ dedi. Kumaşçı kendilerinden önce gelen müşterilerine en seçkin kumaşları gösteriyordu. Özenerek indirdiği kumaşları tek tek açıp orta yaşta, başı siyah tülbent ile bağlı kadına gösteriyor, kadın da yanında bulanan genç bayanlara sorup, beğendiğini belli etmek amacıyla bir taraftan gülümsüyor, diger taraftan da kumaşları yanına doğru çekiyordu.

Göksel Yıldırım’ın ilk romanı ‘’Ömür Dediğin’’ hepimizin kendinden bir şeyler bulacağı, samimiyetle anlatılmış bir bozkır hikâyesi...

19,20 ₺ KDV Dahil
24,00 ₺ KDV Dahil

“Dünyaya bir melek bıraktık ama kanatları olmayı beceremedik.”

Geçmişinin gölgesinden sıyrılmak hiç de kolay değildi. Ayşe, babasının mektubundan sonra yüz yüze geldiği gerçekle o sancılı günleri resmen yeniden yaşamaya başlamıştı. Hayat onun için her zaman zor olmuştu. Fakat bu sefer daha da zordu.

Ali, bir erkeğin kâbus tutsaklığından kurtulup aşka tutsak olmanın adıydı Ayşe için. Bu sefer sevdiği adam vardı. Kanatsız meleği… Endişesi onunla boyut değiştirmiş, korkuları onun için göklere çıkmıştı.

Çünkü biliyordu, o adam durmayacaktı.

Kaçtığı gerçeğin bir adım ötesinden geldiğinden habersiz hayatını sürdürmeye devam ederken her şey tepetaklak olmuştu. Kaçışı aslında tam da sandığı gibiydi. Tehditlerin boşuna olmayışını kötü bir şekilde yaşayarak öğrendiğinde, kendini tehlikeli bir yol ayrımında bulmuştu. Çok iyi biliyordu ki seçtiği yol onun sonuydu, kaçtığı gerçekti.

Bir mektup…

Bir karanlık geçmiş…

Bir puslu gelecek…

“Bir geçmiş düşünün, bir sis gibi sinsice etrafınızı saran ve amacı sadece ölüm olan.”

Büyük Kaçış Nevbahar; umuda sımsıkı tutunanların, mutluluk arayanların, bir çırpınışın, bir özgürlüğün ve huzurda boğulmak isteyenlerin hikâyesi.

“Ali, benim nevbaharımdı.”

25,60 ₺ KDV Dahil
32,00 ₺ KDV Dahil

SEVDİĞİM

TÜM ERKEKLERE

Ya şimdiye dek âşık olduğunuz her erkek onlar hakkında ne düşündüğünüzü öğrenseydi?.. Hem de hepsi aynı anda!

Lara Jean aşk mektuplarını annesinin verdiği bir şapka kutusunda saklıyordu. Bunlar başkasından aldığı mektuplar değil, kendi yazdıklarıydı. Sevdiği her çocuk için bir; toplam beş tane. Yazarak kalbi ile ruhundakileri dışarı dökebiliyor ve gerçek hayatta asla söyleyemeyeceği duyguları mektuba aktarabiliyordu çünkü onları sadece kendisi görecekti. Tabii bu gizli mektuplar postalanınca durum değişti ve böylece Lara Jean’in hayali aşk hayatı birdenbire kontrolden çıktı...

“Lara Jean’in şaşkın, sakar, erkekler konusunda deneyimsiz kişiliği bu dokunaklı hikâyeye özgünlük ve cazibe katıyor.”

Publishers Weekly

“Bu sevimli, neşeli aşk hikâyesi sayesinde okurlar kitabı

bitirdikten çok sonra bile Song kardeşleri ve hayatlarındaki erkekleri hatırlayacak.”

School Library Journal

“Ergenlik döneminin ve gençlik aşkının zorlu keşiflerini anlatıyor.”

Kirkus

“Yazarken kendimi hiç tutmuyorum. O kişi asla okumayacakmış gibi yazıyorum çünkü asla oku­mayacak. Tüm gizli düşüncelerimi, tüm gözlem­lerimi, içimde biriktirdiğim her şeyi mektuba döküyorum. Bitirdiğimde zarfı kapayıp adresi yazıyorum ve şapka kutuma koyuyorum. Düşünürsek tam manasıyla aşk mektubu sayıl­mazlar. Artık daha fazla âşık olmak istemedi­ğim zaman yazıyorum. Veda etmek için. Çünkü yazdıktan sonra beni tüketen bu aşk tarafından tüketilmem sona eriyor. O da benim gibi muzla mı sever diye düşünmeden mısır gevreğimi yiye­biliyorum; aşk şarkılarına onu anmadan eşlik edebiliyorum. Eğer aşk ele geçirilmeyse, mek­tuplarım da benim şeytan çıkarma ritüelim sayı­labilir. Mektuplarım beni özgür kılıyor. Ya da en azından öyle olmasını umuyorum.”

NOT: SENİ HÂLÂ SEVİYORUM

AŞK KOLAY DEĞİLDİR.

ONU BU KADAR MUHTEŞEM KILAN DA BU!

LARA JEAN VE PETER’IN SÖZLEŞMESİNDE AŞAĞIDAKİ MADDELER YER ALIYORDU:

• PETER BEŞ DAKİKADAN FAZLA GECİKMEYECEK.

• LARA JEAN, PETER’A HERHANGİ BİR EL İŞİ YAPTIRMAYACAK.

• PETER HER GECE UYUMADAN ÖNCE LARA JEAN’İ ARAMAK ZORUNDA DEĞİL AMA İSTERSE ARAYABİLİR.

• LARA JEAN SADECE CANI İSTEDİĞİNDE PARTİLERE GİDECEK.

• PETER, LARA JEAN HER İSTEDİĞİNDE ONU ARABAYLA ALACAK.

• LARA JEAN VE PETER BİRBİRLERİNE HER ZAMAN DÜRÜST OLACAKLAR…

LARA JEAN, PETER’A GERÇEKTEN ÂŞIK OLACAĞINI AKLININ UCUNDAN DAHİ GEÇİRMEZDİ.

İlişki oyunları bir gün gerçek olunca işler zorlaşmaya başlar, internette yayılan ve bütün okulun izlediği öpüşme videolarıyla da iyice karmaşık bir hal alır. Üstüne üstlük Peter eski sevgilisiyle daha çok vakit geçirmeye başlar. Yoksa onu hâlâ unutamamış mıdır? Bu sırada, geçmişinde önemli bir yere sahip olan John yeniden ortaya çıkınca Lara Jean ondan hâlâ çok hoşlandığını fark eder. Peki aynı anda iki kişiden hoşlanmak mümkün mü? Lara Jean bu sıkıntılı ve kafa karışıklığıyla dolu süreci atlatmayı başarabilecek mi?

“Samimi diyaloglar, kalpleri ısıtacak kardeşlik bağı ve gerçekçi anlatımıyla kitaplığınızda kesinlikle bulunması gereken bir kitap.”

School Library Journal

ŞİMDİ VE SONSUZA DEK, LARA JEAN

LARA JEAN VE PETER’IN DÜZELTİLMİŞ SÖZLEŞMESİ

PETER HAFTADA BİR KEZ LARA JEAN’E MEKTUP YAZACAK. ELLE YAZILMIŞ MEKTUP, E-POSTA DEĞİL.

LARA JEAN, PETER’I HER GÜN ARAYACAK. TERCİHEN YATMADAN ÖNCE GÜNÜN SON KONUŞMASI OLACAK.

LARA JEAN, SEÇTİĞİ BİR DUVARA PETER’IN FOTOĞRAFINI ASACAK.

PETER KUPÜR ALBÜMÜNÜ MASASININ ÜZERİNDE TUTACAK Kİ KENDİSİYLE İLGİLENEN BİRİ OLURSA SEVGİLİSİ OLDUĞU GÖRÜLSÜN.

PETER VE LARA JEAN BİRBİRLERİNE HER ZAMAN DOĞRUYU SÖYLEYECEKLER, ZOR OLSA DA.

PETER, LARA JEAN’İ HER ZAMAN TÜM KALBİYLE SEVECEK.

“Tatlı ve komik.”

Entertainment Weekly

“Han’ın hikâyesi zamanın ötesinde. Sonuyla hayranlarını memnun edecek tatlı bir aşk hikâyesi.”

VOYA

LARA JEAN’İN

OKULDAKİ SON YILI TEK KELİMEYLE HARİKA!

Üstelik sabırsızlıkla beklediği daha pek çok şey var: New York’a yapılacak sınıf gezisi, erkek arkadaşı Peter’la gideceği okul balosu, mezuniyetten sonraki Plaj Haftası ve babasının düğünü. Sonrasındaysa Peter’la üniversiteye gidecektir, hem de hafta sonları eve gelip çikolatalı kurabiye yapabileceği kadar yakın bir üniversiteye.

Genç kız hayatın daha iyi olamayacağını düşünür, ta ki bazı beklenmedik haberler alana dek.

Değişimden korkan Lara Jean tüm planlarını baştan yapmak zorunda kalacaktır… Ancak kalbiniz ile aklınız farklı şeyler söylüyorsa hangisini dinlemelisiniz?

103,76 ₺ KDV Dahil
129,70 ₺ KDV Dahil

2018’den 1994’e, 2018’den 2000’li yıllara bir selamdır Umut Hep Vardır ki­tabı. Geçmişte kalmış bir dostla rastlaşmak, içimizdeki özlemin coşkusuyla sıcak bir merhaba demek belki de... İyi kötü tüm yaşanmışlıkları önümüze katıp geleceğin dünyasını kurma yolunda umuttur ve dirençtir hepimize.

“Her yaştan çocuklar, gençliğe adım atanlar, kadınlar ve emekçiler için yaz­mayı sürdüren Gülsüm Cengiz öncelikle şairdir. Gülsüm Cengiz 35 yıla ulaşan yazarlık yaşamında haksızlığa, sömürüye, zulme ve kötülüğe karşı çıkan, in­sanları kendileri için mücadele etmeye çağıran, sevgiyi, dostluğu, kardeşliği yücelten, umutsuzluğa, yılgınlığa karşı yaşama sevincini öne çıkararak savaş­sız, sömürüsüz, yaşanılacak güzel bir dünya umudunu büyüten şiirler, oyunlar, çocuk kitapları, denemeler, köşe yazıları yazan; böyle bir dünya için mücade­leye çağırdığı insanlarla kol kola yürüyen bir yazar olmuştur.

Aydınlatan, eğiten, umut veren, sevgiyle, içtenlikle; doğaya, insana, hayvan­lara, tarihi zenginliklere, yaşanılan kente, çevreye, emeğe saygıyı kavratan; dostluğu, kardeşliği, sevgiyi büyüten ve geliştiren, umutsuzluğu yıkan, kendi­ne güveni öne çıkaran, güzellikleri görmemizi, yaşamamızı sağlayan kitaplar, yazılar, şiirler Gülsüm Cengiz’in yazarlık serüveninin özlü tanımıdır. ‘Umut Hep Vardır’ dosyasındaki yazılar, şairin yazma sürecinin birikimini yansıtan; bilgi­lendirici, ufuk açıcı, aydınlatıcı, umut ve yaşama sevinci veren yazılardır.

16,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil
Dublin, 1841. Aralık ayında soğuk bir sabah. Küçük bir oğlan çocuğu tatlı sözlerle kandırılıp annesinin yanından alınıyor ve vahşice katledilmiş olarak bulunuyor. Yoksulluk, eşitsizlik ve siyasal istikrarsızlığın egemen olduğu kentte işlenen onlarca elim cinayetten biri, ama diğerlerinden farklı olarak halkı galeyana sürüklüyor. Çünkü John Delahunt adında sorumsuz bir öğrenci olan katil, aynı zamanda Dublin Kalesi’ndeki istihbaratçıların ücretli muhbiri. İşin tuhafı, katil ne işlediği cinayetten pişmanlık duyuyor ne de alacağı cezadan korkuyor. Hücresinde idam gününü beklerken serinkanlılıkla hikâyesini kaleme almayı seçiyor. 

Tarihî bir araştırma yaparken tesadüfen bu olayın belgelerini bulan Andrew Hughes, 1841’de geçen hikâyeyi Dickens’vari bir atmosferde ve gotik edebiyata yaraşır bir dilde aktarmayı ustalıkla başarmış.
22,40 ₺ KDV Dahil
28,00 ₺ KDV Dahil
Namık Kemal, çeşitli makalelerinde roman hakkındaki görüşlerini ifade eder. Celaleddin Harzemşah adlı tiyatro eserine yazdığı önsözde (Celal Mukaddimesi) eski hikâyelerimizi romanla karşılaştırarak eleştirir, Namık Kemal romanda üç şey aramaktadır: Olayın gerçekleşebilme imkânı; konunun ahlak, adet, duygu ve ihtimallere dayandırılması ve tasvir. 

İntibah 23 bölüm hâlinde düzenlenmiştir. Her bölüm konusuna uygun olarak divan edebiyatından seçilen bir beyitle başlar. İlk bölümdeki bahar tasviri kasidelerin nesib kısmını andırır. Akabinde Çamlıca’yı tasvir eder Namık Kemal. Bu bölüm hem tasviri hem de seyir mekânlarını edebiyatımıza dahil etmesi açısından önemlidir. Ali Bey’in hikâyesi de burada başlar...
12,00 ₺ KDV Dahil
15,00 ₺ KDV Dahil
Modi’nin bir hayali vardı: Cerrahlık stajını tamamlayıp arkadaşlarıyla vakit geçirmek. Ama Suriye’de halk ayaklanması başlayıverdi. Protestolarda yaralanan insanlar hastaneye geliyor ve genç doktor gizli gizli onlara yardım etmeye çalışıyordu. Ardından gelen mahkûmiyet ise hayallerini paramparça etti… 
Suriye hükümetine karşı olan Modi’nin, hapisten çıktıktan sonra sadece tek bir çaresi kalmıştı: Ülkesinden kaçması şarttı, tıpkı dört milyon insanın yaptığı gibi. Türkiye üzerinden Avrupa’ya gerçekleştireceği seyahat, IŞİD terör örgütünden insan kaçakçılarının Akdeniz’de sulara gömülen gemilerine kadar tehlikerle doluydu her daim. 

Genç bir doktorun, ülkesindeki iç savaştan kaçıp İsveç’e uzanan yolculuğunun, soluk kesici gerçek hikâyesi…
16,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil

“Bütün gün kamera arabasının arkasında motosiklet sürdü. Aradaki uzaklığı hep aynı tutmaya çalışıyordu. Kameranın odağının dışına çıkmıyordu hiç. İnanılmaz yüksekliklerden inen, ufka bıçak gibi saplanan geniş ışın kuşakları vardı, İtalyanların dinsel tablolarındaki gibi. Yaptığı işe kafasını vermeye çalışıyordu. Çekilen bu sahne neyle ilgiliydi acaba? Filmin hangi bölümüydü. Onu öldürmeye mi gidiyordu motosikletle? Yani Baş Oyuncuyu? Filmdeki kişiyi? Kadını?”

Modern Amerikan edebiyatının en önemli isimlerinden, Vahşi BatıAç Sınıfın Lâneti gibi klasikleşmiş oyunların yazarı, öykücü, oyuncu, yönetmen Sam Shepard’ın en önemli eserlerinden biri olan Motel Günlükleri, kısa öyküler, notlar, şiirler, günlük parçaları ve fotoğraflardan oluşan ayrıksı yapısıyla sıradışı bir kitap.

Shepard’ın Illinois’daki doğumunu, Güney Kaliforniya’nın kırsal bölgelerinde geçen çocukluğunu, çiftçi, garson, rock müzisyeni, tiyatrocu, film oyuncusu olarak yaşamın derinliklerine yaptığı yolculukları, anı parçacıklarını yaşamöyküsel tefekkürle birleştirerek dile getirdiği; çocukluk keşiflerine, filmler ve arabalarla geçen gençliğine, Amerikan yaşamına, derin Batı’ya ilişkin çarpıcı, keskin imgeler, hayaller ve fanteziler sunduğu, geçmişle şimdiki zaman arasında gidip gelen anlatı, bu niteliğiyle, yazarın tüm yapıtına da ışık tutuyor.

Sam Shepard’ın, kaleme aldığı senaryosuyla, 1984 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’yi kazandığı, Wim Wenders’in Paris-Texas filmine de kaynaklık eden Motel Günlükleri, hızlı, parçalı yapısıyla adeta hızlandırılmış bir film etkisi yaratıyor.

15,20 ₺ KDV Dahil
19,00 ₺ KDV Dahil

Gördüğü ile gerçekte olması mümkün olmayan bir uyuşmazlık vardı aynanın köşesinden yansıyan görüntüsü ile arasında.

Normal bir hayatı olan, normal bir hayatı olduğunu düşünen adamdı. Ailesiyle birlikte gidecekleri tatil için çıktığı yol, O’nu hayatının yolculuğuna sürükledi. Kabus ve gerçeğin, gerçek ve pişmanlığın iç içe geçtiği bir yolculuğa....

Geçirdiği trafik kazasının ardından kendini hiç bilmediği bir yerde bulan; adını, mesleğini, ailesini ve en önemlisi kendini bilmeyen bir adamın hikayesi.

Kimsin sen? Kimsin oğlum sen? Lan ben kimim?! Bu ne LAN! KİMSİN SEN?!

İnsan azat edebilir mi kendini kendi azabından? Üstelik her adımda kendini keşfettiği bu yolculuğun sonu kaçmak istediği gerçeklere çıkıyorsa...

67, hakikatin göz ardı edilen kıyılarında, varoluş sancılarının tam ortasında, sahici, sarsıcı ve sürükleyici bir hikaye. Oğuzhan Uğur’dan iddialı bir ilk roman...

14,40 ₺ KDV Dahil
18,00 ₺ KDV Dahil

Işınlanmadan zaman yolculuğuna, yapay zekadan paralel evrenlere,

bilim kurgunun klasik konularını zaman zaman felsefi, bazen de insani

yönden ele alan kısa öyküler...

...

Elektronik bir kartın üzerine, sırlarının çözülebildiği kadarıyla, insan

beynini birebir simüle eden bir yazılımın konmasıyla oluşturulan yapay

bir beyin, yeni ölen bir insanın kafatasının içine kondu. Bir insan bedeninde

yapay bir beyin... Bedenine konan insanın beyin ölümü gerçekleşmeden

hemen önce, tüm hafızası da bu yapay beyne yüklenmişti.

...

Çok çok uzun bir zaman önce, her şey birdi ve bir her şeydi. Ne zaman

vardı ne de mekan. Sadece huzurlu bir karanlık vardı. Karanlık, büyük bir

patlamayla aydınlığa dönüştü.

...

Dünyada sadece siyah ve beyaz yoktu. Yaz ve kışla beraber bahar, sıcak

ve soğukla beraber ılık, genç ve yaşlıyla beraber orta yaşlar, büyükle

küçük arasında, hafifle ağır arasında sayılamayacak kadar çok seviye... Her

şeyin gri tonları vardı. Peki ya yasam ve ölüm? Bu ikisi neden bu kadar

birbirinden yalıtıktı? Bu ikisinin arasında gri tonlar olabilir miydi? Olursa

nasıl bir şey olurdu bu durum? Bu sorunun cevabı belki de yaşam ve

ölümün sırlarını verebilecekti ona.

...

Hayat beni avukat olmaya zorladı. Ama mesleğimin daha ilk günlerinde

mesleğimden de insanlardan da iyice soğudum. İyi bir insan olmak ise

yaramıyordu, kötü biri de olamıyordum. İnsanlardan uzaklaşmak istedim.

Dedelerimin köyüne geldim ve şimdi bir çoban olarak daha mutluyum.

...

“Babanne, denizi anlatsana” dedi, Mustafa. “Gözünün görebildiği yere

kadar bir maviliktir o”, dedi babannesi. “İçinde balık dediğimiz canlılar da

yaşarlardı” diye devam etti. Mustafa her defasında denizi soruyordu ve

babannesinin cevaplarını hep abartılı buluyordu. O kadar su nasıl olacaktı?

Bir de su mavi değildi ki.

11,20 ₺ KDV Dahil
14,00 ₺ KDV Dahil

New York Times çok satan yazarı Jane Feather, ailenin ipotekli arazilerini kurtarmaları için kendilerine inanılmaz bir fırsat sunulan üç soylu kardeşin hikâyesini anlattığı büyüleyici üçlemesinin yeni kitabıyla bir kez daha okurlarına keyifli anlar yaşatıyor.

Amcaları, yeğenlerinin evlenmeleri karşılığında onlara cömert bir miras bırakacağına söz verir, ancak tek bir şartı vardır: Bu üç genç, gözden düşen kadınlarla evlenmek zorundadırlar. Kardeşlerden biri bile yaşlı adamın bu şartını yerine getirmezse, hiçbiri bu beklenmedik serveti almaya hak kazanamayacaktır.

Leydi Serena Grantley soylu olarak doğmuştur, ama kaderin cilvesi genç kadının güzelliğini genç erkekleri kumar masalarına çekmek için kullanan kumarbaz üvey babasının himayesine girmek zorunda bırakır onu. Hatta Serena, üvey babasının emri üzerine ilk aşkı saygıdeğer Sebastian Sullivan’ı kendinden uzaklaştırır. Ama üvey babası onu ahlaksız bir Kont’la birlikte olmaya zorlayınca, Serena onun isteklerini yerine getirmemeye karar verir. Kalbinin tek sahibi Sebastian’dır ve ona sığınır.

Ailesine olan sadakati ile sevdiği kadın arasında kalan Sebastian, acımasız bir çıkmazla karşı karşıyadır. Amcası hastadır ve vakti giderek azalmaktadır. Çaresizce çözüm yolu arayan Sebastian tehlikeli bir plan yapar. Sebastian’a ve Serena’ya en sonunda bekledikleri saadeti getirecek ya da onları sonsuza kadar ayıracak olan bir kumar oyunudur bu…

24,00 ₺ KDV Dahil
30,00 ₺ KDV Dahil
Cibran’ın 1912’de yayımlanan romanı Kırık Kanatlar, Arap dilinde yazılmış ilk romanlardan biridir aynı zamanda. Selma Karami’yle Cibran olduğu tahmin edilen genç adamın imkânsız aşkının hikâyesi, pastoral şiir tadında bir aşk itirafıdır. Cibran bu içe işleyen metinde, Arap edebiyatında ilk kez din adamlarının yozlaşması ve kadın hakları gibi toplumsal meselelere el atar. Doğulu kadının yüzyıllar boyu gelenek karşısındaki âcizliğine, eşya gibi oradan oraya sürüklenmesine yönelik eleştirel bir tavır ortaya koyar.
6,40 ₺ KDV Dahil
8,00 ₺ KDV Dahil

Fi, deneyimin içinde kaybolmak yerine korkmadan deneyime sahip olmanın yolculuğudur. İçinde bolca bulunan manipülasyon, seks, aldatma ve aldanma hikâyeleri belki herkesin dikkatini çekebilir ama gerçeklerden yola çıkılarak ulaşılmak istenen yerde sadece farkındalık vardır.

Fi güzelliğin lanetlendiği, zekânın yağmalandığı, iyinin kurban edildiği ve kasaba kurnazlığıyla yönetilen bu gezegende, içine doğduğumuz bu kutsal hayatı kutlamak için yazılmıştır. Kendi potansiyelini keşfetme cesareti gösterebilmiş gerçek kişilere ve çatlama cesareti gösterebilmiş tohumlara adanmıştır.

Bir kişiye duyulan aşktan daha acımasız bir şey var mıdır?

25,60 ₺ KDV Dahil
32,00 ₺ KDV Dahil

Hayat, insanın kendi potansiyeline ulaşabilmesi için dikkatle, incelikle, muhteşem bir zekâyla dizayn edilmiştir. Yapman gerekeni yapamıyorsan, olamıyorsan, doğamıyorsan hayat çok acıtır, anlaman için hırpalar, yorar. Seni sen yapabilmek için ne gerekirse yapmaya hazırdır. Asla rahat bırakılmazsın. Öylesine, anlamsız varolamazsın. Mutluluğa saklanamazsın. Öyleyse acına sahip çıkmalısın!

Çünkü acı, bilginin bedene inmesidir. Bilgiyi bedene indirmeli, olman gereken şeye dönüşmelisin.

Bu kitap ‘kendine gelmek’ için burada olduğunun farkına varabilenlere yazıldı. Fi ile çıkılan yolculuğun tek durağıdır Çi. Sadece farkındalığa giden, değiştiren, mutlaka geliştiren bir yoldur bu ama sunduğu seks, macera, intikam, ihtiras sizi aldatmasın, zordur.

Hayatı değil sistemi yaşadığımızı fark edenler, harakete geçmek için işaret bekleyenler, umursamayanlara karşı umursayanlar, hissedemeyenlere karşı hissedenler adına ve kendi tekâmülünde kaybolmuşlar için yazılmış, dengeye adanmıştır.

Hayat harekete geçen herkesi varması gereken yere götürür.

17,60 ₺ KDV Dahil
22,00 ₺ KDV Dahil

Şimdi itiraf zamanı!

İtiraf ediyorum: Sana tuzaklar kurdum. Adlarını Fi ve Çi koydum. Can Manay’ın Duru’ya duyduğu açlıkla çıkardım seni yola, Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını Deniz’le anlatmaya çalıştım sana… Beni takip etmen için yolumuzu onların hikâyeleriyle süsledim. Anlamları da hemen hemen her satıra gizledim. Çünkü Pi’deydi asıl anlatmak istediklerim. Çaresizdim. Vazgeçemezdim. Sana bu manzarayı mutlaka göstermeliydim. Seninle nihayet burada buluşmak için çok emek verdim.

Şimdi yine gel benimle, birlikte yürümeye devam edelim.

Savaşların savaşılarak kazanılamayacağını, asıl zaferin ancak doğrudan ayrılmayınca kazanıldığını Özge anlatsın sana, Yaptığımız her şeyin evrende dönüp dolaşıp bize nasıl geri geldiğini Can’dan dinle, Analiz edebildiğimiz kadar güçlü, sadeliğimiz kadar güzel, gerçekliğimizdeki samimiyet kadar eşsiz olduğumuzu Bilge’de gör, Kendi değerini başkalarının gözünden biçenlerin acısını Duru’yla anla, Ve Deniz’in düşüncelerinde tanış geleceğin insanıyla… Gel benimle. Yolumuz uzun değil, Nihayet sana gidiyoruz, bana… BİZ’e.

Sorgulanmamış, analiz edilmemiş bir yaşam hiç yaşanmamıştır.

28,00 ₺ KDV Dahil
35,00 ₺ KDV Dahil

GERÇEĞİN MASALIDIR AEDEN

Geri dönmüyorlardı! Artık niye Dünya’da olduklarını biliyorlardı.

Yaşam enerjisinin bu şekilde yağmalanmasına izin vermeyeceklerdi, ne pahasına olursa olsun ona sahip çıkacaklardı. Evrende hata yoktu, tesadüf yoktu! Nihayet anlamışlardı. İnsan doğulmaz, insan olunurdu.

Masalla gerçeği ayırt edebilecek okurlara…

25,60 ₺ KDV Dahil
32,00 ₺ KDV Dahil

Beyoğlu’nun büyüleyici güzellikteki apartmanlarından birinde yaşanan esrarengiz bir macera!

Madam Anjel’in muhteşem davetleriyle renklenen Frej Apartmanı’nda tuhaf olaylar olmaktadır. Evliya Çelebi İlkokulu’na giden Nazlı ile Osman’ın hayatı, eve gelen özel bir davetiyeyle değişir. Partide gösteri yapan sihirbaz Feretti’nin sihirli sandık numarasında ortadan kaybolan Osman’ı ve onu ararken yolu bambaşka dünyalardan geçen Nazlı’yı olağanüstü bir serüven beklemektedir…

“Madam Anjel,” dedim, yanına gidip. “Osman ne olacak? Sandığın içinde kaldı.”

Madam Anjel saçlarımı okşadı. “Korkma küçük,” dedi. “Sihirbaz yarın akşam gene burada. Seni yarın akşamki eğlencelere bekliyorum.” Hafifçe eğilip dudaklarını alnıma dokundurdu. “İyi geceler.”

12,80 ₺ KDV Dahil
16,00 ₺ KDV Dahil
JulietMacur korkunç detaylar veriyor. Kan torbaları. Şırıngalar. Davalar. Bu nasıl bir çılgınlık! 
–EveningStandard. 

İmparatorluğu çökmüş ve evini satmak zorunda olan bir adam… Onu muhteşem evinde ziyarete gittiğinde böyle bir Lance Armstrong karşılıyor gazeteci JulietMacur'u. Defalarca karşı karşıya geldiler. Ama ilk kez yenik bir adam var karşısında.  
Armstrong’un skandal sonrasında görüşmeyi kabul ettiği nadir kişilerden biri Macur. Lakin öyküyü sadece onun ağzından dinlememekte kararlı. Ailesinden yakın arkadaşlarına, yetkililerden sponsorlara, rakiplerinden takım arkadaşlarına, bilerek ya da bilmeyerek bu büyük yalanın parçası olmuş yüzü aşkın isimle görüşüyor. Ve karşımıza doymak bilmez bir hırsa sahip bir adamın kimi yerde acıklı kimi yerde gülünç kimi yerdeyse nefret uyandırıcı, yalanlarla örülü hikâyesi çıkıyor. Ünü bisiklet sporunun ötesine geçmiş bir bisikletçinin, yetkilileri, gazetecileri ve hayranlarını yıllarca nasıl kandırdığını, imajını korumak için nasıl insanları kullanarak –bazen onların hayatı pahasına– etrafına bir duvar ördüğünü ve “Armstrong Sistemi” adıyla anılan, gelmiş geçmiş en karmaşık, en ayrıntılı doping programını nasıl şeytani bir ustalıkla yarattığını ve uygulattığını bir bir ortaya koyuyor Macur. 
TEKERLEKLİ YALAN: Lance Armstrong'un Düşüşü, kaybetmemek için spor tarihinin en büyük organize suç organizasyonunu kurmayı göze almış bir sporcunun, en zengin hayal gücünün bile sınırlarını zorlayacak, akılalmaz ama gerçek hikâyesi.  

Cevaplanması gereken ilk soru: “Neden yaptı bunu?” Ve “Nasıl bu kadar uzun süre paçayı sıyırabildi?” Macur sis perdesini kaldırınca ortaya Antik Yunan destanlarını hatırlatan bir karakter çıkıyor: ölümcül kusurları olan bir yarı tanrı. 
–Toronto Star
24,00 ₺ KDV Dahil
30,00 ₺ KDV Dahil
“İnsanoğlunun hikâye anlatıcılığını birçok hayati şeyden çok önce öğrendiğini biliyoruz. Yüz binlerce yıldan beri hikâye anlatıyoruz. Bu kadim ve şahane işi yapman için sana yardım etmeye niyetliyim. Birlikte çalışacağız. Çalışmamız bittiğinde eskisinden daha iyi hikâyeler anlatacağına eminim. Çünkü ‘yaratıcılık’ doğuştan gelen bir armağan değildir. Öğrenilir, çalışarak elde edilir.” Anlatacak bir hikâyeniz var ama sözcük denizinde nasıl ilerleyeceğini bilmeyen bir kaptan gibi mi hissediyorsunuz? Ya da bir yol haritasına mı ihtiyacınız var? Yoksa yazarlığın doğuştan gelen bir yetenek olduğunu mu düşünüyorsunuz? Polisiye edebiyatımızın en önemli isimlerinden Celil Oker, elinizdeki kitapta tüm bu sorulara yanıt veriyor, Yaratıcı Yazarlık Teknikleri eğitimlerindeki deneyimini genç yazar adaylarıyla paylaşıyor. Doğru bir yöntemle çalıştığınızda yazının o büyülü dünyasına pekâlâ girebileceğinizi, yazarlığın doğuştan kazanılan bir yetenek olmadığını söylüyor. Olay örgüsü, karakter yaratmak, çatışma, diyalog ve üslup gibi kurmacanın temel öğelerinin örneklerle anlatıldığı kitapta hikâye anlatma sanatının incelikleri gösteriliyor, işin püf noktalarını ve bu alanda sık yapılan yanlışlara dikkat çekiliyor. Genç Yazarlar İçin Hikâye Anlatıcılığı Kılavuzu, anlatacak bir hikâyesi olan genç yazar adayları için çok değerli bir kılavuz.
8,00 ₺ KDV Dahil
10,00 ₺ KDV Dahil

SET İÇERİSİNDEKİ CAN YAYINLARI MİNİ KİTAPLARI:

BÜYÜK UMUTLAR - CHARLES DICKENS

JANE EYRE - CHARLOTTE BRONTE

UĞULTULU TEPELER - EMILY BRONTE

YÜZYILLIK YALNIZLIK - GABRIEL GARCIA MARQUEZ

PARIS VE LONDRA'DA BEŞ PARASIZ - GEORGE ORWELL

PAPAZIN KIZI - GEORGE ORWELL

BOĞULMAMAK IÇIN - GEORGE ORWELL

BURMA GÜNLERI - GEORGE ORWELL

1984 - GEORGE ORWELL

ATEŞTEN GÖMLEK - HALIDE EDIB ADIVAR

MARTIN EDEN - JACK LONDON

MANSFIED PARK - JANE AUSTEN

USTA ILE MARGARITA - MIHAIL BULGAKOV

GÜNAHA SON ÇAĞRI - NIKOS KAZANCAKIS

EL GRECO'YA MEKTUPLAR - NIKOS KAZANCAKIS

PIEDRA IRMAĞININ KIYISINDA - PAULO COELHO

VERONIKA ÖLMEK ISTIYOR - PAULO COELHO

SIMYACI - PAULO COELHO

BILINMEYEN BIR KADININ MEKTUBU VE ÜÇ ÖYKÜ DAHA - STEFAN ZWEIG

ŞEKER PORTAKALI– VASCONCELOS

NOTRE DAME'IN KAMBURU - VICTOR HUGO

400,00 ₺ KDV Dahil
500,00 ₺ KDV Dahil
“Goriot Baba’nın arkasında Shakespeare’in Kral Lear oyununun ruhu vardır.” 
— Yavuz Ekinci 

Goriot Baba; dünya edebiyatının para, güç ve iktidar uğruna erdemlerinden vazgeçen insanlarınhikâyesini anlatan en tanınmış klasik eserlerinden biri. Kızları uğruna servetini, gücünü, onurunu bir kenara bırakan Goriot Baba; “sosyete”ye girmeyi tek amaç edinen Rastignac ve burjuva çağının Mephistopheles’i Vautrin’in kesişen yolları toplumsal bir eleştiri, dünyaya tutulan bir ayna…
28,80 ₺ KDV Dahil
36,00 ₺ KDV Dahil
Bir Rizzoli & Isles macerası 
Adli tabip Maura Isles’ın evinin önünde bulunan ceset, dedektif Jane Rizzoli dahil herkesi hayrete düşürür. Bir kurşunla öldürülen kadın, Maura’ya müthiş benzemektedir. DNA testi şaşırtıcı gerçeği doğrular: Ölen kadın gerçekten de Maura’nın ikiz kardeşidir.  
Bu tuhaf cinayet, geçmişin karanlık sırlarını açığa çıkaracak rahatsız edici bir soruşturmayı başlatır. Maura şoke edici gerçekleri hazmetmeye çalışırken hiç tanımadığı annesine, ona hayat veren buz gibi, korkutucu bir kadına ulaşır. Verdiği hayatı geri alabilecek bir kadına… 

“Tüyler ürpertici bir polisiye; okurun nefesini kesiyor.” 
—The Philadelphia Inquirer
23,20 ₺ KDV Dahil
29,00 ₺ KDV Dahil
“Kayla şarkı söylüyor ve hayaletler öne eğilip başlarını sallıyorlar. Rahatlamışgibi, bir şeyler hatırlamış gibi gülüyorlar, sanki rahatlıyorlar.” 

Jesmyn Ward’ın çok ödüllü romanı Söyle Hayalet, Şarkını Söyle Güney Amerika’da siyahi bir ailenin yoksulluk, ırkçılık, çaresizlikle yoğrulmuş öyküsünü şiirsel bir dille anlatıyor. Beyaz babasının yokluğunda ergenliğin, yoksulluğun ve hiç olmayan bir annenin acısını yaşayan 13 yaşındaki Jojo; beyaz kocasına duyduğu tutkulu aşk ve uyuşturucu arasında gidip gelen anne Leonie; ve şarkı söyledikçe hem bu yoksul ailenin hem de Amerika’nın tarihini aralayan hayaletler.  
Söyle Hayalet, Şarkını Söyle, ırkçılık, aşk, hayat, dostluk ve ergenlik üzerine olağanüstü bir roman.
22,40 ₺ KDV Dahil
28,00 ₺ KDV Dahil

*Carnegie Madalyası

*Bookseller YA Awards Kazananı

*Children’s Book Ireland Yılın Kitabı

Onlar her şeylerini paylaşıyordu: giysilerini, arkadaşlarını… hatta vücutlarını bile.

Tippi ve Grace. Grace ve Tippi. Onlar için aynı eteği giymek normaldi. Dengede durmak için birbirlerinin koluna girmek ve diğerinin nefes alıp verişlerini dinleyerek uyumak da. Kısaca paylaşmak ve bazı şeyleri özel tutmak çok doğaldı. 16 yaşındaki iki kızın kendi düşünceleri, kalpleri ve kolları vardı ama karınlarından aşağısı birleşikti. Hallerinden memnun oldukları için ameliyat riskini almak istemiyorlardı.

Fakat kızların vücudu kendilerine karşı savaşmaya başlayacaktı. Grace bunu kabul etmek istemiyordu. Tippi’ye bile söylemek istemiyordu. Gerçeklerden daha ne kadar kaçabileceklerdi? Hayatlarının en imkânsız seçimiyle yüzleşmeyi ne kadar erteleyebilirlerdi?

“Grace’in zarif ve içten anlatımı, alaycı üslubuyla birleşip sevilebilir bir karakter yaratıyor. Bu kitapta, genç-yetişkin türünde sık görülmeyen dürüst ve inatçı bir gerçekçilik var. Gözden kaçırılmaması gerek.” –Kirkus Reviews

“Yazar serbest şiir tarzını benimseyerek bu erişkinliğe geçiş dönemini, iyi araştırılmış tarihi ve tıbbi bilgilerle sorunsuzca birleştirmiş, iki kardeşin de kişiliklerini ve kendilerine has özelliklerini dikkatle göz önüne sermiş.”

–Booklist-

“Çoğunlukla Grace’in bakış açısından yazan Crossan, arkadaşlarının ve ailelerinin düşüncelerini de araya yerleştiriyor ve siyam ikizleriyle sevdiklerinin yaşadıkları zorlukları okurlara sunuyor. Vücudumuzun insan olarak kimliklerimizi nasıl etkilediğine dair önemli sorular soran bu kitap, duygusallık ve kız kardeşlerin birbirlerine duyduğu sevgi arasında çarpıcı bir denge yakalıyor.”

–Publishers Weekly-

“Dokunaklı ve ilgi çekici… Kendilerine özgü fiziksel zorlukları olmasına rağmen ikizler, dünyanın her yerindeki ergenlerle aynı isteklere sahip: uyum sağlamak, âşık olmak ve herkesten farklı bir kimlik bulmak.”

–VOYA-

“Öz anlatımıyla Grace’in erişkinliğe geçiş dönemi hikâyesi, farklılıklar üzerine bir tartışmaya, kardeşliğin en derin bağlılıklarına ve heyecan verici bir trajediye dönüşüyor. Grace’in ‘İki Olmak’ üzerine hikâyesi, kendine özgü bir çarpıcılığa sahip ve okurlarda şefkat uyandırırken çokça gözyaşına sebep olacak.”

–The Horn Book-

32,00 ₺ KDV Dahil
40,00 ₺ KDV Dahil

On altı yaşındaki fizik meraklısı Aysel, kendi ölümünü kurgulama konusunda saplantılıdır. Ona çekinerek yaklaşan annesi, sürekli arkasından konuşan sınıf arkadaşları ve içinde yaşadığı küçük kasabayı işlediği suçla sarsan babasıyla Aysel, potansiyel enerjisini bir kenara bırakıp kendini hiçliğe atmaya hazırdır.

Ancak ciddi bir problemi vardır: Tek başına intihara kalkışacak cesareti yoktur. İntihar Yoldaşları bölümüne sahip bir internet sitesi keşfedince en sonunda sorununa çözüm bulur: DonukRobot (namıdiğer Roman) mahlaslı biri, yaşadığı aile trajedisinin ardından kendine bir yoldaş aramaktadır.

Aysel ile Roman’ın hiçbir ortak noktası yoktur ama yavaş yavaş birbirlerinin hayatlarındaki boşlukları doldurmaya başlarlar. Aralarındaki intihar sözleşmesi somut bir hal aldıkça Aysel bunu gerçekten isteyip istemediğini sorgular. Genç kız sonunda ölmek ile Roman’ı yaşamaya ikna edip birlikteyken yaydıkları enerjiyi keşfetmek arasında bir seçim yapmak zorunda kalacaktır. Ancak tek bir sorun vardır: Roman kolay kolay ikna edilecek biri değildir…

“Dokunaklı, acıklı ve eğlenceli üslubuyla yaşamanın ve ölmenin nasıl bir şey olduğunu sorgulayan bu hikâye eşsiz bir anlatıma sahip.”

Booklist

“Dolu dolu içeriğiyle oldukça canlı bir kitap; iç burkan bir samimiyete, mizah yüklü anlara ve tabii ki sıcacık bir yüreğe sahip. Beni hayretler içinde bıraktı ve tarifsiz biçimde etkiledi. Kaçırılmaması gerek.”

Nova Ren Suma

“Zekâsı ve kalbinin büyüklüğüyle Warga bize Mozart’ın müzikalitesine, ileri seviye fiziğin mantıksallığına ve bu ikisi arasındaki bağı görebilecek vizyona sahip bir roman hediye etmiş. Bu tamamen yeni bir şey; kinetik enerjiyle yüklü, güzel ve beklenmedik bir biçimde insana hayatı kucaklatan türden bir kitap.”

Chris Lynch, Amerika Ulusal Kitap Ödülü Finalisti ve Michael L. Printz Onur Ödülü sahibi yazar

“Samimi ve içten… yabancılaşma yaşayan gençler kendini Aysel ile Roman’ın gerçekçi karakterleriyle empati kurarken bulacak.”

Kirkus Reviews

“Warga oldukça karamsar bir konuyu kaleme alırken duruma empati, duyarlılık ve dürüstlükle yaklaşmış, başkarakterinin rahatsız edici düşüncelerini veya duygularını önemsizleştirmekten de kaçınmış… Aynı zamanda samimi bir aşk hikâyesi kaleme almış.”

The Horn Book

30,40 ₺ KDV Dahil
38,00 ₺ KDV Dahil

Geçmiş yaşamının gölgeleri içinde, kaybettikleriyle yaşamayı öğrenen, ellerine bulaşan kanı yüreğinden kopan dizelerle kutsayan Devran. Destan. Bedenin arafında sıkışıp kalmış, ruhu ikiye bölünmüş bir adam ve her iki yaralı ruha da şifa olacak bir kadın.

Ben Devran,

Kaleminden satırlara aşk damlayan.

Dününü bir avuç külle sonsuzluğa uğurlayan. Kalbinin atışını hiçe sayan, canı yanan, yarasına tuz basan, yitik Devran.

Ben Destan,

Devran’ın bittiği yerde başlayan.

Kalemini kırıp eline silah alan. Yarınını bir karış toprağa katan. Kalbini söküp atan, can yakan, yaraları kanatan, acımasız Destan.

Aşk kurşun gibi; hedefi belli, hızı belli, izi belli. Ve bir kere izini bıraktı mı ömrü belli.

29,60 ₺ KDV Dahil
37,00 ₺ KDV Dahil
Renkler Ülkesine Yolculuk adıyla derlediğimiz bu eser, 20. yüzyılın en büyük Rus yazar ve şairlerinden biri olan Osip Mandelştam’ın 1930’da eşi Nadejda Mandeştam’la birlikte Ermenistan’a yaptığı geziden sonra kaleme aldığı Ermenistan Yolculuğu nesrini, Ermenistan şiirlerini, eşinin bu geziye dair anılarını ve Mandelştam edebiyatını inceleyen iki makaleyi içeriyor. 1929’da, redaksiyonunu yaptığı çeviri bir eserin künyesinde yanlışlıkla kendi adı çevirmen olarak geçince intihal suçlamalarına ve özellikle basın tarafından yürütülen, sınırları edebiyat çevrelerini aşan şiddetli bir saldırı kampanyasına maruz kalan ve bunun üzerine Moskova’dan uzaklaşmak isteyen Mandelştam, Nikolay Buharin’in sağladığı himaye ile 1930’da Ermenistan’a gitti. Sovyet Ermenistanı ona adet kucak açmıştı, o burada kendini çevresindeki giderek daralan cendereden, nefes aldırmayan politikalardan azade hissetmişti. Yazar, bu derlemede yer alan metin ve şiirlerinde uzun süre gitme arzusuyla yanıp tutuştuğu ve onu yıllar sonra yeniden şiir yazmaya sevk eden bu toprakları yalnızca görüp etkilendiği coğrafya ve insanlar yoluyla değil, ona düşündürttükleri üzerinden de aktarıyor. Ermenistan’ı bir de, bu ülkeyi hayal etmekten vazgeçmeyen, onun diline, müziğine ve mimarisine hayran kalan ve günün birinde oraya mutlaka döneceği düşüncesiyle yaşayan büyük bir şairden okuyun.
19,20 ₺ KDV Dahil
24,00 ₺ KDV Dahil
e-Mülteci 
Artık kimsenin evi yok: Herkes göçmen, herkes mülteci, 
herkes seyyah, herkes seferi. Herkesin evi sırtında artık. 
Bir kaplumbağalar imparatorluğu yarattık elbirliğiyle. 
First Lady 
Ben, tarihteki güçlü First Lady’lerden olacaktım. 
Teodora, Hürrem, Marie-Antoinette gibi. 
Gafil avlanmamak için sonumu hazırlamıştım. 
Gidişim muhteşem olacaktı. Bedenim mumyalanacak, ceviz 
ağacından, mor ipek kadifeyle kaplı bir tabuta konacaktı. En 
sevdiğim müzikler çalarken, kameralar kapağı açık tabutta 
yatan hafif solgun yüzümü bir yıldız gibi çekecek, cenazemi 
canlı yayında tüm dünya seyredecekti. 
Olmadı işte. 
Çıkış Tarihi: 13 TEMMUZ 2018 
Kenardakiler 
Bizim gibilere, kenardakilere eskiden hiçbir şey kalmaz. 
Mirasımız yoktur. Tarihimiz yoktur bizim. 
Evlerimizin yerinde bazen boş arsalar, 
bazen yeni binalar, kuleler olur bizim.
20,00 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil
Jamie otuz dört yaşında ve bekâr. Ama hayatında en son istediği 
şey bir erkek. Bu onun yılı. Annesinden kalan miras sayesinde masallardan 
çıkma bir siteye taşınıp tüm geçmişini geride bırakmış. 
Kedisi MacGyver ile başladığı yeni yaşamında ne yapmak istediğine 
karar vermeye çalışıyor. Bu dönemi kimsenin bozmasına izin 
vermeyecek. David adındaki adam da bu kararı değiştiremez. Çok 
yakışıklı olsa da fark etmez. Birbirinden güzel cupcake’ler yapsa 
da 
Ama kedisi MacGyver’ın onun için bambaşka planları var. Biricik 
insanının mutlu olmasını, yalnızlık kokusundan kurtulmasını istiyor. 
Sadece sahibinin değil insanların hiçbirinin yalnızlık kokmasını 
istemiyor. Bunu engellemek için de her şeyi yapıyor. Bu, geceleri 
insanların evinden bir şeyler aşırıp diğer evlere taşımak anlamına 
gelse bile. Başta insanı olmak üzere bütün yalnızların mutluluğu 
iki patisinin ucunda Tabii ki istediği sonuca ulaşmadan asla 
vazgeçmeyecek! 
Başarılı gençlik kitaplarıyla okurlarının kalbini kazanan Melinda 
Metz ilk yetişkin romanı Patime Anlat ile herkesi eğlenceli, sürükleyici 
bir maceraya davet ediyor.
21,60 ₺ KDV Dahil
27,00 ₺ KDV Dahil
Silah düşkünü, sert ve sevgisini gösteremeyen bir babanın üç çocuğundan 
biri olarak sorunlu bir çocukluk ve gençlik dönemi geçirmiş 
olan Randolph, iş ve özel yaşamında babasının tam tersi 
bir yol izlemeyi kendine hedef edinmiş, barışçıl, hukuk devletine 
güvenen ve her türlü şiddetten uzak yaşayan, başarılı bir mimar 
ve sevecen bir babadır. Karısı Rebecca ve iki çocuğuyla güzel bir 
apartman dairesinde yaşamaya başladıktan sonra tüm hayatları 
değişir, kâbus dolu günler başlar. 
Alt katında oturan yaşlı komşusunun, ailesine uyguladığı psikolojik 
işkence Randolph’un o güne kadar inandığı bütün değerleri 
sorgulamasına neden olacaktır. 
Korku, Ailenizi korumak için ne kadar ileri gidersiniz? sorusunun 
cevabını ahlaki ve felsefi açıdan bir kez daha düşünmenize neden 
olacak, elinizden bırakamayacağınız bir roman.
16,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil
Zaman zaman, karanlığın içinde karşıma birden biri çıkar diye 
tedirgin oluyor ve sağımı solum etraflıca süzerken, kıstığım 
gözlerimin saklanmama yardım edeceğini düşünüyordum. Bunun 
üstüne bir de, mezarlık yoluna yaklaştığım her dakikada anlatılan cin 
hikâyelerini hatırlıyor ve garip bir şekilde, bunları unutabilmek için 
zorladığım zihnime hükmedemiyordum. Hem içimde biriken korkudan 
hem de bedenimi çepeçevre sarmalayan soğuktan kaçabilecekmişim 
gibi adımlarımı hızlandırmış ve değil sağa sola bakmak, kimi zaman 
gözlerimi dahi kapatır olmuştum. 
Çamurlu yollar, yabancıları sevmeyen köylüler, kaynayan bir 
kahvehane Namus bekçileri, haset ve husumetler Sırtından 
zopası eksik edilmeyen çocuklar, erkekler ve erkeklikler Karanlık 
evler, ışığı pır pır eden odalar. Muammalı bir ölüm ve çiçeği burnunda 
bir öğretmen 
Bozlak, polisiyenin kıyılarında gezinen bir novella, bir köy hikâyesi. 
Konup konup havalanan kuşlar. 
Emirhan Dağkan G., bir ölüyle doğrulanan parçalanmışlığın hikâyesini, 
cayır cayır süren bir sessizliği anlatıyor.
17,20 ₺ KDV Dahil
21,50 ₺ KDV Dahil
Işıl Önder çevirisi, 
Dorothy Van Ghent’in önsözü, 
Reuben A. Brower’ın sonsözü, 
Yazar ve dönem kronolojisi, 
Kitaba dair görsellerle. 
Jane Austen’ın yirmi bir yaşındayken yazdığı Gurur ve Önyargı, 
nesillerdir özgün kalan, aşka ve değişen izlenimlere dair keyifli bir 
hikâye. 
Elizabeth Bennet, zengin ve bekâr Fitzwilliam Darcy ile ilk tanıştığında 
onu kendini beğenmiş ve kibirli bulur. Darcy de genç kadının 
güzelliğinden ve bağımsız tavrından etkilenmemiş gibidir; üstelik en 
yakın arkadaşının Elizabeth’in ablası ile evlenmesine de karşıdır. Balo 
salonlarından nehir kenarı pikniklerine, taşra evlerinden ihtişamlı 
malikânelere uzanan hikâyede izlenimler ve duygular beklenmedik 
şekillerde değişecektir. Austen’ın biricik çocuğum diye andığı 
Gurur ve Önyargı, toprak sahibi taşralı sınıfın yaşam biçimini, görgü 
kurallarını ve dedikodularını eşsiz bir mizah duygusu ile ele alıyor. 
Bu genç hanım, sıradan insanların işlerini ve duygularını gördüğüm 
en harika biçimde tarif etme yeteneğine sahipti... Ne yazık olmuş, 
böyle yetenekli birinin böyle genç yaşta ölmesi! 
SIR WALTER SCOTT
22,40 ₺ KDV Dahil
28,00 ₺ KDV Dahil
Yıldızlı evrenin trapezlerinde uçaninsan düşüncesi, altında uzanan 
matematikle birlikte, ağla çalışan ama birdenbire ağın aslında orada 
olmadığını fark eden bir akrobata benzer Martin bu baş dönmesine 
kadar giden, yeni bir hesapla korkusunu aşanları kıskanıyordu. 
İhtişam, döneminin genç Avrupalı yazınının en iyi örneklerinde mevcut 
olan sivri dilli ama bir o kadar da kayıtsız mesafeliliğe sahip. 
V.S. PRITCHETT 
Kadehimizi Nabokov’a kaldıralım! İhtişam isminin hakkını veriyor. Dili 
müzik gibi ahenkli, en güzel sahneler adeta bir şampanyanın mantarının 
patlaması gibi. 
KIRKUS REVIEWS
17,60 ₺ KDV Dahil
22,00 ₺ KDV Dahil
1950’li yılların başında, daha sonra en şöhretli serileri Vakıf ve Robot’a öncülük edecek Gelecek Tarihi öykülerini yazdıktan hemen sonra Isaac Asimov ilk romanlarını kaleme aldı. Artık hem okurlara hem de yayıncılık dünyasına kendini kabul ettirmiş büyük ustanın neredeyse tüm külliyatına egemen olan Galaktik İmparatorluk evreninin ilk uzun kurguları da böylece ortaya çıktı. Nükleer felaketin Dünya’yı yerle bir etmesinden binlerce yıl sonrasını anlatan Galaktik İmparatorluk Serisi insanlığın, galaktik medeniyet ve ilk Galaktik İmparatorluk’un doğuşuna uzanan yolculuğunun başlangıcı. 

Tyrannlılar, Atbaşı Nebulası’ndaki elli gezegeni kontrolleri altına almışlardı. Gezegenlerin yöneticileri, Tyrann gezegenindeki efsanevi taş sarayında yaşayan Tyrann Hanı’na koşulsuz şekilde boyun eğmişlerdi. Dünya Üniversitesi’ndeki son gününde bir suikasttan son anda kurtulan, Widemos Kâhyası’nın oğlu Biron Farrill, kendisini hiç ummadığı bir durumda, Tyrannlılar’a karşı düzenlenen bir başkaldırının ortasında bulur. Biron, tutuklandığını öğrendiği babasının izini sürmek ve hayatta kalmak için Rhodia’ya doğru tehlikeli bir yolculuğa çıkar. Gezegenlerin kaderini belirleyecek düşmanlar, komplolar ve dostlar orada kendisini beklemektedir.
20,00 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil

Ejderhaların, peri halkının, konuşan köpeklerin, büyünün ve çok daha fazlasının kol gezdiği dünyalara adım atın; Tolkien’in en sevilen masallarının bir araya geldiği bu kutulu sette her yaştan okur kendisi için bir şey bulabilecek. 

Hobbit 
Roverandom 
Ham’li Çiftçi Giles 
Tom Bombadil’in Maceraları 
Büyük Wootton Demircisi

96,80 ₺ KDV Dahil
121,00 ₺ KDV Dahil

Hayatımızı belirleyen tesadüfler midir, yoksa hayatın kendisi mi tesadüflerden ibarettir? Çoğu zaman bu soru hep sorulagelir. Cevap veremediğimiz bu sorunun sırrı kendi içinde saklı olmakla beraber, biz yine de tesadüflerin sürüklediği kaderimizi yaşamaya devam ederiz. Bazen küçük bir tesadüf, farkında olmadan hayatımızın dönüm noktası olabilir. Bu tür tesadüflerle yaşadığımız bu kısa ömür, pek çoğumuzu oradan oraya savururken, bazen de talihin gülen yüzü, bizleri bir ömür boyu mutluluk iksiriyle sermest eder.

İşte böylesi bir tesadüfle başlayıp, kimi zaman kıvrak, kimi zaman içli bir müzik ritminin büyülediği geçmiş zaman Ankarasında Süreyya ile Nihan’ın karşılaşmalarıyla başlayan küçük kıvılcımın, naif, zarif ve lekesiz bir aşka dönüşerek, savruk bir İstanbul atmosferinde mutlu sonla devamının romanıdır bu.

Bu romanda, içimizden çoğunun kendisinden bir parça bulacağı, kimisinin ise özlem duyacağı, ancak artık soluk kartpostallarda kalmış eski Ankara ve İstanbul sokaklarıyla, geçmiş zamanların saf ve samimi değerleri arasında çıkacağınız yolculuğa davet ediyor.

16,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil

Celladın gazabını yenebilecek tek şey kurbanın yaşama inadıdır

Coşku dolu bir şekilde başlayan yeni yıl kutlaması... Keyifle yenen akşam yemeğinin ardından yaşanan katliam... Şansı ve zekâsı sayesinde hayatta kalabilen on yaşında bir çocuk: Ben Brook. Köklü ve zengin Brook ailesinden geriye kimseyi bırakmamayı kafasına koymuş bir katil... Ve ne pahasına olursa olsun bu kanlı gizem perdesini aralamak isteyen NYPT dedektifi Buddy Lock... Her saniyesi zekice kurgulanmış ve dehşet dolu bu amansız kovalamaca nasıl son bulacak?

19,20 ₺ KDV Dahil
24,00 ₺ KDV Dahil

Hayat denen biyolojik evren insanın içinden değil, içinden insanın geçtiği bir yerdir. Yeryüzünü hayalleriyle masallar ülkesi olarak görebilen, saf bilince sahip bir çocuğun; ergenlik dönemi ve yaşamının sonraki dönemlerinde o saflığı yitirmiş olmasının yarattığı insani ikilem ve özbenliğine yabancılaşması mantıksal bir kurgu ile sunuluyor. Kişinin korku, hırs, tutku, şiddet ve olumsuz düşüncelerle kirlenerek, yaşamı kötümser algılaması evrensel bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Ahlaki verilerle açıklanması mümkün olmayan bireysel değişimin, öğrenilmiş sevgisizlik gibi psikolojik, sosyal ve bilinçsel kökeni olduğu yalın bir anlatımla vurgulanıyor.

Geçmişin yükünden kurtulmadan günü yaşamanın ne denli zor olduğunu, sevgi ve sevgisizliği imgelerle derin anlatan özgün bir dil. Yalnızca bir kadın ve bir erkeğin yürek burkan öyküsü değil, insanın içindeki gücü ve bu gücü keşfettiğinde neler yapabileceğini ortaya koyan bir eser.

Sevgi tüketilmesi gereken değil kişinin hayat direnci için üretilmesi gereken mucize bir güçtür. Gün geçtikçe koyulaşan çağımızda, Sadri ve İklim karakterinde sevgisizlik mağduru iki çocuğun, sevgi sahibi iki sevgiliye dönüşümü ve sevginin birleştirici gücü çarpıcı bir anlatımla müjdeleniyor.

Kişinin yeryüzü sevinci bir sevgiyi hissettiği kadardır. Bir çocuğun aldığı nefese karışmalıdır bütün çiçeklerin kokusu gibi hayat.

20,00 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil
Bu kitapta fantastik bir dünyadan fazlası var. Ömer Faruk Yazıcı’nın kaleminden dökülen hikâyelerin her biri kültürümüze özgü otantik ve hayal gücünün efsunlu motifleriyle süslü. Okuduğunuzda kendinizi Türk yerel inanış ve mitlerinden oluşmuş tatlı ve sihirli öykülerin içinde bulacaksınız. Hayao Miyazaki’nin animasyonlarındaki Japon mitlerinin ve yerel inanışların şahane tasarımlar ve çekici olay örgüsüyle buluşması gibi, bu kitaptaki öyküler de size gerçek dünyanın içinden gerçeküstü varlıklarla ve güçlü karakterlerle tanışmanın hazzını fazlasıyla yaşatacak. “Onları görüyorum. Kimse bana inanmıyor ancak hem görüyorum hem de uçsuz bucaksız hikâyeler dinliyorum onlardan. Çoğu da insanların farklı şekillerde farklı isimlerle bildiği hikâyeler. Bazıları severek anlatıyor hikâyelerini, bazıları ise insanoğlundan hesap soruyor. Bazıları akıllarını kaçırmış, bazıları ise bin yıl öncesini bile adları gibi hatırlıyor. Ben onları görüyorum, onlar ise herkesi… Unutulmalarını istemiyorum. İster misiniz size de anlatayım, siz de unutmayın?”
12,00 ₺ KDV Dahil
15,00 ₺ KDV Dahil

"Devrim ve ardından gelen iç savaş döneminde; çekilen acılar, verilen çetin mücadeleler, gösterilen fedakârlıklar ve kahramanlık öyküleri halk arasında anlatılıyordu. Birçok Sovyet yazarının romanlarında, öykülerinde işlenen bu anlatılar bir büyük dönemin tanıklığı ve devrimin büyük öyküsünün bir parçasıdırlar.

“Sovyet Öyküleri” serimizin ilki olan bu kitap; dünyaya “devrim sonrası Sovyet edebiyatı” için gelmiş olduğunu söyleyen yazar Lavrenyov’un kaleminden onurlu bir direnişin ve bu direnişin koşul fark etmeksizin onurunu koruyan bir temsilcisi olan Orlov’un öyküsünü anlatıyor."

9,60 ₺ KDV Dahil
12,00 ₺ KDV Dahil
Çocukluğum, Maksim Gorki’nin otobiyografik üçlemesinin ilk kitabıdır. Kimi eleştirmenlere göre Gorki’nin başyapıtı olan Çocukluğum, dünya edebiyatında da kendi türünün en seçkin örneklerinden biridir.
Aleksey Maksimoviç Peşkov’u büyük Maksim Gorki yapan yaşam yolculuğuna tanıklık ederken, bu acı dolu yaşamdan damıtılan müstear ismin (Rusçada “acı” anlamına gelen) Gorki oluşuna hak vermemek elde değildir.
Küçük Aleksey’in, doğduğu Nijniy-Novgorod şehrinden babasının ölümü nedeniyle ayrılıp, annesiyle birlikte büyükannesi ve dedesinin yanına gitmesi ile başlayan anlatı, Gorki’nin, “O evin içindeki her şey, kış günü karlarla örtülü sokaktan geçerken beni altına alan bir kızak gibi üzerimden geçiyor, soluğumu kesiyordu sanki,” diye ifade edeceği günleri içerir. Bir yandan peteğine bir masal kahramanını andıran büyükannesinin balı damlayan Aleksey, yaşamın ne denli zor, ne denli acı yüklü olduğunu ilk kez bu yıllarda deneyimleyecektir.
Ancak bu deneyimler onu tüketmek, yılgınlaştırmak yerine ondaki yaşam inancını bileyecektir: “Hayat bizi her an şaşırtmaktadır ama hayvansal artıklardan oluşmuş, fokur fokur kaynayarak pis kokular saçan kalın çöplük katmanıyla değil, insanoğlunun bu çöplük katmanının altından yukarıya doğru çıkmak için zorlayan, iyiye yönelik, parlak, sağlıklı ve yaratıcı güçleriyle şaşırtmaktadır. Daha iyi, daha insanca bir hayatın yeniden doğacağı konusunda bizde sarsılmaz bir umut uyandıran da işte bu güçlerdir.”
Çocukluğum, okuduktan sonra sizinle kalacak eserlerdendir.
12,80 ₺ KDV Dahil
16,00 ₺ KDV Dahil

Oku, okumalısın. Güneşin altında yeni bir şey yoktur. Her şey daha önceden yapılmıştır.”


-Sherlock Holmes-




Sherlock Holmes’un hikâyeleri sırasıyla bir bütün halinde okuduğunda o girift örümcek ağı görülecektir ve aslında müstakil olarak okunabilen metinlerin bile ayrıntılar sayesinde koca bir bütünün sadece parçaları olduğu gerçeği sıra dışı bir okuma deneyimini de beraberinde getiriyor. Neredeyse çoğu hikâye kendi bünyesinde, kendinden önceki ve sonraki hikâyelere dair muazzam parçalar barındırdığı için bu kitap, bir solukta okunabilecek kitaplardan çok daha fazlası…



Klasik Sherlock Holmes hikâyelerine alışanlar için, Sherlock Holmes romanları, suç unsurunun daha derinlemesine işlendiği bir zaman tüneline dönüşüyor. Bazen bir suçun aydınlatılması için yıllar öncesine giderek asıl nedeni görmek gerekiyor ve bu durum işlenen bir suçun ne kadar uzun bir süreçten sonra gerçekleştiğinin kanıtı gibi okuru, anlık işlendiği sanılan suçların sahne arkasına davet ediyor.

108,75 ₺ KDV Dahil
145,00 ₺ KDV Dahil

Ben Jewell hayatının en kötü günlerini yaşamaktadır. On yaşındaki oğlu Jonah otistiktir ve ona bakmak için karısı Emma’yla ellerinden geleni yapmaktadırlar.

Jonah’nın otistik çocuklara özel bir okulda eğitim görme şansını arttırabilmek için bir avukat olan Emma’nın tavsiyesi üzerine boşanırlar. Ben ve Jonah, Ben’in babası Georg’un evine taşınır. Ve bu andan itibaren üç nesil arasında süregelen sessizlik bozulur. Jonah’nın neredeyse büyülü varlığı ailesinin hüzünlü yazgısını sonsuza kadar değiştirecektir.

Konuşamayan oğlu ve konuşmayan babası sayesinde kalbiyle konuşup kalbiyle dinlemeyi öğrenen bir babanın hikâyesi.

“Sizi güldürecek, ağlatacak, düşündürecek.”

-Graeme Simsion, Rosie Projesi’nin yazarı -

“Etkileyici, cesur ve son derece dokunaklı. Jem Lester tokat gibi sert bir hikâyeyi kara mizah ve şaşırtıcı bir sıcaklıkla örüyor. Bu, kalbinizi kıran ama size moral ve umut veren bir kitap. Nefes kesici.”

-Miranda Dickinson-

“Jem Lester öyle güzel yazıyor ki okurken sanki bir sohbeti dinliyor gibi oluyorsunuz. Lâl gerçekten insana dokunan bir kitap ve her kelimesine bayıldım.”

-Joanna Cannon -

“Jonah’yı çok sevdim ve ailesinin vermeye mecbur kaldığı zor kararlar içimi acıttı.”

-Julie Cohen -

“Karakterlere ayrıntılı bir ilgi göstermek bir tür sevgiyse, bu kitap aynı zamanda bir çocuğa yazılmış çok güçlü, çarpıcı bir aşk mektubu.”

-The Washington Post -

“Rosie Projesi ve Zaman İpliği kitaplarının hayranlarının beğenebileceği, hem güldüren hem de yürek burkan bir kitap.”

-Independent -

“Okur olarak beni sürükledi ve duygulandırdı ve otistik bir çocuğun ebeveyni olarak bende minnettarlık uyandırdı.”

-Alison Mercer -

“Lâl’in ister otizm ister evlilik hakkında olduğunu düşünün (ki bence ikisi birden), aslında zekâ, cazibe ve incinmiş ruhların karmaşık güzelliğine karşı derin bir hayranlıkla dolu bir sevgi hikâyesi olduğunu göreceksiniz.”

-Jonathan Tropper-

“Bir kutu mendille birlikte satılması gereken duygusal, insanı sarsan bir kitap.”

-Red Magazine -

“Son derece zekice, gerçek deneyimlerden yola çıkılarak yazılmış, iç ısıtan bir kitap.”

-The Sunday Times -

28,00 ₺ KDV Dahil
35,00 ₺ KDV Dahil

Hafızasının boşluklarını doldurma arzusunun körüklediği açlık ateşiyle başlattı her şeyi ve bilinçaltının derinliklerindeki huzursuz ruhları teskin etmek için tek ihtiyacı olan şey intikamdı. O, bütün oklar kendisini gösterirken bile gizlenmeyi başarabilen bir katildi.

Tek bir ortak noktası olan birden fazla cinayet işlenmişti ve izi sürülemeyen Victoria Bergman ismi bu büyük bilmecenin tam ortasında duruyordu. Canice işlenen intikam temalı cinayetleri çözmek için göçmen çocuk cinayetlerinin soruşturmasına ara vermek zorunda kalan Komiser Jeanette Kihlberg sırlarla dolu korkunç bir geçmişin perdesini aralamak üzereydi.

Bu, maskelerin ardında gizli bir dünya yaratma meselesiydi.

Bu, zayıfların güçlerini ispatlama mücadelesiydi.

Karga Kız’ın Açlık Ateşiyle Yüzleşmeye Hazır mısın?

“İnsan ruhunu analiz eden bu eser, bilinçaltının sapkınlıklarına ve insan doğasının iç sesine ışık tutuyor.”

Sololibri.net

“Âdeta bilince atılmış bir yumruk gibi.”

L’Express

“İsveç polisiyesinde zirveye çıkmış güçlü bir eser. Stieg Larsson ve Henning Mankell seviyesinde.”

The Guardian

“Romanın psikolojik derinliği akıl almaz boyutta.”

Crimezone

Karga Kız gerilim dalında bir eşik haline geldi ancak Açlık Ateşi ilk kitabı da geçiyor ve ciddi bir okuma bağımlılığı yaratıyor.”

Piranha

“Normallik maskesini mercek altına alan ürkütücü bir psikolojik gerilim.”

Elle

“Hem karakterlerini hem de okurların tepkilerini manipüle etmekte usta yazarlardan İskandinav polisiye geleneğine meydan okuyan bir roman.”

Sydsvenskan

“Erik Axl Sund İsveç polisiyesine adını altın harflerle yazdırıyor.”

Arbetarbladet

“O kadar iyi bir kurgusu ve sürükleyici bir tarzı var ki üçüncü kitabı beklerken zaman geçmek bilmeyecek.”

Gefle Dagblad

“Günümüz İsveç polisiyesinde kendine iyi bir yer edinen Karga Kız ve devam kitabı Açlık Ateşi, her bölümün sonunda okuru şoke etmeyi başaran bir psikolojik gerilim.”

Helsingør Dagblad

“Bu yıl polisiye türünün başına gelen en iyi şey muhtemelen bu üçleme oldu.”

Kansan Uutiset

KARGA KIZ SERİSİ

Karga Kız’la birlikte zihninin en karanlık köşelerinde dolaşsan bile aklına hayaline gelmeyecek kadar dehşet verici, kâbus gibi bir dünyaya adım atacaksın.

İnsanın, ruhunun parçalarından oluşan bir yapbozu çözmeye çalışırken Açlık Ateşi’yle yanıp kavrulan bilinçaltının etkisiyle geleceğini yaratıyor olabileceğini göreceksin.

Bütün acılarını ve korkularını ruhunun ücra köşelerinde biriktirenlerin, düştükleri Azap Çukuru’ndan çıkmak için ne kadar ileri gidebileceklerini anlayacaksın.

Güç, Cesaret ve Dayanıklılık İsteyen Bu Yolculuğa Hazır mısın?

31,92 ₺ KDV Dahil
39,90 ₺ KDV Dahil

Katil, çocukluğunda maruz kaldığı aşağılanma yüzünden içinden taşan öfkeyle başlatmıştı her şeyi. Geçmişiyle baş etme yollarından biri, başına gelenleri sembolik olarak kurbanlarına uygulamaktı.

Mumyalanmış yeni bir çocuk cesedi daha bulunmuştu. Komiser Jeanette Kihlberg bir yandan aynı şekilde mumyalanan iki çocuk arasındaki ilişkiyi araştırırken diğer yandan intikam kokulu cinayetlerin kurbanlarıyla bağlantılı kişilerin peşindeydi. Zira onlar da yaşamını yitiriyordu ve aralarında kayıp olanlar vardı.

Yaşananları örtbas etmeye çalışan nüfuzlu kimselere rağmen Komiser Jeanette Kihlberg ve ekibi bu akıl almaz cinayetler zincirinin fitilini ateşleyen tarikat liderini vaktinde bulabilecek miydi?

Bölünmüş kişiliğini ve hafızasındaki boşlukları iyileştirmeye çalışan Sofia Zetterlund’un, geçmişinden kalan dikenli prangalarından kurtulması mümkün olabilecek miydi?

Azap Çukurunda Şahit Olacaklarına Dayanabilecek misin?

“Erik Axl Sund şoke edici kurgusuyla âdeta okurun kalbine bir hançer saplıyor!”

Kristianstadsbladet

“Erik Axl Sund cinayetlerden ziyade psikolojik bilmeceleri çözmeye çalışacağınız bir kurguyla karşınızda.”

Arbetarbladet

“Serinin sonunda ortaya çıkan gerçekler öyle acımasız ve şeytani ki en kötü kâbuslarım bile bunun yanında peri masalı kalır.”

Krimifan

“Carl Jung’un kolektif bilinç dışı dediği yerde, yani hepimizin içinde geçen bir hikâye. Her açıdan tam bir başyapıt.”

DAST Magazine

“İyi bir gerilim romanında bulunması gereken her şeye sahip: yüksek tansiyon, insanlığın karanlık yüzü, göz alıcı başkahramanlar ve sosyal uçurumlar.”

Arndt Stroscher

“Güçlü duygular lunaparkı, ürpertici bir ahlaki atmosfer.”

La Vanguardia

“Çelikten sinirleri olan okurlar için birinci sınıf bir gerilim.”

Flesz Gwiazdy & Styl

“Bütün İskandinav korku yazarlarını ve korku romanlarını ürkek yetimler yerine koyan efsane bir üçleme.”

Die Welt

“On puan! Bu karmaşık, heyecan verici, vahşi, karanlık ve ürpertici üçlemeyi kesinlikle tavsiye ederim.”

Die Bibliothek der vergessenen Bücher

“Yazar, serinin ilk kitabında romanın iskeletini çıkardı, ikinci kitapta üzerine et ve doku ekledi. Üçüncü kitapta ise romanın ruhunu hissettik: Öyle acı çekmiş ve mutsuz bir ruhtu ki! Üstelik intikam istiyordu.”

Litteratursiden

“Kötülüğün ve deliliğin derinliklerine inen etkileyici bir edebî eser.”

Publishers Weekly

KARGA KIZ SERİSİ

Karga Kız’la birlikte zihninin en karanlık köşelerinde dolaşsan bile aklına hayaline gelmeyecek kadar dehşet verici, kâbus gibi bir dünyaya adım atacaksın.

İnsanın, ruhunun parçalarından oluşan bir yapbozu çözmeye çalışırken Açlık Ateşi’yle yanıp kavrulan bilinçaltının etkisiyle geleceğini yaratıyor olabileceğini göreceksin.

Bütün acılarını ve korkularını ruhunun ücra köşelerinde biriktirenlerin, düştükleri Azap Çukuru’ndan çıkmak için ne kadar ileri gidebileceklerini anlayacaksın.

Güç, Cesaret ve Dayanıklılık İsteyen Bu Yolculuğa Hazır mısın?

(Tanıtım Bülteninden)

Kitap Editörü:Rumeysa Nur Ercan

Sayfa Tasarımı:Meral Gök

31,92 ₺ KDV Dahil
39,90 ₺ KDV Dahil
Peri masalı söylemi üzerinden türün toplumsal tarihine bir bakışla açılan kitap ardından bu türün köklerine dönüyor. Önce Straparola ve Basile’nin yazdıklarını inceleyerek İtalya’daki köklerine, ardından da Perrault, Grimm Kardeşler, Hans Christian Andersen, Oscar Wilde, George MacDonald ve Frank Baum’a dek uzanan geniş bir ustalar yelpazesi açılıyor önümüze. Geçen zaman içinde peri masallarının nasıl değiştiği Nazi Almanyası ve Walt Disney örneği üzerinden anlatılıyor. Peri masalı üretiminde kadın yazarların yıkıcı rolüne ve bu masallar aracılığıyla uygarlık standartlarının nasıl belirlendiği konusu da derin bir çözümlemeden geçiriliyor. Çağdaş peri masalları da unutulmuyor elbette. Dokuz ana bölümden oluşan bu kitap peri masallarının veya aslında hiçbir masalın göründüğü gibi olmadığını, sadece masal olmadıklarını anlamak isteyenler için mücevher niteliğinde kusursuz bir çalışma. 

“Uzun zamandır bu konuda ortaya çıkmış en iddialı çalışma.” –The Times Educational Supplement 

“Charles Perrault’dan 21. yüzyıla dek yazılı peri masallarının gelişimini izlerken, Zipes bunların ‘uygarlık’ üzerine bir söylem oluşturduğunu savlıyor . . . . Klasisizm ve klasik peri masalları kavramlarına açıkça politik bir kavrayış getirmeye çalışıyor.”  
–The Journal of American Folklore
25,60 ₺ KDV Dahil
32,00 ₺ KDV Dahil
“Hayat, en uzunu, sakalı nehri andıran en uzun ömürlü ihtiyarınki 
de dâhil olmak üzere, ardında her zaman karanlık 
suskunluklar, küle dönmeyen harabeler, meçhul 
adalar bırakır. Altmış yıl değil, akla hayale sığmayacak altı 
yüz yıl daha geçse bile, bu süre adaları yaşanır kılmaya, 
harabeleri kül etmeye yetmez; insan karanlıklardan bahsetme 
mecburiyetinden gene kurtulamaz.” 

Çağdaş dünya edebiyatının ölümsüz kalemlerinden 
José Saramago’nun üç kitaptan oluşan Toplu Şiirler’i 
artık Türkçede.
21,60 ₺ KDV Dahil
27,00 ₺ KDV Dahil
“Şimdi burada dünyanın kaderine karar verilecek.” 
Bir gün bütün kadınlar, uykuya daldığında vücutlarını saran bir tür kozanın içinde hapsolurlar ve bir daha uyanamazlar. Eğer uyandırılırlarsa veya bedenlerini saran o koza bir şekilde yırtılırsa diğerleri için ölümcül bir tehdit haline gelirler. Uyudukları sırada başka bir yere gider kadınlar; daha güvenli ve adil bir yerdir burası, erkek şiddeti ve nefret değil, uyum ve dayanışma vardır. Kendilerine yeni bir hayat kurmaya başlarlar. Yalnızca bir kadın bu uyku hastalığından etkilenmez. Her şeyin başlangıcı ve sonu olan gizemli bir kadın: Evie. O, incelenmesi gereken bir tıbbi anomali midir, yoksa öldürülmesi gereken bir iblis midir? Kadınların terk ettiği ve en ilkel dürtüleriyle baş başa kalan erkekler fikir ayrılığına düşerler. Eşlerinin ve kızlarının geri dönmesi için kimi Evie’yi öldürmek, kimi de onu kurtarmak ister. Gezegendeki bütün kadınların –ve erkeklerin– kaderi, bu birkaç gün içinde Dooling adlı küçük bir kasabada belli olacaktır. Baba-oğul King’lerin kaleminden Yunan tragedyalarını andıran epik bir destan, bir modern zaman masalı. 
“Eninde sonunda bütün kadınlar uyuyacak, bütün erkekler ölecek ve bu hırpalanmış dünya sonsuzluğa kadar sürecek bir rahatlamayla soluk alacak.”
44,00 ₺ KDV Dahil
55,00 ₺ KDV Dahil
En büyük aşk romanlarından ve romantik ekolün en seçkin kitaplarından biri olan Genç Werther’in Acıları için Goethe, “Parmaklarımın ucunda yanarak beni sıkıntıya sokan bireysel, çok yakın ilişkilerdi, bunlar beni sonunda Werther’i ortaya çıkaran ruh durumuna soktu. Yaşamış, sevmiş ve çok acı çekmiştim,” der. 
Yüksel Pazarkaya’nın çevirisiyle sunduğumuz Genç Werther’in Acıları, henüz 25 yaşındaki Goethe’ye, Almancanın ve Almanya’nın sınırları ötesinde ün kazandırmıştır. Kitabın gençler üzerindeki etkisi “Werther Salgını” diye isimlendirilen bir fenomen haline gelmiş, gençlerin intihar etmeye başlaması skandallara sebep olmuştur. 
Bireysel özgürleşme ve aydınlanma sürecinin romanı olan Werther, günümüze dek etkisinden ve öneminden hiçbir şey yitirmemiştir.
10,40 ₺ KDV Dahil
13,00 ₺ KDV Dahil
Aşk yazgıyı değiştirebilir mi? 

Haluk Şahin ilk romanı Babıâli’de Cinayet’te medyadaki çürümenin derinliklerine dalmıştı. 2018 yılı Homeros Ödülü'ne layık görülen yazar, bu kez Susurluk dönemi Türkiye’sinden masum Bozcaada’ya, mitolojinin karanlık köşelerine ve Troya’ya uzanıyor. 

Dâhi matematikçi Deniz Yorgancı, evrenin sırlarını çözümleyecek teoriyi oluşturmanın eşiğindeyken hayatı hiç ummadığı bir yönde değişir. Yorgancı Holding’in sahibi babası, magazin sayfalarının kraliçesi Feri ile evlendiğinde karanlık ilişkilerin ördüğü ağ yavaş yavaş Yorgancı ailesini kuşatır. 

Bir yazgı gibi gelişen olayların sonunda kendisini Bozcaada’da bulan Deniz, Troya’nın gizlerini araştıran arkeolog Gülderen’le tanışır. Tetikçiler peşindedir. 
Deniz için ada bir sığınak mı, yoksa tuzak mı olacaktır?
19,20 ₺ KDV Dahil
24,00 ₺ KDV Dahil
Lewis Carroll’un eskimeyen metinleri 
Alice Harikalar Diyarında ve Aynanın İçinden 
Tunç Tayanç’ın elinde Pullar Diyarı’ndaki bir gezintiye dönüşüyor. 

Buyurun, Alice gibi tavşan 
deliğinden Pullar Diyarı’na 
yuvarlanıvermeye...
6,40 ₺ KDV Dahil
8,00 ₺ KDV Dahil
“Weinbaum, Bir Mars Destanı’yla birlikte sempatik uzaylıyı icat etti. Bilimkurgu onunla birlikte bağnazlıktan uzaklaştı.” –Ursula K. Le Guin 

“Bilimkurgu alanında klişelerden kurtulup özgün hikâyeler üretebilen tek yazar. Büyük bir hayranıyım.” –H. P. Lovecraft 

“Weinbaum, var olmak için kendi sebeplerine sahip dünyadışılar yaratan ilk yazar.” –Isaac Asimov 

“Stanley G. Weinbaum, kısacık kariyerinde bilimkurguda bir devrim gerçekleştirdi. Biz de hâlâ onun bize kazandırdığı temaları keşfediyoruz.” –Poul Anderson 

“Stanley G. Weinbaum, modern bilimkurgunun kurucularından biri olarak Wells ve Heinlein’la anılmayı hak ediyor.” –Frederik Pohl 

Asimov’un deyişiyle bilimkurgunun üç büyük novasından biri olan Stanley G. Weinbaum, bir buçuk yıllık yazarlık kariyerine ve trajik ölümüne rağmen erken dönem Altın Çağ’ın en başarılı yazarlarından biri. Hem ilk hem de en önemli öyküsü “Bir Mars Destanı” da bilimkurguyu kökten değiştiren ve uzaylı algısında devrim yapan gerçek bir klasik. 

Yakın gelecekte insanlık Mars’a sefere çıkar ve mürettebatın asi üyesi Dick Jarvis’in başından beklenmedik bir olay geçer: Mars’ta yepyeni bir ırkla tanışır; devekuşu benzeri Tviil’le. Ancak Mars’taki tek hayat formu Tviil değildir. Onun yardımıyla Jarvis, “Bir Mars Destanı” ve devam öyküsü “Hayaller Vadisi”nde Mars’ın diğer mucizeleriyle de karşılaşacaktır. 

Bu iki klasik öyküye ek olarak Weinbaum’un yarattığı bir diğer çarpıcı karakter olan Profesör Manderpootz’un yer aldığı “Eğer Dünyaları” ve “İdeal”in yanı sıra ters giden bir bilimsel deneyi anlatan “Uyumun Doruğu”, uzaylı ekolojilerine yoğunlaşan saykedelik öykü “Üşütük Ay” ve sanal gerçekliği işleyen ilk öykülerden “Pygmalion’un Gözlüğü” de bu derlemede kendine yer buluyor. 

Bir Mars Destanı, modern bilimkurgunun ilk adımları. 

Isaac Asimov’un önsözüyle
16,80 ₺ KDV Dahil
21,00 ₺ KDV Dahil
Balık Nefesi insan olmanın bütün pencerelerinden bakıp en çarpıcı ruh hallerine tanıklık etmemizi, kendimizle yüzleşmemizi sağlıyor. Eylemlerden çok duyguların odağında bir dil şöleniyle baş başa, sürükleyici dünyalar kuruyor. Nil Sakman, sekiz öyküde farklı insanlık durumlarından yola çıkarak kalabalığa karşı yalnızlığı seçiyor. 
Söylenmesi hiçbir şeyi değiştirmeyecek cümleleri içinde bir umut gibi büyütenler, kendini yollara vuranlar ve bütün bir edebiyat tarihinden beslenen karakterler yol arkadaşı oluyor. Aslolanın yol ve yolculuk, varılan yerin yeni yolculuklar için bir durak olduğuna inananların, bu düzenin kurallarına uyamayanların, kendi hayatlarının kahramanı olurken arkasında bıraktığı izlerle böbürlenmeden mütevazı bir dünya kuranların öyküleri. 
Rüzgârın uğultusu, yaprağın hışırtısı, ırmağın çağıltısı insan sesine karışırken umutla, tutkuyla, inançla özlediğimiz uyum sayfaların arasından çıkıp ete kemiğe bürünüyor. 
Nil Sakman, böyle de yaşayabilirdik, diyor. Böyle de yaşayabilirdik… 
“Ölümün alametifarikası sükûttur, diye geçiyor aklından. Ölümün bulunduğu her yerde sükût da hazır bulunur. Önce ölüm yaklaşır, alır alacağını; ardından, kısa ya da uzun bir an; ama mutlaka sükût gelir. Yerküre üzerinde ne var ne yok hepsi susar. Çıt çıkmaz. Eğer bir araf varsa zamanı çelen, işte burası orasıdır.”
11,20 ₺ KDV Dahil
14,00 ₺ KDV Dahil
... Belki de bu sözler ruhunda hep vardı. O doğmadan önce ruhu bu kelimeler üzerine üflenmiş, ardından da canı yaratılmıştı. Olamaz mı böyle bir şey? Bir tanecik, onu hiç düşünmedği düşüncelere doğru itiyordu sanki. Meryem Ayvalık’ta hiçbir yere ait olmayan, zeytine, denize ve insanlara güvenerek yaşamayı seviyordu. Burada her an insanın karşısına çok ilginç şeyler çıkabilirdi. Tıpkı gökten düşen bu zeytin tanesi gibi...
15,60 ₺ KDV Dahil
19,50 ₺ KDV Dahil
Lev Tolstoy, Savaş ve Barış’ı ve Anna Karenina’yı dünya edebiyatına kazandırdıktan sonra, 51 yaşında hayatına dönüp bakar ve yaşamının anlamdan yoksun olduğunu fark eder. İtiraflarım, büyük Rus yazarın estetik ideallerin peşinden gitmeyi bırakıp dinî ve felsefi meselelere yönelişine dair öngörülerle dolu, kısa ama çok güçlü bir kitaptır. Bir anlamda Tolstoy’un manevî orta yaş krizini anlatan İtiraflarım son derece özgün ve etkileyici bir metin olmasının yanında, hayatın anlam ve değeri üzerine yazılmış en önemli eserlerden biridir.
7,20 ₺ KDV Dahil
9,00 ₺ KDV Dahil

Düşman (isim):

1) Bir insanın yenemediği ya da üstesinden gelemediği bir rakip

2) Bir insanın felaketi

3) Joshua Templeman

 

Lucy Hutton ve Joshua Templeman birbirlerinden nefret ediyordu. Bu sadece hoşlanmamak ve birbirlerine katlanmak zorunda kalmak da değildi. Gerçekten nefret ediyorlardı. Ortak iki CEO’nun asistanları olarak karşılıklı çalışırken, duygularını pasif agresif yollarla birbirlerine göstermekten de hiç çekinmiyorlardı. Lucy, Joshua’nın işine neşesiz, sıkıntılı ve titiz yaklaşımını anlamıyor, Joshua ise Lucy’nin parlak elbiselerinden, acayipliklerinden ve iyimser tavrından dolayı hayrete düşüyordu.

 

Şimdi, aynı terfi için çabalarken çekişmeleri doruk noktasına ulaşmış ve Lucy, bu son oyunları neredeyse onu işinden edecek olmasına rağmen geri adım atmayı reddetmişti. Fakat Joshua ve Lucy arasındaki gerilim kaynama noktasına gelecek ve Lucy, belki de Joshua’dan nefret etmediğini fark etmeye başlayacaktı. Hatta belki de Joshua’nın da ondan nefret etmediğini. Yoksa bu sadece başka bir oyun muydu?

 

“Plajda bir gün için mükemmel bir seçim olacak mutlu bir hikâye, gerçekten harika.” –Kirkus Reviews

“Komik, zekice, yeni ve ilk sayfasından en sonuna kadar tamamen eğlenceli. Kesinlikle öneriyorum.” –Susan Elizabeth Phillips, New York Times çoksatan yazarı

“Bağımlılık yapacak, büyüleyici bir ilk kitap. Nefret Oyunu aşk (ve nefret) ve heyecanla dolu.” –Christina Lauren, New York Times çoksatan yazarı

“Sally Thorne, aşk hikâyelerinde kahkahayı özleyenlerin isteklerini yerine getiriyor. Karakterlerin sivri zekâlarının birbirleriyle çarpışması son derece komik, iğneleyici, seksi ve gerilimle dolu. Sonuç, Joshua daha Lucy’nin kalbini çelmeden okuru kendine âşık edecek. Haylaz, alaycı, romantik bir hikâye.”

–Sarah MacLean, Washington Post-

“Muhteşem, iğneleyici ve çok komik, yeni bir ses. Nefret Oyunu romantik komedi dünyasını kasıp kavuracak. Bugüne kadar okuduğum en iyi kitaplardan biri.” –Kristan Higgins, New York Times çoksatan yazarı

“Bazılarınız sadece ofisten uzaklaşmış olmak için plajlara kaçmış olabilir ama bize göre bu komik ve romantik ofis komedisi fikrinizi değiştirebilir. Lucy ve Joshua’nın hikâyesini keyifli ve seksi bulacağınızı biliyoruz.”

–Bookish-

“Thorne, dikkat edilmesi gereken güçlü bir yazar. İlk kitabı okurların, her ne oyun oynarlarsa oynasınlar Joshua ve Lucy’yi desteklemesine sebep olacak.”

–Library Journal-

24,00 ₺ KDV Dahil
30,00 ₺ KDV Dahil

Yeşil Yol, İrlandalı Madigan ailesinin birbirinden çok farklı kişiliklere sahip dört çocuğunun hikâyesini anlatıyor. Çocuklar birbirlerinden ne kadar farklı olsalar da anneleri aynı kişidir: Rosaleen. İletişim kurması ve idare etmesi zor bir kadın olan Rosaleen aslında çocuklarının bağlarının zayıf ve kopuk olmasının da esas sebebidir. Dünyanın dört bir tarafına dağılmış aile bireylerinin hayatlarından kesitler vererek ve karakterleri tek tek tanıtarak ilerleyen hikâye başladığı yerde, Dublin’deki eski aile evlerinde biter.

Man Booker Ödülü’nü kazanan çok satan yazar Anne Enright’tan aile bağları üzerine kolay kolay akıldan çıkmayacak, çarpıcı bir roman.

Anne Enright’ı yaşayan en iyi romancılar statüsüne çıkaran, kesinlikle okunması gereken bir roman.

- The Times - 

 

Bağları zayıf aile bireylerinin taşıdığı ortak keder oldukça cesur ve parlak bir şekilde anlatılıyor.

- Daily Telegraph - 

 

İrlandalı bir ailenin yaşamından kesitler taşıyan harika bir kolaj.

- The Guardian - 

 

(Tanıtım Bülteninden)

16,80 ₺ KDV Dahil
21,00 ₺ KDV Dahil

ÜRÜN AÇIKLAMASI

"Muhtemelen kızgınsın, kendini aşağılanmış da hissediyorsun ama lütfen kendine hâkim ol ve gözlerini ayırmadan okumaya devam et. Bu ânı yara almadan atlatıp, bana doğru bir adım atmanı, nasıl çaresizce istediğimi bir bilebilsen. O mu beni yendi, yoksa ben mi onu? Her hâlükârda maskeli oyunun perdesi artık kapandı. Onu öldürdüm ve kendimi suçlu ilan ettim... 


Ve çok iyi biliyordum. Artık senin üzerinde hiçbir hakkım olmadığı hâlde, bana zincirle bağlı bir kurban olduğun fikri, işime geldiği için uydurduğum koca bir yalandan ibaretti. Sen bu kaderi bir an olsun bocalamadan kendi isteğinle kabul etmiştin. Gülümsemeye geçerkenki o parıltın belki de en çok senin kendin üzerinde etkiliydi. Bu da demek oluyor ki istesen beni hemen bırakıp gidebilirdin. Bunun benim için ne kadar korkunç bir şey olduğunu anlayabilir misin? Senin binlerce ifaden var fakat benim tek bir yüzüm bile yok." 
  


KOBO ABE 
“Hem dolambaçlı hem de bağımlılık yapıcı.” David Mitchell 
  
“Hem Poe hem de Kafka akla geliyor. Kobo Abe sayfalarda hiç dinmeden atan bir heyecan yaratıyor. Okudukça okuyorsunuz ve okuyorsunuz.” 
The New Yorker 
  
“Bazıları onda Kafka’nın bilinmeyene yönelik manipülasyonlarını, başkaları ise örneğin yarattığı kum çukuru metaforu ile Beckett’in esintilerini bulacak.” Saturday Review 

JAPON EDEBİYATININ BÜYÜK USTASI 
KOBO ABE’DEN UNUTULMAZ BİR ROMAN: 
“BAŞKASININ YÜZÜ” 

YÜZÜNÜZ TÜMÜYLE YANDI, YENİDEN YAPILDI, ŞİMDİ BAŞKA BİR YÜZÜNÜZ VAR. KENDİNİZİ TANIYAMAZ 
HALDESİNİZ, BAŞKALARI DA SİZİ TANIYAMAZ HALDE. 
PEKİ ŞİMDİ NASIL YAŞAYACAKSINIZ? 

Hiroshi Teshigahara tarafından aynı adla sinemaya uyarlanan 
roman dünya çapında büyük ilgi görmüştü.

20,80 ₺ KDV Dahil
26,00 ₺ KDV Dahil
Başarılı bir ressam ile İngiliz sosyetesinin gözde yakışıklılarından genç Dorian Gray’in bir araya gelişi, onun hayatındaki felaketlerin de başlangıcı olur. Güzellik, ahlak, soyluluk gibi kavramlara ilişkin yerleşik algılarımızın hayatımızı etkileyen inançlara dönüşmesinin ardında yatan tehlikelerin farkında mıyız? 

İnsanın kötücül yanının sanat ve estetikle bir araya gelmesinin oluşturduğu lezzet: Oscar Wilde’ın ilk ve tek romanı olan Dorian Gray’in Portresi’nin uzun yıllar okurlar ve eleştirmenler tarafından beğenilerek okunmasının asıl sebebi, kötülük probleminin kitaptaki ele alınış biçimidir.
12,80 ₺ KDV Dahil
16,00 ₺ KDV Dahil
Günümüz Fransız edebiyatının en büyük yaratıcılarından Michel Tournier, son yapıtı Kaynak ve Çalı'da kolektif bilincin kristalleşmiş örnekleri olan mitoslardan hareketle anlatısını kuruyor. Temel kaygısıysa, Batı kültürünün temelini oluşturan mitoslarla İncil'de yer alan meselleri sorgulamaksızın tüketen günümüz gündelik hayatına müdahele ederek başka yaşama imkanlarına işaret etmek... 
Eski çağlardan günümüze, insanların bitip tükenmeyen "Vaat Edimliş Topraklar" arayışının hikayesi olan Kaynak ve Çalı, bir göç söyleni aslında; geçmişten günümüze insanlık tarihinin en sıcak konularından biri olan "göç ve göçmen" olgusuna yeniden bakmayı deneyen bir roman. İnsanlığın bütün çağlarında kesintisiz bir akışla süren göç; aşk, öfke, kıskançlık ve savaş kadar sahici ve insana özgü bir eylem. İnsanoğlunun çalıdan kaynağa, ateşten suya ulaşma çabasının anlatımı bir anlamda. Toplumların yazgısını tamamen değiştiren bir özelliğe de sahip. 
Eleazar'ın hayatını tümüyle değiştirmesinde olduğu gibi... 
Rahip Eleazar, patatesleri kırıp geçiren vebanın hüküm sürdüğü anayurdu İrlanda'yı karısı ve çocuklarıyla birlikte terk ettiğinde yıl 1845'tir. Yolculukları, Amerika'nın Doğu sahiline ayak basıldığında bitmeyecek, Eleazar'ın kendisine rehber kıldığı Kutsal Kitap'ın yol göstericiliğinde devam edecektir. Hedef, Kutsal Kitap'ın "Vaat Edilmiş Toprakları" olan Kenan Ülkesi'yle özdeşleştirdiği Kaliforniya'ya ulaşmaktadır. Colorado çölünde yaşadığı deneyimin mistikkarakteri, Eleazar'a Kutsal Kitap'ı ilk kez gerçek anlamıyla okuduğunu düşündürür. Kendi yazgısını, Musa'nın yazgısı ışığında anlamlandırır. Alevli Çalı ile hayatsuyu Kaynak arasında, Yehova ile İbrani halkı arasında kıvranıp kalan Musa'nın dramını kendi yaşamının özü olarak kabul eder... 
Eleazar'ın yaşamının Musa'nınkine paralel olarak anlatıldığı bu kitap, güçlü bir mitolojik altyapı ve sarsıcı bir kurguya sahip. Aynı zamanda Amerika'nın az bilinen topraklarında geçen, yerliler, kanun kaçakları, nesli neredeyse tükenmiş bizonlar ve çıngıraklı yılanlarla örülü, "western" motifleriyle bezeli bir serüvenle de karşı karşıyayız...
7,50 ₺ KDV Dahil
Yazar, bu kitabında büyük Atatürk'ün bazılarımızın bilmediği bazılarımızın da çok az bildiği bir özelliği üzerine durmaktadır. Yazarın amacı Atatürk'ü şair ilan etmek değil, onun en az bir şair kadar duygu yoğunluğuna sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Ömrü savaş meydanlarında geçen bir liderin duygu dünyasını siz okuyucuların önüne sermektir.
16,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil

sefil odalarda

amaçları sizinkinden daha iyi olan

salak şarapçılarla içtim

gözlerinde hâlâ biraz ışık

seslerinde hâlâ biraz hassasiyet vardı

ve sabah olduğunda

hepimiz berbat durumdaydık ama hasta değildik,

yoksulduk ama kandırılmamıştık,

ve yataklarımıza uzanıp

öğleden sonra kalktık

milyonerler gibi.

 

Charles Bukowski açık yürekli, dobra sözlerle acıyı, nefreti, sevgiyi ve güzelliği yazıyor. Bir ömür boyu biriktirdiği hayat deneyimini kendi yaşadıklarından ve sıradan gibi görünen olaylardan yola çıkarak anlatıyor. 

Alacı Kuş Bana Şans Dile, Avi Pardo’nun Türkçesiyle okuyucularla buluşuyor.

17,60 ₺ KDV Dahil
22,00 ₺ KDV Dahil

Melek Kanı ’nın ezoterik yapısını keşfederken aklın sınırlarında bir seyahate çıkacak ve inanılmaz bir deneyim yaşayacaksınız.

Üç kutsal kitabın da “doğru” ve “üstün” olarak nitelediği bir peygamber, İdris! Ya da Tevrat’la İncil’deki adıyla Enoch. Onun hikâyesi meleklerle insanların bir arada yaşadığı dönemde geçer ve yoldan çıkanlardan bahseder. Onların soyundan gelenlerden…

Roma imparatorlarının bilge danışmanı Corpus ve yardımcısı Evmerus, Phaselis’te Kutsal Roma İmparatorluğu’nu parçalayan gizli bir tarikatın ilahi hedefleriyle yüzleşmek zorunda kalırlar. İyiyle kötünün amansız savaşında birer piyon olsalar da insanlığın kaderini ve tarihin akışını değiştirmek için ellerinden geleni yaparlar. Ancak karşılarındaki kadim kötülüğün kendi planları ve gizli bir ordusu vardır.

23,60 ₺ KDV Dahil
29,50 ₺ KDV Dahil

“Bugün âdemoğlu ruhundan kurtulmanın çaresini bulmuştur... Bugün âdemoğlu hayatı sade ve sade bir yığın ete bağlamanın yolunu bulmuştur. Kulakları olan beni dinlesin... Maskeler elem çekmez, gözyaşı dökmez, sevmez, nefret etmez! Maskeler ruhlara musallat olan gönül azabını bilmez. Maskeler mezardan sonraki meçhul âlemin hülyasıyla, fena rüyasıyla melül değildir. Maskeler fani, ruhlar ebedîdir. Maskelerin bir mabudu vardır. Kudret ve para! Bu mabut onları beşikten mezara kadar ellerinden tutup götürür ve akıbetleri ebedî bir hiçtir.”

Ruhun ve bedenin şekillenmesinde savaşların yıkıcı etkisini bizzat yaşamış olan Halide Edib, insanların hem maddi hem manevi iki yönlü oluşlarını savaş ortamında yakından tecrübe etmiştir. Olgunluk yıllarında tercih ettiği gönüllü sürgün döneminde, Amerika ve Hindistan seyahatleriyle doğu ile batıyı da yerinde görmüş ve karşılaştırma yapmıştır. Etkilendiği yazar ve şahsiyetleri bir araya getirerek insanın maskeler arkasında gizlenmiş gerçek yüzünü ortaya çıkarmak ister. Çünkü iyi demek kötü demektir, kötü demekse iyi.

Didem Ardalı Büyükarman

14,80 ₺ KDV Dahil
18,50 ₺ KDV Dahil

Dünyadaki en büyük trajedi nedir? Hayattaki en büyük tutkunuzu bulmak mıdır yoksa onu yitirmek mi?

Jack London’ın yarı otobiyografik romanı MARTIN EDEN, yazarlık uğruna hayatını ortaya koyan genç bir denizcinin öyküsünü anlatır. Martin Eden, Ruth Morse’u gördüğü ilk andan itibaren ona derin duygular beslemeye başlar. Ruth yüksek bir statüye mensup zengin bir çevreden gelmektedir ve ailesi onun fakir bir işçiyle evlenmesine razı olmaz. Martin için artık âşık olduğu kadına ulaşabilmenin tek yolu yazar olarak saygın bir yere ulaşabilmektir.

Büyük maddi imkânsızlıklar içinde akıl almaz bir hırsla ve tutkuyla yılmadan gece gündüz çalışır, öğrenir, yazdıklarını yayınevlerine yollar ve defalarca reddedilir. Sonunda başarır. Girmek için can attığı burjuva çevrelerin dikkatini çeker. Ancak oturmak için can attığı o masalardaki insanların ne kadar sığ ve sahte olduklarını fark edecektir.

Bireysel bir devrimi konu alan MARTIN EDEN klasikler arasında bugün hâlâ kalıcılığını koruyor.

19,20 ₺ KDV Dahil
24,00 ₺ KDV Dahil

New Yorklu bir belgeselci olan Jeremiah Salinger, eşi ve beş yaşındaki kızıyla birlikte İtalya’daki Dolomit Dağları’nın yamacında bulunan bir kasabaya taşınır. Oranın yerlileri tarafından kurulan arama kurtarma ekibini görünce onlarla ilgili bir belgesel yapmaya karar verir fakat çekimler sırasında yaşanan korkunç bir kazada Salinger hariç ekipten herkes hayatını kaybeder. Salinger hastaneden çıktıktan sonra yaşadığı vicdan azabıyla baş etmeye çalışırken pek çok fosile de ev sahipliği yapan görkemli ama bir o kadar da tehlikeli Bletterbach Vadisi’ni ziyarete gider ve burada yıllar önce korkunç bir cinayet işlendiğini öğrenir. Kasabanın yerlisi olan üç genç, insan mı, hayvan mı olduğu bile belli olmayan bir şey tarafından öldürülmüş ve katil asla bulunamamıştır. Salinger depresyonun pençesinden kurtulmak için bunu bir şans olarak görür ve olayı araştırmaya karar verir. Fakat kasabalılar bu işin peşini bırakması için Salinger’ı tehdit etmeye başlar. Bletterbach Vadisi ise içinde sakladığı gizem ve buz dolu mağaralarıyla Salinger’ı kendisine çekmektedir. Nesilden nesile aktarılan korkunç hikâyelere de konu olan bu vadide lanetli bir şeyler vardır ve Salinger her ne pahasına olursa olsun bunu çözmek zorundadır. Fakat araştırdıkça hikâyenin aslında çok daha derin bir yanı olduğunu keşfeder. Ta ki korkunç gerçeklere erişene dek.

“Dağ, zengin içerikli, çok katmanlı bir gerilim, içinde kendinizi kolayca kaybedebiliyorsunuz. Yanında sıcak bir şeyler içtiğinizden emin olun çünkü kanınız donacak. Siebenhoch isimli güzel bir dağ kasabasının ilk bakışta görünmeyen yüzünü görmeniz için D’Andrea, karanlığı delip geçiyor. Hiç beklenmedik anda yaşanan gelişmeler yüzünden tren çarpmış gibi oluyorsunuz. Yapbozun her bir parçası ise sonunda mükemmel bir uyumla yerine oturuyor.”

Publishers Weekly

“D’Andrea’nın yarattığı hikâyede öyle ters köşeler var ki okur gerilim çığının altında kalmamak için sayfaları soluk soluğa okumak zorunda kalacak.”

New York Journal of Books

“Gerilimin her dozu burada.”

Booklist

“Bazıları insan bile olmayan pek çok muhtemel şüpheli ve keyif veren bir kurgu. Ters köşeler, şaşırtmacalar kitabın son sayfasına kadar devam ediyor.”

Western Mail

“Harika kurguya sahip bir gerilim. Sonuna kadar okuru kendine çekiyor.”

Bayerischer Rundfunk TV “Capriccio”

“Cümleler ateş gibi yakıcı, ters köşeler çığ etkisi yaratıyor; muazzam bir gerilim.”

Playboy

“İtalyan geriliminden heyecan dolu bir çıkış romanı. D’Andrea’nın adını gerilim romanı severler bir kenara not etsin.”

David Hewson

“Bir doğa filmi gibi, yüksek tempolu, sert ve insanı huzursuz eden sahnelerle dolu. Büyük bir zekâ ve ustalıkla yazılmış bir gerilim.”

Sunday Sport

“Dolomit Dağları’nda güzel ama tehlikeli bir kanyon, Luca D’Andrea’nın ilk romanı için harika bir ortam sunuyor. D’Andrea kış mevsiminin dağda yarattığı cazibeyi hakkını vererek kullanmayı başarmış.”

The Times

“İnanılmaz! Tırnaklarınızı yiyeceksiniz.”

Alpin - Das BergMagazin

“Birinci sınıf bir gerilim.”

ZDF Morgenmagazin

“Korkunç bir cinayetten yola çıkarak çevre ve toplum incelemesi yapan bir roman. Son sayfasına kadar şaşırtmaya devam ediyor.”
Schweizer Radio SRF 1, Luzia Stettler

“Ters köşelerin geldiğini ruhunuz bile duymayacak. Bu faili meçhul cinayet hikâyesinin beni bu denli içine alacağını hiç tahmin etmezdim.”

Anne Bonny Book Reviews

“Hiç abartısız Stephen King ve Jo Nesbø’yla mukayese edilecek derecede.”

Massimo Vincenz, La Repubblica

“Harika bir yazım tarzı, güzel bir tempo, mekânlar arası nazik geçişler, kısa bölümler, hepsi mükemmel bir roman ortaya koyuyor. Sonuç mu? Çok şaşırtıcı.”

NDR Kultur, “Neue Bücher”

“Büyüleyici bir çıkış romanı.”

Stern

“Ustaca, tarz sahibi ve gerçekten gerilim dolu.”

Sunday Mirror

“Bu romanı öyle çok sevdim ki… Luca D’Andrea çok başarılı bir hikâye anlatıcısı.”

Lacey Does Lit

“İncecik detaylarına kadar ilmik ilmik dokunarak kurgulanmış ve hikâyenin geçtiği yerin de kendine has özelliklere sahip olması romanın en cezbedici yanı.”

JD DeHart Reading and Literature Resources

“Çoksatan listelerine girmeyi hak eden ve gerilim sevenlerin mutlaka kitaplığında olması gereken bir roman ve harika bir hikâye anlatıcılığı.”

June’s Literary Blog

“D’Andrea gerçek bir usta.”

La Stampa

“Bu etkileyici hikâyenin altında acı ve travmaya dair güçlü ve duygusal bir inceleme yatıyor. Anılar bir bir gün yüzüne çıkıyor, her ne kadar gizem ortadan kalkıyor gibi görünse de ana hikâye daha da can alıcı bir noktaya geliyor. Gerçek hayatlardan ve gerçek bir coğrafyadan güç alan roman, doğaüstü imalarla da okuru şaşırtmaktan hiç vazgeçmiyor.”

-RT Book Reviews-

“Biraz Stephen King, biraz David Lynch’in İkiz Tepeler’i. Kötülüğün insanlık tarihinden bile daha eski, daha güçlü bir korkudan beslendiği, insanı soluksuz bırakan bir gerilim.”

-Ranieri Polese, Corriere della Sera-

“D’Andrea yüksek tempolu bu kurguyu ipuçlarını okurun gözüne sokmadan, hiç tahmin etmedikleri anda ters köşe yaparak son sayfasına kadar layıkıyla taşımış.”

-Fabrizio D’Esposito, Il Fatto Quotidiano-

(Tanıtım Bülteninden)

Kitap Editörü:Dilara Anıl Özgen

Sayfa Tasarım:Meral Gök

31,92 ₺ KDV Dahil
39,90 ₺ KDV Dahil

Oscar’a adaya olan Les Triplettes de Belleville (Belleville’de Randevu) animasyonunun yaratıcısı Sylvain Chomet ve usta çizgi romancı Nicolas de Crécy’den...

Leon olarak bilinen Leonce Houx-Wardiougue, büyük bir kozmetik fabrikasının kurucusudur. Oğlu Aymard, Leon’dan şirketi devralıp modern bir girişim kurmaya çalışmaktadır. Leon’un büyük torunu Geraldo-Georges ise büyük büyükbabasının yüzüncü doğum günü için düzenlenecek pazarlama kampanyasından sorumludur. Aymard, bakir ve ürkek oğlunu hor görse de, Leon torunu Geraldo’yu gerçek hayata sokmaya kararlıdır.

René Goscinny - En İyi Senaryo ve Angoulême - En İyi Albüm ödülünü alan Leon, Sylvain Chomet ve Nicolas de Crécy’nin yarattığı, çağdaş Fransız çizgi romanı klasiklerinden.

Özgün bir anlatım biçimi, sıra dışı bir burjuvazi eleştirisi, sürrealist sahnelerle bezeli tuhaf bir gerçeklik.

25,60 ₺ KDV Dahil
32,00 ₺ KDV Dahil

İşte o kuyudaki su...
Ki içinde beyaz küçük kurtçuklar olurdu
zaman zaman, şebeke suyundan önce tülbentten
süzülerek kurtçuklarından temizlenip içilirdi.
Türlü türlü şeyler düşerdi kuyuya...
Bazen o kadar çok şey birikirdi ki kuyuda...
Kova dalamazdı suyun derinine!
İşte öyle zamanlarda Kuyucu Memiş koşardı yardıma...
Beline bir halat bağlanırdı Memiş’in ve kuyunun iki
yandaki taşlara tutunarak kuyuya inerdi Kuyucu Memiş...
İndikçe soğurdu ve kararırdı kuyu...
İpi iki kere çektiğinde Memiş, 
doldurduğu torbaları yukarıya çekerlerdi...
Kuyucu Memiş kuyuya dalmadan önce ya
kolonya ya da mavi ispirto içerdi...
Yani metil alkol!
Gözleri kör eden metil alkol!
Şimdilerde gizlice içkilerin içine gizlice katılan metil alkol!
Metil alkolü içer, kuyuya dolan türlü türlü
pisliği temizlerdi…

Kuyucu Memiş.

(Tanıtım Bülteninden)

24,00 ₺ KDV Dahil
30,00 ₺ KDV Dahil

Hendrik Groen 83 yaşını geçmiş Hollandalı bir ihtiyar. Ama huysuz bir ihtiyar. Kaldığı huzurevinde sesini çıkarmadan ölümü beklemek yerine, hâlâ yaşadığını kendisine ve dünyaya kanıtlamak istiyor. Bir yaşama sevinci arıyor belki ve bunu somutlaştırmak için de, “gerçek Hendrik Groen hakkında”, “Kuzey Amsterdam’da bir huzurevindeki yaşama dair” sansürsüz bir günlük tutmaya karar veriyor.

Çevresindeki birkaç kafadarla birlikte “Biz Daha Ölmedik” adında bir kulüp kurarak eğlenceli etkinlikler düzenleyen ve bunları günlüğüne kaydeden Groen, “Tabii ki ihtiyarlık bin bir çeşit dert açıyor insanın başına, ama o dertlere gülüp geçebiliyorsanız, her şeye rağmen yaşama katlanabilirsiniz,” diyerek olumlu bir yaklaşım getiriyor yaşlılığa.

Yaşlılığın insanın omzuna bindirdiği sorunları kara mizah tadında aktaran bu kitap, yayımlandığı andan itibaren tüm dünyada yüz binlerce okura ulaştı. Hiç kuşkusuz, kara mizahın ardında huzurevleri gerçeğinin yürek burkan yanları da yer alıyor kitapta. 

24,80 ₺ KDV Dahil
31,00 ₺ KDV Dahil

Alaina Costanza’nın hayatı büyülü şimşeklerin çaktığı fırtınalı bir gecede tamamen değişir. Aşk romanları yazarı, bir çocuk annesi ve geçmişte çok zor bir hayat yaşamış Alaina, bahçesine düşen yıldırımla gözlerini bir yüzyıl öncesinde açar ve kendi kitabındaki kahramanlardan biri olan tehlikeli kanun kaçağı Killian tarafından kaçırılır. Çok geçmeden Killian ve Alaina’nın karşılaşmasının bir tesadüf olmadığı ortaya çıkar. Alaina, Killian adındaki katili yalnızca hayal gücünün bir ürünü olarak var etmemiştir; onların buluşması, kavrayamayacakları kadar büyük bir gizemin zaman ve mekânı aşan gücüyle mümkün olmuştur. 

Fakat her büyünün bir bedeli vardır… Aşkı, tutkuyu ve kaderi anlayacakları ölümcül bir yolculuğa çıkan Alaina ve Killian artık büyük fedakârlıklarda bulunmak ve zamanla savaş vermek zorundadır.