Bram Stoker En İyi Korku Romanı Ödülü Adayı

Shirley Jackson En İyi Korku Romanı Ödülü Adayı

“Stephen Graham Jones’un edebiyatçılığı en az bu kitap içerisindeki canavarlar kadar güçlü.”

- Josh Malerman - 

“Melezler ağzımı açık bıraktı. Hatta nefesimi kesti. Son derece zeki, özgün, heyecan verici, korkutucu ve bir o kadar da insani.”

- Paul Tremblay - 

“Çavdar Tarlasında Çocuklar’ın, müziklerini Warren Zevon’un yaptığı eski bir korku filmiyle birleşimi gibi.”

- Kirkus - 

Korku edebiyatının postmodern yazarı Stephen Graham Jones’tan hayatta kalmak, ait olmak, kimliğini bulmak üzerine yazılmış ve kurtadam literatürüne derin bir çentik atan eşsiz bir büyüme öyküsü.

Tıpkı ailesi gibi o da bir dışarlıklıydı. Zorluklara rağmen katlanılabilir hayatını teyzesi Libby ve dayısı Darren’la birlikte onları anlamayan ve istemeyen bir toplumdan uzakta geçirmek zorundaydı. Melezlerdi onlar, bulanık kanlılar, hiçbir yere ait olamayanlar. Vakti geldiğinde teyzesi ve dayısıyla yollarda geçen bir yaşamı mı yoksa onlardan uzakta, yolun kenarında kalan diğer insanlarla geçen bir yaşamı mı tercih edeceğine kendi karar verecekti. Zira onun da bir kurtadam olup olmadığı yakın zamanda belli olacaktı.

Melezler şimdiki zamanla geçmiş arasında mekik dokuyan ve bu sayede kendini ve dünyadaki yerini anlamaya çalışan bir çocuğun unutulmaz panoramasını gözler önüne seriyor.

Dönüşüm yaklaştı… Ama korkma, içindeki canavar dışarıdan daha ürkütücü değil.

 

(Tanıtım Bülteninden)

₺20,00 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil

Arka Kapak Yazısı (Tanıtım Bülteninden)

İlk kitabı Şu Yağmur Bir Yağsa ile hem okurun hem de edebiyat çevrelerinin beğenisini kazanan Kâmil Erdem, Bir Kırık Segâh’ta da iz bırakan anların, gün yüzüne çıkmamış ruh hallerinin üstündeki perdeyi ustalıkla kaldırıyor. Nesneleri yalayan karanlığı, kalpten dudaklara bir türlü ulaşamayan sırları, hafızanın bastırılamayan seslerini betimlerken, sükûnetine gömülerek sıkıntılarını bir duvar misali ören insanları kendine has o derinlikli üslubuyla aktarırken belleklerde yer ediniyor.

Gündelik hayatın nobranlığına karşı nahif ama güçlü bir başkaldırıya kulak kabartıyoruz bir kez daha. Her şeye rağmen gülümsemeyi elden bırakmayan bir umutla…

₺11,20 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil

Georges Bataille’ın Lord Auch müstear adıyla 1928 yılında el altından yayınladığı Gözün Öyküsü, 20. yüzyıl edebiyat tarihinin en aykırı metinlerinden biridir. Sayısız değerlendirmeye konu olmuş, edebiyat eleştirisinden felsefeye, psikanalizden sinemaya farklı disiplinlerce ele alınmış bu metin, Battaile’ın estetik anlayışının dışavurumudur: Romaneskten ve psikolojik yorumlamadan arınmış kısa roman.

Çağrışımların büyüleyiciliğiyle ivme kazanan, provokatif hamleleriyle güçlenen ve sinemaya da uyarlanan bu erotika acının, şiddetin, ölümün ve cinselliğin kutsallığının iç içe geçtiği estetik, esrik ve “uygunsuz” bir başyapıt.

(Tanıtım Bülteninden)

₺11,20 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil

“Farklı seçimler farklı kaderler yazar.”

“Başkasında açtığımız yaralarla kendimizi iyileştirecek kadar acımasız ve bencildik aslında...”

Yaklaş biraz. Sana üç kadının hikâyesini anlatacağım. Biri olmadan diğerleri var olamayacak kadar yakın ve biri varken diğerlerini yaşatmayacak kadar uzak üç kadının hikâyesi bu. Ben anlattıkça sen onları sorgulayacaksın. Bazen çok kızacaksın yine de kendinden bir şeyler de bulacaksın.

Şimdi düşün!

Ne için savaşıyorsun hayatta?

Kaderine razı olanların tarafında mısın, yoksa olmak istediğin kişiyi var etmek için sınırları zorlayanların tarafında mı?

Ünlü olmak için neleri feda ederdin?

Aklınla mı alıyorsun kararlarını, yoksa vicdanınla mı?

Hiç yetim bir çocuğun gözlerinin içine baktın mı?

Korkularının üzerine mi gittin, yoksa onlardan kaçtın mı?

Peki, Tanrı’yı bir kez olsun sorguladın mı?

Kendini bulmak için ne kadar uzaklara gitmen gerekir?

Afrika ülkelerinde insanlar aç olmasına rağmen neden mutludur, hiç merak ettin mi?

Tüm hayatını geçmişini unutmaya adamak nasıl bir savaştır biliyor musun?

Aldatıldığını öğrensen terk etmeyi mi cesaret sayardın, yoksa kalmayı mı?

Karar ver. Sen hayatın neresindesin ve ne kadar ileri gidebilirsin?

Hep koşma, arada biraz soluklan. Hayatın akışını hisset. Bırak aklın üç karış havada olsun, beş karışa gerek yok; çünkü o üç karış bile tahmininden çok cesaret ister.

(Tanıtım Bülteninden)
₺20,00 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil

Güvendiğime pişman değilim.

Herkes kendine yakışanı yaptı,

güvenmek bana yakıştı, layık olmamak da ona...

Güvendiği kadar yanılan, yanıldığı kadar canı yanan,

canı yandığı kadar insanlardan soğuyan,

insanlardan soğuduğu kadar yüreğini kapatan kim varsa bilsin ki kalbinin sesini duyan var.

Gökte uçan kuşun, yerin altındaki karıncanın rızkını veren,

kalbinin şifasını da ödülünü de şüphesiz verecek.

(Tanıtım Bülteninden)

₺13,60 KDV Dahil
₺17,00 KDV Dahil

Yazının hayata, hayatın yazıya tercümesi poetik, politik ve etiktir. Bu yüzden Zifir Olsun! zehir zıkkım olsun… 



“Yazan, yazdığı kadar ve yazmak istediği kadar yazmıştır; muhtemelen. 

Yazanın, anlaşılmaz, kapalı ya da muğlak bırakması, okura bir tür saygıdır; belki de.”

(Tanıtım Bülteninden)

₺9,60 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil
Pelin Batu 
Pelin Batu 1978’de doğdu. Marymount Lisesi’nden mezun olduktan sonra New York Üniversitesi’nde edebiyat ve drama okudu. Boğaziçi Üniversitesi tarih lisansını bitirdikten sonra yine aynı okulda Batı Dilleri ve Edebiyatı bölümünde master ve doktorasını tamamladı. Sinema kariyerine FerzanÖzpetek ile başladıktan sonra pek çok filmde oynadı. İlk kitabı Glass/Cam 2003 yılında Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı. Bunu 2009’da ikinci şiir kitabı TheBook of Winds/RüzgârlarKitabı takip etti. 2013 yılında üçüncü şiir ve eskiz kitabı Resim Defteri yayımlandı. Belgesellerde görev aldı ve çeşitli televizyon programları hazırladı. Gazetelerde köşe yazarlığı yaptı ve Roll, Atlas Tarih gibi dergilerde yazı yazdı. Pek çok sivil toplum örgütüyle çalışıp Anadolu’da projeler yapmaktadır.
₺20,00 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil
Pelin Batu 
Pelin Batu 1978’de doğdu. Marymount Lisesi’nden mezun olduktan sonra New York Üniversitesi’nde edebiyat ve drama okudu. Boğaziçi Üniversitesi tarih lisansını bitirdikten sonra yine aynı okulda Batı Dilleri ve Edebiyatı bölümünde master ve doktorasını tamamladı. Sinema kariyerine FerzanÖzpetek ile başladıktan sonra pek çok filmde oynadı. İlk kitabı Glass/Cam 2003 yılında Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı. Bunu 2009’da ikinci şiir kitabı TheBook of Winds/RüzgârlarKitabı takip etti. 2013 yılında üçüncü şiir ve eskiz kitabı Resim Defteri yayımlandı. Belgesellerde görev aldı ve çeşitli televizyon programları hazırladı. Gazetelerde köşe yazarlığı yaptı ve Roll, Atlas Tarih gibi dergilerde yazı yazdı. Pek çok sivil toplum örgütüyle çalışıp Anadolu’da projeler yapmaktadır.
₺20,00 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil
Pelin Batu 
Pelin Batu 1978’de doğdu. Marymount Lisesi’nden mezun olduktan sonra New York Üniversitesi’nde edebiyat ve drama okudu. Boğaziçi Üniversitesi tarih lisansını bitirdikten sonra yine aynı okulda Batı Dilleri ve Edebiyatı bölümünde master ve doktorasını tamamladı. Sinema kariyerine FerzanÖzpetek ile başladıktan sonra pek çok filmde oynadı. İlk kitabı Glass/Cam 2003 yılında Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı. Bunu 2009’da ikinci şiir kitabı TheBook of Winds/RüzgârlarKitabı takip etti. 2013 yılında üçüncü şiir ve eskiz kitabı Resim Defteri yayımlandı. Belgesellerde görev aldı ve çeşitli televizyon programları hazırladı. Gazetelerde köşe yazarlığı yaptı ve Roll, Atlas Tarih gibi dergilerde yazı yazdı. Pek çok sivil toplum örgütüyle çalışıp Anadolu’da projeler yapmaktadır.
₺20,00 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil

Pelin Batu 
Pelin Batu 1978’de doğdu. Marymount Lisesi’nden mezun olduktan sonra New York Üniversitesi’nde edebiyat ve drama okudu. Boğaziçi Üniversitesi tarih lisansını bitirdikten sonra yine aynı okulda Batı Dilleri ve Edebiyatı bölümünde master ve doktorasını tamamladı. Sinema kariyerine FerzanÖzpetek ile başladıktan sonra pek çok filmde oynadı. İlk kitabı Glass/Cam 2003 yılında Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı. Bunu 2009’da ikinci şiir kitabı TheBook of Winds/RüzgârlarKitabı takip etti. 2013 yılında üçüncü şiir ve eskiz kitabı Resim Defteri yayımlandı. Belgesellerde görev aldı ve çeşitli televizyon programları hazırladı. Gazetelerde köşe yazarlığı yaptı ve Roll, Atlas Tarih gibi dergilerde yazı yazdı. Pek çok sivil toplum örgütüyle çalışıp Anadolu’da projeler yapmaktadır.

₺20,00 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil
LARA JEAN VE PETER’IN DÜZELTİLMİŞ SÖZLEŞMESİ  


 PETER HAFTADA BİR KEZ LARA JEAN’E MEKTUP YAZACAK. ELLE YAZILMIŞ MEKTUP, E-POSTA DEĞİL.  

LARA JEAN, PETER’I HER GÜN ARAYACAK. TERCİHEN YATMADAN ÖNCE GÜNÜN SON KONUŞMASI OLACAK.  

LARA JEAN, SEÇTİĞİ BİR DUVARA PETER’IN FOTOĞRAFINI ASACAK.  

PETER KUPÜR ALBÜMÜNÜ MASASININ ÜZERİNDE TUTACAK Kİ KENDİSİYLE İLGİLENEN BİRİ OLURSA SEVGİLİSİ OLDUĞU GÖRÜLSÜN.  

PETER VE LARA JEAN BİRBİRLERİNE HER ZAMAN DOĞRUYU SÖYLEYECEKLER, ZOR OLSA DA.  

PETER, LARA JEAN’İ HER ZAMAN TÜM KALBİYLE SEVECEK.  

“Tatlı ve komik.”  
 Entertainment Weekly  

“Han’ın hikâyesi zamanın ötesinde. Sonuyla hayranlarını memnun edecek tatlı bir aşk hikâyesi.”  
VOYA  


 LARA JEAN’İN 
OKULDAKİ SON YILI TEK KELİMEYLE HARİKA!  


Üstelik sabırsızlıkla beklediği daha pek çok şey var: New York’a yapılacak sınıf gezisi, erkek arkadaşı Peter’la gideceği okul balosu, mezuniyetten sonraki Plaj Haftası ve babasının düğünü. Sonrasındaysa Peter’la üniversiteye gidecektir, hem de hafta sonları eve gelip çikolatalı kurabiye yapabileceği kadar yakın bir üniversiteye.  
Genç kız hayatın daha iyi olamayacağını düşünür, ta ki bazı beklenmedik haberler alana dek.  
Değişimden korkan Lara Jean tüm planlarını baştan yapmak zorunda kalacaktır… Ancak kalbiniz ile aklınız farklı şeyler söylüyorsa hangisini dinlemelisiniz?
₺39,92 KDV Dahil
₺49,90 KDV Dahil
Kırık Burunlu Adam, Balzac Anıtı, Tunç Çağı, Öpücük, Calais Burjuvaları, Adem, Havva, Düşünen Adam... bunlar 19. yüzyılın en büyük isimlerinden Auguste Rodin’i özetleyen birkaç başyapıt olduğu kadar, büyük ustanın tamamlayamadığı ancak ölümünden sonra bronza dökülen opus magnumu Cehennem Kapısı’na giden yolun önemli durakları. 

Yaşamı boyunca bir taraftan büyük iltifat görüp aynı zamanda büyük tartışmalara sebep olan Rodin, kimi dergilere yazdığı yazılarda ve dönemin önemli adlarından Henri Dujardin-Beaumetz ile yaptığı görüşmelerde hem kendini var eden kavramları ve sanata olan yaklaşımını anlatıyor hem de tüm sanatçılara hak bildiği yolda nasıl ilerlemeleri gerektiğini gösteriyor. 

Elinizdeki kitap, doğayı kendine usta bellemiş bir sanatçının, sanatına ve hayata nasıl bir kararlılıkla yaklaştığını kendi sözleriyle ortaya koyuyor.
₺22,00 KDV Dahil
₺27,50 KDV Dahil
Aşk Şiirleri Antolojisi 
Mavi geçti... 
Öyle bir yazdı ki 
Sanki gökyüzünde oturuyorduk 
Seni öpmek gökyüzünü öpmek gibi 
Mavi bir şeydi 

Üzgün Kediler Gazeli 
o bir çay istemişti, trenin içinde 
biz tren yolcusuyduk, çölün içinde 
ben yalnız kalmıştım, senin içinde 
oysa kaç kişinin yerine sevmiştim seni! 
aşkı geçtik, gözlerini açabilirsin 

Keder Gibi Ödünç 
Keder gibi ödünç 
kahkaha gibi karanlık 
neş'e gibi yapraksız 
ve kasaba gibi akşamsız 
bu şiir peşimden 
bir başkası gibi geldi 

Zarf 
Bazı mektuplarsa boş yere 'zarf edilir' 
aşklar 'sarf edildikten' sonra, 
kelimeler toplanıp 'zarf edilirse' 
O mektup ne yazar ki 

Ölüm Bir Skandal 
Ben, Haydar Ergülen çocukluk, aşk, yokluk ve ölümden dört kitaba heves ettim ve ölümden başladım hiç istemeden hevesimi de aldım dersimi de aldım cinayet sürerken ölümü savunabilirim sandım ne iyilik var bu kitapta ne de iyi bir şiir hayat da ölüm de artık kötülüğe dair kelimeler kullanmadan yazılamazmış meğer sonunda anladım ve ilk kez bir kitabımı "Hiç kimseye hiçbir zaman" sözleriyle adadım böylece ölümün skandal olduğu bir çağda tuttum, hayatımın en kötü kitabını yazdım, evet, cinayeti bundan daha kötü anlatamazdım! 

Nar 
Kış büyük geliyor nara gidelim 
soğudu günlerin yüzü nara gidelim 
narın bir diyeceği olur da bize 
açılır yazdan binbir sıcak söz 
dilimiz kurudu burdan nara gidelim 
narın bir evi var pek kalabalık 
keşke biz de otursaydık orada 
ev büyük geliyor şimdi her oda 
bir ayrılık, çocuklar kapalı kutu, 
bahçeler dağınık: Bir salkım üzümü 
paylaşırken nasıl da bağ bahçe arkadaştık, 
meğer yapraklarından soymaya başlamış 
bahçeyi hırsız, bağ çıplak kalmış!
₺57,75 KDV Dahil
₺77,00 KDV Dahil
Barcelona’da bir yatılı okulda okuyan 15 yaşındaki Óscar Drai bir anda ortadan kaybolur. Yedi gün yedi gece boyunca Óscar’dan hiç haber alınamaz. 

Óscar şehrin eski bir mahallesini keşfederken tuhaf bir kızla tanışır. Kızın adı Marina’dır. Onu bir mezarlığa götürür. Birlikte her ayın son pazar günü yapılan bir ayini izlemeye koyulurlar. Sabah saat tam onda, siyah kadife pelerinli bir kadın, arabadan inerek isimsiz bir mezarın üzerine tek bir gül bırakır. 

Óscar ile Marina kadını takip ederler. Ve böylece, şehrin sokaklarının altındaki gizemli labirentte, dehşet dolu bir hikâye sarmalı içinde bekleyen karanlık sır perdesi aralanır. 

Rüzgârın Gölgesi ve Meleğin Oyunu gibi uluslararası çoksatan romanlarıyla İspanya’nın yaşayan en tanınmış yazarlarının başında gelen Carlos Ruiz Zafón’dan kült bir genç yetişkin romanı.
₺16,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
Odamda Yolculuk 
Dünyanın gizli saklı köşelerini, cennet mekânlarını ve zorlu güzergâhlarını dolaşan yolcuları şaşırtacak, genellikle küçümsenen ve göz ardı edilen bir coğrafyanın ilk gezi rehberini yazmıştır Xavier de Maistre: Odamda Yolculuk. Çevresi otuz altı adımdan ibaret 'kocaman' odasında kırk iki günlük zorunlu bir hapse mahkûm edilen 18. yüzyıl sonu yazarlarından Xavier de Maistre, tutsaklığını ironik bir özgürlük metnine dönüştürmeyi becererek edebiyat tarihine geçmiştir. Kendisini kısıtlayan dış koşullara inat, insanın kendi bedeniyle ruhunu birbirinden ayrıştırmasının mümkün olduğunu öne sürer Maistre; ruhunu istediği her yere, görmeyi arzuladığı her türlü güzelliğe gönderebilmekle birlikte, bedeninin bu yolculukta karşılaştığı yataktan koltuğa, masadan duvarlarda asılı tablolara kadar odanın topografyasını da ayrıntılı biçimde anlatmaktan geri kalmaz. 

Katip Bartleby 
"Yapmamayı tercih ederim." On dokuzuncu yüzyıl ortalarında, Wall Street'teki bir hukuk bürosunda çalışan az rastlanır kişilikteki bir kâtibin ağzından çıkan ve onun hayat felsefesini dile getiren bu ünlü cümle, o günden beri tekrarlanıp duruyor. Kâtip Bartleby, kendisine verilen görevleri yapmamayı tercih ettiğini söyleyerek çalışmanın sınırlarını pasif direnişle çizen bir öncü. İşini son derece kusursuz yapsa da günün birinde 'çalışmamayı tercih eden' Bartleby, hukuk bürosunun sahibi avukatın ağzından anlatılıyor. Kâtibinin inadıyla başa çıkamayan avukat, kapitalizmin kalesinde, devasa binaların duvarlarına bakan masasında, sadece çalışmayı değil yaşamayı da durduran, hiçbir işe yaramayan bu adamdan kurtulmak ister, sonunda akıl ve mantık dışı bir çözüme yönelir. Bartleby'nin hikâyesi, bireyin toplum kurallarına karşı tavrını yansıttığı kadar özgür irade ve determinizm konularına da bir pencere açıyor. Kendini dünyadan soyutlayan, özgürlüğünden taviz vermeyen Bartleby canının istemediği hiçbir şeyi yapmazken kâtibinin çalışmaması karşısında ona hem acıyan hem de öfkelenen avukatın bu direnişe gerekli tepkiyi göstermemesi şaşırtıcı ve düşündürücü. 

Ceza Sömürgesi 
Franz Kafka'nın suç ve ceza arasındaki ilişkiye farklı bir bakış açısı getiren Ceza Sömürgesi, İlknur Özdemir'in yeni çevirisiyle. Adı verilmeyen bir adada, acımasız bir zekâyla kurgulanmış bir mekanizmanın, suçlu ya da suçsuz olmasına bakılmaksızın mahkûm kılınmış insanları burokratik bir katılıkla ve doğal kabul edilen bir yaklaşımla "cezalandırdığı" bir tören. Bir yanda duygusal açıdan olaya mesafeli duran, suskun kalan 'tanık' gezgin, öbur yanda yasama, yurutme ve yargı yetkilerini kendinde toplamış ve bu sorumluluğu kendini kurban etme derecesine vardıran subay. İkisi arasındaki tezat, edilgenlik/etkenlik, kuşku/inanç, akıl/duygu gibi zıt kavramları mercek altına alıyor ve bunları gerçeklikle baş etmenin karşıt olasılıkları olarak okura sunuyor. 

Tembellik Hakkı 
Damadı olduğu Marx'tan ve Proudhon'dan etkilenmiş sıradışı Fransız Marksisti Paul Lafargue'ın zamana meydan okuyan manifesto niteliğindeki metni Tembellik Hakkı, kapitalizmin vahşi çalışma koşullarına olduğu kadar, çalışmaya övgüler düzen 20. yüzyılın Marksist klişelerine de erkenden savaş açmış bir eserdir. Bu kısa ve özlü metin, bir aylaklık övgüsünden ziyade, egemen liberal amentünün beyinleri istilasına karşı bir uyarıdır. Tarihsel bakımdan son derece zengin bu klasik metin, 19. yüzyılın kolektif zihin yapılarını analiz eden toplumsal, ekonomik ve entelektüel bir monografi sunarken, içinde bulunduğumuz 21. yüzyılda da güncelliğini korumayı başarmaktadır. Makineleşme sayesinde çalışma süresinin kısaltılabileceği, boş zamanın arttırılabileceği yönündeki Lafargue'ın görüşü, üzerinden geçen yaklaşık bir buçuk asra rağmen, çalışma ve tüketme mitlerinin egemenliğinin iyice pekiştiği, "hayat"a daha az yer kalan günümüz dünyasında hâlâ bir talep olarak yerini korumaktadır... 

Satranç 
Mart 1938'de, Almanya'nın Avusturya'yı ilhak etmesinden sonra Gestapo, pek çok manastırın malvarlığını yöneten Viyanalı ünlü avukat Dr. B.'y
₺65,60 KDV Dahil
₺82,00 KDV Dahil
1862 yılında Venedik, Avusturya ordusu ve kar tarafından esir alınmıştır. Avusturya imparatorunun üst düzey bir görevlisi bir geminin kamarasında öldürülmüş olarak bulunur. Görevlinin yanında taşıdığı son derece önemli evraklar da kayıptır. Cinayeti çözmek, yoksul düşmüş asil bir Venedikli ailenin son ferdi olan Commissario Tron'un görevidir. Avusturya ordusunun meseleye el koyması bile onu engelleyemeyecektir. Çünkü hayranı olduğu Principessa di Montalcino tehlikededir. Bu sırada Venedik'te bulunan Avusturya imparatoriçesi Elisabeth de Tron'un bu cinayeti bir an önce çözmesini istemektedir. Polisiye romanlarda alışageldiğimiz kahramanlardan çokfarklı birisi olan Commissario Tron, okuyucuyu Venedik'in tarih ve gizem kokan sokaklarında heyecanlı bir yolculuğa çıkarıyor. 
"Bir Kont neden polis olarak çalışır ki?" diye sordu Moosbrugger. 

Kendi Palazzo 'sunda yaşayan bir kontun polislik yapması, kafasını henüz buldukları iki cesetten daha çok karıştırmıştı. 

"Siz neden kamarot olarak çalışırsınız ki, Moosbrugger?" 

Moosbrugger'in kaşları kalktı. "Ben geçimimi sağlamak zorundayım Commandante." "Kont da öyle" dedi Landrini.
₺16,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
Hikâye, Antalya’nın Kaş ilçesinin Beymelek köyünde yaşayan fakir köylü Karabibik’in günlük yaşantısını, çevresini, sıkıntılarını ele alır. Nâbizade, Karabibik’te konu, hikâye tekniğinde ve Osmanlı yazınında o güne kadar görülmemiş yenilikler yapmıştır. Karabibik’in en önemli tarafı Anadolu köylüsünün hayatında kesitler vermesidir. Eserde köy hayatı tam bir gerçeklikle yansıtılır. Öyle ki konuşmalar bile köylü ağzıyla verilmiştir. Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatında köy konusunun işlendiği romanlarda köylünün fakirliği, derinlikli ve kapsamlı bir şekilde nasıl değerlendiriliyorsa Karabibik’te de bu fakirlik, borç batağı Nâbizâde Nâzım tarafından benzer şekilde işlenmiştir.
₺8,00 KDV Dahil
₺10,00 KDV Dahil
Vicdanım yüzünden kanun kaçağı değildim. Ben gerçekten de suçluydum. 
İngiliz bir aristokrat, bir Avrupa ülkesinin diktatörüne karşı suikast planlar. Fakat son anda başarısız olunca acımasız işkencecilerin eline geçer. Ona, ustalıkla planlanmış diplomatik bir ölüm hazırlarlar ama işler kontrolden çıkınca, aristokrat ellerinden kurtulur. Fakat aradığı güvenliği İngiltere’de dahi bulamaz. Aristokratın, peşindekilerden kurtulmak için her türlü statüyü ve medeniyeti ardında bırakması gerekecektir. 

Çünkü avcı artık bir av hâline gelmiştir… 



“Sıfır Teorisi hak ettiği şekilde, klasikler arasında yerini almış durumda. Heyecanlı bir hikâye... John Buchan’ın hikâyelerini anımsatıyor.” 
– Mail on Sunday (UK) 


“Sıfır Teorisi, heyecanından ve sürükleyiciliğinden hiçbir şey kaybetmeden ilerliyor. Onu 1939’da popüler yapan dönemin güncel ruhunu hâlâ korumakta; sebep ise bu kitabın zekice kurgulanmış atmosferinin ve dilindeki hiç eskimeyen canlılığın yanı sıra, olağanüstü senaryosunun da temelinde yatıyor.” 
– The Times 


“Acımasız bir diktatörün ajanları tarafından kovalanan bir adamın heyecan verici macera örgüsü…” 
–The Financial Times 


“Gerilim türünde bir klasik.” 
– Los Angeles Times
₺16,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
“…bu düşleyiş, olmayan bir dünyaya biteviye yapılan bu seyahatler, artık gerçek hayatın yerini alan bir yaşayış, aynen mehtap ışığında parlayan suları zümrüt bir ayna, o suya elini daldırdığında parmaklarının ucundan damlayan taneleri ise o zümrütten kesilmiş birer mücevher zannedip de tutmaya çalışan hayalperestin beyhude çırpınışı misali bir kayboluş olmuştu. Ben ise ellerimle sebebiyet verdiğim bu mahvoluşun şimdi acılı bir seyircisi olmaktan öteye gidemeyen bir hiçtim işte. Bir hiç, muğlak, titrek bir hayalet, soluk bir gölge.” 

Hodbinler… Bir hayalde yaşayıp ölecek olsalar bile hayalden de, hayattan da zevk alamayanlar, nereye baksa kendini görenler, o hüzünlü mağrurlar… 

Türkçe edebiyatın zengin mirası üzerine kurulmuş mükellef bir sofra, gülünesi bir sürükleniş, acıklı bir parodi, bir aşk, ihtiras ve ihanet nümayişi... Üslubu kaybettiğimiz bir zamandan, o zamana ait hayatlardan akseden bir tebessüm, lisanı eski güzel günlerin lisanına istihza dolu bir gönderme. 

Hodbinler, dil zenginliği, kurgusu ve her satırına sinmiş hicviyle okuru büyüleyecek. Ustalığını daha ilk romanında ortaya koyan Saruhan Doğan, Türk romanında iddialı bir sayfa açıyor!
₺20,80 KDV Dahil
₺26,00 KDV Dahil
“Kaba. Cahil. Yeterince tatlı, yeterince çekici ama asla bir kahraman ya da her şeyiyle soylu ve her şeyi bilen bir erkek değil. Biraz aptal, bilirsin. Biraz özürlü. Biraz salak. Ama hâlâ ateşli, bazen çekici ama eğer gerçeği söylemek gerekirse, ruhunda hâlâ bir parça memurluk olan biri ve sonra, evli olsun olmasın –her ne kadar evlilik işleri hızlandırıyorsa da– Rodolphe olan ve Leon’a dönüşen kişilik artık Bovary hâlini alır. Kilo almıştır. Dişlerini diliyle temizler. Çorbasını höpürdeterek içer. Hantaldır, cahildir, kabadır, ona arkasından bile bakmaya tahammül edemezsin. Başlangıçta sinirlerini ayağa kaldırır, sonunda seni deliye çevirir. Seni sıkıcı varlığından kurtaracak olan prensin, artık sıkıcılığın tam ortasında miskince oturmaktadır. Bön bön. Ve sonra felaket. Şu ya da bu şekilde, her ne iş yapıyorsa bir güzel üzerine sıçar. Tıpkı Hippolyte’li zavallı Charles gibi. Ayaktaki bir iltihap gibidir ve adamı kangren eder. Bir zamanların mükemmel erkeği artık bir fiyaskodur. Onu öldürebilirsin. Gerçekler, hayalleri mağlup etmiştir.” 


Philip Roth
₺15,20 KDV Dahil
₺19,00 KDV Dahil
Nasreddin Hoca 15. yüzyıldan itibaren yazılı kaynaklara geçmiş bir ulu kişi… Nükteye, latifeye düşkün insanımızın çağdan çağa, dönemden döneme değişse de çok farklı kaynaklardan beslenmiş büyük bir “Nasreddin Hoca Fıkraları Külliyatı” oluşturduğu, bu külliyatı küçük bir kartopu gibi eskilerden bugünlere yuvarlaya yuvarlaya büyüttüğü, bir çığ haline getirip geliştirmeye, beslemeye devam ettiği de bir gerçek. 
Dr. Mustafa Duman’ın uzun yıllar sürdürdüğü çalışmalar sonucunda hazırladığı Nasreddin Hoca ve 1616 Fıkrası adlı bu kaynak kitapta, Nasreddin Hoca hakkında en yeni bilgiler, yeni tespitler, kaynakları ve çeşitlemeleriyle 40 halktan ve 40 dilden derlenmiş, ona bağlı olarak anlatılan 1616 fıkra yer alıyor. 

Kitabın ilk bölümünde Nasreddin Hoca konusundaki bilgi ve belgeler inceleniyor,  fıkralarının yayılma alanları gösteriliyor, onun bazı fıkralarının sonradan Arap fıkra kahramanı Cuha'ya nasıl bağlandığı, bazı fıkralarının Binbir Gece Masalları'na nasıl girdiği belgeleriyle gösteriliyor. Kitabın fıkraları içeren bölümünde ilk olarak, 15. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar tarihlenen otuzdan fazla yazma kitaptan alınan 489 Nasreddin Hoca fıkrası yer alıyor. Basma Nasreddin Hoca kitaplarının prototipi olan Menâkıb-ı Nasreddin Efendi adlı yazmanın tamamı da burada yer alıyor. Fıkraların ikinci bölümünde ise, sözlü ve yazılı kaynaklardan derlenen toplam 1127 fıkraya yer veriliyor. 
Şakacılığı, hazırcevaplığı ve keskin zekâsıyla Türk dünyasının ortak fıkra tipi olan Nasreddin Hoca, Türkiye'de ve dünyada en çok Nasreddin Hoca fıkrası içeren bu değerli çalışmayla bir kez daha gün ışığına çıkıyor. 

“Nasreddin Hoca ve 1616 Fıkrası, kendisinden yararlanacaklara, belli bir birikime, hatırı sayılır bir deneyime, biraz da iyi niyete sahip iseler, çok şey verecek, Nasreddin Hoca konusunda artık eskisinden daha fazla şeyler bilmemizin gerekli olduğunu gösterecek, istersek bizi daha büyük zenginlikleri keşfetmeye zorlayacaktır.” 
M. Sabri Koz
₺47,20 KDV Dahil
₺59,00 KDV Dahil
Vatandaş Berzinš, bir taraftan eski bir oyunu her yönüyle güncellerken 
diğer taraftan keskin bir ironiyle bürokrasinin mıcır dolu çıkmaz 
yollarını makaraya sarıyor. 
Hakkı Kurtuluş, Melik Saraçoğlu ve 
Deniz Arslan her sayfasında sarmalı daha da genişleyen bir kolektif oyuna imza atıyor.
₺12,00 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil
Orada merhamet varmış, burada acı 
Kanlı yazılıp şanlı okunan tarih sayfaları 
Kuzeyi, güneyi, doğusu ve batısı dünyanın 
Atlasa işlenmemiş yeryüzü sayhaları 
Yeni bir çağın doğum sancıları 
İçlenmiş çocukların masumiyet şarkıları… 
Şimdi biz ordularız vuruşuruz kana kan 
Şimdi biz aşıklarız sevişiriz cana can 
Şimdi biz İbrahimiz, İsmailiz, Hüseyiniz ve Yezid 
Uzak Asya, Orta Doğu, Anadolu 
Dersim, Madımak, Başbağlar, Dandanakan.
₺8,00 KDV Dahil
₺10,00 KDV Dahil
Kuzey Kayahan Saran'ın ilk öykü kitabı İki Ayaklı Hüzün. Zamana ve anılara dokunan, bazen sokaklarda gezdiren, bazen uzak bir gölgeyi arayan, ruhu derinlere sürükleyen, bir düşten kopup kıyıya vuran öyküler... 

“Bir şey havalandı gökyüzüne, gördüm. Bakışlarındaki sevgi döküldü. Beni görmedi. Yığıldı yere. Karanlığı çığlığımla yırtmak istedim, olmadı. Köpekler, şeytanı görmüş gibi uluyorlardı.”
₺11,20 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil
6 Mayıs 1941 tarihinde Erzincan'ın Tercan ilçesinin Mantarlı köyünde doğan Hüseyin Bulut, genç yaşlarında şiirlerini yazmaya başlamıştır. 60 yıllık evliliğinin ardından, bu kitabı tüm sevdiklerine hatıra olarak ithaf etmiştir. 

GÜZEL KÖYÜM 

Küçükken senden kuzular otardım 
Şimdi uzağım senden güzel köyüm 
Dedem babam hep sende yaşadılar 
Hatıralarla dolusun sen güzel köyüm 

Sanma ki ben her an özlemem seni 
Her bir anıların ağlatır beni 
Gördüm ki yıkılmış köyün her yanın 
Gene sana geleceğim ey güzel köyüm 
İnan ki sana kızarak göçmedim 
Yoksulluktan kurtulmaktı amacım 
Çokça gezdim koca bu Avrupa’yı 
Senin güzelliğini bulamadım köyüm 

Bulut’um yüreğim çok çok yaralı 
Gezip dolaşmamda belidir halı 
Sana bakmasa da muhtar ve vali 
Bir gün sana geleceğim güzel Köyüm 

10.05.2002
₺16,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
HİKÂYE BİR TRENDE BAŞLIYOR…  

Yıl 1956. Dünyayı Üçüncü Reich ve Japon İmparatorluğu yönetmektedir. Büyük Zaferi anmak için yönettikleri iki kıtayı da kapsayan bir motosiklet yarışı düzenlenir. Ödülse artık halkın arasına karışmayan Adolf Hitler’i, Tokyo’daki Zafer Balosu’nda görebilme şansıdır.  

Eski bir toplama kampı tutsağı olan Yael çok fazla acıya tanık olmuştur ve kaybettiği sevdiklerini her zaman hatırlamak için koluna beş kurt dövmesi yaptırmıştır. Direniş ona tek bir görev verir: Yarışı kazan ve Hitler’i öldür. Görünüşünü değiştirebilme yeteneğiyle Yael, önceki senenin tek kadın yarışmacısı Adele Wolfe’nin yerini almalıdır. Yael diğer yarışmacılarla yakınlaştıkça kimliğini koruması ve görevine sadık kalması için gerektiği kadar acımasız olabilecek mi?  

“Çılgınca ve güzel, heyecanlı ve etkileyici. Bayıldım! Devamını iple çekiyorum.” 
The New York Times çoksatan yazarı Laini Taylor
₺31,92 KDV Dahil
₺39,90 KDV Dahil
Yazma meselesini sürekli sorgulayan her yazar, hele durağanlığın bittiği, yerin yerinden oynadığı şu dünyada, elbette birtakım sıçramalar yapacaktır. Artık yazının bir değeri kalıp kalmadığını da sorgulayabiliriz. Ama şu aşamada, yazı sürdükçe demek istiyorum, bir evin bir köşesinde ‘huzur içinde bunamaya terkedilmek’e boyun eğemiyorum. İçinde yaşadığım zaman çok karmaşık, kaotik. Bu durumda nasıl huzur içinde ölebilirim ki? 

Başka Karşılaşmalar, Adalet Ağaoğlu’nun deneme, değini ve söyleşilerinden oluşan bir derleme. Karşılaşmalar’da olduğu gibi, yazar yine okurunu karşılıyor bu kitapta. Ancak bu kez başka kentlerde “karşılaşıyor”, müzeleri ve sergileri geziyor, radyo ve tiyatro kulislerinden geçiyor, sinemaya uğruyor, çeşitli objelere dokunuyor. Başka Karşılaşmalar’da Ağaoğlu, başka karşı duruşlar sergiliyor.
₺16,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
Cumhuriyetin ilk opera sanatçılarından Semiha Berksoy ve hayat hikâyesiyle Türk resim sanatının en “trajik” adlarından Fikret Muallâ. 
1930’ların İstanbul’unda başlayan ve âşıkları kıskandıracak yakınlıktaki dostluk, Fikret Muallâ’nın bir daha dönmemecesine gittiği Fransa’da samimiyetini ve yakınlığını hiç yitirmeden mektuplarla devam eder. Ta ki Muallâ’nın ölümüne kadar… 
Semiha Berksoy’un hayattayken bir araya getirdiği malzemelerden oluşan İki Aykırının Mektupları, bu iki çizgidışı insanı mektuplarında buluşturuyor.
₺20,00 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil
“Sesler… Bu sesler Abdullah’ı deli edecekti. Bomba atıldığında bir şey görmüyorlardı ama o sesler, onlar yok mu… 
“Sesler… Tarifi zor ve imkânsız seslerdi. Filmlerde tank, top sesi olur ya… öyle değil, çok farklı, çok korkunç sesler. O sesin içinde her şey vardı, yıkım vardı, ölüm vardı.” 

O SESLER bombardıman altındaki bir şehri, Diyarbakır’ı anlatıyor. Hikâye, yüz gün boyunca Sur’un bombalanmasının ve Sur’da yaşanan çatışmaların şehri nasıl etkilediğine, bombardıman altındaki şehirde gündelik yaşamın nasıl aktığına, farklı kesimlerin bu dehşeti nasıl deneyimlediğine odaklanıyor. Yoksul mahallelerde, okullarda, hastanelerde, pazarda, sokak aralarında, korunaklı sitelerde, camilerin içinde... 

Yazar, bomba seslerinin altında şehri dolaşırken hem ülkenin batısında hem de bölgede ön plana çıkan değerlendirmelerle de bir hesaplaşma içine giriyor. Şehrin farklı kesimlerinden gelen insanların çatışmalar sırasındaki yaşam pratiklerine yönelerek şablonları, klişeleri, yargıları, aşağılamaları ve yüceltmeleri… aşmaya girişiyor.
₺15,20 KDV Dahil
₺19,00 KDV Dahil
Huzur Bozan Nasreddin 1943, 1946 ve 1959 yıllarında sinemaya uyarlandı; Rus-Sovyet klasikleri arasındadır ve yıllardır Rusya’da ortaokul ve liselerde Dostoyevski, Tolstoy, Gogol, Turgenyev, Çehov, Gorki gibi isimlerin klasikleriyle bir arada okunması tavsiye edilmektedir. Daha çok fıkralarıyla günümüze gelmiş Nasreddin Hoca’nın bir solukta ve keyifle okunacak bu romanı sizi kâh güldürecek, kâh heyecanlandıracak, kâh da düşündürecek... 
Kimdir Nasreddin Hoca? Gerçekten ülkenin ve insanlarının huzurunu mu bozar yoksa hükümdarların ve hükümdar takımlarının korkulu rüyası mı olur? Onun en büyük düşü, diyordu Solovyov, tüm insanların açgözlülük, kıskançlık, düzenbazlık ve kötülük nedir bilmeden kardeş gibi yaşayabilecekleri, kötü günlerinde birbirlerine yardım edecekleri bir dünya... Fakat o, insanların yanlış yaşadıklarını, birbirlerine baskı yaptıklarını, birbirlerini köleleştirdiklerini ve ruhlarını türlü türlü iğrençliklerle lekelediklerini üzülerek görüyordu. Dünyanın dört bir köşesinde ölüm fermanı çoktan yazılmıştı Nasreddin Hoca’nın. Her yere ajanlar salınmış, cellat takımı bıçaklarını bilemiş, bekler durumdaydı. Ölmeye niyeti yoktu Hoca’nın. Yaşamak ölümden daha değerliydi. Korkmuyordu çünkü biliyordu Nasreddin Hoca: 
“Hakikat karşısında galip gelmek, asla yalana has değildir.”
₺16,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
“Tiptree, yazıda ve üslupta ‘erkek’ ile ‘kadın’ın ne olduğunu belirleyen sınırları yerle bir etti.” –Ursula K. Le Guin 

Hugo En İyi Kısa Roman Ödülü 

Alice B. Sheldon 1967 yılında James Tiptree Jr. adıyla bilimkurgu yazmaya başladığında kimse onun aslında bir kadın olduğunu bilmiyordu. Bu durum ortaya çıktığında ise insanlar ne şaşkınlıklarını gizleyebilmiş ne de yazarı takdir etmekten kendilerini alabilmişti. Ötekilikten cinsiyete, gerçeğin yanıltıcılığından insanın evrendeki yerine kadar pek çok konuyu eşsiz üslubuyla anlattığı onlarca eserinin en önemlilerinden biri olan Uzaktan Kumandalı Kız'da ise Tiptree yalnızca kendisinin yazabileceği, feminist, antikapitalist bir siberpunk hikâye ortaya koyuyor. 

Kurumlarca yönetilen bir yakın gelecek. Reklamların yasaklandığı bir distopya. Bu durumla baş etmek için farklı yöntemler deneyen şirketler. Bu mücadele sonucunda ortaya çıkan ve tek görevleri alışveriş yaparken görüntülenip subliminal reklamların bir parçası olmak olan popüler kültür ikonları – yani geleceğin tanrıları. 

Kendi halinde bir kız olan ve hastalığından dolayı fiziksel olarak fazlasıyla deforme hatta çirkin P. Burke hiç beklemediği bir anda hayatının fırsatıyla karşılaşır. Elinde artık bir tanrı olma fırsatı vardır, hem de insan elinin ürettiği en güzel canlılardan biri olarak, Delphi olarak. 

Kilometrelerce öteden P. Burke’ün kumanda etmesiyle dünyayı sarsmaya başlayan Delphi şöhret basamaklarını hızla tırmanırken bu akıldan yoksun Kumandalı’nın arkasındaki Burke de yaşam amacını bulmuş gibidir. Ta ki bu sahte bedenini fazla benimseyip âşık olana dek. 

İnsanı insan yapan bilinci midir? Ruh mu bedene hapistir yoksa beden mi ruha? 

Uzaktan Kumandalı Kız, hayallerin yeniden bedenlenme süreci. 

Ursula K. Le Guin’in önsözüyle
₺8,00 KDV Dahil
₺10,00 KDV Dahil
Zamanı düz bir çizgi gibi düşünmeyi bırakmalısın. Hayır, o ilerlemiyor. Tam tersine, bizi hapseden bir zindandan ibaret. Geçmiş, gelecek ve şimdi aynı anda buradalar. Vakit, bir kavanozdaki balığın içinde dönüp durduğu sudan ibaret. Balık istediği yöne doğru gidebilir: İlerlediğini zanneder, sonsuzlukta kaybolmaktan korkar; fakat görebileceği en son nokta kavanozun cam duvarlarıdır. Bir görünmezliğe toslar kendini. Zamanı anlamak istiyorsan, kavanozun dışında nefes almayı öğrenmelisin.
₺11,20 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil
FLORA BANKS’İN TEK ANISI 
KENDİNİZE BİLE GÜVENEMEZKEN KİME İNANABİLİRSİNİZ? 
 Flora geçirdiği bir hastalık sonucu kısa süreli hafıza kaybı yaşamaktadır. 

Bu yüzden gündelik hayatta arkadaşının esprileri, ailesinin tembihleri veya kaç yaşında olduğu gibi en basit şeyleri bile hatırlamamaktadır. 

Sonra bir gün öpmemesi gereken birini öper… Ve ertesi gün her şeyi hatırlar.  

On yaşından beri hatırladığı ilk şey bu öpücüktür. 

Fakat çocuk artık çok uzaklardadır. 

Hafızası olmayan genç kız, hafızasında iz bırakmayı başarabilen çocuğu bulmak için imkânsız bir yolculuğa çıkacaktır…  
Ellerime baktım. Birinin üzerinde FLORA, CESUR OL yazıyordu. 
 “Büyüleyici, heyecan verici ve acı verecek kadar güzel. Flora Banks’in Tek Anısı akıllardan çıkmayacak. Uzun zamandır okuduğum en iyi gençlik romanlarından.”  
Jennifer Niven, The New York Times çoksatanı Hayatın Kıyısında’nın yazarı 

“Barr’ın kitabı ışıltılı ve sürükleyici bir hikâyeye sahip, son sayfaya kadar elinizden bırakmayacaksınız.” 
Entertainment Weekly 

“Olağanüstü bir biçimde dokunaklı ve özgün; gizemler ve yalanlar, aşk ve ayrılık üzerine hem yürek sızlatan hem de hayata hoş dokunuşlar yapan bir öykü.” 
Daily Mail 

“İnanılmaz bir yolculuk, büyüleyici bir hikâye, ustaca kaleme alınmış bir gizem.”  
Booklist 

“Gençlik romanları ve psikolojik gerilim hayranları için mükemmel bir kitap.”  
Bustle 

“Amneziyle yaşamanın ve kendini keşfetmenin etkileyici tasviri.” 
Kirkus Reviews 

“Okurlarda iz bırakacak.”  
VOYA 

“Sürükleyici… Hikâyenin sonunu tahmin edemeyeceğinizi temin ederiz.”  
HelloGiggles 

“John Green ile Rainbow Rowell tarzı başarılı bir öykü. Esprili ve dokunaklı olsa da satır aralarında daha karanlık bir atmosfere sahip. Kişinin kendini bulması üzerine, tüyleri diken diken eden bir roman.”  
View Magazine
₺30,40 KDV Dahil
₺38,00 KDV Dahil
İKİZLER 
  
PEARL VE STASHA ADLI İKİZ KARDEŞLERİN  
ÖLÜM MELEĞİ MENGELE’NİN İNSANLIK DIŞI DENEYLERİNE  
VE AYRILIĞA DİRENİŞLERİNİN ÖYKÜSÜ…  

1944 yılında Pearl ve Stasha, karanlık bir yük vagonunda geçmiş hayatlarından koparılarak anneleri ve büyükbabalarıyla birlikte Auschwitz’e gönderilirler. Bu cehenneme vardıkları ilk gün ailelerine veda etmek zorunda kalan ikizler, dehşet verici şeyler deneyimleyecekleri bu yabancı ortamda tıpkı anne karnında olduğu gibi birbirlerinin varlığıyla teselli bulurlar. Ancak Mengele’nin üzerlerinde yaptığı korkunç deneylere katlanırken birbirlerinden ayrı düşeceklerinden bihaberdirler.  
O kış düzenlenen konserde Pearl ortadan kaybolunca Stasha hem ikizinin yasını tutar hem de onun hayatta olma ihtimaline tutunur. Auschwitz’deki esirler, Kızıl Ordu’nun müdahalesiyle özgür kaldığında intikam arzusuyla yanıp tutuşan Stasha ve arkadaşı Feliks, harap olmuş Polonya boyunca seyahat eder. Mengele’yi yakalayıp ondan intikam alma düşüncesi yolculuklarında onlara güç verir. İnsanlığın savaş yüzünden ne hale geldiğini gören arkadaşlar, bu bitap dünyada yepyeni ve umut dolu bir geleceğin hayaliyle ayakta kalırlar.  
İkizinin eksikliğini hisseden Stasha, diğer yarısı Pearl’ü ölü ya da diri bulabilecek midir?  
Hayat, zulme direnen bu gençlerin yüzüne bir kez daha gülecek midir?  


 “Sıra dışı bir üslupla ele alınmış bir cesaret öyküsü: kısa ve öz, güzel ve anlamlı, sürükleyici ve yürek parçalayıcı. Baştan sona olağanüstü bir anlatı.”  
DAVID WROBLEWSKI, Edgar Sawtelle’in Öyküsü’nün yazarı  

“Konar, Dr. Josef Mengele’nin çocuklar, özellikle de ikizler üzerinde yaptığı deneylerin sarsıcı ve acıklı hikâyesini ele alan sürükleyici bir çıkış romanıyla karşımızda.” 
NEW YORK TIMES  

“İkizler, hayranlık uyandıran ve korku nedir bilmeyen bir yazar olan Affinity Konar’ın bize değerli bir armağanı. Gerçeğe dönüşmüş kâbus gibi bir evrende büyülü sözler söyleyerek, ışığını saçarak dolaşıyor âdeta.”  
KAREN RUSSELL  

 “Affinity Konar’ın her cümlesinde ayrı bir anlam yatıyor. Yazar, kızları karşımıza sadece kurban olarak çıkarmayarak kendi farkını ortaya koyuyor: Onlar hayatta kalmaya çalışan kusurlu ve unutulmaz kahramanlar. İnanılmaz derecede güzel bir roman.”  
PUBLISHERS WEEKLY  

“Konar, iki cesur anlatıcının duygusal hayatlarını sarsıcı derecede gerçekçi kılıyor... Yazarın kahramanlarının deneyimlerini, hayatta kalma becerilerini ve isteklerini, soykırım karşısında gösterdikleri direnci, her şeye rağmen geleceğe dair umutlarını ve Pearl’ün dikkate şayan bağışlama gücünü ustaca tasvir edişi, okurun aklında oluşabilecek tüm şüpheleri ezip geçiyor... Konar’ın Auschwitz cehennemini betimlerken aynı zamanda mahkûmların direnişlerini, en korkunç ızdırapları çekseler de umuda tutunuşlarını ve Elie Wiesel’ın sözleriyle ‘insanlık dışı bir dünyada’ insan kalma çabalarını da gözler önüne sermesi, İkizler’in en akılda kalıcı yanı.”  
MICHIKO KAKUTANI  

“Cesaret ve ustalıkla kaleme alınmış, büyük üstatların efsanevi hikâyeleri kadar güçlü ve çarpıcı bir çıkış romanı.”  
CHIGOZIE OBIOMA
₺31,92 KDV Dahil
₺39,90 KDV Dahil

ÜRÜN AÇIKLAMASI

KAN SOYU 
KISIM I 

DOĞRULUK KILICI SERİSİ 3 


 İMPARATORLUK DÜZENİ ORTA DİYAR’A ÖLÜM SAÇARKEN 
RICHARD EN YAKININDAKİLERİ KURTARABİLECEK Mİ? 


Richard Rahl ve Kahlan Amnell, Yeni Dünya’yı kuşatan kadim güçlere karşı direnmektedir. Öylesine dehşet güçlerdir ki bunlar, dünyayı en son tehdit ettiklerinde onları yenebilmek için geldikleri yer olan Eski Dünya’nın mühürlenmesi gerekmişti. Ancak şimdi tüm engeller yıkıldı ve Yeni Dünya tekrar onların güçlerinin akınına uğradı. 
Savaş, canavarlar ve ihanet dünyaya yayıldı ve sadece Richard ile Kahlan dünyayı akla hayale gelmeyecek vahşilik ve yıkımdan kurtarabilir. 

“Cesaret ve coşkuyla kaynayan destansı bir epik fantastik seri.”  
Publishers Weekly  

“Goodkind, orijinal, heyecan verici ve tatminkâr bir roman sunuyor.”  
Marion Zimmer Bradley  

 “Karakterler ve dünyaları sayfaları çevirdikçe âdeta canlanıyorlar. Goodkind harika bir iş çıkarmış.” 
Booklist  

“Terry Goodkind okurlarını bir efsunun içine çekip kurtulmalarına imkân tanımıyor.” 
Publishers Weekly  

“Pek çok zengin detayla taçlandırılmış bir dünya ve harika kurgulanmış karakterler fantastik edebiyat okurlarını cezbedecek.” 
Library Journal  

“Doğruluk Kılıcı serisini okumaya başlayanlar bir daha ellerinden bırakamayacaklar. Büyüleyici!” 
Romantic Times  

“Romanın karakterleri ve dünyaları Terry Goodkind’la âdeta gerçek bir hayat bulmuş.”  
Roland Green  

“Bu kitap yazarın şöhretini ileriye taşıyor. Bunun için gereken bütün unsurlara sahip; sempatik bir kahraman, güzel ve gizemli bir kadın, bütün dünyayı ele geçirmeye çalışan bir cani, artık eski gücü kalmayan bilge bir büyücü, iyilerin ya da kötülerin tarafını tutanlar, canavarlar, büyü ve sıradışı kültürler… Goodkind orijinal bir hikâyeyle karşımızda.” 
Science Fiction Chronicle  

“Harika karakterler, güçlü bir hikâye ve unutulmayacak sahneler.” 
Gordon R. Dickson

₺31,92 KDV Dahil
₺39,90 KDV Dahil
KAN SOYU 
KISIM II 
  
DOĞRULUK KILICI SERİSİ 3 

BÜYÜCÜLERİ YOK ETMEYE YEMİNLİ KAN SOYU BU SEFER KAHLAN’IN PEŞİNDE! 

Eski ve Yeni Dünya’da güç dengeleri sürekli değişirken Kâhinler Sarayı’nın başına yeni bir Başrahibe geçer. Richard hiç beklenmedik müttefikler kazanırken kadim bir sırrı çözebilmek için hayatını riske atar. Ancak Richard’ın aklında ve yüreğinde tek bir soru vardır: Bütün dünyayı kötülüğün pençelerinden kurtarmaya çalışırken en sevdiklerini kurtarmaya gücü yetebilecek mi? 

Dünyanın öbür ucundaki İmparatorluk Düzeni önüne çıkan her şeyi yok ederek ilerlerken Richard kendini tam anlamıyla kuşatılmış ve kimseye güvenemez bir halde bulur.  

“Doğruluk Kılıcı serisini kesinlikle kaçırmamalısınız.”  
SF Reviews  

“Terry Goodkind, ilk sayfasından itibaren inanılır, özlü ve heyecan verici bir roman yazmış.” 
Fantasy Book Review  

 “Harika karakterler, güçlü bir hikâye ve unutulmayacak sahneler.” 
Gordon R. Dickson 

“Terry Goodkind okurlarını bir efsunun içine çekip kurtulmalarına imkân tanımıyor.” 
Publishers Weekly  

“Pek çok zengin detayla taçlandırılmış bir dünya ve harika kurgulanmış karakterler fantastik edebiyat okurlarını cezbedecek.” 
Library Journal  

“Doğruluk Kılıcı serisini okumaya başlayanlar bir daha ellerinden bırakamayacaklar. Büyüleyici!” 
Romantic Times  

“Romanın karakterleri ve dünyaları Terry Goodkind’la âdeta gerçek bir hayat bulmuş.”  
Roland Green  

“Bu kitap yazarın şöhretini ileriye taşıyor. Bunun için gereken bütün unsurlara sahip; sempatik bir kahraman, güzel ve gizemli bir kadın, bütün dünyayı ele geçirmeye çalışan bir cani, artık eski gücü kalmayan bilge bir büyücü, iyilerin ya da kötülerin tarafını tutanlar, canavarlar, büyü ve sıradışı kültürler… Goodkind orijinal bir hikâyeyle karşımızda.” 
Science Fiction Chronicle 

“Karakterler ve dünyaları sayfaları çevirdikçe âdeta canlanıyorlar. Goodkind harika bir iş çıkarmış.” 
Booklist
₺31,92 KDV Dahil
₺39,90 KDV Dahil
HER YER GÖKYÜZÜ 
  
KARDEŞİZ, KLARNETÇİ, LAZANYA ŞEFİ, BİR ROMAN KAHRAMANINA KAFAYI TAKMIŞ VE UMUTSUZCA ÂŞIK… 

On yedi yaşındaki Lennie Walker tüm zamanını ablası Bailey’nin gölgesinde huzurlu ve güven içinde geçirmektedir. Ancak Bailey’nin ani ölümünden sonra ne yapacağını bilemeyen Lennie hayatının başrolünü üstlenmek zorunda kalır ve kendisini, ablasının tıpkı onun gibi yas tutan erkek arkadaşı sessiz ve baştan çıkarıcı Toby ile kasabaya yeni taşınan, hayat dolu müzik dâhisi Joe arasında buluverir. Biri Lennie’yi hüzünden kurtarırken öteki hüznüyle teselli etmektedir. Ama üçünün yolları kesiştiğinde Lennie’nin dünyası paramparça olacaktır… 
  
Sevgiyi el üstünde tutarken acı bir kaybı irdeleyen bu romanda Lennie’nin, etrafındaki gürültüde kendi melodisini bulma çabaları son derece içten, gerçekten şamatalı ve kesinlikle unutulmaz.     


“Bağımlılık yapan, romantik, hüzünlü ve zekice yazılmış bir kayıp öyküsü... aynı zamanda unutulmaz bir kendini keşfetme hikâyesi. Hemen bu övgüyü okumayı bırakıp kitabı okumaya başlayın!” 
 Gayle Forman, The New York Times çoksatanı Eğer Yaşarsam’ın yazarı 

“Mizah, müzik, şiir ve hayatla dolu bu roman ihanet ve affetmeyi gerçekçi karakterlerle yeniden betimliyor.” 
School Library Journal 

“Bilgece yazılmış… Üstelik çok keyifli.”  
Zoe Sugg, The New York Times çoksatanı Çevrimiçi Kız’ın yazarı 

“Tutkulu, hassas, ince detaylarla bezeli ve karşı konulmaz bir kitap.”  
VOYA 

“Nelson’ın kayıpla başa çıkmaya dair bu samimi ve hassas ilk romanı romantizm ve tutku dolu.”  
The Horn Book 

“Aşk ve kaybetmek konulu bu muhteşem hikâyede Nelson bizi güldürecek ve ağlatacak birçok karakterle tanıştırıyor.”  
NPR, “The Roundtable”  

“İnsanın içine işleyen bir öykü.”  
The Denver Post 

“Rüya gibi imgelere sahip bu kitapta okurlar, Lennie’nin içsel çatışmalarını ve hayatla kurduğu ilişkiyi okumaktan büyük keyif alacak.”  
Publishers Weekly 

“Uzun süredir bir öyküye ve karakterlerine böylesine âşık olmamıştım. Nefes kesici, yürek parçalayıcı ve çok komik. Dünyayı sarsacak bir öykü.” 
An Na, Michael L. Printz Ödülü ve Amerika Ulusal Kitap Ödülü Finalisti
₺28,00 KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil
BAYAN UKALA 
  
BİRİ ŞAMPANYA, DİĞERİ BİRA.  
BİRİ ATEŞ, DİĞERİ DUMAN.  
HAZIR OLUN! GÖSTERİ BAŞLAMAK ÜZERE.  

Francesca, Avrupa’nın sosyetik ortamlarından çıkmayan bir İngiliz güzelidir. Ama şimdi meteliksiz kalmış, komik bir kostümün içinde ıssız bir yolda topallamaktadır. Dallas Beaudine ise şımarık kadınlardan nefret eden Teksaslı bir golfçüdür. Arabasını huysuz bir güzel için durduracak değildir. Tabii canı biraz eğlence istiyorsa başka.  

Ödüllü yazar Susan Elizabeth Phillips’in The New York Times çoksatanı Bayan Ukala’da kaleme aldığı ilişkileriyle modern aşk hikâyelerinin en ünlü çiftlerinden birine dönüşen Francesca Day ve Dallas Beaudine’le tanışın. Hayatta sadece bir kez yaşanabilecek bir maceranın ve aynı anda hem komik hem de tutkulu, dayanılmaz bir öykünün tadını çıkaracaksınız...  

“Katıksız eğlence. Kusursuz bir romantik komedi.”  
Publishers Weekly  

“Dünyanın daha çok Susan Elizabeth Phillips kitabına ihtiyacı var.”  
The New York Times çoksatan yazarı Elizabeth Lowell
₺31,92 KDV Dahil
₺39,90 KDV Dahil
Barışçıl Budizm kök salmadan “çok, çok uzun zaman önce” Japonya’da dini inanışlar, insanı tanrısallığın bir parçası yapıyor ve kişi kendi kutsallığını uçlarda dolaşarak, sınırlarını zorlayarak masal gibi yaşamayı başarabiliyordu. Japonya’da bugün bile, nezaketle ve sevimli çekingenlikle süslenen şey, tanrı ataların soyundan gelmiş olmanın gizli ya da açık gururu. 

Şans, hile, cüce cinler ve tılsımlı mücevherler, canavarlar ve kahramanlar, denizin dibindeki krallıklar, Güneş’e ve Ay’a uzanan sütunlar… Japon Masalları, geçmiş ortak yaşayıştan bugüne kalan efsaneler değil de, hâlâ masalsı ve kısmen de ayrıksı bir hayatı yaşamaya eğilimli Japonların geçmişine birer referans metin niteliğinde.
₺9,60 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil
1937 yazının son günleri... Göl kıyısındaki küçük bir kasabada yaşayan on yedi yaşındaki Franz, annesinin isteğiyle “eski bir tanıdık” olan tütün mamulleri satıcısı Otto Trsnjek’in yanına, Viyana’ya gider. Böylece hem bir meslek edinecek hem de Viyana gibi bir yerde daha iyi bir gelecek kurabilecektir. 

Genç Franz bir yandan mesleğin inceliklerini öğrenirken bir yandan da dükkâna uğrayan ünlü tiryakilerle tanışır. Bu müşterilerden biri olan Profesör Sigmund Freud ile dostluk kuran Franz, Anezka adlı gizemli bir kıza âşık olduktan sonra profesörle görüşmeyi daha da sıklaştırır. 

Ancak o günlerde Viyana’ya gelen bir tek Franz değildir; gamalı haçlar, Führer posterleri, Gestapo da gelip yerleşmiştir Viyana’nın kalbine. Sersemletici bir aşkın pençesindeki Franz, içinde yaşadığı toplumun, siyasetin kısacası etrafındaki her şeyin dönüşümünü geç de olsa fark etmeye başladığında artık dönülmez bir yola girmiştir hayat. 

Dünya edebiyatının son yıllardaki en dikkat çeken isimlerinden Robert Seethaler’in bu incelikle örülmüş, yürek burkan romanını Oktay Değirmenci Almanca aslından çevirdi.
₺17,60 KDV Dahil
₺22,00 KDV Dahil

Kesinlikle güzel biri değildi. Ancak “güzel biri değildi” demekle ona haksızlık etmiş olurum. “O, kendine yakışır güzelliğe sahip biri değildi” demek daha doğru bir ifade olur.Tek bir fotoğrafı var bende. Fotoğrafın arkasında tarih ve not da var; 1963 Ağustos. Başkan Kennedy’nin başından vurulduğu yıl. Yazlık bir yerlerde gibi, sahildeki dalgakırana oturmuş, biraz keyifsiz bir şekilde gülümsüyor. 

Saçı Jean Seberg modelinde kısacık kesilmiş, kırmızı çizgili kumaştan, uzun kollu bir elbise giymiş. Hem biraz tuhaf, hem de güzel görünüyor. İnsanın yüreğine dokunan bir güzellik bu. Kız arkadaşımın neden öldüğünü kimse bilmiyor. Kendisinin bilip bilmediğinden de şüpheliyim nedense.

Haruki Murakami’nin yirmili yaşlarının sonunda yazdığı, çevrilmesine yıllar sonra izin verdiği ilk romanı Rüzgârın Şarkısını Dinle Murakami okurlarını şaşırtacak ipuçlarıyla dolu… 

 

(Tanıtım Bülteninden)

₺15,20 KDV Dahil
₺19,00 KDV Dahil
Basri Gocul ömrünü tek ülküye, Türk destanını manzum olarak yazmak düşüncesine vermiştir ve tek gaye üzerinde koşan insanların çoğu gibi onun da başarıya ulaşması pek muhtemeldir (...) Uğraştığı konunun heybeti ve haşmeti, kendisindeki nazım tekniği ve şairlik kabiliyeti belki ilerde onun adını ebedîleştirecektir. ATSIZ 
Basri Gocul, millî ruhumuzun ateşli mugannilerindendir. 
Mehmet Emin YURDAKUL 
“Türk dil destanı”nı ancak siz yazacaksınız ve yazdınız. Ben buna inanıyorum. Bu gibi şeyleri yaptıran şey aşk, heyecan ve uzduyudur. Bunların hepsini de sizde görüyorum. Sizi ve milletimi şimdiden tebrik ederim. 
Besim ATALAY 
Bir köy öğretmeni olan müellifin eski Türk destanlarını inceleyerek, Dede Korkut hikâyelerinin ruhuna nüfuz ederek İran destanından faydalanmak gayesiyle Farsça öğrenerek giriştiği bu büyük mesai örnek olacak derecede mühim ve millî bir çalışmadır. 
Nihad Sami BANARLI 
Basri Gocul Hoca’nın Türk Millî Destanı Oğuzlama’sında geleneklerimiz, göreneklerimiz, acımız, sevincimiz, derdimiz, dâvamız var. Binlerce yıl öncesinden gelen havamız var… 
Tahir Kutsi MAKAL 
Basri Gocul büyük destan yazma dâvasının kudsiyeti içinde âdeta erimiş bir Türkçü-milliyetçidir. Ahmet KABAKLI Millî kültürümüze ve millî kütüphanemize âbide gibi eserlerle çok değerli katkıda bulundunuz. Türk gençlerine millî ülkü vermek ve onlara geçmişteki Türklüğün büyük ruhunu anlatmak hususunda eşsiz eserleriniz çok yararlı olmaktadır. 
Alparslan TÜRKEŞ
₺32,00 KDV Dahil
₺40,00 KDV Dahil
İşçi hareketinin lideri Ernest Everhard’ın anısına karısının yazdığı Demir Ökçe ilk distopik romanlardandır. Araştırmacılar tarafından MS 2600’de ya da İnsanlığın Kardeşliğinin 419. yılında bulunan 
bu anlatılar, 20. yüzyıl Amerika’sında işçi sınıfını pençesine alan Oligarşiyi, yani Demir Ökçe’yi konu alır. Tröstlerin tekelindeki sermaye ve mahkemeler, sermayenin esiri olan din adamları, arada kalan 
orta sınıf... 1912-32 yılları arasında geçen romanda Everhardlar ve yoldaşlarının bu faşist rejime karşı mücadelesi hezimetle sonuçlansa da Demir Ökçe edebi ve toplumsal alanda esin kaynağı olmuştur. 
Jack London’ın sosyalist görüşlerinin en açık şekilde görüldüğü Demir Ökçe, Orwell’in 1984’üne de 
ilham vermiştir. Orwell,  London’ın Demir Ökçe’yle “faşizmin yükselişine dair epey kayda değer bir kehanet” ortaya attığını söyler.
₺15,20 KDV Dahil
₺19,00 KDV Dahil
Santa Esperanza Karadeniz’de Gürcistan’a yakın bir yerde, üç adadan oluşan bir ülke. Bu ülkede, ortaçağda yerleşmiş Gürcüler ile ticaretle uğraşan Cenevizliler, daha geç tarihte adaları ele geçirmiş olan Osmanlı torunları Türkler ile 19. yüzyılda, Kırım Savaşından sonra adaların yönetimini ele geçirmiş olan İngilizler yaşıyor. 

Bir ütopya üzerine kurulmuş olan Santa Esperanza, çok uzun bir geçmişi olan Gürcü edebiyatının son dönemde yazılmış en ilginç romanlarından biri; belki de başta geleni. Bu adalar ülkesinde sayısız olay gelişiyor, ama olaylar belli bir kronolojik sırayla değil, İnti denilen ve Esperanza’ya özgü 36 karttan oluşan oyun kartı üzerinden anlatılıyor. Bundan dolayı kitabı, alışık olduğunuz düzen içinde okuma zorunluğu yok, herhangi bir bölümünden okumaya başlayabilirsiniz; yani kartları (defterleri veya bölümleri) kararak, kendi oyununuzu (okuma düzeninizi) kurmanız mümkün. Bu hayal ülkesinin kapıları herkese açık ve romanı oyun oynar gibi okuyarak adaların dramatik tarihinin, hüzünlü şarkılarının ve efsanelerinin peşinden gidebilirsiniz. Bu okuma düzeniyle kitabı bitirdiğinizde, 
1 uzun roman, 4 roman, 9 uzun öykü veya 36 adet kısa öykü okumuş olabilirsiniz.
₺31,20 KDV Dahil
₺39,00 KDV Dahil
Toplum olarak millî hafızamızın çok güçlü olduğunu söyleyemeyiz. Geçmişi çabucak unutuyoruz. Hâlbuki mazide unuttuklarımız bizim öz değerlerimiz; şairlerimiz, yazarlarımız, bestekârlarımız, ressamlarımız, hattatlarımız, ebrucularımız, düşünürlerimiz! Yani insanımızı ayağa kaldıranlar, bize millet olma şuurunu verenler. Onları hafızamızdan silip atmak büyük vebal. 

Edebiyatçı yazar Mehmet Nuri Yardım, Aşina Çehreler'de, ömürlerini bu güzel ülkeye hasretmiş, yıllarını aziz milletimize adamış büyük kahramanlardan bahsediyor. Örnek kişilikleriyle, üstün çatışma ve çabalarıyla nesilleri yoğurmuş ustaları etraflıca anlatıyor. Kitap, bazen bilgi, bazen de hatıra, çoğu zaman ise intibalardan oluşuyor. Aşinaları tanıdıkça, azminiz artıp, ümidiniz çoğalacaktır. 

Kimi zaman bir biyografi, kimi zaman da bir portre yazısı olarak okunabilen bu metinlerde, sanat dünyamızın, ilim ve edebiyat âlemimizin tanıdık veya unutulmuş 45 ismine yer veriliyor. Bugün hayatta olmasalar da fikirleri, eserleri ve hizmetleriyle derin izler bırakıp aramızda yaşamaya devam eden abide şahsiyetlerin destansı ömürlerini merak ve ibretle okuyacaksınız.
₺17,60 KDV Dahil
₺22,00 KDV Dahil
Gözu¨nu¨ Açık Tutmak, Julian Barnes’ın resim sanatı ve genel olarak “sanat” kavramı u¨zerine kaleme aldığı denemelerden oluşan bir toplam. Barnes okurlarının muhtemelen bilecekleri gibi, yazar resim sanatına başlı başına bir öğe olarak ilk kez 10½ Bölu¨mde Du¨nya Tarihi romanında yer vermişti. Söz konusu yapıtın “Deniz Kazası” başlığını taşıyan bölu¨mu¨nde “sanata dönu¨şen felaket” izleğini gu¨ndeme getiriyor ve Fransız ressam Théodore Géricault’nun Meduza’nın Salı adlı tablosundan yola çıkarak “gerçeğe sadakat” ve “sanata sadakat” kavramlarının tablonun bu¨tu¨nlu¨ğu¨ içinde nasıl bir dönu¨şu¨me uğramış olduğunu irdeliyordu. Gözu¨nu¨ Açık Tutmak işte bu denemeyle açılıyor ve Julian Barnes’ın yıllar içinde çeşitli vesilelerle kaleme aldığı öteki denemelerle birlikte romancının resim sanatına yaklaşımını, kişisel yaklaşımının zamanla değişen ölçu¨tlerini, vizyonunun nasıl bir seyir izlediğini irdeliyor. 

Kitabında tablolarının ayrıntılı incelemelerine giriştiği ve hayatlarından ilginç anekdotlarla du¨stur niteliğinde sözler aktardığı sanatçılar arasında Géricault, Delacroix, Courbet, Manet, Redon gibi XIX. yu¨zyılın Fransız ressamları; Braque ve Magritte gibi modernizmin köşebaşlarını tutmuş olan ressamlar; Lucian Freud ve Howard Hodgkin gibi çağdaş ressamlar bulunuyor. 

Julian Barnes, “Giriş” yazısında nu¨anslarıyla belirttiği u¨zere, resim sanatına kişisel yöneliminin izlediği seyri, bir yandan tek tek ressamların kendi vizyon gelişimine yaptıkları katkılar açısından ele alırken, bir yandan da “modernizm” ve “gerçekçilik” akımlarının bu gelişim içinde yıllar içinde değişen ağırlıklarını, çeşitli açılardan sorgulamaya girişiyor. Sözgelimi, zamanla ısındığı, zamanla ilgisini kaybettiği, bu¨yu¨k birer usta olarak görmekle birlikte ihmal ettiğini du¨şu¨ndu¨ğu¨ yahut yeniden keşfettiği ressamlardan söz ediyor. Tabii ki, her zaman yeni açılımlar getiren o kılı kırk yaran göru¨ş keskinliği ve eşsiz ironisiyle…
₺19,20 KDV Dahil
₺24,00 KDV Dahil
“Tehcir miydi, soykırım mıydı?” Yoksa 1915, yine yaygın resmi görüşün ileri sürdüğü gibi, bir “mukatele”den mi ibaretti? Yanlış bir hayatı doğru yaşamanın güçlüğünü akla getiriyor bu sorular: Gecikmiş bir soruya, kaybedilmiş bir imkâna sadece tarihe değil bugüne de ışık verecek bir bağlam kazandırmak da aynı ölçüde zor. 

“Ermeni meselesi”yle ilgili yazılarını, söyleşilerini ve değinilerini bir araya getirdiğimiz Masis Kürkçügil bu zor işe girişiyor. Sadece 1915’e değil, 1908’de Ermeniler açısından kaybedilmiş inkılabın şifrelerine ve “unutulmak istenmiş” bir tarihe odaklanıyor. Geçmişe bugün yaşayanları da özgürleştirecek soruyu yöneltiyor: “Bir başka tarih mümkün müydü?” 

Tarihe Marksist bir bakış açısıyla yaklaşan, yıllardır sosyalist- devrimci siyasetin içinden birinin, geçmişin bu büyük olaylar dizgesine ışık tutan yazılarını okuyacaksınız, bu kitapta. Kürkçügil Ermeni siyasi partileri Hınçaklar ve Taşnakların tarihsel serüvenlerini, Taşnakların İttihat ve Terakki ile ilişkilerini, 1908’de İttihatçılarla Ermeni örgütleri arasında kurulan ittifakın birkaç yıl içinde nasıl berhava olduğunu analiz ediyor. Ermeni meselesini Paramaz’dan Manuşyan’a, Rakovski’den Rosa Luxemburg’a, Armen Garo’dan Hagop Babigyan’a, Talat Paşa’dan Cemal Paşa’ya ve nihayet Hrant Dink’e uzanan geniş bir tarihsellikte ve perspektifte irdeliyor. 

Siyasi Şeyler, toplumsal yüzleşmenin kaçınılmazlığını gören bir yerden, “Büyük Felaket”i irdeleyen bir kitapla yayın çizgisini sürdürüyor.
₺16,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
Arkanı birinin kolladığını bilmek, birlikte hiçbir şey yapmadan da çok iyi vakit geçirebilmek, tek bir bakışla ne demek istediğini anlamak ve daha niceleridir…  
Arkadaşlığın karikatürize edilerek anlatıldığı bu sayfaları karıştırdıkça, “Ha ha ha! bunlar aynı biz!” diyeceksiniz.  
Arkadaşınıza dostluğunuzdan sonra verebileceğiniz en anlamlı hediye bu! 

ARKADAŞLIK: 

birbirinizin saçını yapmaktır 

kendi dünyamızda olmaktır 

uzun hikâyelerini dinlemektir
₺31,92 KDV Dahil
₺39,90 KDV Dahil
Hız hastalığına tutulmuş günümüz dünyasında mutluluk hâlâ olası mı? Yaşam alanlarımızın tüm katmanlarına nüfuz etmiş, hayata yönelik duru bir bakışa izin vermeyen, yaşam kalitemizi düşüren koşuşturma kültürünün içinde kendimize soluk alacak alanlar yaratmaya geç mi kaldık yoksa? 
Mutluluğa Dair Bir Düşünce, Güney Amerikalı dünyaca ünlü yazar ve aktivist Luis Sepúlveda ile tüm dünyada ağ biçiminde örgütlenen Slow Food Hareketi’nin kurucusu Carlo Petrini’yi tam da bu sorular ekseninde bir araya getiriyor. 
Politika, aktivizm, şiir ve edebiyatla harmanlanmış Mutluluğa Dair Bir Düşünce kapitalizmin yanı sıra çileciliği de eleştiren; yavaşlamanın, arada bir durmanın ve ânı özümsemenin üzerinde duran; yaşamdan, özellikle de yemekten haz almanın herkesin hakkı olduğunu hatırlatan; doğanın ritmine ayak uydurma gerekliliğini savunan, umut verici bir rehber. 
“Günümüzde gerçek hazine zamandır. Mutluluğa Dair Bir Düşünce, onu nasıl bulacağımızı gösteriyor.” 
La Repubblica
₺10,40 KDV Dahil
₺13,00 KDV Dahil
Aslında mutlu olunacak pek çok şey var ama çoğunu gözden kaçırıyoruz. Bugün ve her gün gülümseyebilmeniz için biz size sevimli mi sevimli karikatürlerle 500 minik neden sunuyoruz; bir kedinin mırmırıyla uyuyakalmak, bedava otel kahvaltısı, uzun zamandır giymediğin pantolonunun cebinden çıkan para gibi… 
Unutma, bugüne kadar üzülmek için yeterince nedenin vardı, şimdi sıra mutlu olmakta! 


MUTLULUK: 

trambolindir 

beklemediğin anda gelen bir buket çiçektir 

her şeyi bavula sığdırmaktır
₺31,92 KDV Dahil
₺39,90 KDV Dahil
Modern Türk şiirinin kurucu adlarından Ahmet Hâşim'in şiirleri kadar kıymetli nesirlerinin başında gelir Frankfurt Seyahatnâmesi. 
1930'ların Almanya'sına, tedavi için giden Hâşim'in "şiir kitabının kardeşidir" sözleriyle tanımladığı ve izlenimlerini aktardığı seyahatnâme, hem Doğu'yu hem Batı'yı bilen bir aydının Frankfurt'a ve oradan dünyaya bakışını gözler önüne seren yapıca küçük, söyledikleriyle büyük bir eser… 
Kitabın bu edisyonu ise, Türkiye’de ilk defa yayımlanan 1865-1930 arasında çekilmiş fotoğraflarla "Ahmet Hâşim'in gördüğü" Frankfurt'u gözler önüne seriyor.
₺11,20 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil
Parlamento dışı muhalefetin kurucularından olan Enzensberger, Titanic’in Batışı’nda içinde yaşadığı toplumun umutsuzluğunu dile getirmeye çalışmıştır. Kitap uygarlığın bir tarihçesini verirken, aynı zamanda bir özeleştiridir de. Titanic’te hissedilen yılgı, ancak büyük duyarlılığı olan bir ozanın başarabileceği bir dil ve teknikle anlatılmıştır. Bu açıdan kitaba bir insanlık destanı demek abartı olmaz.
₺12,00 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil
Ömer Seyfettin, konusunu günlük olaylardan, hatıralardan, tarih, masal ve efsaneden alan etkileyici hikâyeler yazmış, özellikle konu ve kahramanlarını Türk-İslam tarihinden aldığı çok sayıda hikâyesiyle milli bilincin uyanmasında son derece etkili olmuştur. Edebiyat alanındaki ününü 1911’de Genç Kalemler dergisinde yayımlanan hikâyeleriyle kazanan Ömer Seyfettin, edebiyat uzmanlarınca Türk hikâyeciliğinin Maupassant’ı olarak değerlendirilmektedir. 

İçindeki Hikâyeler 

Bomba 
Hürriyet Bayrakları 
Muhteri 
Yuf Borusu Seni Bekliyor 
Yüzakı 
Topuz 
Zeytin Ekmek 
Vire 
And 
Nasıl Kurtarmış 
Yüzakı
₺7,20 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil
Ömer Seyfettin, konusunu günlük olaylardan, hatıralardan, tarih, masal ve efsaneden alan etkileyici hikâyeler yazmış, özellikle konu ve kahramanlarını Türk-İslam tarihinden aldığı çok sayıda hikâyesiyle milli bilincin uyanmasında son derece etkili olmuştur. Edebiyat alanındaki ününü 1911’de Genç Kalemler dergisinde yayımlanan hikâyeleriyle kazanan Ömer Seyfettin, edebiyat uzmanlarınca Türk hikâyeciliğinin Maupassant’ı olarak değerlendirilmektedir. 

İçindeki Hikâyeler 

Falaka 
Kızılelma Neresi? 
Büyücü 
Piç 
Bir Temiz Havlu Uğruna 
Terakki 
Ruzname 
Elma 
Kurbağa duası
₺7,20 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil
Ömer Seyfettin, konusunu günlük olaylardan, hatıralardan, tarih, masal ve efsaneden alan etkileyici hikâyeler yazmış, özellikle konu ve kahramanlarını Türk-İslam tarihinden aldığı çok sayıda hikâyesiyle milli bilincin uyanmasında son derece etkili olmuştur. Edebiyat alanındaki ününü 1911’de Genç Kalemler dergisinde yayımlanan hikâyeleriyle kazanan Ömer Seyfettin, edebiyat uzmanlarınca Türk hikâyeciliğinin Maupassant’ı olarak değerlendirilmektedir. 

İçindeki Hikâyeler 

Pembe İncili Kaftan 
Başını Vermeyen Şehit 
Tarih Ezeli Bir Tekrardır 
Tuhaf Bir Zulüm 
Mehdi 
Nezle 
Yeni Bir Hediye 
İffet 
Çirkinliğin Esrarı 
Acaba Ne İdi ?
₺7,20 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil
Ömer Seyfettin, konusunu günlük olaylardan, hatıralardan, tarih, masal ve efsaneden alan etkileyici hikâyeler yazmış, özellikle konu ve kahramanlarını Türk-İslam tarihinden aldığı çok sayıda hikâyesiyle milli bilincin uyanmasında son derece etkili olmuştur. Edebiyat alanındaki ününü 1911’de Genç Kalemler dergisinde yayımlanan hikâyeleriyle kazanan Ömer Seyfettin, edebiyat uzmanlarınca Türk hikâyeciliğinin Maupassant’ı olarak değerlendirilmektedir. 

İçindeki Hikâyeler 

Beyaz Lale 
Bahar ve Kelebekler 
Tuğra 
Öpücüğün İlkel Biçimi 
Tos 
Kıskançlık 
Ferman 
Teke Tek 
Namus
₺7,20 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil
Ömer Seyfettin, konusunu günlük olaylardan, hatıralardan, tarih, masal ve efsaneden alan etkileyici hikâyeler yazmış, özellikle konu ve kahramanlarını Türk-İslam tarihinden aldığı çok sayıda hikâyesiyle milli bilincin uyanmasında son derece etkili olmuştur. Edebiyat alanındaki ününü 1911’de Genç Kalemler dergisinde yayımlanan hikâyeleriyle kazanan Ömer Seyfettin, edebiyat uzmanlarınca Türk hikâyeciliğinin Maupassant’ı olarak değerlendirilmektedir. 

İçindeki Hikâyeler 

Yüksek Ökçeler 
Dünyanın Nizamı 
Bekârlık Sultanlıktır 
Türkçe Reçete 
Nişanlılar 
İnsanlık ve Köpek 
Acıklı Bir Hikaye 
Pireler 
Mermer Tezgah 
Rütbe 
Uçurumun Kenarında 
Cesaret 
Düşünme Zamanı 
Horoz 
Tavuklar 
Aşk ve Ayak Parmakları 
Antiseptik
₺7,20 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil
Ömer Seyfettin, konusunu günlük olaylardan, hatıralardan, tarih, masal ve efsaneden alan etkileyici hikâyeler yazmış, özellikle konu ve kahramanlarını Türk-İslam tarihinden aldığı çok sayıda hikâyesiyle milli bilincin uyanmasında son derece etkili olmuştur. Edebiyat alanındaki ününü 1911’de Genç Kalemler dergisinde yayımlanan hikâyeleriyle kazanan Ömer Seyfettin, edebiyat uzmanlarınca Türk hikâyeciliğinin Maupassant’ı olarak değerlendirilmektedir. 

İçindeki Hikâyeler 

Diyet 
Forsa 
Teselli 
Kütük 
Nakarat 
Primo Türk Çocuğu
₺7,20 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil
Ömer Seyfettin, konusunu günlük olaylardan, hatıralardan, tarih, masal ve efsaneden alan etkileyici hikâyeler yazmış, özellikle konu ve kahramanlarını Türk-İslam tarihinden aldığı çok sayıda hikâyesiyle milli bilincin uyanmasında son derece etkili olmuştur. Edebiyat alanındaki ününü 1911’de Genç Kalemler dergisinde yayımlanan hikâyeleriyle kazanan Ömer Seyfettin, edebiyat uzmanlarınca Türk hikâyeciliğinin Maupassant’ı olarak değerlendirilmektedir. 

İçindeki Hikâyeler 

Üç Nasihat 
Eleğimsağma 
Türbe 
Hafiften Bir Seda 
İrtica Haberi 
Nadan 
Şefkate İman 
Velinimet 
Memlekete Mektup 
Müjde 
Kaç Yerinde 
Pamuk İpliği 
Kumrular 
Muayene
₺7,20 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil
Ömer Seyfettin, konusunu günlük olaylardan, hatıralardan, tarih, masal ve efsaneden alan etkileyici hikâyeler yazmış, özellikle konu ve kahramanlarını Türk-İslam tarihinden aldığı çok sayıda hikâyesiyle milli bilincin uyanmasında son derece etkili olmuştur. Edebiyat alanındaki ününü 1911’de Genç Kalemler dergisinde yayımlanan hikâyeleriyle kazanan Ömer Seyfettin, edebiyat uzmanlarınca Türk hikâyeciliğinin Maupassant’ı olarak değerlendirilmektedir. 

İçindeki Hikâyeler 

Perili Köşk 
İlk Namaz 
İlk Cinayet 
Kaşağı 
Koleksiyon 
Aşk Dalgası 
At 
Mehmaemken 
Baharın Tesiri 
Birdenbire 
Miras 
Rüşvet 
Bir Hayır 
İlk Düşen Ak
₺7,20 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil
Ömer Seyfettin, konusunu günlük olaylardan, hatıralardan, tarih, masal ve efsaneden alan etkileyici hikâyeler yazmış, özellikle konu ve kahramanlarını Türk-İslam tarihinden aldığı çok sayıda hikâyesiyle milli bilincin uyanmasında son derece etkili olmuştur. Edebiyat alanındaki ününü 1911’de Genç Kalemler dergisinde yayımlanan hikâyeleriyle kazanan Ömer Seyfettin, edebiyat uzmanlarınca Türk hikâyeciliğinin Maupassant’ı olarak değerlendirilmektedir. 

İçindeki Hikâyeler 

Yalnız Efe 
Niçin Zengin Olmamış? 
Dama Taşları 
Makul Bir Dönüş 
Gizli Mabed 
Havyar 
Yemin 
Bir Vasiyetname 
Nokta 
Çanakkale'den Sonra
₺7,20 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil
Ömer Seyfettin, konusunu günlük olaylardan, hatıralardan, tarih, masal ve efsaneden alan etkileyici hikâyeler yazmış, özellikle konu ve kahramanlarını Türk-İslam tarihinden aldığı çok sayıda hikâyesiyle milli bilincin uyanmasında son derece etkili olmuştur. Edebiyat alanındaki ününü 1911’de Genç Kalemler dergisinde yayımlanan hikâyeleriyle kazanan Ömer Seyfettin, edebiyat uzmanlarınca Türk hikâyeciliğinin Maupassant’ı olarak değerlendirilmektedir. 

İçindeki Hikâyeler 

Bir Çocuk: Aleko 
Çakmak 
Apandisit 
Keramet 
Devletin Menfaati Uğruna 
Ay Sonunda 
Korkunç Bir Ceza 
Bit 
Gurultu 
Balkon 
Lokanta Esrarı 
Külah 
Uzun Ömer 
Binecek Şey
₺7,20 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil
Zelie mutlu günlerini özlüyor. Annesinin yanında olduğu, büyünün 
tüm Orişa’da özgürce dolaşabildiği günleri. Çünkü zalim bir 
kral hem annesini hem büyüyü yok etti. Majilerin içinden büyüyü 
söküp aldı. Herkesi yalnızca kendi isteklerini yerine getirmeye 
mahkûm etti. Ama buraya kadar! Artık Zelie’nin sırası. Şimdi büyüyü 
geri getirme, Orişa’yı eski günlerine döndürme şansı var. Yolda 
başına ne gelirse gelsin, her ne pahasına olursa olsun bu yolda 
ilerlemeli. Annesinin intikamını almalı. 
Ama ağabeyi ve davetsiz misafirleriyle çıktığı bu yol sandığı kadar 
kolay değil. Ölüm ve korku salan muhafızlar her yerde. Sularda intikam 
dolu ruhlar bekliyor. Üstelik Zelie yeni yeni hissetmeye başladığı 
güçlerini kontrol etmekte zorlanıyor. Sadece güçleri mi? Ya 
duyguları? Hem de en olmadık yer ve zamanda… 
Tomi Adeyemi’den yayımlandığı ilk günden beri tüm dünyada 
adından söz ettiren, haftalardır çok satanlar listelerinden düşmeyen, 
muhteşem bir roman: Kandan ve Kemikten Çocuklar!
₺28,00 KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil
Stefan Zweig, yüzyıllarca “unutulmuş bir adam” olarak kalan 
Castellio’nun şahsında hoşgörüye karşı hoşgörüsüzlük, özgürlüğe 
karşı vesayet, hümanizme karşı bağnazlık, bireyciliğe karşı 
mekanikleşme, vicdana karşı şiddet sorunlarını ustalıkla ele alarak 
ortaya unutulmaz bir yapıt çıkarıyor. 
Protestanların Katolik Kilisesi’ne karşı giriştikleri mücadelede 
“düşünce ve inanç özgürlüğünü” ateşli biçimde savunan Calvin, 
Cenevre’de iktidarı ele geçirince bir din devleti sistemi kurar. Bir 
diktatöre dönüşüp toplumu kendi belirlediği kalıbın içine hapseder: 
İnsanların yakıldığı, işkence gördüğü, herkesin birbirini ihbar ettiği 
baskıcı bir ortam söz konusudur artık. Döneminin önde gelen 
bilginlerinden Sebastian Castellio, Calvin’in kendi görüşlerine aykırı 
fikirleri savunduğu gerekçesiyle Servet adında bir başka bilgini din 
adına yaktırmasıyla kimsenin söylemeye cesaret edemediğini söyler: 
“Bir insanı öldürmek asla bir öğretiyi savunmak değildir, bilakis: Bir 
insanı öldürmektir.” Böylece Castellio ve Calvin arasındaki amansız 
mücadele çağları aşan bir boyut kazanır… 
Castellio Calvin’e Karşı, zorbalığa karşı tek başına ayakta duran bir 
vicdanın çarpıcı mücadelesi… 
“Castellio hakkında hiçbir şey bilmiyordum, onunla tanışmış 
olmaktan gerçekten mutluyum ve geçmiş zamandan bir dost edinmiş 
durumdayım.” 
Thomas Mann
₺15,60 KDV Dahil
₺19,50 KDV Dahil
Dünya edebiyat tarihini başyapıtları arasında yer alan İlahi Komedya, Dante Alighieri'nin epik şiirlerinden oluşmaktadır. 
Cehennem, Araf ve Cennet bölümlerinden oluşan eser, Altın Kitaplar tarafından da yayımlanmıştır. Yeni kapakları ve yeniden düzenlenen içeriğiyle satışa sunulan bu üç kitap, şimdi şık kutusunda raflarda yerini alıyor.
₺44,00 KDV Dahil
₺55,00 KDV Dahil
Bir yazarın kendi yaşam öyküsünü anlattığı otobiyografi türü, 
Türkiye’de pek kaleme alınan bir edebiyat türü değil. Var olan 
otobiyografik eserlerin çoğunda görülen de siyasi, sosyal, kültürel 
olarak kendiyle hesaplaşma cesaretinden yoksun metinler olmaları. 
Oysa Gün Zileli bunun açık bir istisnası: Şimdiye kadar yayımlanmış beş 
ciltlik otobiyografisinde hayatını neredeyse bütün detaylarıyla ortaya 
koymaktan çekinmeyen biri olan Zileli, bu altıncı ciltle daha önce 2000 
yılına kadar getirdiği otobiyografisini tamamlıyor; yine tam bir açıklıkla, 
yine kendisiyle hesaplaşmaktan çekinmeden. 
Kentlerde (2000-2013), Gün Zileli’nin hayat hikâyesinin İngiltere’den 
İsviçre’ye, oradan Türkiye’ye uzanan son kısmını ele alıyor. Bir 
“göçmen” olarak yaşamanın getirdiği zorluklar, “dışarıda” yürütülen 
politik faaliyetler, komün hayatı, epeyce gelgitli gönül ilişkileri, on iki yıl 
sonra doğulan topraklara dönüş, dostlar, anılar, kırgınlıklar, kopuşlar, 
aşklar, kediler-köpekler… Tüm bunları dürüst ve sakınmasız biçimde 
anlatan Zileli, beri yandan diğer ciltlerde olduğu gibi, yine Türkiye 
siyasetine dair sözünü söylemeyi de ihmal etmiyor; analiz ederek, 
eleştirerek, yorumlamaya çalışarak… 
Kentlerde (2000-2013) “kendisi ve hayatı üstüne gerçekten düşünen” 
bir insandan samimi bir muhasebe.
₺30,80 KDV Dahil
₺38,50 KDV Dahil
Sorgulanmadan öğretilene, söylenegelene, tekrarlana tekrarlana 
geleneğe dönüşene güvensizlikle işe başlıyor Süha Oğuzertem. 1990 
ile 2014 arasında yayımlanan, 10 yazar hakkındaki 16 incelemeden 
oluşan bu kitap bir “itirazlar toplamı”. “Acaba öyle mi” sorusunu şiar 
edinerek, hem edebiyatın geneline dair hem de yazarlar özelindeki 
yerleşik yargılara karşı çıkıyor. Klişeleri sorgulamaya, “metnin gizi” 
çözüldükçe menzili derinlik kazanan bir yolculuğa davet ediyor okuru. 
Psikanalizden feminizme, etikten ekoeleştiriye, Marksizmden 
(post)modernizme kuramı ihmal etmeyen, yakın okuma yöntemine 
daima sadık kalan ama varacağı yerin ufku sabit kuramsal çerçevelerle 
çizilmemiş bir yolculuk bu. “Eleştiri namına yapılan iş, birtakım sabit 
kuramların, kuralların uygulanması değildir. Bir yolculuk, serüven, 
keşif süreci içermeyen, eleştirmeni değiştirmeyen eleştiri ne ölçüde 
eleştireldir? Eleştirel özgürlüğümüz, araştırma nesnesini ciddiye 
almanın yanı sıra ondan bağımsızlığımız üzerine kuruludur”. Tıpkı 
edebiyattan beklendiği gibi, eleştirinin de “başkasının yerini almaya 
değil, başkalarına ilişkin farkındalığımızı yükselterek kendimiz olmaya 
özendirmesi”nin yolunu açıyor Oğuzertem.
₺27,20 KDV Dahil
₺34,00 KDV Dahil
Sözlü kültür, yani masalların sözlü aktarımı bizleri her zaman birbirimize bağlamıştır. Peri masalları dünyanın dört bir yanındaki toplumların ilerleme süreçlerinde daima öncelikli bir yer işgal etmiştir. Günlük hayatımızda vazgeçilmez bir alışkanlık haline gelmişlerdir. Peki, ama peri masallarını bu kadar dayanılmaz kılan nedir? Kültürel evrimde nasıl bir işlevleri var? Bunlar Jack Zipes’ın yazdığı Dayanılmaz Peri Masalı adlı bu muhteşem araştırmada değinilen birbiriyle ilintili sorulardan sadece birkaçı.  
Bu kitap, peri masalı tohumlarının serpilip gövermesini ve dünyanın en karşı konulmaz kültürel türlerinden biri haline gelmesini sağlayan mecraların tarihini keşfe çıkıyor.  
Grimm Kardeşler’den Charles Perrault’ya, Giuseppe Pitrè’den La Fontaine’e, daha nice isimsiz anlatıcıya uzanan bir masalcılar geleneğine şahit olacaksınız. Mavi Sakal’dan Baba Yaga’ya, Kırmızı Başlıklı Kız’dan Pamuk Prenses’e, o çirkin cadılara ve kurtlara kadar tüm masal kahramanları gözünüzün önünden geçecek.  
Unutmayın, kültürünüzü yaratan asıl şey size anlatılan ve sizi biçimlendiren masallardır.
₺23,20 KDV Dahil
₺29,00 KDV Dahil
Metin, kurmaca ve yanılsama kavramlarının ince ayrımlarının peşine düşerek, oyunculuk eyleminde hakikilik ve yaratıcılık meselesini ele alıyor. Konuya.. çeşitli oyunculuk ve sahneleme yöntemleri, Taoculuk ve İbn Arabî felsefeleri, tiyatro ve performans üzerine yürütülen ve hem modernist estetik hem komünizm ile ilişkilendirilen tartışmalar eşliğinde yaklaşıyor.
₺27,20 KDV Dahil
₺34,00 KDV Dahil
“Grass’ın romanla deney yapma konusundaki tükenmez tutkusundan ve Kutu’daki olağanüstü pasaj ve hikâyelerden etkilenmemek olanaksız.” 
 CHARLES SIMIC 

Nobel ödüllü Alman romancı Günter Grass’ın büyük tartışmalar yaratan Soğanı Soyarken adlı yaşamöyküsünün devamı niteliğindeki Kutu, aynı zamanda deneysel bir kurmaca. 
Romanın gizli kahramanı Günter Grass, farklı kadınlardan olan sekiz çocuğunu bir araya getiriyor ve onlardan, çocukluklarını, birbirleriyle ve genellikle yeni bir kitabın peşinde olduğu için ortalarda görünmeyen babalarıyla ilişkilerini anlatıp kaydetmelerini rica ediyor. Çocukların konuşmaları, anıları, bellekleri bir süre sonra üst üste biniyor; çekişmeler, suçlamalar, kıskançlıklar, yalanlar ortaya saçılıyor. 
Tüm bu performansın merkezinde ise, Grass’ın teneke trampet gibi büyülü nesnelerinden biri yer alıyor: Agfa Box fotoğraf makinesi. Adeta usta yazarın gölgesine dönüşen, makinesiyle yazarın temalarına ilişkin binlerce kare çeken gizemli Mariecik’in elinden düşürmediği sihirli “Kutu”su, kimi zaman gerçeklikte olmayan şeyleri kimi zaman da geleceği gösteriyor, sıradan görünümlerin ardındaki gizli niyetleri, arzuları ortaya çıkartıyor. 
Artık kendileri de birer ebeveyn olan çocuklar, roman boyunca, Pandora’nın “Kutu”su misali ortaya çıkan bu sihri anlamlandırmaya çalışıyorlar; yazarın ilham kaynağı mı, sanatın gücü mü, tanrının gözü mü, yoksa yalnızca çok ünlü, çok önemli bir yazarın ölmeden önceki son cüretkâr hesaplaşması, son fantezisi mi? 
  
“Günter Grass, ressamlığından dolayı görsel bir yazardı. Hikâye ne kadar acımasız, sert ve siyasi olursa olsun,  hikâyeyi yazarın yaratıcılığına dayandırmayı öğretti bize.  
Yaşayan en büyük Alman yazarıydı…” 
 ORHAN PAMUK
₺14,40 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil
Brontë Kardeşler, kadının edebiyatla uğraşmasının hoş görülmediği Victoria döneminde, önce bir erkek kimliğiyle şiirler yazmış, sonra kendi adlarıyla klasikler arasında yer alacak üç önemli romana imza atmışlardır. Emily Brontë 1848’de öldüğünde dünya edebiyatının en güzel romanlarından birini, Uğultulu Tepeler’i bırakmıştır ardında. Bu roman, kimine göre dünyanın gelmiş geçmiş en büyük aşk romanı, kimine göreyse her okunuşunda değişik tatlar veren çağlar ötesi bir eser ya da insanın içine işleyen bir anlatımla dile getirilmiş uzun bir şiirdir. 
Yazarın ölümünden bir yıl önce bitirdiği Uğultulu Tepeler’deki kişilerin yalnızca hayal ürünü olmadığı, çevresindeki gerçek kişilerden derin izler taşıdığı da bir gerçektir. Sevgi, kin, nefret, öç alma tutkusu gibi güçlü duygularla örülü bu gençlik öyküsü, patladı patlayacak bir cinsellikle doludur. Daha otuz yaşındayken veremden ölen, son derece duyarlı, hiç evlenmemiş bu genç yazar, tüm canlılığıyla bu romanda vardır.  
Okuyanın yaşına, deneyimlerine ve duyarlılığına göre değişkenlik gösteren, farklı zamanlarda okunduğunda değişik tatlar veren, tekrar tekrar okuma isteği uyandıran bir başyapıt.
₺18,40 KDV Dahil
₺23,00 KDV Dahil
Pierre Loti 


Pierre Loti müthiş bir gözlemcidir. Seyahatlerinden hafızasında kalan görsel imgeleri lirik bir dille harmanlayınca ortaya empresyonist tablolar çıkar. Bu tablolardaki ortak duygu ise yiten, yitirilen zamanın karşısında duyulan hüzündür. 

“Türkiye eşitliğin gerçek yurdu – seyre dalma karşısında ve hayale dalma 
karşısında eşitlik.”
₺4,80 KDV Dahil
₺6,00 KDV Dahil
Seyirci, Lorca’nın kendi ifadesiyle “tiyatro seyircisi için tahammülü imkânsız” bir oyundur. 1933 yılında verdiği bir röportajda “Bu oyun sahnelemek için değil, bu oyun yuhalanacak bir şiir” der. Oyunu seyircinin yüzüne tuttuğu bir aynaya benzetir. Seyirci bu yüzleşmeyi kaldıramaz çünkü Lorca’ya göre herkesin içinde bir “oyun” vardır ve genellikle bu oyun utanç verici olduğundan seyirci öfkeye kapılıp oyunu durduracaktır. 



“Tiyatro hep kapalı, rutubetli yerlerin içinden çıkar. Gerçek tiyatro hep geçip giden ayın berbat kokusunu taşır.” 



“Ama bir gün bütün tiyatrolar yakıldığında divanlarda, aynaların arkasında ve yaldızlı karton kadehler içinde seyirci tarafından oraya kapatılmış ölülerimizden oluşan toplulukla karşı karşıya kalınacak. Ya tiyatroyu yıkmalı ya da tiyatroda yaşamalı! Pencerelerden ıslık çalmanın yararı yok. Ve köpekler acıklı acıklı uluyorlarsa hazırlık falan yapmadan perdeyi kaldırmak gerekir.”
₺7,20 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil

ÜRÜN AÇIKLAMASI

Bu olağanüstü kitap, karşı karşıya gelişlerinin hikâyesini ve hepimiz için önemini anlatıyor. 


Julian Assange, 2011’de hiç alışılmadık bir ziyaretçiyi ağırlar: Google şirketinin başkanı Eric Schmidt, Assange’ın ev hapsinde olduğu Norfolk’a onunla görüşmeye gelir. İki deha karşıkarşıyadır. Dünyanın en tanınan aykırı yayıncılık organizasyonunun sürgündeki lideri iledünyanın en büyük bilgi imparatorluğunun milyarder başkanı tarihî bir tartışmaya girerler. Siyasî meseleleri ve küresel sistemin bunlar için ortaya koyduğu teknolojik çözümleri (ArapBaharı’ndan Bitcoin’e kadar uzanan konuları) tartışırlarve birbirlerine taban tabana zıt görüşler ortaya koyarlar. 


Kitapta aralarında geçen etkileyici ve geleceğe yönelik uyarıcı konuşmaların yanı sıra Assange’ın “internetin geleceği”ne yönelik öngörüleri, Wikileaks’in çalışma biçimi, devletler ve şirketler için neden bu kadar önemli olduğuna dair konuşmasının düzeltilmiş bir deşifresi de yer alıyor. Bunların sonucunda ortaya çıkan şey ise Wikileaks’in ardındaki felsefenin bugüne kadarki en berrak ve en açıklayıcı fotoğrafı...

₺23,92 KDV Dahil
₺29,90 KDV Dahil
Bu dünyaya “beklenti olmaya” gelmedim. Bu dünyaya başkası olmaya, ezberlere uymaya, hep aynı şarkıyı duymaya gelmedim... 

Sertçe göğsüme oturan bu ağrıya dokunabilirsem geçecek. 
Kaçmadan, acısını yok saymadan, kendime kızıp canımı daha çok yakmadan, yargılayıp daha derine bastırmasam geçecek. 
Geleni bir kabul edip, onunla canım yanarken konuşursam geçecek. 
Her sözünü yol göstersin diye aklıma bırakırsam, kalan izini iyileşsin diye zamana bırakırsam geçecek. 
Hemen geçsin diye kovmadan, tekrar gelir diye korkmadan, hep üst üste gelir diye kapanmadan, hep benim başıma gelir diye kaçmadan yüzleşirsem geçecek. 
Dokuna dokuna, konuşa konuşa, evet ağlaya ağlaya geçecek. 
Ağlarken kendime şefkat gösterirsem geçecek. 
İyileşmeden iyi olmuşum gibi yapmadan, daha önce kendimi nasıl ayağa kaldırdığımı unutmadan, kabul edip sindirince geçecek. 
Yaşayınca geçecek.  
Ama illa ki geçecek...
₺13,60 KDV Dahil
₺17,00 KDV Dahil

pırıl ışıyan Türkçesiyle Hasan Ali Toptaş, Kuşlar Yasına Gider'de romancılığına yeni bir boyut katıyor: anlatmıyor, söylemiyor; nefeslendiriyor. 

Kadirşinas otlarının mırıltısını, of dememenin ilmini, eldeyken kıymetini bilmenin erdemini, ömürden giden günlerin sabrını okudukça zihnimiz, gönlümüz havalanıyor. 

"Babalar, alınlarımıza yazılmış yalnızlıklardır" sözü yankılanıyor kulaklarımızda. 

Kuşlar Yasına Gider; atların koşması kadar doğal, kaleme iç çektirecek kadar merhametli bir roman.

"Toptaş'a yazarlık âdeta bahşedilmiştir." 
-ANDREW RIEMER, Sydney Morning Herald-

"Zaten o yıllarda burnumuzun ucunda gezinen bir mazot kokusuydu babam, kulağımızda çınlayan uzak bir motor sesiydi ve az evvel dediğim gibi, gitti mi gelmek bilmezdi bir türlü."



(Tanıtım Bülteninden)

₺24,00 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil

Arka Kapak yazısı (Tanıtım Bülteninden)

“Shields zarif, cazibeli ve çok komik bir yazar… konusu kendisi olsa da, anlattıkları bütün okurlar ve yazarlar için faydalı hatta ilham verici.”
- The Boston Globe
“Günümüzün en içten denemecilerinden biri. Kıvrak zekâlı Shields, okunmaya değer bir yazar.”
- Chicago Tribune
“Zekice, kendini ciddiye almayan, mizah dolu bir kitap.”
- The Plain Dealer
David Shields, tüm dünyada tartışmalar başlatan ve günümüzde edebiyatın nasıl olması gerektiğiyle ilgili birçok tabuyu yıkan Gerçeklik Açlığı: Bir Manifesto’dan sonra, Edebiyat Hayatımı Nasıl Kurtardı’da gerek sıradışı fikirleri gerekse türlerle oynayan farklı tekniğiyle bir kez daha yazının imkânlarını genişletiyor.
Eleştiri ve otobiyografi türlerini ustalıkla birleştiren David Shields, edebiyatın hayatı yaşamaya değer ya da en azından katlanabilir kılma gücü üzerine düşünüyor. Okuduğu kitapların insanın yalnızlığına çare olup olamayacağını sorgularken, bir yandan da kendi tutarsızlıklarının, kişilik kusurlarının, kederlerinin ve derin umutsuzluğunun labirentlerinde dolaşıyor.
Nabokov’dan magazin figürlerine, Proust’tan Örümcek Adam’a uzanan farklı üslubuyla Edebiyat Hayatımı Nasıl Kurtardı, okumak ve yazmak üzerine olağanüstü zekice, benzersiz bir kolaj.

₺14,40 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil

Nazi döneminin en önemli sürgün yazarlarından biri olan Yahudi kökenli Avusturyalı Joseph Roth’un 1924’te yayınladığı Hotel Savoy, savaş sonrasının toplumsal panoramasını “otel” alegorisiyle sunan bir başyapıt.

1. Dünya Savaşı’nda düştüğü Sibirya’daki esir kampından çıkan Gabriel Dan, eve dönüş yolunda Hotel Savoy’da kalmaya karar vermiştir. Otel, Polonya’nın Rus sınırında bir işçi kentindedir; savaşın ağır sonuçları altında ezilen halk hemen yanı başındaki Rus Devrimi’nin etkilerine de açıktır. Yedi katlı Hotel Savoy’un ilk katlarındaki ayrıcalıklı zenginler sefahat sürmekteyken, üst katlarda kalan yoksullar sefaleti yaşar. Burası fabrikatörlerin, döviz kaçakçılarının olduğu kadar, cepheden parasız dönenlerin, oda ücretini ödeyebilmek için çıplak dans eden varyete kızlarının, bavulunu rehin bırakan müflislerin, vurguncuların velhasıl umutların, düş kırıklıklarının ve hastalıkların olduğu yerdir. Peki yaklaşan grev bu dünyayı değiştirebilecek midir?

“Her satırı bir şiirin temizliğinde yazılmış, güzel vurgulanmış, kelimeleri ritim ve melodi dolu. Bu insan ne kadar çöküp yıkılsa da, ruhu parçalansa da edebiyat sanatına verdiği değerle hep ayakta. Yarattıklarıyla, içinde yaşadığı, nefret ettiği bu dünyaya değil, kendini sorumlu hissettiği geleceğin insanlarına bir şeyler bırakmak istiyor.”

-STEFAN ZWEIG-

“Kendini yok eden bir dahi, sürgün ıstırabının görkemli tarihçisi.”

-PAUL BAILEY-

₺12,00 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil
Oğuzlar’ın destansı hayatını anlatan ve on iki hikâyeden oluşan Dede Korkut Hikâyeleri Türk edebiyatının eşsiz şaheseri ve millî destanıdır. 
Tepegöz, Oğuzlar ile Tepegöz adlı bir devin amansız savaşını anlatan Dede Korkut Hikâyeleri’nden birinin romanıdır. 
Serinin üçüncü kitabında annesi peri kızı, babası bir çoban olan Tepegöz’le Oğuzlar arasındaki yedi büyük savaş ile aslanların büyüttüğü korkusuz Basat’ın Tepegöz’ü öldürmek için tek başına verdiği sekizinci ve son savaş anlatılmaktadır. 
Roman, Aruz Han’ın küçük bir bebek iken çeşme başında bulup evlat edindiği ve kısa zamanda büyüyüp kocaman bir deve dönüştükten sonra insan yemeğe başlayan lanetli, baş belası Tepegöz ile tüm Oğuzlar’ın mücadelesini ve Basat’ın Tepegöz’e karşı yalnız başına yaptığı dehşetli savaşı anlatmaktadır. 
Yiğitlerin cengi ve lanetli, baş belası bir devin hikâyesi… 
*** 
“Bütün Türk edebiyatını terazinin bir gözüne, Dede Korkut’u öbür gözüne koysanız, yine Dede Korkut ağır basar.” 
Ord. Prof. M. Fuat Köprülü
₺16,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
Susanın gönlü har içinde kor olur. 
Vicdanımın bağıran sesi susmuyor. 
Gönlüm yol çeker lakin 
Ayaklar yorgun, 
Gönül bin beter yorgun... 

Ben bu yürekten daha geniş bir yüreğe yol alıyorum. 
Koyu renkli bulutlar 
Örtmüşken güneş ışınlarını, 
Hüzün sarmışken kalbin hududunu, 
Yeniden kalkılabileceğini hatırlatmak gayemiz. 
Korkunun ecele faydası yok ki! 
Hayat devam etmekte... 
Her düştüğünde sığınıp Rabbine, 
Mutsuz yüreklere, 
Gönül yorgunlarına 

Umut olup yağmaktır dileğimiz duamız…
₺12,00 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil

ÜRÜN AÇIKLAMASI

“Kamusal kaygı ve korkuların odak ve çıkış noktaları olagelen televizyon haberleri, gazete başlıkları, politik konuşmalar ve internet tweet’leri bugünlerde “göç krizi”ne referanslarla dolup taşıyor; görünüşe göre Avrupa’yı istila ederek, bildiğimiz, uyguladığımız ve el üstünde tuttuğumuz yaşam şeklinin çöküşü ve ölümüne işaret ediyor. Bu kriz, an itibariyle, kanaat oluşturucuların açtığı insan zihni ve duygularını işgal etme ve tabi kılma yönündeki daimi savaşın politik doğrucu bir tür kod adıdır. Bu savaş alanından yapılan haber yayınının etkisi hakiki bir “ahlaki paniğe” neden olmaya başlıyor. 

Ben bu sözleri yazarken, nasırlaşmış bir duyarsızlık ve ahlaki körlükten doğan başka bir trajedi gelip çatmak için pusuda bekliyor. Kamuoyunun, reyting açgözlüsü medya ile işbirliği içinde “mülteci trajedisinden bıkkınlık” noktasına doğru gitgide ve durmaksızın yaklaştığına dair işaretler birikiyor. Boğulmuş çocuklar, aceleyle dikilen duvarlar, dikenli teller, aşırı kalabalık toplama kampları ve göçmenlere baş belası muamelesi etme konusunda birbiriyle rekabet eden hükümetler, kıl payı kurtulma ve güvenlik için seyahatin sinir bozucu tehlikeleri; tüm bu ahlaki rezaletler hiç olmadığı kadar az haber niteliği taşıyor ve gittikçe daha seyrek olarak “haberler”de yer alıyor. Ne yazık ki, şokların kaderi normalliğin rutinine dönüşüyor; kendini tüketen, gözden kaybolan ve unutulma örtüsüne sarılarak vicdanlardan kaybolan ahlaki paniğin rutinine...” (Zygmunt Bauman) 



Zygmunt Bauman bu kitabında çağımızın en önemli sorunlarından birini eleştirel bir perspektiften hareketle masaya yatırıyor: Göçmenlik meselesi…

₺6,75 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil
Kendi yaşadıkları topraklardan ayrılıp Avrupa’ya kaçmak için her şeyi göze alan, ellerinde avuçlarında ne varsa bilmedikleri, tanımadıkları, görünmeyen bir şebekeye yatıran Suriyelilerin arasına karışır Wolfgang Bauer. Sahte ama inandırıcı bir öykünün arkasına gizler kendi gerçek kimliğini. O da “onlar”dan, göçmenlerden biridir artık. Kahire’de başlar bu uzun ve çileli yolculuk. İskenderiye’de sıkıntılı bir bekleyiş hüküm sürer. Günlerce bir düzine sığınmacıyla daracık bir dairede yaşar. Yazar gibi göçmenler de başlarını çıkaramazlar yakalanmak korkusundan. Ve nihayet denize açılırlar. Deniz, hayat ve ölüm arasındaki ince çizgidir; Avrupa yolculuğunda hayatta kalanlar ve ölenler olacaktır… 



Bu kitapta, zorlu varoluşlardan, hastalık ve yıkımlardan, daha da önemlisi ölümden kaçarken bilinmeyen bir yerlerde varsaydıkları umut ışığına koşan, ölümü göze alanların gerçek öyküsü anlatılıyor, tüm çarpıcılığıyla...
₺9,00 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil
BÜYÜCÜLÜK HAZİNELERİYLE DOLU BİR DÜNYAYI KEŞFE ÇIKIN... 

Harry Potter ve Felsefe Taşı’nın yayımlanışının yirminci yılı şerefine, okurlar 
bin seneyi aşkın sihirli bir tarihi kapsayan bu kitapta Sihirli Yaratıkların Bakımı’ndan 
Bitkibilim’e, Karanlık Sanatlara Karşı Savunma’dan Astronomi’ye, Kehanet’e ve 
diğerlerine, Hogwarts ders programında büyüleyici bir yolculuğa çıkarılıyor. British Library’nin arşivlerinden çıkan hayranlık verici eşyalarla, J.K. Rowling’in daha önce hiç görülmemiş eskizleri ve el yazmalarıyla ve çizer Jim Kay’in inanılmaz illüstrasyonlarıyla hayretten hayrete sürüklenmeye hazır olun. Felsefe Taşı’nın kökeninin, devasa ejderhaların ve baş belası ifritlerin arkasındaki gerçeği öğrenin; kendi iksirinizi yaratın; gerçek asaları ve bir adamotuna neyin çığlık attırdığını ortaya çıkarın; da Vinci’nin defterinin olağanüstü sayfaları arasında gezinin ve gece göğünün en kadim atlasını keşfedin. British Library tarafından itinayla seçilmiş olan ve dünyanın dört bir yanından olağanüstü hazinelere yer veren bu unutulmaz yolculuk, Harry Potter hikâyelerinin kalbindeki sihrin tarihini ele alıyor.
₺52,00 KDV Dahil
₺65,00 KDV Dahil
Madrid, 1980. 
Kırk yıllık diktatörlükten sonra değişim rüzgârı İspanyol toplumunda ağır ağır esmeye başlar. Genç Juan de Vere, meşhur yönetmen ve yapımcı Eduardo Muriel’in özel sekreteri olarak çalışma hayatına ilk adımını atar. Patronu, güzel olduğu kadar kaygı verici eşi Beatriz Noguera’yla tanıştırır kendisini. Sonra arkadaş çevresiyle... Ne ki farkında olmadan genç sekreterine mahrem dünyasının ve anılarının gizli kapısını da açar böylece. 
Önceleri patronunun sürdüğü hayattan gözü kamaşan genç sekreter sonraları, bu parlak dekorun karanlık bir arka tarafı olduğunu keşfeder yavaş yavaş. Örneğin, Eduardo Muriel neden karısından nefret etmektedir? Görünüşte amaçsız, uzun gezintileri sırasında karısı nerelere gider? Eski aile dostları olarak tanıtılan Doktor Van Vechten aslında kimdir, hakkında anlatılanlar doğru mudur? 

Genç sekreter, bitmeyecekmiş gibi görünen şenliklerin yaşandığı Franco sonrası Madrid’de nefes kesen bir soruşturma sürecinde bu gizemlerin peşine düşer... 

Arzunun, gücün ve suçluluk duygusunun yaşamlarımız üstündeki etkisini gözler önüne seren, sürükleyici bir roman.
₺23,20 KDV Dahil
₺29,00 KDV Dahil
Şiir Erkök Yılmaz’ın yeni romanı Aile İçi Muhabbet 
“Bazı acı olaylar vardır; ardından aileye gün doğar. Demiryolları memuru Hamdullah Güven’in ölümü de ailesi için yeni bir günün başlangıcı oldu.” 
Anneleri Meyyuse’nin yarattığı karamsarlık ve üzüntü çemberinden kurtulmaya çalışan, birbirine benzemez beş kardeş: Naciye, Sacide, Zafer, Gülsüm, Yurdaer... Eğitim, meslek edinme ve özellikle gönül ilişkilerinde geleneksel aile yapısının dayatmaları... Toplumsal beklentiler karşısında bireyin sevgi ve özgürlük arayışları... Örselenen yürekler, ödenen bedeller... Kısacası Muhabbet’le Şiddet’in aile içinde sürekli yer değiştirdiği bir Türkiye resmi. 
27 Mayıs 1960 sonrasında Erzurum’dan Ankara’ya göç eden Güven ailesinin Yenimahalle’de başlayan hayat mücadelesi Şiir Erkök Yılmaz’ın akıp giden Türkçesiyle hayat buluyor. 
“Boş yere sevgiyi beklemiş durmuştu. Oysa sevgi, belki de, bir tanımsız sıkıntı denizini kulaçlamaktan başka bir şey değildi. Sacide bunu, ne yazık ki, çok geç anlamıştı. Bir daha evlenebilir miydi?”
₺14,40 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil
Aşk dolu bir geceden sonra aklımızda kalan tek şey ne kadar sevildiğimizdir, oysa aklımıza ne kadar sevdiğimiz gelse aşka inanabilirdim.” 

Geçmişi acısıyla ve gülünç yanlarıyla ironi içinde anlatan bir roman Ay Şarkısı. Cezaevinde tek tip giysi direnişi, kedisever bir binbaşı, isteklerini kabul ettirmek için binbaşının kedisini rehin alan mahkûmların komik yargılama süreci. Ve aşk; her koşulda yeşeren, yeşerebilen... 
Gürsel Korat, en acımasız koşullarda bile mizaha yer veren bir incelikle yansıtıyor 80’lerin Türkiyesi’ni; ezilenle ezenin, aşkla kızgınlığın, sadakatle ihanetin hızla yer değiştirdiği insan hallerini. 

Koğuşta heyecan vardı. İnsanı coşturacağı akla bile gelmeyen bir sevinç haliydi bu. Yaratıcılık ve eğlence dolu. Çocuksu. Kediyi kaçırıp rehin almak herkese bir şeyler esinliyordu. Kimileri “hiç vermeyelim” diyor, kimileri onu köpek gibi bağlamaktan söz ediyordu. ... Hasan’ın “Kediyi yargılasak nasıl olur?” demesi, bu komik heyecanı oyuna dönüştürdü. Durum o anda herkese kendi içinde iki kere gülünç göründü. Tutuklular tutuklayan olacaklarını ve üstelik yaşamlarında ilk kez çocukça bir eylem yapacaklarını sezerek şaştılar.
₺15,20 KDV Dahil
₺19,00 KDV Dahil
Yapı Kredi Kültür Sanat, 16 Mayıs -  13 Haziran 2018 tarihleri arasında ressam Cemal Erez’in “Yedi Günah” - “Bir Bürokratın 24 Saati” adlı iki bölümden oluşan sergisine ev sahipliği yapıyor. “Yedi Günah” insanın mülkiyet etrafında kurulmuş olan tarihsel durumunun izini sürerken; “Bir Bürokratın 24 Saati” ise bir bürokratın, yani devlet kurumunda çalışan üst düzey bir yöneticinin 24 saatini irdeliyor. 

Ressam Cemal Erez’in işlediği “Burjuvalar” serisinin bu yeni durağında, insanlığın burjuva halleri “Yedi Günah” başlığı ile konu ediliyor. Aslen din kökenli olan bu kavram, sanatçı tarafından bütün tanrısal bağlarından ayrıştırılarak, toplumsal bir olgunun incelenmesi için kavramsal çerçeve olarak kullanılıyor. İnsanın mülkiyet etrafında kurulmuş olan tarihsel durumunun izini sürmek için; şehvet, cimrilik, tembellik, oburluk, kıskançlık, kibir ve öfke halleri “Yedi Günah” olarak merkeze yerleştiriliyor. 
Serginin diğer bölümü “Bir Bürokratın 24 Saati”ise Cemal Erez’in 2002 – 2010 yıllarında, Paris-İstanbul arası yolculukları süresince eskizler halinde tasarladığı ve ardından İstanbul’daki atölyesinde üç yıllık bir çalışmayla ürettiği işlerden oluşuyor.
₺36,00 KDV Dahil
₺45,00 KDV Dahil
Yepyeni bir dünya bu. Bir monitörle ya da kontrol tuşlarıyla kısıtlanmadığın bir dünya. Yalnızca görmek ya da duymakla kalmadığın; dokunduğun, kokladığın, tat aldığın bir gerçeklik… Uyulacak yasalar ya da itaat etmek zorunda bırakıldığın kurallar olmaksızın, tüm arzularını yaşayabileceğin mükemmel bir hayat… 

How I Met Your Mother dizisinin başarılı aktörü Jason Segel ve Kirsten Miller’den gerçek ile sanal dünyanın yer değiştirdiği, -bir- Şirket ’in komplosuna tutsak edilen bedenlerin gerçeği aradığı bir roman. Bağımlısı olacak, hiç bitmesin isteyeceksin. 

Geleceğe adım atmaya, bedenini geride bırakmaya hazır mısın? 

Gerçekliğin öldüğü yere, Otherworld’e hoş geldin!
₺21,60 KDV Dahil
₺27,00 KDV Dahil
Bu kitabı okurken çeşitli tahminlerde bulunacaksın. 
Kocasından ayrılmak zorunda kalan kıskanç bir kadının hikâyesini okuduğunu düşüneceksin. Kendi yerini alan genç ve güzel kadını saplantı haline getirdiğini düşüneceksin. Karmaşık bir aşk üçgeni diyeceksin. Tahminlerinden o kadar emin olma… Satır aralarını dikkatle oku.&nbs