Kızıl Dosya, Sir Arthur Conan Doyle’un ilk Sherlock Holmes romanı olmasının yanında “Sherlock Efsanesi” diyebileceğimiz, bütün o karmaşık ve ardındaki anlaşılmaz detayları görmeyi gerektiren, okuru adeta bir suç mahallinin tam ortasına atıp bırakan maceraların sadece başlangıcıdır. Diğer bir değişle bu kitap, okurun Baker Sokağı, 221B’deki daireye ilk ziyaretidir. Dörtlerin İmzası Sir Arthur Conan Doyle’un bir ay içerisinde yazdığı ve kitap haline getirmeden önce öyküler halinde dergide yayımladığı ikinci Sherlock Holmes romanı. Baskerville’lerin Köpeği, Sir Arthur Conan Doyle’un en gözde öykülerinden biridir. Öyle ki, sonraki yıllarda bu devasa köpeğin üzerine makaleler yazılmış, pek çok eser için ilham kaynağı olmuştur. Korku Vadisi’nde yaşananlar, Sherlock Holmes’e, onun büyütecinin altına kadar uzanmış, Londra sokaklarında birbirini tetikleyen suçlar dizisinin son halkasından Sherlock Holmes tutmuştur.
₺39,90 KDV Dahil
₺68,00 KDV Dahil

Ülkemiz edebiyatının “Bilge”sini 1995 yılında yitirdik. Bilge Karasu Aramızda, 1950'li yılların başından beri edebiyatımıza ve düşünce dünyamıza çok büyük katkılarda bulunmuş olan yazarımızın anısına armağan olarak, eleştirmenlerine, dostlarına, öğrencilerine yaptığımız açık çağrı ile hazırlandı.

Bilge Karasu, okurla metin arasına –yazarın sonradan söyleyecekleri de dahil– başka seslerin girmemesi gerektiğini düşünürdü. Bizim de bu kitabı hazırlarken niyetimiz, Bilge Karasu'yu okura tanıtmak ya da açıklamak değil, onu özleyenlere bir el vermekti.

Aradan geçen yirmi küsur yılda Bilge Karasu hep aramızdaydı, yeni kuşaklar bu büyük yazarın yapıtlarıyla buluşmayı sürdürdü. Bu anma kitabının yeni baskısını da işte bu genç okurlarımız için yapıyoruz.

₺24,00 KDV Dahil
₺32,00 KDV Dahil

Tuncay Birkan büyük bir emeğin ürünü olan kitabında 1930-1960 yılları arası çıkan gazete ve dergileri tarayarak, kitaplaşmadan, okura sunulmadan kalmış satırlar arasında gezerek Cumhuriyetin erken dönemlerinde –Refik Halid, Peyami Safa, Halide Edip, Necip Fazıl, Nahid Sırrı, Nurullah Ataç, Sabiha Sertel gibi– yazarların devlet ve piyasa karşısındaki tutumlarını ortaya koyuyor.

“Edebiyatta, sanatta, bilimde, düşüncede, yanlış veya eksik öncüllerden yola çıkmış olsalar da, bir şeyler kurmaya, kurulanı daha insani hale getirmeye çalışmış, içlerinde hakikaten memleket sevgisi olan” bu insanların, “düne kadar memleketin tek hâkimi olduğu iddia edilen ‘İttihatçı-Kemalist zihniyet’ denen asli aktörün figüranları derekesine düşürülemeyecek kadar karmaşık tepkileri, arzuları, hayalleri, kanaatleri, fikirleri ve toplumsal bağlılıkları” olduğunu hatırlatıyor bize.

“Geçmiş, olgulardan oluşan statik ve tamamlanmış bir tablo değil, hem olguları hem de olgulara dair yorumları içeren, belli perspektiflerden, belli değer yargılarını öne çıkararak bakıldıkça sürekli değişen ve hep bir yerleri soluklaşıp silindiğinden asla tamamlanamayacak hareketli bir resimdir. Aynı şey geçmişten tevarüs edilen miras için de geçerli,” diyerek yola çıkan Birkan, “geçmişe bakışımızı taşlaştıran, orada sadece yeknesak bir çoraklık, devasa bir çöl gören toptancı perspektiflerin hegemonyasını sarsmayı”, “yeni kuşak okurlarda, kendi acılı ve kasvetli tarihimizden işlenebilecek bir mirasın tohumlarını bulma arzusunu kışkırtmayı” hedefliyor.

₺40,50 KDV Dahil
₺54,00 KDV Dahil
yüzüme karşı kapanmış bütün kapılar
yüzümüze de karşı kapanmış bütün kapılar
iniyor kapı çıkıyor kapı
adımız bir yabancının cebinden çıkıyor
iniyor kapı çıkıyor kapı
o yabancıyı biz nasıl tanıyalım
yüzüme kapanıyor bütün kapılar
kapılar bütün kapanıyor yüzüme de karşı
denizler mürekkep oluyor
ağaçlar kalem
iniyor kapı çıkıyor kapı
hepsi yüzümüze kapanıyor
lokman’ın bir adet ömrü var
onu yaşayamıyor.
₺10,00 KDV Dahil
₺12,50 KDV Dahil
Bu ciltte yer alan eserler, öncelikle Tolstoy'un yirmili yaşlarında bir genç olarak savaş ortamında verdiği kararları, dünyayı yorumlama tarzının özgünlüğünü ve karakterini sergiliyor. 
Tolstoy daha o ünlü sakalını bırakmaya başlamamış, ince bıyıklı, zayıf, üniformalı bir gençtir. Toplu imha silahlarıyla şekillenen yeni savaş biçiminin ortaya çıktığı bir dönemde, insan hayatının değersizleşmesini, savaş alanında ve dinlenme yerlerinde uğruna savaşılan şeyin anlamsızlaşmasını yaşayan bir delikanlıdır karşımızdaki. 
SERİNİN DİĞER KİTAPLARI ÇOK YAKINDA!.. 
Hikayeler 1852-1856 (Baskın, Markacı, Orman kesimi, Tipi, İki Süvari, Kafkasya Anıları, 
Çiftlik Sahibinin Sabahı) 
Hikayeler 1857-1863 (Albert, Üç Ölüm, Polikuşka, Dekabristler, Aile Mutluluğu, Kazaklar, Savaş, ve Barış, Anna Karanina, Dört Okuma Kitabı) 
Hikayeler 1885-1902 (Holstomer, Bir Delinin Notları, Üç Oğul, Surat Kahvehanesi, Fransuaza, Pahalı, Karma, Genç Kralın Oğlu, Üç Masal, Ev Sahibi ve Uşak) 
Drama Tiyatro (İlk İçki, Karanlığın İktidarı, Aydınlanmanın Meyveleri, Işık Karanlıkda da ışıtır, Canlı Cenaze) 
- Sergi Baba - Şeytan - İvan İlyiç'in Ölümü - Kroyçer Sonat
₺24,00 KDV Dahil
₺32,00 KDV Dahil
Tolstoy ilk kez 1852 yılında, 24 yaşında kesin bir şekilde yazar olmaya karar vererek, Yasnaya Polyana’da geçen yıllarının hatıralarından yola çıkan Çocukluk’u yazmaya başladı. Tolstoy 1854 yılında Ergenlik ve 1855 yılında Gençlik’le yazmaya devam etti. 
Taşrada, bir çiftlikte başlayan bir hayatın şiirsel anlatımı olan bu romanlarda, 19. yüzyıl Rus hayatının canlı bir havası hakimdir. Tolstoy’un yazarlıkta kararlı olduğu ve üstelik Rus edebiyatında daha önce yazılmamış şeyleri yazacağı belli olmuştu. 
SERİNİN DİĞER KİTAPLARI ÇOK YAKINDA!.. 
Hikayeler 1852-1856 (Baskın, Markacı, Orman kesimi, Tipi, İki Süvari, Kafkasya Anıları, 
Çiftlik Sahibinin Sabahı) 
Hikayeler 1857-1863 (Albert, Üç Ölüm, Polikuşka, Dekabristler, Aile Mutluluğu, Kazaklar, Savaş, ve Barış, Anna Karanina, Dört Okuma Kitabı) 
Hikayeler 1885-1902 (Holstomer, Bir Delinin Notları, Üç Oğul, Surat Kahvehanesi, Fransuaza, Pahalı, Karma, Genç Kralın Oğlu, Üç Masal, Ev Sahibi ve Uşak) 
Drama Tiyatro (İlk İçki, Karanlığın İktidarı, Aydınlanmanın Meyveleri, Işık Karanlıkda da ışıtır, Canlı Cenaze) 
- Sergi Baba - Şeytan - İvan İlyiç'in Ölümü - Kroyçer Sonat
₺25,60 KDV Dahil
₺32,00 KDV Dahil
22 OCAK’TA ÇIKIYOR!.. 
Bedenimin içindeki canı gör, sadece etimi değil. 
Gözlerimin içindeki hayatı gör, sadece bakışımı değil. 
1.BASKI 
100.000 ADET 
Hissettiklerimi gör, sadece tepkilerimi değil. 
Beni gör. 

Derinliğimde boğulmadan, 
Sorularımda kaybolmadan,   
Korkularında yok olmadan, 
Gör Beni.  

Bir fısıltıya koydum kendimi. 
Kalbine soruyorum yerimi: 
Başarabilir misin beni görmeyi?  
Cesaretin yeter mi? 
Topla cesaretini ve Gör Beni. 

Birileri bizden fırtına bekliyor,  
onlara gökkuşağı vermeye hazır mısınız?
₺29,25 KDV Dahil
₺39,00 KDV Dahil

Mayıs 1891

Sherlock Holmes, Reichenbach Şelalelerinde amansız düşmanı Profesör Moriarty’yle karşı karşıya geldikten sonra ortadan kaybolmuştu. Gazeteler öldüğünü söylüyordu! Oysa işin aslı, Holmes sapasağlamdı ve sözde ölümünden faydalanıp dünyayı gezmeye karar vermişti. Sıradan ölümlüleri kandırmak kolay olsa da diğerlerini inandırmak pek de kolay değildi ve Birleşik Krallık’ta baş gösteren bir vampirizm salgını ünlü dedektifin planlarını suya düşürecekti...

₺19,20 KDV Dahil
₺24,00 KDV Dahil
Jean Cornbutte, oğlunun ve birkaç tayfasının başka bir gemiyi zor durumdan kurtarmaya çalışırken denizde kayboldukları haberini alır. Bunun üzerine bir keşif gezisi düzenlemeye ve bu cesur adamları kurtarmaya karar verir. Yılların deneyimli denizcisi Baba Cornbutte, yanına yardımcı kaptanı Penellan’ı, oğlunun nişanlısı Marie’yi, yiğit tayfalarını ve kızak köpeklerini de alarak Kuzey Kutbu’na doğru yelken açar. Ne var ki kış erken bastırınca Grönland buzullarının arasında mahsur kalırlar. Bahar gelip de buzlar eriyene kadar mürettebat hem kayıp dostlarını arayacak hem de kendilerini içerideki ve dışarıdaki tehlikelere karşı koruyacaktır.
₺9,38 KDV Dahil
₺12,50 KDV Dahil

“En sağlam direniş kalbi temiz tutmak” dedi:

“Ne kadar düşünsen boş, cevaplar zihinde değil kalpte.”

İbnü’l Arabî ya da Victor Hugo’nun olduğu söylenecekti bu sözlerin;

Mevlana’nın ne hikmetse gözden kaçmış vecizeleri ya da.

Oysa, içimdeki konuşuyordu:

“İçinde, hiçbir gürültünün elinden alamayacağı bir sessizlik var.

O, senin mutluluğun.”

Hem bendim bu sözlerin sahibi hem de o yabancıydı.

Bildim bileli derinlerimde konuşan, tanımadığım.

₺12,00 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil
Kalpaklılar, Samim Kocagöz’ün belgelere dayanarak işlediği bir destan: İşgal altındaki topraklardan Kuvayı Milliye’nin doğuşuna, cephelerdeki çarpışmalardan gerici ayaklanmalara kadar Kurtuluş Savaşı’nın, bir ulusun bağımsızlık için verdiği mücadelenin gerçek destanı. 

Kalpaklılar’ın yazılışından bu yana neredeyse 70 yıl geçti. 

Kurtuluşun, bağımsızlığın heyecanını günümüz boyutlarında genç kuşaklara duyumsatabilmek için “kısaltılmış” bir baskıyı hazırlamak kaçınılmaz oldu. 

Yoğunlaştırılarak kısaltılmış olan Kalpaklılar’ın bu sürümünü babası Samim Kocagöz’ün sağlığında eserin tiyatro metnini birlikte hazırlamış olan oğlu Şükrü Kocagöz hiçbir olayı, hiçbir kişiyi metin dışında bırakmadan, hiçbir sözcüğü değiştirmeden, bir televizyon dizisi ritmi ve tadında yaptı.
₺23,20 KDV Dahil
₺29,00 KDV Dahil

Bir insan elli yıldan fazla bir zamandır, editörlük, yayınevi ve dergi yönetmenliği, hele gazetecilik gibi başka uğraşlara da dalmasına karşın çeviri yapmadan edememişse, önüne gelen kitabı çevirmemiş, belirli bir beğeniye yaslanmaya özen göstermiş olsa da yarım yüzyılda doksana yakın kitap çevirmişse, ona “çevirgen” denmez de ne denir!

Usta bir çevirmen kadar bir kültür insanı ve edebiyatçı kimliğiyle de öne çıkan Celâl Üster’in bu uğurda yarım yüzyılı aşan serüvenine tanıklık ediyor Bir “Çevirgen”in Notları. Bu serüvenin anılar kısmında “çevirgen”liğe kendini ilk kez kaptırdığı çıraklık günlerini, Memet Fuat gibi bir ustanın yanında yetişmesini, Mamak Cezaevi’nin zorlu koşullarında çeviri uğraşında nasıl ısrar ettiğini anlatıyor. Bundan başka edebiyat sevgisine, tutkuyla çevirdiği yazarların kendisine verdiği esrikliklere, ustaların dünya şiirinden olağanüstü dizelerin olağanüstü çevirilerine ve bazı çeviri analizlerine de yer veriyor bu yazılar. Ayrıca Karl Marx, James Joyce, J.L. Borges, George Orwell gibi büyük yazar ve düşünürlerin eserlerinin ülkemizdeki çeviri ve yayımlanma serüvenine ışık tutuyor.

“Bir ‘Çevirgen’in Notları’nın çeviri üstüne kuramsal bir kitap olmasından özellikle kaçındım,” diye yazıyor Celâl Üster, kitabın öndeyişinde.

“Notlar, daha çok, yarım yüzyıllık bir çevirmenin bu uğraş için yelken açtığı dalgalı denizlerde geçirdiği ömrün bellekteki izdüşümleri…”

₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil

Canın sıkkın olduğunda okunacak kitaplar var. Hem de pek çok. Sakin olduğun zamanlar için de bir edebiyat var. Bence bu tür en güzeli. Bir de hüzünlü olduğun zamanlar için bir edebiyat. Ve neşeli olduğun zamanlar için bir başka edebiyat. Bilgiye susadığın zamanlar için de bir edebiyat var. Ve umutsuz olduğun zamanlar için de ayrı bir edebiyat var. Ulises Lima ile Belano’nun üretmek istedikleri edebiyat işte bu sonuncu türden bir edebiyattı.

1975’in son gününde “damardan gerçekçilik” akımının kurucuları Arturo Belano ile Ulises Lima ödünç aldıkları bir arabayla Meksika’dan ayrılırlar. Amaçları, uzun yıllar önce Sonora Çölü’nde kayıplara karışmış gizemli şair Cesárea Tinajero’nun izini bulmaktır. Belano ile Lima’nın kovalamacaya dönüşen arayışları ve sonraki yirmi yıla yayılan maceraları hem yakın dostları hem de dünyanın dört bir yanında yollarının kesiştiği kişiler aracılığıyla aktarılınca ortaya bir kuşağın öyküsü çıkar.

Çağdaş Latin Amerika romanının en önemli örneklerinden Vahşi Hafiyeler, sınırların ve türlerin birbirine karıştığı bir dünyada genç ve şair olmak hakkında: Latin Amerikalı ve sürgün olmak, yaşama ve ölüme olduğu kadar edebiyata da inanmak…

Tıpkı Cortázar’ın Seksek’i gibi çığır açıcı, muhteşem bir eser. İki binli yılların yeni edebî akımları bu eserin açtığı yolu takip edecekler.

- Enrique Vila-Matas

₺37,50 KDV Dahil
₺50,00 KDV Dahil

Burada, bu tepede yeni bir not defterine başlamam isabet oldu. Yeni çevre, yeni fikirler, yeni bir başlangıç. Temiz hava.

Ötede buz mavisi dağların yükseldiği ücra bir tepede, puslu ormanlar arasındaki kiralık bir evde, Gitmeliydin’in anlatıcısının günlüğüne yazdığı ilk satırlar bunlardır.

Aralık ayı, Noel yakın. Çocuklu genç bir çift, bu tatil evini kiralar. Amaçları, hayatları üzerindeki baskıdan uzaklaşıp tazelenmektir. Adam senaryosunu yazacaktır; kadın ile çocuk ise onunla daha fazla vakit geçirmeyi arzu etmektedir. Fakat işler bekledikleri gibi gitmez; istemelerine rağmen dünyadan bir türlü kopamazlar. Nihayet koptuklarında ise geri dönmek için çok geçtir. Adam ile kadının evliliklerindeki kriz derinleşmiş, çocuk tuhaf hikâyeler anlatmaya başlamıştır; evde bazı eşyalar kaybolmaktadır ve sanki tüm odalar birbirinin aynıdır.

Gitmeliydin, Daniel Kehlmann’dan tekinsizi deneyimlemek üzerine küçük bir kurgu; aşk ve evlilik, kimlik buhranları ve psikozlar üzerinden kolayca kâbusa evrilen derin bir öykü. Sonsuz evrende zamanı ve mekânı kırıp gerçekliği bir labirente hapseden öyküsüyle Gitmeliydin, okurunu karışık, şaşırtmacalı bir döngünün içine çekiyor.

“En sevdiğim Alman romancı.”

- Ian McEwan, The Sunday Times

“Kehlmann günümüzün en parlak, okuması en zevkli yazarlarından biri.”

- Jeffrey Eugenides

₺9,00 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil

18. yüzyıl sona ererken iki genç Alman birbirinden habersiz aynı hayali kurar: Bilimin ışığında dünyayı ölçmenin peşindedirler. Coğrafyacı Alexander von Humboldt bu uğurda Güney Amerika'nın balta girmemiş ormanlarında, sarp dağlarda, ilkel kabileler arasında mücadele eder, zehirler tadar, obruklara, mağaralara, maden ocaklarına girer, volkanlara tırmanır. Bulduğu her gölü, her ırmağı, her dağı, her çukuru ölçer. Matematikçi ve astronom Carl Friedrich Gauss ise yaşadığı şehirden hiç çıkmaz; yaşamı formüllerden, hesaplamalardan ibarettir. Yıldızların tüm hareketlerini tek satırlık kısa bir formülde toplamayı düşler, zamanın bükülebileceğini müjdeler.

Çünkü dünyayı ölçmek onun sırlarını çözmek, dahası ona hükmetmek demektir, insan aklı bunu başarabilir. Bu iki biliminsanının çabaları dünyayı değiştirir. Gelgelelim 1828’de Berlin'de bir bilim kongresinde karşılaştıklarında dünyanın onlara bir sürprizi olacaktır.

Daniel Kehlmann, romanlarında varoluş ile görünen arasındaki uyuşmazlıkla oyun oynamayı seven bir yazar ve yirmiden fazla dile çevrilen bu romanında bilimsel aklın egemenlik düşleri üzerinden kuruyor oyununu. Dünyanın Ölçümü, iki dâhinin arzularına ve zaaflarına mercek tutarken bilimin gerçeklik tasarımını da sorgulayan bir roman; katıksız hırslara nüktedan bir cevap.

“En sevdiğim Alman romancı.”

- Ian McEwan, The Sunday Times

“Kehlmann günümüzün en parlak, okuması en zevkli yazarlarından biri.”

- Jeffrey Eugenides

₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil

Bir cümlenizle kırılan, bir cümlenizle yelkenleri suya indiren, bir cümlenizle affeden adam değilim ben artık.

Yoruldum.

Her şeyi geçiştirmek, sadece gülmek istiyorum.

Bir zamanlar hayatın getirdigˆi her s¸eyin üzerine iyi ya da kötü daha çok kafa yorardım. Uykularım kaçardı düs¸ünmekten. Anı yakalayamazdım. En mutlu olmam gereken anda bile, ya geçmis¸ için üzülür, ya gelecek için kaygılanıyor olurdum.

Bu saatten sonra kendimi yormayacagˆım hiç.

Gülüp geçecegˆim.

Böyle tertemiz delirdim is¸te, sizi de beklerim, burası çok egˆlenceli...

Türkiye’nin en çok takip edilen fenomeni Çağrı Taner’den, bilinen ama adlandırılamayan, hissedilen ama dile dökülemeyen, yanımızda olan ama yüzleşilemeyen ne varsa, hayatımıza, sustuklarımıza, anlatamadıklarımıza dair içten, duru bir sesleniş.

Bir erkeğin içinden, sadece erkeklere değil, hepimize…

₺16,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
Yakın geleceğe atılan keskin bir bakış, bildiğimiz dünyada bilmediğimiz numaralar, elektronik cüzdanlara aktarılan kôinler, şokatar tabancalarla edilen intiharlar, geçmişi yakalayan kasklar, videoportlar, monokopterler, şirket cennetleri, mikrocehennemler, YeniYaşamcılar, baş imamlar ve halifeler… 
Bilimkurguyla distopyanın kesiştiği noktada, bazen günümüzde bazen biraz uzakta, daha acımasız, daha mekanik, daha karanlık bir dünya: Hissiz Kumpanya. 

Volkan Yalçın, yerli bilimkurguda yapılmayanı yapıyor ve iddialı öykülerle sahneye çıkıyor. 

“Ben doğduğumda bir şeylerle savaşıyorduk, öldüğümde de bir şeylerle savaşıyorduk. Nefesim, şaibeli müsabakanın sürpriz ve düşsel finalini görmeye yetmedi. Bu çekişmede bir şeyleri tutuyordum, bir şeylere inanıyordum. 
Ben öldüğümde Mars’taki ilk cinayet çoktan işlenmişti. 
Ben öldüğümde öğretmenler mütemadiyen yalan söylüyordu. 
Ben öldüğümde keyifler kapsama alanı dışındaydı. 
Ben öldüğümde halife hâlâ hayattaydı, bağlı bulunduğu yaşam destek ünitesinden emirler vermeye devam ediyordu.”
₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
KAFES KİTABININ ÇOKSATAN YAZARI JOSH MALERMAN'DAN UYUYAN GÜZEL MASALI İLE VAHŞİ BATI ÖYKÜLERİNİ USTACA HARMANLAYAN GERİLİM DOLU BİR ROMAN: CAROL GÖMÜLMEDEN 

Carol Evers'ın karanlık bir sırrı vardı. Bazen komaya giriyor ve komaya girdiğinde bir ölüden farksız oluyordu. Nabzı ve kalbi duruyor, nefes aldığı belli olmasa da bilinci asla kapanmıyordu. Ancak doktorlar bile onun öldüğünü düşünüyordu. 
Bu sırrı bilen iki kişiden biri olan ve ondan kurtulup servetine konmak isteyen kocası, Carol komaya girdiğinde onu diri diri mezara gömmek için yaptığı planı hayata geçirmeye koyulur. Komadaki Carol çevresinde olan her şeyi duyup hissederken, Harrows adlı kasabada cenaze hazırlıkları başlar. 

Bu sırrı bilen diğer kişi, Carol'ın eski sevgilisi, meşhur kanun kaçağı James Moxie ise haberi aldığında Carol gömülmeden Harrows’a yetişmek için yola çıkar. Tehlike ve gizemle dolu Yol'da yolculuk ederken eski düşmanlarla, ürkütücü varlıklarla ve peşindeki kiralık katillerle başa çıkmak zorundadır. 

“Fevkalade zekice yazılmış bir roman. Çoktan kaybedilmiş bir hayatı kurtarmak için yapılan tehlikeli bir yolculuğu ve ölümün bazen sadece başlangıç olduğunu anlatan bir eser.” –J. D. Barker, Çoksatan Dördüncü Maymun ‘un yazarı 

“Carol Gömülmeden, hepimizin içinde var olan tuhaf Batı'da cereyan eden bir Poe öyküsü, roman sadece yeri yerinden oynatmakla kalmıyor, yeri deliyor da. Bir tabutun sığacağı kadar.” –Stephen Graham Jones, Melezler’in yazarı
₺24,00 KDV Dahil
₺32,00 KDV Dahil
Locus En İyi Fantazi Romanı Ödülü Adayı 
Hugo En İyi Seri Ödülü Adayı 

İlahi Kentler serisi, ikinci kitabı Kılıçlar Kenti’yle devam ediyor. 
Bir zamanlar Voortyashtan kenti Ölüm ve Savaş Tanrıçası Voortya’nın gücüne sahipti ve onlar bu gücü bilinen dünyayı boyunduruk altına almak için kullandılar… ta ki İlahları, iki ulus arasında tüm dünyanın seyrini değiştirecek bir savaşın ilk zayiatı olarak suikasta uğrayana dek. 

Bir zamanlar dünyanın en büyük ve en işlek limanına sahip olan Voortyashtan, Voortya’nın ölümüyle hem limanını hem de kentin büyük kısmını kaybetmişti. Voortyashtan’ın eski kabileleri, şehirde huzuru sağlamaya çalışan Saypuri yönetimi ve burada yeni bir liman inşa etmeye çalışan yeni Dreyling ülkesi arasında kırılgan bir denge vardı. 

Eski Bulikov vilayet valisi, savaş kahramanı Turyin Mulaghesh, Bulikov’da yaşananlardan sonra emekli olmayı seçmişti. Fakat Shara Komayd’ın emriyle Voortyashtan’a gönderildiğini öğrendiğinde hiç de mutlu olmayacaktı. Elinden hem emekliliği alınmıştı hem de Kıta’nın en tehlikeli kentine gizli bir görevle gönderiliyordu. Üstelik bir asker olarak değil, bir casus olarak. Mulaghesh’in hayattan istediği şeyse, ömrünün kalanını sahil boyu kulübesinde sarhoş bir halde geçirmekti. 

Okyanusun derinliklerinde uyanan bir şeyler vardı. Ve Turyin Mulaghesh’in en istemediği şey ölmüş ve gömülmüş olması gereken şeylerle bir kez daha yüzleşmekti. 

Fakat bu sefer bir seçme şansı olmayacaktı.
₺33,75 KDV Dahil
₺45,00 KDV Dahil
“Eğer Wells olmasaydı, çağdaş bilimkurgu da olmazdı.” –Kingsley Amis 

“Geleceğin, insanların hayal ettiği gibi parlak olmayacağını öngören Wells’i okumak, yaptığım en iyi keşiflerden biriydi.” –George Orwell 

H. G. Wells, bilimkurgunun atası, türe adını altın harflerle yazdırmış en büyük yazarlardan. Zaman Makinesi, Görünmez Adam, Doktor Moreau’nun Adası ve Dünyalar Savaşı gibi eserleri ve düşünceleriyle âdeta zamanın ötesinden gelen bir yazar olan Wells, Tanrıların Tohumu’nda ters giden bilimsel gelişmelerin, kırılgan bir ırk olan insanlığı nasıl yıkıma sürükleyeceğini anlatıyor. 

Sevimsiz oldukları söylenebilecek iki biliminsanı Profesör Redwood ve Bay Bensington gözden uzakta çalışmalarını sürdürüyorlardı. Bu sırada keşfettikleri Herakleophorbia, namı diğer Devtohumu ile insan evrimindeki en büyük gelişmenin altına imza attılar. Bu tohum sayesinde daha zeki, daha güçlü süper insanlar geliştirilebilecekti. 

Ancak göz ardı ettikleri bir şey vardı: Bilim, insanlığa boyun eğmeyecekti. Bu icat sayesinde insanlar ve hayvanlar kontrolün ötesinde büyüyecek, bu besini tüketen devler ile normal toplum arasına sınırlar çekilecek ve bu farklılığın getirdiği kaos, insanlığı yavaş yavaş ele geçirecekti. 

Wells’in 1904 yılında, yani genetiği değiştirilmiş besinlerin tüketilmeye başlamasından uzun yıllar önce yazdığı Tanrıların Tohumu, bilimkurgunun günümüz biliminin dahi kafa yorduğu konulara değinen gizli hazinelerinden biri.
₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil

Şiir? Bir ihtimal.

Aforizma? Belki! Yazı uçları?

Kim bilir... En çok “müspet”

bir kazâ’dan arta kalan

“kırpıntı metinler”.

₺26,25 KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil
Ah Min-el Aşk, Ferit Edgü’nün yayımlanan ilk şiir kitabıdır (Ada Yayınları, 1978). İlk baskı, Fikret Muallâ’nın metindışı 20 deseniyle birlikte, numaralı olarak yayımlanmıştı. Edgü’nün dostu, üzerine sayısız yazı yazdığı sıradışı sanatçı Semiha Berksoy, bu kitaplardan birini baştan sona resimlemiş ve ölümünden kısa bir süre önce “aynen” yayımlanması dileğiyle Ferit Edgü’ye teslim etmişti. Elinizdeki bu kitap, Ah Min-el Aşk’ın ilk baskısının Semiha Berksoy eliyle resimlenmiş halinin tıpkıbasımıdır. 
₺35,25 KDV Dahil
₺47,00 KDV Dahil

“O’yu [Hakkâri’de Bir Mevsim] sadece gerçekçi bir roman olarak saymak yetmez, gerçeğin inanılmaz bir düşe dönüştüğü, şaşırtıcı bir öyküdür bu. Ferit Edgü’nün gerçek bir yaşamı, bir roman yaşamına çevirmesindeki beceriye hayran oldum. Çünkü ‘O’ gözlem gücünü, anlatı ustalığından alıyor.”

Melih Cevdet Anday

₺21,75 KDV Dahil
₺29,00 KDV Dahil
Belli bir sürede (bir karakış boyu) belli bir noktada (ülkemizin doğusunda on üç haneli, yüz on dört nüfuslu Pirkanis adlı dağ köyünde) anmak, ansımak, anlamak, sormak, karşılık aramak ve özellikle yaşamı sürdürebilmek için yapılmış konuşmalardan seçmeler ya da bir monolog’un, diyalog’a dönüştürülmesi çabalaması.
₺16,50 KDV Dahil
₺22,00 KDV Dahil

“Doğu, iletişimsizliğin anayurtlarından. Hem de Doğu’nun dağ köylerinde, genç bir aydını kim anlayabilir? Yakınlıkların yabancılıkları, yabancılaşmayı çoğalttığı bir dünya, iki kutup arasında bir öte – üçüncü – dünya da doğurmaya başlar. İki ayrı kimlik arasında oluşan, kimliksiz, belirsiz, tanımlanması güç bir dünyadır bu… Ferit Edgü, Doğu serüvenini yıllar sonra yeniden taşırken bugüne, o iletişimsizlik karabasanını da dağıtmaya çalışıyor gibidir.”

- Semih Gümüş -

₺11,25 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil

Ferit Edgü, ilk kez 1977’de yayınlanan O [Hakkâri’de Bir Mevsim] adlı romanında, Türkiye’nin doğusuna, sarp dağlarına, umarsız insanlarına bir ağıt yakmıştı.

Melih Cevdet Anday’ın “gerçeğin inanılmaz bir düşe dönüştüğü, şaşırtıcı bir öykü” diye nitelediği O’dan tam o otuz yıl sonra, Edgü Yaralı Zaman’la yeniden Doğuya dönüyor.

Bu kez, Hakkâri’de hiç de düşsel olmayan bir yolculuğa çıkıyor.

(Tanıtım Bülteninden)

₺11,25 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil
…CANIM CANIM CAN ÇİÇEĞİM 
SENDEN NE DENLİ SÖZ ETSEM ACİZİM 
CANIM CANIM ÖTELERDEN GELMİŞ 
ETEKLERİNDE DÖRT MEVSİM ŞENLİK 
CANIM CANIM TOPRAĞINI DENİZLERİN ÖPTÜĞÜ 
YAĞMURUN AŞKLA YAĞDIĞI LODOSUN BAŞTAN ÇIKTIĞI 
ERGUVANLAR ÇİTLENBİKLER FISTIKÇAMLARI 
MİMOZALAR VE AT KESTANELERİYLE 
CANIMA CAN BAĞIŞLAYAN… 

ÖMER ERDEM’DEN ‘KENT,EV VE ÜLKE’ İÇİN…
₺11,25 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil
İlk baskısı 1978 yılında yayınlanan Bir Gemide, 1979’da Sait Faik Hikâye Armağanı’nı aldı.  
  
Yaşadığı toplumun zihin bulanıklığını, iletişim sorunlarını, duyarsızlık, tepkisizlik sarmalını sorgulayan 
bu 8 öykü, yazarın, kitabın ilk baskısının arka kapağında Tolstoy’dan alıntılayarak yazdığı gibi “toplumsal ve  
bireysel felaketlerle dolu” günlerde yazıldı.
₺10,50 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil
“Yaşamın ve sanatın anlamıyla ilgiliyseniz ve önünüzde Ferit Edgü’nün son denemeler kitabı Şimdi Saat Kaç duruyorsa, daha ilk satırlarda güvenilir 
ve bildik kıyılardan uzaklaşacağınızı, çarpıcı ve ters sorunların akıntıları ile karşılaşacağınızı hiç unutmayın.  

Sığ ve durgun sulardan hoşlanmayan biriyseniz, kitabı bitirdiğinizde önemli bir serüven yaşadığınızı göreceksiniz.”  

Onat Kutlar
₺26,25 KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil

“HAKLI OLMAK DEĞİL, MUTLU OLMAK İSTİYORUM.”

Arda Erel, ilk romanı Sarsıntı ile okurlarını derin bir aşkın doruklarına çıkarıyor; geçmişin, şimdinin ve geleceğin kusursuz birlikteliğini anlatırken, içsel yolculuklara bir ayna tutuyor…

“Ben Derin.

Takvime göre 28 yıl önce dünyaya geldim ama sadece anne karnından çıkmakla doğmuyor insan. Hayatta bir acının içinden geçince de doğabiliyorsun, kendi içinde başka bir “sen”le tanıştığında da. Ve belki de en önemlisi, aşk denen mucize kapını çalıp karşına oturduğunda da yeniden doğmuş gibi hissedebiliyorsun. İşte bu yüzden sana anlatmam gereken bir hikâyem var.

Çünkü ben ilk kez âşık oldum ve aşkla yeniden doğmanın bu kadar büyük bir sarsıntı olacağını bilmiyordum.”

₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil

Aşk, tutku, dehşet, savaş, fedakârlık, şefkat, korku ve güzellik… Yüzyıllara yayılan yedi öykü ve aralarında gizemli bir bağ…
Tuhaf keşifler yapan bir arkeolog, kendini evinden çok uzakta bulan bir pilot, bir ressam,
bir hayalet, bir vampir ve ejderhaya benzeyen bir çiçek. Cenneti andıran Kutsal Ada’da hangi sırlar 
saklı?

Kurban törenleri. Hep kaybedenler. Gözlerini bambaşka hayatlara açanlar. Çağlara yayılan bir döngüyü bozacak kadar güçlü ne var hayatta?

“Bu korku dolu roman akla Zaman Yolcusunun Karısı ve Lost’u 
getiriyor."

-Kirkus Reviews-

₺22,12 KDV Dahil
₺29,50 KDV Dahil
Yazdıkça sevdim. 
Sonra dönüp tekrar okudum, adına AŞK dedim. 
Kırılgan bir baharın yazını aradığı gecelerde başladım seni yazmaya. 
Önce birkaç dörtlük satırlar, ardından doldu sayfalar. 
Her sayfada bir ilmek aşk, her sayfada senden sonra unutulmaya yüz tutmuş çocukluğum, 
hatıralarım ve sen; birbiri ardına sıralandı mazi. 
Seni dokudu kalemim. 
Özlerken yazdım, yazarken özledim bir nevi. 
Özledikçe yandım ve yine yazdım. 
Sonra saman kâğıdı bir zarfın içinde biriktirdim yangınlarımı. 
Ne zaman özlesem, bir sayfa daha sen ekledim. 
Yazdıkça sevdim. 
Sonra dönüp tekrar okudum, adına AŞK dedim. 

Bu kitap sana... 
Yüreği burkulan, canı yanan, yarıda kalan sana... 
Dile getirilmeyen yarım kalmışlıklara...
₺12,75 KDV Dahil
₺17,00 KDV Dahil
Fantastik Edebiyatın kraliçesi Nazlı Eray’dan şaşırtıcı, düşlerle yüklü, gerçeğin içinde ve fantezinin doruklarında bir roman.  
Üstünde eski Avusturya İmparatoriçesi Elisabeth’in resmi bulunan çakmakla yakılan bir sigaranın dumanlarında başlayan romanın coğrafyası Viyana’yı, Berlin’i, Amerika’yı; Bodrum yolundaki ‘Yalnızlıklar Ormanı’nı; geçmişi ve bugünü; Viyana gecelerinde Dr. Sigmund Freud’un yaptığı rüya analizleri ile insan ruhunu kapsayan geniş bir alana yayılıyor. Malta’da şehit düşmüş Boyabatlı Tayyareci Nuri Bey, ormandaki ‘Soğuk Savaş Ustası’, evin duvarındaki Japon Noh Tiyatrosu’na ait bir eleştirmen maskesi; Mayerling Av Köşkü’nde sevgilisi Marie Vetsera’yı ve kendini vurmak üzere olan Arşidük Rudolf von Hapsburg, striptizci Melanie, billur sesi ile 1938 Berlin kabarelerinden fırlayan Rosita Serrano ve diğerleri… 
Nazlı Eray, tarihin kalın tozunu üfleyip onu aydınlık, pırıltılı, gizemli ve şaşırtıcı bir şekilde gözümüzün önüne seriyor.
₺14,40 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil
“Herkes asılmasına bir gün kaldığını bilen bir ölüm hükümlüsünün gözüyle değerlendirebilseydi geçen zamanı, dünyanın görünüşü muhakkak ki bambaşka olurdu.”   

Erhan Bener’in 1961’de Ara Kapı adıyla kaleme aldığı, sonraki baskılarda adını Kedi ve Ölüm olarak değiştirdiği romanı, ölümcül bir hastalığı olduğunu öğrenen resim öğretmeni Zahit’in, kalan üç aylık süreçte tüm yaşamını, yaşamla ölüm arasındaki bir “ara kapı”da sorgulamasını anlatır. Fransız yayınevi Albin Michel’in Büyük Tercümeler dizisinde yayınlanmasıyla Fransa, Belçika ve Almanya’da da büyük beğeni kazanan Kedi ve Ölüm, kusursuz dili ve çözümlemeleriyle hayat üzerine kısa, sert, sarsıcı bir yapıt. 


“Erhan Bener’in Kedi ve Ölüm’ü kısa, veciz, yoğun ve çok başarılı bir denge içinde kurulmuş bir roman. Yazar, öyküsünü güçlü ve kusursuz bir mükemmellikle yürütüyor, ayrıntı sayılabilecek noktalarda bile, her seferinde bize insan ruhunun en erişilmez derinliklerini göstermeyi biliyor. İçimize bıçak gibi saplanan, hayran olunacak şekilde işlenmiş, heyecan yüklü ve güçlülüğüyle güzel bir roman...” 
N. Presl, La Nouvelle Gazette de Charleroi (Belçika) 
“Ölümün beklenişi konusu birçok kez ele alınmıştır. Ancak bu romanın övünülecek yanı konusu değil, sanat yönüdür... Erhan Bener sanatıyla bizi büyüleyip tasalandırıyor. İnce bir ruh incelemesi, sağlam ve güçlü bir üslup, gereksiz zorlamalardan uzak bir anlatış... bizde, kendisinden başka çeviriler okumak isteği uyandıran bir yazar.” 
Celaine, Tageblatt (Lüksemburg)
₺12,00 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil

Duygularının niteliği aynı akorun parçasıymışçasına uyum içinde titreşip devasa içsel yankılar üreten, şeylerin özüyle kalıcı bir birlik içinde olacak denli hassas bir tabiata sahip olan, acıyı da hazzı da en yoğun şekilde hissetmek ayrıcalığına sahip o az sayıdaki yaratıklardan değil miyiz? Böyle uyumlu yaratıkları her şeyin uyumsuzluk içinde olduğu bir dünyanın orta yerine bırakırsak, korkunç bir biçimde ıstırap çekeceklerdir, tıpkı onları besleyen bir fikre, bir duyguya ya da kendileriyle türdeş birine denk geldiklerinde duyacakları mutluluğun devasa büyüklükte olması gibi...”

Balzac, roman kişilerine kendi toplumsal yaradılışlarından kaynaklanmayan ve gerek soyut belirlemeler gerekse özel belirlemeler açısından söz konusu toplumsal yaradılışlarla tam bir uyum göstermeyen şeyler söyletmez, düşündürtmez, hissettirmez, yaptırtmaz. Ama içeriği kesin düşünce ya da duyguların anlatımı söz konusu olduğunda, kendini özel bir sınıfa ait insanların ortalama anlatım olanaklarıyla da sınırlamaz. Toplumsal açıdan kesin olan ve iyice anlaşılmış bulunan içeriği yansıtacak en açık seçik, en kesin anlatımı araştırır ve her zaman da bulur.”

Georg Lukács

₺24,00 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil

“Son üç yıl içinde ve küçük hikâyeci sıfatıyla haklı bir isim kazanan Sabahattin Ali, Kuyucaklı Yusuf ’la birlikte ilk romanını veriyor. Güzel, şiirli ve sürükleyici bir eser ki, muharririn hem müfrit romantizminden, hem müfrit realizminden aynı zamanda müstefit ve mutazarrır olmaktadır.”

-Nahit Sırrı Örik, 1937

“Kuyucaklı Yusuf, Türk romanında ufuk açan girişimlerden birini haber vermektedir. [...] Denebilir ki bütün bundan sonraki Anadolu romanlarının yapısında Kuyucaklı Yusuf ’tan mutlaka bir şeyler vardır.”

-Rauf Mutluay, 1973

“Kuyucaklı Yusuf, kişilerin canlılığıyla, ayrıntıları kullanmadaki ustalığıyla, olay örgüsündeki mükemmellikle, mahalli renkleri vermedeki üstün başarısıyla, sosyal gerçeklikle insani gerçekliği tam bir uyum içinde, dengeli olarak yansıtmasıyla eskimeyecek, tazeliğini sürdürecek bir roman.”

-Fethi Naci, 1990

“O kadar sert, öfkeli, bir yandan da sonsuz merhamete özlemli anlatımı, çözümlemeleriyle Kuyucaklı Yusuf bugün de yaşayan bir başyapıttır bence.”

-Selim İleri, 2015

₺9,38 KDV Dahil
₺12,50 KDV Dahil

“Bu eser muharririn şimdiye kadar roman sahasında bastırmış olduğu iki eserini gölgede bırakan bir kuvvet ve mükemmellik taşımaktadır. Sıkılgan, kendi içine kapanmış, pısırık denebilecek bir adamın hayat macerasını anlatan bu eserde, müellif şaşılacak bir psikoloji kuvveti göstermiş ve bize, unutulmayacak bir insan portresi çizmiştir.”

-Varlık, 1943

“Gayyur ve olgun romancı Sabahattin Ali’nin en son çıkan bu romanı, daha çok muharririn karakter tahlilindeki hünerinin güzel bir örneğidir. Kürk Mantolu Madonna, mevzuunun aleladeliğinde harikulade bir insan kafasının didiklenişi, kapanık duygulu, çekingen bir tipin karanlık fikir âleminin aydınlanışıdır.”

-Yürüyüş, 1943

“Bir zamanlar unutulmuş olan neredeyse 75 yıl önce yazılmış bir Türk romanı Kürk Mantolu Madonna, bugünlerde Nobel ödüllü Orhan Pamuk’tan bile çok satar bir roman oldu.”

-New York Times, 2017

“Ali’nin kitabı sadece 1943 yılında yazıldığı kendi ülkesinde geniş bir popülerlik kazanmış olmasıyla değil, 80 milyondan az nüfuslu bir ülkede üç yılda 1 milyondan fazla kopya satmış büyük ve beklenmedik bir olaydır.”

-Washington Post, 2017

₺7,50 KDV Dahil
₺10,00 KDV Dahil

İlk kez tek ciltte bir araya gelen Geçmiş, Bir Daha Geri Gelmeyecek Zamanlar, 2. Abdülhamid döneminden 1980’ler Türkiye’sine bambaşka bir tanıklık…

Mavi Kanatlarınla Yalnız Benim Olsaydın’la başlayan, benim çocukluk anılarımdan izlenimlerle örülü anlatışı sürdürüyordum.

Bir yandan da yitip giden, daha 1955’lerde yitip gitmeye başlamış İstanbul’u artık bir hayal-şehir olarak yansıtmaktı isteğim.

Gramofon Hala Çalıyor’u yazarken görece bir mutluluk dünyası oluşturmaya çalışmıştım. Geçmişin sıkıntılarını, acılarını sonradan, yaşanıp sona erdikten hayli sonra daha kıymıksız, dikensiz hatırlarız; sanki öyle. Geriye kalanı yazdım. Belki de hepsi, ölmüş insanların defterlerimizden bir türlü silemediğimiz, artık çevrilmeyecek telefon numaralarıdır.

Yürek Burkuntuları için, “Bir tek hikaye, sizi siz yapabilecek, yolunuz oradan gidecek, ötekileri boş verin,” demişti Edip Cansever. Belki uzun yıllar o çizgide gitmedim, sanırım Solmaz Hanım, Kimsesiz Okurlar İçin’le başlayarak, o çizginin derin etkisi altında kaldım.

İtiraf edeyim ki, Kafes’te ondan derin izler var. Cemil Şevket Bey’i düşünerek yazdığımı söyleyememm’i. Fakat hep gözümün önündeydi. Bir roman kişisi yarattığımı sanıyor, öyleyken, Cemil Şevket Bey’in hayatını çalıyordum... Düşünüyorum da, roman yazmak, hayatlar çalmak değil mi?

Kendi hayatın olmadı; roman kişilerinin hayatından kendine bir hayat. Okuyup gittiğin her yerden –önceleri romanlar, sonraları öykü, sonraları şiirler; sonra belki hep şiir – dirimler ve ölümler kuşandın. Yırtığını söküğünü dikebilirim diyordun, ölümlerin dirimlerin. Dikebildin mi? Yeniden başla!

₺93,75 KDV Dahil
₺125,00 KDV Dahil
%25 İndirim
%25İndirim
Ücretsiz Kargo

“Hakan İşcen’in yeni romanı Borges Çetesi çağdaş edebiyatımızı da enikonu etkilemiş ünlü Borges’in izleklerinden esinli bir roman mı? İşcen simgeler ve düşlemlerle yol alarak, Borges edebiyatı çerçevesinde, bütünüyle yerli, bize ait bir dünyaya mı yol alıyor? Ya da, Borges, şimdiyi, bugünümüzü dile getirmek, yansıtmak için, görkemli bir aracı mı; aracı, araç, olanak… Bir türlü karar veremiyorum. Bununla birlikte, Hakan İşcen’den çok severek okuduğum Yaratıcı Yazarlık Kursu’ndan sonra, Borges Çetesi’nden daha çok tat aldığımı açık seçik ayırt ediyorum. Edebiyata, edebî değerlere gerçekten bağlılığını her yeni eseriyle kanıtlayan Hakan’ı okumak, yalnız benim için değil, başka birçok okur için de mutluluk olacak.”

-Selim İleri

“Edebiyatın her türünde eserler veren, şiir, öykü, deneme ve romanlarıyla tanıyıp sevdiğimiz Hakan İşcen’in yeni romanı Borges Çetesi, birbirine benzemeyen, ortak geçmişleri olmayan, farklı yaşlarda ve farklı kişiliklere sahip bir grup insanın gelişen dostluklarını ve gizemli suç ortaklığını anlatıyor. Bu farklı bir çete...”

-Asuman Kafaoğlu - Büke

₺20,00 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil

“Babam, tamı tamamına yirmi beş yıl sonra, bir elinde yıllanmış üç telli bağlaması, diğer elinde ahşap bavulu, kapımın önünde diz çökmüş, gece vakti aniden ortaya çıkmış mahcup bir konuk veya geçip giden zamandan borcunu mahsup etmeye gelmiş eski bir alacaklı gibi öylece beni bekliyordu.”

Evvela, baba-oğul hesaplaşmasına dair bir roman bu… Kırgınlığın, kızgınlığın, suçluluk duygusuyla, hayatından çıkartma arzusunun kopamamakla boğuştuğu bir hesaplaşma. Romanın kahramanı avukatın “Her oğul gibi, ne kadar direnirsem direneyim daha en başından babama karşı yeniktim” hissinin hep orada durduğu bir hesaplaşma.

Bir yandan da kırık bir aşk hikâyesinin bulutu dolanıyor babasıyla “meselesini” halletmeye çalışan adamın üzerinde… Yoksa, iki aşk hikâyesinin mi?

Roman, aynı zamanda bir yol hikâyesi… Hem, düz anlamıyla bir yol hikâyesi: Diyarbakır’dan Kars’a yolculuk ediyoruz. Uzun yolun menzilleri, konaklama tesisleri, aramalar, kontroller, ıssız taşra köşeleri… Memleket hastaneleri…

Ama bir yandan da hafıza içinde bir yolculuğun hikâyesini dinliyoruz. Zihnin kuytularına, bilincin dehlizlerine de uzanan bir yolculuk. Her konakta çırak ve hayranlarının adeta onu beklediği saz aşığı babanın müphem ilişkilerinin ve evvel hayatındaki kadınların sırrına doğru
yolculuk… Asıl uzun yol, o işte…

Okurları, Kemal Varol’un önceki eserlerine de uğradığını sezecektir bu yolculuğun.

Aşıklar Bayramı içli bir türkü…

₺20,80 KDV Dahil
₺26,00 KDV Dahil

Sabahattin Ali, toplumcu gerçekçi yeni Anadoluculuk anlayışının hikâyede ilk örneklerini veren bir yazardır. Kuşağını ve kendinden sonraki kuşakları etkiler. Modern Türk hikâyesine yeni bir kapı açar. Hikâyelerinde yoksul, kimsesiz, gariban, hasta, suçlu, mahkûm; küçük insanların, yani toplumun “öteki” ve çevrede kalmışlarının hayatlarını anlatır. Olayların geçtiği yeri; köy, kasaba veya Anadolu’nun bir şehri, mekânı, eşya ve nesneleri olanca yalınlığıyla tasvir eder. Dili sadedir; hiçbir fikrin ön kabulleriyle hareket etmez. Anlattığı olayları zamanın ve kahramanlarının doğal diliyle anlatır. Esasında o, anlattıklarıyla çağının sosyal hayatına tam bir ayna tutmuş olur. İnsanların ruh dünyasını; acımasızlık ve merhametini, hayalleri ve korkularını, yalnızlık ve çaresizliğini en ince ayrıntısına kadar dile getirir. Onun sosyal gerçekçiliği, çektiği insan ve toplum fotoğrafı kurulu düzene ve statükoya karşı derin bir tepkidir.

Yayınevimiz, Sabahattin Ali’nin bütün eserlerini yeniden yayımlarken onun düzenlemesini ve eserlerinin sağlığında yapılan ilk baskılarını esas aldı ve onları, hatırasına saygı göstererek çarpıtmadan basmayı kendine ilke edindi.

₺9,60 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil

“[İ]nsanda bazı ufak şüpheler bırakmasına rağmen roman kuvvetli ve canlı... Ancak bütün kahramanları Sabahattin Ali gibi düşünüyor. Yahut hepsi de Ömer gibidir. Ve sanki hepsinin içinde birer şeytan var. Romanın kahramanlarını şeytanlar idare ediyorlar. O kadar birbirlerine yakınlar. Üslup taze ve sürükleyici. Lisan hatasız...” Şahap Sıtkı, 1940

“Mevzu üslup hareket itibariyle hakikaten lisanımızın en güzel romanlarından biri...” Suat Derviş, 1940

“Edebiyatımızda örneklerine çok az rastladığımız bir aydın sorunu vardır bu kitapta; halktan kopmuş, ülküsünü bulamamış, burjuva kurumlarına inanmaz, kendi doğruları uğruna çatışmaktan kaçınan korkak ve yenik bir kararsızlık. [...]
Öteki romanlarında yarattığı kişilere birçok ipliğiyle benzeyen Ömer, Sabahattin Ali’nin canlandırdığı en içten roman kişisidir. Üstünde durarak incelemeye değer. Çünkü onun yapısında yaşamanın küçük yanlışlıklarına yenile yenile kutsallarını yitiren bütün bir kuşağın dokumasını, birleşimini bulabiliriz. Ve bu az şey değildir.”
Rauf Mutluay, 1973

“İçimizdeki Şeytan, bireysel ve toplumsal, içsel ve dışsal,
büyük fırtınaların kol gezdiği bir romandır. Art arda ülkü ve düş bozumları romana irkiltici bir atmosfer sağlar.”
Selim İleri, 2015

₺10,50 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil

“Esirler” adlı oyununda fantastik bir kurguyla eski Türk-Çin çatışması ve Çin sarayından adam kaçırmak isteyen ve imparatorun kızına âşık olan bir Türk’ün kahramanlık hikâyesini anlatır. Tam bir Turancı kurgudur bu. Ancak kahramanlık, aşk ve ölüm, böyle fantastik bir kurguda ilginç bir gerçeklik kazanır. Hikâye ve romanlarındaki toplumcu gerçekçi kimliği bu defa kurguda değil, konuda kendini gösterir. Ne var ki o, bir yazar olarak bu tarzı sürdürmez. Bir deneme olarak kalır bu; elbette ilginç bir denemedir. Bu bağlamda “Kağnı” hikâyesine yazdığı opera denemesi de ilginçtir. Evet, bunlar birer denemedir ve Sabahattin Ali için esas olan hikâyedir.

Yayınevimiz, Sabahattin Ali’nin bütün eserlerini yeniden yayımlarken onun düzenlemesini ve eserlerinin sağlığında yapılan ilk baskılarını esas aldı ve onları, hatırasına saygı göstererek çarpıtmadan basmayı kendine ilke edindi.

₺8,00 KDV Dahil
₺10,00 KDV Dahil

Elinizdeki kitap, 2016 yılında yitirdiğimiz Prof. Dr. Yaman Örs’ün geniş ve renkli dünyasını tüm boyutlarıyla tanıtıyor, zengin birikimini genç kuşaklara aktarıyor.

• Eleştirmek Aydınların Sorumluluğu mudur?
• Felsefe mi, Felsefeler mi?
• Atatürk ve Eleştirel Gerçeklik
• Atatürk’ün Felsefeye Yaklaşımı
• 27 Mayıs Bir Devrim mi?

Yaman Örs, Cumhuriyet’e bağlılığıyla bilinen çok yönlü bir aydın…

Zamanının Ötesinde Bir Aydın-Yaman Örs, bitmesini hiç istemeyeceğiniz bir ders niteliğinde.

“Atatürk olağanüstü bir düşünürdür; onun askerliği, kahramanlığı, eylemciliği, devlet adamlığı; düşüncelerini uygulamaya koyması, yaşama geçirmesi için birer araç olmuşlardır. Bu bağlamda, onun bir etik devrimcisi olduğunu da söyleyebiliriz.”

₺20,80 KDV Dahil
₺26,00 KDV Dahil

Bir zamanların süvari yüzbaşısı olsa da, artık beş parasız olan Richard, iş bulmak için ordudan arkadaşı Twinnings’in yardımına başvurur.  Fakat artık devir değişmiştir: Atların yerini tanklar, kahraman askerlerin yerini iş adamları almıştır. Neyse ki Twinnings, Richard için gizemli bir mucit ve iş adamı olan Zapparoni ile bir görüşme ayarlar. Zapparoni otomat üretiminden film endüstrisine birçok alanda muazzam bir güce sahiptir ve bazı işler için Richard gibi birine ihtiyacı vardır.  Görüşme, Zapparoni’nin hem teknoloji harikalarıyla dolu hem de tamamen doğayla bütünleşmiş malikânesinde yapılacaktır.

Richard böylesine güçlü ve zeki bir adamın kendisiyle neden görüşmek istediğini merak ederken, geldiği bu büyülü mekânın gizemini de fark eder: Teknolojinin yeni dünyası ile bir askerin eski dünyasının karşılaşmasıdır bu.

Distopik kurgusu, felsefi derinliği ve insan ruhunun yeni dünyayla karşılaşması sonucu yaşadığı travmayı tasvir gücüyle türünün en iyileri arasında yer alan Cam Arılar, (1957) adeta bir kâhinin şaşkınlığa uğratan öngörülerinin de romanı. 

Yirminci yüzyıl Alman edebiyatının en tartışmalı ve özgün yazarlarından Ernst Jünger’in bu sıradışı eserini Mert Moralı Almanca aslından çevirdi.

₺17,25 KDV Dahil
₺23,00 KDV Dahil

Çöken bir imparatorluktan cumhuriyete giden süreçte vatan savunması ve kurucu bürokrasi içinde yer alan Dr. Lütfi Kırdar, Balkan Savaşları’ndan 27 Mayıs 1960 Darbesi’ne kadar çok çeşitli ve kritik görevler üstlenmiştir. Yarısından fazlası İkinci Dünya Savaşı’na denk gelen zorlu süreçte gerçekleştirdiği İstanbul Valiliği ve Belediye Başkanlığı, bakanlık görevi; başarılı çalışmalar, İstanbul’un siluetini değiştiren eserler ve diplomatik görevlerle doludur.

Siyasi hayatı boyunca partizanlığa karşı duran Dr. Lütfi Kırdar, 27 Mayıs Darbesi ile birlikte yalnızca siyasi hayatına değil, aynı zamanda dünyevi hayatına da veda etmiştir.

Efsane Vali, Dr. Lütfi Kırdar’ın yaşam öyküsünü, ülkeye hizmetlerini, demokrasiye inancını ve siyasi ilkeleri uğruna verdiği mücadeleyi tarihin tozlu raflarından gün ışığına çıkarıyor.

₺20,80 KDV Dahil
₺26,00 KDV Dahil

“Gözümde tüten ne şehirler, ne insanlar, ne de kırlar ve ormanlardı. Açık denizleri, etrafında duvar olmayan, uçsuz bucaksız yerleri arıyordum. Ama ruhumuz böyle gökyüzlerinde uçup dururken birdenbire yere inip insan küçüklüğü ile karşılaşmak ne tuhaf oluyor.”

İlk kez 1947’de yayımlanan ve kısa süre sonra toplatılan Sırça Köşk, Sabahattin Ali’nin düzeni ve iktidar sahiplerini eleştiren öykü ile masallarını bir araya getirir. Sabahattin Ali’nin öyküleri bugün hâlâ aynı derecede sarsıcı ve anlamlı…

₺5,60 KDV Dahil
₺7,00 KDV Dahil

“Hayatta hiçbir şey ona kıymetli görünmemiş, peşinden koşmak, erişmek, sahip olmak arzusunu vermemişti. Etrafına daima bir yabancı gözüyle bakmış, hiçbir yere bağlanmak arzusu duymamış, bu yalnızlığının gururu içinde memnun olmaya çalışmıştı. Şimdi ilk defa bir şey istiyor, hem de korkunç bir şiddetle istiyordu.”

Sabahattin Ali’nin en etkileyici romanlarından biri olan Kuyucaklı Yusuf, taşrada geçen imkânsız bir aşkın hikâyesi. Aşkın karşı konulmaz gücüyle yüzleşen ve dönüşen bir erkeğin portresi.

₺6,40 KDV Dahil
₺8,00 KDV Dahil

“…İçimdeki bu melun şeytan... Her şeyi imkânsızlığı nispetinde bana cazip gösteren, beni olmayacak şeylerin hasretiyle kavuran bu korkunç his...”

Sabahattin Ali, bir genç erkek ile eşinin yaşadıkları üzerinden “aydın” çevreyi, ilişkileri ve toplumsal düzene teslim olmuş bireyin çıkmazlarını ele alıyor. İçimizdeki Şeytan aydına, bireyin “içindeki şeytan” olarak nitelendirdiği âcizliğine ayna tutuyor…

₺7,20 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil

Bu harikulade güzel rüya ne kadar çok devam ederse o kadar iyiydi. Onu kesmeye, yarım bırakmaya, hakikat pahasına da olsa uyanmaya hakkım yoktu.”

Sabahattin Ali, başyapıtı Kürk Mantolu Madonna’da, geçmişin günlüklerinden dirilerek günümüze uzanan ölümsüz bir aşk öyküsü anlatır. Kendini bu hayatta yalnız kabul eden bir adamın sergide gördüğü bir portreyle başlayan aşkı, tutkulu bir arayışa dönüşerek hayatında silinmez bir iz bırakacaktır.

₺5,25 KDV Dahil
₺7,00 KDV Dahil
₺13,52 KDV Dahil
₺16,90 KDV Dahil

Hikâyelerin içine girip dolaşabilen okuyucuların –hakikaten becerebilenlerin diyorum– bu kitabın kapağını açtıktan sonra çıkacakları yolculukta karşılaşacaklarına ne ölçüde aşina olduklarını bilemiyorum. Sonuçta bütün seyahatler sürprizler barındırır. Ya da şöyle söylemeli; ‘karşı tarafın’ okuyucusu olarak bu şenlikli sokaklarda dolaşmaktan benim payıma düşen hem neşeli, hem hüzünlü ama illa ki tuhaf tanışıklıklar oldu.

TAYFUN PİRSELİMOĞLU

Yönetmen / Senarist / Yazar / Ressam

 

Bu kitabın başrollerinde sinema, edebiyat ve Kadıköy var. Murat’ın öykülerinde, insan yüreğine dokunan şeyler ve bir semte karşı yıllarla oluşmuş “tutku” var... Her öyküsü derinleşen anlamlarıyla insan yüreğine dokunuyor. Yalnızca yüreğimizle görebileceğimiz şeyleri anlatıyor. Sokakları adeta bir sinema sahnesi, sinemayı bir öykü, sevdiklerini de bir şiir gibi anlatıyor. Tüm bunlar onun kaleminin ne kadar güçlü ve yüreğinin de ne kadar duyarlı olduğunu gösteriyor.

SELİM GÜNEŞ

Yönetmen / Senarist / Fotoğraf sanatçısı

 

Sistemin dayatmalarını reddederek, beyazperdede gördükleri ve çerçevenin dışında hissettikleri, kırılgan yüreğinden süzülüp gelen dokunuşlarıyla daha bir anlam kazandığında “Evet” diyoruz, “hayat dediğin bu işte.” Bir film karesi, bir hikaye içinde yer alan insanlığımız, dostluğumuz, sevgilerimiz…Yani, Murat Erşahin’in hikayeleri. İyi okumalar.   

ALİ ULVİ UYANIK

Sinema Yazarı 

 

Murat Erşahin’in satırlarını okurken geçmişle bugün arasında dönüp duran sarmal bir hafızanın, şiirsel bir coğrafyanın içinde dolaşıyoruz. … geçip giden zamanın hüznü, bellek ve dil, bir araya gelip çağımızın hoyratlığına adeta isyan ediyor.

MEHMET AÇA

₺15,12 KDV Dahil
₺18,90 KDV Dahil
İDİLİKLER 
Haydar Ergülen 

Buralarda bahçe diye bir kadın 
gördünüz mü hiç ağzı şiirden 
bazen bir üzümün buruk tanesi 
bazen kızılca bir narın annesi 
bazen bir ıslığın çapkın mavisi 
bazen de balı bir hınzır incirin 
ve canı yeni açmış bir eriğin 
sevişmesi gibi suyla yepyeni 
işte öyle canım çekiyor seni 

Harflerin açtığını senin bahçende gördüm!
₺9,60 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil
KARGANIN ELYAZMASI 
Jacobo’nun Hikayesi 


Jacobo bir karga; meraklı, zeki, gözlemci bir karga üstelik. Kendi türünün yararına insan yaşamına dair çeşitli notlar düşmüş defterine. Akıl yürütme şekline bakılırsa feraset sahibi bir kargaymış. Ama eserini tamamlamaya vakit bulamadan ortadan kaybolmuş. Elinizde tuttuğunuz kitapta bu elyazmasının dilimize çevirisini bulacaksınız. Anlatılanlar Fransa toprakları içinde yer alan bir toplama kampında geçiyor. Zamanında Max Aub diye bir yazarın da yatmış olduğu bir kamp.
₺11,25 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil
Yıl 1945. Londra hâlâ Almanların hava saldırılarının bıraktığı tahribatın ve savaş yıllarının yıkımını yaşıyor. On dört yaşındaki Nathaniel ile ablası Rachel’ın anne ve babası, onları Gece Kelebeği adını taktıkları tuhaf bir adama emanet ederek ve Singapur’a gittiklerini söyleyerek Londra’dan ayrılırlar. Yasadışı işler yaptığından kuşkulandıkları Gece Kelebeği, iki kardeşi hiç alışık olmadıkları tiplerle tanıştırır. Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı bu yeni ortamda, iki kardeş ortak bir hikâyeleri olan bu insanların çevresinde hayatı öğrenirler. On iki yıl sonra İngiliz Gizli Servisi tarafından savaş yıllarına ait dosyaları incelemekle görevlendirilen Nathaniel, eskiden bilmediği ve anlayamadığı her şeyin üzerindeki örtüyü, belleğinin ve araştırmalarının yardımıyla kaldıracak, annesinin geçmişinin izini sürecek ve onu ancak o zaman tanıyacaktır. Michael Ondaatje bu yolculuğu, bellek, sadakat ve insan ilişkilerine dair unutulmaz bir romana dönüştürüyor.
₺21,00 KDV Dahil
₺28,00 KDV Dahil
Orhan Kemal’in gazete sayfalarında tefrika edilip kitaplaştırılmayı bekleyen metinlerini tek tek yayınlayıp okurla buluşturmuştuk. Şimdi bu üç roman, Kaybolan Romanlar adıyla, Everest Keşif’te, ilk kez bir araya geliyor. Kaybolan Romanlar, Orhan Kemal edebiyatının ne kadar derin, usta yazarın yaratıcılık gücünün sınırlarının ne kadar sonsuz olduğunu gösteriyor, hayatın içinden süzülüp gelen olayların hâlâ yaşanabileceği gerçeğini bir kez daha gözler önüne seriyor.  

 “Sonsuz hayranlık duyduğum Orhan Kemal’i başkalarının çalakalem yazılmış dedikleri -incelik dolu- eserlerinde yakaladım. Bu eserler, romancının geniş okur kitlesine ses yöneltişi ve ‘uyarı’sıdır. Hafif edebiyatın verilerinden yararlanmış, ama gayeleri bakımından bambaşka boyutlar edinebilmiş bu romanlar üzerinde yazık ki pek durulmadı. Asıl Orhan Kemal’i, başarıları vurgulanmış eserleri ölçüsünde, bence, melodram kokan, ne var ki gerçeklikleri bugün de süren romanlarında aramak gerekir.” 
Selim İleri
₺31,50 KDV Dahil
₺42,00 KDV Dahil

“Yakasında bir çiçek gibi intiharı ile birlikte gezen bir adam.” Jacques Rigaut’yu kendisinden daha iyi kim tarif edebilirdi ki! Kısa ömründe sürekli ölümü, intiharı düşünmüş, kendi deyimiyle intiharı meslek edinmiş, sonunda da bunu gerçekleştirmişken, ondan başka kim yaşamı bu denli ciddiye alabilirdi ki!

“Ne gerçekleştirmişsem, ister uyuşuk ister atik, hiçbir şey görmüyorum ki bunlar arasından muhakkak farklı olabilirdi densin, benden olup da kaderciliğe sürüklenmek suretiyle gerçek kişiliğimi gözler önüne sersin. Hep başka türlü davranarak da yine aynı kalabilirdim. Beni en iyi yansıtan kararsızlığımdır kuşkusuz.”

₺5,60 KDV Dahil
₺7,00 KDV Dahil

Şükrü Erbaş’ın ilk şiiri Varlık dergisinin 
Şubat 1978 sayısında yayımlandı.

Burak Abatay, Semih Gümüş, İlknur Özdemir, Haydar Ergülen, Ahmet Telli, Semih Poroy, Ethem Baran, Aydın Çubukçu,

Abdullah Ataşçı, Bedia Koçakoğlu, İsmail Mert Başat, Şehmus Ay, Eray Canberk, Hüseyin Şahin, Deniz Durukan, Betül Dünder, 
Rahmi Emeç, Şeref Bilsel, Mahmut Temizyürek, C. Hakkı Zariç, Fatin Kanat, Kenan Kocatürk, Zeynep Altıok Akatlı, 
Mehmet Özer, Eren Aysan, Emel İrtem, Didem Gülçin Erdem, Gökçenur Ç., Selahattin Yolgiden

40.yıl İçin Yazılar

₺14,63 KDV Dahil
₺19,50 KDV Dahil

Eskiden, çok eskiden

Tanrımız yoktu. Korkumuz yoktu.

Günahımız yoktu. Yapraklar gibiydik.

Öpüşler gibiydik. Köpükler gibiydik.

Yapamadık. Güzellik boğdu

İyilik zayıf düşürdü hepimizi.

 

İçimizden birisini göklerin ardına gönderdik.

 

Şimdi hepimiz huzurla birbirimize kötülük ediyoruz.

Şimdi hepimiz korkuyla acımızı seviyoruz

Şimdi hepimiz dünyayı bir tanrıya değiştik

Şimdi hepimiz cehenneme dua ediyoruz.

₺9,00 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil

“Cehaletimizi kırabiliriz, becerilerimizi, yeteneklerimizi ve zekâmızı kullanarak kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz.

En önemlisi, özgür olabiliriz!

Uçmayı öğrenebiliriz!”

Zamansız bir klasik olarak her yıl giderek daha fazla okura ulaşan “Martı”, yazımının üzerinden geçen yarım asra yakın süreyi, onunla büyüyen Türk okurlarla birlikte kutlayacak!

₺19,60 KDV Dahil
₺28,00 KDV Dahil

Sanatın her alanında geniş yankılar uyandırmış, insanlığın gerçekliğe dönük bakışını ve algısını değiştirmiş, Dali’nin “eriyip gitmiş saat” çizimlerinden Breton’un “büyük çizgileriyle tanınan umutsuzluk” şiirlerine büyük bir akım: Sürrealizm.

Toplumun her alanında büyük yankılar uyandırmış, korkunç yıkımlara yol açıp gerçekliğimizi darmadağın etmiş, bu arada “faşizm” belasını da insanlığın başına bela etmiş, yakın tarihin en korkunç olayı: İkinci Dünya Savaşı.

Tuhaf kurgu”nun ustası China Miéville, ikisini bir araya getiriyor!

İkinci Dünya Savaşı yıllarında, Paris’te. Eski Paris’te ve “yeni”sinde!

Gerçeküstücülerin resimlerinden, şiirlerinden ve manifestolarından fırlamış “manif”ler dolaşıyor şehirde. Gerçeklikle ilgili algımızı dönüştüren o çizgi ve sözcüklerden “tezahür eden” varlıklar…

Muhteşem ceset” en başta, pek çok “manif” var şimdi aramızda. Yeraltı mücadelesi sürdüren militanlar gibi, Direniş (Rezistans) hareketinin birer parçası onlar da.

Faşizme karşı direnişin, Fransa’daki “rezistans hareketi”nin romanı Yeni Paris’in Son Günleri. Direniş içerisindeki sürrealistlerin. Resimlerle, şiirlerle, romanlarla, sözcüklerle, “manif”lerle direnenlerin…

Tuhaf kurgu”nun ustasından, bir solukta okumalık! 

₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

Postacısı ondan evde bulamadığı komşusuna gelen bir paketi teslim almasını rica etti. Daha önce adını hiç duymadığı bir komşuydu bu. Üstelik yıllardır aynı ara sokakta oturmasına rağmen.

Kadın ise, “Bunda ne kötülük olabilir ki?” diye düşündü.

Ve böylece ölümcül bir kâbusu evine sokmuş oldu…

Genç psikiyatr Emma Stein bir otel odasında saldırıya uğradığından beri evinden çıkmayı reddediyordur. Emma, öldürmeden önce kurbanlarının saçlarını kazıdığı için basında “Berber” adıyla anılan bir psikopatın üçüncü kurbanıdır. Berber’in elinden canlı kurtulan tek kişi olan Emma bu caninin yarım bıraktığı işi tamamlamak için onun peşine düşeceğinden korkmaktadır. Kendisine saldıran kişiyi hiç görmemiş olmasına rağmen karşısına çıkan her adamın o olduğuna dair paranoyak düşünceler yakasını bırakmaz. Kendisini güvende hissettiği tek yer ise Berlin’in ücra bir semtinde bulunan ara sokaktaki evidir, ta ki bir gün postacı Emma’dan bir komşusunun paketini onun adına teslim almasını isteyene dek.

Emma yıllardır aynı sokakta yaşamasına rağmen bu komşu hiç tanımadığı biridir ve onun adına aldığı paket Emma’yı hayatının en korkunç kâbusunun içine atacaktır.

“Sebastian Fitzek uykusuz bir gece geçireceğinizi garanti ediyor.”

Donna

“Yazar, okuyucuları için delice bir hikâye, tekinsizlikler ve son sayfaya kadar devam eden çılgınca bir temposu olan bir paket hazırlamış.”

dpa

“Fitzek yanıltmacalarla dolu bir şahesere imza atmış.”

Westdeutsche Allgemeine

“Fitzek gerilim türünün ustası olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.”

Hörzu

₺29,92 KDV Dahil
₺39,90 KDV Dahil
₺38,42 KDV Dahil
₺49,90 KDV Dahil
₺38,42 KDV Dahil
₺49,90 KDV Dahil
₺23,02 KDV Dahil
₺29,90 KDV Dahil
₺38,42 KDV Dahil
₺49,90 KDV Dahil

Psikolojik gerilimin ustası Patricia Highsmith, bu kez bizi bir kadın düşmanının zihninde yolculuğa çıkarıyor. “Kusursuz küçükhanım”dan “kadın romancı”ya, “dansçı”dan “koket”e, bu koleksiyonun parçası olan on yedi kadının her biri kendilerine biçilen basmakalıp rollere karşı koyuyor ve bu boğucu dünyayı yıkmak adına hem kendilerini hem de çevrelerindeki erkekleri felakete sürüklemekten çekinmiyor.

Highsmith, sıradan olduğunu düşündüğümüz hayatların gizlediği acayiplikleri ve vahşilikleri bu kez bir fabl yazarının yalın ama ironi dolu diliyle anlatıyor. The Guardian eleştirmeninin de söylediği gibi: “Bu kitabın amacı kadın düşmanlarına bir ders vermek değildir, tam tersine bir kadın düşmanına doğum günü armağanı olarak verilebilecek nitelikte bir gerilim yapıtıdır.”

₺9,80 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil

Açlık sanatçısı, bir kafeste günlerce aç kalarak izleyicilerine ve kendisine ruhsal doyum sağlayan bir gösteri sunmaktadır. Fakat zamanla azalan seyirci, sanatçının hevesini baltamalakla birlikte, işine daha da tutkuyla sarılmasına sebep olmuştur. Son durağı olan sirkte, hayvan kafeslerinin yanında, artık kimsenin umursamadığı son bir gösteri yapacaktır. Sanatçılara verilen değeri gösteren Açlık Sanatçısı, Kafka’nın ölmeden önce yayımlanan son eseridir.

Dönemin ve toplumun dişlileri arasında sıkışmış, kendini bulmayı başaramayan insanların kalabalıklarda eriyip gidişlerini anlatan bu eseri, Ahmet Arpad’ın özenli çevirisiyle sunuyoruz.

₺5,25 KDV Dahil
₺7,50 KDV Dahil

Devrinde şair-i azam olarak tanımlanan Abdülhak Hâmid pek çok bakımdan yenilikleri aça aça gelir. İlk yenilik, Makber Mukaddimesi’dir. Bu girişle hem şiirin hem de ölümün bir nevi poetikası yapılır. “Birkaç perişan söz” olarak vasıflandırdığı giriş yazısında şair “bu kitap kabristanda yazıldı” demeyi unutmaz. Bir kadın, eşi Fatma hanım vefat etmiştir. O da “fena bulmuş bir vücudun” ebediyen kaybolmasına razı olmadığı için bu çağdaş mersiyeyi yazmıştır.

Bu da az şey değildir şiirimizde.

Eyvâh ne yer kaldı ne yâr kaldı

Gönlüm dolu âh u zâr kaldı

Şimdi buradaydı gitti elden

Gitti ebede gelip ezelden

₺10,50 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil

Boğaziçi’nde, kızı Nihal ve oğlu Bülent’le varlık içinde yaşayan dul Adnan Bey, orta yaştayken bir kez daha evlenmek ister. Adnan Bey’in yeni eş adayı, yine Boğaziçi’nde hoppa yaşantısıyla tanınmış Firdevs Hanım’ın küçük kızı Bihter’dir. Bu evlilik önerisini kendisine beklemiş Firdevs Hanım’ın bütün itirazlarına rağmen; Adnan Bey yalısının hanımefendisi olmak Bihter’e çekici gelecek, aradaki yaş farkını

Bihter önemsemeyecektir.

Zaman geçtikçe, Bihter, önce hizmetkârlardan ve Nihal’den yakınlık görmez olur. Sonra da, Adnan Bey’in genç, uçarı yeğeni Behlûl’ün tutkun davranışlarıyla karşılaşır. Bihter yasak aşkı engellemeye çalışırsa da, sonunda yaşamak zorunda kalır, servet ve mevki ihtirasıyla geldiği Boğaziçi yalısı şimdi kendisi için bir cehennem bucağı olmuştur.

Aşk-ı Memnu serüveni bende ablamın ders kitabıyla başladı. Uzun Bir Kışın Siyah Günleri’ne kadar sürdü. Gerçi bugün de bu romanın çekiciliğinden, gizeminden ‘kurtulamadım’.

SELİM İLERİ

₺16,80 KDV Dahil
₺24,00 KDV Dahil

İntikam ve hırs…

İyilik veya kötülük…

Siyah ile beyaz…

Ve zıtların arasında savrulan hayatlar…

Konstantinopolis’in İstanbul’a dönüştüğü yıllar… Hıristiyan hasımlarının Büyük Kartal diye andıkları Fatih’in, şehrine âlimleri davet etmekle kıvanç duyduğu, devletini ilimle ve sanatla yükseltmenin rüyalarını gördüğü, ulemanın tamamen özgür düşünceyi savunduğu, devletin yükseldikçe yükseldiği bir dönem… Ve eşsiz şöhretlere sahip Osmanlı ulemasının arasına sızmış bir kâfir. İntikam ateşinde kavrulmuş kötülük dâhisi bir zihin. Molla Lütfi, Ali Kuşçu, Sinan Paşa, Bellini ve daha niceleri… Kurbanlar, kurbanlıklar…

İtiraf her cümlesi hayretle ve merakla okunacak bir roman.
İskender Pala’nın her zamanki yetkin kaleminden…

₺15,40 KDV Dahil
₺22,00 KDV Dahil

"Mükemmel kurgulanmış cüretkâr bir kitap, hipnotize edici bir etki, özgün bir ses ve biz okuyuculardan cevap bekleyen sorular..."

Lee Child

Doğru ve yanlış arasında bir seçim yapmak son derece kolaydır, öyle değil mi?

İkna edici gerçekleri duyana kadar bekleyin...

İsimsiz bir zanlı cinayetle suçlanıyor. Genç adam kapanış konuşmasından hemen önce, bazı gerçekleri davaya dahil etmek istemeyen avukatını kovuyor ve savunmasını kendi yapmaya karar veriyor.

Bazen gerçekler, açıklaması ve inanması zor olabilir. Fakat genç adamın tek bir isteği var: Ömür boyu hapis yatacaksa da, en azından gerçekler bütün çıplaklığıyla ortaya çıksın.

Aleyhinde tam sekiz delil var. Her birini teker teker ele alıyor. Kaderi bizim elimizde. Biz, okuyucular —jüri üyeleri— hikâyenin sonuna kadar sakin olmalı, önyargılı davranmamalıyız. Savunması kafalarda birçok soru işareti yaratıyor... Fakat konuşmasının sonuna geldiğinde artık tek bir şeyin önemi kalıyor:

Bu cinayeti gerçekten işledi mi?

₺19,20 KDV Dahil
₺24,00 KDV Dahil

Evrensel boyutlara ulaşmış ünüyle bugün dünya edebiyatının en büyük yazarlarından biri sayılan Goethe, henüz yirmi beş yaşındayken yazdığı Genç Werther’in Acıları’nda, kısa bir süre önce Charlotte adlı genç bir kadınla yaşadığı mutsuz ilişkiden yola çıkmıştı. Edebiyat dünyasına karşılıksız aşk acısıyla intihara sürüklenen “romantik kahraman”ı armağan eden bu büyüleyici mektup-roman, şiirselliği ve yaşama tutkulu bakışıyla okurları mıknatıs gibi kendine çekmişti. Almanya’da dönemin gençliğini etkisi altına alan romanın birçok kişinin intiharına neden olduğu, Werther’in giydiği mavi frak, sarı yelek ve çizmelerin o yıllarda moda haline geldiği, Napoléon’un bile kitabı sürekli yanında taşıdığı söylenir.

Son derece duyarlı ve tutkulu bir genç ressam olan Werther’in düşsel dostu Wilhelm’e yazdığı mektuplardan oluşan Genç Werther’in Acıları, edebiyatta akılcılığın yerini alan duygusallığın bir başyapıtıdır

₺7,00 KDV Dahil
₺10,00 KDV Dahil

Büyük Umutlar, XIX. yüzyıl İngiltere’sinde taşra ortamından büyük kente uzanan tam bir Victoria dönemi romanıdır. Charles Dickens, bu olgunluk dönemi eserinde köyünde zor bir çocukluk geçirdikten sonra esrarengiz bir mirasa konan Pip’in maceralarını anlatır. Gönlü karasevdayla, gözü yükselme hırsıyla perdelenmiş genç Pip’in serüvenleri, sanayileşen toplumdaki sevgisizliği, ikiyüzlülüğü ve para hırsını gözler önüne serer. Büyük Umutlar, Londra’da beyefendi konumuna yükselen Pip’in başından geçenleri anlatmakla kalmaz, birbirinden ilginç karakterlerle tanıştırır okuru.

Dickens, romanın kahramanı Pip’in düşünce yapısını büyük bir incelikle ele alır. Bir yandan bireylerin düşkünlüklerini, başarısızlıklarını anlatırken diğer yandan da çağın gerçeklerine ve değerlerine ayna tutar.

₺17,50 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil

Vahşi kapitalizmin “altına hücum” dönemini konu alan yüzlerce eserin çoğu, altın arayıcılarının kişisel öykülerini yüzeysel bir yaklaşımla anlatır. Farklı bakış açısıyla diğerlerinden ayrılan Charlie Chaplin’in Altına Hücum filmi dışında, konuyu değişik bir biçimde irdeleyerek insanı evrensel boyutta sorgulayan en önemli eserlerden biri, Jack London’ın Beyaz Diş adlı romanıdır. Dünya görüşünü, “Köpeğe kemik atmak hayırseverlik değildir. Hayırseverlik, kendin de en az köpek kadar açken kemiği köpekle paylaşmaktır,” diye özetleyen London, Beyaz Diş’te Kuzey’in karlarla kaplı bölgelerinde sürdürülen yaşam kavgasını, soğuk, açlık ve hayatta kalma mücadelesini insanların değil, aynı koşulları onlarla paylaşan hayvanların açısından aktarır.

Beyaz Diş, damarlarında hem kurt hem de köpek kanı taşıyan bir kurt kırmasıdır. Ana babası dışında kendi türünden canlıları hiç tanımadan bir mağarada yaşarken günün birinde dışarıdaki gerçek dünyayla yüz yüze gelir. Çok farklı görünen, çok farklı kuralları ve düzeni olan bu yerden, dünyayı ve yaşamı keşfetmeye başlar. Kurdun köpeğe dönüşümü, koşulların insanlar için olduğu gibi hayvanlar için de belirleyici olduğunu gözler önüne serer.

₺8,40 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil
Maksim Gorki’nin 1906’da sürgünde yazdığı romanı Ana, toplumcu gerçekçilik akımının başyapıtlarından biri kabul edilir. Rus proletaryasının Çarlık Rusya’sına karşı verdiği devrimci mücadelenin romanıdır. Eser, fabrikalarda zor şartlarda çalışan binlerce işçiden biri olan Pavel’in özgürlükçü fikirlerine başlangıçta korkuyla yaklaşsa da, sonradan onun ilkelerine sahip çıkarak devrimin meşalesini taşıyan kadınlardan biri olan annesi Pelageya’nın hikâyesini anlatır. 1905 Devrimi öncesi Rusya’nın toplumsal panoramasını ustalıkla yansıtan Ana aynı zamanda yeni bir düşünce ve toplumsal uyanışın simgesi haline gelmiştir.
₺14,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

Dünya edebiyatının en önemli yapıtlarından olan İki Şehrin Hikâyesi, Paris ve Londra arasında gelişen olay kurgusuyla, tarihin en hareketli anlarından birinin, Fransız Devrimi’nin ekseni etrafında biçimlenir. Edebiyat dünyasının “Dickens’ın en büyük tarihî romanı”, yazarın kendisinin ise “yazdığım en iyi hikâye” diye tanımladıkları yapıt, Fransız Devrimi’nin Terör döneminde, Paris’in öfkeli, kana bulanmış sokaklarında, giyotinin gölgesinde yaşamak zorunda kalan bir grup insanın hayatına odaklanır.

On sekiz yıl yattığı Bastille Hapishanesi’nden çıkan Doktor Manette’ le, İngiltere’ye gönderdiği kızının Londra’da sürdürdükleri yaşamları, yollarının tekrar Paris’e düşmesiyle iradeleri dışında bir seyir kazanır. Sürükleyici gerilimi, güçlü lirizmiyle devrimi, toplumsal mücadeleyi, zalimliği, yoksulluğu ve aşkı çağının nabzını da tutarak olanca ihtişamıyla anlatan İki Şehrin Hikâyesi, bu nitelikleriyle hem klasik edebiyatın zirvelerinden hem de tarihin en güçlü hikâyelerinden biridir.

₺16,80 KDV Dahil
₺24,00 KDV Dahil

Küçük yaşta öksüz kalan Jane Eyre, kendisini hiçbir zaman sevmeyen ancak kocasının vasiyeti üzerine bakımını üstlenen yengesiyle zor bir yaşam sürmektedir. Katı kurallarla yönetilen bir yatılı okula gönderilince, bu kez hayatın başka zorluklarıyla yüzleşmek zorunda kalır. Okulda geçirdiği on yılın ardından öğretmen olarak mezun olur. Edward Rochester’ın malikânesinde mürebbiye olarak iş bulur. Evin gizemli efendisi Rochester’a âşık olur; ancak onu hayal bile edemeyeceği zorluklar ve acılar beklemektedir.

XIX. yüzyıl İngiltere’sinde, her türlü tutuculuğun kol gezdiği Victoria döneminde geçen Jane Eyre, birçoklarınca kadın hak ve özgürlüklerine sahip çıkan ilk romanlardan biri olarak kabul edilir. Yazarı Charlotte Brontë’nin yaşamından izler de taşıyan roman, zorlu bir yaşam süren yapayalnız bir genç kızın güçlü bir kadına dönüşmesinin öyküsüdür.

Jane Eyre, yalnızca kadının erkek egemen toplumdaki konumuna gözüpek yaklaşımıyla değil, şiirsel duygusallığı çağdaş bir gerçekçilikle harmanladığı anlatımıyla da öncü olmayı başarmış klasik bir başyapıttır.

₺15,40 KDV Dahil
₺22,00 KDV Dahil

İvan İlyiç’in Ölümü, hasta yatağında ölümü beklediği sırada, gerektiği gibi yaşamaya özen gösterirken mutlu bir yaşam sürmeyi unuttuğunu fark eden bir adamın iç hesaplaşmasının hikâyesidir. Zengin, saygın bir yargıç olan İvan İlyiç, ölümü bir bir yüzleştiği sarsıcı gerçeklerle birlikte karşılamak zorundadır.

Dünyanın en büyük romancılarından Lev Tolstoy, 1870’lerin sonlarına doğru kendisiyle girdiği derin hesaplaşma sonucu geçirdiği bunalımın ardından kaleme aldığı İvan İlyiç’in Ölümü’nde, insanın aklı ve yüreğinden hiç silinmeyen yaşam-ölüm olgularının olabildiğince nesnel ve soğukkanlı ama aynı ölçüde derin bir yaklaşımla dile getirir. Tolstoy’un hem yaşamında hem de yapıtında ayrıcalıklı bir yer tutan roman, sıradan bir insanın çöküşüne ve ölümüne çarpıcı yaklaşımıyla dünya edebiyatının da gözbebeklerinden biri olmuştur.

₺5,60 KDV Dahil
₺8,00 KDV Dahil

Okuyacağınız sayfalarda riske giren kişiler anlatılacak, boğanın hem boynuzu hem tehdidinin farklı şekillerde boy gösterdiği eserler meydana getirirken hayatlarını olmasa da akıl sağlıklarını tehlikeye atanlar. Hermann Broch’un, “Kötü yazar sayılmasalar da düpedüz suçlu bunlar,” diye nitelediklerinin maskesini eskiden mümkün olmayan bir kolaylıkla düşürebilmemizi sağlayan kişileri hep beraber tanıyacağız.

Enrique Vila-Matas’ın ilk kez 1985’te yayımlanan efsanevi kitabı Portatif Edebiyatın Kısaltılmış Tarihi, kendilerine shandy ya da portatifler adını veren “taşınabilir edebiyat” düşkünlerinin kurduğu cemiyetin cüretkâr olduğu kadar talepkâr bir tarihçesi. Dadacılar gibi şakacı, fütüristler gibi aşırılığa meyilli, sürrealistler gibi düzenbaz bu topluluğun üyeleri arasında 20. yüzyılın ilk yarısına damgasını vuran pek çok isim var: Marcel Duchamp, Tristan Tzara, Aleister Crowley, Scott Fitzgerald, Walter Benjamin, Federico García Lorca, Man Ray, Berta Bocado, Maurice Blanchot, Francis Picabia, Georgia O’Keeffe… Yolları sabit denizaltılardan, dehlizlerden, Afrika’nın ücra köşelerinden ve Avrupa’nın kültür başkentlerinden geçen portatiflerin gerçek ve hayalî yaşamöyküleri arasındaki çizgi bir anlamda kısa ömürlü portatif edebiyatın da başlangıç ve bitiş çizgisi.

“Vila-Matas’ın eserleri beni müthiş etkiledi. Mizah anlayışına, edebiyatın her türüne dair inanılmaz birikimine, yazarlara olan tutkusuna ve edebî meseleleri hiç çekinmeden yazılarının birer bileşenine dönüştürebilmesine hayran kaldım.”

- Paul Auster -

₺9,80 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil

Gelişmenin zaman diziniyle bir ilgisi varmış gibi, yaşadığımız zamanın olumsuzluklarına nedense her defasında şaşar dururuz; 21. yüzyılın, 20.’sinden daha iyi olması gerekirmiş gibi, ya da 19. yüzyılın bir öncekinden... Sonsuz kozmik zamanı insan ömrüyle özdeşleştirmekle kalmıyor, dünyamız da yaşlandıkça olgunlaşıp kemale erecekmiş zannediyoruz. Acaba öyle mi gerçekten?

Kediler, İnfazlar ve Hayaletler Üzerine, romanlarıyla tanıdığımız Mehmet Anıl’ın denemelerini bir araya getiriyor. Yazarın gerek edebiyat ve yazmakla ilişkisi gerekse yaratıcı yazarlık atölyeleri gibi zamane arayışları merkeze koyduğu bu denemeler, çeperinde evrim, zaman, ölüm, milliyetçilik gibi konuları, yanı sıra fazlasıyla bize has bazı kültürel arızalarımızı ele alıyor. En ciddi meseleleri mizahla harmanlarken günlük hayata dair gülüp geçtiğimiz olayların ardında yatan ciddi aksaklıkları gözler önüne seriyor.

₺10,50 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil

Boşluk hemen yanı başında beklerken, kadın onu görmezden gelmeyi öğreniyor. Derin nefes alarak, içerek, uyuyarak, kusarak, en çok da yazarak onu unutmaya çalışıyor. Boşluktan kaçmak için duvarlarını kendi elleriyle özenle örüyor. Yıllarca, umut ve sabırla. Ancak ne yaparsa yapsın rüyalarından kaçamıyor. Düşleri hep ve tam orada. Boşluğun ortasında taştan bir ev. Issızlıkta, tek başına. Evde bir tablo. Pencerelerin arasında. Tabloda yaşlı bir kadın. Öylece ona bakmakta. Yüzlerce kez, içinde kar taneleri olan bir kaleydoskobun içinde dönüp duran bir ruh. Çığlıklarla uyanılan geceler. Gözyaşları ve terle. Boşluk rüyalarından sızıp onu çağırıyor, şehvetle.

Otopsi, bir kadının iç dünyasındaki derin çelişkileri anlatıyor. Onu yazmaktan, dahası kendi olmaktan alıkoyan kimliğini, sorumluluklarını irdeleyen kadın, bir yandan da annelik görevleriyle yazma tutkusu arasında bölünür. Çocukluk travmalarıyla, toplumsal baskılara karşın yazma tutkusuyla gelen gerilim, içinde büyüdükçe büyür ve bu hesaplaşma onu giderek varoluşsal bir seçim yapmaya zorlar. Söz konusu olansa boğucu günlük yaşamı ile yazmak, başka bir deyişle, esaret ile özgürlük arasında bir seçimdir…

₺8,40 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil

Bir selam getirdim sana dostum, hiç tanımadığın ve yüzünü bile görmediğin yabancılardan...

Selam getirdim sana; onurlu ve korkusuz, bilge savaşçılardan...

Bu öyle bir selam ki, meydan okuyor tozlanmış ve rafa kaldırılmış yüzlerce yıllık zamana.

İçinde keşfedilmemiş sırlar saklıyor ve her nefeste yaşam kokuyor adeta...

Gürültü patırtıyla dolu zihnini sustur ve dinle.

Bilge savaşçılar, Bushido’yu fısıldıyor kulaklarına...

Bushido... Üç hece ve tek kelime... Bir çırpıda dökülüyor dudaklarımızdan... Söylemesi bir saniye, anlaması bazen bir ömür...

Tek bir sözcüğün içine neler sığar? İnsanlığın tüm hikâyesini sıkıştırabilir misiniz tek bir kelimeye? Geçmişi, şimdiyi ve geleceği...

Öyle bir sözcük hayal edin ki; onun gerçek anlamını öğrendiğiniz zaman, başka öğrenebileceğiniz bir şey kalmasın şu yaşamda...

O sözcüğün ruhunu hissedince biter tüm savaşlar! Korkular tarih olur ve güneş yeniden doğar... İzin verirseniz eğer; bir sözcük sil baştan değiştirir dünyanızı...

Bir büyük patlamayla yaratılan evren gibi... Tek bir hücreyle var olan; sen gibi, ben gibi...

Bir meşe palamudu, içinde bir orman saklar.

Bushido, meşe palamudunu ormana dönüştüren o sırdır!

₺15,20 KDV Dahil
₺19,00 KDV Dahil
Müzik, hayatımızın temel bileşenlerinden biri. Çoğumuz için gündelik yaşamın olmazsa olmazı. Kulağımızdan, çevremizden eksik olmayan bu sanatın tarihini etraflıca öğrenmek istemez misiniz? Klasik müziğin doğuşunu; müzikallerin, operanın ortaya çıkışını; Beethoven’den Johnny Cash’e, tarih boyunca müzisyenlerin bıraktığı izleri adım adım, yetkin yazarların kaleminden okumak istemez misiniz? 
Maria Lord ve John Snelson hem müzisyenlerin, hem konservatuvar öğrencilerinin hem de müziği hayatından eksik etmeyenlerin başucundan ayırmayacağı bir kitapla en usta müzisyenlerin notalarında dolaştırıyor okuru.
₺44,00 KDV Dahil
₺55,00 KDV Dahil

Victoria döneminde yaşayan bir bilimci icat ettiği zaman makinesine biner ve kendini bir anda 802.701 yılında bulur. Başlangıçta dünyanın bütün dertlerinin sona erdiğini, cefanın yerini güzelliğe, refaha ve barışa bıraktığını zannetse de yanıldığını anlaması çok uzun sürmez. Zaman yolcusu önce Eloi adı verilen insan türüyle tanışır. Ancak soyları kadim zamanların yüce kültürüne dayanan bu güzellik abidelerinin, aslında ne kadar güçsüz olduğunu ve karanlığa karşı nasıl da çocukça bir korku duyduğunu çok geçmeden keşfeder. Eloiler korkmakta haklıdırlar, çünkü yerin altında bambaşka bir insan türü; tekinsiz Morloklar pusuya yatmış beklemektedirler. Bu sırada makinesini kaybeden zaman yolcusunun da yapması gereken tek şey, Morlokların o uğursuz yeraltı tünellerine inerek makineyi onlardan geri almaktır.

Zaman Makinesi zamanda yolculuğun ilk ve en etkili tasvirlerinden biridir. İlk kez 1895’te yayımlanan bu şaheser, Wells’in ustalıklı hikâye anlatma yeteneği ve çarpıcı kavrayışı sayesinde okuyucuları nesiller boyu etkilemeye devam ediyor.

₺9,60 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil

Monoton bir hayat süren otuzlu yaşlardaki Elísa bir gün kendi evinde akıl almaz bir biçimde öldürülür ve olayın tek tanığı o geceden sonra hiç konuşmayan yedi yaşındaki kızıdır. Çok geçmeden aynı yöntemle işlenen bir başka cinayeti soruşturan Dedektif Huldar’a göre katilin zihnini çözebilecek ve arkasında neden şifreli mesajlar, anlamsız sayılar ve olasılık hesapları bıraktığını söyleyebilecek tek kişi bu kızdır.

Huldar ve ona yardım eden travma uzmanı psikolog Freyja, küçük bir kızın karanlık hikayesindeki bilinmeyenleri araştırırken şehrin diğer ucunda amatör bir radyo programcısı ölümcül bir paranoyayla karşı karşıyadır: Aldığı gizemli mesajlar onu korkunç bir caninin peşinde av mı yapacaktır avcı mı?

₺25,60 KDV Dahil
₺32,00 KDV Dahil

Tarih bazı devletlerin ve milletlerin acıklı sonlarını yazdığı gibi, bazılarının da nasıl ilerlediğini ve yükseldiğini yazarak bize parlak sayfalar açar. Tarih bize nasıl ve hangi vasıtalarla toplumsal yaşamın güçlendirildiğini, aynı zamanda insanların nasıl eğitildiğini gösterir ki, iki ayaklı hayvanlara ya da büyük karınca kolonilerine dönüşmek yerine akıllı ve mutlu yaşamın yaratıcıları olup büyük sanatkârlara dönüşelim.

Vaazları nedeniyle çarlık tarafından sürgünle cezalandırılan Rus rahip Grigory Petrov’un, sürgünde kaleme aldığı bu yapıt pek çok ülkede büyük yankı uyandırmış, özellikle Türkiye’de kalkınma konusunda bir başucu kitabı olarak değer görmüştür. Ülkemizde ilk basımı Atatürk döneminde 1928 yılında yapılan kitap bugüne değin birçok kez dilimize çevrilmiş, kitaba olan ilgi hiç tükenmemiştir.

Petrov, bu kitabında “bataklıklar ülkesi” Finlandiya’nın imkânsızlıklar, yoksunluklar içinden özellikle aydın ve yazarların büyük çabalarıyla çıkıp da “Beyaz zambaklar ülkesine” nasıl dönüştüğünü anlatır. Dönüşümün, yeni bir yaşam kurmanın her türlü sıkıntının ve zorluğun içindeyken dahi mümkün olduğunu bunu başaranların hayat hikâyeleri üzerinden bize anlatır.  Petrov’a göre gerçek iradenin ve azmin olduğu yerde her şey mümkündür.

Karanlığın kötü ruhu ışığınızı söndürüyorsa, siz yeniden yakın. Işık bir kere sönerse, siz ikinci kere onu yakın; üçüncü, beşinci, yedinci, yüzüncü, bininci kez yakmaya devam edin.

₺13,60 KDV Dahil
₺17,00 KDV Dahil
Nasıl ki Honoré de Balzac’ın Zarif Bir Yaşam Üzerine adlı çalışması modernitenin önemli unsurlarından biri olan modayı mizahi bir dille ele alıyorsa, Çalışanın Fizyolojisi de modern şehir yaşamına dair aynı derecede önemli bir konuyu inceliyor: bürokrasi ve onun çarklarının işleyişi. Franz Kafka’nın ofis bürokrasisinin kâbus metafiziğini anlatmasından çok önce, Herman Melville’in Kâtip Bartleby’sinin yayımlanmasından evvel, Balzac, edebi dehası ve kurgu ustalığıyla bizi Paris’te bir ofis hayatına götürüyor. 1841’de yayımlanan ve yaklaşık 180 yıl sonra ilk defa Münif Sair tarafından Türkçeye çevrilen bu küçük kitapta, Balzac’ın diğer tüm eserlerinde görüp tanıyıp aşina olduğumuz suretler ve hikâyeler bir kez daha -ama bu sefer beyaz yakalılar olarakbuluşuyor ve ortaya çok renkli bir tablo çıkıyor. Toz yüklü, stres dolu ve boğucu ofis ortamına dair eğlenceli bir dille kaleme alınan Çalışanın Fizyolojisi, Sanayi Devriminin iş hayatında yarattığı köklü değişikliğe dair asla eskimeyen bir ilk bakış.
₺10,40 KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil
Alfred Lord Tennyson nihayet Türkçede! 19. yüzyıl İngiliz şiirinin en önemli isimlerinden biri olan Sir Alfred Tennyson, nam-ı diğer Lord Tennyson, Victoria Çağının Britanya edebiyatının köşetaşlarından biri olan Enoch Arden (1864) adlı eseriyle, yaklaşık yüz elli yıl sonra Türkiye’deki okurlarını selamlıyor. ‘Kraliyet Şairi’ unvanına sahip olan Tennyson’ın bu anlatı-şiiri yayımlandıktan on yıllar sonra bile etkisini sürdürmüş; onlarca dile çevrilip defalarca sinema, opera ve tiyatroya aktarılmış kült bir eserdir. Bir liman kasabasında yaşayan üç çocuğun sahildeki oyunuyla başlar şiir: Philip Ray, Enoch Arden ve Annie Lee. Oğlanların ikisi de Annie’ye âşıktır. Büyüdüklerinde Annie, Enoch’la evlenir. Yedi yıllık evlilikten ve üç çocuk sahibi olduktan sonra, Enoch bir deniz yolculuğuna çıkar. Fakat gemisi kazaya uğrar ve Enoch on yıl boyunca ıssız bir adada “Robinson Crusoe hayatı” sürer. Peki, Enoch dönebilecek midir? Dönerse nelerle karşılaşacaktır? Stéphane Mallarmé’in sonsözüyle birlikte, bütün bu soruların cevapları kitabın içinde.
₺9,10 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil
Babasının, “Birini eleştirmeye kalktığında, herkesin seninle aynı imkânlarda dünyaya gelmemiş olduğunu aklına getir!” sözünü hiçbir zaman unutmamış olan F. Scott Fitzgerald (1896-1940), Caz Çağı Öyküleri adlı bu eserinde, 1920’li yılların Amerika’sının hem göz kamaştırıcı refahını hem de caz müziğin geliştiği boğucu kaldırımlara sahip Güney eyaletlerini göz önüne seriyor. Dönemin ruhunu yansıtan öykülerinde, Fitzgerald, çoğu zaman ihtişamıyla anılan 20’lerin imkânsızlıklarını da kendine özgü anlatım tarzıyla ele alıyor. Adı sıklıkla, Ernest Hemingway ve William Faulkner gibi usta öykücülerle birlikte, Amerikan edebiyatının “Kayıp Kuşak”ının en parlak edebiyatçıları arasında anılan yazar, Birinci Dünya Savaşı sonrasında yaşanan o ağır buhrana, karakterlerinin ikili ilişkileriyle minör bir yaklaşım sergilemekte. Hovardalığın ve zenginlik arzusunun galip geldiği Caz Çağının öykülerinin merkezinde yer alan kadın-erkek, zengin-fakir ilişkileri, Fitzgerald’ı, yalnızca kendi döneminin yazarı olmaktan çıkarıp, günümüze de seslenir hâle getiriyor.
₺19,50 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil
Türkçe yeraltı edebiyatının ilk örneği sayılan roman, modern hayatın her bireyde şiddetle uyandırdığı "basıp gitme" arzusunu gerçekleştiren, uyuşturucu satıp adam öldüren, şantaj yapan ve adlarını kendileri seçen iki arkadaş olan "Kinyas ile Kayra"nın başından geçenleri anlatır.
₺280,00 KDV Dahil
₺350,00 KDV Dahil
%20 İndirim
%20İndirim
Ücretsiz Kargo
₺31,20 KDV Dahil
₺48,00 KDV Dahil
Emrah Pelvanoğlu, bu kitapta, on dokuzuncu yu¨zyılın Osmanlı- Tu¨rk du¨şu¨ncesinin tarihsel seyrini değiştiren ve modern Tu¨rkiye’nin entelektu¨el anlamda kurucu babası olarak kabul edilen Namık Kemal’in tarihi kavrayış biçimine yakından bakıyor ve yeni bir perspektif geliştirerek, okuru, Tanzimat Osmanlı’sının zihin du¨nyasında, poetik bir tarih gezintisine çıkarıyor. Giambattista Vico ve Hayden White’ın tarih felsefelerine ve bunun doğal bir yansıması olarak “metatarih” kavramına mu¨racaat eden Pelvanoğlu, akademik bir su¨kûnet ve sabırla, Namık Kemal’in hem du¨şu¨nsel arka planına hem de çağının koşulları içinde var etmeye çalıştığı romantik milliyetçi tarih yazımına odaklanıyor. Tanzimat ve Metatarih: Namık Kemal’in Poetikası, “kahramanlarını arayan bir çağ”ın hu¨rriyet ve vatan sevdalısı yazarıyla okuru yu¨z yu¨ze getiren, hatta okuru bu arayışların içine çeken bir kitap.
₺18,20 KDV Dahil
₺28,00 KDV Dahil
Usta çevirmen, şair ve eleştirmen Osman Çakmakçı bu kitapla birlikte okurlarını tam yetmiş beş farklı kitap vesilesiyle dostça bir sohbete çağırıyor ve onlarla hayata dair zihin açıcı diyaloglara giriyor. “Radikal Kitaplar”, yazarın, başta Radikal gazetesindeki köşesinde yayımlanan eleştirel tahlil denemeleri gelmek u¨zere, olgunluk döneminin ilk u¨ru¨nlerinden bir seçki niteliğinde. Kitapta du¨şu¨nce, du¨nya edebiyatı ve sanat başlıklarının altında yer alanların yanı sıra, Çakmakçı, okurlarıyla 1980 ve sonrasının Tu¨rk şiiri u¨zerine ayrıntılı ve eleştirel değerlendirmelerde bulunuyor. Her birinin, okura, Montaigne’den gu¨nu¨mu¨ze deneme tu¨ru¨nu¨n çeşitli lezzetlerini hatırlattığı bu yazılarda, özellikle genç edebiyat-severlerin altını çizeceği, u¨zerine du¨şu¨nu¨p belki bir deneme yazmaya cesaret edeceği samimi bir hava hâkim...
₺16,25 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil
Genç Osmanlılar Cemiyetinin liderlerinden Namık Kemal ve Ziya Paşanın öncülüğünde, Londra ve Cenevre’de çıkan Hürriyet gazetesinin 1868-1870 yılları arasında yayımlanmış 100 sayılık koleksiyonunun tamamının çeviri yazısının sunulduğu bu saygı kitabı, Türk modernleşmesinin en kritik evrelerinden Tanzimat döneminin entelektüel bir günlüğü niteliğinde. Türkiye’nin 150 yıllık fikir meselelerinin, buhranlarının ilk çetelesi Hürriyet gazetesini, yayımlanışının 150. yılında, sorduğu soruların ilk günkü yakıcılığını hissederek ilk kez tam takım olarak yeni alfabemizle sunuyoruz.
₺192,50 KDV Dahil
₺275,00 KDV Dahil
%30 İndirim
%30İndirim
Ücretsiz Kargo

Ölmeden Önce Okumanız Gereken 1001 Kitaptan Biri

Zamanının ötesinde bir yazardan zamanı parçalayan bir klasik: Sürücü Koltuğu. Muriel Spark, okuru üzerinde şok etkisi yaratan bu romanı anlatıda sıçrayışlarla kurguluyor; olaylar, polisiyeden romansa, gerilimden travmaya ve ölüm arzusuna uzanarak gelişiyor. Tek yönlü bir biletle seyahate çıkan bir kadın, kendi çizdiği kadere doğru son sürat ilerliyor ve direksiyon başında kim olursa olsun, bütün yollar aynı yere ulaşıyor. Spark’ın kalemi ince ayrıntılarda gizli savrulma anlarını olduğu gibi, olanca tuhaflığıyla betimliyor; tekniği, anlatıyı kendi mantığı uyarınca gelişen bir kâbus kadar kişisel ve karanlık bir deneyime çeviriyor.

Sürücü Koltuğu, hâkimiyetin bizde olduğu yanılgısı sayesinde yol alabildiğimiz hayatlarımızı derinden sarsmakta kararlı, sert ve müdanasız bir roman.

₺12,00 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil

NETFLIX FİLMİ BIRD BOX’A İLHAM VEREN ROMAN DAHA ÖNCE YAYIMLANMAMIŞ “BOBBY KAPIYI ÇALIYOR” ÖYKÜSÜYLE

Görülmemesi gereken korkunç bir şey… Ona atılan bir bakış kişiyi ölümcül bir deliliğe sürüklüyor. Ne olduğunu ve nereden geldiğini ise kimse bilmiyor.

Malorie ve iki çocuğu, olayların başlangıcından beş yıl sonra hayatta kalmayı beceren bir avuç insan arasındaydı. Nehrin kenarındaki terk edilmiş bir evde çocuklarıyla yaşayan Malorie, ailesinin güvende olabileceği bir yere gitmenin hayalini kuruyordu. Fakat onları bekleyen yolculuk tehlikelerle doluydu. Tek bir yanlış hamle ölümlerine yol açabilirdi. Ve onları takip eden bir şey vardı.

Bu bilinmeyene doğru gözbağının karanlığında yaptığı yolculukta Malorie sık sık geçmişi hatırlıyordu. Bir araya gelerek hayatta kalmaya çalışan, kendisini de aralarına alıp onu da kurtaran arkadaşları bir bir aklına geliyordu. Ancak sağ kalan ve kapılarını çalan insanlar arttıkça ortaya yüzleşmeleri gereken bir soru çıkmıştı: Herkesin aniden delirdiği bir dünyada kime güvenilebilirdi?

“Buna benzer bir korku öyküsü şimdiye kadar hiç anlatılmadı. Josh Malerman bu işi biliyor.”

- Hugh Howey -

 

“Çok iyi, çok başarılı ve dolaysız yazılmış, büyük bir takdirle okuduğum çarpıcı bir roman.”

- Peter Straub - 

₺20,00 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil
< 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 ... 33 >