“Evet. Genç bir adam ormanda kaybolmuş. Gu¨nler sonra yaşlı birine rastlamış. Yaşlı adam da uzun zamandır ormanda kayıpmış ve genç adama çıkış yolunu birlikte aramayı önermiş. Olmaz, demiş genç adam, seninle zaman yitiremem, çıkış yolunu bilseydin şimdiye kadar bulurdun. Ama, demiş yaşlı adam, ben çıkmayan yolları öğrendim. Hikâye böyleydi, değil mi?”
İntihar etmek isteyen genç bir müzisyen, gözünü hastanede açar. Hiçbir şey anımsamaz, şarkılarını bile. Toplumsal bellek ile kişisel belleğin birbirine karıştığı, her şeyin ölü bir tarihin parçası haline geldiği yerde, kuşku duymadığı tek gerçek vardır: Kaburgası kırık bedeni. Kendisine benzeyen bir kentte, unutmanın lanet mi yoksa lütuf mu olduğunu bilmeden, çıkış arar.Saatler, aynalar, deniz fenerleri. Labirent, yüzeyde hüzünle akan, derinde keskin akıntılara kapılan bir yeni çağ romanı.
₺16,13 KDV Dahil
₺21,50 KDV Dahil
Richard Brautigan’ın intihar etmeden önce kaleme aldığı son eseri olan Yani Rüzgâr Her Şeyi Alıp Götürmeyecek, insanın boğazına takılı kalan, sonsuz ferahlamadan önceki son yaşam belirtisinin romanı. 

Dünya savaşının gölgesinde, kendi iç savaşını yaşayan bir adamın, basit gibi görünen tercihlerimizin yaşamımızı nasıl değiştirdiğini çocukluğuna dönerek anlattığı bu hikâye, başka türlü olabilecek olanlara, büyümek denen ihtimaller denizinde boğulurken yiten masumiyete ve hafızanın can yakıcılığına duyulan saygının anıtı. Amerika’nın tüm modern trajedisini nüktedan bir şiirsellikle sunan Brautigan’ın, duygusuzlaşma ve yabancılaşmaya karşı aldığı son gard. Zamanda savrulan bir zihnin kâğıt kesiklerinden dökülen yaralarla dolu bir metin…
₺11,11 KDV Dahil
₺14,81 KDV Dahil
Metaforik anlatıların usta kalemi Jeanette Winterson, bu kez dünyanın yükünü tanrılar tarafından omuzlarında taşıma cezasına çarptırılan Atlas’ın Odysseia’da resmedilen epik öyküsünü yeniden ele alıp ona yepyeni bir son yazarak tanrıların, suçluların ve kahramanların hikâyesinden özgün bir modern zamanlar miti kurguluyor. 

Geçmişin yükü ile geleceğin ağırlığı arasında sıkışıp kalan insanın yaşamını, ideallerini ve kendi sınırlarıyla muhasebesini sorgularken, mitolojinin eşsiz mirasından; hayal gücünden faydalanarak bizleri kaderin boyunduruğunu kırmaya, hayata bir yük değil, her daim yeni güzergâhlara gebe bir yolculuk olarak bakmaya davet ediyor. 

“Atlas, kürekkemiklerinde dönüp duran eğik ekseni taşırken olduğu yerde kalmıştı. Bütün gücünü dünyayı sırtlamaya adamıştı. Hareketin ne demek olduğunu neredeyse unutmuştu artık. Rahat etmek için hafifçe kımıldaması bir şeyi değiştirmiyordu. O muazzam yüktü her şeye karar veren. Neden? Neden hemen bırakmasın onu?”
₺11,11 KDV Dahil
₺14,81 KDV Dahil

“Ben Yartu Tanak, ailemle birlikte Dünya isimli gezegenin 41. Kuzey paraleli ve 28. Doğu meridyeninde yer alan İstanbul şehrinde doğdum. Dedem, annem, teyzelerim, eniştelerim ve aile dostlarımızın neredeyse tamamı ise benden seneler evvel, Asya kıtasının 40. Kuzey paraleli ve 37. Doğu meridyeninde varlığını sürdüren Ordu şehrinde dünyaya gelmişlerdi. Bu paralel ve meridyenler, ülkemizde, kütüğümüzün neresi olduğu hayati önem taşıdığından, hayatımın akışında doğduğum yerden daha etkili olacaktı.”

Deadlinea yetişeceksin, müşteriden revize alacaksın, dur bunlar yetmez ne kadar yoğun olursan ol İnstegram’a havalı fotoğraf yükleyeceksin, heştegçokmugüzelizki, özel tasarım kahveler içeceksin, sakın şaşırma menümüzde Türk kahvesi yoktur. Türk dizisi izlemek yasak olmasa da ay çok banal, Netflix izleyeceksin, yüksek belli kot pantolon giyeceksin, ikinci el dükkânından aldığın rengarenk gömleği içine sokacaksın. Araya İngilizce kelimeler serpiştirdiğin cümlelerle müşterini etkileyeceksin, pek tabii zorlu processlerden geçeceksin. İşte sana Ajans İnsanı. Yirmi altı yaşındaki Yartu Tanak, tam da böyle bir Ajans İnsanı’ydı. Ama hayatın onun için hazırladığı birtakım sürprizler vardı. Eniştesigiller yoldaydı, onlara geliyordu. Hatta sanırım gelmişlerdi. Kapı çalıyordu.

 

Duygu Yazıcıoğlu’nun kaleminden 4 Enişte 1 Cenaze hayata, Ajans İnsanları’na ve eniştelere dair çıkarımlarıyla okurlarını kahkahaya boğacak…

₺12,50 KDV Dahil
₺16,67 KDV Dahil

Mary Shelley’nin yarı uyanık halde gördüğü bir kâbustan esinlenerek yazdığı Frankenstein, Lord Byron’la girdikleri bir iddia sonucu kısa bir korku hikâyesi olarak ortaya çıktı. Ardından, Percy Shelley’nin ısrarlarıyla roman haline getirildi.

Genç bir kimya öğrencisi olan Victor Frankenstein’ın yaratılışın kökenlerine duyduğu ilgi çocukluk yıllarında başlar. Adeta bir esrime halinde, ölü bedenlerden bir araya getirerek yarattığı “Canavar”ı gördüğü anda tiksinti ve dehşet duyguları içinde laboratuvarını terk eder. Bir ömür yaratıcısının peşinde dolaşacak olan “Canavar” içine düştüğü korkunç yalnızlık nedeniyle intikam duygularıyla dolar.

Bunun bedeli art arda yaşanan cinayetlerle ödenirken, iyi ve kötü arasındaki ayrım neredeyse kaybolacaktır.

₺15,75 KDV Dahil
₺21,00 KDV Dahil

Aykırı düşünceleri, siyaset ve topluma getirdiği eleştirileriyle İngiliz edebiyatının sıradışı isimlerinden biri olan G. K. Chesterton’tan heyecan verici bir roman…

Yirminci yüzyılda, Anarşist Merkez Konseyi adında gizli bir örgüt kuran bir grup devrimci dünyayı yok etmek için yemin eder.

Konseyde yedi adam vardır ve bunların her biri haftanın günleriyle adlandırılmıştır. Şans eseri konseyin arasına sızan Dedektif Syme, toplantılara giderek örgütün eylem planlarını öğrenmeye çalışır. Fakat bu adamların kimliklerinin ortaya çıkmasıyla Syme’ın kafası karışmaya başlar. Muhteşem olay örgüsü ve şaşırtıcı karakteriyle Bay Perşembe, okura devletle anarşi ve şüpheyle gerçek arasındaki çatışmayı sorgulatan gizemli bir polisiye…

₺14,25 KDV Dahil
₺19,00 KDV Dahil

Türküler destansıdır...

Kimisi doğrudan bir olaya dayanır, kimisi bir olaylar toplamıdır.

Kimisi bir duyguyu aktarır: sevda gibi, kimisi bir duygular yumağıdır.

Türküler paylaşımcıdır ve paylaşılabilirdir, tüm şoven yaklaşımlara karşın.

Türküler kimsenin “mal”ı değildir, “herkes”indir.

Bu “herkes” ise tarihsel ve coğrafi ortamlarda var olagelen “insan”dır.

Kısacası türkü, “türkü” den fazla bir kültür ögesidir.

Bu nedenle türküler “teksesli”de olsalar “çoğul”u anlatırlar. Çünkü çoğul yoğurmuştur onların mayasını.

Türküleri “çokseslendirirken” hep bu düşünceler belirledi yaklaşımımı.

Anlam olarak yani, aktardığı duygu, düşünce ve olgular olarak türküler zaten çokseslidir.

Müzikal olarak ise, özlerindeki bu özellikleri biçimlerine yansır.

Ben türküleri “çokseslendirmeye” değil, içerik ve biçim olarak içerdikleri bu “çoksesliliği” belirginleştirmeye çalıştım.

Örneğin “Atım Araptır Benim”de olduğu gibi farklı varyantları birleştirirken, “Sarı Gelin”de olduğu gibi “farklı” kültürleri yeniden buluşturmaya çalıştım. “Çıktım Çamın Dorusuna”da ise aynı yöredeki değişik söylemleri harmanladım.

Bir bilim olarak armoninin teori ve uygulamasında belirli kurallar olabilir ve vardır da. Ama kültür olarak “armoni” resimdeki renkler gibi, kuralları aşar, bazen de görmezden gelir ve çok basit ya da karmaşık olarak kendini yeniden var eder, böylece yaşar ve belki yeni kurallar oluşturur.

Caz, insanlık kültürünün ortak malı olurken böyle olmadı mı?

Başarı, kolektif çabayla olur. Eğer birileri bu çalışmaları seslendirmeye çalışır ve yıllar önce iki türküyü birleştirerek yaptığım “Ötme Bülbül” örneğinde olduğu gibi başkalarınca da paylaşılır olursa, amacıma ulaşmış olurum.

Tabii ki beğenilmek için üretiyoruz. Ama tercihim belirleyici olanın “pop” kültüründeki gibi beğeni değil, eleştiriye değer bulunmaktır.

Bu çalışmayı değerlendirilmeleri dileğiyle tüm türkü dostlarına sunuyorum...

İsteğim, yorumlarıma yorum katmalarıdır...

₺23,25 KDV Dahil
₺31,00 KDV Dahil
Bu heyecan dolu destanın merkezinde Ibis var, bir gemi; İngiltere ile Çin arasında, 19. yüzyılda patlak veren Afyon Savaşları öncesinde, Hint Okyanusunu aşmaya çalışan geminin bu çalkantılı yolculuktaki mürettebatı denizcilerle birlikte kaçaklar, serseriler ve hükümlülerdir: Sömürgelerde ayaklanmaların yaşandığı bir dönemde kaderin Hintlilerle Batılıları, ailesinden kaçan köylü kadın Dîti’den Amerikalı melez bir denizciye, iflas etmiş bir racadan bir afyon tacirine kadar her kesimden, her ırktan insanı bir araya getirdiği bir dönem. Aileleriyle olan eski bağları silinip gittikçe onlar kendilerini gemi kardeşleri olarak görürler ve kıtalara, ırklara ve kuşaklara yayılan beklenmedik bir hanedan doğar. Ganj’ın kıyılarındaki yemyeşil haşhaş tarlaları, fırtınalı denizler, Kanton’un egzotik arka sokakları bu soluk kesici romanın fonunu oluşturuyor. Son yıllarda yıldızı parlayan, Hint asıllı Amitav Ghosh’tan unutulmayacak bir üçlemenin ilk kitabı.
₺27,75
₺37,00

Anna Karenina, Savaş ve Barış gibi görkemli başyapıtların yazarı Lev Nikolayeviç Tolstoy, hayatının son günlerini huzur içinde geçirmek amacıyla 1910 yılının soğuk bir sonbahar günü, meçhul bir yöne doğru trenle yola çıkar. Evinden, kırk sekiz yıllık karısından, on üç çocuğundan ve gazetecilerden kaçarken yanına sadece en sevdiklerini almıştır. Bu zorlu ve sıkıntılı yolculuk Astapovo İstasyonu’nda son bulur. Son İstasyon, Tolstoy’un karısı Sofya Andreyevna’nın, doktorunun, çocuklarının, can yoldaşı Çertkov’un ve sekreteri Bulgakov’un günlüklerinden ve mektuplarından yararlanılarak, tarihi gerçeklere dayandırılarak yazıldı. Kendisini hüzünlü bir son bekleyen ünlü yazarın hayatının son yılına, başarılı bir kurguyla, bu kişilerin gözünden bakan roman, Tolstoy’un dünya görüşünün, ideallerinin, aşklarının ve hayal kırıklıklarının derinine iniyor. Yalnız ‘yazar Tolstoy’u değil, ‘insan Tolstoy’u da acıklı ama gerçekçi biçimde tanıtıyor.

Son İstasyon, başrollerini Christopher Plummer ile Helen Mirren’ın paylaştıkları iddialı bir prodüksiyonla beyazperdeye de aktarıldı.

“İncelikli bir başyapıt.”

-Times Literary Supplement-

₺19,50
₺26,00
Çeviri yazılar, Türklük Bilgisinin yabancı araştırmacıları tarafından İngilizce veya Macarca yazılmış yazılardan oluşmaktadır. Türkler ve Türkçe üzerine değerli araştırma sonuçlarını sunan ve pek çok araştırmacının kaynak olarak kullandığı bu yazılar, yazıldıkları günden beri değerlerinden hiçbir şey yitirmemiş yazılardır.
₺22,50 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil

Francis Bacon’ın Yeni Atlantis’i, halkın bilimle birlikte mutlu bir şekilde yaşadığı Bensalem adı verilen hayali bir ülkede geçen ütopyacı bir hikâyedir. Bacon’ın ölümünün ardından, ilk defa 1627’de yayımlanmıştır. Bacon Yeni Atlantis’te özellikle, devletin bilimi desteklemesine ve bunun önemine odaklanır. Tıpta, cerrahide, meteorolojide ve mekanikteki pek çok gelişmeyi öngörmüştür. Yeni Atlantis bir ideal devlet ve toplum modeli olmasının yanında Bacon’ın ideolojisini de temsil eder. Bensalem halkı, deneyimli bir politikacı olan Bacon’ın ideal niteliklere sahip yurttaş kavramını örnekler: cömert, aydınlanmış, haysiyetli ve dindar. Bunlar Bacon’ın 17. yüzyılda İngiltere’de görmek istediği niteliklerdir.

Bacon Yeni Atlantis’te Platon, Aristoteles ve diğer ilkçağ filozoflarının insanların arzularının peşinde daha az koşması gerektiği yönündeki görüşlerine katılmaz; çünkü ona göre, bilimdeki muazzam ilerlemeler sağladıkları şeylerle bedensel arzuları yatıştıracak ve insanın açgözlülüğünü tatmin edecektir. Bacon’a göre, insanı ahlaki olarak daha yüksek bir duruma getirmeye çalışmak enerji ve zaman kaybıdır. Sonuç olarak, Bacon bilimin ilerlemesini, insanlığın doğa üzerindeki kontrolünü artırmanın ve tüm insanların rahatını ve huzurunu sağlamanın en iyi yolu olarak görmekte ve bilimsel ilerlemeye adanmış İngiltere Kraliyet Topluluğu gibi kurumlar da Bacon’ın ütopyacı vizyonunun cisimleştiği kurumlar olarak kabul edilmektedir. Yeni Atlantis ütopyası, bilimin dünyadaki kötülüklere bir çözüm olduğu düşüncesinin altını çizmektedir.

₺9,38 KDV Dahil
₺12,50 KDV Dahil

“Fark edişlerin acımasız, cesur, yalansız, yalın paylaşımı. Tebrikler Ali Deniz Uslu...” - Erdal Beşikçioğlu -

“Dil mantık, sınır kullanmaz hayal rasyonel değildir, ancak gündelik hayata taşırken rasyonalize edilir. Ali Deniz Uslu’nun metinlerini, şiir ya da düz yazıdan ziyade, somut hayaller ve soyut gerçeklerden oluşan bir tutam hayal çevirisi olarak görebiliriz...” - Levent Kazak -

₺10,50 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil
Rus öykü ve oyun yazarı Anton Çehov, Çarlık Rusyası’nın çöküş dönemindeki taşra yaşamını, insan ilişkilerinin kopukluğunu, bunalımlı bir toplumun bireylere yansıyan tedirginliğini şiirsel bir gerçeklik içerisinde dile getirdi. İnsan ruhunun en derinine inerek bireyin sınırsız yalnızlığını işlediği öykülerinde, yalın bir anlatım ve lirik bir duyarlılıkla sıradan insanların anlamsız gibi görünen yaşamlarına anlam kattı. İnce bir ironi duygusuyla harmanlanmış öykülerinde kaba ve çirkin olanı açığa çıkartarak, iyimserlik duygusunu ön plana alan Çehov, modern öyküye dramatik bir yoğunluk katmıştır. Anton Çehov’un öykülerinden yapılmış özenli bir seçkiyi, Yılmaz Gruda’nın ustalıklı çevirisi ile sunuyoruz.
₺12,00 KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil

Bu kitabı neden eline aldın, bilmiyorum. Belki beni Youtube’dan tanıyorsun, belki ilk defa karşılaşıyoruz. Sebebi her ne olursa olsun buradasın. İlk cümleyi okudun. Artık bu anın geri dönüşü yok.

İçeride karşılaşacağın hikâyeler, benim hikâyelerim. Daha önce defalarca yaşanan, eşsiz veya benzersiz olmayan hikâyeler. Anlatmam lazımdı, çünkü anlatmazsam çatlardım. Ben Y kuşağına aitmişim; sen Z, onlar C, öbürleri T… Her neysek, çok yorgun bir geçmişin çocuklarıyız. Bizi kirli geçmişten, kavgalardan, darbelerden korumak için renkli dünyaların içine attılar. Sorumsuzuz, dünya umurumuzda değil diye de bizden nefret ettiler. Ne dünya umurumuzdaydı, ne de biz dünyanın umurundaydık. Mesele artık kendi meselemizdi. Yaşamak için bir yol bulacaksak bunu kendi başımıza yapacaktık. Güven mi? Güven kelimesi çoktan bankalara, sigorta şirketlerine satılmıştı, hem de yok pahasına… İnsana dair birçok kelime çoktan şirketlerin olmuştu. Herkes güvenilmezdi artık, her an sırtımızdan vurulabilirdik. Hem tek başımızayız hem paranoyağız.

Sana videolarımda hep dedim ki; “kendi cennetini yarat.” Ben o cennete gidene kadar cehennemden geçtim, iyi ki... Sana kendi hikâyemi olduğu gibi, dürüstçe anlattım; sen de anlat, başkasına değilse bile kendine anlat diye… Anlat ki rahatla, anlat ki tanış kendinle.

₺17,25 KDV Dahil
₺23,00 KDV Dahil

Ne yapacağımı düşünüp durmak, yapmaktan daha fazla yoruyordu beni. “Yap kurtul!” dedim. Yapamadığım her şeyin mezarıydı artık zihnim. Ben de tuttum sevdim. Çocukken de kötüydü zaten matematiğim. Bu yüzden hesapsız, rakamsız ve sorgusuz sevdim. Sahip olduğum en değerli hazinemi serdim ayaklarının altına.

Hayallerimi...

Ona hayallerimi gösterdim.

Böylece ele geçirildim.

Kalabalıkların arasında fark edilemez hale gelenler, yalnızlıktan kalbini kemirenler, cüzdanları şişkin yoksullar, hırkasız dervişler, şiirle sarhoş olanlar, saat kullanmayanlar, kalplerinin ucuna kuş sesli ziller asanlar, burkulan yerlerine buz basanlar, dertlerini cigaranın ucunda tellendirenler, sokakların gürültüsüyle iyice sessizleşenler...

Belli ki yanlış giden bir şeyler var...

Ne var ki hayat, yanlışı düzeltmek için değil, yanlışa katlanmak için var.

₺14,25 KDV Dahil
₺19,00 KDV Dahil

TANRI’YA SENİ BEN ŞİKÂYET ETTİM, gençlerle ilgili kanaatleri yıkıyor… Edebiyatın sınıra dayandığı bir zamanda, gençler sosyal medya kullanımıyla yeni bir edebiyat filizinin çıkmasını sağlıyor. Kısa, duygu yüklü, özlü ve şiirsel metinler… Nesir-şiir arası üslup dengesinin yüklendiği hikmet… Klasik kıssaların yeni şekli ve yorumu…

TANRI’YA SENİ BEN ŞİKÂYET ETTİM, iki açıdan önemli:

1) Gençler sosyal medyada edebî yaratıcılıklarını sergileyerek yeni bir edebiyat türünün oluşmasına katkıda bulunuyorlar.

2) Bu kitap bu türün ilk örneği. İlerde yapılacak akademik çalışmalar, bu türün miladı olarak bu kitabı görecekler.

₺11,25 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil

Cihan harbi sona ermiş, ülke teslim alınmıştır. Yunan işgal kuvvetleri, Yalova köylerine silahlarını teslim etmesi için haber göndermiştir.

Burhaniye Köyü’nden Rasim ve Abdülkadir bunun intihar etmek manasına geldiğini bilmektedir. Zaman onları haklı çıkaracak, silahını teslim eden bölgeler kıyımdan geçirilirken, bu iki kahramanın kararlılığı Burhaniye Müfrezesi’nin kurulmasını sağlayacak ve bu müfreze Kurtuluş Savaşı’nın sonuna kadar ayakta kalacaktır.

Son Müfreze, Kuvayı Milliye hareketinin bilinmeyen bir safhasının romanı. Kurtuluş Savaşı’nın Yalova’daki safahatını anlatan ve gerçek hadiselere dayanan bir direniş ve kahramanlık destanı.

₺26,25 KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil
Lyon’da Düğün Fransız Devrimi sırasında yaşanan kargaşa ve zulüm günlerinde ölüme yaklaşan insanlara umut veren bir aşkın hikâyesidir. 1793’te kentte kurşuna dizilmeyi bekleyen karşı devrimcilerin toplandığı hapishane tuhaf bir nikâha sahne olur. İki Yalnız İnsan, acı çeken iki çaresiz insanı buluşturur. Birinin yüreğinden kopan çığlık diğerininkinde karşılık bulurken, farkında olmadan birbirlerinin yıllar süren yalnızlığına son verirler. Wondrak ise yazarın savaş karşıtı yapıtlarından biridir. Bohemya’nın küçük bir kentinde çirkinliğiyle sürekli alaya maruz kalan bir kadın tecavüze uğradıktan sonra doğurduğu çocuk sayesinde yaşama tutunmuştur, ama patlak veren Birinci Dünya Savaşı yüzünden oğlunu askere alarak ondan koparmaları söz konusudur. Zweig bu öykülerde toplum dışına itilmiş karakterleri üzerinden insanlık durumunu analiz eder. Karakterlerinin başlarından geçenler “yazgı” değil, insanlığın iflasının sonucudur.
₺5,25 KDV Dahil
₺7,00 KDV Dahil
İngiltere’de huzur dolu küçük bir köy. İnsanlar işinde gücünde. Kimi sürüsünü otlatıyor, kimi tarlada ekin ekiyor, kimi atölyesinde çömlek yapıyor, kimi pansiyon işletiyor. Noel tatili için ailesiyle birlikte köye gelen on üç yaşındaki Rebecca’nın aniden ortadan kaybolmasıyla her şey değişiyor, köyde yaşam bir süre sekteye uğruyor. Kurtarma ekipleri, polis ve köy halkı her yerde küçük kızı arıyor. Göletler, fundalık arazi, eski taşocağı, ambarlar… Bakılmadık yer kalmıyor. Küçük kızdan hiç iz yok!
Mevsimler değişiyor, bebekler doğuyor, ergenler yetişkin oluyor, yaşlılar ölüyor, kuşlar göç ediyor... Kayıp kız hep akıllarda, bir gün bulunacağı, kendiliğinden ortaya çıkacağı umudu ise hep yüreklerde.     
Amazon, Barnes&Noble, Kirkus Reviews ve Los Angeles Review tarafından yılın kitabı seçilen ve 2017 Costa Roman Ödülü’ne layık görülen Gölet 13, okurun merakını sürekli canlı tutan, ritmik diliyle sarıp sarmalayan, sıcacık bir roman.
₺24,00 KDV Dahil
₺32,00 KDV Dahil

Kısa zamanda çok şey yaşandı ve bitti. Uğurlarına kurulan cümleler tükenmeden, gözlük yere düştü. Savruldu, parçalandı. Sonbahar yaklaşırken, küçük bir kızın iç çekişine, bir aracın siren sesine saklandı boğaz acıtan çığlıklar. Umudu arayan kalpler, sevgi ve arkadaşlık bağlarını tutan incecik iplere sardı titrek parmaklarını.

 

Gözlüğün camları kırılırken, nice kalpler de kırıldı beraberinde. Ateş düştü. Yaktı, kavurdu. Buhar oldu, havaya karıştı. Sonra herkes ateşi soludu. Bazen ciğerler yandı, bazen soğuk bedenler ısındı.

 

Kaybedişin boğazları düğüm düğüm ettiği bir gün, rüzgâr saç telleri ile dans ederken sarıldılar birbirlerine.

 

Sonra bir gün seçtiler kendilerine.

 

Onlar, sevilmeyeni sevdiler.

O güne ise, Lacivert Pazartesi dediler.

₺29,25 KDV Dahil
₺39,00 KDV Dahil

“Burada kimse gerçek safsatasının arkasına saklanmaz.”

 

Onur Selamet’in anlattıkları gerçekliğe açıkça cephe alan, sıkıcı hayatlarımızın sarsılmaz somutluğunu yerle bir eden öyküler. Selamet, güçlü imgelemleriyle buhranlı nefeslerimizin ağırlığını üstümüzden kaldırıyor. Bizi imkânsız diye bir şeyin olmadığı, henüz düşlemediğimiz diyarlara götürüyor. Balina midesinde dönüp duran mevsimler, korku kırıntılarıyla beslenen makineler, raydan çıkan trenlerin gittiği vahşi gezegenler, Sukubi Du ve patenli örümcekler… Hepsi yazarın tekinsiz ormanında birer başrol.

 

Okyanusu ciğerlerinize doldurmaya hazır mısınız?

 

 “Olanları hiçbir çizgi filmin ele alamayacağı bir ciddiyetle anlatacağım. Mantık kaçarsa çizgi filmlere sığının.”

₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

“Varsayımlarımı şu şekilde elde ederim.” diye başlamıştım söze, “Mümkün olmayan her şeyi eledikten sonra geriye kalan, her ne kadar imkânsız gözükse de gerçeğin ta kendisidir diye düşünüyorum. Bazı durumlarda birden fazla açıklama kalabilir. O zaman peş peşe deneme yanılma yolunu izleyerek en güçlü varsayımı ortaya çıkarmaya çalışırsınız. Şimdi bu ilkeden yola çıkarak bunu elimizdeki davaya uygulayacağız. Mesele bana ilk anlatıldığında, bu beyefendinin, babasının malikânesi dışında, başka bir ek binada inzivaya çekilmesi veya hapsedilmesi aklıma sadece üç tane sebep getiriyordu. Ya bir suç işlediği için saklanıyordu, ya delirmişti ve ailesi onu bir hastaneye yatırmak istemiyordu ya da bir hastalığa yakalanmıştı ve onu herkesten tecrit etmek zorunda kalmışlardı. Bunlardan başka ihtimal bulamamıştım. Bundan sonra, bu saydıklarımı gözden geçirip sonuca ulaşana dek elemek için uğraşmalıydım.

Ne Sherlock Holmes’u “tanıtmaya” ne de 1886 ile 1927 yılları arasında Arthur Conan Doyle’un onun hakkında yazdığı altmış hikâyeyi anlatmaya gerek var. Daha sonraki yıllarda Holmes karakteri ile arkadaşı ve tarihçi Dr. John H. Watson, âdeta gerçek kişiliklere bürünmüş ve bilim kurgu dünyasının en ünlü karakterleri olmuşlardır. Kaldı ki hikâyelerini hiç okumayanlar bile onları tanımaktadırlar.

Holmes’un ünü o derece yaygınlaşmıştı ki yanında taşıdığı malzemeler dahi polislik, dedektiflik ve suçluları bulma konusuyla bütünleşmiştir; örneğin, kıvrımlı piposu, uzun şapkası ve büyüteci Sherlock Holmes’un görüntüsünü canlandırmaya yetmektedir. İlk baskılarda kullanılmamasına karşın “Çok basit sevgili Watson.” cümlesi bir özdeyiş olarak dilimize girmiştir. Bu cümle, okuyucuyu şaşırtmakla beraber aslında her şeyin çok açık seçik olduğunu belirtmek amacıyla kullanılmıştır.

Londra’ya giden ziyaretçiler hâlâ akın akın Sherlock Holmes’un yaşadığı Baker Caddesi’ne gitmekte ve uzun yıllardır bu muhteşem dedektifin yaşadığı 221 B numaralı eve, Sherlock Holmes’un kendi problemlerine çözüm bulacağını ümit ederek dünyanın her bir tarafından mektuplar yağdırmayı sürdürmektedirler. Onun gerçek bir insan olduğunu ve yardım edeceğini düşünmektedirler hatta 2008 yılında UKTV GOLD tarafından yapılan bir ankette, İngilizlerin yüzde elli sekizinin Sherlock Holmes’un gerçek bir insan olduğuna inandığı ortaya çıkmıştır (Bunun aksine ankette Winston Churchill’in bir bilim kurgu karakteri olduğuna inananlar ise yüzde yirmi üçtü.).

₺24,00 KDV Dahil
₺32,00 KDV Dahil

Osmanlı’nın ilk Müslüman kadın oyuncusuydu Afife Jale. Babasından Şeyhülislam’a, Dahiliye Nazırı’ndan Şehremini’ne kadar kimler uğraşmadı ki onunla, yılmadı.

Teyzesinin oğlu çok âşıktı güzel kıza. O da seviyordu dünya yakışıklısı delikanlıyı. Aralarına önce sahne, sonra Afife’nin “beyninde taşıdığı hançer” girdi.

“Bir Bahar Akşamı” ikinci aşkı Selahattin’e (Pınar) rastladı Afife. Büyük bir aşkla sarıldı ünlü sanatçı güzel Afife’ye.

Paşa dedesinin de tutkusu olan tiyatroya beşikten mezara ve ölümüne bağlı kaldı Afife. Son nefesini Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde verirken, “gözlere yıldız tozu serpmeyi” sürdürüyordu kuşkusuz.

Osman Balcıgil, satış rekorları kıran CELİLE, YEŞİL MÜREKKEP ve İPEK SABAHLIK’ta olduğu gibi, NEFESİ TUTKU OLAN KADIN AFİFE JALE’de de yaşadığımız coğrafyanın tarihsel ve toplumsal derinliklerine büyük bir ustalıkla iniyor.

₺31,50 KDV Dahil
₺42,00 KDV Dahil

… Baba deyince aklıma

Sabah evinden hüzünle çıkıp

Akşam omzunda çileyle dönen

Başköşeyi hak edenler gelir 

Baba deyince aklıma

Evinin orta direği

Gecenin ay ışığı

Yolların rehberi gelir 


Baba deyince aklıma

Bir kızın güvence odağı

Bir oğlanın güç kaynağı

Evlatların ilahi sevgisi gelir

Bu kitap; üretkenliğiyle dikkat çeken Sibel Karakız’ın yazın serüveninde iki öykü, bir roman ve bir çocuk kitabı çalışmasının ardından okurlarıyla buluşan ilk şiir kitabıdır.

₺11,81 KDV Dahil
₺15,74 KDV Dahil
… İlkin ne zaman gördüm seni, anımsayamıyorum. Serhad’ın bir kasabasındaydı. Dağlardan coşup gelen sular gibiydin, öylesine kendin ve içten. Kökünden koparılmaya çalışılan yabani güllerdik; asi ve direngen. Sonra İstanbul’da buluştuk, deniz kıyısında yürüdük. Homeros’un çakır dalgalı denizine akan şarap rengi gözyaşlarını konuştuk. “Gözyaşları da çiçek açar,” diyordu bir şair ve o açmaları ne çok bekledik.
₺9,72 KDV Dahil
₺12,96 KDV Dahil

Beyoğlu’nda bir dönemin panoraması...

Beyoğlu, 19. Yüzyıl ortalarında Avrupa devletlerinin sefaret saraylarının inşa edildiği bir bölgeydi. İstanbul’a gelen Levantenler de bu dönemde Beyoğlu’na yerleşmeye başladı. Bu yoğunlaşma sonunda, “Grande Rue de Pera” ve çevresi bir Avrupa semtine dönüştü. Batı tarzı pasajlar, oteller, balohaneler, birahaneler, pastaneler, tiyatrolar ve sinemalar ilk kez Beyoğlu Caddesi’nde sıralanmaya başladı. Caddenin tam ortasında yükselen Naum Tiyatrosu, Avrupa’daki önemli opera yapılarından biri haline geldi. Zaman içinde Beyoğlu, Osmanlı Devleti’nin çağdaş dünyaya açılan penceresi oldu.

Araştırmacı yazar Turan Akıncı, Beyoğlu’nda yaşanmış olayları, döneme damga vurmuş kurumları, yapıları, ünlü aileleri, mimarları ve sokakları ayrı ayrı başlıklar altında sunuyor.

₺41,25 KDV Dahil
₺55,00 KDV Dahil

Bu kitapta Ankara Devlet Opera ve Balesi’nin değerli şefi ve besteci Mustafa Erdoğan tarafından tonal bir anlayışla flüt ve piyano için hazırlanan 12 halk türküsü yer almaktadır. Türkülerin isimleri ve yöreleri şöyledir: Ah Bir Ateş Ver (İzmir), Allı Turnam (Kırıkkale/Keskin), Kalenin Bedenleri (Tokat), Ben Giderim Batuma (Sinop), Bugün Ayın Üçüdür (Azeri), Fidayda (Ankara), Hastane Önünde İncir Ağacı (Yozgat), Karasar Zeybeği (Ankara), Makaram Sarı Bağlar (Diyarbakır), Yüksek Yüksek Tepelere Ev Kurmasınlar (Edirne), Kırmızı Gül Demet Demet (Erzurum), Tabancamın Sapını Gülle Donatacağım (Rize)

Albüm piyano eşlik kitabı ve flüt partisyonu olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır. Kullanıcıların eser seçimini kolaylaştırmak ve piyano eşlikli çalışabilmeleri amacıyla her bir türkünün flüt ve piyano için hazırlanmış MP3 formatındaki ses dosyası ile sadece piyano eşliğini içeren MP3 dosyasını yayınevi web sitesine yüklenmiştir. Buradan ücretsiz olarak indirebilirsiniz. Müzik Eğitimi Yayınları tarafından flüt ve piyano için ülkemizde ilk kez yayınlanan bu repertuvarın sevilerek seslendirilmesi dileğiyle

₺22,50 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil

Kanun, geçmişten günümüze, farklı çalım teknikleri uygulanarak ve geliştirilerek gelmiştir. Bu teknikleri, farklı müzik türlerini taklit ederken, değişik süslemeler uygularken ya da farklı armonik seslerden faydalanarak geliştirdiysek de armonik çalım konusundaki tekniğimizi aynı oranda bilgi ile desteklememiz kaçınılmaz olmuştur. Bu konuda mesleki müzik eğitimi kurumlarında verilen armoni derslerinin kanun sazına adaptasyonu sadece öğrencinin merakı ile desteklenmektedir. Herhangi bir müzik eğitimi kurumunda ders almadan kendi becerisi ve merakı ile kanun icra edenlerin, kendi beğenilerinden yola çıkarak buldukları dizi ve akorları, sadece beğeni ile değil basit armoni kurallarını düşünerek bulmasını sağlamak ancak bu tür kaynaklarla mümkün olmaktadır. Daha önce tarafımdan denenmiş, uygulanmış, kabul görmüş teknikleri ve temel armoni bilgilerini paylaşmak amacıyla yazdığım bu kitaptaki armonik uygulamalar, kadanslar ve diziler tekniği zorlamak için değil, armoni bilgisini, kurallarını ve basit parmak uygulamalarını öğretmek içindir. Kitapta klasik armoninin sadece temel kavramlarına ve bunlara ilişkin bilgilere yer verilmiştir. Bu kitap bir armoni kitabı değildir böyle düşünülmemelidir. Kanun çalgısını öğrenmek isteyenlere ve çalanlara yararlı olması dileğiyle.

₺22,50 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil

Bu kitap piyano çalmaya yeni başlayan öğrencilerimizin eğitim süreçlerinde faydalanabilecekleri, farklı dönemlere ait eser örnekleri ve teknik zorluk içeren yerlerle başa çıkılmasını sağlamak adına sunulmuş yöntemlerden oluşmaktadır. İki ana bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde, yeni başlayan öğrenciler için uzun yılların deneyimiyle harmanlanmış, denenmiş ve işe yararlılığı kanıtlanmış özgün alıştırmalar, ikinci bölümünde ise Beyer, Czerny, Bach, Schumann, Tchaikovsky, Kabalevsky ve Bartók’tan seçme eserler bulunmaktadır. Bu metodun piyano öğrencilerine ve öğretmenlik yaşamına yeni başlayan genç piyano eğitimcilerine de yararlı olması, yol göstermesi hedeflenmiştir. Kitapta yer alan eserlerin yazar tarafından seslendirilmiş videolarına Ayça Aytuğ youtube kanalından erişebilirsiniz.

Piyano eğitimine doğru yöntemlerle başlamak çok önemlidir, çünkü ileri düzeyde karşılaşılabilecek teknik, stilistik ve polifonik problemlerin rahat çözümü için temellerin sağlam atılması gerekir. Ülkemizde genellikle kulaktan dolma bilgilerle ders verildiği gerçeği inkâr edilemez. Bu nedenle Ayça Aytuğ’un öneriler ve yöntemleri de içeren Seçme Eserler ve Çalışma Yöntemleriyle PİYANO EĞİTİMİ-I isimli kitabının yararlı bir hizmet olacağından eminim.

- Prof. Hülya Tarcan -

Mimar Sinan GSÜ. İstanbul Devlet Konservatuvarı Piyano Anasanat Dalı Öğr. Üyesi

₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil

Fattah Nazarov’un Piyano Konc¸ertosu en popu¨ler eserlerinden birisidir. Besteci, bu eseri kızı Gu¨lnara Nazarova ic¸in yazmıs¸ ve sahnede ilk icralarını da O¨zbekistan başta olmak üzere, yurt dıs¸ında farklı u¨lkelerde yine kızı seslendirmis¸tir. Piyano konc¸ertosunun ilk icrası kızıyla birlikte, iki piyano du¨zenlemesiyle, 1964 yılında Tas¸kent’te “Tas¸kent Baharı” C¸agˆdas¸ Mu¨zik Festivali’nde O¨zbekistan Besteciler Birligˆi salonunda gerc¸ekles¸mis¸tir. Baba ve kızı eserleri Dmitriy S¸ostakovic¸, Aram Hac¸aturyan ve digˆer 20. yu¨zyıl mu¨zik sanatçılarının da hazır bulundugˆu festival gecesinde seslendirmis¸lerdir. Konc¸erto derin izlenimler bırakmıs¸, mu¨zik camiası tarafından c¸ok bu¨yu¨k takdir go¨rmu¨s¸ ve bu nedenle Moskova dinleyicilerine de dinletilmesi yo¨nu¨nde karar alınmıs¸tır.

Nazarov’un piyano konçertosu, son derece piyanistik ve aynı zamanda piyanonun özelliklerini çok derinden kavramak amacını güderek yazılmıştır. Bu konçerto, kompozisyonun kompakt özelliği, titiz bir klasik formunun bulunması ve bölümler arasında açık bir sınırlama olmasıyla ayırt edilmektedir. Besteci, konçerto bölümleri arasında net bir çeşitlendirme prensibini, yazım, ölçü, tempo gibi müzik ögelerini değiştirerek vurgulamıştır. Bu da icracıya, nota metnini hızlı bir şekilde öğrenme, bilme ve dramaturjisini idrak etme olanağı vermektedir. Konçerto, parlak melodik karakteri ve müzik dilinin zor olmaması nedeniyle geniş yelpazedeki dinleyiciler için anlaşılır olması ile kendini göstermektedir. Aynı zamanda parlak bir Özbek milli renkliliğine sahiptir ve bu da entonasyon, mod, ritmik ve yazım şekilleriyle vurgulanmaktadır. Orkestra, konçertoda bir eşlikçi olarak ve solistle yarış yapan katılımcı olarak önemli bir rol oynamaktadır. Orkestranın fonksiyonları çeşitlidir ve ifade gücüne sahiptir.

₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil

Uyuşturucu bağımlısı Profesör Ezekiel Farragut, kardeş katlinden on yıl hapse mahkûm olur. Karısının azap verici ziyaretlerinin, hapishane yaşamının vahşi tekdüzeliğinin ve hafızanın ağır yükünün ortasında insanlığını korumaya, kefaretini ödemeye çabalamaktadır.

Falconer Hapishanesi’nde Cheever, edebiyatında önemli bir yer kaplayan banliyöden uzaklaşıyor. Ama parmaklıkların ardında bir hapishane romanından çok daha fazlasını yazıyor. Farragut’ın hikâyesinde kendi korkularıyla, kendi karanlığıyla yüzleşen yazar; özgürlüğü, insanın kendi zihninin ve bedeninin içinde özgür olabilme çabasını anlatıyor. Cheever’ın birçoklarınca başyapıtı sayılan ve hakkında en çok yazılan eserlerinden biri olan Falconer Hapishanesi, insanlık durumu üzerine büyüleyici bir kıssa niteliğinde.

“Falconer Hapishanesi, Amerikan ruhunun derin bir incelemesi – bir başyapıt.”

-  A.M. Homes - 

 

“Çağımızın en önemli romanlarından.”

- The New York Times - 

 

“John Cheever büyülü bir gerçekçi ve ışıltılı öykülerinde, Bullet Park’la Falconer Hapishanesi gibi eşsiz romanlarında karşılaştığımız üslubu, savaş sonrası Amerikan edebiyatının diğer bütün öncü yazarlarının üslubu gibi renkli ve özgün.”

- Philip Roth - 

₺16,13 KDV Dahil
₺21,50 KDV Dahil
Bu kitabı adam sandığı erkek yüzünden, yürek sandığında acılar ve hayal kırıklıkları biriktiren kadınlara ithafen yazdım.Ve sen de o adam sandığımız erkeklerden biriysen, lütfen o elindeki kitabı sakince rafa bırak…Zira içinde görmek istemeyeceğin gerçekler var.
₺16,50 KDV Dahil
₺22,00 KDV Dahil
Marjorie Weissman, kardiyolog olan kocası David’in davranışlarında bir takım gariplikler fark ettiğinde bazı şeylerin ters gittiğini anlamıştı. David de otuz sekiz yaşındaki karısı Marjorie’nin Manhattan’daki tiyatro kursuna katılmasının çok da normal olmadığının farkındaydı. Ancak her ikisinin de bilmediği şey, çekingen ve aşırı kilolu kızları Julie’nin hamile olduğuydu. İşte şimdi Weissmanlar için zorlu bir yaz başlıyordu. David’in romantik, Marjorie’nin çılgın düşleriyle, Julie’nin öz saygısını kazanma çabaları ortaya inanılmaz olayların çıkmasına neden olacaktı. 

Birazcık Evli; asla unutamayacağınız, güldürürken gözünüzden yaş getirecek nefis bir roman.
₺20,25 KDV Dahil
₺27,00 KDV Dahil
Kızıldeniz’i geçme hikâyesi ne derecede doğrudur? İbranilerin çölde hayatta kalmasını sağlayan kudret helvası nasıl bir yiyecektir? Yahveh’in Sina Dağı’nın zirvesinde görünmesine hangi doğaüstü olay neden olmuştur? 

Kutsal kitabın en maruf bilmecelerine cevap bulmak ve dahası, bu bilmecelere yeniden hayat verebilmek için Gerald Messadié’nin hem yazar hem de tarihçi bakış açısına ihtiyaç vardır. Ayrıntılı notlarla zenginleştirilen ve hikâyenin aslına bağlı kalan tarihi tabloda; sorunlu kardeş Harun, ilahi hırslara kapılan kız kardeş Miryam, ilk İsrail ordusunun kurucusu olan Yuşa gibi efsanevi kişiler de yeniden betimleniyor. Romanda her şeyden önce Musa’nın olağanüstü hayatı ve göç yolculuğu daha önce hiç bahsi geçmeyen bir biçimde anlatılıyor. 

Kahramanının gücünden esinlenilerek kaleme alınan bu roman, okuyucuyu, Musa’nın önderliğinde, Vaat Edilmiş Topraklar’a ve tektanrılı dinlerin başlangıcına doğru bir yolculuğu çıkarıyor.
₺26,25 KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil
Bugüne kadar Musa’yı sadece efsane olarak bilirdik. Fakat asıl gerçek neydi? 
Dünyanın çehresini değiştirmeye davet eden, bir dinin kurucusu olan bu dev kimdi? Gerald Messadié, Musa’yı yazarken tüm kaynakları derleyip toparladı, bu karakteri ve ortamı oluşturmak amacıyla mistik olayların vuku bulduğu diyarları dolaştı. 

Prens Ptahmos (Musa) M.Ö. 14. yüzyılda, 1. Seti’nin hükümdarlığı döneminde doğdu. Ünlü Kral 2. Ramses’in yeğeniydi. Gençliği boyunca, firavun toplumuna bulaşan yolsuzluk ve sinizme tanık olmuştu. Daha sonra Prens Ptahmos, annesi ile “Apiru” yani “İbrani” bir işçinin arasında geçen gizli ilişkiyi ve kendi doğumu hakkındaki gerçeği keşfetti… 

Kitabın ilk cildi, dört asır süren kölelikten sonra bu halkın isyanının izini sürmektedir. Bize genç prensin, nasıl bir lidere dönüştüğünü ve Kenan diyarına gitmek için Kızıldeniz’i geçerken nasıl mücadeleler verdiğini gösteriyor. Maceralar ve zengin karakterlerle dolu, didaktizm içermeyen, net anlatımıyla dikkat çeken bu roman, sonuna açıklamalar eklenerek zenginleştirilmiştir.
₺22,50 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil
Diziyi sevdiyseniz kitaba bayılacaksınız! 

Cha Seung Jo, gaddar babasından ve onu terk eden eski sevgilisi Yoon Jo’dan intikamını alsa da hiçbir zaman tam anlamıyla mutlu olamaz. Fakat kaderin cilvesiyle Se Kyung, kadınlara güvenini kaybetmiş Seung Jo’nun karşısına çıkar ve onun kapalı kalbinden içeri sızmaya başlar. 

Ancak birbirlerine açıklamaları gereken onca sır varken ikisi de ilk adımı atmaya korkmaktadır. Dünyaya güvenmediği için aşkı reddeden Se Kyung’u ve kadınlara güvenmediği için aşkı reddeden Seung Jo’yu tekrar aşka inandırabilmek için onlara hiç de tahmin etmedikleri kişiler yardım edecektir. 

Modern zamanın Alice’i kendi hikayesinin sonunu acaba nasıl yazacak?
₺26,25 KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil

Bir kafesin içindeydim ve bu, içine tıkılacağım kafeslerin sadece ilkiydi...

Haiti’de sıkça görülen kaçırılma vakaları çoğu kez pazarlıklar sonucu kısa sürede son bulur. Ancak varlıklı bir ailenin kızı olan Mireille Duval Jameson için durum farklıdır. Babasının fidyeyi ödemeyi reddetmesiyle genç kadını kimliği dahil bütün varlıklarından arındıran esaret başlar.

O artık hiç kimsedir. Esareti boyunca kendisine dayanma gücünü ise artık “birisi” değil “hiç kimse” olduğu düşüncesi verecektir. Bu yüzden de iki farklı kadına dönüşür:

Her şeyi hatırlayan ile her şeyi unutan…

"Roxane Gay'in en büyük başarısı, hikâyesini oturttuğu temele pek çok farklı unsuru titizlikle dahil edebilmesidir."

-The New York Times

"Bu kitapta basit bir kaçırılma olayından çok daha fazlası var. Roxane Gay romanına politik ve sosyolojik gözlemlerini de katarak ortaya oldukça gerçekçi bir hikâye çıkmayı başarmış."

-Chicago Magazine

"Kafes'i okurken duygudan duyguya geçiş yapacak, Mireille'in hayatta kalma savaşına tanıklık ederken kendinizi çoğu kez 'onun yerinde olsam ne yapardım?' sorusunu sorarken bulacaksınız."

-Cosmopolitan

₺17,25 KDV Dahil
₺23,00 KDV Dahil

Beş parasızdım, vatansız bir dilenciydim. Damarlarımdaki kan lanetimdi ve geleceğim, düşmanlarımın insafına kalmıştı.

Anne Neville, ülkedeki en önemli savaşçının, Kralyapan Warwick Kontu’nun kızıydı. Ölümcül politik entrikaların ortasında kalan genç kız, Neville, York ve Lancaster Hanedanları’nın piyonu hâline gelecekti. İngiltere’nin ihtişamlı, ihanet dolu sarayında Neville’lerin yükselişi önceleri kaçınılmaz görünüyordu. Ancak Warwick Kontu’nun hırsı ve gururu, krala sırt çevirmesine neden olacak ve bütün taşları yerinden oynatacaktı. İhanet unutulmadı, aile sürgüne gönderildi.

En büyük aşkından uzakta, yabancı topraklarda aşağılanmış ve güçsüz bir hayata mahkûm bırakılan genç Anne’in, erkeklerin dünyasında ayakta kalabilmesi için sahip olduğu tek şey, cesaretiydi.

Anne O’Brien, sürükleyici romanında Anne Neville’in efsanevi hikâyesini Philippa Gregory ve Alison Weir’ı hatırlatan bir tutku ve canlılıkla anlatıyor.

Anne O’BrIen dönem romanları yazma hayalini gerçekleştirmeden önce Yorkshire East Reading’de tarih dersi veriyordu. Yazar, eşiyle beraber, evleriyle, harabeleriyle, manastırlarıyla ve muhteşem kiliseleriyle tanınan West Marches’da, on sekizinci yüzyıldan kalma bir kulübede yaşıyor

₺27,75 KDV Dahil
₺37,00 KDV Dahil

Onlarınki mahalle aşkıydı, bilmeyen yoktu. Cemal ve Süreyya’nın hikâyesi, bizim alt sokaktaki Arma Pastanesi’nde, tezgâhta son kalan acıbadem kurabiyesini paylaştıkları gün başladı. Önce Cemal, biz centilmen adamız evelallah havalarında Süreyya’ya ikram etti kurabiyeyi. Süreyya ise, utangaç bir bakışla gözlerini yere indirerek kurabiyeyi tezgâhtan aldı ve tam ortadan ikiye böldü. Biliyorum, çünkü ben de oradaydım. Hayır, pastanenin içinde değil, dışında, diğerleri kadrosunda. Hani hayatta bir kahramanlar vardır, bir de diğerleri ya, aynen o hesap.

Kocan Kadar Konuş’un yazarı Şebnem Burcuoğlu’ndan sımsıcak bir mahalle hikâyesi!

İsmi bir zamanlar Tatavla olan, Kurtuluş semtine hoş geldiniz. Büyük mağazaların sıralandığı Rumeli Caddesi’yle, fanfirikli Nişantaşı kafelerinin hemen üstünde yer alan Kurtuluş’ta, bir liracı, çiğ köfteci, turşucu, yufkacı, yorgancı, overlokçu, son ütücü, kısaca ne ararsanız vardır. Ramazan’da pide, Noel’de kurabiye, Paskalya’da çörek pişer burada. Bu semtin sayısız hikâyesi içinde en kalplere dokunanı ise Cemal, Süreyya ve Feza’nınkidir.

₺21,38 KDV Dahil
₺28,50 KDV Dahil

“Hepsi benim yüzümden oldu diye geçirdi aklından. Geçmiş onun yüzünden düşmüştü peşlerine.”

50’nin üzerinde New York Times’ın çok satan romanın yazarı, Yol ve Nefes Al romanlarını yayınladığımız Jayne Ann Krentz yine nefesinizi kesecek bir romana imza atıyor.

Madeline’in çocukluğu ve Daphne ile arkadaşlığı, derinden sarsıcı bir gecede mahvolmuştur. Neredeyse yirmi yıl sonra ölmek üzere olan bir adamın son sözleri Madeline için önemli bir uyarı olur. Sonsuzluğa gömüldüğüne inandığı sırlar keşfedilmiştir.

Madeline Daphne’ye ve sonuna kadar yardım edeceğine güvendiği tek adama ulaşır: sapkın ve tehlikeli zihinleri iyi deşifre eden güvenlik uzmanı

Jack Rayner. İleri teknoloji uzmanı kardeşi de aralarına katılınca dörtlü, gerçeği saklamak için her şeyi göze alan bir katile karşı ittifak kurarlar...

₺20,14 KDV Dahil
₺26,85 KDV Dahil

Tory Brennan ve arkadaşları, kaçırılmış kurt yavrusu Cooper’ı kurtarırken nadir görülen bir parvo virüsüne yakalandıklarından beri sıradan çocuklar değillerdi artık. Suçluların peşine düşen bir sürüye dönüşmüşlerdi.

Ancak, bir araya gelmelerini sağlayan Loggerhead Adası Araştırma Enstitüsü mali sıkıntıları nedeniyle kapanmanın eşiğindeydi; tabii, Viraller enstitüyü kurtarmanın bir yolunu bulmazsa.

Tory, eski bir Charleston efsanesini, hazinesi bugüne dek bulunamayan kadın korsan Anne Bonney’yi öğrendiğinde şansına inanamadı. Gömülü bir hazine, tam da Loggerhead Enstitüsü’nü kurtarmak için ihtiyaç duyduğu şeydi! Ancak hazinenin peşindeki, yalnızca Tory ve arkadaşları değildi. Viraller’in süper güçleri, onları beladan kurtarmaya bu kez yetmeyebilirdi.

₺25,50 KDV Dahil
₺34,00 KDV Dahil

Pasta kutusundan çıkan satırları okumak kadınlar için bir mutluluktu. “Bunları yazarken beni düşündü,” diyorlardı içlerinden (öyle olmadığını herkes bilse de) ve değersiz varlıklarına bir değer biçildiğine inanıp mutlu oluyorlardı. Belki de ilk kez var olduklarını hissediyorlardı. Bunu anlamayacak kadar aptal değildim.

Siparişle pasta yapan ve her birinin içine kişiye özel aşk metinleri koyan ama aşka inanmayan Faik Bey, kullandığı Mercedes’e âşık şoför, kırsalda saklanan babası hakkında atlılara ipucu vermemeye çalışan ufak çocuk, iki oğluna arı izleme projesi veren çapkın baba, eski kocasını bir sabah bir kafede, yanında yeni sevgilisiyle görüp işe geç kalan kadın, yabancı bir kadın gazeteciyi sınır kentindeki bombalanmış otel odasında alıkoyan adam…

Hikmet Hükümenoğlu, onu romanlarıyla tanıyan okurunun karşısına bir öykü kitabıyla çıkıyor – Aşka İnanmayanlar İçin Aşk Öyküleri. Tuhaf, patolojik, alışılmadık aşk hikâyelerinin yanında bildik durumları da ustalıkla, incelikli bir mizahla, merak duygusunu hep canlı tutarak anlatıyor. İnanıp inanmamak okura kalmış.

₺13,50 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil

Nebula ödüllü bilimkurgu yazarı, editör ve müzisyen Michael Moorcock’un kahramanı Jerry Cornellius çoğulevrende çalkantılı bir serüvene çıkıyor. 1960’ların Londra’sında başlayan yolculuğunda Jerry, New Orleans, Guantanamo, California gibi duraklara uğrarken modern dünyanın belli başlı siyasi karakterleri ile olaylarını da es geçmiyor. Sünni-Şii çekişmesi, Ebu Garib cezaevindeki insanlık dışı uygulamalar gibi tartışma yaratan birçok konu Moorcock’un radarından kaçmamış.

Rüya nöbetleri gibi art arda gelen kısa bölümleri ile elden düşmeden okunabilecek bir maceranın ardından Moorcock’un bakış açısından Londra’nın 1940’lardan 1990’lara dek geçirdiği değişim tüm çıplaklığıyla aktarılıyor.

Son olarak da seri editörü Terry Bisson’un usta yazar Moorcock ile gerçekleştirdiği bilimkurgu, çoğulevren, yazarlık, okunabilecek kitaplar ve müzik gibi birçok konuya değinen samimi bir röportaj yer alıyor...

₺13,50 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil

Sâdî-i Şirâzî’nin çağları aşan ve İran’dan yayılarak bütün dünyada yankılanan eseri Gülistan, Mehmet Kanar’ın yetkin çevirisi ve iki dilli baskısıyla okura sunuluyor:

 

“Yağmurun temiz tabiatında yokken aykırılık, bahçede lâle biter, kıraç toprakta diken.

İmkânsız görünen işlerin çekme kaygısını; olma umutsuz.

Karanlıktadır çünkü hayat suyu.”

₺30,00 KDV Dahil
₺40,00 KDV Dahil
Beklenmeyen Şahit, içinde Hercule Poirot’nun yeni bir macerasının da bulunduğu daha önce yayımlanmamış öyküleriyle okurlarla buluşuyor. 1920’lerin Londrası... Şehirdeki büyük bir evin tüylü halıları şok edici bir cinayetle lekelenir. Kurban, Emily French adında çok zengin, yaşlı bir kadındır. Tüm kanıtlar bu acımasız cinayeti kurbanın yüklü mirasını bıraktığı yakışıklı genç Leonard Vole’un işlediğini göstermektedir. Yaşlı kadının sadık yardımcısı Janet Mackenzie de mahkemede bu yönde ifade vermiştir. Leonard, gizemli eşi Romaine’nin tanıklığıyla temize çıkacağından emindir. Ne var ki zanlının eşinin mahkemedeki ifadesiyle davada akılalmaz bir dönüşüm yaşanır. Daha önce yayımlanmamış öykülerin de yer aldığı Beklenmeyen Şahit’te Agatha Christie’nin ilk defa karşılaşacağınız gizemli karakterleri sizi yine şaşırtacak! 
₺22,50 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil

This book brings together the short stories Ara Güler penned during his early period, and his photographs. Güler is known internationally as a photographer and considered the most important representative of creative photography in Turkey, however, he is a relative unknown as a short story writer, and the various aspects of Güler the writer appear in breathtaking range in We Will Live After Babylon. This new edition of three simultaneously published volumes in Turkish, Armenian and English, brings together Güler’s visual production with his texts, who appear to also take

photographs through the medium of the short story, to form a “photograph-short story album”. Güler thinks that his early period short stories have an important role in his ability to “capture meaningful moments and combine them in a narrative”, and describes these 13 short stories as “a kind of photography”. There is no doubt that Güler is a “man of the visual world” and We Will Live After Babylon is a solid proof of that.

₺97,50 KDV Dahil
₺130,00 KDV Dahil
%25 İndirim
%25İndirim
Ücretsiz Kargo
Ara Güler’in erken döneminde kaleme aldığı öykülerle daha sonra çektiği fotoğrafları bir araya getiren bu kitap, Türkiye'de yaratıcı fotoğrafçılığın uluslararası alanda ün kazanmış en önemli temsilcisi olarak kabul edilen ve fotoğrafçı kimliğiyle öne çıkan sanatçının pek bilinmeyen bir yönünü, öykücülüğünü ve yazarlığının türlü yönlerini etraflı bir şekilde ortaya çıkarıyor. Türkçe, Ermenice ve İngilizce üç cilt halinde eşzamanlı olarak yapılan bu yeni basım Güler’in metinleriyle görsel dünyası arasında muhtemel eşleşmelerin izini sürerek bir “foto-öykü albümü” halini alıyor. Fotoğraflarında anlamlı anları yakalayıp onlardan bir kompozisyon oluşturabilmesinde bu erken dönem öykülerinin önemli bir rolü olduğunu düşünen Güler, kitapta yer alan 13 öyküsünü birer fotoğraf olarak nitelendiriyor. Babil’den Sonra Yaşayacağız, Güler’in yalnızca fotoğraflarıyla değil, öyküleriyle de “görsel dünyanın adamı” olduğunun adeta kanıtı.
₺75,00 KDV Dahil
₺100,00 KDV Dahil

Feryal Tilmaç, Esneyen Adam’da insanların içindekini dışarı dökme yöntemlerini odağına alıyor. Nasıl var olduğumuzu, varlığımızı nasıl başkalarına gösterdiğimizi ve bunu yaparken nelerden fedakârlık ettiğimizi kendine has üslubuyla gösteriyor. Sanat ve hayatın değirmeninde öğütülen insanın un ufak olması, zerrelerinin göğe yükselmesi ve dağılması ama her şeye rağmen bütün olan, direnip yüzyıllar öteye aktarılan bilinci vurgulanıyor. Sanat ve hayat zıddı olmayan iki kavram olarak her insanda ve her çağda farklı derecelerle kendilerini bir gösterip bir kaybolurken, Feryal Tilmaç geleceğe notlar alıyor. Bizi de şahit tutuyor: İnsan vardı, hayat vardı, sanat vardı ve hiçbiri vazgeçmeyecek olmaktan. Aynılaştığımız yerlerden nasıl farklılıkların oluştuğunu ve bunların ne kadar yaratıcı aynı zamanda yıkıcı olabileceği anlatılıyor Esneyen Adam’da.

Ödüllü yazar Feryal Tilmaç’ın üçüncü öykü kitabı diliyle, anlatımıyla, seçtiği konularla ustalık günlerinin başladığını haber veriyor.

“Okuduklarının dümen suyunda sağa sola savruluyorsun. Yine de bir onlardan eminsin. Durursan büsbütün kaybolursun. Okuyarak hiç olmazsa başkalarının cümlelerinde var oluyorsun. Çözümü sararmış sayfalardaki kelimelerde arıyorsun; kâğıdın kokusunda belki de, kim bilir?”

₺11,25 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil

“Hızlı akan ve güçlü kurgusuyla okuru kendine bağlamayı başaran bir başyapıt.” -Vladimir Nabokov

Rus edebiyatının hem ilk psikolojik hem de ilk büyük romanı olan Zamanımızın Bir Kahramanı çağımızın başyapıtlarından. Yirmi yedi yaşında, bir düelloda yaşamını yitiren ve çağının önde gelen şairlerinden olan Lermontov’un Dostoyevski ve Tolstoy gibi ustaları da etkileyen eseri yalnızca Rusya’nın en büyük antikahramanlarından biri değil ayrıca edebiyat tarihinin de en önemli Byronik kahramanlarından biri olan subay Peçorin’in maceralarını anlatıyor.

“Zamanımızın Bir Kahramanı, merhametli beylerim benim, kesinlikle bir portredir, ancak tek bir insanın portresi degˆil: Bu, bizim, gelis¸iminin zirvesindeki bu¨tu¨n kus¸agˆımızın kusurlarından imal edilmis¸ bir portredir. S¸imdi bana tekrar, bir insanın bo¨yle fena olamayacagˆını so¨yleyeceksiniz; ben de size diyecegˆim ki, bu¨tu¨n trajik ve romantik canilerin var olabilecegˆine inanıyorsunuz da, Pec¸orin’in gerc¸ek oldugˆuna mı inanmıyorsunuz? C¸ok daha korkunc¸ ve c¸irkin birilerinin zihninden c¸ıkmıs¸ olanlara hayrandınız da, kendisi de birinin zihninden c¸ıkmıs¸ bu karakter niye merhametinizi kazanmıyor? Onda sizin arzu ettigˆinizden daha c¸ok hakikat oldugˆundan mı yoksa?”

₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

“Yalvarıyorum yaz. İki satırcık olsun yaz, ruhun altüst, sinirlerin laçka olduysa da yaz. Ama her gün. Dişlerini sıksan da, anlamsız saçmalıklar da olsa yaz. Yazmak en gülünç ve en patetik hayallerimizden biridir. Ak kâğıt üzerine kara kıvırcık çizgiler çizerek önemli şeyler yaptığımızı sanırız. Gene de senin işin bu, sadece seçtiğin değil, kaderinin sana lütfettiği işin, şayet bir kaçış yolu bulman olasıysa bulabileceğin tek kapı bu. Yaz, yaz. Nihayetinde tonlarca kâğıt atılsa bile, tek bir satır canını kurtarabilir. (Belki).”

İlk defa 1950’de yayımlanan Tam O Anda, yazarının deyişiyle metin “parçacıkları”ndan oluşuyor: Kimisi bir sayfayı geçmeyen kısa anlatıların, notların, taslakların, anıların, günce yazılarının, gündelik yaşama dair gözlemlerin, yazarın kimi konular üzerine düşüncelerinin bir araya getirildiği değerli bir tür “kişisel bohça”.

Tam O Anda, Dino Buzzati’nin yüreğini, zihnini meşgul eden meselelerle yazı aracılığıyla hesaplaşmasına dair bir yolculuk. İkinci Dünya Savaşı’nın beraberinde getirdiği umutsuzluk ortamına hiç de uzak olmayan bir dönemde kaleme alınmış bu metinlerde o ruh hali hissediliyor: Akıp giden zamana karşı koyamayışın yılgınlığı, ölümle girişilen daimi düello, bekleyiş, yalnızlık gibi Buzzati’nin poetikasını oluşturan temel izleklerle örülü hepsi. Kimi kurmaca, kimi otobiyografik olan bu metinler, yazar Buzzati’nin özündeki “insan” Buzzati’yi daha yakından tanımamıza olanak sağlayan birer yapboz parçası.

₺22,50 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil

genç şair gösterir ki bize, dağda olmasan da o demde, dağlı olabilirsin yüreğinde. ve henüz biçmemişse de terziler o kutlu üniformayı üstüne, gerillayı ve devrimi dile getiren güzel şarkılar söyleyebilir biri yine de. bu, bir deruni yaşama vakasıdır çünkü. “o kendi yoluna gitti / ben kendi dağıma” diyen insan, o kadar hisseder ki kendini ötekinde, kalbî dizeler melodik bir tonda kanar dudaklarında:

“acına dokunduğumda içim acıdı

yüreğinde kalbim atıyordu

kendimi gördüm yaslı gözlerinde

yaralıydın yaram kanıyordu

ve imgelerin cümbüşünde “kör suskunluk”a isyan eder şair ve her şeyi yakar,

“ama yanmış avucumda / sadece / dağlı bir çiçek kalsın / emanet düşlerden kalma” der.

-A. Rahman Çadırcı

₺9,00 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil

Turgut Uyar’ın 1978-1984 yılları arasında Elele der¬gisinde yayımlanan kitap tanıtım yazıları ve söyleşileri ilk kez bir araya getiriliyor. Yayın çeşitliliği arasında kalmış okura seçeceği kitaplar konusunda yardımcı olmayı amaçlayan Uyar, dönemin önemli şair ve yazar¬ları hakkında öne sürdüğü yorumlarla dikkat çekiyor. Aylık bir “okuma güncesi” olarak nitelendirilebile¬cek yazılarında, Melih Cevdet Anday, Yaşar Kemal, Adalet Ağaoğlu, Cemal Süreya, Edip Cansever, Sevim Burak, Selçuk Baran, Ahmet Oktay, Orhan Pamuk gibi yazarların “yeni çıkan” kitaplarını ele almanın yanı sıra yayıncılık sorunlarını, edebiyat ödüllerini, edebiyat dergilerini de değerlendiriyor. 

Turgut Uyar’ın “tadla okun[masını]” istediği kitaplar için kaleme aldığı yazılar, pek bilinmeyen başka bir yönünü daha görmeye imkân sağlıyor. Uyar’ın şair kimliğinin yanında, kendisi kabul etmese de, “eleştir¬men” gibi yazdığını Bir Şiirden sayesinde görmüştük. Elele Okuyalım’da bir araya getirilen yazılar ise, Uyar’ın yayın dünyasını neredeyse günü gününe takip eden “sıkı okur” olduğunu gösteriyor. 

₺17,36 KDV Dahil
₺23,15 KDV Dahil

Tarihin ilk dönemlerinden kalan eşyaların sergilendiği müzelere hiç gitmediniz mi?

Bir yanda balta, mızrak, bıçak, ok türü şeyler öte yanda bugün de hemen hemen aynıları kullanılan küpe, gerdanlık, bilezik, göz boyası gibi şeyler...

Kadınların milattan önce kullandığı kolyeler, küpeler, taraklar, bilezikler, tokalar

bugün en havalı mağazalardan dünya parasına alacaklarınızla birebir aynı.

Peki aynı dönemde erkekler ellerindeki bütün aletlerle uğraşa didine ne yapmış?

Balta!

Erkekle kadın arasındaki farkı soruyorsanız buyurun:

Baltayla küpe arasındaki fark...

 

Aşk, ilişkiler, evlilik, kadınlar, erkekler...

Kürşat Başar bu kitabında hepimizin hayatına dokunan kısa hikâyeler

ve yazılarla karşımıza çıkıyor.

Düşündüren, sevindiren, kederlendiren,

yeri geldiğinde kahkaha attıran yazılar bunlar. Kimi zaman bize can alıcı sorular soruyor, kimi zaman yine yüreğimize dokunan hüzünlü bir hikâye anlatıyor.

₺15,75 KDV Dahil
₺21,00 KDV Dahil

Yalnız çiçek Lillian Hargrove, yaşamının neredeyse tamamını altın kafesinin parmaklıkları arasında, gerçek bir aşk ve hayat arkadaşı hasretiyle geçirmiştir. Tanıyıp güvendiği bir ressamdan aldığı modellik teklifi karşısında tek bir an bile tereddüt etmez. Uzanarak verdiği iddialı pozun halka açık bir sergide sergileneceğini öğrendiğindeyse dünyası başına yıkılır.

Onu içine düştüğü bu skandaldan sadece bir kişinin yardımı kurtarabilecektir: Kalbi gece kadar karanlık Warnick Dükü’nün yardımı.

Warnick Dükü, aristokrasi dahil İngilizlere özgü her şeyden nefret etmektedir. Birleşik Krallık’ın en saygı duyulan dukalıklarından birine sahip olmasına rağmen hiçbir şey umurunda değildir –özellikle de sahip olduğu unvanın getirdiği çeşitli himaye sorunlarıyla karşı karşıya kaldıktan sonra.

Yine bu himaye sorunlarından biri sebebiyle Londra’ya gitmek zorunda kalan Warnick Dükü’nün tek amacı, hayatta hiç kimsesi olmadığından Warnick ailesinin himayesine bırakılmış Lillian’ı bulmaktır. Onu uygun bir adayla evlendirip artık başkasının problemi olacağına emin olduktan sonra, İskoçya’daki sessiz ve normal hayatına geri dönmek niyetindedir. Ancak âşık olmadan asla evlenmeyeceğini söyleyen Lillian söz konusuyken, işlerin

Warnick Dükü’nün istediği kadar kolay ilerlemeyeceği kesindir.

₺24,37 KDV Dahil
₺32,50 KDV Dahil

İlk kez 1966 yılında De Yayınevi’nden çıkan Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever’in “Çağrılmayan Yakup”, “Cadı Ağacı”, “Pesüs” ve “Dökümcü Niko ve Arkadaşları” adlı dört uzun parçadan oluşan kitabı. Ve tam 52 yıl sonra şimdi Yapı Kredi Yayınları’nda

 

“Kurbağalara bakmaktan geliyorum

 Dedi Yakup, bunu kendine üç kere söyledi

 Telaşlı, açgözlü kurbağalara

 Bakmaktan geliyorum. Ben sanki Yusuf

Ve Yusuf değil

Her gün bir tahtaboşta asılı duruyorum

 Ve durmuyorum. Ben işte Yakup

Yok artık karıştırmıyorum.”

 

₺6,00 KDV Dahil
₺8,00 KDV Dahil

Kuzey Avrupa’nın yaşayan en büyük yazarları arasında gösterilen Dag Solstad ilk kez Türkçede.

Ellili yaşlarındaki edebiyat öğretmeni Elias Rukla için sıradan bir gündür: Yıllardır yaptığı gibi, sevdiği bir eseri (Henrik Ibsen’in Yaban Ördeği’ni) bir sınıf dolusu ilgisiz lise öğrencisine heyecanla yorumlamaya başlar. Ne var ki görünüşte küçük bir olay hiç beklenmedik bir krizi tetikleyecek, Elias’ın hayatında derin izler bırakmış bir dostluğun hatırasına dönmesine, evliliğini, kendisini ve içinde yaşadığı toplumu sorgulamasına yol açacaktır.

Mahcubiyet ve Haysiyet, yükte hafif pahada ağır, dili ve atmosferiyle akılda yer eden, okuyanların tekrar tekrar dönmek isteyeceği o özel romanlardan.

“Bütünüyle hipnotize edici, bütünüyle insancıl bir yazar.”

- James Wood, New Yorker - 

“Solstad’ın dili, eski görünen yeni bir zarafetle parıldar ve taklit edilemeyen, enerji dolu, kendine özgü bir ışıltı yayar.”

- Karl Ove Knausgaard - 

₺7,50 KDV Dahil
₺10,00 KDV Dahil

“Nantucketlı Arthur Gordon Pym’in Öyküsü, Poe’nun yazdığı en büyük eserdir.” –Jorge Luis Borges

Nantucketlı Arthur Gordon Pym’in Öyküsü, genç ve maceraperest Arthur Gordon Pym’in arkadaşı Augustus’la kaçak olarak bindiği Grampus isimli gemiyle güney denizlerine yaptığı yolculuğu anlatır. Gemide çıkan isyandan sonra Arthur ve arkadaşları hayatta kalmak için yamyamlık, açlık ve kötü hava koşullarına karşı mücadele eder.

Edgar Allan Poe’nun yayımlanmış tek romanı ve en dikkat çeken eserlerinden olan Nantucketlı Arthur Gordon Pym’in Öyküsü,  Herman Melville’in Moby Dick, H.P. Lovecraft’ın Delililiğin Dağlarında kitaplarına esin kaynağı olmuş, Jules Verne ise romanın devamını Buzlar Sfenksi adıyla kaleme almıştır.  

Güvertede korkunç cinayetler işlenirken kamarandan dışarı çıkmaya cesaret edebilecek misin? 

₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

“... elimde filmler, cebimde kırıntılarla dolaşmasam, ben kendimin masal kuşu olmaktan, kendi yolumu kendime kaybettirmekten kurtulur muyum?”

Uğur Nazlıcan ilk kitabı Bir Dükkânı Beklemek’te zorlamasız, etkileyici, farklı bir anlatı sunmayı başarıyor.Hansel ve Gretel’den Van Gogh’a, Siyah Kalem’den Binbir Gece’ye çağrışımlarla örülü on dört öyküden oluşan kitap, daha ilk cümleden yakalıyor okuru.

Düşünülenle olanın, gerçekle rüyanın, asılla suretin, geçmişle geleceğin birbirine erdiği, birbirinde eridiği anları yakalıyor Nazlıcan, ışıkla gölgenin kesiştiği yerde tek bir varlığın parçalanmış suretleri olan şeylerin öykülerini anlatıyor.

Aklımda çay demlemek vardı ama demleyeceğim çayı karşımda oturan çıraklığımın beğenmeme ihtimalinden korkuyordum. Çıraklığım karşısında kalfalığımın çayına güvenmiyordum. Belki şimdi burada ustalığım olsa, onun demleyeceği çayı her ikimiz de beğenirdik. Ama ustalığımın burada olmasından da korkuyordum; daha doğrusu,ustalığımın demleyeceği çayı çıraklığımın beğenmesinden ve devamında ustalığımla çıraklığım arasında doğacak şefkatten pay alamamaktan, ayrı düşmekten korkuyordum.

₺6,95 KDV Dahil
₺9,26 KDV Dahil

Kavgalar, kaygılar, umutlar, yolculuklar, zaferler, aşklar ve yanızlık... Bir tiyatro adamının kişiliğinde, Meşrutiyet yıllarından bugünlere, Türk tiyatrosunun ve sinemasının gerçek insanları, gerçek hikâyeleri: Her geçen gün daha da artan, her yenilginin ardından daha da bilenen bir tutkunun peşinde, zamana, mekâna, sevdaya ve hatta coğrafyaya meydan okuyan bir sahne insanının yaşamı, hatırasını dillendiren dostlarının, meslektaşlarının ve ailesinin serüvenine de ışık tutuyor. Farklı türlerdeki eserleriyle 1950 kuşağının önemli kalemlerinden biri olan Tarık Dursun K., ışıkların henüz yanmadığı ya da biraz önce söndüğü o zaman diliminine götürüyor okurunu; oyunun başladığı yere, sahnenin gerisine.

Sıradanlığı kabul etmeyecekti, hırslıydı, tutkuluydu, düşseverdi. Kendince değil, kendine değil, herkese; eğriyedoğruya, güzele çirkine, gence ihtiyara, kadına erkeğe, okumuşa okumamışa; yeni, bilinmedik, tanınmadık; içine girdiklerinde önce yadırgayacakları ama sonra sonra hoşlanıp mutlaka mutlu olacakları, yeniden biçimlenip yeniden kişiliklenecekleri bir dünya kuracaktı.

₺13,19 KDV Dahil
₺17,59 KDV Dahil
Altın dönemini yaşayan Rus Edebiyatı’nın “sahne arkasına” atılan kısa fakat hayli bilgilendirici bir bakış.
Maksim Gorki Tolstoy’dan Anılar’da ünlü yazarın ağır hastalığıyla iyileşmesi dönemine ilişkin gözlemlerini aktarıyor. Canlı anlatımı ve geleneksel yüceltme yaklaşımının dışına çıkması nedeniyle Gorki’nin başyapıtları arasında yeralan bu kitap, Tolstoy’un Dostoyevski ve Çehov gibi bazı öne çıkan Rus yazarlar hakkında düşüncelerinden kesitler de içeriyor.
İnanç da sevgi gibi, biraz yiğitlik, biraz gözü peklik ister. İnsan kendi kendine ‘inanıyorum’ derse olur biter; o zaman her şey gönlünüzce görünür, açıklanır, sizi kendine çeker. Nitekim çok seviyorsun; inanç da daha büyük bir sevgidir ancak: Daha da çok sevmelisin, o zaman sevgin inanca dönüşür. İnsan bir kadını severse, o kadın doğrudan doğruya yeryüzünün en iyi kadını olur. Herkes en iyi kadını sever, bu inançtır işte.
₺6,00 KDV Dahil
₺8,00 KDV Dahil

“Bir insan, bir gölgenin düşüdür.”
Saplantılı bir koleksiyoncu olan tarih profesörünün beklenmedik ölümüyle kurmayı düşündüğü Savaş Müzesi yarım kalır. Ondan geriye kalan karmakarışık malzemeyi nasıl bir kurgu içinde sergileyeceğini düşünen, siyahi bir baba ile beyaz bir Yahudi annenin kızı olan Luisa sadece müze kurgusuyla değil, kendi aile geçmişinin de kurgusuyla baş başa kalır. Ne de olsa, yazarın dediği gibi “tarih kurumuş kandır”, aynı zamanda “tarih bir tapu sicilidir”, “birbirini öldüren kardeşlerle doludur”, “bir çöplüktür” ve en nihayetinde “tarih bir elektroşoktur”.
Leyla Tonguç Basmacı’nın çevirdiği Davanın Reddine romanı, yayımlandığı 2015 yılında Corriere della sera gazetesi tarafından yılın en iyi kitabı, Claudio Magris yılın en iyi yazarı ilan edildi.

“Claudio Magris çağımızın en büyük yazarlarından biri.”
Mario Vargas Llosa

“Tarihin bu barbar döneminde, Claudio Magris’in yapıtları ve varlığı vazgeçilmezdir.”
George Stirner

₺18,05 KDV Dahil
₺24,07 KDV Dahil
“Yazdıklarımın konusu kendi kendisi olan bir edebiyat benimki...” 
Edebiyatımızın en karakteristik seslerinden Se¬vim Burak, yarattığı farklı gerçeklik algısı, dili ve tipografiyi zorlayan üslubuyla yazdığı dönemde okuruna ulaşmada zorluklar yaşamıştır. Oluştur¬duğu özgün tarzı sayesinde zamanını aşmayı ba-şarmış, günümüzde de gizemini koruyan yazar, okurda anlaşılma ve keşfedilme arzularını uyandır¬mıştır. Burak’ın sanat anlayışı farklı akademik di¬siplinlerden gelen araştırmacılar ve eleştirmenler tarafından titizlikle incelendi ve ortaya İkinci Bir Yaşam çıktı. 
Metinleri hem yazılma hem de okunma aşamalarında yepyeni anlamlar kazanan Burak’ın daha iyi anlaşıl¬ması amacıyla hazırlanan bu kitap sizi yazarın özgün yazım evrenine taşıyacak.
₺13,89 KDV Dahil
₺18,52 KDV Dahil
Yirminci yüzyılın büyük yıkımlarıyla kapitalist ideolojinin zihinsel-duygusal yaşamda ve kültürde yol açtığı tahribat karşısında biçimlenen eleştirel teorinin önde gelen figürlerinden T. W. Adorno müzik yazılarıyla modern müzik sosyolojisinin en etkili modellerinden birini sunar. 
Türkçede ilk kez yayımlanan, Johann Sebastian Bach, Wagner, Schubert, Beethoven, Schönberg vb. besteciler, caz, opera, hafif ve ciddi müzik, müziğin toplumsal işlevi, kültür endüstrisindeki rolü ve açmazları üzerine yazılarını bir araya getiren bu seçki zamanının çok ötesinde düşünebilen T. W. Adorno’nun tavizsiz negatif diyalektiğinin has örneklerini kapsıyor. 
Bir dil olarak müzik katıksız bir ada, dolaysızlığı nedeniyle insan bilgisinin erişimine tamamen kapalı olan, şeyle göstergenin mutlak birliğine yönelir. Müziğin ada yönelik ütopyacı ve aynı zamanda umutsuz çabaları onu felsefeyle ilişkilendirir ki, müzik düşüncesi tam da bu yüzden, öteki her sanat dalından daha yakındır felsefeye. 
Günümüzde felsefeyle müziğin ilişkisi üzerine düşünmek müziğin zamansız esasının aslında bir kuruntudan ibaret olduğunun görülmesine yol açacaktır. Sadece tarih, bütün sıkıntıları ve çelişkileriyle gerçek tarih kurar müziğin hakikatini.
₺20,84 KDV Dahil
₺27,78 KDV Dahil

Amerikan İç Savaşı sırasında Richmond’da esir düşen beş Kuzeyli; mühendis Cyrus Smith ve köpeği Top, muhabir Gédéon Spilett, Nab, denizci Pencroff ve genç Harbert balonla bir kaçış yolu bulacaklardır. Hayatta kalmak için birçok mücadele verip ıssız bir adaya varırlar.

Fakat açıklanamaz birtakım olaylar ada sakinlerini gizemli bir gücün varlığına inanamaya zorlayacaktır. Peki, onları sürekli gözetleyen, kritik anlarda müdahale edip kurtaran bu gücün sırrını çözebilecekler mi? Jules Verne’in başyapıtlarından biri olan Esrarlı Ada, diğer Olağanüstü Yolculuklar’a yaptığı şaşırtıcı göndermelerle dikkatli okuruna keyifli bir macera sunuyor.

₺25,50 KDV Dahil
₺34,00 KDV Dahil

Yüz binlerce okura ulaşan Otostopçunun Galaksi Rehberi serisinin sevilen gezgini Arthur Dent’in yaratıcısı Douglas Adams, bu yeni serisinde dedektifliğin kalıplarını yıkan dedektif Dirk Gently ile çıkıyor okurun karşısına.

Holistik dedektifimize göre, her olayın temelde birbiriyle bir bağlantısı vardır ve bu bağlantıların gizemini herkesten önce o çözmelidir. Çünkü Dirk Gently, soruları yalnızca yanıtlarını bildiğinde sormayı seviyor.

Şimdiyse karşısında, yanıtını henüz bilmediği sorular var: Örneğin, basit bir hokkabazlık numarasıyla, Kolejin akşam yemeğindeki tuzluk nasıl oldu da iki yüz yıl önce yapılmış bir Yunan vazosunun içine girdi? Ve şu tuhaf bilgisayarcının kanepesi apartmanın merdivenine, yerinden oynatılamamak üzere nasıl sıkıştı? Fizik kurallarınca “imkânsız”, Dirk’ün anlayışınca “açıklanamaz” görünen bu muammaların peşinde, gezegenin varoluşuna dek uzanan bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz.

“Douglas Adams, Dirk Gently’nin Holistik Dedektiflik Bürosu’nda bizi yine galaksiler arası tuhaf karakterlerle tanıştırıyor... Pürüzleri üst üste yığıyor, ilgiliyi ilgisizden ayırma işini okura bırakıyor. Yerleşik uygulamalarla ve tuhaflıklarımızla resmen dalga geçiyor…

Gently ve arkadaşları için çok güzel bir başlangıç.”

- Sacramento Bee -

₺20,25 KDV Dahil
₺27,00 KDV Dahil

Oscar Wilde’ın yayımlanmış tek romanı olan Dorian Gray’in Portresi dünya edebiyatının en sarsıcı eserlerinden biridir. Yazıldığı dönemde çok ses getirmiş ve büyük tepki çekmiştir. Wilde’ın pek çok kuruma, soyluluğa,

toplumsal adaletsizliğe ve ahlaki değerlere yönelik eleştirilerinin yanı sıra karakterlerinin derinliğiyle de yoğun bir anlatım sunar.

Dorian Gray’in Portresi genç ve yakışıklı bir adam olan Dorian Gray’in öyküsünü anlatır.

Güzelliği ressam Basil Hallward’a ilham verir. Onun arkadaşı Lord Henry ile tanıştıktan sonra, hayattaki en önemli şeylerin gençlik, güzellik ve haz olduğuna inanmaya başlar. Öyle ki kendi güzelliğini kaybetmek istemez ve sonsuz gençlik karşılığında ruhundan vazgeçer.

“Şu günlerde insanlar her şeyin fiyatını biliyorlar; fakat hiçbir şeyin değerini bilmiyorlar,” diyen Oscar Wilde’ın insana dair gözlemleri okuyucuya çarpıcı bir bakış açısı sunar.

₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil

Sadece yirminci yüzyıl Yunan şiirinin değil dünya şiirinin en büyük ustalarından Yannis Ritsos. Öyle ki onun sesinde Türkçe yazan usta şairlerin sesini de bulmak mümkün. Çünkü Ritsos, Türk şiirine de tesir etmiş ozanlardan…

Şiire, aşka ve ölüme, bu yüzden de ölümsüzlüğe inanan, çağının tanıklarından Ritsos’un şiirleri insan olmak ve yaşamanın anlamı üzerine yeniden düşünmek için birer vesile aslında.

“Büyük sanatçıların yapıtları bize yaşamı sevdirir; kötümser ya da acılı olsa da büyük bir sanat yapıtıyla karşılaştığımızda güç kazanırız,” diyen Ritsos’un en güzel şiirlerini derleyen bir başka usta şair Cevat Çapan’ın Türkçesiyle okuyacaksınız.

₺17,36 KDV Dahil
₺23,15 KDV Dahil
Hikâye, Antalya’nın Kaş ilçesinin Beymelek köyünde yaşayan fakir köylü Karabibik’in günlük yaşantısını, çevresini, sıkıntılarını ele alır. Nâbizade, Karabibik’te konu, hikâye tekniğinde ve Osmanlı yazınında o güne kadar görülmemiş yenilikler yapmıştır. Karabibik’in en önemli tarafı Anadolu köylüsünün hayatında kesitler vermesidir. Eserde köy hayatı tam bir gerçeklikle yansıtılır. Öyle ki konuşmalar bile köylü ağzıyla verilmiştir. Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatında köy konusunun işlendiği romanlarda köylünün fakirliği, derinlikli ve kapsamlı bir şekilde nasıl değerlendiriliyorsa Karabibik’te de bu fakirlik, borç batağı Nâbizâde Nâzım tarafından benzer şekilde işlenmiştir.
₺6,95 KDV Dahil
₺9,26 KDV Dahil

Kitap yazmak için odama kapandığım bir gün kendime eğitmen yaptığım kızım Zuhal yanıma geldi:

“Baba, senin bir sözün var ya.”

“Hangisi?”

“Eğitim öğrenciye saygıyla başlar.”

“Evet kızım.”

“Ben de diyorum ki, yazarlık okuyucuya saygıyla başlar.”

“Nasıl yavrum?”

“Kitabının ilk sayfasında okuyucunun gözlerine dokunmak için izin iste.”

Kızımdan aldığım o muhteşem ilhamla diyorum ki, eğer izin verirsen önce gözlerine dokunmak, sonra da yüreğine misafir olmak istiyorum.

Müsaade var mı?

₺21,00 KDV Dahil
₺28,00 KDV Dahil

Dedektif Kurukafa ölü. ValkyrIe CaIn havalı. Omen Darkly her ikisi de değil.

Jilet gibi giyinmiş bir dedektif. Maceradan elini eteğini çekmiş, dertli bir genç kadın. Hangi derse girmesi gerektiğini bile hatırlayamayan, aklı beş karış havada bir oğlan. Dünyayı kurtarmak için sadece yirmi dört saatleri var. Bu hikâyenin sonu pek parlak görünmüyor...

₺33,75 KDV Dahil
₺45,00 KDV Dahil

Önce ticari bir yazışmayla başlayan, ama çok geçmeden tutkulu bir aşk mektubuna dönüşen Milena'ya Mektuplar, Franz Kafka'nın duygularını belki de en belirgin biçimde dışavurduğu eseridir.

Yirmi üç yaşındaki Milena Jesenská oldukça yetenekli ve etkileyici bir kadındı. Kafka'nın eserlerini Çekçeye tercüme eden Milena, onun son derece karmaşık dehasını ve daha da karmaşık olan kişiliğini eşi benzeri görülmemiş bir biçimde kavrayabilmişti. Otuz altı yaşındaki Kafka, Milena'dan "Canlı bir ateş gibi o, böylesini daha önce hiç görmedim" sözleriyle bahsederdi. Kafka, en mahrem benliğini açmıştı Milena'ya ve ilişkilerinin sona ermesinin ardından, bu günlükleri saklayacağına güvenmişti Milena'nın.

"Ne kadar da kolay yazılıyor: seninle yaptığım kısa bir gezinti. Bu kadar kolay olduğu için insan utançtan yazı yazmayı bırakmalı. (...) Yanımda yürüyordun Milena, düşün, sen benim yanımda yürüdün.”

₺13,50 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil

Bir gemi yanaşıyor gönül rıhtımına, Alıyor limanımdan son yolcumu,

Ağlayamıyorum bile ardından,

Ve yıkılıyor rıhtım yalnızlıktan.

“İnsan beşerdir, şaşar. Nisyanla yükümlüdür, unutur. Unuttuğumuzu hatırlamak, hatırladığımızı hatırlatmakla mükellefiz. Toplumların hafızasının çok güçlü olduğuna ve kolay kolay hiçbir şeyi unutmayacağına inanıyorum. Benim amacım toplum hafızasına kazınmış olan değerleri, toplumun bir ferdi olarak, yeniden yeşertmek. Kökü var, tohumları var, benimkisi sadece bir can suyu olmak” diye yazan M.Mustafa KOCADAĞ bir öğretmendir. İlk şiir kitabı olan “Kimi Acılar Can Verir” 2016’da yine Çizge Yayınevince yayınlandı.

KOCADAĞ, kaleme aldığı şiirlerle ideallerini, duygularını ve özellikle de daha çok yaşadıklarını şiirlerine aktarmaktadır.

“Halkın içinde Hakk’la olmanın tadını alıp, lezzetine doyulacak şiirler kaleme aldığı iddiasındadır. Her şeyin temelindeki tek sağlam duygunun adalet olduğunu” ifade eden KOCADAĞ kitabında, adaleti sağlamak için şehit düşen kahramanlarımızı da minnetle ve şükranla anmaktadır.

KOCADAĞ’ın asırlık birikimin izlerini sürerek kaleme alınan şiirlerinin beğeni ile okunacağını ümid ediyoruz.

₺6,00 KDV Dahil
₺8,00 KDV Dahil
Pulitzer ödüllü yazar Upton Sinclair’in ABD tarihinde yaşanan en büyük finans skandallarından biri olan Teapot-Dome Skandalı bağlamında Güney California’dan sunduğu bu küçük kesit “Amerikan yüzyılı”nın başlangıcına işaret ediyor. 

Rüşvet, yolsuzluk, medya manipülasyonu ve usulsüzlükle beslenip büyüyen kapitalist çarkın barındırdığı çelişkiler tüm sertliğiyle hicvedilirken, bu çarkı döndüren arazi sahiplerinin, tarikat liderlerinin, petrol baronlarının, senatörlerin ve Hollywood yıldızlarının resmigeçidi okuru baş döndürücü ve provoke edici bir politik serüvene sürüklüyor.

2008 yılında Kan Dökülecek adıyla sinemaya uyarlanarak izleyicilerin beğenisini kazanan, petrol endüstrisinin temelleri atılırken kitlesel tüketim politikasının ve açgözlülüğün yaşamın merkezine oturmaya başladığı erken dönem Amerikası’nın ayrıntılı tasvirleriyle örülü Petrol!, fırsatlar çağının büyüleyici atmosferi ardında gizlenen yozlaşmayı, sınıfsal çelişkileri ve insanın ne denli canileşebileceğini gözler önüne seren bir roman.
₺24,31 KDV Dahil
₺32,41 KDV Dahil

“Demek pembe laleleri seviyorsun? Bunu öğrendiğim iyi oldu.”

Bu cümleleri, birçok kızın hayalini süsleyen, zengin, yakışıklı ve reddedilemez Çağrı Mert Karahanlı’nın ağzından yalandan da olsa duyabilmek neredeyse imkânsızdı. Ama Çağrı, daha önce birlikte olduğu kızların hiçbirine benzemeyen Ceylan’a çoktan söyledi bile. Ceylan ise ukala, sinir bozucu ve laf anlamaz diye nitelendirdiği Çağrı’yı gözü kapalı reddetti. Hem de onun inkâr edemediği çekiciliği ve karşı koymakta zorlandığı harika gülümsemesine rağmen…

Sizce, babaannesinin dizinin dibinden bir adım bile ayrılamayan Ceylan’ın aklında neler var? Oysa ne istediğini çok iyi bilen(!) Ceylan’ın hayatı, bambaşka sebepler yüzünden, bu aralar gerçek anlamda bir kâbusa dönmek üzere. Peki, hazır beyaz atlı prens de kulenin önüne, onu almaya gelmişken Ceylan neden saçlarını ona uzatmadı? Yoksa bambaşka düşünceleri ve masum planları mı vardı?

Bir dakika!

Onun masum planlarına karşın kader de ağlarını örüyor olmasın! Hem de onları, hiç kimsenin ummadığı ve beklemediği olaylarla sarmalayarak…

₺17,36 KDV Dahil
₺23,15 KDV Dahil
Taşınacak bir şeyler bulmalısınız. Bavulunuza sığmalı hayalleriniz. Geride bırakın her şeyi. Yaşam çok hızlı. Çok, çok hızlı, biliyorsunuz siz de; inkâr etmeyin! Bedeninizde gizlediğiniz bütün yalanları, büyük yaşamları, bütün kaygılı düşüncelerinizi, plansız ve kimyasız argümanlarınızı doldurun ruhunuza ve terk edin kâinatı...
₺12,50 KDV Dahil
₺16,67 KDV Dahil

On sekizinci yüzyılda doğmuş olan roman türü, o dönemde birçok eleştirmen tarafından kadınların zaman öldürmek için okudukları hafif metinler olarak nitelenirdi. Roman Nedir?, bugün modern zamanların temel edebi türü kabul edilen romanın sıra dışı yükselişiyle başlayıp, ardından romanla özdeşleştirilen biçimsel özellikleri, roman türlerini kısa ve özlü bir anlatımla ele alıyor.

Marina MacKay, her bölümde romanın biçimsel ya da tarihsel bir yönünü, genellikle farklı dönemlerden romanları seçerek açıklıyor. Ana bölümler arasında, kavramların uygulamalarına dair fikir vermek üzere, tek tek eserlerin ayrıntılı okumaları yer alıyor. Bu bölümlerde farklı açılardan incelenen Don Quixote, Tristram Shandy, Kırmızı Harf, Madame Bovary, Deniz Feneri, Geceyarısı Çocukları gibi örnekler, romanın tarihini özetleyen bir yelpaze oluşturuyor.

Romanın bir tür olarak nasıl yaratıldığını, neden bu denli popüler olduğunu sorarak başlayan MacKay, romanda üslup ve tekniğe, karaktere, olay örgüsüne, mekâna ve siyasete ilişkin doyurucu açıklamalar sunuyor. Terimler sözlüğüyle ve okuma listesiyle desteklenen Roman Nedir?, edebiyatla ilgilenen herkesin yararlanabileceği ideal bir kaynak.

₺33,75 KDV Dahil
₺45,00 KDV Dahil
Rüzgâr, sistemin dışladığı, modern hayatın yabancılaştırdığı, kendi kabuğuna çekilmiş biridir. İş dünyasının vahşi ortamından kaçmaya çalışırken birden karşısına çıkan bir teklifle kendisini büyülü, karanlık ve kaçışı olmayan bir planın içinde bulur. Gölgelerin özel bir anlam taşıdığı kâbuslarla dolu yaşamının sınırlarını aşıp bambaşka bir dünyanın kurallarına göre yaşamak zorundadır artık ama o hep arada kalan biri olacaktır. Yeraltı ile yerüstü arasındaki mücadelede, gizemli dünyaların ve akıl sır ermez varlıkların karşı karşıya geldiği bir savaşın ortasında kalan Rüzgâr, dünyanın kaderini değiştirecek bir rol üstlenecek ve bu uğurda birçok şeyi feda edecektir. Şeytan’ın bile tahtından edildiği büyük bir savaşta, Rüzgâr gibi sıradan birinin, bir “Gölge”nin, bir “Beceriksiz”in ne işi olabilir? 
Halit Emrah Dimici ilk romanı Beceriksiz’de, günümüzün renksiz ve tatsız dünyasından çıkardığı bir kahramanı, korkunç diyarlardan çağırdığı doğaüstü kahramanlarıyla yüzleştirerek her iki dünyayı sorgulayan bir bakış açısı sunuyor. Gizem ve gerilim unsurlarıyla süslü olan bu roman, okurları fantastik bir maceraya davet ediyor. 
“Ben her zaman bir gölgeydim. Üzerinde bir savaşın sürdüğü karanlık ve çorak topraklardan ibarettim.”
₺26,25 KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil
John Perry yetmiş beşinci doğum gününde iki şey yaptı. Önce karısının mezarını ziyaret etti. Sonra da askere yazıldı. 
İyi haber, insanlık nihayet yıldızlara ulaştı. Kötü haberse, uzayda yaşamaya elverişli gezegenler sayılı. Ve tabii bu gezegenler uğruna bizimle savaşmayı göze alan düşman uzaylı ırkları da var. 
Bu yüzden savaş içindeyiz biz de. Dünya’yı korumak ve yıldızlara bayrağımızı dikmek için savaşıyoruz. Dünya’dan çok uzakta, bu kanlı, acımasız, sonu gelmez savaş uzun yıllardır devam ediyor. 
Dünya izbe bir gezegen. Kaynaklarının çoğunluğu Koloni Savunma Güçleri'nin elinde. Herkes emeklilik yaşı geldiğinde onlara katılabileceğini biliyor. KSG genç insanlar değil, onlarca yıllık bilgi ve beceri birikimi taşıyan insanlar istiyor. 
Bir daha dönmemek üzere Dünya'dan ayrılacaksınız. Askerliğiniz, cephelerde iki sene sürecek. Ve hayatta kalırsanız alın teriyle kazanılmış gezegenlerin birinde kendinize ait bir yuvayla ödüllendirileceksiniz. 
John Perry bu anlaşmayı kabul etti. Nelerle karşılaşacağını bildiğini sanıyordu. Fakat evden pek çok ışık yılı ötedeki gerçek savaş, onun hayal edebileceğinden çok ama çok daha zordu ve kendisinin zamanla neye dönüşeceği daha bile garipti. 

“Yaşlı Adamın Savaşı modern bir bakış açısına sahip, klasik bir bilimkurgu romanı.” –Robert Charles Wilson 
“John Scalzi çağımızın en çok eğlendiren bilimkurgu yazarı.” –Joe Hill
₺22,50 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil
“Zelazny, beni ve yazdıklarımı en çok etkileyen yazar.” –Neil Gaiman 

“Eşsiz bir hikâyeci. Türümüzün hiç görmediği kadar renkli, egzotik ve unutulmaz dünyaların yaratıcısı.” –George R. R. Martin 

“Zelazny, on parmağında on marifet olan nadir yazarlardan.” –Samuel R. Delany 

Hugo En İyi Roman Ödülü 

“BURADA, BU GEZEGENDEKİ HAYATIN SON GÜNLERİNDE, YAŞAMLA EFSANENİN KESİŞMEKTE OLDUKLARINI GÖREMİYOR MUSUN?” 

Roger Zelazny, farklı mitolojileri bilimkurgu romanlarına uyarlamasıyla pek çok yazarın yalnızca hayal edebildiği bir şeyi alışkanlık haline getirmiş eşsiz bir yazar. Yunan mitolojisiyle harmanlanan Bu Ölümsüz ise hem Zelazny’nin ilk romanı olması hem de Hugo En İyi Roman Ödülü’nü Dune gibi bir başyapıtla paylaşması sebebiyle bilimkurgudaki kilometre taşlarından biri. 

Nükleer savaş Dünya’yı neredeyse yerle bir etmiş, yalnızca dört milyon insan ve bundan çok daha fazla sayıda mutasyona uğramış canlı türü geride kalmıştır. Evrenin en güçlü uzaylı ırklarından biri olan Vegalılar için bu harabe gezegen artık turistik bir bölgeden farksızdır. 

Nüfuzlu bir Vegalıyı, Dünya’da gezdirme görevi verildiğinde tüm bilinmezliklerin düğüm noktasındaki Conrad Nomikos bu buyruğu gönülsüzce kabul eder. Bu yolculukta Conrad’ın ve Dünya’nın kaderi yeniden şekillenecektir zira ne Conrad sadece bir insandır ne de bu yolculuk yalnızca turistik bir gezidir. 

Ölümün pençesinde olan Dünya’yı bir ölümlü kurtarabilir mi? Yok olmak, esarete düşmekten daha mı iyidir?
₺13,50 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil
Beyza Altay çevirisi, 
Frank Friedeberg Seeley’in önsözü, 
George Woodcock’un sonsözü, 
Yazar ve dönem kronolojisi, 
Kitaba dair görsellerle. 
İlkbahar Selleri, Rus edebiyatının büyük yazarı Turgenyev’in keskin 
gözlem gücünü dönemin Avrupa toplumlarından özgün insan 
portreleriyle yansıtan bir başyapıt. 
Dimitri Sanin, henüz yirmi iki yaşında hayattan bezmiş bir adam olarak 
çıktığı Avrupa turunda genç ve güzel Gemma’yla tanışır. Sanin’in 
naifliğine ve hesapsız iyilikseverliğine vurulan Gemma, genç adam 
için nişanlısından ayrılır ama Sanin gönlünü çoktan başkasına 
kaptırmıştır. Otuz yıl sonra yaşlı ve aklı başında bir adam olarak 
Gemma’yı, gençliğinde kaçırdığı fırsatı tekrar hatırlayan Sanin, bütün 
hayatını değiştirecek radikal bir karar alır. İlkbahar Selleri, Rusya’dan 
Almanya’ya, İtalya’dan Amerika’ya sunduğu insan portreleriyle 
etkileyici bir dönem romanı. 
“İlkbahar Selleri, estetik mimarisi ve simetrisiyle hayranlık verici bir 
yapıt.” 
HENRY JAMES 
“Turgenyev, Rus edebiyatında üslûbunun olağanüstü güzelliği 
nedeniyle çevirmekte en çok zorlandığım ama aynı zamanda 
en keyif aldığım yazar.” 
CONSTANCE GARNETT
₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil
İlban Ertem, Gırgır’la başlayan komik çizgili, underground eğilimli çizgi 
roman geleneğimizin öncülerinden. Yıllarca her hafta çizen, sürekli 
hikâye üreten, ne anlatacağı merak edilen bir usta… 
Üç Hikâye, Ertem’in dünyasından üç ayrı güzel çizgili tefrika. Geceye 
karşı ışıl ışıl... 
Bodrum’dan Pera’ya, oradan metropole, medya cangılına... Rüzgârın 
dinlediği bir aşk hikâyesinden “bitti o sevdalar” dedirten kirliliklere… 
Tekinsiz bir İstanbul. Pâre pâre duman. Cıgaralı sesler, sermayeler, 
çirkinler, erkeklik pozları, nabız gibi atan kadınlar ve dolanıp duran 
arzular.
₺31,50 KDV Dahil
₺42,00 KDV Dahil
Marion Deuchars hazırladığı kitapta onu etkileyen sanatçılar ve 
onların işleri hakkında bilgiler veriyor. Sanatçıların kullandığı teknikler 
ve bu tekniklerle çizme yöntemleri de tarif ediliyor. 
Kitaptaki tekniklerle çok yakında Paul Klee gibi çizebilecek, Joan 
Miró gibi renklerle oynayabilecek hatta belki sürrealist resimler 
yapabileceksin! 
Marion Deuchars, birçok uluslararası tasarım ve illüstrasyon ödülüne 
layık görülmüştür.
₺33,75 KDV Dahil
₺45,00 KDV Dahil
Tilda ile Callie ikiz olsalar da birbirlerine hiç benzememektedir. 
Tilda çok güzel ve dışadönük bir kadınken, Callie son derece sıradan 
görünüşlü, kendine güvensizdir. Çocukluklarından beri Tilda’ya 
hayran olan Callie, kardeşinin başına bir şey geleceği korkusuyla 
sürekli onu koruyup kollamakta ve bu nedenle onun hayatına 
müdahale etmektedir. 
Tilda’nın hayatına Felix adında zengin ve karizmatik bir erkeğin 
girmesinden sonra Callie için kötü günler başlar. Kız kardeşinin 
vücudunda ufak tefek darp izleri vardır ve hayatının kontrolünü 
tamamen Felix ele geçirmiştir. Tilda’nın hayatından endişe etmeye 
başlayan Callie, erkek şiddetine maruz kalanların deneyimlerini 
paylaştığı bir siteye üye olur. Sitede tanıştığı kadınlardan biri bir 
erkek tarafından öldürülünce Callie’nin korkuları iyice artar. Duruma 
bir an önce müdahale etmezse her şey için çok geç olacağını 
düşünerek Tilda’nın hayatına daha fazla karışmaya başlar. Ancak 
Tilda onun yardımını ret etmekte, Felix’in de etkisiyle kız kardeşini 
hayatından çıkarmak istemektedir. Ama Callie’nin geri çekilmeye 
kesinlikle niyeti yoktur. Ne pahasına olursa olsun!
₺21,00 KDV Dahil
₺28,00 KDV Dahil
Viola Consalvi çiçeklerle, otlarla, yapraklarla ne yapacağını çok iyi 
biliyor. Hangisini neyle karıştıracağını, hangisini hangi sorunun tedavisinde 
kullanacağını. Mesela biraz lavanta gerginliği alır. Hatmi 
çiçeği özgüven ve iradeyi düzenler. Bach çiçekleri ise biten bir 
sevdanın ardından en güzel devadır. Hepsi gereken miktarda olmalı, 
gerektiği kadar içilmeli… 
Viola çok sevdiği bitkilerden, şifalardan uzaklaşacak kadar yasta. 
Hayat ondan kocasını almış. Her şey katlanılmaz olduğunda nihayet 
gerekeni yapıyor. Kendini toplayıp üniversite yıllarını geçirdiği 
Paris’e, Montmartre’ın tepelerinde büyülü bir dünyadan kopup 
gelmiş gibi duran küçük aktara gidiyor. Burada hem bitkilerle mucizeler 
yaratıp etrafına faydalı olacak hem de acılarını sağaltacak. 
Bu güzel kokulu dünyada cesur bir kadının Paris sokaklarında 
geçmişin üstesinden gelişine tanıklık etmeye var mısınız? Peki siz 
olsaydınız ne yapardınız? Yeniden Doğmak İçin Bir Bitki Çayı Alır 
mıydınız?
₺24,00 KDV Dahil
₺32,00 KDV Dahil

H. G. Wells’in 1897 yılında yazdığı Görünmez Adam, bilimkurgu romanları arasında önemli bir yere sahiptir. Görünmezlik fikrinin ilk kez ortaya atıldığı kitapta Wells, görünmezliğin sırrını keşfeden Dr. Griffin’in öyküsünü anlatır. Görünmez olmanın kendisine büyük avantajlar sağlayacağını düşünen Dr. Griffin için işler pek de beklediği gibi gitmez. Toplum tarafından kabul görmeyen aykırı bir karakterin başına gelenler, Wells’in eleştiri ve göndermeleriyle birleşerek derin bir etki yaratır.

“Bunu yapmak, büyünün bile tüm sınırlarını aşardı. Gizem, güç, özgürlük; görünmezliğin bir insan için ne anlama gelebileceğine dair o muhteşem hayale bakıyordum, içimde şüphenin kırıntısı bile yoktu. Tek bir dezavantaj bile göremiyordum.

Bir düşün! Ben, taşra kolejindeki aptallara ders veren, bastırılmış bir öğretmen, kılıksız, yoksul ben aniden görünmez oluyorum. Yani Kemp, sen olsaydın ... herhangi biri olsaydı, bu fırsatın üzerine atlamaz mıydı?”

₺12,00 KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil

1622’de Paris’te doğdu. Varlıklı bir ailede doğan Moliére, sarayla kuvvetli bağları olan tüccar bir babanın çocuğuydu. İyi bir eğitim gördü. Gösteriler yapmak üzere 1648 yılında on üç yıl süren taşra gezilerine çıkan Moliére Fransız halkı ile de yakın bağlar kurdu ve komedi yazarlığına başladı. Zoraki Hekim, Şaşkın, Aşk Kırgınlığı, Adamcıl, Hekim Uçtu, Soytarının Kıskançlığı gibi eserleri yazıp oynadı.

Komedilerinde aydın kesim ile halk, saray ile şehir arasındaki ayrılıkları gidermek asıl amacıydı. Eserlerinde değindiği toplumsal yergiler saray çevresini ve soyluları rahatsız ettiği için yasalara, geleneklere karşı gelmekle suçlandı.

Moliére’in ünlü yapıtlarından, beş perdeden oluşan Cimri; bahçesinde sakladığı altınlarını çaldırma korkusu yaşayan cimri bir adamın para tutkusunu anlatan bir komedidir. Dönemin Parisli burjuva kesiminin para hırsını eleştiren, insanoğlunun içyüzünü, kusurlarını, ayıplarını gözler önüne seren Cimri, Batı edebiyatının en önemli eserlerinden biridir.

₺7,50 KDV Dahil
₺10,00 KDV Dahil

Nebâtî, Türk Edebiyatı’nın Azerbaycan’da yetişen ve elsine-yi Selâse’de (Türkçe, Farsça ve Arapça) şiir söyleyebilen önemli ve başarılı şairlerinden biridir.

Anlaşılır ve samimi bir dili vardır. Özellikle hece vezni ile yazdığı şiirler neredeyse konuşma dili gibidir.

Nebâtî, kendisinden önce yaşamış gerek Türk, gerekse Fars asıllı şairlerden söz etmiş, onlardan etkilenmiş ve onların bazı şiirlerine nazîreler yazmıştır.

₺16,50 KDV Dahil
₺22,00 KDV Dahil

Nehrin öbür yakasına geçtiklerinde hava kararmak üzereydi, köprünün başındaki askerin pasaportları kontrol ettiği yerde bir çuval patates, üç adet soba borusu ve bakır bir çaydanlıktan ibaret yüklerini kenara koyup biraz dinlenerek yollarına devam ettiler. Gökyüzü üzerlerine düşecek kadar yakın, boz; hava soğuk…

Daha önce Moskova Defteri adlı öykü kitabını yayımladığımız Bahar Aslan’ın yeni kitabı Bakü Defteri, yine sınırları aşan, umutlarının, özlemlerinin, düşlerinin peşinden farklı coğrafyalara giden, savrulan insanların öykülerini anlatıyor. Dünyamızın bugün yaşadığı göç dalgalarının, yurt arayışının içimizde nelere dokunduğunu son derece duru bir Türkçeyle aktarıyor Bahar Aslan.

₺11,25 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil

İdam mahkûmu erkeklerle mektup aşkları yaşayan, bu aşkları kimi zaman evliliğe dönüştüren kadınların hikâyelerini erkeklik ve kadınlık üzerine dersler gibi okumak da mümkün. “Aslında her erkeği bir süreliğine ölüm hücresine koymak lazım,” diyor Hester “o kadar kadın dostu oluyorlar ki.” Bir erkek için onun hayatındaki en önemli kişi olmayı ve hiç bir zaman terk edilmemeyi özleyen kadınlarla, kendisine sorgusuz sualsiz bağlanacak ve ölene kadar sadık kalacak kadınlar arayan erkeklerin hikâyeleri... Özveriyle bencillik, affetmeyle kindarlık, kibirle tevazu, munislikle şiddet arasında bir sarkaç gibi sallanıp duran insan doğasına dair hikâyeler bunlar. İbretle okunuyor; okura ilişkilere ve hayata dair sorular sorduruyor.

Hepimizin içinde var olan kötülük ve iyiliğin uç noktalara savrulduklarında ne hâllere bürünebileceğine dair trajik ve komik anılardan Linda Polman’ın büyük emekle, zekice sorularla, sabırla ve sevgiyle damıtıp kotardığı bu kitabı okuduktan sonra her ilişkiye biraz daha farklı bir açıdan bakacaksınız.

-Feride Çiçekoğlu, Uçurtmayı Vurmasınlar romanının yazarı-

₺16,50 KDV Dahil
₺22,00 KDV Dahil
Salapurya Mahallesi 1960’ların başında Londra’da Thames Nehri üzerindeki deniz evlerinde yaşayan bir grup insanın yaşamöykülerini ve yaşam koşullarını aktarıyor. Kendisi de bir süre deniz evinde yaşamış olan yazar Penelope Fitzgerald,   çeşitli nedenler yüzünden şehrin gündelik yaşamından kopmuş insanları yalın ama çarpıcı anlatımıyla tanıtıyor. Romanın başkişisi ve bir anlamda da Penelope Fitzgerald’ın kendisi olan Nenna, kocasını teknede kalmaya razı edemediği için altı ve on bir yaşındaki iki kızıyla Grace adındaki salapuryada yaşıyor. Çocuklarını okula göndermediği için rahibe, kocasıyla uzlaşmadığı için ablasına hesap vermek zorunda kalıyor. Kendisinin ve komşularının  karşılaştığı bütün zorluklara karşın direnen, özgür bir kadın olmayı başarıyor. Ta ki…
₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
Mavi Çiçek, on sekizinci yüzyılın sonunda, Leipzig ile Berlin arasındaki taşra ve üniversite kentlerinde geçen ve sonradan döneminin en büyük romantik şair ve düşünürlerinden olan Novalis’e dönüşecek genç kız Fritz von Harderberg’in öyküsü. Tutkulu ve idealist Fritz, ‘Yüreğimin ta kendisi’ ve ‘gerçek felsefem’ dediği, bütün özlemlerinin ete kemiğe bürünmüş hali olan, on iki yaşındaki Sophie von Kühn ile nişanlanınca, ailesini ve dostlarını şaşırtan, rahatsız eden, ancak kendisini umulmadık bir mutluluğa kavuşturan bir ilişkiyi başlatmış olur. Kurgusal bir biyografi olan ve gerçek belgelere, mektuplara, güncelere dayanarak yazılan Mavi Çiçek, aşkın ve dehanın mantıksızlığına tatlı ve soyut bir alaycılıkla dokunuyor. Penelope Fitzgerald’ın bütün yapıtlarında görülen incelikli, duyarlı, abartısız anlatım bu kitapta olgunlaşmış olarak çıkıyor ortaya. İngiltere’de 1997 yılı Ulusal Kitap Eleştirmenleri Ödülü’nü almış olan bu kitapta yazar, bütün fazlalıklarından arındırılmış, ustaca yoğunlaştırılmış bir dille insana sonsuz bağışlayıcılığın, engin hoşgörünün ne kadar önemli olduğunu anlatıyor. ‘Dünya romantikleşmek zorunda. Onun özgün anlamına yeniden varabilmemizin tek yolu bu.’ Novalis’in en başta gelen düşüncelerinden olan bu ifade, ancak gerçek sanat eserlerinin başarabileceği
₺19,88 KDV Dahil
₺26,50 KDV Dahil
İçeri girmez miydiniz, diyor. Yüzünde yarım bir gülümseme. Onu bütüne mi tamamlasa yoksa yüzüne daha başka bir ifade mi oturtsa, karar veremiyor. Daha üzgün görünebilir belki ya da daha öfkeli. Bu duruma hepsi uyar. Hayır sağ olun, otobüse yetişmem lazım, diyorum. Yalan. Birlikte yaşadıkları evi, onun benim hayatımda olmadığı zamanlarda kaçıp saklandığı yeri ne kadar çok merak ettim. Ona bizden başka bir hayatı içine sığdırabileceği bir ev yarattım. Odalarında, banyosunda, mutfağında defalarca dolaştım. Şimdi eşiğinde durduğum bu evin, o düşsel eve ne kadar benzediğini görmek ilginç olabilirdi. 
İçeri Girmez miydiniz?’le Haldun Taner Öykü Ödülü’nü kazanan Önderoğlu, öykülerinde farklı hayatları, farklı insanları bir araya getiriyor. Yalın ve çarpıcı anlatımıyla dikkatleri üzerine çeken Neslihan Önderoğlu, bu kitabında da günlük hayatın derdini, tasasını yüklenen, yaşamdan yaralar alıp kabuklarına çekilen insanları anlatıyor. Yazar, yoğun bir hüzün duygusunun sarıp sarmaladığı bu öykülerde okurun bamteline dokunuyor.
₺11,25 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil

O vakit Saniha, kolumu dürterek parmağını ağzına götürdü, beni sükûta davet ediyordu. Sonra bana yazıhaneyi gösterdi, ikimiz de yavaş yavaş takarrüp ettik. Biraz başımı uzatarak yazdığına baktım...

Ne yazıyordu, bilir misiniz? İsmail Tayfur, imza atıyordu, evet, imza! Şöyle: Ferdi ve Şürekâsı Ticaretgâhı için: İsmail Tayfur...

Ferdi ve Şürekâsı, Halit Ziya Uşaklıgil’in (1866-1945) dördüncü romanı. İlk olarak, Uşaklıgil’in, Tevfik Nevzat ile birlikte İzmir’de çıkardıkları Hizmet gazetesinin 3 Şubat 1892 tarihli 524. sayısı ile 24 Ağustos 1892 tarihli 578. sayıları arasında tefrika edildi. Romanın ilk baskısı Kitapçı Arakel tarafından, 1895 yılında İstanbul’da, Nişan Berberyan matbaasında yapıldı.

Arakel, Ferdi ve Şürekâsı’nın bu ilk baskısına “İhtar-ı Mühim” başlığı ile, noktalama işaretlerinin cümlede anlamı nasıl belirlediğine dair bir önsöz de yazmıştır.

Elinizdeki bu en yeni Ferdi ve Şürekâsı basımı ise romanın, 1892 tefrikası ile 1895 baskısının karşılaştırılarak yayıma hazırlandığı ilk ve tek eleştirel basımı.

Romanı modern okurunun iç sesi ile daha uyumlu hâle getirmek adına kimi yazım düzenlemeleri yaptık. Yapılan bu değişikliklerde, metnin tarihselliğini olabildiğince gözetmeye çalıştık. Başarılı olduğumuzu ümit ediyoruz.

Bu baskısının sadece Uşaklıgil okurlarını değil, Türkçe ile

alakadar bütün okurların dikkatini çekeceğini düşünüyoruz. Şimdi, bu büyük romanı okumaya başlayabiliriz…

₺12,75 KDV Dahil
₺17,00 KDV Dahil

Bir masal... İstanbul’un masalı.

Göçlerin izinde kendini aramanın, yitirmenin, yeniden doğurmanın masalı...

Yüz yıllık bir masal. Yüz yıllık bir serüven.

Türk edebiyatının klasikleri arasında yer alan ve otuz üç dilde yayımlanan İstanbul Bir Masaldı'dakaybolan yüzlerin, seslerin, ayak izlerinin kaderinde saklı bir tarihten sesleniyor Mario Levi.

Bütün göçlerin en acıklısına, ruh göçlerine dokunuyor...

O unutulmaz İstanbul masalı, şimdi yeniden, bir daha, bir daha, bir daha başlıyor...4

₺33,75 KDV Dahil
₺45,00 KDV Dahil

“ "Sen benim olağanüstü akıllı arkadaşımsın, hepimizden çok daha başarılı olmalısın, bütün kızlardan ve erkeklerden."

Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım, İtalya’da bir kenar mahallede yetişen iki genç kızın çekişmeler, kıskançlıklar ve sırlarla örülü dostluklarını, zorluklarla geçen büyüme ve varoluş serüvenlerini anlatıyor.

“Napoli Romanları”nın ilki 50’lerde, fakir bir mahallede başlıyor. Bu unutulmaz dostluk hikâyesinde fazlasıyla akıllı ve duyarlı iki genç kız, Lenù ile Lila, boğucu erkek-egemen kültür, duyarsız, buyurgan aileleri ve yoksunluklar karşısında birbirlerinde teselli bulur. Ancak bu iki sıradışı arkadaş büyüdükçe, onlara dayatılan değerleri kabule yanaşmayacak, büyük fedakârlıklar da gerektirse, birer kadın olarak tutkularını yaşamak ve yaratıcı olmak için ellerinden geleni yapacaktır…

“Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım sürükleyici, kalabalık, geniş bir 'olgunlaşma romanı.'”

- James Wood, The New Yorker -


“Elena Ferrante: öfkeli kadın yazarların en iyisi!”

- John Waters, yönetmen -

 

“Ferrante’nin genç kızlık ve arkadaşlık meselesini ele alışı olağanüstü etkileyici.”

- Gwyneth Paltrow, oyuncu -

₺11,18
₺14,90
Büyük ilgiyle karşılanan Babamın Eczanesi’nin yazarı Akın Çubukçu’dan yeni bir kitap… 
Anı türündeki bu kitapla, bir akademisyenin rehberliğinde, Hacettepe Üniversitesi ve Eczacılık Fakültesi’nin kuruluşuna gidiyor, Türkiye’nin 50’li yıllardan 80’li yıllarına kadar uzanan çalkantılı dönemine tanıklık ediyorsunuz. 
Bir akademisyenin doktora ve doçentlik tezi mücadelesinin arka planında, öğrenci olaylarına, eylemlere, boykotlara, banka soygunlarına, yargı süreçlerine, darbelere, dostluklara ya da haksızlıklara, kısacası insanların güzellik ve alçaklıklarına tanık oluyorsunuz. 
Bir zamanların en katılımcı, en özgürlükçü ve en demokratik üniversitesini kurma arayışındaki “Hocabey”’in yani Prof. Dr. Ihsan Doğramacı’nın kendi ilkelerinin karşısında nasıl bir tavır almış anlayamıyorsunuz! Ya da çok iyi anlıyorsunuz! 
Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, Doç. Dr. Bedrettin Cömert, Arkadaş Z. Özger, Prof. Dr. Ekrem Sezik, Sedat Veyis Örnek, Cahit Külebi, Aydın Çubukçu, Hikmet Çiçek, Ertan Günçiner, Prof. Dr. Kamil Pınarcı, Fikret Otyam, Yılmaz Gümüşbaş, Prof. Dr. Ihsan Doğramacı, Halim Yağcıoğlu, Asım Tanış, Prof. Dr. Çetin Özek, Prof. Dr. Nevzat Toroslu, Prof. Dr. Yüksel Ersoy, Prof. Dr. Yücel Kanpolat, Prof. Dr. Gürler Iliçin, Hasan Hüseyin Korkmazgil sarsıcı öyküleriyle anıların içinden geçip gidiyorlar. 
Hacettepe Eczacılık Nerede? Aslında bir aydının ülkesini, akademisini, insanlarını ve güzellikleri arayışının sarsıcı öyküsü.
₺22,50 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil
Ülkücü Hareketin iki başbuğu Alparslan Türkeş, Yılma Durak ve en başta gelen ideologlarından Nevzat Kösoğlu hakkında hiçbir yerde duyamayacağınız çarpıcı anı ve tespitler… Hak ve Eşitlik Partisi (HEPAR)’nin kuruluşundan bitkisel yaşama giriş aşamasına dek olup bitenler ve Osman Pamukoğlu’na dair çok özel tespitler… 
Ergenekon tutuklamaları ve davaları sırasında Doğu Perinçek’e verilen yürekli köşe yazısı destekleri, Silivri mektupları… 
1968-1985… Siyasal ve toplumsal açıdan çalkantılı, boğuşmalı, acılı yıllar… Bu yıllarda devletin istihbarat örgütü yalnızca istihbarat mı topluyordu acaba? Yoksa bu çalkantıların, boğuşmaların, yönlendirici ve kışkırtıcı tarafı mı oluyordu? Bu taraf olmaları fark edip karşı duranlara neler oluyordu acaba? Yazarımızın bu konuda yaşadığı ilginç öyküleri, anıları ve mağduriyetleri var. Yıllar sonra onları işte bu kitapta anlatmakta. 
Ve 1950-1960 dönemi… O günün milli emniyetinin bir ajanı… O günkü iktidarın ve müesses nizamın tehlike gördüklerinin yanlarına sokulmuş, bunlar hakkında elde ettiği bilgileri jurnaller halinde bildirmiş yetkililere. Sonra da bu jurnalleri dosyalamış. Bu dosya yıllar sonra yazarımızın eline geçmiş. O belgeleri de bu kitapta bulacaksınız. Bu jurnallerde ünlü isimler var: Nâzım Hikmet, Kemal Tahir, Cemil Meriç, Necip Fazıl gibi… 
1925 yılında Erzurum’da meydana gelen “şapka isyanı”… Yazarımız daha çocuk çağında, bu isyanda, babası asılan acılı ve cumhuriyete öfkeli biriyle , o isyanın delikanlı yaşında tanığı olan bir diğer kişiden birebir elde ettiği özel bilgileri de okurla paylaşıyor. 
Hem Türkiye, hem Türk Dünyasından önemli şair ve yazarlarla, edebiyat tarihine geçecek çarpıcı ve tatlı yaşanmışlıklar… Erzurum’dan yazarın gençliğinde tanıdığı Türkiye çapında da isim yapmış ilginç isimler: Teyyo Pehlivan, Naim Hoca, Raci Alkır, Mükerrem Kemertaş, Âşık Yaşar Reyhani…
₺24,75 KDV Dahil
₺33,00 KDV Dahil
Fikirleri ve düşünceleriyle dinler, felsefe, ezoterik ve gizli örgütler ve daha pek çok konuda makale ve kitaba imza atmış Aytunç Altındal’ın bütün şiirleri ilk kez toplu halde! 

Aytunç Altındal, 1975-2005 yılları arasına sığdırdığı 40 yıllık şiir serüveninde bizleri bu kez acılarına, sevinçlerine, umuduna, “sakıncalı kişiliğine” tanıklık etmeye çağırıyor. Hayattan daha fazlasını yaşamış olanlara, dev bir çitlembik ağacının tepesine tırmanan tek çocuk olmanın gururunu ve mutluluğunu anlatıyor. 

“Şiir dalgalanan saçlardır. Şiir ay ışığıdır. Şiir bakıştır. Şiir anlamdır. Şiir aşktır. Şiir ihanettir. Şiir utanarak sevdiğiniz Leyla’yı korumak için aşağı mahallenin kabadayı doğmuş oğlanlarıyla tek başınıza kavga edip, dayak yemektir.” 

“Şiir hüzündür... 
Şiir ayrılıktır... 
Şiir kavuşmaktır...”
₺13,19 KDV Dahil
₺17,59 KDV Dahil

 Zeki Kayahan Coşkun’un öykü kitabı, ayrılmaya bir türlü razı olmadığı oyuncaklar, fotoğraflar, mektuplar ve pek çok küçük eşyayla dolu, kalbinin en derin köşesinde taşıdığı bir kutu gibi…


 


Yazarın biriktirdiği hissi senetlerin borsası sayfa sayfa açılıyor önümüze… Anılar kumaşından elbiseler diken usta bir terziyle karşı karşıyayız.


 


Arkadaşlıklar, aile, okul… Ve bir çocuğun gözünden İstanbul… Kendimden çok şey buldum öyküleri okurken… Kirlenmiş, bir köşeye atılmış, buruşuk anıları temizliyor Zeki Kayahan Coşkun… Lekelerini çıkarıyor, kırışıklıkları ütülüyor, yaşama sevinci kokusuyla bize geri veriyor.


 


Duygu gardırobunuzdan çok şey bulacaksınız bu kitapta… İçinizdeki boş askılar artık üşümeyecek! »


-Sunay Akın-

₺21,75 KDV Dahil
₺29,00 KDV Dahil

Yeni bir avukatımız var: Dr. Bucephalus. Uzaktan bakıldığında Makedonyalı İskender`e yardım etmiş bir savaş atını andıracak tek özelliği yok. Fakat bu adı bilenler, avukatın görünüşünde kimi özellikler bulabilir yine de. Örneğin, geçen gün adliye sarayının dışındaki merdivanlerde akıldan yana şansı olmamış bir mübaşir gördüm: Dr. Bucaphelus, ayaklarını alışılmıştan yukarı kaldırıp mermerde çın çın öten adımlarla basamakları tırmanırken, mübaşir, at yarışlarını kaçırmayan bir küçük uzmana has bakışlarla, hayranlıkla onu izliyordu.

₺8,25 KDV Dahil
₺11,00 KDV Dahil
< 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 ... 28 >