“Yazdıklarımın konusu kendi kendisi olan bir edebiyat benimki...” 
Edebiyatımızın en karakteristik seslerinden Se¬vim Burak, yarattığı farklı gerçeklik algısı, dili ve tipografiyi zorlayan üslubuyla yazdığı dönemde okuruna ulaşmada zorluklar yaşamıştır. Oluştur¬duğu özgün tarzı sayesinde zamanını aşmayı ba-şarmış, günümüzde de gizemini koruyan yazar, okurda anlaşılma ve keşfedilme arzularını uyandır¬mıştır. Burak’ın sanat anlayışı farklı akademik di¬siplinlerden gelen araştırmacılar ve eleştirmenler tarafından titizlikle incelendi ve ortaya İkinci Bir Yaşam çıktı. 
Metinleri hem yazılma hem de okunma aşamalarında yepyeni anlamlar kazanan Burak’ın daha iyi anlaşıl¬ması amacıyla hazırlanan bu kitap sizi yazarın özgün yazım evrenine taşıyacak.
₺14,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
Yirminci yüzyılın büyük yıkımlarıyla kapitalist ideolojinin zihinsel-duygusal yaşamda ve kültürde yol açtığı tahribat karşısında biçimlenen eleştirel teorinin önde gelen figürlerinden T. W. Adorno müzik yazılarıyla modern müzik sosyolojisinin en etkili modellerinden birini sunar. 
Türkçede ilk kez yayımlanan, Johann Sebastian Bach, Wagner, Schubert, Beethoven, Schönberg vb. besteciler, caz, opera, hafif ve ciddi müzik, müziğin toplumsal işlevi, kültür endüstrisindeki rolü ve açmazları üzerine yazılarını bir araya getiren bu seçki zamanının çok ötesinde düşünebilen T. W. Adorno’nun tavizsiz negatif diyalektiğinin has örneklerini kapsıyor. 
Bir dil olarak müzik katıksız bir ada, dolaysızlığı nedeniyle insan bilgisinin erişimine tamamen kapalı olan, şeyle göstergenin mutlak birliğine yönelir. Müziğin ada yönelik ütopyacı ve aynı zamanda umutsuz çabaları onu felsefeyle ilişkilendirir ki, müzik düşüncesi tam da bu yüzden, öteki her sanat dalından daha yakındır felsefeye. 
Günümüzde felsefeyle müziğin ilişkisi üzerine düşünmek müziğin zamansız esasının aslında bir kuruntudan ibaret olduğunun görülmesine yol açacaktır. Sadece tarih, bütün sıkıntıları ve çelişkileriyle gerçek tarih kurar müziğin hakikatini.
₺14,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

Amerikan İç Savaşı sırasında Richmond’da esir düşen beş Kuzeyli; mühendis Cyrus Smith ve köpeği Top, muhabir Gédéon Spilett, Nab, denizci Pencroff ve genç Harbert balonla bir kaçış yolu bulacaklardır. Hayatta kalmak için birçok mücadele verip ıssız bir adaya varırlar.

Fakat açıklanamaz birtakım olaylar ada sakinlerini gizemli bir gücün varlığına inanamaya zorlayacaktır. Peki, onları sürekli gözetleyen, kritik anlarda müdahale edip kurtaran bu gücün sırrını çözebilecekler mi? Jules Verne’in başyapıtlarından biri olan Esrarlı Ada, diğer Olağanüstü Yolculuklar’a yaptığı şaşırtıcı göndermelerle dikkatli okuruna keyifli bir macera sunuyor.

₺24,00 KDV Dahil
₺32,00 KDV Dahil

Yüz binlerce okura ulaşan Otostopçunun Galaksi Rehberi serisinin sevilen gezgini Arthur Dent’in yaratıcısı Douglas Adams, bu yeni serisinde dedektifliğin kalıplarını yıkan dedektif Dirk Gently ile çıkıyor okurun karşısına.

Holistik dedektifimize göre, her olayın temelde birbiriyle bir bağlantısı vardır ve bu bağlantıların gizemini herkesten önce o çözmelidir. Çünkü Dirk Gently, soruları yalnızca yanıtlarını bildiğinde sormayı seviyor.

Şimdiyse karşısında, yanıtını henüz bilmediği sorular var: Örneğin, basit bir hokkabazlık numarasıyla, Kolejin akşam yemeğindeki tuzluk nasıl oldu da iki yüz yıl önce yapılmış bir Yunan vazosunun içine girdi? Ve şu tuhaf bilgisayarcının kanepesi apartmanın merdivenine, yerinden oynatılamamak üzere nasıl sıkıştı? Fizik kurallarınca “imkânsız”, Dirk’ün anlayışınca “açıklanamaz” görünen bu muammaların peşinde, gezegenin varoluşuna dek uzanan bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz.

“Douglas Adams, Dirk Gently’nin Holistik Dedektiflik Bürosu’nda bizi yine galaksiler arası tuhaf karakterlerle tanıştırıyor... Pürüzleri üst üste yığıyor, ilgiliyi ilgisizden ayırma işini okura bırakıyor. Yerleşik uygulamalarla ve tuhaflıklarımızla resmen dalga geçiyor…

Gently ve arkadaşları için çok güzel bir başlangıç.”

- Sacramento Bee -

₺18,00 KDV Dahil
₺24,00 KDV Dahil

Oscar Wilde’ın yayımlanmış tek romanı olan Dorian Gray’in Portresi dünya edebiyatının en sarsıcı eserlerinden biridir. Yazıldığı dönemde çok ses getirmiş ve büyük tepki çekmiştir. Wilde’ın pek çok kuruma, soyluluğa,

toplumsal adaletsizliğe ve ahlaki değerlere yönelik eleştirilerinin yanı sıra karakterlerinin derinliğiyle de yoğun bir anlatım sunar.

Dorian Gray’in Portresi genç ve yakışıklı bir adam olan Dorian Gray’in öyküsünü anlatır.

Güzelliği ressam Basil Hallward’a ilham verir. Onun arkadaşı Lord Henry ile tanıştıktan sonra, hayattaki en önemli şeylerin gençlik, güzellik ve haz olduğuna inanmaya başlar. Öyle ki kendi güzelliğini kaybetmek istemez ve sonsuz gençlik karşılığında ruhundan vazgeçer.

“Şu günlerde insanlar her şeyin fiyatını biliyorlar; fakat hiçbir şeyin değerini bilmiyorlar,” diyen Oscar Wilde’ın insana dair gözlemleri okuyucuya çarpıcı bir bakış açısı sunar.

₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

Sadece yirminci yüzyıl Yunan şiirinin değil dünya şiirinin en büyük ustalarından Yannis Ritsos. Öyle ki onun sesinde Türkçe yazan usta şairlerin sesini de bulmak mümkün. Çünkü Ritsos, Türk şiirine de tesir etmiş ozanlardan…

Şiire, aşka ve ölüme, bu yüzden de ölümsüzlüğe inanan, çağının tanıklarından Ritsos’un şiirleri insan olmak ve yaşamanın anlamı üzerine yeniden düşünmek için birer vesile aslında.

“Büyük sanatçıların yapıtları bize yaşamı sevdirir; kötümser ya da acılı olsa da büyük bir sanat yapıtıyla karşılaştığımızda güç kazanırız,” diyen Ritsos’un en güzel şiirlerini derleyen bir başka usta şair Cevat Çapan’ın Türkçesiyle okuyacaksınız.

₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil
Hikâye, Antalya’nın Kaş ilçesinin Beymelek köyünde yaşayan fakir köylü Karabibik’in günlük yaşantısını, çevresini, sıkıntılarını ele alır. Nâbizade, Karabibik’te konu, hikâye tekniğinde ve Osmanlı yazınında o güne kadar görülmemiş yenilikler yapmıştır. Karabibik’in en önemli tarafı Anadolu köylüsünün hayatında kesitler vermesidir. Eserde köy hayatı tam bir gerçeklikle yansıtılır. Öyle ki konuşmalar bile köylü ağzıyla verilmiştir. Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatında köy konusunun işlendiği romanlarda köylünün fakirliği, derinlikli ve kapsamlı bir şekilde nasıl değerlendiriliyorsa Karabibik’te de bu fakirlik, borç batağı Nâbizâde Nâzım tarafından benzer şekilde işlenmiştir.
₺7,50 KDV Dahil
₺10,00 KDV Dahil

Kitap yazmak için odama kapandığım bir gün kendime eğitmen yaptığım kızım Zuhal yanıma geldi:

“Baba, senin bir sözün var ya.”

“Hangisi?”

“Eğitim öğrenciye saygıyla başlar.”

“Evet kızım.”

“Ben de diyorum ki, yazarlık okuyucuya saygıyla başlar.”

“Nasıl yavrum?”

“Kitabının ilk sayfasında okuyucunun gözlerine dokunmak için izin iste.”

Kızımdan aldığım o muhteşem ilhamla diyorum ki, eğer izin verirsen önce gözlerine dokunmak, sonra da yüreğine misafir olmak istiyorum.

Müsaade var mı?

₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil

Dedektif Kurukafa ölü. ValkyrIe CaIn havalı. Omen Darkly her ikisi de değil.

Jilet gibi giyinmiş bir dedektif. Maceradan elini eteğini çekmiş, dertli bir genç kadın. Hangi derse girmesi gerektiğini bile hatırlayamayan, aklı beş karış havada bir oğlan. Dünyayı kurtarmak için sadece yirmi dört saatleri var. Bu hikâyenin sonu pek parlak görünmüyor...

₺26,25 KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil

Önce ticari bir yazışmayla başlayan, ama çok geçmeden tutkulu bir aşk mektubuna dönüşen Milena'ya Mektuplar, Franz Kafka'nın duygularını belki de en belirgin biçimde dışavurduğu eseridir.

Yirmi üç yaşındaki Milena Jesenská oldukça yetenekli ve etkileyici bir kadındı. Kafka'nın eserlerini Çekçeye tercüme eden Milena, onun son derece karmaşık dehasını ve daha da karmaşık olan kişiliğini eşi benzeri görülmemiş bir biçimde kavrayabilmişti. Otuz altı yaşındaki Kafka, Milena'dan "Canlı bir ateş gibi o, böylesini daha önce hiç görmedim" sözleriyle bahsederdi. Kafka, en mahrem benliğini açmıştı Milena'ya ve ilişkilerinin sona ermesinin ardından, bu günlükleri saklayacağına güvenmişti Milena'nın.

"Ne kadar da kolay yazılıyor: seninle yaptığım kısa bir gezinti. Bu kadar kolay olduğu için insan utançtan yazı yazmayı bırakmalı. (...) Yanımda yürüyordun Milena, düşün, sen benim yanımda yürüdün.”

₺13,50 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil

Bu yaratıcı yeni kitapta Barrington Barber sizlere aralarında insanların, evcil hayvanların ve evinizde, günlük yaşantınızda

karşılaşabileceğiniz eşyaların olduğu bir dizi ilginç çizim konusu sunuyor. Her bir proje, neticesinde ortaya bitmiş bir çizimin çıktığı,

uygulaması kolay adımlara bölünmüş. Okuyucu bu adımları takip ederek çizimin kendine özgü bir şeklini yaratmaya davet ediliyor.

Bir yandan acemi çizerlere yol gösteren, bir yandan da daha deneyimli çizerlere onları zorlayacak temalar sunan 50 Çizim Projesi

hayatın en tatmin edici ve yaratıcı sanatlarından birini keşfedip geliştirmenin rahatlatıcı bir yolu.

Çizim temaları arasında şunlar var:

• Natürmortlar

• Hayvanlar

• Çiçekler

• İnsanlar

₺28,13 KDV Dahil
₺37,50 KDV Dahil

Bir gemi yanaşıyor gönül rıhtımına, Alıyor limanımdan son yolcumu,

Ağlayamıyorum bile ardından,

Ve yıkılıyor rıhtım yalnızlıktan.

“İnsan beşerdir, şaşar. Nisyanla yükümlüdür, unutur. Unuttuğumuzu hatırlamak, hatırladığımızı hatırlatmakla mükellefiz. Toplumların hafızasının çok güçlü olduğuna ve kolay kolay hiçbir şeyi unutmayacağına inanıyorum. Benim amacım toplum hafızasına kazınmış olan değerleri, toplumun bir ferdi olarak, yeniden yeşertmek. Kökü var, tohumları var, benimkisi sadece bir can suyu olmak” diye yazan M.Mustafa KOCADAĞ bir öğretmendir. İlk şiir kitabı olan “Kimi Acılar Can Verir” 2016’da yine Çizge Yayınevince yayınlandı.

KOCADAĞ, kaleme aldığı şiirlerle ideallerini, duygularını ve özellikle de daha çok yaşadıklarını şiirlerine aktarmaktadır.

“Halkın içinde Hakk’la olmanın tadını alıp, lezzetine doyulacak şiirler kaleme aldığı iddiasındadır. Her şeyin temelindeki tek sağlam duygunun adalet olduğunu” ifade eden KOCADAĞ kitabında, adaleti sağlamak için şehit düşen kahramanlarımızı da minnetle ve şükranla anmaktadır.

KOCADAĞ’ın asırlık birikimin izlerini sürerek kaleme alınan şiirlerinin beğeni ile okunacağını ümid ediyoruz.

₺3,75 KDV Dahil
₺5,00 KDV Dahil
Pulitzer ödüllü yazar Upton Sinclair’in ABD tarihinde yaşanan en büyük finans skandallarından biri olan Teapot-Dome Skandalı bağlamında Güney California’dan sunduğu bu küçük kesit “Amerikan yüzyılı”nın başlangıcına işaret ediyor. 

Rüşvet, yolsuzluk, medya manipülasyonu ve usulsüzlükle beslenip büyüyen kapitalist çarkın barındırdığı çelişkiler tüm sertliğiyle hicvedilirken, bu çarkı döndüren arazi sahiplerinin, tarikat liderlerinin, petrol baronlarının, senatörlerin ve Hollywood yıldızlarının resmigeçidi okuru baş döndürücü ve provoke edici bir politik serüvene sürüklüyor.

2008 yılında Kan Dökülecek adıyla sinemaya uyarlanarak izleyicilerin beğenisini kazanan, petrol endüstrisinin temelleri atılırken kitlesel tüketim politikasının ve açgözlülüğün yaşamın merkezine oturmaya başladığı erken dönem Amerikası’nın ayrıntılı tasvirleriyle örülü Petrol!, fırsatlar çağının büyüleyici atmosferi ardında gizlenen yozlaşmayı, sınıfsal çelişkileri ve insanın ne denli canileşebileceğini gözler önüne seren bir roman.
₺26,25 KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil

“Demek pembe laleleri seviyorsun? Bunu öğrendiğim iyi oldu.”

Bu cümleleri, birçok kızın hayalini süsleyen, zengin, yakışıklı ve reddedilemez Çağrı Mert Karahanlı’nın ağzından yalandan da olsa duyabilmek neredeyse imkânsızdı. Ama Çağrı, daha önce birlikte olduğu kızların hiçbirine benzemeyen Ceylan’a çoktan söyledi bile. Ceylan ise ukala, sinir bozucu ve laf anlamaz diye nitelendirdiği Çağrı’yı gözü kapalı reddetti. Hem de onun inkâr edemediği çekiciliği ve karşı koymakta zorlandığı harika gülümsemesine rağmen…

Sizce, babaannesinin dizinin dibinden bir adım bile ayrılamayan Ceylan’ın aklında neler var? Oysa ne istediğini çok iyi bilen(!) Ceylan’ın hayatı, bambaşka sebepler yüzünden, bu aralar gerçek anlamda bir kâbusa dönmek üzere. Peki, hazır beyaz atlı prens de kulenin önüne, onu almaya gelmişken Ceylan neden saçlarını ona uzatmadı? Yoksa bambaşka düşünceleri ve masum planları mı vardı?

Bir dakika!

Onun masum planlarına karşın kader de ağlarını örüyor olmasın! Hem de onları, hiç kimsenin ummadığı ve beklemediği olaylarla sarmalayarak…

₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil
Taşınacak bir şeyler bulmalısınız. Bavulunuza sığmalı hayalleriniz. Geride bırakın her şeyi. Yaşam çok hızlı. Çok, çok hızlı, biliyorsunuz siz de; inkâr etmeyin! Bedeninizde gizlediğiniz bütün yalanları, büyük yaşamları, bütün kaygılı düşüncelerinizi, plansız ve kimyasız argümanlarınızı doldurun ruhunuza ve terk edin kâinatı...
₺13,50 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil

On sekizinci yüzyılda doğmuş olan roman türü, o dönemde birçok eleştirmen tarafından kadınların zaman öldürmek için okudukları hafif metinler olarak nitelenirdi. Roman Nedir?, bugün modern zamanların temel edebi türü kabul edilen romanın sıra dışı yükselişiyle başlayıp, ardından romanla özdeşleştirilen biçimsel özellikleri, roman türlerini kısa ve özlü bir anlatımla ele alıyor.

Marina MacKay, her bölümde romanın biçimsel ya da tarihsel bir yönünü, genellikle farklı dönemlerden romanları seçerek açıklıyor. Ana bölümler arasında, kavramların uygulamalarına dair fikir vermek üzere, tek tek eserlerin ayrıntılı okumaları yer alıyor. Bu bölümlerde farklı açılardan incelenen Don Quixote, Tristram Shandy, Kırmızı Harf, Madame Bovary, Deniz Feneri, Geceyarısı Çocukları gibi örnekler, romanın tarihini özetleyen bir yelpaze oluşturuyor.

Romanın bir tür olarak nasıl yaratıldığını, neden bu denli popüler olduğunu sorarak başlayan MacKay, romanda üslup ve tekniğe, karaktere, olay örgüsüne, mekâna ve siyasete ilişkin doyurucu açıklamalar sunuyor. Terimler sözlüğüyle ve okuma listesiyle desteklenen Roman Nedir?, edebiyatla ilgilenen herkesin yararlanabileceği ideal bir kaynak.

₺26,25 KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil
Rüzgâr, sistemin dışladığı, modern hayatın yabancılaştırdığı, kendi kabuğuna çekilmiş biridir. İş dünyasının vahşi ortamından kaçmaya çalışırken birden karşısına çıkan bir teklifle kendisini büyülü, karanlık ve kaçışı olmayan bir planın içinde bulur. Gölgelerin özel bir anlam taşıdığı kâbuslarla dolu yaşamının sınırlarını aşıp bambaşka bir dünyanın kurallarına göre yaşamak zorundadır artık ama o hep arada kalan biri olacaktır. Yeraltı ile yerüstü arasındaki mücadelede, gizemli dünyaların ve akıl sır ermez varlıkların karşı karşıya geldiği bir savaşın ortasında kalan Rüzgâr, dünyanın kaderini değiştirecek bir rol üstlenecek ve bu uğurda birçok şeyi feda edecektir. Şeytan’ın bile tahtından edildiği büyük bir savaşta, Rüzgâr gibi sıradan birinin, bir “Gölge”nin, bir “Beceriksiz”in ne işi olabilir? 
Halit Emrah Dimici ilk romanı Beceriksiz’de, günümüzün renksiz ve tatsız dünyasından çıkardığı bir kahramanı, korkunç diyarlardan çağırdığı doğaüstü kahramanlarıyla yüzleştirerek her iki dünyayı sorgulayan bir bakış açısı sunuyor. Gizem ve gerilim unsurlarıyla süslü olan bu roman, okurları fantastik bir maceraya davet ediyor. 
“Ben her zaman bir gölgeydim. Üzerinde bir savaşın sürdüğü karanlık ve çorak topraklardan ibarettim.”
₺26,25 KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil
John Perry yetmiş beşinci doğum gününde iki şey yaptı. Önce karısının mezarını ziyaret etti. Sonra da askere yazıldı. 
İyi haber, insanlık nihayet yıldızlara ulaştı. Kötü haberse, uzayda yaşamaya elverişli gezegenler sayılı. Ve tabii bu gezegenler uğruna bizimle savaşmayı göze alan düşman uzaylı ırkları da var. 
Bu yüzden savaş içindeyiz biz de. Dünya’yı korumak ve yıldızlara bayrağımızı dikmek için savaşıyoruz. Dünya’dan çok uzakta, bu kanlı, acımasız, sonu gelmez savaş uzun yıllardır devam ediyor. 
Dünya izbe bir gezegen. Kaynaklarının çoğunluğu Koloni Savunma Güçleri'nin elinde. Herkes emeklilik yaşı geldiğinde onlara katılabileceğini biliyor. KSG genç insanlar değil, onlarca yıllık bilgi ve beceri birikimi taşıyan insanlar istiyor. 
Bir daha dönmemek üzere Dünya'dan ayrılacaksınız. Askerliğiniz, cephelerde iki sene sürecek. Ve hayatta kalırsanız alın teriyle kazanılmış gezegenlerin birinde kendinize ait bir yuvayla ödüllendirileceksiniz. 
John Perry bu anlaşmayı kabul etti. Nelerle karşılaşacağını bildiğini sanıyordu. Fakat evden pek çok ışık yılı ötedeki gerçek savaş, onun hayal edebileceğinden çok ama çok daha zordu ve kendisinin zamanla neye dönüşeceği daha bile garipti. 

“Yaşlı Adamın Savaşı modern bir bakış açısına sahip, klasik bir bilimkurgu romanı.” –Robert Charles Wilson 
“John Scalzi çağımızın en çok eğlendiren bilimkurgu yazarı.” –Joe Hill
₺22,50 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil
“Zelazny, beni ve yazdıklarımı en çok etkileyen yazar.” –Neil Gaiman 

“Eşsiz bir hikâyeci. Türümüzün hiç görmediği kadar renkli, egzotik ve unutulmaz dünyaların yaratıcısı.” –George R. R. Martin 

“Zelazny, on parmağında on marifet olan nadir yazarlardan.” –Samuel R. Delany 

Hugo En İyi Roman Ödülü 

“BURADA, BU GEZEGENDEKİ HAYATIN SON GÜNLERİNDE, YAŞAMLA EFSANENİN KESİŞMEKTE OLDUKLARINI GÖREMİYOR MUSUN?” 

Roger Zelazny, farklı mitolojileri bilimkurgu romanlarına uyarlamasıyla pek çok yazarın yalnızca hayal edebildiği bir şeyi alışkanlık haline getirmiş eşsiz bir yazar. Yunan mitolojisiyle harmanlanan Bu Ölümsüz ise hem Zelazny’nin ilk romanı olması hem de Hugo En İyi Roman Ödülü’nü Dune gibi bir başyapıtla paylaşması sebebiyle bilimkurgudaki kilometre taşlarından biri. 

Nükleer savaş Dünya’yı neredeyse yerle bir etmiş, yalnızca dört milyon insan ve bundan çok daha fazla sayıda mutasyona uğramış canlı türü geride kalmıştır. Evrenin en güçlü uzaylı ırklarından biri olan Vegalılar için bu harabe gezegen artık turistik bir bölgeden farksızdır. 

Nüfuzlu bir Vegalıyı, Dünya’da gezdirme görevi verildiğinde tüm bilinmezliklerin düğüm noktasındaki Conrad Nomikos bu buyruğu gönülsüzce kabul eder. Bu yolculukta Conrad’ın ve Dünya’nın kaderi yeniden şekillenecektir zira ne Conrad sadece bir insandır ne de bu yolculuk yalnızca turistik bir gezidir. 

Ölümün pençesinde olan Dünya’yı bir ölümlü kurtarabilir mi? Yok olmak, esarete düşmekten daha mı iyidir?
₺13,50 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil
Beyza Altay çevirisi, 
Frank Friedeberg Seeley’in önsözü, 
George Woodcock’un sonsözü, 
Yazar ve dönem kronolojisi, 
Kitaba dair görsellerle. 
İlkbahar Selleri, Rus edebiyatının büyük yazarı Turgenyev’in keskin 
gözlem gücünü dönemin Avrupa toplumlarından özgün insan 
portreleriyle yansıtan bir başyapıt. 
Dimitri Sanin, henüz yirmi iki yaşında hayattan bezmiş bir adam olarak 
çıktığı Avrupa turunda genç ve güzel Gemma’yla tanışır. Sanin’in 
naifliğine ve hesapsız iyilikseverliğine vurulan Gemma, genç adam 
için nişanlısından ayrılır ama Sanin gönlünü çoktan başkasına 
kaptırmıştır. Otuz yıl sonra yaşlı ve aklı başında bir adam olarak 
Gemma’yı, gençliğinde kaçırdığı fırsatı tekrar hatırlayan Sanin, bütün 
hayatını değiştirecek radikal bir karar alır. İlkbahar Selleri, Rusya’dan 
Almanya’ya, İtalya’dan Amerika’ya sunduğu insan portreleriyle 
etkileyici bir dönem romanı. 
“İlkbahar Selleri, estetik mimarisi ve simetrisiyle hayranlık verici bir 
yapıt.” 
HENRY JAMES 
“Turgenyev, Rus edebiyatında üslûbunun olağanüstü güzelliği 
nedeniyle çevirmekte en çok zorlandığım ama aynı zamanda 
en keyif aldığım yazar.” 
CONSTANCE GARNETT
₺18,80 KDV Dahil
₺23,50 KDV Dahil
İlban Ertem, Gırgır’la başlayan komik çizgili, underground eğilimli çizgi 
roman geleneğimizin öncülerinden. Yıllarca her hafta çizen, sürekli 
hikâye üreten, ne anlatacağı merak edilen bir usta… 
Üç Hikâye, Ertem’in dünyasından üç ayrı güzel çizgili tefrika. Geceye 
karşı ışıl ışıl... 
Bodrum’dan Pera’ya, oradan metropole, medya cangılına... Rüzgârın 
dinlediği bir aşk hikâyesinden “bitti o sevdalar” dedirten kirliliklere… 
Tekinsiz bir İstanbul. Pâre pâre duman. Cıgaralı sesler, sermayeler, 
çirkinler, erkeklik pozları, nabız gibi atan kadınlar ve dolanıp duran 
arzular.
₺32,00 KDV Dahil
₺40,00 KDV Dahil
Marion Deuchars hazırladığı kitapta onu etkileyen sanatçılar ve 
onların işleri hakkında bilgiler veriyor. Sanatçıların kullandığı teknikler 
ve bu tekniklerle çizme yöntemleri de tarif ediliyor. 
Kitaptaki tekniklerle çok yakında Paul Klee gibi çizebilecek, Joan 
Miró gibi renklerle oynayabilecek hatta belki sürrealist resimler 
yapabileceksin! 
Marion Deuchars, birçok uluslararası tasarım ve illüstrasyon ödülüne 
layık görülmüştür.
₺36,75 KDV Dahil
₺49,00 KDV Dahil
Tilda ile Callie ikiz olsalar da birbirlerine hiç benzememektedir. 
Tilda çok güzel ve dışadönük bir kadınken, Callie son derece sıradan 
görünüşlü, kendine güvensizdir. Çocukluklarından beri Tilda’ya 
hayran olan Callie, kardeşinin başına bir şey geleceği korkusuyla 
sürekli onu koruyup kollamakta ve bu nedenle onun hayatına 
müdahale etmektedir. 
Tilda’nın hayatına Felix adında zengin ve karizmatik bir erkeğin 
girmesinden sonra Callie için kötü günler başlar. Kız kardeşinin 
vücudunda ufak tefek darp izleri vardır ve hayatının kontrolünü 
tamamen Felix ele geçirmiştir. Tilda’nın hayatından endişe etmeye 
başlayan Callie, erkek şiddetine maruz kalanların deneyimlerini 
paylaştığı bir siteye üye olur. Sitede tanıştığı kadınlardan biri bir 
erkek tarafından öldürülünce Callie’nin korkuları iyice artar. Duruma 
bir an önce müdahale etmezse her şey için çok geç olacağını 
düşünerek Tilda’nın hayatına daha fazla karışmaya başlar. Ancak 
Tilda onun yardımını ret etmekte, Felix’in de etkisiyle kız kardeşini 
hayatından çıkarmak istemektedir. Ama Callie’nin geri çekilmeye 
kesinlikle niyeti yoktur. Ne pahasına olursa olsun!
₺21,00 KDV Dahil
₺28,00 KDV Dahil
Viola Consalvi çiçeklerle, otlarla, yapraklarla ne yapacağını çok iyi 
biliyor. Hangisini neyle karıştıracağını, hangisini hangi sorunun tedavisinde 
kullanacağını. Mesela biraz lavanta gerginliği alır. Hatmi 
çiçeği özgüven ve iradeyi düzenler. Bach çiçekleri ise biten bir 
sevdanın ardından en güzel devadır. Hepsi gereken miktarda olmalı, 
gerektiği kadar içilmeli… 
Viola çok sevdiği bitkilerden, şifalardan uzaklaşacak kadar yasta. 
Hayat ondan kocasını almış. Her şey katlanılmaz olduğunda nihayet 
gerekeni yapıyor. Kendini toplayıp üniversite yıllarını geçirdiği 
Paris’e, Montmartre’ın tepelerinde büyülü bir dünyadan kopup 
gelmiş gibi duran küçük aktara gidiyor. Burada hem bitkilerle mucizeler 
yaratıp etrafına faydalı olacak hem de acılarını sağaltacak. 
Bu güzel kokulu dünyada cesur bir kadının Paris sokaklarında 
geçmişin üstesinden gelişine tanıklık etmeye var mısınız? Peki siz 
olsaydınız ne yapardınız? Yeniden Doğmak İçin Bir Bitki Çayı Alır 
mıydınız?
₺24,00 KDV Dahil
₺32,00 KDV Dahil

H. G. Wells’in 1897 yılında yazdığı Görünmez Adam, bilimkurgu romanları arasında önemli bir yere sahiptir. Görünmezlik fikrinin ilk kez ortaya atıldığı kitapta Wells, görünmezliğin sırrını keşfeden Dr. Griffin’in öyküsünü anlatır. Görünmez olmanın kendisine büyük avantajlar sağlayacağını düşünen Dr. Griffin için işler pek de beklediği gibi gitmez. Toplum tarafından kabul görmeyen aykırı bir karakterin başına gelenler, Wells’in eleştiri ve göndermeleriyle birleşerek derin bir etki yaratır.

“Bunu yapmak, büyünün bile tüm sınırlarını aşardı. Gizem, güç, özgürlük; görünmezliğin bir insan için ne anlama gelebileceğine dair o muhteşem hayale bakıyordum, içimde şüphenin kırıntısı bile yoktu. Tek bir dezavantaj bile göremiyordum.

Bir düşün! Ben, taşra kolejindeki aptallara ders veren, bastırılmış bir öğretmen, kılıksız, yoksul ben aniden görünmez oluyorum. Yani Kemp, sen olsaydın ... herhangi biri olsaydı, bu fırsatın üzerine atlamaz mıydı?”

₺11,25 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil

1622’de Paris’te doğdu. Varlıklı bir ailede doğan Moliére, sarayla kuvvetli bağları olan tüccar bir babanın çocuğuydu. İyi bir eğitim gördü. Gösteriler yapmak üzere 1648 yılında on üç yıl süren taşra gezilerine çıkan Moliére Fransız halkı ile de yakın bağlar kurdu ve komedi yazarlığına başladı. Zoraki Hekim, Şaşkın, Aşk Kırgınlığı, Adamcıl, Hekim Uçtu, Soytarının Kıskançlığı gibi eserleri yazıp oynadı.

Komedilerinde aydın kesim ile halk, saray ile şehir arasındaki ayrılıkları gidermek asıl amacıydı. Eserlerinde değindiği toplumsal yergiler saray çevresini ve soyluları rahatsız ettiği için yasalara, geleneklere karşı gelmekle suçlandı.

Moliére’in ünlü yapıtlarından, beş perdeden oluşan Cimri; bahçesinde sakladığı altınlarını çaldırma korkusu yaşayan cimri bir adamın para tutkusunu anlatan bir komedidir. Dönemin Parisli burjuva kesiminin para hırsını eleştiren, insanoğlunun içyüzünü, kusurlarını, ayıplarını gözler önüne seren Cimri, Batı edebiyatının en önemli eserlerinden biridir.

₺7,50 KDV Dahil
₺10,00 KDV Dahil

Nebâtî, Türk Edebiyatı’nın Azerbaycan’da yetişen ve elsine-yi Selâse’de (Türkçe, Farsça ve Arapça) şiir söyleyebilen önemli ve başarılı şairlerinden biridir.

Anlaşılır ve samimi bir dili vardır. Özellikle hece vezni ile yazdığı şiirler neredeyse konuşma dili gibidir.

Nebâtî, kendisinden önce yaşamış gerek Türk, gerekse Fars asıllı şairlerden söz etmiş, onlardan etkilenmiş ve onların bazı şiirlerine nazîreler yazmıştır.

₺16,50 KDV Dahil
₺22,00 KDV Dahil

17. yüzyılda yaşamış Türk asıllı, Tebrizli bir şairdir. Babasının adı İsmâil’dir. Ne yazık ki tezkirelerde Tebrîzli olması dışında bir bilgi yoktur. Adının Alîcân bilinir. Öğrenimini tamamlayıp geliştirmek için İsfahan’a gitmiştir. O dönemde hükümet merkezi İsfahan olduğu için İsfahan’da yaşamasına rağmen, şiirlerinde sık sık Tebriz özlemini dile getirmiştir.

Anlaşılır ve samimi bir dili vardır. Özellikle Fuzûlî’den çok etkilenmiş ve onun birçok gazeline nazîre yazmıştır.

₺33,75 KDV Dahil
₺45,00 KDV Dahil

“Weltliteratur/dünya edebiyatı kavramı, çeşitli edebiyatların ulusal sınırları aşan diyaloguna atıf yapar. Goethe’nin de savunduğu bu dünya edebiyatı anlayışı, edebiyatın havasız ulusal hapisten kurtuluşunu kast etmekte ve kuşkusuz en olgun dünya edebiyatı görüşünü temsil etmektedir.” Edebî nitelik açısından Tanpınar, bu diyalogu en yetkin bir biçimde gerçekleştirmiş, belki de modern dönem edebiyatımızın en önemli şahsiyetidir. Ve “Bugün Türkiye’de nesillerin beraberce okuduğu beş kitap bulamayız” diyen Tanpınar’ın kendisi şimdi tam anlamıyla bir klasik olarak kabul görmektedir.

Dünyanın pek az yerinde, kültürel anlamda, “Batı” ve “Doğu” siperlerinin bu kadar derin kazıldığı bir coğrafya vardır. Edebiyatın dahi ideolojiye indirgendiği bir zeminde, okuma tercihlerinin tamamen politik olduğu bir ortamda eleştiri ve kuramın olmaması, hattâ olsa bile onlara dönüp bakanın olmaması doğaldır. Başta Huzur olmak üzere bu ikiliğin ayrı kompartımanlarda ele alınmasının, yaşantılanmasının travmatik yansımalarını gözler önüne seren Tanpınar’a gösterilen ilginin ve onun üzerine yapılan çalışmaların, araştırmaların uzun bir “sükût suikastı”ndan sonra günden güne artması oldukça manidardır. İyinin, güzelin, doğrunun ve hakikatin peşinde, tüm bu kutuplaşmaların ötesinde gerçeği en güçlü bir anlatımla okurlarına sunan Tanpınar’ın, edebiyat eleştirisi ve incelemeleri için bir kıstas, ölçüt ve bir mihenk taşı haline gelmesi ve bütün nesillerin beraberce okuduğu bir yazar olması ise son derece anlaşılırdır.

₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil

Nehrin öbür yakasına geçtiklerinde hava kararmak üzereydi, köprünün başındaki askerin pasaportları kontrol ettiği yerde bir çuval patates, üç adet soba borusu ve bakır bir çaydanlıktan ibaret yüklerini kenara koyup biraz dinlenerek yollarına devam ettiler. Gökyüzü üzerlerine düşecek kadar yakın, boz; hava soğuk…

Daha önce Moskova Defteri adlı öykü kitabını yayımladığımız Bahar Aslan’ın yeni kitabı Bakü Defteri, yine sınırları aşan, umutlarının, özlemlerinin, düşlerinin peşinden farklı coğrafyalara giden, savrulan insanların öykülerini anlatıyor. Dünyamızın bugün yaşadığı göç dalgalarının, yurt arayışının içimizde nelere dokunduğunu son derece duru bir Türkçeyle aktarıyor Bahar Aslan.

₺9,80 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil

İdam mahkûmu erkeklerle mektup aşkları yaşayan, bu aşkları kimi zaman evliliğe dönüştüren kadınların hikâyelerini erkeklik ve kadınlık üzerine dersler gibi okumak da mümkün. “Aslında her erkeği bir süreliğine ölüm hücresine koymak lazım,” diyor Hester “o kadar kadın dostu oluyorlar ki.” Bir erkek için onun hayatındaki en önemli kişi olmayı ve hiç bir zaman terk edilmemeyi özleyen kadınlarla, kendisine sorgusuz sualsiz bağlanacak ve ölene kadar sadık kalacak kadınlar arayan erkeklerin hikâyeleri... Özveriyle bencillik, affetmeyle kindarlık, kibirle tevazu, munislikle şiddet arasında bir sarkaç gibi sallanıp duran insan doğasına dair hikâyeler bunlar. İbretle okunuyor; okura ilişkilere ve hayata dair sorular sorduruyor.

Hepimizin içinde var olan kötülük ve iyiliğin uç noktalara savrulduklarında ne hâllere bürünebileceğine dair trajik ve komik anılardan Linda Polman’ın büyük emekle, zekice sorularla, sabırla ve sevgiyle damıtıp kotardığı bu kitabı okuduktan sonra her ilişkiye biraz daha farklı bir açıdan bakacaksınız.

-Feride Çiçekoğlu, Uçurtmayı Vurmasınlar romanının yazarı-

₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
Salapurya Mahallesi 1960’ların başında Londra’da Thames Nehri üzerindeki deniz evlerinde yaşayan bir grup insanın yaşamöykülerini ve yaşam koşullarını aktarıyor. Kendisi de bir süre deniz evinde yaşamış olan yazar Penelope Fitzgerald,   çeşitli nedenler yüzünden şehrin gündelik yaşamından kopmuş insanları yalın ama çarpıcı anlatımıyla tanıtıyor. Romanın başkişisi ve bir anlamda da Penelope Fitzgerald’ın kendisi olan Nenna, kocasını teknede kalmaya razı edemediği için altı ve on bir yaşındaki iki kızıyla Grace adındaki salapuryada yaşıyor. Çocuklarını okula göndermediği için rahibe, kocasıyla uzlaşmadığı için ablasına hesap vermek zorunda kalıyor. Kendisinin ve komşularının  karşılaştığı bütün zorluklara karşın direnen, özgür bir kadın olmayı başarıyor. Ta ki…
₺13,30 KDV Dahil
₺19,00 KDV Dahil
Mavi Çiçek, on sekizinci yüzyılın sonunda, Leipzig ile Berlin arasındaki taşra ve üniversite kentlerinde geçen ve sonradan döneminin en büyük romantik şair ve düşünürlerinden olan Novalis’e dönüşecek genç kız Fritz von Harderberg’in öyküsü. Tutkulu ve idealist Fritz, ‘Yüreğimin ta kendisi’ ve ‘gerçek felsefem’ dediği, bütün özlemlerinin ete kemiğe bürünmüş hali olan, on iki yaşındaki Sophie von Kühn ile nişanlanınca, ailesini ve dostlarını şaşırtan, rahatsız eden, ancak kendisini umulmadık bir mutluluğa kavuşturan bir ilişkiyi başlatmış olur. Kurgusal bir biyografi olan ve gerçek belgelere, mektuplara, güncelere dayanarak yazılan Mavi Çiçek, aşkın ve dehanın mantıksızlığına tatlı ve soyut bir alaycılıkla dokunuyor. Penelope Fitzgerald’ın bütün yapıtlarında görülen incelikli, duyarlı, abartısız anlatım bu kitapta olgunlaşmış olarak çıkıyor ortaya. İngiltere’de 1997 yılı Ulusal Kitap Eleştirmenleri Ödülü’nü almış olan bu kitapta yazar, bütün fazlalıklarından arındırılmış, ustaca yoğunlaştırılmış bir dille insana sonsuz bağışlayıcılığın, engin hoşgörünün ne kadar önemli olduğunu anlatıyor. ‘Dünya romantikleşmek zorunda. Onun özgün anlamına yeniden varabilmemizin tek yolu bu.’ Novalis’in en başta gelen düşüncelerinden olan bu ifade, ancak gerçek sanat eserlerinin başarabileceği
₺17,50 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil
İçeri girmez miydiniz, diyor. Yüzünde yarım bir gülümseme. Onu bütüne mi tamamlasa yoksa yüzüne daha başka bir ifade mi oturtsa, karar veremiyor. Daha üzgün görünebilir belki ya da daha öfkeli. Bu duruma hepsi uyar. Hayır sağ olun, otobüse yetişmem lazım, diyorum. Yalan. Birlikte yaşadıkları evi, onun benim hayatımda olmadığı zamanlarda kaçıp saklandığı yeri ne kadar çok merak ettim. Ona bizden başka bir hayatı içine sığdırabileceği bir ev yarattım. Odalarında, banyosunda, mutfağında defalarca dolaştım. Şimdi eşiğinde durduğum bu evin, o düşsel eve ne kadar benzediğini görmek ilginç olabilirdi. 
İçeri Girmez miydiniz?’le Haldun Taner Öykü Ödülü’nü kazanan Önderoğlu, öykülerinde farklı hayatları, farklı insanları bir araya getiriyor. Yalın ve çarpıcı anlatımıyla dikkatleri üzerine çeken Neslihan Önderoğlu, bu kitabında da günlük hayatın derdini, tasasını yüklenen, yaşamdan yaralar alıp kabuklarına çekilen insanları anlatıyor. Yazar, yoğun bir hüzün duygusunun sarıp sarmaladığı bu öykülerde okurun bamteline dokunuyor.
₺9,80 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil

O vakit Saniha, kolumu dürterek parmağını ağzına götürdü, beni sükûta davet ediyordu. Sonra bana yazıhaneyi gösterdi, ikimiz de yavaş yavaş takarrüp ettik. Biraz başımı uzatarak yazdığına baktım...

Ne yazıyordu, bilir misiniz? İsmail Tayfur, imza atıyordu, evet, imza! Şöyle: Ferdi ve Şürekâsı Ticaretgâhı için: İsmail Tayfur...

Ferdi ve Şürekâsı, Halit Ziya Uşaklıgil’in (1866-1945) dördüncü romanı. İlk olarak, Uşaklıgil’in, Tevfik Nevzat ile birlikte İzmir’de çıkardıkları Hizmet gazetesinin 3 Şubat 1892 tarihli 524. sayısı ile 24 Ağustos 1892 tarihli 578. sayıları arasında tefrika edildi. Romanın ilk baskısı Kitapçı Arakel tarafından, 1895 yılında İstanbul’da, Nişan Berberyan matbaasında yapıldı.

Arakel, Ferdi ve Şürekâsı’nın bu ilk baskısına “İhtar-ı Mühim” başlığı ile, noktalama işaretlerinin cümlede anlamı nasıl belirlediğine dair bir önsöz de yazmıştır.

Elinizdeki bu en yeni Ferdi ve Şürekâsı basımı ise romanın, 1892 tefrikası ile 1895 baskısının karşılaştırılarak yayıma hazırlandığı ilk ve tek eleştirel basımı.

Romanı modern okurunun iç sesi ile daha uyumlu hâle getirmek adına kimi yazım düzenlemeleri yaptık. Yapılan bu değişikliklerde, metnin tarihselliğini olabildiğince gözetmeye çalıştık. Başarılı olduğumuzu ümit ediyoruz.

Bu baskısının sadece Uşaklıgil okurlarını değil, Türkçe ile

alakadar bütün okurların dikkatini çekeceğini düşünüyoruz. Şimdi, bu büyük romanı okumaya başlayabiliriz…

₺12,00 KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil

Bir masal... İstanbul’un masalı.

Göçlerin izinde kendini aramanın, yitirmenin, yeniden doğurmanın masalı...

Yüz yıllık bir masal. Yüz yıllık bir serüven.

Türk edebiyatının klasikleri arasında yer alan ve otuz üç dilde yayımlanan İstanbul Bir Masaldı'dakaybolan yüzlerin, seslerin, ayak izlerinin kaderinde saklı bir tarihten sesleniyor Mario Levi.

Bütün göçlerin en acıklısına, ruh göçlerine dokunuyor...

O unutulmaz İstanbul masalı, şimdi yeniden, bir daha, bir daha, bir daha başlıyor...4

₺31,50 KDV Dahil
₺42,00 KDV Dahil

“ "Sen benim olağanüstü akıllı arkadaşımsın, hepimizden çok daha başarılı olmalısın, bütün kızlardan ve erkeklerden."

Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım, İtalya’da bir kenar mahallede yetişen iki genç kızın çekişmeler, kıskançlıklar ve sırlarla örülü dostluklarını, zorluklarla geçen büyüme ve varoluş serüvenlerini anlatıyor.

“Napoli Romanları”nın ilki 50’lerde, fakir bir mahallede başlıyor. Bu unutulmaz dostluk hikâyesinde fazlasıyla akıllı ve duyarlı iki genç kız, Lenù ile Lila, boğucu erkek-egemen kültür, duyarsız, buyurgan aileleri ve yoksunluklar karşısında birbirlerinde teselli bulur. Ancak bu iki sıradışı arkadaş büyüdükçe, onlara dayatılan değerleri kabule yanaşmayacak, büyük fedakârlıklar da gerektirse, birer kadın olarak tutkularını yaşamak ve yaratıcı olmak için ellerinden geleni yapacaktır…

“Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım sürükleyici, kalabalık, geniş bir 'olgunlaşma romanı.'”

- James Wood, The New Yorker -


“Elena Ferrante: öfkeli kadın yazarların en iyisi!”

- John Waters, yönetmen -

“Ferrante’nin genç kızlık ve arkadaşlık meselesini ele alışı olağanüstü etkileyici.”

- Gwyneth Paltrow, oyuncu -

₺9,67 KDV Dahil
₺12,90 KDV Dahil
Büyük ilgiyle karşılanan Babamın Eczanesi’nin yazarı Akın Çubukçu’dan yeni bir kitap… 
Anı türündeki bu kitapla, bir akademisyenin rehberliğinde, Hacettepe Üniversitesi ve Eczacılık Fakültesi’nin kuruluşuna gidiyor, Türkiye’nin 50’li yıllardan 80’li yıllarına kadar uzanan çalkantılı dönemine tanıklık ediyorsunuz. 
Bir akademisyenin doktora ve doçentlik tezi mücadelesinin arka planında, öğrenci olaylarına, eylemlere, boykotlara, banka soygunlarına, yargı süreçlerine, darbelere, dostluklara ya da haksızlıklara, kısacası insanların güzellik ve alçaklıklarına tanık oluyorsunuz. 
Bir zamanların en katılımcı, en özgürlükçü ve en demokratik üniversitesini kurma arayışındaki “Hocabey”’in yani Prof. Dr. Ihsan Doğramacı’nın kendi ilkelerinin karşısında nasıl bir tavır almış anlayamıyorsunuz! Ya da çok iyi anlıyorsunuz! 
Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, Doç. Dr. Bedrettin Cömert, Arkadaş Z. Özger, Prof. Dr. Ekrem Sezik, Sedat Veyis Örnek, Cahit Külebi, Aydın Çubukçu, Hikmet Çiçek, Ertan Günçiner, Prof. Dr. Kamil Pınarcı, Fikret Otyam, Yılmaz Gümüşbaş, Prof. Dr. Ihsan Doğramacı, Halim Yağcıoğlu, Asım Tanış, Prof. Dr. Çetin Özek, Prof. Dr. Nevzat Toroslu, Prof. Dr. Yüksel Ersoy, Prof. Dr. Yücel Kanpolat, Prof. Dr. Gürler Iliçin, Hasan Hüseyin Korkmazgil sarsıcı öyküleriyle anıların içinden geçip gidiyorlar. 
Hacettepe Eczacılık Nerede? Aslında bir aydının ülkesini, akademisini, insanlarını ve güzellikleri arayışının sarsıcı öyküsü.
₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil
“Sırlarım acıdan ağlar örer, kendi kayboluşlarım sende dursun isterim/ Ağladım senin için ilk defa, elimde parçalanmış bir hayat var aslında şarkısını söyledi. Lösemili çocukların gözlerinin içi gülüyor, doktor ve hemşireler ağlıyordu.” 

“Müthiş huzur dolu bir ortam hissettik. Yukarı Meryem Ana’ya vardığımızda, sanki melekler ordusu gibi ahenkli güler yüzlerle karşıladılar, herkes sıcacıktı.” 

“Bob Geldof gibi, U2’nun Bono’su gibi, Sting gibi duyarlı, dünya için ve içindekiler için kaygı ve sorumluluk duyan bir adamdı. Türkiye’de böyle içteni çıkmadı, bu yönünü herkes bilmeli.” 

“Az yatmamıştı balık kokulu ağların üstünde sabaha kadar.” 

“Abi mantarların ucunu eğer karıncalar kemirmişse o mantardan zarar gelmez, zehirsizdir. Ama eğer yenmemişse oturup düşünecen, kırmızımsılardan uzak duracan...” 

“Bodrum Kalesi’ni gezmek istedi ertesi gün. Orada iki sene sonra gezegene veda konserini vereceğini nereden bilebilirdi?”
₺13,50 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil
Ülkücü Hareketin iki başbuğu Alparslan Türkeş, Yılma Durak ve en başta gelen ideologlarından Nevzat Kösoğlu hakkında hiçbir yerde duyamayacağınız çarpıcı anı ve tespitler… Hak ve Eşitlik Partisi (HEPAR)’nin kuruluşundan bitkisel yaşama giriş aşamasına dek olup bitenler ve Osman Pamukoğlu’na dair çok özel tespitler… 
Ergenekon tutuklamaları ve davaları sırasında Doğu Perinçek’e verilen yürekli köşe yazısı destekleri, Silivri mektupları… 
1968-1985… Siyasal ve toplumsal açıdan çalkantılı, boğuşmalı, acılı yıllar… Bu yıllarda devletin istihbarat örgütü yalnızca istihbarat mı topluyordu acaba? Yoksa bu çalkantıların, boğuşmaların, yönlendirici ve kışkırtıcı tarafı mı oluyordu? Bu taraf olmaları fark edip karşı duranlara neler oluyordu acaba? Yazarımızın bu konuda yaşadığı ilginç öyküleri, anıları ve mağduriyetleri var. Yıllar sonra onları işte bu kitapta anlatmakta. 
Ve 1950-1960 dönemi… O günün milli emniyetinin bir ajanı… O günkü iktidarın ve müesses nizamın tehlike gördüklerinin yanlarına sokulmuş, bunlar hakkında elde ettiği bilgileri jurnaller halinde bildirmiş yetkililere. Sonra da bu jurnalleri dosyalamış. Bu dosya yıllar sonra yazarımızın eline geçmiş. O belgeleri de bu kitapta bulacaksınız. Bu jurnallerde ünlü isimler var: Nâzım Hikmet, Kemal Tahir, Cemil Meriç, Necip Fazıl gibi… 
1925 yılında Erzurum’da meydana gelen “şapka isyanı”… Yazarımız daha çocuk çağında, bu isyanda, babası asılan acılı ve cumhuriyete öfkeli biriyle , o isyanın delikanlı yaşında tanığı olan bir diğer kişiden birebir elde ettiği özel bilgileri de okurla paylaşıyor. 
Hem Türkiye, hem Türk Dünyasından önemli şair ve yazarlarla, edebiyat tarihine geçecek çarpıcı ve tatlı yaşanmışlıklar… Erzurum’dan yazarın gençliğinde tanıdığı Türkiye çapında da isim yapmış ilginç isimler: Teyyo Pehlivan, Naim Hoca, Raci Alkır, Mükerrem Kemertaş, Âşık Yaşar Reyhani…
₺24,00 KDV Dahil
₺32,00 KDV Dahil
Fikirleri ve düşünceleriyle dinler, felsefe, ezoterik ve gizli örgütler ve daha pek çok konuda makale ve kitaba imza atmış Aytunç Altındal’ın bütün şiirleri ilk kez toplu halde! 

Aytunç Altındal, 1975-2005 yılları arasına sığdırdığı 40 yıllık şiir serüveninde bizleri bu kez acılarına, sevinçlerine, umuduna, “sakıncalı kişiliğine” tanıklık etmeye çağırıyor. Hayattan daha fazlasını yaşamış olanlara, dev bir çitlembik ağacının tepesine tırmanan tek çocuk olmanın gururunu ve mutluluğunu anlatıyor. 

“Şiir dalgalanan saçlardır. Şiir ay ışığıdır. Şiir bakıştır. Şiir anlamdır. Şiir aşktır. Şiir ihanettir. Şiir utanarak sevdiğiniz Leyla’yı korumak için aşağı mahallenin kabadayı doğmuş oğlanlarıyla tek başınıza kavga edip, dayak yemektir.” 

“Şiir hüzündür... 
Şiir ayrılıktır... 
Şiir kavuşmaktır...”
₺14,25 KDV Dahil
₺19,00 KDV Dahil

 Zeki Kayahan Coşkun’un öykü kitabı, ayrılmaya bir türlü razı olmadığı oyuncaklar, fotoğraflar, mektuplar ve pek çok küçük eşyayla dolu, kalbinin en derin köşesinde taşıdığı bir kutu gibi…


 


Yazarın biriktirdiği hissi senetlerin borsası sayfa sayfa açılıyor önümüze… Anılar kumaşından elbiseler diken usta bir terziyle karşı karşıyayız.


 


Arkadaşlıklar, aile, okul… Ve bir çocuğun gözünden İstanbul… Kendimden çok şey buldum öyküleri okurken… Kirlenmiş, bir köşeye atılmış, buruşuk anıları temizliyor Zeki Kayahan Coşkun… Lekelerini çıkarıyor, kırışıklıkları ütülüyor, yaşama sevinci kokusuyla bize geri veriyor.


 


Duygu gardırobunuzdan çok şey bulacaksınız bu kitapta… İçinizdeki boş askılar artık üşümeyecek! »


-Sunay Akın-

₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil

Yeni bir avukatımız var: Dr. Bucephalus. Uzaktan bakıldığında Makedonyalı İskender`e yardım etmiş bir savaş atını andıracak tek özelliği yok. Fakat bu adı bilenler, avukatın görünüşünde kimi özellikler bulabilir yine de. Örneğin, geçen gün adliye sarayının dışındaki merdivanlerde akıldan yana şansı olmamış bir mübaşir gördüm: Dr. Bucaphelus, ayaklarını alışılmıştan yukarı kaldırıp mermerde çın çın öten adımlarla basamakları tırmanırken, mübaşir, at yarışlarını kaçırmayan bir küçük uzmana has bakışlarla, hayranlıkla onu izliyordu.

₺7,12 KDV Dahil
₺9,50 KDV Dahil
Bir trapez sanatçısı -çok iyi bilinir ki; çalışmaları büyük varyete tiyatrolarına ait kubbelerin yükseklerinde yapılan bu sanat, insanoğlu tarafından en zor kazanılan sanatlardandır- trapeze her çıkışında aynı cesareti gösterebilmek için, önce mükemmellik adına bir çaba, sonraları ise zorba bir alışkanlık olarak, hayatını bütün gün ve gece boyunca trapez üzerinde kalabilecek şekilde düzenlemişti. Zaten son derece ikincil olan bütün ihtiyaçları da onu aşağıdan seyrederek nöbetleşe çalışan ve gerekli olan her şeyi yukarıya gönderip almak için yapılmış özel bir kutu kullanan yardımcılar tarafından karşılanırdı.
₺6,75 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil

-Cevapsız Ağrı, 
-Orospu Kırmızı, 
-Sokaklar Uyudu Artık Öpüşebiliriz, 
-Bütün Güzel Çocuklar Şüpheli, 
-Rüya Duvarları, 
-Veda Busesi 
Tek bir özel kutuda.
(Tanıtım Bülteninden)
₺67,50 KDV Dahil
₺90,00 KDV Dahil

Ölüm mü zaman mı, hangisi bizim büyük gizemimiz?

22. yüzyılda bir İçişleri müfettişi Soğuk İstasyon’da iki bilim adamının intiharını araştırmak üzere Ennoia Oteli’ne gelir. Müfettiş, koridorlarda insanlarla konuşan bu garip otelde farklı zaman boyutlarında farklı insanlarla karşılaşacak, intiharların gizemine zamanın, mekânın, düş ile gerçeğin o çözülemez gizemi de karışacaktır. Ennoia’da, “Yarının ve dünün asla olmadığı ebedi bir bugün”de sıkışıp kalan insanlar, farklı zaman boyutlarında edebiyat metinleri aracılığıyla haberleşmektedir.

Mehmet Açar’dan mekân, zaman, varoluş ve metinler üzerine düşünmeye çağıran, klasikleşmiş bir bilimkurgu Siyah Hatıralar Denizi.

₺24,75 KDV Dahil
₺33,00 KDV Dahil

Kendi Dalında küs bir çiçeği sevemezsin…

₺9,00 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil

‘’Mecnunum Leylâmı Gördüm’’ adlı eserin Âşık Veysel ve İbrahim tarafından 1936 yılında plağa okunmasının ardından, güftesinin ve bestesinin kime ait olduğu sürekli sorgulandı. Âşık Veysel eserin kendine ait olmadığını o günlerde hemen açıkladı. Âşık Ali İzzet Özkan ise eserin kendisine ait olduğunu iddia etti.

Kamuoyunda seksen yıldan fazla süren bu tartışma, sonunda mahkeme salonlarına taşındı. Süleyman Şenel çok titiz bir çalışmayla konunun bütün detaylarını gözler önüne seriyor.

Konunun ilgilileri,uzmanları ve hukukçular için olduğu kadar kamuoyu için de bilgilendirici olacağını düşündüğümüz bu kaynak eserin telif davaları için de aydınlatıcı olacağına inanıyoruz

₺21,00 KDV Dahil
₺28,00 KDV Dahil

Bilmediğiniz bir İstanbul’da, az duyulmuş ve merak uyandıran gerçek hikâyeler eşliğinde gezintiye davetlisiniz. Daha önce hiç karşılaşmadığınız tiplerle tanışacağınız, cinayet, uyuşturucu, fuhuş, hırsızlık gibi ilginç ve karanlık yaşanmışlıklara dahil olacağınız, hayret uyandıran hikâyelerin bir arada sunulduğu, kaynak niteliğinde bir kitap. Bu kitabı okuduktan sonra, İstanbul’a bambaşka bir gözle bakacağınız kesin.

Türk Edebiyatı dilimizi, dünümüzü, günümüzü, evimizi, kısacası dokunduğumuz tüm güzellikleri kapsıyor. Okurlarımızı kendi dilimizle kurulmuş dünyalarla tanıştırmak ve onlara içinde doğduğumuz kültürle demlenmiş öyküler sunmak istiyoruz. Türkçenin gücü hevesimizi ve heyecanımızı artırarak bu yolda daha emin adımlar atmamızı sağlıyor. Türk Edebiyatı serimiz ile ustalarımızın eserlerini kitaplığınıza taşımayı ve sizleri yeni yazarlarla tanıştırmayı hedefliyoruz.

₺13,50 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil

Sevgili gelecekteki sevgilim,

Sana bu mektubu mümkün olduğu kadar uzun tutmak istiyorum. Çünkü bu bizim seninle ilk ve tek gerçek irtibatımız ve bittiğinde, tanışana dek bir daha böyle konuşamayacağız seninle. Seni şimdiden özledim. Seni beklemek çok zor olacak. Bu sohbetten sonra hele, çok daha zor olacak seni beklemek. Bununla nasıl baş edeceğim, hiçbir fikrim yok. Hemen hemen her konuda iyi-kötü bir fikrim var ama bu konuda yok.

Sevgili gelecekteki sevgilim,

Her kimsen işte, fazla bekletme çünkü vaktimiz daralıyor. Ben bir daha bu yaşta olmayacağım ve bu yaşın da sensiz geçmesi yine gücüme gidecek. Her ne yapmaktaysan şu an, bir an evvel bitir işlerini ve beni bul. Akşamın her bir tonunu sana göstermek istiyorum. İyi ki renkler sonsuz...

₺11,25 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil
Dünyanın doğal oluşumuna, olaylarına hükmettiklerine ve kutsallıklarına inanılan tanrılar ve tanrıçalara tapınım, pagan dinlerinin temelini oluşturdu. Uzakdoğu toplumları, bilge kişilerin, guruların rehberliğinde mistik ahlak ve felsefi derinliği olan inançlar geliştirdi. Daha sonra, evrenin oluşumunda yer alan tek tanrı inancıyla göksel (semavi) dinler; Musevilik, Hristiyanlık, Müslümanlık dinleri doğdu. Bu kitapta da ilk inançlardan günümüze dek toplumların inşa ettikleri dini inançlarına hizmet eden anıt-yapıtlarla İslam ülkelerinin yaşam ve kültür düzeyleri paralelinde geliştirdikleri mimarlık yapıtları seküler bir bakış açısıyla mercek altına alındı.
₺12,00 KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil

Bir Kaplumbağanın Bir Sincabın Boynunu Isırması fena bir kitap. Sincabın neşesi ve akışı var içinde; olaylarla ağaçtan ağaca sürüklenmenin tadı da var. Sonra sertlik, boyunda beklenmedik bir yerden gelen bir ısırık var. Boğuk bir melankoli. Sürekli bir sevişme bahsi. Kentsel dönüşümden yeni göç dalgalarına, gözaltılardan Hrant Dink'in öldürülmesine toplumsal olaylar; derken iki eski arkadaşın ilk kez sevişmeyi başarma mücadelesi. Bazen klasik kısa öykünün rafine bir örneği, bazen bambaşka imkânlarla paslaşan yenilikçi formlar.
₺11,25 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil

Edebiyatımızın özgün kalemlerinden Salâh Birsel hiciv sanatının en başarılı örneklerinden birini sunuyor. Dört Köşeli Üçgen, mekânın; birey algısı bakımından kırılarak yeniden yorumlanışı, belleğin ritimlerine karşı çıkış, ahlak totaliterliğine tepki olarak koyulan birkaç karışlık mesafe...

"Değil"lerin dünyasına hoş geldiniz.

"Ben bir gözlemciyim, uluslararası bir gözlemci.
Gece uyurken bile gözlemcilik görevimi elden bırakmam.
Gazinoda oturanlar, işportacılar, memurlar, müdürler, satınalma kurulu üyeleri, şoförler, karaborsacılar, önemli derneklerin genelyazmanları, orospular, hırsızlar, aydınlar hep benim gözlemim altındadır.
Ben, bu gözlemciliğe, çalıştığım Tütün Yaprakevi'nin deposunda alıştım.
İşimin, günün yirmi dört saatinde etrafı kolaçan etmek olması beni, ister istemez, kimi gerçeklere varmağa, gerçeklerin öteki yanlarını, üçüncü yanını, dördüncü yanını, beşinci, on beşinci, otuz beşinci yanını görmeğe götürüyordu.
Benim bu görevimi çokları anlamamıştır.
Gözlem gücümü depodaki işlere açık tutuşumun, tütünlerin havalandırılması gerektiğini şeflerime haber verişimin özel bir anlamı olduğuna kulak asmayanlar:
Ulan, şuna açıkça bekçiyim desene, diye bana çıkışmışlardır."
₺10,50 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil
İlkgençlik yıllarımdan bu yana hemen hep geceleri yazdım. İlkin, İkinci Dünya Savaşı nedeniyle yaşanan karartma gecelerinde camlara yapıştırılmış ışık geçirmez lâcivert yağlı kâğıtlarda kederli, esrarengiz hayaller göre göre. Televizyonsuz zamanların iççekim filmleri. Gaz lambalarının –daha sonraları gecelerin kâtibi unvanını verdiğim idâre lambalarının– solgun ışığına teşekkürlerle yazdım. Hastaları, yaşlıları, çocukları, hayal ve umutları bekleyerek ağır ağır olanı biteni kayda geçiren geceler kâtibine saygıyla... 

Adalet Ağaoğlu’nun Karşılaşmalar dizisi, Öyle Kargaşada Böyle Karşılaşmalar ile sürüyor. Kendi deyişiyle “trafik saldırısı”nda ölümle de karşılaşan yazarın değinilerini okuyoruz bu kez. Sayfalar arasında farklı dillerle ve Esperanto’yla da karşılaşıyoruz; Kuntay’ın Üç İstanbul ve Tanpınar’ın Mahur Beste’si için Ağaoğlu’nun kurduğu düşsel, muazzam müzelerle de; hayalindeki filmin sinopsisi ve okuduğu kitaplardan altını çizdiği satırlarla da… Adalet Ağaoğlu, her zamanki gibi, yaptığı minik sürprizlerle karşı karşıya bırakıyor yine okurunu.
₺14,25 KDV Dahil
₺19,00 KDV Dahil
Yazı ile çizginin eşzamanlı birlikteliği 

Kedilere yer yok. 
Zaman değil, yer. Çünkü kediler, 
zamanın içinden kimseye 
çaktırmadan sıvışıp giderler. 

Saat Kaç?Selçuk Demirel’in zaman temalı minimalist desenleri ile John Berger’in her daim sahici olmayı pusula edinen metinlerinin “eşzamanlı birlikteliği”. 

Saat Kaç? imge ile sözcükler birbirinden habersiz, birbirini açıklamadan buluştuklarında ne olacağını Zaman’ın merceğiyle birlikte keşfetmenin büyüsüne ilişkin özgün bir çalışma.
₺11,20 KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil
Tanrı öldürmeyi değil, sevmeyi ve hayatı sürdürmeyi ister. 

Belçika’nın sessiz sedasız kenti Charleroi’da bombalar art arda patlıyor. Ölü ve yaralılar var. Eylemler Tanrı adına, din adına gerçekleştiriliyor. Yerel gazetede stajyerlik yapan kimsesiz Augustin, olayların ortasında kalıyor. Bir yandan asıl suçluyu bulmak için kendi soruşturmasını yürütüyor, bir yandan masum bir çocuğun nasıl teröriste dönüştüğüne şahitlik ediyor. Tüm bunları yapabilmesine yardım eden çok özel bir yeteneği var: İnsanların yüzlerinin ötesindekileri,etraflarında dolaşıp onları iyiye ve kötüye yönlendiren meleklerini ya da şeytanlarını görüyor.
₺29,25 KDV Dahil
₺39,00 KDV Dahil

“...bütün Latin şiirlerinin temelinde düzyazı kuralları yatıyor. Hani, şiir düzyazıya çevrilmez diye bir söz vardır, bu söz Latin şiirlerine uygulanamaz. Bir Latin ozanına, şiiri tanımla deseniz, ‘Tartıya vurulmuş düzyazıdır.’ diye cevap verebilir. Bunu bir eksiklik ya da kusur olduğu için değil, belki de bir üstünlük olduğu için belirtiyorum. Düzyazının, tartıya vurulur vurulmaz, bir nitelik değişimine uğrayarak şiir oluvermesi şaşırtıcıdır. Gizlisi saklısı olmayan, gözümüzün önünde geçen bir büyü bu.”

- Oktay Rifat -

“Günahtır alınyazısını kurcalamak,

Yıldız fallarına güvenmek, Lekonoe;

Başa ne gelirse katlanmak, en iyisi.

Kayaları kemiriyor Tiren denizi;

Belki yeryüzünde bu sonuncu kışımız,

Belki yaşanacak yıllar var önümüzde;

Bilgeliği elden komamak, en iyisi.

Mademki sonumuz ölüm, şarabını süz,

Uzak umutlara bel bağlamaya gelmez;

Konuşurken bile ömürden eksiliyor,

İnan ki gününü gün etmek, en iyisi.”

- Horatius, “Alınyazısı” (K, I-XI) -

₺5,60 KDV Dahil
₺8,00 KDV Dahil

Kâmuran Şipal, Orhan Kemal Roman Armağanı kazanan kitabı Sırrımsın Sırdaşımsın’dan sekiz yıl sonra yeni romanıyla okurunun karşısına çıkıyor.

Dua Çiçeği, kadın ve kızların dünyasında hayatı keşfeden bir delikanlının hikâyesi...

Şipal’in inceliklerle dolu kaleminden gönül ilişkileriyle tatlanan, çiçekli bir geçmiş zaman anlatısı.

Fadime’nin ellerinde, kendisine çaylar, kekler buyur eden uzun parmaklarında bir şey vardı sanki, bir an kendi başlarına bırakılsalar uzayacak, uzayacak, onun iç dünyasının derinliklerinde soluğu alacaktı.

Kapıyı teyzesi açtı. Geleceğinden habersizdi. Onu görünce şaşırdı. Ne yapacağını bilemeyerek bir an öylece kapıda dikildi. Ağlamaklı bir hal aldı yüzü, kendini tuttu. Sonra birden atılıp onu kucakladı, mutluluk içinde yaşanmış bir geçmişi kucaklar gibi kucaklayıp öpücüklere boğdu.

₺6,30 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil

2005 Necatigil Şiir Ödülü sahibi Betül Tarıman, şiirlerinden sonra bu kez öyküleri ile karşımızda.

Rıza Bıyık’ta, kendine ve dünyaya göçebe olduğunu fısıldayan, eşyanın eski yüzünü, ansızın bastıran yağmuru, insanların telaşlı hallerini, kara bıyıklarıyla bilinen bir babanın varlığını hayatın bir yerine mühürleyip bırakan anlatıcının öykülerine kulak veriyoruz.

Gündelik hayatın ayrıntılarında canlanan bir duygunun peşi sıra, insana özgü bir kısırdöngüyü kırmak isteğiyle konuşan kısa öyküler.

“Annecik uzun uzun camdan dışarıya baktı. Evleneli beri eşyaları oradan buraya, buradan oraya taşımaktan ağzı burnu çarpılmış. Ha¬bire ekmek, çorba, kuru fasulye yiye içe, memeli göbekli, kocacığı hoş tutacağım diye... Allahsız gözü hep dışarıda. Evi temizlese ne temizle¬mese ne, varsın bok götürsün, içine ettiğimin evi. Yere çorba dökülmüş. Kalsın. Bardak kırılmış. Kalsın. Yerde kitaplar kalsın, vitrinin camı kırılmış, saçlarının boyası gelmiş, kalsın. ‘Kala kala olduğum yerde kaldım.’ dedi. Ansızın canavara dönüştü. Kaç kez geçtiği kendinden, bu kez de bağırarak geçti. Bekledi, hiçbir şeyi bekledi.”

₺6,30 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil

Kocasının işi nedeniyle, Cece Solarin, üç çocuğuyla birlikte yeniden başlamaya hazır bir şekilde Brighton'a gider.

Üç hafta önce, çok popüler bir ebeveyn olan Yvonne, Cece’nin çocuklarını istemediği hâlde kaydettirmek zorunda kaldığı okulun bahçesinde neredeyse öldürülüyordu.

Ebeveynler çok uçuk göründüğünden arkadaş edinme konusunda endişeli olan Cece, çocuk güvenliği konusunda da endişeye sahipti. Şans eseri, onu hoş karşılayan ve yeni hayatıyla ilgili güven veren üç farklı okul annesiyle tanıştı; Maxie, Anaya ve Hazel.

Tabii ki bu polisin yeni arkadaşlarından birinin Yvonne’u öldürmeye çalıştığına inanmasına kadar sürdü. Cece, arkadaşlarıyla birlikte casusluk yapmak konusunda isteksiz fakat gerçekleri keşfetmek ve yeni bir girişimde bulunmadan önce katili yakalamak konusunda kararlıydı.

₺20,25 KDV Dahil
₺27,00 KDV Dahil
Uçsuz bucaksız ovada yalnızlık yoldaşın olmuştu. Dost maskesi altında kim bilir kaçıncı defa sınanıyordun! Doğruların vardı senin kişilere, zamana, mekâna göre değişmeyen. İnsanları kendinle ayarlardın. En çok bu yüzden sevmezlerdi seni; bu yüzden sözünü değersizleştirmeye, ayak oyunlarıyla gözden düşürmeye çalışırlardı. Ne olurdu koridorlarda ayna gibi dolaşıp varlığınla onların küçücük dünyalarını yerle bir etmeseydin! Donuk bakışlarında nelerin saklı olduğunu kim bilebilirdi ki? Aynı mekânda, aynı havayı solumak birbirini anlamak için yeterli miydi? Bilimden arta kalan o geniş zamanlarda kapalı kapılar ardında senden söz açılırdı. “O tuhaf adam mı?” diye yüzlerinde muzip bir tebessüm belirirdi. Ahmaklığından dem vurularak ayağına gelen fırsatları geri teptiğine gülünürdü. Kafanı kitaplardan kaldırmaman, edebiyattan başka konularda konuşmaman hatta çoğu zaman suskunluğa gömülmen dert olurdu arkadaşlarına. Senin durumunda olmadıkları için şükrederlerdi hâllerine. Bu nasıl dünyaydı böyle?
₺10,50 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil

Sihir, kara büyü ve kayıp ruhlar… Ürpertici sırlarıyla Savannah’da sıradan bir gün.

Bilmeyenler Savannah’nın sadece aydınlık yüzünü ve kibar sakinlerini görebilir. Fakat şehri tanıyanlar sömürge döneminden kalma binaların ve huzurlu kasaba sevimliliğinin ötesini; cadıların saygı gördüğü, büyüden korkulan ve ruhların kopup gidemediği yüzünü de bilir. Mercy Taylor ülkenin en güçlü cadı ailelerinden birinin üyesi olduğu için Savannah’nın bu doğaüstü tarafının gayet farkındadır.

Fakat yeterince güçlü değildir.

Kendine has bir büyü olmayan, yetenekli ve karizmatik ikizinin gölgesindeki Mercy halinden memnun büyümüştür. Fakat Taylor ailesinin reisi öldükten sonra gerçekleşen bir dizi talihsiz olay sonunda kendisini, aileyi kökünden sarsacak bir gizemin ortasında bulur… hem de Savannah’nın mistik temellerini sarsma gücüne sahip ve Taylor cadılarının nesillerdir uzakta tuttuğu karanlığı serbest bırakabilecek bir gizemin.

Savannah Cadıları serisinin ilk kitabı Sınır’da büyü, romantizm ve ihanet, modern ve fantastik bir hikâyeyle bir araya geliyor.

“Horn’un merak uyandıran ilk romanında Mercy Taylor’ın çözmesi gereken çok gizem var… Soluksuz bırakan hızı ve keyifli öyküsüyle müthiş potansiyele sahip.”

- Publishers Weekly -

₺30,72 KDV Dahil
₺39,90 KDV Dahil

“Pek çoklarına göre ben efsanenin cisimleşmiş haliydim; son derece olağanüstü bir efsanenin, bir masalın vücut bulmuş hali. Kimileri beni bir canavar, bir mutasyon olarak görüyordu. Büyük bir talihsizlik sonucu bir keresinde melek sanılmıştım. Annem için her şeydim, babam içinse hiçbir şey. Anneannem için kaybolup gitmiş sevgileri ona her gün hatırlatan biriydim. Ama ben gerçeği biliyordum, içten içe hep biliyordum.

Ben sadece bir kızdım.”

Aşk acısı çekmek Roux ailesinde nesilden nesile geçen bir gelenektir ve ailenin yeni üyeleri Ava ve ikizi Henry Lavender da bu zincirin son halkalarıdır. Kendi dünyasında yaşayan sessiz ikizinin aksine Ava her bakımdan normal bir kızdır; kanatlarla doğmasının dışında.

Kendine benzemeyeni sevmeyen insanlarla dolu bir dünyada, ait olduğu yeri ve tuhaf yaratılışını anlamaya çalışan genç kız, ailesinin hayatlarının ve aşklarının hikâyesinin peşine düşer; hüzünle toza, kalp kırıklığıyla kuşa dönüşen, aşk ve acıyla birbirine bağlanan büyülü kadınların.

Kendi kaderinin dönüm noktası, ailesinin hüzünlü hikâyesinin son perdesiyse yaz gündönümünde gökyüzü ikiye ayrılıp havayı yağmur damlaları ve kuştüyleri doldurduğunda gelecektir…

“Büyülü ve görkemli bir roman.”

- Publishers Weekly -

“Karanlık mizahı ve kuştüyü kadar hafif efkârıyla bu kitap, rüzgârlı, yağmurlu, uzun bir yolun ardından evin sıcaklığına varmak gibi. Bu roman, Ava’nın güzelliği iliklere işleyen karakteri ve bu dünyada farklı olmayı anlatışıyla hatırlanmalı.”

- The Guardian -

“Anlatımı tek kelimeyle muhteşem.”

- Kirkus Reviews -

“Walton’ın romanı olabilecek en iyi tuhaflıklar ve güzelliklerle dolu. Bir ailenin hayatını anlatan bu masal sevmenin, sevilmenin, tutkunun, umutsuzluğun, depresyonun, takıntının ve cesaretin çelişkili doğasını inceliyor. Benzerine rastlanmayacak, sıradanın ötesinde bir kitap okumak isteyen herkese öneriyorum.”

- School Library Journal -

“Aklınızdan çıkmayacak kadar çarpıcı bir üslup ve büyülü gerçekçilikle Ava Lavender, insan kalbinin üstesinden gelebileceği acıların derinliklerini, güzelliklerini ve korkunçluğunu keşfediyor.”

- Richmond Times Dispatch -

“Bu romanda şairane, zeki ve dürüst sesli Ava’ya miras kalmış birçok acı var. Okurlar efsane ile gerçeğin, tutku ile aşkın, var olan ile yok olanın iç içe geçtiği bir hikâyeye kendini hazırlamalı.”

- Booklist -

“Bu. Kitap. Kalbimizi. Çaldı. Hiç aklımızdan çıkmayacak kadar güzel bir rüya mı, yoksa kusursuz bir kâbus mu olduğuna karar veremedik… Tuhaf ve güzel, şiddetli ve görkemli… Okumalısınız.”

- Justine Magazine -

“Körkütük âşık olmak ve kayıp, Ava’ya ailesinden miras kalıyor. Büyülü gerçekçilik bu sıradan kızın kanatlarını çok güzel renklere boyuyor.”

- San Francisco Chronicle -

₺30,03 KDV Dahil
₺39,00 KDV Dahil

Taşları oynatan sen misin, yoksa sadece bir piyon musun?

Oyun’un yüklü miktardaki hesabını boşalttıktan sonra firar eden HP’ye lüks içindeki yeni hayatı yetmez, eskiden yaşadığı heyecanı özler. Bir yandan da nereye gitse Oyun’un nefesini ensesinde hissediyordur. Bu duygusal karmaşanın arasında bir gün Dubai’de gizemli ve çekici bir kadınla tanışıp onunla bir gece geçirir. Fakat Anna isimli bu kadın kısa bir süre sonra ölünce oklar HP’ye çevrilir.

HP bir komploya maruz kaldığını düşünür ve nedenini araştırmak üzere soluğu İsveç’te alır. Sahte bir kimlikle Anna’nın şirketine başvurur. İnternetteki bilgilerin yönetimiyle ilgilenen ArgosEye’ın bazı şüpheli uygulamaları olduğunu fark eden HP aradığı heyecanı burada bulmaya başlar. Fakat çok geçmeden şirket ve Oyun arasında ciddi bir bağlantı olduğunu keşfeder. Kaos içinde tehlikeli bir araştırmaya koyulur.

Eski sorunlarını geride bırakan Rebecca içinse yenileri çok uzakta değildir. Bir internet forumunda hakkında söylentiler çıkaran kimliği belirsiz bir katılımcının tehditlerine maruz kalıyordur.

Tüm bu yaşananlar büyük bir yapbozun ufak parçalarıdır ve iki kardeş bunları birleştirerek gerçeğe ulaşmak için tehlikeli bir yola girecektir.

“Hız kesmeden şaşırtmaya devam ediyor.”

-Sydsvenskan-

“Ustalıkla örülmüş olay örgüsüyle son derece heyecanlı bir roman. Nefeslerinizi kesecek ve interneti nasıl kullanmanız gerektiği konusunda gözünüzü açacak.”

-Dagens Nyheter -

“Bu oyun sınır tanımıyor.”

-Men’s Health -

“Anders de la Motte çağdaş İsveç polisiye yazarları arasında öne çıkan isimlerden.”

-Dagbladet-

“Olay örgüsü öyle ustaca ve etkileyici bir şekilde kurgulanmış ki son sayfaya kadar soluk soluğa okuyorsunuz.”

-Politiken-

“Gerilim ve merak duygusu durmaksızın artıyor.”

-Boras Tidning-

“İkili olay örgüsü topu birbirine attıkça bir bilgi teknolojileri güvenlik danışmanı olan yazar sosyal medyanın el altından kurumsal manipülasyonlara nasıl maruz kaldığını içeriden bir bakış açısıyla yansıtıyor ve bu çarpıcı, sanrısal yolculuğun hızını en üste çıkarıyor.”

-Publishers Weekly-

“Bu hikâye de en az ilk kitap kadar heyecan verici ve hatta daha akıcı. Üçüncü kitabı sabırsızlıkla bekleyeceğiniz kesin.”

-Booklist-

“Oyun üçlemesi günümüzün en başarılı macera romanları arasındaki yerini korumaya devam ediyor.”

-The Novel Pursuit-

“Uluslararası başarıyı yakalamak için yazılmış bir kitap.”

- Chi-

“Kaçırmamanız gereken bir üçleme.”

-Dagens Nyheter-

“Günümüz siber âleminde geçen, son derece eğlenceli ve merak uyandırıcı bir entrika.”

-Kristianstadsbladet-

“Muhteşem bir devam kitabı. İlk kitaptan bile daha iyi!”

 

“Anders de la Motte okumaktan keyif alacağınız, ziyadesiyle inandırıcı bir hikâye sunuyor. Kaos’un, ilk kitabın yükselttiği beklentileri karşılayacağı kesin.”

-Skånska Dagbladet-

“Okumaya başlar başlamaz kendinizi kaptıracak, son sayfaya nasıl geldiğinizi anlamayacaksınız… İskandinav gerilim romanları hayranları Anders de la Motte’nin Oyun üçlemesini kesinlikle kaçırmamalı.”

“Yaratıcı, akıcı ve nefes kesici bir gerilim romanı. Güçlü bir anlatımı var.”

“Anders de la Motte tedirgin edici derecede inandırıcı ve aynı zamanda bir oturuşta bitirebileceğiniz kadar ilgi çekici bir hikâye sunuyor. İsveç Polisiye Yazarları Akademisi’nden İlk Kitap Ödülü kazanan Oyun’un ardından gelen Kaos beklentileri boşa çıkarmayacak. Bir gerilim romanı olmasının hakkını vermiş.”

-Skånska Dagbladet-

“Kaliteli bir roman ve yazar bir kez daha modern siber gerçeklikte ilgi çekici bir hikâye yaratıyor. İlk sayfadan son sayfaya, ilk romanın akıcılığından hiçbir şey kaybetmemiş.”

-Kristianstadsbladet-

“Anders de la Motte iyi kurgulanmış, merak uyandırıcı ve hepsinin ötesinde orijinal bir romanla okurları bir kez daha hayretler içinde bırakıyor. Kitabı elimden bırakamadım. Yazarın en iyi yanı, kitaplarında özgün bir dili yakalıyor olması. Onun gibisi yok... Şaşırtıcı derecede enerjik ve coşkulu bir üslubu var.”

-DAST Magazine-

“Bir bilgisayar oyunu oynuyormuşçasına geriliyorsunuz, elden bırakmak mümkün değil.”

-Metro-

“De la Motte akıllardan çıkmayacak bir isim… Üçüncü kitabı sabırsızlıkla bekliyoruz!”

-Magazyn T3-

“Kaos başından son sayfaya kadar tempoyu kesinlikle düşürmüyor.”

“Yerlerinizi alın ve kemerlerinizi bağlayın. Alternatif Gerçeklik Oyunu’na başlıyoruz.”

₺30,72 KDV Dahil
₺39,90 KDV Dahil

İsa doğduğunda gezegenimizde üç yüz milyon insan yaşıyordu. Günümüzde ise bu sayı yedi milyar. Buna dakikada yüz elli altı insan ekleniyor. Peki dünya bu yükü kaldırmaya hazır mı?

Bir adamın hafızası insanlığın kaderini değiştirebilir mi?

Adını bilmiyordu. Nereden geldiği konusunda hiçbir fikri yoktu. Neden Berlin’de olduğunu ya da neden bir metro istasyonunun tünellerinde uyuduğunu bilmiyordu. Sadece avucunda Noah yazılı bir dövme vardı, bu yüzden evsizler ona Noah diyordu. Kimliğine ulaşma çabası ise tam bir kâbusa dönecekti.

Aynı anda Manila’da yeni bir grip salgını global boyutlara ulaşmakta ve on binlerce kişinin hayatına mal olmaktaydı. Gölgelerde ise radikal bir grup dünyanın kaderini değiştirecek bir planı gerçekleştirmeye hazırdı ve insanlığı kurtaracak anahtar kim olduğunu bile hatırlamayan Noah’nın elindeydi.

“Sebastian Fitzek’in okuyucuyu tekrar tekrar şaşırtma, yanlış yollara sokma ve hiç beklemediği anda tüylerini diken diken etme konusunda eşine az rastlanır bir yeteneği var.”

Oldenburger Onlinezeitung

“Yüksek gerilim hattında geçen bir roman, kanınızı donduracak.”

Münstersche Zeitung

“Dünyanın sonuna dair okuduğum en etkileyici romanlardan biri. Kalbi zayıf olanlar okumamalı.”

Ici Paris

“Fitzek Almanya’nın Stephen King’i.”

RTL

“Günümüz sorunlarına ışık tutan, aynı zamanda hızlı temposuyla sizi etkisi altına alacak bir gerilim.”

Woman

“Başta tanıdık gibi görünen ama daha önce girilmemiş alanlara girmeyi başaran ve insanı dünyanın gidişatını sorgulamaya iten bir roman.”

Ostsee-Zeitung

“Kitabı elinizden bırakamayacaksınız.”

Kölnische Rundschau

₺38,42 KDV Dahil
₺49,90 KDV Dahil

Büyücü loncasi’nin kabul ettiği genç bir sokak kizi

Tüm dünyayi yok edebilecek, dehşet verici bir entrika

“gerçeği öğrenmek istiyorsun…”

Sonea beş parasız bir sokak çocuğu olduğu günlerden beri çok şey öğrenmiştir. Büyücü Loncası’nda kendine yer edinmiş, diğer çırakların saygısını kazanmıştır. Fakat hiç öğrenmemeyi dilediği şeyler de vardır… Gizemli Yüksek Lord Akkarin’in yeraltı odasında şahit olduğu olay ile kadim ve korkutucu bir düşmanın Lonca’yı yakından gözlemeye başladığı bilgisi gibi.

Yüksek Lord’un onunla paylaştığı dehşet verici bilgileri görmezden gelemeyen Sonea, bir yandan da Akkarin’in, gücünü karanlık emellerinde kullanmak için onu kandırmaya çalıştığından korkmaktadır. Zira geleceğinin Akkarin’in ellerinde olduğunu ve gerçekten başarılı olmak istiyorsa karanlığı kullanması gerektiğini bilmektedir… Tabii hayatta kalabilirse.

₺38,42 KDV Dahil
₺49,90 KDV Dahil

Beklenmedik bir koca Bir mantik evliliği

Tutku en büyük servetten daha çekicidir.

Londra, 1818. Leydi Gillian Marley pek istemese de bir koca bulmak zorundadır. Hem de hemen. Amcasının vasiyetini yerine getirebilmek için doğum gününden önce evlenmelidir, yani uygun bir eş bulmak için iki ayı vardır. Adaylar listesinin başındaki Shelbrooke Kontu yakışıklı fakat gizemli bir asilzadedir ve Gillian onu evliliğe ikna etmenin ne kadar zor olabileceğinin farkındadır.

Gillian’ın güzelliğine kapılmamak zor olsa da Richard Shelton’ın istediği son şey mantık evliliğidir. Söz konusu mirasın cazibesine rağmen Richard asıl hazinenin Gillian olduğunun farkındadır ve onun aralarındaki kıvılcımı görmezden gelmesine izin vermeyecektir. Artık onu her anlamda eşi yapmak için sadece iki ayı kalmıştır. Üstelik ortada onları skandala sürükleyebilecek önemli bir sır da vardır… Müstakbel eşler tüm bu imkânsızlıkları aşıp “mantıklı” bir evliliğe yelken açabilecekler mi?

“İçten, incelikli ve ilgi çekici.”

- Julia Quinn, The New York Times çoksatan yazarı -

₺29,26 KDV Dahil
₺38,00 KDV Dahil

Onlara her şeyi anlattım. Evsiz adamın bedeninin suda yüzen bir paçavra yığınına benzediğini anlattım. Polisin onun sarhoş olup suya düştüğünü zannettiğini anlattım. Onlara onun öldürüldüğünü düşündüğümü anlattım. Bir cinayet işlenmişti ama polis hiç umursamıyordu; ne de olsa ölen bir evsizdi.

Oysa Kieran’ın umurundaydı. Bir söz vermişti ve bir şeyi yüksek sesle söylediğinizde bunu gerçekten yapmanız gerekir. Küçük çocuk bu yüzden, güçlü gözlem yeteneği ve bildiği tüm dedektiflik sırlarını kullanarak Colin’e ve artık evlerine gelmeyen büyükannesine neler olduğunu öğrenmeyi kafasına koymuştu.

Ancak Kieran Woods gibi çizim yapmakta çok iyi, uyum sağlamakta çok kötüyseniz dedektiflik epey zordur. Bir de sadece sokakta değil, kendi çatınızın altında bile tehlikeli sırlar saklanıyorsa…

₺26,95 KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil

Hayatim koca bir yalandan ibaret. Ölü bir kiz hakkinda ustaca dokunmuş bir hikâyeden başka bir şey değilim. Onun yasini bitirerek hayatini sonlandirmak üzere getirildim ancak bu süreçte kendi hayatimi unuttum. Artik hiç kimseyim.

Quinlan kendini bildi bileli sürdürdüğü yasbitirenlik görevinde çok başarılıdır. Çıkardığı iş hem babasının hem de departmanın takdirini kazanmıştır. Fakat kendi evinde de aynı rolü oynadığından habersizdir. Yalanlar ve sahte arkadaşlardan oluşan bir labirentte kendini nasıl bulacağını ve böyle bir durumda kime güvenebileceğini bilemez.

Quinn kimliğini açığa çıkarabilmek için acı gerçekle yüzleşmelidir: Bir intihar salgınını durdurmak için yapılan deneyde kobay olarak kullanılmıştır. Geçmişindeki sırlar salgının tedavisinin anahtarını içinde barındırmaktadır. Fakat Quinn tedaviden ibaret biri olmak istemez. Departman peşindeyken, salgın yayılırken ve kimseye güvenemezken genç kız aradığı cevapları bulabilecek mi?

₺30,72 KDV Dahil
₺39,90 KDV Dahil

Tarihte tekerleği kullanmamış büyük toplumlar vardır ancak hikâye anlatmamış hiçbir toplum yoktur.

- URSULA K. LE GUIN -

Lisa Cron'un ilk kitabı olan “Wired for Story”nin ardından, bir hikâyeyle sahneye dayalı bir plan oluşturmak için yazım kılavuzu sayılabilecek bu kitabı, bilişsel hikâye anlatımı stratejilerinin nasıl kullanılacağını ortaya koyuyor.

Sonunda sadece bir sayfa elde edebilmek için kan ter içinde yüzlerce sayfa yazıp bir kenara atmak her yazarın en büyük korkusudur. Yazma topluluklarındaki geçerli bakış açısı, bu soruna dair sadece iki yol olduğunu söylüyor: Doğaçlama ve taslak oluşturma. Hikâye koçu Lisa Cron kariyerini, bu yöntemlerin neden işe yaramadığını ve beynimizin okuduğumuz her hikâyeden yararlanmak için ne yapması gerektiğini araştırarak geçirdi. Tüm bunları, nedenleri bilime dayanan güçlü kanıtlarla elde etti.

Cron, “Hikâye Dehası” adlı kitabında, bir fikrin ilk ışıltısından roman yaratma ve küçük bir fikirden büyük bir taslağa dönüştürme yolculuğuna dair detayları adım adım anlatıyor.

₺24,00 KDV Dahil
₺32,00 KDV Dahil
Locus En İyi Roman Ödülü 
Hugo En İyi Roman Ödülü Adayı 

Yaşlı Adamın Savaşı ve Kırmızı Üniformalılar kitaplarının ödüllü yazarı John Scalzi’den soluk soluğa, yepyeni bir uzay macerası! 
Akım keşfedilene kadar ışık hızından daha hızlı yolculuk etmek, fizik kurallarına göre mümkün değildi. Akım’dan sonra ise insanlık onu kullanarak birbirlerine milyonlarca ışık yılı uzaklıktaki farklı yıldız sistemlerine yerleşmeye başladı ve artık bin yıllık olan imparatorlukları Bağlılık’ı kurdu. İmparatorluğun ayakta kalabilmesi için de bağlantıyı sağlayan Akım nehirleri şarttı; bu sayede hem birbirlerine ihtiyaç duyuyor hem sistemlerarası savaş engelleniyor hem de imparatorun tek güç sahibi olarak kalması sağlanıyordu. 

Akım nehirlerinin sebebi tam olarak anlaşılamamış yok olma süreci başladığında ise İmparatorluk ve bütün sistemleri risk altına girdi. Bu durumu fark eden bir Akım fizikçisi, bir uzay gemisi kaptanı ve Bağlılık İmparatoriçesi, çöküşünün eşiğinde olan imparatorluğu, daha da önemlisi soyutlanacak olan sistemlerdeki insanları kurtarmak için ellerinden geleni yapacaklardı. 

“Taht Oyunları ve Dune hayranları bu müstehcen, acımasız ve zekâ dolu romana bayılacaklar.” –Booklist 

“Scalzi, kendi tarzı olan güldürürken düşündüren bilimkurgu aksiyonunu yazmakta karşı konulamayacak kadar iyi olmaya devam ediyor.” –Kirkus Reviews 

“İnanılmaz eğlenceli bir roman. Bitti diye çok üzüldüm.” –Roxane Gay 

“İmparatorluğun Çöküşü muazzam bir bilimkurgu macerası.” –Will Wheaton 

“John Scalzi çağımızın en çok eğlendiren bilimkurgu yazarı.” –Joe Hill
₺24,00 KDV Dahil
₺32,00 KDV Dahil
Bundan 100 yıl önce St Petersburg’da ayaklanan işçiler Çar’ın sarayına girdi ve kurtuluş arayışındaki insanlığa bir kapı araladı, başka bir dünyanın mümkün olduğunu gösterdi. Tarihsel dönemlerin en buhranlı anlarından birinde gerçekleşen bu altüst oluşla birlikte, fikirden gerçeğe dönüşen bir toplumsal proje tarih sahnesinde yerini aldı. Elinizdeki kitap, insanlık tarihinin en büyük toplumsal değişim hareketlerinden biri olan 1917 Ekim Devrimi’nin 100. yıldönümünü vesilesiyle, okuru o ânın ruhuyla hemhal kılmayı amaçlayan bir bölük öyküden oluşuyor. 
Bu öykülerde devrimin ayak seslerini duyan egemenlerin telaşına, ezilenlerin coşkusuna, kimileyin yaşanan hayal kırıklıklarına tanık olacak, yeni bir dünya arayışına ilişkin bu büyük deneyimi edebiyatın gücüyle duyumsayacaksınız. 
Devrimin ateşli yılları, büyük olayları ve renkli karakterleri olanca canlılığıyla bu seçkide okurla buluşuyor… 

¡ Nikolay Tihonov ¡ İvanoviç Kuprin ¡ Maksim Gorki ¡ Aleksandr Neverov¡ Nikolay Semyonoviç Tihonov ¡ Mihail Zoşçenko ¡ Panteleymon Romanov ¡ Mihail Şolohov ¡ Valentin Katayev ¡ Panteleymon Romanov ¡ Mihail A. Bulgakov ¡ Aleksandr Serafimoviç
₺13,50 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil
Dostlar... 
Çalışma ahlâkına karşı öncü isyan hareketinin temellerini oluşturan 
bu sempozyumda, insanın materyalizmden arındırılmasıyla ucuz 
yemek yemenin yolları gibi konuları gündeme getirerek ele alınmasını 
sağlamaya çalışacağım. 
Yaşasın Tüm Ülkelerin Serserileri... 
Yaşasın Yolların Filozofları... 
“Tüm Ülkelerin Serserileri Birleşiniz…” 
Vecdi Çıracıoğlu tek katmanlı bir edebiyatla mücadeleye girişiyor; yeni 
katlar çıkıyor, sonra birden yeraltına dalıyor ve karınca yuvası gibi 
bir roman yaratıyor. Islak kibritle ateş yakabilenlerin, mantarlı şişeyi 
aletsiz açabilenlerin ve yokuş yukarı zikzak çıkabilenlerin toplanacağı 
bir sempozyum ancak böyle bir romanda gerçekleştirilebilirdi. 
Serseri Standartları Sempozyumu yerleşik ütopya anlayışını altüst 
eden, Bilge Serserilerin kendi “yokülke”lerini yarattığı bir “tuhaf 
roman”.
₺29,20 KDV Dahil
₺36,50 KDV Dahil
Zafer Çarşısı’ndaki sohbetlerimizden birinde biraz da biz gençler, 
“kendi kuşağının yaşadığı acı ve zulümleri” yaşamayalım diye onca 
ezaya, cefaya katlanmış olduklarını söylemişti. Sonra benzer sözleri 
mektuplarından birinde gördüm. “Zaten yaptığımız ne ki? Kimsenin 
karnında açlığı, ayağında yalınlığı ve sırtında çıplaklığı kalmasın diye 
ömrümüzden bir parça vermek. Hepsi bu...” 
1927 yılının bir Nisan günü Diyarbekir’in taş evlerinden birinde doğar; 
Siverek’ten, Afyon’dan geçen yolu Ankara’ya dek uzanır. Şiire vurulur, 
onunla var olur. Mahpusta şiiri konuşur, sevdada her daim onun şiiri 
çağırılır. Dostluk, değerbilirlik onun can damarıdır. Şahdamarı da 
yurdu… Ne de olsa “eşkıya kanı” taşır, sevdiğinin dahi saçlarına “kan 
gülleri” takar… 
Sadece Diyabekir’in değil tüm halkının abisidir Ahmed Arif. 
Şeyhmus Diken, Ahmed Arif’in bilinenlerinin yanı sıra dostlarının 
dağarcığında kalmış hatıralarını da dile getirdiği kitabında şairin 
hayatının izini sürüyor, satır aralarında onun sesini işitebileceğimiz bir 
anılar manzumesi sunuyor. 
Hasretinden Prangalar Eskittim’in yayımlanışının 50. yılı anısına, özel 
bir kalemden özel bir kitap...
₺12,40 KDV Dahil
₺15,50 KDV Dahil

“Isabel Mellado’nun romanı; profesyonel bir kemancı ve son derece zeki bir kadının bakış açısından, aile hayatı, aşk ve müzikal dünyasına ilişkin poetik bir bakış açısı sunuyor. Anlatıcının içsel konuşmalarıyla ilerleyen, içerisinde ince psikolojik ayrıntılar serpiştirilmiş, ani şiir patlamaları bulunan, bilgeliğin dokunaklı incileri ile bezenmiş, oldukça eşsiz, yer yer hiciv ve sıklıkla ironik bir mizah içeren, keskin diyaloglarla kısa ve öz yazılmış fantastik bir hikâyeye tanık oluyoruz.”

- Fernando Aramburu -

“Titreşim’in ilk birkaç sayfasını okuduktan ve karakterlerin akıl almaz şeffaflığı ve yaşananların ortaya çıkışındaki güzelliği fark ettikten sonra düşündüğüm şey: Kitabı bitirir bitirmez o dünyayı özleyeceğim.”

- Samanta Schweblin -

₺22,50 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil

Elinizdeki bu çalışma, Türk edebiyatının ‘susturulamayan sesi’ Sabahattin Ali’nin hayatını ana hatlarıyla gösteren bir kronolojiyi, hatırat kitaplarından yansıyan Sabahattin Ali portresini, katledilişiyle ilgili bir basın araştırmasını ve hakkında yazılan kitap, makale vb. malzemenin bibliyografyasını içeriyor.

 

Yakın tarihimizde Sabahattin Ali’nin katli kadar kamuoyundan uzun süre saklanan bir başka katil olayı olmasa gerek. Dönemin iktidarı, Sabahattin Ali’nin ölümü üzerinde tam dokuz ay on gün basına sansür uygulamıştır. Bu hadise için bir fail gösterilmişse de son araştırmalar, karşımızda bir ‘faili meçhul’ bulunduğunu düşündürüyor. O dönemde gerçekleştirilen karartma, bugün de bu cinayetin üzerindeki sis perdesinin tam olarak kalkmasını önlüyor.

 

Yusuf Turan Günaydın’ın kaleminden çıkan bu titiz çalışmanın ölümünden 70 yıl sonra Sabahattin Ali’yi yeniden okuma çabaları için bir katkı olması dileğiyle.

₺13,50 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil

Başta H. P. Lovecraft olmak üzere kendisinden sonraki birçok yazarı etkileyen Arthur Machen, modern korku edebiyatının erken dönem ustalarından biri. Doğaüstü, fantazi ve korku türlerinde verdiği eserlerin arasında en ünlüsü olan Yüce Tanrı Pan da yazıldığı dönemde cesur içeriğiyle büyük yankı uyandıran ve ünü günümüze kadar ulaşan bir başyapıt.

 

Dr. Raymond’ın ruhani dünyaya erişmek için yaptığı “Yüce Tanrı Pan’ı görmek” adlı deneyin sonucunda kentte gizemli olaylar vuku bulmaya başlamıştır. Bu deneyle birlikte Yunan mitolojisinde ormanların ve kırın tanrısı olan yarı keçi yarı insan Pan, hikâyede korkutucu bir figüre dönüşerek, eski çağların dehşetini on dokuzuncu yüzyıla taşır. Machen’ın benzersiz üslubuyla bilim, bir nevi, korkuya hayat verir.

 

“Yazılmış en iyi korku öykülerinden biri. Belki de en iyisi.”

—Stephen King

Ormanın fısıltısı yükseliyor... Yüce Tanrı Pan’a zihnini açmanın vakti geldi.

₺7,50 KDV Dahil
₺10,00 KDV Dahil
Fransız edebiyatının sıradışı kalemi Henri Michaux, 30’lu yılların başlarında gerçekleştirdiği uzak Asya yolculuğunu Asya’da Bir Barbar’da anlatıyor. 

“İki hayal arasındaki gerçek” olarak adlandırdığı bu yolculuk sırasında, yaşamında ilk kez gördüğü topraklardan ve halklardan edindiği izlenimleri kendi gerçeklik süzgecinden geçirerek özümsüyor. Bu halklar ile Batı Avrupa halklarının farkları ve Avrupalıların onların kültürel pratiklerinden öğrenebilecekleri şeyleri iyi niyetli fakat uzlaşmaz bir bakış açısıyla, esprili bir dille anlatıyor. Bir başkasının yolculuğuymuş, bir başkasının keşifleriymiş gibi bir yandan kendisini yabancılaştırarak, bir yandan da Batılı perspektife yabancılaşarak tuttuğu bu yolculuk güncesinde hakim kanıyı alaşağı edip Batı’nın barbarlığını şiirselliği elden bırakmadan vurguluyor. 

Hindistan, Endonezya, Çin ve Japonya topraklarında kaleme aldığı bu güncenin direncine ve kişilikli tarzına bizzat yenik düşen Michaux, okurları etkisi altına alacak metniyle ilk kez Türkçede... 
₺12,00 KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil

KEDER

Kozmosun içinde yıldız tozuyum

Kelebeğin ömründen kısa ömrüm

Ulu dağ başında kara kuzuyum

İskender’in çözemediği düğüm.

Altmış beş yıl yolun neresi eder

Yıllar yılı koza gibi ördüğüm

Keder, keder, yine keder, hep keder

Düğün evinde cenaze gördüğüm.

₺7,50 KDV Dahil
₺10,00 KDV Dahil

LU ’TA

Gözlerin

Yangından kıvılcım kaçıran manik bir bulut

Sana arsızlığımı gündüzlemek yakışır

Çalışsın örs

Kırılsın gürz

Her aşk biraz ayrılık meraklısıdır

₺11,25 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil

“Genazino'nun eserlerinde çağdaş Alman edebiyatındaki hüznün,
melankolinin ve can sıkıntısının en derin hallerinden biri görülür.”

–Svenja Frank-

 

Kıyamet hakkında seminerler vererek hayatını zar zor kazanan elli iki yaşında bir adam ve onun birbirlerinden habersiz iki sevgilisi: Sandra ve Judith. Mükemmel bir Genazino romanı için gereken her şey işte bu kadar...

Yıllar önce başarısız bir evlilik yapan kahramanımız bu iki kadından hangisi ile yaşamak istediğini daha sık düşünmeye başlar ve işler iyice sarpa sarmadan bir karar vermek zorundadır. Sandra ve Judith ikilemini neredeyse bir yazı tura atışıyla çözecek kadar çıkmaza giren isimsiz kahramanımız aynı zamanda yaşam, toplum, aşk, geçmiş gibi konular hakkında ilginç gözlemler yapar, tuhaf işlere kalkışır. Böylece Aşk Aptallığı, kafası karışık bir adamın portresinden ziyade, daha derin bir meseleyi sezdiği halde bunu bir türlü çözemeyen zeki ve hüzünlü bir adamın hikâyesine dönüşür. 

Özden Özberber'in Almanca aslından çevirdiği Aşk Aptallığı ile Genazino, yine bildiğiniz gibi..

 

₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

“Zaman her şeyi silip süpürür.”

Eserleri yirmiden fazla dilde okunan Norveçli yazar Erlend Loe’nun unutulmaz bir modern zaman figürüne dönüşen kahramanı Doppler yuvaya dönüyor. Doppler romanının devamı niteliğindeki Bildiğimiz Dünyanın Sonu ormanın derinliklerinden sistemin derinliklerine uzanıyor: Çemberin içinde duramayanların bütün oyunlardan kovulduğu bir dünyada özgür kalmak mümkün mü?

Ormanın derinliklerinde geçirdiği macera dolu ayların ardından bir ailesi olduğunu hatırlayan Doppler, geyiği Bongo’yu boynuzlu hayvanlar barınağına bırakıp soluğu Oslo’da alır. Kendisini ölesiye özlediklerine inandığı karısına ve çocuklarına kavuşacağı için çok heyecanlıdır ama küçük bir problem vardır: Onca yıllık posta kutusunun üzerinde “Andreas Doppler” değil, “Egil Hegel” yazmaktadır! Dibe vurduğunu düşünür ama aşağılanma nedir, görmemiştir henüz..

Hafiflemiş ve özgür hissediyordu kendini. Gerçekten özgür. Borcu yoktu, işi yoktu, yükümlülükleri yoktu. Sadece kendisi vardı. İyisiyle kötüsüyle. Ve güzel bir geyiği. Vergi dairesinin bisiklet parkına bağladığı Bongo’yu çözdü ve durup üst katlara baktı.

Her yerde toplantılar yapıldığını varsayıyordu; bu toplantılar ki, hem araştırmalar hem de deneyimler sonucu yalnızca yersiz olmakla kalmıyor, doğrudan verimi de baltalıyordu.

Bongo’ya tırmanırken yüzüne bir gülümseme yayıldı. Artık bu hayattan elini eteğini çekiyordu.

₺12,60 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil
Belki bir gün ortak bir yalnızlıkta buluşuruz seninle. Bir vapurun buğulanmış penceresinin kenarında yahut bir otobüsün titrek seyrinde... Dünyanın ne kadar küçük olduğundan ya da havaların artık soğumaya başladığından bahsederiz. Belki bir gecenin nemli karanlığında iki çay içeriz, belki de bir sokakta karşılıklı susarak yürürüz. Bakarak Kız Kulesi’ne, dalgaların ritminde takılı kalırız. Herkesin yaptığı gibi bilmem kaçıncı defa Kız Kulesi’nin hikâyesini anımsarız. Tuhaf bir durum yaşar, neden buradayım, deriz. O an birbirimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ederiz. Zamanın her şeyi nasıl da yok ettiğini daha iyi anlarız. Belki bir gün karşılaşırız ve daha önce hiç karşılaşmamış gibi  geçer gideriz.
₺11,25 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil

Huzurlu ve anaç Bayan Ramsay ile hüzünlü olduğu kadar gülünç de olan Bay Ramsay, çocukları ve misafirleriyle birlikte tatil için Skye Adası'na giderler. Civardaki deniz fenerine yapılacak ziyareti dört gözle bekleyen Ramsay'lerin en küçük oğlu James, havanın bu ziyarete izin vermeyeceğini söyleyen babası tarafından hayal kırıklığına uğrar ve gezi ertelenir. Gezi ancak yıllar sonra, savaşın toplumu, bilhassa Ramsay ailesini kökten değiştirdiği bir dönemde ve farklı koşullar altında mümkün olacaktır.

Virginia Woolf bilinç akışı tekniğini başarılı bir biçimde kullandığı Deniz Feneri adlı eseriyle, okuyucuyu, karakterlerin iç dünyasında esrarengiz bir yolculuğa çıkarır. Ayrıca Woolf, kadın ve erkek arasındaki çatışmaları ve aile hayatının gerilimlerini, kendi hayatında tanık olduğu hayal kırıklıklarıyla ve acılarla çarpıcı ve etkili bir bağ kurarak irdeler. Yazarın kendi yaşamından da izler taşıyan bu eser insanın değişime nasıl ayak uydurduğunu, onu nasıl karşıladığını çarpıcı bir şekilde ortaya koyar.

₺11,25 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil

Kay Donovan, sırtında taşıdığı geçmişini arkasında bırakıp kendine yeni bir hayat kurma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir. Geçmiş geçmişte kalmış, yeni bir Kay yaratmayı başarmıştır. Şimdi o, en yakın arkadaşlarıyla beraber, yatılı okuduğu kolejin popüler kızları arasında yer alan bir futbol yıldızıdır.

Ancak okuldaki öğrencilerden birinin ölümü, Kay’in özenle inşa ettiği yeni hayatında büyük sarsıntılara yol açacaktır. Başta intihar gibi görünen olay, bir cinayet soruşturmasına dönüşür. Artık Kay bu cinayet soruşturmasının kesişme noktasındadır. Üstelik o ve arkadaşlarından intikam almak amacıyla kurulduğu anlaşılan bir internet sitesi işleri daha da karıştırır. Kay kuşkusuz hayata tutunmak için elinden gelen her şeyi yapacaktır. Fakat onca yalanın ardından, gerçeklerin peşinden koşmak hiç de kolay olmayacaktır.

₺21,00 KDV Dahil
₺28,00 KDV Dahil

Sophıa

Beyni hesap makinesi kadar hızlı çalışan gerçek bir dâhi. ama dâhi olmak, hayatın sıradan sorunlarıyla başa çıkmasına yetmiyor. nasıl yapıldığını çözdüğü ama kim tarafından yapıldığını çözemediği tatlı sürprizler, kafasındaki tüm formülleri işe yaramaz hale getiriyor.

Joshua

Bütün zamanını sihirbazlık numaralarıyla ve sophia’nın kalbini nasıl kazanacağına dair planlar yaparak geçiriyor. en büyük numarası felaketle sonuçlanınca, bir dâhiyi kendine nasıl aşık edeceğinin formülünü aramaya başlıyor.

sihirbazlıkta olduğu gibi, aşkta da zamanlama her şeydir.

“bu iki dışlanmış dâhinin dayanılmaz çekimleri çok zekice, komik ve sihirli.”

Lawrence Leung -

“sophıa ve joshua’nın hikâyesi beyninize ve kalbinize kazınacak.”

Wıll Kostakıs -

₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil

Mary Wollstonecraft Shelley, bilimkurgunun başlangıcı sayılan Frankenstein’ı, iki yüzyıl önce yazmaya başladığında henüz 18 yaşındaydı. O günden beri, ceset parçalarından diriltilmiş bir ucubenin hikâyesini anlatan roman, kanımızı dondurmaya devam ediyor.

Genç bilim insanı Victor Frankenstein yarattığı dev varlık dünyaya gözünü açtığında, ondan iğrenir ve kaçar. Başıboş kalan bu yaratık önceleri saf iyilikle doluyken, karşılaştığı tüm insanların nefretine maruz kalınca yaratıcısından intikam almaya karar verir. Frankenstein, çirkinlikten değil sevgisizlikten canavarlaştığımızı ve yarattığımız kötülükle yüzleşmekten kaçtıkça kötülüğün büyüdüğünü anlatan “lanetli” bir başyapıt. “Habisliğimin nedeni perişanlığım. Tüm insanlık benden nefret etmiyor mu? Benden tiksinmiyor mu? Yaratıcım olan sen bile beni paramparça etsen sevinirsin; bunu aklından çıkarma. Şimdi söyle bana, insanın benden esirgediği acımayı ben niye insana göstereyim? Beni, elinin emeğini, buzlardaki o yarıklardan birine atıp yok edebilsen buna cinayet demezsin. Peki, beni lanetleyen insana saygı mı göstermeliyim o zaman? Hâlbuki karşılıklı bir sevgiyi paylaşsak, ona zarar vermek şöyle dursun, hoşgörüsünün karşılığında şükran dolu gözyaşlarıyla emrine amade olurdum.Fakat böyle bir şey olanaksız. Yine de çaresiz bir köle gibi boyun eğmeyeceğim.

Çektiğim acıların bedelini ödeteceğim. Sevgi uyandıramıyorsam korku uyandıracağım.”

₺22,50 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil
Deniz Gezmiş, Cihan Alptekin’i nasıl kızdırırdı? Deniz, İTÜ seçimlerinde 
yaşanan kavgaya neden karşı çıktı? Deniz’in “Beni onun yanına gömün” 
dediği devrimci kimdi? 
Mihri Belli’yi hapishaneden kaçırma 
planını kim yaptı? 
Efsane örgüt: DÖB. THKP-C’nin beş kişilik eylem timinde kimler vardı? Mahir Çayan, büyük firardan önce ne yaptı? 
Kafasına kurşun sıkılarak öldürülen Teğmen. Bilinmeyen İbrahim Kaypakkaya. Yayımlanmamış bir Hasan Yalçın yazısı. 
Türk Solu’nun ve Dev-Genç’in adını 
kim koydu? 
“Maceracılığa karşı” bir banka soyguncusu! 
68, TSK’ye nasıl yansıdı? 68’in 
delikanlı kızları! 
Hikmet Çiçek, Devrimci Portreler’de bunları anlatıyor. 68’in 50. yılında o devrimci portreler, erdemli yaşamları ve mücadeleleriyle bize örnek 
olmaya devam ediyorlar.
₺22,50 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil
Her yıl onlarca kişi gemilerde kayboluyor. Üstelik arkalarında bir iz bile bırakmadan. Onlar Yolcu 23'ler. Bu da onların hikâyesi. 

Burada kim olduğunuzun, kaç yaşında olduğunuzun bir önemi yok. 

Eğer çok kötü bir şey yaptıysanız sıradaki Yolcu 23 siz olabilirsiniz. 

Gemiye hoş geldiniz. 

Polis ve psikolog olan Martin Schwartz, beş yıl önce karısını ve oğlunu kaybetmiştir. Bu üzücü olay, onların Sultan of the Seas adlı yolcu gemisindeki seyahatlerinde gerçekleşmiş ancak kimse Martin'in ailesinin ölümü hakkında ona net bilgi verememiştir. 

Hayatındaki en önemli insanları kaybettikten sonra Martin büyük bir psikolojik yıkıma uğrar. Gizli polis olarak çalıştığı her davaya gözü kara bir şekilde dalıp kendini uyuşturmaya, acısını bir nebze de olsa unutmaya çalışır. Ummadığı bir anda, kendisini gerilim yazarı olarak tanıtan yaşlı bir kadından telefon alır. Kadın ona Sultan of the Seas gemisine mutlaka binmesi gerektiğini, orada ailesinin başına gelenleri aydınlatacak ipuçlarının olduğunu söyler. Aslında Martin o gemiye binip acı dolu geçmişiyle yüzleşmekten korksa da merakına yenik düşer ve yine aynı gemide kaybolmuş küçük bir kızın, elinde kendi oğluna ait bir oyuncak ayıyla ortaya çıktığını öğrenir. 

“Sinirleri zayıf olanlara hiç uygun değil!” 

-Südhessen Wochenblatt 

“Yolcu 23'ün güvertesine davetlisiniz. Ancak sizi uyarayım: Sadece cesur olanlar bu okuma yolculuğunu tamamlayabilir.” 

“Bu kitap sessiz, sakin yerlerde yaşamayanlar ve kolay kolay korkmayanlar için uygun. Fitzek'in romanlarını okumak için akşamları televizyonu kapatmaya değer. Onun kitapları, ekranlardaki birçok programdan çok daha iyi.” 

-Maren Keller 

“Derin sularda geçen sarsıcı bir psikolojik gerilim romanı. Sebastian Fitzek yalnızca gerçekliğin değil, hayal gücünün de sınırlarının dışına çıkmış.” 

- Christine Brand 

“Fitzek, Almanya'nın en sevilen ve çoksatan yazarlarından biri. Aynı zamanda da kalemi en güçlü ve yetenekli psikolojik gerilim yazarlarından. İnsanın tüylerini en çok ürperten yazar olduğunu da unutmamalı.” 

“Fitzek bu kitabında okuyucularını bir gemiyle seyahate çıkarıyor. Bu seyahatte ne dinlenmek ne de derin suların keyfini çıkarmak mümkün. Elinizden düşürmeyeceksiniz.” 

“Fitzek'in gerilim romanı Yolcu 23 her an tüylerinizi diken diken ettirecek bir hikâye sunuyor.” 

-Lausitzer Rundschau
₺30,72 KDV Dahil
₺39,90 KDV Dahil

Gitti...

Sadece ben değil bütün dünya bakakaldı sanki ardından, bütün sesleri sustu yeryüzünün, gülümsemelerin yerini asık suratlar aldı, akşam ezanıyla dönmedi çocuklar evlerine, Hanife hanım teyze kesmedi bahçesine kaçan topu, sabah namazına kalkmadı dedem, sis değil leblebi tozu çöktü üstümüze, nefes almak öksürtüyordu artık.

Gitti.

Yutkunamadım bile, gözlerim yaş dolmadı, dilim dönmedi, adını mırıldanamadım, kalp ritmim bozulmadı.

Bir rüzgar esti ve sara nöbetine tutulmuş gibi kesik kesik çırpındı yapraklar.

O gitti ve durdu zaman.

Yeryüzü, ben ve bütün çocuklar, leblebi tozu kadar ölümsüzdük o an.

₺13,50 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil

İrlandalı yazar Bram Stoker’ın üzerinde yedi yıl çalışıp 1897 yılında yayımladığı Dracula, gerilim ve korku edebiyatında bir başyapıttır.

Roman, İngiliz avukat Jonathan Harker’ın Transilvanya’daki Kont Dracula Şatosuna gidişiyle başlar. Kont’un Londra’da satın aldığı evle ilgili işlemleri halletmeye çalışan Harker, kısa bir süre sonra kendini bir dizi korkunç olayın içinde bulacaktır. Yeni bir kan bulmak ve ölümsüzlüğün lanetini yaymak amacıyla İngiltere’ye ulaşmak isteyen Dracula’nın karşısına bunu engellemek isteyen bir grup genç çıkacaktır. Profesör Van Helsing’in şehri ve insanlığı bu lanetten kurtarmak isteyen gençlere yardımıyla, önce Londra sokaklarında sonra ise denizde bir kovalamaca başlar. Vampir olarak bilinen kurgusal karakteri dünyaya tanıtan Dracula, doğaüstü çekiciliği sayesinde birçok dizi, film ve sahne uyarlamalarına referans olmuştur ve bir asırdan fazla zamandır okuyucuyu büyülemeye devam etmektedir.

₺18,00 KDV Dahil
₺24,00 KDV Dahil

“Kim bilir,

Bizim ardımıza hangi sözleri savuşturacaklar,

Duyacağımızdan bile emin olmadan!

Kimler neleri harf kalıplarına uyduracakta,

Diğerlerinin sessizliğini kıracak.

En az yağmuru bilen yanakların sahibi başlatacak belki de

Konuşulmamasını bildiği halde.

“Ne uyumsuz bir ikiliydi” diyecek,

Sanki bir olmak için aynı olmak şartmış gibi.

Biri ak, diğeri maviydi diyecek onun yanındaki,

Renklerin bir önemi varmış gibi,

İkimizde renk körü değilmişiz gibi.

Sonra bizi en çok tanıyan sırılsıklam olmuş yanaklarını silecek

Bu ölü konuşmaya can vermek istercesine kaldıracak başını eğdiği duadan

Öyleydiler diyecek ve eklicek

İki cihan bir araya gelse anlaşamazlardı.

Fakat gelin görün ki

İki cihanda da ayrı kalamadılar.

Selam olsun,

Son vedası için bana geldiğinde

Son yolculuğuma eşlik edecek kişiye.

₺48,75 KDV Dahil
₺65,00 KDV Dahil

Lenore, kırsalda babasına bakarak geçirdiği sessiz sakin hayatından son derece memnundur ve evlenmek gibi bir niyeti yoktur. Göz önünde olmamayı tercih ederek çevresine karşı ilgisiz kalmaya çalışır. Ama boşuna!

Her ne kadar Lenore kendini garip gözlüklerinin ve umursamadan topladığı saçlarının arkasına saklasa da muhteşem güzelliğini kapatamaz. Kadınlar konusunda kötü bir şöhrete sahip olan karşı konulmaz Eversleigh Dükü Jason onu fark eder.

Lenore’un gizlediği gerçek benliğini gören Jason, onun kalbini yumuşatmaya kararlıdır ve bu yüzden ona karşı beslediği duygularında oldukça ısrarcı davranır.

Yazdığı tarihi aşk romanlarıyla New York Times, Publishers Weekly, Wall Street Journal, USA Today’de en çok satan kitaplar listesinde yer alan Stephanie Laurens eşi ve iki kızı ile birlikte Avustralya’da yaşamaktadır.

₺20,63 KDV Dahil
₺27,50 KDV Dahil

“Eğer sen, sevgili okur, arada sırada birçok olaya içinden gelerek gülümsediysen ne mutlu; demek ki sen bu sayfaların yazarının arzu ettiği ruh hali içindeydin ve böylece birçok bakımdan onu mazur görebilirsin!”

E.T.A. Hoffmann’ın ilk olarak 1819’da yayımlanan bu masalı, Aydınlanma’nın “ithal” edildiği ve akabinde şiirin yasaklanıp perilerin  sınır dışı edildiği, masalların hor görüldüğü bir diyarı anlatıyor. Ülkede kalabilen tek peri Rosabelverde günlerden bir gün ormanda sırtında küçük oğlunu taşıyan bir köylü kadınla karşılaşır. Köylü kadının oğlu Zaches, sevimsiz, kötü huylu, çirkin ve annesinin bile tahammül edemediği bir hilkat garibesidir. Peri, merhamet duyduğu oğlana bir tılsım bahşeder: Bundan böyle, bu tuhaf yaratık kendisine bakan insanlar tarafından dünya güzeli ve akıllı bir insan olarak görülecektir. Küçük Zaches, büyüyüp muhteşem Zinnober olarak başarı merdivenlerini birer birer tırmanır, olaylar gelişir...

Alman edebiyatının klasikleri arasında yerini alan Küçük Zaches Namıdiğer Zinnober, gerçeklik ile masalsılığın usta bir dengeyle harmanlandığı, Aydınlanmacı akla yönelik kimi zaman körlüğe varan tutkunun satirik bir üslupla eleştirildiği bir başyapıt.

₺10,85 KDV Dahil
₺15,50 KDV Dahil
Denemelerine Kaşıkçı Elması gözüyle bakan ve her denemesinde rozası altın değerinde yeni Kaşıkçı’lar türetmeye çalışan Salâh Birsel, sanatı ve sanatçıları yaşamöyküleriyle ele alarak okurlarını merak dolu bir yolculuğa çıkarıyor. 
 
Bir Zavallı Sarı At, caz sanatçısı ve saksofon virtüözü Charlie Parker’dan intiharını anbean kaydeden Beşir Fuat’a; Virginia Woolf’tan James Joyce’a ve Henry Miller’a dek pek çok kişinin hayatından çeşitli kesitleri bir araya getiriyor. Kusursuz üslubuyla müziğin şehirle, sinemanın edebiyatla buluştuğu satırlar kaleme alan Birsel, kimsenin bilmediği bir Beyoğlu defterini de okurlarına açıyor. 
 
 “Bu anlattıklarımız çığlık kuşlarıdır.” 
₺12,00 KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil
Dünya edebiyatının en yetkin ve üretken kalemlerinden Fernando Pessoa’nın bir dergide sessiz sedasız yayınladığı tek anlatısı olan Anarşist Banker, Pessoa evreninin tüm dünya dillerinde köşe taşlarından biridir. 
 
Antikçağ felsefesine özgü diyalog yöntemiyle sofizmin ve paradoksların gücünü maharetle kullanan, keskin bir retorik sergileyen mizah yüklü bu metin, kışkırtıcı paradokslarla ve abese varan akıl yürütmelerle zihnin sınırlarını zorlar. Bir yandan hâlâ içinde yaşamakta olduğumuz burjuva toplumun ikiyüzlülüğüne ve yalanlarına, paranın ve gücün tahakkümüne, diğer yandan ise bu düzeni yıkma iddiasındaki düşünce ve hareketlerin benzer bir tahakkümü yeniden örgütleme potansiyeline edebiyatın sınırları içinde ışık tutar.  
 
Anarşist Banker, ustalıklı diyaloglar ve leziz görüş alışverişleriyle dokunmuş, berrak ve akıcı, yayınlandığı dönemden ziyade günümüzde ses getirecek türden, infilak gücü yüksek, yakıcı ve zihin açıcı bir metin.
₺9,00 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil

Labirent ve Açlık Oyunları bu sarsıcı seride buluşuyor!

“Labirent ve Kuralsız serilerinin hayranları için mükemmel bir tercih.”

-VOYA

“Bu kitapta bir sürü şaşırtıcı şey oluyor. Macera seven herkese tavsiye!”

-Bookworks

Her gece aynıydı, rüyalarımda tenis sahasının altındaki sığınağa zincirlenmiş çocukları görüyordum. Unutamıyordum.

Bu zaten kötü bir anıydı ve rüyalarım bunu sadece daha kötü hale getiriyordu. Özgürlük Kampı’na geri dönmeli ve tüm tutsakları kurtarmalıydık.

Daha Aşağılar’ın ve Kız Kardeşler’in hâlâ kamplarda tutulduğunu bilirken Kitap, Hope ve Kedi özgür yaşamlarına devam edemezler. Ancak düşmanlar gölgeler içinde gizlenirken bir kurtarma görevini hayata geçirmek de hiç kolay değildir. Beklenmedik müttefiklerin ortaya çıkışı her şeyi değiştirir ama bunun da bir bedeli vardır…

Peki ölüme doğru yol alan arkadaşlarını kurtarmak için ne kadar ileri gideceklerdir?

₺22,50 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil

Bazen çok yaşlı bir insanın yüzündeki çizgilerden yola çıkarak, o insanın yüzündeki takvimi, yaşadığı yılları görmeye çalışırım.”

Toplumcu-gerçekçi edebiyatımızın usta ismi Osman Şahin’den öğretici ve tadına doyulmaz denemeler… Yaşar Kemal’den Yılmaz Güney’e, Muzaffer İzgü’den Orhan Kemal’e, Talip Apaydın’dan Tahsin Yücel’e açılan yelpazede eşsiz bir portreler galerisi oluşturan Şahin, edebiyatın ve sinemanın verimli topraklarında renkli bir yolculuğa çıkıyor bu kitabında.

Çanakkale Savaşı ya da Köy Enstitüleri gerçeği, bir cezaevinden diğerine nakil serüveni ya da Anadolu söylenceleri üzerine, sıcak, samimi, yalın ve unutulmayacak bir toplam içeriyor Kan Köpüklü Meşe Seliyim.

“Bir yazarın doğayı psikolojiyi, felsefeyi, folkloru, renkleri, müziği iyi bilmesi ve alçakgönüllü olması gerekiyor. Ben toplumcu, gerçekçi öykü anlayışından yanayım. Eleştirel öyküler yazıyorum. Yeryüzündeki sömürü ve emperyalist tehlike devam ederken, toplumun sorunlarından kaçarak, post-modern edebiyat anlayışları gibi, sözcüğü çürüten anlayışlara sığınamam.”

₺10,50 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil

Refik Durbaş Edebiyat Anılarda Yaşar’da edebiyatın hazine sandığını açıyor. İnce Memed’den Bekçi Murtaza’ya roman kahramanları; Ahmet Mithat’tan Yaşar Kemal’e, Tevfik Fikret’ten Can Yücel’e yazarlar, şairler Cağaloğlu kaldırımlarında arz-ı endam edip aşk, tütün, alkol, yoksulluk, hüzün ve her şeye rağmen yaşama sevinci kokan hikâyelerini anlatıyorlar. 

“Can Yücel, BBC’nin Türkçe Yayınlar Bölümü’nde spikerlik yapacaktır. Spikerlik, Nâzım Hikmet’in ölümüne kadar sürer.3 Haziran 1963’te Nâzım’ın ölümünü BBC’de okumak ona nasip olacaktır. Ve Nâzım’dan ayrılmanın acısını sunturlu bir küfürle süslediğinden o an işine son verilecektir BBC’de.”

₺18,00 KDV Dahil
₺24,00 KDV Dahil
Elçin Kafa romanında kendine has, etkileyici üslubuyla bir cephesiyle masal diyarı, diğer yanıyla romantizme büsbütün uzak gerçeklerin ve kanlı olayların ülkesi Güney Kafkasya’da 1800’lerde Rusya’nın da dahil olduğu çatışmaları ve tarihi olayları ele alıyor. Bunu yaparken de başköşeye “Elçince” ahlaki sorunları yerleştiriyor: İyilik ve kötülük, cefa ve merhamet, bireyin devletle ilişkisi, insanın davranış ve sözlerinden sorumluluğu, anlaşmazlıkların, çekişmelerin yol açtığı dramlar. Elinizdeki roman tarihi bir belgeselden ziyade keskin, kusursuz bir felsefi eser.
₺11,20 KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil
< 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 ... 33 >