Bir trapez sanatçısı -çok iyi bilinir ki; çalışmaları büyük varyete tiyatrolarına ait kubbelerin yükseklerinde yapılan bu sanat, insanoğlu tarafından en zor kazanılan sanatlardandır- trapeze her çıkışında aynı cesareti gösterebilmek için, önce mükemmellik adına bir çaba, sonraları ise zorba bir alışkanlık olarak, hayatını bütün gün ve gece boyunca trapez üzerinde kalabilecek şekilde düzenlemişti. Zaten son derece ikincil olan bütün ihtiyaçları da onu aşağıdan seyrederek nöbetleşe çalışan ve gerekli olan her şeyi yukarıya gönderip almak için yapılmış özel bir kutu kullanan yardımcılar tarafından karşılanırdı.
₺10,50 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil

Ölüm mü zaman mı, hangisi bizim büyük gizemimiz?

22. yüzyılda bir İçişleri müfettişi Soğuk İstasyon’da iki bilim adamının intiharını araştırmak üzere Ennoia Oteli’ne gelir. Müfettiş, koridorlarda insanlarla konuşan bu garip otelde farklı zaman boyutlarında farklı insanlarla karşılaşacak, intiharların gizemine zamanın, mekânın, düş ile gerçeğin o çözülemez gizemi de karışacaktır. Ennoia’da, “Yarının ve dünün asla olmadığı ebedi bir bugün”de sıkışıp kalan insanlar, farklı zaman boyutlarında edebiyat metinleri aracılığıyla haberleşmektedir.

Mehmet Açar’dan mekân, zaman, varoluş ve metinler üzerine düşünmeye çağıran, klasikleşmiş bir bilimkurgu Siyah Hatıralar Denizi.

₺22,92 KDV Dahil
₺30,56 KDV Dahil

Kendi Dalında küs bir çiçeği sevemezsin…

₺9,67 KDV Dahil
₺12,90 KDV Dahil

‘’Mecnunum Leylâmı Gördüm’’ adlı eserin Âşık Veysel ve İbrahim tarafından 1936 yılında plağa okunmasının ardından, güftesinin ve bestesinin kime ait olduğu sürekli sorgulandı. Âşık Veysel eserin kendine ait olmadığını o günlerde hemen açıkladı. Âşık Ali İzzet Özkan ise eserin kendisine ait olduğunu iddia etti.

Kamuoyunda seksen yıldan fazla süren bu tartışma, sonunda mahkeme salonlarına taşındı. Süleyman Şenel çok titiz bir çalışmayla konunun bütün detaylarını gözler önüne seriyor.

Konunun ilgilileri,uzmanları ve hukukçular için olduğu kadar kamuoyu için de bilgilendirici olacağını düşündüğümüz bu kaynak eserin telif davaları için de aydınlatıcı olacağına inanıyoruz

₺21,00 KDV Dahil
₺28,00 KDV Dahil

Sevgili gelecekteki sevgilim,

Sana bu mektubu mümkün olduğu kadar uzun tutmak istiyorum. Çünkü bu bizim seninle ilk ve tek gerçek irtibatımız ve bittiğinde, tanışana dek bir daha böyle konuşamayacağız seninle. Seni şimdiden özledim. Seni beklemek çok zor olacak. Bu sohbetten sonra hele, çok daha zor olacak seni beklemek. Bununla nasıl baş edeceğim, hiçbir fikrim yok. Hemen hemen her konuda iyi-kötü bir fikrim var ama bu konuda yok.

Sevgili gelecekteki sevgilim,

Her kimsen işte, fazla bekletme çünkü vaktimiz daralıyor. Ben bir daha bu yaşta olmayacağım ve bu yaşın da sensiz geçmesi yine gücüme gidecek. Her ne yapmaktaysan şu an, bir an evvel bitir işlerini ve beni bul. Akşamın her bir tonunu sana göstermek istiyorum. İyi ki renkler sonsuz...

₺10,42 KDV Dahil
₺13,89 KDV Dahil
Dünyanın doğal oluşumuna, olaylarına hükmettiklerine ve kutsallıklarına inanılan tanrılar ve tanrıçalara tapınım, pagan dinlerinin temelini oluşturdu. Uzakdoğu toplumları, bilge kişilerin, guruların rehberliğinde mistik ahlak ve felsefi derinliği olan inançlar geliştirdi. Daha sonra, evrenin oluşumunda yer alan tek tanrı inancıyla göksel (semavi) dinler; Musevilik, Hristiyanlık, Müslümanlık dinleri doğdu. Bu kitapta da ilk inançlardan günümüze dek toplumların inşa ettikleri dini inançlarına hizmet eden anıt-yapıtlarla İslam ülkelerinin yaşam ve kültür düzeyleri paralelinde geliştirdikleri mimarlık yapıtları seküler bir bakış açısıyla mercek altına alındı.
₺11,17 KDV Dahil
₺14,90 KDV Dahil

Bir Kaplumbağanın Bir Sincabın Boynunu Isırması fena bir kitap. Sincabın neşesi ve akışı var içinde; olaylarla ağaçtan ağaca sürüklenmenin tadı da var. Sonra sertlik, boyunda beklenmedik bir yerden gelen bir ısırık var. Boğuk bir melankoli. Sürekli bir sevişme bahsi. Kentsel dönüşümden yeni göç dalgalarına, gözaltılardan Hrant Dink'in öldürülmesine toplumsal olaylar; derken iki eski arkadaşın ilk kez sevişmeyi başarma mücadelesi. Bazen klasik kısa öykünün rafine bir örneği, bazen bambaşka imkânlarla paslaşan yenilikçi formlar.
₺10,50 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil

Edebiyatımızın özgün kalemlerinden Salâh Birsel hiciv sanatının en başarılı örneklerinden birini sunuyor. Dört Köşeli Üçgen, mekânın; birey algısı bakımından kırılarak yeniden yorumlanışı, belleğin ritimlerine karşı çıkış, ahlak totaliterliğine tepki olarak koyulan birkaç karışlık mesafe...

"Değil"lerin dünyasına hoş geldiniz.

"Ben bir gözlemciyim, uluslararası bir gözlemci.
Gece uyurken bile gözlemcilik görevimi elden bırakmam.
Gazinoda oturanlar, işportacılar, memurlar, müdürler, satınalma kurulu üyeleri, şoförler, karaborsacılar, önemli derneklerin genelyazmanları, orospular, hırsızlar, aydınlar hep benim gözlemim altındadır.
Ben, bu gözlemciliğe, çalıştığım Tütün Yaprakevi'nin deposunda alıştım.
İşimin, günün yirmi dört saatinde etrafı kolaçan etmek olması beni, ister istemez, kimi gerçeklere varmağa, gerçeklerin öteki yanlarını, üçüncü yanını, dördüncü yanını, beşinci, on beşinci, otuz beşinci yanını görmeğe götürüyordu.
Benim bu görevimi çokları anlamamıştır.
Gözlem gücümü depodaki işlere açık tutuşumun, tütünlerin havalandırılması gerektiğini şeflerime haber verişimin özel bir anlamı olduğuna kulak asmayanlar:
Ulan, şuna açıkça bekçiyim desene, diye bana çıkışmışlardır."
₺12,00 KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil
İlkgençlik yıllarımdan bu yana hemen hep geceleri yazdım. İlkin, İkinci Dünya Savaşı nedeniyle yaşanan karartma gecelerinde camlara yapıştırılmış ışık geçirmez lâcivert yağlı kâğıtlarda kederli, esrarengiz hayaller göre göre. Televizyonsuz zamanların iççekim filmleri. Gaz lambalarının –daha sonraları gecelerin kâtibi unvanını verdiğim idâre lambalarının– solgun ışığına teşekkürlerle yazdım. Hastaları, yaşlıları, çocukları, hayal ve umutları bekleyerek ağır ağır olanı biteni kayda geçiren geceler kâtibine saygıyla... 

Adalet Ağaoğlu’nun Karşılaşmalar dizisi, Öyle Kargaşada Böyle Karşılaşmalar ile sürüyor. Kendi deyişiyle “trafik saldırısı”nda ölümle de karşılaşan yazarın değinilerini okuyoruz bu kez. Sayfalar arasında farklı dillerle ve Esperanto’yla da karşılaşıyoruz; Kuntay’ın Üç İstanbul ve Tanpınar’ın Mahur Beste’si için Ağaoğlu’nun kurduğu düşsel, muazzam müzelerle de; hayalindeki filmin sinopsisi ve okuduğu kitaplardan altını çizdiği satırlarla da… Adalet Ağaoğlu, her zamanki gibi, yaptığı minik sürprizlerle karşı karşıya bırakıyor yine okurunu.
₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
Tanrı öldürmeyi değil, sevmeyi ve hayatı sürdürmeyi ister. 

Belçika’nın sessiz sedasız kenti Charleroi’da bombalar art arda patlıyor. Ölü ve yaralılar var. Eylemler Tanrı adına, din adına gerçekleştiriliyor. Yerel gazetede stajyerlik yapan kimsesiz Augustin, olayların ortasında kalıyor. Bir yandan asıl suçluyu bulmak için kendi soruşturmasını yürütüyor, bir yandan masum bir çocuğun nasıl teröriste dönüştüğüne şahitlik ediyor. Tüm bunları yapabilmesine yardım eden çok özel bir yeteneği var: İnsanların yüzlerinin ötesindekileri,etraflarında dolaşıp onları iyiye ve kötüye yönlendiren meleklerini ya da şeytanlarını görüyor.
₺27,08 KDV Dahil
₺36,11 KDV Dahil

“...bütün Latin şiirlerinin temelinde düzyazı kuralları yatıyor. Hani, şiir düzyazıya çevrilmez diye bir söz vardır, bu söz Latin şiirlerine uygulanamaz. Bir Latin ozanına, şiiri tanımla deseniz, ‘Tartıya vurulmuş düzyazıdır.’ diye cevap verebilir. Bunu bir eksiklik ya da kusur olduğu için değil, belki de bir üstünlük olduğu için belirtiyorum. Düzyazının, tartıya vurulur vurulmaz, bir nitelik değişimine uğrayarak şiir oluvermesi şaşırtıcıdır. Gizlisi saklısı olmayan, gözümüzün önünde geçen bir büyü bu.”

- Oktay Rifat -

“Günahtır alınyazısını kurcalamak,

Yıldız fallarına güvenmek, Lekonoe;

Başa ne gelirse katlanmak, en iyisi.

Kayaları kemiriyor Tiren denizi;

Belki yeryüzünde bu sonuncu kışımız,

Belki yaşanacak yıllar var önümüzde;

Bilgeliği elden komamak, en iyisi.

Mademki sonumuz ölüm, şarabını süz,

Uzak umutlara bel bağlamaya gelmez;

Konuşurken bile ömürden eksiliyor,

İnan ki gününü gün etmek, en iyisi.”

- Horatius, “Alınyazısı” (K, I-XI) -

₺5,56 KDV Dahil
₺7,41 KDV Dahil

2005 Necatigil Şiir Ödülü sahibi Betül Tarıman, şiirlerinden sonra bu kez öyküleri ile karşımızda.

Rıza Bıyık’ta, kendine ve dünyaya göçebe olduğunu fısıldayan, eşyanın eski yüzünü, ansızın bastıran yağmuru, insanların telaşlı hallerini, kara bıyıklarıyla bilinen bir babanın varlığını hayatın bir yerine mühürleyip bırakan anlatıcının öykülerine kulak veriyoruz.

Gündelik hayatın ayrıntılarında canlanan bir duygunun peşi sıra, insana özgü bir kısırdöngüyü kırmak isteğiyle konuşan kısa öyküler.

“Annecik uzun uzun camdan dışarıya baktı. Evleneli beri eşyaları oradan buraya, buradan oraya taşımaktan ağzı burnu çarpılmış. Ha¬bire ekmek, çorba, kuru fasulye yiye içe, memeli göbekli, kocacığı hoş tutacağım diye... Allahsız gözü hep dışarıda. Evi temizlese ne temizle¬mese ne, varsın bok götürsün, içine ettiğimin evi. Yere çorba dökülmüş. Kalsın. Bardak kırılmış. Kalsın. Yerde kitaplar kalsın, vitrinin camı kırılmış, saçlarının boyası gelmiş, kalsın. ‘Kala kala olduğum yerde kaldım.’ dedi. Ansızın canavara dönüştü. Kaç kez geçtiği kendinden, bu kez de bağırarak geçti. Bekledi, hiçbir şeyi bekledi.”

₺6,25 KDV Dahil
₺8,33 KDV Dahil

Kocasının işi nedeniyle, Cece Solarin, üç çocuğuyla birlikte yeniden başlamaya hazır bir şekilde Brighton'a gider.

Üç hafta önce, çok popüler bir ebeveyn olan Yvonne, Cece’nin çocuklarını istemediği hâlde kaydettirmek zorunda kaldığı okulun bahçesinde neredeyse öldürülüyordu.

Ebeveynler çok uçuk göründüğünden arkadaş edinme konusunda endişeli olan Cece, çocuk güvenliği konusunda da endişeye sahipti. Şans eseri, onu hoş karşılayan ve yeni hayatıyla ilgili güven veren üç farklı okul annesiyle tanıştı; Maxie, Anaya ve Hazel.

Tabii ki bu polisin yeni arkadaşlarından birinin Yvonne’u öldürmeye çalıştığına inanmasına kadar sürdü. Cece, arkadaşlarıyla birlikte casusluk yapmak konusunda isteksiz fakat gerçekleri keşfetmek ve yeni bir girişimde bulunmadan önce katili yakalamak konusunda kararlıydı.

₺26,25 KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil
Uçsuz bucaksız ovada yalnızlık yoldaşın olmuştu. Dost maskesi altında kim bilir kaçıncı defa sınanıyordun! Doğruların vardı senin kişilere, zamana, mekâna göre değişmeyen. İnsanları kendinle ayarlardın. En çok bu yüzden sevmezlerdi seni; bu yüzden sözünü değersizleştirmeye, ayak oyunlarıyla gözden düşürmeye çalışırlardı. Ne olurdu koridorlarda ayna gibi dolaşıp varlığınla onların küçücük dünyalarını yerle bir etmeseydin! Donuk bakışlarında nelerin saklı olduğunu kim bilebilirdi ki? Aynı mekânda, aynı havayı solumak birbirini anlamak için yeterli miydi? Bilimden arta kalan o geniş zamanlarda kapalı kapılar ardında senden söz açılırdı. “O tuhaf adam mı?” diye yüzlerinde muzip bir tebessüm belirirdi. Ahmaklığından dem vurularak ayağına gelen fırsatları geri teptiğine gülünürdü. Kafanı kitaplardan kaldırmaman, edebiyattan başka konularda konuşmaman hatta çoğu zaman suskunluğa gömülmen dert olurdu arkadaşlarına. Senin durumunda olmadıkları için şükrederlerdi hâllerine. Bu nasıl dünyaydı böyle?
₺11,25 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil

Sihir, kara büyü ve kayıp ruhlar… Ürpertici sırlarıyla Savannah’da sıradan bir gün.

Bilmeyenler Savannah’nın sadece aydınlık yüzünü ve kibar sakinlerini görebilir. Fakat şehri tanıyanlar sömürge döneminden kalma binaların ve huzurlu kasaba sevimliliğinin ötesini; cadıların saygı gördüğü, büyüden korkulan ve ruhların kopup gidemediği yüzünü de bilir. Mercy Taylor ülkenin en güçlü cadı ailelerinden birinin üyesi olduğu için Savannah’nın bu doğaüstü tarafının gayet farkındadır.

Fakat yeterince güçlü değildir.

Kendine has bir büyü olmayan, yetenekli ve karizmatik ikizinin gölgesindeki Mercy halinden memnun büyümüştür. Fakat Taylor ailesinin reisi öldükten sonra gerçekleşen bir dizi talihsiz olay sonunda kendisini, aileyi kökünden sarsacak bir gizemin ortasında bulur… hem de Savannah’nın mistik temellerini sarsma gücüne sahip ve Taylor cadılarının nesillerdir uzakta tuttuğu karanlığı serbest bırakabilecek bir gizemin.

Savannah Cadıları serisinin ilk kitabı Sınır’da büyü, romantizm ve ihanet, modern ve fantastik bir hikâyeyle bir araya geliyor.

“Horn’un merak uyandıran ilk romanında Mercy Taylor’ın çözmesi gereken çok gizem var… Soluksuz bırakan hızı ve keyifli öyküsüyle müthiş potansiyele sahip.”

- Publishers Weekly -

₺27,71 KDV Dahil
₺36,94 KDV Dahil

“Pek çoklarına göre ben efsanenin cisimleşmiş haliydim; son derece olağanüstü bir efsanenin, bir masalın vücut bulmuş hali. Kimileri beni bir canavar, bir mutasyon olarak görüyordu. Büyük bir talihsizlik sonucu bir keresinde melek sanılmıştım. Annem için her şeydim, babam içinse hiçbir şey. Anneannem için kaybolup gitmiş sevgileri ona her gün hatırlatan biriydim. Ama ben gerçeği biliyordum, içten içe hep biliyordum.

Ben sadece bir kızdım.”

Aşk acısı çekmek Roux ailesinde nesilden nesile geçen bir gelenektir ve ailenin yeni üyeleri Ava ve ikizi Henry Lavender da bu zincirin son halkalarıdır. Kendi dünyasında yaşayan sessiz ikizinin aksine Ava her bakımdan normal bir kızdır; kanatlarla doğmasının dışında.

Kendine benzemeyeni sevmeyen insanlarla dolu bir dünyada, ait olduğu yeri ve tuhaf yaratılışını anlamaya çalışan genç kız, ailesinin hayatlarının ve aşklarının hikâyesinin peşine düşer; hüzünle toza, kalp kırıklığıyla kuşa dönüşen, aşk ve acıyla birbirine bağlanan büyülü kadınların.

Kendi kaderinin dönüm noktası, ailesinin hüzünlü hikâyesinin son perdesiyse yaz gündönümünde gökyüzü ikiye ayrılıp havayı yağmur damlaları ve kuştüyleri doldurduğunda gelecektir…

“Büyülü ve görkemli bir roman.”

- Publishers Weekly -

“Karanlık mizahı ve kuştüyü kadar hafif efkârıyla bu kitap, rüzgârlı, yağmurlu, uzun bir yolun ardından evin sıcaklığına varmak gibi. Bu roman, Ava’nın güzelliği iliklere işleyen karakteri ve bu dünyada farklı olmayı anlatışıyla hatırlanmalı.”

- The Guardian -

“Anlatımı tek kelimeyle muhteşem.”

- Kirkus Reviews -

“Walton’ın romanı olabilecek en iyi tuhaflıklar ve güzelliklerle dolu. Bir ailenin hayatını anlatan bu masal sevmenin, sevilmenin, tutkunun, umutsuzluğun, depresyonun, takıntının ve cesaretin çelişkili doğasını inceliyor. Benzerine rastlanmayacak, sıradanın ötesinde bir kitap okumak isteyen herkese öneriyorum.”

- School Library Journal -

“Aklınızdan çıkmayacak kadar çarpıcı bir üslup ve büyülü gerçekçilikle Ava Lavender, insan kalbinin üstesinden gelebileceği acıların derinliklerini, güzelliklerini ve korkunçluğunu keşfediyor.”

- Richmond Times Dispatch -

“Bu romanda şairane, zeki ve dürüst sesli Ava’ya miras kalmış birçok acı var. Okurlar efsane ile gerçeğin, tutku ile aşkın, var olan ile yok olanın iç içe geçtiği bir hikâyeye kendini hazırlamalı.”

- Booklist -

“Bu. Kitap. Kalbimizi. Çaldı. Hiç aklımızdan çıkmayacak kadar güzel bir rüya mı, yoksa kusursuz bir kâbus mu olduğuna karar veremedik… Tuhaf ve güzel, şiddetli ve görkemli… Okumalısınız.”

- Justine Magazine -

“Körkütük âşık olmak ve kayıp, Ava’ya ailesinden miras kalıyor. Büyülü gerçekçilik bu sıradan kızın kanatlarını çok güzel renklere boyuyor.”

- San Francisco Chronicle -

₺27,08 KDV Dahil
₺36,11 KDV Dahil

Taşları oynatan sen misin, yoksa sadece bir piyon musun?

Oyun’un yüklü miktardaki hesabını boşalttıktan sonra firar eden HP’ye lüks içindeki yeni hayatı yetmez, eskiden yaşadığı heyecanı özler. Bir yandan da nereye gitse Oyun’un nefesini ensesinde hissediyordur. Bu duygusal karmaşanın arasında bir gün Dubai’de gizemli ve çekici bir kadınla tanışıp onunla bir gece geçirir. Fakat Anna isimli bu kadın kısa bir süre sonra ölünce oklar HP’ye çevrilir.

HP bir komploya maruz kaldığını düşünür ve nedenini araştırmak üzere soluğu İsveç’te alır. Sahte bir kimlikle Anna’nın şirketine başvurur. İnternetteki bilgilerin yönetimiyle ilgilenen ArgosEye’ın bazı şüpheli uygulamaları olduğunu fark eden HP aradığı heyecanı burada bulmaya başlar. Fakat çok geçmeden şirket ve Oyun arasında ciddi bir bağlantı olduğunu keşfeder. Kaos içinde tehlikeli bir araştırmaya koyulur.

Eski sorunlarını geride bırakan Rebecca içinse yenileri çok uzakta değildir. Bir internet forumunda hakkında söylentiler çıkaran kimliği belirsiz bir katılımcının tehditlerine maruz kalıyordur.

Tüm bu yaşananlar büyük bir yapbozun ufak parçalarıdır ve iki kardeş bunları birleştirerek gerçeğe ulaşmak için tehlikeli bir yola girecektir.

“Hız kesmeden şaşırtmaya devam ediyor.”

-Sydsvenskan-

“Ustalıkla örülmüş olay örgüsüyle son derece heyecanlı bir roman. Nefeslerinizi kesecek ve interneti nasıl kullanmanız gerektiği konusunda gözünüzü açacak.”

-Dagens Nyheter -

“Bu oyun sınır tanımıyor.”

-Men’s Health -

“Anders de la Motte çağdaş İsveç polisiye yazarları arasında öne çıkan isimlerden.”

-Dagbladet-

“Olay örgüsü öyle ustaca ve etkileyici bir şekilde kurgulanmış ki son sayfaya kadar soluk soluğa okuyorsunuz.”

-Politiken-

“Gerilim ve merak duygusu durmaksızın artıyor.”

-Boras Tidning-

“İkili olay örgüsü topu birbirine attıkça bir bilgi teknolojileri güvenlik danışmanı olan yazar sosyal medyanın el altından kurumsal manipülasyonlara nasıl maruz kaldığını içeriden bir bakış açısıyla yansıtıyor ve bu çarpıcı, sanrısal yolculuğun hızını en üste çıkarıyor.”

-Publishers Weekly-

“Bu hikâye de en az ilk kitap kadar heyecan verici ve hatta daha akıcı. Üçüncü kitabı sabırsızlıkla bekleyeceğiniz kesin.”

-Booklist-

“Oyun üçlemesi günümüzün en başarılı macera romanları arasındaki yerini korumaya devam ediyor.”

-The Novel Pursuit-

“Uluslararası başarıyı yakalamak için yazılmış bir kitap.”

- Chi-

“Kaçırmamanız gereken bir üçleme.”

-Dagens Nyheter-

“Günümüz siber âleminde geçen, son derece eğlenceli ve merak uyandırıcı bir entrika.”

-Kristianstadsbladet-

“Muhteşem bir devam kitabı. İlk kitaptan bile daha iyi!”

 

“Anders de la Motte okumaktan keyif alacağınız, ziyadesiyle inandırıcı bir hikâye sunuyor. Kaos’un, ilk kitabın yükselttiği beklentileri karşılayacağı kesin.”

-Skånska Dagbladet-

“Okumaya başlar başlamaz kendinizi kaptıracak, son sayfaya nasıl geldiğinizi anlamayacaksınız… İskandinav gerilim romanları hayranları Anders de la Motte’nin Oyun üçlemesini kesinlikle kaçırmamalı.”

“Yaratıcı, akıcı ve nefes kesici bir gerilim romanı. Güçlü bir anlatımı var.”

“Anders de la Motte tedirgin edici derecede inandırıcı ve aynı zamanda bir oturuşta bitirebileceğiniz kadar ilgi çekici bir hikâye sunuyor. İsveç Polisiye Yazarları Akademisi’nden İlk Kitap Ödülü kazanan Oyun’un ardından gelen Kaos beklentileri boşa çıkarmayacak. Bir gerilim romanı olmasının hakkını vermiş.”

-Skånska Dagbladet-

“Kaliteli bir roman ve yazar bir kez daha modern siber gerçeklikte ilgi çekici bir hikâye yaratıyor. İlk sayfadan son sayfaya, ilk romanın akıcılığından hiçbir şey kaybetmemiş.”

-Kristianstadsbladet-

“Anders de la Motte iyi kurgulanmış, merak uyandırıcı ve hepsinin ötesinde orijinal bir romanla okurları bir kez daha hayretler içinde bırakıyor. Kitabı elimden bırakamadım. Yazarın en iyi yanı, kitaplarında özgün bir dili yakalıyor olması. Onun gibisi yok... Şaşırtıcı derecede enerjik ve coşkulu bir üslubu var.”

-DAST Magazine-

“Bir bilgisayar oyunu oynuyormuşçasına geriliyorsunuz, elden bırakmak mümkün değil.”

-Metro-

“De la Motte akıllardan çıkmayacak bir isim… Üçüncü kitabı sabırsızlıkla bekliyoruz!”

-Magazyn T3-

“Kaos başından son sayfaya kadar tempoyu kesinlikle düşürmüyor.”

“Yerlerinizi alın ve kemerlerinizi bağlayın. Alternatif Gerçeklik Oyunu’na başlıyoruz.”

₺27,71 KDV Dahil
₺36,94 KDV Dahil

İsa doğduğunda gezegenimizde üç yüz milyon insan yaşıyordu. Günümüzde ise bu sayı yedi milyar. Buna dakikada yüz elli altı insan ekleniyor. Peki dünya bu yükü kaldırmaya hazır mı?

Bir adamın hafızası insanlığın kaderini değiştirebilir mi?

Adını bilmiyordu. Nereden geldiği konusunda hiçbir fikri yoktu. Neden Berlin’de olduğunu ya da neden bir metro istasyonunun tünellerinde uyuduğunu bilmiyordu. Sadece avucunda Noah yazılı bir dövme vardı, bu yüzden evsizler ona Noah diyordu. Kimliğine ulaşma çabası ise tam bir kâbusa dönecekti.

Aynı anda Manila’da yeni bir grip salgını global boyutlara ulaşmakta ve on binlerce kişinin hayatına mal olmaktaydı. Gölgelerde ise radikal bir grup dünyanın kaderini değiştirecek bir planı gerçekleştirmeye hazırdı ve insanlığı kurtaracak anahtar kim olduğunu bile hatırlamayan Noah’nın elindeydi.

“Sebastian Fitzek’in okuyucuyu tekrar tekrar şaşırtma, yanlış yollara sokma ve hiç beklemediği anda tüylerini diken diken etme konusunda eşine az rastlanır bir yeteneği var.”

Oldenburger Onlinezeitung

“Yüksek gerilim hattında geçen bir roman, kanınızı donduracak.”

Münstersche Zeitung

“Dünyanın sonuna dair okuduğum en etkileyici romanlardan biri. Kalbi zayıf olanlar okumamalı.”

Ici Paris

“Fitzek Almanya’nın Stephen King’i.”

RTL

“Günümüz sorunlarına ışık tutan, aynı zamanda hızlı temposuyla sizi etkisi altına alacak bir gerilim.”

Woman

“Başta tanıdık gibi görünen ama daha önce girilmemiş alanlara girmeyi başaran ve insanı dünyanın gidişatını sorgulamaya iten bir roman.”

Ostsee-Zeitung

“Kitabı elinizden bırakamayacaksınız.”

Kölnische Rundschau

₺34,65 KDV Dahil
₺46,20 KDV Dahil

Büyücü loncasi’nin kabul ettiği genç bir sokak kizi

Tüm dünyayi yok edebilecek, dehşet verici bir entrika

“gerçeği öğrenmek istiyorsun…”

Sonea beş parasız bir sokak çocuğu olduğu günlerden beri çok şey öğrenmiştir. Büyücü Loncası’nda kendine yer edinmiş, diğer çırakların saygısını kazanmıştır. Fakat hiç öğrenmemeyi dilediği şeyler de vardır… Gizemli Yüksek Lord Akkarin’in yeraltı odasında şahit olduğu olay ile kadim ve korkutucu bir düşmanın Lonca’yı yakından gözlemeye başladığı bilgisi gibi.

Yüksek Lord’un onunla paylaştığı dehşet verici bilgileri görmezden gelemeyen Sonea, bir yandan da Akkarin’in, gücünü karanlık emellerinde kullanmak için onu kandırmaya çalıştığından korkmaktadır. Zira geleceğinin Akkarin’in ellerinde olduğunu ve gerçekten başarılı olmak istiyorsa karanlığı kullanması gerektiğini bilmektedir… Tabii hayatta kalabilirse.

₺37,48 KDV Dahil
₺49,98 KDV Dahil

Beklenmedik bir koca Bir mantik evliliği

Tutku en büyük servetten daha çekicidir.

Londra, 1818. Leydi Gillian Marley pek istemese de bir koca bulmak zorundadır. Hem de hemen. Amcasının vasiyetini yerine getirebilmek için doğum gününden önce evlenmelidir, yani uygun bir eş bulmak için iki ayı vardır. Adaylar listesinin başındaki Shelbrooke Kontu yakışıklı fakat gizemli bir asilzadedir ve Gillian onu evliliğe ikna etmenin ne kadar zor olabileceğinin farkındadır.

Gillian’ın güzelliğine kapılmamak zor olsa da Richard Shelton’ın istediği son şey mantık evliliğidir. Söz konusu mirasın cazibesine rağmen Richard asıl hazinenin Gillian olduğunun farkındadır ve onun aralarındaki kıvılcımı görmezden gelmesine izin vermeyecektir. Artık onu her anlamda eşi yapmak için sadece iki ayı kalmıştır. Üstelik ortada onları skandala sürükleyebilecek önemli bir sır da vardır… Müstakbel eşler tüm bu imkânsızlıkları aşıp “mantıklı” bir evliliğe yelken açabilecekler mi?

“İçten, incelikli ve ilgi çekici.”

- Julia Quinn, The New York Times çoksatan yazarı -

₺26,39 KDV Dahil
₺35,19 KDV Dahil

Onlara her şeyi anlattım. Evsiz adamın bedeninin suda yüzen bir paçavra yığınına benzediğini anlattım. Polisin onun sarhoş olup suya düştüğünü zannettiğini anlattım. Onlara onun öldürüldüğünü düşündüğümü anlattım. Bir cinayet işlenmişti ama polis hiç umursamıyordu; ne de olsa ölen bir evsizdi.

Oysa Kieran’ın umurundaydı. Bir söz vermişti ve bir şeyi yüksek sesle söylediğinizde bunu gerçekten yapmanız gerekir. Küçük çocuk bu yüzden, güçlü gözlem yeteneği ve bildiği tüm dedektiflik sırlarını kullanarak Colin’e ve artık evlerine gelmeyen büyükannesine neler olduğunu öğrenmeyi kafasına koymuştu.

Ancak Kieran Woods gibi çizim yapmakta çok iyi, uyum sağlamakta çok kötüyseniz dedektiflik epey zordur. Bir de sadece sokakta değil, kendi çatınızın altında bile tehlikeli sırlar saklanıyorsa…

₺24,31 KDV Dahil
₺32,41 KDV Dahil

Hayatim koca bir yalandan ibaret. Ölü bir kiz hakkinda ustaca dokunmuş bir hikâyeden başka bir şey değilim. Onun yasini bitirerek hayatini sonlandirmak üzere getirildim ancak bu süreçte kendi hayatimi unuttum. Artik hiç kimseyim.

Quinlan kendini bildi bileli sürdürdüğü yasbitirenlik görevinde çok başarılıdır. Çıkardığı iş hem babasının hem de departmanın takdirini kazanmıştır. Fakat kendi evinde de aynı rolü oynadığından habersizdir. Yalanlar ve sahte arkadaşlardan oluşan bir labirentte kendini nasıl bulacağını ve böyle bir durumda kime güvenebileceğini bilemez.

Quinn kimliğini açığa çıkarabilmek için acı gerçekle yüzleşmelidir: Bir intihar salgınını durdurmak için yapılan deneyde kobay olarak kullanılmıştır. Geçmişindeki sırlar salgının tedavisinin anahtarını içinde barındırmaktadır. Fakat Quinn tedaviden ibaret biri olmak istemez. Departman peşindeyken, salgın yayılırken ve kimseye güvenemezken genç kız aradığı cevapları bulabilecek mi?

₺27,71 KDV Dahil
₺36,94 KDV Dahil

Tarihte tekerleği kullanmamış büyük toplumlar vardır ancak hikâye anlatmamış hiçbir toplum yoktur.

- URSULA K. LE GUIN -

Lisa Cron'un ilk kitabı olan “Wired for Story”nin ardından, bir hikâyeyle sahneye dayalı bir plan oluşturmak için yazım kılavuzu sayılabilecek bu kitabı, bilişsel hikâye anlatımı stratejilerinin nasıl kullanılacağını ortaya koyuyor.

Sonunda sadece bir sayfa elde edebilmek için kan ter içinde yüzlerce sayfa yazıp bir kenara atmak her yazarın en büyük korkusudur. Yazma topluluklarındaki geçerli bakış açısı, bu soruna dair sadece iki yol olduğunu söylüyor: Doğaçlama ve taslak oluşturma. Hikâye koçu Lisa Cron kariyerini, bu yöntemlerin neden işe yaramadığını ve beynimizin okuduğumuz her hikâyeden yararlanmak için ne yapması gerektiğini araştırarak geçirdi. Tüm bunları, nedenleri bilime dayanan güçlü kanıtlarla elde etti.

Cron, “Hikâye Dehası” adlı kitabında, bir fikrin ilk ışıltısından roman yaratma ve küçük bir fikirden büyük bir taslağa dönüştürme yolculuğuna dair detayları adım adım anlatıyor.

₺26,25 KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil
Locus En İyi Roman Ödülü 
Hugo En İyi Roman Ödülü Adayı 

Yaşlı Adamın Savaşı ve Kırmızı Üniformalılar kitaplarının ödüllü yazarı John Scalzi’den soluk soluğa, yepyeni bir uzay macerası! 
Akım keşfedilene kadar ışık hızından daha hızlı yolculuk etmek, fizik kurallarına göre mümkün değildi. Akım’dan sonra ise insanlık onu kullanarak birbirlerine milyonlarca ışık yılı uzaklıktaki farklı yıldız sistemlerine yerleşmeye başladı ve artık bin yıllık olan imparatorlukları Bağlılık’ı kurdu. İmparatorluğun ayakta kalabilmesi için de bağlantıyı sağlayan Akım nehirleri şarttı; bu sayede hem birbirlerine ihtiyaç duyuyor hem sistemlerarası savaş engelleniyor hem de imparatorun tek güç sahibi olarak kalması sağlanıyordu. 

Akım nehirlerinin sebebi tam olarak anlaşılamamış yok olma süreci başladığında ise İmparatorluk ve bütün sistemleri risk altına girdi. Bu durumu fark eden bir Akım fizikçisi, bir uzay gemisi kaptanı ve Bağlılık İmparatoriçesi, çöküşünün eşiğinde olan imparatorluğu, daha da önemlisi soyutlanacak olan sistemlerdeki insanları kurtarmak için ellerinden geleni yapacaklardı. 

“Taht Oyunları ve Dune hayranları bu müstehcen, acımasız ve zekâ dolu romana bayılacaklar.” –Booklist 

“Scalzi, kendi tarzı olan güldürürken düşündüren bilimkurgu aksiyonunu yazmakta karşı konulamayacak kadar iyi olmaya devam ediyor.” –Kirkus Reviews 

“İnanılmaz eğlenceli bir roman. Bitti diye çok üzüldüm.” –Roxane Gay 

“İmparatorluğun Çöküşü muazzam bir bilimkurgu macerası.” –Will Wheaton 

“John Scalzi çağımızın en çok eğlendiren bilimkurgu yazarı.” –Joe Hill
₺24,00 KDV Dahil
₺32,00 KDV Dahil
Bundan 100 yıl önce St Petersburg’da ayaklanan işçiler Çar’ın sarayına girdi ve kurtuluş arayışındaki insanlığa bir kapı araladı, başka bir dünyanın mümkün olduğunu gösterdi. Tarihsel dönemlerin en buhranlı anlarından birinde gerçekleşen bu altüst oluşla birlikte, fikirden gerçeğe dönüşen bir toplumsal proje tarih sahnesinde yerini aldı. Elinizdeki kitap, insanlık tarihinin en büyük toplumsal değişim hareketlerinden biri olan 1917 Ekim Devrimi’nin 100. yıldönümünü vesilesiyle, okuru o ânın ruhuyla hemhal kılmayı amaçlayan bir bölük öyküden oluşuyor. 
Bu öykülerde devrimin ayak seslerini duyan egemenlerin telaşına, ezilenlerin coşkusuna, kimileyin yaşanan hayal kırıklıklarına tanık olacak, yeni bir dünya arayışına ilişkin bu büyük deneyimi edebiyatın gücüyle duyumsayacaksınız. 
Devrimin ateşli yılları, büyük olayları ve renkli karakterleri olanca canlılığıyla bu seçkide okurla buluşuyor… 

¡ Nikolay Tihonov ¡ İvanoviç Kuprin ¡ Maksim Gorki ¡ Aleksandr Neverov¡ Nikolay Semyonoviç Tihonov ¡ Mihail Zoşçenko ¡ Panteleymon Romanov ¡ Mihail Şolohov ¡ Valentin Katayev ¡ Panteleymon Romanov ¡ Mihail A. Bulgakov ¡ Aleksandr Serafimoviç
₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
Dostlar... 
Çalışma ahlâkına karşı öncü isyan hareketinin temellerini oluşturan 
bu sempozyumda, insanın materyalizmden arındırılmasıyla ucuz 
yemek yemenin yolları gibi konuları gündeme getirerek ele alınmasını 
sağlamaya çalışacağım. 
Yaşasın Tüm Ülkelerin Serserileri... 
Yaşasın Yolların Filozofları... 
“Tüm Ülkelerin Serserileri Birleşiniz…” 
Vecdi Çıracıoğlu tek katmanlı bir edebiyatla mücadeleye girişiyor; yeni 
katlar çıkıyor, sonra birden yeraltına dalıyor ve karınca yuvası gibi 
bir roman yaratıyor. Islak kibritle ateş yakabilenlerin, mantarlı şişeyi 
aletsiz açabilenlerin ve yokuş yukarı zikzak çıkabilenlerin toplanacağı 
bir sempozyum ancak böyle bir romanda gerçekleştirilebilirdi. 
Serseri Standartları Sempozyumu yerleşik ütopya anlayışını altüst 
eden, Bilge Serserilerin kendi “yokülke”lerini yarattığı bir “tuhaf 
roman”.
₺29,63 KDV Dahil
₺39,50 KDV Dahil
Zafer Çarşısı’ndaki sohbetlerimizden birinde biraz da biz gençler, 
“kendi kuşağının yaşadığı acı ve zulümleri” yaşamayalım diye onca 
ezaya, cefaya katlanmış olduklarını söylemişti. Sonra benzer sözleri 
mektuplarından birinde gördüm. “Zaten yaptığımız ne ki? Kimsenin 
karnında açlığı, ayağında yalınlığı ve sırtında çıplaklığı kalmasın diye 
ömrümüzden bir parça vermek. Hepsi bu...” 
1927 yılının bir Nisan günü Diyarbekir’in taş evlerinden birinde doğar; 
Siverek’ten, Afyon’dan geçen yolu Ankara’ya dek uzanır. Şiire vurulur, 
onunla var olur. Mahpusta şiiri konuşur, sevdada her daim onun şiiri 
çağırılır. Dostluk, değerbilirlik onun can damarıdır. Şahdamarı da 
yurdu… Ne de olsa “eşkıya kanı” taşır, sevdiğinin dahi saçlarına “kan 
gülleri” takar… 
Sadece Diyabekir’in değil tüm halkının abisidir Ahmed Arif. 
Şeyhmus Diken, Ahmed Arif’in bilinenlerinin yanı sıra dostlarının 
dağarcığında kalmış hatıralarını da dile getirdiği kitabında şairin 
hayatının izini sürüyor, satır aralarında onun sesini işitebileceğimiz bir 
anılar manzumesi sunuyor. 
Hasretinden Prangalar Eskittim’in yayımlanışının 50. yılı anısına, özel 
bir kalemden özel bir kitap...
₺12,75 KDV Dahil
₺17,00 KDV Dahil

“Isabel Mellado’nun romanı; profesyonel bir kemancı ve son derece zeki bir kadının bakış açısından, aile hayatı, aşk ve müzikal dünyasına ilişkin poetik bir bakış açısı sunuyor. Anlatıcının içsel konuşmalarıyla ilerleyen, içerisinde ince psikolojik ayrıntılar serpiştirilmiş, ani şiir patlamaları bulunan, bilgeliğin dokunaklı incileri ile bezenmiş, oldukça eşsiz, yer yer hiciv ve sıklıkla ironik bir mizah içeren, keskin diyaloglarla kısa ve öz yazılmış fantastik bir hikâyeye tanık oluyoruz.”

- Fernando Aramburu -

“Titreşim’in ilk birkaç sayfasını okuduktan ve karakterlerin akıl almaz şeffaflığı ve yaşananların ortaya çıkışındaki güzelliği fark ettikten sonra düşündüğüm şey: Kitabı bitirir bitirmez o dünyayı özleyeceğim.”

- Samanta Schweblin -

₺28,13 KDV Dahil
₺37,50 KDV Dahil

Elinizdeki bu çalışma, Türk edebiyatının ‘susturulamayan sesi’ Sabahattin Ali’nin hayatını ana hatlarıyla gösteren bir kronolojiyi, hatırat kitaplarından yansıyan Sabahattin Ali portresini, katledilişiyle ilgili bir basın araştırmasını ve hakkında yazılan kitap, makale vb. malzemenin bibliyografyasını içeriyor.

 

Yakın tarihimizde Sabahattin Ali’nin katli kadar kamuoyundan uzun süre saklanan bir başka katil olayı olmasa gerek. Dönemin iktidarı, Sabahattin Ali’nin ölümü üzerinde tam dokuz ay on gün basına sansür uygulamıştır. Bu hadise için bir fail gösterilmişse de son araştırmalar, karşımızda bir ‘faili meçhul’ bulunduğunu düşündürüyor. O dönemde gerçekleştirilen karartma, bugün de bu cinayetin üzerindeki sis perdesinin tam olarak kalkmasını önlüyor.

 

Yusuf Turan Günaydın’ın kaleminden çıkan bu titiz çalışmanın ölümünden 70 yıl sonra Sabahattin Ali’yi yeniden okuma çabaları için bir katkı olması dileğiyle.

₺13,50 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil

Başta H. P. Lovecraft olmak üzere kendisinden sonraki birçok yazarı etkileyen Arthur Machen, modern korku edebiyatının erken dönem ustalarından biri. Doğaüstü, fantazi ve korku türlerinde verdiği eserlerin arasında en ünlüsü olan Yüce Tanrı Pan da yazıldığı dönemde cesur içeriğiyle büyük yankı uyandıran ve ünü günümüze kadar ulaşan bir başyapıt.

 

Dr. Raymond’ın ruhani dünyaya erişmek için yaptığı “Yüce Tanrı Pan’ı görmek” adlı deneyin sonucunda kentte gizemli olaylar vuku bulmaya başlamıştır. Bu deneyle birlikte Yunan mitolojisinde ormanların ve kırın tanrısı olan yarı keçi yarı insan Pan, hikâyede korkutucu bir figüre dönüşerek, eski çağların dehşetini on dokuzuncu yüzyıla taşır. Machen’ın benzersiz üslubuyla bilim, bir nevi, korkuya hayat verir.

 

“Yazılmış en iyi korku öykülerinden biri. Belki de en iyisi.”

—Stephen King

Ormanın fısıltısı yükseliyor... Yüce Tanrı Pan’a zihnini açmanın vakti geldi.

₺7,50 KDV Dahil
₺10,00 KDV Dahil
Fransız edebiyatının sıradışı kalemi Henri Michaux, 30’lu yılların başlarında gerçekleştirdiği uzak Asya yolculuğunu Asya’da Bir Barbar’da anlatıyor. 

“İki hayal arasındaki gerçek” olarak adlandırdığı bu yolculuk sırasında, yaşamında ilk kez gördüğü topraklardan ve halklardan edindiği izlenimleri kendi gerçeklik süzgecinden geçirerek özümsüyor. Bu halklar ile Batı Avrupa halklarının farkları ve Avrupalıların onların kültürel pratiklerinden öğrenebilecekleri şeyleri iyi niyetli fakat uzlaşmaz bir bakış açısıyla, esprili bir dille anlatıyor. Bir başkasının yolculuğuymuş, bir başkasının keşifleriymiş gibi bir yandan kendisini yabancılaştırarak, bir yandan da Batılı perspektife yabancılaşarak tuttuğu bu yolculuk güncesinde hakim kanıyı alaşağı edip Batı’nın barbarlığını şiirselliği elden bırakmadan vurguluyor. 

Hindistan, Endonezya, Çin ve Japonya topraklarında kaleme aldığı bu güncenin direncine ve kişilikli tarzına bizzat yenik düşen Michaux, okurları etkisi altına alacak metniyle ilk kez Türkçede... 
₺11,11 KDV Dahil
₺14,81 KDV Dahil

KEDER

Kozmosun içinde yıldız tozuyum

Kelebeğin ömründen kısa ömrüm

Ulu dağ başında kara kuzuyum

İskender’in çözemediği düğüm.

Altmış beş yıl yolun neresi eder

Yıllar yılı koza gibi ördüğüm

Keder, keder, yine keder, hep keder

Düğün evinde cenaze gördüğüm.

₺6,95 KDV Dahil
₺9,26 KDV Dahil

LU ’TA

Gözlerin

Yangından kıvılcım kaçıran manik bir bulut

Sana arsızlığımı gündüzlemek yakışır

Çalışsın örs

Kırılsın gürz

Her aşk biraz ayrılık meraklısıdır

₺10,42 KDV Dahil
₺13,89 KDV Dahil

“Genazino'nun eserlerinde çağdaş Alman edebiyatındaki hüznün,
melankolinin ve can sıkıntısının en derin hallerinden biri görülür.”

–Svenja Frank-

 

Kıyamet hakkında seminerler vererek hayatını zar zor kazanan elli iki yaşında bir adam ve onun birbirlerinden habersiz iki sevgilisi: Sandra ve Judith. Mükemmel bir Genazino romanı için gereken her şey işte bu kadar...

Yıllar önce başarısız bir evlilik yapan kahramanımız bu iki kadından hangisi ile yaşamak istediğini daha sık düşünmeye başlar ve işler iyice sarpa sarmadan bir karar vermek zorundadır. Sandra ve Judith ikilemini neredeyse bir yazı tura atışıyla çözecek kadar çıkmaza giren isimsiz kahramanımız aynı zamanda yaşam, toplum, aşk, geçmiş gibi konular hakkında ilginç gözlemler yapar, tuhaf işlere kalkışır. Böylece Aşk Aptallığı, kafası karışık bir adamın portresinden ziyade, daha derin bir meseleyi sezdiği halde bunu bir türlü çözemeyen zeki ve hüzünlü bir adamın hikâyesine dönüşür. 

Özden Özberber'in Almanca aslından çevirdiği Aşk Aptallığı ile Genazino, yine bildiğiniz gibi..

 

₺16,50 KDV Dahil
₺22,00 KDV Dahil

“Zaman her şeyi silip süpürür.”

Eserleri yirmiden fazla dilde okunan Norveçli yazar Erlend Loe’nun unutulmaz bir modern zaman figürüne dönüşen kahramanı Doppler yuvaya dönüyor. Doppler romanının devamı niteliğindeki Bildiğimiz Dünyanın Sonu ormanın derinliklerinden sistemin derinliklerine uzanıyor: Çemberin içinde duramayanların bütün oyunlardan kovulduğu bir dünyada özgür kalmak mümkün mü?

Ormanın derinliklerinde geçirdiği macera dolu ayların ardından bir ailesi olduğunu hatırlayan Doppler, geyiği Bongo’yu boynuzlu hayvanlar barınağına bırakıp soluğu Oslo’da alır. Kendisini ölesiye özlediklerine inandığı karısına ve çocuklarına kavuşacağı için çok heyecanlıdır ama küçük bir problem vardır: Onca yıllık posta kutusunun üzerinde “Andreas Doppler” değil, “Egil Hegel” yazmaktadır! Dibe vurduğunu düşünür ama aşağılanma nedir, görmemiştir henüz..

Hafiflemiş ve özgür hissediyordu kendini. Gerçekten özgür. Borcu yoktu, işi yoktu, yükümlülükleri yoktu. Sadece kendisi vardı. İyisiyle kötüsüyle. Ve güzel bir geyiği. Vergi dairesinin bisiklet parkına bağladığı Bongo’yu çözdü ve durup üst katlara baktı.

Her yerde toplantılar yapıldığını varsayıyordu; bu toplantılar ki, hem araştırmalar hem de deneyimler sonucu yalnızca yersiz olmakla kalmıyor, doğrudan verimi de baltalıyordu.

Bongo’ya tırmanırken yüzüne bir gülümseme yayıldı. Artık bu hayattan elini eteğini çekiyordu.

₺18,00 KDV Dahil
₺24,00 KDV Dahil
Belki bir gün ortak bir yalnızlıkta buluşuruz seninle. Bir vapurun buğulanmış penceresinin kenarında yahut bir otobüsün titrek seyrinde... Dünyanın ne kadar küçük olduğundan ya da havaların artık soğumaya başladığından bahsederiz. Belki bir gecenin nemli karanlığında iki çay içeriz, belki de bir sokakta karşılıklı susarak yürürüz. Bakarak Kız Kulesi’ne, dalgaların ritminde takılı kalırız. Herkesin yaptığı gibi bilmem kaçıncı defa Kız Kulesi’nin hikâyesini anımsarız. Tuhaf bir durum yaşar, neden buradayım, deriz. O an birbirimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ederiz. Zamanın her şeyi nasıl da yok ettiğini daha iyi anlarız. Belki bir gün karşılaşırız ve daha önce hiç karşılaşmamış gibi  geçer gideriz.
₺11,25 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil

Huzurlu ve anaç Bayan Ramsay ile hüzünlü olduğu kadar gülünç de olan Bay Ramsay, çocukları ve misafirleriyle birlikte tatil için Skye Adası'na giderler. Civardaki deniz fenerine yapılacak ziyareti dört gözle bekleyen Ramsay'lerin en küçük oğlu James, havanın bu ziyarete izin vermeyeceğini söyleyen babası tarafından hayal kırıklığına uğrar ve gezi ertelenir. Gezi ancak yıllar sonra, savaşın toplumu, bilhassa Ramsay ailesini kökten değiştirdiği bir dönemde ve farklı koşullar altında mümkün olacaktır.

Virginia Woolf bilinç akışı tekniğini başarılı bir biçimde kullandığı Deniz Feneri adlı eseriyle, okuyucuyu, karakterlerin iç dünyasında esrarengiz bir yolculuğa çıkarır. Ayrıca Woolf, kadın ve erkek arasındaki çatışmaları ve aile hayatının gerilimlerini, kendi hayatında tanık olduğu hayal kırıklıklarıyla ve acılarla çarpıcı ve etkili bir bağ kurarak irdeler. Yazarın kendi yaşamından da izler taşıyan bu eser insanın değişime nasıl ayak uydurduğunu, onu nasıl karşıladığını çarpıcı bir şekilde ortaya koyar.

₺12,75 KDV Dahil
₺17,00 KDV Dahil

Kay Donovan, sırtında taşıdığı geçmişini arkasında bırakıp kendine yeni bir hayat kurma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir. Geçmiş geçmişte kalmış, yeni bir Kay yaratmayı başarmıştır. Şimdi o, en yakın arkadaşlarıyla beraber, yatılı okuduğu kolejin popüler kızları arasında yer alan bir futbol yıldızıdır.

Ancak okuldaki öğrencilerden birinin ölümü, Kay’in özenle inşa ettiği yeni hayatında büyük sarsıntılara yol açacaktır. Başta intihar gibi görünen olay, bir cinayet soruşturmasına dönüşür. Artık Kay bu cinayet soruşturmasının kesişme noktasındadır. Üstelik o ve arkadaşlarından intikam almak amacıyla kurulduğu anlaşılan bir internet sitesi işleri daha da karıştırır. Kay kuşkusuz hayata tutunmak için elinden gelen her şeyi yapacaktır. Fakat onca yalanın ardından, gerçeklerin peşinden koşmak hiç de kolay olmayacaktır.

₺24,67 KDV Dahil
₺32,90 KDV Dahil

Sophıa

Beyni hesap makinesi kadar hızlı çalışan gerçek bir dâhi. ama dâhi olmak, hayatın sıradan sorunlarıyla başa çıkmasına yetmiyor. nasıl yapıldığını çözdüğü ama kim tarafından yapıldığını çözemediği tatlı sürprizler, kafasındaki tüm formülleri işe yaramaz hale getiriyor.

Joshua

Bütün zamanını sihirbazlık numaralarıyla ve sophia’nın kalbini nasıl kazanacağına dair planlar yaparak geçiriyor. en büyük numarası felaketle sonuçlanınca, bir dâhiyi kendine nasıl aşık edeceğinin formülünü aramaya başlıyor.

sihirbazlıkta olduğu gibi, aşkta da zamanlama her şeydir.

“bu iki dışlanmış dâhinin dayanılmaz çekimleri çok zekice, komik ve sihirli.”

Lawrence Leung -

“sophıa ve joshua’nın hikâyesi beyninize ve kalbinize kazınacak.”

Wıll Kostakıs -

₺21,38 KDV Dahil
₺28,50 KDV Dahil

Mary Wollstonecraft Shelley, bilimkurgunun başlangıcı sayılan Frankenstein’ı, iki yüzyıl önce yazmaya başladığında henüz 18 yaşındaydı. O günden beri, ceset parçalarından diriltilmiş bir ucubenin hikâyesini anlatan roman, kanımızı dondurmaya devam ediyor.

Genç bilim insanı Victor Frankenstein yarattığı dev varlık dünyaya gözünü açtığında, ondan iğrenir ve kaçar. Başıboş kalan bu yaratık önceleri saf iyilikle doluyken, karşılaştığı tüm insanların nefretine maruz kalınca yaratıcısından intikam almaya karar verir. Frankenstein, çirkinlikten değil sevgisizlikten canavarlaştığımızı ve yarattığımız kötülükle yüzleşmekten kaçtıkça kötülüğün büyüdüğünü anlatan “lanetli” bir başyapıt. “Habisliğimin nedeni perişanlığım. Tüm insanlık benden nefret etmiyor mu? Benden tiksinmiyor mu? Yaratıcım olan sen bile beni paramparça etsen sevinirsin; bunu aklından çıkarma. Şimdi söyle bana, insanın benden esirgediği acımayı ben niye insana göstereyim? Beni, elinin emeğini, buzlardaki o yarıklardan birine atıp yok edebilsen buna cinayet demezsin. Peki, beni lanetleyen insana saygı mı göstermeliyim o zaman? Hâlbuki karşılıklı bir sevgiyi paylaşsak, ona zarar vermek şöyle dursun, hoşgörüsünün karşılığında şükran dolu gözyaşlarıyla emrine amade olurdum.Fakat böyle bir şey olanaksız. Yine de çaresiz bir köle gibi boyun eğmeyeceğim.

Çektiğim acıların bedelini ödeteceğim. Sevgi uyandıramıyorsam korku uyandıracağım.”

₺22,88 KDV Dahil
₺30,50 KDV Dahil
Deniz Gezmiş, Cihan Alptekin’i nasıl kızdırırdı? Deniz, İTÜ seçimlerinde 
yaşanan kavgaya neden karşı çıktı? Deniz’in “Beni onun yanına gömün” 
dediği devrimci kimdi? 
Mihri Belli’yi hapishaneden kaçırma 
planını kim yaptı? 
Efsane örgüt: DÖB. THKP-C’nin beş kişilik eylem timinde kimler vardı? Mahir Çayan, büyük firardan önce ne yaptı? 
Kafasına kurşun sıkılarak öldürülen Teğmen. Bilinmeyen İbrahim Kaypakkaya. Yayımlanmamış bir Hasan Yalçın yazısı. 
Türk Solu’nun ve Dev-Genç’in adını 
kim koydu? 
“Maceracılığa karşı” bir banka soyguncusu! 
68, TSK’ye nasıl yansıdı? 68’in 
delikanlı kızları! 
Hikmet Çiçek, Devrimci Portreler’de bunları anlatıyor. 68’in 50. yılında o devrimci portreler, erdemli yaşamları ve mücadeleleriyle bize örnek 
olmaya devam ediyorlar.
₺20,84 KDV Dahil
₺27,78 KDV Dahil
Her yıl onlarca kişi gemilerde kayboluyor. Üstelik arkalarında bir iz bile bırakmadan. Onlar Yolcu 23'ler. Bu da onların hikâyesi. 

Burada kim olduğunuzun, kaç yaşında olduğunuzun bir önemi yok. 

Eğer çok kötü bir şey yaptıysanız sıradaki Yolcu 23 siz olabilirsiniz. 

Gemiye hoş geldiniz. 

Polis ve psikolog olan Martin Schwartz, beş yıl önce karısını ve oğlunu kaybetmiştir. Bu üzücü olay, onların Sultan of the Seas adlı yolcu gemisindeki seyahatlerinde gerçekleşmiş ancak kimse Martin'in ailesinin ölümü hakkında ona net bilgi verememiştir. 

Hayatındaki en önemli insanları kaybettikten sonra Martin büyük bir psikolojik yıkıma uğrar. Gizli polis olarak çalıştığı her davaya gözü kara bir şekilde dalıp kendini uyuşturmaya, acısını bir nebze de olsa unutmaya çalışır. Ummadığı bir anda, kendisini gerilim yazarı olarak tanıtan yaşlı bir kadından telefon alır. Kadın ona Sultan of the Seas gemisine mutlaka binmesi gerektiğini, orada ailesinin başına gelenleri aydınlatacak ipuçlarının olduğunu söyler. Aslında Martin o gemiye binip acı dolu geçmişiyle yüzleşmekten korksa da merakına yenik düşer ve yine aynı gemide kaybolmuş küçük bir kızın, elinde kendi oğluna ait bir oyuncak ayıyla ortaya çıktığını öğrenir. 

“Sinirleri zayıf olanlara hiç uygun değil!” 

-Südhessen Wochenblatt 

“Yolcu 23'ün güvertesine davetlisiniz. Ancak sizi uyarayım: Sadece cesur olanlar bu okuma yolculuğunu tamamlayabilir.” 

“Bu kitap sessiz, sakin yerlerde yaşamayanlar ve kolay kolay korkmayanlar için uygun. Fitzek'in romanlarını okumak için akşamları televizyonu kapatmaya değer. Onun kitapları, ekranlardaki birçok programdan çok daha iyi.” 

-Maren Keller 

“Derin sularda geçen sarsıcı bir psikolojik gerilim romanı. Sebastian Fitzek yalnızca gerçekliğin değil, hayal gücünün de sınırlarının dışına çıkmış.” 

- Christine Brand 

“Fitzek, Almanya'nın en sevilen ve çoksatan yazarlarından biri. Aynı zamanda da kalemi en güçlü ve yetenekli psikolojik gerilim yazarlarından. İnsanın tüylerini en çok ürperten yazar olduğunu da unutmamalı.” 

“Fitzek bu kitabında okuyucularını bir gemiyle seyahate çıkarıyor. Bu seyahatte ne dinlenmek ne de derin suların keyfini çıkarmak mümkün. Elinizden düşürmeyeceksiniz.” 

“Fitzek'in gerilim romanı Yolcu 23 her an tüylerinizi diken diken ettirecek bir hikâye sunuyor.” 

-Lausitzer Rundschau
₺27,71 KDV Dahil
₺36,94 KDV Dahil

Gitti...

Sadece ben değil bütün dünya bakakaldı sanki ardından, bütün sesleri sustu yeryüzünün, gülümsemelerin yerini asık suratlar aldı, akşam ezanıyla dönmedi çocuklar evlerine, Hanife hanım teyze kesmedi bahçesine kaçan topu, sabah namazına kalkmadı dedem, sis değil leblebi tozu çöktü üstümüze, nefes almak öksürtüyordu artık.

Gitti.

Yutkunamadım bile, gözlerim yaş dolmadı, dilim dönmedi, adını mırıldanamadım, kalp ritmim bozulmadı.

Bir rüzgar esti ve sara nöbetine tutulmuş gibi kesik kesik çırpındı yapraklar.

O gitti ve durdu zaman.

Yeryüzü, ben ve bütün çocuklar, leblebi tozu kadar ölümsüzdük o an.

₺12,50 KDV Dahil
₺16,67 KDV Dahil

İrlandalı yazar Bram Stoker’ın üzerinde yedi yıl çalışıp 1897 yılında yayımladığı Dracula, gerilim ve korku edebiyatında bir başyapıttır.

Roman, İngiliz avukat Jonathan Harker’ın Transilvanya’daki Kont Dracula Şatosuna gidişiyle başlar. Kont’un Londra’da satın aldığı evle ilgili işlemleri halletmeye çalışan Harker, kısa bir süre sonra kendini bir dizi korkunç olayın içinde bulacaktır. Yeni bir kan bulmak ve ölümsüzlüğün lanetini yaymak amacıyla İngiltere’ye ulaşmak isteyen Dracula’nın karşısına bunu engellemek isteyen bir grup genç çıkacaktır. Profesör Van Helsing’in şehri ve insanlığı bu lanetten kurtarmak isteyen gençlere yardımıyla, önce Londra sokaklarında sonra ise denizde bir kovalamaca başlar. Vampir olarak bilinen kurgusal karakteri dünyaya tanıtan Dracula, doğaüstü çekiciliği sayesinde birçok dizi, film ve sahne uyarlamalarına referans olmuştur ve bir asırdan fazla zamandır okuyucuyu büyülemeye devam etmektedir.

₺19,50 KDV Dahil
₺26,00 KDV Dahil

“Kim bilir,

Bizim ardımıza hangi sözleri savuşturacaklar,

Duyacağımızdan bile emin olmadan!

Kimler neleri harf kalıplarına uyduracakta,

Diğerlerinin sessizliğini kıracak.

En az yağmuru bilen yanakların sahibi başlatacak belki de

Konuşulmamasını bildiği halde.

“Ne uyumsuz bir ikiliydi” diyecek,

Sanki bir olmak için aynı olmak şartmış gibi.

Biri ak, diğeri maviydi diyecek onun yanındaki,

Renklerin bir önemi varmış gibi,

İkimizde renk körü değilmişiz gibi.

Sonra bizi en çok tanıyan sırılsıklam olmuş yanaklarını silecek

Bu ölü konuşmaya can vermek istercesine kaldıracak başını eğdiği duadan

Öyleydiler diyecek ve eklicek

İki cihan bir araya gelse anlaşamazlardı.

Fakat gelin görün ki

İki cihanda da ayrı kalamadılar.

Selam olsun,

Son vedası için bana geldiğinde

Son yolculuğuma eşlik edecek kişiye.

₺58,68 KDV Dahil
₺78,24 KDV Dahil

Lenore, kırsalda babasına bakarak geçirdiği sessiz sakin hayatından son derece memnundur ve evlenmek gibi bir niyeti yoktur. Göz önünde olmamayı tercih ederek çevresine karşı ilgisiz kalmaya çalışır. Ama boşuna!

Her ne kadar Lenore kendini garip gözlüklerinin ve umursamadan topladığı saçlarının arkasına saklasa da muhteşem güzelliğini kapatamaz. Kadınlar konusunda kötü bir şöhrete sahip olan karşı konulmaz Eversleigh Dükü Jason onu fark eder.

Lenore’un gizlediği gerçek benliğini gören Jason, onun kalbini yumuşatmaya kararlıdır ve bu yüzden ona karşı beslediği duygularında oldukça ısrarcı davranır.

Yazdığı tarihi aşk romanlarıyla New York Times, Publishers Weekly, Wall Street Journal, USA Today’de en çok satan kitaplar listesinde yer alan Stephanie Laurens eşi ve iki kızı ile birlikte Avustralya’da yaşamaktadır.

₺20,62 KDV Dahil
₺27,50 KDV Dahil

“Eğer sen, sevgili okur, arada sırada birçok olaya içinden gelerek gülümsediysen ne mutlu; demek ki sen bu sayfaların yazarının arzu ettiği ruh hali içindeydin ve böylece birçok bakımdan onu mazur görebilirsin!”

E.T.A. Hoffmann’ın ilk olarak 1819’da yayımlanan bu masalı, Aydınlanma’nın “ithal” edildiği ve akabinde şiirin yasaklanıp perilerin  sınır dışı edildiği, masalların hor görüldüğü bir diyarı anlatıyor. Ülkede kalabilen tek peri Rosabelverde günlerden bir gün ormanda sırtında küçük oğlunu taşıyan bir köylü kadınla karşılaşır. Köylü kadının oğlu Zaches, sevimsiz, kötü huylu, çirkin ve annesinin bile tahammül edemediği bir hilkat garibesidir. Peri, merhamet duyduğu oğlana bir tılsım bahşeder: Bundan böyle, bu tuhaf yaratık kendisine bakan insanlar tarafından dünya güzeli ve akıllı bir insan olarak görülecektir. Küçük Zaches, büyüyüp muhteşem Zinnober olarak başarı merdivenlerini birer birer tırmanır, olaylar gelişir...

Alman edebiyatının klasikleri arasında yerini alan Küçük Zaches Namıdiğer Zinnober, gerçeklik ile masalsılığın usta bir dengeyle harmanlandığı, Aydınlanmacı akla yönelik kimi zaman körlüğe varan tutkunun satirik bir üslupla eleştirildiği bir başyapıt.

₺10,87 KDV Dahil
₺14,50 KDV Dahil
Denemelerine Kaşıkçı Elması gözüyle bakan ve her denemesinde rozası altın değerinde yeni Kaşıkçı’lar türetmeye çalışan Salâh Birsel, sanatı ve sanatçıları yaşamöyküleriyle ele alarak okurlarını merak dolu bir yolculuğa çıkarıyor. 
 
Bir Zavallı Sarı At, caz sanatçısı ve saksofon virtüözü Charlie Parker’dan intiharını anbean kaydeden Beşir Fuat’a; Virginia Woolf’tan James Joyce’a ve Henry Miller’a dek pek çok kişinin hayatından çeşitli kesitleri bir araya getiriyor. Kusursuz üslubuyla müziğin şehirle, sinemanın edebiyatla buluştuğu satırlar kaleme alan Birsel, kimsenin bilmediği bir Beyoğlu defterini de okurlarına açıyor. 
 
 “Bu anlattıklarımız çığlık kuşlarıdır.” 
₺11,11 KDV Dahil
₺14,81 KDV Dahil
Dünya edebiyatının en yetkin ve üretken kalemlerinden Fernando Pessoa’nın bir dergide sessiz sedasız yayınladığı tek anlatısı olan Anarşist Banker, Pessoa evreninin tüm dünya dillerinde köşe taşlarından biridir. 
 
Antikçağ felsefesine özgü diyalog yöntemiyle sofizmin ve paradoksların gücünü maharetle kullanan, keskin bir retorik sergileyen mizah yüklü bu metin, kışkırtıcı paradokslarla ve abese varan akıl yürütmelerle zihnin sınırlarını zorlar. Bir yandan hâlâ içinde yaşamakta olduğumuz burjuva toplumun ikiyüzlülüğüne ve yalanlarına, paranın ve gücün tahakkümüne, diğer yandan ise bu düzeni yıkma iddiasındaki düşünce ve hareketlerin benzer bir tahakkümü yeniden örgütleme potansiyeline edebiyatın sınırları içinde ışık tutar.  
 
Anarşist Banker, ustalıklı diyaloglar ve leziz görüş alışverişleriyle dokunmuş, berrak ve akıcı, yayınlandığı dönemden ziyade günümüzde ses getirecek türden, infilak gücü yüksek, yakıcı ve zihin açıcı bir metin.
₺10,50 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil

Labirent ve Açlık Oyunları bu sarsıcı seride buluşuyor!

“Labirent ve Kuralsız serilerinin hayranları için mükemmel bir tercih.”

-VOYA

“Bu kitapta bir sürü şaşırtıcı şey oluyor. Macera seven herkese tavsiye!”

-Bookworks

Her gece aynıydı, rüyalarımda tenis sahasının altındaki sığınağa zincirlenmiş çocukları görüyordum. Unutamıyordum.

Bu zaten kötü bir anıydı ve rüyalarım bunu sadece daha kötü hale getiriyordu. Özgürlük Kampı’na geri dönmeli ve tüm tutsakları kurtarmalıydık.

Daha Aşağılar’ın ve Kız Kardeşler’in hâlâ kamplarda tutulduğunu bilirken Kitap, Hope ve Kedi özgür yaşamlarına devam edemezler. Ancak düşmanlar gölgeler içinde gizlenirken bir kurtarma görevini hayata geçirmek de hiç kolay değildir. Beklenmedik müttefiklerin ortaya çıkışı her şeyi değiştirir ama bunun da bir bedeli vardır…

Peki ölüme doğru yol alan arkadaşlarını kurtarmak için ne kadar ileri gideceklerdir?

₺22,12 KDV Dahil
₺29,50 KDV Dahil

Bazen çok yaşlı bir insanın yüzündeki çizgilerden yola çıkarak, o insanın yüzündeki takvimi, yaşadığı yılları görmeye çalışırım.”

Toplumcu-gerçekçi edebiyatımızın usta ismi Osman Şahin’den öğretici ve tadına doyulmaz denemeler… Yaşar Kemal’den Yılmaz Güney’e, Muzaffer İzgü’den Orhan Kemal’e, Talip Apaydın’dan Tahsin Yücel’e açılan yelpazede eşsiz bir portreler galerisi oluşturan Şahin, edebiyatın ve sinemanın verimli topraklarında renkli bir yolculuğa çıkıyor bu kitabında.

Çanakkale Savaşı ya da Köy Enstitüleri gerçeği, bir cezaevinden diğerine nakil serüveni ya da Anadolu söylenceleri üzerine, sıcak, samimi, yalın ve unutulmayacak bir toplam içeriyor Kan Köpüklü Meşe Seliyim.

“Bir yazarın doğayı psikolojiyi, felsefeyi, folkloru, renkleri, müziği iyi bilmesi ve alçakgönüllü olması gerekiyor. Ben toplumcu, gerçekçi öykü anlayışından yanayım. Eleştirel öyküler yazıyorum. Yeryüzündeki sömürü ve emperyalist tehlike devam ederken, toplumun sorunlarından kaçarak, post-modern edebiyat anlayışları gibi, sözcüğü çürüten anlayışlara sığınamam.”

₺10,50 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil

Refik Durbaş Edebiyat Anılarda Yaşar’da edebiyatın hazine sandığını açıyor. İnce Memed’den Bekçi Murtaza’ya roman kahramanları; Ahmet Mithat’tan Yaşar Kemal’e, Tevfik Fikret’ten Can Yücel’e yazarlar, şairler Cağaloğlu kaldırımlarında arz-ı endam edip aşk, tütün, alkol, yoksulluk, hüzün ve her şeye rağmen yaşama sevinci kokan hikâyelerini anlatıyorlar. 

“Can Yücel, BBC’nin Türkçe Yayınlar Bölümü’nde spikerlik yapacaktır. Spikerlik, Nâzım Hikmet’in ölümüne kadar sürer.3 Haziran 1963’te Nâzım’ın ölümünü BBC’de okumak ona nasip olacaktır. Ve Nâzım’dan ayrılmanın acısını sunturlu bir küfürle süslediğinden o an işine son verilecektir BBC’de.”

₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil
Elçin Kafa romanında kendine has, etkileyici üslubuyla bir cephesiyle masal diyarı, diğer yanıyla romantizme büsbütün uzak gerçeklerin ve kanlı olayların ülkesi Güney Kafkasya’da 1800’lerde Rusya’nın da dahil olduğu çatışmaları ve tarihi olayları ele alıyor. Bunu yaparken de başköşeye “Elçince” ahlaki sorunları yerleştiriyor: İyilik ve kötülük, cefa ve merhamet, bireyin devletle ilişkisi, insanın davranış ve sözlerinden sorumluluğu, anlaşmazlıkların, çekişmelerin yol açtığı dramlar. Elinizdeki roman tarihi bir belgeselden ziyade keskin, kusursuz bir felsefi eser.
₺11,11 KDV Dahil
₺14,81 KDV Dahil

Oscar Wilde (1854-1900): İrlandalı dâhi yazar, Victoria döneminde edebi zekâsı, ince alaycılığı ve sıra dışı yaşantısıyla 19. yüzyıl estetizm hareketinin Britanya’daki en tanınmış temsilcisi haline geldi. Şiir, öykü ve oyunlarının yanı sıra Dorian Gray’in Portresi adlı romanıyla ün kazandı. Dönemin katı ahlak anlayışının sonucu olarak cinsel yönelimi nedeniyle yargılanıp iki yıl hapse mahkûm edildi. Reading Zindanı Baladı adlı şiir kitabını ve ölümünden sonra De Profundis adıyla yayımlanan uzun mektubu bu sırada yazmıştır. İlk kez 14 Şubat 1895’te Londra’daki St James Tiyatrosu’nda sahneye konan Maksat Samimiyet, 19. yüzyıl İngiliz tiyatrosunda nükte ve zekâya dayalı yeni komedi türünün en başarılı örneği kabul edildi. Oyun görünüşte önemsiz ayrıntılar üzerinde durmakla birlikte Victoria döneminin ikiyüzlülüğünü acımasızca sergiler. Oscar Wilde özgürlüğe kavuştuktan üç yıl sonra Paris’te yoksulluk içinde öldü.

Değerli edebiyatçımız Cevat Çapan’a ve Can Yücel ailesine daha önce yayımlanmamış bu Oscar Wilde çevirisini okura sunmamızı mümkün kıldıkları için teşekkürü borç biliriz.

₺8,25 KDV Dahil
₺11,00 KDV Dahil

Gerçekler acıdır; acıtır, incitir…

 

Tam da hayatının yoluna girdiğini sandığı günlerde, önce annesinden gelen bir haber, ardından eski bir şapka kutusunda bulduğu mektuplar…

 

Derya’nın, iki yıldır sümenaltı edilen gerçekleri bir tokat gibi öğrenmesi, onu dünyanın bir megakentinden ötekine savuracak, kaderi onu sarı bir sonbahar günü, 

açılıp açılmayacağını bile bilemediği bir demir kapının 

önüne kadar taşıyacaktır.

 

Genç kız, acaba gizem dolu bu perdenin ardına geçebilecek midir? Öğreneceklerini kabul edebilecek, kabul etse bile sindirebilecek midir?

 

O kapı açılırsa elbette…

 

Dönüş, aldatmanın, aldatılmanın, affetmenin, acıtan gerçeklerin romanı.

₺24,00 KDV Dahil
₺32,00 KDV Dahil

Yol arkadaşlarını kaybeden Drizzt yüz yıldan sonra ilk kez özgür ve yalnızdır. Dahlia ismindeki yeni dostuyla beraber Kışgörmez şehrinin başına gelenlerin intikamını almak için yola düşerler. Fakat Drizzt yeni dostlarla beraber yeni düşmanlar da kazanacaktır. 

 

Ve artık yalnızım. Yıllar önce Montolio’nun ölümünü takip eden günlerden beri hiç olmadığım kadar. Arkadaşlarımı tehlikeye atmanın insafsızca olacağı inancıyla onları terk ederek Menzoberranzan’a gitmek için Karanlıkaltı’na yolculuk ettiğimde bile böyle hissetmemiştim. Karanlıkaltı’nda yalnız olmama karşın, ruhen yanımda oldukları için manevi desteğim olmadan gitmemiştim. Bruenor, Catti-brie ve Regis’in hayatta ve iyi durumda, aslında onları geride bırakmış olduğum için çok daha iyi durumda olacaklarına inanıyordum, olacaklarına inancım tam olarak gitmiştim.

₺20,25 KDV Dahil
₺27,00 KDV Dahil

Kendi gerçekliğini geride bırakmaya bir kez olsun bile cesaret edememiş ya da bunu aklına getirmemiş her insanın trajedisiydi bu: Düşlenen, hemen ileride, güneşin tam karşısında devasa bir yapı misali öylece duruyor; düşleyen ise birkaç adım daha atıp hedefe varmaktansa, o yapının gölgesinde konaklamakla sınırlandırıyordu kendisini; daha fazlasının hakkı olmadığını düşünüyordu.

Çok geçmeden, güneşini kapattığını zannettiği için düşlerini yıkmakta arıyordu çareyi, koca bir binayı tekmeleyerek devirmeye çalışmaya benziyordu olay. Derinlerde olduğundan görülemeyen ve fark edilemeyen trajedinin açık seçik bir komediye döndüğü yerdi burası: Tekmelerin adresi, orada olmayan bir şeydi.

₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

 “Her karanlık kendini sonlandıracak 

aydınlığın tohumlarını içinde taşır.” 

Dante Alighieri 

 

 

Viyana’da bir ormanda gece vakti ağaçların arasında beliren bir silüet hayal ürünü gibi görünüyor; bulanık ve silik. Ama oldukça gerçek. Zayıf, perişan ve tek kelime edemeyecek kadar travmatize olmuş küçük bir kız… Adı Clara. 

 

Ortadan kaybolmasının üzerinden koca bir yıl geçmişti ve artık öldüğü varsayılıyordu. Aksine hayattaydı ama yaşadıkları hakkında tek kelime etmiyordu. İlk bakışta şiddete maruz kaldığına dair herhangi bir iz de yoktu… Ta ki dedektifler insanın kâbuslarında dahi görmek istemeyeceği o şeyi görene dek: Biri kızın sırtına Dante’nin Cehennem’inden alınan bir sahneyi en ince ayrıntısına kadar tasvir etmişti, hem de dövme olarak. 

 

Bu arada Wiesbaden, Almanya’da, genç ve hırslı bir dedektif adayı olan Sabine Nemez, profil uzmanı Maarten S. Sneijder’le birlikte birbirleriyle tamamen alakasız görünen üç kanlı cinayet vakasını incelemektedir. Zamanla bu vakaların arasında bir bağlantı olabileceğini keşfederler. Fakat araştırmalarının sonucunda, kaybolduktan bir yıl sonra ormanda ortaya çıkan ve konuşamayan gizemli kızın tanıklığına ihtiyaçları olduğu anlaşılır. Çünkü katili gören tek kişi bu küçük kızdır… 

 

 

“Andreas Gruber’in kitaplarının atmosferi öyle hayranlık uyandırıcı ki farkına bile varmadan kendimi öykünün içinde sürüklenirken buluyorum.” 

Sebastian Fitzek 

 

“Andreas Gruber’in yarattığı Maarten S. Sneijder ve Sabine Nemez karakterleri o kadar iyi bir ikili ki insan sürekli onların hikâyelerine eşlik etmek istiyor.” 

Krimi-couch.de 

 

“İnsanın karanlık yönünü gösteren muhteşem bir gerilim.” 

ORF, “Kultur nach 6” 

 

“Uluslararası düzeyde bir gerilim yazarı.” 

Kronen Zeitung

 

“Benim eserim bu dünyadan değil. Ben bu sınırı aştım, karanlığa bir bakış attım, ruhumu ilhama açtım ve akla sığmaz bir enkarnasyon meydana çıkardım. Onun aracılığıyla ölümsüz oldum. Ben cehennemin kara tanrısıyım. Kendimden nasıl kuşkulanabilirim ki?” 

₺34,65 KDV Dahil
₺46,20 KDV Dahil

Henry Miller’ın çok sevdiğim bir kitabından yürüttüğüm bir deyimle “merdivenin dibinde gülümseme” mümkün mü diye düşünüyorum. Her yıl olduğu gibi bu tersliklere, düzey düşüklüklerine, zorluklara bakıp umutsuzluğa mı düşelim? Üstelik “nice yazlardan sonra?” Çehov’un Vişne Bahçesi’ndeki kentsoylular gibi “uzaklarda hep gergin durduğunu sandığımız yay boşalınca” gözyaşlarına ve karamsarlığa mı kapılalım?

1965-1976 yılları arasında Türk Sinematek’inin kurucularından biri ve aynı zamanda yöneticisi olarak görev yapan yazar, şair Onat Kutlar dünya sinemasına ilişkin yazılarını Sinema Bir Şenliktir (1985) kitabında bir araya getirmişti. Dünya sinemasını daima yakından takip ederken Türk Sineması’nın içinden geçtiği bunalımlarda nabzını tutmayı, Türk Sineması üstüne eleştirel düşünceler üretmeyi de sürdürdü, güncel tartışmalarda aktif rol almaktan geri durmadı. Sinema.. Sinema Onat Kutlar’ın arşivinde kalan, kitaplaşmamış konuşmalarını, dönemin sinema gündemi üstüne yazılarını –sansür tartışmaları, ulusal Türk sineması için alan araştırmaları vb.– bir araya getiriyor.

“Sanatçı eserini yaratırken iç içe birçok çemberin merkezinde bulunduğunu unutmamalıdır. Yeryu¨zu¨, yeryu¨zu¨nu¨n tarihi, içinde yaşadığı toplum, bu toplumun geçmişi, kendisi ve kendi tarihi yani yaşantısı. En sade bir özu¨ bile verirken bu¨tu¨n bu bağlamı göz önu¨nde tutmak zorundadır. Kurşununu gez, göz ve arpacık aynı hizaya gelmeden atan, hedefi bulamaz. Bu¨tu¨n bu bağlamın ortak u¨ru¨nu¨, bu¨tu¨n bu açıların ortak ve mutlu odağıdır başarılmış eser. Tıpkı yaşantımız gibi gerçektir. Benim yaşantımda sahici bir noktadır. Toplumumun özelliklerini ve tarihini derin köklerinde gizler. Yeryu¨zu¨nu¨ ve onun deneylerini kapsar. Yani kişisel, ulusal ve evrenseldir. Bu özu¨, benim yaşantımın gerçek bir yönu¨nu¨ belirleyen herhangi bir göru¨ntu¨de bulabilirim.”

₺19,45 KDV Dahil
₺25,93 KDV Dahil

İnsanlık Onuru Dünyayı Kurtaracak mı?

Yedi Tepe Krallığı’nın Prensesi Haxen, Karanlık Efendi’nin insanlığın sonunu getirecek bir çocuk yaratmak üzere seçtiği kişidir. Prensesin bu hamilelikten sonradan haberi olur. Haxen çocuğu öldürmek zorunda olmasına rağmen aslında bir kız olduğunu anlayınca öldürmek istemez. Prenses onu insanların intikam duygularından koruyacak ve uzaklara, çöle götürerek insanları da onun karanlık gücünden koruyacaktır. Daha Haxen’in karnındayken her şeyi bilmekte, görmektedir. Hania ismini vereceği çocuk son derece zeki, son derece kötü ve dilsizdir.

İki kaçağın yolculuğu her geçen gün daha zorlu olur ama annenin cesareti ve küçük kızın günbegün artan güçleri onlara bu zorluklarla başa çıkmada yardımcı olur. Karanlık Efendi sessizce tuzaklarını kurarken, anne kız yolculuk sırasında gizlice onları izlemekte olan bir savaşçıyla karşılaşır. Kimdir bu? Onlara yardım etmek isteyen biri mi yoksa karanlıkların temsilcisi mi?

TADIMLIK

Hania uzun adımlarla ilerledi. Annesi ile Karanlık Efendi’nin arasına girdi.

İblis, “Kutsal Su çemberinden nasıl çıktın?” diye sordu.

Nasıl başarmıştı? Öfke? Haxen’in öldürülmesini istememe? Belki de aşağılama.

Gerçekte oradan çıkan kendisi değildi, çözülüp giden kafesti. Bunu anlamalı ve akıllı bir cevap, onu yıkacak bir şeyler bulmalıydı. Gerçek çıkageldi, artık düellosu başlayabilirdi.

Hania kollarını uzattı. Çok normal bir şeyi kafasız birine açıklamaya çalışan çok sıkılmış ve sakin bir ses tonu vardı. Yavaş yavaş ve kelimeleri seçe seçe konuşmayı da unutmadı.

Haxen’i işaret ederek, “Ben onun kızıyım” dedi. “İnsanlar seçebilir. Biz insanlar seçebiliriz. Yapmayı ya da yapmamayı seçebiliriz. Benim bir iblis olmakla, ki Kutsal Su beni engelliyor, olmamak arasında yapacağım bir seçim var. Eğer olmamayı seçersem özgürüm. Aptal olmayan herkes için bellidir bu.”

₺13,19 KDV Dahil
₺17,59 KDV Dahil

“Bir serum şişesinin hayatındaki en önemli şey ne olabilir? Bir insanın?”

Mahalleler, evler, odalar; eski fotoğraflardan yükselen fısıltılar, mektuplara sıkıştırılan suskunluklar, kasaba garajlarında unutulmuş kederler ve hevesler; beş vakitler, bir vakitler, birbirine karışan kaderler, birbirini bileyen diller... Günümüz öykücülüğünün öncü yazarlarından

İlhan Durusel, duyduğu gibi anlatıyor öykülerini; yazı’nın bilinen imkânlarının ve mümkünlerinin ötesinde bambaşka pencereler aralıyor okuruna - unutmak ve hatırlamak için.

Başka şeylerin kökeni, sebebi Memedali’ymiş der rivayetler. O var diye varmış bazı şeyler. Küfesiz hamallık, çorbayı kaşıksız, ekmek bana bana bitirmek, kaldırımda elle lağım kazmak.

Bizim vazifemiz de bize bunları veren Memedali’ye rahat çalışması için biraz yer açmak. Memedali’nin çalışkanlığını Tanrı’ya bildirmek de bizim işimiz. Tanrı’nın işi bu dünyayı,

bu dünyanın bayat ekmeğini, yavan tulumba suyunu, kazan dolusu kelle-paça çorbasını, lağımı, molozu, kömür küfelerini, ticari buzdolaplarını, sanayi tüplerini, nemli talaşı, çimento torbalarını, şeker çuvalını ve pamuk hararlarını yarattığı için bir Memedali’ye bir bize bakıp gururlanmak.

₺11,11 KDV Dahil
₺14,81 KDV Dahil

Kendisinden önceki tiyatro anlayışını temelden değiştiren, artık adıyla anılacak yepyeni anlatım özellikleri geliştiren Çehov, tiyatro ile ilgilenen herkesin, ilgisi hangi boyutta olursa olsun, okuması gereken yazarların başında gelir.

Çocukken sınıfında, lisede okul temsillerinde sergilenmek üzere skeç ve piyesler yazan Çehov’un oyun yazarlığı, öykücülüğünden önce gelişmiş ve yıllar sonra “yapmacıklı, şamatacı, küstah ve yıpratıcı bir sevgili”ye benzeteceği tiyatroya duyduğu aşk, hiç bitmemiştir. Bırakacağına defalarca ant içtiği oyun yazarlığı, nihayetinde Çehov’un en büyük başarılarından biri olmuştur.

İlk kez Moskova Sanat Tiyatrosu tarafından sahneye koyulan ve büyük başarı elde eden iki oyunu, Üç Kızkardeş ve Vişne Bahçesi, on yıllardır dünyanın çeşitli tiyatrolarında en çok sahnelenen oyunlardan oldular.

Bu güzel oyunları hayal gücünün dekoru, kostümü ve ışığıyla okumak, Çehov’un kelimelerini Hasan Âli Ediz ve Mete Ergin’in Türkçesiyle duymak, sanıyoruz ki başka türlü bir tiyatro deneyimi yaşatacak… 

₺12,00 KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil

Bir derebeyi çocuğu olarak Dikanka dolaylarındaki bir çiftlikte geçirdiği çocukluk yılları boyunca kulağına çalınan halk şiiri ve türküleriyle, masal, söylence ve öyküleriyle beslenen Gogol, Kazak atalarının aşkları ve efsanelerini dinleyerek büyüdü.

Rus gerçekçiliğinin kurucularından olan Gogol’e saygınlık kazandıran ilk eserleri Ukrayna’daki bu çiftlik yaşantısına dair anlatılardır. Bunların en ünlülerinden ikisi, Mayıs Gecesi ve Portre’dir.

Mayıs Gecesi’nde Levko ve Galya’nın aşkını köy yaşantısının içinde, usta işi doğa tasvirleriyle anlatan Gogol, Portre adlı öyküsünde, gizemli bir portrenin, insanların hırslarını birer enstrüman gibi kullanarak yaşantılarını nasıl cehenneme çevirdiğini anlatıyor.

Portre, Gary Shteyngart’ın Shylock on the Neva öyküsüne, Mayıs Gecesi de Nikolay Rimski-Korsakov’un aynı adlı operasına esin kaynağı olmuştur.

Edebiyatseverler için, Hasan Âli Ediz’in güzel Türkçesiyle…

Kiraz ve salkım ağaçlarından meydana gelen sık ve el değ­memiş orman, köklerini suyun soğuk derinliklerine uzatmış­tı... Doğanın en güzel yelpazesi gece rüzgârı, gizlice ağaçların yanına sokularak onları öptüğü zaman, yapraklar sanki darılıyormuş gibi, zaman zaman başlarını hoşnutsuzlukla sallıyordu. Bütün doğa uykuda idi...

Mayıs Gecesi’nden

Ün, onu hak etmeyip de çalana zevk veremez; o ancak onu hak edende sürekli bir etki uyandırır... Çartkov’un bütün duy­gu ve isteklerinin paraya yönelişi bundan ötürüdür. Altın onun tutkusu, ideali, korkusu, zevki, amacı olmuştu... San­dıklarda banknot desteleri büyüyor, kaderine böyle korkunç bir ödül düşen her insan gibi o da altından başka her şeye il­gisiz, sıkıcı ve gizemli bir insan halini alıyordu.

Portre’den

₺12,00 KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil

Türk destanlarının ve mitolojisinin ana kaynağı Oğuznâme’dir. Ancak Oğuznâme’den yola çıkılarak

Türk tarihi ve Türk kültürü doğru tasnif edilebilir.

Çünkü “bütün bilimlerin anası tarih, onun da asıl

kaynağı mitolojidir. Söz konusu Türk mitolojisi olunca, onun da özü Oğuznâme’dir.”

Oğuznâme, yeni araştırmalar ışığında, Türk mitolojisinin özü olan destan ve anlatıların özgün yapısı korunarak

sade bir dille kaleme alınmıştır. Bu eser, kültürel

yapımızın kökenine gidip onu detaylı bir şekilde açıklamakla yetinmiyor, aynı zamanda toplumsal bilincimizin nasıl şekillendiğini göstermek için

dönemin devlet adamlarının düşünce biçimlerini de betimlemekten kaçınmıyor.

Bu yüzden Oğuznâme’nin, her kesimden insanın

Türk tarihi ve mitolojisini anlamak adına doğrudan

bir bağlantı kurmasında etkili olacağını düşünüyoruz.

₺23,25 KDV Dahil
₺31,00 KDV Dahil

Mustafa Ulusoy, Dünyanın Üç Yüzü’nde kaleme aldığı yazılarla insanın dünyayla kurduğu temasına ayna tutuyor. Bunu yaparken de kimi zaman bir film ya da roman karakterinin analizini, aşağıya sarkıtılan bir ip misali benliğimizin derinliklerine uzatıyor.

Dünyanın üç yüzü vardı. Biri kendine bakan, diğeri ise Yaratıcı’nın sonsuz isimlerine ve ahirete bakan. Kendine bakan yüzü asıktı,

elem ve keder verici. Çünkü gelip geçiciydi. Dokunduğumuz an solan bir çiçekti sanki. Yakalayıp sevmek için can attığımız

bir kelebek gibi. Yakalaya yazdığımız anda uçup gidiveren.

Ne dokunmamak mümkündü ona ne de solmasına razı olmak.

İki arada bir deredeydik.

Bir buz sarkıtının ucunda donarak asılı kalmış bir su damlası

nasıl güneşi özlüyorsa; dünyanın üçüncü yüzünde

asılı kalmış varlığımız da öyle özlüyordu dünyanın

birinci ve ikinci yüzünü.

Üçüncü yüze hikmetin güneşi doğmuştu...

Bu yüz olmasaydı, her şey berhava olurdu.

₺23,25 KDV Dahil
₺31,00 KDV Dahil

NORMAL, DOĞRU VE GÜZEL OLARAK BİLDİĞİNİZ HER ŞEYİN ÖYLE OLMADIĞINI ÖĞRENSEYDİNİZ NE YAPARDINIZ?

 

Clara Lawson hayatından birdenbire koparılmıştı. Evi ansızın silahlı adamlar tarafından basılmış ve çok sevdiği kocası ile kızlarından ayrı düşmüştü. Kocasının ona söylediği son sözler ise, “Tek kelime etme,” olmuştu.

Geçmişiyle geleceği arasında bir uçurum oluşuyordu. Çocukluğunda o ve kız kardeşleri disiplinli Anne ve Baba tarafından, eğitimli birer genç kız olmak üzere yetiştirilmişti. Hatta üvey ebeveynlerinin oğulları da ilgisini çekmeye başlamıştı.

Fakat şimdi, tanımadığı kadınlar ve erkekler onu sorguya çekiyor ve ona farklı bir isimle hitap ediyordu: Diana. Kocasını ise ağza bile alınamayacak kadar ağır suçlarla itham ediyorlardı.

Geçmişiyle geleceği, bildiği her şeyi sarsarken Clara’nın hayatını sorgulaması, geçmişinin gerçeğini ortaya çıkarması ve geleceğine yön verecek gücü kendinde bulması gerekecekti.

 

“Cüretkâr, tüyler ürpertici ve çarpıcı.”

—SANDRA BLOCK, Little Black Lies romanının yazarı-

 

“Sürükleyici… Bir psikoterapist olan Olsen’ın, zalimlik ve şefkati karşı karşıya getirdiği ilk kitabı sizi çok etkileyecek.”

Booklist (starred review)-

 

“Bu sene okuduğum en huzursuz edici ve duygusal roman. Her iyi gerilim kitabında olduğu gibi, hikâye gizemlerle dolu ve hiçbir şey göründüğü gibi değil. Clara kadar okurun da kafası karışacak.”

BookPage, 2016’nın En İyi Gizem Romanı-

 

“Hem kurbanların hem avcıların hem de ikisi birden olanların yakından bir incelemesi. Tek Kelime Etme inanılmaz gizemli; Clara’nın gelecekte kim olmak istediğine karar vermek için geçmişini öğrenmesi ise hikâyeyi derinleştiriyor. İyileşmenin ve sorumluluğun duygusal bir anlatımı.”

Kirkus Reviews-

 

“Elimden bırakamadım. Kışkırtıcı, şaşırtıcı ve sonunda umut verici! Alışılmamış hikâye anlatımı, ana karakterin insanı kendine çeken sesiyle müthiş bir uyum içinde. Rena Olsen’ın bu ilk romanının onu psikolojik gerilim türünde ilk sıraya koyacağından hiç şüphem yok.”

—-KAREN HARPER, Upon a Winter’s Night’ın New York Times çoksatan yazarı-

₺21,00 KDV Dahil
₺28,00 KDV Dahil

Üç ayrı şehirde geçen çocukluk...

1949’da, İTÜ’de, İstanbul Yüksek Tahsil Gençlik Derneği’ne üyelikle adım atılan siyasi mücadele

yılları... 1951 tevkifatı... Harbiye, Sultanahmet cezaevleri...

6-7 Eylül... Mücadeleyle kazanılanlar, kazanırken verilen kayıplar, izler, geriye kalanlar… Dostlar… İnşaat mühendisliği alanında profesör olmaya varan akademik bir kariyer…

İnşaat Mühendisleri Kongreleri, 12 Eylül öncesinin siyasi cinayetleri...

1974’ten bugüne eksilmeyen Bodrum zamanları…

₺17,36 KDV Dahil
₺23,15 KDV Dahil

“Julie Garwood güzel kadın kahramanların cesur erkekleri yanına çektiği gibi okuyucuları cezbediyor.”

- USA Today - 

New York Times’ın çok satanlar listesine giren, kalp atışlarınızı hızlandıracak bu romanda, Julie Garwood özgürlüğü için mücadele etmeye kararlı, aşkın nadir ve beklenmedik hediyesiyle hayatı değişen genç bir kadının görkemli hikâyesini zekice kaleme alıyor.

Leydi Johanna dul kaldığı haberini alınca bir daha asla evlenmeyeceğine yemin etmişti. Henüz on altı yaşındaydı ama şimdiden ona bakanları etkileyen güzellikte altın saçlara ve güçlü bir iradeye sahipti. Fakat Kral John tekrar evlenmesini emredince her şey değişti. Sadık üvey kardeşinin bulduğu damat adayı ise yakışıklı İskoç savaşçı Gabriel MacBain’di.

Johanna ilk başta ürkekti ama Gabriel paylaşacakları muhteşem zevkleri ona nazikçe gösterirken, birbirlerine âşık olmaya başlayacaklardı. Çok geçmeden bütün Kuzey İskoçya klanı da haşin ve cesur lordlarının kalbini ona tamamen teslim ettiğini anlayacaktı. Ancak hiçbir mutluluk bedelsiz kazanılmazdı elbette. Korkunç bir kraliyet entrikası Gabriel’i karısından ayırmakla tehdit ettiğinde ikisi de birbirleri için savaşacaklardı

₺29,63 KDV Dahil
₺39,50 KDV Dahil

?“Taş döşemeli yolun her iki tarafında boylu boyunca uzanan, duvarları eskimiş, kapıları boyasız dükkânlar ile her birinin önüne dökülmüş eski yeni eşyalarla dolu tezgâhların olduğu çarşıya, bir yaz günü öğleden önce gelmişlerdi. Bozkırın kavurucu sıcağında alış veriş için dükkân dükkân gezerek bütçelerine uygun olandan alıp ihtiyaçlarına göre bir kaç eşya bakıp kısmet olursa komşu köylerden kasabaya gelen akrabalardan bir kaçını görebilmekti niyetleri. Girdikleri kumaşçı dükkânında vitrindeki elbiselere ve top top duran kumaşlara, iğne oyalı eşarplara ve birbirinden güzel entarilere gözüne ışık tutulmuş tavşan gibi bakmaktan kendilerini alamıyorlardı.

Ebe nine, Zehra’ya doğru eğilip kısık sesle “Ne güzel canlı renkler var ahh şimdi genç olmak vardı” deyip eli ile yüzündeki kırışılıkları yokladı. Kırk yıl önceki hali geldi gözlerinin önüne. Zehra ise gülümseyerek ‘’Sen zaten gençsin.’’ dedi. Kumaşçı kendilerinden önce gelen müşterilerine en seçkin kumaşları gösteriyordu. Özenerek indirdiği kumaşları tek tek açıp orta yaşta, başı siyah tülbent ile bağlı kadına gösteriyor, kadın da yanında bulanan genç bayanlara sorup, beğendiğini belli etmek amacıyla bir taraftan gülümsüyor, diger taraftan da kumaşları yanına doğru çekiyordu.

Göksel Yıldırım’ın ilk romanı ‘’Ömür Dediğin’’ hepimizin kendinden bir şeyler bulacağı, samimiyetle anlatılmış bir bozkır hikâyesi...

₺17,25 KDV Dahil
₺23,00 KDV Dahil

“Dünyaya bir melek bıraktık ama kanatları olmayı beceremedik.”

Geçmişinin gölgesinden sıyrılmak hiç de kolay değildi. Ayşe, babasının mektubundan sonra yüz yüze geldiği gerçekle o sancılı günleri resmen yeniden yaşamaya başlamıştı. Hayat onun için her zaman zor olmuştu. Fakat bu sefer daha da zordu.

Ali, bir erkeğin kâbus tutsaklığından kurtulup aşka tutsak olmanın adıydı Ayşe için. Bu sefer sevdiği adam vardı. Kanatsız meleği… Endişesi onunla boyut değiştirmiş, korkuları onun için göklere çıkmıştı.

Çünkü biliyordu, o adam durmayacaktı.

Kaçtığı gerçeğin bir adım ötesinden geldiğinden habersiz hayatını sürdürmeye devam ederken her şey tepetaklak olmuştu. Kaçışı aslında tam da sandığı gibiydi. Tehditlerin boşuna olmayışını kötü bir şekilde yaşayarak öğrendiğinde, kendini tehlikeli bir yol ayrımında bulmuştu. Çok iyi biliyordu ki seçtiği yol onun sonuydu, kaçtığı gerçekti.

Bir mektup…

Bir karanlık geçmiş…

Bir puslu gelecek…

“Bir geçmiş düşünün, bir sis gibi sinsice etrafınızı saran ve amacı sadece ölüm olan.”

Büyük Kaçış Nevbahar; umuda sımsıkı tutunanların, mutluluk arayanların, bir çırpınışın, bir özgürlüğün ve huzurda boğulmak isteyenlerin hikâyesi.

“Ali, benim nevbaharımdı.”

₺24,00 KDV Dahil
₺32,00 KDV Dahil

SEVDİĞİM

TÜM ERKEKLERE

 

Ya şimdiye dek âşık olduğunuz her erkek onlar hakkında ne düşündüğünüzü öğrenseydi?.. Hem de hepsi aynı anda!

 

Lara Jean aşk mektuplarını annesinin verdiği bir şapka kutusunda saklıyordu. Bunlar başkasından aldığı mektuplar değil, kendi yazdıklarıydı. Sevdiği her çocuk için bir; toplam beş tane. Yazarak kalbi ile ruhundakileri dışarı dökebiliyor ve gerçek hayatta asla söyleyemeyeceği duyguları mektuba aktarabiliyordu çünkü onları sadece kendisi görecekti. Tabii bu gizli mektuplar postalanınca durum değişti ve böylece Lara Jean’in hayali aşk hayatı birdenbire kontrolden çıktı...

 

 

“Lara Jean’in şaşkın, sakar, erkekler konusunda deneyimsiz kişiliği bu dokunaklı hikâyeye özgünlük ve cazibe katıyor.”

Publishers Weekly

 

“Bu sevimli, neşeli aşk hikâyesi sayesinde okurlar kitabı

bitirdikten çok sonra bile Song kardeşleri ve hayatlarındaki erkekleri hatırlayacak.”

School Library Journal

 

“Ergenlik döneminin ve gençlik aşkının zorlu keşiflerini anlatıyor.”

Kirkus

 

“Yazarken kendimi hiç tutmuyorum. O kişi asla okumayacakmış gibi yazıyorum çünkü asla oku­mayacak. Tüm gizli düşüncelerimi, tüm gözlem­lerimi, içimde biriktirdiğim her şeyi mektuba döküyorum. Bitirdiğimde zarfı kapayıp adresi yazıyorum ve şapka kutuma koyuyorum. Düşünürsek tam manasıyla aşk mektubu sayıl­mazlar. Artık daha fazla âşık olmak istemedi­ğim zaman yazıyorum. Veda etmek için. Çünkü yazdıktan sonra beni tüketen bu aşk tarafından tüketilmem sona eriyor. O da benim gibi muzla mı sever diye düşünmeden mısır gevreğimi yiye­biliyorum; aşk şarkılarına onu anmadan eşlik edebiliyorum. Eğer aşk ele geçirilmeyse, mek­tuplarım da benim şeytan çıkarma ritüelim sayı­labilir. Mektuplarım beni özgür kılıyor. Ya da en azından öyle olmasını umuyorum.”

 

 

NOT: SENİ HÂLÂ SEVİYORUM

 

AŞK KOLAY DEĞİLDİR.

ONU BU KADAR MUHTEŞEM KILAN DA BU!

 

 

LARA JEAN VE PETER’IN SÖZLEŞMESİNDE AŞAĞIDAKİ MADDELER YER ALIYORDU:

• PETER BEŞ DAKİKADAN FAZLA GECİKMEYECEK.

• LARA JEAN, PETER’A HERHANGİ BİR EL İŞİ YAPTIRMAYACAK.

• PETER HER GECE UYUMADAN ÖNCE LARA JEAN’İ ARAMAK ZORUNDA DEĞİL AMA İSTERSE ARAYABİLİR.

• LARA JEAN SADECE CANI İSTEDİĞİNDE PARTİLERE GİDECEK.

• PETER, LARA JEAN HER İSTEDİĞİNDE ONU ARABAYLA ALACAK.

• LARA JEAN VE PETER BİRBİRLERİNE HER ZAMAN DÜRÜST OLACAKLAR…

 

LARA JEAN, PETER’A GERÇEKTEN ÂŞIK OLACAĞINI AKLININ UCUNDAN DAHİ GEÇİRMEZDİ.

 

İlişki oyunları bir gün gerçek olunca işler zorlaşmaya başlar, internette yayılan ve bütün okulun izlediği öpüşme videolarıyla da iyice karmaşık bir hal alır. Üstüne üstlük Peter eski sevgilisiyle daha çok vakit geçirmeye başlar. Yoksa onu hâlâ unutamamış mıdır? Bu sırada, geçmişinde önemli bir yere sahip olan John yeniden ortaya çıkınca Lara Jean ondan hâlâ çok hoşlandığını fark eder. Peki aynı anda iki kişiden hoşlanmak mümkün mü? Lara Jean bu sıkıntılı ve kafa karışıklığıyla dolu süreci atlatmayı başarabilecek mi?

 

“Samimi diyaloglar, kalpleri ısıtacak kardeşlik bağı ve gerçekçi anlatımıyla kitaplığınızda kesinlikle bulunması gereken bir kitap.”

School Library Journal

 

 

ŞİMDİ VE SONSUZA DEK, LARA JEAN

 

LARA JEAN VE PETER’IN DÜZELTİLMİŞ SÖZLEŞMESİ

 

 

PETER HAFTADA BİR KEZ LARA JEAN’E MEKTUP YAZACAK. ELLE YAZILMIŞ MEKTUP, E-POSTA DEĞİL.

 

LARA JEAN, PETER’I HER GÜN ARAYACAK. TERCİHEN YATMADAN ÖNCE GÜNÜN SON KONUŞMASI OLACAK.

 

LARA JEAN, SEÇTİĞİ BİR DUVARA PETER’IN FOTOĞRAFINI ASACAK.

 

PETER KUPÜR ALBÜMÜNÜ MASASININ ÜZERİNDE TUTACAK Kİ KENDİSİYLE İLGİLENEN BİRİ OLURSA SEVGİLİSİ OLDUĞU GÖRÜLSÜN.

 

PETER VE LARA JEAN BİRBİRLERİNE HER ZAMAN DOĞRUYU SÖYLEYECEKLER, ZOR OLSA DA.

 

PETER, LARA JEAN’İ HER ZAMAN TÜM KALBİYLE SEVECEK.

 

“Tatlı ve komik.”

Entertainment Weekly

 

“Han’ın hikâyesi zamanın ötesinde. Sonuyla hayranlarını memnun edecek tatlı bir aşk hikâyesi.”

VOYA

 

 

LARA JEAN’İN

OKULDAKİ SON YILI TEK KELİMEYLE HARİKA!

 

Üstelik sabırsızlıkla beklediği daha pek çok şey var: New York’a yapılacak sınıf gezisi, erkek arkadaşı Peter’la gideceği okul balosu, mezuniyetten sonraki Plaj Haftası ve babasının düğünü. Sonrasındaysa Peter’la üniversiteye gidecektir, hem de hafta sonları eve gelip çikolatalı kurabiye yapabileceği kadar yakın bir üniversiteye.

Genç kız hayatın daha iyi olamayacağını düşünür, ta ki bazı beklenmedik haberler alana dek.

Değişimden korkan Lara Jean tüm planlarını baştan yapmak zorunda kalacaktır… Ancak kalbiniz ile aklınız farklı şeyler söylüyorsa hangisini dinlemelisiniz?

₺112,50 KDV Dahil
₺150,00 KDV Dahil
%25 İndirim
%25İndirim
Ücretsiz Kargo

2018’den 1994’e, 2018’den 2000’li yıllara bir selamdır Umut Hep Vardır ki­tabı. Geçmişte kalmış bir dostla rastlaşmak, içimizdeki özlemin coşkusuyla sıcak bir merhaba demek belki de... İyi kötü tüm yaşanmışlıkları önümüze katıp geleceğin dünyasını kurma yolunda umuttur ve dirençtir hepimize.

“Her yaştan çocuklar, gençliğe adım atanlar, kadınlar ve emekçiler için yaz­mayı sürdüren Gülsüm Cengiz öncelikle şairdir. Gülsüm Cengiz 35 yıla ulaşan yazarlık yaşamında haksızlığa, sömürüye, zulme ve kötülüğe karşı çıkan, in­sanları kendileri için mücadele etmeye çağıran, sevgiyi, dostluğu, kardeşliği yücelten, umutsuzluğa, yılgınlığa karşı yaşama sevincini öne çıkararak savaş­sız, sömürüsüz, yaşanılacak güzel bir dünya umudunu büyüten şiirler, oyunlar, çocuk kitapları, denemeler, köşe yazıları yazan; böyle bir dünya için mücade­leye çağırdığı insanlarla kol kola yürüyen bir yazar olmuştur.

Aydınlatan, eğiten, umut veren, sevgiyle, içtenlikle; doğaya, insana, hayvan­lara, tarihi zenginliklere, yaşanılan kente, çevreye, emeğe saygıyı kavratan; dostluğu, kardeşliği, sevgiyi büyüten ve geliştiren, umutsuzluğu yıkan, kendi­ne güveni öne çıkaran, güzellikleri görmemizi, yaşamamızı sağlayan kitaplar, yazılar, şiirler Gülsüm Cengiz’in yazarlık serüveninin özlü tanımıdır. ‘Umut Hep Vardır’ dosyasındaki yazılar, şairin yazma sürecinin birikimini yansıtan; bilgi­lendirici, ufuk açıcı, aydınlatıcı, umut ve yaşama sevinci veren yazılardır.

₺13,89 KDV Dahil
₺18,52 KDV Dahil
Dublin, 1841. Aralık ayında soğuk bir sabah. Küçük bir oğlan çocuğu tatlı sözlerle kandırılıp annesinin yanından alınıyor ve vahşice katledilmiş olarak bulunuyor. Yoksulluk, eşitsizlik ve siyasal istikrarsızlığın egemen olduğu kentte işlenen onlarca elim cinayetten biri, ama diğerlerinden farklı olarak halkı galeyana sürüklüyor. Çünkü John Delahunt adında sorumsuz bir öğrenci olan katil, aynı zamanda Dublin Kalesi’ndeki istihbaratçıların ücretli muhbiri. İşin tuhafı, katil ne işlediği cinayetten pişmanlık duyuyor ne de alacağı cezadan korkuyor. Hücresinde idam gününü beklerken serinkanlılıkla hikâyesini kaleme almayı seçiyor. 

Tarihî bir araştırma yaparken tesadüfen bu olayın belgelerini bulan Andrew Hughes, 1841’de geçen hikâyeyi Dickens’vari bir atmosferde ve gotik edebiyata yaraşır bir dilde aktarmayı ustalıkla başarmış.
₺25,50 KDV Dahil
₺34,00 KDV Dahil
Namık Kemal, çeşitli makalelerinde roman hakkındaki görüşlerini ifade eder. Celaleddin Harzemşah adlı tiyatro eserine yazdığı önsözde (Celal Mukaddimesi) eski hikâyelerimizi romanla karşılaştırarak eleştirir, Namık Kemal romanda üç şey aramaktadır: Olayın gerçekleşebilme imkânı; konunun ahlak, adet, duygu ve ihtimallere dayandırılması ve tasvir. 

İntibah 23 bölüm hâlinde düzenlenmiştir. Her bölüm konusuna uygun olarak divan edebiyatından seçilen bir beyitle başlar. İlk bölümdeki bahar tasviri kasidelerin nesib kısmını andırır. Akabinde Çamlıca’yı tasvir eder Namık Kemal. Bu bölüm hem tasviri hem de seyir mekânlarını edebiyatımıza dahil etmesi açısından önemlidir. Ali Bey’in hikâyesi de burada başlar...
₺11,25 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil
Modi’nin bir hayali vardı: Cerrahlık stajını tamamlayıp arkadaşlarıyla vakit geçirmek. Ama Suriye’de halk ayaklanması başlayıverdi. Protestolarda yaralanan insanlar hastaneye geliyor ve genç doktor gizli gizli onlara yardım etmeye çalışıyordu. Ardından gelen mahkûmiyet ise hayallerini paramparça etti… 
Suriye hükümetine karşı olan Modi’nin, hapisten çıktıktan sonra sadece tek bir çaresi kalmıştı: Ülkesinden kaçması şarttı, tıpkı dört milyon insanın yaptığı gibi. Türkiye üzerinden Avrupa’ya gerçekleştireceği seyahat, IŞİD terör örgütünden insan kaçakçılarının Akdeniz’de sulara gömülen gemilerine kadar tehlikerle doluydu her daim. 

Genç bir doktorun, ülkesindeki iç savaştan kaçıp İsveç’e uzanan yolculuğunun, soluk kesici gerçek hikâyesi…
₺20,25 KDV Dahil
₺27,00 KDV Dahil

“Bütün gün kamera arabasının arkasında motosiklet sürdü. Aradaki uzaklığı hep aynı tutmaya çalışıyordu. Kameranın odağının dışına çıkmıyordu hiç. İnanılmaz yüksekliklerden inen, ufka bıçak gibi saplanan geniş ışın kuşakları vardı, İtalyanların dinsel tablolarındaki gibi. Yaptığı işe kafasını vermeye çalışıyordu. Çekilen bu sahne neyle ilgiliydi acaba? Filmin hangi bölümüydü. Onu öldürmeye mi gidiyordu motosikletle? Yani Baş Oyuncuyu? Filmdeki kişiyi? Kadını?”

Modern Amerikan edebiyatının en önemli isimlerinden, Vahşi BatıAç Sınıfın Lâneti gibi klasikleşmiş oyunların yazarı, öykücü, oyuncu, yönetmen Sam Shepard’ın en önemli eserlerinden biri olan Motel Günlükleri, kısa öyküler, notlar, şiirler, günlük parçaları ve fotoğraflardan oluşan ayrıksı yapısıyla sıradışı bir kitap.

Shepard’ın Illinois’daki doğumunu, Güney Kaliforniya’nın kırsal bölgelerinde geçen çocukluğunu, çiftçi, garson, rock müzisyeni, tiyatrocu, film oyuncusu olarak yaşamın derinliklerine yaptığı yolculukları, anı parçacıklarını yaşamöyküsel tefekkürle birleştirerek dile getirdiği; çocukluk keşiflerine, filmler ve arabalarla geçen gençliğine, Amerikan yaşamına, derin Batı’ya ilişkin çarpıcı, keskin imgeler, hayaller ve fanteziler sunduğu, geçmişle şimdiki zaman arasında gidip gelen anlatı, bu niteliğiyle, yazarın tüm yapıtına da ışık tutuyor.

Sam Shepard’ın, kaleme aldığı senaryosuyla, 1984 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’yi kazandığı, Wim Wenders’in Paris-Texas filmine de kaynaklık eden Motel Günlükleri, hızlı, parçalı yapısıyla adeta hızlandırılmış bir film etkisi yaratıyor.

₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

Gördüğü ile gerçekte olması mümkün olmayan bir uyuşmazlık vardı aynanın köşesinden yansıyan görüntüsü ile arasında.

Normal bir hayatı olan, normal bir hayatı olduğunu düşünen adamdı. Ailesiyle birlikte gidecekleri tatil için çıktığı yol, O’nu hayatının yolculuğuna sürükledi. Kabus ve gerçeğin, gerçek ve pişmanlığın iç içe geçtiği bir yolculuğa....

Geçirdiği trafik kazasının ardından kendini hiç bilmediği bir yerde bulan; adını, mesleğini, ailesini ve en önemlisi kendini bilmeyen bir adamın hikayesi.

Kimsin sen? Kimsin oğlum sen? Lan ben kimim?! Bu ne LAN! KİMSİN SEN?!

İnsan azat edebilir mi kendini kendi azabından? Üstelik her adımda kendini keşfettiği bu yolculuğun sonu kaçmak istediği gerçeklere çıkıyorsa...

67, hakikatin göz ardı edilen kıyılarında, varoluş sancılarının tam ortasında, sahici, sarsıcı ve sürükleyici bir hikaye. Oğuzhan Uğur’dan iddialı bir ilk roman...

₺12,50 KDV Dahil
₺16,67 KDV Dahil

New York Times çok satan yazarı Jane Feather, ailenin ipotekli arazilerini kurtarmaları için kendilerine inanılmaz bir fırsat sunulan üç soylu kardeşin hikâyesini anlattığı büyüleyici üçlemesinin yeni kitabıyla bir kez daha okurlarına keyifli anlar yaşatıyor.

Amcaları, yeğenlerinin evlenmeleri karşılığında onlara cömert bir miras bırakacağına söz verir, ancak tek bir şartı vardır: Bu üç genç, gözden düşen kadınlarla evlenmek zorundadırlar. Kardeşlerden biri bile yaşlı adamın bu şartını yerine getirmezse, hiçbiri bu beklenmedik serveti almaya hak kazanamayacaktır.

Leydi Serena Grantley soylu olarak doğmuştur, ama kaderin cilvesi genç kadının güzelliğini genç erkekleri kumar masalarına çekmek için kullanan kumarbaz üvey babasının himayesine girmek zorunda bırakır onu. Hatta Serena, üvey babasının emri üzerine ilk aşkı saygıdeğer Sebastian Sullivan’ı kendinden uzaklaştırır. Ama üvey babası onu ahlaksız bir Kont’la birlikte olmaya zorlayınca, Serena onun isteklerini yerine getirmemeye karar verir. Kalbinin tek sahibi Sebastian’dır ve ona sığınır.

Ailesine olan sadakati ile sevdiği kadın arasında kalan Sebastian, acımasız bir çıkmazla karşı karşıyadır. Amcası hastadır ve vakti giderek azalmaktadır. Çaresizce çözüm yolu arayan Sebastian tehlikeli bir plan yapar. Sebastian’a ve Serena’ya en sonunda bekledikleri saadeti getirecek ya da onları sonsuza kadar ayıracak olan bir kumar oyunudur bu…

₺22,12 KDV Dahil
₺29,50 KDV Dahil
Cibran’ın 1912’de yayımlanan romanı Kırık Kanatlar, Arap dilinde yazılmış ilk romanlardan biridir aynı zamanda. Selma Karami’yle Cibran olduğu tahmin edilen genç adamın imkânsız aşkının hikâyesi, pastoral şiir tadında bir aşk itirafıdır. Cibran bu içe işleyen metinde, Arap edebiyatında ilk kez din adamlarının yozlaşması ve kadın hakları gibi toplumsal meselelere el atar. Doğulu kadının yüzyıllar boyu gelenek karşısındaki âcizliğine, eşya gibi oradan oraya sürüklenmesine yönelik eleştirel bir tavır ortaya koyar.
₺6,00 KDV Dahil
₺8,00 KDV Dahil

Fi, deneyimin içinde kaybolmak yerine korkmadan deneyime sahip olmanın yolculuğudur. İçinde bolca bulunan manipülasyon, seks, aldatma ve aldanma hikâyeleri belki herkesin dikkatini çekebilir ama gerçeklerden yola çıkılarak ulaşılmak istenen yerde sadece farkındalık vardır.

Fi güzelliğin lanetlendiği, zekânın yağmalandığı, iyinin kurban edildiği ve kasaba kurnazlığıyla yönetilen bu gezegende, içine doğduğumuz bu kutsal hayatı kutlamak için yazılmıştır. Kendi potansiyelini keşfetme cesareti gösterebilmiş gerçek kişilere ve çatlama cesareti gösterebilmiş tohumlara adanmıştır.

Bir kişiye duyulan aşktan daha acımasız bir şey var mıdır?

₺29,25 KDV Dahil
₺39,00 KDV Dahil

Hayat, insanın kendi potansiyeline ulaşabilmesi için dikkatle, incelikle, muhteşem bir zekâyla dizayn edilmiştir. Yapman gerekeni yapamıyorsan, olamıyorsan, doğamıyorsan hayat çok acıtır, anlaman için hırpalar, yorar. Seni sen yapabilmek için ne gerekirse yapmaya hazırdır. Asla rahat bırakılmazsın. Öylesine, anlamsız varolamazsın. Mutluluğa saklanamazsın. Öyleyse acına sahip çıkmalısın!

Çünkü acı, bilginin bedene inmesidir. Bilgiyi bedene indirmeli, olman gereken şeye dönüşmelisin.

Bu kitap ‘kendine gelmek’ için burada olduğunun farkına varabilenlere yazıldı. Fi ile çıkılan yolculuğun tek durağıdır Çi. Sadece farkındalığa giden, değiştiren, mutlaka geliştiren bir yoldur bu ama sunduğu seks, macera, intikam, ihtiras sizi aldatmasın, zordur.

Hayatı değil sistemi yaşadığımızı fark edenler, harakete geçmek için işaret bekleyenler, umursamayanlara karşı umursayanlar, hissedemeyenlere karşı hissedenler adına ve kendi tekâmülünde kaybolmuşlar için yazılmış, dengeye adanmıştır.

Hayat harekete geçen herkesi varması gereken yere götürür.

₺18,75
₺25,00

Şimdi itiraf zamanı!

İtiraf ediyorum: Sana tuzaklar kurdum. Adlarını Fi ve Çi koydum. Can Manay’ın Duru’ya duyduğu açlıkla çıkardım seni yola, Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını Deniz’le anlatmaya çalıştım sana… Beni takip etmen için yolumuzu onların hikâyeleriyle süsledim. Anlamları da hemen hemen her satıra gizledim. Çünkü Pi’deydi asıl anlatmak istediklerim. Çaresizdim. Vazgeçemezdim. Sana bu manzarayı mutlaka göstermeliydim. Seninle nihayet burada buluşmak için çok emek verdim.

Şimdi yine gel benimle, birlikte yürümeye devam edelim.

Savaşların savaşılarak kazanılamayacağını, asıl zaferin ancak doğrudan ayrılmayınca kazanıldığını Özge anlatsın sana, Yaptığımız her şeyin evrende dönüp dolaşıp bize nasıl geri geldiğini Can’dan dinle, Analiz edebildiğimiz kadar güçlü, sadeliğimiz kadar güzel, gerçekliğimizdeki samimiyet kadar eşsiz olduğumuzu Bilge’de gör, Kendi değerini başkalarının gözünden biçenlerin acısını Duru’yla anla, Ve Deniz’in düşüncelerinde tanış geleceğin insanıyla… Gel benimle. Yolumuz uzun değil, Nihayet sana gidiyoruz, bana… BİZ’e.

Sorgulanmamış, analiz edilmemiş bir yaşam hiç yaşanmamıştır.

₺29,25 KDV Dahil
₺39,00 KDV Dahil

GERÇEĞİN MASALIDIR AEDEN

Geri dönmüyorlardı! Artık niye Dünya’da olduklarını biliyorlardı.

Yaşam enerjisinin bu şekilde yağmalanmasına izin vermeyeceklerdi, ne pahasına olursa olsun ona sahip çıkacaklardı. Evrende hata yoktu, tesadüf yoktu! Nihayet anlamışlardı. İnsan doğulmaz, insan olunurdu.

Masalla gerçeği ayırt edebilecek okurlara…

₺29,25 KDV Dahil
₺39,00 KDV Dahil

Beyoğlu’nun büyüleyici güzellikteki apartmanlarından birinde yaşanan esrarengiz bir macera!

Madam Anjel’in muhteşem davetleriyle renklenen Frej Apartmanı’nda tuhaf olaylar olmaktadır. Evliya Çelebi İlkokulu’na giden Nazlı ile Osman’ın hayatı, eve gelen özel bir davetiyeyle değişir. Partide gösteri yapan sihirbaz Feretti’nin sihirli sandık numarasında ortadan kaybolan Osman’ı ve onu ararken yolu bambaşka dünyalardan geçen Nazlı’yı olağanüstü bir serüven beklemektedir…

“Madam Anjel,” dedim, yanına gidip. “Osman ne olacak? Sandığın içinde kaldı.”

Madam Anjel saçlarımı okşadı. “Korkma küçük,” dedi. “Sihirbaz yarın akşam gene burada. Seni yarın akşamki eğlencelere bekliyorum.” Hafifçe eğilip dudaklarını alnıma dokundurdu. “İyi geceler.”

₺12,75 KDV Dahil
₺17,00 KDV Dahil
JulietMacur korkunç detaylar veriyor. Kan torbaları. Şırıngalar. Davalar. Bu nasıl bir çılgınlık! 
–EveningStandard. 

İmparatorluğu çökmüş ve evini satmak zorunda olan bir adam… Onu muhteşem evinde ziyarete gittiğinde böyle bir Lance Armstrong karşılıyor gazeteci JulietMacur'u. Defalarca karşı karşıya geldiler. Ama ilk kez yenik bir adam var karşısında.  
Armstrong’un skandal sonrasında görüşmeyi kabul ettiği nadir kişilerden biri Macur. Lakin öyküyü sadece onun ağzından dinlememekte kararlı. Ailesinden yakın arkadaşlarına, yetkililerden sponsorlara, rakiplerinden takım arkadaşlarına, bilerek ya da bilmeyerek bu büyük yalanın parçası olmuş yüzü aşkın isimle görüşüyor. Ve karşımıza doymak bilmez bir hırsa sahip bir adamın kimi yerde acıklı kimi yerde gülünç kimi yerdeyse nefret uyandırıcı, yalanlarla örülü hikâyesi çıkıyor. Ünü bisiklet sporunun ötesine geçmiş bir bisikletçinin, yetkilileri, gazetecileri ve hayranlarını yıllarca nasıl kandırdığını, imajını korumak için nasıl insanları kullanarak –bazen onların hayatı pahasına– etrafına bir duvar ördüğünü ve “Armstrong Sistemi” adıyla anılan, gelmiş geçmiş en karmaşık, en ayrıntılı doping programını nasıl şeytani bir ustalıkla yarattığını ve uygulattığını bir bir ortaya koyuyor Macur. 
TEKERLEKLİ YALAN: Lance Armstrong'un Düşüşü, kaybetmemek için spor tarihinin en büyük organize suç organizasyonunu kurmayı göze almış bir sporcunun, en zengin hayal gücünün bile sınırlarını zorlayacak, akılalmaz ama gerçek hikâyesi.  

Cevaplanması gereken ilk soru: “Neden yaptı bunu?” Ve “Nasıl bu kadar uzun süre paçayı sıyırabildi?” Macur sis perdesini kaldırınca ortaya Antik Yunan destanlarını hatırlatan bir karakter çıkıyor: ölümcül kusurları olan bir yarı tanrı. 
–Toronto Star
₺22,50 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil
“Goriot Baba’nın arkasında Shakespeare’in Kral Lear oyununun ruhu vardır.” 
— Yavuz Ekinci 

Goriot Baba; dünya edebiyatının para, güç ve iktidar uğruna erdemlerinden vazgeçen insanlarınhikâyesini anlatan en tanınmış klasik eserlerinden biri. Kızları uğruna servetini, gücünü, onurunu bir kenara bırakan Goriot Baba; “sosyete”ye girmeyi tek amaç edinen Rastignac ve burjuva çağının Mephistopheles’i Vautrin’in kesişen yolları toplumsal bir eleştiri, dünyaya tutulan bir ayna…
₺25,00 KDV Dahil
₺33,33 KDV Dahil
“Kayla şarkı söylüyor ve hayaletler öne eğilip başlarını sallıyorlar. Rahatlamışgibi, bir şeyler hatırlamış gibi gülüyorlar, sanki rahatlıyorlar.” 

Jesmyn Ward’ın çok ödüllü romanı Söyle Hayalet, Şarkını Söyle Güney Amerika’da siyahi bir ailenin yoksulluk, ırkçılık, çaresizlikle yoğrulmuş öyküsünü şiirsel bir dille anlatıyor. Beyaz babasının yokluğunda ergenliğin, yoksulluğun ve hiç olmayan bir annenin acısını yaşayan 13 yaşındaki Jojo; beyaz kocasına duyduğu tutkulu aşk ve uyuşturucu arasında gidip gelen anne Leonie; ve şarkı söyledikçe hem bu yoksul ailenin hem de Amerika’nın tarihini aralayan hayaletler.  
Söyle Hayalet, Şarkını Söyle, ırkçılık, aşk, hayat, dostluk ve ergenlik üzerine olağanüstü bir roman.
₺20,14 KDV Dahil
₺26,85 KDV Dahil

On altı yaşındaki fizik meraklısı Aysel, kendi ölümünü kurgulama konusunda saplantılıdır. Ona çekinerek yaklaşan annesi, sürekli arkasından konuşan sınıf arkadaşları ve içinde yaşadığı küçük kasabayı işlediği suçla sarsan babasıyla Aysel, potansiyel enerjisini bir kenara bırakıp kendini hiçliğe atmaya hazırdır.

Ancak ciddi bir problemi vardır: Tek başına intihara kalkışacak cesareti yoktur. İntihar Yoldaşları bölümüne sahip bir internet sitesi keşfedince en sonunda sorununa çözüm bulur: DonukRobot (namıdiğer Roman) mahlaslı biri, yaşadığı aile trajedisinin ardından kendine bir yoldaş aramaktadır.

Aysel ile Roman’ın hiçbir ortak noktası yoktur ama yavaş yavaş birbirlerinin hayatlarındaki boşlukları doldurmaya başlarlar. Aralarındaki intihar sözleşmesi somut bir hal aldıkça Aysel bunu gerçekten isteyip istemediğini sorgular. Genç kız sonunda ölmek ile Roman’ı yaşamaya ikna edip birlikteyken yaydıkları enerjiyi keşfetmek arasında bir seçim yapmak zorunda kalacaktır. Ancak tek bir sorun vardır: Roman kolay kolay ikna edilecek biri değildir…

“Dokunaklı, acıklı ve eğlenceli üslubuyla yaşamanın ve ölmenin nasıl bir şey olduğunu sorgulayan bu hikâye eşsiz bir anlatıma sahip.”

Booklist

“Dolu dolu içeriğiyle oldukça canlı bir kitap; iç burkan bir samimiyete, mizah yüklü anlara ve tabii ki sıcacık bir yüreğe sahip. Beni hayretler içinde bıraktı ve tarifsiz biçimde etkiledi. Kaçırılmaması gerek.”

Nova Ren Suma

“Zekâsı ve kalbinin büyüklüğüyle Warga bize Mozart’ın müzikalitesine, ileri seviye fiziğin mantıksallığına ve bu ikisi arasındaki bağı görebilecek vizyona sahip bir roman hediye etmiş. Bu tamamen yeni bir şey; kinetik enerjiyle yüklü, güzel ve beklenmedik bir biçimde insana hayatı kucaklatan türden bir kitap.”

Chris Lynch, Amerika Ulusal Kitap Ödülü Finalisti ve Michael L. Printz Onur Ödülü sahibi yazar

“Samimi ve içten… yabancılaşma yaşayan gençler kendini Aysel ile Roman’ın gerçekçi karakterleriyle empati kurarken bulacak.”

Kirkus Reviews

“Warga oldukça karamsar bir konuyu kaleme alırken duruma empati, duyarlılık ve dürüstlükle yaklaşmış, başkarakterinin rahatsız edici düşüncelerini veya duygularını önemsizleştirmekten de kaçınmış… Aynı zamanda samimi bir aşk hikâyesi kaleme almış.”

The Horn Book

₺27,71 KDV Dahil
₺36,94 KDV Dahil

Geçmiş yaşamının gölgeleri içinde, kaybettikleriyle yaşamayı öğrenen, ellerine bulaşan kanı yüreğinden kopan dizelerle kutsayan Devran. Destan. Bedenin arafında sıkışıp kalmış, ruhu ikiye bölünmüş bir adam ve her iki yaralı ruha da şifa olacak bir kadın.

Ben Devran,

Kaleminden satırlara aşk damlayan.

Dününü bir avuç külle sonsuzluğa uğurlayan. Kalbinin atışını hiçe sayan, canı yanan, yarasına tuz basan, yitik Devran.

Ben Destan,

Devran’ın bittiği yerde başlayan.

Kalemini kırıp eline silah alan. Yarınını bir karış toprağa katan. Kalbini söküp atan, can yakan, yaraları kanatan, acımasız Destan.

Aşk kurşun gibi; hedefi belli, hızı belli, izi belli. Ve bir kere izini bıraktı mı ömrü belli.

₺27,75 KDV Dahil
₺37,00 KDV Dahil
Renkler Ülkesine Yolculuk adıyla derlediğimiz bu eser, 20. yüzyılın en büyük Rus yazar ve şairlerinden biri olan Osip Mandelştam’ın 1930’da eşi Nadejda Mandeştam’la birlikte Ermenistan’a yaptığı geziden sonra kaleme aldığı Ermenistan Yolculuğu nesrini, Ermenistan şiirlerini, eşinin bu geziye dair anılarını ve Mandelştam edebiyatını inceleyen iki makaleyi içeriyor. 1929’da, redaksiyonunu yaptığı çeviri bir eserin künyesinde yanlışlıkla kendi adı çevirmen olarak geçince intihal suçlamalarına ve özellikle basın tarafından yürütülen, sınırları edebiyat çevrelerini aşan şiddetli bir saldırı kampanyasına maruz kalan ve bunun üzerine Moskova’dan uzaklaşmak isteyen Mandelştam, Nikolay Buharin’in sağladığı himaye ile 1930’da Ermenistan’a gitti. Sovyet Ermenistanı ona adet kucak açmıştı, o burada kendini çevresindeki giderek daralan cendereden, nefes aldırmayan politikalardan azade hissetmişti. Yazar, bu derlemede yer alan metin ve şiirlerinde uzun süre gitme arzusuyla yanıp tutuştuğu ve onu yıllar sonra yeniden şiir yazmaya sevk eden bu toprakları yalnızca görüp etkilendiği coğrafya ve insanlar yoluyla değil, ona düşündürttükleri üzerinden de aktarıyor. Ermenistan’ı bir de, bu ülkeyi hayal etmekten vazgeçmeyen, onun diline, müziğine ve mimarisine hayran kalan ve günün birinde oraya mutlaka döneceği düşüncesiyle yaşayan büyük bir şairden okuyun.
₺21,00 KDV Dahil
₺28,00 KDV Dahil
e-Mülteci 
Artık kimsenin evi yok: Herkes göçmen, herkes mülteci, 
herkes seyyah, herkes seferi. Herkesin evi sırtında artık. 
Bir kaplumbağalar imparatorluğu yarattık elbirliğiyle. 
First Lady 
Ben, tarihteki güçlü First Lady’lerden olacaktım. 
Teodora, Hürrem, Marie-Antoinette gibi. 
Gafil avlanmamak için sonumu hazırlamıştım. 
Gidişim muhteşem olacaktı. Bedenim mumyalanacak, ceviz 
ağacından, mor ipek kadifeyle kaplı bir tabuta konacaktı. En 
sevdiğim müzikler çalarken, kameralar kapağı açık tabutta 
yatan hafif solgun yüzümü bir yıldız gibi çekecek, cenazemi 
canlı yayında tüm dünya seyredecekti. 
Olmadı işte. 
Çıkış Tarihi: 13 TEMMUZ 2018 
Kenardakiler 
Bizim gibilere, kenardakilere eskiden hiçbir şey kalmaz. 
Mirasımız yoktur. Tarihimiz yoktur bizim. 
Evlerimizin yerinde bazen boş arsalar, 
bazen yeni binalar, kuleler olur bizim.
₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil
Jamie otuz dört yaşında ve bekâr. Ama hayatında en son istediği 
şey bir erkek. Bu onun yılı. Annesinden kalan miras sayesinde masallardan 
çıkma bir siteye taşınıp tüm geçmişini geride bırakmış. 
Kedisi MacGyver ile başladığı yeni yaşamında ne yapmak istediğine 
karar vermeye çalışıyor. Bu dönemi kimsenin bozmasına izin 
vermeyecek. David adındaki adam da bu kararı değiştiremez. Çok 
yakışıklı olsa da fark etmez. Birbirinden güzel cupcake’ler yapsa 
da 
Ama kedisi MacGyver’ın onun için bambaşka planları var. Biricik 
insanının mutlu olmasını, yalnızlık kokusundan kurtulmasını istiyor. 
Sadece sahibinin değil insanların hiçbirinin yalnızlık kokmasını 
istemiyor. Bunu engellemek için de her şeyi yapıyor. Bu, geceleri 
insanların evinden bir şeyler aşırıp diğer evlere taşımak anlamına 
gelse bile. Başta insanı olmak üzere bütün yalnızların mutluluğu 
iki patisinin ucunda Tabii ki istediği sonuca ulaşmadan asla 
vazgeçmeyecek! 
Başarılı gençlik kitaplarıyla okurlarının kalbini kazanan Melinda 
Metz ilk yetişkin romanı Patime Anlat ile herkesi eğlenceli, sürükleyici 
bir maceraya davet ediyor.
₺20,25 KDV Dahil
₺27,00 KDV Dahil
Silah düşkünü, sert ve sevgisini gösteremeyen bir babanın üç çocuğundan 
biri olarak sorunlu bir çocukluk ve gençlik dönemi geçirmiş 
olan Randolph, iş ve özel yaşamında babasının tam tersi 
bir yol izlemeyi kendine hedef edinmiş, barışçıl, hukuk devletine 
güvenen ve her türlü şiddetten uzak yaşayan, başarılı bir mimar 
ve sevecen bir babadır. Karısı Rebecca ve iki çocuğuyla güzel bir 
apartman dairesinde yaşamaya başladıktan sonra tüm hayatları 
değişir, kâbus dolu günler başlar. 
Alt katında oturan yaşlı komşusunun, ailesine uyguladığı psikolojik 
işkence Randolph’un o güne kadar inandığı bütün değerleri 
sorgulamasına neden olacaktır. 
Korku, Ailenizi korumak için ne kadar ileri gidersiniz? sorusunun 
cevabını ahlaki ve felsefi açıdan bir kez daha düşünmenize neden 
olacak, elinizden bırakamayacağınız bir roman.
₺14,25 KDV Dahil
₺19,00 KDV Dahil
Zaman zaman, karanlığın içinde karşıma birden biri çıkar diye 
tedirgin oluyor ve sağımı solum etraflıca süzerken, kıstığım 
gözlerimin saklanmama yardım edeceğini düşünüyordum. Bunun 
üstüne bir de, mezarlık yoluna yaklaştığım her dakikada anlatılan cin 
hikâyelerini hatırlıyor ve garip bir şekilde, bunları unutabilmek için 
zorladığım zihnime hükmedemiyordum. Hem içimde biriken korkudan 
hem de bedenimi çepeçevre sarmalayan soğuktan kaçabilecekmişim 
gibi adımlarımı hızlandırmış ve değil sağa sola bakmak, kimi zaman 
gözlerimi dahi kapatır olmuştum. 
Çamurlu yollar, yabancıları sevmeyen köylüler, kaynayan bir 
kahvehane Namus bekçileri, haset ve husumetler Sırtından 
zopası eksik edilmeyen çocuklar, erkekler ve erkeklikler Karanlık 
evler, ışığı pır pır eden odalar. Muammalı bir ölüm ve çiçeği burnunda 
bir öğretmen 
Bozlak, polisiyenin kıyılarında gezinen bir novella, bir köy hikâyesi. 
Konup konup havalanan kuşlar. 
Emirhan Dağkan G., bir ölüyle doğrulanan parçalanmışlığın hikâyesini, 
cayır cayır süren bir sessizliği anlatıyor.
₺20,25 KDV Dahil
₺27,00 KDV Dahil
Işıl Önder çevirisi, 
Dorothy Van Ghent’in önsözü, 
Reuben A. Brower’ın sonsözü, 
Yazar ve dönem kronolojisi, 
Kitaba dair görsellerle. 
Jane Austen’ın yirmi bir yaşındayken yazdığı Gurur ve Önyargı, 
nesillerdir özgün kalan, aşka ve değişen izlenimlere dair keyifli bir 
hikâye. 
Elizabeth Bennet, zengin ve bekâr Fitzwilliam Darcy ile ilk tanıştığında 
onu kendini beğenmiş ve kibirli bulur. Darcy de genç kadının 
güzelliğinden ve bağımsız tavrından etkilenmemiş gibidir; üstelik en 
yakın arkadaşının Elizabeth’in ablası ile evlenmesine de karşıdır. Balo 
salonlarından nehir kenarı pikniklerine, taşra evlerinden ihtişamlı 
malikânelere uzanan hikâyede izlenimler ve duygular beklenmedik 
şekillerde değişecektir. Austen’ın biricik çocuğum diye andığı 
Gurur ve Önyargı, toprak sahibi taşralı sınıfın yaşam biçimini, görgü 
kurallarını ve dedikodularını eşsiz bir mizah duygusu ile ele alıyor. 
Bu genç hanım, sıradan insanların işlerini ve duygularını gördüğüm 
en harika biçimde tarif etme yeteneğine sahipti... Ne yazık olmuş, 
böyle yetenekli birinin böyle genç yaşta ölmesi! 
SIR WALTER SCOTT
₺25,87 KDV Dahil
₺34,50 KDV Dahil
Yıldızlı evrenin trapezlerinde uçaninsan düşüncesi, altında uzanan 
matematikle birlikte, ağla çalışan ama birdenbire ağın aslında orada 
olmadığını fark eden bir akrobata benzer Martin bu baş dönmesine 
kadar giden, yeni bir hesapla korkusunu aşanları kıskanıyordu. 
İhtişam, döneminin genç Avrupalı yazınının en iyi örneklerinde mevcut 
olan sivri dilli ama bir o kadar da kayıtsız mesafeliliğe sahip. 
V.S. PRITCHETT 
Kadehimizi Nabokov’a kaldıralım! İhtişam isminin hakkını veriyor. Dili 
müzik gibi ahenkli, en güzel sahneler adeta bir şampanyanın mantarının 
patlaması gibi. 
KIRKUS REVIEWS
₺21,38 KDV Dahil
₺28,50 KDV Dahil
1950’li yılların başında, daha sonra en şöhretli serileri Vakıf ve Robot’a öncülük edecek Gelecek Tarihi öykülerini yazdıktan hemen sonra Isaac Asimov ilk romanlarını kaleme aldı. Artık hem okurlara hem de yayıncılık dünyasına kendini kabul ettirmiş büyük ustanın neredeyse tüm külliyatına egemen olan Galaktik İmparatorluk evreninin ilk uzun kurguları da böylece ortaya çıktı. Nükleer felaketin Dünya’yı yerle bir etmesinden binlerce yıl sonrasını anlatan Galaktik İmparatorluk Serisi insanlığın, galaktik medeniyet ve ilk Galaktik İmparatorluk’un doğuşuna uzanan yolculuğunun başlangıcı. 

Tyrannlılar, Atbaşı Nebulası’ndaki elli gezegeni kontrolleri altına almışlardı. Gezegenlerin yöneticileri, Tyrann gezegenindeki efsanevi taş sarayında yaşayan Tyrann Hanı’na koşulsuz şekilde boyun eğmişlerdi. Dünya Üniversitesi’ndeki son gününde bir suikasttan son anda kurtulan, Widemos Kâhyası’nın oğlu Biron Farrill, kendisini hiç ummadığı bir durumda, Tyrannlılar’a karşı düzenlenen bir başkaldırının ortasında bulur. Biron, tutuklandığını öğrendiği babasının izini sürmek ve hayatta kalmak için Rhodia’ya doğru tehlikeli bir yolculuğa çıkar. Gezegenlerin kaderini belirleyecek düşmanlar, komplolar ve dostlar orada kendisini beklemektedir.
₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil

Hayatımızı belirleyen tesadüfler midir, yoksa hayatın kendisi mi tesadüflerden ibarettir? Çoğu zaman bu soru hep sorulagelir. Cevap veremediğimiz bu sorunun sırrı kendi içinde saklı olmakla beraber, biz yine de tesadüflerin sürüklediği kaderimizi yaşamaya devam ederiz. Bazen küçük bir tesadüf, farkında olmadan hayatımızın dönüm noktası olabilir. Bu tür tesadüflerle yaşadığımız bu kısa ömür, pek çoğumuzu oradan oraya savururken, bazen de talihin gülen yüzü, bizleri bir ömür boyu mutluluk iksiriyle sermest eder.

İşte böylesi bir tesadüfle başlayıp, kimi zaman kıvrak, kimi zaman içli bir müzik ritminin büyülediği geçmiş zaman Ankarasında Süreyya ile Nihan’ın karşılaşmalarıyla başlayan küçük kıvılcımın, naif, zarif ve lekesiz bir aşka dönüşerek, savruk bir İstanbul atmosferinde mutlu sonla devamının romanıdır bu.

Bu romanda, içimizden çoğunun kendisinden bir parça bulacağı, kimisinin ise özlem duyacağı, ancak artık soluk kartpostallarda kalmış eski Ankara ve İstanbul sokaklarıyla, geçmiş zamanların saf ve samimi değerleri arasında çıkacağınız yolculuğa davet ediyor.

₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

Celladın gazabını yenebilecek tek şey kurbanın yaşama inadıdır

Coşku dolu bir şekilde başlayan yeni yıl kutlaması... Keyifle yenen akşam yemeğinin ardından yaşanan katliam... Şansı ve zekâsı sayesinde hayatta kalabilen on yaşında bir çocuk: Ben Brook. Köklü ve zengin Brook ailesinden geriye kimseyi bırakmamayı kafasına koymuş bir katil... Ve ne pahasına olursa olsun bu kanlı gizem perdesini aralamak isteyen NYPT dedektifi Buddy Lock... Her saniyesi zekice kurgulanmış ve dehşet dolu bu amansız kovalamaca nasıl son bulacak?

₺22,50 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil

Hayat denen biyolojik evren insanın içinden değil, içinden insanın geçtiği bir yerdir. Yeryüzünü hayalleriyle masallar ülkesi olarak görebilen, saf bilince sahip bir çocuğun; ergenlik dönemi ve yaşamının sonraki dönemlerinde o saflığı yitirmiş olmasının yarattığı insani ikilem ve özbenliğine yabancılaşması mantıksal bir kurgu ile sunuluyor. Kişinin korku, hırs, tutku, şiddet ve olumsuz düşüncelerle kirlenerek, yaşamı kötümser algılaması evrensel bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Ahlaki verilerle açıklanması mümkün olmayan bireysel değişimin, öğrenilmiş sevgisizlik gibi psikolojik, sosyal ve bilinçsel kökeni olduğu yalın bir anlatımla vurgulanıyor.

Geçmişin yükünden kurtulmadan günü yaşamanın ne denli zor olduğunu, sevgi ve sevgisizliği imgelerle derin anlatan özgün bir dil. Yalnızca bir kadın ve bir erkeğin yürek burkan öyküsü değil, insanın içindeki gücü ve bu gücü keşfettiğinde neler yapabileceğini ortaya koyan bir eser.

Sevgi tüketilmesi gereken değil kişinin hayat direnci için üretilmesi gereken mucize bir güçtür. Gün geçtikçe koyulaşan çağımızda, Sadri ve İklim karakterinde sevgisizlik mağduru iki çocuğun, sevgi sahibi iki sevgiliye dönüşümü ve sevginin birleştirici gücü çarpıcı bir anlatımla müjdeleniyor.

Kişinin yeryüzü sevinci bir sevgiyi hissettiği kadardır. Bir çocuğun aldığı nefese karışmalıdır bütün çiçeklerin kokusu gibi hayat.

₺22,50 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil
< 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 ... 28 >