Bu kitapta fantastik bir dünyadan fazlası var. Ömer Faruk Yazıcı’nın kaleminden dökülen hikâyelerin her biri kültürümüze özgü otantik ve hayal gücünün efsunlu motifleriyle süslü. Okuduğunuzda kendinizi Türk yerel inanış ve mitlerinden oluşmuş tatlı ve sihirli öykülerin içinde bulacaksınız. Hayao Miyazaki’nin animasyonlarındaki Japon mitlerinin ve yerel inanışların şahane tasarımlar ve çekici olay örgüsüyle buluşması gibi, bu kitaptaki öyküler de size gerçek dünyanın içinden gerçeküstü varlıklarla ve güçlü karakterlerle tanışmanın hazzını fazlasıyla yaşatacak. “Onları görüyorum. Kimse bana inanmıyor ancak hem görüyorum hem de uçsuz bucaksız hikâyeler dinliyorum onlardan. Çoğu da insanların farklı şekillerde farklı isimlerle bildiği hikâyeler. Bazıları severek anlatıyor hikâyelerini, bazıları ise insanoğlundan hesap soruyor. Bazıları akıllarını kaçırmış, bazıları ise bin yıl öncesini bile adları gibi hatırlıyor. Ben onları görüyorum, onlar ise herkesi… Unutulmalarını istemiyorum. İster misiniz size de anlatayım, siz de unutmayın?”
₺11,25 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil

"Devrim ve ardından gelen iç savaş döneminde; çekilen acılar, verilen çetin mücadeleler, gösterilen fedakârlıklar ve kahramanlık öyküleri halk arasında anlatılıyordu. Birçok Sovyet yazarının romanlarında, öykülerinde işlenen bu anlatılar bir büyük dönemin tanıklığı ve devrimin büyük öyküsünün bir parçasıdırlar.

“Sovyet Öyküleri” serimizin ilki olan bu kitap; dünyaya “devrim sonrası Sovyet edebiyatı” için gelmiş olduğunu söyleyen yazar Lavrenyov’un kaleminden onurlu bir direnişin ve bu direnişin koşul fark etmeksizin onurunu koruyan bir temsilcisi olan Orlov’un öyküsünü anlatıyor."

₺11,25 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil
Çocukluğum, Maksim Gorki’nin otobiyografik üçlemesinin ilk kitabıdır. Kimi eleştirmenlere göre Gorki’nin başyapıtı olan Çocukluğum, dünya edebiyatında da kendi türünün en seçkin örneklerinden biridir.
Aleksey Maksimoviç Peşkov’u büyük Maksim Gorki yapan yaşam yolculuğuna tanıklık ederken, bu acı dolu yaşamdan damıtılan müstear ismin (Rusçada “acı” anlamına gelen) Gorki oluşuna hak vermemek elde değildir.
Küçük Aleksey’in, doğduğu Nijniy-Novgorod şehrinden babasının ölümü nedeniyle ayrılıp, annesiyle birlikte büyükannesi ve dedesinin yanına gitmesi ile başlayan anlatı, Gorki’nin, “O evin içindeki her şey, kış günü karlarla örtülü sokaktan geçerken beni altına alan bir kızak gibi üzerimden geçiyor, soluğumu kesiyordu sanki,” diye ifade edeceği günleri içerir. Bir yandan peteğine bir masal kahramanını andıran büyükannesinin balı damlayan Aleksey, yaşamın ne denli zor, ne denli acı yüklü olduğunu ilk kez bu yıllarda deneyimleyecektir.
Ancak bu deneyimler onu tüketmek, yılgınlaştırmak yerine ondaki yaşam inancını bileyecektir: “Hayat bizi her an şaşırtmaktadır ama hayvansal artıklardan oluşmuş, fokur fokur kaynayarak pis kokular saçan kalın çöplük katmanıyla değil, insanoğlunun bu çöplük katmanının altından yukarıya doğru çıkmak için zorlayan, iyiye yönelik, parlak, sağlıklı ve yaratıcı güçleriyle şaşırtmaktadır. Daha iyi, daha insanca bir hayatın yeniden doğacağı konusunda bizde sarsılmaz bir umut uyandıran da işte bu güçlerdir.”
Çocukluğum, okuduktan sonra sizinle kalacak eserlerdendir.
₺12,00 KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil

Oku, okumalısın. Güneşin altında yeni bir şey yoktur. Her şey daha önceden yapılmıştır.”


-Sherlock Holmes-




Sherlock Holmes’un hikâyeleri sırasıyla bir bütün halinde okuduğunda o girift örümcek ağı görülecektir ve aslında müstakil olarak okunabilen metinlerin bile ayrıntılar sayesinde koca bir bütünün sadece parçaları olduğu gerçeği sıra dışı bir okuma deneyimini de beraberinde getiriyor. Neredeyse çoğu hikâye kendi bünyesinde, kendinden önceki ve sonraki hikâyelere dair muazzam parçalar barındırdığı için bu kitap, bir solukta okunabilecek kitaplardan çok daha fazlası…



Klasik Sherlock Holmes hikâyelerine alışanlar için, Sherlock Holmes romanları, suç unsurunun daha derinlemesine işlendiği bir zaman tüneline dönüşüyor. Bazen bir suçun aydınlatılması için yıllar öncesine giderek asıl nedeni görmek gerekiyor ve bu durum işlenen bir suçun ne kadar uzun bir süreçten sonra gerçekleştiğinin kanıtı gibi okuru, anlık işlendiği sanılan suçların sahne arkasına davet ediyor.

₺127,50 KDV Dahil
₺170,00 KDV Dahil
%25 İndirim
%25İndirim
Ücretsiz Kargo

Ben Jewell hayatının en kötü günlerini yaşamaktadır. On yaşındaki oğlu Jonah otistiktir ve ona bakmak için karısı Emma’yla ellerinden geleni yapmaktadırlar.

Jonah’nın otistik çocuklara özel bir okulda eğitim görme şansını arttırabilmek için bir avukat olan Emma’nın tavsiyesi üzerine boşanırlar. Ben ve Jonah, Ben’in babası Georg’un evine taşınır. Ve bu andan itibaren üç nesil arasında süregelen sessizlik bozulur. Jonah’nın neredeyse büyülü varlığı ailesinin hüzünlü yazgısını sonsuza kadar değiştirecektir.

Konuşamayan oğlu ve konuşmayan babası sayesinde kalbiyle konuşup kalbiyle dinlemeyi öğrenen bir babanın hikâyesi.

“Sizi güldürecek, ağlatacak, düşündürecek.”

-Graeme Simsion, Rosie Projesi’nin yazarı -

“Etkileyici, cesur ve son derece dokunaklı. Jem Lester tokat gibi sert bir hikâyeyi kara mizah ve şaşırtıcı bir sıcaklıkla örüyor. Bu, kalbinizi kıran ama size moral ve umut veren bir kitap. Nefes kesici.”

-Miranda Dickinson-

“Jem Lester öyle güzel yazıyor ki okurken sanki bir sohbeti dinliyor gibi oluyorsunuz. Lâl gerçekten insana dokunan bir kitap ve her kelimesine bayıldım.”

-Joanna Cannon -

“Jonah’yı çok sevdim ve ailesinin vermeye mecbur kaldığı zor kararlar içimi acıttı.”

-Julie Cohen -

“Karakterlere ayrıntılı bir ilgi göstermek bir tür sevgiyse, bu kitap aynı zamanda bir çocuğa yazılmış çok güçlü, çarpıcı bir aşk mektubu.”

-The Washington Post -

“Rosie Projesi ve Zaman İpliği kitaplarının hayranlarının beğenebileceği, hem güldüren hem de yürek burkan bir kitap.”

-Independent -

“Okur olarak beni sürükledi ve duygulandırdı ve otistik bir çocuğun ebeveyni olarak bende minnettarlık uyandırdı.”

-Alison Mercer -

“Lâl’in ister otizm ister evlilik hakkında olduğunu düşünün (ki bence ikisi birden), aslında zekâ, cazibe ve incinmiş ruhların karmaşık güzelliğine karşı derin bir hayranlıkla dolu bir sevgi hikâyesi olduğunu göreceksiniz.”

-Jonathan Tropper-

“Bir kutu mendille birlikte satılması gereken duygusal, insanı sarsan bir kitap.”

-Red Magazine -

“Son derece zekice, gerçek deneyimlerden yola çıkılarak yazılmış, iç ısıtan bir kitap.”

-The Sunday Times -

₺24,31 KDV Dahil
₺32,41 KDV Dahil

Hafızasının boşluklarını doldurma arzusunun körüklediği açlık ateşiyle başlattı her şeyi ve bilinçaltının derinliklerindeki huzursuz ruhları teskin etmek için tek ihtiyacı olan şey intikamdı. O, bütün oklar kendisini gösterirken bile gizlenmeyi başarabilen bir katildi.

Tek bir ortak noktası olan birden fazla cinayet işlenmişti ve izi sürülemeyen Victoria Bergman ismi bu büyük bilmecenin tam ortasında duruyordu. Canice işlenen intikam temalı cinayetleri çözmek için göçmen çocuk cinayetlerinin soruşturmasına ara vermek zorunda kalan Komiser Jeanette Kihlberg sırlarla dolu korkunç bir geçmişin perdesini aralamak üzereydi.

Bu, maskelerin ardında gizli bir dünya yaratma meselesiydi.

Bu, zayıfların güçlerini ispatlama mücadelesiydi.

Karga Kız’ın Açlık Ateşiyle Yüzleşmeye Hazır mısın?

“İnsan ruhunu analiz eden bu eser, bilinçaltının sapkınlıklarına ve insan doğasının iç sesine ışık tutuyor.”

Sololibri.net

“Âdeta bilince atılmış bir yumruk gibi.”

L’Express

“İsveç polisiyesinde zirveye çıkmış güçlü bir eser. Stieg Larsson ve Henning Mankell seviyesinde.”

The Guardian

“Romanın psikolojik derinliği akıl almaz boyutta.”

Crimezone

Karga Kız gerilim dalında bir eşik haline geldi ancak Açlık Ateşi ilk kitabı da geçiyor ve ciddi bir okuma bağımlılığı yaratıyor.”

Piranha

“Normallik maskesini mercek altına alan ürkütücü bir psikolojik gerilim.”

Elle

“Hem karakterlerini hem de okurların tepkilerini manipüle etmekte usta yazarlardan İskandinav polisiye geleneğine meydan okuyan bir roman.”

Sydsvenskan

“Erik Axl Sund İsveç polisiyesine adını altın harflerle yazdırıyor.”

Arbetarbladet

“O kadar iyi bir kurgusu ve sürükleyici bir tarzı var ki üçüncü kitabı beklerken zaman geçmek bilmeyecek.”

Gefle Dagblad

“Günümüz İsveç polisiyesinde kendine iyi bir yer edinen Karga Kız ve devam kitabı Açlık Ateşi, her bölümün sonunda okuru şoke etmeyi başaran bir psikolojik gerilim.”

Helsingør Dagblad

“Bu yıl polisiye türünün başına gelen en iyi şey muhtemelen bu üçleme oldu.”

Kansan Uutiset

KARGA KIZ SERİSİ

Karga Kız’la birlikte zihninin en karanlık köşelerinde dolaşsan bile aklına hayaline gelmeyecek kadar dehşet verici, kâbus gibi bir dünyaya adım atacaksın.

İnsanın, ruhunun parçalarından oluşan bir yapbozu çözmeye çalışırken Açlık Ateşi’yle yanıp kavrulan bilinçaltının etkisiyle geleceğini yaratıyor olabileceğini göreceksin.

Bütün acılarını ve korkularını ruhunun ücra köşelerinde biriktirenlerin, düştükleri Azap Çukuru’ndan çıkmak için ne kadar ileri gidebileceklerini anlayacaksın.

Güç, Cesaret ve Dayanıklılık İsteyen Bu Yolculuğa Hazır mısın?

₺27,71 KDV Dahil
₺36,94 KDV Dahil

Katil, çocukluğunda maruz kaldığı aşağılanma yüzünden içinden taşan öfkeyle başlatmıştı her şeyi. Geçmişiyle baş etme yollarından biri, başına gelenleri sembolik olarak kurbanlarına uygulamaktı.

Mumyalanmış yeni bir çocuk cesedi daha bulunmuştu. Komiser Jeanette Kihlberg bir yandan aynı şekilde mumyalanan iki çocuk arasındaki ilişkiyi araştırırken diğer yandan intikam kokulu cinayetlerin kurbanlarıyla bağlantılı kişilerin peşindeydi. Zira onlar da yaşamını yitiriyordu ve aralarında kayıp olanlar vardı.

Yaşananları örtbas etmeye çalışan nüfuzlu kimselere rağmen Komiser Jeanette Kihlberg ve ekibi bu akıl almaz cinayetler zincirinin fitilini ateşleyen tarikat liderini vaktinde bulabilecek miydi?

Bölünmüş kişiliğini ve hafızasındaki boşlukları iyileştirmeye çalışan Sofia Zetterlund’un, geçmişinden kalan dikenli prangalarından kurtulması mümkün olabilecek miydi?

Azap Çukurunda Şahit Olacaklarına Dayanabilecek misin?

“Erik Axl Sund şoke edici kurgusuyla âdeta okurun kalbine bir hançer saplıyor!”

Kristianstadsbladet

“Erik Axl Sund cinayetlerden ziyade psikolojik bilmeceleri çözmeye çalışacağınız bir kurguyla karşınızda.”

Arbetarbladet

“Serinin sonunda ortaya çıkan gerçekler öyle acımasız ve şeytani ki en kötü kâbuslarım bile bunun yanında peri masalı kalır.”

Krimifan

“Carl Jung’un kolektif bilinç dışı dediği yerde, yani hepimizin içinde geçen bir hikâye. Her açıdan tam bir başyapıt.”

DAST Magazine

“İyi bir gerilim romanında bulunması gereken her şeye sahip: yüksek tansiyon, insanlığın karanlık yüzü, göz alıcı başkahramanlar ve sosyal uçurumlar.”

Arndt Stroscher

“Güçlü duygular lunaparkı, ürpertici bir ahlaki atmosfer.”

La Vanguardia

“Çelikten sinirleri olan okurlar için birinci sınıf bir gerilim.”

Flesz Gwiazdy & Styl

“Bütün İskandinav korku yazarlarını ve korku romanlarını ürkek yetimler yerine koyan efsane bir üçleme.”

Die Welt

“On puan! Bu karmaşık, heyecan verici, vahşi, karanlık ve ürpertici üçlemeyi kesinlikle tavsiye ederim.”

Die Bibliothek der vergessenen Bücher

“Yazar, serinin ilk kitabında romanın iskeletini çıkardı, ikinci kitapta üzerine et ve doku ekledi. Üçüncü kitapta ise romanın ruhunu hissettik: Öyle acı çekmiş ve mutsuz bir ruhtu ki! Üstelik intikam istiyordu.”

Litteratursiden

“Kötülüğün ve deliliğin derinliklerine inen etkileyici bir edebî eser.”

Publishers Weekly

KARGA KIZ SERİSİ

Karga Kız’la birlikte zihninin en karanlık köşelerinde dolaşsan bile aklına hayaline gelmeyecek kadar dehşet verici, kâbus gibi bir dünyaya adım atacaksın.

İnsanın, ruhunun parçalarından oluşan bir yapbozu çözmeye çalışırken Açlık Ateşi’yle yanıp kavrulan bilinçaltının etkisiyle geleceğini yaratıyor olabileceğini göreceksin.

Bütün acılarını ve korkularını ruhunun ücra köşelerinde biriktirenlerin, düştükleri Azap Çukuru’ndan çıkmak için ne kadar ileri gidebileceklerini anlayacaksın.

Güç, Cesaret ve Dayanıklılık İsteyen Bu Yolculuğa Hazır mısın?

(Tanıtım Bülteninden)

Kitap Editörü:Rumeysa Nur Ercan

Sayfa Tasarımı:Meral Gök

₺27,71 KDV Dahil
₺36,94 KDV Dahil
Peri masalı söylemi üzerinden türün toplumsal tarihine bir bakışla açılan kitap ardından bu türün köklerine dönüyor. Önce Straparola ve Basile’nin yazdıklarını inceleyerek İtalya’daki köklerine, ardından da Perrault, Grimm Kardeşler, Hans Christian Andersen, Oscar Wilde, George MacDonald ve Frank Baum’a dek uzanan geniş bir ustalar yelpazesi açılıyor önümüze. Geçen zaman içinde peri masallarının nasıl değiştiği Nazi Almanyası ve Walt Disney örneği üzerinden anlatılıyor. Peri masalı üretiminde kadın yazarların yıkıcı rolüne ve bu masallar aracılığıyla uygarlık standartlarının nasıl belirlendiği konusu da derin bir çözümlemeden geçiriliyor. Çağdaş peri masalları da unutulmuyor elbette. Dokuz ana bölümden oluşan bu kitap peri masallarının veya aslında hiçbir masalın göründüğü gibi olmadığını, sadece masal olmadıklarını anlamak isteyenler için mücevher niteliğinde kusursuz bir çalışma. 

“Uzun zamandır bu konuda ortaya çıkmış en iddialı çalışma.” –The Times Educational Supplement 

“Charles Perrault’dan 21. yüzyıla dek yazılı peri masallarının gelişimini izlerken, Zipes bunların ‘uygarlık’ üzerine bir söylem oluşturduğunu savlıyor . . . . Klasisizm ve klasik peri masalları kavramlarına açıkça politik bir kavrayış getirmeye çalışıyor.”  
–The Journal of American Folklore
₺25,50 KDV Dahil
₺34,00 KDV Dahil
“Hayat, en uzunu, sakalı nehri andıran en uzun ömürlü ihtiyarınki 
de dâhil olmak üzere, ardında her zaman karanlık 
suskunluklar, küle dönmeyen harabeler, meçhul 
adalar bırakır. Altmış yıl değil, akla hayale sığmayacak altı 
yüz yıl daha geçse bile, bu süre adaları yaşanır kılmaya, 
harabeleri kül etmeye yetmez; insan karanlıklardan bahsetme 
mecburiyetinden gene kurtulamaz.” 

Çağdaş dünya edebiyatının ölümsüz kalemlerinden 
José Saramago’nun üç kitaptan oluşan Toplu Şiirler’i 
artık Türkçede.
₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil
En büyük aşk romanlarından ve romantik ekolün en seçkin kitaplarından biri olan Genç Werther’in Acıları için Goethe, “Parmaklarımın ucunda yanarak beni sıkıntıya sokan bireysel, çok yakın ilişkilerdi, bunlar beni sonunda Werther’i ortaya çıkaran ruh durumuna soktu. Yaşamış, sevmiş ve çok acı çekmiştim,” der. 
Yüksel Pazarkaya’nın çevirisiyle sunduğumuz Genç Werther’in Acıları, henüz 25 yaşındaki Goethe’ye, Almancanın ve Almanya’nın sınırları ötesinde ün kazandırmıştır. Kitabın gençler üzerindeki etkisi “Werther Salgını” diye isimlendirilen bir fenomen haline gelmiş, gençlerin intihar etmeye başlaması skandallara sebep olmuştur. 
Bireysel özgürleşme ve aydınlanma sürecinin romanı olan Werther, günümüze dek etkisinden ve öneminden hiçbir şey yitirmemiştir.
₺9,03 KDV Dahil
₺12,04 KDV Dahil
Lewis Carroll’un eskimeyen metinleri 
Alice Harikalar Diyarında ve Aynanın İçinden 
Tunç Tayanç’ın elinde Pullar Diyarı’ndaki bir gezintiye dönüşüyor. 

Buyurun, Alice gibi tavşan 
deliğinden Pullar Diyarı’na 
yuvarlanıvermeye...
₺5,56 KDV Dahil
₺7,41 KDV Dahil
“Weinbaum, Bir Mars Destanı’yla birlikte sempatik uzaylıyı icat etti. Bilimkurgu onunla birlikte bağnazlıktan uzaklaştı.” –Ursula K. Le Guin 

“Bilimkurgu alanında klişelerden kurtulup özgün hikâyeler üretebilen tek yazar. Büyük bir hayranıyım.” –H. P. Lovecraft 

“Weinbaum, var olmak için kendi sebeplerine sahip dünyadışılar yaratan ilk yazar.” –Isaac Asimov 

“Stanley G. Weinbaum, kısacık kariyerinde bilimkurguda bir devrim gerçekleştirdi. Biz de hâlâ onun bize kazandırdığı temaları keşfediyoruz.” –Poul Anderson 

“Stanley G. Weinbaum, modern bilimkurgunun kurucularından biri olarak Wells ve Heinlein’la anılmayı hak ediyor.” –Frederik Pohl 

Asimov’un deyişiyle bilimkurgunun üç büyük novasından biri olan Stanley G. Weinbaum, bir buçuk yıllık yazarlık kariyerine ve trajik ölümüne rağmen erken dönem Altın Çağ’ın en başarılı yazarlarından biri. Hem ilk hem de en önemli öyküsü “Bir Mars Destanı” da bilimkurguyu kökten değiştiren ve uzaylı algısında devrim yapan gerçek bir klasik. 

Yakın gelecekte insanlık Mars’a sefere çıkar ve mürettebatın asi üyesi Dick Jarvis’in başından beklenmedik bir olay geçer: Mars’ta yepyeni bir ırkla tanışır; devekuşu benzeri Tviil’le. Ancak Mars’taki tek hayat formu Tviil değildir. Onun yardımıyla Jarvis, “Bir Mars Destanı” ve devam öyküsü “Hayaller Vadisi”nde Mars’ın diğer mucizeleriyle de karşılaşacaktır. 

Bu iki klasik öyküye ek olarak Weinbaum’un yarattığı bir diğer çarpıcı karakter olan Profesör Manderpootz’un yer aldığı “Eğer Dünyaları” ve “İdeal”in yanı sıra ters giden bir bilimsel deneyi anlatan “Uyumun Doruğu”, uzaylı ekolojilerine yoğunlaşan saykedelik öykü “Üşütük Ay” ve sanal gerçekliği işleyen ilk öykülerden “Pygmalion’un Gözlüğü” de bu derlemede kendine yer buluyor. 

Bir Mars Destanı, modern bilimkurgunun ilk adımları. 

Isaac Asimov’un önsözüyle
₺15,75 KDV Dahil
₺21,00 KDV Dahil
Balık Nefesi insan olmanın bütün pencerelerinden bakıp en çarpıcı ruh hallerine tanıklık etmemizi, kendimizle yüzleşmemizi sağlıyor. Eylemlerden çok duyguların odağında bir dil şöleniyle baş başa, sürükleyici dünyalar kuruyor. Nil Sakman, sekiz öyküde farklı insanlık durumlarından yola çıkarak kalabalığa karşı yalnızlığı seçiyor. 
Söylenmesi hiçbir şeyi değiştirmeyecek cümleleri içinde bir umut gibi büyütenler, kendini yollara vuranlar ve bütün bir edebiyat tarihinden beslenen karakterler yol arkadaşı oluyor. Aslolanın yol ve yolculuk, varılan yerin yeni yolculuklar için bir durak olduğuna inananların, bu düzenin kurallarına uyamayanların, kendi hayatlarının kahramanı olurken arkasında bıraktığı izlerle böbürlenmeden mütevazı bir dünya kuranların öyküleri. 
Rüzgârın uğultusu, yaprağın hışırtısı, ırmağın çağıltısı insan sesine karışırken umutla, tutkuyla, inançla özlediğimiz uyum sayfaların arasından çıkıp ete kemiğe bürünüyor. 
Nil Sakman, böyle de yaşayabilirdik, diyor. Böyle de yaşayabilirdik… 
“Ölümün alametifarikası sükûttur, diye geçiyor aklından. Ölümün bulunduğu her yerde sükût da hazır bulunur. Önce ölüm yaklaşır, alır alacağını; ardından, kısa ya da uzun bir an; ama mutlaka sükût gelir. Yerküre üzerinde ne var ne yok hepsi susar. Çıt çıkmaz. Eğer bir araf varsa zamanı çelen, işte burası orasıdır.”
₺10,50 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil

Düşman (isim):

1) Bir insanın yenemediği ya da üstesinden gelemediği bir rakip

2) Bir insanın felaketi

3) Joshua Templeman

 

Lucy Hutton ve Joshua Templeman birbirlerinden nefret ediyordu. Bu sadece hoşlanmamak ve birbirlerine katlanmak zorunda kalmak da değildi. Gerçekten nefret ediyorlardı. Ortak iki CEO’nun asistanları olarak karşılıklı çalışırken, duygularını pasif agresif yollarla birbirlerine göstermekten de hiç çekinmiyorlardı. Lucy, Joshua’nın işine neşesiz, sıkıntılı ve titiz yaklaşımını anlamıyor, Joshua ise Lucy’nin parlak elbiselerinden, acayipliklerinden ve iyimser tavrından dolayı hayrete düşüyordu.

 

Şimdi, aynı terfi için çabalarken çekişmeleri doruk noktasına ulaşmış ve Lucy, bu son oyunları neredeyse onu işinden edecek olmasına rağmen geri adım atmayı reddetmişti. Fakat Joshua ve Lucy arasındaki gerilim kaynama noktasına gelecek ve Lucy, belki de Joshua’dan nefret etmediğini fark etmeye başlayacaktı. Hatta belki de Joshua’nın da ondan nefret etmediğini. Yoksa bu sadece başka bir oyun muydu?

 

“Plajda bir gün için mükemmel bir seçim olacak mutlu bir hikâye, gerçekten harika.” –Kirkus Reviews

“Komik, zekice, yeni ve ilk sayfasından en sonuna kadar tamamen eğlenceli. Kesinlikle öneriyorum.” –Susan Elizabeth Phillips, New York Times çoksatan yazarı

“Bağımlılık yapacak, büyüleyici bir ilk kitap. Nefret Oyunu aşk (ve nefret) ve heyecanla dolu.” –Christina Lauren, New York Times çoksatan yazarı

“Sally Thorne, aşk hikâyelerinde kahkahayı özleyenlerin isteklerini yerine getiriyor. Karakterlerin sivri zekâlarının birbirleriyle çarpışması son derece komik, iğneleyici, seksi ve gerilimle dolu. Sonuç, Joshua daha Lucy’nin kalbini çelmeden okuru kendine âşık edecek. Haylaz, alaycı, romantik bir hikâye.”

–Sarah MacLean, Washington Post-

“Muhteşem, iğneleyici ve çok komik, yeni bir ses. Nefret Oyunu romantik komedi dünyasını kasıp kavuracak. Bugüne kadar okuduğum en iyi kitaplardan biri.” –Kristan Higgins, New York Times çoksatan yazarı

“Bazılarınız sadece ofisten uzaklaşmış olmak için plajlara kaçmış olabilir ama bize göre bu komik ve romantik ofis komedisi fikrinizi değiştirebilir. Lucy ve Joshua’nın hikâyesini keyifli ve seksi bulacağınızı biliyoruz.”

–Bookish-

“Thorne, dikkat edilmesi gereken güçlü bir yazar. İlk kitabı okurların, her ne oyun oynarlarsa oynasınlar Joshua ve Lucy’yi desteklemesine sebep olacak.”

–Library Journal-

₺22,50 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil

ÜRÜN AÇIKLAMASI

"Muhtemelen kızgınsın, kendini aşağılanmış da hissediyorsun ama lütfen kendine hâkim ol ve gözlerini ayırmadan okumaya devam et. Bu ânı yara almadan atlatıp, bana doğru bir adım atmanı, nasıl çaresizce istediğimi bir bilebilsen. O mu beni yendi, yoksa ben mi onu? Her hâlükârda maskeli oyunun perdesi artık kapandı. Onu öldürdüm ve kendimi suçlu ilan ettim... 


Ve çok iyi biliyordum. Artık senin üzerinde hiçbir hakkım olmadığı hâlde, bana zincirle bağlı bir kurban olduğun fikri, işime geldiği için uydurduğum koca bir yalandan ibaretti. Sen bu kaderi bir an olsun bocalamadan kendi isteğinle kabul etmiştin. Gülümsemeye geçerkenki o parıltın belki de en çok senin kendin üzerinde etkiliydi. Bu da demek oluyor ki istesen beni hemen bırakıp gidebilirdin. Bunun benim için ne kadar korkunç bir şey olduğunu anlayabilir misin? Senin binlerce ifaden var fakat benim tek bir yüzüm bile yok." 
  


KOBO ABE 
“Hem dolambaçlı hem de bağımlılık yapıcı.” David Mitchell 
  
“Hem Poe hem de Kafka akla geliyor. Kobo Abe sayfalarda hiç dinmeden atan bir heyecan yaratıyor. Okudukça okuyorsunuz ve okuyorsunuz.” 
The New Yorker 
  
“Bazıları onda Kafka’nın bilinmeyene yönelik manipülasyonlarını, başkaları ise örneğin yarattığı kum çukuru metaforu ile Beckett’in esintilerini bulacak.” Saturday Review 

JAPON EDEBİYATININ BÜYÜK USTASI 
KOBO ABE’DEN UNUTULMAZ BİR ROMAN: 
“BAŞKASININ YÜZÜ” 

YÜZÜNÜZ TÜMÜYLE YANDI, YENİDEN YAPILDI, ŞİMDİ BAŞKA BİR YÜZÜNÜZ VAR. KENDİNİZİ TANIYAMAZ 
HALDESİNİZ, BAŞKALARI DA SİZİ TANIYAMAZ HALDE. 
PEKİ ŞİMDİ NASIL YAŞAYACAKSINIZ? 

Hiroshi Teshigahara tarafından aynı adla sinemaya uyarlanan 
roman dünya çapında büyük ilgi görmüştü.

₺21,75 KDV Dahil
₺29,00 KDV Dahil
Günümüz Fransız edebiyatının en büyük yaratıcılarından Michel Tournier, son yapıtı Kaynak ve Çalı'da kolektif bilincin kristalleşmiş örnekleri olan mitoslardan hareketle anlatısını kuruyor. Temel kaygısıysa, Batı kültürünün temelini oluşturan mitoslarla İncil'de yer alan meselleri sorgulamaksızın tüketen günümüz gündelik hayatına müdahele ederek başka yaşama imkanlarına işaret etmek... 
Eski çağlardan günümüze, insanların bitip tükenmeyen "Vaat Edimliş Topraklar" arayışının hikayesi olan Kaynak ve Çalı, bir göç söyleni aslında; geçmişten günümüze insanlık tarihinin en sıcak konularından biri olan "göç ve göçmen" olgusuna yeniden bakmayı deneyen bir roman. İnsanlığın bütün çağlarında kesintisiz bir akışla süren göç; aşk, öfke, kıskançlık ve savaş kadar sahici ve insana özgü bir eylem. İnsanoğlunun çalıdan kaynağa, ateşten suya ulaşma çabasının anlatımı bir anlamda. Toplumların yazgısını tamamen değiştiren bir özelliğe de sahip. 
Eleazar'ın hayatını tümüyle değiştirmesinde olduğu gibi... 
Rahip Eleazar, patatesleri kırıp geçiren vebanın hüküm sürdüğü anayurdu İrlanda'yı karısı ve çocuklarıyla birlikte terk ettiğinde yıl 1845'tir. Yolculukları, Amerika'nın Doğu sahiline ayak basıldığında bitmeyecek, Eleazar'ın kendisine rehber kıldığı Kutsal Kitap'ın yol göstericiliğinde devam edecektir. Hedef, Kutsal Kitap'ın "Vaat Edilmiş Toprakları" olan Kenan Ülkesi'yle özdeşleştirdiği Kaliforniya'ya ulaşmaktadır. Colorado çölünde yaşadığı deneyimin mistikkarakteri, Eleazar'a Kutsal Kitap'ı ilk kez gerçek anlamıyla okuduğunu düşündürür. Kendi yazgısını, Musa'nın yazgısı ışığında anlamlandırır. Alevli Çalı ile hayatsuyu Kaynak arasında, Yehova ile İbrani halkı arasında kıvranıp kalan Musa'nın dramını kendi yaşamının özü olarak kabul eder... 
Eleazar'ın yaşamının Musa'nınkine paralel olarak anlatıldığı bu kitap, güçlü bir mitolojik altyapı ve sarsıcı bir kurguya sahip. Aynı zamanda Amerika'nın az bilinen topraklarında geçen, yerliler, kanun kaçakları, nesli neredeyse tükenmiş bizonlar ve çıngıraklı yılanlarla örülü, "western" motifleriyle bezeli bir serüvenle de karşı karşıyayız...
₺9,00 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil
Yazar, bu kitabında büyük Atatürk'ün bazılarımızın bilmediği bazılarımızın da çok az bildiği bir özelliği üzerine durmaktadır. Yazarın amacı Atatürk'ü şair ilan etmek değil, onun en az bir şair kadar duygu yoğunluğuna sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Ömrü savaş meydanlarında geçen bir liderin duygu dünyasını siz okuyucuların önüne sermektir.
₺13,89 KDV Dahil
₺18,52 KDV Dahil

sefil odalarda

amaçları sizinkinden daha iyi olan

salak şarapçılarla içtim

gözlerinde hâlâ biraz ışık

seslerinde hâlâ biraz hassasiyet vardı

ve sabah olduğunda

hepimiz berbat durumdaydık ama hasta değildik,

yoksulduk ama kandırılmamıştık,

ve yataklarımıza uzanıp

öğleden sonra kalktık

milyonerler gibi.

 

Charles Bukowski açık yürekli, dobra sözlerle acıyı, nefreti, sevgiyi ve güzelliği yazıyor. Bir ömür boyu biriktirdiği hayat deneyimini kendi yaşadıklarından ve sıradan gibi görünen olaylardan yola çıkarak anlatıyor. 

Alacı Kuş Bana Şans Dile, Avi Pardo’nun Türkçesiyle okuyucularla buluşuyor.

₺19,50 KDV Dahil
₺26,00 KDV Dahil

Melek Kanı ’nın ezoterik yapısını keşfederken aklın sınırlarında bir seyahate çıkacak ve inanılmaz bir deneyim yaşayacaksınız.

Üç kutsal kitabın da “doğru” ve “üstün” olarak nitelediği bir peygamber, İdris! Ya da Tevrat’la İncil’deki adıyla Enoch. Onun hikâyesi meleklerle insanların bir arada yaşadığı dönemde geçer ve yoldan çıkanlardan bahseder. Onların soyundan gelenlerden…

Roma imparatorlarının bilge danışmanı Corpus ve yardımcısı Evmerus, Phaselis’te Kutsal Roma İmparatorluğu’nu parçalayan gizli bir tarikatın ilahi hedefleriyle yüzleşmek zorunda kalırlar. İyiyle kötünün amansız savaşında birer piyon olsalar da insanlığın kaderini ve tarihin akışını değiştirmek için ellerinden geleni yaparlar. Ancak karşılarındaki kadim kötülüğün kendi planları ve gizli bir ordusu vardır.

₺22,12 KDV Dahil
₺29,50 KDV Dahil

“Bugün âdemoğlu ruhundan kurtulmanın çaresini bulmuştur... Bugün âdemoğlu hayatı sade ve sade bir yığın ete bağlamanın yolunu bulmuştur. Kulakları olan beni dinlesin... Maskeler elem çekmez, gözyaşı dökmez, sevmez, nefret etmez! Maskeler ruhlara musallat olan gönül azabını bilmez. Maskeler mezardan sonraki meçhul âlemin hülyasıyla, fena rüyasıyla melül değildir. Maskeler fani, ruhlar ebedîdir. Maskelerin bir mabudu vardır. Kudret ve para! Bu mabut onları beşikten mezara kadar ellerinden tutup götürür ve akıbetleri ebedî bir hiçtir.”

Ruhun ve bedenin şekillenmesinde savaşların yıkıcı etkisini bizzat yaşamış olan Halide Edib, insanların hem maddi hem manevi iki yönlü oluşlarını savaş ortamında yakından tecrübe etmiştir. Olgunluk yıllarında tercih ettiği gönüllü sürgün döneminde, Amerika ve Hindistan seyahatleriyle doğu ile batıyı da yerinde görmüş ve karşılaştırma yapmıştır. Etkilendiği yazar ve şahsiyetleri bir araya getirerek insanın maskeler arkasında gizlenmiş gerçek yüzünü ortaya çıkarmak ister. Çünkü iyi demek kötü demektir, kötü demekse iyi.

Didem Ardalı Büyükarman

₺16,88 KDV Dahil
₺22,50 KDV Dahil

Dünyadaki en büyük trajedi nedir? Hayattaki en büyük tutkunuzu bulmak mıdır yoksa onu yitirmek mi?

Jack London’ın yarı otobiyografik romanı MARTIN EDEN, yazarlık uğruna hayatını ortaya koyan genç bir denizcinin öyküsünü anlatır. Martin Eden, Ruth Morse’u gördüğü ilk andan itibaren ona derin duygular beslemeye başlar. Ruth yüksek bir statüye mensup zengin bir çevreden gelmektedir ve ailesi onun fakir bir işçiyle evlenmesine razı olmaz. Martin için artık âşık olduğu kadına ulaşabilmenin tek yolu yazar olarak saygın bir yere ulaşabilmektir.

Büyük maddi imkânsızlıklar içinde akıl almaz bir hırsla ve tutkuyla yılmadan gece gündüz çalışır, öğrenir, yazdıklarını yayınevlerine yollar ve defalarca reddedilir. Sonunda başarır. Girmek için can attığı burjuva çevrelerin dikkatini çeker. Ancak oturmak için can attığı o masalardaki insanların ne kadar sığ ve sahte olduklarını fark edecektir.

Bireysel bir devrimi konu alan MARTIN EDEN klasikler arasında bugün hâlâ kalıcılığını koruyor.

₺16,67 KDV Dahil
₺22,22 KDV Dahil

New Yorklu bir belgeselci olan Jeremiah Salinger, eşi ve beş yaşındaki kızıyla birlikte İtalya’daki Dolomit Dağları’nın yamacında bulunan bir kasabaya taşınır. Oranın yerlileri tarafından kurulan arama kurtarma ekibini görünce onlarla ilgili bir belgesel yapmaya karar verir fakat çekimler sırasında yaşanan korkunç bir kazada Salinger hariç ekipten herkes hayatını kaybeder. Salinger hastaneden çıktıktan sonra yaşadığı vicdan azabıyla baş etmeye çalışırken pek çok fosile de ev sahipliği yapan görkemli ama bir o kadar da tehlikeli Bletterbach Vadisi’ni ziyarete gider ve burada yıllar önce korkunç bir cinayet işlendiğini öğrenir. Kasabanın yerlisi olan üç genç, insan mı, hayvan mı olduğu bile belli olmayan bir şey tarafından öldürülmüş ve katil asla bulunamamıştır. Salinger depresyonun pençesinden kurtulmak için bunu bir şans olarak görür ve olayı araştırmaya karar verir. Fakat kasabalılar bu işin peşini bırakması için Salinger’ı tehdit etmeye başlar. Bletterbach Vadisi ise içinde sakladığı gizem ve buz dolu mağaralarıyla Salinger’ı kendisine çekmektedir. Nesilden nesile aktarılan korkunç hikâyelere de konu olan bu vadide lanetli bir şeyler vardır ve Salinger her ne pahasına olursa olsun bunu çözmek zorundadır. Fakat araştırdıkça hikâyenin aslında çok daha derin bir yanı olduğunu keşfeder. Ta ki korkunç gerçeklere erişene dek.

“Dağ, zengin içerikli, çok katmanlı bir gerilim, içinde kendinizi kolayca kaybedebiliyorsunuz. Yanında sıcak bir şeyler içtiğinizden emin olun çünkü kanınız donacak. Siebenhoch isimli güzel bir dağ kasabasının ilk bakışta görünmeyen yüzünü görmeniz için D’Andrea, karanlığı delip geçiyor. Hiç beklenmedik anda yaşanan gelişmeler yüzünden tren çarpmış gibi oluyorsunuz. Yapbozun her bir parçası ise sonunda mükemmel bir uyumla yerine oturuyor.”

Publishers Weekly

“D’Andrea’nın yarattığı hikâyede öyle ters köşeler var ki okur gerilim çığının altında kalmamak için sayfaları soluk soluğa okumak zorunda kalacak.”

New York Journal of Books

“Gerilimin her dozu burada.”

Booklist

“Bazıları insan bile olmayan pek çok muhtemel şüpheli ve keyif veren bir kurgu. Ters köşeler, şaşırtmacalar kitabın son sayfasına kadar devam ediyor.”

Western Mail

“Harika kurguya sahip bir gerilim. Sonuna kadar okuru kendine çekiyor.”

Bayerischer Rundfunk TV “Capriccio”

“Cümleler ateş gibi yakıcı, ters köşeler çığ etkisi yaratıyor; muazzam bir gerilim.”

Playboy

“İtalyan geriliminden heyecan dolu bir çıkış romanı. D’Andrea’nın adını gerilim romanı severler bir kenara not etsin.”

David Hewson

“Bir doğa filmi gibi, yüksek tempolu, sert ve insanı huzursuz eden sahnelerle dolu. Büyük bir zekâ ve ustalıkla yazılmış bir gerilim.”

Sunday Sport

“Dolomit Dağları’nda güzel ama tehlikeli bir kanyon, Luca D’Andrea’nın ilk romanı için harika bir ortam sunuyor. D’Andrea kış mevsiminin dağda yarattığı cazibeyi hakkını vererek kullanmayı başarmış.”

The Times

“İnanılmaz! Tırnaklarınızı yiyeceksiniz.”

Alpin - Das BergMagazin

“Birinci sınıf bir gerilim.”

ZDF Morgenmagazin

“Korkunç bir cinayetten yola çıkarak çevre ve toplum incelemesi yapan bir roman. Son sayfasına kadar şaşırtmaya devam ediyor.”
Schweizer Radio SRF 1, Luzia Stettler

“Ters köşelerin geldiğini ruhunuz bile duymayacak. Bu faili meçhul cinayet hikâyesinin beni bu denli içine alacağını hiç tahmin etmezdim.”

Anne Bonny Book Reviews

“Hiç abartısız Stephen King ve Jo Nesbø’yla mukayese edilecek derecede.”

Massimo Vincenz, La Repubblica

“Harika bir yazım tarzı, güzel bir tempo, mekânlar arası nazik geçişler, kısa bölümler, hepsi mükemmel bir roman ortaya koyuyor. Sonuç mu? Çok şaşırtıcı.”

NDR Kultur, “Neue Bücher”

“Büyüleyici bir çıkış romanı.”

Stern

“Ustaca, tarz sahibi ve gerçekten gerilim dolu.”

Sunday Mirror

“Bu romanı öyle çok sevdim ki… Luca D’Andrea çok başarılı bir hikâye anlatıcısı.”

Lacey Does Lit

“İncecik detaylarına kadar ilmik ilmik dokunarak kurgulanmış ve hikâyenin geçtiği yerin de kendine has özelliklere sahip olması romanın en cezbedici yanı.”

JD DeHart Reading and Literature Resources

“Çoksatan listelerine girmeyi hak eden ve gerilim sevenlerin mutlaka kitaplığında olması gereken bir roman ve harika bir hikâye anlatıcılığı.”

June’s Literary Blog

“D’Andrea gerçek bir usta.”

La Stampa

“Bu etkileyici hikâyenin altında acı ve travmaya dair güçlü ve duygusal bir inceleme yatıyor. Anılar bir bir gün yüzüne çıkıyor, her ne kadar gizem ortadan kalkıyor gibi görünse de ana hikâye daha da can alıcı bir noktaya geliyor. Gerçek hayatlardan ve gerçek bir coğrafyadan güç alan roman, doğaüstü imalarla da okuru şaşırtmaktan hiç vazgeçmiyor.”

-RT Book Reviews-

“Biraz Stephen King, biraz David Lynch’in İkiz Tepeler’i. Kötülüğün insanlık tarihinden bile daha eski, daha güçlü bir korkudan beslendiği, insanı soluksuz bırakan bir gerilim.”

-Ranieri Polese, Corriere della Sera-

“D’Andrea yüksek tempolu bu kurguyu ipuçlarını okurun gözüne sokmadan, hiç tahmin etmedikleri anda ters köşe yaparak son sayfasına kadar layıkıyla taşımış.”

-Fabrizio D’Esposito, Il Fatto Quotidiano-

(Tanıtım Bülteninden)

Kitap Editörü:Dilara Anıl Özgen

Sayfa Tasarım:Meral Gök

₺27,71 KDV Dahil
₺36,94 KDV Dahil

Oscar’a adaya olan Les Triplettes de Belleville (Belleville’de Randevu) animasyonunun yaratıcısı Sylvain Chomet ve usta çizgi romancı Nicolas de Crécy’den...

Leon olarak bilinen Leonce Houx-Wardiougue, büyük bir kozmetik fabrikasının kurucusudur. Oğlu Aymard, Leon’dan şirketi devralıp modern bir girişim kurmaya çalışmaktadır. Leon’un büyük torunu Geraldo-Georges ise büyük büyükbabasının yüzüncü doğum günü için düzenlenecek pazarlama kampanyasından sorumludur. Aymard, bakir ve ürkek oğlunu hor görse de, Leon torunu Geraldo’yu gerçek hayata sokmaya kararlıdır.

René Goscinny - En İyi Senaryo ve Angoulême - En İyi Albüm ödülünü alan Leon, Sylvain Chomet ve Nicolas de Crécy’nin yarattığı, çağdaş Fransız çizgi romanı klasiklerinden.

Özgün bir anlatım biçimi, sıra dışı bir burjuvazi eleştirisi, sürrealist sahnelerle bezeli tuhaf bir gerçeklik.

₺23,61 KDV Dahil
₺31,48 KDV Dahil

İşte o kuyudaki su...
Ki içinde beyaz küçük kurtçuklar olurdu
zaman zaman, şebeke suyundan önce tülbentten
süzülerek kurtçuklarından temizlenip içilirdi.
Türlü türlü şeyler düşerdi kuyuya...
Bazen o kadar çok şey birikirdi ki kuyuda...
Kova dalamazdı suyun derinine!
İşte öyle zamanlarda Kuyucu Memiş koşardı yardıma...
Beline bir halat bağlanırdı Memiş’in ve kuyunun iki
yandaki taşlara tutunarak kuyuya inerdi Kuyucu Memiş...
İndikçe soğurdu ve kararırdı kuyu...
İpi iki kere çektiğinde Memiş, 
doldurduğu torbaları yukarıya çekerlerdi...
Kuyucu Memiş kuyuya dalmadan önce ya
kolonya ya da mavi ispirto içerdi...
Yani metil alkol!
Gözleri kör eden metil alkol!
Şimdilerde gizlice içkilerin içine gizlice katılan metil alkol!
Metil alkolü içer, kuyuya dolan türlü türlü
pisliği temizlerdi…

Kuyucu Memiş.

(Tanıtım Bülteninden)

₺21,00 KDV Dahil
₺28,00 KDV Dahil

Hendrik Groen 83 yaşını geçmiş Hollandalı bir ihtiyar. Ama huysuz bir ihtiyar. Kaldığı huzurevinde sesini çıkarmadan ölümü beklemek yerine, hâlâ yaşadığını kendisine ve dünyaya kanıtlamak istiyor. Bir yaşama sevinci arıyor belki ve bunu somutlaştırmak için de, “gerçek Hendrik Groen hakkında”, “Kuzey Amsterdam’da bir huzurevindeki yaşama dair” sansürsüz bir günlük tutmaya karar veriyor.

Çevresindeki birkaç kafadarla birlikte “Biz Daha Ölmedik” adında bir kulüp kurarak eğlenceli etkinlikler düzenleyen ve bunları günlüğüne kaydeden Groen, “Tabii ki ihtiyarlık bin bir çeşit dert açıyor insanın başına, ama o dertlere gülüp geçebiliyorsanız, her şeye rağmen yaşama katlanabilirsiniz,” diyerek olumlu bir yaklaşım getiriyor yaşlılığa.

Yaşlılığın insanın omzuna bindirdiği sorunları kara mizah tadında aktaran bu kitap, yayımlandığı andan itibaren tüm dünyada yüz binlerce okura ulaştı. Hiç kuşkusuz, kara mizahın ardında huzurevleri gerçeğinin yürek burkan yanları da yer alıyor kitapta. 

₺28,87 KDV Dahil
₺38,50 KDV Dahil

Alaina Costanza’nın hayatı büyülü şimşeklerin çaktığı fırtınalı bir gecede tamamen değişir. Aşk romanları yazarı, bir çocuk annesi ve geçmişte çok zor bir hayat yaşamış Alaina, bahçesine düşen yıldırımla gözlerini bir yüzyıl öncesinde açar ve kendi kitabındaki kahramanlardan biri olan tehlikeli kanun kaçağı Killian tarafından kaçırılır. Çok geçmeden Killian ve Alaina’nın karşılaşmasının bir tesadüf olmadığı ortaya çıkar. Alaina, Killian adındaki katili yalnızca hayal gücünün bir ürünü olarak var etmemiştir; onların buluşması, kavrayamayacakları kadar büyük bir gizemin zaman ve mekânı aşan gücüyle mümkün olmuştur. 

Fakat her büyünün bir bedeli vardır… Aşkı, tutkuyu ve kaderi anlayacakları ölümcül bir yolculuğa çıkan Alaina ve Killian artık büyük fedakârlıklarda bulunmak ve zamanla savaş vermek zorundadır. 

 

 “Gerçek aşkın büyüsüne dair tutkulu bir hikâye.” 

-Romantic Times -

 

“Doğaüstü öğeleri ve aşkı bir araya getiren Hannah, okuyucularına bir kez daha başka bir dünyaya adım atma şansı sunuyor.” 

-Library Journal -

 

“Büyülü Fırtına kalbinizi sevgiyle titretmeyi başarıyor. Kitaplığınızda bu roman için güzel bir yer açın.” 

-Rendezvous -

 

 

₺27,71 KDV Dahil
₺36,94 KDV Dahil

İlerleme… 
Kulağa pek hoş gelen bir kavram.
Hep ileri, daima ileri! İnsanlığın gelişmesi, sınırlarını zorlaması, aşması…


Peki, bedeli?


Üçüncü Dünya Savaşı sonrası: Aşırı mekanikleşmiş bir toplum. Fabrikalar, tüm üretim, her şeyin çalışması için bir avuç insan, bir avuç becerikli mühendis yeterli. Geri kalanlarsa…


Bu toplumun süper-mühendislerinden Paul Proteus, yaşadığı ‘Mekanize Amerikan Rüyası’ndan uyanarak varlığını, hayatın anlamını, toplumdaki muazzam ayrışmayı, ilerlemenin nelere mal olduğunu sorguluyor. ‘İnsan’ dünyayı yeniden kazanmak için isyan hareketine mi katılmalı yoksa görece muazzam refahın bedelini ödemeye razı mı olmalı?


Otomatik Piyano, ataları Biz, Cesur Yeni Dünya ve dört yıl büyüğü 1984 gibi akıl-ilerleme-mekanikleşme temalı bir distopya. Ama farklı. Çünkü Vonnegut’ın distopyasındaki makineler, diğer distopyaların yazarlarının muazzam hayal güçlerinden çıkmış makineler değil, kitabın yazıldığı dönemde var olan makineler.
Otomatik Piyano bizleri uzakta değil, çok yakında olan bir şeye karşı, hem de ‘İlerleme’ye laf etmenin hiç hoş karşılanmadığı 50’li yıllardan uyarıyor ve teknolojinin muazzam gelişiminin işin içine insana has hırslar girdiğinde nerelere varabileceğini gösteriyor.


Otomatik Piyano, Kurt Vonnegut’ın bildik sivri dilli açık sözlülüğüyle, “Konusunu, konusu güle oynaya Biz’den araklanmış Cesur Yeni Dünya’dan güle oynaya arakladım,” dediği ilk göz ağrısı…

(Tanıtım Bülteninden)

₺20,25 KDV Dahil
₺27,00 KDV Dahil
TÜRKÇEDE İLK DEFA! 
Yıl 1955, Meksika. Tavukların, horozların belanın kol gezdiği tekinsiz bir muhit. Barakadan hallice evler, tarifsiz eğlenceler ve yerlere serilerek noktalanan geceler. Yaşamın rutin perdesini delip de geçmek için başvurulan maddelerin etkisininde akıp giden serüvenler. Kerouac, Türkçede ilk defa yayımlanan ve en duygusal metinlerinden biri olan Tristessa’da aşkın peşinden gidiyor ama burada olan her şey, içinde zıddını barındırıyor ve mana arayışı maddeye, aşkın yolu ölüme, ölümün yolu yaratıya çıkıyor. Kerouac, genç ve marazlı bir kadına, Tristessa’ya tutuluyor. Kelimeler aşkla, hazla, ilhamla çağlıyor, ama kimse kimseye dokunmuyor; sevgi, bastırıldıkça çoğalıyor. Kerouac, aşkın ışığında kendini arıyor ve zihni, yüreğinin atışıyla çavlan misali şahlanıyor. Bir tutkunun ilanı, bir aşk şarkısı: Yaşama ve ölüme, Meksika’nın efsunlu göklerine, küçük sevinçleri ve büyük dertleriyle şu koca gezegeni arşınlayan yolcuların her birine, bize.
₺12,00 KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil
₺60,00 KDV Dahil
₺80,00 KDV Dahil
₺60,00 KDV Dahil
₺80,00 KDV Dahil

Frida, Meksika’nın Vicdanı kitabı, Meksika'nın ulusal kadın kahramanlarından Frida Kahlo'nun yaşamı boyunca ödün vermediği yurtsever, devrimci kişiliğini;
Tuvaline, 35 defa bıçak altına yatan yaralı bedenine çizer gibi büyüleyici gerçekliğini, acılarını yansıttığı öz portrelerini;
Popülist, yozlaşmış kültürün moda ikonu haline getirdiği giyitlerindeki Meksika yerlilerinin folklorik imgelerini;
"Ben devrimle doğdum" diyen Frida'yı Frida yapan Zapatista Köylü Devrimini ve 500 yıldır süregelen Meksika aydınlanmasını;
Frida'nın, Kafka ile örtüşen dönüşümü ve paradoksunu;
20. yüzyılın en büyük sanatçı aşklarından birini yaşayan, birbirini tamamlayan, ötelemeyen, aşk acısı ve aldatılmışlığına rağmen, tüm benliğiyle ve sanat aşkıyla ölene kadar sadık kaldığı eşi Diego Rivera'yı;
Devrim aşkıyla bağlı olduğu Troçki'yi;
Mavi Ev’deki, cennet bahçesini, dostlar sofrasını, çiçek ve hayvan sevgisini;
B. Traven, Octavio Paz, Eduardo Galeano, Carlos Fuentes gibi Meksika aydınlarının gözünden büyük ressamın gerçeğini;
Frida'yı 'sürrealist', 'feminist', 'postmodern" gibi modern sanat çağının kalıp ve tuzaklarına düşürerek devrimci ve aydın kişiliğini görmezlikten gelen, Frida ve Diego'nun karşılıksız aşkını aşağılayanlara inat, hatıralarına bir saygı olarak yazılmıştır. 

Buket Şahin, Meksika'nın devrimci geleneğinden, Maya, Aztek, Zapotek kültürünün süregelen, Chiapas Yaylalarında, Oaxaca Vadisinde yaşayan adsız kadın kahramanlarından beslenen Frida'nın yalın ve özentisiz dünyasına adayarak bu eseri yazmıştır.

(Tanıtım Bülteninden)
₺17,25 KDV Dahil
₺23,00 KDV Dahil
“Radyoda Black Friday ile ilgili yıllık raporun tekrar yayını yapılıyor. Müşteriler mağazaların açılış saatini beklerken vitrinleri yerle bir etmişler. Tepinen çocuklar, burkulan topuklar, çatlayan kaburga kemikleri. Los Angeleslı bir kadın, indirimdeki Xbox piramidine ulaşmak için biber gazı kullanarak kendine yol açmış. Gelecek sene, elektroşok tabancaları moda olacak. Daha sonra molotof kokteylleri, makineli tüfekler, hatta bazukalar. Gelişimin önünü hiçbir şey tıkayamaz.” 
Üç kişi, özgürlüğe uzanan sayısız yol... 
Eric ve Lisa iki yeniyetme arkadaş. Birinin agorofobisi, diğerinin klostrofobisi var. Biri odasından bütün dünyaya ulaşabilen dâhi bir hacker, diğeriyse dünyayı gezmek isteyen bir özgür ruh. Haritada görünmeyen küçücük bir kasabada yaşayan bu iki gencin, CIA’i bile aldatacak gizemli bir planı var. Eski bir hacker olan ve yakalandıktan sonra Kanada polisi için çalışmak zorunda kalan Jay ise bütün uluslararası yasalarla alay eden bu planı çözmenin peşinde… 
Neslinin en ilginç yazarlarından biri olan Nicolas Dickner, bireysel özgürlük ve her şeyin planlı, organize olduğu bir dünyada anlam bulmak üzerine sürükleyici bir hikâye anlatıyor. Modern hayat üzerine zekâ ve mizah dolu fikirleriyle Özgürlüğün Altı Derecesi, Nick Hornby ve Irvine Welsh gibi yazarların ruhunu taşıyan bir roman. 
“Zekice, guzel ve şiirsel; insanı mutlu eden bir roman.” — Anne Michaud 
“Dostluk ve tutkular hakkında eğlenceli bir roman. Neredeyse her cümlesi size gülümsetecek.”Anne-Josée Cameron
₺20,25 KDV Dahil
₺27,00 KDV Dahil

Bulanık bir aradalığı berrak yalnızlığa tercih ettim. Hem de iflah olmadan, defalarca… Gözlerime bakarken perdelerini kaldıran bir adamın varlığında hissettiğim rahatlık ve güven, yalnız başıma ayak­larımın üzerinde sağlamca durabildiğim hayata yeğ oldu. Her daim güçlü ve vakur kalabilmeyi öğrenen insanların ilmek ilmek ördükleri duvarlardan içre bir o kadar güçsüz, muhtaç ve kırılgan bir öz var. Ben de hayatım boyunca bulduğum her fırsatta o duvarın üzerinde sapasağlam dikilmektense ardındaki muhtaçlığa soluk tanıdım. Tek tabanca “ben” olmak yerine ne denli bulanık olursa olsun yan yana “biz” olmayı seçtim.

(Tanıtım Bülteninden)

₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

Kan şekerimin düştüğü saatlerdeyim Boğazımın düğümlendiği Hayatım ve hayatlardan Bıktığım saatlerdeyim Ben düşüşlerimdeyim hep Dibi göremedim tek Gözlerimin uykusuzluktan kapandığı Lakin uyumamakta direndiğim saatlerdeyim. Şu an öyle saat ve öyle dakikalar içerisindeyim ki Seni sevdiğim, hissettiğim, aşık olduğum, Senden nefret ettiğim, unuttuğum Söküp attığım saatlerdeyim

(Tanıtım Bülteninden)

₺13,50 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil

Edebiyatımızdan Portreler, edebiyatımızın önde gelen, gündemde olan ustalarıyla uzun bir geçmişte, ama şimdiki zaman diliminde de güncellenerek yapılan söyleşilerden oluşuyor. Yazarlarımızla edebiyat anlayışlarının, yapıtlarının ele alındığı bu söyleşilerle, bir anlamda edebiyat tarihimizin çeşitli halkaları bir araya getiriliyor.
Şairler/yazarlar; öykücüler/romancılar; denemeciler/eleştirmenler başlıklarıyla hazırlanan ve üç bölümden oluşan Edebiyatımızdan Portreler kuşku yok ki bu ustaların yapıtlarının ve sanatçı kişiliklerinin değerlendirilmesine ışık tutacak.

(Tanıtım Bülteninden)

₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

Karamanlıca Bibliyografya’nın şimdiki ciltle başlayan yeniden yayını, her şeyden önce, S. Salaville –E. Dalleggio’nun üç ciltlik kayıtlarını (1958-1966-1974), Evangelia Balta’nın 1987-1997 yılları arasında çıkan diğer üç ciltleriyle birleştirdi. Öte yandan, takip eden 20 yıllık aralıkta toplanan yeni buluntular da buna eklendi. Bu son yayın Karamanlıca Bibliyografya’nın Osmanlı İmparatorluğu’nun editoryal oluşumuyla bütünleşmesini amaçlamakta. Karamanlıca kitaplar, başka milletlerin Türk dil bilimi üzerindeki etkilerini yansıtıyor, ancak onlar üzerine bir çalışmayı da içeriyordu. Bir bibliyografyanın sınırlarını

aşan bir niyet taşıyor ve esas olarak Karamanlı edebiyatının bütününe, Yunan ve Osmanlı’nın buluştuğu bir çerçeveden bakış getiriyordu.

 

 

(Tanıtım Bülteninden)

₺111,11 KDV Dahil
₺148,15 KDV Dahil
%25 İndirim
%25İndirim
Ücretsiz Kargo
Bir garsonun ızdırapla dolu karşılıksız aşkı; bir hizmetçinin bir baron ile olan tuhaf ilişkisi; cenevre gölü’nde beliren esrarengiz bir adam… stefan zweıg o benzersiz üslubuyla tutkuları, burjuvaziyi ve savaşın çözümlemesini yapıyor.
₺7,50 KDV Dahil
₺10,00 KDV Dahil

İlk ve son belli bu âlemde

Seyrüsefer hali ise gaipte

Tersyüz edilmiş alınyazısı.

Şiir kalemi eline aldığında

bambaşka bir hikâye karşılıyor yazanı.

Şair “ters” duyuşun içinden geçip giderken

kendine biçilmemiş hayatın diliyle söz alıyor.

O kamaşmada buluyor gerçek hikâyesini.

Kulak verenler dile gelen yoklukta beden bulacak.

(Tanıtım Bülteninden)

₺8,25 KDV Dahil
₺11,00 KDV Dahil

Gece yarısı akla düşen gölgeler gibi. Kuş bakışı kayar o topraklar yeşilin gövdesine. Onun sesi de, sessizliği de kitapta yaşar. O masada tarihi yazan da şairdir. Sorumluluğu ve aşkı büyüktür. Hafifletilemez bir suç yaratır kendinden. Kimsenin haddi düşmez sözün değmesine. O çoktan yolculuğuna çıkmıştır, ince ince. Sızım sızım.

-Umay Umay-

(Tanıtım Bülteninden)

₺13,50 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil
İletişim Yayınları, Murat Belge yönetiminde edebiyat klasikleri yayımlamaya devam ediyor. İletişim Klasikleri dizisinden çıkan kitaplar, edebiyata karşı sorumluluğu okuma zevkiyle buluşturan bir anlayışla hazırlanıyor. Eserler orijinal dillerinden ve tam metin çevirileriyle yayıma hazırlanırken, ana metne eşlik eden ve yetkin isimlerin yazdığı önsöz ve sonsözlere yer veriliyor. Ayrıca her kitabın başında, yazarın hayatına ve yaşadığı döneme ışık tutan bir kronoloji bulunuyor. İletişim Klasikleri’nin içeriği eserin ilk baskı kapağı, el yazmasından örnek sayfalar, haritalar ve özel çizimlerle zenginleştiriliyor. Diziye özel olarak hazırlanan kapak tasarımında ise, resim tarihinden özenle seçilmiş görseller kullanılıyor.Zengin bir içerikle hazırlanan İletişim Klasikleri dizisi, güvenilir ve özenli  bir edisyonla okurla buluşurken, alanında referans kaynaklar sunuyor.
₺21,38 KDV Dahil
₺28,50 KDV Dahil
22 yaşındayken bir düello sonrasında İspanya’dan kaçmak zorunda kalan genç bir sürgün… İnebahtı Deniz Savaşı’nda cesaretiyle ün salmış, çarpışmada sol elini kaybeden gözü pek bir asker... Cezayirli korsanların eline düşen, beş yıllık esareti boyunca defalarca kaçma girişiminde bulunan bir esir… İspanya’ya döndükten sonra Kral II. Felipe adına çalışan bir istihbarat görevlisi ve donanma komiseri… Cinayetle suçlanıp hapse düşen bir aile babası… Kilise tarafından iki defa aforoz edilen, yeraltı dünyasının karanlık işlerine karışan tekinsiz bir adam… Edebiyat dünyasında efsanevi düşmanlıklar yaşayan ve taklitçilerine karşı kendisini savunmak zorunda kalan bir yazar… Hapisanedeyken yazmaya başladığı Don Kişot adlı romanıyla, kendisinden sonra gelen kuşaklara ilham olmuş, modern romanın kurucusu kabul edilen dev bir edebiyatçı… Uwe Neumahr’ın tarihî belgelere, mektuplara ve tanıklıklara dayandırdığı bu titiz çalışması, Miguel de Cervantes’in edebi evreninin penceresini aralarken, kendisi de bir romana benzeyen maceralı ve türlü talihsizliklere rağmen iyimserlik dolu hayatını anlatıyor. Yazar aynı zamanda, okuru 16. yüzyılın çalkantılı dünyasında Córdoba’dan Madrid’e, Roma’dan Napoli’ye, Cezayir’den Sevilla’ya uzanan renkli ve heyecanlı bir yolculuğa çıkartıyor.
₺36,00 KDV Dahil
₺48,00 KDV Dahil

Bütün kuralları yıkan, heyecan dolu, özgün bir polisiye! Stephen King’in önsözüyle...

Gazeteci Jack McEvoy için ölümün tanımı nettir: Kalp atışı. Ölüm onun kalp atışıdır; onun tutkusu, onun takıntısı, onun haberi, onun hikâyesi… Ancak bu sefer ölüm, asla yazmak istemeyeceği bir hikâye ve çözmeye umutsuzca ihtiyaç duyacağı bir gizemle birlikte gelir.

Eşine az rastlanacak türden bir kurnazlıkla hareket eden seri katilin hedefinde, dehşet verici davaların içinde sıkışıp kalmış cinayet masası dedektifleri vardır.

Katilin ardında bıraktığı ipuçlarıysa Edgar Allan Poe’nun eserleri arasından seçtiği alıntılardır. En son kurban ise, Jack McEvoy’un ikiz kardeşidir. Jack, kardeşinin ölümünü araştırarak yeni cinayetlere engel olmaya çalışırken farkında olmadığı büyük bir tehlikenin içine düşer. Amansız seri katilin sıradaki hedefi,

Jack McEvoy’dan başkası değildir!

₺27,75 KDV Dahil
₺37,00 KDV Dahil
Samuel Beckett (1906-1989) Geçtiğimiz yüzyılın büyük edebiyat belleği en parlak, en karmaşık, en verimli sayfalarından bazılarını Beckett’e ayırdı. Önemli bölümü Türkçeye aktarılmış olan Beckett kütüphanesinin görünmeyen rafını, onun bir “kazı alanı”na benzeyen şiir dünyası oluşturur. Şair Beckett, yeryüzü tabakalarının arasında kendi öznel şiirinin “kazı”sını yapmış, bulduğu “eksik” malzemeyi –kemikleri, çökeltileri, mırıltıları, ıslıkları– daha da eksilterek değerlendirmiş, yorumlamış ve okura sunmuştur. Bulunup var edilmesi kadar titizlik ve sabır gerektiren bu rafın görünür kılınması önemlidir. Zira Beckett okuru bu kitapta, yazarın “sürekli fakirleşmek, bilgisizleşmek, bir şeyler eklemek yerine, sürekli azaltmak” olan yazınsal tutumunun nedenini somut olarak görebilecektir: Şiir: Sessizliğe ve kaybetmeye içkin bu tutum daima şiirin tutumu olmuştur.
₺20,25 KDV Dahil
₺27,00 KDV Dahil
“Louise’de evlerinin anahtarı var, her şeyden haberdar, hayatlarına o kadar işledi ki, onu oradan çıkarmak imkânsızmış gibi görünüyor.” 

Fas asıllı Fransız bir anne olan Myriam, çocuklarını bir dadıya emanet edip avukatlığa geri dönmek istediğinde, kocasıyla beraber en iyisini bulmaya koyulurlar. Louise gibi mükemmel birine denk gelecekleri ise akıllarının ucundan geçmez. Louise içine kapanık, nazik, işine kendini tüm kalbiyle adayan, çocukları da kendine hayran bırakan biridir. Zaman ilerledikçe ailenin ve dadının arasındaki bağlar giderek güçlenir bir yandan da karmaşıklaşır. Birbirlerine bağımlı hale gelmeleriyle korkunç bir trajediye doğru ilerleyen yolun taşları döşenmiş olur. 

Leïla Slimani Fransa’nın en önemli edebiyat ödüllerinden Goncourt’u kazandığı bu romanıyla sevgi ve eğitime dair düşünceleri, sınıf ve kültür bilincine yönelik önyargıları, para ve tahakküm arasındaki ilişkiyi sorguluyor. Gerçek olaylardan esinlendiği romanında keskin kalemi ve karanlık şiirsel diliyle daha ilk sayfadan trajedi ve gerilim duygusunu insanın yüreğine nakış gibi işliyor.
₺11,11 KDV Dahil
₺14,81 KDV Dahil
Edebiyatımızın Türkiye'de en çok tartışılan, 
dünyada en çok okunan ismi, Orhan Pamuk. 

Walter Benjamin, Sâdık Hidâyet ve Ahmet Hamdi Tanpınar'a dair kaleme aldığı kitaplarıyla okurlarına yeni ufuklar açan bir "etkin okur", Oğuz Demiralp. 

Orhan Bey ve Kitapları'nda Oğuz Demiralp bu kez, 
ilk romanı Cevdet Bey ve Oğulları'ndan Nobel Edebiyat Ödülü'ne, Nobel’den (şu ana kadar) son romanı Kırmızı Saçlı Kadın'a, attığı her adımı önceden "kuran" Orhan Pamuk ve kitaplarını odağa alıyor. 

Pamuk'un Tanpınar Merkezi'nin açış konuşmasından hareket ederek, “Pamukistan” adını verdiği kozmosun nasıl işlediğini, Nobelli yazarın söyleşilerde okuru nasıl yönlendirdiğini, ucu bambaşka yerlere çıkan siyasi çelişkilerini ifşa ederken, postmodern ve oryantalist oyunlar arasında kaybolmuş bir Orhan Pamuk okurunun “mağduriyet müzesi”ni inşa ediyor Demiralp. 

Mustafa Kesret'in yoldaşlığında okur olarak Habil’in yerine geçiyor ve Kabil'in günahlarını sıralıyor...
₺17,36 KDV Dahil
₺23,15 KDV Dahil
“… Öldüğüme yanmam da, buralarda gömerler, ona yanarım…” 
Nâzım Hikmet 

Orhan Karaveli, Nâzım Hikmet’i sürgünde yaşadığı Moskova’da ziyaret eden Türk gazetecilerden hayatta kalan son kişi. Kitabın hemen başında, Nâzım’la birlikte çektirdikleri 9 ağustos 1960 tarihli fotoğraf, çok geçmeden bir ağabey-kardeş, baba-oğul sıcaklığında gelişecek dostluklarının ilk tanışma ânına ait: “Kocaman bir mutluluk dalgası yüzüne yayılırken uzun parmaklı iri elleriyle omuzlarımdan yakaladı. Bir an, tek kelime bile söylemeden sarılıp yanaklarımdan öpmek ister gibi bir hareket yaptı. Sanırım, öylesine bir kucaklaşmaya hazırlıklı olmadığımı fark ederek biraz duraladı ama dostça uzattığım eli avuçları içinde tutarak nefes nefese: ‘Merhaba!.. Binlerce merhaba!’ dedi.” Bu kitap, tüm dünyanın tanıdığı sürgün bir şairin, hiç dinmeyen memleket özlemiyle yaşadığı o bir anlık duygu taşmasının hikâyesidir
₺17,36 KDV Dahil
₺23,15 KDV Dahil
Anne ve babasını elim bir trafik kazasında kaybeden Murat, Erenköy’deki eski bir köşkte yaşayan dedesinin yanına taşınır. Fakat dedesi de vefat edince bir başına kalır. Bu arada teyzesinin üvey kızına abayı yakar ama teyzesi, Murat’ın evliliğine engel olup genç adamı köşkten kovar. 

Yıllar sonra bambaşka bir insan olup köşke tekrar dönen Murat hiç ummadığı şeylerle karşı karşıya kalır. Üstelik köşkün lanetli olduğu ve birtakım mahlûkatların köşke dadandığı da kulaktan kulağa yayılmaktadır. 

Polisiyenin usta kalemi Osman Aysu, tüyler ürpertici bir romanla daha okurlarla buluşuyor. Sır sürükleyici anlatımı ve sürprizlerle dolu kurgusuyla okurları yine soluksuz bırakacak.
₺24,00 KDV Dahil
₺32,00 KDV Dahil
Polisiyenin usta kalemi Osman Aysu'dan çarpıcı bir polisiye daha... 
Memleketin sayılı zenginlerinden Vahap Şanlı, kendisinden yaşça küçük olan, göz kamaştırıcı bir güzelliğe sahip Ada’yla evlenir. 

Fakat bu hiç de sağlıklı bir evlilik olmaz. Çünkü sapkın ve merhametsiz Vahap kendisine yapılan hiçbir hatayı affetmemektedir. 

Fazlasıyla pimpirikli olan Vahap lüks bir yaşama kavuşan karısının ihanetinden şüphelenmeye başlar. Kendisini gençlerle aldattığından emin olduğundaysa, Ada'yı ortadan kaldırmaya karar verir. Bulunan kiralık katilse üstün kabiliyetli fakat beş parasız bir heykeltıraştır. Ne var ki sanatçı duyarlılığına sahip bir adam, cinayet işlemeye uygun değildir ve işler çok geçmeden sarpa sarmaya başlar. Artık kimse tehlikenin nereden geleceğini bilememekte ve karanlık her yeri kuşatmaktadır.
₺24,00 KDV Dahil
₺32,00 KDV Dahil
“Ufak şeyleri dışarıda bırakıp sadece büyük olanları sıralayan bir biyografi, insanın hayatının düzgün bir resmini asla teşkil edemez; kişinin hayatı, hislerinden ve ilgilendiği şeylerden, hislerinin takıldığı görünüşte büyük veya küçük birçok hadiseden oluşur.” 



Samuel Langhorne Clemens, bilinen ismiyle Mark Twain, kendi isteği üzerine ölümünden yüz yıl sonra yayınlanan otobiyografisinde böyle der. 



William Faulkner, Twain’in “ilk gerçek Amerikan yazarı” olduğunu ifade eder. Mark Twain’in büyük bir yazar olduğuna kuşku yok; ama aynı zamanda dopdolu yaşamına sayısız tecrübe ve zenginlik katan çok yönlü bir maceraperesttir o; maharetli bir konuşmacı, gezgin, hayvansever, seyrüseferci, fedakâr bir eş ve baba, acemi bir asker, muhabir, mucit ve aktivisttir. 



Bu kitap, Twain’in hayatıyla ilgili “büyük veya küçük birçok hadiseye” değiniyor: Konuşmalarından mektuplarına, gazetede çıkan yazılarına, yaşadığı ve gezdiği yerlere, savunduğu değerlere, çalışma ve aile hayatına, dostlarına, sevdiklerine ve sevmediklerine göz gezdirerek onu biraz daha yakından tanımamıza olanak sağlıyor.
₺22,88 KDV Dahil
₺30,50 KDV Dahil
Sosyal medyamızın mahcup yazarı, mizah edebiyatımızın delişmen ustası, gündelik hayatımızın detaycı filozofu, mahallemizin neşeli delikanlısı İstiklal Akarsu’dan gönül telinizi titretirken güldüren öyküler… 

İstiklal Akarsu bizi bu kez, önce hayatının soğuk sandviç dönemine, 15 yaşının Burgazada’sına götürüyor; sonra mahalleli arkadaşlarıyla çekirdek çitletiyor, arabayla gezdiriyor, zırdeli apartman komşularıyla piknik yaptırıp, Esenler Otogarı’nda anneannesini aratıyor, ardından Boncuk Mustafa, Berbat Hasan, Peygamber Kazım, Paspas İsmail, Hoppala Hüseyin’le mangal başı sohbetine buyur ediyor ve en nihayetinde sevdiceğiyle tanıştırıyor... 

“Çekirdek deyip geçmemek lazım. Çekirdek yemek başlı başına bir maceradır. Çekirdek o dönemin facebook’udur, twitter’ıdır, instagram’ıdır. Şimdi nasıl arkadaşımız akrabamız, en yakınlarımız bilgisayarını telefonunun başında sosyal alemde vakit harcıyorsa o dönemin insanları- boşluktan mı yokluktan mı bilinmez- çekirdekle mesai harcıyordu. Öyle bir avuç yiyeyim durayım diye bir olay da söz konusu değil. Anca paket bitince uyanıp kendine geliyorsun ve durabiliyorsun. Yani kötü niyetli biri bunu fark etse ve önümüzdeki çekirdek bittikçe bakkaldan yenisini getirse ecelimizle vefat edene kadar oturduğumuz kaldırımda çekirdek yerdik, çok tehlikeli bir durum bu.”
₺16,88 KDV Dahil
₺22,50 KDV Dahil
Şimşek Kılıç, Adalet Kaynağı, Yalnız Yıldız, 
Nasihat Tarlası. Her biri farklı bir erdemi, ülküyü ve de hayat yolunda belli bir dönemeci simgeleyen bu dört adın tek bir sahibi var: Virata. Kralın hizmetine adadığı kılıcıyla bilmeden ağabeyi Belangur’u öldüren ve 
bu günahın bedelini ömrü boyunca ödemek 
zorunda kalan bir bahtsız. 

Zweig’ın görece az bilinen bu öyküsü, yine aynı yıl yayımlanan Hermann Hesse’nin Siddhartha’sı gibi kadim Hint bilgeliğine göz kırpan keyifli bir mesel tadında.
₺8,25 KDV Dahil
₺11,00 KDV Dahil
“Ben, birinci el olarak edebiyat tarihine vesikalar bırakmak arzusuyla ancak gözlerimle gördüklerimi, kulaklarımla işittiklerimi gerçeklere sadık kalarak yazıyorum. Nâzım’ın kişiliğinde evvelce de belirttiğim gibi hem siyaset hem şairlik vardır. Bunlar birbirlerinden pek ayrılmazsa da bu kitapta elbette ki şairlik niteliğini özellikle belirtip siyaset yeteneğini gölgede bıraktım. İncelemeyi şairlik açısından yürüttüm. (…) Benim bu kitabımda, yaşadığım devirdeki gizli ve açık, sosyalist ve komünist faaliyetleri konu dışı bırakılmıştır. Ya da Nâzım’ın şair kişiliğini belirtmek için gerektiği kadarı ele alınmıştır.” 
Türk şiirinin “dünyaca” ünlü şairi Nâzım Hikmet’i; onunla aynı okul sıralarında okuyup aynı maceralara atılan, Milli Mücadele döneminde birlikte önce Anadolu’ya oradan Sovyetlere geçen, sefayı da cefayı da (ama en çok cefayı) beraber çeken, hatta gerektiğinde şairi sırtında taşıyan “yoldaşı” Vâlâ Nureddin anlatıyor. 
Sonrasında yazılan bütün kitaplara “kaynak” olan ve herkesin önemini teslim ettiği Bu Dünyadan Nâzım Geçti’de Vâ-Nû, çocukluğundan mahpusluğuna, birinci elden tanıklıklarla Nâzım’ın tüm yönleriyle ve derinlemesine portresini çiziyor.
₺25,50 KDV Dahil
₺34,00 KDV Dahil
Edebiyatla, özellikle Rus edebiyatıyla ilgili herkesin okumaktan zevk duyacağı, yayımlandığı yıldan bu yana adından söz ettiren bir romandır Babalar ve Çocuklar. 
Turgenyev’in romanda babalardan mı çocuklardan mı yana olduğu sorusu 1860’larda tartışmalara neden olmuş, “babalar” gericilikle özdeşleştirilirken “çocuklar” demokrasinin, devrimin ve ilericiliğin simgesi sayılmıştır. 
Roman, evrensel nesil farkı temasının yanı sıra, dönüşüm geçirmekte olan 19. yüzyıl Rusya’sının gerçekçi bir tasviri, panoramik bir fotoğrafıdır. Turgenyev ilericilik-gericilik ekseninde çarpıştırdığı babalar ve çocuklarını, “kurbağalara inanan ama prensiplere inanmayan” Bazarov karakterinin prizmasından ustalıkla yansıtır. 
Romanda, üniversiteyi henüz bitiren Arkadi, arkadaşı Bazarov’la birlikte ailesinin büyük çiftliğine gelir. Eski toprak sahiplerinden olan baba ve amcanın temsil ettiği kuşakla bu nihilist gençler arasında, doğaldır ki çeşitli çatışmalar yaşanır. Hikâyeye eklenen başka kişi ve unsurlarla Babalar ve Çocuklar, kuşak çatışması anlatısının ötesine geçecektir. 
Babalar ve Çocuklar, hem babaların hem de çocukların zevkle okuyacağı, nadir “ortak” kitaplardandır. Hasan Âli Ediz’in güzel Türkçesiyle… 
Nikolay Petroviç ‘Ağabeyim bizim haklı olduğumuzu söylüyor,’ diye düşünüyordu. ‘Her türlü gururu bir yana bırakarak, bana da gerçeğe biz onlardan daha çok yakınmışız gibi geliyor... Ama öte yandan bizde olmayan bir şeyin onlarda olduğunu, bize göre bir üstünlükleri bulunduğunu da hissediyorum. Gençlikleri mi? Hayır, yalnız gençlikleri değil... Sakın onların bu üstünlükleri, onlarda derebeylik izlerinin bizden daha az oluşundan ileri gelmesin?..’
₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
“Berlin’de bir sokağın, 1929 Mayıs günlerinde geçen romanı”dır bu… Emekçilerin mücadelesinin ve “sosyal demokrat ihanetin” romanı… 
Yasakların ve yasaklara karşı kavgada ısrarın romanıdır bu… Yasaklanmış bir yürüyüşe hazırlıkların, uykusuz geçen gecelerin, emekçileri yürüyüşe ikna etmekle ve sosyal demokrat ihaneti anlatmakla geçen gündüzlerin… 
Polis zulmünün, copların, gözaltıların, orantısız şiddetin, işkencelerin romanıdır bu… Polis zulmüne karşı direnişin, kararlılığın ve barikatların… 
Birlik, mücadele ve dayanışma günü 1 Mayıs’ın romanıdır bu… Birliğin, mücadelenin ve dayanışmanın somutlaşmasının… 
Sıradan işçilerin, hamalların, tesisatçıların, işsizlerin, gençlerin, kadınların romanıdır bu… Sıradan bir inşaat işçisinin, bizzat kavganın içinde bir öndere dönüşmesinin… 
Görünürde gaddar, zalim, hunhar bir emniyet müdürünün ve ondan aldıkları emirle keyfî şiddet uygulayan amir ve memurların romanıdır bu… Gerçekte onların arkasındaki güçlerin, devletin, hükümetin, SPD’nin ve sermayenin… 
“1929 Mayıs günlerinde Berlin’de polisin vurduğu 33 kişinin hafızalardan silinmesi imkânsız devrimci mücadelelerinin anısına” kaleme alınmış bir romandır bu… Tüm devrim şehitlerinin anısına saygının romanı! 
“Ölüm sessizliğine bürünmüş, abluka altındaki mahallede, belki de polisin birkaç yüz metre ötede makineli tüfekleri varken, insan nasıl olur da gecenin bir yarısı Enternasyonal’i söylemeye başlar ki! Yapılacak bir şey yoktu! Kurak, susuz toprak nasıl suyu kana kana içerse, melodi de insanlara ve koca sokağa sıçrayıverdi.”
₺12,00 KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil
Nobel ve Lenin ödüllü yazar Şolohov’un Uyandırılmış Toprak romanı, Sovyet edebiyatını temsil edebilecek nitelikte büyük bir yapıttır. 
Durgun Don’da Ekim Devrimi ve iç savaş yıllarını betimleyen Şolohov, sanatsal duyarlılığıyla bu kez Sovyetler Birliği’ndeki tarımsal kolektifleştirme sürecine bakıyor. Bolşeviklerin iktidara gelişi, kırsaldaki sınıfsal yapıları yerinden oynatmış olsa da tam anlamıyla çözememiştir. Büyük toprak sahipleri (Kulaklar), sosyalizmin ve kolhozların kuruluşuna mülkiyet hırsıyla direnirken, orta halli köylünün bir kısmı da Kulakları takip etme eğilimindedir. Yoksul köylülerin ve Bolşeviklerin önünde, tarımsal üretimi artırmak için iki seçenek vardır: “Kulakları yavaş yavaş sindirmek ya da zararlı bitkiler gibi kökleriyle koparmak.” 
Uyandırılmış Toprak’ta Şolohov, Don Kazaklarının yaşadığı köydeki sınıf mücadelesini hikâye etmekle kalmıyor, roman kişilerinin toprakla, doğayla olan ilişkilerini, emek dolayımıyla kurulan toplumsallığı da sevecen, yer yer mizahi bir dille aktarıyor. Hayat koşulları ne denli zor olsa da umudu, sevgiyi ve her şeye rağmen eşitlikçi bir toplum kurma azmini öne çıkarıyor. İki ciltten oluşan, yetmiş beş dilde milyonlarca okura ulaşan bu romanı Leyla Soykut’un akıcı Türkçesiyle sunuyoruz. 
“Kolhozda işler nasıl olacaktı acaba? Herkes onun gibi artık bir tek yolun kaldığını, bunun da kolhoza girmek olduğunu hissedecek miydi? Ne kadar hüzün verici olursa olsun, çocuklarla birlikte büyümüş, evin toprak odalarında onlarla birlikte oynamış hayvanları kolhoza teslim etmek ne kadar acı gelirse gelsin, bunu yapmanın bir zorunluluk olduğuna hepsinin aklı yatacak mıydı? İnsanın kendi malına duyduğu bu sevgiyi kökünden silmek, insanın yüreğine yerleşmesine olanak vermemek gerektiğini kabul edecekler miydi?”
₺45,00 KDV Dahil
₺60,00 KDV Dahil
Nobel ve Lenin ödüllü yazar Şolohov’un Uyandırılmış Toprak romanı, Sovyet edebiyatını temsil edebilecek nitelikte büyük bir yapıttır. 
Durgun Don’da Ekim Devrimi ve iç savaş yıllarını betimleyen Şolohov, sanatsal duyarlılığıyla bu kez Sovyetler Birliği’ndeki tarımsal kolektifleştirme sürecine bakıyor. Bolşeviklerin iktidara gelişi, kırsaldaki sınıfsal yapıları yerinden oynatmış olsa da tam anlamıyla çözememiştir. Büyük toprak sahipleri (Kulaklar), sosyalizmin ve kolhozların kuruluşuna mülkiyet hırsıyla direnirken, orta halli köylünün bir kısmı da Kulakları takip etme eğilimindedir. Yoksul köylülerin ve Bolşeviklerin önünde, tarımsal üretimi artırmak için iki seçenek vardır: “Kulakları yavaş yavaş sindirmek ya da zararlı bitkiler gibi kökleriyle koparmak.” 
Uyandırılmış Toprak’ta Şolohov, Don Kazaklarının yaşadığı köydeki sınıf mücadelesini hikâye etmekle kalmıyor, roman kişilerinin toprakla, doğayla olan ilişkilerini, emek dolayımıyla kurulan toplumsallığı da sevecen, yer yer mizahi bir dille aktarıyor. Hayat koşulları ne denli zor olsa da umudu, sevgiyi ve her şeye rağmen eşitlikçi bir toplum kurma azmini öne çıkarıyor. İki ciltten oluşan, yetmiş beş dilde milyonlarca okura ulaşan bu romanı Leyla Soykut’un akıcı Türkçesiyle sunuyoruz. 
“Gremyaçiy Log’a geldiğinden beri iş bakımından en hareketli dönemin başlamak üzere olduğunu hissediyordu. Daha otları biçme işi bitmeden buğdayları toplama zamanı yaklaşmıştı. Kış buğdayının rengi her gün biraz daha koyulaşıyor, arpalar da hemen hemen buğdayla aynı zamanda boy atıyordu. Tarlaları gür ayrıkotları bürümeye başlamıştı. Kişi malı olan incecik tarlaların yanında, göz alabildiğine uzanan kolhoz malı mısır ve ayçiçeği tarlaları, zararlı otlarının ayaklanmasını bekliyor gibiydi. Hasat neredeyse başlayacaktı.”
₺22,50 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil
Nobel ve Lenin ödüllü yazar Şolohov’un Uyandırılmış Toprak romanı, Sovyet edebiyatını temsil edebilecek nitelikte büyük bir yapıttır. 
Durgun Don’da Ekim Devrimi ve iç savaş yıllarını betimleyen Şolohov, sanatsal duyarlılığıyla bu kez Sovyetler Birliği’ndeki tarımsal kolektifleştirme sürecine bakıyor. Bolşeviklerin iktidara gelişi, kırsaldaki sınıfsal yapıları yerinden oynatmış olsa da tam anlamıyla çözememiştir. Büyük toprak sahipleri (Kulaklar), sosyalizmin ve kolhozların kuruluşuna mülkiyet hırsıyla direnirken, orta halli köylünün bir kısmı da Kulakları takip etme eğilimindedir. Yoksul köylülerin ve Bolşeviklerin önünde, tarımsal üretimi artırmak için iki seçenek vardır: “Kulakları yavaş yavaş sindirmek ya da zararlı bitkiler gibi kökleriyle koparmak.” 
Uyandırılmış Toprak’ta Şolohov, Don Kazaklarının yaşadığı köydeki sınıf mücadelesini hikâye etmekle kalmıyor, roman kişilerinin toprakla, doğayla olan ilişkilerini, emek dolayımıyla kurulan toplumsallığı da sevecen, yer yer mizahi bir dille aktarıyor. Hayat koşulları ne denli zor olsa da umudu, sevgiyi ve her şeye rağmen eşitlikçi bir toplum kurma azmini öne çıkarıyor. İki ciltten oluşan, yetmiş beş dilde milyonlarca okura ulaşan bu romanı Leyla Soykut’un akıcı Türkçesiyle sunuyoruz. 
“Kolhozda işler nasıl olacaktı acaba? Herkes onun gibi artık bir tek yolun kaldığını, bunun da kolhoza girmek olduğunu hissedecek miydi? Ne kadar hüzün verici olursa olsun, çocuklarla birlikte büyümüş, evin toprak odalarında onlarla birlikte oynamış hayvanları kolhoza teslim etmek ne kadar acı gelirse gelsin, bunu yapmanın bir zorunluluk olduğuna hepsinin aklı yatacak mıydı? İnsanın kendi malına duyduğu bu sevgiyi kökünden silmek, insanın yüreğine yerleşmesine olanak vermemek gerektiğini kabul edecekler miydi?”
₺22,50 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil
₺24,00 KDV Dahil
₺32,00 KDV Dahil

“Yaş alıyorum. Yüzümde güneşten kısılan gözler, kafamın tepesinde dolaşan düşünce balonlarına eşlik eden çatık kaşlar, büyük kahkahalar, The Notebook gibi filmlerde mütemadiyen ağlamama sebep sulu gözler sebebiyle artan çizgileri, üst üste içilen ve karıştırılan içkilerin ertesi günü bedenimi çarpan yorgunluğu, bavul çekiştirmekten sırtıma saplanan spazmları saymazsam, hoşuma gidiyor.

Artık hikâye biriktirmek için yaşamıyorum. Eski hikâyeleri kafamda döndürüp nerede hata yaptığımı aramıyorum.”

Beşiktaş-Kadıköy vapur iskelesinden Londra’nın parklarına, meydanlarına koşan Hazal Yılmaz, çocukluğu ve olgunluğu arasındaki labirentte dolaşıyor ve bazen bilinç akışı, bazen çözümleyici bir yazma dürtüsüyle kendini izliyor. Çocukluğun kesilmiş sahnelerini hayalleriyle süslüyor.

(Tanıtım Bülteninden)

₺12,50 KDV Dahil
₺16,67 KDV Dahil

İstanbul’da bir ceviz ağacıdır o, Gülhane Parkı’nı kendine mesken edinmiş, bin yıllar boyu orada kök salmış. Elleri vardır milyonlarca, uzanır insanlara, insanlığa dallarıyla. Bir hasretlik türküsüdür, bir sokak lambasının solgun ışığında bekler durur sevgiliyi; birdenbire kalkar, köpürür. Çığlık olur göğünde hışırtısı yapraklarının… İstanbul’un… Baharları ilk önce o çiçeklenir, yüzünü döner güneşe, güz gelince hüzünle yavaştan döker altın rengi yapraklarını, bir halı serer üşüyen çıplak ayaklı çocuklara…

Bir İstanbullu şairin öyküsüdür bu, bir vatan haininin. Nereye gitse memleketini yüreğinde taşımış, gittiği her yeri memleket yapmış bir vatan haininin öyküsüdür bu. Bir kanunla Anadolu’dan, yurdundan koparılmaya çalışılan ama halkının dilinde her yeni gün bambaşka bir söz olarak bayraklaşan Nâzım Hikmet’in öyküsüdür…

 

(Tanıtım Bülteninden)

₺24,31 KDV Dahil
₺32,41 KDV Dahil

Tolstoy bu uzun öyküsüyle bizleri yine şaşırtıyor. Rus köylüsü, esnafı ve memurların hayatları onun tanıklığında gözler önüne seriliyor. 

Mitya, dürüstlüğü ile tanınan memur babasından biraz fazla harçlık ister. Babası bu duruma kızar ve onu azarlar. Bunu kaldıramayan Mitya borçlarını kapatmak için başka bir yol dener. Arkadaşı Mahin’e gider. Sahtekarlık yapmaktan çekinmeyen Mahin, Mitya’nın kanına girer ve işler kimsenin tahmin edemeyeceği noktalara gider. 

“Kupon meselesi çıkmadan önce Vasiliy şehirlilerin yaşam hakkında hiçbir kuralları olmamasına bir türlü inanamıyordu. Ama bu son kupon meselesi, en önemli korkusuna rağmen yaptığı sahte tanıklıktan kötü bir şey çıkmaması, üstüne on ruble alması onu hiçbir kuralın olmadığına ve sadece kendi keyfine göre yaşaması gerektiğine inandırdı.”

 

(Tanıtım Bülteninden)

 

Kapak Tasarım: Alla Özabat

₺9,00 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil

1970 yılının Eylül ayında, dünyanın merkezi olma şerefi için yarışan iki mekân vardı: Londra’daki Piccadilly Circus ve Amsterdam’daki Dam Meydanı... 1970 yılının Eylül ayında uçak biletleri ateş pahası olduğundan uçakla seyahat ancak elit kesim için mümkündü. Gençlerden oluşan muazzam bir kitle içinse durum farklıydı. 1970 yılının Eylül ayında dünyaya kadınlar hükmediyordu… Genç hippi kadınlar demek belki daha doğru olur...

1970 yılının Eylül ayında herkesin paranormal güçleri vardı, olmayanlar da sahip olma yolundaydı…

1970 yılının Eylül ayında, yazarlık hayalleri kuran Paulo, özgürlük peşinde dünyayı dolaşırken Karla’yla karşılaşınca ikisinin de yaşamı kökten değişecekti; Peru’nun kayıp şehirleri, Brezilya’nın zindanları, Amsterdam’ın arka sokakları, İstanbul’un çarşıları bir bütünün parçaları haline gelecekti…

Paulo Coelho’nun kendi yaşamöyküsüne belki de en yakın eseri Hippi, başka bir dünyanın mümkün olduğuna inanan barışçıl bir neslin arayış ve dönüşüm öyküsü.

 

(Tanıtım Bülteninden)

₺20,25 KDV Dahil
₺27,00 KDV Dahil
EN BÜYÜK BİLİMKURGU YAZARININ 5 CİLTLİK BÜTÜN ÖYKÜLERİNİN İLK CİLDİ YAZARININ ALIŞILMADIK, NÜKTEDAN, KENDİSİNE ÖZGÜ FELSEFİ DÜNYA GÖRÜŞÜNÜ GÖZLER ÖNÜNE SERİYOR. BİRİ HARİÇ 
BÜTÜN ÖYKÜLER 1951-1952 YILLARINDA DOKUZ AYLIK BİR DÖNEMDE YAZILMIŞTIR. 
YİRMİLİ YILLARIN BAŞINDAKİ PKD'DEN İLK DARBE. 

"BİLİMKURGUDA GÖRÜŞLERİNİ İFADE ETMEK İÇİN İDEAL FORMUNU BULAN 
FELSEFİ BİR YAZARA UYGUN BİR ÇABA." THE INDEPENDENT 

"KURMACA EDEBİYATIN HER TÜRÜNÜ EN ÖZGÜN BİÇİMDE UYGULAMIŞ BİR YAZAR. PHILIP K. DICK AVRUPALI AVANGARTÇILARIN ÇOĞUNU ÇIKMAZ BİR SOKAKTA YERİNDE SAYANLARA DÖNÜŞTÜRÜYOR." SUNDAY TIMES 

"TARİFİ MÜMKÜN OLMAYAN VE BENZERSİZ BİR SANATÇI." URSULA K. LE GUIN 

HER DAİM DÜNYANIN EN İYİ BİLİMKURGU YAZARI OLARAK KALACAKTIR 

İSTİKRAR - ROOG - KÜÇÜK HAREKET - ÖTEDEKİ VUB - SİLAH - KAFATASI - SAVUNMACILAR 
BAY UZAY GEMİSİ - ORMANDAKİ KAVALCI - SONSUZLAR - SAKLAMA MAKİNESİ - HARCANABİLİR - DEĞİŞKEN ADAM - YORULMAZ KURBAĞA - KRİSTAL MEZAR - KAHVERENGİ OXFORD’UN KISA MUTLU YAŞAMI - YAPICI - İŞGÜZAR - HESAPLAŞMA - ULU C - BAHÇEDE ELFLERİN KRALI - KOLONİ GANİMET GEMİ - DADI
₺39,00 KDV Dahil
₺52,00 KDV Dahil
Abdullah Ataşçı’nın kaleminden Dağda Duman Yeri Yok ve Birîndar’dan sonra yeni bir roman: Yara Bende!  
Tepeden başlayıp dereye uğrayan, dereden sonra ekmeğe varan, ekmekle gönül, gönülle saik, saikle veda bahsini beraber açan, nihayetinde yol, ağıt ve kuyu diyen bir anlatı kuruyor Ataşçı. Bu dokuz parça boyunca da anlatıyor: Kelimenin ilk anlamıyla, anlatıcı karşısında durduğunu düşündüğümüz oğluna anlatıyor. Ve anlatıcı gene kelimenin birinci anlamıyla kaydediyor: Bir teypten kurtarılan anlatıyı okuyoruz biz de.  
Abdullah Ataşçı, öykülerinden sonra romanlarıyla açtığı hattı derinleştiriyor. Salıbaba ile, Kasımbeyliler ile, Çayda Çıra Heykeli ile, Bay Miyagi ile, öldükten sonra mahalleliyle konuşmaya devam eden dede, Birîndar’ı yazan bizzat kendisi ile ve dahası ile... 

“Çünkü doğrular insanı farkında olmadan büyütürken ya da hiç olmazsa birer makineye dönüştürürken; hatalar, onun çocukluk sularında biraz daha kalmasını sağlayacak kadar iyilik doluydu. Çocukluğumun rengi solmasın, orada biraz daha istediğim gibi oynayayım diye, büyüklerimi üzecek yanlışlar da yaptım bu yüzden. Sana o günü anlatacakken bak, yine hayat konusunda ahkâm kesmeye başladım, iyi mi? Derdim seni büyütmek değil kesinlikle.”
₺14,25 KDV Dahil
₺19,00 KDV Dahil

“Zweig’dan ‘kadınlar böyle olursa yaşamları kalmaz, kala kala bir enkaz kalır geride’ye dair okunacak öyküler. Hüzünlü mü? Elbette. Ancak bir o kadar da lezzetli. Bir o kadar Zweig.”

— Müge İplikçi

Stefan Zweig’dan dört kısa roman; “yaşadım” diyebilmek, delice bir tutkunun damarlarında dolaştığını hissedebilmek için bütün bir yaşamlarını ateşe veren dört kadın… Yaşamın o tutkulu özüyle dolu tek bir an için her şeyi göze alan kadınlar…

(Tanıtım Bülteninden)

₺24,31 KDV Dahil
₺32,41 KDV Dahil

“Mad Men”in yaratıcısından, sıradan tutkuların sıra dışı sonuçları üstüne etkileyici bir roman.

Mark ve Karen Breakstone çifti hayalini kurdukları, varlık ve mutluluk dolu bir hayata kavuşmuşlardı. Güzel ve sıra dışı kızları Heather da bu tatlı fotoğrafın en iyi tamamlayıcısıydı. Yine de kendilerini zirveye ulaşmış gibi hissetmiyorlardı. Aile içi çalkantılar, ergenlik sorunları ve karı koca gerilimi, bir türlü kurtulamadıkları can sıkıcı gölgelerden bazılarıydı…

Bir gün üst komşularının evinde başlayan inşaat, kurdukları güvenli aile ortamını temelinden sarsacak, başta kızları Heather olmak üzere sahip oldukları bütün güzellikleri tehdit edecekti.

(Tanıtım Bülteninden)

₺13,19 KDV Dahil
₺17,59 KDV Dahil

Acılardır bir insanı kalabalıklaştıran aynı zamanda yalnızlaştıran.

Sabrın selametine kadar bitmez ruhun duygularla boğuşması,

karmaşadan kurtulmaya çalıştıkça kederin ıslak kelepçelerine bağlanması.

(Tanıtım Bülteninden)

₺15,75 KDV Dahil
₺21,00 KDV Dahil

Hayat yine türlü oyunlar oynuyor be sevgili,

Tam unuttum diyorum, küçük ayrıntılarla hatırlatıyor seni,

Kaybolmuş bir kazağımı arıyordum bugün, tokan çıktı karşıma, düşürmüştün bana geldiğin birgün, saklıyordum sana vermek için ama unutmuşum, bir gün seni bana hatırlatsın diye unutmuşum,

Silkelendim yine unutmak için seni,

Çivi çiviyi söker derler ya, belki bu söze inanmak istediğim için, birisiyle tanıştım bugün, aslında bugün değil bir haftadır falan konuşuyorduk, buluştuk bugün, havadan sudan sohbete koyulduk aslında iyide gidiyorduk, laf lafı açtı, sıradan ilk buluşma muhabbetleri, boyumu sordu söyledim, boyunu söyledi

yutkundum, seninle aynı boydaydı, bu mümkün müydü, hayat nasıl oyunlar oynuyordu böyle, sevdin mi daha önce dedi sustum, ben onu ilaç olsun diye beklerken o iyice deşiyordu yaramı....

(Tanıtım Bülteninden)

₺12,75 KDV Dahil
₺17,00 KDV Dahil

Yetim bir gencin hayat hikayesi, kendini yetiştirmesi, toplumun aldatmacalarına, Sahteliklere başkaldırması sürükleyici anlatılmaktadır. Aynı zamanda kaderin, ele geçirilemezliğinin dışa vurumudur! Sorun Birey olmaktır…

Kendi kuşağı içersinde, umut vaat eden yazar, iddiasını sunmaktadır okuyana! Kafka ve Dostoyevski'den etkilenen yazar, toplum ve birey sorununu kendi gözlemleri ve

Bakış açısıyla romanda yeniden kurar ve anlatır!

(Tanıtım Bülteninden)

₺15,75 KDV Dahil
₺21,00 KDV Dahil
Grevdeki Çin’e Övgüler 
“Çin’in küresel bir ekonomik güç olarak yükselişi kendi işçi sınıfı içinde artan bir mücadeleciliğe paralel olarak gerçekleşti. Ortaya çıkan bu süreçte, işçiler grev yapmak ve kazanmak için gerekli güven, deneyim ve kararlılığı edindiler. Ülkeyi yöneten Çin Komünist Partisi’nin uyguladığı sansür ve siyasi baskı bu mücadelelerin -özellikle İngilizce olarak- ilk ağızdan anlatımlara ulaşılmasını çok zorlaştırmaktadır. Grevdeki Çin, bu boşluğu Çin’in yeni kuşak işçi militanları ve grev liderlerinin ufuk açan ve merak uyandıran anlatılarıyla dolduruyor. Okunması gereken bir kitap.” 
- Paul Mason, Channel 4 News ekonomi editörü, Postcapitalism 
and Live Working or Die Fighting: How the Working Class 
Went Global kitabının yazarı 

“Grevdeki Çin, Çin’in endüstriyel üretiminin kalbi olan Pearl River Deltası’ndaki işçi mücadelelerinin çok ihtiyaç duyulan detaylı bir anlatımıdır. Bu kitap, dünyanın fabrikasının çalışmaya devam etmesini sağlayan göçmen işçilerin perspektifinden ustaca anlatılmış bir hikayedir.” 
- Hsiao-Hung Pai, Scattered Sand: The Story of China’s Rural 
Migrants kitabının yazarı 

“Bu kitap, özgünlüğü ifade ediyor. Grevdeki Çin, işçiler, öğrenciler, işçi olan öğrenciler ve temel amacı Çin’de sahada gerçekte neler olduğunun bilinmesini sağlamak ve ilgili alanlardaki entelektüellerin oluşturduğu iletişim ağının topladığı sözlü hikayelerin bir derlemesidir. Anlatılan olaylar 1930’larda ABD’de kendiliğinden örgütlenmiş aşağı tabakadan işçilerinkine çok benziyor. Umalım ki Çinli yoldaşlarımız daha organize ve güçlü hale gelsinler ve bu dikkat çekici kitabın başlarında anlatılan eylemlerdeki müthiş canlılıklarını sürdürebilsinler.” 
- Staughton Lynd, emek tarihçisi ve Alice Lynd ile birlikte 
Rank and File: Personal Histories by Working-Class Organizers 
kitabının editörü
₺18,00 KDV Dahil
₺24,00 KDV Dahil
Eğitim şansının ve dünyevi imkânların kısıtlı olduğu, doğanınsa kendini sınırsızca sunduğu bir coğrafyada geçirilen çocukluğun hayal gücünde ve dilde yarattığı tüm etkiler Nobelli yazar Grazia Deledda’nın bu otobiyografik romanında masal diliyle karşımıza çıkıyor. 

“Sanatçının bir genç kız olarak portresi benzersiz ve son derece tatminkâr.” 
Belles Lettres 

“Nuoro’daki büyük bir aileden gelen asi genç kadın Grazia Deledda hassas gözlem gücü ve dikkat çekecek derecede duru üslubuyla Sardinya’da ilgi uyandırmıştı. Adada olay yaratan yazar bu arada Nobel’i de aldı. Deledda’nın toplu eserleri gerçek bir keşif: Balzac’ın Fransa’ya yaptığını, o Sardinya’ya yapıyor.” 
Paul Chutkow, The New York Times
₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
Denizin üstü gemi 
dümeninde dolunay 
geminin altı deniz 
ambarı dolu mülteci 

Ay çalındı geceden 
Denizin üstü karanlık 
beşi bebek, yetmiş çocuk 
karanlığın altı dehliz 
arkadaşları bir kara balık 

Ay çalındı gemiden 

Denizin üstü soğuk 
sınırı dikenli tel 
denizin altı oyuk 
alın yazıları ecel
₺11,25 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil
Geçmek gerek, 
Rüzgâr sesi geliyor, geçmek gerek. 
Ve ben yolcuyum, ey daimî rüzgârlar! 
Götürün beni yaprakların oluşum enginliğine 
Kavuşturun beni suların tuzlu çocukluğuna 
Ve ayakkabılarımı üzüm bedeninin gelişimine dek 
Doldurun tevazûnun güzellik kımıltısıyla 
Dakikalarımı tekrar eden güvercinlere dek 
Zirveye çıkarın içgüdünün beyaz gökyüzünde 
Ve varlığımın gerçekleşmesini ağacın kenarında 
Kaybolmuş temiz bir ilişkiye dönüştürün 
Ve yalnızlığın teneffüsünde 
Çarpın bilinç kapılarımı 
Salın beni o günün uçurtmasının peşine 
Götürün beni yaşam boyutlarının halvetine 
“Hiç”in mülâyim huzurunu 
Gösterin bana.
₺13,50 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil
Her roman otobiyografiktir. Yazalar bunu kendilerinden bile saklarlar. Ancak, Japon edebiyatının aykırı yazarı Osamu Dazai, bunu kabullenerek çıkıyor kitaptaki yolculuğuna. Mor Bir Serserinin Gezi Notları’nda doğduğu Tsugaru Yarımadası’na yaptığı “hac yolculuğu” ile birlikte belleğinin patikalarında gezinmeye başlıyor. Bu gezinin notları, genç yaşta intihar eden Dazai’nin hayatındaki sert dönemeçlerden izler taşırken, gerçek ile kurgu arasında gidip gelen bir anlatıya dönüşüyor. 

Dazai, 20. yüzyılın en önemli yazarlarından biri. Onu okumak, hepimiz için büyük bir ayrıcalık.
₺19,50 KDV Dahil
₺26,00 KDV Dahil
“Şair Yun Dong-ju’nun Mezarı.” 

27 yaşında, gençliğinin baharında, Japonya’nın bir hapishanesinde vefat eden Yun Dong-ju’nun mezar taşı kitabesi bundan ibaret. Ancak onun adı ve şiirleri hâlâ her bir Korelinin hafızasına ve kalbine kazılı ve hâlâ Kore’nin “en sevilen şairi” ve “milli şair” olarak anılıyor. 

Kitapta yer alan saf ve duru şiirler vatan bilinci ve sevgisi, Kore halkının özgürlük ve bağımsızlık arzusu gibi konuların yanı sıra genç şairin sevgi, şefkat, hasret, gurbet, ıstırap dolu körpe duygularına yer verir. “Ah gençlik, uzun süre olduğun yerde kalasın” dizesindeki arzusu yerine gelmişçesine şiirleriyle hep genç ve diri kalan Kore’nin ölümsüz şairi Yun Dong-ju, Uzak Doğu’dan taze bir soluk getiriyor.
₺13,50 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil

Doğan Hızlan’ın edebiyatımızın tanınmış isimleriyle yaptığı radyo ve televizyon sohbetleri ...Yazı Kalır’da bir araya geliyor. Bazıları artık aramızda olmayan yazar ve şair dostları, Doğan Hızlan’a kendi hikâyelerini anlatıyor, ilham aldıkları eski ustaları açıklıyor, yazdıkları kitapları tartışıyor.

 

...Yazı Kalır, Doğan Hızlan ile “yol arkadaşlığı” yapan, Türk edebiyatında iz bırakmış isimlerin kitabı. Edebiyatımızın uğradığı durakların, edebi akımların, eleştirilerin, değişimlerin hikâyesi. Belgesel niteliğindeki kitap anılarda bir gezinti. Yazarları daha iyi tanımak, eserlerini daha iyi anlamak için bir rehber. Onların sesleri ve sözleri kaybolmasın, uçup gitmesin, hak ettiği gibi edebiyat tarihindeki yerini alsın diye...

 

(Tanıtım Bülteninden)

₺29,17 KDV Dahil
₺38,89 KDV Dahil

Alberto Manguel, “Yedi Temel Günâh” antologyasının ithafında “bir sekizincinin varlığını bilen Enis’e” notunu düşmüştü; bu kitap oradan boyattı: Alberto, Enis, başkaları – hepimiz yedi temel günâhın altında yeralan asal günâhın Tecessüs olduğunu yolda öğrenmiştik: Merak ediyorum, ergo sum; öyleyse sen busun. 
 
 

(Tanıtım Bülteninden)

₺13,89 KDV Dahil
₺18,52 KDV Dahil

Kitaptaki iki novelladan biri olan Ay Işığı Sokağı’nda olaylar Fransa’nın küçük bir liman kentinde geçer. Kendisini Almanya’ya götürecek treni bekleyen bir yabancı, liman bölgesinde ay ışığının aydınlattığı sokaklarda dolaşırken bir meyhaneye girer. Orada tanıştığı garson kız ve sonradan içeriye gelen bir erkek, beklenmedik bir hikâyenin kahramanları olurlar.

Yürek Çöküntüsü ise, eşi ve 19 yaşındaki kızı Erna ile tatile çıkan varlıklı işadamı Salomonsohn’un hikâyesidir. İtalya’ya giden aile bir otele yerleşir. Rahatsızlandığı bir gece kalkıp koridora çıkan Salomonsohn, kızı Erna’nın gizlice odasına döndüğünü görür. Ama ne kızını sorguya çeker ne de karısına söz eder gördüklerinden. İçi içini yer, kızını baştan çıkaran erkeğin oteldeki üç züppeden hangisi olabileceğini düşünüp durur. Kızının karıştığı bu olayı aklından çıkaramayan Salomonsohn kuşkular içinde kıvranırken hem ailesinden hem de hayattan uzaklaşır, hatta bu uzaklaşması nefrete dönüşür. Yürek Çöküntüsü, dile getirilemeyen düşüncelerle, duygularla gitgide zehirlenen Zweig karakterlerinin yer aldığı en etkileyici örneklerden biri.

(Tanıtım Bülteninden)

₺5,56 KDV Dahil
₺7,41 KDV Dahil

“Sevgili eleştirmenimin yazılarını okurken, tek bir cümlesi kimileyin apansızın durdurur, kavrayabilmek için bütün yazıyı yeniden okumam gerekirdi. Yazınsal eserleri önemseyişi, kılı kırk yararak değerlendirişi, tartıya vuruşu her zaman biricikti, uçsuz bucaksız ‘düzey’ arayışıyla iç içe, birlikte,” diyor Füsun Akatlı için Selim İleri.

Füsun Akatlı eleştiri/denemelerini kaleme alırken felsefenin yöntem ve tekniklerini kullanıyor. “Felsefe Gözlüğüyle” edebiyata bakıyor. Duru, akıcı ve edebi bir dil kullanmasının yanı sıra bilindik bakış açılarının da dışına çıkıyor.

Rüzgâra Yazılıdır Füsun Akatlı’nın külliyatında öyküye yönelik yazılarını birleştiriyor. Sadece kurgusal ve yapısal anlamda öyküyü ele alan yazılardan oluşmakla da kalmıyor. Türk edebiyat tarihinde öykücülüğümüzün de izini sürüyor.

(Tanıtım Bülteninden)

₺34,73 KDV Dahil
₺46,30 KDV Dahil

Günler bir ormanın sessiz çığlığına gömüldü

Kendi içine düşen dipsiz kuyulara. Cesaret:

Gözbebeklerimin içindeki karanlık ülke

Perili... ve hiç varılmayacak.

Gün soldu, eteklerinde kızıl pırıltılarla damlarken su

Bir at kişnemesi, yağız gül kokusu

Vardığımda yoktu bütün kapılar.

Ben yitik zamanın altında kaldım

Silindi kapılar ben dışarda kaldım

Bu soğuk, bu kimsesiz karanlıkta

Yalnızım, ellerimden başka yok fenerim.

(Tanıtım Bülteninden)

₺8,68 KDV Dahil
₺11,57 KDV Dahil

İşittiğini tanımlamaya kalkışsa, ufak tefek, zayıf bir gövdenin çıkarabileceği bir ses bu, derdi… Derviş’e öyle geldi ki, bir soru soruyordu bu ses. “Ellerim nerede?” diyordu sanki. “Kollarım, bacaklarım nerede, göstersene, içim nerede?” Arılar çoktan başının etrafında dönmeyi bırakıp arkasındaki bir dala konmuş ama Derviş fidan tarlasının ortasında kasılıp kalmış, beyninde uğuldamaya devam eden bu sesi dinliyor, aslında aynı anda için için Zahide’yi aradığını biliyor, onun kulağına eğilip bir yol göstermesini, gösteremese de “Ne yapacaksın Derviş?” diye sormasını bekliyordu. 
Kavgalar, patlamalar, köye getirilen cenazeler… Suna’nın Deniz’e olan aşkı... Büyük sözler, insanın kalbini ve ruhunu cendereye sokan ebeveynler… Tahakkümle hesaplaşan genç isyanlar. Uykusuz bir Derviş, konuşulan Berkin, usul usul Alevi türküleri… Şimdiki zamanın siyaseti, harareti ve bitimsiz deveranları…
 Anne kokusu, toprağın nemi, karbonatlı çay ve tütün kokusu, aşk kokusu; buhar, sabun ve ter kokusu… Yanık et, kan ve lağım… Arı Fısıltıları, dünyanın kokusunu anlatıyor.
Menekşe Toprak, yaşamın beyhudeliğini maharetle anlatırken arıların fısıltısına kulak kesiliyor. Duygun, öfkeli ve aşk dolu…

 

(Tanıtım Bülteninden)

₺21,38 KDV Dahil
₺28,50 KDV Dahil

“İçinde biriktirirsin bazen. Sonra katmer katmer üstüne yığılır biriktirdiklerin. Taşıyamaz hale gelirsin. Hele bir hücrede tek başınaysan, esirsen… Ya seni yer bitirir içindekiler ya da dökersin onları, eyleyerek, söyleyerek. Elinizdeki romanda da böylesi bir iç dökmenin sesi tınlıyor.

Bu kitabın en önemli özelliği yazılmış olmasıdır. Kendini toplumsal ve bireysel dertlerin dermanına adayan bir yiğit insanın, sıkıştırılmaya çalışıldığı iki metrekarelik bir zindan hücresine sığmamış olmasıdır. O hücreden taşanların, bütün engellere rağmen halkıyla buluşmuş olmasıdır. E, daha ne olsun? Kitabın ilk sayfasını açın, İdris kolunuza girecek ve sizi Diyarbekir'in surlarında, küçelerinde, sevdalarında ve kavgalarında eşsiz bir yolculuğa çıkaracaktır.

Gül ve Ciwan’ın aşkları ile Cengo’nun iç alemindeki çatışma gerçek bir savaşın acılı coğrafyasında iç içe geçerken, özlü bir sorgulamayı da ihmal etmeyen bu hikâyeden hepimize mesaj var

Eline, yüreğine sağlık kardeşim, arkadaşım, yoldaşım.”   

-Selahattin Demirtaş - 

 

“Galipler ile mağluplardan bahseden resmi tarih; dipte, derinde filizlenen direnme ve dayanışma gücünü ıskalar. İdris Baluken, bu romanında, üç yoldaşın öyküleri aracılığıyla işte bu direnme ve dayanışmanın bir yaşam tarzı olarak çiçeklendiğini duyuruyor bize. Aşksa olmazsa olmazıdır bu yaşamın. Keje Ana’yı ise hiç unutamayacağım galiba.” 

- Ahmet Telli - 

₺21,00 KDV Dahil
₺28,00 KDV Dahil

Zülfü Livaneli’den İstanbul’a ve onun yazarlarına, şairlerine saygı duruşu: Gölgeler

Karanlığın bütün gölgeleri yuttuğu bir İstanbul akşamı. Bütün sesler susmuş. Yalnızca gelip geçenlerin görmediği, duymadığı Gölgeler’in sesleri yankılanıyor sokaklarda. Son bir kez söylenen şarkı gibi, son bir kez yazılan şiir gibi, “son bakışta aşk”ta dile gelen sevda sözleri gibi… Gölgeler konuşuyorlar karanlıkta…

Fatih Sultan Mehmed, Mustafa Kemal Atatürk, Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin, Nâzım Hikmet, Yahya Kemal, Sabahattin Ali, Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Kemal Tahir, Orhan Veli, Ülkü Tamer, Ece Ayhan, Cemal Süreya ve Attilâ İlhan'ın gölgeleri...

Şiirin tapınağı önünde vecd halinde bekliyor İstanbul, ona yeniden hayat verecek son kelimeyi…

(Tanıtım Bülteninden)

₺29,18 KDV Dahil
₺38,90 KDV Dahil

Eski Fransız ordusu mensubu Antoine Berence, karısı Marianne ve kızı Ana’yla beraber yerleştiği Kanada’daki bir sahil kentinde emekliliğin tadını çıkarmaktadır. Ama dışarıdan huzurlu görünen bu tabloda tuhaf bir şeyler vardır: Mesela şehirde bir anda ortaya çıkan Arjantinli gençler kimin nesidir? Fransız ordusuyla beraber Cezayir’de bulunduğu yıllarda Berence tam olarak nasıl bir görev yapmıştır? Marianne’ın uzun zamandır içine gömüldüğü sessizliğin kaynağı nedir?

Kütüphanelerin ve okumanın büyüsü üzerine yapıtlarıyla tanıdığımız Alberto Manguel bu kez okurları Cezayir’den Fransa’ya, Kanada’dan Arjantin’e geniş bir coğrafyada dolaştıran bir hikâye anlatıyor. Yabancı Bir Ülkeden Haber Geldi, Avrupa’nın karanlık yüzüne bakmaktan çekinmeyen, kirli geçmişler ve bu geçmişlerle yüzleşmek hakkında sert bir roman.

(Tanıtım Bülteninden)

₺15,28 KDV Dahil
₺20,37 KDV Dahil

Edebiyatçının “gerçekçi olma mücadelesini vermesi” gerektiğini ileri süren Sabahattin Ali için edebiyatın amacı “insanlarda daha iyiye, daha güzele yükselmek arzusu uyandırmak”tır. Bu görüş doğrultusunda kaleme aldığı ve Türk edebiyatının akışını değiştiren romanlarında, gözlemlediği ve yaşadığı olayların tedirginliklerini, çelişkilerini, insanların bireysel yaşantılarının ardındaki toplumsal sorunları gerçekçi bir üslup ve okuru yakalamayı başaran samimi bir dille anlatır.

KUYUCAKLI YUSUF’ta bir Anadolu kasabasının gelişen ve değişen ekonomik ve toplumsal değerlerle biçimlenen yeni yaşamını, ruhsal yapısını sergilerken İÇİMİZDEKİ ŞEYTAN’da İkinci Dünya Savaşı öncesinde, üniversite, kültür ve sanat çevrelerindeki farklı siyasal ve toplumsal eğilimleri eleştirir. KÜRK MANTOLU MADONNA’da ise çekingen ve içine kapanık bir genç taşralının, memleketinden uzakta, Almanya’da yaşadığı tutkulu aşk hikâyesini konu edinir.

(Tanıtım Bülteninden)

₺20,14 KDV Dahil
₺26,85 KDV Dahil
“Wells’in hiçbir zaman hayal edemeyeceği Zaman Makinesi’nin ta kendisi.” –Brian Aldiss 

Nebula En İyi Kısa Roman Ödülü 

“KORKU OLMADAN DİN HAYATTA KALAMAZ.” 

Tolkien sonrası fantastik edebiyatın öncü ve en önemli yazarlarından olan Michael Moorcock yalnızca yarattığı efsanevi karakteri Elric’le değil, Yeni Dalga akımının yükselmesine sebep olan editörlüğüyle de türün kaderini doğrudan etkilemiş ender yazarlardan. Moorcock’ın kendi sınırlarını bile zorlayıp tabuları yerle bir ettiği bilimkurgu kitabı İşte İnsan ise Jungcu psikoloji temel alınarak yazılmış en cüretkâr zaman yolculuğu romanlarından biri. 

Kafası sorularla dolu, problemli bir genç olan Karl Glogauer, İsa Peygamber’in son aylarına tanıklık etmek için zaman makinesiyle 1970 yılından M.S. 29 yılına yolculuk eder. Kutsal Topraklar’da Vaftizci Yahya ile karşılaşan Glogauer, bu mucizelerle dolu bölgede Nasıra’ya ulaşmak ve İsa’yı bulmak için yola çıkar. 

İsa’yı bulduğunda ise hikâye oldukça çetrefilli bir hal alır zira bu tarihi figür, Nasıra’da bir marangoz dükkânının gölgelerinde saklanan ve değil peygamber olmak, hayatta kalmak için bile başkalarına ihtiyaç duyan bir insandır. Gelecekte vuku bulmuş geçmişinin peşini bırakmayan hayaletleriyle, insanlık tarihinin olması gerektiği gibi yaşanmasını sağlamak için harekete geçen Glogauer, hem yolculuğun sonuna hem de sorularının yanıtlarına adım adım yaklaşır. 

Tarih değişmesin diye tarihe müdahale etmenin bedeli nedir? Fikir mi gerçekliğin sebebidir yoksa gerçeklik mi fikrin? 

İşte İnsan, yanlış sorulara verilen doğru bir cevap.
₺12,00 KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil
₺48,75 KDV Dahil
₺65,00 KDV Dahil
Çok Gölgeli Bedenler Cumali Yılmaz'ın ikinci şiir kitabı. İlk kitabı Gökyüzüne Fırlatılan Pencere (2014) ile dikkatleri üzerine çeken şair dört yıllık bir aradan sonra yeni şiir kitabıyla okurlarına merhaba diyor. Kitaptan: 
Dedim acele etme 
Dedim zaten birazdan gelir beklenen ölüler 
Bir türlü gidememenin kırmızısından 
Ve şuradan ve buradan gelirler, çoğalırız 
Bir ayna kendini bir kadında süresiz parçalar 
Etrafa saçılır dudaklardan 
Nereye açıldığı bilinmeyen kapılar, çoğalırız
₺12,00 KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil

Zülfü Livaneli’den İstanbul’a ve onun yazarlarına, şairlerine saygı duruşu: Gölgeler  

Karanlığın bütün gölgeleri yuttuğu bir İstanbul akşamı. Bütün sesler susmuş. Yalnızca gelip geçenlerin görmediği, duymadığı Gölgeler’in sesleri yankılanıyor sokaklarda. Son bir kez söylenen şarkı gibi, son bir kez yazılan şiir gibi, “son bakışta aşk”ta dile gelen sevda sözleri gibi… Gölgeler konuşuyorlar karanlıkta…  
Fatih Sultan Mehmed, Mustafa Kemal Atatürk, Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin, Nâzım Hikmet, Yahya Kemal, Sabahattin Ali, Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Kemal Tahir, Orhan Veli, Ülkü Tamer, Ece Ayhan, Cemal Süreya ve Attilâ İlhan'ın gölgeleri...  

Şiirin tapınağı önünde vecd halinde bekliyor İstanbul, ona yeniden hayat verecek  son kelimeyi…

₺20,14 KDV Dahil
₺26,85 KDV Dahil

Şiirin öyküye en yakıştığı, en çok yaklaştığı yerde Aşk vardır. Çünkü Aşk, kendi öyküsünü şiirle yazar. Şilan Avcı’nın kitabı, Aşk’ı anlatıyor; bir nehir öykünün içinden usulca akan şiirle… Başka Bir Hayatta, aslında bir şiirin; sonunda şiir olmuş iki insanın, iki aşığın öyküsü… Sınırların Aşk’a baskın çıkıp başka bir hayatı imkansız kıldığı yerde, coğrafya kendisini kutsar. Başka bir hayatta geçirilen koca bir ömür, yolun sonunda görülen hesap, coğrafyaya karşı kırgın bir öfke…

 

(Tanıtım Bülteninden)

₺13,50 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil

Üç Yıl Çehov’un Rus edebiyatının büyük ustalarının mirasçısı ve güçlü bir yazar olarak kabul görmesini sağlayan yapıtlarından biridir. Yazar bu novellada evlilik kurumunu masaya yatırır. Evlilikte zamanın duyguları dönüştüren, kimi zaman da “sağaltan” etkisine; yıllar içinde paylaşılan deneyimlerin, birlikte göğüslenen felaketlerin “aşksız” başlayan evliliklerin bile ufkunda olgun sevgilerin belirmesine yol açabileceğine işaret eder. Moskovalı bir tüccar taşrada tanışıp, ilk görüşte âşık olduğu genç Yulia’ya evlenme teklif eder. Genç kız, çekicilikten nasibini almamış bu adamı önce reddetse de, başka bir damat adayı çıkmaz korkusuyla evlenmeye razı olur. Ancak bu tek taraflı aşk, nikâhtan sonra Moskova’da yeni hayatlarına başlayan çifti katlanılmaz acılara sürükleyecektir. Üç Yıl devrim öncesinde insan ilişkileri, bütün mücadeleleri ve hüsranlarıyla Moskova’daki hayatın da dokunaklı bir panoramasıdır aynı zamanda.

(Tanıtım Bülteninden)

₺7,50 KDV Dahil
₺10,00 KDV Dahil

Sezgi yeteneği yüksek ve meraklı okurlar için!

Erlenburg, 1390 yılı sonbaharı:

Kızıl yakut taşlı kitap çalındı! Acaba bunu kim yaptı? Kitabı manastıra Paul’un babası hediye etmiş olsa da, henüz birkaç haftadır manastırda öğrenci olan Paul, en kuvvetli şüpheliydi. Paul, bu sıkıntılı durumda arkadaşları Agnes, Jakob ve Hannes’ten yardım istedi. Ama gerçek hırsızı bulmak oldukça güç, çünkü manastıra giriş ve çıkışlar yasak. Orta Çağ dedektifleri bu nedenle sizin yardımınızı bekliyor…

(Tanıtım Bülteninden)

₺9,75 KDV Dahil
₺13,00 KDV Dahil

Bir ülkenin tarihi ayrı ayrı herkesin tarihi olur.

Soner Sert Duvar’da görmezden gelinen insanların geçmişleri, bugünleri ve gelecekleriyle bir ülkenin karanlıkta kalan gündelik hayat tarihini anlatıyor.

Çevresel koşulların ve sistem baskısının tam odağına yerleşip, kalın duvarların altında ezilmeden yaşamaya ve kendi olarak kalmaya çalışan bireylerin umuduna, öfkesine ve hüznüne odaklanan Soner Sert, hayatın karşısında savunmasız kaldığının farkında olmayan karakterleri resmediyor. Gerçeklikle bağını koparmadan, güne ve güncele dair "bizden olanların" anlatıldığı öykülerde, hayatın ve sanatın göstergelerine sığınan anlatımıyla Duvar, acısı derinde olanın yüzeyde anlatılamayacağını ve anlaşılamayacağını göstererek en derine indiriyor okuru.

Parasızlıktan utanan babalar, çocukları için canını vermeye hazır anneler, varını yoğunu annesine feda eden evlatlar… Duvarı hem acıtan hem koruyan taraflarıyla ele alan Soner Sert zaman zaman önümüze dikilen, zaman zaman da dışarıdaki kötülüklerden koruyan duvarları anlatarak şiddetin en yakıcı ve keskin halinin yanı sıra eskide kalmış, unutulmaya yüz tutmuş fedakârlıklar ve adayışlarla da örülen iki ayrı “Duvar” inşa ediyor.

(Tanıtım Bülteninden)

₺13,50 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil

Arthur C. Clarke Ödülü Adayı Kirkus “Yılın En İyi 10 İlk Romanı”ndan biri

“Arthur C. Clarke’ın 2001’i ile bir Milan Kundera romanının birleşimi gibi olan, Philip K. Dick’inkilere benzer bir evrende geçen ve Kafka’nın Dönüşüm’üne selam vermekten geri durmayan, tuhaf biçimde ikna edici ve inanılmaz çekici bir roman.”

- Library Journal (Starred Review) -

“Bradbury, Lem ve Saint-Exupery’yi karıştırın, üzerine de bir tutam Kafka ekleyin… İşte karşınızda Çek göçmen Kalfar’dan söyleyecek çok sözü olan, keyifli bir ilk roman.” –Kirkus

“Kalfar’ın bu eğlenceli ilk romanı metafordan ziyade gerçekliği ve gerçekçiğiyle kendini öne çıkarmayı başarıyor.”

- Hari Kunzru -

Çocukken öksüz kalan, dede ve ninesinin Çek kırsalında büyüttüğü Jakub Procházka’ya, kendi halinde bir biliminsanıyken Çek Cumhuriyeti’nin ilk astronotu olması teklif edilir. Venüs’le Dünya arasında ortaya çıkan Chopra isimli bulut, gökyüzünü mora çevirmiştir. Yapacağı bu tek kişilik tehlikeli uçuş Jakub’a hem kahramanlık hayalinin gerçekleşmesi için hem de önceki rejimin muhbirlerinden olan babasının günahlarıyla yüzleşmesi için bir fırsat sunar. Bilinmeyene doğru yola çıkan Jakub, ardında hayatının aşkı Lenka’yı geride bırakmayı bile göze alır.

Derin Uzay’da yapayalnızken, Jakub bir hayal olabileceğinden şüphelendiği devasa uzaylı bir örümcekle karşılaşır. Zamanla yakın dost olan ikili zamanlarını sevginin, yaşamın ve ölümün doğası ile Nutella’nın lezizliği üzerine konuşarak geçirirler. Tüm bunlar Jakub’un görevini tamamlamasına, sağ salim Dünya’ya dönüp Lenka’yla ikinci bir şans elde etmesine yetecek midir?

Sürprizlerle dolu Bir Astronotun Sonsuz Yolculuğu galaksilerarası bir aşk, azim ve keşif seyahati.

(Tanıtım Bülteninden)

₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil

Bram Stoker En İyi Korku Romanı Ödülü Adayı

Shirley Jackson En İyi Korku Romanı Ödülü Adayı

“Stephen Graham Jones’un edebiyatçılığı en az bu kitap içerisindeki canavarlar kadar güçlü.”

- Josh Malerman - 

“Melezler ağzımı açık bıraktı. Hatta nefesimi kesti. Son derece zeki, özgün, heyecan verici, korkutucu ve bir o kadar da insani.”

- Paul Tremblay - 

“Çavdar Tarlasında Çocuklar’ın, müziklerini Warren Zevon’un yaptığı eski bir korku filmiyle birleşimi gibi.”

- Kirkus - 

Korku edebiyatının postmodern yazarı Stephen Graham Jones’tan hayatta kalmak, ait olmak, kimliğini bulmak üzerine yazılmış ve kurtadam literatürüne derin bir çentik atan eşsiz bir büyüme öyküsü.

Tıpkı ailesi gibi o da bir dışarlıklıydı. Zorluklara rağmen katlanılabilir hayatını teyzesi Libby ve dayısı Darren’la birlikte onları anlamayan ve istemeyen bir toplumdan uzakta geçirmek zorundaydı. Melezlerdi onlar, bulanık kanlılar, hiçbir yere ait olamayanlar. Vakti geldiğinde teyzesi ve dayısıyla yollarda geçen bir yaşamı mı yoksa onlardan uzakta, yolun kenarında kalan diğer insanlarla geçen bir yaşamı mı tercih edeceğine kendi karar verecekti. Zira onun da bir kurtadam olup olmadığı yakın zamanda belli olacaktı.

Melezler şimdiki zamanla geçmiş arasında mekik dokuyan ve bu sayede kendini ve dünyadaki yerini anlamaya çalışan bir çocuğun unutulmaz panoramasını gözler önüne seriyor.

Dönüşüm yaklaştı… Ama korkma, içindeki canavar dışarıdan daha ürkütücü değil.

 

(Tanıtım Bülteninden)

₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil

Arka Kapak Yazısı (Tanıtım Bülteninden)

İlk kitabı Şu Yağmur Bir Yağsa ile hem okurun hem de edebiyat çevrelerinin beğenisini kazanan Kâmil Erdem, Bir Kırık Segâh’ta da iz bırakan anların, gün yüzüne çıkmamış ruh hallerinin üstündeki perdeyi ustalıkla kaldırıyor. Nesneleri yalayan karanlığı, kalpten dudaklara bir türlü ulaşamayan sırları, hafızanın bastırılamayan seslerini betimlerken, sükûnetine gömülerek sıkıntılarını bir duvar misali ören insanları kendine has o derinlikli üslubuyla aktarırken belleklerde yer ediniyor.

Gündelik hayatın nobranlığına karşı nahif ama güçlü bir başkaldırıya kulak kabartıyoruz bir kez daha. Her şeye rağmen gülümsemeyi elden bırakmayan bir umutla…

₺9,72 KDV Dahil
₺12,96 KDV Dahil

Georges Bataille’ın Lord Auch müstear adıyla 1928 yılında el altından yayınladığı Gözün Öyküsü, 20. yüzyıl edebiyat tarihinin en aykırı metinlerinden biridir. Sayısız değerlendirmeye konu olmuş, edebiyat eleştirisinden felsefeye, psikanalizden sinemaya farklı disiplinlerce ele alınmış bu metin, Battaile’ın estetik anlayışının dışavurumudur: Romaneskten ve psikolojik yorumlamadan arınmış kısa roman.

Çağrışımların büyüleyiciliğiyle ivme kazanan, provokatif hamleleriyle güçlenen ve sinemaya da uyarlanan bu erotika acının, şiddetin, ölümün ve cinselliğin kutsallığının iç içe geçtiği estetik, esrik ve “uygunsuz” bir başyapıt.

(Tanıtım Bülteninden)

₺13,50 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil

“Farklı seçimler farklı kaderler yazar.”

“Başkasında açtığımız yaralarla kendimizi iyileştirecek kadar acımasız ve bencildik aslında...”

Yaklaş biraz. Sana üç kadının hikâyesini anlatacağım. Biri olmadan diğerleri var olamayacak kadar yakın ve biri varken diğerlerini yaşatmayacak kadar uzak üç kadının hikâyesi bu. Ben anlattıkça sen onları sorgulayacaksın. Bazen çok kızacaksın yine de kendinden bir şeyler de bulacaksın.

Şimdi düşün!

Ne için savaşıyorsun hayatta?

Kaderine razı olanların tarafında mısın, yoksa olmak istediğin kişiyi var etmek için sınırları zorlayanların tarafında mı?

Ünlü olmak için neleri feda ederdin?

Aklınla mı alıyorsun kararlarını, yoksa vicdanınla mı?

Hiç yetim bir çocuğun gözlerinin içine baktın mı?

Korkularının üzerine mi gittin, yoksa onlardan kaçtın mı?

Peki, Tanrı’yı bir kez olsun sorguladın mı?

Kendini bulmak için ne kadar uzaklara gitmen gerekir?

Afrika ülkelerinde insanlar aç olmasına rağmen neden mutludur, hiç merak ettin mi?

Tüm hayatını geçmişini unutmaya adamak nasıl bir savaştır biliyor musun?

Aldatıldığını öğrensen terk etmeyi mi cesaret sayardın, yoksa kalmayı mı?

Karar ver. Sen hayatın neresindesin ve ne kadar ileri gidebilirsin?

Hep koşma, arada biraz soluklan. Hayatın akışını hisset. Bırak aklın üç karış havada olsun, beş karışa gerek yok; çünkü o üç karış bile tahmininden çok cesaret ister.

(Tanıtım Bülteninden)
₺22,50 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil

Güvendiğime pişman değilim.

Herkes kendine yakışanı yaptı,

güvenmek bana yakıştı, layık olmamak da ona...

Güvendiği kadar yanılan, yanıldığı kadar canı yanan,

canı yandığı kadar insanlardan soğuyan,

insanlardan soğuduğu kadar yüreğini kapatan kim varsa bilsin ki kalbinin sesini duyan var.

Gökte uçan kuşun, yerin altındaki karıncanın rızkını veren,

kalbinin şifasını da ödülünü de şüphesiz verecek.

(Tanıtım Bülteninden)

₺16,50 KDV Dahil
₺22,00 KDV Dahil

Yazının hayata, hayatın yazıya tercümesi poetik, politik ve etiktir. Bu yüzden Zifir Olsun! zehir zıkkım olsun… 



“Yazan, yazdığı kadar ve yazmak istediği kadar yazmıştır; muhtemelen. 

Yazanın, anlaşılmaz, kapalı ya da muğlak bırakması, okura bir tür saygıdır; belki de.”

(Tanıtım Bülteninden)

₺8,33 KDV Dahil
₺11,11 KDV Dahil
< 1 ... 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 ... 28 >