“Louise’de evlerinin anahtarı var, her şeyden haberdar, hayatlarına o kadar işledi ki, onu oradan çıkarmak imkânsızmış gibi görünüyor.” 

Fas asıllı Fransız bir anne olan Myriam, çocuklarını bir dadıya emanet edip avukatlığa geri dönmek istediğinde, kocasıyla beraber en iyisini bulmaya koyulurlar. Louise gibi mükemmel birine denk gelecekleri ise akıllarının ucundan geçmez. Louise içine kapanık, nazik, işine kendini tüm kalbiyle adayan, çocukları da kendine hayran bırakan biridir. Zaman ilerledikçe ailenin ve dadının arasındaki bağlar giderek güçlenir bir yandan da karmaşıklaşır. Birbirlerine bağımlı hale gelmeleriyle korkunç bir trajediye doğru ilerleyen yolun taşları döşenmiş olur. 

Leïla Slimani Fransa’nın en önemli edebiyat ödüllerinden Goncourt’u kazandığı bu romanıyla sevgi ve eğitime dair düşünceleri, sınıf ve kültür bilincine yönelik önyargıları, para ve tahakküm arasındaki ilişkiyi sorguluyor. Gerçek olaylardan esinlendiği romanında keskin kalemi ve karanlık şiirsel diliyle daha ilk sayfadan trajedi ve gerilim duygusunu insanın yüreğine nakış gibi işliyor.
₺12,00 KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil
Edebiyatımızın Türkiye'de en çok tartışılan, 
dünyada en çok okunan ismi, Orhan Pamuk. 

Walter Benjamin, Sâdık Hidâyet ve Ahmet Hamdi Tanpınar'a dair kaleme aldığı kitaplarıyla okurlarına yeni ufuklar açan bir "etkin okur", Oğuz Demiralp. 

Orhan Bey ve Kitapları'nda Oğuz Demiralp bu kez, 
ilk romanı Cevdet Bey ve Oğulları'ndan Nobel Edebiyat Ödülü'ne, Nobel’den (şu ana kadar) son romanı Kırmızı Saçlı Kadın'a, attığı her adımı önceden "kuran" Orhan Pamuk ve kitaplarını odağa alıyor. 

Pamuk'un Tanpınar Merkezi'nin açış konuşmasından hareket ederek, “Pamukistan” adını verdiği kozmosun nasıl işlediğini, Nobelli yazarın söyleşilerde okuru nasıl yönlendirdiğini, ucu bambaşka yerlere çıkan siyasi çelişkilerini ifşa ederken, postmodern ve oryantalist oyunlar arasında kaybolmuş bir Orhan Pamuk okurunun “mağduriyet müzesi”ni inşa ediyor Demiralp. 

Mustafa Kesret'in yoldaşlığında okur olarak Habil’in yerine geçiyor ve Kabil'in günahlarını sıralıyor...
₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil
“… Öldüğüme yanmam da, buralarda gömerler, ona yanarım…” 
Nâzım Hikmet 

Orhan Karaveli, Nâzım Hikmet’i sürgünde yaşadığı Moskova’da ziyaret eden Türk gazetecilerden hayatta kalan son kişi. Kitabın hemen başında, Nâzım’la birlikte çektirdikleri 9 ağustos 1960 tarihli fotoğraf, çok geçmeden bir ağabey-kardeş, baba-oğul sıcaklığında gelişecek dostluklarının ilk tanışma ânına ait: “Kocaman bir mutluluk dalgası yüzüne yayılırken uzun parmaklı iri elleriyle omuzlarımdan yakaladı. Bir an, tek kelime bile söylemeden sarılıp yanaklarımdan öpmek ister gibi bir hareket yaptı. Sanırım, öylesine bir kucaklaşmaya hazırlıklı olmadığımı fark ederek biraz duraladı ama dostça uzattığım eli avuçları içinde tutarak nefes nefese: ‘Merhaba!.. Binlerce merhaba!’ dedi.” Bu kitap, tüm dünyanın tanıdığı sürgün bir şairin, hiç dinmeyen memleket özlemiyle yaşadığı o bir anlık duygu taşmasının hikâyesidir
₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil
Anne ve babasını elim bir trafik kazasında kaybeden Murat, Erenköy’deki eski bir köşkte yaşayan dedesinin yanına taşınır. Fakat dedesi de vefat edince bir başına kalır. Bu arada teyzesinin üvey kızına abayı yakar ama teyzesi, Murat’ın evliliğine engel olup genç adamı köşkten kovar. 

Yıllar sonra bambaşka bir insan olup köşke tekrar dönen Murat hiç ummadığı şeylerle karşı karşıya kalır. Üstelik köşkün lanetli olduğu ve birtakım mahlûkatların köşke dadandığı da kulaktan kulağa yayılmaktadır. 

Polisiyenin usta kalemi Osman Aysu, tüyler ürpertici bir romanla daha okurlarla buluşuyor. Sır sürükleyici anlatımı ve sürprizlerle dolu kurgusuyla okurları yine soluksuz bırakacak.
₺20,63 KDV Dahil
₺27,50 KDV Dahil
Polisiyenin usta kalemi Osman Aysu'dan çarpıcı bir polisiye daha... 
Memleketin sayılı zenginlerinden Vahap Şanlı, kendisinden yaşça küçük olan, göz kamaştırıcı bir güzelliğe sahip Ada’yla evlenir. 

Fakat bu hiç de sağlıklı bir evlilik olmaz. Çünkü sapkın ve merhametsiz Vahap kendisine yapılan hiçbir hatayı affetmemektedir. 

Fazlasıyla pimpirikli olan Vahap lüks bir yaşama kavuşan karısının ihanetinden şüphelenmeye başlar. Kendisini gençlerle aldattığından emin olduğundaysa, Ada'yı ortadan kaldırmaya karar verir. Bulunan kiralık katilse üstün kabiliyetli fakat beş parasız bir heykeltıraştır. Ne var ki sanatçı duyarlılığına sahip bir adam, cinayet işlemeye uygun değildir ve işler çok geçmeden sarpa sarmaya başlar. Artık kimse tehlikenin nereden geleceğini bilememekte ve karanlık her yeri kuşatmaktadır.
₺22,12 KDV Dahil
₺29,50 KDV Dahil
“Ufak şeyleri dışarıda bırakıp sadece büyük olanları sıralayan bir biyografi, insanın hayatının düzgün bir resmini asla teşkil edemez; kişinin hayatı, hislerinden ve ilgilendiği şeylerden, hislerinin takıldığı görünüşte büyük veya küçük birçok hadiseden oluşur.” 



Samuel Langhorne Clemens, bilinen ismiyle Mark Twain, kendi isteği üzerine ölümünden yüz yıl sonra yayınlanan otobiyografisinde böyle der. 



William Faulkner, Twain’in “ilk gerçek Amerikan yazarı” olduğunu ifade eder. Mark Twain’in büyük bir yazar olduğuna kuşku yok; ama aynı zamanda dopdolu yaşamına sayısız tecrübe ve zenginlik katan çok yönlü bir maceraperesttir o; maharetli bir konuşmacı, gezgin, hayvansever, seyrüseferci, fedakâr bir eş ve baba, acemi bir asker, muhabir, mucit ve aktivisttir. 



Bu kitap, Twain’in hayatıyla ilgili “büyük veya küçük birçok hadiseye” değiniyor: Konuşmalarından mektuplarına, gazetede çıkan yazılarına, yaşadığı ve gezdiği yerlere, savunduğu değerlere, çalışma ve aile hayatına, dostlarına, sevdiklerine ve sevmediklerine göz gezdirerek onu biraz daha yakından tanımamıza olanak sağlıyor.
₺24,75 KDV Dahil
₺33,00 KDV Dahil
Sosyal medyamızın mahcup yazarı, mizah edebiyatımızın delişmen ustası, gündelik hayatımızın detaycı filozofu, mahallemizin neşeli delikanlısı İstiklal Akarsu’dan gönül telinizi titretirken güldüren öyküler… 

İstiklal Akarsu bizi bu kez, önce hayatının soğuk sandviç dönemine, 15 yaşının Burgazada’sına götürüyor; sonra mahalleli arkadaşlarıyla çekirdek çitletiyor, arabayla gezdiriyor, zırdeli apartman komşularıyla piknik yaptırıp, Esenler Otogarı’nda anneannesini aratıyor, ardından Boncuk Mustafa, Berbat Hasan, Peygamber Kazım, Paspas İsmail, Hoppala Hüseyin’le mangal başı sohbetine buyur ediyor ve en nihayetinde sevdiceğiyle tanıştırıyor... 

“Çekirdek deyip geçmemek lazım. Çekirdek yemek başlı başına bir maceradır. Çekirdek o dönemin facebook’udur, twitter’ıdır, instagram’ıdır. Şimdi nasıl arkadaşımız akrabamız, en yakınlarımız bilgisayarını telefonunun başında sosyal alemde vakit harcıyorsa o dönemin insanları- boşluktan mı yokluktan mı bilinmez- çekirdekle mesai harcıyordu. Öyle bir avuç yiyeyim durayım diye bir olay da söz konusu değil. Anca paket bitince uyanıp kendine geliyorsun ve durabiliyorsun. Yani kötü niyetli biri bunu fark etse ve önümüzdeki çekirdek bittikçe bakkaldan yenisini getirse ecelimizle vefat edene kadar oturduğumuz kaldırımda çekirdek yerdik, çok tehlikeli bir durum bu.”
₺14,25 KDV Dahil
₺19,00 KDV Dahil
Şimşek Kılıç, Adalet Kaynağı, Yalnız Yıldız, 
Nasihat Tarlası. Her biri farklı bir erdemi, ülküyü ve de hayat yolunda belli bir dönemeci simgeleyen bu dört adın tek bir sahibi var: Virata. Kralın hizmetine adadığı kılıcıyla bilmeden ağabeyi Belangur’u öldüren ve 
bu günahın bedelini ömrü boyunca ödemek 
zorunda kalan bir bahtsız. 

Zweig’ın görece az bilinen bu öyküsü, yine aynı yıl yayımlanan Hermann Hesse’nin Siddhartha’sı gibi kadim Hint bilgeliğine göz kırpan keyifli bir mesel tadında.
₺6,75 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil
“Ben, birinci el olarak edebiyat tarihine vesikalar bırakmak arzusuyla ancak gözlerimle gördüklerimi, kulaklarımla işittiklerimi gerçeklere sadık kalarak yazıyorum. Nâzım’ın kişiliğinde evvelce de belirttiğim gibi hem siyaset hem şairlik vardır. Bunlar birbirlerinden pek ayrılmazsa da bu kitapta elbette ki şairlik niteliğini özellikle belirtip siyaset yeteneğini gölgede bıraktım. İncelemeyi şairlik açısından yürüttüm. (…) Benim bu kitabımda, yaşadığım devirdeki gizli ve açık, sosyalist ve komünist faaliyetleri konu dışı bırakılmıştır. Ya da Nâzım’ın şair kişiliğini belirtmek için gerektiği kadarı ele alınmıştır.” 
Türk şiirinin “dünyaca” ünlü şairi Nâzım Hikmet’i; onunla aynı okul sıralarında okuyup aynı maceralara atılan, Milli Mücadele döneminde birlikte önce Anadolu’ya oradan Sovyetlere geçen, sefayı da cefayı da (ama en çok cefayı) beraber çeken, hatta gerektiğinde şairi sırtında taşıyan “yoldaşı” Vâlâ Nureddin anlatıyor. 
Sonrasında yazılan bütün kitaplara “kaynak” olan ve herkesin önemini teslim ettiği Bu Dünyadan Nâzım Geçti’de Vâ-Nû, çocukluğundan mahpusluğuna, birinci elden tanıklıklarla Nâzım’ın tüm yönleriyle ve derinlemesine portresini çiziyor.
₺22,50 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil
Edebiyatla, özellikle Rus edebiyatıyla ilgili herkesin okumaktan zevk duyacağı, yayımlandığı yıldan bu yana adından söz ettiren bir romandır Babalar ve Çocuklar. 
Turgenyev’in romanda babalardan mı çocuklardan mı yana olduğu sorusu 1860’larda tartışmalara neden olmuş, “babalar” gericilikle özdeşleştirilirken “çocuklar” demokrasinin, devrimin ve ilericiliğin simgesi sayılmıştır. 
Roman, evrensel nesil farkı temasının yanı sıra, dönüşüm geçirmekte olan 19. yüzyıl Rusya’sının gerçekçi bir tasviri, panoramik bir fotoğrafıdır. Turgenyev ilericilik-gericilik ekseninde çarpıştırdığı babalar ve çocuklarını, “kurbağalara inanan ama prensiplere inanmayan” Bazarov karakterinin prizmasından ustalıkla yansıtır. 
Romanda, üniversiteyi henüz bitiren Arkadi, arkadaşı Bazarov’la birlikte ailesinin büyük çiftliğine gelir. Eski toprak sahiplerinden olan baba ve amcanın temsil ettiği kuşakla bu nihilist gençler arasında, doğaldır ki çeşitli çatışmalar yaşanır. Hikâyeye eklenen başka kişi ve unsurlarla Babalar ve Çocuklar, kuşak çatışması anlatısının ötesine geçecektir. 
Babalar ve Çocuklar, hem babaların hem de çocukların zevkle okuyacağı, nadir “ortak” kitaplardandır. Hasan Âli Ediz’in güzel Türkçesiyle… 
Nikolay Petroviç ‘Ağabeyim bizim haklı olduğumuzu söylüyor,’ diye düşünüyordu. ‘Her türlü gururu bir yana bırakarak, bana da gerçeğe biz onlardan daha çok yakınmışız gibi geliyor... Ama öte yandan bizde olmayan bir şeyin onlarda olduğunu, bize göre bir üstünlükleri bulunduğunu da hissediyorum. Gençlikleri mi? Hayır, yalnız gençlikleri değil... Sakın onların bu üstünlükleri, onlarda derebeylik izlerinin bizden daha az oluşundan ileri gelmesin?..’
₺13,50 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil
“Berlin’de bir sokağın, 1929 Mayıs günlerinde geçen romanı”dır bu… Emekçilerin mücadelesinin ve “sosyal demokrat ihanetin” romanı… 
Yasakların ve yasaklara karşı kavgada ısrarın romanıdır bu… Yasaklanmış bir yürüyüşe hazırlıkların, uykusuz geçen gecelerin, emekçileri yürüyüşe ikna etmekle ve sosyal demokrat ihaneti anlatmakla geçen gündüzlerin… 
Polis zulmünün, copların, gözaltıların, orantısız şiddetin, işkencelerin romanıdır bu… Polis zulmüne karşı direnişin, kararlılığın ve barikatların… 
Birlik, mücadele ve dayanışma günü 1 Mayıs’ın romanıdır bu… Birliğin, mücadelenin ve dayanışmanın somutlaşmasının… 
Sıradan işçilerin, hamalların, tesisatçıların, işsizlerin, gençlerin, kadınların romanıdır bu… Sıradan bir inşaat işçisinin, bizzat kavganın içinde bir öndere dönüşmesinin… 
Görünürde gaddar, zalim, hunhar bir emniyet müdürünün ve ondan aldıkları emirle keyfî şiddet uygulayan amir ve memurların romanıdır bu… Gerçekte onların arkasındaki güçlerin, devletin, hükümetin, SPD’nin ve sermayenin… 
“1929 Mayıs günlerinde Berlin’de polisin vurduğu 33 kişinin hafızalardan silinmesi imkânsız devrimci mücadelelerinin anısına” kaleme alınmış bir romandır bu… Tüm devrim şehitlerinin anısına saygının romanı! 
“Ölüm sessizliğine bürünmüş, abluka altındaki mahallede, belki de polisin birkaç yüz metre ötede makineli tüfekleri varken, insan nasıl olur da gecenin bir yarısı Enternasyonal’i söylemeye başlar ki! Yapılacak bir şey yoktu! Kurak, susuz toprak nasıl suyu kana kana içerse, melodi de insanlara ve koca sokağa sıçrayıverdi.”
₺12,00 KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil
Nobel ve Lenin ödüllü yazar Şolohov’un Uyandırılmış Toprak romanı, Sovyet edebiyatını temsil edebilecek nitelikte büyük bir yapıttır. 
Durgun Don’da Ekim Devrimi ve iç savaş yıllarını betimleyen Şolohov, sanatsal duyarlılığıyla bu kez Sovyetler Birliği’ndeki tarımsal kolektifleştirme sürecine bakıyor. Bolşeviklerin iktidara gelişi, kırsaldaki sınıfsal yapıları yerinden oynatmış olsa da tam anlamıyla çözememiştir. Büyük toprak sahipleri (Kulaklar), sosyalizmin ve kolhozların kuruluşuna mülkiyet hırsıyla direnirken, orta halli köylünün bir kısmı da Kulakları takip etme eğilimindedir. Yoksul köylülerin ve Bolşeviklerin önünde, tarımsal üretimi artırmak için iki seçenek vardır: “Kulakları yavaş yavaş sindirmek ya da zararlı bitkiler gibi kökleriyle koparmak.” 
Uyandırılmış Toprak’ta Şolohov, Don Kazaklarının yaşadığı köydeki sınıf mücadelesini hikâye etmekle kalmıyor, roman kişilerinin toprakla, doğayla olan ilişkilerini, emek dolayımıyla kurulan toplumsallığı da sevecen, yer yer mizahi bir dille aktarıyor. Hayat koşulları ne denli zor olsa da umudu, sevgiyi ve her şeye rağmen eşitlikçi bir toplum kurma azmini öne çıkarıyor. İki ciltten oluşan, yetmiş beş dilde milyonlarca okura ulaşan bu romanı Leyla Soykut’un akıcı Türkçesiyle sunuyoruz. 
“Kolhozda işler nasıl olacaktı acaba? Herkes onun gibi artık bir tek yolun kaldığını, bunun da kolhoza girmek olduğunu hissedecek miydi? Ne kadar hüzün verici olursa olsun, çocuklarla birlikte büyümüş, evin toprak odalarında onlarla birlikte oynamış hayvanları kolhoza teslim etmek ne kadar acı gelirse gelsin, bunu yapmanın bir zorunluluk olduğuna hepsinin aklı yatacak mıydı? İnsanın kendi malına duyduğu bu sevgiyi kökünden silmek, insanın yüreğine yerleşmesine olanak vermemek gerektiğini kabul edecekler miydi?”
₺42,00 KDV Dahil
₺56,00 KDV Dahil
Nobel ve Lenin ödüllü yazar Şolohov’un Uyandırılmış Toprak romanı, Sovyet edebiyatını temsil edebilecek nitelikte büyük bir yapıttır. 
Durgun Don’da Ekim Devrimi ve iç savaş yıllarını betimleyen Şolohov, sanatsal duyarlılığıyla bu kez Sovyetler Birliği’ndeki tarımsal kolektifleştirme sürecine bakıyor. Bolşeviklerin iktidara gelişi, kırsaldaki sınıfsal yapıları yerinden oynatmış olsa da tam anlamıyla çözememiştir. Büyük toprak sahipleri (Kulaklar), sosyalizmin ve kolhozların kuruluşuna mülkiyet hırsıyla direnirken, orta halli köylünün bir kısmı da Kulakları takip etme eğilimindedir. Yoksul köylülerin ve Bolşeviklerin önünde, tarımsal üretimi artırmak için iki seçenek vardır: “Kulakları yavaş yavaş sindirmek ya da zararlı bitkiler gibi kökleriyle koparmak.” 
Uyandırılmış Toprak’ta Şolohov, Don Kazaklarının yaşadığı köydeki sınıf mücadelesini hikâye etmekle kalmıyor, roman kişilerinin toprakla, doğayla olan ilişkilerini, emek dolayımıyla kurulan toplumsallığı da sevecen, yer yer mizahi bir dille aktarıyor. Hayat koşulları ne denli zor olsa da umudu, sevgiyi ve her şeye rağmen eşitlikçi bir toplum kurma azmini öne çıkarıyor. İki ciltten oluşan, yetmiş beş dilde milyonlarca okura ulaşan bu romanı Leyla Soykut’un akıcı Türkçesiyle sunuyoruz. 
“Gremyaçiy Log’a geldiğinden beri iş bakımından en hareketli dönemin başlamak üzere olduğunu hissediyordu. Daha otları biçme işi bitmeden buğdayları toplama zamanı yaklaşmıştı. Kış buğdayının rengi her gün biraz daha koyulaşıyor, arpalar da hemen hemen buğdayla aynı zamanda boy atıyordu. Tarlaları gür ayrıkotları bürümeye başlamıştı. Kişi malı olan incecik tarlaların yanında, göz alabildiğine uzanan kolhoz malı mısır ve ayçiçeği tarlaları, zararlı otlarının ayaklanmasını bekliyor gibiydi. Hasat neredeyse başlayacaktı.”
₺21,00 KDV Dahil
₺28,00 KDV Dahil
Nobel ve Lenin ödüllü yazar Şolohov’un Uyandırılmış Toprak romanı, Sovyet edebiyatını temsil edebilecek nitelikte büyük bir yapıttır. 
Durgun Don’da Ekim Devrimi ve iç savaş yıllarını betimleyen Şolohov, sanatsal duyarlılığıyla bu kez Sovyetler Birliği’ndeki tarımsal kolektifleştirme sürecine bakıyor. Bolşeviklerin iktidara gelişi, kırsaldaki sınıfsal yapıları yerinden oynatmış olsa da tam anlamıyla çözememiştir. Büyük toprak sahipleri (Kulaklar), sosyalizmin ve kolhozların kuruluşuna mülkiyet hırsıyla direnirken, orta halli köylünün bir kısmı da Kulakları takip etme eğilimindedir. Yoksul köylülerin ve Bolşeviklerin önünde, tarımsal üretimi artırmak için iki seçenek vardır: “Kulakları yavaş yavaş sindirmek ya da zararlı bitkiler gibi kökleriyle koparmak.” 
Uyandırılmış Toprak’ta Şolohov, Don Kazaklarının yaşadığı köydeki sınıf mücadelesini hikâye etmekle kalmıyor, roman kişilerinin toprakla, doğayla olan ilişkilerini, emek dolayımıyla kurulan toplumsallığı da sevecen, yer yer mizahi bir dille aktarıyor. Hayat koşulları ne denli zor olsa da umudu, sevgiyi ve her şeye rağmen eşitlikçi bir toplum kurma azmini öne çıkarıyor. İki ciltten oluşan, yetmiş beş dilde milyonlarca okura ulaşan bu romanı Leyla Soykut’un akıcı Türkçesiyle sunuyoruz. 
“Kolhozda işler nasıl olacaktı acaba? Herkes onun gibi artık bir tek yolun kaldığını, bunun da kolhoza girmek olduğunu hissedecek miydi? Ne kadar hüzün verici olursa olsun, çocuklarla birlikte büyümüş, evin toprak odalarında onlarla birlikte oynamış hayvanları kolhoza teslim etmek ne kadar acı gelirse gelsin, bunu yapmanın bir zorunluluk olduğuna hepsinin aklı yatacak mıydı? İnsanın kendi malına duyduğu bu sevgiyi kökünden silmek, insanın yüreğine yerleşmesine olanak vermemek gerektiğini kabul edecekler miydi?”
₺21,00 KDV Dahil
₺28,00 KDV Dahil
₺20,63 KDV Dahil
₺27,50 KDV Dahil

“Yaş alıyorum. Yüzümde güneşten kısılan gözler, kafamın tepesinde dolaşan düşünce balonlarına eşlik eden çatık kaşlar, büyük kahkahalar, The Notebook gibi filmlerde mütemadiyen ağlamama sebep sulu gözler sebebiyle artan çizgileri, üst üste içilen ve karıştırılan içkilerin ertesi günü bedenimi çarpan yorgunluğu, bavul çekiştirmekten sırtıma saplanan spazmları saymazsam, hoşuma gidiyor.

Artık hikâye biriktirmek için yaşamıyorum. Eski hikâyeleri kafamda döndürüp nerede hata yaptığımı aramıyorum.”

Beşiktaş-Kadıköy vapur iskelesinden Londra’nın parklarına, meydanlarına koşan Hazal Yılmaz, çocukluğu ve olgunluğu arasındaki labirentte dolaşıyor ve bazen bilinç akışı, bazen çözümleyici bir yazma dürtüsüyle kendini izliyor. Çocukluğun kesilmiş sahnelerini hayalleriyle süslüyor.

(Tanıtım Bülteninden)

₺13,50 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil

Başlangıçta dünya dediğimiz dev bir labirent vardı, sonra büyük bir el uzandı.

İçine atıldığımız labirentten çıkmamızı sağlayan, duvara her çarptığımızda elimizden tutup bizi çıkış noktasına getiren, hastalandığımızda bizi bir dokunuşuyla iyileştiren, dört gözle işten eve dönmesini beklediğimiz, kimi zaman sevgisini açıkça gösteremeyen; ama uyuduğumuzda gelip bizi öpen, saçımızı okşayan; iyi ve güvende olduğumuzdan emin olduktan sonra kendisi uyuyan görünmez kahramanlar var bu kitapta. Yani babalar!

Edebiyattan sinemaya, sinemadan müziğe sanatın pek çok alanında yer verilir onlara. Hatta bazen tüm olay örgüsü onun etrafında şekillenir. Ona seslenişimiz bir notayla başlı başına bir eser bile olabilir. Hepimiz çocukluğumuzda, ilk gençliğimizde ya da hayatımızın bir döneminde mutlaka Süper Baba dizisinin jeneriğini duyup hüzünlenmişizdir ya da mutlaka ama mutlaka Babam ve Oğlum filminin bir sahnesinde ağlamışızdır. Yılmaz Güney’in “Babam dünyanın en güçlü adamıydı, bir ekmeği hepimize bölebiliyordu,” sözünün hepimizde karşılığı, bittabi vardır. 

Gelin hep birlikte, bu ilk kahramanlarımızın babalık deneyimlerini okuyalım.

 

Katkıda Bulunanlar: Ali Taylan Çulpan, Basri Yılmaz, Bülent İpek, Erdem Öztop, Erdinç Çetinkaya, Ertuğ Uçar, Fikret Kuşkan, Hakan Duran, Hakan Kalkavan, Hakan Ural, İlker Şahin, Nebil Özgentürk, Özdemir Hiçdurmaz, Özgün Uğurlu, Özgür Poyrazoğlu, Recai Çakır, Salih Seçkin Sevinç, Selçuk Aydemir, Serdar Kölürbaşı, Serkan Çağrı, Serkan Turhan, Süreyya Soner, Tuncay Baydur, Uraz Kaygılaroğlu, Ümit Alan, Yusuf Reha Alp

 

(Tanıtım Bülteninden)

₺13,50 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil

İstanbul’da bir ceviz ağacıdır o, Gülhane Parkı’nı kendine mesken edinmiş, bin yıllar boyu orada kök salmış. Elleri vardır milyonlarca, uzanır insanlara, insanlığa dallarıyla. Bir hasretlik türküsüdür, bir sokak lambasının solgun ışığında bekler durur sevgiliyi; birdenbire kalkar, köpürür. Çığlık olur göğünde hışırtısı yapraklarının… İstanbul’un… Baharları ilk önce o çiçeklenir, yüzünü döner güneşe, güz gelince hüzünle yavaştan döker altın rengi yapraklarını, bir halı serer üşüyen çıplak ayaklı çocuklara…

Bir İstanbullu şairin öyküsüdür bu, bir vatan haininin. Nereye gitse memleketini yüreğinde taşımış, gittiği her yeri memleket yapmış bir vatan haininin öyküsüdür bu. Bir kanunla Anadolu’dan, yurdundan koparılmaya çalışılan ama halkının dilinde her yeni gün bambaşka bir söz olarak bayraklaşan Nâzım Hikmet’in öyküsüdür…

 

(Tanıtım Bülteninden)

₺24,00 KDV Dahil
₺32,00 KDV Dahil

Ne yazık ki; günümüzde bir çok kültür adamı ölümlerinden sonra değer kazanmakta, arkalarından övgüler düzülmektedir. Yaşamı boyunca büyük acılar çekmiş, eserlerinin çoğunu hapishanelerde demir parmaklıklar ardında geçirmiş Nazım Hikmet de onlardan birisidir.

 

Nazım Hikmet (Ran) bir zamanlar vatan haini olarak nitelenmiş, şiirleri, yazıları yasaklanmıştır. Gerçekte II. Dünya Savaşı öncesi ve sonrasının en büyük devrimcilerinin başında gelmektedir. Şiirlerinde memleketine ne kadar içten bağlı olduğu açıkça görülmektedir. Özellikle Kurtuluş Savaşı Destanı o büyük şairin baş yapıtları arasında yer almaktadır. Yaşamının en zor günlerinde bile kadınların ilgisini çekmiş, sayısız aşklar ve evlilikler yaşamıştır. Yaşamı süresince de onu paylaşamayan kadınlar olmuştur.

 

Kapsamlı bir çalışma sonrasında elinize geçen bu kitapta Nazım Hikmet'in edebiyat yönü, ideolojisi ve yaşadığı aşklar dile getirilmeye çalışılmıştır. Dünyaca ünlü şairin eserleri elliden fazla dile çevrilmiş, kendisine ölümünden sonra da ödüller verilmiştir.

 

 

(Tanıtım Bülteninden)

₺12,00 KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil

Tolstoy bu uzun öyküsüyle bizleri yine şaşırtıyor. Rus köylüsü, esnafı ve memurların hayatları onun tanıklığında gözler önüne seriliyor. 

Mitya, dürüstlüğü ile tanınan memur babasından biraz fazla harçlık ister. Babası bu duruma kızar ve onu azarlar. Bunu kaldıramayan Mitya borçlarını kapatmak için başka bir yol dener. Arkadaşı Mahin’e gider. Sahtekarlık yapmaktan çekinmeyen Mahin, Mitya’nın kanına girer ve işler kimsenin tahmin edemeyeceği noktalara gider. 

“Kupon meselesi çıkmadan önce Vasiliy şehirlilerin yaşam hakkında hiçbir kuralları olmamasına bir türlü inanamıyordu. Ama bu son kupon meselesi, en önemli korkusuna rağmen yaptığı sahte tanıklıktan kötü bir şey çıkmaması, üstüne on ruble alması onu hiçbir kuralın olmadığına ve sadece kendi keyfine göre yaşaması gerektiğine inandırdı.”

 

(Tanıtım Bülteninden)

 

Kapak Tasarım: Alla Özabat

₺9,00 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil

1970 yılının Eylül ayında, dünyanın merkezi olma şerefi için yarışan iki mekân vardı: Londra’daki Piccadilly Circus ve Amsterdam’daki Dam Meydanı... 1970 yılının Eylül ayında uçak biletleri ateş pahası olduğundan uçakla seyahat ancak elit kesim için mümkündü. Gençlerden oluşan muazzam bir kitle içinse durum farklıydı. 1970 yılının Eylül ayında dünyaya kadınlar hükmediyordu… Genç hippi kadınlar demek belki daha doğru olur...

1970 yılının Eylül ayında herkesin paranormal güçleri vardı, olmayanlar da sahip olma yolundaydı…

1970 yılının Eylül ayında, yazarlık hayalleri kuran Paulo, özgürlük peşinde dünyayı dolaşırken Karla’yla karşılaşınca ikisinin de yaşamı kökten değişecekti; Peru’nun kayıp şehirleri, Brezilya’nın zindanları, Amsterdam’ın arka sokakları, İstanbul’un çarşıları bir bütünün parçaları haline gelecekti…

Paulo Coelho’nun kendi yaşamöyküsüne belki de en yakın eseri Hippi, başka bir dünyanın mümkün olduğuna inanan barışçıl bir neslin arayış ve dönüşüm öyküsü.

 

(Tanıtım Bülteninden)

₺20,30 KDV Dahil
₺29,00 KDV Dahil
EN BÜYÜK BİLİMKURGU YAZARININ 5 CİLTLİK BÜTÜN ÖYKÜLERİNİN İLK CİLDİ YAZARININ ALIŞILMADIK, NÜKTEDAN, KENDİSİNE ÖZGÜ FELSEFİ DÜNYA GÖRÜŞÜNÜ GÖZLER ÖNÜNE SERİYOR. BİRİ HARİÇ 
BÜTÜN ÖYKÜLER 1951-1952 YILLARINDA DOKUZ AYLIK BİR DÖNEMDE YAZILMIŞTIR. 
YİRMİLİ YILLARIN BAŞINDAKİ PKD'DEN İLK DARBE. 

"BİLİMKURGUDA GÖRÜŞLERİNİ İFADE ETMEK İÇİN İDEAL FORMUNU BULAN 
FELSEFİ BİR YAZARA UYGUN BİR ÇABA." THE INDEPENDENT 

"KURMACA EDEBİYATIN HER TÜRÜNÜ EN ÖZGÜN BİÇİMDE UYGULAMIŞ BİR YAZAR. PHILIP K. DICK AVRUPALI AVANGARTÇILARIN ÇOĞUNU ÇIKMAZ BİR SOKAKTA YERİNDE SAYANLARA DÖNÜŞTÜRÜYOR." SUNDAY TIMES 

"TARİFİ MÜMKÜN OLMAYAN VE BENZERSİZ BİR SANATÇI." URSULA K. LE GUIN 

HER DAİM DÜNYANIN EN İYİ BİLİMKURGU YAZARI OLARAK KALACAKTIR 

İSTİKRAR - ROOG - KÜÇÜK HAREKET - ÖTEDEKİ VUB - SİLAH - KAFATASI - SAVUNMACILAR 
BAY UZAY GEMİSİ - ORMANDAKİ KAVALCI - SONSUZLAR - SAKLAMA MAKİNESİ - HARCANABİLİR - DEĞİŞKEN ADAM - YORULMAZ KURBAĞA - KRİSTAL MEZAR - KAHVERENGİ OXFORD’UN KISA MUTLU YAŞAMI - YAPICI - İŞGÜZAR - HESAPLAŞMA - ULU C - BAHÇEDE ELFLERİN KRALI - KOLONİ GANİMET GEMİ - DADI
₺36,75 KDV Dahil
₺49,00 KDV Dahil
Abdullah Ataşçı’nın kaleminden Dağda Duman Yeri Yok ve Birîndar’dan sonra yeni bir roman: Yara Bende!  
Tepeden başlayıp dereye uğrayan, dereden sonra ekmeğe varan, ekmekle gönül, gönülle saik, saikle veda bahsini beraber açan, nihayetinde yol, ağıt ve kuyu diyen bir anlatı kuruyor Ataşçı. Bu dokuz parça boyunca da anlatıyor: Kelimenin ilk anlamıyla, anlatıcı karşısında durduğunu düşündüğümüz oğluna anlatıyor. Ve anlatıcı gene kelimenin birinci anlamıyla kaydediyor: Bir teypten kurtarılan anlatıyı okuyoruz biz de.  
Abdullah Ataşçı, öykülerinden sonra romanlarıyla açtığı hattı derinleştiriyor. Salıbaba ile, Kasımbeyliler ile, Çayda Çıra Heykeli ile, Bay Miyagi ile, öldükten sonra mahalleliyle konuşmaya devam eden dede, Birîndar’ı yazan bizzat kendisi ile ve dahası ile... 

“Çünkü doğrular insanı farkında olmadan büyütürken ya da hiç olmazsa birer makineye dönüştürürken; hatalar, onun çocukluk sularında biraz daha kalmasını sağlayacak kadar iyilik doluydu. Çocukluğumun rengi solmasın, orada biraz daha istediğim gibi oynayayım diye, büyüklerimi üzecek yanlışlar da yaptım bu yüzden. Sana o günü anlatacakken bak, yine hayat konusunda ahkâm kesmeye başladım, iyi mi? Derdim seni büyütmek değil kesinlikle.”
₺13,50 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil

“Zweig’dan ‘kadınlar böyle olursa yaşamları kalmaz, kala kala bir enkaz kalır geride’ye dair okunacak öyküler. Hüzünlü mü? Elbette. Ancak bir o kadar da lezzetli. Bir o kadar Zweig.”

— Müge İplikçi

Stefan Zweig’dan dört kısa roman; “yaşadım” diyebilmek, delice bir tutkunun damarlarında dolaştığını hissedebilmek için bütün bir yaşamlarını ateşe veren dört kadın… Yaşamın o tutkulu özüyle dolu tek bir an için her şeyi göze alan kadınlar…

(Tanıtım Bülteninden)

₺26,25 KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil

“Mad Men”in yaratıcısından, sıradan tutkuların sıra dışı sonuçları üstüne etkileyici bir roman.

Mark ve Karen Breakstone çifti hayalini kurdukları, varlık ve mutluluk dolu bir hayata kavuşmuşlardı. Güzel ve sıra dışı kızları Heather da bu tatlı fotoğrafın en iyi tamamlayıcısıydı. Yine de kendilerini zirveye ulaşmış gibi hissetmiyorlardı. Aile içi çalkantılar, ergenlik sorunları ve karı koca gerilimi, bir türlü kurtulamadıkları can sıkıcı gölgelerden bazılarıydı…

Bir gün üst komşularının evinde başlayan inşaat, kurdukları güvenli aile ortamını temelinden sarsacak, başta kızları Heather olmak üzere sahip oldukları bütün güzellikleri tehdit edecekti.

(Tanıtım Bülteninden)

₺14,25 KDV Dahil
₺19,00 KDV Dahil

Dışişlerinde gelecek vaat eden saygın bir diplomatın karısı olan Clarissa sürekli düş kurmakta, varsayımlar üretmektedir. Yine bir gün, “Aşağıya indiğimde kütüphanede bir ceset bulursam ne yaparım?” diye düşünür.
Ve sonunda ne yapacağını görme şansını yakalar, bir ceset bulur… hem de evinin salonunda. Onu ortadan kaldırma çabası içinde, evindeki konuklardan kendisine destek vermelerini ve suç ortağı olmalarını ister. Ancak tam da cesedi yok edip, katili araştırma çabalarına giriştikleri sırada bir polis müfettişi çıkagelir ve bu gizem dolu olayların başlangıcı olur.


“Kendimi giderek artan bir sabırsızlıkla sayfaları çevirirken buldum…”

- David Robson, Sunday Telegraph -

 

(Tanıtım Bülteninden)

₺14,25 KDV Dahil
₺19,00 KDV Dahil

Acılardır bir insanı kalabalıklaştıran aynı zamanda yalnızlaştıran.

Sabrın selametine kadar bitmez ruhun duygularla boğuşması,

karmaşadan kurtulmaya çalıştıkça kederin ıslak kelepçelerine bağlanması.

(Tanıtım Bülteninden)

₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

Hayat yine türlü oyunlar oynuyor be sevgili,

Tam unuttum diyorum, küçük ayrıntılarla hatırlatıyor seni,

Kaybolmuş bir kazağımı arıyordum bugün, tokan çıktı karşıma, düşürmüştün bana geldiğin birgün, saklıyordum sana vermek için ama unutmuşum, bir gün seni bana hatırlatsın diye unutmuşum,

Silkelendim yine unutmak için seni,

Çivi çiviyi söker derler ya, belki bu söze inanmak istediğim için, birisiyle tanıştım bugün, aslında bugün değil bir haftadır falan konuşuyorduk, buluştuk bugün, havadan sudan sohbete koyulduk aslında iyide gidiyorduk, laf lafı açtı, sıradan ilk buluşma muhabbetleri, boyumu sordu söyledim, boyunu söyledi

yutkundum, seninle aynı boydaydı, bu mümkün müydü, hayat nasıl oyunlar oynuyordu böyle, sevdin mi daha önce dedi sustum, ben onu ilaç olsun diye beklerken o iyice deşiyordu yaramı....

(Tanıtım Bülteninden)

₺12,75 KDV Dahil
₺17,00 KDV Dahil

Yetim bir gencin hayat hikayesi, kendini yetiştirmesi, toplumun aldatmacalarına, Sahteliklere başkaldırması sürükleyici anlatılmaktadır. Aynı zamanda kaderin, ele geçirilemezliğinin dışa vurumudur! Sorun Birey olmaktır…

Kendi kuşağı içersinde, umut vaat eden yazar, iddiasını sunmaktadır okuyana! Kafka ve Dostoyevski'den etkilenen yazar, toplum ve birey sorununu kendi gözlemleri ve

Bakış açısıyla romanda yeniden kurar ve anlatır!

(Tanıtım Bülteninden)

₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
Grevdeki Çin’e Övgüler 
“Çin’in küresel bir ekonomik güç olarak yükselişi kendi işçi sınıfı içinde artan bir mücadeleciliğe paralel olarak gerçekleşti. Ortaya çıkan bu süreçte, işçiler grev yapmak ve kazanmak için gerekli güven, deneyim ve kararlılığı edindiler. Ülkeyi yöneten Çin Komünist Partisi’nin uyguladığı sansür ve siyasi baskı bu mücadelelerin -özellikle İngilizce olarak- ilk ağızdan anlatımlara ulaşılmasını çok zorlaştırmaktadır. Grevdeki Çin, bu boşluğu Çin’in yeni kuşak işçi militanları ve grev liderlerinin ufuk açan ve merak uyandıran anlatılarıyla dolduruyor. Okunması gereken bir kitap.” 
- Paul Mason, Channel 4 News ekonomi editörü, Postcapitalism 
and Live Working or Die Fighting: How the Working Class 
Went Global kitabının yazarı 

“Grevdeki Çin, Çin’in endüstriyel üretiminin kalbi olan Pearl River Deltası’ndaki işçi mücadelelerinin çok ihtiyaç duyulan detaylı bir anlatımıdır. Bu kitap, dünyanın fabrikasının çalışmaya devam etmesini sağlayan göçmen işçilerin perspektifinden ustaca anlatılmış bir hikayedir.” 
- Hsiao-Hung Pai, Scattered Sand: The Story of China’s Rural 
Migrants kitabının yazarı 

“Bu kitap, özgünlüğü ifade ediyor. Grevdeki Çin, işçiler, öğrenciler, işçi olan öğrenciler ve temel amacı Çin’de sahada gerçekte neler olduğunun bilinmesini sağlamak ve ilgili alanlardaki entelektüellerin oluşturduğu iletişim ağının topladığı sözlü hikayelerin bir derlemesidir. Anlatılan olaylar 1930’larda ABD’de kendiliğinden örgütlenmiş aşağı tabakadan işçilerinkine çok benziyor. Umalım ki Çinli yoldaşlarımız daha organize ve güçlü hale gelsinler ve bu dikkat çekici kitabın başlarında anlatılan eylemlerdeki müthiş canlılıklarını sürdürebilsinler.” 
- Staughton Lynd, emek tarihçisi ve Alice Lynd ile birlikte 
Rank and File: Personal Histories by Working-Class Organizers 
kitabının editörü
₺18,00 KDV Dahil
₺24,00 KDV Dahil
Eğitim şansının ve dünyevi imkânların kısıtlı olduğu, doğanınsa kendini sınırsızca sunduğu bir coğrafyada geçirilen çocukluğun hayal gücünde ve dilde yarattığı tüm etkiler Nobelli yazar Grazia Deledda’nın bu otobiyografik romanında masal diliyle karşımıza çıkıyor. 

“Sanatçının bir genç kız olarak portresi benzersiz ve son derece tatminkâr.” 
Belles Lettres 

“Nuoro’daki büyük bir aileden gelen asi genç kadın Grazia Deledda hassas gözlem gücü ve dikkat çekecek derecede duru üslubuyla Sardinya’da ilgi uyandırmıştı. Adada olay yaratan yazar bu arada Nobel’i de aldı. Deledda’nın toplu eserleri gerçek bir keşif: Balzac’ın Fransa’ya yaptığını, o Sardinya’ya yapıyor.” 
Paul Chutkow, The New York Times
₺11,25 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil
Denizin üstü gemi 
dümeninde dolunay 
geminin altı deniz 
ambarı dolu mülteci 

Ay çalındı geceden 
Denizin üstü karanlık 
beşi bebek, yetmiş çocuk 
karanlığın altı dehliz 
arkadaşları bir kara balık 

Ay çalındı gemiden 

Denizin üstü soğuk 
sınırı dikenli tel 
denizin altı oyuk 
alın yazıları ecel
₺9,00 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil
Geçmek gerek, 
Rüzgâr sesi geliyor, geçmek gerek. 
Ve ben yolcuyum, ey daimî rüzgârlar! 
Götürün beni yaprakların oluşum enginliğine 
Kavuşturun beni suların tuzlu çocukluğuna 
Ve ayakkabılarımı üzüm bedeninin gelişimine dek 
Doldurun tevazûnun güzellik kımıltısıyla 
Dakikalarımı tekrar eden güvercinlere dek 
Zirveye çıkarın içgüdünün beyaz gökyüzünde 
Ve varlığımın gerçekleşmesini ağacın kenarında 
Kaybolmuş temiz bir ilişkiye dönüştürün 
Ve yalnızlığın teneffüsünde 
Çarpın bilinç kapılarımı 
Salın beni o günün uçurtmasının peşine 
Götürün beni yaşam boyutlarının halvetine 
“Hiç”in mülâyim huzurunu 
Gösterin bana.
₺9,00 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil
Her roman otobiyografiktir. Yazalar bunu kendilerinden bile saklarlar. Ancak, Japon edebiyatının aykırı yazarı Osamu Dazai, bunu kabullenerek çıkıyor kitaptaki yolculuğuna. Mor Bir Serserinin Gezi Notları’nda doğduğu Tsugaru Yarımadası’na yaptığı “hac yolculuğu” ile birlikte belleğinin patikalarında gezinmeye başlıyor. Bu gezinin notları, genç yaşta intihar eden Dazai’nin hayatındaki sert dönemeçlerden izler taşırken, gerçek ile kurgu arasında gidip gelen bir anlatıya dönüşüyor. 

Dazai, 20. yüzyılın en önemli yazarlarından biri. Onu okumak, hepimiz için büyük bir ayrıcalık.
₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
“Şair Yun Dong-ju’nun Mezarı.” 

27 yaşında, gençliğinin baharında, Japonya’nın bir hapishanesinde vefat eden Yun Dong-ju’nun mezar taşı kitabesi bundan ibaret. Ancak onun adı ve şiirleri hâlâ her bir Korelinin hafızasına ve kalbine kazılı ve hâlâ Kore’nin “en sevilen şairi” ve “milli şair” olarak anılıyor. 

Kitapta yer alan saf ve duru şiirler vatan bilinci ve sevgisi, Kore halkının özgürlük ve bağımsızlık arzusu gibi konuların yanı sıra genç şairin sevgi, şefkat, hasret, gurbet, ıstırap dolu körpe duygularına yer verir. “Ah gençlik, uzun süre olduğun yerde kalasın” dizesindeki arzusu yerine gelmişçesine şiirleriyle hep genç ve diri kalan Kore’nin ölümsüz şairi Yun Dong-ju, Uzak Doğu’dan taze bir soluk getiriyor.
₺11,25 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil
“Hayatım, beni cehenneme savuran bir rüzgârla altüst olmuştu, böyle olmasında ne suçum ne de katkım vardı. Etrafımda neler dönüyor, bilmiyordum. 

Fakat tuhaf bir şekilde içinde bocaladığım çaresizlik duygusu giderek mücadele ruhuyla yer değiştiriyordu…” 

Esrarengiz bir kaza sonucu bellek kaybı yaşayan, bu nedenle “Gizem” adıyla anılan genç kadının tek bir isteği vardır: kendi gerçeğine ulaşmak… 

Bir süre hastanede kaldıktan sonra özel bir kliniğe yatırılan Gizem, bu kapalı ortamda, hayal bile edemeyeceği travmalar yaşamış genç bir kadınla ve onunla özel olarak ilgilenen doktor Orhan’la ilişki kurar. Zamanla kendinde unutuşun o sımsıkı kilitli kapısını aralayacak gücü bulan Gizem, hatırladıklarıyla kumpaslar, entrikalar ve rastlantılarla örülü, Türkiye’de yaşanan bu karmaşık günleri de içine alan esaslı bir kasırgaya kapılmış gitmekte olduğunu görecektir 

Kördüğüm, hayatının hassas bir evresinde, günümüzün acımasız çarkları arasına sıkışmış genç bir kadının yaşadıklarını çarpıcı bir “geri dönüş” hikayesiyle anlatıyor. Ayşe Kulin çok sevilen Kanadı Kırık Kuşlar’da olduğu gibi, ülkesinin çalkantıları ile sarsılan ama tutkularına da sorumluluklarına da sahip çıkan genç bir kadının ayakta kalma mücadelesini gözler önüne seriyor.
₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil

Doğan Hızlan’ın edebiyatımızın tanınmış isimleriyle yaptığı radyo ve televizyon sohbetleri ...Yazı Kalır’da bir araya geliyor. Bazıları artık aramızda olmayan yazar ve şair dostları, Doğan Hızlan’a kendi hikâyelerini anlatıyor, ilham aldıkları eski ustaları açıklıyor, yazdıkları kitapları tartışıyor.

 

...Yazı Kalır, Doğan Hızlan ile “yol arkadaşlığı” yapan, Türk edebiyatında iz bırakmış isimlerin kitabı. Edebiyatımızın uğradığı durakların, edebi akımların, eleştirilerin, değişimlerin hikâyesi. Belgesel niteliğindeki kitap anılarda bir gezinti. Yazarları daha iyi tanımak, eserlerini daha iyi anlamak için bir rehber. Onların sesleri ve sözleri kaybolmasın, uçup gitmesin, hak ettiği gibi edebiyat tarihindeki yerini alsın diye...

 

(Tanıtım Bülteninden)

₺31,50 KDV Dahil
₺42,00 KDV Dahil

Alberto Manguel, “Yedi Temel Günâh” antologyasının ithafında “bir sekizincinin varlığını bilen Enis’e” notunu düşmüştü; bu kitap oradan boyattı: Alberto, Enis, başkaları – hepimiz yedi temel günâhın altında yeralan asal günâhın Tecessüs olduğunu yolda öğrenmiştik: Merak ediyorum, ergo sum; öyleyse sen busun. 
 
 

(Tanıtım Bülteninden)

₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

Kitaptaki iki novelladan biri olan Ay Işığı Sokağı’nda olaylar Fransa’nın küçük bir liman kentinde geçer. Kendisini Almanya’ya götürecek treni bekleyen bir yabancı, liman bölgesinde ay ışığının aydınlattığı sokaklarda dolaşırken bir meyhaneye girer. Orada tanıştığı garson kız ve sonradan içeriye gelen bir erkek, beklenmedik bir hikâyenin kahramanları olurlar.

Yürek Çöküntüsü ise, eşi ve 19 yaşındaki kızı Erna ile tatile çıkan varlıklı işadamı Salomonsohn’un hikâyesidir. İtalya’ya giden aile bir otele yerleşir. Rahatsızlandığı bir gece kalkıp koridora çıkan Salomonsohn, kızı Erna’nın gizlice odasına döndüğünü görür. Ama ne kızını sorguya çeker ne de karısına söz eder gördüklerinden. İçi içini yer, kızını baştan çıkaran erkeğin oteldeki üç züppeden hangisi olabileceğini düşünüp durur. Kızının karıştığı bu olayı aklından çıkaramayan Salomonsohn kuşkular içinde kıvranırken hem ailesinden hem de hayattan uzaklaşır, hatta bu uzaklaşması nefrete dönüşür. Yürek Çöküntüsü, dile getirilemeyen düşüncelerle, duygularla gitgide zehirlenen Zweig karakterlerinin yer aldığı en etkileyici örneklerden biri.

(Tanıtım Bülteninden)

₺5,25 KDV Dahil
₺7,00 KDV Dahil

“Sevgili eleştirmenimin yazılarını okurken, tek bir cümlesi kimileyin apansızın durdurur, kavrayabilmek için bütün yazıyı yeniden okumam gerekirdi. Yazınsal eserleri önemseyişi, kılı kırk yararak değerlendirişi, tartıya vuruşu her zaman biricikti, uçsuz bucaksız ‘düzey’ arayışıyla iç içe, birlikte,” diyor Füsun Akatlı için Selim İleri.

Füsun Akatlı eleştiri/denemelerini kaleme alırken felsefenin yöntem ve tekniklerini kullanıyor. “Felsefe Gözlüğüyle” edebiyata bakıyor. Duru, akıcı ve edebi bir dil kullanmasının yanı sıra bilindik bakış açılarının da dışına çıkıyor.

Rüzgâra Yazılıdır Füsun Akatlı’nın külliyatında öyküye yönelik yazılarını birleştiriyor. Sadece kurgusal ve yapısal anlamda öyküyü ele alan yazılardan oluşmakla da kalmıyor. Türk edebiyat tarihinde öykücülüğümüzün de izini sürüyor.

(Tanıtım Bülteninden)

₺37,50 KDV Dahil
₺50,00 KDV Dahil

Günler bir ormanın sessiz çığlığına gömüldü

Kendi içine düşen dipsiz kuyulara. Cesaret:

Gözbebeklerimin içindeki karanlık ülke

Perili... ve hiç varılmayacak.

Gün soldu, eteklerinde kızıl pırıltılarla damlarken su

Bir at kişnemesi, yağız gül kokusu

Vardığımda yoktu bütün kapılar.

Ben yitik zamanın altında kaldım

Silindi kapılar ben dışarda kaldım

Bu soğuk, bu kimsesiz karanlıkta

Yalnızım, ellerimden başka yok fenerim.

(Tanıtım Bülteninden)

₺9,38 KDV Dahil
₺12,50 KDV Dahil

İşittiğini tanımlamaya kalkışsa, ufak tefek, zayıf bir gövdenin çıkarabileceği bir ses bu, derdi… Derviş’e öyle geldi ki, bir soru soruyordu bu ses. “Ellerim nerede?” diyordu sanki. “Kollarım, bacaklarım nerede, göstersene, içim nerede?” Arılar çoktan başının etrafında dönmeyi bırakıp arkasındaki bir dala konmuş ama Derviş fidan tarlasının ortasında kasılıp kalmış, beyninde uğuldamaya devam eden bu sesi dinliyor, aslında aynı anda için için Zahide’yi aradığını biliyor, onun kulağına eğilip bir yol göstermesini, gösteremese de “Ne yapacaksın Derviş?” diye sormasını bekliyordu. 
Kavgalar, patlamalar, köye getirilen cenazeler… Suna’nın Deniz’e olan aşkı... Büyük sözler, insanın kalbini ve ruhunu cendereye sokan ebeveynler… Tahakkümle hesaplaşan genç isyanlar. Uykusuz bir Derviş, konuşulan Berkin, usul usul Alevi türküleri… Şimdiki zamanın siyaseti, harareti ve bitimsiz deveranları…
 Anne kokusu, toprağın nemi, karbonatlı çay ve tütün kokusu, aşk kokusu; buhar, sabun ve ter kokusu… Yanık et, kan ve lağım… Arı Fısıltıları, dünyanın kokusunu anlatıyor.
Menekşe Toprak, yaşamın beyhudeliğini maharetle anlatırken arıların fısıltısına kulak kesiliyor. Duygun, öfkeli ve aşk dolu…

 

(Tanıtım Bülteninden)

₺20,40 KDV Dahil
₺25,50 KDV Dahil

“İçinde biriktirirsin bazen. Sonra katmer katmer üstüne yığılır biriktirdiklerin. Taşıyamaz hale gelirsin. Hele bir hücrede tek başınaysan, esirsen… Ya seni yer bitirir içindekiler ya da dökersin onları, eyleyerek, söyleyerek. Elinizdeki romanda da böylesi bir iç dökmenin sesi tınlıyor.

Bu kitabın en önemli özelliği yazılmış olmasıdır. Kendini toplumsal ve bireysel dertlerin dermanına adayan bir yiğit insanın, sıkıştırılmaya çalışıldığı iki metrekarelik bir zindan hücresine sığmamış olmasıdır. O hücreden taşanların, bütün engellere rağmen halkıyla buluşmuş olmasıdır. E, daha ne olsun? Kitabın ilk sayfasını açın, İdris kolunuza girecek ve sizi Diyarbekir'in surlarında, küçelerinde, sevdalarında ve kavgalarında eşsiz bir yolculuğa çıkaracaktır.

Gül ve Ciwan’ın aşkları ile Cengo’nun iç alemindeki çatışma gerçek bir savaşın acılı coğrafyasında iç içe geçerken, özlü bir sorgulamayı da ihmal etmeyen bu hikâyeden hepimize mesaj var

Eline, yüreğine sağlık kardeşim, arkadaşım, yoldaşım.”   

-Selahattin Demirtaş - 

 

“Galipler ile mağluplardan bahseden resmi tarih; dipte, derinde filizlenen direnme ve dayanışma gücünü ıskalar. İdris Baluken, bu romanında, üç yoldaşın öyküleri aracılığıyla işte bu direnme ve dayanışmanın bir yaşam tarzı olarak çiçeklendiğini duyuruyor bize. Aşksa olmazsa olmazıdır bu yaşamın. Keje Ana’yı ise hiç unutamayacağım galiba.” 

- Ahmet Telli - 

₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil

Zülfü Livaneli’den İstanbul’a ve onun yazarlarına, şairlerine saygı duruşu: Gölgeler

Karanlığın bütün gölgeleri yuttuğu bir İstanbul akşamı. Bütün sesler susmuş. Yalnızca gelip geçenlerin görmediği, duymadığı Gölgeler’in sesleri yankılanıyor sokaklarda. Son bir kez söylenen şarkı gibi, son bir kez yazılan şiir gibi, “son bakışta aşk”ta dile gelen sevda sözleri gibi… Gölgeler konuşuyorlar karanlıkta…

Fatih Sultan Mehmed, Mustafa Kemal Atatürk, Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin, Nâzım Hikmet, Yahya Kemal, Sabahattin Ali, Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Kemal Tahir, Orhan Veli, Ülkü Tamer, Ece Ayhan, Cemal Süreya ve Attilâ İlhan'ın gölgeleri...

Şiirin tapınağı önünde vecd halinde bekliyor İstanbul, ona yeniden hayat verecek son kelimeyi…

(Tanıtım Bülteninden)

₺30,00 KDV Dahil
₺40,00 KDV Dahil

Eski Fransız ordusu mensubu Antoine Berence, karısı Marianne ve kızı Ana’yla beraber yerleştiği Kanada’daki bir sahil kentinde emekliliğin tadını çıkarmaktadır. Ama dışarıdan huzurlu görünen bu tabloda tuhaf bir şeyler vardır: Mesela şehirde bir anda ortaya çıkan Arjantinli gençler kimin nesidir? Fransız ordusuyla beraber Cezayir’de bulunduğu yıllarda Berence tam olarak nasıl bir görev yapmıştır? Marianne’ın uzun zamandır içine gömüldüğü sessizliğin kaynağı nedir?

Kütüphanelerin ve okumanın büyüsü üzerine yapıtlarıyla tanıdığımız Alberto Manguel bu kez okurları Cezayir’den Fransa’ya, Kanada’dan Arjantin’e geniş bir coğrafyada dolaştıran bir hikâye anlatıyor. Yabancı Bir Ülkeden Haber Geldi, Avrupa’nın karanlık yüzüne bakmaktan çekinmeyen, kirli geçmişler ve bu geçmişlerle yüzleşmek hakkında sert bir roman.

(Tanıtım Bülteninden)

₺11,90 KDV Dahil
₺17,00 KDV Dahil

Edebiyatçının “gerçekçi olma mücadelesini vermesi” gerektiğini ileri süren Sabahattin Ali için edebiyatın amacı “insanlarda daha iyiye, daha güzele yükselmek arzusu uyandırmak”tır. Bu görüş doğrultusunda kaleme aldığı ve Türk edebiyatının akışını değiştiren romanlarında, gözlemlediği ve yaşadığı olayların tedirginliklerini, çelişkilerini, insanların bireysel yaşantılarının ardındaki toplumsal sorunları gerçekçi bir üslup ve okuru yakalamayı başaran samimi bir dille anlatır.

KUYUCAKLI YUSUF’ta bir Anadolu kasabasının gelişen ve değişen ekonomik ve toplumsal değerlerle biçimlenen yeni yaşamını, ruhsal yapısını sergilerken İÇİMİZDEKİ ŞEYTAN’da İkinci Dünya Savaşı öncesinde, üniversite, kültür ve sanat çevrelerindeki farklı siyasal ve toplumsal eğilimleri eleştirir. KÜRK MANTOLU MADONNA’da ise çekingen ve içine kapanık bir genç taşralının, memleketinden uzakta, Almanya’da yaşadığı tutkulu aşk hikâyesini konu edinir.

(Tanıtım Bülteninden)

₺20,30 KDV Dahil
₺29,00 KDV Dahil
“Wells’in hiçbir zaman hayal edemeyeceği Zaman Makinesi’nin ta kendisi.” –Brian Aldiss 

Nebula En İyi Kısa Roman Ödülü 

“KORKU OLMADAN DİN HAYATTA KALAMAZ.” 

Tolkien sonrası fantastik edebiyatın öncü ve en önemli yazarlarından olan Michael Moorcock yalnızca yarattığı efsanevi karakteri Elric’le değil, Yeni Dalga akımının yükselmesine sebep olan editörlüğüyle de türün kaderini doğrudan etkilemiş ender yazarlardan. Moorcock’ın kendi sınırlarını bile zorlayıp tabuları yerle bir ettiği bilimkurgu kitabı İşte İnsan ise Jungcu psikoloji temel alınarak yazılmış en cüretkâr zaman yolculuğu romanlarından biri. 

Kafası sorularla dolu, problemli bir genç olan Karl Glogauer, İsa Peygamber’in son aylarına tanıklık etmek için zaman makinesiyle 1970 yılından M.S. 29 yılına yolculuk eder. Kutsal Topraklar’da Vaftizci Yahya ile karşılaşan Glogauer, bu mucizelerle dolu bölgede Nasıra’ya ulaşmak ve İsa’yı bulmak için yola çıkar. 

İsa’yı bulduğunda ise hikâye oldukça çetrefilli bir hal alır zira bu tarihi figür, Nasıra’da bir marangoz dükkânının gölgelerinde saklanan ve değil peygamber olmak, hayatta kalmak için bile başkalarına ihtiyaç duyan bir insandır. Gelecekte vuku bulmuş geçmişinin peşini bırakmayan hayaletleriyle, insanlık tarihinin olması gerektiği gibi yaşanmasını sağlamak için harekete geçen Glogauer, hem yolculuğun sonuna hem de sorularının yanıtlarına adım adım yaklaşır. 

Tarih değişmesin diye tarihe müdahale etmenin bedeli nedir? Fikir mi gerçekliğin sebebidir yoksa gerçeklik mi fikrin? 

İşte İnsan, yanlış sorulara verilen doğru bir cevap.
₺12,00 KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil
₺37,50 KDV Dahil
₺50,00 KDV Dahil
Çok Gölgeli Bedenler Cumali Yılmaz'ın ikinci şiir kitabı. İlk kitabı Gökyüzüne Fırlatılan Pencere (2014) ile dikkatleri üzerine çeken şair dört yıllık bir aradan sonra yeni şiir kitabıyla okurlarına merhaba diyor. Kitaptan: 
Dedim acele etme 
Dedim zaten birazdan gelir beklenen ölüler 
Bir türlü gidememenin kırmızısından 
Ve şuradan ve buradan gelirler, çoğalırız 
Bir ayna kendini bir kadında süresiz parçalar 
Etrafa saçılır dudaklardan 
Nereye açıldığı bilinmeyen kapılar, çoğalırız
₺9,00 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil

Zülfü Livaneli’den İstanbul’a ve onun yazarlarına, şairlerine saygı duruşu: Gölgeler  

Karanlığın bütün gölgeleri yuttuğu bir İstanbul akşamı. Bütün sesler susmuş. Yalnızca gelip geçenlerin görmediği, duymadığı Gölgeler’in sesleri yankılanıyor sokaklarda. Son bir kez söylenen şarkı gibi, son bir kez yazılan şiir gibi, “son bakışta aşk”ta dile gelen sevda sözleri gibi… Gölgeler konuşuyorlar karanlıkta…  
Fatih Sultan Mehmed, Mustafa Kemal Atatürk, Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin, Nâzım Hikmet, Yahya Kemal, Sabahattin Ali, Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Kemal Tahir, Orhan Veli, Ülkü Tamer, Ece Ayhan, Cemal Süreya ve Attilâ İlhan'ın gölgeleri...  

Şiirin tapınağı önünde vecd halinde bekliyor İstanbul, ona yeniden hayat verecek  son kelimeyi…

₺21,75 KDV Dahil
₺29,00 KDV Dahil

Şiirin öyküye en yakıştığı, en çok yaklaştığı yerde Aşk vardır. Çünkü Aşk, kendi öyküsünü şiirle yazar. Şilan Avcı’nın kitabı, Aşk’ı anlatıyor; bir nehir öykünün içinden usulca akan şiirle… Başka Bir Hayatta, aslında bir şiirin; sonunda şiir olmuş iki insanın, iki aşığın öyküsü… Sınırların Aşk’a baskın çıkıp başka bir hayatı imkansız kıldığı yerde, coğrafya kendisini kutsar. Başka bir hayatta geçirilen koca bir ömür, yolun sonunda görülen hesap, coğrafyaya karşı kırgın bir öfke…

 

(Tanıtım Bülteninden)

₺9,75 KDV Dahil
₺13,00 KDV Dahil

Üç Yıl Çehov’un Rus edebiyatının büyük ustalarının mirasçısı ve güçlü bir yazar olarak kabul görmesini sağlayan yapıtlarından biridir. Yazar bu novellada evlilik kurumunu masaya yatırır. Evlilikte zamanın duyguları dönüştüren, kimi zaman da “sağaltan” etkisine; yıllar içinde paylaşılan deneyimlerin, birlikte göğüslenen felaketlerin “aşksız” başlayan evliliklerin bile ufkunda olgun sevgilerin belirmesine yol açabileceğine işaret eder. Moskovalı bir tüccar taşrada tanışıp, ilk görüşte âşık olduğu genç Yulia’ya evlenme teklif eder. Genç kız, çekicilikten nasibini almamış bu adamı önce reddetse de, başka bir damat adayı çıkmaz korkusuyla evlenmeye razı olur. Ancak bu tek taraflı aşk, nikâhtan sonra Moskova’da yeni hayatlarına başlayan çifti katlanılmaz acılara sürükleyecektir. Üç Yıl devrim öncesinde insan ilişkileri, bütün mücadeleleri ve hüsranlarıyla Moskova’daki hayatın da dokunaklı bir panoramasıdır aynı zamanda.

(Tanıtım Bülteninden)

₺7,00 KDV Dahil
₺10,00 KDV Dahil

Sezgi yeteneği yüksek ve meraklı okurlar için!

Erlenburg, 1390 yılı sonbaharı:

Kızıl yakut taşlı kitap çalındı! Acaba bunu kim yaptı? Kitabı manastıra Paul’un babası hediye etmiş olsa da, henüz birkaç haftadır manastırda öğrenci olan Paul, en kuvvetli şüpheliydi. Paul, bu sıkıntılı durumda arkadaşları Agnes, Jakob ve Hannes’ten yardım istedi. Ama gerçek hırsızı bulmak oldukça güç, çünkü manastıra giriş ve çıkışlar yasak. Orta Çağ dedektifleri bu nedenle sizin yardımınızı bekliyor…

(Tanıtım Bülteninden)

₺8,40 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil

HAYIT; 3 aylık kültür, sanat, edebiyat ve bilim dergisi…

Olabildiğince geniş ve zengin içeriklerle okuyucuyu sıkmadan (ama hafife de almadan) 3 ayda bir karşınızdayız.Her şey gibi bir gün ölecek post–modernizmin janjanlı yamalarından sakınarak; estetik bir bütünlük ve içeriksel bir özgürlüğün peşindeyiz.Ancak okurlarımızın çoğalması ve katkı sunmasıyla bu uğraşımızın karşılık bularak anlam kazanacağının da bilincindeyiz.

Sayımızda:• ATEŞ İLYAS BAŞSOY • CENGİZ BEKTAŞ •ADNAN ERKUŞ • RENAS KAYA • ROHAT YAŞAR

DR. AYŞEGÜL CANKAT• SİNEM KARABULUT • Ö. TALUY KOÇ • SEVİLAY BULUT • ÖZLEM KANAT SOYSAL•

EMİNE BOYNER KÜRŞAT • YURDAGÜL DÖL • DR. İLKER İNMEZ• O.L.T.T. ARAŞTIRMA GRUBU • ZELİHA GÜRSOY• SAATLERİ AYARLAMA ENSTİTİÜSÜ, AHMET HAMDİ TANPINAR • SERAP DELİORMAN • GALİP ÇAĞ

(Tanıtım Bülteninden)

Editör: Cemil Uludağ

₺7,50 KDV Dahil
₺10,00 KDV Dahil

Bir ülkenin tarihi ayrı ayrı herkesin tarihi olur.

Soner Sert Duvar’da görmezden gelinen insanların geçmişleri, bugünleri ve gelecekleriyle bir ülkenin karanlıkta kalan gündelik hayat tarihini anlatıyor.

Çevresel koşulların ve sistem baskısının tam odağına yerleşip, kalın duvarların altında ezilmeden yaşamaya ve kendi olarak kalmaya çalışan bireylerin umuduna, öfkesine ve hüznüne odaklanan Soner Sert, hayatın karşısında savunmasız kaldığının farkında olmayan karakterleri resmediyor. Gerçeklikle bağını koparmadan, güne ve güncele dair "bizden olanların" anlatıldığı öykülerde, hayatın ve sanatın göstergelerine sığınan anlatımıyla Duvar, acısı derinde olanın yüzeyde anlatılamayacağını ve anlaşılamayacağını göstererek en derine indiriyor okuru.

Parasızlıktan utanan babalar, çocukları için canını vermeye hazır anneler, varını yoğunu annesine feda eden evlatlar… Duvarı hem acıtan hem koruyan taraflarıyla ele alan Soner Sert zaman zaman önümüze dikilen, zaman zaman da dışarıdaki kötülüklerden koruyan duvarları anlatarak şiddetin en yakıcı ve keskin halinin yanı sıra eskide kalmış, unutulmaya yüz tutmuş fedakârlıklar ve adayışlarla da örülen iki ayrı “Duvar” inşa ediyor.

(Tanıtım Bülteninden)

₺11,25 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil

Arthur C. Clarke Ödülü Adayı Kirkus “Yılın En İyi 10 İlk Romanı”ndan biri

“Arthur C. Clarke’ın 2001’i ile bir Milan Kundera romanının birleşimi gibi olan, Philip K. Dick’inkilere benzer bir evrende geçen ve Kafka’nın Dönüşüm’üne selam vermekten geri durmayan, tuhaf biçimde ikna edici ve inanılmaz çekici bir roman.”

- Library Journal (Starred Review) -

“Bradbury, Lem ve Saint-Exupery’yi karıştırın, üzerine de bir tutam Kafka ekleyin… İşte karşınızda Çek göçmen Kalfar’dan söyleyecek çok sözü olan, keyifli bir ilk roman.” –Kirkus

“Kalfar’ın bu eğlenceli ilk romanı metafordan ziyade gerçekliği ve gerçekçiğiyle kendini öne çıkarmayı başarıyor.”

- Hari Kunzru -

Çocukken öksüz kalan, dede ve ninesinin Çek kırsalında büyüttüğü Jakub Procházka’ya, kendi halinde bir biliminsanıyken Çek Cumhuriyeti’nin ilk astronotu olması teklif edilir. Venüs’le Dünya arasında ortaya çıkan Chopra isimli bulut, gökyüzünü mora çevirmiştir. Yapacağı bu tek kişilik tehlikeli uçuş Jakub’a hem kahramanlık hayalinin gerçekleşmesi için hem de önceki rejimin muhbirlerinden olan babasının günahlarıyla yüzleşmesi için bir fırsat sunar. Bilinmeyene doğru yola çıkan Jakub, ardında hayatının aşkı Lenka’yı geride bırakmayı bile göze alır.

Derin Uzay’da yapayalnızken, Jakub bir hayal olabileceğinden şüphelendiği devasa uzaylı bir örümcekle karşılaşır. Zamanla yakın dost olan ikili zamanlarını sevginin, yaşamın ve ölümün doğası ile Nutella’nın lezizliği üzerine konuşarak geçirirler. Tüm bunlar Jakub’un görevini tamamlamasına, sağ salim Dünya’ya dönüp Lenka’yla ikinci bir şans elde etmesine yetecek midir?

Sürprizlerle dolu Bir Astronotun Sonsuz Yolculuğu galaksilerarası bir aşk, azim ve keşif seyahati.

(Tanıtım Bülteninden)

₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil

Bram Stoker En İyi Korku Romanı Ödülü Adayı

Shirley Jackson En İyi Korku Romanı Ödülü Adayı

“Stephen Graham Jones’un edebiyatçılığı en az bu kitap içerisindeki canavarlar kadar güçlü.”

- Josh Malerman - 

“Melezler ağzımı açık bıraktı. Hatta nefesimi kesti. Son derece zeki, özgün, heyecan verici, korkutucu ve bir o kadar da insani.”

- Paul Tremblay - 

“Çavdar Tarlasında Çocuklar’ın, müziklerini Warren Zevon’un yaptığı eski bir korku filmiyle birleşimi gibi.”

- Kirkus - 

Korku edebiyatının postmodern yazarı Stephen Graham Jones’tan hayatta kalmak, ait olmak, kimliğini bulmak üzerine yazılmış ve kurtadam literatürüne derin bir çentik atan eşsiz bir büyüme öyküsü.

Tıpkı ailesi gibi o da bir dışarlıklıydı. Zorluklara rağmen katlanılabilir hayatını teyzesi Libby ve dayısı Darren’la birlikte onları anlamayan ve istemeyen bir toplumdan uzakta geçirmek zorundaydı. Melezlerdi onlar, bulanık kanlılar, hiçbir yere ait olamayanlar. Vakti geldiğinde teyzesi ve dayısıyla yollarda geçen bir yaşamı mı yoksa onlardan uzakta, yolun kenarında kalan diğer insanlarla geçen bir yaşamı mı tercih edeceğine kendi karar verecekti. Zira onun da bir kurtadam olup olmadığı yakın zamanda belli olacaktı.

Melezler şimdiki zamanla geçmiş arasında mekik dokuyan ve bu sayede kendini ve dünyadaki yerini anlamaya çalışan bir çocuğun unutulmaz panoramasını gözler önüne seriyor.

Dönüşüm yaklaştı… Ama korkma, içindeki canavar dışarıdan daha ürkütücü değil.

 

(Tanıtım Bülteninden)

₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil

Arka Kapak Yazısı (Tanıtım Bülteninden)

İlk kitabı Şu Yağmur Bir Yağsa ile hem okurun hem de edebiyat çevrelerinin beğenisini kazanan Kâmil Erdem, Bir Kırık Segâh’ta da iz bırakan anların, gün yüzüne çıkmamış ruh hallerinin üstündeki perdeyi ustalıkla kaldırıyor. Nesneleri yalayan karanlığı, kalpten dudaklara bir türlü ulaşamayan sırları, hafızanın bastırılamayan seslerini betimlerken, sükûnetine gömülerek sıkıntılarını bir duvar misali ören insanları kendine has o derinlikli üslubuyla aktarırken belleklerde yer ediniyor.

Gündelik hayatın nobranlığına karşı nahif ama güçlü bir başkaldırıya kulak kabartıyoruz bir kez daha. Her şeye rağmen gülümsemeyi elden bırakmayan bir umutla…

₺10,50 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil

Georges Bataille’ın Lord Auch müstear adıyla 1928 yılında el altından yayınladığı Gözün Öyküsü, 20. yüzyıl edebiyat tarihinin en aykırı metinlerinden biridir. Sayısız değerlendirmeye konu olmuş, edebiyat eleştirisinden felsefeye, psikanalizden sinemaya farklı disiplinlerce ele alınmış bu metin, Battaile’ın estetik anlayışının dışavurumudur: Romaneskten ve psikolojik yorumlamadan arınmış kısa roman.

Çağrışımların büyüleyiciliğiyle ivme kazanan, provokatif hamleleriyle güçlenen ve sinemaya da uyarlanan bu erotika acının, şiddetin, ölümün ve cinselliğin kutsallığının iç içe geçtiği estetik, esrik ve “uygunsuz” bir başyapıt.

(Tanıtım Bülteninden)

₺10,50 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil

“Farklı seçimler farklı kaderler yazar.”

“Başkasında açtığımız yaralarla kendimizi iyileştirecek kadar acımasız ve bencildik aslında...”

Yaklaş biraz. Sana üç kadının hikâyesini anlatacağım. Biri olmadan diğerleri var olamayacak kadar yakın ve biri varken diğerlerini yaşatmayacak kadar uzak üç kadının hikâyesi bu. Ben anlattıkça sen onları sorgulayacaksın. Bazen çok kızacaksın yine de kendinden bir şeyler de bulacaksın.

Şimdi düşün!

Ne için savaşıyorsun hayatta?

Kaderine razı olanların tarafında mısın, yoksa olmak istediğin kişiyi var etmek için sınırları zorlayanların tarafında mı?

Ünlü olmak için neleri feda ederdin?

Aklınla mı alıyorsun kararlarını, yoksa vicdanınla mı?

Hiç yetim bir çocuğun gözlerinin içine baktın mı?

Korkularının üzerine mi gittin, yoksa onlardan kaçtın mı?

Peki, Tanrı’yı bir kez olsun sorguladın mı?

Kendini bulmak için ne kadar uzaklara gitmen gerekir?

Afrika ülkelerinde insanlar aç olmasına rağmen neden mutludur, hiç merak ettin mi?

Tüm hayatını geçmişini unutmaya adamak nasıl bir savaştır biliyor musun?

Aldatıldığını öğrensen terk etmeyi mi cesaret sayardın, yoksa kalmayı mı?

Karar ver. Sen hayatın neresindesin ve ne kadar ileri gidebilirsin?

Hep koşma, arada biraz soluklan. Hayatın akışını hisset. Bırak aklın üç karış havada olsun, beş karışa gerek yok; çünkü o üç karış bile tahmininden çok cesaret ister.

(Tanıtım Bülteninden)
₺21,75 KDV Dahil
₺29,00 KDV Dahil

Güvendiğime pişman değilim.

Herkes kendine yakışanı yaptı,

güvenmek bana yakıştı, layık olmamak da ona...

Güvendiği kadar yanılan, yanıldığı kadar canı yanan,

canı yandığı kadar insanlardan soğuyan,

insanlardan soğuduğu kadar yüreğini kapatan kim varsa bilsin ki kalbinin sesini duyan var.

Gökte uçan kuşun, yerin altındaki karıncanın rızkını veren,

kalbinin şifasını da ödülünü de şüphesiz verecek.

(Tanıtım Bülteninden)

₺14,25 KDV Dahil
₺19,00 KDV Dahil

Yazının hayata, hayatın yazıya tercümesi poetik, politik ve etiktir. Bu yüzden Zifir Olsun! zehir zıkkım olsun… 



“Yazan, yazdığı kadar ve yazmak istediği kadar yazmıştır; muhtemelen. 

Yazanın, anlaşılmaz, kapalı ya da muğlak bırakması, okura bir tür saygıdır; belki de.”

(Tanıtım Bülteninden)

₺9,00 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil
Pelin Batu 
Pelin Batu 1978’de doğdu. Marymount Lisesi’nden mezun olduktan sonra New York Üniversitesi’nde edebiyat ve drama okudu. Boğaziçi Üniversitesi tarih lisansını bitirdikten sonra yine aynı okulda Batı Dilleri ve Edebiyatı bölümünde master ve doktorasını tamamladı. Sinema kariyerine FerzanÖzpetek ile başladıktan sonra pek çok filmde oynadı. İlk kitabı Glass/Cam 2003 yılında Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı. Bunu 2009’da ikinci şiir kitabı TheBook of Winds/RüzgârlarKitabı takip etti. 2013 yılında üçüncü şiir ve eskiz kitabı Resim Defteri yayımlandı. Belgesellerde görev aldı ve çeşitli televizyon programları hazırladı. Gazetelerde köşe yazarlığı yaptı ve Roll, Atlas Tarih gibi dergilerde yazı yazdı. Pek çok sivil toplum örgütüyle çalışıp Anadolu’da projeler yapmaktadır.
₺22,12 KDV Dahil
₺29,50 KDV Dahil
Pelin Batu 
Pelin Batu 1978’de doğdu. Marymount Lisesi’nden mezun olduktan sonra New York Üniversitesi’nde edebiyat ve drama okudu. Boğaziçi Üniversitesi tarih lisansını bitirdikten sonra yine aynı okulda Batı Dilleri ve Edebiyatı bölümünde master ve doktorasını tamamladı. Sinema kariyerine FerzanÖzpetek ile başladıktan sonra pek çok filmde oynadı. İlk kitabı Glass/Cam 2003 yılında Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı. Bunu 2009’da ikinci şiir kitabı TheBook of Winds/RüzgârlarKitabı takip etti. 2013 yılında üçüncü şiir ve eskiz kitabı Resim Defteri yayımlandı. Belgesellerde görev aldı ve çeşitli televizyon programları hazırladı. Gazetelerde köşe yazarlığı yaptı ve Roll, Atlas Tarih gibi dergilerde yazı yazdı. Pek çok sivil toplum örgütüyle çalışıp Anadolu’da projeler yapmaktadır.
₺22,12 KDV Dahil
₺29,50 KDV Dahil
Pelin Batu 
Pelin Batu 1978’de doğdu. Marymount Lisesi’nden mezun olduktan sonra New York Üniversitesi’nde edebiyat ve drama okudu. Boğaziçi Üniversitesi tarih lisansını bitirdikten sonra yine aynı okulda Batı Dilleri ve Edebiyatı bölümünde master ve doktorasını tamamladı. Sinema kariyerine FerzanÖzpetek ile başladıktan sonra pek çok filmde oynadı. İlk kitabı Glass/Cam 2003 yılında Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı. Bunu 2009’da ikinci şiir kitabı TheBook of Winds/RüzgârlarKitabı takip etti. 2013 yılında üçüncü şiir ve eskiz kitabı Resim Defteri yayımlandı. Belgesellerde görev aldı ve çeşitli televizyon programları hazırladı. Gazetelerde köşe yazarlığı yaptı ve Roll, Atlas Tarih gibi dergilerde yazı yazdı. Pek çok sivil toplum örgütüyle çalışıp Anadolu’da projeler yapmaktadır.
₺22,12 KDV Dahil
₺29,50 KDV Dahil

Pelin Batu 
Pelin Batu 1978’de doğdu. Marymount Lisesi’nden mezun olduktan sonra New York Üniversitesi’nde edebiyat ve drama okudu. Boğaziçi Üniversitesi tarih lisansını bitirdikten sonra yine aynı okulda Batı Dilleri ve Edebiyatı bölümünde master ve doktorasını tamamladı. Sinema kariyerine FerzanÖzpetek ile başladıktan sonra pek çok filmde oynadı. İlk kitabı Glass/Cam 2003 yılında Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı. Bunu 2009’da ikinci şiir kitabı TheBook of Winds/RüzgârlarKitabı takip etti. 2013 yılında üçüncü şiir ve eskiz kitabı Resim Defteri yayımlandı. Belgesellerde görev aldı ve çeşitli televizyon programları hazırladı. Gazetelerde köşe yazarlığı yaptı ve Roll, Atlas Tarih gibi dergilerde yazı yazdı. Pek çok sivil toplum örgütüyle çalışıp Anadolu’da projeler yapmaktadır.

₺22,12 KDV Dahil
₺29,50 KDV Dahil
LARA JEAN VE PETER’IN DÜZELTİLMİŞ SÖZLEŞMESİ  


 PETER HAFTADA BİR KEZ LARA JEAN’E MEKTUP YAZACAK. ELLE YAZILMIŞ MEKTUP, E-POSTA DEĞİL.  

LARA JEAN, PETER’I HER GÜN ARAYACAK. TERCİHEN YATMADAN ÖNCE GÜNÜN SON KONUŞMASI OLACAK.  

LARA JEAN, SEÇTİĞİ BİR DUVARA PETER’IN FOTOĞRAFINI ASACAK.  

PETER KUPÜR ALBÜMÜNÜ MASASININ ÜZERİNDE TUTACAK Kİ KENDİSİYLE İLGİLENEN BİRİ OLURSA SEVGİLİSİ OLDUĞU GÖRÜLSÜN.  

PETER VE LARA JEAN BİRBİRLERİNE HER ZAMAN DOĞRUYU SÖYLEYECEKLER, ZOR OLSA DA.  

PETER, LARA JEAN’İ HER ZAMAN TÜM KALBİYLE SEVECEK.  

“Tatlı ve komik.”  
 Entertainment Weekly  

“Han’ın hikâyesi zamanın ötesinde. Sonuyla hayranlarını memnun edecek tatlı bir aşk hikâyesi.”  
VOYA  


 LARA JEAN’İN 
OKULDAKİ SON YILI TEK KELİMEYLE HARİKA!  


Üstelik sabırsızlıkla beklediği daha pek çok şey var: New York’a yapılacak sınıf gezisi, erkek arkadaşı Peter’la gideceği okul balosu, mezuniyetten sonraki Plaj Haftası ve babasının düğünü. Sonrasındaysa Peter’la üniversiteye gidecektir, hem de hafta sonları eve gelip çikolatalı kurabiye yapabileceği kadar yakın bir üniversiteye.  
Genç kız hayatın daha iyi olamayacağını düşünür, ta ki bazı beklenmedik haberler alana dek.  
Değişimden korkan Lara Jean tüm planlarını baştan yapmak zorunda kalacaktır… Ancak kalbiniz ile aklınız farklı şeyler söylüyorsa hangisini dinlemelisiniz?
₺38,42 KDV Dahil
₺49,90 KDV Dahil
Kırık Burunlu Adam, Balzac Anıtı, Tunç Çağı, Öpücük, Calais Burjuvaları, Adem, Havva, Düşünen Adam... bunlar 19. yüzyılın en büyük isimlerinden Auguste Rodin’i özetleyen birkaç başyapıt olduğu kadar, büyük ustanın tamamlayamadığı ancak ölümünden sonra bronza dökülen opus magnumu Cehennem Kapısı’na giden yolun önemli durakları. 

Yaşamı boyunca bir taraftan büyük iltifat görüp aynı zamanda büyük tartışmalara sebep olan Rodin, kimi dergilere yazdığı yazılarda ve dönemin önemli adlarından Henri Dujardin-Beaumetz ile yaptığı görüşmelerde hem kendini var eden kavramları ve sanata olan yaklaşımını anlatıyor hem de tüm sanatçılara hak bildiği yolda nasıl ilerlemeleri gerektiğini gösteriyor. 

Elinizdeki kitap, doğayı kendine usta bellemiş bir sanatçının, sanatına ve hayata nasıl bir kararlılıkla yaklaştığını kendi sözleriyle ortaya koyuyor.
₺20,63 KDV Dahil
₺27,50 KDV Dahil
Aşk Şiirleri Antolojisi 
Mavi geçti... 
Öyle bir yazdı ki 
Sanki gökyüzünde oturuyorduk 
Seni öpmek gökyüzünü öpmek gibi 
Mavi bir şeydi 

Üzgün Kediler Gazeli 
o bir çay istemişti, trenin içinde 
biz tren yolcusuyduk, çölün içinde 
ben yalnız kalmıştım, senin içinde 
oysa kaç kişinin yerine sevmiştim seni! 
aşkı geçtik, gözlerini açabilirsin 

Keder Gibi Ödünç 
Keder gibi ödünç 
kahkaha gibi karanlık 
neş'e gibi yapraksız 
ve kasaba gibi akşamsız 
bu şiir peşimden 
bir başkası gibi geldi 

Zarf 
Bazı mektuplarsa boş yere 'zarf edilir' 
aşklar 'sarf edildikten' sonra, 
kelimeler toplanıp 'zarf edilirse' 
O mektup ne yazar ki 

Ölüm Bir Skandal 
Ben, Haydar Ergülen çocukluk, aşk, yokluk ve ölümden dört kitaba heves ettim ve ölümden başladım hiç istemeden hevesimi de aldım dersimi de aldım cinayet sürerken ölümü savunabilirim sandım ne iyilik var bu kitapta ne de iyi bir şiir hayat da ölüm de artık kötülüğe dair kelimeler kullanmadan yazılamazmış meğer sonunda anladım ve ilk kez bir kitabımı "Hiç kimseye hiçbir zaman" sözleriyle adadım böylece ölümün skandal olduğu bir çağda tuttum, hayatımın en kötü kitabını yazdım, evet, cinayeti bundan daha kötü anlatamazdım! 

Nar 
Kış büyük geliyor nara gidelim 
soğudu günlerin yüzü nara gidelim 
narın bir diyeceği olur da bize 
açılır yazdan binbir sıcak söz 
dilimiz kurudu burdan nara gidelim 
narın bir evi var pek kalabalık 
keşke biz de otursaydık orada 
ev büyük geliyor şimdi her oda 
bir ayrılık, çocuklar kapalı kutu, 
bahçeler dağınık: Bir salkım üzümü 
paylaşırken nasıl da bağ bahçe arkadaştık, 
meğer yapraklarından soymaya başlamış 
bahçeyi hırsız, bağ çıplak kalmış!
₺57,75 KDV Dahil
₺77,00 KDV Dahil
₺156,00 KDV Dahil
₺208,00 KDV Dahil
%25 İndirim
%25İndirim
Ücretsiz Kargo
Barcelona’da bir yatılı okulda okuyan 15 yaşındaki Óscar Drai bir anda ortadan kaybolur. Yedi gün yedi gece boyunca Óscar’dan hiç haber alınamaz. 

Óscar şehrin eski bir mahallesini keşfederken tuhaf bir kızla tanışır. Kızın adı Marina’dır. Onu bir mezarlığa götürür. Birlikte her ayın son pazar günü yapılan bir ayini izlemeye koyulurlar. Sabah saat tam onda, siyah kadife pelerinli bir kadın, arabadan inerek isimsiz bir mezarın üzerine tek bir gül bırakır. 

Óscar ile Marina kadını takip ederler. Ve böylece, şehrin sokaklarının altındaki gizemli labirentte, dehşet dolu bir hikâye sarmalı içinde bekleyen karanlık sır perdesi aralanır. 

Rüzgârın Gölgesi ve Meleğin Oyunu gibi uluslararası çoksatan romanlarıyla İspanya’nın yaşayan en tanınmış yazarlarının başında gelen Carlos Ruiz Zafón’dan kült bir genç yetişkin romanı.
₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
Odamda Yolculuk 
Dünyanın gizli saklı köşelerini, cennet mekânlarını ve zorlu güzergâhlarını dolaşan yolcuları şaşırtacak, genellikle küçümsenen ve göz ardı edilen bir coğrafyanın ilk gezi rehberini yazmıştır Xavier de Maistre: Odamda Yolculuk. Çevresi otuz altı adımdan ibaret 'kocaman' odasında kırk iki günlük zorunlu bir hapse mahkûm edilen 18. yüzyıl sonu yazarlarından Xavier de Maistre, tutsaklığını ironik bir özgürlük metnine dönüştürmeyi becererek edebiyat tarihine geçmiştir. Kendisini kısıtlayan dış koşullara inat, insanın kendi bedeniyle ruhunu birbirinden ayrıştırmasının mümkün olduğunu öne sürer Maistre; ruhunu istediği her yere, görmeyi arzuladığı her türlü güzelliğe gönderebilmekle birlikte, bedeninin bu yolculukta karşılaştığı yataktan koltuğa, masadan duvarlarda asılı tablolara kadar odanın topografyasını da ayrıntılı biçimde anlatmaktan geri kalmaz. 

Katip Bartleby 
"Yapmamayı tercih ederim." On dokuzuncu yüzyıl ortalarında, Wall Street'teki bir hukuk bürosunda çalışan az rastlanır kişilikteki bir kâtibin ağzından çıkan ve onun hayat felsefesini dile getiren bu ünlü cümle, o günden beri tekrarlanıp duruyor. Kâtip Bartleby, kendisine verilen görevleri yapmamayı tercih ettiğini söyleyerek çalışmanın sınırlarını pasif direnişle çizen bir öncü. İşini son derece kusursuz yapsa da günün birinde 'çalışmamayı tercih eden' Bartleby, hukuk bürosunun sahibi avukatın ağzından anlatılıyor. Kâtibinin inadıyla başa çıkamayan avukat, kapitalizmin kalesinde, devasa binaların duvarlarına bakan masasında, sadece çalışmayı değil yaşamayı da durduran, hiçbir işe yaramayan bu adamdan kurtulmak ister, sonunda akıl ve mantık dışı bir çözüme yönelir. Bartleby'nin hikâyesi, bireyin toplum kurallarına karşı tavrını yansıttığı kadar özgür irade ve determinizm konularına da bir pencere açıyor. Kendini dünyadan soyutlayan, özgürlüğünden taviz vermeyen Bartleby canının istemediği hiçbir şeyi yapmazken kâtibinin çalışmaması karşısında ona hem acıyan hem de öfkelenen avukatın bu direnişe gerekli tepkiyi göstermemesi şaşırtıcı ve düşündürücü. 

Ceza Sömürgesi 
Franz Kafka'nın suç ve ceza arasındaki ilişkiye farklı bir bakış açısı getiren Ceza Sömürgesi, İlknur Özdemir'in yeni çevirisiyle. Adı verilmeyen bir adada, acımasız bir zekâyla kurgulanmış bir mekanizmanın, suçlu ya da suçsuz olmasına bakılmaksızın mahkûm kılınmış insanları burokratik bir katılıkla ve doğal kabul edilen bir yaklaşımla "cezalandırdığı" bir tören. Bir yanda duygusal açıdan olaya mesafeli duran, suskun kalan 'tanık' gezgin, öbur yanda yasama, yurutme ve yargı yetkilerini kendinde toplamış ve bu sorumluluğu kendini kurban etme derecesine vardıran subay. İkisi arasındaki tezat, edilgenlik/etkenlik, kuşku/inanç, akıl/duygu gibi zıt kavramları mercek altına alıyor ve bunları gerçeklikle baş etmenin karşıt olasılıkları olarak okura sunuyor. 

Tembellik Hakkı 
Damadı olduğu Marx'tan ve Proudhon'dan etkilenmiş sıradışı Fransız Marksisti Paul Lafargue'ın zamana meydan okuyan manifesto niteliğindeki metni Tembellik Hakkı, kapitalizmin vahşi çalışma koşullarına olduğu kadar, çalışmaya övgüler düzen 20. yüzyılın Marksist klişelerine de erkenden savaş açmış bir eserdir. Bu kısa ve özlü metin, bir aylaklık övgüsünden ziyade, egemen liberal amentünün beyinleri istilasına karşı bir uyarıdır. Tarihsel bakımdan son derece zengin bu klasik metin, 19. yüzyılın kolektif zihin yapılarını analiz eden toplumsal, ekonomik ve entelektüel bir monografi sunarken, içinde bulunduğumuz 21. yüzyılda da güncelliğini korumayı başarmaktadır. Makineleşme sayesinde çalışma süresinin kısaltılabileceği, boş zamanın arttırılabileceği yönündeki Lafargue'ın görüşü, üzerinden geçen yaklaşık bir buçuk asra rağmen, çalışma ve tüketme mitlerinin egemenliğinin iyice pekiştiği, "hayat"a daha az yer kalan günümüz dünyasında hâlâ bir talep olarak yerini korumaktadır... 

Satranç 
Mart 1938'de, Almanya'nın Avusturya'yı ilhak etmesinden sonra Gestapo, pek çok manastırın malvarlığını yöneten Viyanalı ünlü avukat Dr. B.'y
₺61,50 KDV Dahil
₺82,00 KDV Dahil
Hikâye, Antalya’nın Kaş ilçesinin Beymelek köyünde yaşayan fakir köylü Karabibik’in günlük yaşantısını, çevresini, sıkıntılarını ele alır. Nâbizade, Karabibik’te konu, hikâye tekniğinde ve Osmanlı yazınında o güne kadar görülmemiş yenilikler yapmıştır. Karabibik’in en önemli tarafı Anadolu köylüsünün hayatında kesitler vermesidir. Eserde köy hayatı tam bir gerçeklikle yansıtılır. Öyle ki konuşmalar bile köylü ağzıyla verilmiştir. Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatında köy konusunun işlendiği romanlarda köylünün fakirliği, derinlikli ve kapsamlı bir şekilde nasıl değerlendiriliyorsa Karabibik’te de bu fakirlik, borç batağı Nâbizâde Nâzım tarafından benzer şekilde işlenmiştir.
₺7,50 KDV Dahil
₺10,00 KDV Dahil
Vicdanım yüzünden kanun kaçağı değildim. Ben gerçekten de suçluydum. 
İngiliz bir aristokrat, bir Avrupa ülkesinin diktatörüne karşı suikast planlar. Fakat son anda başarısız olunca acımasız işkencecilerin eline geçer. Ona, ustalıkla planlanmış diplomatik bir ölüm hazırlarlar ama işler kontrolden çıkınca, aristokrat ellerinden kurtulur. Fakat aradığı güvenliği İngiltere’de dahi bulamaz. Aristokratın, peşindekilerden kurtulmak için her türlü statüyü ve medeniyeti ardında bırakması gerekecektir. 

Çünkü avcı artık bir av hâline gelmiştir… 



“Sıfır Teorisi hak ettiği şekilde, klasikler arasında yerini almış durumda. Heyecanlı bir hikâye... John Buchan’ın hikâyelerini anımsatıyor.” 
– Mail on Sunday (UK) 


“Sıfır Teorisi, heyecanından ve sürükleyiciliğinden hiçbir şey kaybetmeden ilerliyor. Onu 1939’da popüler yapan dönemin güncel ruhunu hâlâ korumakta; sebep ise bu kitabın zekice kurgulanmış atmosferinin ve dilindeki hiç eskimeyen canlılığın yanı sıra, olağanüstü senaryosunun da temelinde yatıyor.” 
– The Times 


“Acımasız bir diktatörün ajanları tarafından kovalanan bir adamın heyecan verici macera örgüsü…” 
–The Financial Times 


“Gerilim türünde bir klasik.” 
– Los Angeles Times
₺16,50 KDV Dahil
₺22,00 KDV Dahil
“…bu düşleyiş, olmayan bir dünyaya biteviye yapılan bu seyahatler, artık gerçek hayatın yerini alan bir yaşayış, aynen mehtap ışığında parlayan suları zümrüt bir ayna, o suya elini daldırdığında parmaklarının ucundan damlayan taneleri ise o zümrütten kesilmiş birer mücevher zannedip de tutmaya çalışan hayalperestin beyhude çırpınışı misali bir kayboluş olmuştu. Ben ise ellerimle sebebiyet verdiğim bu mahvoluşun şimdi acılı bir seyircisi olmaktan öteye gidemeyen bir hiçtim işte. Bir hiç, muğlak, titrek bir hayalet, soluk bir gölge.” 

Hodbinler… Bir hayalde yaşayıp ölecek olsalar bile hayalden de, hayattan da zevk alamayanlar, nereye baksa kendini görenler, o hüzünlü mağrurlar… 

Türkçe edebiyatın zengin mirası üzerine kurulmuş mükellef bir sofra, gülünesi bir sürükleniş, acıklı bir parodi, bir aşk, ihtiras ve ihanet nümayişi... Üslubu kaybettiğimiz bir zamandan, o zamana ait hayatlardan akseden bir tebessüm, lisanı eski güzel günlerin lisanına istihza dolu bir gönderme. 

Hodbinler, dil zenginliği, kurgusu ve her satırına sinmiş hicviyle okuru büyüleyecek. Ustalığını daha ilk romanında ortaya koyan Saruhan Doğan, Türk romanında iddialı bir sayfa açıyor!
₺19,50 KDV Dahil
₺26,00 KDV Dahil
“Kaba. Cahil. Yeterince tatlı, yeterince çekici ama asla bir kahraman ya da her şeyiyle soylu ve her şeyi bilen bir erkek değil. Biraz aptal, bilirsin. Biraz özürlü. Biraz salak. Ama hâlâ ateşli, bazen çekici ama eğer gerçeği söylemek gerekirse, ruhunda hâlâ bir parça memurluk olan biri ve sonra, evli olsun olmasın –her ne kadar evlilik işleri hızlandırıyorsa da– Rodolphe olan ve Leon’a dönüşen kişilik artık Bovary hâlini alır. Kilo almıştır. Dişlerini diliyle temizler. Çorbasını höpürdeterek içer. Hantaldır, cahildir, kabadır, ona arkasından bile bakmaya tahammül edemezsin. Başlangıçta sinirlerini ayağa kaldırır, sonunda seni deliye çevirir. Seni sıkıcı varlığından kurtaracak olan prensin, artık sıkıcılığın tam ortasında miskince oturmaktadır. Bön bön. Ve sonra felaket. Şu ya da bu şekilde, her ne iş yapıyorsa bir güzel üzerine sıçar. Tıpkı Hippolyte’li zavallı Charles gibi. Ayaktaki bir iltihap gibidir ve adamı kangren eder. Bir zamanların mükemmel erkeği artık bir fiyaskodur. Onu öldürebilirsin. Gerçekler, hayalleri mağlup etmiştir.” 


Philip Roth
₺14,25 KDV Dahil
₺19,00 KDV Dahil
Nasreddin Hoca 15. yüzyıldan itibaren yazılı kaynaklara geçmiş bir ulu kişi… Nükteye, latifeye düşkün insanımızın çağdan çağa, dönemden döneme değişse de çok farklı kaynaklardan beslenmiş büyük bir “Nasreddin Hoca Fıkraları Külliyatı” oluşturduğu, bu külliyatı küçük bir kartopu gibi eskilerden bugünlere yuvarlaya yuvarlaya büyüttüğü, bir çığ haline getirip geliştirmeye, beslemeye devam ettiği de bir gerçek. 
Dr. Mustafa Duman’ın uzun yıllar sürdürdüğü çalışmalar sonucunda hazırladığı Nasreddin Hoca ve 1616 Fıkrası adlı bu kaynak kitapta, Nasreddin Hoca hakkında en yeni bilgiler, yeni tespitler, kaynakları ve çeşitlemeleriyle 40 halktan ve 40 dilden derlenmiş, ona bağlı olarak anlatılan 1616 fıkra yer alıyor. 

Kitabın ilk bölümünde Nasreddin Hoca konusundaki bilgi ve belgeler inceleniyor,  fıkralarının yayılma alanları gösteriliyor, onun bazı fıkralarının sonradan Arap fıkra kahramanı Cuha'ya nasıl bağlandığı, bazı fıkralarının Binbir Gece Masalları'na nasıl girdiği belgeleriyle gösteriliyor. Kitabın fıkraları içeren bölümünde ilk olarak, 15. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar tarihlenen otuzdan fazla yazma kitaptan alınan 489 Nasreddin Hoca fıkrası yer alıyor. Basma Nasreddin Hoca kitaplarının prototipi olan Menâkıb-ı Nasreddin Efendi adlı yazmanın tamamı da burada yer alıyor. Fıkraların ikinci bölümünde ise, sözlü ve yazılı kaynaklardan derlenen toplam 1127 fıkraya yer veriliyor. 
Şakacılığı, hazırcevaplığı ve keskin zekâsıyla Türk dünyasının ortak fıkra tipi olan Nasreddin Hoca, Türkiye'de ve dünyada en çok Nasreddin Hoca fıkrası içeren bu değerli çalışmayla bir kez daha gün ışığına çıkıyor. 

“Nasreddin Hoca ve 1616 Fıkrası, kendisinden yararlanacaklara, belli bir birikime, hatırı sayılır bir deneyime, biraz da iyi niyete sahip iseler, çok şey verecek, Nasreddin Hoca konusunda artık eskisinden daha fazla şeyler bilmemizin gerekli olduğunu gösterecek, istersek bizi daha büyük zenginlikleri keşfetmeye zorlayacaktır.” 
M. Sabri Koz
₺52,50 KDV Dahil
₺70,00 KDV Dahil
Vatandaş Berzinš, bir taraftan eski bir oyunu her yönüyle güncellerken 
diğer taraftan keskin bir ironiyle bürokrasinin mıcır dolu çıkmaz 
yollarını makaraya sarıyor. 
Hakkı Kurtuluş, Melik Saraçoğlu ve 
Deniz Arslan her sayfasında sarmalı daha da genişleyen bir kolektif oyuna imza atıyor.
₺11,25 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil
Orada merhamet varmış, burada acı 
Kanlı yazılıp şanlı okunan tarih sayfaları 
Kuzeyi, güneyi, doğusu ve batısı dünyanın 
Atlasa işlenmemiş yeryüzü sayhaları 
Yeni bir çağın doğum sancıları 
İçlenmiş çocukların masumiyet şarkıları… 
Şimdi biz ordularız vuruşuruz kana kan 
Şimdi biz aşıklarız sevişiriz cana can 
Şimdi biz İbrahimiz, İsmailiz, Hüseyiniz ve Yezid 
Uzak Asya, Orta Doğu, Anadolu 
Dersim, Madımak, Başbağlar, Dandanakan.
₺7,50 KDV Dahil
₺10,00 KDV Dahil
Kuzey Kayahan Saran'ın ilk öykü kitabı İki Ayaklı Hüzün. Zamana ve anılara dokunan, bazen sokaklarda gezdiren, bazen uzak bir gölgeyi arayan, ruhu derinlere sürükleyen, bir düşten kopup kıyıya vuran öyküler... 

“Bir şey havalandı gökyüzüne, gördüm. Bakışlarındaki sevgi döküldü. Beni görmedi. Yığıldı yere. Karanlığı çığlığımla yırtmak istedim, olmadı. Köpekler, şeytanı görmüş gibi uluyorlardı.”
₺10,50 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil
₺33,75 KDV Dahil
₺45,00 KDV Dahil
6 Mayıs 1941 tarihinde Erzincan'ın Tercan ilçesinin Mantarlı köyünde doğan Hüseyin Bulut, genç yaşlarında şiirlerini yazmaya başlamıştır. 60 yıllık evliliğinin ardından, bu kitabı tüm sevdiklerine hatıra olarak ithaf etmiştir. 

GÜZEL KÖYÜM 

Küçükken senden kuzular otardım 
Şimdi uzağım senden güzel köyüm 
Dedem babam hep sende yaşadılar 
Hatıralarla dolusun sen güzel köyüm 

Sanma ki ben her an özlemem seni 
Her bir anıların ağlatır beni 
Gördüm ki yıkılmış köyün her yanın 
Gene sana geleceğim ey güzel köyüm 
İnan ki sana kızarak göçmedim 
Yoksulluktan kurtulmaktı amacım 
Çokça gezdim koca bu Avrupa’yı 
Senin güzelliğini bulamadım köyüm 

Bulut’um yüreğim çok çok yaralı 
Gezip dolaşmamda belidir halı 
Sana bakmasa da muhtar ve vali 
Bir gün sana geleceğim güzel Köyüm 

10.05.2002
₺14,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
HİKÂYE BİR TRENDE BAŞLIYOR…  

Yıl 1956. Dünyayı Üçüncü Reich ve Japon İmparatorluğu yönetmektedir. Büyük Zaferi anmak için yönettikleri iki kıtayı da kapsayan bir motosiklet yarışı düzenlenir. Ödülse artık halkın arasına karışmayan Adolf Hitler’i, Tokyo’daki Zafer Balosu’nda görebilme şansıdır.  

Eski bir toplama kampı tutsağı olan Yael çok fazla acıya tanık olmuştur ve kaybettiği sevdiklerini her zaman hatırlamak için koluna beş kurt dövmesi yaptırmıştır. Direniş ona tek bir görev verir: Yarışı kazan ve Hitler’i öldür. Görünüşünü değiştirebilme yeteneğiyle Yael, önceki senenin tek kadın yarışmacısı Adele Wolfe’nin yerini almalıdır. Yael diğer yarışmacılarla yakınlaştıkça kimliğini koruması ve görevine sadık kalması için gerektiği kadar acımasız olabilecek mi?  

“Çılgınca ve güzel, heyecanlı ve etkileyici. Bayıldım! Devamını iple çekiyorum.” 
The New York Times çoksatan yazarı Laini Taylor
₺30,72 KDV Dahil
₺39,90 KDV Dahil
Yazma meselesini sürekli sorgulayan her yazar, hele durağanlığın bittiği, yerin yerinden oynadığı şu dünyada, elbette birtakım sıçramalar yapacaktır. Artık yazının bir değeri kalıp kalmadığını da sorgulayabiliriz. Ama şu aşamada, yazı sürdükçe demek istiyorum, bir evin bir köşesinde ‘huzur içinde bunamaya terkedilmek’e boyun eğemiyorum. İçinde yaşadığım zaman çok karmaşık, kaotik. Bu durumda nasıl huzur içinde ölebilirim ki? 

Başka Karşılaşmalar, Adalet Ağaoğlu’nun deneme, değini ve söyleşilerinden oluşan bir derleme. Karşılaşmalar’da olduğu gibi, yazar yine okurunu karşılıyor bu kitapta. Ancak bu kez başka kentlerde “karşılaşıyor”, müzeleri ve sergileri geziyor, radyo ve tiyatro kulislerinden geçiyor, sinemaya uğruyor, çeşitli objelere dokunuyor. Başka Karşılaşmalar’da Ağaoğlu, başka karşı duruşlar sergiliyor.
₺18,00 KDV Dahil
₺24,00 KDV Dahil
Cumhuriyetin ilk opera sanatçılarından Semiha Berksoy ve hayat hikâyesiyle Türk resim sanatının en “trajik” adlarından Fikret Muallâ. 
1930’ların İstanbul’unda başlayan ve âşıkları kıskandıracak yakınlıktaki dostluk, Fikret Muallâ’nın bir daha dönmemecesine gittiği Fransa’da samimiyetini ve yakınlığını hiç yitirmeden mektuplarla devam eder. Ta ki Muallâ’nın ölümüne kadar… 
Semiha Berksoy’un hayattayken bir araya getirdiği malzemelerden oluşan İki Aykırının Mektupları, bu iki çizgidışı insanı mektuplarında buluşturuyor.
₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil
“Sesler… Bu sesler Abdullah’ı deli edecekti. Bomba atıldığında bir şey görmüyorlardı ama o sesler, onlar yok mu… 
“Sesler… Tarifi zor ve imkânsız seslerdi. Filmlerde tank, top sesi olur ya… öyle değil, çok farklı, çok korkunç sesler. O sesin içinde her şey vardı, yıkım vardı, ölüm vardı.” 

O SESLER bombardıman altındaki bir şehri, Diyarbakır’ı anlatıyor. Hikâye, yüz gün boyunca Sur’un bombalanmasının ve Sur’da yaşanan çatışmaların şehri nasıl etkilediğine, bombardıman altındaki şehirde gündelik yaşamın nasıl aktığına, farklı kesimlerin bu dehşeti nasıl deneyimlediğine odaklanıyor. Yoksul mahallelerde, okullarda, hastanelerde, pazarda, sokak aralarında, korunaklı sitelerde, camilerin içinde... 

Yazar, bomba seslerinin altında şehri dolaşırken hem ülkenin batısında hem de bölgede ön plana çıkan değerlendirmelerle de bir hesaplaşma içine giriyor. Şehrin farklı kesimlerinden gelen insanların çatışmalar sırasındaki yaşam pratiklerine yönelerek şablonları, klişeleri, yargıları, aşağılamaları ve yüceltmeleri… aşmaya girişiyor.
₺14,25 KDV Dahil
₺19,00 KDV Dahil
Huzur Bozan Nasreddin 1943, 1946 ve 1959 yıllarında sinemaya uyarlandı; Rus-Sovyet klasikleri arasındadır ve yıllardır Rusya’da ortaokul ve liselerde Dostoyevski, Tolstoy, Gogol, Turgenyev, Çehov, Gorki gibi isimlerin klasikleriyle bir arada okunması tavsiye edilmektedir. Daha çok fıkralarıyla günümüze gelmiş Nasreddin Hoca’nın bir solukta ve keyifle okunacak bu romanı sizi kâh güldürecek, kâh heyecanlandıracak, kâh da düşündürecek... 
Kimdir Nasreddin Hoca? Gerçekten ülkenin ve insanlarının huzurunu mu bozar yoksa hükümdarların ve hükümdar takımlarının korkulu rüyası mı olur? Onun en büyük düşü, diyordu Solovyov, tüm insanların açgözlülük, kıskançlık, düzenbazlık ve kötülük nedir bilmeden kardeş gibi yaşayabilecekleri, kötü günlerinde birbirlerine yardım edecekleri bir dünya... Fakat o, insanların yanlış yaşadıklarını, birbirlerine baskı yaptıklarını, birbirlerini köleleştirdiklerini ve ruhlarını türlü türlü iğrençliklerle lekelediklerini üzülerek görüyordu. Dünyanın dört bir köşesinde ölüm fermanı çoktan yazılmıştı Nasreddin Hoca’nın. Her yere ajanlar salınmış, cellat takımı bıçaklarını bilemiş, bekler durumdaydı. Ölmeye niyeti yoktu Hoca’nın. Yaşamak ölümden daha değerliydi. Korkmuyordu çünkü biliyordu Nasreddin Hoca: 
“Hakikat karşısında galip gelmek, asla yalana has değildir.”
₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
Zamanı düz bir çizgi gibi düşünmeyi bırakmalısın. Hayır, o ilerlemiyor. Tam tersine, bizi hapseden bir zindandan ibaret. Geçmiş, gelecek ve şimdi aynı anda buradalar. Vakit, bir kavanozdaki balığın içinde dönüp durduğu sudan ibaret. Balık istediği yöne doğru gidebilir: İlerlediğini zanneder, sonsuzlukta kaybolmaktan korkar; fakat görebileceği en son nokta kavanozun cam duvarlarıdır. Bir görünmezliğe toslar kendini. Zamanı anlamak istiyorsan, kavanozun dışında nefes almayı öğrenmelisin.
₺10,50 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil
FLORA BANKS’İN TEK ANISI 
KENDİNİZE BİLE GÜVENEMEZKEN KİME İNANABİLİRSİNİZ? 
 Flora geçirdiği bir hastalık sonucu kısa süreli hafıza kaybı yaşamaktadır. 

Bu yüzden gündelik hayatta arkadaşının esprileri, ailesinin tembihleri veya kaç yaşında olduğu gibi en basit şeyleri bile hatırlamamaktadır. 

Sonra bir gün öpmemesi gereken birini öper… Ve ertesi gün her şeyi hatırlar.  

On yaşından beri hatırladığı ilk şey bu öpücüktür. 

Fakat çocuk artık çok uzaklardadır. 

Hafızası olmayan genç kız, hafızasında iz bırakmayı başarabilen çocuğu bulmak için imkânsız bir yolculuğa çıkacaktır…  
Ellerime baktım. Birinin üzerinde FLORA, CESUR OL yazıyordu. 
 “Büyüleyici, heyecan verici ve acı verecek kadar güzel. Flora Banks’in Tek Anısı akıllardan çıkmayacak. Uzun zamandır okuduğum en iyi gençlik romanlarından.”  
Jennifer Niven, The New York Times çoksatanı Hayatın Kıyısında’nın yazarı 

“Barr’ın kitabı ışıltılı ve sürükleyici bir hikâyeye sahip, son sayfaya kadar elinizden bırakmayacaksınız.” 
Entertainment Weekly 

“Olağanüstü bir biçimde dokunaklı ve özgün; gizemler ve yalanlar, aşk ve ayrılık üzerine hem yürek sızlatan hem de hayata hoş dokunuşlar yapan bir öykü.” 
Daily Mail 

“İnanılmaz bir yolculuk, büyüleyici bir hikâye, ustaca kaleme alınmış bir gizem.”  
Booklist 

“Gençlik romanları ve psikolojik gerilim hayranları için mükemmel bir kitap.”  
Bustle 

“Amneziyle yaşamanın ve kendini keşfetmenin etkileyici tasviri.” 
Kirkus Reviews 

“Okurlarda iz bırakacak.”  
VOYA 

“Sürükleyici… Hikâyenin sonunu tahmin edemeyeceğinizi temin ederiz.”  
HelloGiggles 

“John Green ile Rainbow Rowell tarzı başarılı bir öykü. Esprili ve dokunaklı olsa da satır aralarında daha karanlık bir atmosfere sahip. Kişinin kendini bulması üzerine, tüyleri diken diken eden bir roman.”  
View Magazine
₺29,26 KDV Dahil
₺38,00 KDV Dahil
İKİZLER 
  
PEARL VE STASHA ADLI İKİZ KARDEŞLERİN  
ÖLÜM MELEĞİ MENGELE’NİN İNSANLIK DIŞI DENEYLERİNE  
VE AYRILIĞA DİRENİŞLERİNİN ÖYKÜSÜ…  

1944 yılında Pearl ve Stasha, karanlık bir yük vagonunda geçmiş hayatlarından koparılarak anneleri ve büyükbabalarıyla birlikte Auschwitz’e gönderilirler. Bu cehenneme vardıkları ilk gün ailelerine veda etmek zorunda kalan ikizler, dehşet verici şeyler deneyimleyecekleri bu yabancı ortamda tıpkı anne karnında olduğu gibi birbirlerinin varlığıyla teselli bulurlar. Ancak Mengele’nin üzerlerinde yaptığı korkunç deneylere katlanırken birbirlerinden ayrı düşeceklerinden bihaberdirler.  
O kış düzenlenen konserde Pearl ortadan kaybolunca Stasha hem ikizinin yasını tutar hem de onun hayatta olma ihtimaline tutunur. Auschwitz’deki esirler, Kızıl Ordu’nun müdahalesiyle özgür kaldığında intikam arzusuyla yanıp tutuşan Stasha ve arkadaşı Feliks, harap olmuş Polonya boyunca seyahat eder. Mengele’yi yakalayıp ondan intikam alma düşüncesi yolculuklarında onlara güç verir. İnsanlığın savaş yüzünden ne hale geldiğini gören arkadaşlar, bu bitap dünyada yepyeni ve umut dolu bir geleceğin hayaliyle ayakta kalırlar.  
İkizinin eksikliğini hisseden Stasha, diğer yarısı Pearl’ü ölü ya da diri bulabilecek midir?  
Hayat, zulme direnen bu gençlerin yüzüne bir kez daha gülecek midir?  


 “Sıra dışı bir üslupla ele alınmış bir cesaret öyküsü: kısa ve öz, güzel ve anlamlı, sürükleyici ve yürek parçalayıcı. Baştan sona olağanüstü bir anlatı.”  
DAVID WROBLEWSKI, Edgar Sawtelle’in Öyküsü’nün yazarı  

“Konar, Dr. Josef Mengele’nin çocuklar, özellikle de ikizler üzerinde yaptığı deneylerin sarsıcı ve acıklı hikâyesini ele alan sürükleyici bir çıkış romanıyla karşımızda.” 
NEW YORK TIMES  

“İkizler, hayranlık uyandıran ve korku nedir bilmeyen bir yazar olan Affinity Konar’ın bize değerli bir armağanı. Gerçeğe dönüşmüş kâbus gibi bir evrende büyülü sözler söyleyerek, ışığını saçarak dolaşıyor âdeta.”  
KAREN RUSSELL  

 “Affinity Konar’ın her cümlesinde ayrı bir anlam yatıyor. Yazar, kızları karşımıza sadece kurban olarak çıkarmayarak kendi farkını ortaya koyuyor: Onlar hayatta kalmaya çalışan kusurlu ve unutulmaz kahramanlar. İnanılmaz derecede güzel bir roman.”  
PUBLISHERS WEEKLY  

“Konar, iki cesur anlatıcının duygusal hayatlarını sarsıcı derecede gerçekçi kılıyor... Yazarın kahramanlarının deneyimlerini, hayatta kalma becerilerini ve isteklerini, soykırım karşısında gösterdikleri direnci, her şeye rağmen geleceğe dair umutlarını ve Pearl’ün dikkate şayan bağışlama gücünü ustaca tasvir edişi, okurun aklında oluşabilecek tüm şüpheleri ezip geçiyor... Konar’ın Auschwitz cehennemini betimlerken aynı zamanda mahkûmların direnişlerini, en korkunç ızdırapları çekseler de umuda tutunuşlarını ve Elie Wiesel’ın sözleriyle ‘insanlık dışı bir dünyada’ insan kalma çabalarını da gözler önüne sermesi, İkizler’in en akılda kalıcı yanı.”  
MICHIKO KAKUTANI  

“Cesaret ve ustalıkla kaleme alınmış, büyük üstatların efsanevi hikâyeleri kadar güçlü ve çarpıcı bir çıkış romanı.”  
CHIGOZIE OBIOMA
₺30,72 KDV Dahil
₺39,90 KDV Dahil

ÜRÜN AÇIKLAMASI

KAN SOYU 
KISIM I 

DOĞRULUK KILICI SERİSİ 3 


 İMPARATORLUK DÜZENİ ORTA DİYAR’A ÖLÜM SAÇARKEN 
RICHARD EN YAKININDAKİLERİ KURTARABİLECEK Mİ? 


Richard Rahl ve Kahlan Amnell, Yeni Dünya’yı kuşatan kadim güçlere karşı direnmektedir. Öylesine dehşet güçlerdir ki bunlar, dünyayı en son tehdit ettiklerinde onları yenebilmek için geldikleri yer olan Eski Dünya’nın mühürlenmesi gerekmişti. Ancak şimdi tüm engeller yıkıldı ve Yeni Dünya tekrar onların güçlerinin akınına uğradı. 
Savaş, canavarlar ve ihanet dünyaya yayıldı ve sadece Richard ile Kahlan dünyayı akla hayale gelmeyecek vahşilik ve yıkımdan kurtarabilir. 

“Cesaret ve coşkuyla kaynayan destansı bir epik fantastik seri.”  
Publishers Weekly  

“Goodkind, orijinal, heyecan verici ve tatminkâr bir roman sunuyor.”  
Marion Zimmer Bradley  

 “Karakterler ve dünyaları sayfaları çevirdikçe âdeta canlanıyorlar. Goodkind harika bir iş çıkarmış.” 
Booklist  

“Terry Goodkind okurlarını bir efsunun içine çekip kurtulmalarına imkân tanımıyor.” 
Publishers Weekly  

“Pek çok zengin detayla taçlandırılmış bir dünya ve harika kurgulanmış karakterler fantastik edebiyat okurlarını cezbedecek.” 
Library Journal  

“Doğruluk Kılıcı serisini okumaya başlayanlar bir daha ellerinden bırakamayacaklar. Büyüleyici!” 
Romantic Times  

“Romanın karakterleri ve dünyaları Terry Goodkind’la âdeta gerçek bir hayat bulmuş.”  
Roland Green  

“Bu kitap yazarın şöhretini ileriye taşıyor. Bunun için gereken bütün unsurlara sahip; sempatik bir kahraman, güzel ve gizemli bir kadın, bütün dünyayı ele geçirmeye çalışan bir cani, artık eski gücü kalmayan bilge bir büyücü, iyilerin ya da kötülerin tarafını tutanlar, canavarlar, büyü ve sıradışı kültürler… Goodkind orijinal bir hikâyeyle karşımızda.” 
Science Fiction Chronicle  

“Harika karakterler, güçlü bir hikâye ve unutulmayacak sahneler.” 
Gordon R. Dickson

₺30,72 KDV Dahil
₺39,90 KDV Dahil
KAN SOYU 
KISIM II 
  
DOĞRULUK KILICI SERİSİ 3 

BÜYÜCÜLERİ YOK ETMEYE YEMİNLİ KAN SOYU BU SEFER KAHLAN’IN PEŞİNDE! 

Eski ve Yeni Dünya’da güç dengeleri sürekli değişirken Kâhinler Sarayı’nın başına yeni bir Başrahibe geçer. Richard hiç beklenmedik müttefikler kazanırken kadim bir sırrı çözebilmek için hayatını riske atar. Ancak Richard’ın aklında ve yüreğinde tek bir soru vardır: Bütün dünyayı kötülüğün pençelerinden kurtarmaya çalışırken en sevdiklerini kurtarmaya gücü yetebilecek mi? 

Dünyanın öbür ucundaki İmparatorluk Düzeni önüne çıkan her şeyi yok ederek ilerlerken Richard kendini tam anlamıyla kuşatılmış ve kimseye güvenemez bir halde bulur.  

“Doğruluk Kılıcı serisini kesinlikle kaçırmamalısınız.”  
SF Reviews  

“Terry Goodkind, ilk sayfasından itibaren inanılır, özlü ve heyecan verici bir roman yazmış.” 
Fantasy Book Review  

 “Harika karakterler, güçlü bir hikâye ve unutulmayacak sahneler.” 
Gordon R. Dickson 

“Terry Goodkind okurlarını bir efsunun içine çekip kurtulmalarına imkân tanımıyor.” 
Publishers Weekly  

“Pek çok zengin detayla taçlandırılmış bir dünya ve harika kurgulanmış karakterler fantastik edebiyat okurlarını cezbedecek.” 
Library Journal  

“Doğruluk Kılıcı serisini okumaya başlayanlar bir daha ellerinden bırakamayacaklar. Büyüleyici!” 
Romantic Times  

“Romanın karakterleri ve dünyaları Terry Goodkind’la âdeta gerçek bir hayat bulmuş.”  
Roland Green  

“Bu kitap yazarın şöhretini ileriye taşıyor. Bunun için gereken bütün unsurlara sahip; sempatik bir kahraman, güzel ve gizemli bir kadın, bütün dünyayı ele geçirmeye çalışan bir cani, artık eski gücü kalmayan bilge bir büyücü, iyilerin ya da kötülerin tarafını tutanlar, canavarlar, büyü ve sıradışı kültürler… Goodkind orijinal bir hikâyeyle karşımızda.” 
Science Fiction Chronicle 

“Karakterler ve dünyaları sayfaları çevirdikçe âdeta canlanıyorlar. Goodkind harika bir iş çıkarmış.” 
Booklist
₺30,72 KDV Dahil
₺39,90 KDV Dahil
HER YER GÖKYÜZÜ 
  
KARDEŞİZ, KLARNETÇİ, LAZANYA ŞEFİ, BİR ROMAN KAHRAMANINA KAFAYI TAKMIŞ VE UMUTSUZCA ÂŞIK… 

On yedi yaşındaki Lennie Walker tüm zamanını ablası Bailey’nin gölgesinde huzurlu ve güven içinde geçirmektedir. Ancak Bailey’nin ani ölümünden sonra ne yapacağını bilemeyen Lennie hayatının başrolünü üstlenmek zorunda kalır ve kendisini, ablasının tıpkı onun gibi yas tutan erkek arkadaşı sessiz ve baştan çıkarıcı Toby ile kasabaya yeni taşınan, hayat dolu müzik dâhisi Joe arasında buluverir. Biri Lennie’yi hüzünden kurtarırken öteki hüznüyle teselli etmektedir. Ama üçünün yolları kesiştiğinde Lennie’nin dünyası paramparça olacaktır… 
  
Sevgiyi el üstünde tutarken acı bir kaybı irdeleyen bu romanda Lennie’nin, etrafındaki gürültüde kendi melodisini bulma çabaları son derece içten, gerçekten şamatalı ve kesinlikle unutulmaz.     


“Bağımlılık yapan, romantik, hüzünlü ve zekice yazılmış bir kayıp öyküsü... aynı zamanda unutulmaz bir kendini keşfetme hikâyesi. Hemen bu övgüyü okumayı bırakıp kitabı okumaya başlayın!” 
 Gayle Forman, The New York Times çoksatanı Eğer Yaşarsam’ın yazarı 

“Mizah, müzik, şiir ve hayatla dolu bu roman ihanet ve affetmeyi gerçekçi karakterlerle yeniden betimliyor.” 
School Library Journal 

“Bilgece yazılmış… Üstelik çok keyifli.”  
Zoe Sugg, The New York Times çoksatanı Çevrimiçi Kız’ın yazarı 

“Tutkulu, hassas, ince detaylarla bezeli ve karşı konulmaz bir kitap.”  
VOYA 

“Nelson’ın kayıpla başa çıkmaya dair bu samimi ve hassas ilk romanı romantizm ve tutku dolu.”  
The Horn Book 

“Aşk ve kaybetmek konulu bu muhteşem hikâyede Nelson bizi güldürecek ve ağlatacak birçok karakterle tanıştırıyor.”  
NPR, “The Roundtable”  

“İnsanın içine işleyen bir öykü.”  
The Denver Post 

“Rüya gibi imgelere sahip bu kitapta okurlar, Lennie’nin içsel çatışmalarını ve hayatla kurduğu ilişkiyi okumaktan büyük keyif alacak.”  
Publishers Weekly 

“Uzun süredir bir öyküye ve karakterlerine böylesine âşık olmamıştım. Nefes kesici, yürek parçalayıcı ve çok komik. Dünyayı sarsacak bir öykü.” 
An Na, Michael L. Printz Ödülü ve Amerika Ulusal Kitap Ödülü Finalisti
₺26,95 KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil
BAYAN UKALA 
  
BİRİ ŞAMPANYA, DİĞERİ BİRA.  
BİRİ ATEŞ, DİĞERİ DUMAN.  
HAZIR OLUN! GÖSTERİ BAŞLAMAK ÜZERE.  

Francesca, Avrupa’nın sosyetik ortamlarından çıkmayan bir İngiliz güzelidir. Ama şimdi meteliksiz kalmış, komik bir kostümün içinde ıssız bir yolda topallamaktadır. Dallas Beaudine ise şımarık kadınlardan nefret eden Teksaslı bir golfçüdür. Arabasını huysuz bir güzel için durduracak değildir. Tabii canı biraz eğlence istiyorsa başka.  

Ödüllü yazar Susan Elizabeth Phillips’in The New York Times çoksatanı Bayan Ukala’da kaleme aldığı ilişkileriyle modern aşk hikâyelerinin en ünlü çiftlerinden birine dönüşen Francesca Day ve Dallas Beaudine’le tanışın. Hayatta sadece bir kez yaşanabilecek bir maceranın ve aynı anda hem komik hem de tutkulu, dayanılmaz bir öykünün tadını çıkaracaksınız...  

“Katıksız eğlence. Kusursuz bir romantik komedi.”  
Publishers Weekly  

“Dünyanın daha çok Susan Elizabeth Phillips kitabına ihtiyacı var.”  
The New York Times çoksatan yazarı Elizabeth Lowell
₺30,72 KDV Dahil
₺39,90 KDV Dahil
Barışçıl Budizm kök salmadan “çok, çok uzun zaman önce” Japonya’da dini inanışlar, insanı tanrısallığın bir parçası yapıyor ve kişi kendi kutsallığını uçlarda dolaşarak, sınırlarını zorlayarak masal gibi yaşamayı başarabiliyordu. Japonya’da bugün bile, nezaketle ve sevimli çekingenlikle süslenen şey, tanrı ataların soyundan gelmiş olmanın gizli ya da açık gururu. 

Şans, hile, cüce cinler ve tılsımlı mücevherler, canavarlar ve kahramanlar, denizin dibindeki krallıklar, Güneş’e ve Ay’a uzanan sütunlar… Japon Masalları, geçmiş ortak yaşayıştan bugüne kalan efsaneler değil de, hâlâ masalsı ve kısmen de ayrıksı bir hayatı yaşamaya eğilimli Japonların geçmişine birer referans metin niteliğinde.
₺9,75 KDV Dahil
₺13,00 KDV Dahil
1937 yazının son günleri... Göl kıyısındaki küçük bir kasabada yaşayan on yedi yaşındaki Franz, annesinin isteğiyle “eski bir tanıdık” olan tütün mamulleri satıcısı Otto Trsnjek’in yanına, Viyana’ya gider. Böylece hem bir meslek edinecek hem de Viyana gibi bir yerde daha iyi bir gelecek kurabilecektir. 

Genç Franz bir yandan mesleğin inceliklerini öğrenirken bir yandan da dükkâna uğrayan ünlü tiryakilerle tanışır. Bu müşterilerden biri olan Profesör Sigmund Freud ile dostluk kuran Franz, Anezka adlı gizemli bir kıza âşık olduktan sonra profesörle görüşmeyi daha da sıklaştırır. 

Ancak o günlerde Viyana’ya gelen bir tek Franz değildir; gamalı haçlar, Führer posterleri, Gestapo da gelip yerleşmiştir Viyana’nın kalbine. Sersemletici bir aşkın pençesindeki Franz, içinde yaşadığı toplumun, siyasetin kısacası etrafındaki her şeyin dönüşümünü geç de olsa fark etmeye başladığında artık dönülmez bir yola girmiştir hayat. 

Dünya edebiyatının son yıllardaki en dikkat çeken isimlerinden Robert Seethaler’in bu incelikle örülmüş, yürek burkan romanını Oktay Değirmenci Almanca aslından çevirdi.
₺18,00 KDV Dahil
₺24,00 KDV Dahil
₺112,50 KDV Dahil
₺150,00 KDV Dahil
%25 İndirim
%25İndirim
Ücretsiz Kargo

Kesinlikle güzel biri değildi. Ancak “güzel biri değildi” demekle ona haksızlık etmiş olurum. “O, kendine yakışır güzelliğe sahip biri değildi” demek daha doğru bir ifade olur.Tek bir fotoğrafı var bende. Fotoğrafın arkasında tarih ve not da var; 1963 Ağustos. Başkan Kennedy’nin başından vurulduğu yıl. Yazlık bir yerlerde gibi, sahildeki dalgakırana oturmuş, biraz keyifsiz bir şekilde gülümsüyor. 

Saçı Jean Seberg modelinde kısacık kesilmiş, kırmızı çizgili kumaştan, uzun kollu bir elbise giymiş. Hem biraz tuhaf, hem de güzel görünüyor. İnsanın yüreğine dokunan bir güzellik bu. Kız arkadaşımın neden öldüğünü kimse bilmiyor. Kendisinin bilip bilmediğinden de şüpheliyim nedense.

Haruki Murakami’nin yirmili yaşlarının sonunda yazdığı, çevrilmesine yıllar sonra izin verdiği ilk romanı Rüzgârın Şarkısını Dinle Murakami okurlarını şaşırtacak ipuçlarıyla dolu… 

 

(Tanıtım Bülteninden)

₺14,25 KDV Dahil
₺19,00 KDV Dahil
Basri Gocul ömrünü tek ülküye, Türk destanını manzum olarak yazmak düşüncesine vermiştir ve tek gaye üzerinde koşan insanların çoğu gibi onun da başarıya ulaşması pek muhtemeldir (...) Uğraştığı konunun heybeti ve haşmeti, kendisindeki nazım tekniği ve şairlik kabiliyeti belki ilerde onun adını ebedîleştirecektir. ATSIZ 
Basri Gocul, millî ruhumuzun ateşli mugannilerindendir. 
Mehmet Emin YURDAKUL 
“Türk dil destanı”nı ancak siz yazacaksınız ve yazdınız. Ben buna inanıyorum. Bu gibi şeyleri yaptıran şey aşk, heyecan ve uzduyudur. Bunların hepsini de sizde görüyorum. Sizi ve milletimi şimdiden tebrik ederim. 
Besim ATALAY 
Bir köy öğretmeni olan müellifin eski Türk destanlarını inceleyerek, Dede Korkut hikâyelerinin ruhuna nüfuz ederek İran destanından faydalanmak gayesiyle Farsça öğrenerek giriştiği bu büyük mesai örnek olacak derecede mühim ve millî bir çalışmadır. 
Nihad Sami BANARLI 
Basri Gocul Hoca’nın Türk Millî Destanı Oğuzlama’sında geleneklerimiz, göreneklerimiz, acımız, sevincimiz, derdimiz, dâvamız var. Binlerce yıl öncesinden gelen havamız var… 
Tahir Kutsi MAKAL 
Basri Gocul büyük destan yazma dâvasının kudsiyeti içinde âdeta erimiş bir Türkçü-milliyetçidir. Ahmet KABAKLI Millî kültürümüze ve millî kütüphanemize âbide gibi eserlerle çok değerli katkıda bulundunuz. Türk gençlerine millî ülkü vermek ve onlara geçmişteki Türklüğün büyük ruhunu anlatmak hususunda eşsiz eserleriniz çok yararlı olmaktadır. 
Alparslan TÜRKEŞ
₺33,75 KDV Dahil
₺45,00 KDV Dahil
< 1 ... 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 ... 33 >