İşçi hareketinin lideri Ernest Everhard’ın anısına karısının yazdığı Demir Ökçe ilk distopik romanlardandır. Araştırmacılar tarafından MS 2600’de ya da İnsanlığın Kardeşliğinin 419. yılında bulunan 
bu anlatılar, 20. yüzyıl Amerika’sında işçi sınıfını pençesine alan Oligarşiyi, yani Demir Ökçe’yi konu alır. Tröstlerin tekelindeki sermaye ve mahkemeler, sermayenin esiri olan din adamları, arada kalan 
orta sınıf... 1912-32 yılları arasında geçen romanda Everhardlar ve yoldaşlarının bu faşist rejime karşı mücadelesi hezimetle sonuçlansa da Demir Ökçe edebi ve toplumsal alanda esin kaynağı olmuştur. 
Jack London’ın sosyalist görüşlerinin en açık şekilde görüldüğü Demir Ökçe, Orwell’in 1984’üne de 
ilham vermiştir. Orwell,  London’ın Demir Ökçe’yle “faşizmin yükselişine dair epey kayda değer bir kehanet” ortaya attığını söyler.
₺17,25 KDV Dahil
₺23,00 KDV Dahil
Santa Esperanza Karadeniz’de Gürcistan’a yakın bir yerde, üç adadan oluşan bir ülke. Bu ülkede, ortaçağda yerleşmiş Gürcüler ile ticaretle uğraşan Cenevizliler, daha geç tarihte adaları ele geçirmiş olan Osmanlı torunları Türkler ile 19. yüzyılda, Kırım Savaşından sonra adaların yönetimini ele geçirmiş olan İngilizler yaşıyor. 

Bir ütopya üzerine kurulmuş olan Santa Esperanza, çok uzun bir geçmişi olan Gürcü edebiyatının son dönemde yazılmış en ilginç romanlarından biri; belki de başta geleni. Bu adalar ülkesinde sayısız olay gelişiyor, ama olaylar belli bir kronolojik sırayla değil, İnti denilen ve Esperanza’ya özgü 36 karttan oluşan oyun kartı üzerinden anlatılıyor. Bundan dolayı kitabı, alışık olduğunuz düzen içinde okuma zorunluğu yok, herhangi bir bölümünden okumaya başlayabilirsiniz; yani kartları (defterleri veya bölümleri) kararak, kendi oyununuzu (okuma düzeninizi) kurmanız mümkün. Bu hayal ülkesinin kapıları herkese açık ve romanı oyun oynar gibi okuyarak adaların dramatik tarihinin, hüzünlü şarkılarının ve efsanelerinin peşinden gidebilirsiniz. Bu okuma düzeniyle kitabı bitirdiğinizde, 
1 uzun roman, 4 roman, 9 uzun öykü veya 36 adet kısa öykü okumuş olabilirsiniz.
₺35,25 KDV Dahil
₺47,00 KDV Dahil
Toplum olarak millî hafızamızın çok güçlü olduğunu söyleyemeyiz. Geçmişi çabucak unutuyoruz. Hâlbuki mazide unuttuklarımız bizim öz değerlerimiz; şairlerimiz, yazarlarımız, bestekârlarımız, ressamlarımız, hattatlarımız, ebrucularımız, düşünürlerimiz! Yani insanımızı ayağa kaldıranlar, bize millet olma şuurunu verenler. Onları hafızamızdan silip atmak büyük vebal. 

Edebiyatçı yazar Mehmet Nuri Yardım, Aşina Çehreler'de, ömürlerini bu güzel ülkeye hasretmiş, yıllarını aziz milletimize adamış büyük kahramanlardan bahsediyor. Örnek kişilikleriyle, üstün çatışma ve çabalarıyla nesilleri yoğurmuş ustaları etraflıca anlatıyor. Kitap, bazen bilgi, bazen de hatıra, çoğu zaman ise intibalardan oluşuyor. Aşinaları tanıdıkça, azminiz artıp, ümidiniz çoğalacaktır. 

Kimi zaman bir biyografi, kimi zaman da bir portre yazısı olarak okunabilen bu metinlerde, sanat dünyamızın, ilim ve edebiyat âlemimizin tanıdık veya unutulmuş 45 ismine yer veriliyor. Bugün hayatta olmasalar da fikirleri, eserleri ve hizmetleriyle derin izler bırakıp aramızda yaşamaya devam eden abide şahsiyetlerin destansı ömürlerini merak ve ibretle okuyacaksınız.
₺16,50 KDV Dahil
₺22,00 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
Gözu¨nu¨ Açık Tutmak, Julian Barnes’ın resim sanatı ve genel olarak “sanat” kavramı u¨zerine kaleme aldığı denemelerden oluşan bir toplam. Barnes okurlarının muhtemelen bilecekleri gibi, yazar resim sanatına başlı başına bir öğe olarak ilk kez 10½ Bölu¨mde Du¨nya Tarihi romanında yer vermişti. Söz konusu yapıtın “Deniz Kazası” başlığını taşıyan bölu¨mu¨nde “sanata dönu¨şen felaket” izleğini gu¨ndeme getiriyor ve Fransız ressam Théodore Géricault’nun Meduza’nın Salı adlı tablosundan yola çıkarak “gerçeğe sadakat” ve “sanata sadakat” kavramlarının tablonun bu¨tu¨nlu¨ğu¨ içinde nasıl bir dönu¨şu¨me uğramış olduğunu irdeliyordu. Gözu¨nu¨ Açık Tutmak işte bu denemeyle açılıyor ve Julian Barnes’ın yıllar içinde çeşitli vesilelerle kaleme aldığı öteki denemelerle birlikte romancının resim sanatına yaklaşımını, kişisel yaklaşımının zamanla değişen ölçu¨tlerini, vizyonunun nasıl bir seyir izlediğini irdeliyor. 

Kitabında tablolarının ayrıntılı incelemelerine giriştiği ve hayatlarından ilginç anekdotlarla du¨stur niteliğinde sözler aktardığı sanatçılar arasında Géricault, Delacroix, Courbet, Manet, Redon gibi XIX. yu¨zyılın Fransız ressamları; Braque ve Magritte gibi modernizmin köşebaşlarını tutmuş olan ressamlar; Lucian Freud ve Howard Hodgkin gibi çağdaş ressamlar bulunuyor. 

Julian Barnes, “Giriş” yazısında nu¨anslarıyla belirttiği u¨zere, resim sanatına kişisel yöneliminin izlediği seyri, bir yandan tek tek ressamların kendi vizyon gelişimine yaptıkları katkılar açısından ele alırken, bir yandan da “modernizm” ve “gerçekçilik” akımlarının bu gelişim içinde yıllar içinde değişen ağırlıklarını, çeşitli açılardan sorgulamaya girişiyor. Sözgelimi, zamanla ısındığı, zamanla ilgisini kaybettiği, bu¨yu¨k birer usta olarak görmekle birlikte ihmal ettiğini du¨şu¨ndu¨ğu¨ yahut yeniden keşfettiği ressamlardan söz ediyor. Tabii ki, her zaman yeni açılımlar getiren o kılı kırk yaran göru¨ş keskinliği ve eşsiz ironisiyle…
₺16,80 KDV Dahil
₺24,00 KDV Dahil
“Tehcir miydi, soykırım mıydı?” Yoksa 1915, yine yaygın resmi görüşün ileri sürdüğü gibi, bir “mukatele”den mi ibaretti? Yanlış bir hayatı doğru yaşamanın güçlüğünü akla getiriyor bu sorular: Gecikmiş bir soruya, kaybedilmiş bir imkâna sadece tarihe değil bugüne de ışık verecek bir bağlam kazandırmak da aynı ölçüde zor. 

“Ermeni meselesi”yle ilgili yazılarını, söyleşilerini ve değinilerini bir araya getirdiğimiz Masis Kürkçügil bu zor işe girişiyor. Sadece 1915’e değil, 1908’de Ermeniler açısından kaybedilmiş inkılabın şifrelerine ve “unutulmak istenmiş” bir tarihe odaklanıyor. Geçmişe bugün yaşayanları da özgürleştirecek soruyu yöneltiyor: “Bir başka tarih mümkün müydü?” 

Tarihe Marksist bir bakış açısıyla yaklaşan, yıllardır sosyalist- devrimci siyasetin içinden birinin, geçmişin bu büyük olaylar dizgesine ışık tutan yazılarını okuyacaksınız, bu kitapta. Kürkçügil Ermeni siyasi partileri Hınçaklar ve Taşnakların tarihsel serüvenlerini, Taşnakların İttihat ve Terakki ile ilişkilerini, 1908’de İttihatçılarla Ermeni örgütleri arasında kurulan ittifakın birkaç yıl içinde nasıl berhava olduğunu analiz ediyor. Ermeni meselesini Paramaz’dan Manuşyan’a, Rakovski’den Rosa Luxemburg’a, Armen Garo’dan Hagop Babigyan’a, Talat Paşa’dan Cemal Paşa’ya ve nihayet Hrant Dink’e uzanan geniş bir tarihsellikte ve perspektifte irdeliyor. 

Siyasi Şeyler, toplumsal yüzleşmenin kaçınılmazlığını gören bir yerden, “Büyük Felaket”i irdeleyen bir kitapla yayın çizgisini sürdürüyor.
₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
Arkanı birinin kolladığını bilmek, birlikte hiçbir şey yapmadan da çok iyi vakit geçirebilmek, tek bir bakışla ne demek istediğini anlamak ve daha niceleridir…  
Arkadaşlığın karikatürize edilerek anlatıldığı bu sayfaları karıştırdıkça, “Ha ha ha! bunlar aynı biz!” diyeceksiniz.  
Arkadaşınıza dostluğunuzdan sonra verebileceğiniz en anlamlı hediye bu! 

ARKADAŞLIK: 

birbirinizin saçını yapmaktır 

kendi dünyamızda olmaktır 

uzun hikâyelerini dinlemektir
₺30,72 KDV Dahil
₺39,90 KDV Dahil
Hız hastalığına tutulmuş günümüz dünyasında mutluluk hâlâ olası mı? Yaşam alanlarımızın tüm katmanlarına nüfuz etmiş, hayata yönelik duru bir bakışa izin vermeyen, yaşam kalitemizi düşüren koşuşturma kültürünün içinde kendimize soluk alacak alanlar yaratmaya geç mi kaldık yoksa? 
Mutluluğa Dair Bir Düşünce, Güney Amerikalı dünyaca ünlü yazar ve aktivist Luis Sepúlveda ile tüm dünyada ağ biçiminde örgütlenen Slow Food Hareketi’nin kurucusu Carlo Petrini’yi tam da bu sorular ekseninde bir araya getiriyor. 
Politika, aktivizm, şiir ve edebiyatla harmanlanmış Mutluluğa Dair Bir Düşünce kapitalizmin yanı sıra çileciliği de eleştiren; yavaşlamanın, arada bir durmanın ve ânı özümsemenin üzerinde duran; yaşamdan, özellikle de yemekten haz almanın herkesin hakkı olduğunu hatırlatan; doğanın ritmine ayak uydurma gerekliliğini savunan, umut verici bir rehber. 
“Günümüzde gerçek hazine zamandır. Mutluluğa Dair Bir Düşünce, onu nasıl bulacağımızı gösteriyor.” 
La Repubblica
₺10,50 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil
Aslında mutlu olunacak pek çok şey var ama çoğunu gözden kaçırıyoruz. Bugün ve her gün gülümseyebilmeniz için biz size sevimli mi sevimli karikatürlerle 500 minik neden sunuyoruz; bir kedinin mırmırıyla uyuyakalmak, bedava otel kahvaltısı, uzun zamandır giymediğin pantolonunun cebinden çıkan para gibi… 
Unutma, bugüne kadar üzülmek için yeterince nedenin vardı, şimdi sıra mutlu olmakta! 


MUTLULUK: 

trambolindir 

beklemediğin anda gelen bir buket çiçektir 

her şeyi bavula sığdırmaktır
₺30,72 KDV Dahil
₺39,90 KDV Dahil
Modern Türk şiirinin kurucu adlarından Ahmet Hâşim'in şiirleri kadar kıymetli nesirlerinin başında gelir Frankfurt Seyahatnâmesi. 
1930'ların Almanya'sına, tedavi için giden Hâşim'in "şiir kitabının kardeşidir" sözleriyle tanımladığı ve izlenimlerini aktardığı seyahatnâme, hem Doğu'yu hem Batı'yı bilen bir aydının Frankfurt'a ve oradan dünyaya bakışını gözler önüne seren yapıca küçük, söyledikleriyle büyük bir eser… 
Kitabın bu edisyonu ise, Türkiye’de ilk defa yayımlanan 1865-1930 arasında çekilmiş fotoğraflarla "Ahmet Hâşim'in gördüğü" Frankfurt'u gözler önüne seriyor.
₺10,50 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil
Parlamento dışı muhalefetin kurucularından olan Enzensberger, Titanic’in Batışı’nda içinde yaşadığı toplumun umutsuzluğunu dile getirmeye çalışmıştır. Kitap uygarlığın bir tarihçesini verirken, aynı zamanda bir özeleştiridir de. Titanic’te hissedilen yılgı, ancak büyük duyarlılığı olan bir ozanın başarabileceği bir dil ve teknikle anlatılmıştır. Bu açıdan kitaba bir insanlık destanı demek abartı olmaz.
₺13,50 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil
Ömer Seyfettin, konusunu günlük olaylardan, hatıralardan, tarih, masal ve efsaneden alan etkileyici hikâyeler yazmış, özellikle konu ve kahramanlarını Türk-İslam tarihinden aldığı çok sayıda hikâyesiyle milli bilincin uyanmasında son derece etkili olmuştur. Edebiyat alanındaki ününü 1911’de Genç Kalemler dergisinde yayımlanan hikâyeleriyle kazanan Ömer Seyfettin, edebiyat uzmanlarınca Türk hikâyeciliğinin Maupassant’ı olarak değerlendirilmektedir. 

İçindeki Hikâyeler 

Bomba 
Hürriyet Bayrakları 
Muhteri 
Yuf Borusu Seni Bekliyor 
Yüzakı 
Topuz 
Zeytin Ekmek 
Vire 
And 
Nasıl Kurtarmış 
Yüzakı
₺6,75 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil
Ömer Seyfettin, konusunu günlük olaylardan, hatıralardan, tarih, masal ve efsaneden alan etkileyici hikâyeler yazmış, özellikle konu ve kahramanlarını Türk-İslam tarihinden aldığı çok sayıda hikâyesiyle milli bilincin uyanmasında son derece etkili olmuştur. Edebiyat alanındaki ününü 1911’de Genç Kalemler dergisinde yayımlanan hikâyeleriyle kazanan Ömer Seyfettin, edebiyat uzmanlarınca Türk hikâyeciliğinin Maupassant’ı olarak değerlendirilmektedir. 

İçindeki Hikâyeler 

Falaka 
Kızılelma Neresi? 
Büyücü 
Piç 
Bir Temiz Havlu Uğruna 
Terakki 
Ruzname 
Elma 
Kurbağa duası
₺6,75 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil
Ömer Seyfettin, konusunu günlük olaylardan, hatıralardan, tarih, masal ve efsaneden alan etkileyici hikâyeler yazmış, özellikle konu ve kahramanlarını Türk-İslam tarihinden aldığı çok sayıda hikâyesiyle milli bilincin uyanmasında son derece etkili olmuştur. Edebiyat alanındaki ününü 1911’de Genç Kalemler dergisinde yayımlanan hikâyeleriyle kazanan Ömer Seyfettin, edebiyat uzmanlarınca Türk hikâyeciliğinin Maupassant’ı olarak değerlendirilmektedir. 

İçindeki Hikâyeler 

Pembe İncili Kaftan 
Başını Vermeyen Şehit 
Tarih Ezeli Bir Tekrardır 
Tuhaf Bir Zulüm 
Mehdi 
Nezle 
Yeni Bir Hediye 
İffet 
Çirkinliğin Esrarı 
Acaba Ne İdi ?
₺6,75 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil
Ömer Seyfettin, konusunu günlük olaylardan, hatıralardan, tarih, masal ve efsaneden alan etkileyici hikâyeler yazmış, özellikle konu ve kahramanlarını Türk-İslam tarihinden aldığı çok sayıda hikâyesiyle milli bilincin uyanmasında son derece etkili olmuştur. Edebiyat alanındaki ününü 1911’de Genç Kalemler dergisinde yayımlanan hikâyeleriyle kazanan Ömer Seyfettin, edebiyat uzmanlarınca Türk hikâyeciliğinin Maupassant’ı olarak değerlendirilmektedir. 

İçindeki Hikâyeler 

Beyaz Lale 
Bahar ve Kelebekler 
Tuğra 
Öpücüğün İlkel Biçimi 
Tos 
Kıskançlık 
Ferman 
Teke Tek 
Namus
₺6,75 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil
Ömer Seyfettin, konusunu günlük olaylardan, hatıralardan, tarih, masal ve efsaneden alan etkileyici hikâyeler yazmış, özellikle konu ve kahramanlarını Türk-İslam tarihinden aldığı çok sayıda hikâyesiyle milli bilincin uyanmasında son derece etkili olmuştur. Edebiyat alanındaki ününü 1911’de Genç Kalemler dergisinde yayımlanan hikâyeleriyle kazanan Ömer Seyfettin, edebiyat uzmanlarınca Türk hikâyeciliğinin Maupassant’ı olarak değerlendirilmektedir. 

İçindeki Hikâyeler 

Yüksek Ökçeler 
Dünyanın Nizamı 
Bekârlık Sultanlıktır 
Türkçe Reçete 
Nişanlılar 
İnsanlık ve Köpek 
Acıklı Bir Hikaye 
Pireler 
Mermer Tezgah 
Rütbe 
Uçurumun Kenarında 
Cesaret 
Düşünme Zamanı 
Horoz 
Tavuklar 
Aşk ve Ayak Parmakları 
Antiseptik
₺6,75 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil
Ömer Seyfettin, konusunu günlük olaylardan, hatıralardan, tarih, masal ve efsaneden alan etkileyici hikâyeler yazmış, özellikle konu ve kahramanlarını Türk-İslam tarihinden aldığı çok sayıda hikâyesiyle milli bilincin uyanmasında son derece etkili olmuştur. Edebiyat alanındaki ününü 1911’de Genç Kalemler dergisinde yayımlanan hikâyeleriyle kazanan Ömer Seyfettin, edebiyat uzmanlarınca Türk hikâyeciliğinin Maupassant’ı olarak değerlendirilmektedir. 

İçindeki Hikâyeler 

Diyet 
Forsa 
Teselli 
Kütük 
Nakarat 
Primo Türk Çocuğu
₺6,75 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil
Ömer Seyfettin, konusunu günlük olaylardan, hatıralardan, tarih, masal ve efsaneden alan etkileyici hikâyeler yazmış, özellikle konu ve kahramanlarını Türk-İslam tarihinden aldığı çok sayıda hikâyesiyle milli bilincin uyanmasında son derece etkili olmuştur. Edebiyat alanındaki ününü 1911’de Genç Kalemler dergisinde yayımlanan hikâyeleriyle kazanan Ömer Seyfettin, edebiyat uzmanlarınca Türk hikâyeciliğinin Maupassant’ı olarak değerlendirilmektedir. 

İçindeki Hikâyeler 

Üç Nasihat 
Eleğimsağma 
Türbe 
Hafiften Bir Seda 
İrtica Haberi 
Nadan 
Şefkate İman 
Velinimet 
Memlekete Mektup 
Müjde 
Kaç Yerinde 
Pamuk İpliği 
Kumrular 
Muayene
₺6,75 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil
Ömer Seyfettin, konusunu günlük olaylardan, hatıralardan, tarih, masal ve efsaneden alan etkileyici hikâyeler yazmış, özellikle konu ve kahramanlarını Türk-İslam tarihinden aldığı çok sayıda hikâyesiyle milli bilincin uyanmasında son derece etkili olmuştur. Edebiyat alanındaki ününü 1911’de Genç Kalemler dergisinde yayımlanan hikâyeleriyle kazanan Ömer Seyfettin, edebiyat uzmanlarınca Türk hikâyeciliğinin Maupassant’ı olarak değerlendirilmektedir. 

İçindeki Hikâyeler 

Perili Köşk 
İlk Namaz 
İlk Cinayet 
Kaşağı 
Koleksiyon 
Aşk Dalgası 
At 
Mehmaemken 
Baharın Tesiri 
Birdenbire 
Miras 
Rüşvet 
Bir Hayır 
İlk Düşen Ak
₺6,75 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil
Ömer Seyfettin, konusunu günlük olaylardan, hatıralardan, tarih, masal ve efsaneden alan etkileyici hikâyeler yazmış, özellikle konu ve kahramanlarını Türk-İslam tarihinden aldığı çok sayıda hikâyesiyle milli bilincin uyanmasında son derece etkili olmuştur. Edebiyat alanındaki ününü 1911’de Genç Kalemler dergisinde yayımlanan hikâyeleriyle kazanan Ömer Seyfettin, edebiyat uzmanlarınca Türk hikâyeciliğinin Maupassant’ı olarak değerlendirilmektedir. 

İçindeki Hikâyeler 

Yalnız Efe 
Niçin Zengin Olmamış? 
Dama Taşları 
Makul Bir Dönüş 
Gizli Mabed 
Havyar 
Yemin 
Bir Vasiyetname 
Nokta 
Çanakkale'den Sonra
₺6,75 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil
Ömer Seyfettin, konusunu günlük olaylardan, hatıralardan, tarih, masal ve efsaneden alan etkileyici hikâyeler yazmış, özellikle konu ve kahramanlarını Türk-İslam tarihinden aldığı çok sayıda hikâyesiyle milli bilincin uyanmasında son derece etkili olmuştur. Edebiyat alanındaki ününü 1911’de Genç Kalemler dergisinde yayımlanan hikâyeleriyle kazanan Ömer Seyfettin, edebiyat uzmanlarınca Türk hikâyeciliğinin Maupassant’ı olarak değerlendirilmektedir. 

İçindeki Hikâyeler 

Bir Çocuk: Aleko 
Çakmak 
Apandisit 
Keramet 
Devletin Menfaati Uğruna 
Ay Sonunda 
Korkunç Bir Ceza 
Bit 
Gurultu 
Balkon 
Lokanta Esrarı 
Külah 
Uzun Ömer 
Binecek Şey
₺6,75 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil
Zelie mutlu günlerini özlüyor. Annesinin yanında olduğu, büyünün 
tüm Orişa’da özgürce dolaşabildiği günleri. Çünkü zalim bir 
kral hem annesini hem büyüyü yok etti. Majilerin içinden büyüyü 
söküp aldı. Herkesi yalnızca kendi isteklerini yerine getirmeye 
mahkûm etti. Ama buraya kadar! Artık Zelie’nin sırası. Şimdi büyüyü 
geri getirme, Orişa’yı eski günlerine döndürme şansı var. Yolda 
başına ne gelirse gelsin, her ne pahasına olursa olsun bu yolda 
ilerlemeli. Annesinin intikamını almalı. 
Ama ağabeyi ve davetsiz misafirleriyle çıktığı bu yol sandığı kadar 
kolay değil. Ölüm ve korku salan muhafızlar her yerde. Sularda intikam 
dolu ruhlar bekliyor. Üstelik Zelie yeni yeni hissetmeye başladığı 
güçlerini kontrol etmekte zorlanıyor. Sadece güçleri mi? Ya 
duyguları? Hem de en olmadık yer ve zamanda… 
Tomi Adeyemi’den yayımlandığı ilk günden beri tüm dünyada 
adından söz ettiren, haftalardır çok satanlar listelerinden düşmeyen, 
muhteşem bir roman: Kandan ve Kemikten Çocuklar!
₺26,25 KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil
Stefan Zweig, yüzyıllarca “unutulmuş bir adam” olarak kalan 
Castellio’nun şahsında hoşgörüye karşı hoşgörüsüzlük, özgürlüğe 
karşı vesayet, hümanizme karşı bağnazlık, bireyciliğe karşı 
mekanikleşme, vicdana karşı şiddet sorunlarını ustalıkla ele alarak 
ortaya unutulmaz bir yapıt çıkarıyor. 
Protestanların Katolik Kilisesi’ne karşı giriştikleri mücadelede 
“düşünce ve inanç özgürlüğünü” ateşli biçimde savunan Calvin, 
Cenevre’de iktidarı ele geçirince bir din devleti sistemi kurar. Bir 
diktatöre dönüşüp toplumu kendi belirlediği kalıbın içine hapseder: 
İnsanların yakıldığı, işkence gördüğü, herkesin birbirini ihbar ettiği 
baskıcı bir ortam söz konusudur artık. Döneminin önde gelen 
bilginlerinden Sebastian Castellio, Calvin’in kendi görüşlerine aykırı 
fikirleri savunduğu gerekçesiyle Servet adında bir başka bilgini din 
adına yaktırmasıyla kimsenin söylemeye cesaret edemediğini söyler: 
“Bir insanı öldürmek asla bir öğretiyi savunmak değildir, bilakis: Bir 
insanı öldürmektir.” Böylece Castellio ve Calvin arasındaki amansız 
mücadele çağları aşan bir boyut kazanır… 
Castellio Calvin’e Karşı, zorbalığa karşı tek başına ayakta duran bir 
vicdanın çarpıcı mücadelesi… 
“Castellio hakkında hiçbir şey bilmiyordum, onunla tanışmış 
olmaktan gerçekten mutluyum ve geçmiş zamandan bir dost edinmiş 
durumdayım.” 
Thomas Mann
₺19,20 KDV Dahil
₺24,00 KDV Dahil
Dünya edebiyat tarihini başyapıtları arasında yer alan İlahi Komedya, Dante Alighieri'nin epik şiirlerinden oluşmaktadır. 
Cehennem, Araf ve Cennet bölümlerinden oluşan eser, Altın Kitaplar tarafından da yayımlanmıştır. Yeni kapakları ve yeniden düzenlenen içeriğiyle satışa sunulan bu üç kitap, şimdi şık kutusunda raflarda yerini alıyor.
₺43,31 KDV Dahil
₺61,00 KDV Dahil
Bir yazarın kendi yaşam öyküsünü anlattığı otobiyografi türü, 
Türkiye’de pek kaleme alınan bir edebiyat türü değil. Var olan 
otobiyografik eserlerin çoğunda görülen de siyasi, sosyal, kültürel 
olarak kendiyle hesaplaşma cesaretinden yoksun metinler olmaları. 
Oysa Gün Zileli bunun açık bir istisnası: Şimdiye kadar yayımlanmış beş 
ciltlik otobiyografisinde hayatını neredeyse bütün detaylarıyla ortaya 
koymaktan çekinmeyen biri olan Zileli, bu altıncı ciltle daha önce 2000 
yılına kadar getirdiği otobiyografisini tamamlıyor; yine tam bir açıklıkla, 
yine kendisiyle hesaplaşmaktan çekinmeden. 
Kentlerde (2000-2013), Gün Zileli’nin hayat hikâyesinin İngiltere’den 
İsviçre’ye, oradan Türkiye’ye uzanan son kısmını ele alıyor. Bir 
“göçmen” olarak yaşamanın getirdiği zorluklar, “dışarıda” yürütülen 
politik faaliyetler, komün hayatı, epeyce gelgitli gönül ilişkileri, on iki yıl 
sonra doğulan topraklara dönüş, dostlar, anılar, kırgınlıklar, kopuşlar, 
aşklar, kediler-köpekler… Tüm bunları dürüst ve sakınmasız biçimde 
anlatan Zileli, beri yandan diğer ciltlerde olduğu gibi, yine Türkiye 
siyasetine dair sözünü söylemeyi de ihmal etmiyor; analiz ederek, 
eleştirerek, yorumlamaya çalışarak… 
Kentlerde (2000-2013) “kendisi ve hayatı üstüne gerçekten düşünen” 
bir insandan samimi bir muhasebe.
₺38,00 KDV Dahil
₺47,50 KDV Dahil
Sorgulanmadan öğretilene, söylenegelene, tekrarlana tekrarlana 
geleneğe dönüşene güvensizlikle işe başlıyor Süha Oğuzertem. 1990 
ile 2014 arasında yayımlanan, 10 yazar hakkındaki 16 incelemeden 
oluşan bu kitap bir “itirazlar toplamı”. “Acaba öyle mi” sorusunu şiar 
edinerek, hem edebiyatın geneline dair hem de yazarlar özelindeki 
yerleşik yargılara karşı çıkıyor. Klişeleri sorgulamaya, “metnin gizi” 
çözüldükçe menzili derinlik kazanan bir yolculuğa davet ediyor okuru. 
Psikanalizden feminizme, etikten ekoeleştiriye, Marksizmden 
(post)modernizme kuramı ihmal etmeyen, yakın okuma yöntemine 
daima sadık kalan ama varacağı yerin ufku sabit kuramsal çerçevelerle 
çizilmemiş bir yolculuk bu. “Eleştiri namına yapılan iş, birtakım sabit 
kuramların, kuralların uygulanması değildir. Bir yolculuk, serüven, 
keşif süreci içermeyen, eleştirmeni değiştirmeyen eleştiri ne ölçüde 
eleştireldir? Eleştirel özgürlüğümüz, araştırma nesnesini ciddiye 
almanın yanı sıra ondan bağımsızlığımız üzerine kuruludur”. Tıpkı 
edebiyattan beklendiği gibi, eleştirinin de “başkasının yerini almaya 
değil, başkalarına ilişkin farkındalığımızı yükselterek kendimiz olmaya 
özendirmesi”nin yolunu açıyor Oğuzertem.
₺33,20 KDV Dahil
₺41,50 KDV Dahil
Sözlü kültür, yani masalların sözlü aktarımı bizleri her zaman birbirimize bağlamıştır. Peri masalları dünyanın dört bir yanındaki toplumların ilerleme süreçlerinde daima öncelikli bir yer işgal etmiştir. Günlük hayatımızda vazgeçilmez bir alışkanlık haline gelmişlerdir. Peki, ama peri masallarını bu kadar dayanılmaz kılan nedir? Kültürel evrimde nasıl bir işlevleri var? Bunlar Jack Zipes’ın yazdığı Dayanılmaz Peri Masalı adlı bu muhteşem araştırmada değinilen birbiriyle ilintili sorulardan sadece birkaçı.  
Bu kitap, peri masalı tohumlarının serpilip gövermesini ve dünyanın en karşı konulmaz kültürel türlerinden biri haline gelmesini sağlayan mecraların tarihini keşfe çıkıyor.  
Grimm Kardeşler’den Charles Perrault’ya, Giuseppe Pitrè’den La Fontaine’e, daha nice isimsiz anlatıcıya uzanan bir masalcılar geleneğine şahit olacaksınız. Mavi Sakal’dan Baba Yaga’ya, Kırmızı Başlıklı Kız’dan Pamuk Prenses’e, o çirkin cadılara ve kurtlara kadar tüm masal kahramanları gözünüzün önünden geçecek.  
Unutmayın, kültürünüzü yaratan asıl şey size anlatılan ve sizi biçimlendiren masallardır.
₺26,25 KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil
Metin, kurmaca ve yanılsama kavramlarının ince ayrımlarının peşine düşerek, oyunculuk eyleminde hakikilik ve yaratıcılık meselesini ele alıyor. Konuya.. çeşitli oyunculuk ve sahneleme yöntemleri, Taoculuk ve İbn Arabî felsefeleri, tiyatro ve performans üzerine yürütülen ve hem modernist estetik hem komünizm ile ilişkilendirilen tartışmalar eşliğinde yaklaşıyor.
₺25,50 KDV Dahil
₺34,00 KDV Dahil
“Grass’ın romanla deney yapma konusundaki tükenmez tutkusundan ve Kutu’daki olağanüstü pasaj ve hikâyelerden etkilenmemek olanaksız.” 
 CHARLES SIMIC 

Nobel ödüllü Alman romancı Günter Grass’ın büyük tartışmalar yaratan Soğanı Soyarken adlı yaşamöyküsünün devamı niteliğindeki Kutu, aynı zamanda deneysel bir kurmaca. 
Romanın gizli kahramanı Günter Grass, farklı kadınlardan olan sekiz çocuğunu bir araya getiriyor ve onlardan, çocukluklarını, birbirleriyle ve genellikle yeni bir kitabın peşinde olduğu için ortalarda görünmeyen babalarıyla ilişkilerini anlatıp kaydetmelerini rica ediyor. Çocukların konuşmaları, anıları, bellekleri bir süre sonra üst üste biniyor; çekişmeler, suçlamalar, kıskançlıklar, yalanlar ortaya saçılıyor. 
Tüm bu performansın merkezinde ise, Grass’ın teneke trampet gibi büyülü nesnelerinden biri yer alıyor: Agfa Box fotoğraf makinesi. Adeta usta yazarın gölgesine dönüşen, makinesiyle yazarın temalarına ilişkin binlerce kare çeken gizemli Mariecik’in elinden düşürmediği sihirli “Kutu”su, kimi zaman gerçeklikte olmayan şeyleri kimi zaman da geleceği gösteriyor, sıradan görünümlerin ardındaki gizli niyetleri, arzuları ortaya çıkartıyor. 
Artık kendileri de birer ebeveyn olan çocuklar, roman boyunca, Pandora’nın “Kutu”su misali ortaya çıkan bu sihri anlamlandırmaya çalışıyorlar; yazarın ilham kaynağı mı, sanatın gücü mü, tanrının gözü mü, yoksa yalnızca çok ünlü, çok önemli bir yazarın ölmeden önceki son cüretkâr hesaplaşması, son fantezisi mi? 
  
“Günter Grass, ressamlığından dolayı görsel bir yazardı. Hikâye ne kadar acımasız, sert ve siyasi olursa olsun,  hikâyeyi yazarın yaratıcılığına dayandırmayı öğretti bize.  
Yaşayan en büyük Alman yazarıydı…” 
 ORHAN PAMUK
₺16,50 KDV Dahil
₺22,00 KDV Dahil
Brontë Kardeşler, kadının edebiyatla uğraşmasının hoş görülmediği Victoria döneminde, önce bir erkek kimliğiyle şiirler yazmış, sonra kendi adlarıyla klasikler arasında yer alacak üç önemli romana imza atmışlardır. Emily Brontë 1848’de öldüğünde dünya edebiyatının en güzel romanlarından birini, Uğultulu Tepeler’i bırakmıştır ardında. Bu roman, kimine göre dünyanın gelmiş geçmiş en büyük aşk romanı, kimine göreyse her okunuşunda değişik tatlar veren çağlar ötesi bir eser ya da insanın içine işleyen bir anlatımla dile getirilmiş uzun bir şiirdir. 
Yazarın ölümünden bir yıl önce bitirdiği Uğultulu Tepeler’deki kişilerin yalnızca hayal ürünü olmadığı, çevresindeki gerçek kişilerden derin izler taşıdığı da bir gerçektir. Sevgi, kin, nefret, öç alma tutkusu gibi güçlü duygularla örülü bu gençlik öyküsü, patladı patlayacak bir cinsellikle doludur. Daha otuz yaşındayken veremden ölen, son derece duyarlı, hiç evlenmemiş bu genç yazar, tüm canlılığıyla bu romanda vardır.  
Okuyanın yaşına, deneyimlerine ve duyarlılığına göre değişkenlik gösteren, farklı zamanlarda okunduğunda değişik tatlar veren, tekrar tekrar okuma isteği uyandıran bir başyapıt.
₺16,10 KDV Dahil
₺23,00 KDV Dahil
Pierre Loti 


Pierre Loti müthiş bir gözlemcidir. Seyahatlerinden hafızasında kalan görsel imgeleri lirik bir dille harmanlayınca ortaya empresyonist tablolar çıkar. Bu tablolardaki ortak duygu ise yiten, yitirilen zamanın karşısında duyulan hüzündür. 

“Türkiye eşitliğin gerçek yurdu – seyre dalma karşısında ve hayale dalma 
karşısında eşitlik.”
₺4,50 KDV Dahil
₺6,00 KDV Dahil
Seyirci, Lorca’nın kendi ifadesiyle “tiyatro seyircisi için tahammülü imkânsız” bir oyundur. 1933 yılında verdiği bir röportajda “Bu oyun sahnelemek için değil, bu oyun yuhalanacak bir şiir” der. Oyunu seyircinin yüzüne tuttuğu bir aynaya benzetir. Seyirci bu yüzleşmeyi kaldıramaz çünkü Lorca’ya göre herkesin içinde bir “oyun” vardır ve genellikle bu oyun utanç verici olduğundan seyirci öfkeye kapılıp oyunu durduracaktır. 



“Tiyatro hep kapalı, rutubetli yerlerin içinden çıkar. Gerçek tiyatro hep geçip giden ayın berbat kokusunu taşır.” 



“Ama bir gün bütün tiyatrolar yakıldığında divanlarda, aynaların arkasında ve yaldızlı karton kadehler içinde seyirci tarafından oraya kapatılmış ölülerimizden oluşan toplulukla karşı karşıya kalınacak. Ya tiyatroyu yıkmalı ya da tiyatroda yaşamalı! Pencerelerden ıslık çalmanın yararı yok. Ve köpekler acıklı acıklı uluyorlarsa hazırlık falan yapmadan perdeyi kaldırmak gerekir.”
₺9,00 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil

ÜRÜN AÇIKLAMASI

Bu olağanüstü kitap, karşı karşıya gelişlerinin hikâyesini ve hepimiz için önemini anlatıyor. 


Julian Assange, 2011’de hiç alışılmadık bir ziyaretçiyi ağırlar: Google şirketinin başkanı Eric Schmidt, Assange’ın ev hapsinde olduğu Norfolk’a onunla görüşmeye gelir. İki deha karşıkarşıyadır. Dünyanın en tanınan aykırı yayıncılık organizasyonunun sürgündeki lideri iledünyanın en büyük bilgi imparatorluğunun milyarder başkanı tarihî bir tartışmaya girerler. Siyasî meseleleri ve küresel sistemin bunlar için ortaya koyduğu teknolojik çözümleri (ArapBaharı’ndan Bitcoin’e kadar uzanan konuları) tartışırlarve birbirlerine taban tabana zıt görüşler ortaya koyarlar. 


Kitapta aralarında geçen etkileyici ve geleceğe yönelik uyarıcı konuşmaların yanı sıra Assange’ın “internetin geleceği”ne yönelik öngörüleri, Wikileaks’in çalışma biçimi, devletler ve şirketler için neden bu kadar önemli olduğuna dair konuşmasının düzeltilmiş bir deşifresi de yer alıyor. Bunların sonucunda ortaya çıkan şey ise Wikileaks’in ardındaki felsefenin bugüne kadarki en berrak ve en açıklayıcı fotoğrafı...

₺22,43 KDV Dahil
₺29,90 KDV Dahil
Bu dünyaya “beklenti olmaya” gelmedim. Bu dünyaya başkası olmaya, ezberlere uymaya, hep aynı şarkıyı duymaya gelmedim... 

Sertçe göğsüme oturan bu ağrıya dokunabilirsem geçecek. 
Kaçmadan, acısını yok saymadan, kendime kızıp canımı daha çok yakmadan, yargılayıp daha derine bastırmasam geçecek. 
Geleni bir kabul edip, onunla canım yanarken konuşursam geçecek. 
Her sözünü yol göstersin diye aklıma bırakırsam, kalan izini iyileşsin diye zamana bırakırsam geçecek. 
Hemen geçsin diye kovmadan, tekrar gelir diye korkmadan, hep üst üste gelir diye kapanmadan, hep benim başıma gelir diye kaçmadan yüzleşirsem geçecek. 
Dokuna dokuna, konuşa konuşa, evet ağlaya ağlaya geçecek. 
Ağlarken kendime şefkat gösterirsem geçecek. 
İyileşmeden iyi olmuşum gibi yapmadan, daha önce kendimi nasıl ayağa kaldırdığımı unutmadan, kabul edip sindirince geçecek. 
Yaşayınca geçecek.  
Ama illa ki geçecek...
₺14,25 KDV Dahil
₺19,00 KDV Dahil

pırıl ışıyan Türkçesiyle Hasan Ali Toptaş, Kuşlar Yasına Gider'de romancılığına yeni bir boyut katıyor: anlatmıyor, söylemiyor; nefeslendiriyor. 

Kadirşinas otlarının mırıltısını, of dememenin ilmini, eldeyken kıymetini bilmenin erdemini, ömürden giden günlerin sabrını okudukça zihnimiz, gönlümüz havalanıyor. 

"Babalar, alınlarımıza yazılmış yalnızlıklardır" sözü yankılanıyor kulaklarımızda. 

Kuşlar Yasına Gider; atların koşması kadar doğal, kaleme iç çektirecek kadar merhametli bir roman.

"Toptaş'a yazarlık âdeta bahşedilmiştir." 
-ANDREW RIEMER, Sydney Morning Herald-

"Zaten o yıllarda burnumuzun ucunda gezinen bir mazot kokusuydu babam, kulağımızda çınlayan uzak bir motor sesiydi ve az evvel dediğim gibi, gitti mi gelmek bilmezdi bir türlü."



(Tanıtım Bülteninden)

₺27,00 KDV Dahil
₺36,00 KDV Dahil

Arka Kapak yazısı (Tanıtım Bülteninden)

“Shields zarif, cazibeli ve çok komik bir yazar… konusu kendisi olsa da, anlattıkları bütün okurlar ve yazarlar için faydalı hatta ilham verici.”
- The Boston Globe
“Günümüzün en içten denemecilerinden biri. Kıvrak zekâlı Shields, okunmaya değer bir yazar.”
- Chicago Tribune
“Zekice, kendini ciddiye almayan, mizah dolu bir kitap.”
- The Plain Dealer
David Shields, tüm dünyada tartışmalar başlatan ve günümüzde edebiyatın nasıl olması gerektiğiyle ilgili birçok tabuyu yıkan Gerçeklik Açlığı: Bir Manifesto’dan sonra, Edebiyat Hayatımı Nasıl Kurtardı’da gerek sıradışı fikirleri gerekse türlerle oynayan farklı tekniğiyle bir kez daha yazının imkânlarını genişletiyor.
Eleştiri ve otobiyografi türlerini ustalıkla birleştiren David Shields, edebiyatın hayatı yaşamaya değer ya da en azından katlanabilir kılma gücü üzerine düşünüyor. Okuduğu kitapların insanın yalnızlığına çare olup olamayacağını sorgularken, bir yandan da kendi tutarsızlıklarının, kişilik kusurlarının, kederlerinin ve derin umutsuzluğunun labirentlerinde dolaşıyor.
Nabokov’dan magazin figürlerine, Proust’tan Örümcek Adam’a uzanan farklı üslubuyla Edebiyat Hayatımı Nasıl Kurtardı, okumak ve yazmak üzerine olağanüstü zekice, benzersiz bir kolaj.

₺16,50 KDV Dahil
₺22,00 KDV Dahil

Nazi döneminin en önemli sürgün yazarlarından biri olan Yahudi kökenli Avusturyalı Joseph Roth’un 1924’te yayınladığı Hotel Savoy, savaş sonrasının toplumsal panoramasını “otel” alegorisiyle sunan bir başyapıt.

1. Dünya Savaşı’nda düştüğü Sibirya’daki esir kampından çıkan Gabriel Dan, eve dönüş yolunda Hotel Savoy’da kalmaya karar vermiştir. Otel, Polonya’nın Rus sınırında bir işçi kentindedir; savaşın ağır sonuçları altında ezilen halk hemen yanı başındaki Rus Devrimi’nin etkilerine de açıktır. Yedi katlı Hotel Savoy’un ilk katlarındaki ayrıcalıklı zenginler sefahat sürmekteyken, üst katlarda kalan yoksullar sefaleti yaşar. Burası fabrikatörlerin, döviz kaçakçılarının olduğu kadar, cepheden parasız dönenlerin, oda ücretini ödeyebilmek için çıplak dans eden varyete kızlarının, bavulunu rehin bırakan müflislerin, vurguncuların velhasıl umutların, düş kırıklıklarının ve hastalıkların olduğu yerdir. Peki yaklaşan grev bu dünyayı değiştirebilecek midir?

“Her satırı bir şiirin temizliğinde yazılmış, güzel vurgulanmış, kelimeleri ritim ve melodi dolu. Bu insan ne kadar çöküp yıkılsa da, ruhu parçalansa da edebiyat sanatına verdiği değerle hep ayakta. Yarattıklarıyla, içinde yaşadığı, nefret ettiği bu dünyaya değil, kendini sorumlu hissettiği geleceğin insanlarına bir şeyler bırakmak istiyor.”

-STEFAN ZWEIG-

“Kendini yok eden bir dahi, sürgün ıstırabının görkemli tarihçisi.”

-PAUL BAILEY-

₺13,50 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil
Oğuzlar’ın destansı hayatını anlatan ve on iki hikâyeden oluşan Dede Korkut Hikâyeleri Türk edebiyatının eşsiz şaheseri ve millî destanıdır. 
Tepegöz, Oğuzlar ile Tepegöz adlı bir devin amansız savaşını anlatan Dede Korkut Hikâyeleri’nden birinin romanıdır. 
Serinin üçüncü kitabında annesi peri kızı, babası bir çoban olan Tepegöz’le Oğuzlar arasındaki yedi büyük savaş ile aslanların büyüttüğü korkusuz Basat’ın Tepegöz’ü öldürmek için tek başına verdiği sekizinci ve son savaş anlatılmaktadır. 
Roman, Aruz Han’ın küçük bir bebek iken çeşme başında bulup evlat edindiği ve kısa zamanda büyüyüp kocaman bir deve dönüştükten sonra insan yemeğe başlayan lanetli, baş belası Tepegöz ile tüm Oğuzlar’ın mücadelesini ve Basat’ın Tepegöz’e karşı yalnız başına yaptığı dehşetli savaşı anlatmaktadır. 
Yiğitlerin cengi ve lanetli, baş belası bir devin hikâyesi… 
*** 
“Bütün Türk edebiyatını terazinin bir gözüne, Dede Korkut’u öbür gözüne koysanız, yine Dede Korkut ağır basar.” 
Ord. Prof. M. Fuat Köprülü
₺17,25 KDV Dahil
₺23,00 KDV Dahil
Susanın gönlü har içinde kor olur. 
Vicdanımın bağıran sesi susmuyor. 
Gönlüm yol çeker lakin 
Ayaklar yorgun, 
Gönül bin beter yorgun... 

Ben bu yürekten daha geniş bir yüreğe yol alıyorum. 
Koyu renkli bulutlar 
Örtmüşken güneş ışınlarını, 
Hüzün sarmışken kalbin hududunu, 
Yeniden kalkılabileceğini hatırlatmak gayemiz. 
Korkunun ecele faydası yok ki! 
Hayat devam etmekte... 
Her düştüğünde sığınıp Rabbine, 
Mutsuz yüreklere, 
Gönül yorgunlarına 

Umut olup yağmaktır dileğimiz duamız…
₺12,75 KDV Dahil
₺17,00 KDV Dahil

ÜRÜN AÇIKLAMASI

“Kamusal kaygı ve korkuların odak ve çıkış noktaları olagelen televizyon haberleri, gazete başlıkları, politik konuşmalar ve internet tweet’leri bugünlerde “göç krizi”ne referanslarla dolup taşıyor; görünüşe göre Avrupa’yı istila ederek, bildiğimiz, uyguladığımız ve el üstünde tuttuğumuz yaşam şeklinin çöküşü ve ölümüne işaret ediyor. Bu kriz, an itibariyle, kanaat oluşturucuların açtığı insan zihni ve duygularını işgal etme ve tabi kılma yönündeki daimi savaşın politik doğrucu bir tür kod adıdır. Bu savaş alanından yapılan haber yayınının etkisi hakiki bir “ahlaki paniğe” neden olmaya başlıyor. 

Ben bu sözleri yazarken, nasırlaşmış bir duyarsızlık ve ahlaki körlükten doğan başka bir trajedi gelip çatmak için pusuda bekliyor. Kamuoyunun, reyting açgözlüsü medya ile işbirliği içinde “mülteci trajedisinden bıkkınlık” noktasına doğru gitgide ve durmaksızın yaklaştığına dair işaretler birikiyor. Boğulmuş çocuklar, aceleyle dikilen duvarlar, dikenli teller, aşırı kalabalık toplama kampları ve göçmenlere baş belası muamelesi etme konusunda birbiriyle rekabet eden hükümetler, kıl payı kurtulma ve güvenlik için seyahatin sinir bozucu tehlikeleri; tüm bu ahlaki rezaletler hiç olmadığı kadar az haber niteliği taşıyor ve gittikçe daha seyrek olarak “haberler”de yer alıyor. Ne yazık ki, şokların kaderi normalliğin rutinine dönüşüyor; kendini tüketen, gözden kaybolan ve unutulma örtüsüne sarılarak vicdanlardan kaybolan ahlaki paniğin rutinine...” (Zygmunt Bauman) 



Zygmunt Bauman bu kitabında çağımızın en önemli sorunlarından birini eleştirel bir perspektiften hareketle masaya yatırıyor: Göçmenlik meselesi…

₺6,30 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil
Kendi yaşadıkları topraklardan ayrılıp Avrupa’ya kaçmak için her şeyi göze alan, ellerinde avuçlarında ne varsa bilmedikleri, tanımadıkları, görünmeyen bir şebekeye yatıran Suriyelilerin arasına karışır Wolfgang Bauer. Sahte ama inandırıcı bir öykünün arkasına gizler kendi gerçek kimliğini. O da “onlar”dan, göçmenlerden biridir artık. Kahire’de başlar bu uzun ve çileli yolculuk. İskenderiye’de sıkıntılı bir bekleyiş hüküm sürer. Günlerce bir düzine sığınmacıyla daracık bir dairede yaşar. Yazar gibi göçmenler de başlarını çıkaramazlar yakalanmak korkusundan. Ve nihayet denize açılırlar. Deniz, hayat ve ölüm arasındaki ince çizgidir; Avrupa yolculuğunda hayatta kalanlar ve ölenler olacaktır… 



Bu kitapta, zorlu varoluşlardan, hastalık ve yıkımlardan, daha da önemlisi ölümden kaçarken bilinmeyen bir yerlerde varsaydıkları umut ışığına koşan, ölümü göze alanların gerçek öyküsü anlatılıyor, tüm çarpıcılığıyla...
₺8,40 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil
Madrid, 1980. 
Kırk yıllık diktatörlükten sonra değişim rüzgârı İspanyol toplumunda ağır ağır esmeye başlar. Genç Juan de Vere, meşhur yönetmen ve yapımcı Eduardo Muriel’in özel sekreteri olarak çalışma hayatına ilk adımını atar. Patronu, güzel olduğu kadar kaygı verici eşi Beatriz Noguera’yla tanıştırır kendisini. Sonra arkadaş çevresiyle... Ne ki farkında olmadan genç sekreterine mahrem dünyasının ve anılarının gizli kapısını da açar böylece. 
Önceleri patronunun sürdüğü hayattan gözü kamaşan genç sekreter sonraları, bu parlak dekorun karanlık bir arka tarafı olduğunu keşfeder yavaş yavaş. Örneğin, Eduardo Muriel neden karısından nefret etmektedir? Görünüşte amaçsız, uzun gezintileri sırasında karısı nerelere gider? Eski aile dostları olarak tanıtılan Doktor Van Vechten aslında kimdir, hakkında anlatılanlar doğru mudur? 

Genç sekreter, bitmeyecekmiş gibi görünen şenliklerin yaşandığı Franco sonrası Madrid’de nefes kesen bir soruşturma sürecinde bu gizemlerin peşine düşer... 

Arzunun, gücün ve suçluluk duygusunun yaşamlarımız üstündeki etkisini gözler önüne seren, sürükleyici bir roman.
₺20,30 KDV Dahil
₺29,00 KDV Dahil
Şiir Erkök Yılmaz’ın yeni romanı Aile İçi Muhabbet 
“Bazı acı olaylar vardır; ardından aileye gün doğar. Demiryolları memuru Hamdullah Güven’in ölümü de ailesi için yeni bir günün başlangıcı oldu.” 
Anneleri Meyyuse’nin yarattığı karamsarlık ve üzüntü çemberinden kurtulmaya çalışan, birbirine benzemez beş kardeş: Naciye, Sacide, Zafer, Gülsüm, Yurdaer... Eğitim, meslek edinme ve özellikle gönül ilişkilerinde geleneksel aile yapısının dayatmaları... Toplumsal beklentiler karşısında bireyin sevgi ve özgürlük arayışları... Örselenen yürekler, ödenen bedeller... Kısacası Muhabbet’le Şiddet’in aile içinde sürekli yer değiştirdiği bir Türkiye resmi. 
27 Mayıs 1960 sonrasında Erzurum’dan Ankara’ya göç eden Güven ailesinin Yenimahalle’de başlayan hayat mücadelesi Şiir Erkök Yılmaz’ın akıp giden Türkçesiyle hayat buluyor. 
“Boş yere sevgiyi beklemiş durmuştu. Oysa sevgi, belki de, bir tanımsız sıkıntı denizini kulaçlamaktan başka bir şey değildi. Sacide bunu, ne yazık ki, çok geç anlamıştı. Bir daha evlenebilir miydi?”
₺12,60 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil
Aşk dolu bir geceden sonra aklımızda kalan tek şey ne kadar sevildiğimizdir, oysa aklımıza ne kadar sevdiğimiz gelse aşka inanabilirdim.” 

Geçmişi acısıyla ve gülünç yanlarıyla ironi içinde anlatan bir roman Ay Şarkısı. Cezaevinde tek tip giysi direnişi, kedisever bir binbaşı, isteklerini kabul ettirmek için binbaşının kedisini rehin alan mahkûmların komik yargılama süreci. Ve aşk; her koşulda yeşeren, yeşerebilen... 
Gürsel Korat, en acımasız koşullarda bile mizaha yer veren bir incelikle yansıtıyor 80’lerin Türkiyesi’ni; ezilenle ezenin, aşkla kızgınlığın, sadakatle ihanetin hızla yer değiştirdiği insan hallerini. 

Koğuşta heyecan vardı. İnsanı coşturacağı akla bile gelmeyen bir sevinç haliydi bu. Yaratıcılık ve eğlence dolu. Çocuksu. Kediyi kaçırıp rehin almak herkese bir şeyler esinliyordu. Kimileri “hiç vermeyelim” diyor, kimileri onu köpek gibi bağlamaktan söz ediyordu. ... Hasan’ın “Kediyi yargılasak nasıl olur?” demesi, bu komik heyecanı oyuna dönüştürdü. Durum o anda herkese kendi içinde iki kere gülünç göründü. Tutuklular tutuklayan olacaklarını ve üstelik yaşamlarında ilk kez çocukça bir eylem yapacaklarını sezerek şaştılar.
₺13,30 KDV Dahil
₺19,00 KDV Dahil
Yapı Kredi Kültür Sanat, 16 Mayıs -  13 Haziran 2018 tarihleri arasında ressam Cemal Erez’in “Yedi Günah” - “Bir Bürokratın 24 Saati” adlı iki bölümden oluşan sergisine ev sahipliği yapıyor. “Yedi Günah” insanın mülkiyet etrafında kurulmuş olan tarihsel durumunun izini sürerken; “Bir Bürokratın 24 Saati” ise bir bürokratın, yani devlet kurumunda çalışan üst düzey bir yöneticinin 24 saatini irdeliyor. 

Ressam Cemal Erez’in işlediği “Burjuvalar” serisinin bu yeni durağında, insanlığın burjuva halleri “Yedi Günah” başlığı ile konu ediliyor. Aslen din kökenli olan bu kavram, sanatçı tarafından bütün tanrısal bağlarından ayrıştırılarak, toplumsal bir olgunun incelenmesi için kavramsal çerçeve olarak kullanılıyor. İnsanın mülkiyet etrafında kurulmuş olan tarihsel durumunun izini sürmek için; şehvet, cimrilik, tembellik, oburluk, kıskançlık, kibir ve öfke halleri “Yedi Günah” olarak merkeze yerleştiriliyor. 
Serginin diğer bölümü “Bir Bürokratın 24 Saati”ise Cemal Erez’in 2002 – 2010 yıllarında, Paris-İstanbul arası yolculukları süresince eskizler halinde tasarladığı ve ardından İstanbul’daki atölyesinde üç yıllık bir çalışmayla ürettiği işlerden oluşuyor.
₺31,50 KDV Dahil
₺45,00 KDV Dahil
Yepyeni bir dünya bu. Bir monitörle ya da kontrol tuşlarıyla kısıtlanmadığın bir dünya. Yalnızca görmek ya da duymakla kalmadığın; dokunduğun, kokladığın, tat aldığın bir gerçeklik… Uyulacak yasalar ya da itaat etmek zorunda bırakıldığın kurallar olmaksızın, tüm arzularını yaşayabileceğin mükemmel bir hayat… 

How I Met Your Mother dizisinin başarılı aktörü Jason Segel ve Kirsten Miller’den gerçek ile sanal dünyanın yer değiştirdiği, -bir- Şirket ’in komplosuna tutsak edilen bedenlerin gerçeği aradığı bir roman. Bağımlısı olacak, hiç bitmesin isteyeceksin. 

Geleceğe adım atmaya, bedenini geride bırakmaya hazır mısın? 

Gerçekliğin öldüğü yere, Otherworld’e hoş geldin!
₺20,25 KDV Dahil
₺27,00 KDV Dahil
Bu kitabı okurken çeşitli tahminlerde bulunacaksın. 
Kocasından ayrılmak zorunda kalan kıskanç bir kadının hikâyesini okuduğunu düşüneceksin. Kendi yerini alan genç ve güzel kadını saplantı haline getirdiğini düşüneceksin. Karmaşık bir aşk üçgeni diyeceksin. Tahminlerinden o kadar emin olma… Satır aralarını dikkatle oku. 

“Acayip zekice…”  USA Today 
“Ağzınız açık kalacak. Unutulmaz.” Publisher’s Weekly 
“Kayıp Kız’dan beri en iyi gerilim romanı.” In Touch Weekly 
“Heyecan verici. Hikâyede müthiş sürprizler var.” The Wall Street Journal 
“Çok zekice. Trendeki Kız ve Kayıp Kız’la aynı tarzda.”Anita Shreve 
“Gerilimli, diken üzerinde tutuyor.” The Washington Post 
“Ustaca.” Karin Slaughter
₺25,50 KDV Dahil
₺34,00 KDV Dahil
Yaz kelimeleri en çok  aşkı anlatırlar.   

Kelimelerin de mevsimi vardır. Fırtınaya tutulup yağmurda yıkanırlar. Kelimelerin de mevsimi vardır. Kış güneşinin üşüttüğü ellerini umudun sıcaklığında ısıtırlar. Kelimelerin de mevsimi vardır. Yaz güneşinde kurutulmuş kelimeler en çok umudu anlatırlar; denizin oyunbaz maviliğini, hayatın kıyılara vuran neşesini…
₺21,75 KDV Dahil
₺29,00 KDV Dahil
Oyuna başlıyoruz, sonra çizgi filmlerden hatırladığım tuhaf bir ıslık sesi geliyor.Ali daha iyi dinlemek için elini kulağının arkasına yerleştiriyor. 
“Çok tanıdık bir ses.” 
Yasemin bunu söyler söylemez bir patlama oluyor, birden göz gözü görmüyor. 
14 yaşındaki Asperger Sendromlu Âdem, Suriye’nin yaşadığı karmaşanın hayatları üzerindeki etkisini anlamlandırmaya çalışmaktadır. Duygularını ifade etmek için sürekli resim yapar. Kendini Âdem’i korumaya adayan ablası Yasemin bir gün Suriyeli askerler tarafından kaçırılır. Artık Âdem travmalarıyla kendi başa çıkmak zorundadır. Ailenin diğer üç erkek evladı, bu savaşta bir taraf tutmasalar bile, yaptıkları tercihlerin sonuçlarına katlanacaklardır. 
Hükümet güçleri ile Muhalifler arasındaki çatışmalar yüzünden evlerini terk etmek zorunda kalan Âdem ve ailesi, Şam’a doğru çıktıkları çok tehlikeli yolculukta ayrılıklar, kayıplar ve insanlığın en karanlıkyüzüyle burun buruna gelecektir.
₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil
Nedim Gürsel firavunlar döneminden günümüze, eski Mısır mitolojisinden Nobel Ödüllü yazar Necip Mahfuz’un  
Kahire’sine doğrueşsiz bir yolculuğa çıkarıyor okuru. Dinsel inancın kaynağını araştırıp sorgularken Nil Nehri boyunca eski uygarlıkların izini sürüyor.  

Karşımda bir taş yığını yoktu yalnızca,binlerce yılın içinden gelip göğe yükselen, görkemli ve ezici bir anıt mezar vardı. Bu akıl almaz yapının gölgesinde oturdum uzun süre. Eskinin olağanüstü günlerini, tarihin derinliklerine gömülmüş olayların Nil Nehri gibi ağır aksak akışını,yenen ve yenilenleri, kayıklarına binmiş ölülerin tanrıların eşliğinde öbür dünyaya geçerken belki de son kez bu manzarayı seyrettiklerini düşündüm. Derken gölgeler uzadı, birden kızıla kesti dünya. Taşlar kararmaya başladı. Akşam alacasında renkler soldu. Ve Gize’de gün akşam oldu.
₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
Aristophanes (MÖ 450?-MÖ 388?): Yaşamına dair pek kesinbilgiler yoktur. Yazdığı kırk kadar oyundan sadece on biri günümüzeulaşmıştır. Kıvrak ve keskin diliyle ünlü olan Aristophanes, komedyasanatının bütün inceliklerini çağının tanıklığıyla kaynaştırmış büyük 
bir tiyatro ustasıdır. Ploutos, Aristophanes’in günümüze ulaşanve eğitmenliğini bizzat yaptığı son eseridir. Eserlerinde genelliklekenti Atina’nın sorunlarını alaya alan Aristophanes, Ploutos’ta buüslubundan uzaklaşarak zengin ve fakir arasındaki gerilimi çok dahaevrensel bir bakış açısıyla işler. İlerlemiş yaşına rağmen toplumsaldeğişimler doğrultusunda sanatını da yenilemekten çekinmeyen ozan,son iki oyunu Ploutos ve Kadınmebuslar’da kullandığı sahnelemeteknikleri ve dil tercihleriyle yepyeni bir komedya anlayışının daönderliğini yapar. Kadınmebuslar’la birlikte Eski Komedya’dan YeniKomedya’ya geçişin bir örneği, müjdecisi olan Ploutos, Türkçeye ilkkez Eski Yunanca aslından çevriliyor.
₺8,40 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil
Efsuncu Baba büyüyle, simyayla, tılsımla uğraşan; define aramak, madeni altına çevirmek, yıldıznamelerden âlemin sırrını çözmek gibi heveslere kapılmış bir zat-ı muhteremdir. Onun dünyasını batıl inançları şekillendirir,her adımını bu hurafelere göre atar. Eline yeni bir kitap geçer, İstanbul’un bütün defineleri şifreli halde bildirilmiştir bu kitapta. Defineye ulaşmak için tılsımı kaldırması gerekir, bu da Binbirdirek’teki anahtarı ve kendisine yardımcıolacak insan suretinde iki meleği bulmasına bağlıdır. Böylece Kirkor ve Agop’la tanışırız. Karın tokluğuna çalışan, ortaoyunundan fırlama bu iki komik tip Efsuncu Baba’nın karısı ve kızıyla yaşadığı konağa taşınır. Entrika giderektüm aileyi sarar. 
Hüseyin Rahmi sofu görünümlü budala karakterlerinden birini daha insanlığın en büyük derdi olarak, gülmeceyle süslü serüvenli bir dille canlandırıyor.
₺5,60 KDV Dahil
₺8,00 KDV Dahil
“İnsan vicdanındaki sırları, kalbin en gizli köşelerine ulaşmadıkça bulmak imkânsızdır…” Arka fonunu Osmanlı sosyal yaşamının oluşturduğu İntibah, İstanbul’un Çamlıca ve mesire yerlerinde geçer. Kalburüstü bir ailede, iyi bir eğitim ve terbiyeyle yetişen Ali Bey’in hayatı Mehpeyker adlı hafifmeşrep bir kadına âşık olmasıyla değişir. Maddi manevi yıkıma sürüklenen bu genç adamın iç dünyasını Namık Kemal, eski edebiyatımızla yeni edebiyat arasında köprü kurarak tahlil ediyor. Edebiyatımızın ilk edebi romanı kabul edilen İntibah’ı, Namık Kemal’in bilinmeyen Önsöz’üyle birlikte sunuyoruz.
₺7,00 KDV Dahil
₺10,00 KDV Dahil
İsmail Bozkurt, direniş ve mücahitlik yıllarını(1955-1968) kaleme aldığı ve bu dizidenyayımlanan Zirköy’den Mermertepe’ye kitabınınardından anılarının bu cildinde çocukluk ve 
ilkgençlik yıllarını anlatıyor. 
Çocukluğu Türkler ile Rumların yan yanayaşadığı Güney Kıbrıs’ın Lârnaka ilçesine bağlı 
Boğaziçi/Aytotro köyünde geçen Bozkurt, buyılları geniş bir perspektiften ele alıyor. Köyününinsanlarından Rum komşularına; bayramlardandüğünlere; geleneksel yemeklerden geçimkaynaklarına kadar ayrıntılarıyla anlattığıanılarında Kıbrıslı Türkler’in yaşamlarına 
tanıklık ediyor.
₺19,60 KDV Dahil
₺28,00 KDV Dahil
Zweig gençlik dönemi yapıtlarından Kızıl’da öğrenim için Viyana’ya giden genç bir tıp öğrencisinin büyük kentin gerçekliğine uyum sağlama ve yetişkinliğe adım atma sürecini anlatır. Kendini birdenbire ailesinden uzakta soğuk bir odada yapyalnız bulan bu “çocuksu” genç adam, zamanla girdiği bunalımın etkisiyle hayallerinden, başlangıçta büyük bir hevesle sarıldığı tıp eğitiminden vazgeçme noktasına gelmiştir. Tam da o günlerde kızıla yakalanan ve yardımına ihtiyaç duyan bir kız çocuğu onu hayata geri çağırır… 1908 yılına ait bu anlatı, Zweig’ın daha o zamanlar çoktan bir novella üstadı olup çıktığının kanıtıdır adeta. Üstelik, yazarın sonraki yapıtlarında sıklıkla karşılaştığımız bir temanın peşine henüz kariyerinin başındayken düştüğünü; gaddar bir dünyada varoluşunu sürdüremeyecek kadar kırılgan insanların acılarını baştan beri dert edindiğini ortaya koyar.
₺4,90 KDV Dahil
₺7,00 KDV Dahil

4 Mayıs 1980 tarihinde, Tito’nun ölümü ardından Yugoslavya’da bir dönem kapanmış; neredeyse 8 sene süren savaş sonunda, Yugoslavya 7 ayrı ülkeye bölünmüş; 17 Şubat 2008 tarihinde bağımsızlığını ilan eden Kosova bu devletlerden biri olmuştur.

Kitabımızda yer alan yazarlarımızın ülkesi olan Kosova’da politik bir hareketlilik söz konusudur. Politik birliğin uzun yıllar sağlanamadığı bir ülkede, elbette politik çatışmalar ve çalkantılar o ülkenin tiyatrosunda da karşımıza çıkacaktır. Kitapta yer alan oyunların tümünde bu izler açıkça kendini göstermektedir.

 

(Tanıtım Bülteninden)

 

₺22,50 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil

Kurbanlar Tanrı İstiyor, siyasi, askeri ve dini kıyımlarla dolu dünyaya, post apokaliptik bir yerden bakıyor.

Oyun, Vietnam Savaşı, Çernobil Faciası, Yahudi Soykırımı ve Suriye Savaşı

kıyametlerini yaşamış dört kişinin (dört kurbanın) girişi olan ama çıkışı bulunmayan bir odadaki sıra dışı buluşmalarının öyküsü.

Oyuncu Sayıs: 2 Kadın 2 Erkek

 

 (Tanıtım Bülteninden)

₺13,50 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil

 Döneminin önemli mütefekkirlerinden, yazarlarından, araştırmacılarından biridir Midhat Cemal Kuntay. Daha çok Üç İstanbul isimli romanından biliriz onu. Kuntay’ın tek romanıdır o, üstelik! Şairdir, biyograftır, araştırmacıdır, antoloji hazırlamıştır. Bir de bu, Türkiye’deki ilk edebiyat anketi onun elinden çıkmıştır.

 

Abdülhak Hâmid Tarhan’dan CenabŞahabeddin’e, Halide Edib Adıvar’dan Yusuf Akçura’ya dönemin yazarlarıyla yapılmış bu anket, bir daha hakiki “keşif” olarak, Everest Keşif dizisinden neşrediliyor. Hem bir “ilk”i tashih ediyor bu kitap, hem de dönemin yazarlarının entelektüel ilgilerinin ne denli şaşırtıcı olduğunu gözler önüne seriyor.

 

“Türk edebiyatında yazara yöneltilmiş sorulardan oluşan anket/soruşturma/röportaj türü çalışmaların ilk örneği olarak Ruşen Eşref Ünaydın’ın 1918’de yayımladığı Diyorlar ki adlı kitabı gösteriliyor. Oysa ondan çok daha önce yola çıkan biri var. Midhat Cemal Kuntay, 1909’dan itibaren dönemin tanınmış yazarlarına edebî kimliklerini kendilerinden öğrenmek amacıyla birer anket formu gönderir. Ancak her nedense gelen cevapları yayımlamak için 1919’a kadar bekler. [...] “Tahkikat-ı Edebiye Sütunları”na gönderilen cevaplar edebiyat tarihimiz için önemli bir belge niteliği taşımaktadır. Anketin asıl amacı da günün okurunun ilgisini çekecek bir dizi hazırlamak değil, geleceğin edebiyat tarihçileri adına birinci elden çeşitli bilgiler derlemektir. Servet-i Fünûn’da yayımlanırken bütün cevapların başına eklenen paragrafta, eski edebiyatın bu konudaki eksiğine eleştirel bir bakışla işaret edildiği gibi bu çabayla ulaşılmak istenen hedef de ortaya konur.”

 

(Tanıtım Bülteninden)

₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

John Truby'nin senaryo yazımıyla ilgilenen herkes için bir başvuru niteliğindeki bu çalışması, öncelikle sinemanın öykü anlatmayla başladığını vurguluyor ve olay örgüsü, karakterler, semboller ve diyaloglar üzerinden öykü anlatmanın tüm teknik ve teorik yönlerine odaklanıyor...

 

(Tanıtım Bülteninden)

 

₺30,00 KDV Dahil
₺40,00 KDV Dahil

“Washington Irving öyle bir yazar ki çağdaşlarını gölgede bırakıyor.” –Stephen King

 

Amerika’nın ilk gotik yazarlarından Washington Irving’le İç Savaş sonrasının puslu coğrafyasına bir yolculuk.

 

“Uykulu Kuytu Söylencesi” Amerikan edebiyatının ilk hayalet öykülerinden biri olmasının yanı sıra ilk gotik öykülerden de biridir. Uykulu Kuytu’nun Başsız Süvarisi, söylenceye göre, Amerikan Bağımsızlık Savaşı’nda bir top atışında başını yitirmiştir ve artık geceleri cepheye yetişmek için atını dörtnala süren bir süvariye dönüşmüştür.

 

Bu seçkide, “Uykulu Kuytu Söylencesi”ne ek olarak Irving’in bir diğer meşhur öyküsü “Rip Van Winkle” ile “Lanetli Ev”, “Şeytan ile Tom Walker”, “Hortlak Damat”, “Alman Öğrencinin Serüveni” ve “Gibbet Adası’ndan Gelen Konuklar” isimli öyküler de yer alıyor.

 

(Tanıtım Bülteninden)

₺10,50 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil
Nietzsche Ağladığında ve Aşkın Celladı gibi tanınmış kitapların yazan Irvin Yalom, bu kitapta psikoterapi ve hayatın anlamını arama çabasında kendisinin ve hastalarının yaşadığı deneyimleri konu ediyor. Ölümünden birkaç yıl sonra düşlerine giren kendi annesi; ölümcül bir kansere yakalanmasına rağmen hayatın anlamını yitirmeyen Paula; çok sevdiği ağabeyini ilkgençlik yıllarındaki bir araba kazasında yitirmiş ve şimdi de beyin kanserine yakalanmış kocasının ölümünü yaşamakta olan duygusal olarak ketlenmıs irene ve diğer yaşantılar.... Her biri terapinin pasif bir çözümleme sürecinden İbaret olmadığını, hastanın ve doktorun birbirini karşılıklı olarak eğittiğini ortaya koyuyor. Kitap boyunca, Yalom, kanser gibi 'ürkütücü' bir hastalığa sahip insanların kendi kendilerini iyileştirmeyi başarma güçlerinin yanısıra çağdaş tıbbın sınırlarını sergilemekten çekinmiyor. Anne ve Hayatın Anlamı, ölüm üzerine, insanın daha anlamlı yaşamak için verdiği kişisel mücadeleler üzerine derin gözlemler içeren bir kitap.
₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil
“Bir müzede ya da galeride sergilenen sanat eserini seyrettikten sonra, yaratıldığı atölyeye girmeye çalışırım. Ve orada, oluşum sürecinin hikâyesine ilişkin bir şeyler öğrenme umuduyla beklerim. Hikâyeye içkin umutlara, seçimlere, hatalara, keşiflere dair bir beklenti. Kendi kendime konuşur, atölyenin dışındaki dünyayı gözümde canlandırır, belki tanıdığım ya da asırlar önce ölmüş olan sanatçıya seslenirim. Kimi zaman yaptığı bir şeyden yanıt gelir. Hiçbir zaman bir neticeye varılmaz. Bazen her ikimizi de şaşırtan yeni bir alan açılır. Bazen de soluğumuzu kesen –bir gizin açığa çıkması gibi soluk kesici– bir hayal dünyası belirir.” 

Berger’ın hayat boyu sanat ve sanatçılar üzerine kaleme aldığı yazılarını iki ciltte topluyoruz: İlki Portreler. Mağara resimlerinden günümüze kronolojik bir sırayla sunulan kitap, yazarın kelimelerle çizdiği sanatçı portreleri. Aynı zamanda Berger’ın alternatif sanat tarihi olarak da okunabilir. İkinci cildi ise Manzaralar adıyla yayımlayacağız.
₺36,00 KDV Dahil
₺48,00 KDV Dahil
“Hem yaralı hem yakını bir yaralının 
Kırıldı kuş sesinden direkleri dünyanın kaldım eşikte sübyan 
Kaldım cümle ovayla temmuzun köklerinde, yaşlanmış ağaçlara dert oldum. 
Kimi görsem dedim işte buradayım iki ince boynumun arasında 
Kimi görsem dilim buruk, kelimeler ölümlü, sesim anadan üryan. 
Yürüdüm benle birlik ağır bir halk yürüdü 
Suya baktı ağırdı, güze düştü ağırdı, yola vurdu ağırdı. 
Bir sabah dünya boşken kalkıp sordum kendime: neyin var taşınacak? 
Şu kırık dal sesinden, şu tökezleyen ırmak gürültüsünden başka 
Neyin var sen gidince aklı sende kalacak!”
₺6,75 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil
“Washington Irving öyle bir yazar ki çağdaşlarını gölgede bırakıyor.” –Stephen King 

Amerika’nın ilk gotik yazarlarından Washington Irving’le İç Savaş sonrasının puslu coğrafyasına bir yolculuk. 

“Uykulu Kuytu Söylencesi” Amerikan edebiyatının ilk hayalet öykülerinden biri olmasının yanı sıra ilk gotik öykülerden de biridir. Uykulu Kuytu’nun Başsız Süvarisi, söylenceye göre, Amerikan Bağımsızlık Savaşı’nda bir top atışında başını yitirmiştir ve artık geceleri cepheye yetişmek için atını dörtnala süren bir süvariye dönüşmüştür. 

Bu seçkide, “Uykulu Kuytu Söylencesi”ne ek olarak Irving’in bir diğer meşhur öyküsü “Rip Van Winkle” ile “Lanetli Ev”, “Şeytan ile Tom Walker”, “Hortlak Damat”, “Alman Öğrencinin Serüveni” ve “Gibbet Adası’ndan Gelen Konuklar” isimli öyküler de yer alıyor.
₺10,50 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil
"Jane Austen, bütün kadın sanatçılar arasında en mükemmeli, eserlerinin her biri ölümsüz." -Virginia Woolf 

Dünya edebiyatının en dikkat çekici ve en fazla okunan eserlerinden olan Gurur ve Önyargı, genelde toplum doğrularıyla özelde ise sınıf farklılıkları ve kadının konumlanışıyla incelikli bir şekilde alay eder. Jane Austen'ın ilgi çekici bir aşk hikâyesinin perde arkasında dönemin yaygın birçok özelliğini eleştirdiği roman, Austen'ın zekâsının en büyük ürünüdür ve yazıldığı dönemin ise en cesur eserlerinden biridir.
₺20,25 KDV Dahil
₺27,00 KDV Dahil
“Uğursuz Bir Şey Geliyor Bu Yana muhtemelen Bradbury’nin en iyi eseri.” -Stephen King 

Düzyazının şairi Ray Bradbury’den sizi kendinizle yüzleştirecek, cesaretin ve korkunun bir araya geldiği karanlık bir karnaval. 

Vücudunu baştan sona saran dövmelerle zamana hükmetmeyi başaran Resimli Adam’ın avuçlarında iki tanıdık isim vardır: William ve Jim. 14 yaşındaki hemen her çocuk gibi bir an önce büyümek isteyen Will ve Jim’in önünde iki seçenek belirir: Ya Resimli Adam’ın büyüsüne kapılıp zamanı ileriye saran o atlıkarıncaya binecek ve tüm kasabayı bir günahkârlar karnavalına hapsedeceklerdir ya da Will’in ihtiyar babasıyla birlikte karnavalı belki de bir başka ekime kadar kasabadan uzaklaştıracaklardır. 

Çekinme, gir içeri… Uğursuz bir şey, upuzun bir yoldan senin için geldi. 

Ray Bradbury’in önsözüyle…
₺18,00 KDV Dahil
₺24,00 KDV Dahil
Pazin Kalesinden kaçmak, yüksek duvarlarının dibindeki uçurum nedeniyle neredeyse imkânsızdır. Fakat Avusturyalılar tarafından ölüme mahkum edilen Macar yurtsever Mathias Sandorf’un başka şansı yoktur. Hücre arkadaşıyla birlikte parmaklıkları zayıflatmayı başaran Mathias Sandorf, paratoner kablosunun yardımıyla aşağı inmeye niyetlenir. Fakat tam o sırada patlak veren fırtına ve düşen yıldırımlar bu durumu hiç de kolaylaştırmayacaktır, aşağıda bekleyen azgın sel ise onları bir meçhule sürükleyecektir.  
Jules Verne, Alexandre Dumas’nın anısına adadığı Mathias Sandorf’u, Olağanüstü Yolculukların  Monte-Cristo’su yapmaya çalışmıştır.
₺29,25 KDV Dahil
₺39,00 KDV Dahil

Sanat sineması, elli yılı aşkın süredir, izleyici, yönetmen ve eleştirmenler için, sinemayı Hollywood dışında hayal edebilmek anlamına geliyor. Buna rağmen, 1970’li yıllardan beri şaşırtıcı şekilde akademik ilgiden uzakta olan bir kavram. Son otuz yıldır da küresel bir yayılma içinde; coğrafyalar-arası, uluslar-ötesi estetikler, anlamlar üretiyor.

 

Sanat sineması, küreselleşme, dünya kültürü ve sinemanın uluslar-ötesi akış ekonomisinin film biçiminin yörüngeleriyle nasıl kesişebileceğine dair güncel soruların üstüne giden, eleştirel bir kategori. Küresel Sanat Sineması, böylesi karmaşık bir kategoriye nasıl yaklaşabilineceğinin cevabını arıyor. Sanat sinemasının melez kimliğini, güncel film araştırmaları için merkezi olan soruları keşfetmeyi hedefliyor. Sanat sinemasına, küresel film kültürünün hem etkin bir yanı hem de eleştirisinin vazgeçilmez bir bölümü olarak odaklanmayı hedefliyor ve sanat sinemasının yeni biçim ve sınırlarının hatlarını çiziyor.

 

Doğu Asya ve Latin Amerika yeni dalgalarının görünürleşmesinden, Avrupa filminin tekrar güclenmesine, İranlı yönetmenlerin başarısına ve dünya sinemasını şekillendiren film festivallerinin yükselişine, eser sanat sinemasının özündeki uluslararasılığı merkeze alıyor.

 

 

(Tanıtım Bülteninden)

₺37,50 KDV Dahil
₺50,00 KDV Dahil
Kurgu; film biçiminden film kuramlarına kadar sinemanın tüm evreninde belirleyici bir rol oynar. Hem teorik hem de teknik olarak sinema alanında çalışan herkesin bilmesi gereken zorunlu bir ortak alandır. Ancak kurguyu bilmek bir yazılımı ya da bir kurgu masasını kullanmayı bilmek demek değildir. Kurgu, kurgu makinesini öğrenmekten çok daha fazlasıdır. Çekimlerin ritmini algılayıp hareketi sınırlandırmayı kavramaktır. İki çekimin birbiriyle olan ilişkisinin anlam ve duygu yaratma olasılıklarına hakim olmaktır. Çekimden sahneye, sahneden sekansa, sekanstan filme bir bütünü görebilmektir.
₺30,00 KDV Dahil
₺40,00 KDV Dahil

Tarkovski, dünya mükemmel olmadığı için sanatın var olduğu inancındadır. Godard, sinemanın bir düş ya da hayal ürünü olmadığını, hayatın kendisi olduğunu söyler. Lenin, sinemanın en etkili sanat dalı olduğunu ileri sürer. Deleuze, sinemayı felsefi bir yaratım ve düşünce faaliyeti olarak kabul eder. Bertolt Brecht de, bütün sanatlar, sanatların en yücesi olan yaşama sanatına hizmet eder, düşüncesindedir. Her sanatçı/düşünür kendi açısından, insanın yarattığı bütün anlatım biçimlerini kendine özgü bir dil içinde kullanan ve teknolojik olanaklardan yararlanarak en geniş izleyici kitlesine ulaşan sinemanın önemine vurgu yapar.

 

Filmsel yaratı insan, doğa ve yaşamla ne kadar derinden bağlar kurarsa o kadar yüzeysellikten kurtulur ve estetik bir nitelik kazanır. Duyguları, düşünceleri sinematografik imgelere dönüştüren sinema, insana sınırsız bir hayal gücünün kapılarını açar. Yarattığı atmosfer ve duygu yoğunluğu ile insanları sarsmak ister. Alışıldık görme, düşünme ve konuşma biçimlerini kırarak, gerçekliğin bütün boyutlarıyla kavranmasını sağlamaya çalışır.

 

Sanatçıların düşünceleri ve sinemanın anlatım olanaklarının genişliği düşünüldüğünde, sinema sanatına dair yapılacak çalışmaların önemi ortaya çıkar. Bu kitap da yedinci sanat olarak değerlendirilen sinemaya yedi pencereden bakar. Sinema eğitiminin temel dersleri olan yedi başlık altında, Türk ve dünya sinemasının önemli yönetmenlerini, filmlerini ve konularını inceler. Böylelikle, sinema kültürüne katkıda bulunmak ister.

 

 

(Tanıtım Bülteninden)

₺22,50 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil
Sen gidince... 
Çocuksuz kalmış bir park gibi kalakaldı yüreğim. 
Elinden şekeri (ç)alınmış bir çocuk gibiydim. 
Azıcık mutluluk, ikimize de yeterdi aslında... 
Küçük bir çocuğun mutluluğuydu avuçlarımızdaki oysa. Şimdiyse ellerimiz bomboş… 
Bana seni fısılda... Senden başka yok bildiğim! 
Bendim ben, sen sandığın sen... 
Sendin sen, ben sandığım ben... 
Beni özlediğinde aynaya bak. Gözlerin beni görecek! 

Limon Şekeri elinizdeyken kendinizi aynalar koridorunun ortasında hissedecek ve hiç kıpırdamadan tuhaf yansımalarınızı seyredeceksiniz...
₺12,00 KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil

Kaybedenler Kulübü bundan yaklaşık yedi yıl önce gösterime girdiği günlerde kült bir iş olacağının işaretlerini vermişti. Öyle de oldu. İkinci filmin çekileceği duyulduğunda ciddi bir dirençle karşılaştı. Birinci gibi olmaz diyenlerden, ne gerek vardı diyenlere, 2 dakikalık fragmandan sayfalarca film eleştirisi yazan sanal alem kahramanlarına kadar. Yolda 2018 yılının Mart ayında gösterime girdi ve yaklaşık 700 bin kişi tarafından izlendi. İlk filmin tadını arayanlarla, o zaman ilk filmi seyredin diyenlerin arasında tatlı bir gerilim yarattı. Güzel oldu.

Birinci film gibi tamamen yaşanmış hikâyelerden ve gerçek kişilerden yola çıkan bu ikinci hikaye, göz yaşı ve komedi çukurunda debelenen Türk Sineması içinde kendine farklı bir yer edindi. Tıpkı yollar gibi filmlerin de yolculuğu bitmez. Mehmet Ada’nın yönettiği ve senaryosunu yazdığı bu film, sinema gösteriminden sonra diğer platformlarda da seyircisiyle buluşmaya devam edecek. Tıpkı filmin kendisi gibi kitabının da Türk Sineması’ndaki büyük bir boşluğu dolduracağına inanıyoruz.

Senaryonun birinci revizyonlu kopyasının yer aldığı bu kitap, dışarda bırakılan sahnelerden, sette yapılan değişiklilere kadar, yönetmenin yazdığıyla çektiği arasındaki büyülü yolculuğu izleme şansı veriyor. Türk Sineması’nın en güçlü ve sıra dışı kadrosuyla da önemli olan bu filmin oyuncuları, kitabın başında hem role hazırlanmalarını, hem de çekim esnasında yaşadıklarını anlatıyor. Sinema ve oyunculukla ilgilenen okurlar için de değerli bir tanıklık sunuyor.

Sonuç olarak,

Her ALTIKIRKBEŞ okurunun bildiği gibi;

YOL BİTMEZ, O LABİRENTİN DUVARIDIR.

Bol şans…

₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
J.R.R. Tolkien’in Hobbit ile Yüzüklerin Efendisi arasında yayımlanmış klasik çocuk hikâyesi. 

Ham’li Çiftçi Giles bir kahramana benzemiyordu. Kocaman bir göbeği vardı, sakalı kızıldı ve sakin, konforlu bir hayatı tercih ediyordu. Fakat bilmeden istemeden, nispeten sağır ve miyop bir devi korkutup kaçırınca, Çiftçi Giles’ın şöhreti diyara yayıldı. Ne yazık ki kurnaz ejderha Chrysoplax krallığın başına bela olunca, onunla dövüşmesi için de Çiftçi Giles çağırıldı. 

Hobbit ve Roverandom gibi, Ham’li Çiftçi Giles da J.R.R. Tolkien tarafından başta çocuklarını eğlendirmek için uyduruldu, ancak hikâye genişledikçe daha ayrıntılı bir hal aldı. Nihai hali ise zekice anlatılmış, hayal gücü dolu hikâyeleri seven tüm okurlara hitap ediyor. 

“Devlerin ve ejderhaların krallıkta gezindiği zamanlarda geçen muazzam bir öykü.” 
Sunday Times 

Bu edisyonda, ilk kez 1949’da yayımlanmış tam metin ve Pauline Baynes’in çizdiği, Tolkien’in öyküsü için en uygun seçim olduğunu söylediği orijinal illüstrasyonlar bulunuyor. Aynı zamanda öykünün yazılmış ilk taslağını ve bir devam hikâyesi için Tolkien’in notlarını da içeriyor.
₺16,50 KDV Dahil
₺22,00 KDV Dahil

Kafamdaki romanı yazmak için işimden ve oğlumdan vakit ayıramıyorum, ama üzüldüğüm de yok. Bu koşullarda vaktim olsa da istediğim gibi yazacağımı sanmıyorum. Köyde, sessizlikte, üstünde dura dura çalışmaya alışmış biri için İstanbul çok hareketli; ama buna da alışacağımı, bu koşullarda yazacağım zamanın geleceğini sanıyorum. Yazmadığım için ne devleti ne de yayımcıları suçluyorum. Bunda bir suç varsa doğrudan benim suçum bu.

Yusuf Atılgan gibi bir bakıma “saklı” bir yazarın ardında bıraktığı notlar her zaman heyecan vericidir. Atılgan’ın “Eşek Sırtındaki Saksağan” adlı bir roman yazdığı, sonra da o metni yok ettiği biliniyordu. Elinizdeki kitap, bu romanın yazarın sandığında bulunan giriş bölümüyle birlikte elyazılarından derlenen notlarını, şiirlerini, dergilerde kalmış kısa öykülerini ve yaptığı çevirilerden örnekleri içeriyor.

(Tanıtım Bülteninden)

₺17,50 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil
Lou Clark New York’ta yeni bir hayata başlamaya hazır. 
Will’in söylediği gibi artık hayatını “cesurca yaşayabileceğine” inanıyor. Ambulans Sam ile aradaki binlerce kilometreye rağmen ilişkilerini canlı tutabileceğini düşünüyor. İşvereninin iyi bir adam olduğuna ve karısının ondan bir sır sakladığına emin. Zenginlerin dünyasında kendini işine adıyor, Beşinci Cadde ve Vintage Giysi Mağazası arasında hayallerini aramaya devam ediyor. 
Ve tam bu sırada tüm hayatını altüst edecek biriyle tanışıyor. 
Josh... ona geçmişinden bir erkeği anımsatıyor ve bu Lou’nun canını çok yakıyor. 


Hayata bir defa geldiğimizi ve onu cesurca yaşamamız gerektiğini, bazen imkânsız bir aşk masalı hatırlatır bize... 

“Bu gerçek bir zafer.” Heat 

“Neşe dolu bir hikâyeye mükemmel bir son.” Daily Express 

“Sonsuza dek en sevdiğimiz yazarlardan ve en mükemmel kitaplardan biri olarak kalacak. ‘’Look“ 

Louisa bir rüya karakteri ve elbette büyük bir klasik olacak.” Daily Mail
₺28,50 KDV Dahil
₺38,00 KDV Dahil
Tess Gregory başarılı bir bilim insanı olsa da kalbinin bir köşesinde hep aile kurmak ve çocuk sahibi olmak vardır. Ne yazık ki bu hayalini bir türlü gerçekleştirememiştir. Küçük yaşta geçirdiği hastalık yüzünden kulakları duymayan Tess özgür ruhlu, hayat dolu bir kadındır ama ölüm onun için beklenenden çok daha erken kapıyı çalar… Fakat bu güçlü kadın gözlerini hayata kapattığında ölümün bir son değil, yeni bir yaşamın başlangıcı olduğu ortaya çıkar; en azından Tess için böyle olur.  
On dokuzuncu yüzyılda yeniden hayata dönen Tess kendini yepyeni bir bedende, üç çocuk sahibi Amarylis Rafferty olarak bulur. Ve en önemlisi, artık duyabiliyordur. Yeni görünümü ve dünyası karşısında büyük bir sarsıntı geçiren Tess kısa bir süre sonra yürek burkacak kadar talihsiz bir olayın yeni ailesini ve özellikle de kocası Jack’i acı dolu bir hayata mahkûm ettiğini fark eder. Yine de Tess, ona verilen bu yepyeni yaşam şansını cennete dönüştürmenin bir yolunu bulmaya kararlıdır…  

 “Hannah bu hikâyeyi samimiyetle, şefkatle ve canlı detaylarla yaratmış. Karakterlerini, özellikle de karanlık geçmişine rağmen dimdik ayakta duran, inançlarına tutunan Tess karakterini sevmemek imkânsız.”  
Publishers Weekly  

“Kristin Hannah’nın aşk romanları değerli mücevherlerden farksız.”  
Romantic Times  

“Karakterlerinin ruh hallerini ve duyguları resmetmekte Hannah’nın üstüne yok.”  
The Washington Post Book World
₺30,72 KDV Dahil
₺39,90 KDV Dahil
İlk kadın ressamlarımızdan Hale Asaf, Osmanlı’nın son ve Cumhuriyet’in ilk yıllarına rastlayan kısa ve sıradışı hayatında İstanbul’da, Paris’te, Berlin’de ve kısa bir süre de Bursa’da yaşadı, çalıştı, az ama etkileyici eserler üretti. 
Hale Asaf’ın hayata ve sanata yaklaşımı, yaşadığı dönem ve toplumsal dinamikler açısından irdelenmesi gereken bir dönüm noktasına işaret ediyor. 
Sanat tarihçisi Burcu Pelvanoğlu Hale Asaf’ın hayatının ayrıntılarını, toplumsal konumunu ve yapıtlarını titiz bir araştırmayla günışığına çıkardı. Asaf’ın sanatını ve bohem kişiliğini yakın tanıklıklarla, belgelerle ve karşılaştırmalı olarak aktarırken resim kadar toplumsal tarihimize de pencereler açtı. 
Daha önce yayımlanmamış tablo ve belgeler içeren bu çalışmada Hale Asaf bir kez daha okurlarla buluşuyor, sanat tarihinde bıraktığı izlerle dikkatleri çekmeye devam ediyor.
₺59,50 KDV Dahil
₺85,00 KDV Dahil
Orhan Pamuk’un Edebi Dünyası, Orhan Pamuk’un 2006’da Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanmasının ardından yazar için düzenlenen ilk uluslararası nitelikte sempozyuma sunulan bildirilerin makalelerinden oluşuyor. 

14-15 Mayıs 2007 tarihinde Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlenen bu ilk uluslararası Orhan Pamuk Sempozyumu makalelerinin kimisi yazarın tek bir eseri ya da iki eserini, kimisi Orhan Pamuk’u çevirmeyi, kimisi de yazarın Nobel Ödülü’ne kadarki eserlerindeki ortak temalarını incelikle ve derinlikle ele alıyor. 

Orhan Pamuk’un Edebi Dünyası, Pamuk’un eserleriyle ilgili yapılan ilk makaleler derlemesi Kara Kitap Üzerine Yazılar’ı hazırlayan Nüket Esen ve Orhan Pamuk’u Anlamak’ı hazırlayan Engin Kılıç’ın ortak “Önsöz”lerindeki ifadesiyle “Orhan Pamuk okumalarını zenginleştiren değerli bir katkı”.
₺15,40 KDV Dahil
₺22,00 KDV Dahil
Dar Bir Çember İçinde, Behçet Necatigil’le Kâmuran Şipal’in 1948-1972 yılları arasında birbirlerine yazdıkları 32 mektuptan oluşuyor. 
Yaşamlarının, yazı ve çeviri uğraşlarının, edebiyat anlayışlarının yanı sıra dönemin edebiyat ortamının ipuçlarıyla, dahası giderek güçlenen bir dostluğun izleriyle dolu mektuplar, onların kişiliklerini yansıtan birer belge. 

Yazılmadan kaldı bazı şeyler, gene de yazılmış kadar oldu. 
Geldim, gelmek bir mecburiyeti yerine getirmek, bir şey ümid etmekse. İnsan bir yere giderken bavuluna bütün odasını, sası-durgun havasını, değişmez alışkanlıklarını koyabilmeli; olduğu gibi onlarla gelebilmeli. Yoksa– İlk günden gözümde tütmeye başladı tozlu penceresi, yükünü almış kitap ve kâğıtlarıyla odam, yılları paylaştıklarım. Hangi şartlarda olursa olsun gidip gelmeleri, ayrılışları göze alanlar yiğitleşti gözümde. 

*Kapak fotoğrafı: Kumkapı, 6 Nisan 1974 (Necatigil Arşivi)
₺8,40 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil
Association Internationale pour L’Etude des Céramiques Médiévales et Modernes en Méditerranée (AIECM3), Orta Çağ ve Modern Akdeniz dünyası seramik çalışmalarını destekleyen ve bu alanda çalışan araştırmacıların deneyim ve bilgilerinin paylaşılmasını teşvik eden bir dernektir. Dernek her üç yılda bir işbirliği içerisinde olduğu ülkelerin yerel kuruluşları ile Uluslararası Akdeniz Orta Çağ Seramik Kongresi’ni gerçekleştirmektedir. 



XI. AIECM3 Uluslararası Orta Çağ ve Modern Akdeniz Dünyası Seramik Kongresi, Türkiye’de ilk kez Koç Üniversitesi Vehbi Koç Ankara Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (VEKAM) tarafından, 19-24 Ekim 2015 tarihleri arasında Antalya AKMED‘de gerçekleştirilmiştir.Özellikle Doğu Akdeniz bölgesinde yürütülen çalışmalara bir giriş ve genel bir değerlendirme yapmayı amaçlamayan kongrede Fransa, İtalya, İspanya, Portekiz, Almanya, Yunanistan, Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Hollanda, Tunus, Macaristan, Rusya, Bulgaristan, Makedonya, Ermenistan, Ukrayna, Avusturya gibi çeşitli ülkelerden gelen konuşmacılar tarafından 85 sözlü, 64 poster sunumu yapılmıştır. 

İki ciltten oluşan bu yayında, 19-24 Ekim 2015 tarihlerinde Antalya’da gerçekleşen kongrede sunulan 106 adet bildiriye orijinal dilinde yer verilmektedir.
₺105,00 KDV Dahil
₺140,00 KDV Dahil
%25 İndirim
%25İndirim
Ücretsiz Kargo

Beyaz Diş 1906’da ilk yayımlandığında, Jack London dünyanın en ünlü ve en çok para kazanan yazarlarından biri haline gelmek üzereydi ve kitap yayımlandığında, Jack London ününe ün katmış ve şöhretini sağlamlaştırmıştı. London acımasız ve aman vermez Yaban’da, türlerin hayatta kalma savaşını tüm gerçekleriyle gözler önüne sermektedir. Beyaz Diş yarı kurt yarı köpektir ve onun başından geçenler aracılığıyla hem hayvan krallığının katı kurallarına hem de Yaban’daki insanların durumuna tanık oluruz. Beyaz Diş olağanüstü bir macera hikâyesi olmasının yanında Yaban’a uyum sağlamaya dair muhteşem bir anlatıdır.

 

₺11,25 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil

Oligarşik yapılanmaya ve işçi sınıfının burjuvazinin ayakları altında çiğnenmesine karşı başkaldırının romanı olarak sayabileceğimiz Demir Ökçe'de olaylar ABD ile sınırlı kalmaz, zira Jack London irdelediği hak, eşitlik, adalet, emek ve sömürü kavramlarıyla bu sınıf mücadelesine evrensel bir boyut kazandırır. Başkahraman Ernest Everhard'ın, kendisine büyük bir hayranlık duyan ve en az onun kadar gözü pek karısı Avis Everhard'ın ağzından anlatılan bu öyküde, dinden metafiziğe, sosyalizmden materyalizme birçok konu kendisini bizlere en baştan sorgulatacaktır.

₺12,00 KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil

Kızıl Veba, medeniyeti dünya üzerinden silip süpüreli altmış yıl olmuştur. Hayatta kalmayı başaran bir avuç insan, vahşi yaşamın ortasında, kabileler halinde kendi medeniyetlerini ve toplumsal sınıflarını oluşturmuştur çoktan. Ancak sanattan bilime kadar her türlü bilgiden yoksundurlar. İlkel zamanlara geri dönülmüş, yaşam yine ‘yemek-çoğalmak-hayatta kalmak’ üçgenine hapsedilmiştir. Yetişen yeni nesil de dünyayı hurafelerden ibaret görmekte, her türlü batıla inanmaktadır. Yitip giden eski dünyanın sırlarını hatırlayan, hayatta kalan tek insan da yaşı artık bir hayli ilerlemiş olan Profesör James Howard Smith’tir ve onun da tek umudu yetişecek neslin bu barbarlığı, cehaleti ve umursamazlığı aşıp medeniyete yeniden erişmesidir.  Yaşlı adama kulak verin, o geçmişi ve yaşadığı günleri sadece torunlarıyla değil sizlerle de paylaşıyor. Medeniyet her bireyin ortak noktası… Peki, ya Kızıl Veba gibi baş edilemeyen bir mikrop onun sonunu getirirse, geriye insanlığa dair ne kalır?

 

₺7,50 KDV Dahil
₺10,00 KDV Dahil

Jack London’ın en önemli yapıtlarından biri olan ve kendi hayatından izler taşıyan Martin Eden, ünlü bir yazar olup deli divane âşık olduğu kızla arasındaki statü farkını ortadan kaldırmaya çalışan genç ve eğitimsiz bir denizcinin akıl almaz hırsını ve tutkusunu anlatıyor.

Martin Eden, Ruth Morse’u gördüğü ilk andan itibaren ona derin duygular beslemeye başlar. Onunla kıyaslanmayacak kadar kültürlü ve aynı zamanda zengin olan bu kız için insanüstü çabalar sarf ederek kendini her anlamda geliştirmeye çalışır. Okudukça öğrenir, öğrendikçe de yazma hırsı galip gelir. Öyle ki bu hırs aşkının da, ideallerinin de önüne geçer.

Bir gencin değişim mücadelesini 20. yüzyıl başlarında, ABD’deki keskin sınıf ayrımı ekseninde ele alan ve klasik eserlerden biri olan Martin Eden günümüzde hâlâ kalıcılığını koruyor.

₺14,25 KDV Dahil
₺19,00 KDV Dahil

Jack London’ın bu ölümsüz eserinde, bir St. Bernard ve İskoç çoban köpeği kırması olan inatçı Buck’ın maceralarını okuruz. Buck günün birinde kaçırılır ve tamahkâr altın arayıcılarına satılır. O andan itibaren, Buck’ı güçlü olanın hayatta kaldığı yabanda, zorluklarla dolu, çetin bir savaş bekliyordur. Yaban, doğanın ta kendisidir ve ancak uyum sağlayanlar hayatta kalabilir. Buck hayatta kalmanın bir yolunu bulmalı ve yalnızca acımasız insanlara karşı değil diğer köpeklere karşı da kendisini savunmalıdır.

₺6,00 KDV Dahil
₺8,00 KDV Dahil
“Naçar, yorgun, hapsedilmiş bir kabına sığmazlık... Bunun için en çok 
geceleri çöreklenir yüreğine insanın, tüm gerçekliğiyle ve en yoğun 
bir yaşamak ağrısı... (…) Geceler, elle tutulacak denli somut ve yoğun 
yaşam zamanlarıdır, tutsakken ve şiirini, şarkılarını, yitik duygularını 
aramaktayken nafile bir çabayla yüreğinin derin boşluklarında. (…) 
Gecelerle birlikte bir ömürdür akıp giden, ömürlerdir, güneşli mavi 
gelecekler aşkına yaşanmış ömürler...” 
Cafer Solgun, 12 Eylül dönemindeki uzun mahpusluğunun ardından, 
“Kürt sorunu” gündeminin belirleyiciliği altında yaşanan 1990’larda 
bu “sınavı” bir kez daha göğüslemişti. Solgun bu kitabında, yaklaşık 
on yıl boyunca Van, Muş, Diyarbakır, Adıyaman, Antep, Bursa ve 
Kaman hapishanelerinde yaşadıklarını, gözlediklerini, düşündüklerini, 
hissettiklerini hikâye ediyor. Fonda, dönemin yüklü gündemi… 
Bazen “Mahpusluktur, bazen olur… denen türden bir sıkıntı”... Bazen 
mizah... Bazen gündeliğin öğütücülüğü… Bazen kıyasıya mücadele… 
Siyasîler ve adliler… 
Mahpusluk yaşantısının içinden, genel meselelere dair gözlem ve 
düşüncelerini de aktarıyor Solgun. Sözgelimi, “‘örgüt’ün kendisini 
‘devlet’ yerine koyan bir anlayışla hareket etmesinin” trajikomik 
sonuçlarını, özgürlüğün gündelik pratikteki anlamını ve daha birçok 
şeyi tartışıyor. 
Solgun’un bu kitabı, 80’lerdeki mahpusluk deneyimini aktardığı 
Demeyin Anama İçerdeyim’le birlikte ele alındığında, 12 Eylül dönemi 
ile 90’ların koşullarının, hapishane yaşantısı ve ceza infaz rejimi 
bakımından etkileyici bir mukayesesi.
₺36,00 KDV Dahil
₺45,00 KDV Dahil
Mehmet Özgül çevirisi, 
D.S. Mirsky’nin önsözü, 
Charles E. May’in sonsözü, 
Yazar ve dönem kronolojisi, 
Kitaba dair görsellerle. 
Kırlarda Bir Gün, Çehov’un yazarlığında büyük bir atılım yaşadığı 1886 
yılına ait öykülerini derliyor. 
Çehov, 1886. 
Asıl mesleği olarak gördüğü doktorluğa devam etse de Çehov, 1886 
yılında yeteneği edebiyat çevrelerince fark edilmiş bir yazardı. Bu yılda 
ilk eserlerindeki komik eskizlerden uzaklaşmaya, Peterburgskaya 
gazeta ve Novoye Vremya gibi prestijli haftalık yayınlara daha uzun 
öyküler göndermeye başlamıştı. Çehov’un Rus okurunun hafızasında 
edindiği yeri hiç kaybetmemiş bu esprili ve dokunaklı hikâyeleri, her 
modern öykücünün borçlu olduğu eşsiz 
bakışının birer örneğidir. Rusya’nın orta sınıfını hicveden trajikomik 
vinyetlerin yazarın ilk deneysel çalışmaları ile yan yana geldiği Kırlarda 
Bir Gün, Çehov’un benzersiz dehasını ve ince bakışını sergiliyor.
₺28,80 KDV Dahil
₺36,00 KDV Dahil
Mayısın beşini altısına bağlayan o Hıdrellez gecesi, gül ağaçlarının 
dibinden değişik dilekler topladı Hızır ve İlyas. Kimi yaptığı küçük bir 
ev maketiyle, kimi çocuğunun oyuncak arabasıyla dile getirmişti sahip 
olmayı arzuladığı şeyi. Zarla oynanan bir oyunun kâğıt paraları da, 
bezden dikilmiş bir erkek bebek de ilginçti kuşkusuz. Ama hiçbiri, 
güllerinin üzerine barut kokusu sinmiş bir bahçede buldukları, 
kapağında Gökkuşağına İki Bilet yazan el yapımı kitap kadar şaşırtıcı 
değildi. Hızır ve İlyas iki yıl sonraki Hıdrellez’de, bu kez bir darağacının 
altında, üç gencin cesediyle karşılaşıncaya dek başka hiçbir şeye bu 
denli şaşırmadılar. 
Pal Sokağı’nda koşuşuyor çocuklar, 
uçan bir trapezci ta Ay’a seyahat ediyor. İç çekmeler, dillerde ergen 
yangınlar. Unutulmuş bir yaz akşamında kalan yazılmamış öyküler. 
Attilâ Şenkon, bir çocukluk şarkısı anlatıyor, babaya mektup, bir 
gündüz rüyası... 
Gökkuşağına İki Bilet, şefkatle geçmişe bakıyor. 
Hayat dediğin hatırlamak.
₺13,20 KDV Dahil
₺16,50 KDV Dahil
Bir zamanlar Bulikov kenti ilahların gücüne sahipti ve onlar bu gücü milyonları boyunduruk altına almak için kullandılar… ta ki o ilahlar öldürülene dek. Şimdiyse, Bulikov'un tarihi sansürlü ve yasaklıydı. Tüm kıta ise uzun yıllardır sömürdükleri ülke tarafından işgal edilmişti, Bulikov başta olmak üzere. Fakat artık mantık sınırlarının dışında işleyen, hiçbir yere çıkmayan sayısız merdivenle bezeli bu İlahi Kent, Kıta'nın eski görkemli günlerinin bir hayaletiydi yalnızca. 
  
Her günü ayrı kaosla geçen Bulikov'da beklenmedik bir cinayet işlenince, bu cinayetin yarattığı diplomatik karmaşayı çözmesi için Shara Thivani ve sekreteri Sigrud, Bulikov'a gelmekle görevlendirildi. Her ne kadar tehlikesiz görünse ve resmiyette bir kültür elçisi olsa da Shara aslında Saypur'un elindeki en başarılı ve tehlikeli casus, aynı zamanda da bir Kıta tarihi uzmanıydı. Bulikov'a asıl geliş amacı da işlenen cinayeti çözmek, Saypur'a karşı gelişen bir tehdit olup olmadığını belirlemekti. Ancak kentin altında komplolar dönmeye, ilahların öldürülmesinden beri şahit olunmayan mucizeler yeniden vuku bulmaya başlayınca, bir zamanlar öldüğüne inanılan tanrıların, gerçekten ölü olup olmadığı şüphesi Shara’nın aklını kurcalayacaktı.
₺28,50 KDV Dahil
₺38,00 KDV Dahil
Siyah gözlü kız kendi gökkuşağını ne yaptı bilmiyordum, yutmuştur belki diye geçirdim aklımdan, zamanı gelince çıkaracaktır da dedim, kimselere söylemeden umut ettim. Kızların neler yutabileceğini o zamanlar tam bilmiyordum ama benim kızımın o kızlardan olmadığını da bilmiyordum. O kendi gökkuşaklarını toplamak yerine başkalarınınkini toplamakla meşgul bir kızdı. Başka dünyadandı. 
Ayşen Bayazıt Melik bu sıkı örgülü romanında anlatıcı kahramanını hep aynı yerde tutuyor: hasta yatağında. Yaşamını zihninin “sinema”sında izleyen Doktor Osman için gençlik günlerinde yaşanan tutkulu aşkın da, meslek ve aile hayatının da açılıp kapanan perdeler gibi yanıltıcı bir yanı vardır: Sahnede hep aynı dekoru, hep aynı oyuncuları gördüğümüzü düşünürüz. Ama onlar her seferinde değişen suretlerdir… Perdeler’in savrulan kahramanları, Türkiye’nin son otuz yılda değişen ruh halini hikâye ediyor.
₺14,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
Kimdir Bolşevik Hayri? 
Bolşevik Hayri bir roman kahramanı değil! 
Etiyle, kemiğiyle, kanıyla devrimci hareketin yarattığı bir komünist! 
Hayatını içinden çıkıp geldiği insanlar kadar, hiç görmediği, tanımadığı insanların kurtuluşuna adamış 78 kuşağının bir neferi! 
12 Eylül 1980’nin zindanlarında çeliğe su verenlerden! 
Darbecilerin dayattığı tek tip elbiseye İstanbul’un dondurucu soğuğunda don gömlek kalarak cevap verenlerden! 
Teslim Olmayı kabul etmeyen, açlık grevi türküsü söyleyenlerden! 
Yarayı derin yerinden alanlardan! 
Yoldaşlığın değerini bilenlerden, yoldaşlarını satmayanlardan! 
Mehmet İnanç Turan
₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
Gerçek bir sanatçının hayat hikâyesi ölümüyle noktalanmaz; ‘yaşarken vücuda getirdikleri’ ve ‘ardından bıraktığı izler’ diye iki evrede ele alınarak yıllar geçtikçe bereketlenir: Zira az ya da çok, kalburüstü sanatçıların iki perdelik hayat hikâyesi, değerinin sonradan anlaşılmasının da dahil olduğu bir kader ortaklığıyla çizilmiş gibidir. Öte yandan, her ne söylesek ya ondaki derinliğin yanında yetersiz kalacak ya da aşırı hayranlık hâlesinin hercümercinden asıl portresi seçilemeyecek hissi peşimizi bırakmıyor... Elinizdeki kitap, bu türden kaygıların bir verimidir. 

Vefatının 30. yılı vesilesiyle Cahit Zarifoğlu’na dair yeni bir şeyler söylemek istedik; onun zihin dünyasına bir adım daha yaklaşmak belki de... Bu çalışma, biyografik bir derleme değil, Zarifoğlu’nun sanatını ve düşünce dünyasını, kendi eserlerine odaklanarak farklı yazarların bakış açıları üzerinden anlamak için yeni soluklar arama çabasıdır. Zarifoğlu’nun bir şair ve yazar olarak meramını anlamanın yolu, ‘insan’a nasıl baktığını görebilmekten geçiyor kabulünden hareket ederek şiirleri ve kimi metinleri üzerinden onu yeniden ‘okumaya’ çalıştık. 

Umarız, Cahit Zarifoğlu’nun hakkıyla anlaşılmasına dair bu mütevazı çabamız makes bulur... 

Ahmet Zarifoğlu Hasanali Yıldırım Nermin Tenekeci 
Akif Emre Hasip Bingöl Osman Turhan 
Betül Zarifoğlu Hayriye Ünal Rasim Özdenören 
Cahit Koytak Kadri Akkaya Uğur Topal 
Fatih Altuğ Mehmet Sümer Ümit Yaşar Özkan 
Fatma Betül Tipi Özkan Metin Kaygalak Vefa Taşdelen 
Hanife Öz Mevlâna İdris Yalçın Armağan
₺24,75 KDV Dahil
₺33,00 KDV Dahil
Adını Borges’in bir cümlesinden alan Ne Mutlu Mutlulara, artık hükmedemedikleri gündelik hayatın girdabına kapılmış on sekiz karakterin art arda söz aldığı çağdaş bir insanlık komedisi. 
Gelecek hayallerinden vazgeçmiş, arzularını yitirmiş, hayatla yenişemeyen sıradan insanların aşkla, iktidarla, dostlukla, hastalıkla, başarıyla, ölümle, aileyle ilişkilerini kimi zaman derin bir melankoliyle kimi zaman da keskin bir mizahla mercek altına alan Yasmina Reza birbirine değen bu hayatlara sızmış. Duygusal açmazlarıyla yüzleşen her yaştan kadınların ve erkeklerin boy gösterdiği on sekiz kişilik bu orkestrayı ustaca yöneten yazar ritim duygusunu hiç yitirmeden, ayrıntıları ince ince işleyerek bu aksak hayatların ve yaralı insanların öykülerini sarsıcı ve hayret verici bir gerçekçilikle aktarmış.
₺12,60 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil
“Hey, cehenneme gidiyoz lan!” 

İki balıkçı güvertenin küpeştesine yaslanmış vaziyette, sümüklü böcek misali sırtını germiş, denizi kucaklayan Hakodate kentinin caddelerine bakıyordu. Balıkçılardan biri dibine kadar soğurduğu, neredeyse parmaklarını yakacak izmariti balgamıyla birlikte denize savurdu. Sarma sigara bir soytarı gibi taklalar attı, geminin yan cephesinden sekerek suya düştü. Adamın tüm bedeninden, insanın burnunun direğini kıran bir içki kokusu geliyordu. 



21. yüzyılın eşiğini geçeli henüz 8 yıl olmuştu ki Japonya’da mucizevi bir gelişme yaşandı. Geçen yüzyılın ilk yarısında, daha somut bir ifadeyle 1929’da yayımlanmış bir proletarya (işçi sınıfı) edebiyatı eseri “yeniden keşfedildi”. Neredeyse 80 yaşında olan bu eser o kadar müthiş bir enerjiye ve canlılığa sahipti ki muazzam bir ilgi gördü, yazarı Kobayaşi Takici (1903-33) adeta 21. yüzyıl Japon edebiyatı mozaiğinin önemli bir parçası gibi düşünülür oldu. Bir süredir üzerine örtülen “ölü toprağı”nı silkip “yeniden doğarak”, “bir kez daha ayağa kalkan” bu eserin adı Yengeç Konserveleme Gemisi’ydi...
₺8,40 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil
Gorki, Arkadaş´ta, 19. yüzyıl gerçekçiliğinin en olumlu geleneklerini ilerici bir romantizmle birleştirerek toplumsal mekanizma tarafından dışlanmış ´´serserileri´´ konu almış; gerçekçiliği ve insansı bir sıcaklığı çarpıcı bir biçimde kaynaştırarak dünya edebiyatında yepyeni bir çığırın öncüsü olmuştur. 
Genç Gorki´nin bu gerçekçiliğinde yeni bir toplumsal bilincin uyanması ve insanca bir düzene duyulan ateşli tutku tüm çarpıcılığıyla yansır.Arkadaş, Gorki´yi anlamak için mutlaka okunması gereken bir kitap Okuyun´
₺6,00 KDV Dahil
₺8,00 KDV Dahil
“Harms, çağdaş öykünün en büyük öncülerinden biri olarak, Tolstoy, Çehov ve Babel’in yanında yer almalı… Bu üçlüyle kıyaslandığında en kısa, en komik ve bazı açılardan en hakikisi olarak öne çıkar onun hikâyeleri. Biçimsiz, üslupsuz görünümleri altında vahşi, hüzünlü, şiddet dolu, fevkalade komik ve ürkünçtürler…” 
GEORGE SAUNDERS 

Sovyet avangard edebiyatının en önemli isimlerinden biri olan Daniil Harms’ın eserleri, ancak o öldükten uzun süre sonra gün yüzüne çıkabilmiştir. Bu sürecin ardından kısa sürede birçok dile çevrilen kitaplarıyla dünya edebiyatında sarsılmaz bir yer edinen Harms, şiirleri, kısa öyküleri, çizgisel öykülemeyi reddeden deneysel piyesleri ve bazılarını bugün mikro-kurgu diye anlamlandırabileceğimiz sıradışı nesriyle kült statüsüne erişmiştir. Onun ilk bakışta kendini ele vermeyen, fazlasıyla orijinal, absürt hikayeleri, öyküleme olgusunu sorgulamakla birlikte varoluşun anlamsızlığını ve yaşadığı dönemde Stalin sultasında gittikçe muhafazakarlaşan Sovyet rejimi altındaki günlük hayatı da anlatmaktadır. Bugün Hiçbir Şey Yazmadım, George Saunders, John Ashbery, Martin McDonagh gibi yazarların hayranlığını kazanmış bu benzersiz yazarın öne çıkan eserlerinden kapsamlı bir seçki. 
Olağanüstü detaycılığı ve akışkan diliyle bu hikâyeler, herhangi  
bir kapı çalınmasının bürokrasi labirentinde kaybolmak, hatta ceza kamplarına yollanmak anlamına geldiği topraklardaki günlük yaşamın gerilimini yakalıyor.” 
NEW YORK TIMES BOOK REVIEW
₺21,75 KDV Dahil
₺29,00 KDV Dahil
Théophile Gautier, titizliğe varan estetik anlayışı ve ironik üslubuyla öykülerinde varlığı her an hissedilen bir yazardır. Seçkimizde yazarın 1831 tarihli Kahve Potu’ndan başlayarak 1852 yılına dek kaleme aldığı öyküleri yayınlanış sırasıyla yer alıyor, bu şekilde okur onun yazım tekniğinin geçen süre zarfında ne kadar kendine has bir özellik kazandığını gözlemleyebilecektir. 
Canlanan tablolar, hayaletler, mitolojik ve masalsı yaratıklar, yapay cennetler, vampirler, paralel hayatlar, ölümdeki yaşam, fantastik bir boyut ve daima romantik bir fon. Fantastik Öyküler’de, sıradan, bildiğimiz hayat, ansızın yahut adım adım doğaüstü bir kimliğe bürünür. Hayal ve gerçek, geçmiş ve gelecek iç içe geçer, tatlı hayaller boğucu kâbuslara dönüşür. Kahramanlar bu iki dünya arasında ne yapacaklarını bilemezler, elleri kolları bağlı gibidir, ne bedenen ne de zihnen kendilerine hâkim olabilirler. Ancak bu esrik evrenin çekici bir tarafı da vardır, zira Gautier’in edilgen kahramanları mantığın geçerli olmadığı bir dünyada, her an aşkla nefes bulma umudu taşır. Belki de bu yüzden hayal dünyasına adım atmaya daha dünden hazırlardır. 
Fransız edebiyatının önemli figürlerinden Théophile Gautier’in Fantastik Öyküler’iyle XIX. yüzyıl Paris’inden, geçmişin ve hayal âleminin derinliklerine egzotik bir yolculuğa çıkıyoruz.
₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
Sanatçılar neden tablonun içinde başka bir tablo arama ihtiyacını hissetmişlerdir? Bir resmin içine başka bir resim yerleştirmenin anlamı nedir? Rembrandt, Vermeer, Velázquez ya da Magritte çerçeveyi kendi kompoziyonlarıyla bütünleştirmiş ve resimde devrim yaratmışlardır. André Chastel, bu “motif”ten hareketle bize tutkulu bir analiz ve resme bakmanın yeni bir tarzını sunuyor. 
Tablodaki Tablo André Chastel’in iki önemli metnini biraraya getiriyor. Resmin çerçevelenmesi üzerine bu iki metin, hem bir eserin varoluşunu hem de bir varlığın mevcudiyetini sınırlandıran bu çerçevenin bulunuşunu sanat tarihi üzerinden sorguluyor. Chastel bizi XV. yüzyılda başlayan ve XX. yüzyılda Braque ile sona eren gerçek bir soruşturmaya davet ediyor. Kitap yorumlanan eserlerin daha iyi somutlaşması için renkli illüstürasyonlar içeriyor. 
“niyetim ... tablodaki bir tablo, mekânın genişletilmiş ya da nesnel bir temsilinde yer bulduğu anda neler olup bittiğini incelemek, uyumlu bir ışık ve tiyatrocuların dediği gibi, hakiki bir yer birliği ihtiva eden zaten kurulu bir mekân ikiye bölündüğünde ya da küçültülüp indirgendiğinde ne olmaktadır? Bu, soruşturmanın 15. yüzyılla başlayıp 20. yüzyılda sonlanacağı anlamına geliyor... Tablo içinde resmedilen tablonun âdeta ikili bir yankılaması vardır: imge olarak, doğaya (biçime) gönderim yapar, bir imgenin imgesi olaraksa akla (fikre, ideaya) atıfta bulunur. Tablo-içinde-tablonun tefsiri, sanat üzerine incelemeye denk bir şey üretir.”
₺11,25 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil
Esila Soykan çin herşey annesinin ölümü ile başladı. Sıradan olması gerekenbir öğle yemeği, ne kadar tehlikeli olabilirdi ? Veya yeni gittiğiniz bir okulda, bir anda nasıl karşınızda bir mafya bulabilirdiniz ? Yeni arkadaşlıklar, yeni heyacanlar ve yeni aşklar….. Egolu,çekirgeli,kirli beyazlı,gamzeli,tehlikeli ve bela bir mafya grubu ile arkadaşolmak aklının ucundan bile geçmezken, içlerinden birine aşık olan mafyanın, okyanus gözlüsünün hikayesi… Bir aşk ancak bu kadar tehlikeli olabilirdi. “Sana ihtiyacım olduğunda yanımda olup sihirli kelimeyi söylemezsen……İşte o zamangerçekten ölmüş olurum'' “Seni seviyorum okyanus gözlü hatunum. Seni deliler gibi seviyorum.''
₺22,50 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil
Mustafa Kemal Atatürk’ü bu kez “dışarı”dan bir gözle, tarihçi Fabio L. Grassi anlatıyor. Cumhuriyet’in kurucu liderinin nasıl yetiştiğini, sürdürdüğü askeri ve siyasi mücadeleleri, barışçı bir devlet adamı ve gözü pek bir devrimci olarak yaşadığı hayatı ele alıyor...  
“Fabio L. Grassi’nin kitabı İtalyanlar kadar Türk okuru için de önem arz etmektedir. Özellikle Cumhuriyet Türkiyesi üzerine getirdiği yorumlar geçmişimize farklı açılardan ışık tutmaktadır. Fabio L. Grassi’nin kitabı Atatürk’e odaklanan bir biyografi olmanın ötesinde Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Türkiye’nin tarihini çok yönlü bir biçimde kapsayan, yepyeni açılımlar getiren önemli bir katkıdır.” 
Prof. Zafer Toprak
₺25,50 KDV Dahil
₺34,00 KDV Dahil
< 1 ... 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 ... 33 >