Elçin Kafa romanında kendine has, etkileyici üslubuyla bir cephesiyle masal diyarı, diğer yanıyla romantizme büsbütün uzak gerçeklerin ve kanlı olayların ülkesi Güney Kafkasya’da 1800’lerde Rusya’nın da dahil olduğu çatışmaları ve tarihi olayları ele alıyor. Bunu yaparken de başköşeye “Elçince” ahlaki sorunları yerleştiriyor: İyilik ve kötülük, cefa ve merhamet, bireyin devletle ilişkisi, insanın davranış ve sözlerinden sorumluluğu, anlaşmazlıkların, çekişmelerin yol açtığı dramlar. Elinizdeki roman tarihi bir belgeselden ziyade keskin, kusursuz bir felsefi eser.
12,80 ₺ KDV Dahil
16,00 ₺ KDV Dahil

Gerçekler acıdır; acıtır, incitir…

 

Tam da hayatının yoluna girdiğini sandığı günlerde, önce annesinden gelen bir haber, ardından eski bir şapka kutusunda bulduğu mektuplar…

 

Derya’nın, iki yıldır sümenaltı edilen gerçekleri bir tokat gibi öğrenmesi, onu dünyanın bir megakentinden ötekine savuracak, kaderi onu sarı bir sonbahar günü, 

açılıp açılmayacağını bile bilemediği bir demir kapının 

önüne kadar taşıyacaktır.

 

Genç kız, acaba gizem dolu bu perdenin ardına geçebilecek midir? Öğreneceklerini kabul edebilecek, kabul etse bile sindirebilecek midir?

 

O kapı açılırsa elbette…

 

Dönüş, aldatmanın, aldatılmanın, affetmenin, acıtan gerçeklerin romanı.

20,00 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil

Kendi gerçekliğini geride bırakmaya bir kez olsun bile cesaret edememiş ya da bunu aklına getirmemiş her insanın trajedisiydi bu: Düşlenen, hemen ileride, güneşin tam karşısında devasa bir yapı misali öylece duruyor; düşleyen ise birkaç adım daha atıp hedefe varmaktansa, o yapının gölgesinde konaklamakla sınırlandırıyordu kendisini; daha fazlasının hakkı olmadığını düşünüyordu.

Çok geçmeden, güneşini kapattığını zannettiği için düşlerini yıkmakta arıyordu çareyi, koca bir binayı tekmeleyerek devirmeye çalışmaya benziyordu olay. Derinlerde olduğundan görülemeyen ve fark edilemeyen trajedinin açık seçik bir komediye döndüğü yerdi burası: Tekmelerin adresi, orada olmayan bir şeydi.

16,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil

Portekizli usta yazar José Saramago’dan tüm dünyada en çok okunan, en çok sevilen iki büyük başyapıt.

Birbirinin devamı niteliğindeki bu iki roman birlikte günümüz dünyasını hicveden bir İlahi Komedya adeta.

72,00 ₺ KDV Dahil
90,00 ₺ KDV Dahil

Bir derebeyi çocuğu olarak Dikanka dolaylarındaki bir çiftlikte geçirdiği çocukluk yılları boyunca kulağına çalınan halk şiiri ve türküleriyle, masal, söylence ve öyküleriyle beslenen Gogol, Kazak atalarının aşkları ve efsanelerini dinleyerek büyüdü.

Rus gerçekçiliğinin kurucularından olan Gogol’e saygınlık kazandıran ilk eserleri Ukrayna’daki bu çiftlik yaşantısına dair anlatılardır. Bunların en ünlülerinden ikisi, Mayıs Gecesi ve Portre’dir.

Mayıs Gecesi’nde Levko ve Galya’nın aşkını köy yaşantısının içinde, usta işi doğa tasvirleriyle anlatan Gogol, Portre adlı öyküsünde, gizemli bir portrenin, insanların hırslarını birer enstrüman gibi kullanarak yaşantılarını nasıl cehenneme çevirdiğini anlatıyor.

Portre, Gary Shteyngart’ın Shylock on the Neva öyküsüne, Mayıs Gecesi de Nikolay Rimski-Korsakov’un aynı adlı operasına esin kaynağı olmuştur.

Edebiyatseverler için, Hasan Âli Ediz’in güzel Türkçesiyle…

Kiraz ve salkım ağaçlarından meydana gelen sık ve el değ­memiş orman, köklerini suyun soğuk derinliklerine uzatmış­tı... Doğanın en güzel yelpazesi gece rüzgârı, gizlice ağaçların yanına sokularak onları öptüğü zaman, yapraklar sanki darılıyormuş gibi, zaman zaman başlarını hoşnutsuzlukla sallıyordu. Bütün doğa uykuda idi...

Mayıs Gecesi’nden

Ün, onu hak etmeyip de çalana zevk veremez; o ancak onu hak edende sürekli bir etki uyandırır... Çartkov’un bütün duy­gu ve isteklerinin paraya yönelişi bundan ötürüdür. Altın onun tutkusu, ideali, korkusu, zevki, amacı olmuştu... San­dıklarda banknot desteleri büyüyor, kaderine böyle korkunç bir ödül düşen her insan gibi o da altından başka her şeye il­gisiz, sıkıcı ve gizemli bir insan halini alıyordu.

Portre’den

11,20 ₺ KDV Dahil
14,00 ₺ KDV Dahil

NORMAL, DOĞRU VE GÜZEL OLARAK BİLDİĞİNİZ HER ŞEYİN ÖYLE OLMADIĞINI ÖĞRENSEYDİNİZ NE YAPARDINIZ?

 

Clara Lawson hayatından birdenbire koparılmıştı. Evi ansızın silahlı adamlar tarafından basılmış ve çok sevdiği kocası ile kızlarından ayrı düşmüştü. Kocasının ona söylediği son sözler ise, “Tek kelime etme,” olmuştu.

Geçmişiyle geleceği arasında bir uçurum oluşuyordu. Çocukluğunda o ve kız kardeşleri disiplinli Anne ve Baba tarafından, eğitimli birer genç kız olmak üzere yetiştirilmişti. Hatta üvey ebeveynlerinin oğulları da ilgisini çekmeye başlamıştı.

Fakat şimdi, tanımadığı kadınlar ve erkekler onu sorguya çekiyor ve ona farklı bir isimle hitap ediyordu: Diana. Kocasını ise ağza bile alınamayacak kadar ağır suçlarla itham ediyorlardı.

Geçmişiyle geleceği, bildiği her şeyi sarsarken Clara’nın hayatını sorgulaması, geçmişinin gerçeğini ortaya çıkarması ve geleceğine yön verecek gücü kendinde bulması gerekecekti.

 

“Cüretkâr, tüyler ürpertici ve çarpıcı.”

—SANDRA BLOCK, Little Black Lies romanının yazarı-

 

“Sürükleyici… Bir psikoterapist olan Olsen’ın, zalimlik ve şefkati karşı karşıya getirdiği ilk kitabı sizi çok etkileyecek.”

Booklist (starred review)-

 

“Bu sene okuduğum en huzursuz edici ve duygusal roman. Her iyi gerilim kitabında olduğu gibi, hikâye gizemlerle dolu ve hiçbir şey göründüğü gibi değil. Clara kadar okurun da kafası karışacak.”

BookPage, 2016’nın En İyi Gizem Romanı-

 

“Hem kurbanların hem avcıların hem de ikisi birden olanların yakından bir incelemesi. Tek Kelime Etme inanılmaz gizemli; Clara’nın gelecekte kim olmak istediğine karar vermek için geçmişini öğrenmesi ise hikâyeyi derinleştiriyor. İyileşmenin ve sorumluluğun duygusal bir anlatımı.”

Kirkus Reviews-

 

“Elimden bırakamadım. Kışkırtıcı, şaşırtıcı ve sonunda umut verici! Alışılmamış hikâye anlatımı, ana karakterin insanı kendine çeken sesiyle müthiş bir uyum içinde. Rena Olsen’ın bu ilk romanının onu psikolojik gerilim türünde ilk sıraya koyacağından hiç şüphem yok.”

—-KAREN HARPER, Upon a Winter’s Night’ın New York Times çoksatan yazarı-

22,40 ₺ KDV Dahil
28,00 ₺ KDV Dahil

“Julie Garwood güzel kadın kahramanların cesur erkekleri yanına çektiği gibi okuyucuları cezbediyor.”

- USA Today - 

New York Times’ın çok satanlar listesine giren, kalp atışlarınızı hızlandıracak bu romanda, Julie Garwood özgürlüğü için mücadele etmeye kararlı, aşkın nadir ve beklenmedik hediyesiyle hayatı değişen genç bir kadının görkemli hikâyesini zekice kaleme alıyor.

Leydi Johanna dul kaldığı haberini alınca bir daha asla evlenmeyeceğine yemin etmişti. Henüz on altı yaşındaydı ama şimdiden ona bakanları etkileyen güzellikte altın saçlara ve güçlü bir iradeye sahipti. Fakat Kral John tekrar evlenmesini emredince her şey değişti. Sadık üvey kardeşinin bulduğu damat adayı ise yakışıklı İskoç savaşçı Gabriel MacBain’di.

Johanna ilk başta ürkekti ama Gabriel paylaşacakları muhteşem zevkleri ona nazikçe gösterirken, birbirlerine âşık olmaya başlayacaklardı. Çok geçmeden bütün Kuzey İskoçya klanı da haşin ve cesur lordlarının kalbini ona tamamen teslim ettiğini anlayacaktı. Ancak hiçbir mutluluk bedelsiz kazanılmazdı elbette. Korkunç bir kraliyet entrikası Gabriel’i karısından ayırmakla tehdit ettiğinde ikisi de birbirleri için savaşacaklardı

31,20 ₺ KDV Dahil
39,00 ₺ KDV Dahil

?“Taş döşemeli yolun her iki tarafında boylu boyunca uzanan, duvarları eskimiş, kapıları boyasız dükkânlar ile her birinin önüne dökülmüş eski yeni eşyalarla dolu tezgâhların olduğu çarşıya, bir yaz günü öğleden önce gelmişlerdi. Bozkırın kavurucu sıcağında alış veriş için dükkân dükkân gezerek bütçelerine uygun olandan alıp ihtiyaçlarına göre bir kaç eşya bakıp kısmet olursa komşu köylerden kasabaya gelen akrabalardan bir kaçını görebilmekti niyetleri. Girdikleri kumaşçı dükkânında vitrindeki elbiselere ve top top duran kumaşlara, iğne oyalı eşarplara ve birbirinden güzel entarilere gözüne ışık tutulmuş tavşan gibi bakmaktan kendilerini alamıyorlardı.

Ebe nine, Zehra’ya doğru eğilip kısık sesle “Ne güzel canlı renkler var ahh şimdi genç olmak vardı” deyip eli ile yüzündeki kırışılıkları yokladı. Kırk yıl önceki hali geldi gözlerinin önüne. Zehra ise gülümseyerek ‘’Sen zaten gençsin.’’ dedi. Kumaşçı kendilerinden önce gelen müşterilerine en seçkin kumaşları gösteriyordu. Özenerek indirdiği kumaşları tek tek açıp orta yaşta, başı siyah tülbent ile bağlı kadına gösteriyor, kadın da yanında bulanan genç bayanlara sorup, beğendiğini belli etmek amacıyla bir taraftan gülümsüyor, diger taraftan da kumaşları yanına doğru çekiyordu.

Göksel Yıldırım’ın ilk romanı ‘’Ömür Dediğin’’ hepimizin kendinden bir şeyler bulacağı, samimiyetle anlatılmış bir bozkır hikâyesi...

19,20 ₺ KDV Dahil
24,00 ₺ KDV Dahil

“Dünyaya bir melek bıraktık ama kanatları olmayı beceremedik.”

Geçmişinin gölgesinden sıyrılmak hiç de kolay değildi. Ayşe, babasının mektubundan sonra yüz yüze geldiği gerçekle o sancılı günleri resmen yeniden yaşamaya başlamıştı. Hayat onun için her zaman zor olmuştu. Fakat bu sefer daha da zordu.

Ali, bir erkeğin kâbus tutsaklığından kurtulup aşka tutsak olmanın adıydı Ayşe için. Bu sefer sevdiği adam vardı. Kanatsız meleği… Endişesi onunla boyut değiştirmiş, korkuları onun için göklere çıkmıştı.

Çünkü biliyordu, o adam durmayacaktı.

Kaçtığı gerçeğin bir adım ötesinden geldiğinden habersiz hayatını sürdürmeye devam ederken her şey tepetaklak olmuştu. Kaçışı aslında tam da sandığı gibiydi. Tehditlerin boşuna olmayışını kötü bir şekilde yaşayarak öğrendiğinde, kendini tehlikeli bir yol ayrımında bulmuştu. Çok iyi biliyordu ki seçtiği yol onun sonuydu, kaçtığı gerçekti.

Bir mektup…

Bir karanlık geçmiş…

Bir puslu gelecek…

“Bir geçmiş düşünün, bir sis gibi sinsice etrafınızı saran ve amacı sadece ölüm olan.”

Büyük Kaçış Nevbahar; umuda sımsıkı tutunanların, mutluluk arayanların, bir çırpınışın, bir özgürlüğün ve huzurda boğulmak isteyenlerin hikâyesi.

“Ali, benim nevbaharımdı.”

25,60 ₺ KDV Dahil
32,00 ₺ KDV Dahil

2018’den 1994’e, 2018’den 2000’li yıllara bir selamdır Umut Hep Vardır ki­tabı. Geçmişte kalmış bir dostla rastlaşmak, içimizdeki özlemin coşkusuyla sıcak bir merhaba demek belki de... İyi kötü tüm yaşanmışlıkları önümüze katıp geleceğin dünyasını kurma yolunda umuttur ve dirençtir hepimize.

“Her yaştan çocuklar, gençliğe adım atanlar, kadınlar ve emekçiler için yaz­mayı sürdüren Gülsüm Cengiz öncelikle şairdir. Gülsüm Cengiz 35 yıla ulaşan yazarlık yaşamında haksızlığa, sömürüye, zulme ve kötülüğe karşı çıkan, in­sanları kendileri için mücadele etmeye çağıran, sevgiyi, dostluğu, kardeşliği yücelten, umutsuzluğa, yılgınlığa karşı yaşama sevincini öne çıkararak savaş­sız, sömürüsüz, yaşanılacak güzel bir dünya umudunu büyüten şiirler, oyunlar, çocuk kitapları, denemeler, köşe yazıları yazan; böyle bir dünya için mücade­leye çağırdığı insanlarla kol kola yürüyen bir yazar olmuştur.

Aydınlatan, eğiten, umut veren, sevgiyle, içtenlikle; doğaya, insana, hayvan­lara, tarihi zenginliklere, yaşanılan kente, çevreye, emeğe saygıyı kavratan; dostluğu, kardeşliği, sevgiyi büyüten ve geliştiren, umutsuzluğu yıkan, kendi­ne güveni öne çıkaran, güzellikleri görmemizi, yaşamamızı sağlayan kitaplar, yazılar, şiirler Gülsüm Cengiz’in yazarlık serüveninin özlü tanımıdır. ‘Umut Hep Vardır’ dosyasındaki yazılar, şairin yazma sürecinin birikimini yansıtan; bilgi­lendirici, ufuk açıcı, aydınlatıcı, umut ve yaşama sevinci veren yazılardır.

16,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil
Dublin, 1841. Aralık ayında soğuk bir sabah. Küçük bir oğlan çocuğu tatlı sözlerle kandırılıp annesinin yanından alınıyor ve vahşice katledilmiş olarak bulunuyor. Yoksulluk, eşitsizlik ve siyasal istikrarsızlığın egemen olduğu kentte işlenen onlarca elim cinayetten biri, ama diğerlerinden farklı olarak halkı galeyana sürüklüyor. Çünkü John Delahunt adında sorumsuz bir öğrenci olan katil, aynı zamanda Dublin Kalesi’ndeki istihbaratçıların ücretli muhbiri. İşin tuhafı, katil ne işlediği cinayetten pişmanlık duyuyor ne de alacağı cezadan korkuyor. Hücresinde idam gününü beklerken serinkanlılıkla hikâyesini kaleme almayı seçiyor. 

Tarihî bir araştırma yaparken tesadüfen bu olayın belgelerini bulan Andrew Hughes, 1841’de geçen hikâyeyi Dickens’vari bir atmosferde ve gotik edebiyata yaraşır bir dilde aktarmayı ustalıkla başarmış.
22,40 ₺ KDV Dahil
28,00 ₺ KDV Dahil
Namık Kemal, çeşitli makalelerinde roman hakkındaki görüşlerini ifade eder. Celaleddin Harzemşah adlı tiyatro eserine yazdığı önsözde (Celal Mukaddimesi) eski hikâyelerimizi romanla karşılaştırarak eleştirir, Namık Kemal romanda üç şey aramaktadır: Olayın gerçekleşebilme imkânı; konunun ahlak, adet, duygu ve ihtimallere dayandırılması ve tasvir. 

İntibah 23 bölüm hâlinde düzenlenmiştir. Her bölüm konusuna uygun olarak divan edebiyatından seçilen bir beyitle başlar. İlk bölümdeki bahar tasviri kasidelerin nesib kısmını andırır. Akabinde Çamlıca’yı tasvir eder Namık Kemal. Bu bölüm hem tasviri hem de seyir mekânlarını edebiyatımıza dahil etmesi açısından önemlidir. Ali Bey’in hikâyesi de burada başlar...
12,00 ₺ KDV Dahil
15,00 ₺ KDV Dahil
Modi’nin bir hayali vardı: Cerrahlık stajını tamamlayıp arkadaşlarıyla vakit geçirmek. Ama Suriye’de halk ayaklanması başlayıverdi. Protestolarda yaralanan insanlar hastaneye geliyor ve genç doktor gizli gizli onlara yardım etmeye çalışıyordu. Ardından gelen mahkûmiyet ise hayallerini paramparça etti… 
Suriye hükümetine karşı olan Modi’nin, hapisten çıktıktan sonra sadece tek bir çaresi kalmıştı: Ülkesinden kaçması şarttı, tıpkı dört milyon insanın yaptığı gibi. Türkiye üzerinden Avrupa’ya gerçekleştireceği seyahat, IŞİD terör örgütünden insan kaçakçılarının Akdeniz’de sulara gömülen gemilerine kadar tehlikerle doluydu her daim. 

Genç bir doktorun, ülkesindeki iç savaştan kaçıp İsveç’e uzanan yolculuğunun, soluk kesici gerçek hikâyesi…
16,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil

“Bütün gün kamera arabasının arkasında motosiklet sürdü. Aradaki uzaklığı hep aynı tutmaya çalışıyordu. Kameranın odağının dışına çıkmıyordu hiç. İnanılmaz yüksekliklerden inen, ufka bıçak gibi saplanan geniş ışın kuşakları vardı, İtalyanların dinsel tablolarındaki gibi. Yaptığı işe kafasını vermeye çalışıyordu. Çekilen bu sahne neyle ilgiliydi acaba? Filmin hangi bölümüydü. Onu öldürmeye mi gidiyordu motosikletle? Yani Baş Oyuncuyu? Filmdeki kişiyi? Kadını?”

Modern Amerikan edebiyatının en önemli isimlerinden, Vahşi BatıAç Sınıfın Lâneti gibi klasikleşmiş oyunların yazarı, öykücü, oyuncu, yönetmen Sam Shepard’ın en önemli eserlerinden biri olan Motel Günlükleri, kısa öyküler, notlar, şiirler, günlük parçaları ve fotoğraflardan oluşan ayrıksı yapısıyla sıradışı bir kitap.

Shepard’ın Illinois’daki doğumunu, Güney Kaliforniya’nın kırsal bölgelerinde geçen çocukluğunu, çiftçi, garson, rock müzisyeni, tiyatrocu, film oyuncusu olarak yaşamın derinliklerine yaptığı yolculukları, anı parçacıklarını yaşamöyküsel tefekkürle birleştirerek dile getirdiği; çocukluk keşiflerine, filmler ve arabalarla geçen gençliğine, Amerikan yaşamına, derin Batı’ya ilişkin çarpıcı, keskin imgeler, hayaller ve fanteziler sunduğu, geçmişle şimdiki zaman arasında gidip gelen anlatı, bu niteliğiyle, yazarın tüm yapıtına da ışık tutuyor.

Sam Shepard’ın, kaleme aldığı senaryosuyla, 1984 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’yi kazandığı, Wim Wenders’in Paris-Texas filmine de kaynaklık eden Motel Günlükleri, hızlı, parçalı yapısıyla adeta hızlandırılmış bir film etkisi yaratıyor.

15,20 ₺ KDV Dahil
19,00 ₺ KDV Dahil

Gördüğü ile gerçekte olması mümkün olmayan bir uyuşmazlık vardı aynanın köşesinden yansıyan görüntüsü ile arasında.

Normal bir hayatı olan, normal bir hayatı olduğunu düşünen adamdı. Ailesiyle birlikte gidecekleri tatil için çıktığı yol, O’nu hayatının yolculuğuna sürükledi. Kabus ve gerçeğin, gerçek ve pişmanlığın iç içe geçtiği bir yolculuğa....

Geçirdiği trafik kazasının ardından kendini hiç bilmediği bir yerde bulan; adını, mesleğini, ailesini ve en önemlisi kendini bilmeyen bir adamın hikayesi.

Kimsin sen? Kimsin oğlum sen? Lan ben kimim?! Bu ne LAN! KİMSİN SEN?!

İnsan azat edebilir mi kendini kendi azabından? Üstelik her adımda kendini keşfettiği bu yolculuğun sonu kaçmak istediği gerçeklere çıkıyorsa...

67, hakikatin göz ardı edilen kıyılarında, varoluş sancılarının tam ortasında, sahici, sarsıcı ve sürükleyici bir hikaye. Oğuzhan Uğur’dan iddialı bir ilk roman...

14,40 ₺ KDV Dahil
18,00 ₺ KDV Dahil

New York Times çok satan yazarı Jane Feather, ailenin ipotekli arazilerini kurtarmaları için kendilerine inanılmaz bir fırsat sunulan üç soylu kardeşin hikâyesini anlattığı büyüleyici üçlemesinin yeni kitabıyla bir kez daha okurlarına keyifli anlar yaşatıyor.

Amcaları, yeğenlerinin evlenmeleri karşılığında onlara cömert bir miras bırakacağına söz verir, ancak tek bir şartı vardır: Bu üç genç, gözden düşen kadınlarla evlenmek zorundadırlar. Kardeşlerden biri bile yaşlı adamın bu şartını yerine getirmezse, hiçbiri bu beklenmedik serveti almaya hak kazanamayacaktır.

Leydi Serena Grantley soylu olarak doğmuştur, ama kaderin cilvesi genç kadının güzelliğini genç erkekleri kumar masalarına çekmek için kullanan kumarbaz üvey babasının himayesine girmek zorunda bırakır onu. Hatta Serena, üvey babasının emri üzerine ilk aşkı saygıdeğer Sebastian Sullivan’ı kendinden uzaklaştırır. Ama üvey babası onu ahlaksız bir Kont’la birlikte olmaya zorlayınca, Serena onun isteklerini yerine getirmemeye karar verir. Kalbinin tek sahibi Sebastian’dır ve ona sığınır.

Ailesine olan sadakati ile sevdiği kadın arasında kalan Sebastian, acımasız bir çıkmazla karşı karşıyadır. Amcası hastadır ve vakti giderek azalmaktadır. Çaresizce çözüm yolu arayan Sebastian tehlikeli bir plan yapar. Sebastian’a ve Serena’ya en sonunda bekledikleri saadeti getirecek ya da onları sonsuza kadar ayıracak olan bir kumar oyunudur bu…

24,00 ₺ KDV Dahil
30,00 ₺ KDV Dahil
Cibran’ın 1912’de yayımlanan romanı Kırık Kanatlar, Arap dilinde yazılmış ilk romanlardan biridir aynı zamanda. Selma Karami’yle Cibran olduğu tahmin edilen genç adamın imkânsız aşkının hikâyesi, pastoral şiir tadında bir aşk itirafıdır. Cibran bu içe işleyen metinde, Arap edebiyatında ilk kez din adamlarının yozlaşması ve kadın hakları gibi toplumsal meselelere el atar. Doğulu kadının yüzyıllar boyu gelenek karşısındaki âcizliğine, eşya gibi oradan oraya sürüklenmesine yönelik eleştirel bir tavır ortaya koyar.
6,40 ₺ KDV Dahil
8,00 ₺ KDV Dahil

Fi, deneyimin içinde kaybolmak yerine korkmadan deneyime sahip olmanın yolculuğudur. İçinde bolca bulunan manipülasyon, seks, aldatma ve aldanma hikâyeleri belki herkesin dikkatini çekebilir ama gerçeklerden yola çıkılarak ulaşılmak istenen yerde sadece farkındalık vardır.

Fi güzelliğin lanetlendiği, zekânın yağmalandığı, iyinin kurban edildiği ve kasaba kurnazlığıyla yönetilen bu gezegende, içine doğduğumuz bu kutsal hayatı kutlamak için yazılmıştır. Kendi potansiyelini keşfetme cesareti gösterebilmiş gerçek kişilere ve çatlama cesareti gösterebilmiş tohumlara adanmıştır.

Bir kişiye duyulan aşktan daha acımasız bir şey var mıdır?

25,60 ₺ KDV Dahil
32,00 ₺ KDV Dahil

Hayat, insanın kendi potansiyeline ulaşabilmesi için dikkatle, incelikle, muhteşem bir zekâyla dizayn edilmiştir. Yapman gerekeni yapamıyorsan, olamıyorsan, doğamıyorsan hayat çok acıtır, anlaman için hırpalar, yorar. Seni sen yapabilmek için ne gerekirse yapmaya hazırdır. Asla rahat bırakılmazsın. Öylesine, anlamsız varolamazsın. Mutluluğa saklanamazsın. Öyleyse acına sahip çıkmalısın!

Çünkü acı, bilginin bedene inmesidir. Bilgiyi bedene indirmeli, olman gereken şeye dönüşmelisin.

Bu kitap ‘kendine gelmek’ için burada olduğunun farkına varabilenlere yazıldı. Fi ile çıkılan yolculuğun tek durağıdır Çi. Sadece farkındalığa giden, değiştiren, mutlaka geliştiren bir yoldur bu ama sunduğu seks, macera, intikam, ihtiras sizi aldatmasın, zordur.

Hayatı değil sistemi yaşadığımızı fark edenler, harakete geçmek için işaret bekleyenler, umursamayanlara karşı umursayanlar, hissedemeyenlere karşı hissedenler adına ve kendi tekâmülünde kaybolmuşlar için yazılmış, dengeye adanmıştır.

Hayat harekete geçen herkesi varması gereken yere götürür.

17,60 ₺ KDV Dahil
22,00 ₺ KDV Dahil

Şimdi itiraf zamanı!

İtiraf ediyorum: Sana tuzaklar kurdum. Adlarını Fi ve Çi koydum. Can Manay’ın Duru’ya duyduğu açlıkla çıkardım seni yola, Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını Deniz’le anlatmaya çalıştım sana… Beni takip etmen için yolumuzu onların hikâyeleriyle süsledim. Anlamları da hemen hemen her satıra gizledim. Çünkü Pi’deydi asıl anlatmak istediklerim. Çaresizdim. Vazgeçemezdim. Sana bu manzarayı mutlaka göstermeliydim. Seninle nihayet burada buluşmak için çok emek verdim.

Şimdi yine gel benimle, birlikte yürümeye devam edelim.

Savaşların savaşılarak kazanılamayacağını, asıl zaferin ancak doğrudan ayrılmayınca kazanıldığını Özge anlatsın sana, Yaptığımız her şeyin evrende dönüp dolaşıp bize nasıl geri geldiğini Can’dan dinle, Analiz edebildiğimiz kadar güçlü, sadeliğimiz kadar güzel, gerçekliğimizdeki samimiyet kadar eşsiz olduğumuzu Bilge’de gör, Kendi değerini başkalarının gözünden biçenlerin acısını Duru’yla anla, Ve Deniz’in düşüncelerinde tanış geleceğin insanıyla… Gel benimle. Yolumuz uzun değil, Nihayet sana gidiyoruz, bana… BİZ’e.

Sorgulanmamış, analiz edilmemiş bir yaşam hiç yaşanmamıştır.

28,00 ₺ KDV Dahil
35,00 ₺ KDV Dahil

GERÇEĞİN MASALIDIR AEDEN

Geri dönmüyorlardı! Artık niye Dünya’da olduklarını biliyorlardı.

Yaşam enerjisinin bu şekilde yağmalanmasına izin vermeyeceklerdi, ne pahasına olursa olsun ona sahip çıkacaklardı. Evrende hata yoktu, tesadüf yoktu! Nihayet anlamışlardı. İnsan doğulmaz, insan olunurdu.

Masalla gerçeği ayırt edebilecek okurlara…

25,60 ₺ KDV Dahil
32,00 ₺ KDV Dahil

Beyoğlu’nun büyüleyici güzellikteki apartmanlarından birinde yaşanan esrarengiz bir macera!

Madam Anjel’in muhteşem davetleriyle renklenen Frej Apartmanı’nda tuhaf olaylar olmaktadır. Evliya Çelebi İlkokulu’na giden Nazlı ile Osman’ın hayatı, eve gelen özel bir davetiyeyle değişir. Partide gösteri yapan sihirbaz Feretti’nin sihirli sandık numarasında ortadan kaybolan Osman’ı ve onu ararken yolu bambaşka dünyalardan geçen Nazlı’yı olağanüstü bir serüven beklemektedir…

“Madam Anjel,” dedim, yanına gidip. “Osman ne olacak? Sandığın içinde kaldı.”

Madam Anjel saçlarımı okşadı. “Korkma küçük,” dedi. “Sihirbaz yarın akşam gene burada. Seni yarın akşamki eğlencelere bekliyorum.” Hafifçe eğilip dudaklarını alnıma dokundurdu. “İyi geceler.”

12,80 ₺ KDV Dahil
16,00 ₺ KDV Dahil

SET İÇERİSİNDEKİ CAN YAYINLARI MİNİ KİTAPLARI:

BÜYÜK UMUTLAR - CHARLES DICKENS

JANE EYRE - CHARLOTTE BRONTE

UĞULTULU TEPELER - EMILY BRONTE

YÜZYILLIK YALNIZLIK - GABRIEL GARCIA MARQUEZ

PARIS VE LONDRA'DA BEŞ PARASIZ - GEORGE ORWELL

PAPAZIN KIZI - GEORGE ORWELL

BOĞULMAMAK IÇIN - GEORGE ORWELL

BURMA GÜNLERI - GEORGE ORWELL

1984 - GEORGE ORWELL

ATEŞTEN GÖMLEK - HALIDE EDIB ADIVAR

MARTIN EDEN - JACK LONDON

MANSFIED PARK - JANE AUSTEN

USTA ILE MARGARITA - MIHAIL BULGAKOV

GÜNAHA SON ÇAĞRI - NIKOS KAZANCAKIS

EL GRECO'YA MEKTUPLAR - NIKOS KAZANCAKIS

PIEDRA IRMAĞININ KIYISINDA - PAULO COELHO

VERONIKA ÖLMEK ISTIYOR - PAULO COELHO

SIMYACI - PAULO COELHO

BILINMEYEN BIR KADININ MEKTUBU VE ÜÇ ÖYKÜ DAHA - STEFAN ZWEIG

ŞEKER PORTAKALI– VASCONCELOS

NOTRE DAME'IN KAMBURU - VICTOR HUGO

400,00 ₺ KDV Dahil
500,00 ₺ KDV Dahil
“Goriot Baba’nın arkasında Shakespeare’in Kral Lear oyununun ruhu vardır.” 
— Yavuz Ekinci 

Goriot Baba; dünya edebiyatının para, güç ve iktidar uğruna erdemlerinden vazgeçen insanlarınhikâyesini anlatan en tanınmış klasik eserlerinden biri. Kızları uğruna servetini, gücünü, onurunu bir kenara bırakan Goriot Baba; “sosyete”ye girmeyi tek amaç edinen Rastignac ve burjuva çağının Mephistopheles’i Vautrin’in kesişen yolları toplumsal bir eleştiri, dünyaya tutulan bir ayna…
28,80 ₺ KDV Dahil
36,00 ₺ KDV Dahil
“Kayla şarkı söylüyor ve hayaletler öne eğilip başlarını sallıyorlar. Rahatlamışgibi, bir şeyler hatırlamış gibi gülüyorlar, sanki rahatlıyorlar.” 

Jesmyn Ward’ın çok ödüllü romanı Söyle Hayalet, Şarkını Söyle Güney Amerika’da siyahi bir ailenin yoksulluk, ırkçılık, çaresizlikle yoğrulmuş öyküsünü şiirsel bir dille anlatıyor. Beyaz babasının yokluğunda ergenliğin, yoksulluğun ve hiç olmayan bir annenin acısını yaşayan 13 yaşındaki Jojo; beyaz kocasına duyduğu tutkulu aşk ve uyuşturucu arasında gidip gelen anne Leonie; ve şarkı söyledikçe hem bu yoksul ailenin hem de Amerika’nın tarihini aralayan hayaletler.  
Söyle Hayalet, Şarkını Söyle, ırkçılık, aşk, hayat, dostluk ve ergenlik üzerine olağanüstü bir roman.
22,40 ₺ KDV Dahil
28,00 ₺ KDV Dahil

*Carnegie Madalyası

*Bookseller YA Awards Kazananı

*Children’s Book Ireland Yılın Kitabı

Onlar her şeylerini paylaşıyordu: giysilerini, arkadaşlarını… hatta vücutlarını bile.

Tippi ve Grace. Grace ve Tippi. Onlar için aynı eteği giymek normaldi. Dengede durmak için birbirlerinin koluna girmek ve diğerinin nefes alıp verişlerini dinleyerek uyumak da. Kısaca paylaşmak ve bazı şeyleri özel tutmak çok doğaldı. 16 yaşındaki iki kızın kendi düşünceleri, kalpleri ve kolları vardı ama karınlarından aşağısı birleşikti. Hallerinden memnun oldukları için ameliyat riskini almak istemiyorlardı.

Fakat kızların vücudu kendilerine karşı savaşmaya başlayacaktı. Grace bunu kabul etmek istemiyordu. Tippi’ye bile söylemek istemiyordu. Gerçeklerden daha ne kadar kaçabileceklerdi? Hayatlarının en imkânsız seçimiyle yüzleşmeyi ne kadar erteleyebilirlerdi?

“Grace’in zarif ve içten anlatımı, alaycı üslubuyla birleşip sevilebilir bir karakter yaratıyor. Bu kitapta, genç-yetişkin türünde sık görülmeyen dürüst ve inatçı bir gerçekçilik var. Gözden kaçırılmaması gerek.” –Kirkus Reviews

“Yazar serbest şiir tarzını benimseyerek bu erişkinliğe geçiş dönemini, iyi araştırılmış tarihi ve tıbbi bilgilerle sorunsuzca birleştirmiş, iki kardeşin de kişiliklerini ve kendilerine has özelliklerini dikkatle göz önüne sermiş.”

–Booklist-

“Çoğunlukla Grace’in bakış açısından yazan Crossan, arkadaşlarının ve ailelerinin düşüncelerini de araya yerleştiriyor ve siyam ikizleriyle sevdiklerinin yaşadıkları zorlukları okurlara sunuyor. Vücudumuzun insan olarak kimliklerimizi nasıl etkilediğine dair önemli sorular soran bu kitap, duygusallık ve kız kardeşlerin birbirlerine duyduğu sevgi arasında çarpıcı bir denge yakalıyor.”

–Publishers Weekly-

“Dokunaklı ve ilgi çekici… Kendilerine özgü fiziksel zorlukları olmasına rağmen ikizler, dünyanın her yerindeki ergenlerle aynı isteklere sahip: uyum sağlamak, âşık olmak ve herkesten farklı bir kimlik bulmak.”

–VOYA-

“Öz anlatımıyla Grace’in erişkinliğe geçiş dönemi hikâyesi, farklılıklar üzerine bir tartışmaya, kardeşliğin en derin bağlılıklarına ve heyecan verici bir trajediye dönüşüyor. Grace’in ‘İki Olmak’ üzerine hikâyesi, kendine özgü bir çarpıcılığa sahip ve okurlarda şefkat uyandırırken çokça gözyaşına sebep olacak.”

–The Horn Book-

32,00 ₺ KDV Dahil
40,00 ₺ KDV Dahil

On altı yaşındaki fizik meraklısı Aysel, kendi ölümünü kurgulama konusunda saplantılıdır. Ona çekinerek yaklaşan annesi, sürekli arkasından konuşan sınıf arkadaşları ve içinde yaşadığı küçük kasabayı işlediği suçla sarsan babasıyla Aysel, potansiyel enerjisini bir kenara bırakıp kendini hiçliğe atmaya hazırdır.

Ancak ciddi bir problemi vardır: Tek başına intihara kalkışacak cesareti yoktur. İntihar Yoldaşları bölümüne sahip bir internet sitesi keşfedince en sonunda sorununa çözüm bulur: DonukRobot (namıdiğer Roman) mahlaslı biri, yaşadığı aile trajedisinin ardından kendine bir yoldaş aramaktadır.

Aysel ile Roman’ın hiçbir ortak noktası yoktur ama yavaş yavaş birbirlerinin hayatlarındaki boşlukları doldurmaya başlarlar. Aralarındaki intihar sözleşmesi somut bir hal aldıkça Aysel bunu gerçekten isteyip istemediğini sorgular. Genç kız sonunda ölmek ile Roman’ı yaşamaya ikna edip birlikteyken yaydıkları enerjiyi keşfetmek arasında bir seçim yapmak zorunda kalacaktır. Ancak tek bir sorun vardır: Roman kolay kolay ikna edilecek biri değildir…

“Dokunaklı, acıklı ve eğlenceli üslubuyla yaşamanın ve ölmenin nasıl bir şey olduğunu sorgulayan bu hikâye eşsiz bir anlatıma sahip.”

Booklist

“Dolu dolu içeriğiyle oldukça canlı bir kitap; iç burkan bir samimiyete, mizah yüklü anlara ve tabii ki sıcacık bir yüreğe sahip. Beni hayretler içinde bıraktı ve tarifsiz biçimde etkiledi. Kaçırılmaması gerek.”

Nova Ren Suma

“Zekâsı ve kalbinin büyüklüğüyle Warga bize Mozart’ın müzikalitesine, ileri seviye fiziğin mantıksallığına ve bu ikisi arasındaki bağı görebilecek vizyona sahip bir roman hediye etmiş. Bu tamamen yeni bir şey; kinetik enerjiyle yüklü, güzel ve beklenmedik bir biçimde insana hayatı kucaklatan türden bir kitap.”

Chris Lynch, Amerika Ulusal Kitap Ödülü Finalisti ve Michael L. Printz Onur Ödülü sahibi yazar

“Samimi ve içten… yabancılaşma yaşayan gençler kendini Aysel ile Roman’ın gerçekçi karakterleriyle empati kurarken bulacak.”

Kirkus Reviews

“Warga oldukça karamsar bir konuyu kaleme alırken duruma empati, duyarlılık ve dürüstlükle yaklaşmış, başkarakterinin rahatsız edici düşüncelerini veya duygularını önemsizleştirmekten de kaçınmış… Aynı zamanda samimi bir aşk hikâyesi kaleme almış.”

The Horn Book

30,40 ₺ KDV Dahil
38,00 ₺ KDV Dahil

Geçmiş yaşamının gölgeleri içinde, kaybettikleriyle yaşamayı öğrenen, ellerine bulaşan kanı yüreğinden kopan dizelerle kutsayan Devran. Destan. Bedenin arafında sıkışıp kalmış, ruhu ikiye bölünmüş bir adam ve her iki yaralı ruha da şifa olacak bir kadın.

Ben Devran,

Kaleminden satırlara aşk damlayan.

Dününü bir avuç külle sonsuzluğa uğurlayan. Kalbinin atışını hiçe sayan, canı yanan, yarasına tuz basan, yitik Devran.

Ben Destan,

Devran’ın bittiği yerde başlayan.

Kalemini kırıp eline silah alan. Yarınını bir karış toprağa katan. Kalbini söküp atan, can yakan, yaraları kanatan, acımasız Destan.

Aşk kurşun gibi; hedefi belli, hızı belli, izi belli. Ve bir kere izini bıraktı mı ömrü belli.

29,60 ₺ KDV Dahil
37,00 ₺ KDV Dahil
Renkler Ülkesine Yolculuk adıyla derlediğimiz bu eser, 20. yüzyılın en büyük Rus yazar ve şairlerinden biri olan Osip Mandelştam’ın 1930’da eşi Nadejda Mandeştam’la birlikte Ermenistan’a yaptığı geziden sonra kaleme aldığı Ermenistan Yolculuğu nesrini, Ermenistan şiirlerini, eşinin bu geziye dair anılarını ve Mandelştam edebiyatını inceleyen iki makaleyi içeriyor. 1929’da, redaksiyonunu yaptığı çeviri bir eserin künyesinde yanlışlıkla kendi adı çevirmen olarak geçince intihal suçlamalarına ve özellikle basın tarafından yürütülen, sınırları edebiyat çevrelerini aşan şiddetli bir saldırı kampanyasına maruz kalan ve bunun üzerine Moskova’dan uzaklaşmak isteyen Mandelştam, Nikolay Buharin’in sağladığı himaye ile 1930’da Ermenistan’a gitti. Sovyet Ermenistanı ona adet kucak açmıştı, o burada kendini çevresindeki giderek daralan cendereden, nefes aldırmayan politikalardan azade hissetmişti. Yazar, bu derlemede yer alan metin ve şiirlerinde uzun süre gitme arzusuyla yanıp tutuştuğu ve onu yıllar sonra yeniden şiir yazmaya sevk eden bu toprakları yalnızca görüp etkilendiği coğrafya ve insanlar yoluyla değil, ona düşündürttükleri üzerinden de aktarıyor. Ermenistan’ı bir de, bu ülkeyi hayal etmekten vazgeçmeyen, onun diline, müziğine ve mimarisine hayran kalan ve günün birinde oraya mutlaka döneceği düşüncesiyle yaşayan büyük bir şairden okuyun.
19,20 ₺ KDV Dahil
24,00 ₺ KDV Dahil
Jamie otuz dört yaşında ve bekâr. Ama hayatında en son istediği 
şey bir erkek. Bu onun yılı. Annesinden kalan miras sayesinde masallardan 
çıkma bir siteye taşınıp tüm geçmişini geride bırakmış. 
Kedisi MacGyver ile başladığı yeni yaşamında ne yapmak istediğine 
karar vermeye çalışıyor. Bu dönemi kimsenin bozmasına izin 
vermeyecek. David adındaki adam da bu kararı değiştiremez. Çok 
yakışıklı olsa da fark etmez. Birbirinden güzel cupcake’ler yapsa 
da 
Ama kedisi MacGyver’ın onun için bambaşka planları var. Biricik 
insanının mutlu olmasını, yalnızlık kokusundan kurtulmasını istiyor. 
Sadece sahibinin değil insanların hiçbirinin yalnızlık kokmasını 
istemiyor. Bunu engellemek için de her şeyi yapıyor. Bu, geceleri 
insanların evinden bir şeyler aşırıp diğer evlere taşımak anlamına 
gelse bile. Başta insanı olmak üzere bütün yalnızların mutluluğu 
iki patisinin ucunda Tabii ki istediği sonuca ulaşmadan asla 
vazgeçmeyecek! 
Başarılı gençlik kitaplarıyla okurlarının kalbini kazanan Melinda 
Metz ilk yetişkin romanı Patime Anlat ile herkesi eğlenceli, sürükleyici 
bir maceraya davet ediyor.
21,60 ₺ KDV Dahil
27,00 ₺ KDV Dahil
Silah düşkünü, sert ve sevgisini gösteremeyen bir babanın üç çocuğundan 
biri olarak sorunlu bir çocukluk ve gençlik dönemi geçirmiş 
olan Randolph, iş ve özel yaşamında babasının tam tersi 
bir yol izlemeyi kendine hedef edinmiş, barışçıl, hukuk devletine 
güvenen ve her türlü şiddetten uzak yaşayan, başarılı bir mimar 
ve sevecen bir babadır. Karısı Rebecca ve iki çocuğuyla güzel bir 
apartman dairesinde yaşamaya başladıktan sonra tüm hayatları 
değişir, kâbus dolu günler başlar. 
Alt katında oturan yaşlı komşusunun, ailesine uyguladığı psikolojik 
işkence Randolph’un o güne kadar inandığı bütün değerleri 
sorgulamasına neden olacaktır. 
Korku, Ailenizi korumak için ne kadar ileri gidersiniz? sorusunun 
cevabını ahlaki ve felsefi açıdan bir kez daha düşünmenize neden 
olacak, elinizden bırakamayacağınız bir roman.
16,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil
Zaman zaman, karanlığın içinde karşıma birden biri çıkar diye 
tedirgin oluyor ve sağımı solum etraflıca süzerken, kıstığım 
gözlerimin saklanmama yardım edeceğini düşünüyordum. Bunun 
üstüne bir de, mezarlık yoluna yaklaştığım her dakikada anlatılan cin 
hikâyelerini hatırlıyor ve garip bir şekilde, bunları unutabilmek için 
zorladığım zihnime hükmedemiyordum. Hem içimde biriken korkudan 
hem de bedenimi çepeçevre sarmalayan soğuktan kaçabilecekmişim 
gibi adımlarımı hızlandırmış ve değil sağa sola bakmak, kimi zaman 
gözlerimi dahi kapatır olmuştum. 
Çamurlu yollar, yabancıları sevmeyen köylüler, kaynayan bir 
kahvehane Namus bekçileri, haset ve husumetler Sırtından 
zopası eksik edilmeyen çocuklar, erkekler ve erkeklikler Karanlık 
evler, ışığı pır pır eden odalar. Muammalı bir ölüm ve çiçeği burnunda 
bir öğretmen 
Bozlak, polisiyenin kıyılarında gezinen bir novella, bir köy hikâyesi. 
Konup konup havalanan kuşlar. 
Emirhan Dağkan G., bir ölüyle doğrulanan parçalanmışlığın hikâyesini, 
cayır cayır süren bir sessizliği anlatıyor.
17,20 ₺ KDV Dahil
21,50 ₺ KDV Dahil
Işıl Önder çevirisi, 
Dorothy Van Ghent’in önsözü, 
Reuben A. Brower’ın sonsözü, 
Yazar ve dönem kronolojisi, 
Kitaba dair görsellerle. 
Jane Austen’ın yirmi bir yaşındayken yazdığı Gurur ve Önyargı, 
nesillerdir özgün kalan, aşka ve değişen izlenimlere dair keyifli bir 
hikâye. 
Elizabeth Bennet, zengin ve bekâr Fitzwilliam Darcy ile ilk tanıştığında 
onu kendini beğenmiş ve kibirli bulur. Darcy de genç kadının 
güzelliğinden ve bağımsız tavrından etkilenmemiş gibidir; üstelik en 
yakın arkadaşının Elizabeth’in ablası ile evlenmesine de karşıdır. Balo 
salonlarından nehir kenarı pikniklerine, taşra evlerinden ihtişamlı 
malikânelere uzanan hikâyede izlenimler ve duygular beklenmedik 
şekillerde değişecektir. Austen’ın biricik çocuğum diye andığı 
Gurur ve Önyargı, toprak sahibi taşralı sınıfın yaşam biçimini, görgü 
kurallarını ve dedikodularını eşsiz bir mizah duygusu ile ele alıyor. 
Bu genç hanım, sıradan insanların işlerini ve duygularını gördüğüm 
en harika biçimde tarif etme yeteneğine sahipti... Ne yazık olmuş, 
böyle yetenekli birinin böyle genç yaşta ölmesi! 
SIR WALTER SCOTT
22,40 ₺ KDV Dahil
28,00 ₺ KDV Dahil
Yıldızlı evrenin trapezlerinde uçaninsan düşüncesi, altında uzanan 
matematikle birlikte, ağla çalışan ama birdenbire ağın aslında orada 
olmadığını fark eden bir akrobata benzer Martin bu baş dönmesine 
kadar giden, yeni bir hesapla korkusunu aşanları kıskanıyordu. 
İhtişam, döneminin genç Avrupalı yazınının en iyi örneklerinde mevcut 
olan sivri dilli ama bir o kadar da kayıtsız mesafeliliğe sahip. 
V.S. PRITCHETT 
Kadehimizi Nabokov’a kaldıralım! İhtişam isminin hakkını veriyor. Dili 
müzik gibi ahenkli, en güzel sahneler adeta bir şampanyanın mantarının 
patlaması gibi. 
KIRKUS REVIEWS
17,60 ₺ KDV Dahil
22,00 ₺ KDV Dahil

Hayatımızı belirleyen tesadüfler midir, yoksa hayatın kendisi mi tesadüflerden ibarettir? Çoğu zaman bu soru hep sorulagelir. Cevap veremediğimiz bu sorunun sırrı kendi içinde saklı olmakla beraber, biz yine de tesadüflerin sürüklediği kaderimizi yaşamaya devam ederiz. Bazen küçük bir tesadüf, farkında olmadan hayatımızın dönüm noktası olabilir. Bu tür tesadüflerle yaşadığımız bu kısa ömür, pek çoğumuzu oradan oraya savururken, bazen de talihin gülen yüzü, bizleri bir ömür boyu mutluluk iksiriyle sermest eder.

İşte böylesi bir tesadüfle başlayıp, kimi zaman kıvrak, kimi zaman içli bir müzik ritminin büyülediği geçmiş zaman Ankarasında Süreyya ile Nihan’ın karşılaşmalarıyla başlayan küçük kıvılcımın, naif, zarif ve lekesiz bir aşka dönüşerek, savruk bir İstanbul atmosferinde mutlu sonla devamının romanıdır bu.

Bu romanda, içimizden çoğunun kendisinden bir parça bulacağı, kimisinin ise özlem duyacağı, ancak artık soluk kartpostallarda kalmış eski Ankara ve İstanbul sokaklarıyla, geçmiş zamanların saf ve samimi değerleri arasında çıkacağınız yolculuğa davet ediyor.

16,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil

Hayat denen biyolojik evren insanın içinden değil, içinden insanın geçtiği bir yerdir. Yeryüzünü hayalleriyle masallar ülkesi olarak görebilen, saf bilince sahip bir çocuğun; ergenlik dönemi ve yaşamının sonraki dönemlerinde o saflığı yitirmiş olmasının yarattığı insani ikilem ve özbenliğine yabancılaşması mantıksal bir kurgu ile sunuluyor. Kişinin korku, hırs, tutku, şiddet ve olumsuz düşüncelerle kirlenerek, yaşamı kötümser algılaması evrensel bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Ahlaki verilerle açıklanması mümkün olmayan bireysel değişimin, öğrenilmiş sevgisizlik gibi psikolojik, sosyal ve bilinçsel kökeni olduğu yalın bir anlatımla vurgulanıyor.

Geçmişin yükünden kurtulmadan günü yaşamanın ne denli zor olduğunu, sevgi ve sevgisizliği imgelerle derin anlatan özgün bir dil. Yalnızca bir kadın ve bir erkeğin yürek burkan öyküsü değil, insanın içindeki gücü ve bu gücü keşfettiğinde neler yapabileceğini ortaya koyan bir eser.

Sevgi tüketilmesi gereken değil kişinin hayat direnci için üretilmesi gereken mucize bir güçtür. Gün geçtikçe koyulaşan çağımızda, Sadri ve İklim karakterinde sevgisizlik mağduru iki çocuğun, sevgi sahibi iki sevgiliye dönüşümü ve sevginin birleştirici gücü çarpıcı bir anlatımla müjdeleniyor.

Kişinin yeryüzü sevinci bir sevgiyi hissettiği kadardır. Bir çocuğun aldığı nefese karışmalıdır bütün çiçeklerin kokusu gibi hayat.

20,00 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil
Çocukluğum, Maksim Gorki’nin otobiyografik üçlemesinin ilk kitabıdır. Kimi eleştirmenlere göre Gorki’nin başyapıtı olan Çocukluğum, dünya edebiyatında da kendi türünün en seçkin örneklerinden biridir.
Aleksey Maksimoviç Peşkov’u büyük Maksim Gorki yapan yaşam yolculuğuna tanıklık ederken, bu acı dolu yaşamdan damıtılan müstear ismin (Rusçada “acı” anlamına gelen) Gorki oluşuna hak vermemek elde değildir.
Küçük Aleksey’in, doğduğu Nijniy-Novgorod şehrinden babasının ölümü nedeniyle ayrılıp, annesiyle birlikte büyükannesi ve dedesinin yanına gitmesi ile başlayan anlatı, Gorki’nin, “O evin içindeki her şey, kış günü karlarla örtülü sokaktan geçerken beni altına alan bir kızak gibi üzerimden geçiyor, soluğumu kesiyordu sanki,” diye ifade edeceği günleri içerir. Bir yandan peteğine bir masal kahramanını andıran büyükannesinin balı damlayan Aleksey, yaşamın ne denli zor, ne denli acı yüklü olduğunu ilk kez bu yıllarda deneyimleyecektir.
Ancak bu deneyimler onu tüketmek, yılgınlaştırmak yerine ondaki yaşam inancını bileyecektir: “Hayat bizi her an şaşırtmaktadır ama hayvansal artıklardan oluşmuş, fokur fokur kaynayarak pis kokular saçan kalın çöplük katmanıyla değil, insanoğlunun bu çöplük katmanının altından yukarıya doğru çıkmak için zorlayan, iyiye yönelik, parlak, sağlıklı ve yaratıcı güçleriyle şaşırtmaktadır. Daha iyi, daha insanca bir hayatın yeniden doğacağı konusunda bizde sarsılmaz bir umut uyandıran da işte bu güçlerdir.”
Çocukluğum, okuduktan sonra sizinle kalacak eserlerdendir.
12,80 ₺ KDV Dahil
16,00 ₺ KDV Dahil

Ben Jewell hayatının en kötü günlerini yaşamaktadır. On yaşındaki oğlu Jonah otistiktir ve ona bakmak için karısı Emma’yla ellerinden geleni yapmaktadırlar.

Jonah’nın otistik çocuklara özel bir okulda eğitim görme şansını arttırabilmek için bir avukat olan Emma’nın tavsiyesi üzerine boşanırlar. Ben ve Jonah, Ben’in babası Georg’un evine taşınır. Ve bu andan itibaren üç nesil arasında süregelen sessizlik bozulur. Jonah’nın neredeyse büyülü varlığı ailesinin hüzünlü yazgısını sonsuza kadar değiştirecektir.

Konuşamayan oğlu ve konuşmayan babası sayesinde kalbiyle konuşup kalbiyle dinlemeyi öğrenen bir babanın hikâyesi.

“Sizi güldürecek, ağlatacak, düşündürecek.”

-Graeme Simsion, Rosie Projesi’nin yazarı -

“Etkileyici, cesur ve son derece dokunaklı. Jem Lester tokat gibi sert bir hikâyeyi kara mizah ve şaşırtıcı bir sıcaklıkla örüyor. Bu, kalbinizi kıran ama size moral ve umut veren bir kitap. Nefes kesici.”

-Miranda Dickinson-

“Jem Lester öyle güzel yazıyor ki okurken sanki bir sohbeti dinliyor gibi oluyorsunuz. Lâl gerçekten insana dokunan bir kitap ve her kelimesine bayıldım.”

-Joanna Cannon -

“Jonah’yı çok sevdim ve ailesinin vermeye mecbur kaldığı zor kararlar içimi acıttı.”

-Julie Cohen -

“Karakterlere ayrıntılı bir ilgi göstermek bir tür sevgiyse, bu kitap aynı zamanda bir çocuğa yazılmış çok güçlü, çarpıcı bir aşk mektubu.”

-The Washington Post -

“Rosie Projesi ve Zaman İpliği kitaplarının hayranlarının beğenebileceği, hem güldüren hem de yürek burkan bir kitap.”

-Independent -

“Okur olarak beni sürükledi ve duygulandırdı ve otistik bir çocuğun ebeveyni olarak bende minnettarlık uyandırdı.”

-Alison Mercer -

“Lâl’in ister otizm ister evlilik hakkında olduğunu düşünün (ki bence ikisi birden), aslında zekâ, cazibe ve incinmiş ruhların karmaşık güzelliğine karşı derin bir hayranlıkla dolu bir sevgi hikâyesi olduğunu göreceksiniz.”

-Jonathan Tropper-

“Bir kutu mendille birlikte satılması gereken duygusal, insanı sarsan bir kitap.”

-Red Magazine -

“Son derece zekice, gerçek deneyimlerden yola çıkılarak yazılmış, iç ısıtan bir kitap.”

-The Sunday Times -

28,00 ₺ KDV Dahil
35,00 ₺ KDV Dahil

Hafızasının boşluklarını doldurma arzusunun körüklediği açlık ateşiyle başlattı her şeyi ve bilinçaltının derinliklerindeki huzursuz ruhları teskin etmek için tek ihtiyacı olan şey intikamdı. O, bütün oklar kendisini gösterirken bile gizlenmeyi başarabilen bir katildi.

Tek bir ortak noktası olan birden fazla cinayet işlenmişti ve izi sürülemeyen Victoria Bergman ismi bu büyük bilmecenin tam ortasında duruyordu. Canice işlenen intikam temalı cinayetleri çözmek için göçmen çocuk cinayetlerinin soruşturmasına ara vermek zorunda kalan Komiser Jeanette Kihlberg sırlarla dolu korkunç bir geçmişin perdesini aralamak üzereydi.

Bu, maskelerin ardında gizli bir dünya yaratma meselesiydi.

Bu, zayıfların güçlerini ispatlama mücadelesiydi.

Karga Kız’ın Açlık Ateşiyle Yüzleşmeye Hazır mısın?

“İnsan ruhunu analiz eden bu eser, bilinçaltının sapkınlıklarına ve insan doğasının iç sesine ışık tutuyor.”

Sololibri.net

“Âdeta bilince atılmış bir yumruk gibi.”

L’Express

“İsveç polisiyesinde zirveye çıkmış güçlü bir eser. Stieg Larsson ve Henning Mankell seviyesinde.”

The Guardian

“Romanın psikolojik derinliği akıl almaz boyutta.”

Crimezone

Karga Kız gerilim dalında bir eşik haline geldi ancak Açlık Ateşi ilk kitabı da geçiyor ve ciddi bir okuma bağımlılığı yaratıyor.”

Piranha

“Normallik maskesini mercek altına alan ürkütücü bir psikolojik gerilim.”

Elle

“Hem karakterlerini hem de okurların tepkilerini manipüle etmekte usta yazarlardan İskandinav polisiye geleneğine meydan okuyan bir roman.”

Sydsvenskan

“Erik Axl Sund İsveç polisiyesine adını altın harflerle yazdırıyor.”

Arbetarbladet

“O kadar iyi bir kurgusu ve sürükleyici bir tarzı var ki üçüncü kitabı beklerken zaman geçmek bilmeyecek.”

Gefle Dagblad

“Günümüz İsveç polisiyesinde kendine iyi bir yer edinen Karga Kız ve devam kitabı Açlık Ateşi, her bölümün sonunda okuru şoke etmeyi başaran bir psikolojik gerilim.”

Helsingør Dagblad

“Bu yıl polisiye türünün başına gelen en iyi şey muhtemelen bu üçleme oldu.”

Kansan Uutiset

KARGA KIZ SERİSİ

Karga Kız’la birlikte zihninin en karanlık köşelerinde dolaşsan bile aklına hayaline gelmeyecek kadar dehşet verici, kâbus gibi bir dünyaya adım atacaksın.

İnsanın, ruhunun parçalarından oluşan bir yapbozu çözmeye çalışırken Açlık Ateşi’yle yanıp kavrulan bilinçaltının etkisiyle geleceğini yaratıyor olabileceğini göreceksin.

Bütün acılarını ve korkularını ruhunun ücra köşelerinde biriktirenlerin, düştükleri Azap Çukuru’ndan çıkmak için ne kadar ileri gidebileceklerini anlayacaksın.

Güç, Cesaret ve Dayanıklılık İsteyen Bu Yolculuğa Hazır mısın?

31,92 ₺ KDV Dahil
39,90 ₺ KDV Dahil

Katil, çocukluğunda maruz kaldığı aşağılanma yüzünden içinden taşan öfkeyle başlatmıştı her şeyi. Geçmişiyle baş etme yollarından biri, başına gelenleri sembolik olarak kurbanlarına uygulamaktı.

Mumyalanmış yeni bir çocuk cesedi daha bulunmuştu. Komiser Jeanette Kihlberg bir yandan aynı şekilde mumyalanan iki çocuk arasındaki ilişkiyi araştırırken diğer yandan intikam kokulu cinayetlerin kurbanlarıyla bağlantılı kişilerin peşindeydi. Zira onlar da yaşamını yitiriyordu ve aralarında kayıp olanlar vardı.

Yaşananları örtbas etmeye çalışan nüfuzlu kimselere rağmen Komiser Jeanette Kihlberg ve ekibi bu akıl almaz cinayetler zincirinin fitilini ateşleyen tarikat liderini vaktinde bulabilecek miydi?

Bölünmüş kişiliğini ve hafızasındaki boşlukları iyileştirmeye çalışan Sofia Zetterlund’un, geçmişinden kalan dikenli prangalarından kurtulması mümkün olabilecek miydi?

Azap Çukurunda Şahit Olacaklarına Dayanabilecek misin?

“Erik Axl Sund şoke edici kurgusuyla âdeta okurun kalbine bir hançer saplıyor!”

Kristianstadsbladet

“Erik Axl Sund cinayetlerden ziyade psikolojik bilmeceleri çözmeye çalışacağınız bir kurguyla karşınızda.”

Arbetarbladet

“Serinin sonunda ortaya çıkan gerçekler öyle acımasız ve şeytani ki en kötü kâbuslarım bile bunun yanında peri masalı kalır.”

Krimifan

“Carl Jung’un kolektif bilinç dışı dediği yerde, yani hepimizin içinde geçen bir hikâye. Her açıdan tam bir başyapıt.”

DAST Magazine

“İyi bir gerilim romanında bulunması gereken her şeye sahip: yüksek tansiyon, insanlığın karanlık yüzü, göz alıcı başkahramanlar ve sosyal uçurumlar.”

Arndt Stroscher

“Güçlü duygular lunaparkı, ürpertici bir ahlaki atmosfer.”

La Vanguardia

“Çelikten sinirleri olan okurlar için birinci sınıf bir gerilim.”

Flesz Gwiazdy & Styl

“Bütün İskandinav korku yazarlarını ve korku romanlarını ürkek yetimler yerine koyan efsane bir üçleme.”

Die Welt

“On puan! Bu karmaşık, heyecan verici, vahşi, karanlık ve ürpertici üçlemeyi kesinlikle tavsiye ederim.”

Die Bibliothek der vergessenen Bücher

“Yazar, serinin ilk kitabında romanın iskeletini çıkardı, ikinci kitapta üzerine et ve doku ekledi. Üçüncü kitapta ise romanın ruhunu hissettik: Öyle acı çekmiş ve mutsuz bir ruhtu ki! Üstelik intikam istiyordu.”

Litteratursiden

“Kötülüğün ve deliliğin derinliklerine inen etkileyici bir edebî eser.”

Publishers Weekly

KARGA KIZ SERİSİ

Karga Kız’la birlikte zihninin en karanlık köşelerinde dolaşsan bile aklına hayaline gelmeyecek kadar dehşet verici, kâbus gibi bir dünyaya adım atacaksın.

İnsanın, ruhunun parçalarından oluşan bir yapbozu çözmeye çalışırken Açlık Ateşi’yle yanıp kavrulan bilinçaltının etkisiyle geleceğini yaratıyor olabileceğini göreceksin.

Bütün acılarını ve korkularını ruhunun ücra köşelerinde biriktirenlerin, düştükleri Azap Çukuru’ndan çıkmak için ne kadar ileri gidebileceklerini anlayacaksın.

Güç, Cesaret ve Dayanıklılık İsteyen Bu Yolculuğa Hazır mısın?

(Tanıtım Bülteninden)

Kitap Editörü:Rumeysa Nur Ercan

Sayfa Tasarımı:Meral Gök

31,92 ₺ KDV Dahil
39,90 ₺ KDV Dahil
En büyük aşk romanlarından ve romantik ekolün en seçkin kitaplarından biri olan Genç Werther’in Acıları için Goethe, “Parmaklarımın ucunda yanarak beni sıkıntıya sokan bireysel, çok yakın ilişkilerdi, bunlar beni sonunda Werther’i ortaya çıkaran ruh durumuna soktu. Yaşamış, sevmiş ve çok acı çekmiştim,” der. 
Yüksel Pazarkaya’nın çevirisiyle sunduğumuz Genç Werther’in Acıları, henüz 25 yaşındaki Goethe’ye, Almancanın ve Almanya’nın sınırları ötesinde ün kazandırmıştır. Kitabın gençler üzerindeki etkisi “Werther Salgını” diye isimlendirilen bir fenomen haline gelmiş, gençlerin intihar etmeye başlaması skandallara sebep olmuştur. 
Bireysel özgürleşme ve aydınlanma sürecinin romanı olan Werther, günümüze dek etkisinden ve öneminden hiçbir şey yitirmemiştir.
10,40 ₺ KDV Dahil
13,00 ₺ KDV Dahil
Aşk yazgıyı değiştirebilir mi? 

Haluk Şahin ilk romanı Babıâli’de Cinayet’te medyadaki çürümenin derinliklerine dalmıştı. 2018 yılı Homeros Ödülü'ne layık görülen yazar, bu kez Susurluk dönemi Türkiye’sinden masum Bozcaada’ya, mitolojinin karanlık köşelerine ve Troya’ya uzanıyor. 

Dâhi matematikçi Deniz Yorgancı, evrenin sırlarını çözümleyecek teoriyi oluşturmanın eşiğindeyken hayatı hiç ummadığı bir yönde değişir. Yorgancı Holding’in sahibi babası, magazin sayfalarının kraliçesi Feri ile evlendiğinde karanlık ilişkilerin ördüğü ağ yavaş yavaş Yorgancı ailesini kuşatır. 

Bir yazgı gibi gelişen olayların sonunda kendisini Bozcaada’da bulan Deniz, Troya’nın gizlerini araştıran arkeolog Gülderen’le tanışır. Tetikçiler peşindedir. 
Deniz için ada bir sığınak mı, yoksa tuzak mı olacaktır?
19,20 ₺ KDV Dahil
24,00 ₺ KDV Dahil
Lewis Carroll’un eskimeyen metinleri 
Alice Harikalar Diyarında ve Aynanın İçinden 
Tunç Tayanç’ın elinde Pullar Diyarı’ndaki bir gezintiye dönüşüyor. 

Buyurun, Alice gibi tavşan 
deliğinden Pullar Diyarı’na 
yuvarlanıvermeye...
6,40 ₺ KDV Dahil
8,00 ₺ KDV Dahil
... Belki de bu sözler ruhunda hep vardı. O doğmadan önce ruhu bu kelimeler üzerine üflenmiş, ardından da canı yaratılmıştı. Olamaz mı böyle bir şey? Bir tanecik, onu hiç düşünmedği düşüncelere doğru itiyordu sanki. Meryem Ayvalık’ta hiçbir yere ait olmayan, zeytine, denize ve insanlara güvenerek yaşamayı seviyordu. Burada her an insanın karşısına çok ilginç şeyler çıkabilirdi. Tıpkı gökten düşen bu zeytin tanesi gibi...
15,60 ₺ KDV Dahil
19,50 ₺ KDV Dahil
Lev Tolstoy, Savaş ve Barış’ı ve Anna Karenina’yı dünya edebiyatına kazandırdıktan sonra, 51 yaşında hayatına dönüp bakar ve yaşamının anlamdan yoksun olduğunu fark eder. İtiraflarım, büyük Rus yazarın estetik ideallerin peşinden gitmeyi bırakıp dinî ve felsefi meselelere yönelişine dair öngörülerle dolu, kısa ama çok güçlü bir kitaptır. Bir anlamda Tolstoy’un manevî orta yaş krizini anlatan İtiraflarım son derece özgün ve etkileyici bir metin olmasının yanında, hayatın anlam ve değeri üzerine yazılmış en önemli eserlerden biridir.
7,20 ₺ KDV Dahil
9,00 ₺ KDV Dahil

Düşman (isim):

1) Bir insanın yenemediği ya da üstesinden gelemediği bir rakip

2) Bir insanın felaketi

3) Joshua Templeman

 

Lucy Hutton ve Joshua Templeman birbirlerinden nefret ediyordu. Bu sadece hoşlanmamak ve birbirlerine katlanmak zorunda kalmak da değildi. Gerçekten nefret ediyorlardı. Ortak iki CEO’nun asistanları olarak karşılıklı çalışırken, duygularını pasif agresif yollarla birbirlerine göstermekten de hiç çekinmiyorlardı. Lucy, Joshua’nın işine neşesiz, sıkıntılı ve titiz yaklaşımını anlamıyor, Joshua ise Lucy’nin parlak elbiselerinden, acayipliklerinden ve iyimser tavrından dolayı hayrete düşüyordu.

 

Şimdi, aynı terfi için çabalarken çekişmeleri doruk noktasına ulaşmış ve Lucy, bu son oyunları neredeyse onu işinden edecek olmasına rağmen geri adım atmayı reddetmişti. Fakat Joshua ve Lucy arasındaki gerilim kaynama noktasına gelecek ve Lucy, belki de Joshua’dan nefret etmediğini fark etmeye başlayacaktı. Hatta belki de Joshua’nın da ondan nefret etmediğini. Yoksa bu sadece başka bir oyun muydu?

 

“Plajda bir gün için mükemmel bir seçim olacak mutlu bir hikâye, gerçekten harika.” –Kirkus Reviews

“Komik, zekice, yeni ve ilk sayfasından en sonuna kadar tamamen eğlenceli. Kesinlikle öneriyorum.” –Susan Elizabeth Phillips, New York Times çoksatan yazarı

“Bağımlılık yapacak, büyüleyici bir ilk kitap. Nefret Oyunu aşk (ve nefret) ve heyecanla dolu.” –Christina Lauren, New York Times çoksatan yazarı

“Sally Thorne, aşk hikâyelerinde kahkahayı özleyenlerin isteklerini yerine getiriyor. Karakterlerin sivri zekâlarının birbirleriyle çarpışması son derece komik, iğneleyici, seksi ve gerilimle dolu. Sonuç, Joshua daha Lucy’nin kalbini çelmeden okuru kendine âşık edecek. Haylaz, alaycı, romantik bir hikâye.”

–Sarah MacLean, Washington Post-

“Muhteşem, iğneleyici ve çok komik, yeni bir ses. Nefret Oyunu romantik komedi dünyasını kasıp kavuracak. Bugüne kadar okuduğum en iyi kitaplardan biri.” –Kristan Higgins, New York Times çoksatan yazarı

“Bazılarınız sadece ofisten uzaklaşmış olmak için plajlara kaçmış olabilir ama bize göre bu komik ve romantik ofis komedisi fikrinizi değiştirebilir. Lucy ve Joshua’nın hikâyesini keyifli ve seksi bulacağınızı biliyoruz.”

–Bookish-

“Thorne, dikkat edilmesi gereken güçlü bir yazar. İlk kitabı okurların, her ne oyun oynarlarsa oynasınlar Joshua ve Lucy’yi desteklemesine sebep olacak.”

–Library Journal-

24,00 ₺ KDV Dahil
30,00 ₺ KDV Dahil

Yeşil Yol, İrlandalı Madigan ailesinin birbirinden çok farklı kişiliklere sahip dört çocuğunun hikâyesini anlatıyor. Çocuklar birbirlerinden ne kadar farklı olsalar da anneleri aynı kişidir: Rosaleen. İletişim kurması ve idare etmesi zor bir kadın olan Rosaleen aslında çocuklarının bağlarının zayıf ve kopuk olmasının da esas sebebidir. Dünyanın dört bir tarafına dağılmış aile bireylerinin hayatlarından kesitler vererek ve karakterleri tek tek tanıtarak ilerleyen hikâye başladığı yerde, Dublin’deki eski aile evlerinde biter.

Man Booker Ödülü’nü kazanan çok satan yazar Anne Enright’tan aile bağları üzerine kolay kolay akıldan çıkmayacak, çarpıcı bir roman.

Anne Enright’ı yaşayan en iyi romancılar statüsüne çıkaran, kesinlikle okunması gereken bir roman.

- The Times - 

 

Bağları zayıf aile bireylerinin taşıdığı ortak keder oldukça cesur ve parlak bir şekilde anlatılıyor.

- Daily Telegraph - 

 

İrlandalı bir ailenin yaşamından kesitler taşıyan harika bir kolaj.

- The Guardian - 

 

(Tanıtım Bülteninden)

16,80 ₺ KDV Dahil
21,00 ₺ KDV Dahil
Başarılı bir ressam ile İngiliz sosyetesinin gözde yakışıklılarından genç Dorian Gray’in bir araya gelişi, onun hayatındaki felaketlerin de başlangıcı olur. Güzellik, ahlak, soyluluk gibi kavramlara ilişkin yerleşik algılarımızın hayatımızı etkileyen inançlara dönüşmesinin ardında yatan tehlikelerin farkında mıyız? 

İnsanın kötücül yanının sanat ve estetikle bir araya gelmesinin oluşturduğu lezzet: Oscar Wilde’ın ilk ve tek romanı olan Dorian Gray’in Portresi’nin uzun yıllar okurlar ve eleştirmenler tarafından beğenilerek okunmasının asıl sebebi, kötülük probleminin kitaptaki ele alınış biçimidir.
12,80 ₺ KDV Dahil
16,00 ₺ KDV Dahil
Günümüz Fransız edebiyatının en büyük yaratıcılarından Michel Tournier, son yapıtı Kaynak ve Çalı'da kolektif bilincin kristalleşmiş örnekleri olan mitoslardan hareketle anlatısını kuruyor. Temel kaygısıysa, Batı kültürünün temelini oluşturan mitoslarla İncil'de yer alan meselleri sorgulamaksızın tüketen günümüz gündelik hayatına müdahele ederek başka yaşama imkanlarına işaret etmek... 
Eski çağlardan günümüze, insanların bitip tükenmeyen "Vaat Edimliş Topraklar" arayışının hikayesi olan Kaynak ve Çalı, bir göç söyleni aslında; geçmişten günümüze insanlık tarihinin en sıcak konularından biri olan "göç ve göçmen" olgusuna yeniden bakmayı deneyen bir roman. İnsanlığın bütün çağlarında kesintisiz bir akışla süren göç; aşk, öfke, kıskançlık ve savaş kadar sahici ve insana özgü bir eylem. İnsanoğlunun çalıdan kaynağa, ateşten suya ulaşma çabasının anlatımı bir anlamda. Toplumların yazgısını tamamen değiştiren bir özelliğe de sahip. 
Eleazar'ın hayatını tümüyle değiştirmesinde olduğu gibi... 
Rahip Eleazar, patatesleri kırıp geçiren vebanın hüküm sürdüğü anayurdu İrlanda'yı karısı ve çocuklarıyla birlikte terk ettiğinde yıl 1845'tir. Yolculukları, Amerika'nın Doğu sahiline ayak basıldığında bitmeyecek, Eleazar'ın kendisine rehber kıldığı Kutsal Kitap'ın yol göstericiliğinde devam edecektir. Hedef, Kutsal Kitap'ın "Vaat Edilmiş Toprakları" olan Kenan Ülkesi'yle özdeşleştirdiği Kaliforniya'ya ulaşmaktadır. Colorado çölünde yaşadığı deneyimin mistikkarakteri, Eleazar'a Kutsal Kitap'ı ilk kez gerçek anlamıyla okuduğunu düşündürür. Kendi yazgısını, Musa'nın yazgısı ışığında anlamlandırır. Alevli Çalı ile hayatsuyu Kaynak arasında, Yehova ile İbrani halkı arasında kıvranıp kalan Musa'nın dramını kendi yaşamının özü olarak kabul eder... 
Eleazar'ın yaşamının Musa'nınkine paralel olarak anlatıldığı bu kitap, güçlü bir mitolojik altyapı ve sarsıcı bir kurguya sahip. Aynı zamanda Amerika'nın az bilinen topraklarında geçen, yerliler, kanun kaçakları, nesli neredeyse tükenmiş bizonlar ve çıngıraklı yılanlarla örülü, "western" motifleriyle bezeli bir serüvenle de karşı karşıyayız...
7,50 ₺ KDV Dahil

Melek Kanı ’nın ezoterik yapısını keşfederken aklın sınırlarında bir seyahate çıkacak ve inanılmaz bir deneyim yaşayacaksınız.

Üç kutsal kitabın da “doğru” ve “üstün” olarak nitelediği bir peygamber, İdris! Ya da Tevrat’la İncil’deki adıyla Enoch. Onun hikâyesi meleklerle insanların bir arada yaşadığı dönemde geçer ve yoldan çıkanlardan bahseder. Onların soyundan gelenlerden…

Roma imparatorlarının bilge danışmanı Corpus ve yardımcısı Evmerus, Phaselis’te Kutsal Roma İmparatorluğu’nu parçalayan gizli bir tarikatın ilahi hedefleriyle yüzleşmek zorunda kalırlar. İyiyle kötünün amansız savaşında birer piyon olsalar da insanlığın kaderini ve tarihin akışını değiştirmek için ellerinden geleni yaparlar. Ancak karşılarındaki kadim kötülüğün kendi planları ve gizli bir ordusu vardır.

23,60 ₺ KDV Dahil
29,50 ₺ KDV Dahil

Dünyadaki en büyük trajedi nedir? Hayattaki en büyük tutkunuzu bulmak mıdır yoksa onu yitirmek mi?

Jack London’ın yarı otobiyografik romanı MARTIN EDEN, yazarlık uğruna hayatını ortaya koyan genç bir denizcinin öyküsünü anlatır. Martin Eden, Ruth Morse’u gördüğü ilk andan itibaren ona derin duygular beslemeye başlar. Ruth yüksek bir statüye mensup zengin bir çevreden gelmektedir ve ailesi onun fakir bir işçiyle evlenmesine razı olmaz. Martin için artık âşık olduğu kadına ulaşabilmenin tek yolu yazar olarak saygın bir yere ulaşabilmektir.

Büyük maddi imkânsızlıklar içinde akıl almaz bir hırsla ve tutkuyla yılmadan gece gündüz çalışır, öğrenir, yazdıklarını yayınevlerine yollar ve defalarca reddedilir. Sonunda başarır. Girmek için can attığı burjuva çevrelerin dikkatini çeker. Ancak oturmak için can attığı o masalardaki insanların ne kadar sığ ve sahte olduklarını fark edecektir.

Bireysel bir devrimi konu alan MARTIN EDEN klasikler arasında bugün hâlâ kalıcılığını koruyor.

19,20 ₺ KDV Dahil
24,00 ₺ KDV Dahil

New Yorklu bir belgeselci olan Jeremiah Salinger, eşi ve beş yaşındaki kızıyla birlikte İtalya’daki Dolomit Dağları’nın yamacında bulunan bir kasabaya taşınır. Oranın yerlileri tarafından kurulan arama kurtarma ekibini görünce onlarla ilgili bir belgesel yapmaya karar verir fakat çekimler sırasında yaşanan korkunç bir kazada Salinger hariç ekipten herkes hayatını kaybeder. Salinger hastaneden çıktıktan sonra yaşadığı vicdan azabıyla baş etmeye çalışırken pek çok fosile de ev sahipliği yapan görkemli ama bir o kadar da tehlikeli Bletterbach Vadisi’ni ziyarete gider ve burada yıllar önce korkunç bir cinayet işlendiğini öğrenir. Kasabanın yerlisi olan üç genç, insan mı, hayvan mı olduğu bile belli olmayan bir şey tarafından öldürülmüş ve katil asla bulunamamıştır. Salinger depresyonun pençesinden kurtulmak için bunu bir şans olarak görür ve olayı araştırmaya karar verir. Fakat kasabalılar bu işin peşini bırakması için Salinger’ı tehdit etmeye başlar. Bletterbach Vadisi ise içinde sakladığı gizem ve buz dolu mağaralarıyla Salinger’ı kendisine çekmektedir. Nesilden nesile aktarılan korkunç hikâyelere de konu olan bu vadide lanetli bir şeyler vardır ve Salinger her ne pahasına olursa olsun bunu çözmek zorundadır. Fakat araştırdıkça hikâyenin aslında çok daha derin bir yanı olduğunu keşfeder. Ta ki korkunç gerçeklere erişene dek.

“Dağ, zengin içerikli, çok katmanlı bir gerilim, içinde kendinizi kolayca kaybedebiliyorsunuz. Yanında sıcak bir şeyler içtiğinizden emin olun çünkü kanınız donacak. Siebenhoch isimli güzel bir dağ kasabasının ilk bakışta görünmeyen yüzünü görmeniz için D’Andrea, karanlığı delip geçiyor. Hiç beklenmedik anda yaşanan gelişmeler yüzünden tren çarpmış gibi oluyorsunuz. Yapbozun her bir parçası ise sonunda mükemmel bir uyumla yerine oturuyor.”

Publishers Weekly

“D’Andrea’nın yarattığı hikâyede öyle ters köşeler var ki okur gerilim çığının altında kalmamak için sayfaları soluk soluğa okumak zorunda kalacak.”

New York Journal of Books

“Gerilimin her dozu burada.”

Booklist

“Bazıları insan bile olmayan pek çok muhtemel şüpheli ve keyif veren bir kurgu. Ters köşeler, şaşırtmacalar kitabın son sayfasına kadar devam ediyor.”

Western Mail

“Harika kurguya sahip bir gerilim. Sonuna kadar okuru kendine çekiyor.”

Bayerischer Rundfunk TV “Capriccio”

“Cümleler ateş gibi yakıcı, ters köşeler çığ etkisi yaratıyor; muazzam bir gerilim.”

Playboy

“İtalyan geriliminden heyecan dolu bir çıkış romanı. D’Andrea’nın adını gerilim romanı severler bir kenara not etsin.”

David Hewson

“Bir doğa filmi gibi, yüksek tempolu, sert ve insanı huzursuz eden sahnelerle dolu. Büyük bir zekâ ve ustalıkla yazılmış bir gerilim.”

Sunday Sport

“Dolomit Dağları’nda güzel ama tehlikeli bir kanyon, Luca D’Andrea’nın ilk romanı için harika bir ortam sunuyor. D’Andrea kış mevsiminin dağda yarattığı cazibeyi hakkını vererek kullanmayı başarmış.”

The Times

“İnanılmaz! Tırnaklarınızı yiyeceksiniz.”

Alpin - Das BergMagazin

“Birinci sınıf bir gerilim.”

ZDF Morgenmagazin

“Korkunç bir cinayetten yola çıkarak çevre ve toplum incelemesi yapan bir roman. Son sayfasına kadar şaşırtmaya devam ediyor.”
Schweizer Radio SRF 1, Luzia Stettler

“Ters köşelerin geldiğini ruhunuz bile duymayacak. Bu faili meçhul cinayet hikâyesinin beni bu denli içine alacağını hiç tahmin etmezdim.”

Anne Bonny Book Reviews

“Hiç abartısız Stephen King ve Jo Nesbø’yla mukayese edilecek derecede.”

Massimo Vincenz, La Repubblica

“Harika bir yazım tarzı, güzel bir tempo, mekânlar arası nazik geçişler, kısa bölümler, hepsi mükemmel bir roman ortaya koyuyor. Sonuç mu? Çok şaşırtıcı.”

NDR Kultur, “Neue Bücher”

“Büyüleyici bir çıkış romanı.”

Stern

“Ustaca, tarz sahibi ve gerçekten gerilim dolu.”

Sunday Mirror

“Bu romanı öyle çok sevdim ki… Luca D’Andrea çok başarılı bir hikâye anlatıcısı.”

Lacey Does Lit

“İncecik detaylarına kadar ilmik ilmik dokunarak kurgulanmış ve hikâyenin geçtiği yerin de kendine has özelliklere sahip olması romanın en cezbedici yanı.”

JD DeHart Reading and Literature Resources

“Çoksatan listelerine girmeyi hak eden ve gerilim sevenlerin mutlaka kitaplığında olması gereken bir roman ve harika bir hikâye anlatıcılığı.”

June’s Literary Blog

“D’Andrea gerçek bir usta.”

La Stampa

“Bu etkileyici hikâyenin altında acı ve travmaya dair güçlü ve duygusal bir inceleme yatıyor. Anılar bir bir gün yüzüne çıkıyor, her ne kadar gizem ortadan kalkıyor gibi görünse de ana hikâye daha da can alıcı bir noktaya geliyor. Gerçek hayatlardan ve gerçek bir coğrafyadan güç alan roman, doğaüstü imalarla da okuru şaşırtmaktan hiç vazgeçmiyor.”

-RT Book Reviews-

“Biraz Stephen King, biraz David Lynch’in İkiz Tepeler’i. Kötülüğün insanlık tarihinden bile daha eski, daha güçlü bir korkudan beslendiği, insanı soluksuz bırakan bir gerilim.”

-Ranieri Polese, Corriere della Sera-

“D’Andrea yüksek tempolu bu kurguyu ipuçlarını okurun gözüne sokmadan, hiç tahmin etmedikleri anda ters köşe yaparak son sayfasına kadar layıkıyla taşımış.”

-Fabrizio D’Esposito, Il Fatto Quotidiano-

(Tanıtım Bülteninden)

Kitap Editörü:Dilara Anıl Özgen

Sayfa Tasarım:Meral Gök

31,92 ₺ KDV Dahil
39,90 ₺ KDV Dahil

Hendrik Groen 83 yaşını geçmiş Hollandalı bir ihtiyar. Ama huysuz bir ihtiyar. Kaldığı huzurevinde sesini çıkarmadan ölümü beklemek yerine, hâlâ yaşadığını kendisine ve dünyaya kanıtlamak istiyor. Bir yaşama sevinci arıyor belki ve bunu somutlaştırmak için de, “gerçek Hendrik Groen hakkında”, “Kuzey Amsterdam’da bir huzurevindeki yaşama dair” sansürsüz bir günlük tutmaya karar veriyor.

Çevresindeki birkaç kafadarla birlikte “Biz Daha Ölmedik” adında bir kulüp kurarak eğlenceli etkinlikler düzenleyen ve bunları günlüğüne kaydeden Groen, “Tabii ki ihtiyarlık bin bir çeşit dert açıyor insanın başına, ama o dertlere gülüp geçebiliyorsanız, her şeye rağmen yaşama katlanabilirsiniz,” diyerek olumlu bir yaklaşım getiriyor yaşlılığa.

Yaşlılığın insanın omzuna bindirdiği sorunları kara mizah tadında aktaran bu kitap, yayımlandığı andan itibaren tüm dünyada yüz binlerce okura ulaştı. Hiç kuşkusuz, kara mizahın ardında huzurevleri gerçeğinin yürek burkan yanları da yer alıyor kitapta. 

24,80 ₺ KDV Dahil
31,00 ₺ KDV Dahil

Alaina Costanza’nın hayatı büyülü şimşeklerin çaktığı fırtınalı bir gecede tamamen değişir. Aşk romanları yazarı, bir çocuk annesi ve geçmişte çok zor bir hayat yaşamış Alaina, bahçesine düşen yıldırımla gözlerini bir yüzyıl öncesinde açar ve kendi kitabındaki kahramanlardan biri olan tehlikeli kanun kaçağı Killian tarafından kaçırılır. Çok geçmeden Killian ve Alaina’nın karşılaşmasının bir tesadüf olmadığı ortaya çıkar. Alaina, Killian adındaki katili yalnızca hayal gücünün bir ürünü olarak var etmemiştir; onların buluşması, kavrayamayacakları kadar büyük bir gizemin zaman ve mekânı aşan gücüyle mümkün olmuştur. 

Fakat her büyünün bir bedeli vardır… Aşkı, tutkuyu ve kaderi anlayacakları ölümcül bir yolculuğa çıkan Alaina ve Killian artık büyük fedakârlıklarda bulunmak ve zamanla savaş vermek zorundadır. 

 

 “Gerçek aşkın büyüsüne dair tutkulu bir hikâye.” 

-Romantic Times -

 

“Doğaüstü öğeleri ve aşkı bir araya getiren Hannah, okuyucularına bir kez daha başka bir dünyaya adım atma şansı sunuyor.” 

-Library Journal -

 

“Büyülü Fırtına kalbinizi sevgiyle titretmeyi başarıyor. Kitaplığınızda bu roman için güzel bir yer açın.” 

-Rendezvous -

 

 

31,92 ₺ KDV Dahil
39,90 ₺ KDV Dahil
TÜRKÇEDE İLK DEFA! 
Yıl 1955, Meksika. Tavukların, horozların belanın kol gezdiği tekinsiz bir muhit. Barakadan hallice evler, tarifsiz eğlenceler ve yerlere serilerek noktalanan geceler. Yaşamın rutin perdesini delip de geçmek için başvurulan maddelerin etkisininde akıp giden serüvenler. Kerouac, Türkçede ilk defa yayımlanan ve en duygusal metinlerinden biri olan Tristessa’da aşkın peşinden gidiyor ama burada olan her şey, içinde zıddını barındırıyor ve mana arayışı maddeye, aşkın yolu ölüme, ölümün yolu yaratıya çıkıyor. Kerouac, genç ve marazlı bir kadına, Tristessa’ya tutuluyor. Kelimeler aşkla, hazla, ilhamla çağlıyor, ama kimse kimseye dokunmuyor; sevgi, bastırıldıkça çoğalıyor. Kerouac, aşkın ışığında kendini arıyor ve zihni, yüreğinin atışıyla çavlan misali şahlanıyor. Bir tutkunun ilanı, bir aşk şarkısı: Yaşama ve ölüme, Meksika’nın efsunlu göklerine, küçük sevinçleri ve büyük dertleriyle şu koca gezegeni arşınlayan yolcuların her birine, bize.
12,00 ₺ KDV Dahil
15,00 ₺ KDV Dahil
“Radyoda Black Friday ile ilgili yıllık raporun tekrar yayını yapılıyor. Müşteriler mağazaların açılış saatini beklerken vitrinleri yerle bir etmişler. Tepinen çocuklar, burkulan topuklar, çatlayan kaburga kemikleri. Los Angeleslı bir kadın, indirimdeki Xbox piramidine ulaşmak için biber gazı kullanarak kendine yol açmış. Gelecek sene, elektroşok tabancaları moda olacak. Daha sonra molotof kokteylleri, makineli tüfekler, hatta bazukalar. Gelişimin önünü hiçbir şey tıkayamaz.” 
Üç kişi, özgürlüğe uzanan sayısız yol... 
Eric ve Lisa iki yeniyetme arkadaş. Birinin agorofobisi, diğerinin klostrofobisi var. Biri odasından bütün dünyaya ulaşabilen dâhi bir hacker, diğeriyse dünyayı gezmek isteyen bir özgür ruh. Haritada görünmeyen küçücük bir kasabada yaşayan bu iki gencin, CIA’i bile aldatacak gizemli bir planı var. Eski bir hacker olan ve yakalandıktan sonra Kanada polisi için çalışmak zorunda kalan Jay ise bütün uluslararası yasalarla alay eden bu planı çözmenin peşinde… 
Neslinin en ilginç yazarlarından biri olan Nicolas Dickner, bireysel özgürlük ve her şeyin planlı, organize olduğu bir dünyada anlam bulmak üzerine sürükleyici bir hikâye anlatıyor. Modern hayat üzerine zekâ ve mizah dolu fikirleriyle Özgürlüğün Altı Derecesi, Nick Hornby ve Irvine Welsh gibi yazarların ruhunu taşıyan bir roman. 
“Zekice, guzel ve şiirsel; insanı mutlu eden bir roman.” — Anne Michaud 
“Dostluk ve tutkular hakkında eğlenceli bir roman. Neredeyse her cümlesi size gülümsetecek.”Anne-Josée Cameron
20,00 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil
Bir garsonun ızdırapla dolu karşılıksız aşkı; bir hizmetçinin bir baron ile olan tuhaf ilişkisi; cenevre gölü’nde beliren esrarengiz bir adam… stefan zweıg o benzersiz üslubuyla tutkuları, burjuvaziyi ve savaşın çözümlemesini yapıyor.
6,40 ₺ KDV Dahil
8,00 ₺ KDV Dahil
İletişim Yayınları, Murat Belge yönetiminde edebiyat klasikleri yayımlamaya devam ediyor. İletişim Klasikleri dizisinden çıkan kitaplar, edebiyata karşı sorumluluğu okuma zevkiyle buluşturan bir anlayışla hazırlanıyor. Eserler orijinal dillerinden ve tam metin çevirileriyle yayıma hazırlanırken, ana metne eşlik eden ve yetkin isimlerin yazdığı önsöz ve sonsözlere yer veriliyor. Ayrıca her kitabın başında, yazarın hayatına ve yaşadığı döneme ışık tutan bir kronoloji bulunuyor. İletişim Klasikleri’nin içeriği eserin ilk baskı kapağı, el yazmasından örnek sayfalar, haritalar ve özel çizimlerle zenginleştiriliyor. Diziye özel olarak hazırlanan kapak tasarımında ise, resim tarihinden özenle seçilmiş görseller kullanılıyor.Zengin bir içerikle hazırlanan İletişim Klasikleri dizisi, güvenilir ve özenli  bir edisyonla okurla buluşurken, alanında referans kaynaklar sunuyor.
16,80 ₺ KDV Dahil
21,00 ₺ KDV Dahil

Bütün kuralları yıkan, heyecan dolu, özgün bir polisiye! Stephen King’in önsözüyle...

Gazeteci Jack McEvoy için ölümün tanımı nettir: Kalp atışı. Ölüm onun kalp atışıdır; onun tutkusu, onun takıntısı, onun haberi, onun hikâyesi… Ancak bu sefer ölüm, asla yazmak istemeyeceği bir hikâye ve çözmeye umutsuzca ihtiyaç duyacağı bir gizemle birlikte gelir.

Eşine az rastlanacak türden bir kurnazlıkla hareket eden seri katilin hedefinde, dehşet verici davaların içinde sıkışıp kalmış cinayet masası dedektifleri vardır.

Katilin ardında bıraktığı ipuçlarıysa Edgar Allan Poe’nun eserleri arasından seçtiği alıntılardır. En son kurban ise, Jack McEvoy’un ikiz kardeşidir. Jack, kardeşinin ölümünü araştırarak yeni cinayetlere engel olmaya çalışırken farkında olmadığı büyük bir tehlikenin içine düşer. Amansız seri katilin sıradaki hedefi,

Jack McEvoy’dan başkası değildir!

31,60 ₺ KDV Dahil
39,50 ₺ KDV Dahil

Yarım kalmış bir aşktan sonra hayat var mıdır?..
Tasavvuf ehli annesinin ‘Alim’ diye sevdiği Bora.
Abisi TMŞ müdür muavini, babası mezar yeri kazıcısı Lal.
Tabiatla, kuşlarla konuşan Arya.
Ölüm habercisi boranlar.
İki genç kadının adalet çığlığıyla silah kuşandığı istanbul.
Sınırlar, vadiler, tepeler, ormanlar, yollar...
Aşk, ümit, kavga, devrim, takip, pusu...

Sami Özbil, Elim Sende romanında binlerce sayfaya yayılacak hayatları anlatıyor. boşlukları tamamlamayı okura bırakarak.

16,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil

İçimizin ormanlarında kaç türlü canlı yaşar? Kaç ağaç türü vardır? Kaç kanatlı çeşidi? Güneş balkıyan yapraklarda hangi böcekler dolaşır? Dibi toprağın, suyun ve türlü kurtçuğun yatağı olan köklerde, damarlarda akan yaşamı duymak mümkün mü? Çırılçıplak gövdelere dolanmış kabukların hükmü nedir? Ormanlar içlerinde neleri saklar? İçimizdeki ormanlarda ne gizlenir? Farkında mıdır insan içindeki ormanın ya da ormanların?

   Peki, içinde yaşadığımız insan ormanından neyiz? Bir ağaç, bir böcek, bir kurtçuk, yaprak, adı konmamış bir varlık? İçindeyken bir başına ve yalnız kalabilmek mümkün mü? Hangi kuralların kurbanı, hangi kuralların kahramanıyız? Her şey bir ikilik üzerinden mi var oluyor?

   Orman kuytularında gizlenmiş patikalarda mı yürüyoruz, yoksa gizli patikalardan yol alıp ormana mı sığınıyoruz? Bir yıldızımız var mı yol gösteren? Bir ışığımız var mı yolu aydınlatan? Karanlık ve aydınlığın sürekli yer değiştirdiği narlı döngü!

   Büyülerin, masalların ve sırların hiç çekinmeden yerleştikleri, efsanelerin yaratıldığı yurttur orman. Suyun ve sesin gözlerden ırak seviştiği, körlüğün ve dilsizliğin bittiği yerdir. Zamanı yutan ve yuttuğundan hikâye yaratandır.

20,00 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil
“Louise’de evlerinin anahtarı var, her şeyden haberdar, hayatlarına o kadar işledi ki, onu oradan çıkarmak imkânsızmış gibi görünüyor.” 

Fas asıllı Fransız bir anne olan Myriam, çocuklarını bir dadıya emanet edip avukatlığa geri dönmek istediğinde, kocasıyla beraber en iyisini bulmaya koyulurlar. Louise gibi mükemmel birine denk gelecekleri ise akıllarının ucundan geçmez. Louise içine kapanık, nazik, işine kendini tüm kalbiyle adayan, çocukları da kendine hayran bırakan biridir. Zaman ilerledikçe ailenin ve dadının arasındaki bağlar giderek güçlenir bir yandan da karmaşıklaşır. Birbirlerine bağımlı hale gelmeleriyle korkunç bir trajediye doğru ilerleyen yolun taşları döşenmiş olur. 

Leïla Slimani Fransa’nın en önemli edebiyat ödüllerinden Goncourt’u kazandığı bu romanıyla sevgi ve eğitime dair düşünceleri, sınıf ve kültür bilincine yönelik önyargıları, para ve tahakküm arasındaki ilişkiyi sorguluyor. Gerçek olaylardan esinlendiği romanında keskin kalemi ve karanlık şiirsel diliyle daha ilk sayfadan trajedi ve gerilim duygusunu insanın yüreğine nakış gibi işliyor.
12,80 ₺ KDV Dahil
16,00 ₺ KDV Dahil
Şimşek Kılıç, Adalet Kaynağı, Yalnız Yıldız, 
Nasihat Tarlası. Her biri farklı bir erdemi, ülküyü ve de hayat yolunda belli bir dönemeci simgeleyen bu dört adın tek bir sahibi var: Virata. Kralın hizmetine adadığı kılıcıyla bilmeden ağabeyi Belangur’u öldüren ve 
bu günahın bedelini ömrü boyunca ödemek 
zorunda kalan bir bahtsız. 

Zweig’ın görece az bilinen bu öyküsü, yine aynı yıl yayımlanan Hermann Hesse’nin Siddhartha’sı gibi kadim Hint bilgeliğine göz kırpan keyifli bir mesel tadında.
7,20 ₺ KDV Dahil
9,00 ₺ KDV Dahil
Edebiyatla, özellikle Rus edebiyatıyla ilgili herkesin okumaktan zevk duyacağı, yayımlandığı yıldan bu yana adından söz ettiren bir romandır Babalar ve Çocuklar. 
Turgenyev’in romanda babalardan mı çocuklardan mı yana olduğu sorusu 1860’larda tartışmalara neden olmuş, “babalar” gericilikle özdeşleştirilirken “çocuklar” demokrasinin, devrimin ve ilericiliğin simgesi sayılmıştır. 
Roman, evrensel nesil farkı temasının yanı sıra, dönüşüm geçirmekte olan 19. yüzyıl Rusya’sının gerçekçi bir tasviri, panoramik bir fotoğrafıdır. Turgenyev ilericilik-gericilik ekseninde çarpıştırdığı babalar ve çocuklarını, “kurbağalara inanan ama prensiplere inanmayan” Bazarov karakterinin prizmasından ustalıkla yansıtır. 
Romanda, üniversiteyi henüz bitiren Arkadi, arkadaşı Bazarov’la birlikte ailesinin büyük çiftliğine gelir. Eski toprak sahiplerinden olan baba ve amcanın temsil ettiği kuşakla bu nihilist gençler arasında, doğaldır ki çeşitli çatışmalar yaşanır. Hikâyeye eklenen başka kişi ve unsurlarla Babalar ve Çocuklar, kuşak çatışması anlatısının ötesine geçecektir. 
Babalar ve Çocuklar, hem babaların hem de çocukların zevkle okuyacağı, nadir “ortak” kitaplardandır. Hasan Âli Ediz’in güzel Türkçesiyle… 
Nikolay Petroviç ‘Ağabeyim bizim haklı olduğumuzu söylüyor,’ diye düşünüyordu. ‘Her türlü gururu bir yana bırakarak, bana da gerçeğe biz onlardan daha çok yakınmışız gibi geliyor... Ama öte yandan bizde olmayan bir şeyin onlarda olduğunu, bize göre bir üstünlükleri bulunduğunu da hissediyorum. Gençlikleri mi? Hayır, yalnız gençlikleri değil... Sakın onların bu üstünlükleri, onlarda derebeylik izlerinin bizden daha az oluşundan ileri gelmesin?..’
14,40 ₺ KDV Dahil
18,00 ₺ KDV Dahil
“Berlin’de bir sokağın, 1929 Mayıs günlerinde geçen romanı”dır bu… Emekçilerin mücadelesinin ve “sosyal demokrat ihanetin” romanı… 
Yasakların ve yasaklara karşı kavgada ısrarın romanıdır bu… Yasaklanmış bir yürüyüşe hazırlıkların, uykusuz geçen gecelerin, emekçileri yürüyüşe ikna etmekle ve sosyal demokrat ihaneti anlatmakla geçen gündüzlerin… 
Polis zulmünün, copların, gözaltıların, orantısız şiddetin, işkencelerin romanıdır bu… Polis zulmüne karşı direnişin, kararlılığın ve barikatların… 
Birlik, mücadele ve dayanışma günü 1 Mayıs’ın romanıdır bu… Birliğin, mücadelenin ve dayanışmanın somutlaşmasının… 
Sıradan işçilerin, hamalların, tesisatçıların, işsizlerin, gençlerin, kadınların romanıdır bu… Sıradan bir inşaat işçisinin, bizzat kavganın içinde bir öndere dönüşmesinin… 
Görünürde gaddar, zalim, hunhar bir emniyet müdürünün ve ondan aldıkları emirle keyfî şiddet uygulayan amir ve memurların romanıdır bu… Gerçekte onların arkasındaki güçlerin, devletin, hükümetin, SPD’nin ve sermayenin… 
“1929 Mayıs günlerinde Berlin’de polisin vurduğu 33 kişinin hafızalardan silinmesi imkânsız devrimci mücadelelerinin anısına” kaleme alınmış bir romandır bu… Tüm devrim şehitlerinin anısına saygının romanı! 
“Ölüm sessizliğine bürünmüş, abluka altındaki mahallede, belki de polisin birkaç yüz metre ötede makineli tüfekleri varken, insan nasıl olur da gecenin bir yarısı Enternasyonal’i söylemeye başlar ki! Yapılacak bir şey yoktu! Kurak, susuz toprak nasıl suyu kana kana içerse, melodi de insanlara ve koca sokağa sıçrayıverdi.”
12,80 ₺ KDV Dahil
16,00 ₺ KDV Dahil
Nobel ve Lenin ödüllü yazar Şolohov’un Uyandırılmış Toprak romanı, Sovyet edebiyatını temsil edebilecek nitelikte büyük bir yapıttır. 
Durgun Don’da Ekim Devrimi ve iç savaş yıllarını betimleyen Şolohov, sanatsal duyarlılığıyla bu kez Sovyetler Birliği’ndeki tarımsal kolektifleştirme sürecine bakıyor. Bolşeviklerin iktidara gelişi, kırsaldaki sınıfsal yapıları yerinden oynatmış olsa da tam anlamıyla çözememiştir. Büyük toprak sahipleri (Kulaklar), sosyalizmin ve kolhozların kuruluşuna mülkiyet hırsıyla direnirken, orta halli köylünün bir kısmı da Kulakları takip etme eğilimindedir. Yoksul köylülerin ve Bolşeviklerin önünde, tarımsal üretimi artırmak için iki seçenek vardır: “Kulakları yavaş yavaş sindirmek ya da zararlı bitkiler gibi kökleriyle koparmak.” 
Uyandırılmış Toprak’ta Şolohov, Don Kazaklarının yaşadığı köydeki sınıf mücadelesini hikâye etmekle kalmıyor, roman kişilerinin toprakla, doğayla olan ilişkilerini, emek dolayımıyla kurulan toplumsallığı da sevecen, yer yer mizahi bir dille aktarıyor. Hayat koşulları ne denli zor olsa da umudu, sevgiyi ve her şeye rağmen eşitlikçi bir toplum kurma azmini öne çıkarıyor. İki ciltten oluşan, yetmiş beş dilde milyonlarca okura ulaşan bu romanı Leyla Soykut’un akıcı Türkçesiyle sunuyoruz. 
“Kolhozda işler nasıl olacaktı acaba? Herkes onun gibi artık bir tek yolun kaldığını, bunun da kolhoza girmek olduğunu hissedecek miydi? Ne kadar hüzün verici olursa olsun, çocuklarla birlikte büyümüş, evin toprak odalarında onlarla birlikte oynamış hayvanları kolhoza teslim etmek ne kadar acı gelirse gelsin, bunu yapmanın bir zorunluluk olduğuna hepsinin aklı yatacak mıydı? İnsanın kendi malına duyduğu bu sevgiyi kökünden silmek, insanın yüreğine yerleşmesine olanak vermemek gerektiğini kabul edecekler miydi?”
44,80 ₺ KDV Dahil
56,00 ₺ KDV Dahil
Nobel ve Lenin ödüllü yazar Şolohov’un Uyandırılmış Toprak romanı, Sovyet edebiyatını temsil edebilecek nitelikte büyük bir yapıttır. 
Durgun Don’da Ekim Devrimi ve iç savaş yıllarını betimleyen Şolohov, sanatsal duyarlılığıyla bu kez Sovyetler Birliği’ndeki tarımsal kolektifleştirme sürecine bakıyor. Bolşeviklerin iktidara gelişi, kırsaldaki sınıfsal yapıları yerinden oynatmış olsa da tam anlamıyla çözememiştir. Büyük toprak sahipleri (Kulaklar), sosyalizmin ve kolhozların kuruluşuna mülkiyet hırsıyla direnirken, orta halli köylünün bir kısmı da Kulakları takip etme eğilimindedir. Yoksul köylülerin ve Bolşeviklerin önünde, tarımsal üretimi artırmak için iki seçenek vardır: “Kulakları yavaş yavaş sindirmek ya da zararlı bitkiler gibi kökleriyle koparmak.” 
Uyandırılmış Toprak’ta Şolohov, Don Kazaklarının yaşadığı köydeki sınıf mücadelesini hikâye etmekle kalmıyor, roman kişilerinin toprakla, doğayla olan ilişkilerini, emek dolayımıyla kurulan toplumsallığı da sevecen, yer yer mizahi bir dille aktarıyor. Hayat koşulları ne denli zor olsa da umudu, sevgiyi ve her şeye rağmen eşitlikçi bir toplum kurma azmini öne çıkarıyor. İki ciltten oluşan, yetmiş beş dilde milyonlarca okura ulaşan bu romanı Leyla Soykut’un akıcı Türkçesiyle sunuyoruz. 
“Gremyaçiy Log’a geldiğinden beri iş bakımından en hareketli dönemin başlamak üzere olduğunu hissediyordu. Daha otları biçme işi bitmeden buğdayları toplama zamanı yaklaşmıştı. Kış buğdayının rengi her gün biraz daha koyulaşıyor, arpalar da hemen hemen buğdayla aynı zamanda boy atıyordu. Tarlaları gür ayrıkotları bürümeye başlamıştı. Kişi malı olan incecik tarlaların yanında, göz alabildiğine uzanan kolhoz malı mısır ve ayçiçeği tarlaları, zararlı otlarının ayaklanmasını bekliyor gibiydi. Hasat neredeyse başlayacaktı.”
22,40 ₺ KDV Dahil
28,00 ₺ KDV Dahil
Nobel ve Lenin ödüllü yazar Şolohov’un Uyandırılmış Toprak romanı, Sovyet edebiyatını temsil edebilecek nitelikte büyük bir yapıttır. 
Durgun Don’da Ekim Devrimi ve iç savaş yıllarını betimleyen Şolohov, sanatsal duyarlılığıyla bu kez Sovyetler Birliği’ndeki tarımsal kolektifleştirme sürecine bakıyor. Bolşeviklerin iktidara gelişi, kırsaldaki sınıfsal yapıları yerinden oynatmış olsa da tam anlamıyla çözememiştir. Büyük toprak sahipleri (Kulaklar), sosyalizmin ve kolhozların kuruluşuna mülkiyet hırsıyla direnirken, orta halli köylünün bir kısmı da Kulakları takip etme eğilimindedir. Yoksul köylülerin ve Bolşeviklerin önünde, tarımsal üretimi artırmak için iki seçenek vardır: “Kulakları yavaş yavaş sindirmek ya da zararlı bitkiler gibi kökleriyle koparmak.” 
Uyandırılmış Toprak’ta Şolohov, Don Kazaklarının yaşadığı köydeki sınıf mücadelesini hikâye etmekle kalmıyor, roman kişilerinin toprakla, doğayla olan ilişkilerini, emek dolayımıyla kurulan toplumsallığı da sevecen, yer yer mizahi bir dille aktarıyor. Hayat koşulları ne denli zor olsa da umudu, sevgiyi ve her şeye rağmen eşitlikçi bir toplum kurma azmini öne çıkarıyor. İki ciltten oluşan, yetmiş beş dilde milyonlarca okura ulaşan bu romanı Leyla Soykut’un akıcı Türkçesiyle sunuyoruz. 
“Kolhozda işler nasıl olacaktı acaba? Herkes onun gibi artık bir tek yolun kaldığını, bunun da kolhoza girmek olduğunu hissedecek miydi? Ne kadar hüzün verici olursa olsun, çocuklarla birlikte büyümüş, evin toprak odalarında onlarla birlikte oynamış hayvanları kolhoza teslim etmek ne kadar acı gelirse gelsin, bunu yapmanın bir zorunluluk olduğuna hepsinin aklı yatacak mıydı? İnsanın kendi malına duyduğu bu sevgiyi kökünden silmek, insanın yüreğine yerleşmesine olanak vermemek gerektiğini kabul edecekler miydi?”
22,40 ₺ KDV Dahil
28,00 ₺ KDV Dahil

Tolstoy bu uzun öyküsüyle bizleri yine şaşırtıyor. Rus köylüsü, esnafı ve memurların hayatları onun tanıklığında gözler önüne seriliyor. 

Mitya, dürüstlüğü ile tanınan memur babasından biraz fazla harçlık ister. Babası bu duruma kızar ve onu azarlar. Bunu kaldıramayan Mitya borçlarını kapatmak için başka bir yol dener. Arkadaşı Mahin’e gider. Sahtekarlık yapmaktan çekinmeyen Mahin, Mitya’nın kanına girer ve işler kimsenin tahmin edemeyeceği noktalara gider. 

“Kupon meselesi çıkmadan önce Vasiliy şehirlilerin yaşam hakkında hiçbir kuralları olmamasına bir türlü inanamıyordu. Ama bu son kupon meselesi, en önemli korkusuna rağmen yaptığı sahte tanıklıktan kötü bir şey çıkmaması, üstüne on ruble alması onu hiçbir kuralın olmadığına ve sadece kendi keyfine göre yaşaması gerektiğine inandırdı.”

 

(Tanıtım Bülteninden)

 

Kapak Tasarım: Alla Özabat

9,60 ₺ KDV Dahil
12,00 ₺ KDV Dahil

1970 yılının Eylül ayında, dünyanın merkezi olma şerefi için yarışan iki mekân vardı: Londra’daki Piccadilly Circus ve Amsterdam’daki Dam Meydanı... 1970 yılının Eylül ayında uçak biletleri ateş pahası olduğundan uçakla seyahat ancak elit kesim için mümkündü. Gençlerden oluşan muazzam bir kitle içinse durum farklıydı. 1970 yılının Eylül ayında dünyaya kadınlar hükmediyordu… Genç hippi kadınlar demek belki daha doğru olur...

1970 yılının Eylül ayında herkesin paranormal güçleri vardı, olmayanlar da sahip olma yolundaydı…

1970 yılının Eylül ayında, yazarlık hayalleri kuran Paulo, özgürlük peşinde dünyayı dolaşırken Karla’yla karşılaşınca ikisinin de yaşamı kökten değişecekti; Peru’nun kayıp şehirleri, Brezilya’nın zindanları, Amsterdam’ın arka sokakları, İstanbul’un çarşıları bir bütünün parçaları haline gelecekti…

Paulo Coelho’nun kendi yaşamöyküsüne belki de en yakın eseri Hippi, başka bir dünyanın mümkün olduğuna inanan barışçıl bir neslin arayış ve dönüşüm öyküsü.

 

(Tanıtım Bülteninden)

20,00 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil
Abdullah Ataşçı’nın kaleminden Dağda Duman Yeri Yok ve Birîndar’dan sonra yeni bir roman: Yara Bende!  
Tepeden başlayıp dereye uğrayan, dereden sonra ekmeğe varan, ekmekle gönül, gönülle saik, saikle veda bahsini beraber açan, nihayetinde yol, ağıt ve kuyu diyen bir anlatı kuruyor Ataşçı. Bu dokuz parça boyunca da anlatıyor: Kelimenin ilk anlamıyla, anlatıcı karşısında durduğunu düşündüğümüz oğluna anlatıyor. Ve anlatıcı gene kelimenin birinci anlamıyla kaydediyor: Bir teypten kurtarılan anlatıyı okuyoruz biz de.  
Abdullah Ataşçı, öykülerinden sonra romanlarıyla açtığı hattı derinleştiriyor. Salıbaba ile, Kasımbeyliler ile, Çayda Çıra Heykeli ile, Bay Miyagi ile, öldükten sonra mahalleliyle konuşmaya devam eden dede, Birîndar’ı yazan bizzat kendisi ile ve dahası ile... 

“Çünkü doğrular insanı farkında olmadan büyütürken ya da hiç olmazsa birer makineye dönüştürürken; hatalar, onun çocukluk sularında biraz daha kalmasını sağlayacak kadar iyilik doluydu. Çocukluğumun rengi solmasın, orada biraz daha istediğim gibi oynayayım diye, büyüklerimi üzecek yanlışlar da yaptım bu yüzden. Sana o günü anlatacakken bak, yine hayat konusunda ahkâm kesmeye başladım, iyi mi? Derdim seni büyütmek değil kesinlikle.”
14,40 ₺ KDV Dahil
18,00 ₺ KDV Dahil

“Zweig’dan ‘kadınlar böyle olursa yaşamları kalmaz, kala kala bir enkaz kalır geride’ye dair okunacak öyküler. Hüzünlü mü? Elbette. Ancak bir o kadar da lezzetli. Bir o kadar Zweig.”

— Müge İplikçi

Stefan Zweig’dan dört kısa roman; “yaşadım” diyebilmek, delice bir tutkunun damarlarında dolaştığını hissedebilmek için bütün bir yaşamlarını ateşe veren dört kadın… Yaşamın o tutkulu özüyle dolu tek bir an için her şeyi göze alan kadınlar…

(Tanıtım Bülteninden)

28,00 ₺ KDV Dahil
35,00 ₺ KDV Dahil

“Mad Men”in yaratıcısından, sıradan tutkuların sıra dışı sonuçları üstüne etkileyici bir roman.

Mark ve Karen Breakstone çifti hayalini kurdukları, varlık ve mutluluk dolu bir hayata kavuşmuşlardı. Güzel ve sıra dışı kızları Heather da bu tatlı fotoğrafın en iyi tamamlayıcısıydı. Yine de kendilerini zirveye ulaşmış gibi hissetmiyorlardı. Aile içi çalkantılar, ergenlik sorunları ve karı koca gerilimi, bir türlü kurtulamadıkları can sıkıcı gölgelerden bazılarıydı…

Bir gün üst komşularının evinde başlayan inşaat, kurdukları güvenli aile ortamını temelinden sarsacak, başta kızları Heather olmak üzere sahip oldukları bütün güzellikleri tehdit edecekti.

(Tanıtım Bülteninden)

15,20 ₺ KDV Dahil
19,00 ₺ KDV Dahil

Yetim bir gencin hayat hikayesi, kendini yetiştirmesi, toplumun aldatmacalarına, Sahteliklere başkaldırması sürükleyici anlatılmaktadır. Aynı zamanda kaderin, ele geçirilemezliğinin dışa vurumudur! Sorun Birey olmaktır…

Kendi kuşağı içersinde, umut vaat eden yazar, iddiasını sunmaktadır okuyana! Kafka ve Dostoyevski'den etkilenen yazar, toplum ve birey sorununu kendi gözlemleri ve

Bakış açısıyla romanda yeniden kurar ve anlatır!

(Tanıtım Bülteninden)

16,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil
Eğitim şansının ve dünyevi imkânların kısıtlı olduğu, doğanınsa kendini sınırsızca sunduğu bir coğrafyada geçirilen çocukluğun hayal gücünde ve dilde yarattığı tüm etkiler Nobelli yazar Grazia Deledda’nın bu otobiyografik romanında masal diliyle karşımıza çıkıyor. 

“Sanatçının bir genç kız olarak portresi benzersiz ve son derece tatminkâr.” 
Belles Lettres 

“Nuoro’daki büyük bir aileden gelen asi genç kadın Grazia Deledda hassas gözlem gücü ve dikkat çekecek derecede duru üslubuyla Sardinya’da ilgi uyandırmıştı. Adada olay yaratan yazar bu arada Nobel’i de aldı. Deledda’nın toplu eserleri gerçek bir keşif: Balzac’ın Fransa’ya yaptığını, o Sardinya’ya yapıyor.” 
Paul Chutkow, The New York Times
12,00 ₺ KDV Dahil
15,00 ₺ KDV Dahil
Her roman otobiyografiktir. Yazalar bunu kendilerinden bile saklarlar. Ancak, Japon edebiyatının aykırı yazarı Osamu Dazai, bunu kabullenerek çıkıyor kitaptaki yolculuğuna. Mor Bir Serserinin Gezi Notları’nda doğduğu Tsugaru Yarımadası’na yaptığı “hac yolculuğu” ile birlikte belleğinin patikalarında gezinmeye başlıyor. Bu gezinin notları, genç yaşta intihar eden Dazai’nin hayatındaki sert dönemeçlerden izler taşırken, gerçek ile kurgu arasında gidip gelen bir anlatıya dönüşüyor. 

Dazai, 20. yüzyılın en önemli yazarlarından biri. Onu okumak, hepimiz için büyük bir ayrıcalık.
16,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil
“Hayatım, beni cehenneme savuran bir rüzgârla altüst olmuştu, böyle olmasında ne suçum ne de katkım vardı. Etrafımda neler dönüyor, bilmiyordum. 

Fakat tuhaf bir şekilde içinde bocaladığım çaresizlik duygusu giderek mücadele ruhuyla yer değiştiriyordu…” 

Esrarengiz bir kaza sonucu bellek kaybı yaşayan, bu nedenle “Gizem” adıyla anılan genç kadının tek bir isteği vardır: kendi gerçeğine ulaşmak… 

Bir süre hastanede kaldıktan sonra özel bir kliniğe yatırılan Gizem, bu kapalı ortamda, hayal bile edemeyeceği travmalar yaşamış genç bir kadınla ve onunla özel olarak ilgilenen doktor Orhan’la ilişki kurar. Zamanla kendinde unutuşun o sımsıkı kilitli kapısını aralayacak gücü bulan Gizem, hatırladıklarıyla kumpaslar, entrikalar ve rastlantılarla örülü, Türkiye’de yaşanan bu karmaşık günleri de içine alan esaslı bir kasırgaya kapılmış gitmekte olduğunu görecektir 

Kördüğüm, hayatının hassas bir evresinde, günümüzün acımasız çarkları arasına sıkışmış genç bir kadının yaşadıklarını çarpıcı bir “geri dönüş” hikayesiyle anlatıyor. Ayşe Kulin çok sevilen Kanadı Kırık Kuşlar’da olduğu gibi, ülkesinin çalkantıları ile sarsılan ama tutkularına da sorumluluklarına da sahip çıkan genç bir kadının ayakta kalma mücadelesini gözler önüne seriyor.
20,00 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil

Kitaptaki iki novelladan biri olan Ay Işığı Sokağı’nda olaylar Fransa’nın küçük bir liman kentinde geçer. Kendisini Almanya’ya götürecek treni bekleyen bir yabancı, liman bölgesinde ay ışığının aydınlattığı sokaklarda dolaşırken bir meyhaneye girer. Orada tanıştığı garson kız ve sonradan içeriye gelen bir erkek, beklenmedik bir hikâyenin kahramanları olurlar.

Yürek Çöküntüsü ise, eşi ve 19 yaşındaki kızı Erna ile tatile çıkan varlıklı işadamı Salomonsohn’un hikâyesidir. İtalya’ya giden aile bir otele yerleşir. Rahatsızlandığı bir gece kalkıp koridora çıkan Salomonsohn, kızı Erna’nın gizlice odasına döndüğünü görür. Ama ne kızını sorguya çeker ne de karısına söz eder gördüklerinden. İçi içini yer, kızını baştan çıkaran erkeğin oteldeki üç züppeden hangisi olabileceğini düşünüp durur. Kızının karıştığı bu olayı aklından çıkaramayan Salomonsohn kuşkular içinde kıvranırken hem ailesinden hem de hayattan uzaklaşır, hatta bu uzaklaşması nefrete dönüşür. Yürek Çöküntüsü, dile getirilemeyen düşüncelerle, duygularla gitgide zehirlenen Zweig karakterlerinin yer aldığı en etkileyici örneklerden biri.

(Tanıtım Bülteninden)

5,60 ₺ KDV Dahil
7,00 ₺ KDV Dahil

İşittiğini tanımlamaya kalkışsa, ufak tefek, zayıf bir gövdenin çıkarabileceği bir ses bu, derdi… Derviş’e öyle geldi ki, bir soru soruyordu bu ses. “Ellerim nerede?” diyordu sanki. “Kollarım, bacaklarım nerede, göstersene, içim nerede?” Arılar çoktan başının etrafında dönmeyi bırakıp arkasındaki bir dala konmuş ama Derviş fidan tarlasının ortasında kasılıp kalmış, beyninde uğuldamaya devam eden bu sesi dinliyor, aslında aynı anda için için Zahide’yi aradığını biliyor, onun kulağına eğilip bir yol göstermesini, gösteremese de “Ne yapacaksın Derviş?” diye sormasını bekliyordu. 
Kavgalar, patlamalar, köye getirilen cenazeler… Suna’nın Deniz’e olan aşkı... Büyük sözler, insanın kalbini ve ruhunu cendereye sokan ebeveynler… Tahakkümle hesaplaşan genç isyanlar. Uykusuz bir Derviş, konuşulan Berkin, usul usul Alevi türküleri… Şimdiki zamanın siyaseti, harareti ve bitimsiz deveranları…
 Anne kokusu, toprağın nemi, karbonatlı çay ve tütün kokusu, aşk kokusu; buhar, sabun ve ter kokusu… Yanık et, kan ve lağım… Arı Fısıltıları, dünyanın kokusunu anlatıyor.
Menekşe Toprak, yaşamın beyhudeliğini maharetle anlatırken arıların fısıltısına kulak kesiliyor. Duygun, öfkeli ve aşk dolu…

 

(Tanıtım Bülteninden)

16,80 ₺ KDV Dahil
21,00 ₺ KDV Dahil

“İçinde biriktirirsin bazen. Sonra katmer katmer üstüne yığılır biriktirdiklerin. Taşıyamaz hale gelirsin. Hele bir hücrede tek başınaysan, esirsen… Ya seni yer bitirir içindekiler ya da dökersin onları, eyleyerek, söyleyerek. Elinizdeki romanda da böylesi bir iç dökmenin sesi tınlıyor.

Bu kitabın en önemli özelliği yazılmış olmasıdır. Kendini toplumsal ve bireysel dertlerin dermanına adayan bir yiğit insanın, sıkıştırılmaya çalışıldığı iki metrekarelik bir zindan hücresine sığmamış olmasıdır. O hücreden taşanların, bütün engellere rağmen halkıyla buluşmuş olmasıdır. E, daha ne olsun? Kitabın ilk sayfasını açın, İdris kolunuza girecek ve sizi Diyarbekir'in surlarında, küçelerinde, sevdalarında ve kavgalarında eşsiz bir yolculuğa çıkaracaktır.

Gül ve Ciwan’ın aşkları ile Cengo’nun iç alemindeki çatışma gerçek bir savaşın acılı coğrafyasında iç içe geçerken, özlü bir sorgulamayı da ihmal etmeyen bu hikâyeden hepimize mesaj var

Eline, yüreğine sağlık kardeşim, arkadaşım, yoldaşım.”   

-Selahattin Demirtaş - 

 

“Galipler ile mağluplardan bahseden resmi tarih; dipte, derinde filizlenen direnme ve dayanışma gücünü ıskalar. İdris Baluken, bu romanında, üç yoldaşın öyküleri aracılığıyla işte bu direnme ve dayanışmanın bir yaşam tarzı olarak çiçeklendiğini duyuruyor bize. Aşksa olmazsa olmazıdır bu yaşamın. Keje Ana’yı ise hiç unutamayacağım galiba.” 

- Ahmet Telli - 

18,75 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil

Zülfü Livaneli’den İstanbul’a ve onun yazarlarına, şairlerine saygı duruşu: Gölgeler

Karanlığın bütün gölgeleri yuttuğu bir İstanbul akşamı. Bütün sesler susmuş. Yalnızca gelip geçenlerin görmediği, duymadığı Gölgeler’in sesleri yankılanıyor sokaklarda. Son bir kez söylenen şarkı gibi, son bir kez yazılan şiir gibi, “son bakışta aşk”ta dile gelen sevda sözleri gibi… Gölgeler konuşuyorlar karanlıkta…

Fatih Sultan Mehmed, Mustafa Kemal Atatürk, Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin, Nâzım Hikmet, Yahya Kemal, Sabahattin Ali, Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Kemal Tahir, Orhan Veli, Ülkü Tamer, Ece Ayhan, Cemal Süreya ve Attilâ İlhan'ın gölgeleri...

Şiirin tapınağı önünde vecd halinde bekliyor İstanbul, ona yeniden hayat verecek son kelimeyi…

(Tanıtım Bülteninden)

32,00 ₺ KDV Dahil
40,00 ₺ KDV Dahil

Eski Fransız ordusu mensubu Antoine Berence, karısı Marianne ve kızı Ana’yla beraber yerleştiği Kanada’daki bir sahil kentinde emekliliğin tadını çıkarmaktadır. Ama dışarıdan huzurlu görünen bu tabloda tuhaf bir şeyler vardır: Mesela şehirde bir anda ortaya çıkan Arjantinli gençler kimin nesidir? Fransız ordusuyla beraber Cezayir’de bulunduğu yıllarda Berence tam olarak nasıl bir görev yapmıştır? Marianne’ın uzun zamandır içine gömüldüğü sessizliğin kaynağı nedir?

Kütüphanelerin ve okumanın büyüsü üzerine yapıtlarıyla tanıdığımız Alberto Manguel bu kez okurları Cezayir’den Fransa’ya, Kanada’dan Arjantin’e geniş bir coğrafyada dolaştıran bir hikâye anlatıyor. Yabancı Bir Ülkeden Haber Geldi, Avrupa’nın karanlık yüzüne bakmaktan çekinmeyen, kirli geçmişler ve bu geçmişlerle yüzleşmek hakkında sert bir roman.

(Tanıtım Bülteninden)

12,75 ₺ KDV Dahil
17,00 ₺ KDV Dahil

Edebiyatçının “gerçekçi olma mücadelesini vermesi” gerektiğini ileri süren Sabahattin Ali için edebiyatın amacı “insanlarda daha iyiye, daha güzele yükselmek arzusu uyandırmak”tır. Bu görüş doğrultusunda kaleme aldığı ve Türk edebiyatının akışını değiştiren romanlarında, gözlemlediği ve yaşadığı olayların tedirginliklerini, çelişkilerini, insanların bireysel yaşantılarının ardındaki toplumsal sorunları gerçekçi bir üslup ve okuru yakalamayı başaran samimi bir dille anlatır.

KUYUCAKLI YUSUF’ta bir Anadolu kasabasının gelişen ve değişen ekonomik ve toplumsal değerlerle biçimlenen yeni yaşamını, ruhsal yapısını sergilerken İÇİMİZDEKİ ŞEYTAN’da İkinci Dünya Savaşı öncesinde, üniversite, kültür ve sanat çevrelerindeki farklı siyasal ve toplumsal eğilimleri eleştirir. KÜRK MANTOLU MADONNA’da ise çekingen ve içine kapanık bir genç taşralının, memleketinden uzakta, Almanya’da yaşadığı tutkulu aşk hikâyesini konu edinir.

(Tanıtım Bülteninden)

21,75 ₺ KDV Dahil
29,00 ₺ KDV Dahil

Şiirin öyküye en yakıştığı, en çok yaklaştığı yerde Aşk vardır. Çünkü Aşk, kendi öyküsünü şiirle yazar. Şilan Avcı’nın kitabı, Aşk’ı anlatıyor; bir nehir öykünün içinden usulca akan şiirle… Başka Bir Hayatta, aslında bir şiirin; sonunda şiir olmuş iki insanın, iki aşığın öyküsü… Sınırların Aşk’a baskın çıkıp başka bir hayatı imkansız kıldığı yerde, coğrafya kendisini kutsar. Başka bir hayatta geçirilen koca bir ömür, yolun sonunda görülen hesap, coğrafyaya karşı kırgın bir öfke…

 

(Tanıtım Bülteninden)

9,60 ₺ KDV Dahil
12,00 ₺ KDV Dahil

Üç Yıl Çehov’un Rus edebiyatının büyük ustalarının mirasçısı ve güçlü bir yazar olarak kabul görmesini sağlayan yapıtlarından biridir. Yazar bu novellada evlilik kurumunu masaya yatırır. Evlilikte zamanın duyguları dönüştüren, kimi zaman da “sağaltan” etkisine; yıllar içinde paylaşılan deneyimlerin, birlikte göğüslenen felaketlerin “aşksız” başlayan evliliklerin bile ufkunda olgun sevgilerin belirmesine yol açabileceğine işaret eder. Moskovalı bir tüccar taşrada tanışıp, ilk görüşte âşık olduğu genç Yulia’ya evlenme teklif eder. Genç kız, çekicilikten nasibini almamış bu adamı önce reddetse de, başka bir damat adayı çıkmaz korkusuyla evlenmeye razı olur. Ancak bu tek taraflı aşk, nikâhtan sonra Moskova’da yeni hayatlarına başlayan çifti katlanılmaz acılara sürükleyecektir. Üç Yıl devrim öncesinde insan ilişkileri, bütün mücadeleleri ve hüsranlarıyla Moskova’daki hayatın da dokunaklı bir panoramasıdır aynı zamanda.

(Tanıtım Bülteninden)

8,00 ₺ KDV Dahil
10,00 ₺ KDV Dahil

Arthur C. Clarke Ödülü Adayı Kirkus “Yılın En İyi 10 İlk Romanı”ndan biri

“Arthur C. Clarke’ın 2001’i ile bir Milan Kundera romanının birleşimi gibi olan, Philip K. Dick’inkilere benzer bir evrende geçen ve Kafka’nın Dönüşüm’üne selam vermekten geri durmayan, tuhaf biçimde ikna edici ve inanılmaz çekici bir roman.”

- Library Journal (Starred Review) -

“Bradbury, Lem ve Saint-Exupery’yi karıştırın, üzerine de bir tutam Kafka ekleyin… İşte karşınızda Çek göçmen Kalfar’dan söyleyecek çok sözü olan, keyifli bir ilk roman.” –Kirkus

“Kalfar’ın bu eğlenceli ilk romanı metafordan ziyade gerçekliği ve gerçekçiğiyle kendini öne çıkarmayı başarıyor.”

- Hari Kunzru -

Çocukken öksüz kalan, dede ve ninesinin Çek kırsalında büyüttüğü Jakub Procházka’ya, kendi halinde bir biliminsanıyken Çek Cumhuriyeti’nin ilk astronotu olması teklif edilir. Venüs’le Dünya arasında ortaya çıkan Chopra isimli bulut, gökyüzünü mora çevirmiştir. Yapacağı bu tek kişilik tehlikeli uçuş Jakub’a hem kahramanlık hayalinin gerçekleşmesi için hem de önceki rejimin muhbirlerinden olan babasının günahlarıyla yüzleşmesi için bir fırsat sunar. Bilinmeyene doğru yola çıkan Jakub, ardında hayatının aşkı Lenka’yı geride bırakmayı bile göze alır.

Derin Uzay’da yapayalnızken, Jakub bir hayal olabileceğinden şüphelendiği devasa uzaylı bir örümcekle karşılaşır. Zamanla yakın dost olan ikili zamanlarını sevginin, yaşamın ve ölümün doğası ile Nutella’nın lezizliği üzerine konuşarak geçirirler. Tüm bunlar Jakub’un görevini tamamlamasına, sağ salim Dünya’ya dönüp Lenka’yla ikinci bir şans elde etmesine yetecek midir?

Sürprizlerle dolu Bir Astronotun Sonsuz Yolculuğu galaksilerarası bir aşk, azim ve keşif seyahati.

(Tanıtım Bülteninden)

20,00 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil

Arka Kapak Yazısı (Tanıtım Bülteninden)

İlk kitabı Şu Yağmur Bir Yağsa ile hem okurun hem de edebiyat çevrelerinin beğenisini kazanan Kâmil Erdem, Bir Kırık Segâh’ta da iz bırakan anların, gün yüzüne çıkmamış ruh hallerinin üstündeki perdeyi ustalıkla kaldırıyor. Nesneleri yalayan karanlığı, kalpten dudaklara bir türlü ulaşamayan sırları, hafızanın bastırılamayan seslerini betimlerken, sükûnetine gömülerek sıkıntılarını bir duvar misali ören insanları kendine has o derinlikli üslubuyla aktarırken belleklerde yer ediniyor.

Gündelik hayatın nobranlığına karşı nahif ama güçlü bir başkaldırıya kulak kabartıyoruz bir kez daha. Her şeye rağmen gülümsemeyi elden bırakmayan bir umutla…

11,20 ₺ KDV Dahil
14,00 ₺ KDV Dahil

Georges Bataille’ın Lord Auch müstear adıyla 1928 yılında el altından yayınladığı Gözün Öyküsü, 20. yüzyıl edebiyat tarihinin en aykırı metinlerinden biridir. Sayısız değerlendirmeye konu olmuş, edebiyat eleştirisinden felsefeye, psikanalizden sinemaya farklı disiplinlerce ele alınmış bu metin, Battaile’ın estetik anlayışının dışavurumudur: Romaneskten ve psikolojik yorumlamadan arınmış kısa roman.

Çağrışımların büyüleyiciliğiyle ivme kazanan, provokatif hamleleriyle güçlenen ve sinemaya da uyarlanan bu erotika acının, şiddetin, ölümün ve cinselliğin kutsallığının iç içe geçtiği estetik, esrik ve “uygunsuz” bir başyapıt.

(Tanıtım Bülteninden)

11,20 ₺ KDV Dahil
14,00 ₺ KDV Dahil
LARA JEAN VE PETER’IN DÜZELTİLMİŞ SÖZLEŞMESİ  


 PETER HAFTADA BİR KEZ LARA JEAN’E MEKTUP YAZACAK. ELLE YAZILMIŞ MEKTUP, E-POSTA DEĞİL.  

LARA JEAN, PETER’I HER GÜN ARAYACAK. TERCİHEN YATMADAN ÖNCE GÜNÜN SON KONUŞMASI OLACAK.  

LARA JEAN, SEÇTİĞİ BİR DUVARA PETER’IN FOTOĞRAFINI ASACAK.  

PETER KUPÜR ALBÜMÜNÜ MASASININ ÜZERİNDE TUTACAK Kİ KENDİSİYLE İLGİLENEN BİRİ OLURSA SEVGİLİSİ OLDUĞU GÖRÜLSÜN.  

PETER VE LARA JEAN BİRBİRLERİNE HER ZAMAN DOĞRUYU SÖYLEYECEKLER, ZOR OLSA DA.  

PETER, LARA JEAN’İ HER ZAMAN TÜM KALBİYLE SEVECEK.  

“Tatlı ve komik.”  
 Entertainment Weekly  

“Han’ın hikâyesi zamanın ötesinde. Sonuyla hayranlarını memnun edecek tatlı bir aşk hikâyesi.”  
VOYA  


 LARA JEAN’İN 
OKULDAKİ SON YILI TEK KELİMEYLE HARİKA!  


Üstelik sabırsızlıkla beklediği daha pek çok şey var: New York’a yapılacak sınıf gezisi, erkek arkadaşı Peter’la gideceği okul balosu, mezuniyetten sonraki Plaj Haftası ve babasının düğünü. Sonrasındaysa Peter’la üniversiteye gidecektir, hem de hafta sonları eve gelip çikolatalı kurabiye yapabileceği kadar yakın bir üniversiteye.  
Genç kız hayatın daha iyi olamayacağını düşünür, ta ki bazı beklenmedik haberler alana dek.  
Değişimden korkan Lara Jean tüm planlarını baştan yapmak zorunda kalacaktır… Ancak kalbiniz ile aklınız farklı şeyler söylüyorsa hangisini dinlemelisiniz?
39,92 ₺ KDV Dahil
49,90 ₺ KDV Dahil
104,00 ₺ KDV Dahil
208,00 ₺ KDV Dahil
Barcelona’da bir yatılı okulda okuyan 15 yaşındaki Óscar Drai bir anda ortadan kaybolur. Yedi gün yedi gece boyunca Óscar’dan hiç haber alınamaz. 

Óscar şehrin eski bir mahallesini keşfederken tuhaf bir kızla tanışır. Kızın adı Marina’dır. Onu bir mezarlığa götürür. Birlikte her ayın son pazar günü yapılan bir ayini izlemeye koyulurlar. Sabah saat tam onda, siyah kadife pelerinli bir kadın, arabadan inerek isimsiz bir mezarın üzerine tek bir gül bırakır. 

Óscar ile Marina kadını takip ederler. Ve böylece, şehrin sokaklarının altındaki gizemli labirentte, dehşet dolu bir hikâye sarmalı içinde bekleyen karanlık sır perdesi aralanır. 

Rüzgârın Gölgesi ve Meleğin Oyunu gibi uluslararası çoksatan romanlarıyla İspanya’nın yaşayan en tanınmış yazarlarının başında gelen Carlos Ruiz Zafón’dan kült bir genç yetişkin romanı.
16,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil
Odamda Yolculuk 
Dünyanın gizli saklı köşelerini, cennet mekânlarını ve zorlu güzergâhlarını dolaşan yolcuları şaşırtacak, genellikle küçümsenen ve göz ardı edilen bir coğrafyanın ilk gezi rehberini yazmıştır Xavier de Maistre: Odamda Yolculuk. Çevresi otuz altı adımdan ibaret 'kocaman' odasında kırk iki günlük zorunlu bir hapse mahkûm edilen 18. yüzyıl sonu yazarlarından Xavier de Maistre, tutsaklığını ironik bir özgürlük metnine dönüştürmeyi becererek edebiyat tarihine geçmiştir. Kendisini kısıtlayan dış koşullara inat, insanın kendi bedeniyle ruhunu birbirinden ayrıştırmasının mümkün olduğunu öne sürer Maistre; ruhunu istediği her yere, görmeyi arzuladığı her türlü güzelliğe gönderebilmekle birlikte, bedeninin bu yolculukta karşılaştığı yataktan koltuğa, masadan duvarlarda asılı tablolara kadar odanın topografyasını da ayrıntılı biçimde anlatmaktan geri kalmaz. 

Katip Bartleby 
"Yapmamayı tercih ederim." On dokuzuncu yüzyıl ortalarında, Wall Street'teki bir hukuk bürosunda çalışan az rastlanır kişilikteki bir kâtibin ağzından çıkan ve onun hayat felsefesini dile getiren bu ünlü cümle, o günden beri tekrarlanıp duruyor. Kâtip Bartleby, kendisine verilen görevleri yapmamayı tercih ettiğini söyleyerek çalışmanın sınırlarını pasif direnişle çizen bir öncü. İşini son derece kusursuz yapsa da günün birinde 'çalışmamayı tercih eden' Bartleby, hukuk bürosunun sahibi avukatın ağzından anlatılıyor. Kâtibinin inadıyla başa çıkamayan avukat, kapitalizmin kalesinde, devasa binaların duvarlarına bakan masasında, sadece çalışmayı değil yaşamayı da durduran, hiçbir işe yaramayan bu adamdan kurtulmak ister, sonunda akıl ve mantık dışı bir çözüme yönelir. Bartleby'nin hikâyesi, bireyin toplum kurallarına karşı tavrını yansıttığı kadar özgür irade ve determinizm konularına da bir pencere açıyor. Kendini dünyadan soyutlayan, özgürlüğünden taviz vermeyen Bartleby canının istemediği hiçbir şeyi yapmazken kâtibinin çalışmaması karşısında ona hem acıyan hem de öfkelenen avukatın bu direnişe gerekli tepkiyi göstermemesi şaşırtıcı ve düşündürücü. 

Ceza Sömürgesi 
Franz Kafka'nın suç ve ceza arasındaki ilişkiye farklı bir bakış açısı getiren Ceza Sömürgesi, İlknur Özdemir'in yeni çevirisiyle. Adı verilmeyen bir adada, acımasız bir zekâyla kurgulanmış bir mekanizmanın, suçlu ya da suçsuz olmasına bakılmaksızın mahkûm kılınmış insanları burokratik bir katılıkla ve doğal kabul edilen bir yaklaşımla "cezalandırdığı" bir tören. Bir yanda duygusal açıdan olaya mesafeli duran, suskun kalan 'tanık' gezgin, öbur yanda yasama, yurutme ve yargı yetkilerini kendinde toplamış ve bu sorumluluğu kendini kurban etme derecesine vardıran subay. İkisi arasındaki tezat, edilgenlik/etkenlik, kuşku/inanç, akıl/duygu gibi zıt kavramları mercek altına alıyor ve bunları gerçeklikle baş etmenin karşıt olasılıkları olarak okura sunuyor. 

Tembellik Hakkı 
Damadı olduğu Marx'tan ve Proudhon'dan etkilenmiş sıradışı Fransız Marksisti Paul Lafargue'ın zamana meydan okuyan manifesto niteliğindeki metni Tembellik Hakkı, kapitalizmin vahşi çalışma koşullarına olduğu kadar, çalışmaya övgüler düzen 20. yüzyılın Marksist klişelerine de erkenden savaş açmış bir eserdir. Bu kısa ve özlü metin, bir aylaklık övgüsünden ziyade, egemen liberal amentünün beyinleri istilasına karşı bir uyarıdır. Tarihsel bakımdan son derece zengin bu klasik metin, 19. yüzyılın kolektif zihin yapılarını analiz eden toplumsal, ekonomik ve entelektüel bir monografi sunarken, içinde bulunduğumuz 21. yüzyılda da güncelliğini korumayı başarmaktadır. Makineleşme sayesinde çalışma süresinin kısaltılabileceği, boş zamanın arttırılabileceği yönündeki Lafargue'ın görüşü, üzerinden geçen yaklaşık bir buçuk asra rağmen, çalışma ve tüketme mitlerinin egemenliğinin iyice pekiştiği, "hayat"a daha az yer kalan günümüz dünyasında hâlâ bir talep olarak yerini korumaktadır... 

Satranç 
Mart 1938'de, Almanya'nın Avusturya'yı ilhak etmesinden sonra Gestapo, pek çok manastırın malvarlığını yöneten Viyanalı ünlü avukat Dr. B.'y
65,60 ₺ KDV Dahil
82,00 ₺ KDV Dahil
1862 yılında Venedik, Avusturya ordusu ve kar tarafından esir alınmıştır. Avusturya imparatorunun üst düzey bir görevlisi bir geminin kamarasında öldürülmüş olarak bulunur. Görevlinin yanında taşıdığı son derece önemli evraklar da kayıptır. Cinayeti çözmek, yoksul düşmüş asil bir Venedikli ailenin son ferdi olan Commissario Tron'un görevidir. Avusturya ordusunun meseleye el koyması bile onu engelleyemeyecektir. Çünkü hayranı olduğu Principessa di Montalcino tehlikededir. Bu sırada Venedik'te bulunan Avusturya imparatoriçesi Elisabeth de Tron'un bu cinayeti bir an önce çözmesini istemektedir. Polisiye romanlarda alışageldiğimiz kahramanlardan çokfarklı birisi olan Commissario Tron, okuyucuyu Venedik'in tarih ve gizem kokan sokaklarında heyecanlı bir yolculuğa çıkarıyor. 
"Bir Kont neden polis olarak çalışır ki?" diye sordu Moosbrugger. 

Kendi Palazzo 'sunda yaşayan bir kontun polislik yapması, kafasını henüz buldukları iki cesetten daha çok karıştırmıştı. 

"Siz neden kamarot olarak çalışırsınız ki, Moosbrugger?" 

Moosbrugger'in kaşları kalktı. "Ben geçimimi sağlamak zorundayım Commandante." "Kont da öyle" dedi Landrini.
16,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil
Vicdanım yüzünden kanun kaçağı değildim. Ben gerçekten de suçluydum.