Vasconcelos’un kuşaktan kuşağa aktarılan kitabı Şeker Portakalı 50 yaşında, dalından koparılmış bir portakalı andıran özel tasarımıyla ve özgün çizimlerle karşınızda.
₺45,00KDV Dahil
₺60,00 KDV Dahil
Hiçbir karşılaşma tesadüf değildir. Senin şu anda bu satırları okuyor olmanın tesadüf olmaması gibi, benim Afrika’ya araştırma yapmak için gidip orada bir sufiyle karşılaşmam ve ondan öğrendiklerimi bu kitapta derlemiş olmamın da tesadüf olmaması gibi. Dert insana daima yol gösterir der sufiler. Önemli olan yolu yürümekten vazgeçmemek. Yolda olan için umut var demektir. Kader her an yeniden yazılır çünkü. Kiminle ne zaman karşılaşacağını, neyi ne zaman bulacağını bilemezsin. Bazen istediğin şeyi aramakla bulamazsın ama bulanlar hep arayanlar olmuştur. Mevlana’nın dediği gibi: Sen yola çık, yol sana görünür. Yoluma ortaklık eden hocalarımın ilhamıyla karşına çıktığım bu kitapta sıkıntılarından kurtulman, ilişki problemlerini ç&oum l;zmen ve hayata daha olumlu bakabilmen için sufilerin kullandığı pratik yöntemleri kendi deneyim süzgecimden geçirerek sunuyorum. Kitapta yer alan öğretiler bugüne kadar binlerce insana yardımcı oldu, sana da olacağına inanıyorum. Şunu sakın unutma yol arkadaşım, kaç yaşında olursan ol, başından ne geçmiş olursa olsun; kalbin temizse hikâyen mutlu biter. İYİ BENİ BULUR.
₺19,20KDV Dahil
₺24,00 KDV Dahil

“Ne yapalım?” dedi kendi kendine, kararlı bir şekilde. “Bu ne demek? Bu meseleye dosdoğru yaklaşmaktan korkuyor muyum? Ne yani? Bu genç subayla aramızda, diğer tanıdıklarımla ilişkimden başka bir ilişki mi var, böyle bir şey olabilir mi?” Küçümsercesine gülümsedi ve yeniden kitabı aldı ama artık okuduğunu kesinlikle anlamıyordu. Kitap açacağını cama tuttu, sonra onun pürüzsüz, soğuk yüzeyini yanağına koydu ve onu nedensizce saran ani bir mutlulukla neredeyse duyulacak şekilde güldü. Sinirlerinin iki çivi arasında gerdirilen bir tel gibi gittikçe daha çok gerildiğini hissediyordu.

Anna Karenina, tüm dünyada roman denince ilk akla gelen iki-üç kitaptan biri. Tolstoy’un eşsiz bir gözlem gücüyle Moskova ve Petersburg soylu yaşamına odaklandığı eser, 19. yüzyıl Rusya gerçekliği ve önemli toplumsal sentezlerle örülü. Aynı zamanda aşka ve ilişkilere dair yazılmış belki de en başarılı roman olan Anna Karenina’da Tolstoy, zengin karakter ağıyla dönemin insan haritasını çıkarıyor.

“Mutluluk bir kenara, acı çekmeden yaşayabilir miyim? Hayır, yine hayır!” diye yanıtladı kendini hiç tereddüde düşmeden. “İmkânsız! Bizi ayıran hayatın kendisi, ben onun mutsuzluğunun kaynağıyım, o da benim, ne onu ne de beni değiştirmek mümkün. Yapılması gereken her şey yapıldı ama vida yerinden oynadı. İşte çocuğuyla dilenci bir kadın. Ona acıdığımı düşünüyor. Birbirimizden nefret etmek ve dolayısıyla hem kendimize hem de diğerlerine acı çektirmek için gönderilmedik mi bu dünyaya?

Değer yargılarına, ezberlere yöneltilmiş en sert eleştirilerden biri olan Anna Karenina’da Tolstoy, sosyeteden köy hayatına, dönemin siyasal olaylarından psikolojik sentezlere geniş bir çevrede gezinir. İlk bakışta 19. yüzyıl Rus toplumunun karnesini çıkarıyormuş gibi görünse de bu romanda yaptığı aslında tüm zamanları ve bütün insanlığı bir ahlak sınavına sokmaktan başka bir şey değildir.

₺25,60KDV Dahil
₺32,00 KDV Dahil

SET İÇERİSİNDEKİ CAN YAYINLARI MİNİ KİTAPLARI:

BÜYÜK UMUTLAR - CHARLES DICKENS

JANE EYRE - CHARLOTTE BRONTE

UĞULTULU TEPELER - EMILY BRONTE

YÜZYILLIK YALNIZLIK - GABRIEL GARCIA MARQUEZ

PARIS VE LONDRA'DA BEŞ PARASIZ - GEORGE ORWELL

PAPAZIN KIZI - GEORGE ORWELL

BOĞULMAMAK IÇIN - GEORGE ORWELL

BURMA GÜNLERI - GEORGE ORWELL

1984 - GEORGE ORWELL

ATEŞTEN GÖMLEK - HALIDE EDIB ADIVAR

MARTIN EDEN - JACK LONDON

MANSFIED PARK - JANE AUSTEN

USTA ILE MARGARITA - MIHAIL BULGAKOV

GÜNAHA SON ÇAĞRI - NIKOS KAZANCAKIS

EL GRECO'YA MEKTUPLAR - NIKOS KAZANCAKIS

PIEDRA IRMAĞININ KIYISINDA - PAULO COELHO

VERONIKA ÖLMEK ISTIYOR - PAULO COELHO

SIMYACI - PAULO COELHO

BILINMEYEN BIR KADININ MEKTUBU VE ÜÇ ÖYKÜ DAHA - STEFAN ZWEIG

ŞEKER PORTAKALI– VASCONCELOS

NOTRE DAME'IN KAMBURU - VICTOR HUGO

Bu set sınırlı sayıda üretilmektedir.

₺375,00KDV Dahil
₺500,00 KDV Dahil
… Kendi öz değerlerimi, dilimi ve birlikte doğup büyüdüğüm insanların durulmaz bir coşkuyla bana taşıdıkları sevgiyi koruyabilmek için direndim. Elinizdeki roman bu direnişim için aralarında büyüdüğüm insanların bana armağanıdır.
Bu sözlerle anlatıyor Latife Tekin ilk romanı Sevgili Arsız Ölüm’ü. Yazarının yaşadıklarından damıttığı, sözlü kültürle harmanladığı bu benzersiz roman ilk kez 1983’te yayımlanmıştı. Aktaş ailesinin köyden kente göçünü, yaşama çabalarını, korkularını, aile bireylerinin giderek yalnızlaşmasını konu edinen Sevgili Arsız Ölüm, yoksulların yaralı bilincini benzersiz bir şekilde yansıtmakla birlikte, masallar, türküler, mâniler ve halk hikâyeleriyle örülmüş anlatımı nedeniyle eleştirmenlerce “büyülü gerçekçilik” akımına dahil edilmiştir.
Yayımlandığında büyük yankı uyandırarak edebiyatımıza damga vuran Sevgili Arsız Ölüm, birçok dile çevrilmesinin yanı sıra tiyatroya da uyarlandı.
₺20,00KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil
Yoksulların hakikatli düşmanı yazı! Seni pılık pırtık hayatımızın muammasını daha da koyulaştırmak için kullandım.
Buzdan Kılıçlar üç kardeşin; Hazmi, Mesut ve Halilhan ile onun en yakın dostu Gogi’nin hikâyesini anlatıyor. Varoşların bu “pılık pırtık adamları”, batık şirketlerini yeniden canlandırmak için didinip dururlar. Ancak Halilhan’ın hem dert ortağı haline gelen hem de gözü gibi baktığı Volvo marka arabası, kardeşler arasında hep sorun olur. Varsılların dünyasının kıyısında, bir gecekondu mahallesinde yaşayan bu karakterler, hayatın karşılarına çıkardığı güçlüklere, hayal kırıklıklarına, dışlanmalara ve küçümsenmelere buzdan kılıçlarla karşı koymaya çalışırlar. Gelgelelim Volvo’sunun aldığı darbelere bile göğüs geren Halilhan için, en yakın dostu Gogi’nin ondan yüz çevirdiği gerçeğiyle yüzleşmek, hiç de kolay olmayacaktır.
İlk kez 1989 yılında yayımlanan Buzdan Kılıçlar için, “Yoksulların, kendilerini küçümseyici bakışlarla süzen insanlara keşfedilmedik bir bilinçle numara yaptıkları düşüncesiyle yazdım,” diyor Latife Tekin. Ve ekliyor: “Yoksullardan yakınanların aklına nedense, yoksulluk içinde yaşayan insanların aklı fikri olabileceği düşüncesi gelmiyor.” Buzdan Kılıçlar, görmezden gelinenlerin dünyasını derin bir duyarlıkla ele alıyor.
₺14,40KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil
Ama sen, kendine ait bir hayat parçasını ele geçirme hayaline çarpıldın ve gözleri köpükler içinde yüzen karanlık perileriyle düşüp kalkmaya başladın.
On sekiz yaşındaki Gülfidan, “Sekreter Rüzgâr” kod adıyla solcu bir örgüte katılmıştır. Ancak aykırı kişiliğini bastırıp uyum sağlamakta güçlük çeker. Örgüt liderlerinden biriyle evlenen Gülfidan, tüm üyelerin karşı çıkmasına rağmen çocuğunu doğurur. Gelgelelim örgütte kalmak için kendine uyguladığı baskı, ruhunda derin yaralar açar. 12 Eylül Darbesi’yle örgüt üyelerinin gizlenmesine tanık olan Gülfidan zamanla kendisinin de hem örgütten hem kendinden gizlediği bir yaşamı olduğunu fark edecektir. Bu gizli hayata son vermek içinse elinde tek bir silah vardır: yazmak…
İlk kez 1986 yılında yayımlanan, yazarının “kısacık bir romanın uzun şiiri” olarak tanımladığı Gece Dersleri, parçalı ve boşluklu yapısıyla benzersiz bir üslup denemesi olarak karşılanmıştı.
₺16,00KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

Şeker Portakalı’nın sevimli küçük kahramanı Zezé, yine karşınızda. Gözlerinin içi yine ışıl ışıl, yüreği yine sevgi dolu. Bununla birlikte büyümek, ona yeni hüzünler getirmiş. Dahası, küçüklüğündeki şeker portakalı fidanı da yok artık. Zezé'yi zengin ve kuralcı bir aile evlat edinmiştir. Bu sayede kardeşlerine göre çok daha iyi maddi olanaklara kavuşmuş, ancak sevdiklerinden uzak kalmıştır. Sevgisizlikle başa çıkabilmesini sağlayan birkaç arkadaşı vardır: Evdeki aşçıları Dadada, okuldaki öğretmenlerinden Fayolle, yüreğine sokulup yerleşen, her ihtiyacı olduğunda ona cesaret veren bir kurbağa ve bir filmde görüp gerçek babasının yerine koyduğu ünlü Fransız şarkıcı Maurice Chevalier. Çok parlak bir öğrencidir Zezé. Şimdi ergenlik dönemindedir; sinirlidir, huysuzdur. Üstelik sırılsıklam âşıktır.

Şeker Portakalı’nın devamı olan Güneşi Uyandıralım Zezé’nin serüvenlerinin sonu değil. Delikanlı olarak Delifişek’te bir kez daha karşımıza çıkacak.

₺22,40KDV Dahil
₺28,00 KDV Dahil
“George Orwell’in bugüne kadar tüm dünyada yüzü aşkın farklı basımı yapılmış romanı Bin Dokuz Yüz Seksen Dört’ü bu benzersiz tasarımıyla sunmaktan gurur duyuyoruz. ”
₺76,00KDV Dahil
₺95,00 KDV Dahil
“George Orwell’in bugüne kadar tüm dünyada yüzü aşkın farklı basımı yapılmış romanı Bin Dokuz Yüz Seksen Dört’ü bu benzersiz tasarımıyla sunmaktan gurur duyuyoruz. ”
₺71,25KDV Dahil
₺95,00 KDV Dahil

İsmini açıklamayan bir müşteri, çeviri bürosunda çalışan Dmitri Alekseyeviç’ten, Mayaların kutsal kitaplarını ele geçirmekle görevlendirilen İspanyol işgalcilerden birinin kaleme aldığı, 1562 tarihli bir metni İspanyolcadan Rusçaya çevirmesini ister.

Metnin sayfaları bir günlüğe aittir. Dmitri, her zamanki işlerden biri olduğunu düşünür ancak peyderpey eline geçen belgeleri okudukça, anlatılanlar ilgisini çeker. Çevrisini yaptığı her bölümün sonunda kendini daha fazla kaptırır. Günlükte yer alan olaylar, zamanla gerçeğin bir parçası hâline gelir. Jaguar çığlıkları duyar, evinin dış kapısında gizemli çizimler bulur ve etrafındaki insanlar ölmeye başlar. Moskova’da tuhaf şeyler yaşanmaktadır.

Bu esnada, dünyanın çeşitli bölgelerinde ürkütücü doğa olayları meydana gelir. Olayları radyodan ve gazete başlıklarından takip eden çevirmen, binlerce insanın hayatını yitirdiğini öğrenir. Yaşananlar ve İspanyolca belgelerde anlatılanlar, birbiriyle bağlantılı mıdır? Aradaki ilişkiyi göremeyecek kadar kör değildir fakat aklındaki sorular cevapsız kalmaktadır. Acaba hayatı tehlikede olanlardan biri de kendisi midir? Dmitri, olayların girdabına kapılır.

Yavaş yavaş aklını mı yitirmektedir, yoksa çevirdiği metin dünyanın sonunun habercisi midir? Mayaların bu konudaki öngörüleri nelerdir? Gizemli günlükte yazılanlarla Moskova’da yaşananlar arasında nasıl bir ilişki vardır? Dmitri Alekseyeviç, zihnindeki soruların cevabını bulabilmek için zamana karşı yarışmak ve alacakaranlık çökmeden önce gizemi çözmek zorundadır…

Metaforlarla dolu bu romanda, hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Bir an önce son sayfaya ulaşmak isteyecek, kitabı bitirdikten sonra da okuduklarınızı asla unutmayacaksınız.

₺28,00KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil

Kore 1943. On altı yaşındaki Hana, tüm hayatını Japon istilası altında geçirir. Yaşadığı adanın bir geleneği olarak dalgıç olan Hana, çoğu Korelinin bilmediği özgürlüğü denizde tadar. Ta ki Japon askerlerinin güvenilir gördüğü ada sahiline ayak basana kadar… Hana, küçük kız kardeşini korumak için kendini feda eder ve Japon askerlerine esir düşer. Ailesini, sevdiklerini, evim diye bildiği toprakları ardında bırakmak zorunda kalan Hana, Japonya ordusuna hizmet etmek için Mançurya’ya gönderilir. Artık o bir Sakura’dır ve hayallerinde yuvasına dönmek vardır.

Güney Kore 2011. Emi son altmış yılını yaşanılanları unutmaya çalışarak geçirse de kız kardeşinin onun için yaptığı fedakârlığı bir türlü zihninden silemez. Bu vicdan azabından kurtulmak için geçmişiyle barışmaya kararlıdır. Tüm ailesini kaybetmesine, korkunç bir evlilik yaşamasına rağmen çocukları için bu saplantıdan kurtulmak zorundadır. Acaba Emi kendini affetmek için savaşın korkunç sonuçlarıyla yüzleşebilecek midir?

İkinci Dünya Savaşı döneminde yaşanan ve günümüzde hâlâ etkisini gösteren gerçek olaylardan esinlenilerek kaleme alınan Beyaz Kasımpatı, koşullara rağmen kardeş sevgisinin her şeyden üstün olduğunu ortaya koyan bir başyapıt. Merak uyandıran, umut dolu bu romanı soluksuz okuyacaksınız.

“Beyaz Kasımpatı muhteşem olay örgüsüyle hem tarihi detayları barındırıyor hem de duyguyu tamamen hissettiriyor.” Publishers Weekly

₺22,40KDV Dahil
₺28,00 KDV Dahil

Mia, Winchell ailesinin en normal görünen bireyidir. Kardeşi Zack yediği hamburgerlerin sayısının kaydını tutar. Ablası Beth her hafta saç rengini değiştirir. Babasıysa çatıdan inmeden sürekli evi tamir eder. 

Ama Mia aslında çok sıradışı olduğunu fark eder. Herkesten sakladığı bir sırrı vardır. Onun için sesler, sayılar ve harfler renklidir. Bu sebeple okulda yaşadığı problemler onu sırrını açıklamak zorunda bırakır ve aklını yitirdiğini düşünmeye başlar. Tüm bunlar Mia’nın hayal ürünü olabilir mi?

Sorununun ne olduğunu anlamaya çalışan Mia’yla birlikte renkli bir dünyayı keşfetmeye hazır olun.

“Mia’nın dünyayı kendine özgü algılayışı heyecan verici.”

School Library Journal

 

“Fazlasıyla orijinal ve iyi kurgulanmış bir eser.”

-Washington Post-

 

“Gerçekçi karakterleri ve diyaloglarıyla merak uyandıran bir hikâye.”

-Publishers Weekly-

 

“Birinci ağızdan anlatımla bir gizeme ışık tutan etkileyici bir öykü.”

-Booklist-

 

“Yazar, Mia’nın sıradışı renk algısını yakından anlamamızı sağlayacak bir üslup kullanmış. Umut verici bir hikâye.”

-Kirkus Reviews-

 

“Bu etkileyici deneyimin eşsiz anlatımından keyif almamak mümkün değil. Mutlaka okunmalı.”

-VOYA-

₺31,92KDV Dahil
₺39,90 KDV Dahil
Cengiz Aytmatov’un Yüzyüze isimli hikâyesi, bir Kırgız köyündeki erkeklerin askere alınması neticesinde hayatlarını tek başlarına idame etme mecburiyetinde olan kadınları, onların çektiği çileleri anlatır. Bu kadınlardan hele bir tanesi vardır ki o, cesaret ve fedakârlık timsali olarak karşımıza çıkar: Topladığı buğday tanelerinden ekmek yapmaya çalışan, her türlü meşakkate rağmen yılmayan Seyde… Ve buna karşılık savaştan kaçıp mağaraya saklanan, cephede savaşan erkeklerin cesaretinden nasiplenmemiş İsmail… Seyde’nin aşkı İsmail… Aytmatov’un, yayımlandığı zaman hayli ses getiren hikâyesi Yüzyüze okuyucuya birçok duyguyu tattırırken, aynı zamanda devlet ve fert çatışmasından da bahseder. Yazar bu hikâye için şöyle der: “Yüzyüze'de anlatmaya çalışılan ana konu devlet otoritesi ve bireyin karşı karşıya gelmesi olgusudur. Bu sadece Sovyetler Birliği’nde olan bir olgu değildir; bütün savaşlarda devlet ve birey çatışması vardır.”
₺5,60KDV Dahil
₺7,00 KDV Dahil

İki isimsiz karakter arasında gelişen incelikli ve dokunaklı dostluğun hikâyesi…

Genç bir üniversite öğrencisi, tatil yerinde tanıştığı ve “hocam” diye söz ettiği adamla günden güne güçlenen bir dostluk kurar. Yıllardır taşıdığı sırrın ağırlığıyla kendini dış dünyaya ve hayata kapatan hoca, yavaş yavaş genç dostuna içini dökmeye başlar. Natsume Soseki, bu iki karakterin ilişkisini ve gencin hocasını anlama çabasını anlatırken yirminci yüzyılın başlarında Japonya’da gerçekleşen kültürel değişimin sonucunda doğan kuşaklar arası farklılıklara da ışık tutuyor.

Dostluklar, aile ilişkileri ve insanı ebedi yalnızlığından kurtarabilecek her şeyi irdelerken insanoğlunun karmaşık ruhsal durumuna unutulmayacak bir incelikle yaklaşıyor.

Natsume Soseki, modern Japon romancılığının sembol ismi.

- Haruki Murakami -

₺20,00KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil

Ayağa kalkıp etrafıma bakındım, bu denli hoş bir görüntüyle daha önce karşılaşmadığımı itiraf etmeliyim. Etrafımdaki kırlık alan kesintisiz bir bahçe gibi görünüyor, genellikle dört metre kare büyüklüğündeki etrafı çitle çevrili tarlalar da çiçek kümelerine benziyordu. Bu tarlalar yarım dönüm büyüklüğündeki korularla iç içe geçmişti ve tahminime göre ağaçların en uzunu iki metre boyundaydı. Sol tarafımdaki şehir, bir tiyatrodaki kent dekorunu andırıyordu... 

Ünü kendi çağını aşan her eser gibi, Gulliver’in Seyahatleri de çok farklı okur kitleleri tarafından verimli bir şekilde, zevkle okunuyor. Yirminci yüzyılın ağırlıklı kurmaca yazımına alışkın okurlar onu bir roman türü olarak okudular. Bu metinde ana karakter olan Gulliver’in dört seyahati boyunca başından geçen maceralarını, deneyimlerini, başarılarını, gelişimini ve hayatta kalma becerilerini ilgiyle izliyoruz. Gulliver’in Seyahatleri’nin ekranlar, çocuk kitapları ve çizgi romanlar için birçok başarılı uyarlaması, bu türden bir okumanın ürünüdür ve kitabın süreğen başarısı da büyük ölçüde bu nedene bağlı olabilir. Swift şüphesiz ki okurun masallara olan kadim arzusuna hitap etmekte ve bununla eğlenmektedir; öyle ki masal okumaya yeterince tutkulu olanlar, bu kaygısızca çiziktirilen modern Ulysses’in uzun ve tehlikeli seyahatlerine ara verdiğinde veya son verdiğinde döndüğü Bayan Gulliver’de bir Penelope bulabilirler. Gulliver’in Seyahatleri hem bir hikâye kitabı hem de bir roman olarak okunabilir zevkli bir metin...

₺20,00KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil

“Ama sen nasıl konuşabiliyorsun?” diye sordu Ben.

“Bilmem, sen nasıl konuşabiliyorsun?” diye karşılık verdi yengeç.

Aile babası Ben, iş gezisi için gittiği Pennsylvania kırsalında, akşam yemeğinden önce kısa bir yürüyüşe çıkmaya karar verir. Otelin arkasındaki ormana girmesinden hemen sonra, seçtiği patikadan kolayca dönemeyeceğini anlayacaktır. İlerlemekten başka çaresi kalmayan Ben, kendini bir anda insan yiyen devlere, acayip iblislere ve devasa böceklere ev sahipliği yapan tuhaf  bir dünyanın içine sürüklenirken bulur.

Büyük bir ölüm kalım mücadelesine dönüşen bu macerada, küstah bir deniz kabuklusu, bir dizi sihirli cisim ve iksir ona yardımcı olacaktır. Ailesine geri dönebilmek için her şeyi göze alan Ben’in onu bu patikadan kurtarabilecek tek kişi olan “Yapımcı”yı bulmaktan başka şansı yoktur.  

Drew Magary’nin baştan sona komik ve duygusal anlamda sürükleyici olan, klasik halk masallarından olduğu kadar bilgisayar oyunlarından da esinlenerek kaleme aldığı bu romanı, modern kurgu türüne dikkat çekici ve benzersiz bir katkı yapıyor. Magary, Büyülü Yol’da okuyucularını gündelik hayatlarından uzaklaştırıp cüretkâr bir yolculuğa çıkararak cesaret, hayal gücü ve hayatta kalma arzusu ile dönen bir dünyaya götürüyor.   

₺24,80KDV Dahil
₺31,00 KDV Dahil

Effi Briest, Thomas Mann’a göre, “şimdiye dek yazılmış en iyi altı romandan biri”dir.

 

19. yüzyılın Prusya’sında, katı toplum kurallarının geçerli olduğu bir dönemde, on yedi yaşına henüz basmış olan Effi kendisinden yirmi bir yaş büyük bir devlet memuruyla evlendirilerek başka bir kasabaya taşınır. O güne dek anne babasından gördüğü ilgi ve sevgiyle bolca şımartılan genç kız, benzer ilgiyi yeni eşinden de beklediğinde büyük bir düş kırıklığına uğrar. Bir süre sonra, mesleğinde yükselme hırsıyla kendisine yeterince ilgi gösteremeyen eşinden uzaklaşan Effi, eşinin yakın bir arkadaşıyla yasak bir ilişkinin içinde bulur kendini. Geleneklerine körü körüne bağlı bir toplumda, kısa süreli de olsa yaşadığı bu yasak ilişki, Effi’nin hayatında pişmanlık ve dram dolu bir sayfa açacaktır.

 

Sınırları toplum baskısıyla çizilen yaşantısında çocukluğu ve kadınlığı arasında sıkışıp kalan Effi’nin hayatı yalnızca 19. yüzyıl Prusya’sının değil, günümüzün de en önemli sorunlarından birine ayna tutuyor. 

₺23,20KDV Dahil
₺29,00 KDV Dahil

BEN AMY GUMM… VE KANSASLI ÖTEKİ KIZ BENİM.

Bir hortum, yaşadığımız karavan parkını altüst edince kendimi Oz Diyarı’nda buldum. Ama kitaplarda veya filmlerde gördüğümüz Oz gibi değildi. 

Dorothy geri dönmüştü ve artık acımasız bir diktatördü. Glinda’ya İyi Cadı diyebilmek mümkün değildi. Bir de şu Kötü Cadılar var ya... Devrimci Kötüler Birliği’ne katılmış, beni de aralarına almak istiyorlardı.

Peki hedefim neydi?

DOROTHY’Yİ ÖLDÜRMEK!

Eski Kötü Cadılar size bir şey yapmanızı söylediğinde hayır demek pek mümkün değildir. Ama suikastçı olmayı beceremedim. Dorothy hâlâ hayatta. Birlik kayboldu. Ve kaçıp kurtulmak için can attığım evim tehlikede olabilir.

Her nasılsa bu kadar garip ve bölünmüş bir diyarda, Birlik’i bulmalı, Oz’un gerçek hükümdarını korumalı, Dorothy ile yardımcılarını alt etmeli… ve aslında burada ne aradığımı çözmeliyim.

İyi ile kötünün arasındaki çizginin kuvvetli bir esintiyle bile yer değiştirebildiği bir yerde kime güvenebilirim? 

VE KİM GERÇEKTEN KÖTÜ?

₺31,92KDV Dahil
₺39,90 KDV Dahil

“Yarım uykuların iç çekişiyim. Geceye açılmış bir öfke, üzgün bir gölgeyim. Baştan ayağa özlem, dağınık bir taslak, derli toplu tutkuyum. Kış kaldırımlarında kasımpatılar durgun, bulutlar soğuk. Saçlarım daha kara. Bende birikenleri nasıl anlatsam sana?

Sonraki salı, iyiyiz diye bağıracağız oysa birbirimize, ellerimizi ayıran camın ardından. Uzak, tedirgin, yabancı.

Susup kalmayalım diye iyiyim, biz iyiyiz, diye bağıracağız: İstediğin bir şey var mı?

Yün çorap, dergi, kazak yastık kılıfı?”

İnci Aral Uykusuzlar’da hızlı toplumsal savrulmalardan bireylerin payına düşenleri anlatıyor. Sevinçleri, düşleri, umutları budanan insanlar, hüzünle ve sağır bekleyişler içinde yaşama tutunmaya çalışıyorlar. Hayatın gündemine yalnızlık, kaygı, korku ve kaçınılmaz biçimde uykusuzluklar hâkim olurken kimi içindeki aşkı sıcak tutmaya çabalıyor, kimi gecelerini her şeye rağmen gelecek düşleriyle dolduruyor. İnci Aral her zamanki akıcı, şiirsel anlatımı ve toplumsalla bireyseli iç içe kavrayan yazarlığıyla bitmemiş bir baskı döneminin ürkütülmüş, ezilmiş insanının ruh ve beden acılarına eğiliyor.

₺12,80KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil
Bir deniz kazasından kurtulan Britanya donanması mensubu ChristopherHadley Martin, Atlantik okyanusunun ortasında bir ölüm kalım mücadelesinin ardından yalnızca hava durumu haritalarında görülen kayalık bir adacığa çıkar. Muazzam bir hırsla yiyecek ve temiz su bulmak, potansiyel kurtarıcılar tarafından fark edilmek için zekâsına ve eğitimine başvurarak hayata tutunmaya çalışırken geçmişin anı ve görüntüleri zihnine musallat olur. Adacığın tek sakini olarak kendi kendine konuşarak geçirdiği uzun saatlerden sonra korkunç yazgısını kavrayacaktır. Giderek akıl sağlığını yitirmeye başlamasıyla gördüğü halüsinasyonlar onu bir varoluş krizine sürükler. Golding’in kurduğu bu çok katmanlı dünyada yanılsamalar ve en çılgın hayaller bile gerçek gibi görünür. Roman sürekli yinelenen akıl sağlığı ve delilik, gerçeklik ve gerçekdışılık temaları eşliğinde okuru insan zihninin gizli kovuklarında gezindirir. Golding okuru bütün hikâyeyi yeniden gözden geçirmeye zorlayan sarsıcı finalde “teknik açıdan muazzam bir büyücülük” sergilemiştir.
₺14,40KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil

Önsevişmesiz Çocuklar,  normal şartlar altında (N.Ş.A) başka bir coğrafyada olsa gülünemeyecek bir dünyayı, tam da bize özgü sıcak, içten bir anlatımla okurun önüne seriyor. Yer Erzurum. Kahramanlar, Erzurum’da üniversite okumak zorunda (!) kalan öğrenciler! Gülecekken burnunuzun direğini sızlatacak, kahkahalar atarken gözyaşlarınızın boşanacağı, milli olmayan yerli bir roman. Aşkı, gençliği, eğitim sistemini, düzeni sorgulamıyor Önsevişmesiz Çocuklar; “Buyur buradan yak!” diyor. Gençliğin “memleket”le olan imtihanı, bu imtihanda sınıf geçmenin imkansızlığı…

  Palandöken eteklerinde çocukluklarıyla, en çok da babalarıyla hesaplaşan iki gencin, babalarının yaşamını tekrar etmemek için “Erzurum”la verdikleri dişe diş mücadelede kazanan kim olacak? Erzurum, kızlı erkekli gençliğe nefes aldıracak mı? Bir taşra üniversitesinde kendi dillerini, yollarını bulmaya çalışan kılavuzsuz çocukların büyüme sancıları; ilk sarhoşluk, ilk cinsellik, ilk aşk, parasızlık, arkadaşlık, rekabet, küçük kasaba sıkıntıları...

  Ertan Meyan, yarattığı anti-kahramanlarıyla, bu memlekette hayatla baş etmenin zorluklarını, yine de yılmadan, vazgeçmeden ayakta kalma çabası içinde olan “bizler”i anlatıyor:

  “Biz önsevişmesiz, çat çat dünyaya gelmiş çocuklarız. Gerçekten bak. Aşk meyvesi falan olduğunu mu düşünüyorsun? Yabani meyveyiz biz dostum. Yağmur yağmış, güneş çıkmışsa ne âlâ, yoksa Allah’a emanet büyümüşüz. Tadımız ekşi bizim, olmamışız. Anlıyor musun? Kötü babalar, kötü öğretmenler, kötü kadınlar düşmüş hep payımıza. İyi çocukların payından arta kalanlar…”

₺13,60KDV Dahil
₺17,00 KDV Dahil
“Darmadağınım. Her nereye baksam, her nereye dokunsam, bir başka düşünce, bir başka davranış içindeyim. Ruhum yüzüme, yüzüm ruhuma çekiliyor. Ellerimle yokluyorum çoğu kez. Utancımın yüz çizgileri bir yere ulaştıracak beni,  ruhuma ayna tutacak, yüzümü göreceğim… Nelerle uğraşıyor, neler uyduruyorum. Oysa celladım yanı başımda bana sunduğu teklife ilişkin tek bir söz dahi söyleyebilme cesaretini gösteremezken, bu benim düşkünlüğüm, ayıbım olamaz. Yine de bunu tescilleyen benim. Ve bir yafta gibi hayatım boyunca taşıyorum. Olup biten orada kalmıyor. Sorular, sorgular, ömrünü yiyip bitiriyor. Biç bir şeyi umursamayan ben, neler söylüyorum böyle? Kendisinden başkasını düşünmeyen Tufan da ben olduğuma göre… Artık ben neye inanacağımı bilmiyorum. Sözüme güvensem, davranışım tutarsız, davranışıma hak versem sözüm boşa düşüyor. Kafası karışık biriyim. Alın işte ortada bir Tufan var mı yok mu? ‘o ve ben’ deyip duruyorum ya da ‘ben ve o’ deyip duran sesin, sesi içinde görmezden gelişimizi yok hükmünde sayışım, her türlü kötü muameleyi reva görüşüm neyle, nasıl açıklanır?”
₺20,00KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil

Asha Grant, Kerenza’ya geçmişinden kaçmak için gelmiştir. Ne yazık ki geçmişi peşini bırakmayacaktır.

Asha, BeiTech saldırısından sağ kurtulduğundan beri çok daha büyük bir kuvvete karşı savaşan direnişçiler için çalışmakta ve havalandırma tünellerine sakladığı sırla ne yapacağını düşünmektedir. Endişe kaynağı olmasını bekleyeceği son şey eski erkek arkadaşıyken Rhys Lindstrom gezegene gelir ve yeni BeiTech üniforması ona çok yakışmıştır. Rhys, Asha’nın çıkış yolu mu yoksa bu donmuş kaya parçasından kurtulamayacağının garantisi midir?

Sorunları olan sadece Asha değildir. Asha’nın kuzeni Kady ve hayatta kalmayı başarmış bir grup Kerenza’ya doğru yol almaktadır fakat yeterli oksijenleri yoktur. Ayrıca gemide isyan havası vardır. Ama böyle küçük şeyler Illuminae Grubu’nu ne zaman durdurabilmiştir?

Ne yazık ki zaman aleyhlerine işlemektedir. BeiTech hasarlı sıçrama istasyonunu tamir edip Kerenza’daki sivilleri öldürmeyi planlarken kurtulmaları mucizeye kalmıştır. Ve herkes bilir ki mucizeler sadece istatistiksel olasılıklardır, değil mi?

BRİFİNG NOTU: Çoksatan yazarlar Amie Kaufman ve Jay Kristoff ile günlük girdilerine katkılarıyla Marie Lu’dan, “stilistik açıdan büyüleyici” ve “dünya dışı muhteşem” olarak tanımlanmış üçlemenin kalp durduran ve kalp kıran finali.

ILLUMINAE ve GEMINA Analizleri:

“Türü yeniden tanımlayan, tam anlamıyla güzel bir eser.”

-Victoria Aveyard, Kızıl Kraliçe’nin çoksatan yazarı-

“Karakterlerin insanlığına odaklanması sayesinde zamanın ruhunu yakalayan ve kalıcı bir etki bırakan, adrenalin dolu bir aksiyon.”

-Kirkus Reviews-

“Sıkı tutunun. Bir daha ayrılmak istemeyeceğiniz bir zihin dünyasına girmek üzeresiniz.”

-Marie Lu, Efsane üçlemesi ve Genç Elitler’in çoksatan yazarı-

“Kalbinizi deli gibi attıracak ve sayfaları hiç durmadan çevirmenize neden olacak.”

-Beth Revis-

“Sıradan bir roman deneyimiyle karşılaşmayacaksınız.”

“İnanılmaz eğlenceli bir yolculuk.”

“Yeni bir soluk.”

-Shelf Awareness-

“Sürükleyici.”

₺79,92KDV Dahil
₺99,90 KDV Dahil

Arzular bir ilişkiyi nereye kadar ayakta tutar? Nathaniel ve Abby’nin kaderi bu sorunun cevabına bağlı…

Abby kusursuz bir itaatkâr olmayı kafasına koymuştur ve rolünü son derece iyi şekilde yerine getirir. Her gün Nathaniel West’in çılgın hayal gücünden çıkan ihtiyaçlarına cevap verir. Ama ne kadar çok denerse denesin hiçbir zaman bu yakışıklı milyonerin arzularını tam olarak karşılayamadığını hisseder.

Yine de Abby’nin vazgeçmeye niyeti yoktur. Ona göre Nathaniel’ın soğuk görünüşünün altında onu sevmek isteyen ama bunu nasıl yapacağını bilemeyen bir adam yatmaktadır. Onları ayıran engelleri aşmayı kafasına koyan ve karşısındaki adamın sırlarının farkında olan Abby onları dönüşü olmayan bir yola sokacak yeni bir erotik oyun oynamaya karar verir.

Artık eğitim tam anlamıyla başlamıştır… Ve acı hiçbir zaman bu kadar çekici, aşağılanmak hiçbir zaman bu kadar ödüllendirici, arzu hiçbir zaman bu kadar yoğun olmamıştır…

“Daha fazlasını isteyeceğiniz bir aşk hikâyesi.”

-Guilty Pleasures Book Reviews-

“Okuduğu kitaptan, biraz daha ateşli bir şeyler bekleyenler için bulunmaz bir hazine.”

-Los Angeles Times-

“İyi yazılmış ve keyifle okunan bir kitap.”

-Dear Author-

“Duygusallık ile erotizmin mükemmel bir karışımı.”

-Publishers Weekly-

“Yoğun duygular içeriyor, aynı zamanda da çok ateşli.”

-Harlequin Junkie-

₺39,92KDV Dahil
₺49,90 KDV Dahil

“İstediğin Kadar Gözlerini Değiştir.

Yaramızı Al. Saltanatımızı Parçala.

Bu, Özünde Kim Olduğunu Değiştirmeyecek

Darrow: Bir Köle.”

Artık Bir Baba Değildim.

Bir Koca Değildim.

Öfke Ve Nefretten İbarettim.

Ben Lykos’lu Cehennemdalgici, Savaş Lordu, Köle Krali, Kurtarici Ve Mars’in Azrail’i,

Savaşin Onuncu, Hayatimin Otuz Üçüncü Yilinda Altinlarin Son Büyük Savaş Lordunun

Canini Alacağim!

“#1 The New York Times çoksatan yazarı Pierce Brown çarpıcı uzay operasının yeni kitabıyla Kızıl İsyan serisinin çıtasını ve ivmesini yükseltiyor.”

-Entertainment Weekly-

“Yeni kahramanlar ve olayların aldığı farklı yönle Kızıl İsyan’ın dördüncü kitabı yeni bir üçlemenin ilk kitabı.”

-School Library Journal -

Onur Ve İhanet. Engel Tanımayan Bir Devrim.

On yıl önce Darrow, Toplum’un zincirlerini kırabileceğine inandığı devrimin kahramanı olmuştur. Fakat İsyan her şeyi parçalamış, barış ve özgürlük yerine bitmek bilmeyen bir savaş getirmiştir. Şimdi Darrow, uğruna savaştığı her şeyi riske atarak son bir umutsuz göreve çıkmalıdır. Herkesi kurtarabileceğine hâlâ inansa da kendini kurtarması mümkün müdür? Kaderi başka gezegenlerdeki insanların kaderleriyle kesişen Darrow ve etrafındakilerin hayatı geri dönülmez bir şekilde değişecektir…

Küçük bir Kızıl kız, mülteci kampında yaşanan trajediden kaçarak hayalini dahi kuramayacağı bir hayata atılır.

Kederden mahvolmuş eski bir asker, hayatı pahasına, galaksideki en değerli şeyi çalmaya zorlanacaktır.

Darrow’un değiştirdiği dünyanın kaybını sindiremeyen ve küllerinden doğmaya dair hayaller kuran sürgündeki vâris Lysander au Lune, akıl hocası Cassius’la yıldızların arasında hayalleri için doğru zamanı beklemektedir.

Bir evrenin sona erişinin öyküsü Kızıl İsyan’dan sonra Demir Altın’la yeni bir evrenin trajedi ve zaferlerle dolu destanı başlıyor.

“Macera, gizem ve insanlığa dair trajik öyküleri sevenler için birebir.”

-Publishers Weekly-

“Soluksuz okunan, detaylı ve muazzam bir öykü.”

-Kirkus Reviews-

₺63,92KDV Dahil
₺79,90 KDV Dahil

Yunanistan’da Olimpos Dağı’nın eteğindeki bir köyde Gerasimos ve Theodora arasında büyük bir aşk başlar. Tüm engellere rağmen evlenirler, nehir kıyısında bir evde hayat kurarlar ve beş kızları olur. Ancak kızların merakı, özgür ruhu ve hırsları onları nehir kıyısındaki evlerinden uzaklaştırıp dünyanın dört bir köşesine götürür. Her bir kardeş kendi kaderinin peşinden gider. İkinci Dünya Savaşı’ndan, Yunanistan’ın Nazi işgalinden ve kocasının ölümünden sonra hayatta kalmayı başarabilen Theodora şimdi kızlarının yokluğuna dayanmak zorundadır. Nehir kıyısındaki ev ise kızların dönüşünü sessizlikle bekler…

“Hiçbir anne çocuğuna kızmaz. Gitmek istedin ve bunu başardın. Sana da giderken kız kardeşine söylediklerimi söyleyeceğim: Bu ev hep burada olacak, seni bekleyecek. Yeni hayatında aldığın yaralardan acı çekersen sadece nehir kıyısındaki bu ev seni iyileştirebilir. Şu anda kaçmak ve ardına bile bakmamak istiyorsun. Ama bu bir gün değişebilir. Ve eğer değişirse evin her zaman burada olacak.”

“Yazar insan kalbinin derinliklerine iniyor… Etkileyici, şaşırtıcı bir hikâye ve dokunaklı bir son.” Booklist
“Etkileyici ve dokunaklı olan Nehir Kıyısındaki Ev oldukça akıcı ve sürükleyici, beklediğimden daha duygusal ve ilgi çekici.” Words Without Borders

₺36,00KDV Dahil
₺45,00 KDV Dahil

I. Nikola rejimine muhalif Petraşevski grubuna üye olduğu gerekçesiyle 1849 yılında tutuklanan, kurşuna dizilmesine karar verilen, cezası sonradan sürgün ve zorunlu askerliğe çevrilen Dostoyevski’nin Sibirya’da yaşadığı korkunç yıllardan dünya edebiyatına hazin bir armağan.

Dostoyevski’nin 1854 yılında cezasını tamamlayıp Petersburg’a döndükten sonra yazmaya başladığı, 1860-1862 yılları arasında Vremya dergisinde tefrika edilen, Tolstoy’a “Modern edebiyatta bundan daha iyi bir kitaba rastlamadım,” dedirten bir başyapıt.

Romanın başkarakteri üzerinden; hem Dostoyevski’nin hem de insanlığın içine düştüğü zalimliğe dair tarihe düşülmüş bir not.

Birbirlerine gevşek ilmeklerle bağlı anıların arasından Rus hukuk ve ceza sistemine derin bir eleştiri.

Tolstoy’un dünya edebiyatının büyük yazarını selamladığı bir eser:

“…Dostoyevski’ye söyleyin, ona bayıldım.”

₺22,40KDV Dahil
₺28,00 KDV Dahil

“Ekmek! Ekmek! Ekmek!”

19. yüzyılda Fransa’nın kömür madenlerinde insanlık dışı şartlarda çalışan işçilerin sesi. Açlığın, sefaletin ve ölümün değdiği ailelerin sesi.

Germinal. Tohum anlamına gelen bu Latince kökenli kelime, üzerinde yaşadıkları toprağı çatlatacak ve insanların vicdanlarında yeşerip yüzyıllarca boy verecek bir bilinci ifade eder. Germinal, insanlığın merhamet ve umut duygularının sömürülmesi karşısında duyulan öfkenin ifadesidir. Zola’nın güçlü gözlem yeteneğiyle sunduğu yalnızca bir sınıf çatışması değildir, toplumdaki çatlakların tümüdür. Zola, ahlakın yalnızca alt tabakadan insanların sırtına yüklenecek bir vazife olmadığını vurgulamış, burjuvanın ve otoritenin alnındaki lekeleri de göstermiştir. Emeğin ve ekmeğin kitabı Germinal, yalnızca Fransız edebiyatının değil, dünya edebiyatının da en önemli eserlerindendir. Bir okur olarak okumaya başladığınız bu kitabı bitirdiğinizde belki bir maden işçisi olacaksınız. Söyleyin, başkaldırı zafere dönüşecek mi?

₺28,00KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil

Hepimiz hiç kimseye açamayacağımız sırlarla yaşıyoruz...

Dünya edebiyatının tartışmasız en büyük yazarlarından olan Haruki Murakami’den gerçek bir şaheser… İlmek ilmek örülmüş bir gizem hikâyesi… Kumandanı Öldürmek yalnızlığı bir yük olarak görmeyen, yeri geldiğinde yalnızlığını bir madalya gibi göğsünde taşıyanlar için yazılmış bir roman. Tıpkı bir dağ başında yalnız bir hayat süren, bu yalnız varoluşuyla gizemli bir şeyleri hayatına davet eden roman kahramanı gibi. Bu muhteşem romanı okurken yol arkadaşımız yine müzik olacak… Mozart’ın Don Giovanni’sini, Strauss’un Güllü Şövalye’sini başucu müziğimiz yapacağız. Kumandanı Öldürmek’in gizemli labirentlerinde kaybolurken Fitzgerald’ın Muhteşem Gatsby’sine selam gönderecek, Orwell’ın 1984’ü yazarken inzivaya çekildiği o adayı merak edeceğiz… Ve hepsinden önemlisi “büyülü bir dünya”da yaşadığımızı bir kez daha anlayacağız.

₺46,40KDV Dahil
₺58,00 KDV Dahil

ÇOKLU EVRENLERİN KADERİ MARGUERITE’İN ELİNDE.

Şarkılar ve filmler âşık olacağınız insanla tanıştığınız anda dünyanın durduğunu, bulutların dağıldığını ve kalbinizin şarkılar söylemeye başladığını anlatır. Oysa gerçek biraz daha çetrefillidir. İşin aslı, her zaman yeni insanlarla tanışırız ama bizim için tam olarak ne anlam ifade edeceklerini hiçbir zaman bilemeyiz. Kimi unutacağımızı ve kime sonsuza dek ihtiyaç duyacağımızı asla kestiremeyiz.

“Yerinizde duramayacağınız kadar heyecan verici bu romanın son sayfasına kadar neler olacağına dair tahmin yürüteceksiniz.”

- Jennifer L. Armentrout -

“Bu eşsiz bilimkurgu macera ve sürprizlerle dolu.”

- ALA Booklist -

MARGUERITE CANE annesiyle babasının icat ettiği ve farklı evrenlere gitmeyi sağlayan Ateşkuşu’nu kullandığı günden beri tüm evrenleri ilgilendiren bir komplonun ortasına düşmüştür. Artık Triad isimli şirketin, en büyük silahını kullanarak yüzlerce evreni yok etmeyi planladığını bilmektedir. Bu silah, Marguerite’in başka bir evrendeki kötü niyetli ve hep bir adım önde olan versiyonudur.

Erkek arkadaşı Paul, hep Marguerite’in yanında olsa da Triad’ın son saldırısının ardından değişmiştir ve bir daha asla aynı kişi olamayacaktır. Marguerite tek başına Triad’ı durdurmalı ve çoklu evrenlerin yıkılmasına engel olmalıdır. Marguerite’ler savaşacaktır… ve yalnızca biri kazanabilir.

Bin Parça Sen’le başlayan ve nefes kesen serinin son kitabında kader ve aileler sorgulanacak, sevgililer bulunacak ve kaybedilecek, çoklu evren sonsuza kadar değişecek.

₺47,99KDV Dahil
₺59,99 KDV Dahil

Emile Zola, Fransa’nın İkinci İmparatorluk dönemini siyasetteki, toplumdaki, ekonomideki, birey yaşamındaki yansımalarıyla anlatmayı tasarlayarak yirmi kitaplık bir dizi oluşturmuş ve bu diziye “Rougon ve Macquart Aileleri: İkinci İmparatorluk Döneminde Bir Ailenin Doğal ve Toplumsal Tarihi” adını vermiştir.

Yıkılış, bu dizinin son kitaplarından biridir ve imparatorluğun çöküşünü anlatır. Zola’nın, kitapta kahramanlarından birinin ağzından “zincirlerinden kendisinin boşandırdığı açgözlülüğü, zevk düşkünlüğünü doyuramadığı an yerle bir olmaya hazır, kocamış bir imparatorluk” olarak tarif ettiği imparatorluğun çöküşü sırasında Fransız halkının yaşadığı acıları, Sedan Savaşı’nı, Paris kuşatmasını ve halkın bu acılara isyanı olan Paris Komünü’nü anlattığı Yıkılış, Türkçeye ilk kez çevriliyor.

Bu kitapta okurlar, Paris Komünü sırasında gazeteci olarak zaman zaman Paris’te bulunan Zola’nın Komün izlenimlerini, değerlendirmelerini ve eleştirilerini de okuma fırsatını bulacaklar. Tarihteki ilk işçi iktidarı deneyimi olan Komün’e yol açan koşullar, aslına bakılırsa Zola’nın yirmi kitaplık “Rougon-Macquart” dizisi boyunca anlattığı koşullardır.

Çağının tanıklığına ömrünü adamış olan Zola, büyük eseri boyunca olağanüstü bir gayret, azim ve ayrıntı zenginliğiyle bizlere çizdiği toplum resmini, bu kitapta bir Komüncünün ağzından dökülen şu cümleyle özetlemiştir sanki: “Çünkü çok fazla acı, çok fazla haksızlık, çok fazla utanç var!”

₺24,00KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil

Emile Zola, iki ailenin beş kuşak hikâyesi üzerinden Fransa’nın İkinci İmparatorluk dönemini (1852-1870) anlatan yirmi kitaplık bir dizi üzerinde çalışmaya başladığında yıl 1869’dur. Zola, hayatını yalnızca kalemiyle kazanmaya karar vererek ilk romanlarını yayımlamış olan 29 yaşında bir yazardır ve imparatorluk, kaçınılmaz çöküşüne doğru giden son çılgın günlerini yaşamaktadır. Sonrası, hakikate ve yazının gücüne inanan bir edebiyatçının çeyrek asır süren ağır işçiliğidir.

İçimizdeki Hayvan, Zola’nın “Rougon ve Macquart Aileleri: İkinci İmparatorluk Döneminde Bir Ailenin Doğal ve Toplumsal Tarihi” adını verdiği dizinin on yedinci kitabıdır ve Zola bu romanda, İkinci İmparatorluk döneminde olağanüstü bir gelişme gösteren ve kendisini büyüleyen demiryolu dünyasıyla imparatorluğun en yozlaşmış kurumlarından olan yargıyı karanlık bir cinayet öyküsü üzerinden bir araya getirmeyi tasarlar.

İhtirasın ve suçun sınırında yaşayan karakterleriyle, demiryolunun simgelediği gelişmenin, insanın içindeki hayvani, acımasız ve ilkel yönü yok edemediğini gösteren Zola, toplumun hiçbir kesimini bu keskin eleştiriden muaf tutmaz. İşin kötüsü, adaleti sağlaması gereken yargı, gücün yanında saf tutup hakikate gözlerini yumarak kendi kendisinin karikatürüne dönüşmüştür.

Romanın dramatik gücü sinemacıların da ilgisini çeker, büyük yönetmenler kuşağından Jean Renoir’ın aynı isimle 1938 yılında çektiği film Fransız sinemasının ilk kara filmlerinden sayılır.

Yordam Edebiyat, Emile Zola’nın romanlarını ülkemizin en yetkin Zola çevirmeni Hamdi Varoğlu’nun lezzetli Türkçesiyle okurlara sunuyor.

₺19,20KDV Dahil
₺24,00 KDV Dahil
Bir kış gecesinde, gündüzleri kocaman tenekelerin şehrin çöpünü getirip boşalttıkları bir tepenin üstüne, çöp yığınlarından az uzağa, fener ışığında,sekiz kondu kuruldu. Sabah konduların üstüne yılın ilk karı düştü.
Bu sözlerle başlıyor Latife Tekin’in ikinci romanı Berci Kristin Çöp Masalları ve sanayi mahallesiyle geniş bir alana yayılmış çöp sahası arasında bitiveren bir gecekondu mahallesinin hikâyesini dillendiriyor. Bir yanda kırsaldan kente göç ettiği halde eski gelenek ve göreneklerine, söylencelerine tutunanları gözler önüne seren bu kültleşmiş roman, bir yanda da hayatta kalmak, şehre uyum sağlamak, fırsatlardan yararlanmak için yabancılaşanları, yıpranıp yozlaşanları anlatıyor. Hem de büyülü hikâyelerle, ağıtlarla, mânilerle ve tekerlemelerle örülmüş olağanüstü bir üslup, sakınmasız bir göz ve sımsıcak bir şefkatle.
İlk kez 1984 yılında yayımlanan Berci Kristin Çöp Masalları, edebiyat dünyasında büyük yankı uyandırmış, kısa sürede pek çok dile çevrilmiş ve uluslararası bir beğeniyle karşılanmıştı. Muazzam bir hayal gücü, dil ustalığı ve duyarlılığın ürünü olan bu benzersiz metin, Latife Tekin’in başyapıtlarından biri sayılıyor.
₺13,60KDV Dahil
₺17,00 KDV Dahil

20. yüzyılın en büyük şairlerindendir Louis Aragon. Dadaist olarak başlayıp sürrealist olarak sürdürdüğü yazın serüveni, 1927 yılında Fransız Komünist Partisi’ne girmesiyle toplumcu gerçekçi anlayışa yönelir. Bu anlayışın ürünü olan Basel’in Çanları, “Gerçek Dünya” başlığıyla yayımlanan dört ciltlik dizinin ilk romanıdır.

Romanda, burjuvazinin şaşaalı kent yaşamının yanı sıra yoksulların, işçi sınıfının en zorlu yaşam koşulları ve “hem coşturan, hem bezdiren” entelektüellerle örülmüş geniş bir panorama çizilir. Düzenin çok yönlü eleştirisi hâkimdir Basel’in Çanları’nda. Öyküleme ve tarihî motifler paralel akar. Güncel politik ortam ve tarihî olaylar uyum içinde aktarılır.

Sermaye sahipleri, burjuvazi, siyasiler çirkin yüzleriyle sergilenir; çıkarlar söz konusu olduğunda aniden yön değiştiren politik görüşler, grev entrikaları oyunun bir parçasıdır. Bütün pespayeliğiyle politika ve burjuvazi el eleyken aşk, para ve iktidar ekseninde yerini alır.

Yazar romanın akışı içinde ufak ufak çan seslerini duyursa da, Basel’in çanlarını asıl olarak son bölümde duyarız; Basel’deki Büyük Konsey’i, konseydeki Clara Zetkin’i buluruz birden karşımızda:

O gözler ki, tam da Hitler fırtınasının arifesinde, Reichstag Başkanlık kürsüsünden, tıklım tıklım düşman sıralarını bir bir dolaşıp yapılacak işin büyüklüğünü hesaplamışlardır... O gözler ki, gerçekten bu yaşlı kadının gözleriyle, aynı zamanda geleceğin bütün kadınlarının gözleri ve geleceğin gözlerinin gençliğidirler…”

Kalemini “gerçek dünya” ve anti-faşist direniş için kullanan Aragon’un bu eşsiz romanı, Attilâ İlhan’ın şiirsel çevirisiyle Yordam Edebiyat’ta.

₺22,40KDV Dahil
₺28,00 KDV Dahil
Portekiz edebiyatının yetkin kalemi Fernando Pessoa’nın ölümünden sonra keşfedilmiş iki diyalog-metin, ilk kez Türkçeye kazandırılan Prensin Ölümü ile Şeytanın Saati bu kitapta bir araya geliyor. 

Dramaturjisi ve teatral dinamiğiyle ön plana çıkan, dramatik yapının adım adım zirveye yaklaştığı metinlerde kişiler sürekli kimlik, kimliklerse yer değiştirir. Zihinlerindeki imgelere dalınır, mitler ve metafizik düşünceler gözden geçirilir, diyaloglar harmonik bir yapıya bürünür. Baş döndürücü bir dinamiğe sahip fragmanlar arasından sızan ölüm sessizliği ve delilik, teatral ruhu koruyan muğlak bir sahnelemeye dönüşür. 

Tarihin ve mitolojinin derinlerinden uzayın derinliklerine, tanrılara ve şeytana uzanan bu yolculuk, şair sıfatıyla anılagelen Pessoa’nın dramaturg kimliğine iade-i itibar kazandırırken, okurunun zihninde de kapılar açıyor.
₺11,20KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil
Kitabın kahramanı, küçük bir Fransız liman kentine iner. Gece trenini kaçırır, zamanını, ay ışığının aydınlattığı liman şehrindeki sokakları keşfederek geçirir. Bu esnada tesadüfen girdiği bir lokalde kadın garson kendine de bira sipariş eder ve sahte bir sırnaşmayla kahramanın yanına oturur. Kadın, lokale gelen başka bir müşteriye ise oldukça kaba davranmakta, ona hakaretler savurmaktadır. Kahraman, gittikçe şiddetlenen gerilimden rahatsız olur ve onları kendi hallerine bırakarak lokali terk eder. Hakarete uğrayan adam, Ay Işığı Sokağı’nda yürüyen kahramana yetişip esrarengiz hikâyesini anlatmaya başlar.
₺6,40KDV Dahil
₺8,00 KDV Dahil

Yüzümüze ölümün gölgesi düştüğünde hayat ısrarla yaşama şansı tanımak istiyor bize, türlü biçimlerde uyarıp tekrar tekrar sınıyor bunun için.

Sürüklenme’nin isimsiz anlatıcısı görünüşte sivil toplum örgütü gibi işleyen bir oluşumun destekçisidir. Bir yolculuk dönüşü, önce uçakta karşılaştığı tekinsiz bir kişinin, sonra bir kâhini andıran karizmatik taksicinin, hatta gökyüzü ve yeryüzündeki tarifsiz güçlerin tesiri altında sürüklenip durur. Örgüte kaynak temin etmek için Türkiye’deki büyük şirketlerin yuttuğu beldelerde ve Rusya'dan İngiltere'ye, Yunanistan'dan Almanya'ya yolculuk eden anlatıcı, bir taraftan örgütün kuruluş amacı konusunda, lideriyle derin bir hesaplaşma içine girer. Öte yandan da kimsesiz, ayrıksı ve ele gelmez gençlere sahip çıkarak kendi hayatına anlam vermeye, yaşadığı derin hüsranı ve zamanımıza has yersiz yurtsuzluk hissini, sevgi açlığını tedavi etmeye çalışmaktadır.

Latife Tekin, Manves City’yle aynı anda yayımladığı Sürüklenme’de Türkiye’nin bu acımasız ve hoyrat günlerine ayna tutuyor. Manves City’yle birbirine el uzatan Sürüklenme, süregelen toptan yıkıma karşı yeni mücadele yollarının, çaresiz yetişkinlerin, sahipsiz, yoksul, yalnızlaştırılmış gençliğin ve onların yeni bir hayat kurma, sürüklenirken tutunma çabalarının romanı.

₺16,00KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

… bizim gelincik tarlamız da bir dahaki bahara yok, Manves almış orayı da, üst yamacından çevirmeye başlamışlar bile, telefon fabrikası kuracaklarmış, Erice’nin yoksulu, sahipsizi bol nasıl olsa, işçi bulmaktan yana sıkıntı çekmiyorlar.

Manves City, Türkiye’nin büyük şirketlere teslim olan bir beldesinde, Erice’de yaşananları gözler önüne seriyor. Yıllar sonra hapisten çıkıp memleketine dönen Ersel, dev üretim tesislerinin ve fabrikaların ele geçirdiği bir Erice’yle karşılaşır. Yuvası dağılmış olan Ersel kayıplara karışan üvey kızının peşine düşer. Bu dokunaklı yolculuğunda, yerel bir gazetede yazılarıyla halkın sesi olan çocukluk arkadaşı Nergis, ona eşlik edecektir.

Sürüklenme’yle aynı anda yayımlanan Manves City, yoksullaşan insanların, yok edilen doğanın, katledilen kadınların, kirlenen derelerin, acımasız holdinglerin, günümüz Türkiye’sinin romanı. Latife Tekin, Sürüklenme’yle birbirine el uzatan Manves City'de yepyeni, duru bir dille işsizleri, yoksulları, ağaçları, çocukları; bu büyük yıkıma direnenleri yazıyor.

₺14,40KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil

“Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı, yalnızlığın romanı, dostluk özleminin, iyi insan özleminin romanı. Ferit Edgü, Çakır’ı anlatırken, su yolunda kırılan testileri anlatırken, hepimizin yalnızlığını, hepimizin dostluk özlemini dile getiriyor. Şu iyice bunaldığımız koşullarda… Ve yalnızlığa, dostluğa, iyiliğe denk düşen bir anlatımla… Bir de bakıyorsunuz… Eylül’ün Gölgesinde Bir Yazdı, günümüz Türkiye’sinin gayriinsanileşmiş durumunun izdüşümü oluvermiş!”

Fethi Naci

₺15,20KDV Dahil
₺19,00 KDV Dahil

“Ben seni hiç unutmayacağım, sen beni hiç hatırlamayacaksın…”

Ayşe Kulin’in heyecan verici kaleminin, sürükleyici anlatımının doruk noktalarından biri SON!

Kulin’in daha önceki romanlarından tanıdığımız kahramanların sona eren hikâyeleri...

SON, içinde tuhaf bir sıkıntısı olanların, memleketin hallerine dertlenenlerin, birini hep son gördüğü haliyle hatırlayacağını bilenlerin, ülkeden ülkeye savrulanların, üstüne gidildiğinde gözü hiçbir şeyi görmeyenlerin, aşk yerine umutla yetinmek zorunda kalanların hikâyesi.

Denize doğru akarken birbirine karışan nehirlerin, tesadüflerin,

denk gelişlerin, kesişmelerin, hiç unutmayanların, kördüğümleri çözmeyi dileyenlerin romanı

SON!

₺18,85KDV Dahil
₺29,00 KDV Dahil

Yalın ve aynı oranda yoğun anlatımıyla, romanlarında gösterdiği ustalığı öykülerinde de sergileyen bir yazar Erhan Bener. 1996 Dil Derneği Ömer Asım Aksoy Öykü Ödülü’ne değer görülen Günbatımı Öyküleri  ve Denizaşırı Öyküler’in yer aldığı Bütün Öyküleri’nin ikinci cildinde Bener, insanı bütüncü bir biçimde ele aldığı olayları bu kez tam kıvamında bir “mizah”la daha da renklendiriyor. Hüzünle ironinin iç içe ilerlediği bu öykülerinde, gözlem gücünün derinliğiyle okurunda saygı uyandırıyor.

Erhan Bener, Türk edebiyatının büyük ustalarından biri…

₺39,20KDV Dahil
₺49,00 KDV Dahil

Yarım kalan öyküler, söylenmeyen sözler, beklenmedik darbeler... Kitapları otuzu aşkın dilde okunan büyük yazar David Grossman, ustaca kurguladığı bu çarpıcı metinde son sayfasına değin soluk kesen bir öykü anlatıyor ve okurunu, sahnesinde tuhaf bir adamın, Dovaleh G.’nin dikildiği komedi kulübünün kapılarından içeriye sokuyor. Dovaleh G., parlak spotların altında, onu meraklı gözlerle izleyen seyircinin karşısında hayatını temize çekiyor ve adeta bir psikiyatrın koltuğunda uzanmışçasına geçmişin loş dehlizlerine dalıyor. Ters köşelerle dolu bir gösteri bu; sahnedeki adam kendi hikâyesini anlatıyor ve bu hikâyede espriler, seyircinin suratında birer yumruk gibi, birer tokat gibi patlıyor.

Man Booker Uluslararası, Ödülü’ne layık görülen ve samimi, doğrudan anlatımıyla büyük övgü toplayan Bir At Bara Girmiş, herkesin derdinin kendine olduğu, her koyunun kendi bacağından asıldığı dünyada onca yalnızlığa rağmen görülmeye, duyulmaya, anımsanmaya duyulan ihtiyacın ve kahkaha ile gözyaşları arasındaki bir arpa boyu mesafenin romanı.

Soru su: Var olmak, bütün olmak için yeterli mi?

₺19,20KDV Dahil
₺24,00 KDV Dahil

“Adanmışlık tek oturuşta bitirilecek kadar keyifli, kendini tekrar okutacak kadar tesirli. Kısa süreliğine de olsa, Patti Smith’le vakit geçirmek bir ayrıcalık.”

- Suzi Feay, Financial Times -

İnsan neden yazma mecburiyeti duyar? Başkalarının isteklerine rağmen neden kendini ayrı tutar, üzerine bir koza örer, yalnızlığa dalar? Virginia Woolf ’un odası vardı. Proust’un kapalı pencereleri. Marguerite Duras’ın sessiz evi. Dylan Thomas’ın mütevazı kulübesi. Hepsi de kelimelerle dolacak bir boşluk peşinde. Bakir topraklara nüfuz edecek, sahipsiz şifreleri kıracak, sonsuz olanı ifade edecek kelimelerle.

Adanmışlık’ta çağımızın en ilham verici sanatçılarından biri sakınmadan defterlerini açıyor, kendi yaratım sürecinin yanı sıra neden yazdığımızı da gözler önüne seriyor.

₺17,60KDV Dahil
₺22,00 KDV Dahil

“Kendi kendimizin doruğuna yükseldiğimiz zaman; hayattan, ölümden, sonsuzluktan konuşmak ne kadar kolay, ne kadar doğal gelir. Sonradan, o izlerin üstüne yeniden düştüğümüzde, böyle konuşmuş olduğumuza nasıl şaşarız. Hayır, iyice farkındayım, Creezy ile beraber olduğum sürece beni bir öte dünyanın, sadece sisler içinde belli belirsiz seçebildiğim bir acunun eşiğine kadar götüren bir şeylere dokunuyordum. Ama neydi o dokunduğum? Bilmiyorum. Belki de hiçbir zaman bilmeyeceğim. Biz hepimiz metnini bilmediğimiz ya da metni bizim için okusak da anlaşılmaz kalan bir piyeste oynuyoruz; deney bir işe yaramıyor bu oyunda. Mutluluk ya da mutsuzluk elimizden kaçıp giden o şeyin iki karanlık yüzünden ibaret.

Bu oyunun adı: öteki kişi.”

Félicien Marceau’nun Goncourt Ödülü alan Bir Tanem romanında evli ve iki çocuk babası bir milletvekilinin, güzel ve güzel olduğu kadar da gizemli olan genç bir modelle yaşadığı tutkulu aşkı, Cemal Süreya’nın şiir tadında çevirisiyle okuyacaksınız.

₺12,80KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil

Altı yaşındaydım; çok karlı bir gece, Kars’ta, gece saat 3’te annem başka bir arabaya bindi ben başka bir arabaya. Onlar öndeydi, biz arkada. Kırmızı ışıklarını takip edecektik ve böylece bilecektik. Neyi? Güvende olduklarını, yaşadıklarını... Kırmızı ışıklar gözden kayboldu, tedirgin oldum, küçücük yaşıma rağmen anladım, ama sanki boğazıma bir şey geldi oturdu, konuşamadım. Ne çırpınabildim ne ağlayabildim. Ve bu konuda, o gece hakkında yıllar yılı hiçbirimiz konuşmadık.

Flamingolar Pembedir benim alternatif hayat hikâyem. Küçük bir kız çocuğu hiç konuşmadan, hep dinleyerek, bütün varlığıyla hayatı anlamaya çalışır. Onu teselli eden tek bir yer vardır, kayığı, yani annesinin kayıp kucağı. -Aslı Perker

“Seviyorum. Ama insan sevdiğini öldürür mü?”

“Ahhh. Sen nasıl bir soru sordun Bahriyeli? İnsan sevdiğini öldürür. Hem de her gün.”

₺19,20KDV Dahil
₺24,00 KDV Dahil

Mario Levi’nin Size Pandispanya Yaptım romanının başrolünde

15. yüzyılda İspanya’dan Osmanlı topraklarına göç eden Sefaradların günümüze dek taşıdıkları yemek kültürü var. Gizemli olaylar, yıllarca yaşatılmış bir aşk, eski defterler, mektuplar ve efsanelerle ilmik ilmik örülmüş bu roman bizi aynı zamanda bir ailenin tarihinde yolculuğa çıkarıyor. Mutfakta pişen yemeklerin, o kalabalık sofraların tadı damağınızda kalacak. Merak etmeyin, tarifler de Mario Levi’nin usta kaleminden yerini almış romanda…

₺23,20KDV Dahil
₺29,00 KDV Dahil

Başımı göğsüne dayayıp

Ağlamamı bekleme benden

O baş çoktan ayrıldı gövdesinden

Ruhun bedenden ayrılması gibi

Sessizce, ama onurlu

Gitme kal, diyemem

Git…

Bu baş bunu da atlatır

Ama…

Yürek için söz veremem!

₺19,20KDV Dahil
₺24,00 KDV Dahil
GÖZBEBEKLERİNİN BÜYÜMESİNİ, YANAKLARININ ARZUYLA PEMBELEŞMESİNİİZLİYORUM. BENİ İSTİYOR. BEN DE ONU İSTİYORUM. DUDAĞINI ISIRIYOR. ARTIK DAHA FAZLA DAYANAMIYORUMKARANLIĞIN ELLİ TONU… BU SEFER ANLATMA SIRASI CHRISTIAN GREY’DE… 

E L James, tüm dünyada milyonlarca okuru peşinden sürükleyen aşk masalına daha derin ve karanlık bir boyut vererek Christian’la Anastasia’nın hikâyesine geri dönüyor. 
TUTKULU VE YAKICI ilişkileri kalp kırıklığı ve suçlamalarla sona erdi ama Christian Grey, Ana Steele’i ne aklından ne de teninden atabiliyor. Onu geri kazanma azmiyle en karanlık arzularını ve mutlak kontrol ihtiyacını bastırmaya, Ana’nın istediği şekilde onu sevmeye çalışıyor. Yine de çocukluğunun korkuları hâlâ peşinde. Sırdaşı ve terapisti Dr. Flynn, Christian’ın şeytanlarıyla yüzleşmesine yardım edebilecek mi? Yoksa baştan çıkarıcı Elena’nın sahip olma arzusu ve eski kölesi Leila’nın kendini adamışlığı Christian’ı geçmişine mi sürükleyecek?Ve Ana’yı gerçekten geri kazansa bile, bu kadar karanlık ve arızalı bir adam onu elinde tutabilecek mi?
₺31,20KDV Dahil
₺39,00 KDV Dahil

Muzaffer Oruçoğlu’nun dört ciltlik roman dizisi Grizu, Türkiye’de kömür madenleri odağında işçi sınıfının gelişimini her bir ciltte ayrı bir tarihsel döneme odaklanarak ele alıyor. Yazarın başyapıtı olarak görebileceğimiz bu eseri bir çeşit belgesel roman olarak okumak da mümkün. Fakat Oruçoğlu Grizu’da da esrarlı, delişmen, taptaze roman dilinden ödün vermiyor.

Grizu, müthiş ayrıntılı saha anlatımına, madencilikle ilgili yakından gözlemlerle beslenen gerçekçiliğine, romanın arka planında her biri yakın dönem Türkiye tarihini şekillendirmiş büyük tarihsel olayları ele almasına rağmen özenli dili, etkileyici karakter çizimleriyle okura bir roman, hem de büyük bir roman olduğunu her satırda hatırlatıyor.

Oruçoğlu çok az çiğnenmiş bir patikaya saparak yazdığı bu “işçi sınıfı romanı”yla çileli madenkeşlerden, grizu yanığı işçi ve katır bedenlerinden, zorla çalıştırılan Batı Karadeniz köylüsünden, akıl almaz çalışma koşullarından, sermayeyle kolluk güçlerinin iç içe geçmiş eza uygulamalarından söz açarken işçi sınıfından aldığı emaneti okura “roman” görünümüyle sunuyor. Üstelik bunu yerel söyleyişleri, mesleki jargon ve terminolojiyi güçlü birer roman malzemesine dönüştürerek yapıyor.

9. Abdullah Baştürk Roman Ödülü’ne layık görülen Grizu, edebiyatımızın yüz aklarından biri olarak beliriyor. Her dönemde işçi sınıfına reva görülen uygulamaları ve işçi sınıfının verdiği/vereceği cevabı da hatırlatarak.

₺30,40KDV Dahil
₺38,00 KDV Dahil

İki baba ve her birinin oğullarıyla sessiz, neredeyse namevcut ilişkisi. Yabancı babalarının esrarını anlamaya çalışan iki aile. Anavatanlarından uzakta, anadillerini kullanamadıkları ülkelerde kendilerini yeniden yaratmaya çalışan göçmenler. Tutkuyla başka yazarların yapıtlarını okuyan ve bu yapıtlardan kalkarak kendi hayatlarındaki bir gizemi kazıp çıkartmaya çalışan yazarlar. Kilit altında tutulan, kolay paylaşılamayan sırlar.

Arjantinli yazar Eduardo Berti’nin otobiyografik öğeler de taşıyan romanı, yaklaşık yüz yıl arayla iki farklı zamanda ilerliyor. Göçmenlik, aile sırları, geçmişle hesaplaşma gibi kadim olduğu kadar günümüzde de yakıcılığını sürdüren meseleleri var. Karmaşık olay örgüsünde hiçbir ayrıntı tesadüfi veya rasgele değil.

₺25,60KDV Dahil
₺32,00 KDV Dahil
Bir kadın ve bir erkek... 
Kâinatın yörüngesini değiştirecek kadar güçlü bir gezegen ve ona tabi olacak kadar boyun eğmiş bir yıldız. 
Yüreklerinde yalnızca vatan sevgisi var. 
Ölümden korkmuyorlar. 
Hedefleri, hayalleri köhnemiş ve yıkılmış bir imparatorluktan çağdaş, uygar ve özgür bir yeni ülke yaratmak. 
İki dev onlar... 
Ve devler âşık oluyor... 
Erkek kadına tabancayı uzatıyor, “Önce beni, sonra kendinizi vurun” diyor. 
Kadının rüyaları erkeğin sözleriyle doluyor. 
Birlikte intihar etmek ancak âşıkların işidir. 
Erkek hep ona benzeyen bir kadın hayal ediyor, ama ulaşmak imkânsız. 
Çünkü kadın evli... 
Hayalindeki kadına rastladığını sandığında da hayatının en büyük hatasını yapıyor. 
Büyük aşklar ulaşılmaz olunca nefrete dönüşür. 
Kadın erkekten, erkek kadından nefret ediyor, ama bu nasıl bir nefret? 

Mustafa Kemal Paşa ile Halide Edip’in aşkı elinizdeki kitabın satırları arasında gizli...
₺25,60KDV Dahil
₺32,00 KDV Dahil
Fırtına gibi girdi yaşama... Öyle de sürdürdü kısa öyküsünü... Nefes nefese bir serüvendi onunki... Hep asi, hep aykırı, hep âşıktı... Yaşamla yarıştı, çok şey sığdırdı kısa ömrüne... Hapis yattı, acı çekti... Mutlu da oldu... 
Türk edebiyatının cesur ve güzel kadını Sevgi Soysal’ın sıra dışı kısa yaşamını, belgesel/biyografik roman biçiminde yazan Sevim Kahraman; bize sadece yetkin ve büyük bir yazarı değil, kendisini ülkesine ve topluma karşılıksız adayan bir aydın kuşağının acılarını ve umutlarını da anlatıyor. 
12 Mart 1971 faşist darbesine karşı yürütülen o soylu mücadeleye katılmakta bir an bile tereddüt göstermeyen savaşçı bir kadının öyküsü... Ele avuca sığmaz, hınzır, alaycı bir aydının, Sevgi Soysal’ın romanı... 
Orta sınıf bakışının anlayamayacağı bir tutkuyla yaşama ve aşklarına bağlı bir kadının çevresindeki herkesi etkileyen, dahası büyüleyen 40 yıllık çarpıcı yaşamı... 
Bu dünyada “yarım kalan türkü” olan SEVGİ’yi bir solukta okuyacaksınız.
₺14,40KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil
Serpil Çağlayan çevirisi, 
Alfred Kazin’in önsözü, 
Barış Özkul’un sonsözü, 
Yazar ve dönem kronolojisi, 
Kitaba dair görsellerle. 
Ethan Frome, bastırılan duygulara, ruhsal ve fiziksel sefalete yazgılı 
bir yaşam döngüsü içinde ortaya çıkan trajik bir aşk üçgenine ilişkin bir 
başyapıt. 
Hastalık hastası karısı Zeena ile birlikte kapandıkları ıssız çiftlikte 
yıllardır kıt kanaat geçinen Ethan Frome’un günlük rutini, karısının 
kuzeni Mattie’nin çiftliğe gelişiyle değişir. Mattie çiftliğe yeniden 
mutluluk ve güzellik getirir. Ethan ile Mattie her geçen gün birbirlerine 
saplantılı bir şekilde bağlanırken Starkfield’ın marazi bir yalnızlık 
üreten amansız kışı umutlarını bir girdap gibi yutmaya başlar. Yalnızlık, 
umutsuzluk ve ölüm duygusunu 20. yüzyıl Amerikan edebiyatında en 
yoğun şekilde işleyen Ethan Frome, kasveti ve melankolisiyle insanın 
içine işleyen bir başyapıt. 
“Ethan Frome, klasik peri masallarıyla realist toplum eleştirisini 
birleştirmek konusunda en başarılı romanlardan biri.” 
ELIZABETH AMMONS 
“Ethan Frome, birçok eleştirmenin kafasını karıştırmaya aday, 
son derece karmaşık bir metin.” 
LIONEL TRILLING
₺16,40KDV Dahil
₺20,50 KDV Dahil

“İnsanları kendilerine rağmen sevebilirdim.

Benim sevgimden ancak insanlıklarından vazgeçerek kurtulabildiler.

Ve işte sonunda, istedikleri gibi bir yabancı,

bir meçhul, bir hiç olup çıktılar.

Peki ya onlardan ve her şeyden kopartılmış

olan ben, ben kendim neyim?”

 

1778 tarihli Yalnız Gezerin Hayalleri Rousseau’nun son eseridir. Edebi ve felsefi bir vasiyetname sayılabilecek bu eserde yazar kendi çizdiği rota üzerinde, doğada ve kendi benliğinde gezintilere çıkar, kendi gerçeğine eğilir. İnce bir kırgınlık ve sorgulayıcı bir dille kaleme alınan bu metin modern bireyin oluşumuyla ilgili ilk örneklerdendir. Yalnız Gezerin Hayalleri’yle birlikte edebiyatta birey nesne olmaktan çıkmış ve özne konumuna yükselmiştir.

₺12,00KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil

Leydi Alyson MacGillivray bir gemi yolculuğuna çıkar ve inanılmaz bir şey keşfeder: İskoçya’nın gelecekteki kralıyla aynı gemidedir.

Fakat gemilerine korsanlar saldırıp prensi esir aldıklarında ve Alyson’ı boğulmaya terk ettiklerinde bu şaşkınlığı dehşete dönüşür.

Kurt adıyla bilinen Kaptan Jake Maxwell, Kral tarafından prensin gizli seyahatini takip etmesi için görevlendirilmiştir. Alyson’ın vahşi denizle mücadele etmek zorunda kaldığını görünce, onun hayatını kurtarmak üzere hızla harekete geçer.

Çok yakında aralarında tutku kıvılcımları çakmaya başlar ama prensin kaçırılışı sırasında orada bulunması genç kadını büyük birntehlikeye atacaktır.

Eğer aşklarının bir geleceğinin olmasını istiyorlarsa Alyson ve Jake ölümcül sonuçları olan bir plana dahil olmak zorundadırlar.

₺26,40KDV Dahil
₺33,00 KDV Dahil

Gazeteci Defne Kaman hakkında ‘Neden Nükleer Enerji Değil?” yazısı nedeniyle soruşturma açılmıştır. Duruşmanın yapıldığı Kayseri’de Defne Kaman’a Türkiye’nin önemli çevre hukukçuları, gazeteciler, çevre ve hayvan hakları aktivistleri, STK temsilcileri destek vermektedir.

Kayseri’ye 13. yüzyılda hastaları müzikle tedavi eden bir şifahâne ve dünyanın ilk tıp okullarından birini yaptırtan Selçuklu kadın sultanı Gevher Nesibe’nin şehrin merkezindeki büstü gazeteci Defne Kaman şehre geldiği gün gizemli bir şekilde kaybolur. Duruşma sabahı yaşanan bir sürpriz gelişme sonrası bu kez Defne Kaman ortadan kaybolur. Gazeteci kadının Kapadokya’da bir sıcak hava balonunda görüldüğü haberi üzerine tüm dostları onu aramaya giderler.

Buket Uzuner, iklim değişikliğinin neden olduğu tabiat felaketlerinin sürdürülebilir temiz enerji çözümleriyle engelleneceğini savunan, hayvan, çocuk, kadın ve çevre hakları destekçisi kadın gazeteci Defne Kaman karakteriyle edebiyata bir iz düşüyor. Yazar, okuru binlerce yıllık kadim Kam geleneğimizin insanı tabiattaki tüm diğer canlılarla eşit kabul eden özünü hatırlamaya davet ediyor.

“Hava, Buket Uzuner’den biyotik dengeleri bozulan gezegenimizde nefesimize nefes katacak çarpıcı bir iklim-kurgu romanı.”

- Serpil Oppermann - EASLCE Başkanı (Avrupa Edebiyat, Kültür ve Çevre Çalışmaları Derneği)

“Buket Uzuner, [Tabiat Dörtlemesi] romanlarında bir eko-şaman gibi, Anadolu kültürü, mitoloji ve tarihten yararlanıp, günlük varoluşumuzla çevremizdeki dünyayı algılayışımız konusunda yüzleşmek için bir keşfe çıkıyor.”

- Pınar Batur, Vassar - College, USA Ufuk Özdağ, Hacettepe Üniversitesi

₺23,20KDV Dahil
₺29,00 KDV Dahil
“Tüm bunları yaşayacağımı bilerek geçmişe dönsem, o asansöre yine binerim. Hem de koşa koşa binerim… Koşa koşa…” Evlendiğiniz gece başınıza gelebilecek en saçma şey nedir? Aklınızın sınırlarını biraz zorlayın... Şöyle düşünün, balayı için gittiğiniz otelde, o otele sizin gibi gelen diğer bir çiftin damadıyla asansörde kalsanız ne yapardınız? İnanın bana, asansörün kapısı kapanırken var olan hiçbir şey, o kapı tekrar açıldığında eskisi gibi olmayacak. Bu hikâyeyi, gülmekten okuyamayacaksınız… “Bir aydır seni düşünmeden geçirdiğim bir saniye bile olmadı. Yaptığın her hareketi takip ettirdim. Yaşadığın her şeyden haberdardım. Ben senin 49 kiloya düştüğünü bile biliyorum! Günlerce telefonuna gelen beslenme önerileri mesajları toplu mesaj değildi, onları ben attırdım, sadece sana atıldı. Pembesini bulamadığın o eteği, o mağazaya getirten bendim, her sabah kapına süt bırakılması binanın hizmeti değildi, sadece sana yapıldı, ben yaptırdım. Dışarı her çıktığında dağıtılan çiçekler belediyenin hizmeti değildi, onları ben dağıttırdım. Sana çiçek verebilmek için koskoca bir mahallenin insanlarına her gün çiçekler dağıttırdım. Seni hiçbir yerde işe aldırtmayan da bendim, şirkette açık pozisyon bırakan da, o pozisyona kimseyi aldırtmayan da bendim, çünkü sen gel istedim. Çünkü bana gel istedim. Bana geldiğinde bahanen olsun istedim. Sana bahane vermek istedim…”
₺22,00KDV Dahil
₺27,50 KDV Dahil
Beş Şehir'in asıl konusu hayatımızda kaybolan şeylerin ardından duyulan üzüntü ile yeniye karşı beslenen iştiyaktır. İlk bakışta birbiriyle çatışır görünen bu iki duyguyu sevgi kelimesinde birleştirebiliriz. Bu sevginin kendisine çerçeve olarak seçtiği şehirler, benim hayatımın tesadüfleridir. Bu itibarla onların arkasında kendi insanımızı ve hayatımızı, vatanın manevi çehresi olan kültürümüzü görmek daha da doğru olur. Bizden evvelki nesiller gibi bizim neslimiz de, bu değerlere, şimdi medeniyet değişmesi dediğimiz, bütün yaşama ümitlerimizin bağlı olduğu uzun ve sarsıcı tecrübenin bizi getirdiği sert dönemeçlerden baktı. Yüzelli senedir hep onun uçurumlarına sarktık. Onun dirseklerinden arkada bıraktığımız yolu ve uzakta zahmetimize gülen vaitli manzarayı seyrettik.
₺15,75KDV Dahil
₺21,00 KDV Dahil
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın şiiri sembolist bir ifade üzerine kurulmuştur. Aynı anlatım tarzı romanlarına da zaman zaman sirayet eder. "Saatleri Ayarlama Ensitüsü" toplumumuzun bu değişme süreci içindeki durumunu, fertten yola çıkarak topluma varan bir teknikle anlatıyor.
₺28,50KDV Dahil
₺38,00 KDV Dahil
Hayata gözlerimi açınca aklımda buluştum.Aklıma baktım, çok güzeldi. Beğendim.Aklımla yaşamaya başladım. O ne dediyse, nasıl istediyse öyle yaşadım. Birlikte çıktık yola. O nereye ben oraya…Sonunda çok yoruldum, hayata küstüm, kenara çekildim.Sığınacak başka bir liman, huzur verecek bir yol aradım.“Bir yerde bir eksiklik var” dedim, kendi kendime.“Akıldan başka bir şey daha olmalı” diye düşündüm.Ve Allah, kalbimi bana hatırlattı. Dur, dedim aklıma. Dur bekle! Ve kalbimi gösterdim. Kalbim aklımla arkadaş olunca, iki dünyam ihya oldu!Kitapta akıl ile kalbin birlikte hareket ettiğinde hayatın ne kadar güzelleştiğini okuyacaksınız. Ey dost gel aklının değil, kalbinin çocuğu ol ki, huzur bulasın!
₺17,00KDV Dahil
₺22,00 KDV Dahil

“İflas etmiş birinin elinde kalan en son araç şiddettir ya da eğer çok yumuşak kalpli biriyse, kendi bedeni üzerindeki tasarrufu. Üçüncü dünya ülkelerinde ay sonunu getirmek için bir böbreğini ya da bir gözünü satanlar var. Kendilerini parça parça satıyorlar.”

İspanya’da 2008 yılı sonlarında başlayan ve bütün ülkeyi kasıp kavuran ekonomik krizin yarattığı bireysel çürüme, insanların karakter yıkımını derinleştirirken, öngörülemeyen ahlaki sonuçlarıyla da toplumsal bir çöküşe neden oldu. Ekonomik krizin kaçınılmaz sonucu olarak ortaya çıkan yenilgiler, aldatmacalar, en sevilenlerin bile terk edilmesi, göç ve sömürünün her türü, sevgisizlikle kuşatılan zihinlere “amaç için her araç mübahtır” düşüncesini yerleştirdi.

Rafael Chirbes, derin duygu aktarımları ve modern edebiyatın anlatım olanaklarıyla kurguladığı Bıçak Sırtındaromanında, insan türünün sefaletini bütün çıplaklığıyla, çarpıcı olduğu kadar son derece gerçekçi bir üslupla somutlaştırıyor. Süleyman Doğru’nun incelikli çevirisiyle Türkçeleşen roman, yenilmiş hayatların acı veren hikâyesini gözler önüne seriyor.

₺30,00KDV Dahil
₺40,00 KDV Dahil

Zor bir hayata doğmuştur Xu Sanguan: Babası çocukken ölür, annesiyse başka bir adamla evlenip onu terk eder. Dedesi ve amcasının sahip çıkıp büyüttüğü Xu Sanguan artık şehirdeki ipek fabrikasında çalışan genç bir işçidir. Amcasını ziyaret ettiği bir gün, kan satmaya giden iki arkadaşının yardımıyla o da kanını satar. Eline geçen parayı sadece ailesi için harcaması gerektiğine inandığı için evlenmeye karar verir. Xu Yulan’la evlenir ve üç oğlu olur. Büyük oğlu Yile hakkındaki bir gerçeğin ortaya çıkmasıyla sarsılır. Kültür Devrimi, kıtlık yılları gibi zor ve toplumu altüst eden dönemlerde ne zaman başı sıkışsa bir kuyudan su çeker gibi damarlarından kan çektiren ve mücadeleden asla vazgeçmeyen Xu Sanguan’ın öyküsü, tüm bunların yanında yaşama dair birçok tuhaflığı da barındırır.

Kalbin tek bir atışıyla kanın tüm vücuda yayılması gibi, Yu Hua da basit fakat usta işi cümlelerle kurduğu bu olağanüstü öyküde, âdeta insan ruhunun ve yaşamın kılcal damarlarına ulaşır.

Daha önce Yaşamak adlı romanını yayımladığımız Yu Hua’nın en önemli eserlerinden Kanını Satan Adam’ı Erdem Kurtuldu Çince aslından çevirdi.

₺19,50KDV Dahil
₺26,00 KDV Dahil

...Böyle insanların hiç yaşlanmayacaklarını düşünebilirsiniz. Hatta böyle isteyebilirsiniz. Zaman soluk ve yıkıcı ellerini uzattığında, hemen mitoloji yetişir imdada ve zamanın yarattığı hasarı önlemeye çalışır. Hayır olamaz, onlar olamaz! Onları yok edemezsiniz. Yaakov Markoviç son nefesine kadar aşkına ve günahına sadık kalacak. Aşk ve günah doğdukları ilk günkü tazeliğini koruyacak. Bella hayatında gördüğü en güzel kadın olmaya devam edecek ve Yaakov Markoviç’e olan öfkesi hiç azalmayacak. Zeev Feinberg ve Sonya yüksek sesle bağırmaya ve hatta daha da yüksek sesle sevmeye devam edecekler. Irgun komutan yardımcısı, günün birinde Irgun komutanı ya da ‘emekli komutan yardımcısı’ olmayacak, sonsuza kadar komutan yardımcısı kalacak... Her şeye rağmen devam ettiler ve yaşlandılar. Bu hemen olmadı. Asla hemen olmaz ve gücü tam da buradadır.

“Bekle, önce üstündeki şu şeyi çıkarmalıyım.”

₺26,25KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil
“Evet. Genç bir adam ormanda kaybolmuş. Gu¨nler sonra yaşlı birine rastlamış. Yaşlı adam da uzun zamandır ormanda kayıpmış ve genç adama çıkış yolunu birlikte aramayı önermiş. Olmaz, demiş genç adam, seninle zaman yitiremem, çıkış yolunu bilseydin şimdiye kadar bulurdun. Ama, demiş yaşlı adam, ben çıkmayan yolları öğrendim. Hikâye böyleydi, değil mi?”
İntihar etmek isteyen genç bir müzisyen, gözünü hastanede açar. Hiçbir şey anımsamaz, şarkılarını bile. Toplumsal bellek ile kişisel belleğin birbirine karıştığı, her şeyin ölü bir tarihin parçası haline geldiği yerde, kuşku duymadığı tek gerçek vardır: Kaburgası kırık bedeni. Kendisine benzeyen bir kentte, unutmanın lanet mi yoksa lütuf mu olduğunu bilmeden, çıkış arar.Saatler, aynalar, deniz fenerleri. Labirent, yüzeyde hüzünle akan, derinde keskin akıntılara kapılan bir yeni çağ romanı.
₺13,60KDV Dahil
₺17,00 KDV Dahil
Richard Brautigan’ın intihar etmeden önce kaleme aldığı son eseri olan Yani Rüzgâr Her Şeyi Alıp Götürmeyecek, insanın boğazına takılı kalan, sonsuz ferahlamadan önceki son yaşam belirtisinin romanı. 

Dünya savaşının gölgesinde, kendi iç savaşını yaşayan bir adamın, basit gibi görünen tercihlerimizin yaşamımızı nasıl değiştirdiğini çocukluğuna dönerek anlattığı bu hikâye, başka türlü olabilecek olanlara, büyümek denen ihtimaller denizinde boğulurken yiten masumiyete ve hafızanın can yakıcılığına duyulan saygının anıtı. Amerika’nın tüm modern trajedisini nüktedan bir şiirsellikle sunan Brautigan’ın, duygusuzlaşma ve yabancılaşmaya karşı aldığı son gard. Zamanda savrulan bir zihnin kâğıt kesiklerinden dökülen yaralarla dolu bir metin…
₺12,00KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil
Metaforik anlatıların usta kalemi Jeanette Winterson, bu kez dünyanın yükünü tanrılar tarafından omuzlarında taşıma cezasına çarptırılan Atlas’ın Odysseia’da resmedilen epik öyküsünü yeniden ele alıp ona yepyeni bir son yazarak tanrıların, suçluların ve kahramanların hikâyesinden özgün bir modern zamanlar miti kurguluyor. 

Geçmişin yükü ile geleceğin ağırlığı arasında sıkışıp kalan insanın yaşamını, ideallerini ve kendi sınırlarıyla muhasebesini sorgularken, mitolojinin eşsiz mirasından; hayal gücünden faydalanarak bizleri kaderin boyunduruğunu kırmaya, hayata bir yük değil, her daim yeni güzergâhlara gebe bir yolculuk olarak bakmaya davet ediyor. 

“Atlas, kürekkemiklerinde dönüp duran eğik ekseni taşırken olduğu yerde kalmıştı. Bütün gücünü dünyayı sırtlamaya adamıştı. Hareketin ne demek olduğunu neredeyse unutmuştu artık. Rahat etmek için hafifçe kımıldaması bir şeyi değiştirmiyordu. O muazzam yüktü her şeye karar veren. Neden? Neden hemen bırakmasın onu?”
₺12,00KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil

“Ben Yartu Tanak, ailemle birlikte Dünya isimli gezegenin 41. Kuzey paraleli ve 28. Doğu meridyeninde yer alan İstanbul şehrinde doğdum. Dedem, annem, teyzelerim, eniştelerim ve aile dostlarımızın neredeyse tamamı ise benden seneler evvel, Asya kıtasının 40. Kuzey paraleli ve 37. Doğu meridyeninde varlığını sürdüren Ordu şehrinde dünyaya gelmişlerdi. Bu paralel ve meridyenler, ülkemizde, kütüğümüzün neresi olduğu hayati önem taşıdığından, hayatımın akışında doğduğum yerden daha etkili olacaktı.”

Deadlinea yetişeceksin, müşteriden revize alacaksın, dur bunlar yetmez ne kadar yoğun olursan ol İnstegram’a havalı fotoğraf yükleyeceksin, heştegçokmugüzelizki, özel tasarım kahveler içeceksin, sakın şaşırma menümüzde Türk kahvesi yoktur. Türk dizisi izlemek yasak olmasa da ay çok banal, Netflix izleyeceksin, yüksek belli kot pantolon giyeceksin, ikinci el dükkânından aldığın rengarenk gömleği içine sokacaksın. Araya İngilizce kelimeler serpiştirdiğin cümlelerle müşterini etkileyeceksin, pek tabii zorlu processlerden geçeceksin. İşte sana Ajans İnsanı. Yirmi altı yaşındaki Yartu Tanak, tam da böyle bir Ajans İnsanı’ydı. Ama hayatın onun için hazırladığı birtakım sürprizler vardı. Eniştesigiller yoldaydı, onlara geliyordu. Hatta sanırım gelmişlerdi. Kapı çalıyordu.

 

Duygu Yazıcıoğlu’nun kaleminden 4 Enişte 1 Cenaze hayata, Ajans İnsanları’na ve eniştelere dair çıkarımlarıyla okurlarını kahkahaya boğacak…

₺13,50KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil

Mary Shelley’nin yarı uyanık halde gördüğü bir kâbustan esinlenerek yazdığı Frankenstein, Lord Byron’la girdikleri bir iddia sonucu kısa bir korku hikâyesi olarak ortaya çıktı. Ardından, Percy Shelley’nin ısrarlarıyla roman haline getirildi.

Genç bir kimya öğrencisi olan Victor Frankenstein’ın yaratılışın kökenlerine duyduğu ilgi çocukluk yıllarında başlar. Adeta bir esrime halinde, ölü bedenlerden bir araya getirerek yarattığı “Canavar”ı gördüğü anda tiksinti ve dehşet duyguları içinde laboratuvarını terk eder. Bir ömür yaratıcısının peşinde dolaşacak olan “Canavar” içine düştüğü korkunç yalnızlık nedeniyle intikam duygularıyla dolar.

Bunun bedeli art arda yaşanan cinayetlerle ödenirken, iyi ve kötü arasındaki ayrım neredeyse kaybolacaktır.

₺15,00KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

Aykırı düşünceleri, siyaset ve topluma getirdiği eleştirileriyle İngiliz edebiyatının sıradışı isimlerinden biri olan G. K. Chesterton’tan heyecan verici bir roman…

Yirminci yüzyılda, Anarşist Merkez Konseyi adında gizli bir örgüt kuran bir grup devrimci dünyayı yok etmek için yemin eder.

Konseyde yedi adam vardır ve bunların her biri haftanın günleriyle adlandırılmıştır. Şans eseri konseyin arasına sızan Dedektif Syme, toplantılara giderek örgütün eylem planlarını öğrenmeye çalışır. Fakat bu adamların kimliklerinin ortaya çıkmasıyla Syme’ın kafası karışmaya başlar. Muhteşem olay örgüsü ve şaşırtıcı karakteriyle Bay Perşembe, okura devletle anarşi ve şüpheyle gerçek arasındaki çatışmayı sorgulatan gizemli bir polisiye…

₺13,50KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil
Bu heyecan dolu destanın merkezinde Ibis var, bir gemi; İngiltere ile Çin arasında, 19. yüzyılda patlak veren Afyon Savaşları öncesinde, Hint Okyanusunu aşmaya çalışan geminin bu çalkantılı yolculuktaki mürettebatı denizcilerle birlikte kaçaklar, serseriler ve hükümlülerdir: Sömürgelerde ayaklanmaların yaşandığı bir dönemde kaderin Hintlilerle Batılıları, ailesinden kaçan köylü kadın Dîti’den Amerikalı melez bir denizciye, iflas etmiş bir racadan bir afyon tacirine kadar her kesimden, her ırktan insanı bir araya getirdiği bir dönem. Aileleriyle olan eski bağları silinip gittikçe onlar kendilerini gemi kardeşleri olarak görürler ve kıtalara, ırklara ve kuşaklara yayılan beklenmedik bir hanedan doğar. Ganj’ın kıyılarındaki yemyeşil haşhaş tarlaları, fırtınalı denizler, Kanton’un egzotik arka sokakları bu soluk kesici romanın fonunu oluşturuyor. Son yıllarda yıldızı parlayan, Hint asıllı Amitav Ghosh’tan unutulmayacak bir üçlemenin ilk kitabı.
₺26,25KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil
Lyon’da Düğün Fransız Devrimi sırasında yaşanan kargaşa ve zulüm günlerinde ölüme yaklaşan insanlara umut veren bir aşkın hikâyesidir. 1793’te kentte kurşuna dizilmeyi bekleyen karşı devrimcilerin toplandığı hapishane tuhaf bir nikâha sahne olur. İki Yalnız İnsan, acı çeken iki çaresiz insanı buluşturur. Birinin yüreğinden kopan çığlık diğerininkinde karşılık bulurken, farkında olmadan birbirlerinin yıllar süren yalnızlığına son verirler. Wondrak ise yazarın savaş karşıtı yapıtlarından biridir. Bohemya’nın küçük bir kentinde çirkinliğiyle sürekli alaya maruz kalan bir kadın tecavüze uğradıktan sonra doğurduğu çocuk sayesinde yaşama tutunmuştur, ama patlak veren Birinci Dünya Savaşı yüzünden oğlunu askere alarak ondan koparmaları söz konusudur. Zweig bu öykülerde toplum dışına itilmiş karakterleri üzerinden insanlık durumunu analiz eder. Karakterlerinin başlarından geçenler “yazgı” değil, insanlığın iflasının sonucudur.
₺5,25KDV Dahil
₺7,00 KDV Dahil
İngiltere’de huzur dolu küçük bir köy. İnsanlar işinde gücünde. Kimi sürüsünü otlatıyor, kimi tarlada ekin ekiyor, kimi atölyesinde çömlek yapıyor, kimi pansiyon işletiyor. Noel tatili için ailesiyle birlikte köye gelen on üç yaşındaki Rebecca’nın aniden ortadan kaybolmasıyla her şey değişiyor, köyde yaşam bir süre sekteye uğruyor. Kurtarma ekipleri, polis ve köy halkı her yerde küçük kızı arıyor. Göletler, fundalık arazi, eski taşocağı, ambarlar… Bakılmadık yer kalmıyor. Küçük kızdan hiç iz yok!
Mevsimler değişiyor, bebekler doğuyor, ergenler yetişkin oluyor, yaşlılar ölüyor, kuşlar göç ediyor... Kayıp kız hep akıllarda, bir gün bulunacağı, kendiliğinden ortaya çıkacağı umudu ise hep yüreklerde.     
Amazon, Barnes&Noble, Kirkus Reviews ve Los Angeles Review tarafından yılın kitabı seçilen ve 2017 Costa Roman Ödülü’ne layık görülen Gölet 13, okurun merakını sürekli canlı tutan, ritmik diliyle sarıp sarmalayan, sıcacık bir roman.
₺24,00KDV Dahil
₺32,00 KDV Dahil

Kısa zamanda çok şey yaşandı ve bitti. Uğurlarına kurulan cümleler tükenmeden, gözlük yere düştü. Savruldu, parçalandı. Sonbahar yaklaşırken, küçük bir kızın iç çekişine, bir aracın siren sesine saklandı boğaz acıtan çığlıklar. Umudu arayan kalpler, sevgi ve arkadaşlık bağlarını tutan incecik iplere sardı titrek parmaklarını.

 

Gözlüğün camları kırılırken, nice kalpler de kırıldı beraberinde. Ateş düştü. Yaktı, kavurdu. Buhar oldu, havaya karıştı. Sonra herkes ateşi soludu. Bazen ciğerler yandı, bazen soğuk bedenler ısındı.

 

Kaybedişin boğazları düğüm düğüm ettiği bir gün, rüzgâr saç telleri ile dans ederken sarıldılar birbirlerine.

 

Sonra bir gün seçtiler kendilerine.

 

Onlar, sevilmeyeni sevdiler.

O güne ise, Lacivert Pazartesi dediler.

₺25,87KDV Dahil
₺34,50 KDV Dahil

“Burada kimse gerçek safsatasının arkasına saklanmaz.”

 

Onur Selamet’in anlattıkları gerçekliğe açıkça cephe alan, sıkıcı hayatlarımızın sarsılmaz somutluğunu yerle bir eden öyküler. Selamet, güçlü imgelemleriyle buhranlı nefeslerimizin ağırlığını üstümüzden kaldırıyor. Bizi imkânsız diye bir şeyin olmadığı, henüz düşlemediğimiz diyarlara götürüyor. Balina midesinde dönüp duran mevsimler, korku kırıntılarıyla beslenen makineler, raydan çıkan trenlerin gittiği vahşi gezegenler, Sukubi Du ve patenli örümcekler… Hepsi yazarın tekinsiz ormanında birer başrol.

 

Okyanusu ciğerlerinize doldurmaya hazır mısınız?

 

 “Olanları hiçbir çizgi filmin ele alamayacağı bir ciddiyetle anlatacağım. Mantık kaçarsa çizgi filmlere sığının.”

₺11,25KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil

Uyuşturucu bağımlısı Profesör Ezekiel Farragut, kardeş katlinden on yıl hapse mahkûm olur. Karısının azap verici ziyaretlerinin, hapishane yaşamının vahşi tekdüzeliğinin ve hafızanın ağır yükünün ortasında insanlığını korumaya, kefaretini ödemeye çabalamaktadır.

Falconer Hapishanesi’nde Cheever, edebiyatında önemli bir yer kaplayan banliyöden uzaklaşıyor. Ama parmaklıkların ardında bir hapishane romanından çok daha fazlasını yazıyor. Farragut’ın hikâyesinde kendi korkularıyla, kendi karanlığıyla yüzleşen yazar; özgürlüğü, insanın kendi zihninin ve bedeninin içinde özgür olabilme çabasını anlatıyor. Cheever’ın birçoklarınca başyapıtı sayılan ve hakkında en çok yazılan eserlerinden biri olan Falconer Hapishanesi, insanlık durumu üzerine büyüleyici bir kıssa niteliğinde.

“Falconer Hapishanesi, Amerikan ruhunun derin bir incelemesi – bir başyapıt.”

-  A.M. Homes - 

 

“Çağımızın en önemli romanlarından.”

- The New York Times - 

 

“John Cheever büyülü bir gerçekçi ve ışıltılı öykülerinde, Bullet Park’la Falconer Hapishanesi gibi eşsiz romanlarında karşılaştığımız üslubu, savaş sonrası Amerikan edebiyatının diğer bütün öncü yazarlarının üslubu gibi renkli ve özgün.”

- Philip Roth - 

₺15,00KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
Marjorie Weissman, kardiyolog olan kocası David’in davranışlarında bir takım gariplikler fark ettiğinde bazı şeylerin ters gittiğini anlamıştı. David de otuz sekiz yaşındaki karısı Marjorie’nin Manhattan’daki tiyatro kursuna katılmasının çok da normal olmadığının farkındaydı. Ancak her ikisinin de bilmediği şey, çekingen ve aşırı kilolu kızları Julie’nin hamile olduğuydu. İşte şimdi Weissmanlar için zorlu bir yaz başlıyordu. David’in romantik, Marjorie’nin çılgın düşleriyle, Julie’nin öz saygısını kazanma çabaları ortaya inanılmaz olayların çıkmasına neden olacaktı. 

Birazcık Evli; asla unutamayacağınız, güldürürken gözünüzden yaş getirecek nefis bir roman.
₺20,25KDV Dahil
₺27,00 KDV Dahil
Kızıldeniz’i geçme hikâyesi ne derecede doğrudur? İbranilerin çölde hayatta kalmasını sağlayan kudret helvası nasıl bir yiyecektir? Yahveh’in Sina Dağı’nın zirvesinde görünmesine hangi doğaüstü olay neden olmuştur? 

Kutsal kitabın en maruf bilmecelerine cevap bulmak ve dahası, bu bilmecelere yeniden hayat verebilmek için Gerald Messadié’nin hem yazar hem de tarihçi bakış açısına ihtiyaç vardır. Ayrıntılı notlarla zenginleştirilen ve hikâyenin aslına bağlı kalan tarihi tabloda; sorunlu kardeş Harun, ilahi hırslara kapılan kız kardeş Miryam, ilk İsrail ordusunun kurucusu olan Yuşa gibi efsanevi kişiler de yeniden betimleniyor. Romanda her şeyden önce Musa’nın olağanüstü hayatı ve göç yolculuğu daha önce hiç bahsi geçmeyen bir biçimde anlatılıyor. 

Kahramanının gücünden esinlenilerek kaleme alınan bu roman, okuyucuyu, Musa’nın önderliğinde, Vaat Edilmiş Topraklar’a ve tektanrılı dinlerin başlangıcına doğru bir yolculuğu çıkarıyor.
₺22,50KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil
Bugüne kadar Musa’yı sadece efsane olarak bilirdik. Fakat asıl gerçek neydi? 
Dünyanın çehresini değiştirmeye davet eden, bir dinin kurucusu olan bu dev kimdi? Gerald Messadié, Musa’yı yazarken tüm kaynakları derleyip toparladı, bu karakteri ve ortamı oluşturmak amacıyla mistik olayların vuku bulduğu diyarları dolaştı. 

Prens Ptahmos (Musa) M.Ö. 14. yüzyılda, 1. Seti’nin hükümdarlığı döneminde doğdu. Ünlü Kral 2. Ramses’in yeğeniydi. Gençliği boyunca, firavun toplumuna bulaşan yolsuzluk ve sinizme tanık olmuştu. Daha sonra Prens Ptahmos, annesi ile “Apiru” yani “İbrani” bir işçinin arasında geçen gizli ilişkiyi ve kendi doğumu hakkındaki gerçeği keşfetti… 

Kitabın ilk cildi, dört asır süren kölelikten sonra bu halkın isyanının izini sürmektedir. Bize genç prensin, nasıl bir lidere dönüştüğünü ve Kenan diyarına gitmek için Kızıldeniz’i geçerken nasıl mücadeleler verdiğini gösteriyor. Maceralar ve zengin karakterlerle dolu, didaktizm içermeyen, net anlatımıyla dikkat çeken bu roman, sonuna açıklamalar eklenerek zenginleştirilmiştir.
₺22,50KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil
Diziyi sevdiyseniz kitaba bayılacaksınız! 

Cha Seung Jo, gaddar babasından ve onu terk eden eski sevgilisi Yoon Jo’dan intikamını alsa da hiçbir zaman tam anlamıyla mutlu olamaz. Fakat kaderin cilvesiyle Se Kyung, kadınlara güvenini kaybetmiş Seung Jo’nun karşısına çıkar ve onun kapalı kalbinden içeri sızmaya başlar. 

Ancak birbirlerine açıklamaları gereken onca sır varken ikisi de ilk adımı atmaya korkmaktadır. Dünyaya güvenmediği için aşkı reddeden Se Kyung’u ve kadınlara güvenmediği için aşkı reddeden Seung Jo’yu tekrar aşka inandırabilmek için onlara hiç de tahmin etmedikleri kişiler yardım edecektir. 

Modern zamanın Alice’i kendi hikayesinin sonunu acaba nasıl yazacak?
₺26,25KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil

Bir kafesin içindeydim ve bu, içine tıkılacağım kafeslerin sadece ilkiydi...

Haiti’de sıkça görülen kaçırılma vakaları çoğu kez pazarlıklar sonucu kısa sürede son bulur. Ancak varlıklı bir ailenin kızı olan Mireille Duval Jameson için durum farklıdır. Babasının fidyeyi ödemeyi reddetmesiyle genç kadını kimliği dahil bütün varlıklarından arındıran esaret başlar.

O artık hiç kimsedir. Esareti boyunca kendisine dayanma gücünü ise artık “birisi” değil “hiç kimse” olduğu düşüncesi verecektir. Bu yüzden de iki farklı kadına dönüşür:

Her şeyi hatırlayan ile her şeyi unutan…

"Roxane Gay'in en büyük başarısı, hikâyesini oturttuğu temele pek çok farklı unsuru titizlikle dahil edebilmesidir."

-The New York Times

"Bu kitapta basit bir kaçırılma olayından çok daha fazlası var. Roxane Gay romanına politik ve sosyolojik gözlemlerini de katarak ortaya oldukça gerçekçi bir hikâye çıkmayı başarmış."

-Chicago Magazine

"Kafes'i okurken duygudan duyguya geçiş yapacak, Mireille'in hayatta kalma savaşına tanıklık ederken kendinizi çoğu kez 'onun yerinde olsam ne yapardım?' sorusunu sorarken bulacaksınız."

-Cosmopolitan

₺18,75KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil

Beş parasızdım, vatansız bir dilenciydim. Damarlarımdaki kan lanetimdi ve geleceğim, düşmanlarımın insafına kalmıştı.

Anne Neville, ülkedeki en önemli savaşçının, Kralyapan Warwick Kontu’nun kızıydı. Ölümcül politik entrikaların ortasında kalan genç kız, Neville, York ve Lancaster Hanedanları’nın piyonu hâline gelecekti. İngiltere’nin ihtişamlı, ihanet dolu sarayında Neville’lerin yükselişi önceleri kaçınılmaz görünüyordu. Ancak Warwick Kontu’nun hırsı ve gururu, krala sırt çevirmesine neden olacak ve bütün taşları yerinden oynatacaktı. İhanet unutulmadı, aile sürgüne gönderildi.

En büyük aşkından uzakta, yabancı topraklarda aşağılanmış ve güçsüz bir hayata mahkûm bırakılan genç Anne’in, erkeklerin dünyasında ayakta kalabilmesi için sahip olduğu tek şey, cesaretiydi.

Anne O’Brien, sürükleyici romanında Anne Neville’in efsanevi hikâyesini Philippa Gregory ve Alison Weir’ı hatırlatan bir tutku ve canlılıkla anlatıyor.

Anne O’BrIen dönem romanları yazma hayalini gerçekleştirmeden önce Yorkshire East Reading’de tarih dersi veriyordu. Yazar, eşiyle beraber, evleriyle, harabeleriyle, manastırlarıyla ve muhteşem kiliseleriyle tanınan West Marches’da, on sekizinci yüzyıldan kalma bir kulübede yaşıyor

₺26,25KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil

Onlarınki mahalle aşkıydı, bilmeyen yoktu. Cemal ve Süreyya’nın hikâyesi, bizim alt sokaktaki Arma Pastanesi’nde, tezgâhta son kalan acıbadem kurabiyesini paylaştıkları gün başladı. Önce Cemal, biz centilmen adamız evelallah havalarında Süreyya’ya ikram etti kurabiyeyi. Süreyya ise, utangaç bir bakışla gözlerini yere indirerek kurabiyeyi tezgâhtan aldı ve tam ortadan ikiye böldü. Biliyorum, çünkü ben de oradaydım. Hayır, pastanenin içinde değil, dışında, diğerleri kadrosunda. Hani hayatta bir kahramanlar vardır, bir de diğerleri ya, aynen o hesap.

Kocan Kadar Konuş’un yazarı Şebnem Burcuoğlu’ndan sımsıcak bir mahalle hikâyesi!

İsmi bir zamanlar Tatavla olan, Kurtuluş semtine hoş geldiniz. Büyük mağazaların sıralandığı Rumeli Caddesi’yle, fanfirikli Nişantaşı kafelerinin hemen üstünde yer alan Kurtuluş’ta, bir liracı, çiğ köfteci, turşucu, yufkacı, yorgancı, overlokçu, son ütücü, kısaca ne ararsanız vardır. Ramazan’da pide, Noel’de kurabiye, Paskalya’da çörek pişer burada. Bu semtin sayısız hikâyesi içinde en kalplere dokunanı ise Cemal, Süreyya ve Feza’nınkidir.

₺21,00KDV Dahil
₺28,00 KDV Dahil

“Hepsi benim yüzümden oldu diye geçirdi aklından. Geçmiş onun yüzünden düşmüştü peşlerine.”

50’nin üzerinde New York Times’ın çok satan romanın yazarı, Yol ve Nefes Al romanlarını yayınladığımız Jayne Ann Krentz yine nefesinizi kesecek bir romana imza atıyor.

Madeline’in çocukluğu ve Daphne ile arkadaşlığı, derinden sarsıcı bir gecede mahvolmuştur. Neredeyse yirmi yıl sonra ölmek üzere olan bir adamın son sözleri Madeline için önemli bir uyarı olur. Sonsuzluğa gömüldüğüne inandığı sırlar keşfedilmiştir.

Madeline Daphne’ye ve sonuna kadar yardım edeceğine güvendiği tek adama ulaşır: sapkın ve tehlikeli zihinleri iyi deşifre eden güvenlik uzmanı

Jack Rayner. İleri teknoloji uzmanı kardeşi de aralarına katılınca dörtlü, gerçeği saklamak için her şeyi göze alan bir katile karşı ittifak kurarlar...

₺21,75KDV Dahil
₺29,00 KDV Dahil

Tory Brennan ve arkadaşları, kaçırılmış kurt yavrusu Cooper’ı kurtarırken nadir görülen bir parvo virüsüne yakalandıklarından beri sıradan çocuklar değillerdi artık. Suçluların peşine düşen bir sürüye dönüşmüşlerdi.

Ancak, bir araya gelmelerini sağlayan Loggerhead Adası Araştırma Enstitüsü mali sıkıntıları nedeniyle kapanmanın eşiğindeydi; tabii, Viraller enstitüyü kurtarmanın bir yolunu bulmazsa.

Tory, eski bir Charleston efsanesini, hazinesi bugüne dek bulunamayan kadın korsan Anne Bonney’yi öğrendiğinde şansına inanamadı. Gömülü bir hazine, tam da Loggerhead Enstitüsü’nü kurtarmak için ihtiyaç duyduğu şeydi! Ancak hazinenin peşindeki, yalnızca Tory ve arkadaşları değildi. Viraller’in süper güçleri, onları beladan kurtarmaya bu kez yetmeyebilirdi.

₺24,00KDV Dahil
₺32,00 KDV Dahil

Feryal Tilmaç, Esneyen Adam’da insanların içindekini dışarı dökme yöntemlerini odağına alıyor. Nasıl var olduğumuzu, varlığımızı nasıl başkalarına gösterdiğimizi ve bunu yaparken nelerden fedakârlık ettiğimizi kendine has üslubuyla gösteriyor. Sanat ve hayatın değirmeninde öğütülen insanın un ufak olması, zerrelerinin göğe yükselmesi ve dağılması ama her şeye rağmen bütün olan, direnip yüzyıllar öteye aktarılan bilinci vurgulanıyor. Sanat ve hayat zıddı olmayan iki kavram olarak her insanda ve her çağda farklı derecelerle kendilerini bir gösterip bir kaybolurken, Feryal Tilmaç geleceğe notlar alıyor. Bizi de şahit tutuyor: İnsan vardı, hayat vardı, sanat vardı ve hiçbiri vazgeçmeyecek olmaktan. Aynılaştığımız yerlerden nasıl farklılıkların oluştuğunu ve bunların ne kadar yaratıcı aynı zamanda yıkıcı olabileceği anlatılıyor Esneyen Adam’da.

Ödüllü yazar Feryal Tilmaç’ın üçüncü öykü kitabı diliyle, anlatımıyla, seçtiği konularla ustalık günlerinin başladığını haber veriyor.

“Okuduklarının dümen suyunda sağa sola savruluyorsun. Yine de bir onlardan eminsin. Durursan büsbütün kaybolursun. Okuyarak hiç olmazsa başkalarının cümlelerinde var oluyorsun. Çözümü sararmış sayfalardaki kelimelerde arıyorsun; kâğıdın kokusunda belki de, kim bilir?”

₺11,25KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil

“Hızlı akan ve güçlü kurgusuyla okuru kendine bağlamayı başaran bir başyapıt.” -Vladimir Nabokov

Rus edebiyatının hem ilk psikolojik hem de ilk büyük romanı olan Zamanımızın Bir Kahramanı çağımızın başyapıtlarından. Yirmi yedi yaşında, bir düelloda yaşamını yitiren ve çağının önde gelen şairlerinden olan Lermontov’un Dostoyevski ve Tolstoy gibi ustaları da etkileyen eseri yalnızca Rusya’nın en büyük antikahramanlarından biri değil ayrıca edebiyat tarihinin de en önemli Byronik kahramanlarından biri olan subay Peçorin’in maceralarını anlatıyor.

“Zamanımızın Bir Kahramanı, merhametli beylerim benim, kesinlikle bir portredir, ancak tek bir insanın portresi degˆil: Bu, bizim, gelis¸iminin zirvesindeki bu¨tu¨n kus¸agˆımızın kusurlarından imal edilmis¸ bir portredir. S¸imdi bana tekrar, bir insanın bo¨yle fena olamayacagˆını so¨yleyeceksiniz; ben de size diyecegˆim ki, bu¨tu¨n trajik ve romantik canilerin var olabilecegˆine inanıyorsunuz da, Pec¸orin’in gerc¸ek oldugˆuna mı inanmıyorsunuz? C¸ok daha korkunc¸ ve c¸irkin birilerinin zihninden c¸ıkmıs¸ olanlara hayrandınız da, kendisi de birinin zihninden c¸ıkmıs¸ bu karakter niye merhametinizi kazanmıyor? Onda sizin arzu ettigˆinizden daha c¸ok hakikat oldugˆundan mı yoksa?”

₺15,00KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

“Yalvarıyorum yaz. İki satırcık olsun yaz, ruhun altüst, sinirlerin laçka olduysa da yaz. Ama her gün. Dişlerini sıksan da, anlamsız saçmalıklar da olsa yaz. Yazmak en gülünç ve en patetik hayallerimizden biridir. Ak kâğıt üzerine kara kıvırcık çizgiler çizerek önemli şeyler yaptığımızı sanırız. Gene de senin işin bu, sadece seçtiğin değil, kaderinin sana lütfettiği işin, şayet bir kaçış yolu bulman olasıysa bulabileceğin tek kapı bu. Yaz, yaz. Nihayetinde tonlarca kâğıt atılsa bile, tek bir satır canını kurtarabilir. (Belki).”

İlk defa 1950’de yayımlanan Tam O Anda, yazarının deyişiyle metin “parçacıkları”ndan oluşuyor: Kimisi bir sayfayı geçmeyen kısa anlatıların, notların, taslakların, anıların, günce yazılarının, gündelik yaşama dair gözlemlerin, yazarın kimi konular üzerine düşüncelerinin bir araya getirildiği değerli bir tür “kişisel bohça”.

Tam O Anda, Dino Buzzati’nin yüreğini, zihnini meşgul eden meselelerle yazı aracılığıyla hesaplaşmasına dair bir yolculuk. İkinci Dünya Savaşı’nın beraberinde getirdiği umutsuzluk ortamına hiç de uzak olmayan bir dönemde kaleme alınmış bu metinlerde o ruh hali hissediliyor: Akıp giden zamana karşı koyamayışın yılgınlığı, ölümle girişilen daimi düello, bekleyiş, yalnızlık gibi Buzzati’nin poetikasını oluşturan temel izleklerle örülü hepsi. Kimi kurmaca, kimi otobiyografik olan bu metinler, yazar Buzzati’nin özündeki “insan” Buzzati’yi daha yakından tanımamıza olanak sağlayan birer yapboz parçası.

₺21,00KDV Dahil
₺28,00 KDV Dahil

Kuzey Avrupa’nın yaşayan en büyük yazarları arasında gösterilen Dag Solstad ilk kez Türkçede.

Ellili yaşlarındaki edebiyat öğretmeni Elias Rukla için sıradan bir gündür: Yıllardır yaptığı gibi, sevdiği bir eseri (Henrik Ibsen’in Yaban Ördeği’ni) bir sınıf dolusu ilgisiz lise öğrencisine heyecanla yorumlamaya başlar. Ne var ki görünüşte küçük bir olay hiç beklenmedik bir krizi tetikleyecek, Elias’ın hayatında derin izler bırakmış bir dostluğun hatırasına dönmesine, evliliğini, kendisini ve içinde yaşadığı toplumu sorgulamasına yol açacaktır.

Mahcubiyet ve Haysiyet, yükte hafif pahada ağır, dili ve atmosferiyle akılda yer eden, okuyanların tekrar tekrar dönmek isteyeceği o özel romanlardan.

“Bütünüyle hipnotize edici, bütünüyle insancıl bir yazar.”

- James Wood, New Yorker - 

“Solstad’ın dili, eski görünen yeni bir zarafetle parıldar ve taklit edilemeyen, enerji dolu, kendine özgü bir ışıltı yayar.”

- Karl Ove Knausgaard - 

₺7,50KDV Dahil
₺10,00 KDV Dahil

“Nantucketlı Arthur Gordon Pym’in Öyküsü, Poe’nun yazdığı en büyük eserdir.” –Jorge Luis Borges

Nantucketlı Arthur Gordon Pym’in Öyküsü, genç ve maceraperest Arthur Gordon Pym’in arkadaşı Augustus’la kaçak olarak bindiği Grampus isimli gemiyle güney denizlerine yaptığı yolculuğu anlatır. Gemide çıkan isyandan sonra Arthur ve arkadaşları hayatta kalmak için yamyamlık, açlık ve kötü hava koşullarına karşı mücadele eder.

Edgar Allan Poe’nun yayımlanmış tek romanı ve en dikkat çeken eserlerinden olan Nantucketlı Arthur Gordon Pym’in Öyküsü,  Herman Melville’in Moby Dick, H.P. Lovecraft’ın Delililiğin Dağlarında kitaplarına esin kaynağı olmuş, Jules Verne ise romanın devamını Buzlar Sfenksi adıyla kaleme almıştır.  

Güvertede korkunç cinayetler işlenirken kamarandan dışarı çıkmaya cesaret edebilecek misin? 

₺15,00KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

“... elimde filmler, cebimde kırıntılarla dolaşmasam, ben kendimin masal kuşu olmaktan, kendi yolumu kendime kaybettirmekten kurtulur muyum?”

Uğur Nazlıcan ilk kitabı Bir Dükkânı Beklemek’te zorlamasız, etkileyici, farklı bir anlatı sunmayı başarıyor.Hansel ve Gretel’den Van Gogh’a, Siyah Kalem’den Binbir Gece’ye çağrışımlarla örülü on dört öyküden oluşan kitap, daha ilk cümleden yakalıyor okuru.

Düşünülenle olanın, gerçekle rüyanın, asılla suretin, geçmişle geleceğin birbirine erdiği, birbirinde eridiği anları yakalıyor Nazlıcan, ışıkla gölgenin kesiştiği yerde tek bir varlığın parçalanmış suretleri olan şeylerin öykülerini anlatıyor.

Aklımda çay demlemek vardı ama demleyeceğim çayı karşımda oturan çıraklığımın beğenmeme ihtimalinden korkuyordum. Çıraklığım karşısında kalfalığımın çayına güvenmiyordum. Belki şimdi burada ustalığım olsa, onun demleyeceği çayı her ikimiz de beğenirdik. Ama ustalığımın burada olmasından da korkuyordum; daha doğrusu,ustalığımın demleyeceği çayı çıraklığımın beğenmesinden ve devamında ustalığımla çıraklığım arasında doğacak şefkatten pay alamamaktan, ayrı düşmekten korkuyordum.

₺6,75KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil

Kavgalar, kaygılar, umutlar, yolculuklar, zaferler, aşklar ve yanızlık... Bir tiyatro adamının kişiliğinde, Meşrutiyet yıllarından bugünlere, Türk tiyatrosunun ve sinemasının gerçek insanları, gerçek hikâyeleri: Her geçen gün daha da artan, her yenilginin ardından daha da bilenen bir tutkunun peşinde, zamana, mekâna, sevdaya ve hatta coğrafyaya meydan okuyan bir sahne insanının yaşamı, hatırasını dillendiren dostlarının, meslektaşlarının ve ailesinin serüvenine de ışık tutuyor. Farklı türlerdeki eserleriyle 1950 kuşağının önemli kalemlerinden biri olan Tarık Dursun K., ışıkların henüz yanmadığı ya da biraz önce söndüğü o zaman diliminine götürüyor okurunu; oyunun başladığı yere, sahnenin gerisine.

Sıradanlığı kabul etmeyecekti, hırslıydı, tutkuluydu, düşseverdi. Kendince değil, kendine değil, herkese; eğriyedoğruya, güzele çirkine, gence ihtiyara, kadına erkeğe, okumuşa okumamışa; yeni, bilinmedik, tanınmadık; içine girdiklerinde önce yadırgayacakları ama sonra sonra hoşlanıp mutlaka mutlu olacakları, yeniden biçimlenip yeniden kişiliklenecekleri bir dünya kuracaktı.

₺14,25KDV Dahil
₺19,00 KDV Dahil

“Bir insan, bir gölgenin düşüdür.”
Saplantılı bir koleksiyoncu olan tarih profesörünün beklenmedik ölümüyle kurmayı düşündüğü Savaş Müzesi yarım kalır. Ondan geriye kalan karmakarışık malzemeyi nasıl bir kurgu içinde sergileyeceğini düşünen, siyahi bir baba ile beyaz bir Yahudi annenin kızı olan Luisa sadece müze kurgusuyla değil, kendi aile geçmişinin de kurgusuyla baş başa kalır. Ne de olsa, yazarın dediği gibi “tarih kurumuş kandır”, aynı zamanda “tarih bir tapu sicilidir”, “birbirini öldüren kardeşlerle doludur”, “bir çöplüktür” ve en nihayetinde “tarih bir elektroşoktur”.
Leyla Tonguç Basmacı’nın çevirdiği Davanın Reddine romanı, yayımlandığı 2015 yılında Corriere della sera gazetesi tarafından yılın en iyi kitabı, Claudio Magris yılın en iyi yazarı ilan edildi.

“Claudio Magris çağımızın en büyük yazarlarından biri.”
Mario Vargas Llosa

“Tarihin bu barbar döneminde, Claudio Magris’in yapıtları ve varlığı vazgeçilmezdir.”
George Stirner

₺19,50KDV Dahil
₺26,00 KDV Dahil

Amerikan İç Savaşı sırasında Richmond’da esir düşen beş Kuzeyli; mühendis Cyrus Smith ve köpeği Top, muhabir Gédéon Spilett, Nab, denizci Pencroff ve genç Harbert balonla bir kaçış yolu bulacaklardır. Hayatta kalmak için birçok mücadele verip ıssız bir adaya varırlar.

Fakat açıklanamaz birtakım olaylar ada sakinlerini gizemli bir gücün varlığına inanamaya zorlayacaktır. Peki, onları sürekli gözetleyen, kritik anlarda müdahale edip kurtaran bu gücün sırrını çözebilecekler mi? Jules Verne’in başyapıtlarından biri olan Esrarlı Ada, diğer Olağanüstü Yolculuklar’a yaptığı şaşırtıcı göndermelerle dikkatli okuruna keyifli bir macera sunuyor.

₺24,00KDV Dahil
₺32,00 KDV Dahil

Oscar Wilde’ın yayımlanmış tek romanı olan Dorian Gray’in Portresi dünya edebiyatının en sarsıcı eserlerinden biridir. Yazıldığı dönemde çok ses getirmiş ve büyük tepki çekmiştir. Wilde’ın pek çok kuruma, soyluluğa,

toplumsal adaletsizliğe ve ahlaki değerlere yönelik eleştirilerinin yanı sıra karakterlerinin derinliğiyle de yoğun bir anlatım sunar.

Dorian Gray’in Portresi genç ve yakışıklı bir adam olan Dorian Gray’in öyküsünü anlatır.

Güzelliği ressam Basil Hallward’a ilham verir. Onun arkadaşı Lord Henry ile tanıştıktan sonra, hayattaki en önemli şeylerin gençlik, güzellik ve haz olduğuna inanmaya başlar. Öyle ki kendi güzelliğini kaybetmek istemez ve sonsuz gençlik karşılığında ruhundan vazgeçer.

“Şu günlerde insanlar her şeyin fiyatını biliyorlar; fakat hiçbir şeyin değerini bilmiyorlar,” diyen Oscar Wilde’ın insana dair gözlemleri okuyucuya çarpıcı bir bakış açısı sunar.

₺15,00KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

Kitap yazmak için odama kapandığım bir gün kendime eğitmen yaptığım kızım Zuhal yanıma geldi:

“Baba, senin bir sözün var ya.”

“Hangisi?”

“Eğitim öğrenciye saygıyla başlar.”

“Evet kızım.”

“Ben de diyorum ki, yazarlık okuyucuya saygıyla başlar.”

“Nasıl yavrum?”

“Kitabının ilk sayfasında okuyucunun gözlerine dokunmak için izin iste.”

Kızımdan aldığım o muhteşem ilhamla diyorum ki, eğer izin verirsen önce gözlerine dokunmak, sonra da yüreğine misafir olmak istiyorum.

Müsaade var mı?

₺18,75KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil

Önce ticari bir yazışmayla başlayan, ama çok geçmeden tutkulu bir aşk mektubuna dönüşen Milena'ya Mektuplar, Franz Kafka'nın duygularını belki de en belirgin biçimde dışavurduğu eseridir.

Yirmi üç yaşındaki Milena Jesenská oldukça yetenekli ve etkileyici bir kadındı. Kafka'nın eserlerini Çekçeye tercüme eden Milena, onun son derece karmaşık dehasını ve daha da karmaşık olan kişiliğini eşi benzeri görülmemiş bir biçimde kavrayabilmişti. Otuz altı yaşındaki Kafka, Milena'dan "Canlı bir ateş gibi o, böylesini daha önce hiç görmedim" sözleriyle bahsederdi. Kafka, en mahrem benliğini açmıştı Milena'ya ve ilişkilerinin sona ermesinin ardından, bu günlükleri saklayacağına güvenmişti Milena'nın.

"Ne kadar da kolay yazılıyor: seninle yaptığım kısa bir gezinti. Bu kadar kolay olduğu için insan utançtan yazı yazmayı bırakmalı. (...) Yanımda yürüyordun Milena, düşün, sen benim yanımda yürüdün.”

₺13,50KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil
Pulitzer ödüllü yazar Upton Sinclair’in ABD tarihinde yaşanan en büyük finans skandallarından biri olan Teapot-Dome Skandalı bağlamında Güney California’dan sunduğu bu küçük kesit “Amerikan yüzyılı”nın başlangıcına işaret ediyor. 

Rüşvet, yolsuzluk, medya manipülasyonu ve usulsüzlükle beslenip büyüyen kapitalist çarkın barındırdığı çelişkiler tüm sertliğiyle hicvedilirken, bu çarkı döndüren arazi sahiplerinin, tarikat liderlerinin, petrol baronlarının, senatörlerin ve Hollywood yıldızlarının resmigeçidi okuru baş döndürücü ve provoke edici bir politik serüvene sürüklüyor.

2008 yılında Kan Dökülecek adıyla sinemaya uyarlanarak izleyicilerin beğenisini kazanan, petrol endüstrisinin temelleri atılırken kitlesel tüketim politikasının ve açgözlülüğün yaşamın merkezine oturmaya başladığı erken dönem Amerikası’nın ayrıntılı tasvirleriyle örülü Petrol!, fırsatlar çağının büyüleyici atmosferi ardında gizlenen yozlaşmayı, sınıfsal çelişkileri ve insanın ne denli canileşebileceğini gözler önüne seren bir roman.
₺26,25KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil
Rüzgâr, sistemin dışladığı, modern hayatın yabancılaştırdığı, kendi kabuğuna çekilmiş biridir. İş dünyasının vahşi ortamından kaçmaya çalışırken birden karşısına çıkan bir teklifle kendisini büyülü, karanlık ve kaçışı olmayan bir planın içinde bulur. Gölgelerin özel bir anlam taşıdığı kâbuslarla dolu yaşamının sınırlarını aşıp bambaşka bir dünyanın kurallarına göre yaşamak zorundadır artık ama o hep arada kalan biri olacaktır. Yeraltı ile yerüstü arasındaki mücadelede, gizemli dünyaların ve akıl sır ermez varlıkların karşı karşıya geldiği bir savaşın ortasında kalan Rüzgâr, dünyanın kaderini değiştirecek bir rol üstlenecek ve bu uğurda birçok şeyi feda edecektir. Şeytan’ın bile tahtından edildiği büyük bir savaşta, Rüzgâr gibi sıradan birinin, bir “Gölge”nin, bir “Beceriksiz”in ne işi olabilir? 
Halit Emrah Dimici ilk romanı Beceriksiz’de, günümüzün renksiz ve tatsız dünyasından çıkardığı bir kahramanı, korkunç diyarlardan çağırdığı doğaüstü kahramanlarıyla yüzleştirerek her iki dünyayı sorgulayan bir bakış açısı sunuyor. Gizem ve gerilim unsurlarıyla süslü olan bu roman, okurları fantastik bir maceraya davet ediyor. 
“Ben her zaman bir gölgeydim. Üzerinde bir savaşın sürdüğü karanlık ve çorak topraklardan ibarettim.”
₺26,25KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil
John Perry yetmiş beşinci doğum gününde iki şey yaptı. Önce karısının mezarını ziyaret etti. Sonra da askere yazıldı. 
İyi haber, insanlık nihayet yıldızlara ulaştı. Kötü haberse, uzayda yaşamaya elverişli gezegenler sayılı. Ve tabii bu gezegenler uğruna bizimle savaşmayı göze alan düşman uzaylı ırkları da var. 
Bu yüzden savaş içindeyiz biz de. Dünya’yı korumak ve yıldızlara bayrağımızı dikmek için savaşıyoruz. Dünya’dan çok uzakta, bu kanlı, acımasız, sonu gelmez savaş uzun yıllardır devam ediyor. 
Dünya izbe bir gezegen. Kaynaklarının çoğunluğu Koloni Savunma Güçleri'nin elinde. Herkes emeklilik yaşı geldiğinde onlara katılabileceğini biliyor. KSG genç insanlar değil, onlarca yıllık bilgi ve beceri birikimi taşıyan insanlar istiyor. 
Bir daha dönmemek üzere Dünya'dan ayrılacaksınız. Askerliğiniz, cephelerde iki sene sürecek. Ve hayatta kalırsanız alın teriyle kazanılmış gezegenlerin birinde kendinize ait bir yuvayla ödüllendirileceksiniz. 
John Perry bu anlaşmayı kabul etti. Nelerle karşılaşacağını bildiğini sanıyordu. Fakat evden pek çok ışık yılı ötedeki gerçek savaş, onun hayal edebileceğinden çok ama çok daha zordu ve kendisinin zamanla neye dönüşeceği daha bile garipti. 

“Yaşlı Adamın Savaşı modern bir bakış açısına sahip, klasik bir bilimkurgu romanı.” –Robert Charles Wilson 
“John Scalzi çağımızın en çok eğlendiren bilimkurgu yazarı.” –Joe Hill
₺22,50KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil