“Kendi kendimizin doruğuna yükseldiğimiz zaman; hayattan, ölümden, sonsuzluktan konuşmak ne kadar kolay, ne kadar doğal gelir. Sonradan, o izlerin üstüne yeniden düştüğümüzde, böyle konuşmuş olduğumuza nasıl şaşarız. Hayır, iyice farkındayım, Creezy ile beraber olduğum sürece beni bir öte dünyanın, sadece sisler içinde belli belirsiz seçebildiğim bir acunun eşiğine kadar götüren bir şeylere dokunuyordum. Ama neydi o dokunduğum? Bilmiyorum. Belki de hiçbir zaman bilmeyeceğim. Biz hepimiz metnini bilmediğimiz ya da metni bizim için okusak da anlaşılmaz kalan bir piyeste oynuyoruz; deney bir işe yaramıyor bu oyunda. Mutluluk ya da mutsuzluk elimizden kaçıp giden o şeyin iki karanlık yüzünden ibaret.

Bu oyunun adı: öteki kişi.”

Félicien Marceau’nun Goncourt Ödülü alan Bir Tanem romanında evli ve iki çocuk babası bir milletvekilinin, güzel ve güzel olduğu kadar da gizemli olan genç bir modelle yaşadığı tutkulu aşkı, Cemal Süreya’nın şiir tadında çevirisiyle okuyacaksınız.

12,80 ₺ KDV Dahil
16,00 ₺ KDV Dahil

Altı yaşındaydım; çok karlı bir gece, Kars’ta, gece saat 3’te annem başka bir arabaya bindi ben başka bir arabaya. Onlar öndeydi, biz arkada. Kırmızı ışıklarını takip edecektik ve böylece bilecektik. Neyi? Güvende olduklarını, yaşadıklarını... Kırmızı ışıklar gözden kayboldu, tedirgin oldum, küçücük yaşıma rağmen anladım, ama sanki boğazıma bir şey geldi oturdu, konuşamadım. Ne çırpınabildim ne ağlayabildim. Ve bu konuda, o gece hakkında yıllar yılı hiçbirimiz konuşmadık.

Flamingolar Pembedir benim alternatif hayat hikâyem. Küçük bir kız çocuğu hiç konuşmadan, hep dinleyerek, bütün varlığıyla hayatı anlamaya çalışır. Onu teselli eden tek bir yer vardır, kayığı, yani annesinin kayıp kucağı. -Aslı Perker

“Seviyorum. Ama insan sevdiğini öldürür mü?”

“Ahhh. Sen nasıl bir soru sordun Bahriyeli? İnsan sevdiğini öldürür. Hem de her gün.”

19,20 ₺ KDV Dahil
24,00 ₺ KDV Dahil

Mario Levi’nin Size Pandispanya Yaptım romanının başrolünde

15. yüzyılda İspanya’dan Osmanlı topraklarına göç eden Sefaradların günümüze dek taşıdıkları yemek kültürü var. Gizemli olaylar, yıllarca yaşatılmış bir aşk, eski defterler, mektuplar ve efsanelerle ilmik ilmik örülmüş bu roman bizi aynı zamanda bir ailenin tarihinde yolculuğa çıkarıyor. Mutfakta pişen yemeklerin, o kalabalık sofraların tadı damağınızda kalacak. Merak etmeyin, tarifler de Mario Levi’nin usta kaleminden yerini almış romanda…

23,20 ₺ KDV Dahil
29,00 ₺ KDV Dahil

Başımı göğsüne dayayıp

Ağlamamı bekleme benden

O baş çoktan ayrıldı gövdesinden

Ruhun bedenden ayrılması gibi

Sessizce, ama onurlu

Gitme kal, diyemem

Git…

Bu baş bunu da atlatır

Ama…

Yürek için söz veremem!

19,20 ₺ KDV Dahil
24,00 ₺ KDV Dahil
GÖZBEBEKLERİNİN BÜYÜMESİNİ, YANAKLARININ ARZUYLA PEMBELEŞMESİNİİZLİYORUM. BENİ İSTİYOR. BEN DE ONU İSTİYORUM. DUDAĞINI ISIRIYOR. ARTIK DAHA FAZLA DAYANAMIYORUMKARANLIĞIN ELLİ TONU… BU SEFER ANLATMA SIRASI CHRISTIAN GREY’DE… 

E L James, tüm dünyada milyonlarca okuru peşinden sürükleyen aşk masalına daha derin ve karanlık bir boyut vererek Christian’la Anastasia’nın hikâyesine geri dönüyor. 
TUTKULU VE YAKICI ilişkileri kalp kırıklığı ve suçlamalarla sona erdi ama Christian Grey, Ana Steele’i ne aklından ne de teninden atabiliyor. Onu geri kazanma azmiyle en karanlık arzularını ve mutlak kontrol ihtiyacını bastırmaya, Ana’nın istediği şekilde onu sevmeye çalışıyor. Yine de çocukluğunun korkuları hâlâ peşinde. Sırdaşı ve terapisti Dr. Flynn, Christian’ın şeytanlarıyla yüzleşmesine yardım edebilecek mi? Yoksa baştan çıkarıcı Elena’nın sahip olma arzusu ve eski kölesi Leila’nın kendini adamışlığı Christian’ı geçmişine mi sürükleyecek?Ve Ana’yı gerçekten geri kazansa bile, bu kadar karanlık ve arızalı bir adam onu elinde tutabilecek mi?
31,20 ₺ KDV Dahil
39,00 ₺ KDV Dahil

Muzaffer Oruçoğlu’nun dört ciltlik roman dizisi Grizu, Türkiye’de kömür madenleri odağında işçi sınıfının gelişimini her bir ciltte ayrı bir tarihsel döneme odaklanarak ele alıyor. Yazarın başyapıtı olarak görebileceğimiz bu eseri bir çeşit belgesel roman olarak okumak da mümkün. Fakat Oruçoğlu Grizu’da da esrarlı, delişmen, taptaze roman dilinden ödün vermiyor.

Grizu, müthiş ayrıntılı saha anlatımına, madencilikle ilgili yakından gözlemlerle beslenen gerçekçiliğine, romanın arka planında her biri yakın dönem Türkiye tarihini şekillendirmiş büyük tarihsel olayları ele almasına rağmen özenli dili, etkileyici karakter çizimleriyle okura bir roman, hem de büyük bir roman olduğunu her satırda hatırlatıyor.

Oruçoğlu çok az çiğnenmiş bir patikaya saparak yazdığı bu “işçi sınıfı romanı”yla çileli madenkeşlerden, grizu yanığı işçi ve katır bedenlerinden, zorla çalıştırılan Batı Karadeniz köylüsünden, akıl almaz çalışma koşullarından, sermayeyle kolluk güçlerinin iç içe geçmiş eza uygulamalarından söz açarken işçi sınıfından aldığı emaneti okura “roman” görünümüyle sunuyor. Üstelik bunu yerel söyleyişleri, mesleki jargon ve terminolojiyi güçlü birer roman malzemesine dönüştürerek yapıyor.

9. Abdullah Baştürk Roman Ödülü’ne layık görülen Grizu, edebiyatımızın yüz aklarından biri olarak beliriyor. Her dönemde işçi sınıfına reva görülen uygulamaları ve işçi sınıfının verdiği/vereceği cevabı da hatırlatarak.

30,40 ₺ KDV Dahil
38,00 ₺ KDV Dahil

İki baba ve her birinin oğullarıyla sessiz, neredeyse namevcut ilişkisi. Yabancı babalarının esrarını anlamaya çalışan iki aile. Anavatanlarından uzakta, anadillerini kullanamadıkları ülkelerde kendilerini yeniden yaratmaya çalışan göçmenler. Tutkuyla başka yazarların yapıtlarını okuyan ve bu yapıtlardan kalkarak kendi hayatlarındaki bir gizemi kazıp çıkartmaya çalışan yazarlar. Kilit altında tutulan, kolay paylaşılamayan sırlar.

Arjantinli yazar Eduardo Berti’nin otobiyografik öğeler de taşıyan romanı, yaklaşık yüz yıl arayla iki farklı zamanda ilerliyor. Göçmenlik, aile sırları, geçmişle hesaplaşma gibi kadim olduğu kadar günümüzde de yakıcılığını sürdüren meseleleri var. Karmaşık olay örgüsünde hiçbir ayrıntı tesadüfi veya rasgele değil.

25,60 ₺ KDV Dahil
32,00 ₺ KDV Dahil
Bir kadın ve bir erkek... 
Kâinatın yörüngesini değiştirecek kadar güçlü bir gezegen ve ona tabi olacak kadar boyun eğmiş bir yıldız. 
Yüreklerinde yalnızca vatan sevgisi var. 
Ölümden korkmuyorlar. 
Hedefleri, hayalleri köhnemiş ve yıkılmış bir imparatorluktan çağdaş, uygar ve özgür bir yeni ülke yaratmak. 
İki dev onlar... 
Ve devler âşık oluyor... 
Erkek kadına tabancayı uzatıyor, “Önce beni, sonra kendinizi vurun” diyor. 
Kadının rüyaları erkeğin sözleriyle doluyor. 
Birlikte intihar etmek ancak âşıkların işidir. 
Erkek hep ona benzeyen bir kadın hayal ediyor, ama ulaşmak imkânsız. 
Çünkü kadın evli... 
Hayalindeki kadına rastladığını sandığında da hayatının en büyük hatasını yapıyor. 
Büyük aşklar ulaşılmaz olunca nefrete dönüşür. 
Kadın erkekten, erkek kadından nefret ediyor, ama bu nasıl bir nefret? 

Mustafa Kemal Paşa ile Halide Edip’in aşkı elinizdeki kitabın satırları arasında gizli...
25,60 ₺ KDV Dahil
32,00 ₺ KDV Dahil
Fırtına gibi girdi yaşama... Öyle de sürdürdü kısa öyküsünü... Nefes nefese bir serüvendi onunki... Hep asi, hep aykırı, hep âşıktı... Yaşamla yarıştı, çok şey sığdırdı kısa ömrüne... Hapis yattı, acı çekti... Mutlu da oldu... 
Türk edebiyatının cesur ve güzel kadını Sevgi Soysal’ın sıra dışı kısa yaşamını, belgesel/biyografik roman biçiminde yazan Sevim Kahraman; bize sadece yetkin ve büyük bir yazarı değil, kendisini ülkesine ve topluma karşılıksız adayan bir aydın kuşağının acılarını ve umutlarını da anlatıyor. 
12 Mart 1971 faşist darbesine karşı yürütülen o soylu mücadeleye katılmakta bir an bile tereddüt göstermeyen savaşçı bir kadının öyküsü... Ele avuca sığmaz, hınzır, alaycı bir aydının, Sevgi Soysal’ın romanı... 
Orta sınıf bakışının anlayamayacağı bir tutkuyla yaşama ve aşklarına bağlı bir kadının çevresindeki herkesi etkileyen, dahası büyüleyen 40 yıllık çarpıcı yaşamı... 
Bu dünyada “yarım kalan türkü” olan SEVGİ’yi bir solukta okuyacaksınız.
14,40 ₺ KDV Dahil
18,00 ₺ KDV Dahil
Serpil Çağlayan çevirisi, 
Alfred Kazin’in önsözü, 
Barış Özkul’un sonsözü, 
Yazar ve dönem kronolojisi, 
Kitaba dair görsellerle. 
Ethan Frome, bastırılan duygulara, ruhsal ve fiziksel sefalete yazgılı 
bir yaşam döngüsü içinde ortaya çıkan trajik bir aşk üçgenine ilişkin bir 
başyapıt. 
Hastalık hastası karısı Zeena ile birlikte kapandıkları ıssız çiftlikte 
yıllardır kıt kanaat geçinen Ethan Frome’un günlük rutini, karısının 
kuzeni Mattie’nin çiftliğe gelişiyle değişir. Mattie çiftliğe yeniden 
mutluluk ve güzellik getirir. Ethan ile Mattie her geçen gün birbirlerine 
saplantılı bir şekilde bağlanırken Starkfield’ın marazi bir yalnızlık 
üreten amansız kışı umutlarını bir girdap gibi yutmaya başlar. Yalnızlık, 
umutsuzluk ve ölüm duygusunu 20. yüzyıl Amerikan edebiyatında en 
yoğun şekilde işleyen Ethan Frome, kasveti ve melankolisiyle insanın 
içine işleyen bir başyapıt. 
“Ethan Frome, klasik peri masallarıyla realist toplum eleştirisini 
birleştirmek konusunda en başarılı romanlardan biri.” 
ELIZABETH AMMONS 
“Ethan Frome, birçok eleştirmenin kafasını karıştırmaya aday, 
son derece karmaşık bir metin.” 
LIONEL TRILLING
14,80 ₺ KDV Dahil
18,50 ₺ KDV Dahil

“İnsanları kendilerine rağmen sevebilirdim.

Benim sevgimden ancak insanlıklarından vazgeçerek kurtulabildiler.

Ve işte sonunda, istedikleri gibi bir yabancı,

bir meçhul, bir hiç olup çıktılar.

Peki ya onlardan ve her şeyden kopartılmış

olan ben, ben kendim neyim?”

 

1778 tarihli Yalnız Gezerin Hayalleri Rousseau’nun son eseridir. Edebi ve felsefi bir vasiyetname sayılabilecek bu eserde yazar kendi çizdiği rota üzerinde, doğada ve kendi benliğinde gezintilere çıkar, kendi gerçeğine eğilir. İnce bir kırgınlık ve sorgulayıcı bir dille kaleme alınan bu metin modern bireyin oluşumuyla ilgili ilk örneklerdendir. Yalnız Gezerin Hayalleri’yle birlikte edebiyatta birey nesne olmaktan çıkmış ve özne konumuna yükselmiştir.

12,00 ₺ KDV Dahil
15,00 ₺ KDV Dahil

Leydi Alyson MacGillivray bir gemi yolculuğuna çıkar ve inanılmaz bir şey keşfeder: İskoçya’nın gelecekteki kralıyla aynı gemidedir.

Fakat gemilerine korsanlar saldırıp prensi esir aldıklarında ve Alyson’ı boğulmaya terk ettiklerinde bu şaşkınlığı dehşete dönüşür.

Kurt adıyla bilinen Kaptan Jake Maxwell, Kral tarafından prensin gizli seyahatini takip etmesi için görevlendirilmiştir. Alyson’ın vahşi denizle mücadele etmek zorunda kaldığını görünce, onun hayatını kurtarmak üzere hızla harekete geçer.

Çok yakında aralarında tutku kıvılcımları çakmaya başlar ama prensin kaçırılışı sırasında orada bulunması genç kadını büyük birntehlikeye atacaktır.

Eğer aşklarının bir geleceğinin olmasını istiyorlarsa Alyson ve Jake ölümcül sonuçları olan bir plana dahil olmak zorundadırlar.

26,40 ₺ KDV Dahil
33,00 ₺ KDV Dahil

Gazeteci Defne Kaman hakkında ‘Neden Nükleer Enerji Değil?” yazısı nedeniyle soruşturma açılmıştır. Duruşmanın yapıldığı Kayseri’de Defne Kaman’a Türkiye’nin önemli çevre hukukçuları, gazeteciler, çevre ve hayvan hakları aktivistleri, STK temsilcileri destek vermektedir.

Kayseri’ye 13. yüzyılda hastaları müzikle tedavi eden bir şifahâne ve dünyanın ilk tıp okullarından birini yaptırtan Selçuklu kadın sultanı Gevher Nesibe’nin şehrin merkezindeki büstü gazeteci Defne Kaman şehre geldiği gün gizemli bir şekilde kaybolur. Duruşma sabahı yaşanan bir sürpriz gelişme sonrası bu kez Defne Kaman ortadan kaybolur. Gazeteci kadının Kapadokya’da bir sıcak hava balonunda görüldüğü haberi üzerine tüm dostları onu aramaya giderler.

Buket Uzuner, iklim değişikliğinin neden olduğu tabiat felaketlerinin sürdürülebilir temiz enerji çözümleriyle engelleneceğini savunan, hayvan, çocuk, kadın ve çevre hakları destekçisi kadın gazeteci Defne Kaman karakteriyle edebiyata bir iz düşüyor. Yazar, okuru binlerce yıllık kadim Kam geleneğimizin insanı tabiattaki tüm diğer canlılarla eşit kabul eden özünü hatırlamaya davet ediyor.

“Hava, Buket Uzuner’den biyotik dengeleri bozulan gezegenimizde nefesimize nefes katacak çarpıcı bir iklim-kurgu romanı.”

- Serpil Oppermann - EASLCE Başkanı (Avrupa Edebiyat, Kültür ve Çevre Çalışmaları Derneği)

“Buket Uzuner, [Tabiat Dörtlemesi] romanlarında bir eko-şaman gibi, Anadolu kültürü, mitoloji ve tarihten yararlanıp, günlük varoluşumuzla çevremizdeki dünyayı algılayışımız konusunda yüzleşmek için bir keşfe çıkıyor.”

- Pınar Batur, Vassar - College, USA Ufuk Özdağ, Hacettepe Üniversitesi

23,20 ₺ KDV Dahil
29,00 ₺ KDV Dahil
“Tüm bunları yaşayacağımı bilerek geçmişe dönsem, o asansöre yine binerim. Hem de koşa koşa binerim… Koşa koşa…” Evlendiğiniz gece başınıza gelebilecek en saçma şey nedir? Aklınızın sınırlarını biraz zorlayın... Şöyle düşünün, balayı için gittiğiniz otelde, o otele sizin gibi gelen diğer bir çiftin damadıyla asansörde kalsanız ne yapardınız? İnanın bana, asansörün kapısı kapanırken var olan hiçbir şey, o kapı tekrar açıldığında eskisi gibi olmayacak. Bu hikâyeyi, gülmekten okuyamayacaksınız… “Bir aydır seni düşünmeden geçirdiğim bir saniye bile olmadı. Yaptığın her hareketi takip ettirdim. Yaşadığın her şeyden haberdardım. Ben senin 49 kiloya düştüğünü bile biliyorum! Günlerce telefonuna gelen beslenme önerileri mesajları toplu mesaj değildi, onları ben attırdım, sadece sana atıldı. Pembesini bulamadığın o eteği, o mağazaya getirten bendim, her sabah kapına süt bırakılması binanın hizmeti değildi, sadece sana yapıldı, ben yaptırdım. Dışarı her çıktığında dağıtılan çiçekler belediyenin hizmeti değildi, onları ben dağıttırdım. Sana çiçek verebilmek için koskoca bir mahallenin insanlarına her gün çiçekler dağıttırdım. Seni hiçbir yerde işe aldırtmayan da bendim, şirkette açık pozisyon bırakan da, o pozisyona kimseyi aldırtmayan da bendim, çünkü sen gel istedim. Çünkü bana gel istedim. Bana geldiğinde bahanen olsun istedim. Sana bahane vermek istedim…”
22,00 ₺ KDV Dahil
27,50 ₺ KDV Dahil
Beş Şehir'in asıl konusu hayatımızda kaybolan şeylerin ardından duyulan üzüntü ile yeniye karşı beslenen iştiyaktır. İlk bakışta birbiriyle çatışır görünen bu iki duyguyu sevgi kelimesinde birleştirebiliriz. Bu sevginin kendisine çerçeve olarak seçtiği şehirler, benim hayatımın tesadüfleridir. Bu itibarla onların arkasında kendi insanımızı ve hayatımızı, vatanın manevi çehresi olan kültürümüzü görmek daha da doğru olur. Bizden evvelki nesiller gibi bizim neslimiz de, bu değerlere, şimdi medeniyet değişmesi dediğimiz, bütün yaşama ümitlerimizin bağlı olduğu uzun ve sarsıcı tecrübenin bizi getirdiği sert dönemeçlerden baktı. Yüzelli senedir hep onun uçurumlarına sarktık. Onun dirseklerinden arkada bıraktığımız yolu ve uzakta zahmetimize gülen vaitli manzarayı seyrettik.
15,75 ₺ KDV Dahil
21,00 ₺ KDV Dahil
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın şiiri sembolist bir ifade üzerine kurulmuştur. Aynı anlatım tarzı romanlarına da zaman zaman sirayet eder. "Saatleri Ayarlama Ensitüsü" toplumumuzun bu değişme süreci içindeki durumunu, fertten yola çıkarak topluma varan bir teknikle anlatıyor.
28,50 ₺ KDV Dahil
38,00 ₺ KDV Dahil
Hayata gözlerimi açınca aklımda buluştum.Aklıma baktım, çok güzeldi. Beğendim.Aklımla yaşamaya başladım. O ne dediyse, nasıl istediyse öyle yaşadım. Birlikte çıktık yola. O nereye ben oraya…Sonunda çok yoruldum, hayata küstüm, kenara çekildim.Sığınacak başka bir liman, huzur verecek bir yol aradım.“Bir yerde bir eksiklik var” dedim, kendi kendime.“Akıldan başka bir şey daha olmalı” diye düşündüm.Ve Allah, kalbimi bana hatırlattı. Dur, dedim aklıma. Dur bekle! Ve kalbimi gösterdim. Kalbim aklımla arkadaş olunca, iki dünyam ihya oldu!Kitapta akıl ile kalbin birlikte hareket ettiğinde hayatın ne kadar güzelleştiğini okuyacaksınız. Ey dost gel aklının değil, kalbinin çocuğu ol ki, huzur bulasın!
16,50 ₺ KDV Dahil
22,00 ₺ KDV Dahil

“İflas etmiş birinin elinde kalan en son araç şiddettir ya da eğer çok yumuşak kalpli biriyse, kendi bedeni üzerindeki tasarrufu. Üçüncü dünya ülkelerinde ay sonunu getirmek için bir böbreğini ya da bir gözünü satanlar var. Kendilerini parça parça satıyorlar.”

İspanya’da 2008 yılı sonlarında başlayan ve bütün ülkeyi kasıp kavuran ekonomik krizin yarattığı bireysel çürüme, insanların karakter yıkımını derinleştirirken, öngörülemeyen ahlaki sonuçlarıyla da toplumsal bir çöküşe neden oldu. Ekonomik krizin kaçınılmaz sonucu olarak ortaya çıkan yenilgiler, aldatmacalar, en sevilenlerin bile terk edilmesi, göç ve sömürünün her türü, sevgisizlikle kuşatılan zihinlere “amaç için her araç mübahtır” düşüncesini yerleştirdi.

Rafael Chirbes, derin duygu aktarımları ve modern edebiyatın anlatım olanaklarıyla kurguladığı Bıçak Sırtındaromanında, insan türünün sefaletini bütün çıplaklığıyla, çarpıcı olduğu kadar son derece gerçekçi bir üslupla somutlaştırıyor. Süleyman Doğru’nun incelikli çevirisiyle Türkçeleşen roman, yenilmiş hayatların acı veren hikâyesini gözler önüne seriyor.

30,00 ₺ KDV Dahil
40,00 ₺ KDV Dahil

Zor bir hayata doğmuştur Xu Sanguan: Babası çocukken ölür, annesiyse başka bir adamla evlenip onu terk eder. Dedesi ve amcasının sahip çıkıp büyüttüğü Xu Sanguan artık şehirdeki ipek fabrikasında çalışan genç bir işçidir. Amcasını ziyaret ettiği bir gün, kan satmaya giden iki arkadaşının yardımıyla o da kanını satar. Eline geçen parayı sadece ailesi için harcaması gerektiğine inandığı için evlenmeye karar verir. Xu Yulan’la evlenir ve üç oğlu olur. Büyük oğlu Yile hakkındaki bir gerçeğin ortaya çıkmasıyla sarsılır. Kültür Devrimi, kıtlık yılları gibi zor ve toplumu altüst eden dönemlerde ne zaman başı sıkışsa bir kuyudan su çeker gibi damarlarından kan çektiren ve mücadeleden asla vazgeçmeyen Xu Sanguan’ın öyküsü, tüm bunların yanında yaşama dair birçok tuhaflığı da barındırır.

Kalbin tek bir atışıyla kanın tüm vücuda yayılması gibi, Yu Hua da basit fakat usta işi cümlelerle kurduğu bu olağanüstü öyküde, âdeta insan ruhunun ve yaşamın kılcal damarlarına ulaşır.

Daha önce Yaşamak adlı romanını yayımladığımız Yu Hua’nın en önemli eserlerinden Kanını Satan Adam’ı Erdem Kurtuldu Çince aslından çevirdi.

19,50 ₺ KDV Dahil
26,00 ₺ KDV Dahil

...Böyle insanların hiç yaşlanmayacaklarını düşünebilirsiniz. Hatta böyle isteyebilirsiniz. Zaman soluk ve yıkıcı ellerini uzattığında, hemen mitoloji yetişir imdada ve zamanın yarattığı hasarı önlemeye çalışır. Hayır olamaz, onlar olamaz! Onları yok edemezsiniz. Yaakov Markoviç son nefesine kadar aşkına ve günahına sadık kalacak. Aşk ve günah doğdukları ilk günkü tazeliğini koruyacak. Bella hayatında gördüğü en güzel kadın olmaya devam edecek ve Yaakov Markoviç’e olan öfkesi hiç azalmayacak. Zeev Feinberg ve Sonya yüksek sesle bağırmaya ve hatta daha da yüksek sesle sevmeye devam edecekler. Irgun komutan yardımcısı, günün birinde Irgun komutanı ya da ‘emekli komutan yardımcısı’ olmayacak, sonsuza kadar komutan yardımcısı kalacak... Her şeye rağmen devam ettiler ve yaşlandılar. Bu hemen olmadı. Asla hemen olmaz ve gücü tam da buradadır.

“Bekle, önce üstündeki şu şeyi çıkarmalıyım.”

26,25 ₺ KDV Dahil
35,00 ₺ KDV Dahil
“Evet. Genç bir adam ormanda kaybolmuş. Gu¨nler sonra yaşlı birine rastlamış. Yaşlı adam da uzun zamandır ormanda kayıpmış ve genç adama çıkış yolunu birlikte aramayı önermiş. Olmaz, demiş genç adam, seninle zaman yitiremem, çıkış yolunu bilseydin şimdiye kadar bulurdun. Ama, demiş yaşlı adam, ben çıkmayan yolları öğrendim. Hikâye böyleydi, değil mi?”
İntihar etmek isteyen genç bir müzisyen, gözünü hastanede açar. Hiçbir şey anımsamaz, şarkılarını bile. Toplumsal bellek ile kişisel belleğin birbirine karıştığı, her şeyin ölü bir tarihin parçası haline geldiği yerde, kuşku duymadığı tek gerçek vardır: Kaburgası kırık bedeni. Kendisine benzeyen bir kentte, unutmanın lanet mi yoksa lütuf mu olduğunu bilmeden, çıkış arar.Saatler, aynalar, deniz fenerleri. Labirent, yüzeyde hüzünle akan, derinde keskin akıntılara kapılan bir yeni çağ romanı.
12,75 ₺ KDV Dahil
17,00 ₺ KDV Dahil
Richard Brautigan’ın intihar etmeden önce kaleme aldığı son eseri olan Yani Rüzgâr Her Şeyi Alıp Götürmeyecek, insanın boğazına takılı kalan, sonsuz ferahlamadan önceki son yaşam belirtisinin romanı. 

Dünya savaşının gölgesinde, kendi iç savaşını yaşayan bir adamın, basit gibi görünen tercihlerimizin yaşamımızı nasıl değiştirdiğini çocukluğuna dönerek anlattığı bu hikâye, başka türlü olabilecek olanlara, büyümek denen ihtimaller denizinde boğulurken yiten masumiyete ve hafızanın can yakıcılığına duyulan saygının anıtı. Amerika’nın tüm modern trajedisini nüktedan bir şiirsellikle sunan Brautigan’ın, duygusuzlaşma ve yabancılaşmaya karşı aldığı son gard. Zamanda savrulan bir zihnin kâğıt kesiklerinden dökülen yaralarla dolu bir metin…
12,00 ₺ KDV Dahil
16,00 ₺ KDV Dahil
Metaforik anlatıların usta kalemi Jeanette Winterson, bu kez dünyanın yükünü tanrılar tarafından omuzlarında taşıma cezasına çarptırılan Atlas’ın Odysseia’da resmedilen epik öyküsünü yeniden ele alıp ona yepyeni bir son yazarak tanrıların, suçluların ve kahramanların hikâyesinden özgün bir modern zamanlar miti kurguluyor. 

Geçmişin yükü ile geleceğin ağırlığı arasında sıkışıp kalan insanın yaşamını, ideallerini ve kendi sınırlarıyla muhasebesini sorgularken, mitolojinin eşsiz mirasından; hayal gücünden faydalanarak bizleri kaderin boyunduruğunu kırmaya, hayata bir yük değil, her daim yeni güzergâhlara gebe bir yolculuk olarak bakmaya davet ediyor. 

“Atlas, kürekkemiklerinde dönüp duran eğik ekseni taşırken olduğu yerde kalmıştı. Bütün gücünü dünyayı sırtlamaya adamıştı. Hareketin ne demek olduğunu neredeyse unutmuştu artık. Rahat etmek için hafifçe kımıldaması bir şeyi değiştirmiyordu. O muazzam yüktü her şeye karar veren. Neden? Neden hemen bırakmasın onu?”
12,00 ₺ KDV Dahil
16,00 ₺ KDV Dahil

“Ben Yartu Tanak, ailemle birlikte Dünya isimli gezegenin 41. Kuzey paraleli ve 28. Doğu meridyeninde yer alan İstanbul şehrinde doğdum. Dedem, annem, teyzelerim, eniştelerim ve aile dostlarımızın neredeyse tamamı ise benden seneler evvel, Asya kıtasının 40. Kuzey paraleli ve 37. Doğu meridyeninde varlığını sürdüren Ordu şehrinde dünyaya gelmişlerdi. Bu paralel ve meridyenler, ülkemizde, kütüğümüzün neresi olduğu hayati önem taşıdığından, hayatımın akışında doğduğum yerden daha etkili olacaktı.”

Deadlinea yetişeceksin, müşteriden revize alacaksın, dur bunlar yetmez ne kadar yoğun olursan ol İnstegram’a havalı fotoğraf yükleyeceksin, heştegçokmugüzelizki, özel tasarım kahveler içeceksin, sakın şaşırma menümüzde Türk kahvesi yoktur. Türk dizisi izlemek yasak olmasa da ay çok banal, Netflix izleyeceksin, yüksek belli kot pantolon giyeceksin, ikinci el dükkânından aldığın rengarenk gömleği içine sokacaksın. Araya İngilizce kelimeler serpiştirdiğin cümlelerle müşterini etkileyeceksin, pek tabii zorlu processlerden geçeceksin. İşte sana Ajans İnsanı. Yirmi altı yaşındaki Yartu Tanak, tam da böyle bir Ajans İnsanı’ydı. Ama hayatın onun için hazırladığı birtakım sürprizler vardı. Eniştesigiller yoldaydı, onlara geliyordu. Hatta sanırım gelmişlerdi. Kapı çalıyordu.

 

Duygu Yazıcıoğlu’nun kaleminden 4 Enişte 1 Cenaze hayata, Ajans İnsanları’na ve eniştelere dair çıkarımlarıyla okurlarını kahkahaya boğacak…

13,50 ₺ KDV Dahil
18,00 ₺ KDV Dahil

Mary Shelley’nin yarı uyanık halde gördüğü bir kâbustan esinlenerek yazdığı Frankenstein, Lord Byron’la girdikleri bir iddia sonucu kısa bir korku hikâyesi olarak ortaya çıktı. Ardından, Percy Shelley’nin ısrarlarıyla roman haline getirildi.

Genç bir kimya öğrencisi olan Victor Frankenstein’ın yaratılışın kökenlerine duyduğu ilgi çocukluk yıllarında başlar. Adeta bir esrime halinde, ölü bedenlerden bir araya getirerek yarattığı “Canavar”ı gördüğü anda tiksinti ve dehşet duyguları içinde laboratuvarını terk eder. Bir ömür yaratıcısının peşinde dolaşacak olan “Canavar” içine düştüğü korkunç yalnızlık nedeniyle intikam duygularıyla dolar.

Bunun bedeli art arda yaşanan cinayetlerle ödenirken, iyi ve kötü arasındaki ayrım neredeyse kaybolacaktır.

15,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil

Aykırı düşünceleri, siyaset ve topluma getirdiği eleştirileriyle İngiliz edebiyatının sıradışı isimlerinden biri olan G. K. Chesterton’tan heyecan verici bir roman…

Yirminci yüzyılda, Anarşist Merkez Konseyi adında gizli bir örgüt kuran bir grup devrimci dünyayı yok etmek için yemin eder.

Konseyde yedi adam vardır ve bunların her biri haftanın günleriyle adlandırılmıştır. Şans eseri konseyin arasına sızan Dedektif Syme, toplantılara giderek örgütün eylem planlarını öğrenmeye çalışır. Fakat bu adamların kimliklerinin ortaya çıkmasıyla Syme’ın kafası karışmaya başlar. Muhteşem olay örgüsü ve şaşırtıcı karakteriyle Bay Perşembe, okura devletle anarşi ve şüpheyle gerçek arasındaki çatışmayı sorgulatan gizemli bir polisiye…

13,50 ₺ KDV Dahil
18,00 ₺ KDV Dahil
Bu heyecan dolu destanın merkezinde Ibis var, bir gemi; İngiltere ile Çin arasında, 19. yüzyılda patlak veren Afyon Savaşları öncesinde, Hint Okyanusunu aşmaya çalışan geminin bu çalkantılı yolculuktaki mürettebatı denizcilerle birlikte kaçaklar, serseriler ve hükümlülerdir: Sömürgelerde ayaklanmaların yaşandığı bir dönemde kaderin Hintlilerle Batılıları, ailesinden kaçan köylü kadın Dîti’den Amerikalı melez bir denizciye, iflas etmiş bir racadan bir afyon tacirine kadar her kesimden, her ırktan insanı bir araya getirdiği bir dönem. Aileleriyle olan eski bağları silinip gittikçe onlar kendilerini gemi kardeşleri olarak görürler ve kıtalara, ırklara ve kuşaklara yayılan beklenmedik bir hanedan doğar. Ganj’ın kıyılarındaki yemyeşil haşhaş tarlaları, fırtınalı denizler, Kanton’un egzotik arka sokakları bu soluk kesici romanın fonunu oluşturuyor. Son yıllarda yıldızı parlayan, Hint asıllı Amitav Ghosh’tan unutulmayacak bir üçlemenin ilk kitabı.
26,25 ₺ KDV Dahil
35,00 ₺ KDV Dahil
Lyon’da Düğün Fransız Devrimi sırasında yaşanan kargaşa ve zulüm günlerinde ölüme yaklaşan insanlara umut veren bir aşkın hikâyesidir. 1793’te kentte kurşuna dizilmeyi bekleyen karşı devrimcilerin toplandığı hapishane tuhaf bir nikâha sahne olur. İki Yalnız İnsan, acı çeken iki çaresiz insanı buluşturur. Birinin yüreğinden kopan çığlık diğerininkinde karşılık bulurken, farkında olmadan birbirlerinin yıllar süren yalnızlığına son verirler. Wondrak ise yazarın savaş karşıtı yapıtlarından biridir. Bohemya’nın küçük bir kentinde çirkinliğiyle sürekli alaya maruz kalan bir kadın tecavüze uğradıktan sonra doğurduğu çocuk sayesinde yaşama tutunmuştur, ama patlak veren Birinci Dünya Savaşı yüzünden oğlunu askere alarak ondan koparmaları söz konusudur. Zweig bu öykülerde toplum dışına itilmiş karakterleri üzerinden insanlık durumunu analiz eder. Karakterlerinin başlarından geçenler “yazgı” değil, insanlığın iflasının sonucudur.
5,25 ₺ KDV Dahil
7,00 ₺ KDV Dahil
İngiltere’de huzur dolu küçük bir köy. İnsanlar işinde gücünde. Kimi sürüsünü otlatıyor, kimi tarlada ekin ekiyor, kimi atölyesinde çömlek yapıyor, kimi pansiyon işletiyor. Noel tatili için ailesiyle birlikte köye gelen on üç yaşındaki Rebecca’nın aniden ortadan kaybolmasıyla her şey değişiyor, köyde yaşam bir süre sekteye uğruyor. Kurtarma ekipleri, polis ve köy halkı her yerde küçük kızı arıyor. Göletler, fundalık arazi, eski taşocağı, ambarlar… Bakılmadık yer kalmıyor. Küçük kızdan hiç iz yok!
Mevsimler değişiyor, bebekler doğuyor, ergenler yetişkin oluyor, yaşlılar ölüyor, kuşlar göç ediyor... Kayıp kız hep akıllarda, bir gün bulunacağı, kendiliğinden ortaya çıkacağı umudu ise hep yüreklerde.     
Amazon, Barnes&Noble, Kirkus Reviews ve Los Angeles Review tarafından yılın kitabı seçilen ve 2017 Costa Roman Ödülü’ne layık görülen Gölet 13, okurun merakını sürekli canlı tutan, ritmik diliyle sarıp sarmalayan, sıcacık bir roman.
24,00 ₺ KDV Dahil
32,00 ₺ KDV Dahil

Kısa zamanda çok şey yaşandı ve bitti. Uğurlarına kurulan cümleler tükenmeden, gözlük yere düştü. Savruldu, parçalandı. Sonbahar yaklaşırken, küçük bir kızın iç çekişine, bir aracın siren sesine saklandı boğaz acıtan çığlıklar. Umudu arayan kalpler, sevgi ve arkadaşlık bağlarını tutan incecik iplere sardı titrek parmaklarını.

 

Gözlüğün camları kırılırken, nice kalpler de kırıldı beraberinde. Ateş düştü. Yaktı, kavurdu. Buhar oldu, havaya karıştı. Sonra herkes ateşi soludu. Bazen ciğerler yandı, bazen soğuk bedenler ısındı.

 

Kaybedişin boğazları düğüm düğüm ettiği bir gün, rüzgâr saç telleri ile dans ederken sarıldılar birbirlerine.

 

Sonra bir gün seçtiler kendilerine.

 

Onlar, sevilmeyeni sevdiler.

O güne ise, Lacivert Pazartesi dediler.

25,87 ₺ KDV Dahil
34,50 ₺ KDV Dahil

“Burada kimse gerçek safsatasının arkasına saklanmaz.”

 

Onur Selamet’in anlattıkları gerçekliğe açıkça cephe alan, sıkıcı hayatlarımızın sarsılmaz somutluğunu yerle bir eden öyküler. Selamet, güçlü imgelemleriyle buhranlı nefeslerimizin ağırlığını üstümüzden kaldırıyor. Bizi imkânsız diye bir şeyin olmadığı, henüz düşlemediğimiz diyarlara götürüyor. Balina midesinde dönüp duran mevsimler, korku kırıntılarıyla beslenen makineler, raydan çıkan trenlerin gittiği vahşi gezegenler, Sukubi Du ve patenli örümcekler… Hepsi yazarın tekinsiz ormanında birer başrol.

 

Okyanusu ciğerlerinize doldurmaya hazır mısınız?

 

 “Olanları hiçbir çizgi filmin ele alamayacağı bir ciddiyetle anlatacağım. Mantık kaçarsa çizgi filmlere sığının.”

11,25 ₺ KDV Dahil
15,00 ₺ KDV Dahil

Uyuşturucu bağımlısı Profesör Ezekiel Farragut, kardeş katlinden on yıl hapse mahkûm olur. Karısının azap verici ziyaretlerinin, hapishane yaşamının vahşi tekdüzeliğinin ve hafızanın ağır yükünün ortasında insanlığını korumaya, kefaretini ödemeye çabalamaktadır.

Falconer Hapishanesi’nde Cheever, edebiyatında önemli bir yer kaplayan banliyöden uzaklaşıyor. Ama parmaklıkların ardında bir hapishane romanından çok daha fazlasını yazıyor. Farragut’ın hikâyesinde kendi korkularıyla, kendi karanlığıyla yüzleşen yazar; özgürlüğü, insanın kendi zihninin ve bedeninin içinde özgür olabilme çabasını anlatıyor. Cheever’ın birçoklarınca başyapıtı sayılan ve hakkında en çok yazılan eserlerinden biri olan Falconer Hapishanesi, insanlık durumu üzerine büyüleyici bir kıssa niteliğinde.

“Falconer Hapishanesi, Amerikan ruhunun derin bir incelemesi – bir başyapıt.”

-  A.M. Homes - 

 

“Çağımızın en önemli romanlarından.”

- The New York Times - 

 

“John Cheever büyülü bir gerçekçi ve ışıltılı öykülerinde, Bullet Park’la Falconer Hapishanesi gibi eşsiz romanlarında karşılaştığımız üslubu, savaş sonrası Amerikan edebiyatının diğer bütün öncü yazarlarının üslubu gibi renkli ve özgün.”

- Philip Roth - 

13,13 ₺ KDV Dahil
17,50 ₺ KDV Dahil
Marjorie Weissman, kardiyolog olan kocası David’in davranışlarında bir takım gariplikler fark ettiğinde bazı şeylerin ters gittiğini anlamıştı. David de otuz sekiz yaşındaki karısı Marjorie’nin Manhattan’daki tiyatro kursuna katılmasının çok da normal olmadığının farkındaydı. Ancak her ikisinin de bilmediği şey, çekingen ve aşırı kilolu kızları Julie’nin hamile olduğuydu. İşte şimdi Weissmanlar için zorlu bir yaz başlıyordu. David’in romantik, Marjorie’nin çılgın düşleriyle, Julie’nin öz saygısını kazanma çabaları ortaya inanılmaz olayların çıkmasına neden olacaktı. 

Birazcık Evli; asla unutamayacağınız, güldürürken gözünüzden yaş getirecek nefis bir roman.
20,25 ₺ KDV Dahil
27,00 ₺ KDV Dahil
Kızıldeniz’i geçme hikâyesi ne derecede doğrudur? İbranilerin çölde hayatta kalmasını sağlayan kudret helvası nasıl bir yiyecektir? Yahveh’in Sina Dağı’nın zirvesinde görünmesine hangi doğaüstü olay neden olmuştur? 

Kutsal kitabın en maruf bilmecelerine cevap bulmak ve dahası, bu bilmecelere yeniden hayat verebilmek için Gerald Messadié’nin hem yazar hem de tarihçi bakış açısına ihtiyaç vardır. Ayrıntılı notlarla zenginleştirilen ve hikâyenin aslına bağlı kalan tarihi tabloda; sorunlu kardeş Harun, ilahi hırslara kapılan kız kardeş Miryam, ilk İsrail ordusunun kurucusu olan Yuşa gibi efsanevi kişiler de yeniden betimleniyor. Romanda her şeyden önce Musa’nın olağanüstü hayatı ve göç yolculuğu daha önce hiç bahsi geçmeyen bir biçimde anlatılıyor. 

Kahramanının gücünden esinlenilerek kaleme alınan bu roman, okuyucuyu, Musa’nın önderliğinde, Vaat Edilmiş Topraklar’a ve tektanrılı dinlerin başlangıcına doğru bir yolculuğu çıkarıyor.
21,00 ₺ KDV Dahil
28,00 ₺ KDV Dahil
Bugüne kadar Musa’yı sadece efsane olarak bilirdik. Fakat asıl gerçek neydi? 
Dünyanın çehresini değiştirmeye davet eden, bir dinin kurucusu olan bu dev kimdi? Gerald Messadié, Musa’yı yazarken tüm kaynakları derleyip toparladı, bu karakteri ve ortamı oluşturmak amacıyla mistik olayların vuku bulduğu diyarları dolaştı. 

Prens Ptahmos (Musa) M.Ö. 14. yüzyılda, 1. Seti’nin hükümdarlığı döneminde doğdu. Ünlü Kral 2. Ramses’in yeğeniydi. Gençliği boyunca, firavun toplumuna bulaşan yolsuzluk ve sinizme tanık olmuştu. Daha sonra Prens Ptahmos, annesi ile “Apiru” yani “İbrani” bir işçinin arasında geçen gizli ilişkiyi ve kendi doğumu hakkındaki gerçeği keşfetti… 

Kitabın ilk cildi, dört asır süren kölelikten sonra bu halkın isyanının izini sürmektedir. Bize genç prensin, nasıl bir lidere dönüştüğünü ve Kenan diyarına gitmek için Kızıldeniz’i geçerken nasıl mücadeleler verdiğini gösteriyor. Maceralar ve zengin karakterlerle dolu, didaktizm içermeyen, net anlatımıyla dikkat çeken bu roman, sonuna açıklamalar eklenerek zenginleştirilmiştir.
21,00 ₺ KDV Dahil
28,00 ₺ KDV Dahil
Diziyi sevdiyseniz kitaba bayılacaksınız! 

Cha Seung Jo, gaddar babasından ve onu terk eden eski sevgilisi Yoon Jo’dan intikamını alsa da hiçbir zaman tam anlamıyla mutlu olamaz. Fakat kaderin cilvesiyle Se Kyung, kadınlara güvenini kaybetmiş Seung Jo’nun karşısına çıkar ve onun kapalı kalbinden içeri sızmaya başlar. 

Ancak birbirlerine açıklamaları gereken onca sır varken ikisi de ilk adımı atmaya korkmaktadır. Dünyaya güvenmediği için aşkı reddeden Se Kyung’u ve kadınlara güvenmediği için aşkı reddeden Seung Jo’yu tekrar aşka inandırabilmek için onlara hiç de tahmin etmedikleri kişiler yardım edecektir. 

Modern zamanın Alice’i kendi hikayesinin sonunu acaba nasıl yazacak?
21,75 ₺ KDV Dahil
29,00 ₺ KDV Dahil

Bir kafesin içindeydim ve bu, içine tıkılacağım kafeslerin sadece ilkiydi...

Haiti’de sıkça görülen kaçırılma vakaları çoğu kez pazarlıklar sonucu kısa sürede son bulur. Ancak varlıklı bir ailenin kızı olan Mireille Duval Jameson için durum farklıdır. Babasının fidyeyi ödemeyi reddetmesiyle genç kadını kimliği dahil bütün varlıklarından arındıran esaret başlar.

O artık hiç kimsedir. Esareti boyunca kendisine dayanma gücünü ise artık “birisi” değil “hiç kimse” olduğu düşüncesi verecektir. Bu yüzden de iki farklı kadına dönüşür:

Her şeyi hatırlayan ile her şeyi unutan…

"Roxane Gay'in en büyük başarısı, hikâyesini oturttuğu temele pek çok farklı unsuru titizlikle dahil edebilmesidir."

-The New York Times

"Bu kitapta basit bir kaçırılma olayından çok daha fazlası var. Roxane Gay romanına politik ve sosyolojik gözlemlerini de katarak ortaya oldukça gerçekçi bir hikâye çıkmayı başarmış."

-Chicago Magazine

"Kafes'i okurken duygudan duyguya geçiş yapacak, Mireille'in hayatta kalma savaşına tanıklık ederken kendinizi çoğu kez 'onun yerinde olsam ne yapardım?' sorusunu sorarken bulacaksınız."

-Cosmopolitan

18,75 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil

Beş parasızdım, vatansız bir dilenciydim. Damarlarımdaki kan lanetimdi ve geleceğim, düşmanlarımın insafına kalmıştı.

Anne Neville, ülkedeki en önemli savaşçının, Kralyapan Warwick Kontu’nun kızıydı. Ölümcül politik entrikaların ortasında kalan genç kız, Neville, York ve Lancaster Hanedanları’nın piyonu hâline gelecekti. İngiltere’nin ihtişamlı, ihanet dolu sarayında Neville’lerin yükselişi önceleri kaçınılmaz görünüyordu. Ancak Warwick Kontu’nun hırsı ve gururu, krala sırt çevirmesine neden olacak ve bütün taşları yerinden oynatacaktı. İhanet unutulmadı, aile sürgüne gönderildi.

En büyük aşkından uzakta, yabancı topraklarda aşağılanmış ve güçsüz bir hayata mahkûm bırakılan genç Anne’in, erkeklerin dünyasında ayakta kalabilmesi için sahip olduğu tek şey, cesaretiydi.

Anne O’Brien, sürükleyici romanında Anne Neville’in efsanevi hikâyesini Philippa Gregory ve Alison Weir’ı hatırlatan bir tutku ve canlılıkla anlatıyor.

Anne O’BrIen dönem romanları yazma hayalini gerçekleştirmeden önce Yorkshire East Reading’de tarih dersi veriyordu. Yazar, eşiyle beraber, evleriyle, harabeleriyle, manastırlarıyla ve muhteşem kiliseleriyle tanınan West Marches’da, on sekizinci yüzyıldan kalma bir kulübede yaşıyor

26,25 ₺ KDV Dahil
35,00 ₺ KDV Dahil

Onlarınki mahalle aşkıydı, bilmeyen yoktu. Cemal ve Süreyya’nın hikâyesi, bizim alt sokaktaki Arma Pastanesi’nde, tezgâhta son kalan acıbadem kurabiyesini paylaştıkları gün başladı. Önce Cemal, biz centilmen adamız evelallah havalarında Süreyya’ya ikram etti kurabiyeyi. Süreyya ise, utangaç bir bakışla gözlerini yere indirerek kurabiyeyi tezgâhtan aldı ve tam ortadan ikiye böldü. Biliyorum, çünkü ben de oradaydım. Hayır, pastanenin içinde değil, dışında, diğerleri kadrosunda. Hani hayatta bir kahramanlar vardır, bir de diğerleri ya, aynen o hesap.

Kocan Kadar Konuş’un yazarı Şebnem Burcuoğlu’ndan sımsıcak bir mahalle hikâyesi!

İsmi bir zamanlar Tatavla olan, Kurtuluş semtine hoş geldiniz. Büyük mağazaların sıralandığı Rumeli Caddesi’yle, fanfirikli Nişantaşı kafelerinin hemen üstünde yer alan Kurtuluş’ta, bir liracı, çiğ köfteci, turşucu, yufkacı, yorgancı, overlokçu, son ütücü, kısaca ne ararsanız vardır. Ramazan’da pide, Noel’de kurabiye, Paskalya’da çörek pişer burada. Bu semtin sayısız hikâyesi içinde en kalplere dokunanı ise Cemal, Süreyya ve Feza’nınkidir.

21,00 ₺ KDV Dahil
28,00 ₺ KDV Dahil

“Hepsi benim yüzümden oldu diye geçirdi aklından. Geçmiş onun yüzünden düşmüştü peşlerine.”

50’nin üzerinde New York Times’ın çok satan romanın yazarı, Yol ve Nefes Al romanlarını yayınladığımız Jayne Ann Krentz yine nefesinizi kesecek bir romana imza atıyor.

Madeline’in çocukluğu ve Daphne ile arkadaşlığı, derinden sarsıcı bir gecede mahvolmuştur. Neredeyse yirmi yıl sonra ölmek üzere olan bir adamın son sözleri Madeline için önemli bir uyarı olur. Sonsuzluğa gömüldüğüne inandığı sırlar keşfedilmiştir.

Madeline Daphne’ye ve sonuna kadar yardım edeceğine güvendiği tek adama ulaşır: sapkın ve tehlikeli zihinleri iyi deşifre eden güvenlik uzmanı

Jack Rayner. İleri teknoloji uzmanı kardeşi de aralarına katılınca dörtlü, gerçeği saklamak için her şeyi göze alan bir katile karşı ittifak kurarlar...

21,75 ₺ KDV Dahil
29,00 ₺ KDV Dahil

Tory Brennan ve arkadaşları, kaçırılmış kurt yavrusu Cooper’ı kurtarırken nadir görülen bir parvo virüsüne yakalandıklarından beri sıradan çocuklar değillerdi artık. Suçluların peşine düşen bir sürüye dönüşmüşlerdi.

Ancak, bir araya gelmelerini sağlayan Loggerhead Adası Araştırma Enstitüsü mali sıkıntıları nedeniyle kapanmanın eşiğindeydi; tabii, Viraller enstitüyü kurtarmanın bir yolunu bulmazsa.

Tory, eski bir Charleston efsanesini, hazinesi bugüne dek bulunamayan kadın korsan Anne Bonney’yi öğrendiğinde şansına inanamadı. Gömülü bir hazine, tam da Loggerhead Enstitüsü’nü kurtarmak için ihtiyaç duyduğu şeydi! Ancak hazinenin peşindeki, yalnızca Tory ve arkadaşları değildi. Viraller’in süper güçleri, onları beladan kurtarmaya bu kez yetmeyebilirdi.

24,00 ₺ KDV Dahil
32,00 ₺ KDV Dahil

Feryal Tilmaç, Esneyen Adam’da insanların içindekini dışarı dökme yöntemlerini odağına alıyor. Nasıl var olduğumuzu, varlığımızı nasıl başkalarına gösterdiğimizi ve bunu yaparken nelerden fedakârlık ettiğimizi kendine has üslubuyla gösteriyor. Sanat ve hayatın değirmeninde öğütülen insanın un ufak olması, zerrelerinin göğe yükselmesi ve dağılması ama her şeye rağmen bütün olan, direnip yüzyıllar öteye aktarılan bilinci vurgulanıyor. Sanat ve hayat zıddı olmayan iki kavram olarak her insanda ve her çağda farklı derecelerle kendilerini bir gösterip bir kaybolurken, Feryal Tilmaç geleceğe notlar alıyor. Bizi de şahit tutuyor: İnsan vardı, hayat vardı, sanat vardı ve hiçbiri vazgeçmeyecek olmaktan. Aynılaştığımız yerlerden nasıl farklılıkların oluştuğunu ve bunların ne kadar yaratıcı aynı zamanda yıkıcı olabileceği anlatılıyor Esneyen Adam’da.

Ödüllü yazar Feryal Tilmaç’ın üçüncü öykü kitabı diliyle, anlatımıyla, seçtiği konularla ustalık günlerinin başladığını haber veriyor.

“Okuduklarının dümen suyunda sağa sola savruluyorsun. Yine de bir onlardan eminsin. Durursan büsbütün kaybolursun. Okuyarak hiç olmazsa başkalarının cümlelerinde var oluyorsun. Çözümü sararmış sayfalardaki kelimelerde arıyorsun; kâğıdın kokusunda belki de, kim bilir?”

11,25 ₺ KDV Dahil
15,00 ₺ KDV Dahil

“Hızlı akan ve güçlü kurgusuyla okuru kendine bağlamayı başaran bir başyapıt.” -Vladimir Nabokov

Rus edebiyatının hem ilk psikolojik hem de ilk büyük romanı olan Zamanımızın Bir Kahramanı çağımızın başyapıtlarından. Yirmi yedi yaşında, bir düelloda yaşamını yitiren ve çağının önde gelen şairlerinden olan Lermontov’un Dostoyevski ve Tolstoy gibi ustaları da etkileyen eseri yalnızca Rusya’nın en büyük antikahramanlarından biri değil ayrıca edebiyat tarihinin de en önemli Byronik kahramanlarından biri olan subay Peçorin’in maceralarını anlatıyor.

“Zamanımızın Bir Kahramanı, merhametli beylerim benim, kesinlikle bir portredir, ancak tek bir insanın portresi degˆil: Bu, bizim, gelis¸iminin zirvesindeki bu¨tu¨n kus¸agˆımızın kusurlarından imal edilmis¸ bir portredir. S¸imdi bana tekrar, bir insanın bo¨yle fena olamayacagˆını so¨yleyeceksiniz; ben de size diyecegˆim ki, bu¨tu¨n trajik ve romantik canilerin var olabilecegˆine inanıyorsunuz da, Pec¸orin’in gerc¸ek oldugˆuna mı inanmıyorsunuz? C¸ok daha korkunc¸ ve c¸irkin birilerinin zihninden c¸ıkmıs¸ olanlara hayrandınız da, kendisi de birinin zihninden c¸ıkmıs¸ bu karakter niye merhametinizi kazanmıyor? Onda sizin arzu ettigˆinizden daha c¸ok hakikat oldugˆundan mı yoksa?”

15,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil

“Yalvarıyorum yaz. İki satırcık olsun yaz, ruhun altüst, sinirlerin laçka olduysa da yaz. Ama her gün. Dişlerini sıksan da, anlamsız saçmalıklar da olsa yaz. Yazmak en gülünç ve en patetik hayallerimizden biridir. Ak kâğıt üzerine kara kıvırcık çizgiler çizerek önemli şeyler yaptığımızı sanırız. Gene de senin işin bu, sadece seçtiğin değil, kaderinin sana lütfettiği işin, şayet bir kaçış yolu bulman olasıysa bulabileceğin tek kapı bu. Yaz, yaz. Nihayetinde tonlarca kâğıt atılsa bile, tek bir satır canını kurtarabilir. (Belki).”

İlk defa 1950’de yayımlanan Tam O Anda, yazarının deyişiyle metin “parçacıkları”ndan oluşuyor: Kimisi bir sayfayı geçmeyen kısa anlatıların, notların, taslakların, anıların, günce yazılarının, gündelik yaşama dair gözlemlerin, yazarın kimi konular üzerine düşüncelerinin bir araya getirildiği değerli bir tür “kişisel bohça”.

Tam O Anda, Dino Buzzati’nin yüreğini, zihnini meşgul eden meselelerle yazı aracılığıyla hesaplaşmasına dair bir yolculuk. İkinci Dünya Savaşı’nın beraberinde getirdiği umutsuzluk ortamına hiç de uzak olmayan bir dönemde kaleme alınmış bu metinlerde o ruh hali hissediliyor: Akıp giden zamana karşı koyamayışın yılgınlığı, ölümle girişilen daimi düello, bekleyiş, yalnızlık gibi Buzzati’nin poetikasını oluşturan temel izleklerle örülü hepsi. Kimi kurmaca, kimi otobiyografik olan bu metinler, yazar Buzzati’nin özündeki “insan” Buzzati’yi daha yakından tanımamıza olanak sağlayan birer yapboz parçası.

18,00 ₺ KDV Dahil
24,00 ₺ KDV Dahil

Kuzey Avrupa’nın yaşayan en büyük yazarları arasında gösterilen Dag Solstad ilk kez Türkçede.

Ellili yaşlarındaki edebiyat öğretmeni Elias Rukla için sıradan bir gündür: Yıllardır yaptığı gibi, sevdiği bir eseri (Henrik Ibsen’in Yaban Ördeği’ni) bir sınıf dolusu ilgisiz lise öğrencisine heyecanla yorumlamaya başlar. Ne var ki görünüşte küçük bir olay hiç beklenmedik bir krizi tetikleyecek, Elias’ın hayatında derin izler bırakmış bir dostluğun hatırasına dönmesine, evliliğini, kendisini ve içinde yaşadığı toplumu sorgulamasına yol açacaktır.

Mahcubiyet ve Haysiyet, yükte hafif pahada ağır, dili ve atmosferiyle akılda yer eden, okuyanların tekrar tekrar dönmek isteyeceği o özel romanlardan.

“Bütünüyle hipnotize edici, bütünüyle insancıl bir yazar.”

- James Wood, New Yorker - 

“Solstad’ın dili, eski görünen yeni bir zarafetle parıldar ve taklit edilemeyen, enerji dolu, kendine özgü bir ışıltı yayar.”

- Karl Ove Knausgaard - 

7,50 ₺ KDV Dahil
10,00 ₺ KDV Dahil

“Nantucketlı Arthur Gordon Pym’in Öyküsü, Poe’nun yazdığı en büyük eserdir.” –Jorge Luis Borges

Nantucketlı Arthur Gordon Pym’in Öyküsü, genç ve maceraperest Arthur Gordon Pym’in arkadaşı Augustus’la kaçak olarak bindiği Grampus isimli gemiyle güney denizlerine yaptığı yolculuğu anlatır. Gemide çıkan isyandan sonra Arthur ve arkadaşları hayatta kalmak için yamyamlık, açlık ve kötü hava koşullarına karşı mücadele eder.

Edgar Allan Poe’nun yayımlanmış tek romanı ve en dikkat çeken eserlerinden olan Nantucketlı Arthur Gordon Pym’in Öyküsü,  Herman Melville’in Moby Dick, H.P. Lovecraft’ın Delililiğin Dağlarında kitaplarına esin kaynağı olmuş, Jules Verne ise romanın devamını Buzlar Sfenksi adıyla kaleme almıştır.  

Güvertede korkunç cinayetler işlenirken kamarandan dışarı çıkmaya cesaret edebilecek misin? 

15,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil

“... elimde filmler, cebimde kırıntılarla dolaşmasam, ben kendimin masal kuşu olmaktan, kendi yolumu kendime kaybettirmekten kurtulur muyum?”

Uğur Nazlıcan ilk kitabı Bir Dükkânı Beklemek’te zorlamasız, etkileyici, farklı bir anlatı sunmayı başarıyor.Hansel ve Gretel’den Van Gogh’a, Siyah Kalem’den Binbir Gece’ye çağrışımlarla örülü on dört öyküden oluşan kitap, daha ilk cümleden yakalıyor okuru.

Düşünülenle olanın, gerçekle rüyanın, asılla suretin, geçmişle geleceğin birbirine erdiği, birbirinde eridiği anları yakalıyor Nazlıcan, ışıkla gölgenin kesiştiği yerde tek bir varlığın parçalanmış suretleri olan şeylerin öykülerini anlatıyor.

Aklımda çay demlemek vardı ama demleyeceğim çayı karşımda oturan çıraklığımın beğenmeme ihtimalinden korkuyordum. Çıraklığım karşısında kalfalığımın çayına güvenmiyordum. Belki şimdi burada ustalığım olsa, onun demleyeceği çayı her ikimiz de beğenirdik. Ama ustalığımın burada olmasından da korkuyordum; daha doğrusu,ustalığımın demleyeceği çayı çıraklığımın beğenmesinden ve devamında ustalığımla çıraklığım arasında doğacak şefkatten pay alamamaktan, ayrı düşmekten korkuyordum.

6,75 ₺ KDV Dahil
9,00 ₺ KDV Dahil

Kavgalar, kaygılar, umutlar, yolculuklar, zaferler, aşklar ve yanızlık... Bir tiyatro adamının kişiliğinde, Meşrutiyet yıllarından bugünlere, Türk tiyatrosunun ve sinemasının gerçek insanları, gerçek hikâyeleri: Her geçen gün daha da artan, her yenilginin ardından daha da bilenen bir tutkunun peşinde, zamana, mekâna, sevdaya ve hatta coğrafyaya meydan okuyan bir sahne insanının yaşamı, hatırasını dillendiren dostlarının, meslektaşlarının ve ailesinin serüvenine de ışık tutuyor. Farklı türlerdeki eserleriyle 1950 kuşağının önemli kalemlerinden biri olan Tarık Dursun K., ışıkların henüz yanmadığı ya da biraz önce söndüğü o zaman diliminine götürüyor okurunu; oyunun başladığı yere, sahnenin gerisine.

Sıradanlığı kabul etmeyecekti, hırslıydı, tutkuluydu, düşseverdi. Kendince değil, kendine değil, herkese; eğriyedoğruya, güzele çirkine, gence ihtiyara, kadına erkeğe, okumuşa okumamışa; yeni, bilinmedik, tanınmadık; içine girdiklerinde önce yadırgayacakları ama sonra sonra hoşlanıp mutlaka mutlu olacakları, yeniden biçimlenip yeniden kişiliklenecekleri bir dünya kuracaktı.

14,25 ₺ KDV Dahil
19,00 ₺ KDV Dahil

“Bir insan, bir gölgenin düşüdür.”
Saplantılı bir koleksiyoncu olan tarih profesörünün beklenmedik ölümüyle kurmayı düşündüğü Savaş Müzesi yarım kalır. Ondan geriye kalan karmakarışık malzemeyi nasıl bir kurgu içinde sergileyeceğini düşünen, siyahi bir baba ile beyaz bir Yahudi annenin kızı olan Luisa sadece müze kurgusuyla değil, kendi aile geçmişinin de kurgusuyla baş başa kalır. Ne de olsa, yazarın dediği gibi “tarih kurumuş kandır”, aynı zamanda “tarih bir tapu sicilidir”, “birbirini öldüren kardeşlerle doludur”, “bir çöplüktür” ve en nihayetinde “tarih bir elektroşoktur”.
Leyla Tonguç Basmacı’nın çevirdiği Davanın Reddine romanı, yayımlandığı 2015 yılında Corriere della sera gazetesi tarafından yılın en iyi kitabı, Claudio Magris yılın en iyi yazarı ilan edildi.

“Claudio Magris çağımızın en büyük yazarlarından biri.”
Mario Vargas Llosa

“Tarihin bu barbar döneminde, Claudio Magris’in yapıtları ve varlığı vazgeçilmezdir.”
George Stirner

19,50 ₺ KDV Dahil
26,00 ₺ KDV Dahil

Amerikan İç Savaşı sırasında Richmond’da esir düşen beş Kuzeyli; mühendis Cyrus Smith ve köpeği Top, muhabir Gédéon Spilett, Nab, denizci Pencroff ve genç Harbert balonla bir kaçış yolu bulacaklardır. Hayatta kalmak için birçok mücadele verip ıssız bir adaya varırlar.

Fakat açıklanamaz birtakım olaylar ada sakinlerini gizemli bir gücün varlığına inanamaya zorlayacaktır. Peki, onları sürekli gözetleyen, kritik anlarda müdahale edip kurtaran bu gücün sırrını çözebilecekler mi? Jules Verne’in başyapıtlarından biri olan Esrarlı Ada, diğer Olağanüstü Yolculuklar’a yaptığı şaşırtıcı göndermelerle dikkatli okuruna keyifli bir macera sunuyor.

24,00 ₺ KDV Dahil
32,00 ₺ KDV Dahil

Oscar Wilde’ın yayımlanmış tek romanı olan Dorian Gray’in Portresi dünya edebiyatının en sarsıcı eserlerinden biridir. Yazıldığı dönemde çok ses getirmiş ve büyük tepki çekmiştir. Wilde’ın pek çok kuruma, soyluluğa,

toplumsal adaletsizliğe ve ahlaki değerlere yönelik eleştirilerinin yanı sıra karakterlerinin derinliğiyle de yoğun bir anlatım sunar.

Dorian Gray’in Portresi genç ve yakışıklı bir adam olan Dorian Gray’in öyküsünü anlatır.

Güzelliği ressam Basil Hallward’a ilham verir. Onun arkadaşı Lord Henry ile tanıştıktan sonra, hayattaki en önemli şeylerin gençlik, güzellik ve haz olduğuna inanmaya başlar. Öyle ki kendi güzelliğini kaybetmek istemez ve sonsuz gençlik karşılığında ruhundan vazgeçer.

“Şu günlerde insanlar her şeyin fiyatını biliyorlar; fakat hiçbir şeyin değerini bilmiyorlar,” diyen Oscar Wilde’ın insana dair gözlemleri okuyucuya çarpıcı bir bakış açısı sunar.

15,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil

Kitap yazmak için odama kapandığım bir gün kendime eğitmen yaptığım kızım Zuhal yanıma geldi:

“Baba, senin bir sözün var ya.”

“Hangisi?”

“Eğitim öğrenciye saygıyla başlar.”

“Evet kızım.”

“Ben de diyorum ki, yazarlık okuyucuya saygıyla başlar.”

“Nasıl yavrum?”

“Kitabının ilk sayfasında okuyucunun gözlerine dokunmak için izin iste.”

Kızımdan aldığım o muhteşem ilhamla diyorum ki, eğer izin verirsen önce gözlerine dokunmak, sonra da yüreğine misafir olmak istiyorum.

Müsaade var mı?

18,75 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil

Önce ticari bir yazışmayla başlayan, ama çok geçmeden tutkulu bir aşk mektubuna dönüşen Milena'ya Mektuplar, Franz Kafka'nın duygularını belki de en belirgin biçimde dışavurduğu eseridir.

Yirmi üç yaşındaki Milena Jesenská oldukça yetenekli ve etkileyici bir kadındı. Kafka'nın eserlerini Çekçeye tercüme eden Milena, onun son derece karmaşık dehasını ve daha da karmaşık olan kişiliğini eşi benzeri görülmemiş bir biçimde kavrayabilmişti. Otuz altı yaşındaki Kafka, Milena'dan "Canlı bir ateş gibi o, böylesini daha önce hiç görmedim" sözleriyle bahsederdi. Kafka, en mahrem benliğini açmıştı Milena'ya ve ilişkilerinin sona ermesinin ardından, bu günlükleri saklayacağına güvenmişti Milena'nın.

"Ne kadar da kolay yazılıyor: seninle yaptığım kısa bir gezinti. Bu kadar kolay olduğu için insan utançtan yazı yazmayı bırakmalı. (...) Yanımda yürüyordun Milena, düşün, sen benim yanımda yürüdün.”

13,50 ₺ KDV Dahil
18,00 ₺ KDV Dahil
Pulitzer ödüllü yazar Upton Sinclair’in ABD tarihinde yaşanan en büyük finans skandallarından biri olan Teapot-Dome Skandalı bağlamında Güney California’dan sunduğu bu küçük kesit “Amerikan yüzyılı”nın başlangıcına işaret ediyor. 

Rüşvet, yolsuzluk, medya manipülasyonu ve usulsüzlükle beslenip büyüyen kapitalist çarkın barındırdığı çelişkiler tüm sertliğiyle hicvedilirken, bu çarkı döndüren arazi sahiplerinin, tarikat liderlerinin, petrol baronlarının, senatörlerin ve Hollywood yıldızlarının resmigeçidi okuru baş döndürücü ve provoke edici bir politik serüvene sürüklüyor.

2008 yılında Kan Dökülecek adıyla sinemaya uyarlanarak izleyicilerin beğenisini kazanan, petrol endüstrisinin temelleri atılırken kitlesel tüketim politikasının ve açgözlülüğün yaşamın merkezine oturmaya başladığı erken dönem Amerikası’nın ayrıntılı tasvirleriyle örülü Petrol!, fırsatlar çağının büyüleyici atmosferi ardında gizlenen yozlaşmayı, sınıfsal çelişkileri ve insanın ne denli canileşebileceğini gözler önüne seren bir roman.
26,25 ₺ KDV Dahil
35,00 ₺ KDV Dahil
Rüzgâr, sistemin dışladığı, modern hayatın yabancılaştırdığı, kendi kabuğuna çekilmiş biridir. İş dünyasının vahşi ortamından kaçmaya çalışırken birden karşısına çıkan bir teklifle kendisini büyülü, karanlık ve kaçışı olmayan bir planın içinde bulur. Gölgelerin özel bir anlam taşıdığı kâbuslarla dolu yaşamının sınırlarını aşıp bambaşka bir dünyanın kurallarına göre yaşamak zorundadır artık ama o hep arada kalan biri olacaktır. Yeraltı ile yerüstü arasındaki mücadelede, gizemli dünyaların ve akıl sır ermez varlıkların karşı karşıya geldiği bir savaşın ortasında kalan Rüzgâr, dünyanın kaderini değiştirecek bir rol üstlenecek ve bu uğurda birçok şeyi feda edecektir. Şeytan’ın bile tahtından edildiği büyük bir savaşta, Rüzgâr gibi sıradan birinin, bir “Gölge”nin, bir “Beceriksiz”in ne işi olabilir? 
Halit Emrah Dimici ilk romanı Beceriksiz’de, günümüzün renksiz ve tatsız dünyasından çıkardığı bir kahramanı, korkunç diyarlardan çağırdığı doğaüstü kahramanlarıyla yüzleştirerek her iki dünyayı sorgulayan bir bakış açısı sunuyor. Gizem ve gerilim unsurlarıyla süslü olan bu roman, okurları fantastik bir maceraya davet ediyor. 
“Ben her zaman bir gölgeydim. Üzerinde bir savaşın sürdüğü karanlık ve çorak topraklardan ibarettim.”
26,25 ₺ KDV Dahil
35,00 ₺ KDV Dahil
John Perry yetmiş beşinci doğum gününde iki şey yaptı. Önce karısının mezarını ziyaret etti. Sonra da askere yazıldı. 
İyi haber, insanlık nihayet yıldızlara ulaştı. Kötü haberse, uzayda yaşamaya elverişli gezegenler sayılı. Ve tabii bu gezegenler uğruna bizimle savaşmayı göze alan düşman uzaylı ırkları da var. 
Bu yüzden savaş içindeyiz biz de. Dünya’yı korumak ve yıldızlara bayrağımızı dikmek için savaşıyoruz. Dünya’dan çok uzakta, bu kanlı, acımasız, sonu gelmez savaş uzun yıllardır devam ediyor. 
Dünya izbe bir gezegen. Kaynaklarının çoğunluğu Koloni Savunma Güçleri'nin elinde. Herkes emeklilik yaşı geldiğinde onlara katılabileceğini biliyor. KSG genç insanlar değil, onlarca yıllık bilgi ve beceri birikimi taşıyan insanlar istiyor. 
Bir daha dönmemek üzere Dünya'dan ayrılacaksınız. Askerliğiniz, cephelerde iki sene sürecek. Ve hayatta kalırsanız alın teriyle kazanılmış gezegenlerin birinde kendinize ait bir yuvayla ödüllendirileceksiniz. 
John Perry bu anlaşmayı kabul etti. Nelerle karşılaşacağını bildiğini sanıyordu. Fakat evden pek çok ışık yılı ötedeki gerçek savaş, onun hayal edebileceğinden çok ama çok daha zordu ve kendisinin zamanla neye dönüşeceği daha bile garipti. 

“Yaşlı Adamın Savaşı modern bir bakış açısına sahip, klasik bir bilimkurgu romanı.” –Robert Charles Wilson 
“John Scalzi çağımızın en çok eğlendiren bilimkurgu yazarı.” –Joe Hill
22,50 ₺ KDV Dahil
30,00 ₺ KDV Dahil
“Zelazny, beni ve yazdıklarımı en çok etkileyen yazar.” –Neil Gaiman 

“Eşsiz bir hikâyeci. Türümüzün hiç görmediği kadar renkli, egzotik ve unutulmaz dünyaların yaratıcısı.” –George R. R. Martin 

“Zelazny, on parmağında on marifet olan nadir yazarlardan.” –Samuel R. Delany 

Hugo En İyi Roman Ödülü 

“BURADA, BU GEZEGENDEKİ HAYATIN SON GÜNLERİNDE, YAŞAMLA EFSANENİN KESİŞMEKTE OLDUKLARINI GÖREMİYOR MUSUN?” 

Roger Zelazny, farklı mitolojileri bilimkurgu romanlarına uyarlamasıyla pek çok yazarın yalnızca hayal edebildiği bir şeyi alışkanlık haline getirmiş eşsiz bir yazar. Yunan mitolojisiyle harmanlanan Bu Ölümsüz ise hem Zelazny’nin ilk romanı olması hem de Hugo En İyi Roman Ödülü’nü Dune gibi bir başyapıtla paylaşması sebebiyle bilimkurgudaki kilometre taşlarından biri. 

Nükleer savaş Dünya’yı neredeyse yerle bir etmiş, yalnızca dört milyon insan ve bundan çok daha fazla sayıda mutasyona uğramış canlı türü geride kalmıştır. Evrenin en güçlü uzaylı ırklarından biri olan Vegalılar için bu harabe gezegen artık turistik bir bölgeden farksızdır. 

Nüfuzlu bir Vegalıyı, Dünya’da gezdirme görevi verildiğinde tüm bilinmezliklerin düğüm noktasındaki Conrad Nomikos bu buyruğu gönülsüzce kabul eder. Bu yolculukta Conrad’ın ve Dünya’nın kaderi yeniden şekillenecektir zira ne Conrad sadece bir insandır ne de bu yolculuk yalnızca turistik bir gezidir. 

Ölümün pençesinde olan Dünya’yı bir ölümlü kurtarabilir mi? Yok olmak, esarete düşmekten daha mı iyidir?
13,50 ₺ KDV Dahil
18,00 ₺ KDV Dahil
Beyza Altay çevirisi, 
Frank Friedeberg Seeley’in önsözü, 
George Woodcock’un sonsözü, 
Yazar ve dönem kronolojisi, 
Kitaba dair görsellerle. 
İlkbahar Selleri, Rus edebiyatının büyük yazarı Turgenyev’in keskin 
gözlem gücünü dönemin Avrupa toplumlarından özgün insan 
portreleriyle yansıtan bir başyapıt. 
Dimitri Sanin, henüz yirmi iki yaşında hayattan bezmiş bir adam olarak 
çıktığı Avrupa turunda genç ve güzel Gemma’yla tanışır. Sanin’in 
naifliğine ve hesapsız iyilikseverliğine vurulan Gemma, genç adam 
için nişanlısından ayrılır ama Sanin gönlünü çoktan başkasına 
kaptırmıştır. Otuz yıl sonra yaşlı ve aklı başında bir adam olarak 
Gemma’yı, gençliğinde kaçırdığı fırsatı tekrar hatırlayan Sanin, bütün 
hayatını değiştirecek radikal bir karar alır. İlkbahar Selleri, Rusya’dan 
Almanya’ya, İtalya’dan Amerika’ya sunduğu insan portreleriyle 
etkileyici bir dönem romanı. 
“İlkbahar Selleri, estetik mimarisi ve simetrisiyle hayranlık verici bir 
yapıt.” 
HENRY JAMES 
“Turgenyev, Rus edebiyatında üslûbunun olağanüstü güzelliği 
nedeniyle çevirmekte en çok zorlandığım ama aynı zamanda 
en keyif aldığım yazar.” 
CONSTANCE GARNETT
15,75 ₺ KDV Dahil
21,00 ₺ KDV Dahil
Viola Consalvi çiçeklerle, otlarla, yapraklarla ne yapacağını çok iyi 
biliyor. Hangisini neyle karıştıracağını, hangisini hangi sorunun tedavisinde 
kullanacağını. Mesela biraz lavanta gerginliği alır. Hatmi 
çiçeği özgüven ve iradeyi düzenler. Bach çiçekleri ise biten bir 
sevdanın ardından en güzel devadır. Hepsi gereken miktarda olmalı, 
gerektiği kadar içilmeli… 
Viola çok sevdiği bitkilerden, şifalardan uzaklaşacak kadar yasta. 
Hayat ondan kocasını almış. Her şey katlanılmaz olduğunda nihayet 
gerekeni yapıyor. Kendini toplayıp üniversite yıllarını geçirdiği 
Paris’e, Montmartre’ın tepelerinde büyülü bir dünyadan kopup 
gelmiş gibi duran küçük aktara gidiyor. Burada hem bitkilerle mucizeler 
yaratıp etrafına faydalı olacak hem de acılarını sağaltacak. 
Bu güzel kokulu dünyada cesur bir kadının Paris sokaklarında 
geçmişin üstesinden gelişine tanıklık etmeye var mısınız? Peki siz 
olsaydınız ne yapardınız? Yeniden Doğmak İçin Bir Bitki Çayı Alır 
mıydınız?
24,00 ₺ KDV Dahil
32,00 ₺ KDV Dahil

İdam mahkûmu erkeklerle mektup aşkları yaşayan, bu aşkları kimi zaman evliliğe dönüştüren kadınların hikâyelerini erkeklik ve kadınlık üzerine dersler gibi okumak da mümkün. “Aslında her erkeği bir süreliğine ölüm hücresine koymak lazım,” diyor Hester “o kadar kadın dostu oluyorlar ki.” Bir erkek için onun hayatındaki en önemli kişi olmayı ve hiç bir zaman terk edilmemeyi özleyen kadınlarla, kendisine sorgusuz sualsiz bağlanacak ve ölene kadar sadık kalacak kadınlar arayan erkeklerin hikâyeleri... Özveriyle bencillik, affetmeyle kindarlık, kibirle tevazu, munislikle şiddet arasında bir sarkaç gibi sallanıp duran insan doğasına dair hikâyeler bunlar. İbretle okunuyor; okura ilişkilere ve hayata dair sorular sorduruyor.

Hepimizin içinde var olan kötülük ve iyiliğin uç noktalara savrulduklarında ne hâllere bürünebileceğine dair trajik ve komik anılardan Linda Polman’ın büyük emekle, zekice sorularla, sabırla ve sevgiyle damıtıp kotardığı bu kitabı okuduktan sonra her ilişkiye biraz daha farklı bir açıdan bakacaksınız.

-Feride Çiçekoğlu, Uçurtmayı Vurmasınlar romanının yazarı-

15,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil
Salapurya Mahallesi 1960’ların başında Londra’da Thames Nehri üzerindeki deniz evlerinde yaşayan bir grup insanın yaşamöykülerini ve yaşam koşullarını aktarıyor. Kendisi de bir süre deniz evinde yaşamış olan yazar Penelope Fitzgerald,   çeşitli nedenler yüzünden şehrin gündelik yaşamından kopmuş insanları yalın ama çarpıcı anlatımıyla tanıtıyor. Romanın başkişisi ve bir anlamda da Penelope Fitzgerald’ın kendisi olan Nenna, kocasını teknede kalmaya razı edemediği için altı ve on bir yaşındaki iki kızıyla Grace adındaki salapuryada yaşıyor. Çocuklarını okula göndermediği için rahibe, kocasıyla uzlaşmadığı için ablasına hesap vermek zorunda kalıyor. Kendisinin ve komşularının  karşılaştığı bütün zorluklara karşın direnen, özgür bir kadın olmayı başarıyor. Ta ki…
12,37 ₺ KDV Dahil
16,50 ₺ KDV Dahil
Mavi Çiçek, on sekizinci yüzyılın sonunda, Leipzig ile Berlin arasındaki taşra ve üniversite kentlerinde geçen ve sonradan döneminin en büyük romantik şair ve düşünürlerinden olan Novalis’e dönüşecek genç kız Fritz von Harderberg’in öyküsü. Tutkulu ve idealist Fritz, ‘Yüreğimin ta kendisi’ ve ‘gerçek felsefem’ dediği, bütün özlemlerinin ete kemiğe bürünmüş hali olan, on iki yaşındaki Sophie von Kühn ile nişanlanınca, ailesini ve dostlarını şaşırtan, rahatsız eden, ancak kendisini umulmadık bir mutluluğa kavuşturan bir ilişkiyi başlatmış olur. Kurgusal bir biyografi olan ve gerçek belgelere, mektuplara, güncelere dayanarak yazılan Mavi Çiçek, aşkın ve dehanın mantıksızlığına tatlı ve soyut bir alaycılıkla dokunuyor. Penelope Fitzgerald’ın bütün yapıtlarında görülen incelikli, duyarlı, abartısız anlatım bu kitapta olgunlaşmış olarak çıkıyor ortaya. İngiltere’de 1997 yılı Ulusal Kitap Eleştirmenleri Ödülü’nü almış olan bu kitapta yazar, bütün fazlalıklarından arındırılmış, ustaca yoğunlaştırılmış bir dille insana sonsuz bağışlayıcılığın, engin hoşgörünün ne kadar önemli olduğunu anlatıyor. ‘Dünya romantikleşmek zorunda. Onun özgün anlamına yeniden varabilmemizin tek yolu bu.’ Novalis’in en başta gelen düşüncelerinden olan bu ifade, ancak gerçek sanat eserlerinin başarabileceği
16,13 ₺ KDV Dahil
21,50 ₺ KDV Dahil

Bir masal... İstanbul’un masalı.

Göçlerin izinde kendini aramanın, yitirmenin, yeniden doğurmanın masalı...

Yüz yıllık bir masal. Yüz yıllık bir serüven.

Türk edebiyatının klasikleri arasında yer alan ve otuz üç dilde yayımlanan İstanbul Bir Masaldı'dakaybolan yüzlerin, seslerin, ayak izlerinin kaderinde saklı bir tarihten sesleniyor Mario Levi.

Bütün göçlerin en acıklısına, ruh göçlerine dokunuyor...

O unutulmaz İstanbul masalı, şimdi yeniden, bir daha, bir daha, bir daha başlıyor...4

31,50 ₺ KDV Dahil
42,00 ₺ KDV Dahil

Ölüm mü zaman mı, hangisi bizim büyük gizemimiz?

22. yüzyılda bir İçişleri müfettişi Soğuk İstasyon’da iki bilim adamının intiharını araştırmak üzere Ennoia Oteli’ne gelir. Müfettiş, koridorlarda insanlarla konuşan bu garip otelde farklı zaman boyutlarında farklı insanlarla karşılaşacak, intiharların gizemine zamanın, mekânın, düş ile gerçeğin o çözülemez gizemi de karışacaktır. Ennoia’da, “Yarının ve dünün asla olmadığı ebedi bir bugün”de sıkışıp kalan insanlar, farklı zaman boyutlarında edebiyat metinleri aracılığıyla haberleşmektedir.

Mehmet Açar’dan mekân, zaman, varoluş ve metinler üzerine düşünmeye çağıran, klasikleşmiş bir bilimkurgu Siyah Hatıralar Denizi.

24,75 ₺ KDV Dahil
33,00 ₺ KDV Dahil

Edebiyatımızın özgün kalemlerinden Salâh Birsel hiciv sanatının en başarılı örneklerinden birini sunuyor. Dört Köşeli Üçgen, mekânın; birey algısı bakımından kırılarak yeniden yorumlanışı, belleğin ritimlerine karşı çıkış, ahlak totaliterliğine tepki olarak koyulan birkaç karışlık mesafe...

"Değil"lerin dünyasına hoş geldiniz.

"Ben bir gözlemciyim, uluslararası bir gözlemci.
Gece uyurken bile gözlemcilik görevimi elden bırakmam.
Gazinoda oturanlar, işportacılar, memurlar, müdürler, satınalma kurulu üyeleri, şoförler, karaborsacılar, önemli derneklerin genelyazmanları, orospular, hırsızlar, aydınlar hep benim gözlemim altındadır.
Ben, bu gözlemciliğe, çalıştığım Tütün Yaprakevi'nin deposunda alıştım.
İşimin, günün yirmi dört saatinde etrafı kolaçan etmek olması beni, ister istemez, kimi gerçeklere varmağa, gerçeklerin öteki yanlarını, üçüncü yanını, dördüncü yanını, beşinci, on beşinci, otuz beşinci yanını görmeğe götürüyordu.
Benim bu görevimi çokları anlamamıştır.
Gözlem gücümü depodaki işlere açık tutuşumun, tütünlerin havalandırılması gerektiğini şeflerime haber verişimin özel bir anlamı olduğuna kulak asmayanlar:
Ulan, şuna açıkça bekçiyim desene, diye bana çıkışmışlardır."
10,50 ₺ KDV Dahil
14,00 ₺ KDV Dahil
Tanrı öldürmeyi değil, sevmeyi ve hayatı sürdürmeyi ister. 

Belçika’nın sessiz sedasız kenti Charleroi’da bombalar art arda patlıyor. Ölü ve yaralılar var. Eylemler Tanrı adına, din adına gerçekleştiriliyor. Yerel gazetede stajyerlik yapan kimsesiz Augustin, olayların ortasında kalıyor. Bir yandan asıl suçluyu bulmak için kendi soruşturmasını yürütüyor, bir yandan masum bir çocuğun nasıl teröriste dönüştüğüne şahitlik ediyor. Tüm bunları yapabilmesine yardım eden çok özel bir yeteneği var: İnsanların yüzlerinin ötesindekileri,etraflarında dolaşıp onları iyiye ve kötüye yönlendiren meleklerini ya da şeytanlarını görüyor.
29,25 ₺ KDV Dahil
39,00 ₺ KDV Dahil

Kâmuran Şipal, Orhan Kemal Roman Armağanı kazanan kitabı Sırrımsın Sırdaşımsın’dan sekiz yıl sonra yeni romanıyla okurunun karşısına çıkıyor.

Dua Çiçeği, kadın ve kızların dünyasında hayatı keşfeden bir delikanlının hikâyesi...

Şipal’in inceliklerle dolu kaleminden gönül ilişkileriyle tatlanan, çiçekli bir geçmiş zaman anlatısı.

Fadime’nin ellerinde, kendisine çaylar, kekler buyur eden uzun parmaklarında bir şey vardı sanki, bir an kendi başlarına bırakılsalar uzayacak, uzayacak, onun iç dünyasının derinliklerinde soluğu alacaktı.

Kapıyı teyzesi açtı. Geleceğinden habersizdi. Onu görünce şaşırdı. Ne yapacağını bilemeyerek bir an öylece kapıda dikildi. Ağlamaklı bir hal aldı yüzü, kendini tuttu. Sonra birden atılıp onu kucakladı, mutluluk içinde yaşanmış bir geçmişi kucaklar gibi kucaklayıp öpücüklere boğdu.

6,75 ₺ KDV Dahil
9,00 ₺ KDV Dahil

Kocasının işi nedeniyle, Cece Solarin, üç çocuğuyla birlikte yeniden başlamaya hazır bir şekilde Brighton'a gider.

Üç hafta önce, çok popüler bir ebeveyn olan Yvonne, Cece’nin çocuklarını istemediği hâlde kaydettirmek zorunda kaldığı okulun bahçesinde neredeyse öldürülüyordu.

Ebeveynler çok uçuk göründüğünden arkadaş edinme konusunda endişeli olan Cece, çocuk güvenliği konusunda da endişeye sahipti. Şans eseri, onu hoş karşılayan ve yeni hayatıyla ilgili güven veren üç farklı okul annesiyle tanıştı; Maxie, Anaya ve Hazel.

Tabii ki bu polisin yeni arkadaşlarından birinin Yvonne’u öldürmeye çalıştığına inanmasına kadar sürdü. Cece, arkadaşlarıyla birlikte casusluk yapmak konusunda isteksiz fakat gerçekleri keşfetmek ve yeni bir girişimde bulunmadan önce katili yakalamak konusunda kararlıydı.

20,25 ₺ KDV Dahil
27,00 ₺ KDV Dahil
Uçsuz bucaksız ovada yalnızlık yoldaşın olmuştu. Dost maskesi altında kim bilir kaçıncı defa sınanıyordun! Doğruların vardı senin kişilere, zamana, mekâna göre değişmeyen. İnsanları kendinle ayarlardın. En çok bu yüzden sevmezlerdi seni; bu yüzden sözünü değersizleştirmeye, ayak oyunlarıyla gözden düşürmeye çalışırlardı. Ne olurdu koridorlarda ayna gibi dolaşıp varlığınla onların küçücük dünyalarını yerle bir etmeseydin! Donuk bakışlarında nelerin saklı olduğunu kim bilebilirdi ki? Aynı mekânda, aynı havayı solumak birbirini anlamak için yeterli miydi? Bilimden arta kalan o geniş zamanlarda kapalı kapılar ardında senden söz açılırdı. “O tuhaf adam mı?” diye yüzlerinde muzip bir tebessüm belirirdi. Ahmaklığından dem vurularak ayağına gelen fırsatları geri teptiğine gülünürdü. Kafanı kitaplardan kaldırmaman, edebiyattan başka konularda konuşmaman hatta çoğu zaman suskunluğa gömülmen dert olurdu arkadaşlarına. Senin durumunda olmadıkları için şükrederlerdi hâllerine. Bu nasıl dünyaydı böyle?
10,50 ₺ KDV Dahil
14,00 ₺ KDV Dahil

Sihir, kara büyü ve kayıp ruhlar… Ürpertici sırlarıyla Savannah’da sıradan bir gün.

Bilmeyenler Savannah’nın sadece aydınlık yüzünü ve kibar sakinlerini görebilir. Fakat şehri tanıyanlar sömürge döneminden kalma binaların ve huzurlu kasaba sevimliliğinin ötesini; cadıların saygı gördüğü, büyüden korkulan ve ruhların kopup gidemediği yüzünü de bilir. Mercy Taylor ülkenin en güçlü cadı ailelerinden birinin üyesi olduğu için Savannah’nın bu doğaüstü tarafının gayet farkındadır.

Fakat yeterince güçlü değildir.

Kendine has bir büyü olmayan, yetenekli ve karizmatik ikizinin gölgesindeki Mercy halinden memnun büyümüştür. Fakat Taylor ailesinin reisi öldükten sonra gerçekleşen bir dizi talihsiz olay sonunda kendisini, aileyi kökünden sarsacak bir gizemin ortasında bulur… hem de Savannah’nın mistik temellerini sarsma gücüne sahip ve Taylor cadılarının nesillerdir uzakta tuttuğu karanlığı serbest bırakabilecek bir gizemin.

Savannah Cadıları serisinin ilk kitabı Sınır’da büyü, romantizm ve ihanet, modern ve fantastik bir hikâyeyle bir araya geliyor.

“Horn’un merak uyandıran ilk romanında Mercy Taylor’ın çözmesi gereken çok gizem var… Soluksuz bırakan hızı ve keyifli öyküsüyle müthiş potansiyele sahip.”

- Publishers Weekly -

29,92 ₺ KDV Dahil
39,90 ₺ KDV Dahil

“Pek çoklarına göre ben efsanenin cisimleşmiş haliydim; son derece olağanüstü bir efsanenin, bir masalın vücut bulmuş hali. Kimileri beni bir canavar, bir mutasyon olarak görüyordu. Büyük bir talihsizlik sonucu bir keresinde melek sanılmıştım. Annem için her şeydim, babam içinse hiçbir şey. Anneannem için kaybolup gitmiş sevgileri ona her gün hatırlatan biriydim. Ama ben gerçeği biliyordum, içten içe hep biliyordum.

Ben sadece bir kızdım.”

Aşk acısı çekmek Roux ailesinde nesilden nesile geçen bir gelenektir ve ailenin yeni üyeleri Ava ve ikizi Henry Lavender da bu zincirin son halkalarıdır. Kendi dünyasında yaşayan sessiz ikizinin aksine Ava her bakımdan normal bir kızdır; kanatlarla doğmasının dışında.

Kendine benzemeyeni sevmeyen insanlarla dolu bir dünyada, ait olduğu yeri ve tuhaf yaratılışını anlamaya çalışan genç kız, ailesinin hayatlarının ve aşklarının hikâyesinin peşine düşer; hüzünle toza, kalp kırıklığıyla kuşa dönüşen, aşk ve acıyla birbirine bağlanan büyülü kadınların.

Kendi kaderinin dönüm noktası, ailesinin hüzünlü hikâyesinin son perdesiyse yaz gündönümünde gökyüzü ikiye ayrılıp havayı yağmur damlaları ve kuştüyleri doldurduğunda gelecektir…

“Büyülü ve görkemli bir roman.”

- Publishers Weekly -

“Karanlık mizahı ve kuştüyü kadar hafif efkârıyla bu kitap, rüzgârlı, yağmurlu, uzun bir yolun ardından evin sıcaklığına varmak gibi. Bu roman, Ava’nın güzelliği iliklere işleyen karakteri ve bu dünyada farklı olmayı anlatışıyla hatırlanmalı.”

- The Guardian -

“Anlatımı tek kelimeyle muhteşem.”

- Kirkus Reviews -

“Walton’ın romanı olabilecek en iyi tuhaflıklar ve güzelliklerle dolu. Bir ailenin hayatını anlatan bu masal sevmenin, sevilmenin, tutkunun, umutsuzluğun, depresyonun, takıntının ve cesaretin çelişkili doğasını inceliyor. Benzerine rastlanmayacak, sıradanın ötesinde bir kitap okumak isteyen herkese öneriyorum.”

- School Library Journal -

“Aklınızdan çıkmayacak kadar çarpıcı bir üslup ve büyülü gerçekçilikle Ava Lavender, insan kalbinin üstesinden gelebileceği acıların derinliklerini, güzelliklerini ve korkunçluğunu keşfediyor.”

- Richmond Times Dispatch -

“Bu romanda şairane, zeki ve dürüst sesli Ava’ya miras kalmış birçok acı var. Okurlar efsane ile gerçeğin, tutku ile aşkın, var olan ile yok olanın iç içe geçtiği bir hikâyeye kendini hazırlamalı.”

- Booklist -

“Bu. Kitap. Kalbimizi. Çaldı. Hiç aklımızdan çıkmayacak kadar güzel bir rüya mı, yoksa kusursuz bir kâbus mu olduğuna karar veremedik… Tuhaf ve güzel, şiddetli ve görkemli… Okumalısınız.”

- Justine Magazine -

“Körkütük âşık olmak ve kayıp, Ava’ya ailesinden miras kalıyor. Büyülü gerçekçilik bu sıradan kızın kanatlarını çok güzel renklere boyuyor.”

- San Francisco Chronicle -

29,25 ₺ KDV Dahil
39,00 ₺ KDV Dahil

Taşları oynatan sen misin, yoksa sadece bir piyon musun?

Oyun’un yüklü miktardaki hesabını boşalttıktan sonra firar eden HP’ye lüks içindeki yeni hayatı yetmez, eskiden yaşadığı heyecanı özler. Bir yandan da nereye gitse Oyun’un nefesini ensesinde hissediyordur. Bu duygusal karmaşanın arasında bir gün Dubai’de gizemli ve çekici bir kadınla tanışıp onunla bir gece geçirir. Fakat Anna isimli bu kadın kısa bir süre sonra ölünce oklar HP’ye çevrilir.

HP bir komploya maruz kaldığını düşünür ve nedenini araştırmak üzere soluğu İsveç’te alır. Sahte bir kimlikle Anna’nın şirketine başvurur. İnternetteki bilgilerin yönetimiyle ilgilenen ArgosEye’ın bazı şüpheli uygulamaları olduğunu fark eden HP aradığı heyecanı burada bulmaya başlar. Fakat çok geçmeden şirket ve Oyun arasında ciddi bir bağlantı olduğunu keşfeder. Kaos içinde tehlikeli bir araştırmaya koyulur.

Eski sorunlarını geride bırakan Rebecca içinse yenileri çok uzakta değildir. Bir internet forumunda hakkında söylentiler çıkaran kimliği belirsiz bir katılımcının tehditlerine maruz kalıyordur.

Tüm bu yaşananlar büyük bir yapbozun ufak parçalarıdır ve iki kardeş bunları birleştirerek gerçeğe ulaşmak için tehlikeli bir yola girecektir.

“Hız kesmeden şaşırtmaya devam ediyor.”

-Sydsvenskan-

“Ustalıkla örülmüş olay örgüsüyle son derece heyecanlı bir roman. Nefeslerinizi kesecek ve interneti nasıl kullanmanız gerektiği konusunda gözünüzü açacak.”

-Dagens Nyheter -

“Bu oyun sınır tanımıyor.”

-Men’s Health -

“Anders de la Motte çağdaş İsveç polisiye yazarları arasında öne çıkan isimlerden.”

-Dagbladet-

“Olay örgüsü öyle ustaca ve etkileyici bir şekilde kurgulanmış ki son sayfaya kadar soluk soluğa okuyorsunuz.”

-Politiken-

“Gerilim ve merak duygusu durmaksızın artıyor.”

-Boras Tidning-

“İkili olay örgüsü topu birbirine attıkça bir bilgi teknolojileri güvenlik danışmanı olan yazar sosyal medyanın el altından kurumsal manipülasyonlara nasıl maruz kaldığını içeriden bir bakış açısıyla yansıtıyor ve bu çarpıcı, sanrısal yolculuğun hızını en üste çıkarıyor.”

-Publishers Weekly-

“Bu hikâye de en az ilk kitap kadar heyecan verici ve hatta daha akıcı. Üçüncü kitabı sabırsızlıkla bekleyeceğiniz kesin.”

-Booklist-

“Oyun üçlemesi günümüzün en başarılı macera romanları arasındaki yerini korumaya devam ediyor.”

-The Novel Pursuit-

“Uluslararası başarıyı yakalamak için yazılmış bir kitap.”

- Chi-

“Kaçırmamanız gereken bir üçleme.”

-Dagens Nyheter-

“Günümüz siber âleminde geçen, son derece eğlenceli ve merak uyandırıcı bir entrika.”

-Kristianstadsbladet-

“Muhteşem bir devam kitabı. İlk kitaptan bile daha iyi!”

 

“Anders de la Motte okumaktan keyif alacağınız, ziyadesiyle inandırıcı bir hikâye sunuyor. Kaos’un, ilk kitabın yükselttiği beklentileri karşılayacağı kesin.”

-Skånska Dagbladet-

“Okumaya başlar başlamaz kendinizi kaptıracak, son sayfaya nasıl geldiğinizi anlamayacaksınız… İskandinav gerilim romanları hayranları Anders de la Motte’nin Oyun üçlemesini kesinlikle kaçırmamalı.”

“Yaratıcı, akıcı ve nefes kesici bir gerilim romanı. Güçlü bir anlatımı var.”

“Anders de la Motte tedirgin edici derecede inandırıcı ve aynı zamanda bir oturuşta bitirebileceğiniz kadar ilgi çekici bir hikâye sunuyor. İsveç Polisiye Yazarları Akademisi’nden İlk Kitap Ödülü kazanan Oyun’un ardından gelen Kaos beklentileri boşa çıkarmayacak. Bir gerilim romanı olmasının hakkını vermiş.”

-Skånska Dagbladet-

“Kaliteli bir roman ve yazar bir kez daha modern siber gerçeklikte ilgi çekici bir hikâye yaratıyor. İlk sayfadan son sayfaya, ilk romanın akıcılığından hiçbir şey kaybetmemiş.”

-Kristianstadsbladet-

“Anders de la Motte iyi kurgulanmış, merak uyandırıcı ve hepsinin ötesinde orijinal bir romanla okurları bir kez daha hayretler içinde bırakıyor. Kitabı elimden bırakamadım. Yazarın en iyi yanı, kitaplarında özgün bir dili yakalıyor olması. Onun gibisi yok... Şaşırtıcı derecede enerjik ve coşkulu bir üslubu var.”

-DAST Magazine-

“Bir bilgisayar oyunu oynuyormuşçasına geriliyorsunuz, elden bırakmak mümkün değil.”

-Metro-

“De la Motte akıllardan çıkmayacak bir isim… Üçüncü kitabı sabırsızlıkla bekliyoruz!”

-Magazyn T3-

“Kaos başından son sayfaya kadar tempoyu kesinlikle düşürmüyor.”

“Yerlerinizi alın ve kemerlerinizi bağlayın. Alternatif Gerçeklik Oyunu’na başlıyoruz.”

29,92 ₺ KDV Dahil
39,90 ₺ KDV Dahil

Büyücü loncasi’nin kabul ettiği genç bir sokak kizi

Tüm dünyayi yok edebilecek, dehşet verici bir entrika

“gerçeği öğrenmek istiyorsun…”

Sonea beş parasız bir sokak çocuğu olduğu günlerden beri çok şey öğrenmiştir. Büyücü Loncası’nda kendine yer edinmiş, diğer çırakların saygısını kazanmıştır. Fakat hiç öğrenmemeyi dilediği şeyler de vardır… Gizemli Yüksek Lord Akkarin’in yeraltı odasında şahit olduğu olay ile kadim ve korkutucu bir düşmanın Lonca’yı yakından gözlemeye başladığı bilgisi gibi.

Yüksek Lord’un onunla paylaştığı dehşet verici bilgileri görmezden gelemeyen Sonea, bir yandan da Akkarin’in, gücünü karanlık emellerinde kullanmak için onu kandırmaya çalıştığından korkmaktadır. Zira geleceğinin Akkarin’in ellerinde olduğunu ve gerçekten başarılı olmak istiyorsa karanlığı kullanması gerektiğini bilmektedir… Tabii hayatta kalabilirse.

37,43 ₺ KDV Dahil
49,90 ₺ KDV Dahil

Beklenmedik bir koca Bir mantik evliliği

Tutku en büyük servetten daha çekicidir.

Londra, 1818. Leydi Gillian Marley pek istemese de bir koca bulmak zorundadır. Hem de hemen. Amcasının vasiyetini yerine getirebilmek için doğum gününden önce evlenmelidir, yani uygun bir eş bulmak için iki ayı vardır. Adaylar listesinin başındaki Shelbrooke Kontu yakışıklı fakat gizemli bir asilzadedir ve Gillian onu evliliğe ikna etmenin ne kadar zor olabileceğinin farkındadır.

Gillian’ın güzelliğine kapılmamak zor olsa da Richard Shelton’ın istediği son şey mantık evliliğidir. Söz konusu mirasın cazibesine rağmen Richard asıl hazinenin Gillian olduğunun farkındadır ve onun aralarındaki kıvılcımı görmezden gelmesine izin vermeyecektir. Artık onu her anlamda eşi yapmak için sadece iki ayı kalmıştır. Üstelik ortada onları skandala sürükleyebilecek önemli bir sır da vardır… Müstakbel eşler tüm bu imkânsızlıkları aşıp “mantıklı” bir evliliğe yelken açabilecekler mi?

“İçten, incelikli ve ilgi çekici.”

- Julia Quinn, The New York Times çoksatan yazarı -

28,50 ₺ KDV Dahil
38,00 ₺ KDV Dahil

Onlara her şeyi anlattım. Evsiz adamın bedeninin suda yüzen bir paçavra yığınına benzediğini anlattım. Polisin onun sarhoş olup suya düştüğünü zannettiğini anlattım. Onlara onun öldürüldüğünü düşündüğümü anlattım. Bir cinayet işlenmişti ama polis hiç umursamıyordu; ne de olsa ölen bir evsizdi.

Oysa Kieran’ın umurundaydı. Bir söz vermişti ve bir şeyi yüksek sesle söylediğinizde bunu gerçekten yapmanız gerekir. Küçük çocuk bu yüzden, güçlü gözlem yeteneği ve bildiği tüm dedektiflik sırlarını kullanarak Colin’e ve artık evlerine gelmeyen büyükannesine neler olduğunu öğrenmeyi kafasına koymuştu.

Ancak Kieran Woods gibi çizim yapmakta çok iyi, uyum sağlamakta çok kötüyseniz dedektiflik epey zordur. Bir de sadece sokakta değil, kendi çatınızın altında bile tehlikeli sırlar saklanıyorsa…

26,25 ₺ KDV Dahil
35,00 ₺ KDV Dahil

Hayatim koca bir yalandan ibaret. Ölü bir kiz hakkinda ustaca dokunmuş bir hikâyeden başka bir şey değilim. Onun yasini bitirerek hayatini sonlandirmak üzere getirildim ancak bu süreçte kendi hayatimi unuttum. Artik hiç kimseyim.

Quinlan kendini bildi bileli sürdürdüğü yasbitirenlik görevinde çok başarılıdır. Çıkardığı iş hem babasının hem de departmanın takdirini kazanmıştır. Fakat kendi evinde de aynı rolü oynadığından habersizdir. Yalanlar ve sahte arkadaşlardan oluşan bir labirentte kendini nasıl bulacağını ve böyle bir durumda kime güvenebileceğini bilemez.

Quinn kimliğini açığa çıkarabilmek için acı gerçekle yüzleşmelidir: Bir intihar salgınını durdurmak için yapılan deneyde kobay olarak kullanılmıştır. Geçmişindeki sırlar salgının tedavisinin anahtarını içinde barındırmaktadır. Fakat Quinn tedaviden ibaret biri olmak istemez. Departman peşindeyken, salgın yayılırken ve kimseye güvenemezken genç kız aradığı cevapları bulabilecek mi?

29,92 ₺ KDV Dahil
39,90 ₺ KDV Dahil
Locus En İyi Roman Ödülü 
Hugo En İyi Roman Ödülü Adayı 

Yaşlı Adamın Savaşı ve Kırmızı Üniformalılar kitaplarının ödüllü yazarı John Scalzi’den soluk soluğa, yepyeni bir uzay macerası! 
Akım keşfedilene kadar ışık hızından daha hızlı yolculuk etmek, fizik kurallarına göre mümkün değildi. Akım’dan sonra ise insanlık onu kullanarak birbirlerine milyonlarca ışık yılı uzaklıktaki farklı yıldız sistemlerine yerleşmeye başladı ve artık bin yıllık olan imparatorlukları Bağlılık’ı kurdu. İmparatorluğun ayakta kalabilmesi için de bağlantıyı sağlayan Akım nehirleri şarttı; bu sayede hem birbirlerine ihtiyaç duyuyor hem sistemlerarası savaş engelleniyor hem de imparatorun tek güç sahibi olarak kalması sağlanıyordu. 

Akım nehirlerinin sebebi tam olarak anlaşılamamış yok olma süreci başladığında ise İmparatorluk ve bütün sistemleri risk altına girdi. Bu durumu fark eden bir Akım fizikçisi, bir uzay gemisi kaptanı ve Bağlılık İmparatoriçesi, çöküşünün eşiğinde olan imparatorluğu, daha da önemlisi soyutlanacak olan sistemlerdeki insanları kurtarmak için ellerinden geleni yapacaklardı. 

“Taht Oyunları ve Dune hayranları bu müstehcen, acımasız ve zekâ dolu romana bayılacaklar.” –Booklist 

“Scalzi, kendi tarzı olan güldürürken düşündüren bilimkurgu aksiyonunu yazmakta karşı konulamayacak kadar iyi olmaya devam ediyor.” –Kirkus Reviews 

“İnanılmaz eğlenceli bir roman. Bitti diye çok üzüldüm.” –Roxane Gay 

“İmparatorluğun Çöküşü muazzam bir bilimkurgu macerası.” –Will Wheaton 

“John Scalzi çağımızın en çok eğlendiren bilimkurgu yazarı.” –Joe Hill
24,00 ₺ KDV Dahil
32,00 ₺ KDV Dahil
Dostlar... 
Çalışma ahlâkına karşı öncü isyan hareketinin temellerini oluşturan 
bu sempozyumda, insanın materyalizmden arındırılmasıyla ucuz 
yemek yemenin yolları gibi konuları gündeme getirerek ele alınmasını 
sağlamaya çalışacağım. 
Yaşasın Tüm Ülkelerin Serserileri... 
Yaşasın Yolların Filozofları... 
“Tüm Ülkelerin Serserileri Birleşiniz…” 
Vecdi Çıracıoğlu tek katmanlı bir edebiyatla mücadeleye girişiyor; yeni 
katlar çıkıyor, sonra birden yeraltına dalıyor ve karınca yuvası gibi 
bir roman yaratıyor. Islak kibritle ateş yakabilenlerin, mantarlı şişeyi 
aletsiz açabilenlerin ve yokuş yukarı zikzak çıkabilenlerin toplanacağı 
bir sempozyum ancak böyle bir romanda gerçekleştirilebilirdi. 
Serseri Standartları Sempozyumu yerleşik ütopya anlayışını altüst 
eden, Bilge Serserilerin kendi “yokülke”lerini yarattığı bir “tuhaf 
roman”.
24,00 ₺ KDV Dahil
32,00 ₺ KDV Dahil

“Isabel Mellado’nun romanı; profesyonel bir kemancı ve son derece zeki bir kadının bakış açısından, aile hayatı, aşk ve müzikal dünyasına ilişkin poetik bir bakış açısı sunuyor. Anlatıcının içsel konuşmalarıyla ilerleyen, içerisinde ince psikolojik ayrıntılar serpiştirilmiş, ani şiir patlamaları bulunan, bilgeliğin dokunaklı incileri ile bezenmiş, oldukça eşsiz, yer yer hiciv ve sıklıkla ironik bir mizah içeren, keskin diyaloglarla kısa ve öz yazılmış fantastik bir hikâyeye tanık oluyoruz.”

- Fernando Aramburu -

“Titreşim’in ilk birkaç sayfasını okuduktan ve karakterlerin akıl almaz şeffaflığı ve yaşananların ortaya çıkışındaki güzelliği fark ettikten sonra düşündüğüm şey: Kitabı bitirir bitirmez o dünyayı özleyeceğim.”

- Samanta Schweblin -

22,50 ₺ KDV Dahil
30,00 ₺ KDV Dahil
Fransız edebiyatının sıradışı kalemi Henri Michaux, 30’lu yılların başlarında gerçekleştirdiği uzak Asya yolculuğunu Asya’da Bir Barbar’da anlatıyor. 

“İki hayal arasındaki gerçek” olarak adlandırdığı bu yolculuk sırasında, yaşamında ilk kez gördüğü topraklardan ve halklardan edindiği izlenimleri kendi gerçeklik süzgecinden geçirerek özümsüyor. Bu halklar ile Batı Avrupa halklarının farkları ve Avrupalıların onların kültürel pratiklerinden öğrenebilecekleri şeyleri iyi niyetli fakat uzlaşmaz bir bakış açısıyla, esprili bir dille anlatıyor. Bir başkasının yolculuğuymuş, bir başkasının keşifleriymiş gibi bir yandan kendisini yabancılaştırarak, bir yandan da Batılı perspektife yabancılaşarak tuttuğu bu yolculuk güncesinde hakim kanıyı alaşağı edip Batı’nın barbarlığını şiirselliği elden bırakmadan vurguluyor. 

Hindistan, Endonezya, Çin ve Japonya topraklarında kaleme aldığı bu güncenin direncine ve kişilikli tarzına bizzat yenik düşen Michaux, okurları etkisi altına alacak metniyle ilk kez Türkçede... 
12,00 ₺ KDV Dahil
16,00 ₺ KDV Dahil

“Genazino'nun eserlerinde çağdaş Alman edebiyatındaki hüznün,
melankolinin ve can sıkıntısının en derin hallerinden biri görülür.”

–Svenja Frank-

 

Kıyamet hakkında seminerler vererek hayatını zar zor kazanan elli iki yaşında bir adam ve onun birbirlerinden habersiz iki sevgilisi: Sandra ve Judith. Mükemmel bir Genazino romanı için gereken her şey işte bu kadar...

Yıllar önce başarısız bir evlilik yapan kahramanımız bu iki kadından hangisi ile yaşamak istediğini daha sık düşünmeye başlar ve işler iyice sarpa sarmadan bir karar vermek zorundadır. Sandra ve Judith ikilemini neredeyse bir yazı tura atışıyla çözecek kadar çıkmaza giren isimsiz kahramanımız aynı zamanda yaşam, toplum, aşk, geçmiş gibi konular hakkında ilginç gözlemler yapar, tuhaf işlere kalkışır. Böylece Aşk Aptallığı, kafası karışık bir adamın portresinden ziyade, daha derin bir meseleyi sezdiği halde bunu bir türlü çözemeyen zeki ve hüzünlü bir adamın hikâyesine dönüşür. 

Özden Özberber'in Almanca aslından çevirdiği Aşk Aptallığı ile Genazino, yine bildiğiniz gibi..

 

15,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil

“Zaman her şeyi silip süpürür.”

Eserleri yirmiden fazla dilde okunan Norveçli yazar Erlend Loe’nun unutulmaz bir modern zaman figürüne dönüşen kahramanı Doppler yuvaya dönüyor. Doppler romanının devamı niteliğindeki Bildiğimiz Dünyanın Sonu ormanın derinliklerinden sistemin derinliklerine uzanıyor: Çemberin içinde duramayanların bütün oyunlardan kovulduğu bir dünyada özgür kalmak mümkün mü?

Ormanın derinliklerinde geçirdiği macera dolu ayların ardından bir ailesi olduğunu hatırlayan Doppler, geyiği Bongo’yu boynuzlu hayvanlar barınağına bırakıp soluğu Oslo’da alır. Kendisini ölesiye özlediklerine inandığı karısına ve çocuklarına kavuşacağı için çok heyecanlıdır ama küçük bir problem vardır: Onca yıllık posta kutusunun üzerinde “Andreas Doppler” değil, “Egil Hegel” yazmaktadır! Dibe vurduğunu düşünür ama aşağılanma nedir, görmemiştir henüz..

Hafiflemiş ve özgür hissediyordu kendini. Gerçekten özgür. Borcu yoktu, işi yoktu, yükümlülükleri yoktu. Sadece kendisi vardı. İyisiyle kötüsüyle. Ve güzel bir geyiği. Vergi dairesinin bisiklet parkına bağladığı Bongo’yu çözdü ve durup üst katlara baktı.

Her yerde toplantılar yapıldığını varsayıyordu; bu toplantılar ki, hem araştırmalar hem de deneyimler sonucu yalnızca yersiz olmakla kalmıyor, doğrudan verimi de baltalıyordu.

Bongo’ya tırmanırken yüzüne bir gülümseme yayıldı. Artık bu hayattan elini eteğini çekiyordu.

13,50 ₺ KDV Dahil
18,00 ₺ KDV Dahil

Huzurlu ve anaç Bayan Ramsay ile hüzünlü olduğu kadar gülünç de olan Bay Ramsay, çocukları ve misafirleriyle birlikte tatil için Skye Adası'na giderler. Civardaki deniz fenerine yapılacak ziyareti dört gözle bekleyen Ramsay'lerin en küçük oğlu James, havanın bu ziyarete izin vermeyeceğini söyleyen babası tarafından hayal kırıklığına uğrar ve gezi ertelenir. Gezi ancak yıllar sonra, savaşın toplumu, bilhassa Ramsay ailesini kökten değiştirdiği bir dönemde ve farklı koşullar altında mümkün olacaktır.

Virginia Woolf bilinç akışı tekniğini başarılı bir biçimde kullandığı Deniz Feneri adlı eseriyle, okuyucuyu, karakterlerin iç dünyasında esrarengiz bir yolculuğa çıkarır. Ayrıca Woolf, kadın ve erkek arasındaki çatışmaları ve aile hayatının gerilimlerini, kendi hayatında tanık olduğu hayal kırıklıklarıyla ve acılarla çarpıcı ve etkili bir bağ kurarak irdeler. Yazarın kendi yaşamından da izler taşıyan bu eser insanın değişime nasıl ayak uydurduğunu, onu nasıl karşıladığını çarpıcı bir şekilde ortaya koyar.

11,25 ₺ KDV Dahil
15,00 ₺ KDV Dahil

Kay Donovan, sırtında taşıdığı geçmişini arkasında bırakıp kendine yeni bir hayat kurma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir. Geçmiş geçmişte kalmış, yeni bir Kay yaratmayı başarmıştır. Şimdi o, en yakın arkadaşlarıyla beraber, yatılı okuduğu kolejin popüler kızları arasında yer alan bir futbol yıldızıdır.

Ancak okuldaki öğrencilerden birinin ölümü, Kay’in özenle inşa ettiği yeni hayatında büyük sarsıntılara yol açacaktır. Başta intihar gibi görünen olay, bir cinayet soruşturmasına dönüşür. Artık Kay bu cinayet soruşturmasının kesişme noktasındadır. Üstelik o ve arkadaşlarından intikam almak amacıyla kurulduğu anlaşılan bir internet sitesi işleri daha da karıştırır. Kay kuşkusuz hayata tutunmak için elinden gelen her şeyi yapacaktır. Fakat onca yalanın ardından, gerçeklerin peşinden koşmak hiç de kolay olmayacaktır.

21,00 ₺ KDV Dahil
28,00 ₺ KDV Dahil

Sophıa

Beyni hesap makinesi kadar hızlı çalışan gerçek bir dâhi. ama dâhi olmak, hayatın sıradan sorunlarıyla başa çıkmasına yetmiyor. nasıl yapıldığını çözdüğü ama kim tarafından yapıldığını çözemediği tatlı sürprizler, kafasındaki tüm formülleri işe yaramaz hale getiriyor.

Joshua

Bütün zamanını sihirbazlık numaralarıyla ve sophia’nın kalbini nasıl kazanacağına dair planlar yaparak geçiriyor. en büyük numarası felaketle sonuçlanınca, bir dâhiyi kendine nasıl aşık edeceğinin formülünü aramaya başlıyor.

sihirbazlıkta olduğu gibi, aşkta da zamanlama her şeydir.

“bu iki dışlanmış dâhinin dayanılmaz çekimleri çok zekice, komik ve sihirli.”

Lawrence Leung -

“sophıa ve joshua’nın hikâyesi beyninize ve kalbinize kazınacak.”

Wıll Kostakıs -

18,75 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil
Her yıl onlarca kişi gemilerde kayboluyor. Üstelik arkalarında bir iz bile bırakmadan. Onlar Yolcu 23'ler. Bu da onların hikâyesi. 

Burada kim olduğunuzun, kaç yaşında olduğunuzun bir önemi yok. 

Eğer çok kötü bir şey yaptıysanız sıradaki Yolcu 23 siz olabilirsiniz. 

Gemiye hoş geldiniz. 

Polis ve psikolog olan Martin Schwartz, beş yıl önce karısını ve oğlunu kaybetmiştir. Bu üzücü olay, onların Sultan of the Seas adlı yolcu gemisindeki seyahatlerinde gerçekleşmiş ancak kimse Martin'in ailesinin ölümü hakkında ona net bilgi verememiştir. 

Hayatındaki en önemli insanları kaybettikten sonra Martin büyük bir psikolojik yıkıma uğrar. Gizli polis olarak çalıştığı her davaya gözü kara bir şekilde dalıp kendini uyuşturmaya, acısını bir nebze de olsa unutmaya çalışır. Ummadığı bir anda, kendisini gerilim yazarı olarak tanıtan yaşlı bir kadından telefon alır. Kadın ona Sultan of the Seas gemisine mutlaka binmesi gerektiğini, orada ailesinin başına gelenleri aydınlatacak ipuçlarının olduğunu söyler. Aslında Martin o gemiye binip acı dolu geçmişiyle yüzleşmekten korksa da merakına yenik düşer ve yine aynı gemide kaybolmuş küçük bir kızın, elinde kendi oğluna ait bir oyuncak ayıyla ortaya çıktığını öğrenir. 

“Sinirleri zayıf olanlara hiç uygun değil!” 

-Südhessen Wochenblatt 

“Yolcu 23'ün güvertesine davetlisiniz. Ancak sizi uyarayım: Sadece cesur olanlar bu okuma yolculuğunu tamamlayabilir.” 

“Bu kitap sessiz, sakin yerlerde yaşamayanlar ve kolay kolay korkmayanlar için uygun. Fitzek'in romanlarını okumak için akşamları televizyonu kapatmaya değer. Onun kitapları, ekranlardaki birçok programdan çok daha iyi.” 

-Maren Keller 

“Derin sularda geçen sarsıcı bir psikolojik gerilim romanı. Sebastian Fitzek yalnızca gerçekliğin değil, hayal gücünün de sınırlarının dışına çıkmış.” 

- Christine Brand 

“Fitzek, Almanya'nın en sevilen ve çoksatan yazarlarından biri. Aynı zamanda da kalemi en güçlü ve yetenekli psikolojik gerilim yazarlarından. İnsanın tüylerini en çok ürperten yazar olduğunu da unutmamalı.” 

“Fitzek bu kitabında okuyucularını bir gemiyle seyahate çıkarıyor. Bu seyahatte ne dinlenmek ne de derin suların keyfini çıkarmak mümkün. Elinizden düşürmeyeceksiniz.” 

“Fitzek'in gerilim romanı Yolcu 23 her an tüylerinizi diken diken ettirecek bir hikâye sunuyor.” 

-Lausitzer Rundschau
29,92 ₺ KDV Dahil
39,90 ₺ KDV Dahil

“Eğer sen, sevgili okur, arada sırada birçok olaya içinden gelerek gülümsediysen ne mutlu; demek ki sen bu sayfaların yazarının arzu ettiği ruh hali içindeydin ve böylece birçok bakımdan onu mazur görebilirsin!”

E.T.A. Hoffmann’ın ilk olarak 1819’da yayımlanan bu masalı, Aydınlanma’nın “ithal” edildiği ve akabinde şiirin yasaklanıp perilerin  sınır dışı edildiği, masalların hor görüldüğü bir diyarı anlatıyor. Ülkede kalabilen tek peri Rosabelverde günlerden bir gün ormanda sırtında küçük oğlunu taşıyan bir köylü kadınla karşılaşır. Köylü kadının oğlu Zaches, sevimsiz, kötü huylu, çirkin ve annesinin bile tahammül edemediği bir hilkat garibesidir. Peri, merhamet duyduğu oğlana bir tılsım bahşeder: Bundan böyle, bu tuhaf yaratık kendisine bakan insanlar tarafından dünya güzeli ve akıllı bir insan olarak görülecektir. Küçük Zaches, büyüyüp muhteşem Zinnober olarak başarı merdivenlerini birer birer tırmanır, olaylar gelişir...

Alman edebiyatının klasikleri arasında yerini alan Küçük Zaches Namıdiğer Zinnober, gerçeklik ile masalsılığın usta bir dengeyle harmanlandığı, Aydınlanmacı akla yönelik kimi zaman körlüğe varan tutkunun satirik bir üslupla eleştirildiği bir başyapıt.

11,63 ₺ KDV Dahil
15,50 ₺ KDV Dahil
Dünya edebiyatının en yetkin ve üretken kalemlerinden Fernando Pessoa’nın bir dergide sessiz sedasız yayınladığı tek anlatısı olan Anarşist Banker, Pessoa evreninin tüm dünya dillerinde köşe taşlarından biridir. 
 
Antikçağ felsefesine özgü diyalog yöntemiyle sofizmin ve paradoksların gücünü maharetle kullanan, keskin bir retorik sergileyen mizah yüklü bu metin, kışkırtıcı paradokslarla ve abese varan akıl yürütmelerle zihnin sınırlarını zorlar. Bir yandan hâlâ içinde yaşamakta olduğumuz burjuva toplumun ikiyüzlülüğüne ve yalanlarına, paranın ve gücün tahakkümüne, diğer yandan ise bu düzeni yıkma iddiasındaki düşünce ve hareketlerin benzer bir tahakkümü yeniden örgütleme potansiyeline edebiyatın sınırları içinde ışık tutar.  
 
Anarşist Banker, ustalıklı diyaloglar ve leziz görüş alışverişleriyle dokunmuş, berrak ve akıcı, yayınlandığı dönemden ziyade günümüzde ses getirecek türden, infilak gücü yüksek, yakıcı ve zihin açıcı bir metin.
9,00 ₺ KDV Dahil
12,00 ₺ KDV Dahil

Labirent ve Açlık Oyunları bu sarsıcı seride buluşuyor!

“Labirent ve Kuralsız serilerinin hayranları için mükemmel bir tercih.”

-VOYA

“Bu kitapta bir sürü şaşırtıcı şey oluyor. Macera seven herkese tavsiye!”

-Bookworks

Her gece aynıydı, rüyalarımda tenis sahasının altındaki sığınağa zincirlenmiş çocukları görüyordum. Unutamıyordum.

Bu zaten kötü bir anıydı ve rüyalarım bunu sadece daha kötü hale getiriyordu. Özgürlük Kampı’na geri dönmeli ve tüm tutsakları kurtarmalıydık.

Daha Aşağılar’ın ve Kız Kardeşler’in hâlâ kamplarda tutulduğunu bilirken Kitap, Hope ve Kedi özgür yaşamlarına devam edemezler. Ancak düşmanlar gölgeler içinde gizlenirken bir kurtarma görevini hayata geçirmek de hiç kolay değildir. Beklenmedik müttefiklerin ortaya çıkışı her şeyi değiştirir ama bunun da bir bedeli vardır…

Peki ölüme doğru yol alan arkadaşlarını kurtarmak için ne kadar ileri gideceklerdir?

22,50 ₺ KDV Dahil
30,00 ₺ KDV Dahil
Elçin Kafa romanında kendine has, etkileyici üslubuyla bir cephesiyle masal diyarı, diğer yanıyla romantizme büsbütün uzak gerçeklerin ve kanlı olayların ülkesi Güney Kafkasya’da 1800’lerde Rusya’nın da dahil olduğu çatışmaları ve tarihi olayları ele alıyor. Bunu yaparken de başköşeye “Elçince” ahlaki sorunları yerleştiriyor: İyilik ve kötülük, cefa ve merhamet, bireyin devletle ilişkisi, insanın davranış ve sözlerinden sorumluluğu, anlaşmazlıkların, çekişmelerin yol açtığı dramlar. Elinizdeki roman tarihi bir belgeselden ziyade keskin, kusursuz bir felsefi eser.
12,00 ₺ KDV Dahil
16,00 ₺ KDV Dahil

Gerçekler acıdır; acıtır, incitir…

 

Tam da hayatının yoluna girdiğini sandığı günlerde, önce annesinden gelen bir haber, ardından eski bir şapka kutusunda bulduğu mektuplar…

 

Derya’nın, iki yıldır sümenaltı edilen gerçekleri bir tokat gibi öğrenmesi, onu dünyanın bir megakentinden ötekine savuracak, kaderi onu sarı bir sonbahar günü, 

açılıp açılmayacağını bile bilemediği bir demir kapının 

önüne kadar taşıyacaktır.

 

Genç kız, acaba gizem dolu bu perdenin ardına geçebilecek midir? Öğreneceklerini kabul edebilecek, kabul etse bile sindirebilecek midir?

 

O kapı açılırsa elbette…

 

Dönüş, aldatmanın, aldatılmanın, affetmenin, acıtan gerçeklerin romanı.

18,75 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil