Mary Beard bu cesur kitabında sık sık kendisi de dâhil dünyadaki bütün kadınlara dil uzatan ve onları küçük düşürmeye çalışan kadın düşmanlarına ve internet saldırganlarına sesleniyor. Kadın düşmanlığının izlerini antik köklerine kadar takip ederek cinsiyet tuzaklarını ve zamanın başlangıcından beri güçlü kadınlara yapılan haksızlıkları inceliyor. Homeros’un Odysseia’sına kadar uzanarak kadınların günlük yaşamda liderlik rollerinden uzak tutulduğuna, topluluklara hitap etme hakkının erkeklerin tekelinde olduğuna dikkat çekiyor. Medusa’dan dili kesilen Philomela’ya, Hillary Clinton’dan yerine oturması söylenen Elizabeth Warren’a kadar örneklerle Beard, kadınların iktidarla ilişkisine dair kültürel varsayımlarımız ile güçlü kadınların erkek şablonuna uymayı reddetmesi gereken bütün kadınlar için önemli birer örnek teşkil etmeleri arasında aydınlatıcı paralellikler yakalıyor. Sosyal medyada karşılaştığı cinsiyetçi saldırılardan yola çıkan yazar hepimize şu soruları soruyor: Eğer kadınların, iktidar yapılarına dâhil oldukları düşünülmüyorsa, yeniden tanımlamamız gereken şey iktidar değil midir? Ve bunun için daha kaç asır beklememiz gerekiyor?

“Seslerini çekinmeden yükseltmeleri, harekete geçmeleri ve güçlerini yeniden tanımlamaları için kadınlara yapılan karşı konulmaz bir çağrı.”

-People-

“Tecavüzün, silahların olmadığı, kadınların susturulmadığı bir ortamda güç nasıl bir şey olurdu?”

-Guardian-

31,92 ₺ KDV Dahil
39,90 ₺ KDV Dahil
“Bizim çarşı esnafı çoğunlukla okunmuş gazeteleri un ve suyla yapıştırıp kese kâğıdı olarak kullanır. Kese kâğıtları o gün bütçenizin el verdiği alışverişi dışarı vurmaz, saygılıdır, içindekileri meraklı gözlerden gizler. Her birinin gizli bir öyküsü de vardır. Ev kadınları, yaşlılar, yaz tatilinde çocuklar ev bütçesine katkıda bulunmak için kese kâğıdı yaparlar, filelerine koyup kimse görmeden alıcılarıyla buluştururlar. Fileyi taşıyan kişiyle kese kâğıdı yapanların öyküleri birbirine sarılır.” 

Tomris Alpay, 1950’li yıllar İstanbul’undan kadın hikâyeleri anlatıyor bize. Gülsün’ün, Agavni’nin, Zilha’nın, Nurhayat’ın, Eleni’nin… Üzerinden sürgünler, yangınlar, aşklar, özlemler geçen hayatlar. Üstü güzelce örtülüp fırına gönderilen tepsiler, bahçeler, renkli ampuller, akşamsefaları, kediler…
11,20 ₺ KDV Dahil
14,00 ₺ KDV Dahil

“Akşam eve döneceğimiz saate göre rota belirlemek, evden çıkarken şehrin nerelerinden geçeceğimize göre kıyafet seçmek gibi gündelik hayatımıza dair ayrıntılar yanında bir de pek görünür olmayan konular var: ekonomik imkânlarımız dolayısıyla seçme imkânımız varsa, şehrin neresinde oturmak daha güvenli ve rahat? Mahalle hayatı, çocuğu olan bekâr bir kadın için siteye göre daha mı güvenli? Yaşadığımız yerde çevremizle kuracağımız ilişkilerin sınırları olmalı mı? Erkek arkadaşlarımızın eve girip çıkması sorun olur mu? Ailemizin ya da arkadaşlarımızın oturduğu mahallede yaşamak, kolaylaştırıcı olabilir mi?”
Şehirde yalnız yaşayan kadınlar, fizikî şiddet tehdidiyle sınırlı olmayan korkuların kıskacındalar, çoğunlukla. Adeta davranışlarına, bakışlarına sinmiş bir ihtiyatla yaşıyorlar. Gözetilmiyor ama gözetleniyorlar. Sadece sosyal ilişki rejiminin ve mekânların “erkekliği” değil, bekâr kadınların sosyal politikaların menzili dışına itilmiş olması da, onların yaşamını zorlaştırıyor. Oysa, yalnız  yaşayan -kimisi de çocuklu- kadınların varlığı, özellikle büyük şehirlerde giderek genişleyen bir vakıa.
Ceren Lordoğlu, mekâna feminist açıdan bakan çalışmasında, İstanbul’da farklı sınıfsal ve kültürel konumlardan bekâr kadınların bu meseleyle nasıl baş ettiklerini inceliyor. Nasıl taktikler geliştiriyor, arkadaş, aile, komşuluk, mahalle ilişkilerini nasıl kuruyor ve nasıl hissediyorlar?

 

 

21,20 ₺ KDV Dahil
26,50 ₺ KDV Dahil
Uluslararası hukukta kadına yönelik şiddet, kadına yönelik ayrımcılık türlerinden birisi olarak kabul edilir. AİHS'nin 14. maddesinde yer alan ayrımcılık yasağı, eşitlik ilkesinin bir görünümü olarak hukukun genel ilkelerinden birini içerir. Bu çalışmada, Mart 2014 itibariyle AİHM'nin önüne gelen kadına yönelik şiddet davaları arasından ayrımcılık yasağı ihlalinin ileri sürüldüğü davaların tamamını oluşturan 14 dava ayrı ayrı ele alınmıştır. Bu incelemeyle AİHM'nin kadına yönelik şiddet davalarında ayrımcılık yasağını ne şekilde uyguladığı ve bu davalardaki içtihadın kadına yönelik şiddetle mücadeleye ve kadınlarla erkeklerin eşitliğini gerçekten sağlamaya ne derece elverişli olduğu sorularına yanıt aranmıştır. 

Ele alınan davaların detaylı incelenmesi, cinsiyet eşitliğine ulaşmanın temel amaçlarından birisi olduğunu söyleyen AİHM'nin, kadına yönelik şiddeti bir eşitlik ve ayrımcılık sorunu olarak ele almakta tereddüt ettiğini göstermektedir. Opuz davası ile olumlu yönde sıçrama yapan içtihat, sonraki tutarsızlıkları sebebiyle kadına yönelik şiddetin sistematik oluşunu ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklandığı gerçeğini teslim etmekten uzaktır. Bu durum AİHM'nin temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alma işlevini kadınlar açısından tartışmalı kılmaktadır. 

Konu Başlıkları 
Eşitlik İlkesi ve Ayrımcılık Yasağı 
AİHS ve Ayrımcılık Yasağı 
AİHM Kararlarında Ayrımcılık Yasağı 
Pilot Davalar ve Sistematik Bir İhlal Olarak Ayrımcılık Yasağı 
Toplumsal Cinsiyet Temelli Şiddet Türü Olarak Kadına Yönelik Şiddet 
Uluslar arası Hukukta Kadına Yönelik Şiddet ve Ayrımcılık 
Kadına Yönelik Şiddet ve AİHM’nin Ayrımcılık Yasağı Konusundaki Yaklaşımı
35,91 ₺ KDV Dahil
39,90 ₺ KDV Dahil

Homofobik söylem ve eylemleri, ileri sürülen teorileri ve açıklamaları, homofobik gerilimlerin yaşandığı kurumlar ile sosyal ve coğrafi alanları ele alan Homofobi Sözlüğü, bu tutumun kökenlerini ve günümüzdeki gerçekliğini dinden sinemaya, siyasetten gündelik hayata birçok alanda irdeleyip ifşa ediyor.  
 
Bu kapsamlı çalışma homofobi olgusunun daha sağlıklı anlaşılması ve bu olguya karşı uygulanacak yöntemlerin geliştirilmesi için detaylı ve derin bir tarihsel kavrayış kazandırıyor. Eşcinsel pratiklerin doğal görüldüğü toplumlardan, bu pratiklerin şiddetli bir şekilde cezalandırılıp mahkûm edildiği ve hor görüldüğü toplumlara geçişin her merhalesini görünür kılarak homofobinin toplumsal kodlarda daima var olacağı mitini sistematik bir biçimde yıkıyor.  
 
Ölümle yaşam, aşağılanmayla onur, kapatılma ve reddetme ile tanınma arasında varlık mücadelesi veren LGBTİ+ bireylerin tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de süregelen siyasal karakterdeki özgürleşme mücadelesine katkı sağlayacak bu çalışma, aynı zamanda önyargılarla mücadele etmek için de son derece önemli bir başvuru kaynağı. 
 

(Tanıtım Bülteninden)

45,60 ₺ KDV Dahil
60,00 ₺ KDV Dahil

Marksizm ve Feminizm, 1980’li yılların ortasına kadar ülkesi İran’da baskıcı uygulamalara tanık olan, ardından Kanada’ya geçen ve halen Toronto Üniversitesinde akademisyenlik yapan aktivist Shahrzad Mojab’ın hazırladığı kapsamlı bir derleme.

Bu önemli derlemede Asya, Amerika ve Avrupa’dan tanınmış akademisyenlerle birlikte heyecan verici yeni seslerin katkıları bir araya gelirken, Marksizm ve feminizmle ilgili tarihsel tartışmalar, günümüzün en can alıcı ideolojik sorunlarına cevap arayan bir bağlamda inceleniyor, kapitalizm, ataerki ve ırkçılık sınıf odaklı bir perspektifle ele alınıyor. Böylece, Marksizm ve feminizm arasındaki tartışmalı ilişkiyi merak eden araştırmacı, öğrenci ve aktivistler için çağdaş Marksist-feminist düşünceye kaynaklık edecek temel bir eser ortaya çıkıyor.

İki kısımdan oluşan kitabın ilk kısmında, güncel ve tarihsel Marksist-feminist yaklaşımlar ele alınıyor. İkinci kısım ise, feminizmin Marksist bir kavrayışla ele alınmasını sağlayacak anahtar kavramların incelendiği makalelerden oluşuyor.

Bir yandan küreselleşmenin sonuçları kadınları orantısız bir şiddette etkiliyor, öte yandan dünyanın her yerinde kadınlar, baskıya ve sömürüye karşı mücadeleye öncülük ediyor. Pek çok kadın aktivist ve akademisyen arasında Marksist teoriye ilgi artarken bu kitap, hem önceki tartışmaları yeniden değerlendirerek, ataerki ile kapitalizm arasındaki ilişkiyi anlamanın yollarını, hem de kadınlarla birlikte toplumu da özgürleştirecek feminist bir projeyi nasıl öngörebileceğimizi araştırıyor.

 

 

(Tanıtım Bülteninden)

25,60 ₺ KDV Dahil
32,00 ₺ KDV Dahil
Bugünkü durum şöyle ki, kendi evi tarafından ne kadar köleleştirilmiş olduğunu kadın kendisi de bilmiyor. O, tüm hayatını, günler ve saatler boyunca hiç bitmek bilmeyen yemek pişirme, yıkama, temizleme, dikiş vs. vs. işlerine kurban ederken; sadece pratik ve ticari soruların çözümüyle kaderinin düzeleceğine inanmak bir yanılmadır.
12,80 ₺ KDV Dahil
16,00 ₺ KDV Dahil

Emek Yıldırım ve Özlem Şendeniz, bir kısmı Karadeniz’de doğup büyümüş bir kısmı hasbelkader yolu bu coğrafyaya düşmüş ve burada yaşayan bir grup kadınla birlikte ilmek ilmek ördükleri bu çalışma ile, okuyucuları, Bafra’dan Hopa’ya Karadeniz’deki kadınlık hallerini irdelemeye çağırıyor. Kitapta temel olarak ele alınan iki ana hat; bir yandan bölgedeki mevcut milliyetçi, muhafazakâr ve devletçi yapılanmayla organik bir bütünlük içinde varlığını sürdüren patriyarki ve “hegemonik” erkeklikleri daha görünür kılmak iken, diğer yandan bu coğrafyanın tüm kadınlarının anlattıkları üstünden hayatın saklı diğer yanındaki “öteki” kılınanların seslerini dinlemektir.

Karadeniz’e dair örtük ama yaygın bir biçimde var olan oryantalist klişelerle, stereotiplerle inşa edilen imgelerden biri olarak zihnimizde canlandırdığımız Karadeniz kadınlarının kendilerini anlatmasına kulak vermeye ve sırtlarındaki sepetlerin içine bakmaya hazır mısınız?

 

 

“Zira kitap, sizi bir stereotip ile yüzleşmeye çağırarak başlıyor derdini anlatmaya. Gözlerimizi kapatıp Karadeniz ve Kadın kelimelerini ardarda sıraladığımızda hatırımıza düşen bir imgeyle yapıyor bunu: Bir sepet ve o sepeti yüklenmiş bir kadın… Çalışkan, yürekli, sivri dilli, her işi becerebilen, dünyanın yükünü sırtlamış, diğer yandan halinden de memnun (!) “Karadeniz kadını.” Bölgede yaşayanlar, bölgeyle temas halinde olanlar bilir ki bu genelleme bir dış kabuktan daha fazlası değildir. Biz, sizleri, çalışmamıza kıymet verip okuyacak olan okuyucularımızı, bu dış kabuğun içine bakmaya davet ediyoruz.”

28,00 ₺ KDV Dahil
35,00 ₺ KDV Dahil

Timsahlarla aynı ırmakta yüzmezsiniz, vahşi bir ormana silahsız dalmazsı­nız, bir aslan karşı dağdan bile kükrese kaçarsınız. Ama yemyeşil bir kırda uzanıp göğe bakarken rahat; çimlerden yavaş yavaş zerkedilen bir zehir varsa, savunmasızsınız. Belki de masallarla mışıl mışıl uykuya dalarsınız. Derken günü gelir sorarsınız:

Bir ölü olan Pamuk Prenses’in öpülmesi neden bizi dehşete düşürmez? Yal­nızca basit bir öpücük boğazındaki elmayı nasıl çıkarır? Yoksa ima edilen bir sarsılma mıdır?

Hansel ve Gretel’in aileleri tarafından fakirliğe çare olarak ormana atılma­ları ve haneye tecavüz, yamyamlık, cinayet, hırsızlıkla devam eden mace­ralarının anlamı nedir?

Cam tabut, camdan pabuçlar ve peri kızlarının kuğu kanatları çalınınca ev­lenmeye mecbur olması ne anlama gelir?

Elmanın yalnızca kırmızı tarafının zehirlemesi, kırmızı pabuçları sevdiği için ayakları kesilen Karin, Kırmızı Başlıklı Kız… Kırmızı neyin simgesidir?

Masallarda işlenen kodlar, yetişkin yaşamımızda bizi nasıl etkiler?

Bu masal analizi kitabında aslında hep bildiğiniz şeylerle şaşıracaksınız.

16,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil
İkinci dalga feminizmin “Kişisel olan politiktir” önermesi, sosyal bilimlerin merkezinde bir gedik açtı. Sara Ahmed, bu gediğin çapını “Kişisel olan teoriktir” diyerek genişletmek, kuramsal olanın yaşamsal olanla ilişkisini yeniden kurmak için cüretkâr hamleler yapıyor; akademik çevrelerce dahi “radikal” olarak betimlenen bu hamlelerin gündelik olana içkinliğini gözler önüne seriyor. Düşüncemizle eylemlerimiz arasında bütünlüklü bir ilişki kurabilmenin, savunduğumuz değerleri hayatımıza yedirebilmenin keyifli ve bir o kadar çetin mücadelesine ışık tutuyor. 
Feminizme tutunmak, onun çatısı altında mücadele etmek, sesinin yankısında kendini duymak; işyerinde, aile sofrasında, akademide, ikili ilişkilerde kazanılan her tecrübeyi eleştirel düşünceyle buluşturmak… Feminist bir yaşam sürdürmenin her şeyi sorgulanabilir kılmakla mümkün olduğunu vurgulayan Ahmed, öğrenmenin, deneyimlemenin, yaşam ile düşünce arasındaki çatışmalı sürecin hiçbir zaman sonlanmayacağını belirtirken sorgulamayan, kendi sınırlarını inşa eden her hareketin iflas etmeye mahkûm olduğunun da altını çiziyor. 
“Umut olan yerde, zorluk vardır” diyerek önümüze çıkacak engelleri birer motivasyon kaynağına dönüştüren, feminizmin gerekliliği ve feminist bir hayatın nasıl sürdürülebileceğine dair coşkulu, davetkâr ve umut dolu bu metin, gözünü budaktan sakınmayanların, elini taşın altına koymaktan çekinmeyenlerin kolektif eyleminin bir davetiyesi niteliğinde. 
“Feminizmin korku salmasına şaşmamalı; birlikte tehlikeliyiz.”
22,50 ₺ KDV Dahil
30,00 ₺ KDV Dahil
Cinsellik üzerine bu felsefi araştırmanın başlıca uğrakları Simone de Beauvoir, Hegel, Platon, Georges Bataille, Julia Kristeva, Elizabeth Grosz, Luce Irigaray, Jean-Luc Nancy ve Paul Ricoeur. 
Birçok izlek var: Toplumsal cinsiyet, cinsiyet farklılığı, arzu, erotik deneyim, erotik ilişki, eros etiği, ezilme, şiddet, egemenlik, öznelik ve özerklik gibi. Kitap bu izlekler üzerinden feminist düşüncenin meselelerini felsefe tarihiyle ilişkilendiriyor, feminist düşünürlerin bu tarihle nasıl ilişki kurduklarını araştırıyor ve feminizmin kavramlarının altında ne tür felsefi tartışmaların bulunduğunu göstermeyi amaçlıyor. Kadınların (ve ezilen bütün insanların) kurtuluşunu hedefleyen her felsefi çabanın varacağı şu soru: Nasıl özerk özneler haline gelebiliriz, nasıl mücadele edebiliriz? 
“Direniş, bir gücün karşısına ondan daha güçlü başka bir güçle çıkmaktan ibaret değildir. Bedeni orantısız bir şiddetin hedefi olarak ortaya koyan bir kahramanlık da değildir. Direniş toplumsal bağlar, ilişkiler kurmaktır; kırılgan öznelerin birlikte güçlenme ve bir toplum inşa etme sürecidir. Bu bakımdan direniş, feda etme veya kurban etmeyi meşrulaştıran bir varoluş biçimi olmamalı, bir oluş, bir yaşam savunusu, bir hayatta kalma mücadelesi olabilmelidir. Dirayet bazı imkânların kapandığı yerde yeni bir yaşam kurma gücüdür; hayatta kalma, rasyonel tartışma, dayanışma, dostluk ve zamanın sabrıdır.”
26,40 ₺ KDV Dahil
33,00 ₺ KDV Dahil

Babil'in Kadınları Antik Mezopotamya'daki hâkim kadınlık mefhumunu inceleyen hem tarihsel hem de sanat tarihsel bir çalışmadır ve bu topluma özgü, Batılı kurucu söylem tarafından inşa edilmiş kadınlık kavramına eleştirel bir yaklaşım getirmektedir.

Zainab Bahrani bu kültürün cinselliği ve toplumsal cinsiyet rollerini temsil üzerinden nasıl düşündüğünü çözümlerken, benzer birçok çalışmanın bağımlı olduğu eril iktidar/dişi tabiiyet gibi basit ikilikleri de sorunsallaştırıyor. Bu sayede, mevcut tanımların kadınların yaşanmış deneyimleriyle aslında örtüşmediğini, kadını eril öznelliğin nesnesi olarak konumlandırdığını göstermiş oluyor.

"Babil’in Kadınları toplumsal cinsiyet, göstergebilim, yapıbozum, psikanaliz ve tarihsel eleştiri bağlamındaki çağdaş eleştirel teorilerde zemin bulan kadınlık temsilleri hakkındaki bir çalışmadır ve bu alanlar, bir bütün olarak, sadece bu geçmiş kültürün araştırılmasını beslemekle kalmayıp aynı zamanda kendi payımıza geçmişi nasıl adlandırdığımızla yüzleşen metodolojik bir ağ oluşturur."

21,00 ₺ KDV Dahil
28,00 ₺ KDV Dahil
Elinizdeki kitap, ağırlıklı olarak, sosyalist kadın hareketinin örgüt-politika bütünlüğünü ve sürekliliğini kurma sorununa bu görüş açısından bakan komünist kadınların, kadın devrimine dair programatik yaklaşımlarını içeren makaleler ile kadın devriminin güncel politikasının ana konularına dair değerlendirme ve perspektif yazılarını içeriyor. 
Kitap, toplumun cinslere bölünmüşlüğünün tarihsel-toplumsal analizine odaklanmıyor. Bu konular, yeri geldiğince ve sınırlı düzeyde yer alıyor. Kitabın esas yoğunluk merkezini, güncel devrimci kadın siyasetinin kapsamı, araçları, örgüt anlayışı, programı çerçevesindeki sorunlar oluşturuyor. 
“Kadın devrimi, toplumsal altüst oluşu öznesinden başlatır.” Aynı zamanda, bu büyük toplumsal altüst oluşun kadrosunu kurma, şekillendirme pratiğidir, dolayısıyla gerek komünist saflardaki, geçmişin mirasını içererek aşmayı/zihniyet devrimini, gerekse kadın devriminin kadrolarının bugünden başlatacağı kendindeki devrimi ifade eder. Kitapta, sosyalist kadın yazınından konu kapsamındaki seçme makaleler de yer alıyor. 
Politika-örgüt bütünlüğü perspektifinden, sosyalist kadınların örgütlenme anlayışına dair makaleler ile bazı belgelerin de, aydınlatıcı olacağına inanıyoruz. 
Kadın cinsinin binlerce yıllık köleliğine son verme serüvenine katkı sunacağı umuduyla!
15,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil

Feminizmin temel varsayımlarını ve kadın kategorisini tartışmaya açan Butler, feminizmin kadınların hak ve çıkarlarını güvence altına almaya çalışırken öbür taraftan feminizmin yürüttüğü kimlik politikalarının dışlayıcı sonuçlara yol açma riski taşıdığını düşünür. Bu yüzden o, feminizmin dışlamaya ve sömürüye karşı daha güçlü bir mücadele yürütebilmesi için feminizmin temel kabullerini ve kimlik politikalarını sorgular; feminizme daha geniş bir perspektif kazandırmaya çalışır.

Bu bağlamda Butler, feminizmin kimlik politikalarını problematize eder. Judith Butler ve Post-Modern Feminizm başlıklı elinizdeki bu çalışma, işte bu konu bağlamında şu soruların yanıtlarını bulmaya çalışıyor: Kadınların hak ve çıkarları adına mücadele eden feminizm, Butler’a göre neden kimlik politikaları bakımından dışlayıcı politikalar üretme riski taşımaktadır? Temel hedefi baskıya ve sömürüye direnmek olan feminizm, yürüttüğü politikalar bakımından Butler’ın ifade ettiği gibi bir merkez kayması mı geçirmektedir? Butler’a göre feminizmin kadın/kadınlar öznesi neden sorunlu bir kategoridir? Butler için “özne” kavramı ne ifade eder? Bireylerin özne haline gelmeleri Butler açısından hangi riskleri taşır? Kitap boyunca bu ve benzeri soruların yanıtları aranarak Butler’ın feminizm görüşü felsefî olarak analiz edilmeye çalışılıyor.

16,50 ₺ KDV Dahil
22,00 ₺ KDV Dahil
300,00 ₺ KDV Dahil
400,00 ₺ KDV Dahil
11,25 ₺ KDV Dahil
15,00 ₺ KDV Dahil
11,60 ₺ KDV Dahil
14,50 ₺ KDV Dahil
12,00 ₺ KDV Dahil
15,00 ₺ KDV Dahil
18,75 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil
8,80 ₺ KDV Dahil
11,00 ₺ KDV Dahil
12,00 ₺ KDV Dahil
15,00 ₺ KDV Dahil
36,00 ₺ KDV Dahil
40,00 ₺ KDV Dahil
17,60 ₺ KDV Dahil
22,00 ₺ KDV Dahil
22,40 ₺ KDV Dahil
28,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil
27,20 ₺ KDV Dahil
32,00 ₺ KDV Dahil
16,80 ₺ KDV Dahil
21,00 ₺ KDV Dahil
16,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil
16,80 ₺ KDV Dahil
21,00 ₺ KDV Dahil
9,60 ₺ KDV Dahil
12,00 ₺ KDV Dahil
15,40 ₺ KDV Dahil
22,00 ₺ KDV Dahil
12,00 ₺ KDV Dahil
15,00 ₺ KDV Dahil
12,00 ₺ KDV Dahil
15,00 ₺ KDV Dahil
19,20 ₺ KDV Dahil
24,00 ₺ KDV Dahil
17,50 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil
9,60 ₺ KDV Dahil
12,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil
14,00 ₺ KDV Dahil
17,50 ₺ KDV Dahil
17,60 ₺ KDV Dahil
22,00 ₺ KDV Dahil
16,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil
6,40 ₺ KDV Dahil
8,00 ₺ KDV Dahil
19,20 ₺ KDV Dahil
24,00 ₺ KDV Dahil
14,40 ₺ KDV Dahil
18,00 ₺ KDV Dahil
16,80 ₺ KDV Dahil
24,00 ₺ KDV Dahil
10,50 ₺ KDV Dahil
14,00 ₺ KDV Dahil
6,40 ₺ KDV Dahil
8,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil
18,75 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil
12,80 ₺ KDV Dahil
16,00 ₺ KDV Dahil
12,80 ₺ KDV Dahil
16,00 ₺ KDV Dahil
26,40 ₺ KDV Dahil
33,00 ₺ KDV Dahil
14,40 ₺ KDV Dahil
18,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil
23,60 ₺ KDV Dahil
29,50 ₺ KDV Dahil
8,00 ₺ KDV Dahil
10,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil
38,40 ₺ KDV Dahil
48,00 ₺ KDV Dahil
7,50 ₺ KDV Dahil
10,00 ₺ KDV Dahil
10,00 ₺ KDV Dahil
12,50 ₺ KDV Dahil
9,60 ₺ KDV Dahil
12,00 ₺ KDV Dahil
12,80 ₺ KDV Dahil
16,00 ₺ KDV Dahil
12,80 ₺ KDV Dahil
16,00 ₺ KDV Dahil
17,60 ₺ KDV Dahil
22,00 ₺ KDV Dahil
1 2 >