Refik Durbaş Edebiyat Anılarda Yaşar’da edebiyatın hazine sandığını açıyor. İnce Memed’den Bekçi Murtaza’ya roman kahramanları; Ahmet Mithat’tan Yaşar Kemal’e, Tevfik Fikret’ten Can Yücel’e yazarlar, şairler Cağaloğlu kaldırımlarında arz-ı endam edip aşk, tütün, alkol, yoksulluk, hüzün ve her şeye rağmen yaşama sevinci kokan hikâyelerini anlatıyorlar. 

“Can Yücel, BBC’nin Türkçe Yayınlar Bölümü’nde spikerlik yapacaktır. Spikerlik, Nâzım Hikmet’in ölümüne kadar sürer.3 Haziran 1963’te Nâzım’ın ölümünü BBC’de okumak ona nasip olacaktır. Ve Nâzım’dan ayrılmanın acısını sunturlu bir küfürle süslediğinden o an işine son verilecektir BBC’de.”

19,20 ₺ KDV Dahil
24,00 ₺ KDV Dahil

Üç ayrı şehirde geçen çocukluk...

1949’da, İTÜ’de, İstanbul Yüksek Tahsil Gençlik Derneği’ne üyelikle adım atılan siyasi mücadele

yılları... 1951 tevkifatı... Harbiye, Sultanahmet cezaevleri...

6-7 Eylül... Mücadeleyle kazanılanlar, kazanırken verilen kayıplar, izler, geriye kalanlar… Dostlar… İnşaat mühendisliği alanında profesör olmaya varan akademik bir kariyer…

İnşaat Mühendisleri Kongreleri, 12 Eylül öncesinin siyasi cinayetleri...

1974’ten bugüne eksilmeyen Bodrum zamanları…

20,00 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil
“Ben, birinci el olarak edebiyat tarihine vesikalar bırakmak arzusuyla ancak gözlerimle gördüklerimi, kulaklarımla işittiklerimi gerçeklere sadık kalarak yazıyorum. Nâzım’ın kişiliğinde evvelce de belirttiğim gibi hem siyaset hem şairlik vardır. Bunlar birbirlerinden pek ayrılmazsa da bu kitapta elbette ki şairlik niteliğini özellikle belirtip siyaset yeteneğini gölgede bıraktım. İncelemeyi şairlik açısından yürüttüm. (…) Benim bu kitabımda, yaşadığım devirdeki gizli ve açık, sosyalist ve komünist faaliyetleri konu dışı bırakılmıştır. Ya da Nâzım’ın şair kişiliğini belirtmek için gerektiği kadarı ele alınmıştır.” 
Türk şiirinin “dünyaca” ünlü şairi Nâzım Hikmet’i; onunla aynı okul sıralarında okuyup aynı maceralara atılan, Milli Mücadele döneminde birlikte önce Anadolu’ya oradan Sovyetlere geçen, sefayı da cefayı da (ama en çok cefayı) beraber çeken, hatta gerektiğinde şairi sırtında taşıyan “yoldaşı” Vâlâ Nureddin anlatıyor. 
Sonrasında yazılan bütün kitaplara “kaynak” olan ve herkesin önemini teslim ettiği Bu Dünyadan Nâzım Geçti’de Vâ-Nû, çocukluğundan mahpusluğuna, birinci elden tanıklıklarla Nâzım’ın tüm yönleriyle ve derinlemesine portresini çiziyor.
24,00 ₺ KDV Dahil
30,00 ₺ KDV Dahil

Doğan Hızlan’ın edebiyatımızın tanınmış isimleriyle yaptığı radyo ve televizyon sohbetleri ...Yazı Kalır’da bir araya geliyor. Bazıları artık aramızda olmayan yazar ve şair dostları, Doğan Hızlan’a kendi hikâyelerini anlatıyor, ilham aldıkları eski ustaları açıklıyor, yazdıkları kitapları tartışıyor.

 

...Yazı Kalır, Doğan Hızlan ile “yol arkadaşlığı” yapan, Türk edebiyatında iz bırakmış isimlerin kitabı. Edebiyatımızın uğradığı durakların, edebi akımların, eleştirilerin, değişimlerin hikâyesi. Belgesel niteliğindeki kitap anılarda bir gezinti. Yazarları daha iyi tanımak, eserlerini daha iyi anlamak için bir rehber. Onların sesleri ve sözleri kaybolmasın, uçup gitmesin, hak ettiği gibi edebiyat tarihindeki yerini alsın diye...

 

(Tanıtım Bülteninden)

33,60 ₺ KDV Dahil
42,00 ₺ KDV Dahil
Vatandaş Berzinš, bir taraftan eski bir oyunu her yönüyle güncellerken 
diğer taraftan keskin bir ironiyle bürokrasinin mıcır dolu çıkmaz 
yollarını makaraya sarıyor. 
Hakkı Kurtuluş, Melik Saraçoğlu ve 
Deniz Arslan her sayfasında sarmalı daha da genişleyen bir kolektif oyuna imza atıyor.
12,00 ₺ KDV Dahil
15,00 ₺ KDV Dahil
İsmail Bozkurt, direniş ve mücahitlik yıllarını(1955-1968) kaleme aldığı ve bu dizidenyayımlanan Zirköy’den Mermertepe’ye kitabınınardından anılarının bu cildinde çocukluk ve 
ilkgençlik yıllarını anlatıyor. 
Çocukluğu Türkler ile Rumların yan yanayaşadığı Güney Kıbrıs’ın Lârnaka ilçesine bağlı 
Boğaziçi/Aytotro köyünde geçen Bozkurt, buyılları geniş bir perspektiften ele alıyor. Köyününinsanlarından Rum komşularına; bayramlardandüğünlere; geleneksel yemeklerden geçimkaynaklarına kadar ayrıntılarıyla anlattığıanılarında Kıbrıslı Türkler’in yaşamlarına 
tanıklık ediyor.
22,40 ₺ KDV Dahil
28,00 ₺ KDV Dahil

 Döneminin önemli mütefekkirlerinden, yazarlarından, araştırmacılarından biridir Midhat Cemal Kuntay. Daha çok Üç İstanbul isimli romanından biliriz onu. Kuntay’ın tek romanıdır o, üstelik! Şairdir, biyograftır, araştırmacıdır, antoloji hazırlamıştır. Bir de bu, Türkiye’deki ilk edebiyat anketi onun elinden çıkmıştır.

 

Abdülhak Hâmid Tarhan’dan CenabŞahabeddin’e, Halide Edib Adıvar’dan Yusuf Akçura’ya dönemin yazarlarıyla yapılmış bu anket, bir daha hakiki “keşif” olarak, Everest Keşif dizisinden neşrediliyor. Hem bir “ilk”i tashih ediyor bu kitap, hem de dönemin yazarlarının entelektüel ilgilerinin ne denli şaşırtıcı olduğunu gözler önüne seriyor.

 

“Türk edebiyatında yazara yöneltilmiş sorulardan oluşan anket/soruşturma/röportaj türü çalışmaların ilk örneği olarak Ruşen Eşref Ünaydın’ın 1918’de yayımladığı Diyorlar ki adlı kitabı gösteriliyor. Oysa ondan çok daha önce yola çıkan biri var. Midhat Cemal Kuntay, 1909’dan itibaren dönemin tanınmış yazarlarına edebî kimliklerini kendilerinden öğrenmek amacıyla birer anket formu gönderir. Ancak her nedense gelen cevapları yayımlamak için 1919’a kadar bekler. [...] “Tahkikat-ı Edebiye Sütunları”na gönderilen cevaplar edebiyat tarihimiz için önemli bir belge niteliği taşımaktadır. Anketin asıl amacı da günün okurunun ilgisini çekecek bir dizi hazırlamak değil, geleceğin edebiyat tarihçileri adına birinci elden çeşitli bilgiler derlemektir. Servet-i Fünûn’da yayımlanırken bütün cevapların başına eklenen paragrafta, eski edebiyatın bu konudaki eksiğine eleştirel bir bakışla işaret edildiği gibi bu çabayla ulaşılmak istenen hedef de ortaya konur.”

 

(Tanıtım Bülteninden)

12,80 ₺ KDV Dahil
16,00 ₺ KDV Dahil
Dar Bir Çember İçinde, Behçet Necatigil’le Kâmuran Şipal’in 1948-1972 yılları arasında birbirlerine yazdıkları 32 mektuptan oluşuyor. 
Yaşamlarının, yazı ve çeviri uğraşlarının, edebiyat anlayışlarının yanı sıra dönemin edebiyat ortamının ipuçlarıyla, dahası giderek güçlenen bir dostluğun izleriyle dolu mektuplar, onların kişiliklerini yansıtan birer belge. 

Yazılmadan kaldı bazı şeyler, gene de yazılmış kadar oldu. 
Geldim, gelmek bir mecburiyeti yerine getirmek, bir şey ümid etmekse. İnsan bir yere giderken bavuluna bütün odasını, sası-durgun havasını, değişmez alışkanlıklarını koyabilmeli; olduğu gibi onlarla gelebilmeli. Yoksa– İlk günden gözümde tütmeye başladı tozlu penceresi, yükünü almış kitap ve kâğıtlarıyla odam, yılları paylaştıklarım. Hangi şartlarda olursa olsun gidip gelmeleri, ayrılışları göze alanlar yiğitleşti gözümde. 

*Kapak fotoğrafı: Kumkapı, 6 Nisan 1974 (Necatigil Arşivi)
9,60 ₺ KDV Dahil
12,00 ₺ KDV Dahil
“Naçar, yorgun, hapsedilmiş bir kabına sığmazlık... Bunun için en çok 
geceleri çöreklenir yüreğine insanın, tüm gerçekliğiyle ve en yoğun 
bir yaşamak ağrısı... (…) Geceler, elle tutulacak denli somut ve yoğun 
yaşam zamanlarıdır, tutsakken ve şiirini, şarkılarını, yitik duygularını 
aramaktayken nafile bir çabayla yüreğinin derin boşluklarında. (…) 
Gecelerle birlikte bir ömürdür akıp giden, ömürlerdir, güneşli mavi 
gelecekler aşkına yaşanmış ömürler...” 
Cafer Solgun, 12 Eylül dönemindeki uzun mahpusluğunun ardından, 
“Kürt sorunu” gündeminin belirleyiciliği altında yaşanan 1990’larda 
bu “sınavı” bir kez daha göğüslemişti. Solgun bu kitabında, yaklaşık 
on yıl boyunca Van, Muş, Diyarbakır, Adıyaman, Antep, Bursa ve 
Kaman hapishanelerinde yaşadıklarını, gözlediklerini, düşündüklerini, 
hissettiklerini hikâye ediyor. Fonda, dönemin yüklü gündemi… 
Bazen “Mahpusluktur, bazen olur… denen türden bir sıkıntı”... Bazen 
mizah... Bazen gündeliğin öğütücülüğü… Bazen kıyasıya mücadele… 
Siyasîler ve adliler… 
Mahpusluk yaşantısının içinden, genel meselelere dair gözlem ve 
düşüncelerini de aktarıyor Solgun. Sözgelimi, “‘örgüt’ün kendisini 
‘devlet’ yerine koyan bir anlayışla hareket etmesinin” trajikomik 
sonuçlarını, özgürlüğün gündelik pratikteki anlamını ve daha birçok 
şeyi tartışıyor. 
Solgun’un bu kitabı, 80’lerdeki mahpusluk deneyimini aktardığı 
Demeyin Anama İçerdeyim’le birlikte ele alındığında, 12 Eylül dönemi 
ile 90’ların koşullarının, hapishane yaşantısı ve ceza infaz rejimi 
bakımından etkileyici bir mukayesesi.
31,20 ₺ KDV Dahil
39,00 ₺ KDV Dahil
Kimdir Bolşevik Hayri? 
Bolşevik Hayri bir roman kahramanı değil! 
Etiyle, kemiğiyle, kanıyla devrimci hareketin yarattığı bir komünist! 
Hayatını içinden çıkıp geldiği insanlar kadar, hiç görmediği, tanımadığı insanların kurtuluşuna adamış 78 kuşağının bir neferi! 
12 Eylül 1980’nin zindanlarında çeliğe su verenlerden! 
Darbecilerin dayattığı tek tip elbiseye İstanbul’un dondurucu soğuğunda don gömlek kalarak cevap verenlerden! 
Teslim Olmayı kabul etmeyen, açlık grevi türküsü söyleyenlerden! 
Yarayı derin yerinden alanlardan! 
Yoldaşlığın değerini bilenlerden, yoldaşlarını satmayanlardan! 
Mehmet İnanç Turan
12,80 ₺ KDV Dahil
16,00 ₺ KDV Dahil

Bu kitap, Altan Öymen’in “anılı kitaplar”ının beşincisi... Öymen, şimdiye kadarki kitaplarında, Türkiye’de ve dünyada 1930’lu yıllardan 1960’a kadar yaşanan olayları, kendi anılarıyla birlikte anlatmıştı. Bundan önceki kitabı ...Ve İhtilal’de ise, 1960 Mayıs’ı öncesindeki gelişmeleri yazmıştı. Bu kitapta da o gelişmelerin sonunda gelinen “askeri yönetim” döneminde yaşadıklarımız var. 27 Mayıs öncesindeki son gösteriler... Ankara’daki 555K olayı... Devlet protokolünün ilk üç sırasındaki siyasetçiler ile Kızılay’daki gençlerin karşılaşması... 21 Mayıs Harbiye Yürüyüşü ve sonuçları... Menderes’in ünlü İzmir gezisi...Eskişehir’deki ihtilal gecesinin olayları... Ve 27 Mayıs’tan sonraki askeri komitenin kuruluş hikâyesi... Gelişmelerin akla getirdiği sorular: İhtilalciler kendi aralarında anlaşabilecekler mi? Birbirleriyle kavga mı edecekler? Ordudaki ve üniversitedeki tasfiye hareketlerinin sonuçları ne olacak? 401 sanıklı davada kararlar nasıl çıkacak? Ve Kurucu Meclis çalışmaları... Yeni anayasa ve “hemen seçim” hedefine zamanında ulaşılabilecek mi?.. O soruların sonuçları... Ve Türkiye’nin 9 Temmuz 1961 günü halkoyuyla onaylanan çağdaş anayasasının “idam cezası” yanlılarının gayretleriyle nasıl “etkisiz” hale getirildiğinin hikâyesi...Hepsi ve daha fazlası bu kitapta...

39,20 ₺ KDV Dahil
49,00 ₺ KDV Dahil
Sevinç Çokum, İskele Gazinosu'nda bizi öncesi ve sonrasıyla 1960'ların İstanbul'una götürürken dönemin ruhunu, heyecan ve tutkularını nostaljik bir havayla değil de her defasında kendini yeni okumalara açan bir anlatıyla kaleme alıyor.
13,60 ₺ KDV Dahil
17,00 ₺ KDV Dahil

Kumrucum, bugün bir yanlış anlaşılma olmuş. Kumrucum, otur bir dinle... Kumrucum, neden oturmuyorsun? Ben bu kızı tanımam etmem. Niyeti bozuk bu kızın. Allah bilir sana yalan yanlış ne anlattı, sen de inandın. Bize kesinlikle nazar değdi. Zaten öyle olsa burada neden durayım. Onu sevsem ona giderdim. Sen beni burada zorla mı tutuyorsun? Lütfen bir şey söyle! Ben ne yapıyorsam sizin için. Senin için, çocuklarım için. Ben bir fedakârım, ben bir cefakârım... Bir komploya kurban gittim... Kumrucum, anlıyorsun değil mi? Çocuklarım olmadan, sen olmadan ben ölürüm... Şevket konuşuyor Kumru dinliyor. İkisinin büyük aşkı önce evliliğin törpüsünden geçti, sonra aldatmayla duvara tosladı. Bakalım evlilikleri bu sınavı geçecek mi? Aşk (kaldıysa) her şeyi affedecek mi?

Ergen Erkekler Yalnız Kadınlar’da Aynur Tartan bir aşkın, bir evliliğin anatomisini çıkarıyor. Şimdiye dek denenmemiş bu kurguda ona alanında yetkin dört uzman, psikolog Perran Söğütlü, nöroloji uzmanı Timur Yılmaz, psikolog, aile ve evlilik danışmanı Serhat Yabancı ve psikoterapist Başak Tokatlıoğlu yorumlarıyla eşlik ediyor.

12,00 ₺ KDV Dahil
15,00 ₺ KDV Dahil

Bir yaşam bu, özyaşam...

Anımsayacaksınız, 1965–71 yılları arasında bir TÖS vardı. Türkiye Öğretmenler Sendikası’nın kısa adı böyleydi. Okulların “Uyu uyu yat uyu!” diye derse başlamasına karşı çıkıyor, “Uyan Alim, uyan Gülüm!” denilmesini istiyordu.

Bu kadar değildi elbet; öğretmenler adına eğitimin yönetimine katılıp onu yurdun ve halkın yararına çevirmek çabasındaydı.

TÖS, 1961 Anayasasına göre kurulmuştu;  o anayasa 1971’de askersel darbeyle kaldırılınca TÖS uzun yargılamadan geçerek aklandığı halde, öbür kamu personel sendikalarıyla birlikte kapatıldı.

Yurdumuzun ovasından, dağından yalımlar gibi geçen TÖS’ün güzel öyküsü içinde yer aldım. O nedenle özyaşam kitaplarım arasına onun öyküsünü de kattım. Emdiğim sütün, yediğim ekmeğin karşılığıdır bu; görevimdir.

29,25 ₺ KDV Dahil
39,00 ₺ KDV Dahil

Ecevit’in Anıları, gazeteci Mehmet Çetingüleç’in Bülent Ecevit’le vefatından önceki son 3 yılda yaptığı söyleşilerden oluşmaktadır.

 DSP-MHP-ANAP koalisyon hükümetini ABD mi yıktı?

 ABD Kürt gruplarını neden Türkiye’ye tercih ediyor?

 Amerikalı ve İngiliz istihbaratçılar Ecevit’i nerede, nasıl sorguladı?

 ABD neden Türkiye’yi bombalayıp NATO’dan çıkarmakla tehdit etti?

 12 Eylül darbesinin arkasında ABD mi vardı?

 Atatürk’ün Musul vasiyeti Ecevit’e nasıl ulaştı?

 Kuzey Irak için ne önerdi?

 Anayasa kitapçığı ikinci kez nasıl fırlatıldı? Ecevit ve Sezer nasıl barıştı?

 Ecevit, kontrgerillayı deşifre edince başına neler geldi?

 Kıbrıs Barış Harekâtı’nda hangi taktiği uyguladı?

 Arafat, Ecevit’i neden kaçırmak istedi?

 Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı kurtarmak için ne yaptı?

 Kürt asıllı olduğunu ne zaman, nerede öğrendi?

 Tarikatlar, din ve sol siyaset konusundaki yorumu neydi?

 MHP hakkında ne düşünüyordu?

 Erbakan, Demirel ve Evren hakkında ne söyledi?

 Kendisine âşık olan kadına ne dedi?

 Rahşan Ecevit’e nasıl evlenme teklif etti?

“Sayın Çetingüleç, her şeyi size anlattım. Artık anılarımı yazmama gerek kalmadı.” Bülent Ecevit

16,80 ₺ KDV Dahil
21,00 ₺ KDV Dahil
Kansere yakalanmış birinin hastalığı boyunca tuttuğu bir günlüğü okumak insanın içini mutlulukla, umutla, hayata, bütün canlılara, rüzgâra, denize, gökyüzüne karşı coşkuyla, aşkla doldurur mu? Yazan Fatih Erkoç ise sorunun cevabı evet olur. Şarkılarıyla, besteleriyle, yorumuyla milyonların gönlüne taht kuran, her birimizin kulağında sesiyle gürül gürül hayat bulan Fatih Erkoç, yakalandığı kansere nasıl çelme attığını anlatıyor günlüğünde. Öyle bir günlük ki bu, samimiyetin de bir adım ötesine geçmiş, sayfaları herkese açık.
12,00 ₺ KDV Dahil
15,00 ₺ KDV Dahil
Çağımızın sancılı ve tutkulu düşünürü Cemil Meriç, titizlikle derlenmiş söyleşileriyle bu defa yazmıyor, konuşuyor. Bu konuşmalar, onun fikirlerinin yanı sıra kişiliği ve özel hayatıyla ilgili ipuçlarını da ele veriyor. Cemil Meriç'in bilge sesine kulak verin. 
Antakya Lisesi'nden bir adam çıkıyor ve yalnız Avrupa Kültürü üzerinde değil, Hind kültürü üzerinde de, sadece Batı klasikleri üzerinde değil, bizim klasiklerimiz üzerinde de hakkaniyetle durarak önümüze cömert kapılarını açıyor kültür ve düşünce dünyasının. Balzac ile İbn Haldun kol kola onda. İhvan-ı Safa, adeta risalelerini yeniden yazıyorlar onun kalemiyle. Ali Şeriati ve Bediüzzaman Said Nursi de, Victor Hugo ve Proudhon da, Marx ve Weber de, Tevfik Fikret ve Mehmed Akif de beraber, dostça geziniyorlar onun binbir çiçekle müzeyyen bahçesinde. Clslubunun şimşeğinden yayılan kıvılcımlar atom parçaları gibi sayfaların arasına dağılıyor, sloganikmiş gibi görünen hikmet ve arzu yüklü cümlelerle soluğu alıyor ve yazılarını içenlerin kanına karışıyordu birkaç dakikada. Sonra damarlardan patlama sesleri duyuluyordu içten içe. İşte bu, halis muhlis Cemil Meriç üslubunun ta kendisiydi. 
Mustafa Armağan
20,00 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil
“Bu kadar cehalet ancak tahsille mümkündür.” Bu ve buna benzer pek çok özlü sözün sahibi Sakallı Celâl. Ne yazık ki, ardında hiçbir yazılı eser bırakmadığından bu sözleri ancak tanıkların, tanışıkların gözlem ve duyumlarından aktarabiliyoruz. Salt akıl dolu sözleriyle değil ama, yaşantısıyla, duruşuyla, ödünsüz, müdanasız tavrıyla başlı başına “sivil” bir karakter Sakallı Celâl. Bugünlerde çokça eksikliğini hissettiğimiz, doğru bildiğinden asla şaşmayan idealist aydın tipinin en saygın örneklerinden biri. İkbal değil kendini arayan münzevi bir bilge. Sabahattin Ali’den Melih Cevdet’e, İlhan Selçuk’tan Haldun Taner’e birçok yazarın zihninde yer etmiş, menevişli hikâyesiyle bir garip adam
15,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil

Yolculuklar bana zevk verir. Bu zevkte varacağım hedefin zevki dahil değildir. Yolculuk, bu bir yerde durmadığını, hareket ettiğini bilmek şuuru, bu bir yere bağlanıp kalmaktan kurtuluş başlı başına tatlı bir şeydir.”

Sabahattin Ali

Yapı Kredi Kültür Sanat, 13 Şubat – 27 Nisan tarihleri arasında önemli bir edebiyat sergisine ev sahipliği yapacak. Küratörlüğünü Sevengül Sönmez’in yaptığı “ŞEHİRLERE ALIŞAMADI  -  Sabahattin Ali’nin Şehirleri“ sergisi, Sabahattin Ali’nin yaşamı boyunca bulunduğu Anadolu şehirlerine ve Berlin’e onun gözünden bakmayı amaçlıyor. Sabahattin Ali Arşivi’nden çıkan yeni belge ve fotoğrafların yanı sıra Tarih Vakfı Arşivi ve Ömer Koç Koleksiyonu’ndaki belgelerle zenginleşen sergi; Cumhuriyet’in ilk yıllarında Anadolu şehirlerindeki yaşamı ve II. Dünya Savaşı öncesinin Berlin’ini Sabahattin Ali’nin çektiği fotoğraflar ve eserleri aracılığıyla anlatıyor. Kitapları Yapı Kredi Yayınları’ndan yayımlanan şair, öykü, roman ve oyun yazarı, eleştirmen ve edebiyat düşünürü Sabahattin Ali’nin yaşamına bir gezgin gözüyle tanık olacaksınız.

21,00 ₺ KDV Dahil
28,00 ₺ KDV Dahil

“Kuzeye doğru gökyüzünün rengi biraz açılmış ve ufukta ince bir pembe çizgi oluşmuştu. Okyanus gölün yüzeyi köpüklenmeye, İrma’da hıçkırır gibi hafif sarsıntılar duyulmaya başladı. O arada bir an için bir gökkuşağı belirdi ve kayboldu.”

Her an değişkendir deniz, gündüzü gecesi birbirini tutmaz. Karaya ayak basmadan geçer günler. Eski zaman gezginlerinin serüveni misali rüzgârın, denizin nabzı tutulur. Kuzey Atlantik’i, Saint Lawrence Irmağı’nı ve Büyük Gölleri bir şileple geçen Ömer Bozkurt’un yazdığı Güverte Güncesi doğa gözlemlerinin gemi yaşamına ilişkin gözlemlerle iç içe geçtiği, alışılmadık bir yolculuğun seyir defteridir.

19,50 ₺ KDV Dahil
26,00 ₺ KDV Dahil
Söz Uçar öykücü, romancı, deneme yazarı Nedim Gürsel’in Jorge Semprun, Juan Goytisolo, Nathalie Sarraute, Etiemble, Alain Bosquet, Lawrence Ferlinghetti, Yaşar Kemal, Mahmut Derviş, Abidin Dino, Pertev Naili Boratav ve Peter Schneider’la çeşitli zamanlarda yaptığı söyleşilerden oluşuyor.
Nedim Gürsel, çağına tanık aydın ve sanatçılarla yüz yüze gelişini, söyleşi yapma amacını, ortak duygu ve düşüncelerin buluşma noktaları olarak açıklıyor ve şöyle diyor:
“Bu söyleşilerin ayrıntılara yönelen, yazın-toplum-siyaset-kültür arasındaki ilişkileri irdelerken dünyamızın sorunlarına da açılan niteliği, sanıyorum günümüzde de geçerliliğini koruyor. Konuştuğum kişilere yalnızca soru sormakla yetinmediğimi, yapıtlarını çözümleyici bir yaklaşımla ele alarak onları okurların gözünde daha anlaşılır ve görünür kılmaya çabaladığımı özellikle belirtmek isterim.”
Gürsel, kitapta yer alan ve farklı kültür coğrafyalarından gelen bu yazar ve sanatçıların renkli dünyalarının kapılarını okurlara açıyor.
17,60 ₺ KDV Dahil
22,00 ₺ KDV Dahil
- Yakın Türkiye Tarihinde Hapishane Firarları - 

Monte Kristo Kontu gibi romanlarda veya Esaretin Bedeli gibi filmlerde anlatılan firar hikâyeleri, barındırdıkları zekâyla daima ilgi çekmiştir. Yaşanmış gerçek firarların, roman ve filmlerden daha ilginç olabilmesi ise ancak anlatıcının diliyle mümkündür. Deneyimli bir gazetecinin kalemine ve ciddi bir yazarın diline sahip olan Adnan Gerger, Firar Öyküleri’nde ilginç kaçış hikâyelerini aktarırken, militanların, suçluların ve gizli servislerin dünyasındaki olayların perde arkasına dalıyor ve pek çok karanlık noktaya da cesaretle ışık tutuyor. 
Burhan Sönmez – Yazar, Uluslararası PEN Yönetim Kurulu Üyesi 

Adnan Gerger, solcuların büyük emek ve özveri gerektiren firarlarından sağcı, devlet destekli militanların kaçırılış öykülerine, oradan da mafya ‘baba’larının satın alınmış firarlarına kadar bir yelpazeye eğiliyor ve bunların arka planlarını açığa çıkarıyor. 
Hüseyin Kıran – Yazar 

Adnan Gerger, haberciliğinin yanı sıra ince mizahi anlatımıyla usta bir yazarlık da sergiliyor. Tüm zamanlardan firar eden bu kitabı, okumalısınız. 
Ünsal Ünlü – Gazeteci, Yazar 

Hapisteyken Firar Öyküleri’ni okumuştum. Firar etme duygusu öylesine gariptir ki, insan bin kez aynı şeyi düşünür, dünya durur, bütün koğuşta derin bir sessizlik olur... Hayali dahi insanı böylesine meşgul eden başka hiç duygu görmedim, yaşamadım. Bu kitap, her mahkûmun ve kendini mahkûm hissedenlerin başeseridir. 
Haydar Karataş – Yazar
18,00 ₺ KDV Dahil
24,00 ₺ KDV Dahil

“Edebiyat elbette insanları gözlemlemenin sonucunda ortaya çıkar,” diyor Platonov. “Onları gözlemlemek için de mektuplarından daha iyi bir yer olabilir mi?”
Nitekim Platonov’un 1920-1950 yılları arasında kaleme aldığı mektuplardan oluşan bu derleme, Rus edebiyatının en özgün yazarlarından birinin yaşamını tıpkı bir anahtar deliğinden bakar gibi gözlemleme, onun duygu ve düşüncelerine tanık olma imkânı veriyor bize. Neler yok ki bu mektuplarda: Eşine duyduğu tutkulu aşk ve çalışmak için başka şehirlere gitmek zorunda kaldığında içini kemiren kıskançlık. Bazı eserlerinin komünizm karşıtı gibi algılanması sonucunda edebiyat dünyasından dışlanması; bu yüzden hayatı boyunca sürekli maddi sıkıntılarla boğuşması. İşçi sınıfını kendi “vatanı” saydığı halde onun düşmanı olarak yaftalanmanın yüreğinde açtığı derin yara. “Sakıncalı” bir yazar olmaktan kurtulup saygı görmek ve kendini çok sevdiği edebiyat uğraşına adayabilmek için verdiği mücadelede sürekli duvara toslaması. Çok sevdiği oğlu daha on beş yaşındayken tutuklanıp hapse atıldığında ve hapisten çıktıktan birkaç yıl sonra tüberkülozdan öldüğünde kapıldığı derin keder. Tüm bunlara rağmen yaşamaya, çabalamaya, sevmeye, ummaya devam etmesi.   
Mektupların her biri yapbozun bir parçasını oluşturuyor: Bir eş, bir baba, yazar, arkadaş, yoldaş, yurttaş olarak, kısacası insan olarak Andrey Platonov’u daha iyi tanıyoruz onlar sayesinde.  

 

21,38 ₺ KDV Dahil
28,50 ₺ KDV Dahil
Ortayı bulamıyorum: Tarlada çalıştım ve Berlin’de konser verdim! Normal olamıyorum: İşportacılık yaptım ve Londra’da eğitim gördüm! Ölçüyü tutturamıyorum: Dünyanın en rüküş kostümüyle ekrana çıktım ve kendimi New York Film Akademisi’nde buldum! Denge kuramıyorum: Komik şarkılar söyledim ve 400 günden fazla hapis yattım! Durumu ayarlayamıyorum: Sosyal medyada 1 milyon 750 bin takipçim vardı ve 1 kişi bile ziyaretime gelmedi! Hayatım bir uzuneşek şakası gibi!
12,80 ₺ KDV Dahil
16,00 ₺ KDV Dahil

Kafka’nın en sevdiği kız kardeşi Ottla’ya 1909 yılından ölümüne değin yazdığı mektuplar, iki kardeş arasındaki güçlü bağı ortaya koyuyor. Bu mektuplarda bambaşka bir Kafka’yla; küçük kardeşini hayatta attığı her adımda destekleyen sevecen bir ağabeyle tanışıyoruz. 1892 doğumlu Ottla, Kafka’nın en küçük kız kardeşiydi. Masumiyeti ve duygudaşlığıyla ağabeyinin kalbinde apayrı bir yer edinen Ottla, Kafka’nın sanatını takdir ediyor ve onunla gurur duyuyordu. 1920’de ailesinin karşı çıkmasına karşın Hıristiyan bir Çekle evlenmiş, bu evlilikten iki kızı olmuştu. Nazi döneminde eşini ve çocuklarını korumak için boşanmış, sonrasında gidip kendini Yahudi olarak kaydettirmiş ve Theresienstadt’a gönderilmişti. 1943’te trenle Auschwitz’teki ölüm kampına gönderilen çocuklara gönüllü olarak eşlik ederken kendi hazin sonuna doğru ilerliyordu. Ottla’nın kızları tarafından saklanan mektuplar, Çekoslovak makamlarının uzun yıllar yurtdışına çıkarılmasına ya da ülkede yayımlanmasına izin vermemesi yüzünden ancak 1974’te okurla buluşabildi.

 

10,40 ₺ KDV Dahil
13,00 ₺ KDV Dahil
Bazı yaşamlar, diğerlerinden farklı yaşanır. Bu yaşamlarda her geçen yıl, her yaşanan olay sonrakine yeni, farklı pencereler açar; o hayatın sahibi bu pencerelerden bakmaktan, bazen ardında ne olduğunu bilmediği kapılardan geçmekten çekinmez, risk alır, bedel öder, cesaret eder. Şair Ali Mümtaz Arolat’ın oğlu olarak dünyaya gelen gazeteci Osman Saffet Arolat’ın gençlik anıları da bu emsalde yaşanmış bir dünyayı sergiler. Onun da ülkesini, dünyayı değiştirmek için bir “ütopya”sı vardır; üniversite yıllarında gençlik hareketlerinin içinde yer alır. Eylemlere katılır; broşürler ve afişler hazırlar, sendika gazeteleri çıkartır. Bir dönem ANT dergisinde yazı işleri müdürlüğü yapar, yazıları nedeniyle yargılanarak tutuklanır. Uzun yıllar haber ajansçılığı, yabancı radyo muhabirliği ve televizyonculuk gibi işler yaparken, bir yandan da üretmeyi sürdürür. Bir Gençlik Liderinin Anıları, Arolat’ın 1959-1974 yılları arası yaşadıklarından, bu dönemde ANT dergisinde yayımlanan bazı yazılarından, kişisel notlarından oluşuyor. Gazetecilik mesleği ile ilgili anılarını daha önce yayınevimizden çıkan Babıâli Anılarım adlı kitabında bir araya getiren Osman Saffet Arolat, halen Dünya gazetesinde yazılar yazmayı sürdürüyor.
14,25 ₺ KDV Dahil
19,00 ₺ KDV Dahil

Onu ilk gördüğümde gözüm hiç tutmamıştı.

Gür siyah saçları, sakalı ve bıyığı vardı. 

Burnu da boksör burnu gibi çarpıktı.

Gülünce dişlerinin de çarpık olduğunu fark ettim... 

Gözümün tutmadığı bu adamı

kalbimin hiç bırakmamacasına

tutacağını bilmiyordum tabii henüz...

15,20 ₺ KDV Dahil
19,00 ₺ KDV Dahil

2017 yılında hayata gözlerini yuman Michel Tournier’nin bakışını dışarıya çevirerek mahrem ve içsel (intime) olan günlük yazımına karşı (extime) geliştirdiği alternatif bir günlük denemesi: Dışsal Günlük.

Bahçenin geçirdiği dönüşümlerden hava olaylarına, tuhaf karşılaşmalardan aforizma niteliğindeki düşüncelere ve yeni öykü fikirlerine varıncaya dek olguları, insanları, durumları barındıran, Tournier’ye özgü yazınsal çeşitlemeler.

Yeni, ilginç bir kavram: ışık kirliliği. Geceleyin Choisel’in göğüne bakınca Doğuda belli belirsiz bir ışıltıyla parladığı görülüyor. Paris’ın ışıkları. Doğal karanlığın yapay ışıklarla bozuluşu. Kirliliği maddesellikten çıkarmaya yönelik bir şey icat edilmişti zaten daha önce: termik kirlilik. Örneğin bir nehir, atom santralinin temiz ama sıcak su atıklarıyla ısınıyor. Işık kirliliğiyle, kirlenmeyi ruhanileştirme konusunda bir adım daha atmış oluyoruz. Yakında kötülük tamamen manevi bir şey olacak.

 

10,50 ₺ KDV Dahil
14,00 ₺ KDV Dahil
Usta öykücü Hagop Mıntzuri’nin 1897-1940 yıllarını kapsayan bu anıları, imparatorluğun son yıllarından cumhuriyetin başlangıcına uzanan, İstanbul’un çoktan mazi olmuş dönemine tanıklık ediyor. Köyü Armıdan’dan ailesiyle birlikte İstanbul’a fırıncılık yapmaya gelen çocuk yaştaki Mıntzuri, Osmanlı İmparatorluğu’ndaki günlük yaşamı, Beşiktaş ve Hisar’daki fırınlarının etrafındaki Türk, Ermeni, Makedon, Rum, Arnavut esnafı, Cuma Selamlığı’nda gördüğü padişahları, ekmek vermeye gittiği haremli selamlıklı köşkleri, Galata’yı, Pera’yı, Boğaz’ı ve o hattaki semtleri anlatıyor. École Français, Getronagan ve Robert Kolej gibi okullarda okuyan Mıntzuri’nin okula gidip gelirken veya sınıf arkadaşlarıyla yaşadığı maceralar ise 20. yüzyılın başlarında İstanbul’da çocuk olmaya dair naif bir hikâye sunuyor.

İstanbul macerasını kendi isteğiyle sonlandırarak köyü Armudan’a dönen ve burada kışları öğretmenlikle, yazlarıysa tarlasıyla uğraşan Mıntzuri bir dizi tesadüf ve Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesi sonucunda kendini yeniden İstanbul’da buluyor, ve bu da kitabın Cumhuriyet sonrası İstanbul’unu anlatan ikinci kısmını oluşturuyor.

Bu baskı, ilk kez 1993 yılında Tarih Vakfı Yurt Yayınları tarafından yayımlanmış olan kitabın revize edilmiş halidir.

20,80 ₺ KDV Dahil
26,00 ₺ KDV Dahil

Gazetecilikte Geçen O Yıllar… Oktay Ekşi, 1952 yılında Ankara’da başladığı gazetecilik

hikâyesini anlatıyor. Ekşi, gazetecilik hikâyesini anlatırken, Türk basın tarihine de ışık tutuyor. İptidai koşullarda yapılan haberciliğin hikâyesinde, Türk siyasi hayatının önemli figürlerini ve Meclis tartışmalarını okurla paylaşıyor.  Hürriyet gazetesinde 36 yıl sürdürdüğü başyazarlık görevinden kopuşunun perde arkasını aktarırken, 1952 yılından 2010 yılına kadar, aradan geçen 58 yılda, basının geçirdiği evreyi ve geldiği durumu da gözler önüne seriyor. Kitap, çarpıcı soruların yanıtlarını okurla paylaşıyor.

 

• Makale boyu özüre rağmen Başbakan’ın gazabına neden uğradı? • Adalet ve Kalkınma Partisi, Hürriyet’in önünde neyi protesto etti? • 36 yıllık başyazarlığa vedada kamuoyunun bilmediği neler yaşandı?

• Oktay Ekşi, aşkla başlayan gazeteciliğin ilk yıllarında kimlerle çalıştı?  • Gazetecilik mi devrimcilik mi?

• Basın dünyasındaki üç komünist kimlerdi? • Çetin Altan, geleceğini garanti altına almak için mi milletvekili oldu? • Kim Çetin Altan’a “güvenilmez” dedi? • Gazeteci Hüseyin Cahit 79 yaşında neden hapse girdi? • Demokrat Parti’nin Meclis çalışmaları ve basınla hesaplaşmasında

    neler yaşandı?

• İngiliz Colette, Ankara’yı neden karıştırdı? • Burhan Belge’nin eşi Zaza Gabor Atatürk’le nasıl tanıştı?

• Atatürk, bir gazete sahibini neden kovdu? • Atatürk’ün naaşının Anıtkabir’e taşınmasında neler yaşandı?

• Stalin’in ölümü nasıl sorun oldu? • Samanpazarı Meydanı’nda, halkın gözleri önünde idam edilen kimdi?

• Birinci Şube’de kim neden ajanlık teklif etti?

(Tanıtım Bülteninden)

18,75 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil

Tefrikalarda kalmış yüzlerce yazısı arasından titizlikle seçilen metinlerde ilk kez Suat Derviş kendi hayatını anlatıyor. Refah içinde başlayan bir hayatın değişimi, ailenin bilinmeyen tarihçesi, saklanan sırlar ve unutturulmaya çalışılan gerçekler…

Gazete yahut dergi ciltleri arasında, birbirine, bir bütün olmaya belki de hasret metinler nihayet yan yana. 1939’da Son Posta’da tefrika edildiği günden bugüne hiçbir kaynakta adı geçmeyen Berlin hatıratından Sovyetler yazılarına, iki-üç sefer niyetlenip ancak çocukluk yıllarını yazabildiği hayat hikâyesinden ömrünce yapılmış röportajlardan seçmelere Suat Derviş’in yaşadıkları yazdıklarıyla gün yüzüne çıkıyor. Suat Derviş’in kardeşi Ruhi Dervişoğlu’nun oğlu Bülend İsmail Dervişoğlu’nun kaleme aldığı “Derviş Ailesi Tarihi” de bu kitap sayesinde okurla buluşuyor.

 

“Suat Derviş bu defa paramparça, bölük pörçük de olsa anılarıyla, hayatıyla kendi kaleminden çıkmış şekliyle karşınızda. Her zamanki gibi onu yok sayan, unutturmak isteyen, başarılarının ve emeğinin üstüne bir perde-i nisyan çekmeye yeltenenlere kendinden emin, güçlü ve mağrur bakıyor.”

-Serdar Soydan-

25,60 ₺ KDV Dahil
32,00 ₺ KDV Dahil

Bir askeri öğrencinin en büyük hayali mezuniyet günü kepi havaya fırlatırken tribünde ailesini ağlatıp gururlandırmaktır. Askeri okulda ne kadar acı çekerse çeksin, ne zorluklara göğüs gererse gersin önemli değildir onlar için. Aileleri bilmez zaten onların çektiği zorlukları o okuldayken. Anlatmaz ki hiçbiri annesine babasına. Soğuk odada yatarsın, titreyerek uyanırsın. Annen “Oğlum sıcak mı odalarınız?” diye sorar, dersin ki “Herhalde anne. Bakıyorlar bize burada. Sıcacık hem de.” Anlatmaz ki hiçbiri askeri okulda geçen uykusuz, hasta geceleri. Üzemezsin çünkü aileni. Onların tek ağlamasını istediğin yer mezuniyet günü o tribün sandalyeleridir.

 

Maalesef hayalimiz olan o gün, hayalimiz olarak kalacaktı...

18,75 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil

Seksen beş yaşın acemisiyim. Sona doğru yaklaştıkça adım adım başa dönen bir daire çizerek ilerliyorum. 

 

 

Rusya göçmeni Yahudilerin ilk nesil çocuklarından olan yazar ve psikiyatrist Irvin D. Yalom, Washington, DC’nin düşük sınıfın çoğunlukta olduğu bir bölgesinde büyüdü. İçinde bulunduğu şartlardan kurtulmak istediği için aklına doktor olmayı koydu ve bunu inanılmaz bir yükseliş izledi. Başkalarının hayatlarını araştırmak üzerine bir kariyer inşa eden Yalom, kalemini ve terapötik bakış açısını bu kez kendisi için kullanıyor. 

Yalom’un hikâyesi bir rüyayla başlıyor: Kendisi on iki yaşında ve yüzü sivilce izleriyle dolu bir kızın evinin önünden bisikletiyle geçiyor. Her sabah olduğu gibi kızla arkadaş olabilmek umuduyla kıza, “Selam Kızamıklı!” diye bağırıyor. Ama rüyasında kızın babası, Yalom’u her gün tekrarladığı bu sözlerin onu incittiğine dair uyarıyor. Yalom’a göre bu, empatinin doğuşu; bu dersi hiç unutmamış. 

Sevgiye ve pişmanlığa dair anekdotlarla iç içe geçmiş olan Bir Psikiyatristin Anıları’nı okurken, kitapları pek çok insan için yol gösterici bilge bir psikiyatrist ve düşünürün yaşam yolculuğuna şahitlik ediyoruz. Ama bu yalnızca bir insanın hayat hikâyesi değil, Yalom’un yaşamına ve gelişimine dair düşünceleri, bizi kendi köklerimiz ve hayatımızın anlamı üzerine düşünmeye de davet ediyor. 

“Etkileyici, güçlü ve hem konusu hem de Yalom’un yaşadığı zamanlar açısından düşündürücü. İnanılmaz bir kitap.” 

-Abraham Verghese, Gözyaşı Kapısı’nın yazarı -

 

“Yalom’un içe bakışlarının ve anlamlı sözlerinin hayranı olanlar, onun geçmişinin en özel detaylarını, tutkularını ve verimli bir yaşamın kapılarını açan anahtarları bu kitapta bulacak.” 

-Kirkus Reviews -

 

“İnsan ruhu konusunda dünyanın en önemli ve en başarılı uzmanlarından birinin samimi, içgörülerle dolu hatıratı.” 

-Daniel Menaker -

 

 “Irvin D. Yalom’un yıllardır büyük bir hayranı olarak Bir Psikiyatristin Anıları’na bayıldım. Bu ondan beklediğimiz kitaptı; kendi benliğine derin bir yolculuk… Onun samimi ve canlı hikâyesi aslında okuyucuların kendi hayatlarını sorgulamalarına da yardımcı olacak. Bize cesur ve yerinde bir öz analizin nasıl bir şey olduğunu gösteriyor. Tekrar tekrar okunması gereken bir kitap.”

-Jay Parini -

26,25 ₺ KDV Dahil
35,00 ₺ KDV Dahil
21,75 ₺ KDV Dahil
29,00 ₺ KDV Dahil

George Orwell’ın hayatındaki önemli anları ve dönemleri kayıt altına aldığı Günlükler’inin ilk kitabı Savaş Günlükleri, İkinci Dünya Savaşı’nın tüm yerküreyi altüst eden ilk yıllarında hem gündelik yaşama hem de genel politik atmosfere dair bir panorama sunuyor.

Hitler faşizminin engellenemez gibi görünen ilerleyişinin ardından Fransa’nın teslim olmasıyla değişen dengeler, Londra üzerinde aylarca süren bombardıman ve Almanya’nın Sovyetler Birliği’ne saldırması gibi pek çok kritik sürece tanıklık ederken notlar tutan Orwell, uluslararası politika kadar işgal beklentisi içindeki bir halkın psikolojisini de gözler önüne seriyor.

Yurt savunması için milis kuvvetlerine katılan, ardından antifaşist propagandaya katkı sağlamak üzere BBC’de çalışmaya başlayan Orwell’ın dönemin pek çok önemli edebiyatçısı ve siyasetçisine dair izlenimlerini ve yorumlarını da içeren Savaş Günlükleri, savaşın yarattığı psikolojinin hayatın her alanını nasıl etkilediğini gösteren bir belge niteliğinde.

         
10,50 ₺ KDV Dahil
14,00 ₺ KDV Dahil

George Orwell’ın hayatındaki önemli anları ve dönemleri kayıt altına aldığı Günlükler’inin ilk kitabı Savaş Günlükleri, İkinci Dünya Savaşı’nın tüm yerküreyi altüst eden ilk yıllarında hem gündelik yaşama hem de genel politik atmosfere dair bir panorama sunuyor.

Hitler faşizminin engellenemez gibi görünen ilerleyişinin ardından Fransa’nın teslim olmasıyla değişen dengeler, Londra üzerinde aylarca süren bombardıman ve Almanya’nın Sovyetler Birliği’ne saldırması gibi pek çok kritik sürece tanıklık ederken notlar tutan Orwell, uluslararası politika kadar işgal beklentisi içindeki bir halkın psikolojisini de gözler önüne seriyor.

Yurt savunması için milis kuvvetlerine katılan, ardından antifaşist propagandaya katkı sağlamak üzere BBC’de çalışmaya başlayan Orwell’ın dönemin pek çok önemli edebiyatçısı ve siyasetçisine dair izlenimlerini ve yorumlarını da içeren Savaş Günlükleri, savaşın yarattığı psikolojinin hayatın her alanını nasıl etkilediğini gösteren bir belge niteliğinde.

10,50 ₺ KDV Dahil
14,00 ₺ KDV Dahil
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 >