Adam

Kadın’ı okudunuz.

Bu da Adam.

Diyebilirsiniz ki...

Kadının karşılığı erkek değil mi?

Bence değil.

Çünkü, her kadın kadın ama...

Her erkek adam değil.

Herifleri yazmamayı tercih ettim!

Elbette memleketin tüm adamlarını sıralayıp, bir kitaba sığdırabilmek imkânsızdır...

Peki nedir?

Farklı zamanlarda, farklı ortamlarda yaşayan, hatta birbirleriyle hiç tanışmamalarına rağmen, ortak zihniyetin, ortak karakterin, ortak paydasıdır Adam.

Yıkılsın diye karşıdevrim kazmalarıyla kolonlarına kolonlarına vurulan Türkiye, bugün hâlâ ayakta duruyorsa... İşte bu adamların ortak karakteri, ortak zihniyetinin sırtında duruyor.

Kadın

Eşit eğitim hakkı
1924

Eşit birey hakkı
1926

Eşit seçme seçilme hakkı
1934

Kadın erkek eşitliği fıtrata ters
kürtaj olma
sezaryen yaptırma
en az üç doğur
hamileysen sokağa çıkma
kahkaha atma
bankta kızlı erkekli oturma
talibin çıkarsa seçici olma
haddini bil
itaat et
okuma
düşünme
sus!
2015

72,00 ₺ KDV Dahil
90,00 ₺ KDV Dahil

GÜNAH FİKRİNDEKİ SONSUZLUK üzerine BİR TARTIŞMA

Georges Bataille, Jean-Paul Sartre, Maurice de Gandillac, Jean Hyppolite, Louis Massignon, Pierre Klossowski,
Arthur Adamov, Rahip Jean Daniélou, Rahip Jacques Madaule…

8,00 ₺ KDV Dahil

Çocuk ve Ergenler için Şema Terapi

Şema Terapi, son yıllarda yetişkin hastaların tedavisinde kendini olağanüstü başarılı şekilde kanıtladı ve şimdi çocuklar ve ergenlerle çalışma zeminine taşınıyor…

Şema Terapi, gelişim psikolojisini ilgilendiren temelleri de işin içine katıyor ve çocukluk ile hayatın geri kalan akışındaki temel ihtiyaçlar modeline dayanıyor. Çocuklar ve ergenlerin de ele alınması, aynı zamanda buna eşlik eden ebeveyn çalışması için çok uygun. Bunu yaparken değişik yaş dönemlerinde, farklı ele alma şekilleri ve terapi ağırlık merkezleri seçilmek zorunda. Pek çok örnek doğrudan uygulanabilir teknik ile stratejilerin yanı sıra terapist ve hastalar için geniş kapsamlı materyaller sunuluyor.

28,00 ₺ KDV Dahil
35,00 ₺ KDV Dahil

Kevin Anderson, Marx Sınırlarda kitabında Marx’ın titizlikle kaleme almış olduğu, kapsamlı, ancak yıllar içerisinde ihmal edilmiş metinlerini farklı bir gözle ve ayrıntılı bir biçimde ele alarak, onun tüm eserleri hakkında gerçekte ne bildiğimiz sorusuna sarsıcı yeni bir ışık tutuyor.

Marx’ın Kapital’in Fransızca basımı için yaptığı değişiklikler,
New York Tribune
için yaptığı gazetecilik çalışmaları, diğer gazete yazıları ve tuttuğu kitap notları ile yorumları da dahil olmak üzere bütün metinlerini titizlikle inceleyen Anderson, alışageldiğimiz yorumlarla pek örtüşmeyen bir Marx portresiyle çıkıyor karşımıza.

Marx’ın Hindistan’dan Çin’e, Rusya’dan Polonya’ya, Amerika Birleşik Devletleri’nden İrlanda ve Cezayir’e, o dönem kapitalizmin çeperinde kalan ülke ve toplumlar hakkında kaleme aldığı binlerce sayfalık yazıyı didik didik ederek, “kapitalizmin farklı coğrafyalarda nasıl bir gelişim seyri izleyebileceği”, “ilkel ortaklaşmacı biçimlerin yeni olanaklar yaratıp yaratamayacağı” gibi konularda 1848’den 1883’e değişen görüşlerini de özetliyor.

Anderson’un bize sunduğu Marx, fikirlerini salt sınıfa dayandıran bir düşünür değil, tam bir 21. yüzyıl aydını olarak beliriyor: Toplum eleştirisi insanın sosyal ve tarihsel gelişimindeki çeşitliliklere duyarlı, sınıfın yanında ulus, ırk ve etnisiteyi de değerlendiren bir teorisyen.

Marx’ın farklı çalışmalarının derinlikli bir okumasını sunan kitap,
Marx çalışmalarını da aşan hararetli yeni tartışmaları ateşleyeceği muhakkak, çığır açıcı ve kabullerimizi değiştirecek yeni bir Karl Marx portresi ortaya koyuyor…

24,00 ₺ KDV Dahil
30,00 ₺ KDV Dahil

Marksist hukuk teorisi var mıdır ya da Marksizmin hukuka bakışı nasıldır? Onur Karahanoğulları, Marksizm ve Hukuk kitabında bu temel soruyu tartışıyor. Bir yandan, Marksizmin hukuka bakışını en genel ve temel önermeleriyle aktarıp bu alandaki farklı yaklaşım ve tezleri özetlerken; bir yandan da genç hukukçuları hukuk çalışmaya, hukuk teorileri geliştirmeye çağırıyor.

Marx, kendisi de hukukçu olmasına rağmen hukuku bir toplumsal ilişki biçimi olarak bütünsel bir çalışmanın konusu yapmamış, hukuku bir bilinç biçimi olarak, aşılması gereken bir yabancılaşma alanı olarak değerlendirmişti. Karahanoğulları, Marksizmin hukukla temel “derdi”nin hukuksal bakışın yanlışlığını göstermek, eleştirmek olduğunun altını çiziyor.

Öte yandan, hukuk kuralı, hukuksal biçim, hukuksal ilişki, hukuk öznesi, hak, hukuksal işlem vb. gibi hukukun temel kavramlarını Marksist yöntemle inceleyen Karahanoğulları, konuyla ilgili yeterli sayıda çalışma bulunmadığı saptamasından yola çıkarak, Marksist hukuk yaklaşımının oluşturulmasının günümüzde gerçek bir ihtiyaç hâline geldiğini belirtiyor.

Kitap, Marksizm ve hukuk konusuyla ilgili olarak bugüne dek yazılmış en önemli çalışmaları tanıtıp farklı görüşleri aktararak, aynı zamanda eleştiri ve öneriler de geliştirerek bu alandaki bir boşluğu dolduruyor.

19,20 ₺ KDV Dahil
24,00 ₺ KDV Dahil

İçeriden Kuşatılan Kale: CHP, demokrasi kültürünün genç olduğu ülkemizde, siyasetin demokrasiyi ele geçirme planlarını, yakın tarihimizden somut verilerle aktarıyor.

Uzun yıllardır başkent Ankara’da muhabirlik yapan, sarı basın kartı sahibi Gazeteci C. Eren Çelik, araştırma ve kaynaklarının ışığında, ülkemizin son dönem yaşanan travmalarını, CHP özelinde açık seçik anlatıyor.

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün göz bebeği, hatta, “Benim iki büyük eserim var; biri Türkiye Cumhuriyeti, diğeri Cumhuriyet Halk Partisi.” dediği, 9 Eylül 1923’te kurduğu partinin, “yeni” ambalajına girerken yaşananları, son dönem kurguları okuyacaksınız elinizde tuttuğunuz kitapta.

Asırlık Çınar CHP’nin “Cumhuriyetçilik”, “Halkçılık”, “Milliyetçilik”, “Laiklik” “Devletçilik”, “Devrimcilik” ilkeleriyle oluşturulan 6 okunun Küresel Aktörlerin eliyle dönüştürülen, dizayn edilen son hali birbirinden ilginç başlıklarla aktarılıyor:

  • CHP’nin dizayn ve dönüştürme operasyonuna ne zaman karar verildi ve bu projeyle Soros’un bağlantısı neydi?

  • Kemal Kılıçdaroğlu nasıl parlatıldı, nasıl Genel Başkan seçildi?

 

 

  • TESEV, TÜSES, 10 Aralık Hareketi gibi STK’ların bu operasyondaki rolleri neydi ve CHP nasıl adım adım ele geçirildi?

  • CHP içerisinde “Milli Derin Direniş” hattı nasıl kuruldu, karşı hamleler neler oldu?

  • Ekmeleddin İhsanoğlu nasıl aday gösterildi? Hangi ünlü köşkte, kimlerin katıldığı toplantıda çatı aday olarak belirlendi?

  • Kılıçdaroğlu’nun Küresel Destekleri kimler?

  • Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Muharrem İnce nasıl ve neden aday gösterildi, asıl amaç neydi?

  • Kılıçdaroğlu eski ABD Büyükelçisi Ricciardione ile iki buçuk saat baş başa ne konuştu, bu gizli toplantı kim tarafından organize edildi?

  • Sonraki süreçte CHP’de neler olacak?

 

20,80 ₺ KDV Dahil
26,00 ₺ KDV Dahil

Nazarî İrfan, farklı tasavvuf teorileri, kendisine özgü bir terminoloji ve kavram alanı oluşturmaktadır. Bu alan bir yandan Vahdet-i vücûd ve İşrâk felsefesi gibi kanallarla şekillenmiş, diğer yandan Gazzâlî ve Ebû Medyen gibi doğrudan Ehl-i Sünnet paradigması içerisinde kendisine entelektüel bir tasavvufî çevre edinmiştir. Şiî irfanı ise tasavvuf geleneğindeki önemli şahsiyetleri kendisine referans alarak Feyz-i Kâşânî, Mir Damad ve Tabâtabaî gibi şahsiyetlerle tasavvufun ve hikmetin kapısını aralamak istemiştir.

Bu resimde nazarî irfana derinlik katan mutasavvıflardan bazısı hemen aklımıza gelir: Beyâzid-i Bistâmî, Cüneyd-i Bağdâdî ve Hakîm et- Tirmizî… Ma‘rûf-i Kerhî, Hâris el-Muhâsibî, Zünnûn el-Mısrî ve Hallâc-ı Mansûr… Kelâbâzî, Herevî, Gazzâlî, Aynülkudât el-Hemedânî, Sühreverdî-i Maktûl… İbnü’l-Fârız, Ferîdüdîn i Attâr, Mevlânâ, İbnü’l-Arabî ve Molla Sadrâ…

Bu çalışma, İslâm düşüncesinin pek çok konuda tohumunun atıldığı ve mayalandığı ya da reddedildiği bilgi sistemlerinin üzerinde yapılmış kuşbakışı bir seyrüseferin ifadesidir. Bu seyrüsefere, Nefes-i Rahmânî, Âyan-ı Sâbite, Kenz-i Mahfî ve Hakikat-i Muhammediyye mutlaka eşlik etmelidir. Bu yolculuk geniş bir tasavvufî ve irfanî coğrafyanın varlığını kulağımıza fısıldar. Gazzâlî’nin ve İbnü’l-Arabî’nin soluğu, Bicâye’ye, Almeria’ya ve Sevilla’ya sinmiştir. Aynı soluk, Şam’da, Bağdat’ta, Zebid’te, Konya’da ve Şiraz’da farklı tonlarda da olsa karşımıza çıkar.

20,00 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil

19. yüzyılda modernleşmenin pusulası hep Paris’i göstermiştir. Türk modernleşme serüveninde de Paris en önemli duraktır.

Bir an için 1867 senesinin Paris’ini hayal etmeye çalışalım. Şinasi varoluşunu adadığı Türkçe sözlüğü hazırlamak için Paris kütüphanelerine kapanmış ve elini eteğini diğer dünyevi işlerden çekmiştir. Aynı yıl, zenginliği dillere destan Halil Şerif Bey, evinin duvarlarına astığı Delacroix, Courbet, Ingres tablolarını Paris sosyetesine göstermektedir. Osman Hamdi de başını döndüren bu şehirde bir ressam olarak tutunabilmenin derdine düşmüştür. Namık Kemal ise Osmanlı Devleti’ni hürriyet kavramıyla tanıştırma idealiyle Paris’i mesken tutmuştur. Osmanlı Sultanı Abdülaziz tam da o yıl hiç yapılmayanı yapmış ve maiyeti ile beraber İstanbul’dan yola koyulup Paris’e adım atmıştır… İşte 1867 yılının Parisi’nde bizden hikâyeler!

Paris Sevdası, bir portreler galerisi olarak okunabileceği gibi aynı zamanda 19. yüzyıl Parisi’nin sokaklarında, kafelerinde, parklarında Osmanlı aydınlarının izlerini sürmek isteyenler için de tarihi bir gezi rehberi olarak görülebilir.

12,80 ₺ KDV Dahil
16,00 ₺ KDV Dahil

İslam tarihinin en acımasız örgütü!

Hasan Sabbah, tarihin belki de en yıkıcı adamıdır. Tarih belki de bu kadar kan dökülmesine sebep olan başka bir adam görmemiştir.

Ömer Rıza Doğrul, giriş bölümünde, İslam dünyasının tamamında etkili olacak kadar derin ve yıkıcı yöntemlerle suikastlar düzenleyen Haşhaşileri masaya yatırıyor. Hasan Sabbah ve fedailerinin kanlı eylemlerinin gerisinde yatan fikri tarihi belgelere dayanarak gözler önüne seriyor.

Asıl bölümde kaleme alınan sürükleyici romanda ise okuyucuyu Hasan Sabbah ile Doğu’nun fatihi Selâhaddin Eyyûbi’nin arasında geçen bir kaçırılma hikâyesinin içine çekiyor. Romanın arka planında, Ortadoğu’daki ilk derin devlete, Kudüs’ün fethine ve ince örülmüş bir aşk hikâyesine tanıklık ediyoruz. Salâhaddin, büyük bir zafer kazanırken pek kıymetli, pek büyük bir arkadaşını kaybetmişti.

Emir Haydar’ın son hamlesiyle tamamlanan bu zafer, Hıristiyanların Suriye ve Filistin sahillerine çıktıkları günden beri uğradıkları ilk mühim hezimetti. 90 seneden fazla bir zamandan beri bu havalide at oynatan Ehli Salip, ilk defa hasımlarının ezici ve müthiş bir darbesini yemişti. Ehli Salip’in bu 90 senelik tarihi hiç de şerefli değildi; hep kan dökmek, soygunculuk ve çapulculuk etmekten ibaretti.

20,00 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil

“…halife saraylarının halıları üzerinde yürüdüm, sultanların meclislerinde hazır bulundum; ama sevgilinin sevgiliye olan görkeminden daha görkemli bir şey görmedim. Prensleri mağlup eden fatihlerin zaferini, vezir­lerin nüfuzunu, mevkilerinin keyfini süren devlet ricalini gördüm; ama sevgilisinin gönlüne sahip olduğundan, onun ilgisinden ve aşkından emin olan bir sevenin mutluluğundan daha coşkulu bir sevince şahit olmadım.”

Sevdin diye kınıyor beni aşk nedir bilmeyenler Konuşmuşlar susmuşlar ne önemi var? Umurumda olmaz ayıplamaları beni aşk için İster yüzüme konuşsunlar ister köşelerde fısıldaşsınlar

Elinizdeki eser pek çok dünya diline çevrilmiş bir aşk klasiğidir. Arapçada “güvercin gerdanlığı” deyimi “kişinin devamlı yanında taşıdığı, hep birlikte olduğu ve hiç ayrılmadığı şey­ler için kullanılan bir ifade” şeklinde tanımlanır. Nasıl ki gü­vercinin boynundaki halka şeklindeki tüyler onu farklı kılan ve ondan hiç ayrılmayan bir özellikse, aşkın mahiyetini ifşa eden bu kitap da okuyucunun bir gerdanlık gibi boynuna taktığı yoldaşı ve aşk kılavuzudur.

- Mehmet Hakkı Suçin -

20,00 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil

Benİ öldürebİlecek bİr rokete tırmanmanın hem ölümlü olmayla yüzleşme hem de şİmdİye kadar yaşadığım her şeyden daha canlı hİssetmemİ sağlayan bİr macera olduğunu öğrendİm.

Çİmenlerİn harİka koktuğunu, rüzgârın muhteşem bİr şey olduğunu ve yağmurun bİr mucİze olduğunu öğrendİm.

Ayrıca gezegenİmİzİn gördüğüm en güzel şey olduğunu ve ona sahİp olduğumuz İçİn ne kadar şanslı olduğumuzu öğrendİm.

ULUSLARARASI UZAY İSTASYONUNDA BİR YIL GEÇİREREK REKOR KIRAN ASTRONOT Scott kelly’den ÇARPICI BİR hİkâye. kelly Kendİsİnden öncekİ yolculuklara paralel olarak renklİ gelİşİm yıllarının ardından Olağanüstü yolculuğunu bütün heyecanıyla bİzlerle paylaşıyor. Doğal bİr hİkâye anlatıcısı ve modern zaman kahramanı olan Kelly’nİn, gelecek Kuşaklara İlham verecek umut dolu bİr mesajı var. kİşİsel hİkâyesİnde, İnsanın hayal gücünün zaferİ, İnsan İradesİnİn gücü ve galaksİnİn sonsuz muhteşemlİğİ görülüyor.

28,00 ₺ KDV Dahil
35,00 ₺ KDV Dahil

Onkoloji diyetisyenliği yolculuğum 1996 yılında Hacettepe Üniversitesi onkoloji kliniklerinde başladı ve halen sürüyor. Bu yolculuğumu elinizdeki kitapla taçlandırdığım için çok mutluyum.

Kanser hastalarının sıklıkla duyduğu beslenme önerisi “Her şeyi yiyebilirsin ama şeker kesinlikle yememelisin, kırmızı et yeme, doğal beslen, paketli gıdalardan uzak dur” şeklindedir. “Ne yiyeceğim şimdi?” sorusu ise genelde yanıtsız kalır.

Meslek hayatım boyunca hasta ve hasta yakınlarının “En doğru, en iyi nasıl beslenirim?” çırpınışlarına şahit oldum. Bu çırpınışlara ışık tutmak için “o her şeyin” aslında ne olduğunu, bilimsel bilgiler ışığında nasıl yeterli beslenebileceğinizi bu kitapta bulacaksınız.

Tedavi sürecinde yeterli beslenmenin sağlanması ve tedavi sonrası dönemde kanserden korunmak için beslenme planında yapılması gereken kritik değişiklikler vardır. Basit, anlaşılır ve etkili bir dille yazılmış olan bu kitabın hasta, hasta yakınları ve kanserden korunmak isteyen bireyler için bir başucu kitabı olmasını diliyorum.

Unutmayın: Beslenme takibi ve kanser tedavisi bir bütündür.

22,40 ₺ KDV Dahil
28,00 ₺ KDV Dahil

Kimse Renk Uzmanı’nı aldatamaz, renk testinde hile yapamazdı. Sonucun ne çıkarsa sonsuza dek oydun. Hayatın, kariyerin ve sosyal statün oracıkta, birkaç dakika içinde belirleniyordu ve yaşamın kaygı verici tüm belirsizlikleri ebediyete kadar yok oluyordu. Hayatının haritası orada çiziliyordu. Görebildiğiniz renklerin hiyerarşideki seviyenizi belirlediği bir dünya. Bej borsanın en revaçta malı üretimi yasak olan kaşıklar. Kamu hizmetine ayrılan Ford T’ler yollarda geziyor. Yüce Munsell'ın manifestosu, medeniyetin tek kutsal kitabı. Görünürde her şey huzur içinde... Oysa ülke için için kaynıyor. Peki ya renkler bir gün ayaklanmaya karar verirse? Jasper Fforde günümüzden yüzyıllar sonrasını renklerin gölgesinde, ustalıkla kaleme alıyor. Renkrasi, ilkelleştirmeye, diktatör gölgesinde özgürleşme savaşına, hayatı en baştan bir kez daha kurmaya dair bir distopya.

Renkrasi zekice fikirlerden çok daha fazlası. Lezzetli bir kurgu ve Dickens'ın, Pratchett’ın kaleminden çıkmış gibi görünen zengin detaylar taşıyor.

- Independent -

Renkrasi’nin dünyasını, ince esprilerini, karmaşıklığını, beklenmedik olaylarını, kurgusunu ve özgünlüğünü özetlemek imkansız, okuyun!

- The Times -

Fforde'nin yarattığı renkli dünya, canlı bir yaratıcılık ve ince esprilerle örülmüş.

- Daily Mail -

25,60 ₺ KDV Dahil
32,00 ₺ KDV Dahil

Bizden sır gibi saklanan bir gerçek var. Bugüne dek bize anlatılanlar sadece zehirli masallar...

İçimdeki şeytanlarla, düşmanlarla, yok edicilerle savaşacağım. Bende var olan o cennet yere kavuşacağım. Çok mutlu olmaktan daha azını hak etmiyorum. Hiçbirimiz bunu hak etmiyoruz…

Anne babalarımız, anneanne ve dedelerimiz, onların anne babaları... Tarih binyıllardır anlattığı masallarla bizi zehirledi. Çoğumuzun sorgulamadan kabul ettiği bu yalanlar, nesillerden nesillere kıymetli bir mirasmışçasına aktarıldı. Şu anda esenlikten bu denli uzaksak, bu masallar yüzünden. İhtiras, vesvese, şüphe, açgözlülük, öfke, kıskançlık, şehvet, kin ve kibir tarih boyunca tüm çocuklara süslü kıyafetler olarak bayram havasında şenliklerle giydirildi. Paylaşma, sevecenlik, affetme, tevazu, sükûnet, şefkat tozlu raflara kaldırıldı. Buna rağmen, hayatımız boyunca içimizi tırmalayan bir şeyler oldu. Bir iç sıkıntısı. Bir rahatsızlık. Bir yabancılık. Bastırmaya, saklamaya, hatta parçalamaya çalıştığımız bir arayış. İhtirasla peşine düştüğümüz hiçbir hedef bize vaat ettiği esenliği sağlayamadı. Artık başka bir yol aramanın zamanı gelmedi mi? Bildiklerimizi zorlayacak, zehrimizi akıtacak, ezber bozacak yeni bir yol? 

Kendini tanıma yolculuğu için vakit geldi... İyileşme yolculuğu için... 

20,00 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil
İlk baskısı 2004 yılında yapına ve gelişmiş kontrol ve teknolojilerinin ilavesi ile 3. Baskısına ulaşan bu kitap yalın anlamda bir elektronik kitabıdır. Yani bu kitapta esas olarak alına elektronik biliminin temel kavramları değildir. Bu kitapta esas amaçlanan, asgari fizik bilgisine sahip bir öğrencinin dahi, temel fiziksel esaslardan hareketle günümüzdeki motorlu araçların performans hedeflerine nasıl katkıda bulunabileceğini anlatmak ve araçlarda kullanılan yaygın elektronik donanımların neler olduğunu bilmelerini sağlamaktır. Böylece elektronik kavramının daha aşina oldukları motor ve taşıt kavramı içerisindeki yerinin bilincinde olarak, çalışma hayatlarında yeni teknolojilere daha vakıf bir alt yapıya hizmet verebileceklerdir.
21,60 ₺ KDV Dahil
27,00 ₺ KDV Dahil

Sultan II. Abdülhamid Han, cihanın son büyük imparatorudur ve asla sıradan veya yabana atılacak karakterde bir hükümdar değildir. O, duyan kulaklara  nasihatler ve gören gözlere işaretler bırakmayı başarmıştır. Âlem-i İslam ve devleti için yaptıklarını biliyorum diyorsanız, yanılıyorsunuz... Çünkü bugüne kadar okuduklarınız ya da biliyorum dedikleriniz o buz dağının sadece görünen yüzüdür. Hayal veya masal değil, sadece ve sadece gerçekleri öğreneceksiniz. Hiç kimsenin yazmadığı ve anlatmaya cesaret edemediği hakikatleri okumaya hazır olun! Sultanın yaptıklarını ve hizmetlerini okudukça hüzünleneceksiniz lakin onun gibi bir dâhinin gelecek nesiller için bıraktığı işaretleri takip ederseniz, neticede, yalanlarla değil, tarihin acılarla dolu o döneminin gerçekleriyle yüzleşeceksiniz...

20,00 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil

Müslüman bir birey açısından yaşadığı hayatta en çok ihtiyaç duyacağı şeylerin başında, dünya hayatında Allah’ın razı olacağı bir hayat tarzına sahip olmak ve ahiret hayatında kurtuluşu elde ederek Rabbinin lütfu sayesinde cennete kavuşmak gelmektedir. Elinizdeki bu eser, dünyada Allah’ın razı olduğu makbul ve muteber olan bir hayat anlayışına nasıl sahip olunacağı ve ahirette de kurtuluşu elde etmek için nelere dikkat edilmesi gerektiğine dair sorulan sorulara İbn Hazm’ın verdiği cevapları içermektedir. Zahiri ekolün önemli bir temsilcisi olan İbn Hazm, benimsediği bu zahiri yönteme sadakat gösteren bir duruşla, eserini kısa bir girişten sonra on başlık altında tasnif etmek suretiyle Kur’an ve hadis ekseninde takdim etmiştir.

Kulu Rabbine en çok yaklaştıracak, gazabı ve öfkesini uzaklaştıracak, işlenen günahların bağışlanmasına fayda sağlayacak amellerin neler olduğu; Müslüman bir kimsenin talep etmesi gereken ilimler; nafile oruç, namaz ve sadakanın Allah katındaki fazilet derecesi; fitne zuhur ettiğinde takınılacak tavır; büyük günahların konumu; iyiliği emretme ve kötülükten alıkoyma ve tövbe felsefesi eserde yer alan konulardan bazılarıdır.

10,40 ₺ KDV Dahil
13,00 ₺ KDV Dahil
“16 Nisan 2017 tarihi, Türkiye’nin demokrasi mücadelesinde yeni bir aşamaya işaret etmektedir. Bu dönem, Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra birçok önemli noktada belirleyici olmuş faşizan-kurumsal egemenliğin tamamen tasfiyesine yönelik son aşama olarak tanımlanabilir. Çünkü 16 Nisan 2017 Halk Oylamasında kabul edilen Anayasa Değişikliği, cumhurbaşkanlığı hükümet modeli açısından sadece pozitif hukuk sistematiğinde bir yenilenme adımı değildir. Bu, bütün boyutlarıyla siyasal sistemde reform başlatan bir adımdır.  

Bu kadar büyük bir önemi olan 16 Nisan Anayasa Değişikliğinin çeşitli boyutlarıyla analiz edilmesi gerekmektedir. Bu kısa çalışmada 16 Nisan Anayasa Değişikliği; zamanlama, politik-hukuk yaklaşımı, demokrasi ölçütleri ve içeriği açısından ele alınacaktır. Zamanlama konusu değerlendirilirken 15 Temmuz olaylarının analizine, siyasi ve hukuki sonuçlarına özel bir paragraf açmak gerekir. Bunun için 15-16 Temmuz Milli Demokratik Halk Devrimi zamanlamaya bağlı olarak ayrı bir başlık altında ele alınmıştır. Ayrıca kısa değinilerle; meşruiyet, mutabakat ve teklik hususlarında değerlendirme yapılacaktır. Son bölümde ise uyum düzenlemelerine ilişkin genel yaklaşımlar ve bazı somut konular ele alınmaktadır.” 
–Mehmet Uçum
16,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil

“Justice league cilt 1 tüm vaatlerini yerine getiriyor ve bu destan gelecekte olacakların habercisi.”

- Cbr -

“Bryan hitch aksiyonu nasıl sunacağını iyi biliyor.”

- Newsarama -

“Destansı ve muazzam bir hikâye.”

- İgn -

Dünyanin tanidiği justice league artik yok onlar dünyanın şimdiye kadar gördüğü en büyük kahramanlardı. şimdi ise en büyükleri hayatını kaybetti.

Superman öldü. çelik adam onu evlat edinen dünyayı kurtarmak için hayatını feda ettiğinde justice league’deki arkadaşları mücadeleye onsuz devam etmek zorunda kaldı. onun bıraktığı bayrağı ise yok olmuş bir evrenden gelen yaşça daha büyük ve daha bilge bir superman devralmak zorunda ama batman, wonder woman ve league’in diğer üyeleri için bu “superman” bir yabancı. ve tıpkı hal jordan’ın kendisinin yokluğunda dünyayı korumakla görevlendirdiği acemi green lantern’lar jessica cruz ve simon baz gibi yeni superman’in kanıtlaması gereken çok şey var ama bunun için çok zamanı yok. league’in şimdiye kadar yüzleştiklerinden çok daha büyük, tanrısal bir tehdit yolda. gezegenin yüzeyini yeniden yapılandıracak ve insanları canlı silahlara çevirecek devasa yok etme makineleri çalıştırılmak üzere.

Çizgi roman süperstarları bryan hitch (justice league of america) ve tony s. daniel (superman/ wonder woman) güçlerini birleştirerek rekorlar kıran dc rebirth girişiminden doğan justice league cilt 1: soy tüketme makineleri’nde çizgi romanın en büyük

Süper kahraman ekibinin yeni çağını başlatıyor. bu cilt justice league #1-5 ve justice league: rebirth özel sayısını bir araya getiriyor.

(Tanıtım Bülteninden)

23,20 ₺ KDV Dahil
29,00 ₺ KDV Dahil

1243’teki Moğol fethinin ardından Anadolu’da İslami mimari alanında yaşanan gelişmeleri ele alan Moğol Fethinden Sonra Anadolu’nun Yeniden İnşası, bu dönemde gerçekleşen karmaşık yönetim değişimlerinin, nüfus hareketlerinin ve kültürel dönüşümlerin mimariyi ne yönde etkilediğini ortaya koyuyor.

Bu dönemde inşa edilen anıtlar birçok amaca hizmet etmiştir: Camiler ibadet ve toplanma yeridir, medreseler İslam hukuku ve ilahiyat eğitimi merkezleridir, kervansaraylar tüccarlar ile seyyahlar açısından ticaret yollarını güvenli hale getirmiştir. Anıtlara ilişkin ayrıntılı gözlemler yapan Patricia Blessing’in çalışması, mimariyi çok katmanlı bir yaklaşımla ele alıyor. Anıtlarda bulunan Arapça, Farsça ve Türkçe yazılı kaynaklardan ve tarihsel fotoğraflardan faydalanan Blessing, bu sınır bölgesinin karmaşıklığını yansıtan Ortaçağ Anadolu’su İslami mimarisinin bir resmini çiziyor.

Yeni banilerin ortaya çıktığı, zanaatkârların komşu bölgelere göç ettiği ve yerel malzemelerin belirli bölgelerin simgesi niteliğindeki tasarımları dönüştürdüğü dönemi taze bir bakış açısıyla ele alan Moğol Fethinden Sonra Anadolu’nun Yeniden İnşası, mimari, tarih ve dinin iç içe geçen anlatımlarından beslenerek, Ortaçağ Ortadoğu’sunun karmaşık yerel, bölgesel ve bölgelerarası sınır kültürü hakkında kapsamlı bir yaklaşım sunuyor.

30,40 ₺ KDV Dahil
38,00 ₺ KDV Dahil

Bugün aşırı rekabet ve bireycilik üzerine kurulu bir ideolojinin hükmü altında yaşıyoruz. Ve bu ideoloji insan doğasının doğru bir temsilini sunmadığı gibi, toplumların harcı olan umudu ve ortak nedeni yok ediyor. Ancak onu yerinden etmek için insanları yeniden politik olmaya sevk edecek, kendileri ve birbirlerinin hayatlarına, çevrelerindeki yaşayan dünyaya sahip çıkmaya yöneltecek yeni bir tasavvur ortaya koymak gerekiyor.

Ekolojist ve düşünür george monbiot bu son derece önemli kitabında, bizi yeniden topluluklar oluşturmaya çağırıyor; yalnızlık salgını, yabancılaşma, tükenmişlik sendromu ve aşırı-tüketimcilik gibi çağın salgın hastalıklarına karşı, yeni bir katılımcı kültür anlayışı önerisiyle, nasıl aidiyetüzerine kurulu yapıcı bir siyaset yaratabileceğimizi –böylece adım adım dizginleri ele alabileceğimizi– anlatıyor.

“Monbiot, alametifarikası berraklığı ve açıklığıyla sahip olduğumuz ikilemleri ve potansiyelleri gözler önüne sermeyi başarmış. Bu kitapta ileri görüşlülük ile nesnellik arasında ustaca denge sağlanmış.”

- Bıll mckıbben -

“George monbiot’nunyaratıcı ve esin vericieylem çağrısı deneyim sahibi oldukça öğrenen bir harekete yeni bir tutarlılık getiriyor.”

- Danny dorlıng -

15,20 ₺ KDV Dahil
19,00 ₺ KDV Dahil
60’LARINDA 30’UNDA GİBİ GENÇ VE SAĞLIKLI 
Japonlar neden uzun yaşar? Bir asırlık ömrü geride bıraktıktan sonra bile sağlıklı bir hayatsürebilen Japonların sırrı ne?  
Aslında bu sır Japonların binlerce yıllık beslenme geleneğine dayanıyor. Bu gelenek çok sade ve basit:Yemek yemek için karnının guruldamasını bekle! Günde tek öğün tüket!Neden mi? Çünkü araştırmalar da gösteriyor ki açlık halinde aktive olan “sirtuin” geni hücreleri yeniliyor, adeta bedene “gençlik aşısı” yapıyor. Japonya’nın en popüler hekimlerinden olan ve “Dış görünüş sağlığın göstergesidir” diyen Yoshinori Nagumo bizzat kendisi bu sırrın ispatı. Çünkü bugün 63 yaşında olan Nagumo 30’lu yaşlarında bir genç gibi görünüyor.
15,20 ₺ KDV Dahil
19,00 ₺ KDV Dahil
Uzun yolculuklarda içinden geçilen, tepelere kurulmuş, upuzun, 
ipince, garip bir kenttir İzmit. Yolların, yolculukların kentidir. Bütün 
yolların Roma’ya çıktığı vakitler, Roma İmparatorluğu’nun doğudaki 
başkenti ve en önemli kentlerinden biri değil miydi zaten? İzmit bir 
geçiş coğrafyasının üzerinde kuruludur. İzmit gurbetin şehridir... 
İzmit’te İzmitliler bile gurbette gibi yaşar... Yolların üzerinde bir 
kapıdır İzmit... İstanbul’a açılan kapıdır, İstanbul’dan Anadolu’ya 
açılan kapıdır... En çok da geçim kapısıdır... 
Tuncay Bilecen 
Sanayi kenti veya sanayi yorgunu kent Göç ve göçmen kenti veya 
gurbet kenti İstanbul’un uzantısına dönüşmüş bir kent Deniz 
kıyısında ama denize sanki sırtını dönmüş Hem köklü, tarihî bir kent 
hem de sanki yeni yerleşim havasında Bir türlü bakarsanız yeşil, bir 
türlü bakarsanız gri 
Roma’ya uzanan tarihiyle, kültür-sanat (özellikle tiyatro) sahnesiyle, 
toplumsal hayatıyla, yerel basınıyla, tabii pişmaniyesiyle, üniversite 
ortamıyla, SEKA’nın unutulmayan mirasıyla, emek hareketiyle, 
depremin acı hatırasıyla, kent kimliği etrafındaki arayış ve 
tartışmalarla, bir de Değirmendere’siyle Bir İzmit şehrengizi. 
Yeşil-siyahın, Kocaelispor’un başarı, çöküş ve diriliş hikâyesi de eksik 
değil - kulüp başkanı Bahri Yavuz’la kapsamlı bir söyleşiyle beraber. 
Yayına hazırlayan Tuncay Bilecen’in ve İsmet Çiğit, Efnan Dervişoğlu, 
Esin Hamdi Dinçer, Nilay Etiler, Ayşegül Kanbak, Burcu Kümbül Güler, 
Işıl Kasapoğlu, Mustafa Küpçü, Tülün Liman, Kuvvet Lordoğlu, Hagop 
Minasyan, Ruhan Odabaş, Atilla Oral, Pınar Özkan, Arzu Özsoy Özmen, 
Murat Özveri, Doğa Başar Sarıipek, Feyza Turgay, F. Yavuz Ulugün, 
Kadir Yüksel’in yazıları, Muhammet Şengöz’ün çizgileriyle.
29,60 ₺ KDV Dahil
37,00 ₺ KDV Dahil
Ermeni sosyalist liderlerden Paramaz’la 19 arkadaşının idam sürecine ve sonrasına tanıklık eden bu kitap, Türkiye’de sosyalist kültürün ve sol hareketin tarihinin gerçek kökleriyle anlaşılması için önemli bir olanak sunmaktadır. 

İstanbul’daki bir halk kütüphanesinde tesadüfen bulunan kitap, Ermenice aslından Aris Nalcı tarafından Türkçeye kazandırıldı. 

Tanıkların ve idam edilenlerin günyüzüne çıkan yazılarıyla birlikte Sosyal Demokrat Hınçak Partisi Nizamnamesi de kitabın en dikkate değer bölümlerinden biridir. Bu çalışma, yalnızca tarihi değişik boyutlarıyla incelemenin ve tartışmanın önemini göstermekle kalmıyor, aynı zamanda bugünü anlamak için de değerli ipuçları sunuyor.
12,80 ₺ KDV Dahil
16,00 ₺ KDV Dahil

Evrim hocası Prof. Ali Demirsoy’dan sarsıcı bir kitap daha...

Denizde yaşayan en eski canlı olan mercanların kabuklarındaki yıllık katman sayısı olan 365’in, bir takvim yılındaki gün sayısı olan 365 ile ne ilgisi var?

Dünya, çok hücreliliğe geçmek için neden 3 milyar yıl bekledi?

Çocuklar karanlıktan neden korkar? Karanlık korkusu hangi ilkel canlıya dayanıyor?

Çağımızın en büyük hastalığı olan depresyon ve uyku bozuklukları yaşamımıza neden ve ne zaman girdi?

İlkel atalarımız sayılan primatlar, başparmağını nasıl kullanmaya başladı?

Onu diğer parmaklardan ayıran özellik neydi?

Yaratıcılığı ve alet yapımını başparmağımız mı borçluyuz?

Neden beynimizin 1/3’i başparmağımızın yapacağı işlere ayrılmıştır?

Zevkle ve keyifle öğrendiklerimizi neden hiçbir zaman unutamayız?

Beynimizin ve davranışlarımızın evrimsel köklerine sarsıcı bir yolculuk yapmaya var mısınız?

Biyoloji saatinizi kurmaya hazır mısınız?

13,60 ₺ KDV Dahil
17,00 ₺ KDV Dahil
Bağımsızlığa kavuşturduğu halkı tarafından Mahatma (Ulu Ruh) diye adlandırılan Mahatma Gandi bir eylem adamı olduğu kadar Çağdaş siyaset felsefesinin önemli kişiliklerinden biridir. Şiddet kullanmama ilkesinden ödün vermeden sömürgeci imparatorluğu ülkesinden kovmayı başarması insanlık tarihinde eşsizdir. Bütün İnsanlar Kardeştir, Mahatma Gandi’nin kendisi tarafından anlatılan düşüncelerinden, inançlarından oluşan bir seçki. Kendi yaşamının yanı sıra, politika, tinsellik, yoksulluk, acı çekme, sevme, şiddet kullanmama, öz disiplin, din, doğruluk, kadınlar, teknoloji, gözü peklik bu kitabın konuları arasında.
9,60 ₺ KDV Dahil
12,00 ₺ KDV Dahil
Her zamankinden daha iyi uyuyacağınız bir gece geçirmeye hazır mısınız? 


Hayatınızın neredeyse üçte birini uyuyarak geçiriyorsunuz. Gece Okulu uyuyan beyinle ilgili gerçekleri gün yüzüne çıkarıyor. Nasıl mışıl mışıl uyuyabileceğinizi ve “ölü” zaman olarak nitelendirilen uyku vaktini gündelik yaşamınızı iyileştirmek için nasıl kullanabileceğinizi anlatıyor. 

Bilim insanlarının gözetiminde yürütülen araştırmalara, kitlesel deneylere ve rüyalarla ilgili raporların yer aldığı dünyanın en büyük arşivine dayanan Gece Okulu’nun size öğreteceklerinden bazıları:  

• Uyurken öğrenme ve sorunlarınızı çözme 
• Kâbusların size nasıl faydalı olabileceğini ve rüyalarınızın gerçekte ne anlama geldiğini öğrenme 
• Altı dakikalık şekerlemenin yaratıcılık gücünden faydalanma  
• Jet lag, gece korkusu ve horlamadan kurtulma 
• “Süper uykucular”ın sırlarını keşfetme ve hayatınızda her zamankinden daha iyi bir uyku çekme 

Araştırmalar biraz bile uykusuz kalmanın sağlığınızı, ömrünüzün uzunluğunu ve mutluluğunuzu olumsuz etkilediğini gösteriyor. Profesör Richard Wiseman’ın etkileyici ve eğlenceli yeni kitabı, uyku bilimini tanıtıyor ve günün üçte birinden azami ölçüde fayda sağlamanıza yardımcı oluyor. Gece Okulu’na hoş geldiniz! 


“Bilim insanlarının geniş kitleler üzerinde yürüttüğü araştırmalardan yararlanan Richard Wiseman uyku bilimini keşfe çıkıyor ve bize mışıl mışıl uyumanın sırlarını anlatıyor.” 
The Independent 

“Uyku gibi ciddi bir konuyu esprili bir dille ele alan Gece Okulu hepimiz için hayati önem taşıyan uykumuzun kalitesini artırmamızı sağlayacak etkili yöntemler sunuyor.” 
Scotsman 

“Günümüzde her üç kişiden biri uykusuzluk sorunuyla mücadele ediyor. Peki, bu konuda ne yapabilirsiniz? Profesör Richard Wiseman’ın anlattığı on iki etkili yöntemi uygulayarak mis gibi uyuyabilirsiniz!” 
The Guardian 

“Richard Wiseman günümüzde görüp görebileceğimiz en ilginç, en yenilikçi ve en deneysel psikolog.” 
Scientific American
31,92 ₺ KDV Dahil
39,90 ₺ KDV Dahil
Yazar eserinde, Türkiye Cumhuriyetinin mimarı Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN, yaşamını özetlerken, büyük araştırmalar sonucunda, tüm insanlığa örnek olacak çok sayıda ki yaşanmış anılarını tarihe şerh düşmek için bir araya toplamıştır. Dünya var olduğu müddetçe, gelecek nesillere rehber olacak bir eser i sizlere sunmuştur.
14,40 ₺ KDV Dahil
18,00 ₺ KDV Dahil
El Kindi, Farabi ve İbn-i Sina ile Gazali arasındaki çatışma, “akıl, mantık, süzgeç” esaslı Aydınlanmacı İslam hareketi ile Ortodoks İslam hareketi arasındaki temel çatışmaydı. 
El Kindi, Farabi ve İbn-i Sina geleneği yerine “akıl ve din” arasındaki ilişkiyi reddeden Gazali düşüncesinin galip gelmesi, İslam dünyasının bugün içinde bulunduğu siyasal ve ekonomik krizlerin ana nedenidir. 
Bu çatışma coğrafyamızda bin yıldır sürüyor. Dahası özellikle son yıllarda görüldüğü gibi, ülkemize de çok olumsuz bir şekilde yansıyor. 
Genel olarak “Türkiye niye bozuldu?” diye sorduğumuzda, karşımıza şu iki yanıt çıkıyor: Birincisi muhafazakâr-sağ alanı Ortodoks Vahabi İslam yorumu domine etti; ikincisi ekonomik, siyasal ve kültürel alanlarda liberal kapitalizm değerleri kültürel alanı dönüştürerek toplumsal dokuyu yozlaştırdı. 
Önümüzdeki en ciddi sorun ise eğitimin muhafazakârlaştırılmasıdır: Başörtüsüne ortaokul birinci sınıfta izin verilmesi, okullara mescid açılması, okulların imam hatipleştirilmesi, merkezi sınav sistemiyle öğrencilerin imam hatiplere yönlendirilmesi, din dersinin ilkokul birinci sınıftan başlayarak zorla okutulması, Osmanlıca’nın normal liselerde seçmeli ders yapılması, müfredatın bilimsel içeriğinin 
her yıl tırpanlanması vb. 
Silivri, geçen kedisiz günlerin eseridir. Müyesser
11,20 ₺ KDV Dahil
14,00 ₺ KDV Dahil
SolidWorks 2018 Hakkında Herşey 

Özellikle makine ve kalıp alanında faaliyet gösteren endu¨stri kuruluşlarının gu¨nu¨mu¨z teknolojisinde çok önemli bir yeri olan Bilgisayar Destekli Tasarım, Bilgisayar Destekli Üretim ve Bilgisayar Destekli Mu¨hendislik unsurlarını devreye sokmaları firma menfaatleri açısından çok önemlidir. 
Bu kitapta, SolidWorks 2018 programı kullanılarak bir “Saç Kurutma Makinesinin” en baştan sonuna kadar tasarlanması, montajı, teknik resim göru¨nu¨şleri, plastik enjeksiyon kalıp tasarımı ve dolum analizine kadar her aşama en ince ayrıntısına kadar anlatılmıştır. 
Kitabın hazırlanışı oldukça uzun bir su¨re almıştır. Kitaptan yararlanmak isteyen herkesin SolidWorks programını profesyonel du¨zeyde öğrenmesi veya bilgilerine biraz da olsa katkıda bulunabilme amaçlanmıştır. Genel olarak örnek uygulamalar u¨zerinde komutlar anlatılmaya çalışılmıştır. 


İÇİNDEKİLER 
SOLIDWORKS ÇALIŞMA ÖZELLİKLERİ 
GÖVDE TASARIMI 
NOZUL TASARIMI 
ÖN DÜZELTİCİ TASARIMI 
FAN TASARIMI 
MOTOR YUVASI TASARIMI 
KAUÇUK KABLO TASARIMI 
REZİSTANS TASARIMI 
PLASTİK AKIŞ ANALİZİ 
PLASTİK ENJEKSİYON KALIP TASARIMI
28,00 ₺ KDV Dahil
35,00 ₺ KDV Dahil
Antakya’nın Arapdil l i Doğu Ortodokslarına dair kolektif bir yayın, asl ında bir hayl i gecikmiş bir 
projedir. Bu kadim topluluk, Bizans, Osmanlı, Suriye ve Türkiye kültürlerine yaptığı büyük 
katkılara karşın uluslararası bil im camiasında gözden kaçan bir konu olarak kalmışt ır. Bu 
kitap, farklı alanlardan uzmanların bu topluluğun geçmiş ve bugünkü deneyimlerinin farklı 
boyutlarını aydınlatan çalışmalarını ilk defa bir araya getirmektedir. 
Birinci bölümde Haris Rigas, Arapdi l l i Doğu Ortodokslarını bir diyaspora olarak inceleyip, 
kimliklerinin tarihsel oluşumunu Kemalizm ve Baasçılık gibi iki modern siyasal hareketin açığa çıkardığı imkân 
ve tehditlerle karşılıklılık içerisinde ele alırken, ikinci bölümde Şule Can ve Zerrin Arslan, topluluk 
mensuplarıyla yapılan derinlemesine mülakatlar aracılığıyla topluluğun tarihsel vatanı Antakya’da karşı 
karşıya olduğu güncel gerçekl iği irdeliyor. Üçüncü bölümde Özgür Kaymak ve Anna Maria 
Beylunioğlu, topluluğun İstanbul’da yaşayan mensuplarının aidiyet biçimleri ve İstanbul Rum toplumuna 
meşakkatl i entegrasyon sürecine odaklanırken, Pol ina Gioltzoglou Tokaçlı köyünde gerçekleştirdiği 
ve maddi kültür, mutfak pratikleri ve aidiyet arasındaki etki leşimi incelediği katılımcı gözlem 
çalışmasını okuyucuya sunuyor.
20,80 ₺ KDV Dahil
26,00 ₺ KDV Dahil

Bu bir futbol çizgi romanı ama o bildiklerinizden değil! 

Futbol ve çizgi roman. Cumartesi günlerinin vazgeçilmezlerinden olan bu ikilinin yolları son zamanlarda birbirlerinden ayrılmıştı. Neyse ki İngiliz çizer David Squires bunu değiştirmek için burada. 

Çizgilerle Dünya Futbol Tarihi’nde Squires, futbol tarihinin en görkemli anlarının ve en şöhretli ikonlarının pek çoğunu bir araya getiriyor. Bunu yaparken de ne mizahından taviz veriyor ne eleştirel tavrından ne de tarihin gerçekliğinden. Futbolun hem şaşaalı hem de kirli yüzü bu kitapta omuz omuza mücadele ediyor. 

Bir spor olarak zirvede duran futbolun tarihini ve unutulmaz anlarını yazmak için bir İngiliz karikatüristten daha doğru bir isim olabilir mi?

19,20 ₺ KDV Dahil
24,00 ₺ KDV Dahil

“Yaşamanın iki şekli vardır: Hiçbir şey mucize değilmiş gibi ya da her şey mucizeymiş gibi yaşamak.”

Tüm hayatın bir mucize olduğuna inanan ve buradan ilham alarak hayatı ve evreni açıklamaya koyulan bir fizikçi… Einstein’ın düşünceleri ve çalışmaları bugün bile bilim dünyasını etkilemeye devam ediyor. Zor bir çocukluk ve eğitim hayatının ardından hayallerinin peşinden giderek büyük şeyler başarmış bir biliminsanı olsa da, Einstein insani değerlerin önemini asla göz ardı etmemiştir. Einstein’a göre, dünyayı ve insanlığı kurtarmak için tek gereken şey yeni bir düşünce biçimidir; evren dediğimiz bütünün bir parçası olan insanın, her canlıyı ve evrenin tüm güzelliklerini kucaklaması gerekmektedir.

“Hayal gücü bilgiden daha önemlidir,” diyor Einstein. Bu kitap hayal gücünü zekâdan daha üstün tutan bir dehânın dünyaya bakışını ve düşünce dünyasını apaçık gözler önüne seriyor. Şimdi bize düşen ise, hayal gücünün sonsuzluğuna dalıp gitmek.

14,40 ₺ KDV Dahil
18,00 ₺ KDV Dahil

Arkadaş buluşmaları, konserler, partiler, dedikodular, ofis koridorları, sokak röportajları, yeni yıl kararları, sıcak havalar, yıllık izinler, hayaller ve gerçekler arasında bir gazeteci...

Hürriyet gazetesinde her pazar yayımlanan maceralarıyla çizgi roman ve basın dünyamızda kendine özel bir yer edinen Ece, bütün maceralarının yer aldığı bu serinin 4. kitabıyla huzurlarınızda.

12,72 ₺ KDV Dahil
15,90 ₺ KDV Dahil
Aslında ‘ebeveynlik’ birçok anne-baba tarafından eğlenceli bir deneyim olarak görülmektedir. Ancak anne ve baba olmak keyif vermenin yanında zorunlu rolleri de gerektirmektedir. Çevremizde de gözlemleyebildiğimiz gibi bazı ebeveynler çocuklu hayata çabucak uyum sağlarken bazı ebeveynler sıkıntılar çekebilmektedir. Bu zorlukların nedenlerine baktığımızda kişilerin rollerini nasıl algıladıklarının önemi ortaya çıkmaktadır. Bu kitap, yaşamın sihirli yılları olarak bilinen okul öncesi dönem çocuklarının ebeveynleri için gündelik yaşantılarında karşılaşma olasılıkları çok yüksek sorularına çözüm önerileri sunarak, anneliğin ve babalığın keyifle devam ettirilmesi; sağlam ve güvenli ilişki örüntülerinin kurulması için hazırlanmış bir kaynaktır. Keyifle okunmasını dilerim. 



Gülçin KARADENİZ 

Maltepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Elemanı 



Kitap, anne-babaların çocuklarıyla birlikte çıktıkları hayat yolculuğunda inanılmaz bir pusula niteliği taşımakta. Kitapta ele alınan başlıklar gerçekten anne-babaların çocuklarını büyütürken karşılaşabileceği tüm zorlukları kapsamakta ve bu da Ebru Zorlutuna’nın mesleğindeki tecrübesini muhteşem başarılı şekilde aktardığını gösteriyor. Kitabın anne-babalar için başucu kitabı olacağına inancım sonsuz. Yazmaya, çizmeye, anlamaya, anlatmaya devam etmesi dileklerimle…. Yolu açık; bu yolda bilim, ışığı olsun…. 



Dr. Gülçin GÜVEN 

Marmara Üniversitesi Temel Eğitim Bölümü Okul Öncesi Öğretmenliği AbD. 



Sürükleyici ve pratik bir dille yazılmış bu kitap, çocuklarımızın gelişimini yönlendirirken sorduğumuz pek çok soruyu ve çözüm önerisini bir araya getiren bir başucu kitabı. 



Dr. Güldem ÖZATAĞAN 

Şehir Planlayıcısı, Anne
16,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil
Avrupa, imparatorlukların dağılmasıyla ulus devletlere dönüşür ve aydınlanmanın ardından sanayi kapitalizmine geçerken Osmanlı İmparatorluğu hep bir ümmet devleti olarak kaldı. Ne tam olarak aydınlanmaya girebildi ne de sanayi kapitalizminin getirdiği rüzgârı yakalayabildi. 
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla aydınlanma ve sanayileşme atılımı gibi kazanımlar çıktı ortaya. Ne var ki bunlar, toplumca bir çaba karşılığı elde edilmiş kazanımlardan çok, ilerici bir kadronun getirdiği düzenlemelerdi. O nedenle de toplum tarafından tam olarak sahiplenilmediler. 
Son yüz yılda ülkemizde yaşanan sosyo-ekonomik evrim başlangıçta ileriye doğru olsa da sonradan çok daha karışık bir görünüm içine girdi. Bizde hiçbir zaman geniş bir sanayi burjuvazisi oluşamadı. Daha çok bir esnaf burjuvazisi oluştu. Hiçbir zaman kapitalizm, ahbap-çavuş kapitalizmini aşamadı. Türkiye bazen Batı’ya bazen Doğu’ya, bazen ileriye bazen geriye doğru kararsız bir denge içinde savrulup durdu. 
Bu kitap Türkiye’nin Osmanlı’dan bu yana yaşadığı bu karışık ve kararsız değişimi değerlendirmeyi  amaçlıyor.
20,00 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil
Dünya futbolu, çarpıcı grafiklerle yaşama uyarlandı!

Bilinmeyen gerçekleri, detaylı istatistikleri, futbolun kahramanları ve kişilik analizleriyle, 'tutku dolu bu güzel oyunu' daha önce hiç bu kadar keyifli görmemiştiniz.

Bu göz alıcı ve eğlenceli görsel bilgi kaynağı, efsane takımların ve o efsaneyi yaratan Dünya Kupası kahramanlarının, futbola zarafet katan uzun, kısa, genç, yaşlı yıldızların; zengin, fakir, başarılı, başarısız, sevilen, sevilmeyen süper takımların geçit törenine dönüştü. 

Futbolun en ilginç sorularını sorduk. Ronaldo mu Messi mi daha fazla penaltı golü attı? Kale çizgisine duvar ören dünyanın en güvenli eldiveni kim? İflah olmaz kırmızı kart müptelaları kimler? 'Cruyff dönüşü' yapmak ya da benzersiz bir gol sevinci yaşamak için nasıl hareket etmelisiniz?

Futbol: Bitmeyen Tutku, dünyanın en başarılı takımları, kulüpleri ve oyuncularından yola çıkarak, en çok gol atılan uluslararası turnuvadan, dünyanın en yetenekli solaklarının kıyaslanmasına kadar pek çok farklı konuya değiniyor. 

Dünya futbolunun define sandığı açıldı. Keyifle okumanız için!
(Tanıtım Bülteninden)
48,00 ₺ KDV Dahil
60,00 ₺ KDV Dahil

Elinizdeki eser, Osmanlı son dönemi ve erken Cumhuriyette intiharın kişisel, siyasal ve toplumsal anlamını sorguluyor. Siyasi iktidarların ve toplumun kınamadan acımaya varan ama her halükârda savaşılması gereken bir musibet olarak gördüğü intiharın gerçek ve kurgu dünyasındaki izi sürülürken mümkün olduğu ölçüde müntehirin (intihar edenin) sesinin de dinlenmesine dikkat ediliyor. Zira bugün olduğu gibi geçmişte de müntehir, intiharın insanın özel hayatını ve işini tehlikeye sokabilecek bir skandal sayılabildiğinin farkında olduğundan konuşmaya hiç de istekli değildir. İntihar çoğunluğun gözünde saygınlığı olan bir hastalıktan farklı olarak bir irade zayıflığı ve zorluklar karşısında zayıfların mağlubiyet ilanıdır. Kendilerini toplumsal düzenden sorumlu görenler için ise, kişisel bir felaketten ziyade gelecek nesilleri tehdit eden ahlaki, tıbbi ve toplumsal bir sorun olarak önem taşır. İntiharın bu çok yönlü özelliğini dikkate alan bu çalışmada sayılar ve genellemelerin hâkim olduğu bir yaklaşım yerine, insanların kendileri hakkında anlattıklarıyla diğer tarafların anlattıklarını bir arada vermeye, böylece konuya dair yaklaşım farklılıklarını göstermeye çalıştık. Böylece ümitsizlik ve kederin dünyası, ona ait algı, kanaat ve tecrübelerle birlikte bazen doğrudan bazen de dolaylı verilerin değerlendirilmesiyle tarihin konusu olabiliyor. Rüya Kılıç’ın Osmanlı Devleti’nde Seyyidler ve Şerifler (İstanbul: Kitap Yayınevi, 2005) ile Deliler ve Doktorları; Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Delilik (İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 2014) adlı eserleri yayınlandı. Çalışmalarını psikiyatri ve psikoloji tarihine odaklanarak Hacettepe Üniversitesinde sürdürüyor.

 

20,00 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil
Buradaki ilk denemem, Oluş ve Zaman’da zamanın özsel bir belirlenimini tanımlayan ekstatikon kavramına odaklanmakta. “Ekstatik-olan”, kendi dışında olan’ı belirtiyor. Heidegger, kitapta, sıklıkla, zamanın “ekstaz’ları” deyimini de kullanmakta. Bu kavrama odaklanan ilk denemede, zaman, bizzat Oluş ve Zaman’da bu kavrama tanınan ayrıcalıkla uyumlu olarak, henüz uzay kavramıyla birlikte ele alınmıyor. Oysa ikinci denemenin yaklaşımını sunduğu Katkılar kitabında, zaman artık uzay’la bir eş-kökensellikte açıklanıyor: Heidegger’in sıklıkla kullandığı Zeit-Raum (uzay-ve-zaman) deyimi bunu belirtmekte. 

Kitapta bu iki denemeye, Volkan Çelebi ile kapsamlı bir söyleşi, Bergson ve Husserl’de zaman sorunsalı üzerine bir sunum, ayrıca Heidegger terimleri sözlüğü eklenmiştir. 


AHMET SOYSAL
16,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil
Hukukun Hükümranlığı, zengin ve çok katmanlı bir çalışma; Dworkin'in hukuk, siyaset ve ahlak hakkındaki düşüncelerini ve birbirleriyle aynı anda hem bağlantılı hem de bağlantısız olan bu kavramların pek çok veçhesini açığa çıkarıyor. Bu kitap tutkulu bir çalışmanın ürünü ve çok önemli bir düşünürün elinden çıkan büyük bir çalışmaya yönelttiğimiz hiçbir beklentiyi boşa çıkarmıyor. 

Thomas Nagel, LondonReview of Books 

Kuvvetli ve berrak üslubuyla haklı bir ün kazanan Ronald Dworkin, Hukukun Hükümranlığıçalışmasında, Anglo-Amerikan hukuk sisteminin ve bu sistemin üzerinde yükseldiği ilkelerin ustalıklı bir tasvirini yapıyor. Hukukun Hükümranlığı, Dworkin'in akademisyenler, kuramcılar, avukatlar, yargıçlar, araştırmacılar ve siyasi aktivistler tarafından uzun yıllar tartışılacak hukuk kuramının tafsilatlı bir sunumu. Dworkin, bütün bir hukuk sisteminin en hassas sorusuyla başlıyor çalışmasına: Zorlu davalar söz konusu olunca, yargıçlar hukuki olanı nasıl belirler ve nasıl belirlemelidir? Dworkin, yargıçların zorlu davalarda geçmiş içtihatları uygulamaktan ziyade yorumlamaya dayanarak karar vermesi gerektiğini öne sürüyor ve yorumlamanın genel bir teorisini üretmenin yanı sıra, bir yorumu diğerlerinden üstün kılan öğeleri de gözler önüne seriyor. Dworkin'e göre hukukun en temel noktası mutabakatları nakletmek ya da toplumsal hedefler için etkili araçlar sağlamak değil, bir siyasi birliğin, yine aynı birliğe tabi bütün unsurlara karşı tutarlı ve ilkeli bir tutum sergileme gereksinimini karşılamak olduğunu ısrarla belirtiyor.
39,20 ₺ KDV Dahil
49,00 ₺ KDV Dahil

“Akşam eve döneceğimiz saate göre rota belirlemek, evden çıkarken şehrin nerelerinden geçeceğimize göre kıyafet seçmek gibi gündelik hayatımıza dair ayrıntılar yanında bir de pek görünür olmayan konular var: ekonomik imkânlarımız dolayısıyla seçme imkânımız varsa, şehrin neresinde oturmak daha güvenli ve rahat? Mahalle hayatı, çocuğu olan bekâr bir kadın için siteye göre daha mı güvenli? Yaşadığımız yerde çevremizle kuracağımız ilişkilerin sınırları olmalı mı? Erkek arkadaşlarımızın eve girip çıkması sorun olur mu? Ailemizin ya da arkadaşlarımızın oturduğu mahallede yaşamak, kolaylaştırıcı olabilir mi?”
Şehirde yalnız yaşayan kadınlar, fizikî şiddet tehdidiyle sınırlı olmayan korkuların kıskacındalar, çoğunlukla. Adeta davranışlarına, bakışlarına sinmiş bir ihtiyatla yaşıyorlar. Gözetilmiyor ama gözetleniyorlar. Sadece sosyal ilişki rejiminin ve mekânların “erkekliği” değil, bekâr kadınların sosyal politikaların menzili dışına itilmiş olması da, onların yaşamını zorlaştırıyor. Oysa, yalnız  yaşayan -kimisi de çocuklu- kadınların varlığı, özellikle büyük şehirlerde giderek genişleyen bir vakıa.
Ceren Lordoğlu, mekâna feminist açıdan bakan çalışmasında, İstanbul’da farklı sınıfsal ve kültürel konumlardan bekâr kadınların bu meseleyle nasıl baş ettiklerini inceliyor. Nasıl taktikler geliştiriyor, arkadaş, aile, komşuluk, mahalle ilişkilerini nasıl kuruyor ve nasıl hissediyorlar?

 

 

21,20 ₺ KDV Dahil
26,50 ₺ KDV Dahil

“Ana akım medya tarafından bulandırılmış bir zihin, anlam üzerinde verilen mücadeleye kulaklarını tıkamış olsa bile, felsefe bu noktada çatlaklardan sızarak gerçekliğe bir çağrı görevi görebilir. Örneğin, ‘ölü ele geçirildi’ ile ‘öldürüldü’ arasındaki fark üzerine kafa yormak bile önemli bir kapıyı aralayabilir; yerleşik düşünme alışkanlıklarını yerle bir edebilir. İşte bu anlam mücadelesinde yeni cepheler açan biyopolitika, zihnimizin normatif cam tavanını tuzla buz etmek için gereken çekici sunuyor.”
Biyopolitika, yakın dönem sosyal teorinin ve siyaset biliminin anahtar kavramlarından birisi. Hayatla ilgili düzenlemelere analitik ve politik bir bakış için pencere açıyor çünkü. Buradan bakınca görecek çok şey var ve bu sayede birçok “alışıldık” şeyi başka bir gözle görmek mümkün. Öncelikle, iktidarın bedenlerle, genetikle, nüfusla istatistikle, cinsellikle ilişkisini… Özne ve öznelliğin kuruluşunu… Yaşam gibi ölümcül, ölüm gibi yaşamsal bir meseleyi… Utku Özmakas, öncelikle, biyopolitikayı “moda kavram” kisvesinden sıyırmaya önem veriyor. Kavramın gelişme seyrini, farklı nesnelliklere açılan yüzlerini, değişik stratejik kullanımlarını ve bunlar arasındaki bağlantıları, gerilimleri inceliyor. Bunu, kavramın “başlatıcıları” sayılabilecek Michel Foucault, Giorgio Agamben ve Michael Hardt – Antonio Negri’nin düşünsel serüvenlerinde derinleşerek yapıyor. Kitabın alt başlığı, iktidar ve direniş, biyopolitikayı tek yönlü ve adeta otomatik işleyen bir iktidar tekniği olarak değil, aynı zamanda direniş imkânlarının kaynağı olarak görmenin işaretidir. Konusuna vukufla eğilirken, bir dertle ve merakla düşünmenin zevkini, tutkusunu yansıtan bir kitap.

 

27,20 ₺ KDV Dahil
34,00 ₺ KDV Dahil

Tyanalı Apollonius, insan suretindeki Tanrı’dır.

Flavius Philostratus, İS 220

Tyanalı Apollonius, bizim yol göstericimizdir.

Bitniya Valisi Sossius Hierocles, İS 302

Apollonius’un eserleri yakılmalı, mabetleri yıkılmalıdır.

İmparator Konstantin, İznik Konsili, İS 325

Tyanalı Apollonius, 1. yüzyılda, Paganların bilge peygamberi olarak ünlenmişti.

Gauter d’Arras, 1160

Tyanalı Apollonius, İslam âleminde ve Arapçada, Balinius olarak tanınmış yüce bir âlimdi.

Cabir bin Hayyan, İS 800 civarı, Kitab al Hacer’ala Re’i Balinius

1. yüzyılda yaşamış olan Apollonius, çok esrarengiz bir adamdır ve onun mucizeleri Hıristiyanlıkla şaşırtıcı benzerlikler gösterir.

Jacob Burckhardt, 1852

Tyanalı Apollonius, 1. yüzyıldaki Pagan Mesih’tir.

A. Reville, 1865

Gerçek İsa, Tyanalı Apollonius’tur.

Valter Seigmeister, 1947

Tyanalı Apollonius, Hıristiyanlığın gerçek kurucusudur.

Alice Winston, 1954

15,20 ₺ KDV Dahil
19,00 ₺ KDV Dahil

Babam derdi ki bana: “Bak kızım bu üçü olmadan aile olunmaz.

İlki anahtar, sonra cüzdan ve son olarak da yastık...

Yani aynı anahtar aynı cüzdan ve aynı yastık...”

Kurmaktan daha çok emek ister yaşatmak...

Bu kitapta aşkınızı ve ailenizi nasıl doğru biçimde yönlendirebileceğiniz, nasıl çok daha mutlu olabileceğinizin cevaplarını bulacaksınız...

Sevgili arkadaşım Uzman Psikolog/Yazar Cevher Sönmez’in aklına ve yüreğine sağlık...

Zahide Yetiş - Show TV

Aile kurmak; içi boş, sade bir çerçeveye benzer...

Çerçevenin büyüklüğünden küçüklüğüne, şeklinden şemailine her şey sizin evlilikten ne beklediğinizle ilintilidir.

Beklentiler çoğaldıkça çerçevenin boyutu değişir.

Zihninizde tasarladığınız çerçevenin büyüklüğü, sizin evliliğe yüklediğiniz anlamla sınırlıdır.

Aile olmak; çizimi bir defaya mahsus, eşi ve benzeri olmayan, çerçeveye kusursuzca sığmış portreye benzer.

Portrenin zenginliği aileye verilen önemin karşılığıdır.

Eğer tablo sırıtıyorsa ya çerçeve portreye büyük kalmıştır ya da portre çerçeveye sığmamıştır.

Uzman Psikolog Cevher Sönmez

12,00 ₺ KDV Dahil
15,00 ₺ KDV Dahil

Cumhuriyet döneminde, aydınlanma ışığında yeniden düzenlenen hukuk sisteminin son on yılda geçirdiği değişimler, birey ve toplum olarak edinilen kazanımların, yurttaş olarak alınan sorumluluklarla beraber hak ve özgürlüklerin nasıl göz göre göre elden çıkarıldığını özetliyor.

Av. Dr. Başar Yaltı, bağımsız yargının ne olduğunu ve toplumsal yaşayışımızı nasıl şekillendirdiğini hatırlatarak, emir ve talimatla işleyen yargının bizi nasıl da sonu belli, kirli bir mizansenin parçası yaptığını gösteriyor. Siyasal iktidarın, yargı üzerinden Cumhuriyet’le nasıl hesaplaştığını ortaya koyuyor.

14,40 ₺ KDV Dahil
18,00 ₺ KDV Dahil
Bir nehrin engel tanımayan gücü ve savaşçı bir kavmin yenilgi bilmez kararlılığıyla yürüyen bir şirketin temel prensipleri 

Başlangıçta yalnızca küçük bir çevrimiçi kitapçı ve çok daha fazlasını yapmayı hayal eden ileri görüşlü kurucusu Jeff Bezos vardı. Artık Amazon.com milyarlarca ürünü müşterinin parmaklarının ucuna getirerek, kişisel okuma cihazında devrim yaratarak ve endüstrileri birbiri ardına değiştirip geliştirerek çevrimiçi alışveriş dünyasını ele geçirdi. Peki, bu şirketin sırrı ne? İş uygulamalarının kalbini ve ruhunu temsil eden on dört liderlik ilkesiyle birlikte müşteri odaklı bir yönetim tarzı. Şirketin büyüme dönemi sırasında yöneticilerden biri olarak çalışan John Rossman şimdi de Amazon’un yenilikçi kültürünü yönlendiren ilkeleri ortaya koyuyor ve aynı prensiplerin herhangi bir işletmenin rekabet avantajını ele geçirmesine nasıl yardımcı olabileceğini gösteriyor. Yol boyunca, dünyanın en başarılı şirketlerinden birinin basit bir kitapçıdan oyunun kurallarını yeniden yazan bir güç haline gelmesi sırasındaki iç işleyişine dair hakiki, çoğunlukla mizahi ve ilk elden bir bakışla karşılaşacaksınız. 

Amazon’da John Rossman, Jeff Bezos’un şirketinin tüm seviyelerinde iyi karar vermeyi kolaylaştıran benzersiz bir dizi sistemi nasıl oluşturduğunu göstermek için bir zamanlar içeriden biri olmanın sağladığı, örneğine az rastlanan bakış açısından faydalanarak Amazon’un gizli kurumsal kültürünü parlak bir şekilde aydınlatıyor.
16,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil

“Şimdiyi ve geleceği görmek için yaratıcı yollar arayan liderler ve öğretmenler için muhteşem bir yapıt.”
-Library Journal-

Neden düşündüğümüz şekilde düşünüyoruz?
Düşünme alışkanlıklarımızı küresel meselelere cevap verecek şekilde nasıl değiştirebiliriz?
Peki değiştirmeye istekli değilsek ne olur?

43 dile çevrilen 80’den fazla kitaba sahip, yanal (lateral) düşünme gurusu ve çok satan yazar Edward de Bono, bu kışkırtıcı kitapta, şu anki düşünme şeklimizin neden yeteri kadar iyi olmadığını ve bu konu hakkında neler yapabileceğimizi inceliyor.

De Bono, var olan düşünme yöntemlerimiz bilim ve teknoloji gibi belirli alanlara uygulandığı zaman mükemmel olmasına karşın, iklim değişimi ve savaş gibi diğer -daha insani- meselelerle mücadele ederken hiçbir ilerleme kaydedemediğimizi iddia ediyor. Düşünme şeklimizi tarihsel bir perspektife oturtarak inceleyen De Bono, düşünme eylemini hatasız bir şekilde yerine getirdiğimiz takdirde sorunları daha kolay çözebileceğimizi ortaya koyuyor.

Farklı düşünme yeteneğimizi nasıl güçlendirebileceğimize dair yepyeni fikirler ortaya koyan Edward de Bono, düşünme şeklimizi değiştirmek için hepimize ilham kaynağı oluyor.

Düşün! Çok geç olmadan…

16,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil

Cesaret daima bağırmaz, o her şeyi göz önünde tutarak

“Yarın yine deneyeceğim” diye fısıldayan dingin bir sestir.

“DEHB ile başarılı olmak için sizce en değerli öneri veya strateji nedir?”

Bu sorunun peşine takılan dünyanın dört bir yanından DEHB uzman ve profesyoneli DEHB hakkında yepyeni işe yarar öneriler, stratejiler ve kaynakları anlatıyor. Tıpkı SENİN gibi DEHB olan insanların DEHB ile nasıl başarılı bir yaşam sürdürdüğünü anlatan kişisel ve ilham verici hikâyeler bu sayfaların arasında...

“DEHB hayatımıza on dört yıl önce girdi. Bize kişisel farklılıklar karşısında sabırlı, cesur, kararlı, sebatlı, saygılı olmayı ve daha pek çok şeyi öğretti. DEHB’e rağmen oğlum asla vazgeçmedi ve biz de oğlumuzdan umudumuzu hiç kesmedik. Oğlumla o kadar çok gurur duyuyorum ki! Tavsiyem? Asla vazgeçme!”

Laurie Dupar

Laurie Dupar sertifikalı üst düzey DEHB koçu ve psikiyatri hemşiresi, konuşmacı ve yazar. DEB (Dikkat Eksikliği Bozukluğu)/DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) tanılarını almış kişilerle çalışmak üzere uzmanlaşmıştır. Laurie, dikkat eksikliği ve hiperaktiviteden mustarip beyinlerin nasıl çalıştığını anlamak, zorluklarını en aza indirmek ve işlerini hale yola sokmalarına yardım etmek istiyor. Bireysel ve grup koçluğu yaparak, naklen konuşarak ve yazarak hastalarına ve yakınlarına, DEHB’in zorluklarını azaltacak yeni ve etkili stratejiler öneriyor ve daha başarılı olmanın yollarını anlatıyor. DEHB Farkındalık Kitapları Projesi’nin editörü olmasının yanı sıra aynı zamanda BEYİN SÖRFÜ VE DEHB’İN 31 HARİKA DİĞER ÖZELLİĞİ ve GİRİŞİMCİ BEYNİN SIRLARINI AÇ kitaplarının yazarıdır.

15,20 ₺ KDV Dahil
19,00 ₺ KDV Dahil

Düşünce şeklimizi değiştirebilirsek hayatımız, içinde bulunduğumuz hali değiştirebilirsek geleceğimiz değişir.

İnsan kendi geleceğini değiştirebilir mi?

Karşısına çıkan yol ayrımlarında yaptığı seçimlerle tabii ki değiştirebilir diyorsun.

Peki ben sana, hayatının üstünde çok daha etkin olduğunu, yaşamının örgüsünü senin belirlediğini, sadece seçimlerinle değil olduğun hallerinle ince ince geleceğini dokuduğunu söylesem...

Dünden bugünü yarattın, bugün ise yarını yaratıyorsun. Şimdiye kadar bilinçsiz olarak yarattığın hayatını bilinçli bir şekilde tam da istediğin gibi dönüştürebilecek bilimsel ve ruhsal bilgilerle donanmış bu kitapla geçireceğin 21 günün sonunda olacaklara sen bile inanamayacaksın.

Böyle gelmiş olan, böyle gitmesin.

Çünkü sen her şeyin en iyisini ve en güzelini hak ediyorsun.

16,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil

Kantorowicz’in 1957’de yayımlanan Kralın İki Bedeni adlı kitabı, Ortaçağ siyasi düşünce tarihi hakkında yazılmış en önemli kitaplardan biridir ve devlet kuramı ile siyaset teolojileri incelemelerinin olmazsa olmazı haline gelmiştir.

Kantorowicz bu çalışmasında, Tudor hukukçularından geriye doğru, bütün Ortaçağa ve İlkçağ sonlarına kadar gider. Bu geri gidişte, kralın iki bedeni –prens bir yandan doğal bir bedene sahiptir, diğer yandan da siyasi ve ölümsüz bir bedeneöğretisinin kaynaklarını gösterir.

Kantorowicz’in kendi sözleriyle “elinizdeki çalışma egemen devletin şifrelerini ve sürekliliğini (Hükümdar, Yüksek Mevki, Anavatan ve diğerleri) başlangıç aşamalarında ve ilk modern devletleri kendi ayakları üzerine dikmenin bir aracı olarak hizmet ettikleri bir zamanda anlaşıldıkları biçimleriyle mevcut siyasi öğretilerin bakış açısından” ele almaktadır.

(Tanıtım Bülteninden)

38,40 ₺ KDV Dahil
48,00 ₺ KDV Dahil
Dünyadaki en uzun dağın Everest olduğunu, en soğuk yerin kutuplar olduğunu sanıyorsanız, Japon balıklarının 3 saniyelik hafızaları olduğunu düşünüyorsanız ve hamam böceklerinin nükleer bir savaşı atlatabileceğine inanıyorsanız, henüz Cahillikler Kitabı’nı okumamışsınız demektir.  
İlk çıktığı günden bu yana doğru bilinen kalıplaşmış bilgileri ve yaygın hataları çürüten Cahillikler Kitabı’nın bu genişletilmiş basımında, 77’si yeni toplam 279 bölüm bulunuyor.  

Bu kitabın düsturu şudur: 
Bir şey on iki yaşındaki zeki bir insana açıklanamamışsa, o zaman o ya yanlış ya da doğru açıklanmamıştır.
20,00 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil

ÜRÜN AÇIKLAMASI

"Rusya’nın maçını izlerken Dostoyevski geliyor mu aklına? İngiltere’yi izlerken Jane Austen? Bu ülkelerin maçlarını izlerken onları neyin nitelediği konusunda bir düşüncem var, ama sanki edebiyatları buraya ait değil, belki bunun nedeni edebiyatın, ülkesine karşın yaratılmış olmasıdır. Bu çelişki, yazarı ülkesinin temsilcisi olarak görmeyi olanaksızlaştırıyor, futbol öyle değil, orada ikircim yok, bu da iyi, gerekiyor bize." 




"Yüce Tanrım, 
Bu akşam Brezilya’nın Almanya’yı yenmesini sağla, 
Maç iyi olsun, denge bozulmasın, 
Bırak Almanya öne geçsin, 
Ama kazanmalarına izin verme! 
Brezilya onları devirsin ki finale çıkabilsin, 
Orada Arjantin’le karşılaşabilsin, 
Ama kupayı Arjantin kazansın. 
Sen cömertsin, 
Her şeye gücü yeten yüce yaratıcısın, 
Amin. 
Sağlıcakla, 
Karlos Blasfemíos Días." 



-Karl Ove Knausgaard-Fredrik Ekelund-

24,00 ₺ KDV Dahil
30,00 ₺ KDV Dahil
“Bu kitap yaşamınızı değiştirecek.” 
Cass R. Sunstein, Dürtme’nin ortak yazarı 

“YILIN EN İYİ KİTABI” 
Forbes • Times • TheHuffington Post • Bloomberg 


Bir girişimci, insanları sonu meçhul bir biyoteknoloji projesine milyarlar akıtmaya ikna edebilirken, bir doktor hastasını hayati bir aşıyı yaptırmaya ikna edemiyor. Bir siyasetçi zerre gerçekliği olmayan tezlerle kitleleri peşinden sürüklerken, aksini –hem de bilimsel dayanaklarıyla– sunan rakibi kimseye sözünü dinletemiyor. Neden? 
Gündelik işlerimizden biri de başkalarını ikna etmek: Çocuğumuza öğretiyor, müşterilerimizi yönlendiriyor, hastalarımıza yol gösteriyor, dostlarımıza akıl veriyor, sosyal medyada takipçilerimizi bilgilendiriyoruz. Peki her gün yaptığımız bu işte ne kadar iyiyiz? Başkalarının fikrinden etkilenmemizde ya da kendi fikirlerimizle onları etkileyebilmemizde belirleyici olan ne? 
Tali Sharot basit bir sorunun peşine takılıyor: Başkalarını dinlerken beynimizde neler oluyor? Önce, nöroloji ve psikoloji sahasındaki son çalışmalardan faydalanarak bu etkileme-etkilenme oyununda Taş Devri’nden beri pek fazla yol alamadığımızı ortaya koyuyor Sharot. Birinin fikir ya da davranışlarını değiştirmeye çalışırken seçtiğimiz yolların çoğu aslında beynin işletim sistemiyle uyumsuz. Sonra güzel haberi veriyor: Daha iyisi mümkün; beynimizin rolünü kavrayarak bu çift taraflı oyunda kartları yeniden dağıtabiliriz. 
Pek çok saygın yayın organı tarafından yılın kitabı seçkilerine dâhil edilen Başkalarının Aklı, yaşamımızın rotasında fazlasıyla belirleyici olan, buna karşılık fazlasıyla donanımsız olduğumuz bir alanda bize sunulmuş muazzam bir kılavuz.
20,00 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil
Uluslararası hukukta kadına yönelik şiddet, kadına yönelik ayrımcılık türlerinden birisi olarak kabul edilir. AİHS'nin 14. maddesinde yer alan ayrımcılık yasağı, eşitlik ilkesinin bir görünümü olarak hukukun genel ilkelerinden birini içerir. Bu çalışmada, Mart 2014 itibariyle AİHM'nin önüne gelen kadına yönelik şiddet davaları arasından ayrımcılık yasağı ihlalinin ileri sürüldüğü davaların tamamını oluşturan 14 dava ayrı ayrı ele alınmıştır. Bu incelemeyle AİHM'nin kadına yönelik şiddet davalarında ayrımcılık yasağını ne şekilde uyguladığı ve bu davalardaki içtihadın kadına yönelik şiddetle mücadeleye ve kadınlarla erkeklerin eşitliğini gerçekten sağlamaya ne derece elverişli olduğu sorularına yanıt aranmıştır. 

Ele alınan davaların detaylı incelenmesi, cinsiyet eşitliğine ulaşmanın temel amaçlarından birisi olduğunu söyleyen AİHM'nin, kadına yönelik şiddeti bir eşitlik ve ayrımcılık sorunu olarak ele almakta tereddüt ettiğini göstermektedir. Opuz davası ile olumlu yönde sıçrama yapan içtihat, sonraki tutarsızlıkları sebebiyle kadına yönelik şiddetin sistematik oluşunu ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklandığı gerçeğini teslim etmekten uzaktır. Bu durum AİHM'nin temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alma işlevini kadınlar açısından tartışmalı kılmaktadır. 

Konu Başlıkları 
Eşitlik İlkesi ve Ayrımcılık Yasağı 
AİHS ve Ayrımcılık Yasağı 
AİHM Kararlarında Ayrımcılık Yasağı 
Pilot Davalar ve Sistematik Bir İhlal Olarak Ayrımcılık Yasağı 
Toplumsal Cinsiyet Temelli Şiddet Türü Olarak Kadına Yönelik Şiddet 
Uluslar arası Hukukta Kadına Yönelik Şiddet ve Ayrımcılık 
Kadına Yönelik Şiddet ve AİHM’nin Ayrımcılık Yasağı Konusundaki Yaklaşımı
35,91 ₺ KDV Dahil
39,90 ₺ KDV Dahil

Genç Osmanlı sultanı II. Mehmed, iktidarını nihayet sağlamlaştırdığı 1452 yılının sonunda sefer hazırlıklarına başladı; hedefi, Türk efsanelerinin “Kızıl Elma” dediği Konstantinopolis şehriydi. Bin yıldan uzun süredir varlığını sürdürmüş Doğu Roma’nın başkenti ve son kalıntısı; onun tasavvur ettiği yeni Osmanlı İmparatorluğu’nun payitahtı olacaktı. Genç sultanın 80.000 kişilik ordusu ve yepyeni bir teknoloji olan barutlu toplardan kurulu muazzam kuşatma katarı; son imparator XI. Konstantinos’un idaresindeki 10.000 askerin savunduğu şehri dört ay süren destansı kuşatma boyunca aman vermeden topa tuttu. Nihayet Bizans’ın efsanevi surları yeni silahlara daha fazla dayanamayıp yıkıldıklarında son imparator kaçması için yapılan tüm ricaları geri çevirerek elinde kılıcıyla can verdi. Birçok tarihçinin Ortaçağ’ın sonu ve Yeniçağ’ın başı için sembolik bir dönüm noktası olarak kabul ettiği İstanbul’un fethi, en önemlisi, varlığını 1922’ye dek sürdürecek olan Osmanlı İmparatorluğu’nun yükseldiği andı.

Türk okuyucusunun Ortaçağ askeri tarihi hakkındaki eserlerine aşina olduğu İngiliz tarihçi David Nicolle, dünya tarihinin bu önemli dönemecini mercek altına alıyor.

(Tanıtım Bülteninden)

17,60 ₺ KDV Dahil
22,00 ₺ KDV Dahil
Her birimizin hayatımız boyunca taşıdığımız çeşitli ağırlıklarımız var; iyi veya kötü… Rüzgârların gücünü 
kullanarak bir balonla uçmak ve istediğimiz yerlere ulaşmak için bu ağırlıklar çok önemlidir; onlarla ne zaman ve 
ne yapacağımızı bilirsek eğer... 
Hayatımızın bir bölümünde bazı ağırlıklar gerekli olabilir çünkü ağırlıklarımız bizi istediğimiz yükseklikte tutar 
ve ihtiyacımız olan rüzgâr gücünü kullanmamızı sağlar. Ancak hayatta rüzgârlar her zaman sakin esmez, bazen 
şiddetlenir, hatta fırtınaya dönüşür. Bu nedenle sık sık yön ve yükseklik değiştirmek zorunda kalırız. 
Mutluluk hayallerimiz ve başarı umutlarımız ne olursa olsun, bazen olaylar, tıpkı şiddetli rüzgârlar gibi bizi 
hazırlıksız yakalayıp bilinmeze doğru sürükleyebilir. Bunun için, bir zamanlar yolumuzu açmış, gerekli olmuş 
ağırlıklarımızın bir kısmını atmamız gerekir. Elbette hepsini birden atamayız, aksi halde daha üst katmanlardaki 
rüzgârların yönünü anlamaya fırsat bulamadan çok hızlı bir şekilde ve çok fazla yükseliriz. Sonuç hiç de iyi 
olmaz. Dolayısıyla sadece bizi eski seviyemizden ihtiyacımız olan yeni seviyeye çıkartacak kadar bir ağırlığı 
atmalıyız. 
Peki, ama nasıl? Hangi seviyede, hangi ağırlığı atmaya nasıl karar vereceğiz? Psikiyatr ve pilot Bertrand Piccard 
işte tam bunu anlatıyor. Hiç durmadan 20 günde balonla ilk dünya turunu yapan pilot-yazar hayatta hangi 
yükseklikte ne yapacağımızı gösterirken alışkanlıklara dayanan otomatik davranış kalıplarımızı sorgulamamıza 
yardımcı oluyor.
18,40 ₺ KDV Dahil
23,00 ₺ KDV Dahil

Futbol yalnız ayaklarla oynanan bir oyun değildir, aynı zamanda tutkuyla yoğrulmuş bir ruh da ister. Kimi oyuncular tekniğe ve akla dayalı, her şeyin en baştan belli olduğu klasik bir futbol oynarken, Suárez tahmin edilemezdir. Ruhundaki ateşle, kendini yakma pahasına da olsa futbolu damarlarında hissederek oynar ve kazanmak için elinden geleni hiç çekinmeden ortaya koyar. Tıpkı Uruguay Milli Takım Teknik Direktörü Tabárez’in de dediği gibi, o gerçek bir savaşçıdır. Bir yanda yeteneği ve hırsı sayesinde elde ettiği gol krallıkları, ödüller ve başarılarla adını en büyükler arasına yazdırırken, öte yanda saha içinde –rakiplerini ısırmak gibi– yaptığı uygunsuz davranışlar yüzünden aldığı cezalarla kabına sığmayan bir futbolcudur.

Yeşil sahalarda yırtıcı bir kaplan, saha dışında yumuşak kalpli ve iyi huylu bir baba olan Suárez’in, Uruguay’da başlayıp Barcelona’ya kadar uzanan başarı hikâyesi.

(Tanıtım Bülteninden)

15,20 ₺ KDV Dahil
19,00 ₺ KDV Dahil

Ihsan Oktay Anar’s 1996 novella, "The Book of Devices," is a skeleton key to the ever-inventive author’s fictional world set in the Ottoman times. Here are the wonderful histories of the triumphs and tribulations of three Ottoman inventors, “as reported by the narrators of events and relators of traditions.” By turns humorous and touching, these interlinked stories are nutshells of vividly imagined past. While we follow Yafes Chelebi and his two successors in their search for the secret of the perpetual motion, the crumbling empire undergoes drastic changes in the background and the city of their dreams, Istanbul, witnesses coup d’états, Westernizing reforms, and the advent of technological innovation. Written in a unique idiom that is both a tender mimicry and witty parody of the Ottoman bureaucratic prose, The Book of Devices is Anar at his imaginative best. One cannot help but wonder how a twenty-first-century author can dwell in the past with such ease and come back to the present, as in a Borgesian parable, with a cabinet of dreamy curiosities.

(Tanıtım Bülteninden)

14,40 ₺ KDV Dahil
18,00 ₺ KDV Dahil

Sözcüklerin peşinde olduğu için okuduğu kitabın adını önemsemeyenler gibi; Henri Cartier-Bresson’da görünene odaklanmanın değil, iyi fotoğrafın peşindeydi. Onu iyi fotoğrafa ulaştıran düşünce pratiklerine yaklaşabilmek için, ‘kavrayış’ olarak düşünce ile ‘kaşına kaşına tasarlayıp durma’ anlamındaki düşünceyi ayırt etmek gerekir. Bu ayrım, zihinden-bakışa yönelmek yerine, zihinle bütünleşmeye varan ‘görü’ye açılır. Cartier-Bresson’ı yalnızca iyi fotoğrafa değil aynı zamanda sükûnete, tevazuya ve nihayetinde doyumlu yaşama ulaştıran ‘görü’nün ipuçlarını bu kitapta bulabilirsiniz.

(Tanıtım Bülteninden)

14,40 ₺ KDV Dahil
18,00 ₺ KDV Dahil

Hometech HT 10MT Tablet PC

16GB

Dahili Hafıza

Dört Çekirdek

İşlemci

16:9 Geniş Ekran RAM Çift Kamera

Teknik Özellikler

• MTK8321Quad Core İşlemci

• 10’’ 1280x800px IPS Ekran

• 2GB RAM

• 16GB Dahili Hafıza

• MicroSD Kart Desteği (64GB’a kadar)

• WiFi 802.11b/g/n

• 3G Sim Kart Desteği

• 2.0MP Ön & 5.0MP Arka Kamera

• 5300mAh Pil Gücü

• Android İşletim Sistemi

• Dahili Mikrofon

• Kulaklık Girişi (3.5mm Jack)

• Boyutlar: 170.5x241.6x10mm

10

649,00 ₺ KDV Dahil

This book is the result of a research project organized by the Foundation for Political, Economic and Social Research (Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı, SETA) born out of the need to understand the context-specific dynamics of the violent radicalization of the PKK and its urban strategy between 2015 and 2016. The aim is to explore the causes, new dynamics, and effects of PKK terrorism, and to explain the failure of its urban warfare tactics in Turkey.

Such an exploration is timely in two significant ways. First, the Middle East is witnessing an appreciable rise in terms of the violent rhetoric and terrorist actions of certain violent terrorist organizations. While the unfamiliar dynamics of this new radical extremist trend may differ from country to country, and from region to region, the PKK case is a textbook example regarding the question of how a terrorist group devastates the daily life of ordinary people, and destabilizes the nature of the regional order. Secondly, understanding and addressing the PKK’s violent tactics require comprehending how the newly emerging regional geopolitical antagonism and disorder transform the strategy of a terrorist organization, and affect the nature of the conflict, especially in the post-Arab Spring period in the Middle East.

18,75 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil

Konu çocuklar olduğunda, ebeveynlerden daha iyi uzmanlar bulamazsınız. Hiçbir uzmanın çocuğunuzu sizden daha iyi tanıması da mümkün değildir. İşte bu yüzden bu kitap size çocuğunuzu nasıl yetiştirmeniz gerektiğini anlatmayacaktır. Kendini tanı ilkesiyle başlayan ve tüm dünyada fenomen olan bu eser ebeveynlikle ilgili sorularınızı nasıl yanıtlayacağınızı ve bunları çocuklarınız üzerinde nasıl uygulayacağınızı açıklıyor. Böylece çocuklarınızla ilgili sağlıklı ve etkili kararlar verebilmenizi kolaylaştırıyor.

Bu kitapta çocuklarınızın ilk yılları için ‘üç adımlı’ kolay bir yaklaşım bulacaksınız. Kendi ebeveynlik modelinizi nasıl tanımlayacağınızı, çocuğunuzun ne düşündüğünü, bunun ne anlama geldiğini ve bu bilgiyi etkili kararlar almak için nasıl kullanacağınızı öğreneceksiniz.

“Bu kitap ebeveynlik alanına umut verici ve değerli bir katkı sağlıyor. Ebeveynlik için tek bir yaklaşımın uygun olmadığını ve iyi bir ebeveyn olabilmek için en başa kadar gitmek gerektiğini vurguluyor: Kendini Tanımak! Yazarlar, ebeveynlerin erken çocukluk dönemine mizaç ve gelişim anlayışıyla ışık tutup zengin deneyimler sunuyor. Bir sonraki aşamadaysa ebeveynlerin ve çocukların karşı karşıya kaldığı günlük sorunların ve vermeleri gereken kararların üstesinden gelmeleri için okuyucuların kendi özellikleri üzerine düşünmelerini sağlıyor. Ebeveynlerin mizacını, beklentilerini ve deneyimlerini sağlıklı bebekler yetiştirmek için göz önünde bulundurulması gereken önemli kavramlar olarak tanımlayan bu kadar açıklıkla yazılmış başka bir kitap daha okumadım. Ebeveynlerin kütüphanesine eklemesi gereken müthiş bir kaynak.”

(Tanıtım Bülteninden)

16,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil
Kahraman Türk Ordusu’nun Kuzey Irak’ta PKK’ya karşı yaptığı büyük operasyonlar, terör örgütü PKK’ya indirilen büyük darbeler, belgeler ışığında soluk soluğa okuyacağınız müthiş bir kitap... 
Irak’ın kuzeyinde olup bitenleri anlamak için bölgenin tarihini, bu tarih içinde rol oynayan aktörlerin davranış biçimlerini, ihanetlerini, yalanlarını, ilkelerini, ilkesizliklerini anlamak zorunludur. Keza Türkiye bugün ki, politikasını belirlerken tarihsel sürekliliği göz önünde bulundurmak zorundadır. 
Türk Ordusu Kuzey Irak'a 24 kez girmiş ve başarılı operasyonlara imza atmıştır. Bu kitap okununca bir kez daha görülecektir ki, belirli bir sistem dahilinde yapılan sınır ötesi harekatlar ile Türkiye 1990’lı yıllarda PKK’nın bel kemiğini kırmış, askeri olarak bitirme noktasına getirmiş, örgütün birinci adamı A. Öcalan ve ikinci adamı Ş. Sakık’ı yakalamıştır. 
Elinizdeki kitap, Türk Ordusu’nun 1983'ten bu yana Kuzey Irak'a düzenlediği sınır ötesi operasyonları detaylarıyla anlatmaktadır. Göreceğiniz gibi yakın zamanda gerçekleşen "Fırat Kalkanı" ve "Afrin", Türk Ordusu’nun Kuzey Irak’a düzenlediği ilk operasyon değildir muhtemelen son da olmayacaktır.
20,00 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil
Bir dil öğrenirken grameri ne kadar iyi bilsek de kelime dağarcığımız birkaç yüz kelime ile sınırlı ise ne kadar doğru ve iyi konuşabiliriz? İşte biz de bu kitabımızda Japoncada en sık kullanılan 1000 kelimeyi örnek 2 cümle ile verip, cümle içerisinde nasıl kullanıldığını göstermek istedik. 

Kitabımızın başında Japoncada yer alan sözcük türlerine ve sözcüklerin öğrenilmesi aşamasında nelere dikkat edilmesi gerektiğine de değindik.
30,00 ₺ KDV Dahil
40,00 ₺ KDV Dahil
Cephede verdiği savaştan galip ayrılan Türk milleti, Lozan Konferansı boyunca emperyalist devletlere karşı diplomatik savaş vermek durumunda kalmıştır. Uzun tartışmalar sonucunda imzalanan Lozan Antlaşması, Türkiye Cumhuriyeti açısından Sevr’i geçersiz sayan bir antlaşmadır. 
Lozan Antlaşması ve sonuçları, yakın tarihimizin en tartışmalı meselelerinden biri hâline gelmiş, “Türkiye masadan daha iyi bir neticeyle ayrılabilir miydi?” sorusu her zaman sorulmuş, antlaşmanın zafer mi yoksa hezimet mi olduğu konusunda farklı görüşler ortaya atılmıştır. Bu sorulara sağlıklı cevap verebilmek için Lozan’ın imzalanmadığı takdirde hangi hükümlerin geçerli olacağını incelemek gerekir. Bu bakımdan görmüş olduğunuz çalışma; Lozan Antlaşması’nın satır aralarında saklı kalan detaylara yer verdiği gibi, “Lozan Antlaşması imzalanmasaydı neler olabilirdi?” sorusuna da cevap aramaktadır. 
Kitapta, Lozan Antlaşması’nın günümüz Türkçesiyle düzenlenmiş tam metninin yanı sıra, “Türk ve Yunan halklarının mübadelesine ilişkin sözleşmeyi”de görecek, konu hakkında yorumdan uzak net bilgilere ulaşabileceksiniz.
10,40 ₺ KDV Dahil
13,00 ₺ KDV Dahil
Asya dillerinden birini öğrenirken gözümüze hiç alışık olmayan alfabelerle karşılaşırız. Bunlara baktığımızda hemen hepsi birbirine çok benzese de aslında farklılıklar mevcut. Biz bu kitabımızda bu alfabelerden biri olan Kore alfabesini kolay ve hızlı bir şekilde öğretmeyi görev edindik. 

Asialogy ekibi olarak siz değerli öğrencilerimizden gelen talep doğrultusunda, Türk öğrencilerine yararlı olabilecek bir kaynak kitap ortaya koymanın sevincini yaşamaktayız. Kitabımızda Hangıl olarak adlandırılan Kore alfabesini görsel hafıza teknikleri ile öğreteceğiz. Hangıl hecelerinin okunuşunu ve yazımını da öğreteceğimiz bu kitabın tüm öğrencilerimize faydası olması dileğiyle.
15,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil
“Ne yazık ki, Türkiye’de toplumun çoğunluğu, geçmişinde göç ve yerleştirmeyle ilgili acılı anıları olsa da, iskân kurumunun bugünkü dışa kapalı ve yabancı korkusuyla zedelenmiş arkaik anlayışını destekliyor. Oysa, bugünün mağdurları olan yabancıların, mültecilerin, sığınmacıların konumu, ancak ‘insan hakları’ fikrinin yaygın olarak benimsenmesi ve içselleştirilmesiyle iyileşebilir. Aynı şekilde, ne yazık ki, kentlerde ve kırsal alanlarda yerinden edilenler ve kamulaştırma mağdurları adeta çoğunluğun sessizliğine muhataptırlar.”
Toplum mühendisliği laf›n›n sosyal bilimlerden günlük politikaya sirayet ettiği günümüzde, bu “mühendisliğin” en etkili araçlar›ndan olan iskân politikalar›n›n pek az dikkat çekmesi, pek az tart›ş›lmas›, çarp›c› bir çelişki. Şehircilik ve nüfus çal›şmalar›n›n ülkemizdeki önemli ustalar›ndan Sema Erder’in kitab›, bu tart›şmay› aç›yor. Kitap ayn› zamanda, Türkiye’nin tarihini iskân politikalar› üzerinden okumam›z› sağl›yor: Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi… Kürtler ve Aleviler’in zorla yerleştirilmesi… Ulus-devletin yap›taş› mahiyetindeki 1934 ‹skân Kanunu… Yeni devletin “kurucu unsuru” olmaktan “d›ş Türkler” statüsüne Balkan göçmenleri… Son “şenlendirme uygulamas›” niteliğindeki 1974 K›br›s nüfus yerleştirmesi… 1980’lerin ikinci yar›s›ndan sonra “güvenlik amaçl›” kitlesel sürgünler… Osmanl›’da iskân kurumunun oluşumundan, Cumhuriyet dönemine, yerleştirme ve göçertmenin etkili bir yönetim mekanizmas› olarak işletildiğini görüyoruz. Erder, günümüzdeki iskân anlay›ş›n› süreklilik ve değişim boyutlar›yla ele al›rken; gerek afetler gerek kamu yat›r›mlar› nedeniyle yerinden edilip mülksüzleştirilenlere de bak›yor ve yeni ‹skân Kanunu’nun inşaat sektörünün “kolaylaşt›r›c›s›” olma işlevine dikkat çekiyor.
23,60 ₺ KDV Dahil
29,50 ₺ KDV Dahil

 “Alman İdeolojisi”, Marx ve Engels’in kendi görüş açılarıyla “Alman felsefesinin ideolojik bütün tarzları” arasındaki uzlaşmaz farklılığı göstermek üzere, birlikte giriştikleri zorlu bir çalışmanın sonucu olarak doğmuştur.

Marksizmin kuruluşunun ilk yapıtaşları bu çalışma sırasında temele konmuş; materyalist tarih teorisinin ilk ve en geniş açıklaması da burada gerçekleştirilmiştir. 1844 ve 1845 yıllarında Marx’ın ve Engels’in ayrı ayrı sürdürdükleri çalışmalar sırasında ve “Alman İdeolojisi”nden kısa bir süre önce yine bazı bölümlerini birlikte kaleme aldıkları “Kutsal Aile”de, tarihsel materya­lizme giden yolu önemli ölçüde açmışlardır. Lenin’in saptamasıyla, “Hegelci felsefeden gelerek sosyalizme ulaştıkları” aşama burada gerçekleşmiştir.

Alman İdeolojisi ise, artık “Komünist Parti Manifestosu”nu kaleme alacakları olgunluğa ulaş­tıkları düşünsel birikimi ve teorik bütünleşmeyi ifade etmektedir. Bu bakımdan eser, Marx ve Engels’in eski felsefi görüşleriyle hesaplaşmalarının son noktasıdır.

Ne var ki çalışmanın kaderi, tarihsel materyalizmin kurucusu iki ustanın diğer eserlerinden oldukça farklıdır: Eser, el yazmaları halinde 1932 yılına kadar gün ışığına çıkmayı beklemiştir. Bununla birlikte, Alman İdeolojisi’nin tam metni bugüne dek çok az dilde yayımlanmıştır. Eserin bu tam metni, Türkçeye kazandırılırken Marksizm-Leninizm Enstitüsü tarafından hazırlanan Al­manca ve İngilizce basımlarından yararlanılmıştır.

40,00 ₺ KDV Dahil
50,00 ₺ KDV Dahil

Modern dünyanın siyasal yapılanması içinden çıkan bir siyaset biçimi
olarak popülizm, son yıllarda “münferit vaka” olmaktan ziyade global
bir eğilim halini aldı. Bu eğilimin bir krize karşı oluşmuş bir tepki,
bir cevap olduğunu düşündüren olgular var. Bugün karşı karşıya
olduğumuz biçimiyle sağ bir görünüm arz etse de popülizm aynı
zamanda sol söylemden ödünç alınmış vaatlerin de taşıyıcılığını
yapıyor.
Popülizmin gündeme taşıdığı sorunları temsili demokrasinin ve liberal
demokratik değerlerin krizi olarak teşhis eden Murat Belge,
bu kitapta yer alan yazılarında popülist eğilimi tek tek örnekler
üzerinden değil, bir dönemin ürünü olarak, uluslararası siyasetin
geniş çerçevesi içinde kavramayı öneriyor. Belge, Türkiye’deki
AKP olgusunun dünya çapındaki popülizm olgusuyla eklemlendiği
yerleri, ortak noktaları ve farklılıkları ele alırken popülizmin gündelik
tezahürlerine, gündelik siyasetteki etkileri ve yansımalarına da ışık tutuyor.

 

(Tanıtım Bülteninden)

22,40 ₺ KDV Dahil
28,00 ₺ KDV Dahil
Şimdiye dek bize cennetin kapılarını açacağını düşündüğümüz anlatılar, uzaktan göründükleri gibi pratik bilgiler sunuyor mu? Acaba günümüzün insanlığımızı sorgulatan, çelişkilerle dolu dünyasında yaşanan sorunların köküne yeterince iniliyor mu? Aklın egemenliğinde olduğu düşünülen modern dünya, gerek doğaya gerek insanlara adil muameleyi olanaklı kılıyor mu? Fred Harrison bu çalışmasında uygarlıkların sonunu hazırlayan meselenin kökenine değiniyor ve bu konuyu somut veriler üzerinden inceliyor. 

İnsanlar arasında yaşayan yırtıcılar Tanrı’nın uygarlaşma adına yok edilmesinden fayda sağlamışlardır. Bu yırtıcılar her an her yerdedir. Üstelik de hukuk kuralları üzerinden hareket etme özgürlükleri bulunur. Artık Tanrıların değil, ölümlü insanın kuralları geçerlidir ve toplum bir hile kültürü içine hapsolmuş durumdadır. Doğanın kaynaklarından “her bireyin eşit yararlanma hakkı olmalı” görüşleri özgürlüğün hüküm sürdüğü düşünülen toplumlarda yaygın kanıdır, fakat yaşananlar bir hayal kırıklığından öteye gidemez. 

Habil ve Kabil’in hikâyesi aslında insanların gelecekte başlarına geleceklerin habercisidir. İnsanlığın her evresinde topluluk ruhuna ve insanın kendini gerçekleştirmesine, ortak çıkar adına yararlı girişimlerde bulunabilmesine yönelik tehditler olsa da, çeşitli antlaşmalarla bireylere tanınan kurallar güvence altına alınmıştır. Günümüzde en eski antlaşmalar bozulmuştur. İnsanlık ileriye gittiğini düşünmektedir fakat toplumda bu denli ikilikler varken gerçekten de bir ilerleme söz konusu mudur? Düşünürler ve akademisyenler, yaşananların ardındakini görmemekte veya görmek istememektedir. Şimdiye kadar hiçbir öğreti, uygarlığın sorunlarına çözüm bulamamıştır. Bunun sebebi gerçekleri görmekten bile bile kaçınmak ya da toplumda normalleşmiş şeylere eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşmamak olabilir mi? Travmatize Toplum, hem birey hem toplum eksenli bir travma durumunu açıklarken ekonomi, sosyoloji, psikoloji gibi disiplinlerden faydalanarak uygarlığı yozlaştıran meseleye çok boyutlu bir yaklaşım getiriyor. Hasta bir toplumu muayene ederek bağışıklık sistemini çökerten virüslerden arındırmanın çarelerini sunuyor...
24,00 ₺ KDV Dahil
30,00 ₺ KDV Dahil

Oluşum ortamları ve yapısal özellikleri farklı Anatolidler ile Toridler'in yan yana geldiği karmaşık bir kuşakta bulunan Orta Sakarya Havzası; lito-stratigrafik yapıları birbirinden değişik karbonatlı kayalardan meydana gelmiştir. Bu iki tekto-jenetik birlik arasında yer alan Karakaya Zonu (İzmir-Ankara Zonu)'nu oluşturan kayalar, çarpışma sonucu kaybolmuş veya stratigrafik konumları büyük ölçüde değişikliğe uğramıştır. Ayrıca, Orta Miyosen sonrası neotektonik dönemde gelişen doğrultu ve düşey atımlı faylar ile epirojenik hareketler, yapı ve kireçtaşlarının konumlarının daha karmaşık bir durum almasına neden olmuşlardır. Bu karmaşık jeolojik yapı; bölgenin jeomorfolojik gelişimini önemli ölçüde etkilemiştir. Özellikle karstlaşma, kısa mesafeler dahilinde, gelişim ve şekil açısından farklılıklar göstermektedir. Karstlaşmada etkili olan birincil (kökensel) ve ikincil (şekillendirici) faktörleri inceleyerek, bölgenin karstik gelişimini ortaya çıkarmak araştırmanın amacını oluşturur. Belirlenen karmaşık alanda, günümüze kadar ayrıntılı olarak, gerek jeomorfolojik gerekse karstik bir çalışma yapılmadığından bu saha araştırma alanı olarak seçilmiştir. Böylece, inceleme sahasının morfolojik evrimi ve karstik şekilleri ortaya çıkarılarak jeomorfoloji, karst sınıflaması ve drenaj haritaları çizilmiştir. Ayrıca karstlaşma ve morfolojik özellikleri belirlemek için bazı karstik alanların 1/25.000 ölçekli ayrıntılı jeomorfoloji haritaları yapılmıştır.

(Tanıtım Bülteninden)

28,00 ₺ KDV Dahil
35,00 ₺ KDV Dahil

“Mokşa, maddi titreşimlerin ötesindeki spiritüel özgürlüktür.

Bu içsel özgürlük, koşullar ile savaşarak değil, bilincin koşulların ötesine geçmesiyle ortaya çıkar.”

Hakan Kireçkaya

“Dışına bakan kişi rüya görür, içine bakan kişi ise uyanır.”

Carl Jung

“Eğer evrenin sırrını bulmak istiyorsan enerji, frekans ve titreşim açısından düşünmelisin.”

Nikola Tesla

Bu kitap Hakan Kireçkaya’nın öğrencileri ile yaptığı buluşmalar esnasında kayda alınmış konuşmalardan oluşmaktadır.

Yogik, felsefik ve kozmolojik konuları içeren kaynak, günümüz insanına uzak olan kadim yoga bilgilerini modern bilim ışığında açıklamakta, insan ve evrene ait süptil unsurları elle tutulur hale getirmekte ve akıcı bir şekilde sunmaktadır.

17,25 ₺ KDV Dahil
23,00 ₺ KDV Dahil
Son 50 yılda dünya, tarih içinde önceki yarım yüzyıllardan daha fazla değişti. Tüm endüstriler, yenilikleri ile yaratıldı veya dönüştürüldü. Ve bugün tüm iş şekillerimiz, 50 yıl öncesinden tamamen farklıdır. 

Oyunun kurallarını değiştiren cep hesap makinesi, kişisel bilgisayar, e-posta, ödeme sistemi ve konum cihazı, bu dönemde icat edildi. İnanması güç olsa da bugün iş hayatımıza hakim olan icatlardan hiçbiri 50 yıl önce yoktu. 

Bu fikirler kiminle ve nasıl ortaya çıktı? Bu büyüleyici kitap, bu şaşırtıcı iş fikirlerinin arkasındaki ürünlerin, insanların ve şirketlerin hikâyelerini bir roman gibi anlatıyor. 

Bu kitap, bugün piyasada kendi yeni fikirlerini geliştirmek için çaba sarf eden herkese ilham kaynağı olacaktır.
26,00 ₺ KDV Dahil
32,50 ₺ KDV Dahil
“Finlandiya’nın göz kamaştırıcı eğitim sistemini dünyaya tanıtan Pasi Sahlberg, hangi ülkeden olduğu fark etmeksizin tüm eğitim liderlerinin faydalanabileceği dört dersi ortaya koyuyor. Sahlberg’in açık, ikna edici ve sohbet havası taşıyan bu etkili çalışmasına kulak vermenin tam zamanı.” 

- Prof. Howard Gardner, Harvard Üniversitesi 

“Çağı yakalamak ve modern ülkeler arasında ‘hak ettiğimiz’ yeri almak için çocuklarımızın eğitiminin çok önemli olduğu konusunda hemfikiriz. Ancak, yıllardır devamlı vites değiştirip zikzak yaptık. Eğitim konusunda izleyeceğimiz uzun vadeli yolu, yani politikaları, bir türlü tespit edemedik; ideolojik tercihlerin esiri olduk. Oysa çalışmadan, akıl kullanmadan, iyi örneklerden ders çıkarmadan, verilere önem vermeden hiçbir şey gerçekleştirilemez, ‘hak edilemez.’ 


Bu kitapta okuyacağınız fikirlerin eğitim dünyamıza yeni ve taze bir soluk getireceğini düşünüyorum. Pasi Sahlberg, ABD’de John Dewey, Howard Gardner gibi düşünür ve bilim insanlarının geliştirdiği eğitim kuramlarının Finlandiya eğitim sistemini nasıl başarıya taşıdığını bu kitapta son derece akıcı bir anlatımla bizlere sunuyor.” 

- Prof. Dr. Üstün Ergüder, Eğitim Reformu Girişimi Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı
13,60 ₺ KDV Dahil
17,00 ₺ KDV Dahil

René Girard, insan kültürünün mimetik arzunun gerçekleşmesinden doğduğu temelinden yola çıkar. Doğamız gereği başkalarının istediğini isteriz, bu da çatışmaya, sonunda da şiddete yol açar. Dünyanın Kuruluşundan Beri Gizli Kalmış Sırlar son derece özgün bir küresel kültür teorisini sunuyor okurlara. René Girard bu çok önemli eserinde şiddetin işlevini, mimesis ve günah keçisi mekanizmasını toplum ve din tarihinde keşfe çıkıyor. Girard’ın vizyonu edebiyat, antropoloji, felsefe ve psikanalizdeki geleneksel bakış açılarına parlak ve tahrip edici bir meydan okuma.

Dünyanın Kuruluşundan Beri Gizli Kalmış Sırlar aynı zamanda Girard’ın bugüne kadar ürettiği fikirlerin de eksiksiz bir özetini sunuyor.

(Tanıtım Bülteninden)
31,20 ₺ KDV Dahil
39,00 ₺ KDV Dahil

“Vaktiyle üstte değirmi gök daha adsızken, / Altta da yağız yer ad almamışken” diye başlar evrenin yaratılış hikâyesi Enûma Eliş’te. Çivi yazısıyla yazılmış bu eser, Babilli Sami kavimlerin edebi başyapıtlarından biri olmanın yanı sıra Mezopotamya kozmolojisine dair temel kaynaktır. Başka yaratılış öykülerinin tersine, Enûma Eliş bize bir bütün olarak evrenin köken ve düzenini anlatıp açıklamaktadır.

Yedi adet kil tablet üzerine kaydedilen ve tamamı yaklaşık bin satırdan oluşan kısa bir metin olmasına rağmen Enûma Eliş dünyada en çok ilgi uyandıran yazıtlar arasındadır. Dilbilimsel önemi bir yana, onun bu denli önem kazanmasının asıl nedeni, bu tabletlerin bize Mezopotamyalıların dünyaya ve tanrılara dair görüşlerini aktarıyor olmasıdır. Dolayısıyla bu metinler, eski Yakındoğu dinlerinin karşılaştırmalı incelemesi açısından büyük bir önem arz etmektedir.

Alexander Heidel, kısacık ömrünü adadığı iki kitaptan biri olan Enûma Eliş’te bize, her yönüyle araştırdığı Babil yaratılış hikâyelerini anlatmakla kalmıyor, bu hikâyeler ile Eski Ahit arasındaki ilgi çekici paralelliklere de dikkat çekiyor.

(Tanıtım Bülteninden)

14,40 ₺ KDV Dahil
18,00 ₺ KDV Dahil

Fatih ve Fetih: Fatih Sultan Mehmet,

Mithat Cemal’in 1953 yılında, İstanbul’un fethinin 500. yıldönümü kutlamaları vesilesiyle Son Posta gazetesinde tefrika edilen eseri olup sağlığında kitaplaştırılmamıştır.

Karşılaştırmalı tarihçiliğin en güzel örneklerinden biri olan elinizdeki bu eserde Mithat Cemal, İstanbul’un fethinin bilinen ve bilinmeyen yönlerini mercek altına alıyor. Eserde, İstanbul’un fethine dair yerli kaynaklardan Tursun Bey, Evliya Çelebi ve Tâcüttevârih yazarı Hoca Sadeddin, Namık Kemal, yabancı kaynaklardan ise başta Hammer olmak üzere Rus tarihçi Vasiliyev, İngiliz tarihçi Gibbon, Fransız yazar Gustave Schlumberger ve Bizans tarihçilerinden Ducas gibi yazarları ve eserlerini kritik eden Mithat Cemal, onların yaptıkları

hataları da gözler önüne seriyor.

Alfa Yayınları Mithat Cemal Kuntay’ın kaleminden Fatih Sultan Mehmet’i ve İstanbul’un fethini yayımladığı için gurur duyuyor.

(Tanıtım Bülteninden)

15,20 ₺ KDV Dahil
19,00 ₺ KDV Dahil

Fransızların, 1968 ilkbaharındaki sıradışı varoluşsal krizlerinin üzerinden tam yarım asır geçti.

Okur bu kitapla, tesadüfen bu harekete dahil olan melez bir öğrencinin gözünden gün be gün olayların içyüzünü öğrenecek: Cohn-Bendit, Geismar ve Weber’in yanında bulunacak, barikatlara tırmanacak ve Odéon tiyatrosunda yankılanan konuşmalara kulak misafiri olacak...

Mayıs 68 devletin zirvesinde neler olup bittiğini de gözler önüne seriyor: Gaulle ve başbakan Pompidou arasındaki görüşmeler, Place Beauvau’daki polis merkezinde alınan kararlar...

Okur tek kelimeyle yaşanan bu tarihin her bir anının içinde bulunacak, Sorbonne’da, Élysée’de, Renault fabrikalarında ya da Odéon’da... Bu büyük kargaşanın tam kalbine dalarak orada yaşanan ruh durumunu ya da silahların durumunu anlayacak.

Olayların içerisinde bir öğrenci olarak bulunduğu dönemdeki tecrübelerini daha sonra bir yazar olarak belgelerle zenginleştiren Patrick Rotman'ın yazdığı metni Sébastien Vassant çizgi romana dönüştürmüştür.

(Tanıtım Bülteninden)

25,60 ₺ KDV Dahil
32,00 ₺ KDV Dahil

Parapsikoloji bilimle, görelilikle ve kuantum fiziğiyle çatışmalı mıdır?

Durugörü nedir?

Zaman ve mekânla ilişkisi nasıldır?

Sıradan insanlar geleceği görebilir mi?

Zihin kontrolü mümkün mü?

Bir başkasının zihnine uzaktan girilebilir mi?

Ölüm nedir?

Ölümden sonra hayat var mı?

Medyumlar gerçekten sıradan duyularla bilinmeyecek şeyleri bilirler mi?

Duyu dışı algılar yoluyla ölmüş birisinin anılarına ulaşılabilir mi?

Rüyalarımız bize ne gibi mesajlar verir?

Rüyalarımızı kontrol edebilir miyiz?

Beynin bilinç, zihin, bellek, karar verme süreçlerine kuantum biyolojinin etkisi var mıdır?

Tasavvuf ile kuantum fiziğinin söylemleri arasındaki benzerlikler nelerdir?

CIA ve MOSSAD gibi istihbarat örgütleri zihin kontrolü yöntemini kullanıyor mu?

Tarihte hangi örnekler var?

Mkultra ve Pandora zihin kontrol projeleri nedir?

Hipnozla zihin kontrolü mümkün mü?

Zihin bozucu ya da algıyı bozucu etki nedir?

Günlük trans, uyku veya uyuşukluk halinden, robot tutumundan kurtulabilmek için ne yapmalıyız?

Filmlerle verilen bilinçaltı gizli mesajlar neler?

Kişi öleceğini bir şekilde hissedebilir mi?

Ölümden sonraki yaşamın nasıl olacağı konusunda Kuran’dan bilgi edinebiliyor muyuz?

Beyin-beden öldükten sonra varlığın, bilinç-bellek-kişiliğin devam ettiğine dair metafiziksel kanıtlar nelerdir?

Ölüme yakın deneyim nedir?

Reenkarnasyon nedir?

(Tanıtım Bülteninden)

19,20 ₺ KDV Dahil
24,00 ₺ KDV Dahil

Kadın dergilerinde okuduğunuz “Bir ilişkinin heyecanı nasıl korunur?” içerikli bütün makaleleri, çözdüğünüz o aşk testlerini unutun.

Burası gerçek dünya!

Burası bambaşka...

Sevgilimle ayrı olduğumuz dönemlerde hep şunları merak ettim:

Beni düşünüyor mu?

Başka sevgilisi var mı?

Pişman mıdır?

Sonra yıllarca hasretle beklediğim, düşündükçe kokusunu burnumda hissettiğim adam geldi, hayatıma yeniden girdi. Daha birkaç ay önce ellerini özleyip ağlıyordum, sonra bir de baktım ki tek taşım havada uçuyor. Hop atıyorum adamın kafaya, hop tutuyorum sonra... Sürekli tek taş fırlatıyorum. Çünkü artık nişanlıyız ve nişanlı olmak demek, aralıksız kavga etmek, sakinleştiricilerle yaşamak demekti.

Bu kitapta yolu evlilik sapağına yönelmiş bütün kadınlar ve erkekler var. Ailelerin “Hadi evlenin artık” baskısı, kız istemeler, nişanlılık günleri, “Vay sen benim anama ana demedin, vay sen benim babama amca mı dedin?” tartışmaları...

Konu böyle uzar gider.

Sonunda her kadın kendine şunu sorar:

“Sahi, kocam hâlâ sevgilim mi?”

(Tanıtım Bülteninden)

13,60 ₺ KDV Dahil
17,00 ₺ KDV Dahil

Artık bizim aslan ailesini yakından biliyorsunuz. Herkes bir âlem, bu yüzden de başımıza acayip işlerin gelmediği tek gün bile geçmiyor. Hayatımı yazsam çizgi roman, anlatsam aksiyon filmi olur!

Benimkiler yaratıcı zekâları ve cin fikirleriyle her zorluğun üstesinden geliyorlar. Tam işin içinden nasıl çıkacağız diye düşünürken bir bakıyorum işler yoluna girmiş. Çünkü bizim aile hep on numara çözümler bulup zoru başarırdı. Nasıl mı? Beni izlemeye devam edin…

(Tanıtım Bülteninden)

18,75 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil
18. yüzyılın son çeyreğinden itibaren dünya siyaset sahnesine çıkan ulus devletle birlikte “iç” ve “dış” olarak ayrılan güvenlik alanında ülke içinde yarı askerî bir kolluk kuvveti olarak görev yapmaya başlayan jandarma birlikleri, “kamu güvenliğini ve düzeni ile yasaların uygulanmasını temin etmek” üzere sürekli ve önleyici bir gözetim hizmetini ifa etmek için kurulmuştur. Jandarmanın iç güvenliği sağlamak üzere polis yetkileri ile donanmış olmasının yanında askerî bir teşkilatlanmaya sahip ve her daim devlet mekanizması ve rejimlerin en sadık “bekçisi” olması onun iki asırdan beri yetkilerinin arttırılarak günümüze kadar gelmesinde önemli bir rol oynamaktadır. 

Yayımlandığı dönem için sahaya yönelik bir talimatname hüviyetindeki bu eserde, küçük rütbeli subaylar ve jandarma erlerinin görev tanımlarından kadın-erkek mahpus ve eşkıyanın sevk ve haline kadar, jandarmanın adli, idari, askerî yükümlülükleri örneklerle ve ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır. Ömer Fevzi Bey’in “soru-cevap” şeklinde hazırladığı bu çalışma, mezkûr dönemde jandarma efradının ekseriyetle tatbikatta karşılaştığı meselelere hal çaresi bulmak ve uygulamada birlik sağlamak ilkesi doğrultusunda yayımlanmıştır. 

Fevzi Bey’in, yüzbaşı rütbesinde iken kaleme aldığı “Jandarma Vezâif-i Ameliyyesi” ise karakola yeni tayin olan bir jandarma komutanının karakol neferlerine ve “ahaliye karşı tutum ve davranışlarını” irdelemekle birlikte komutanın eşkıya takibi, devriye ve pusulara karşı alacağı tedbirleri ayrıntılarıyla işlemiştir. 


Bu çalışmanın, On Yıllık Harp döneminde ve sonrasında Türkiye Cumhuriyeti’nde teröristle mücadele kapsamında hem kolluk hem de muharip unsur olarak büyük fedakârlıklar göstermiş olan Türk Jandarmasının köklü bir geçmişe sahip tarihine bir katre ışık tutmak ve bu konudaki çalışmaları teşvik etmektir.
18,75 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil
Fikirleriyle Atatürk’ü Etkileyen Düşünür 

Gustave Le Bon’un Kitlelerin Psikolojisi kitabı, günümüzün en önemli olgularından biri hakkında muhteşem bir inceleme olmasının yanı sıra, bir asır öncesinden gelen bir uyarı niteliğinde. Kolayca manipüle edilebilen, ilkel içgüdüleriyle hareket eden ve saldırganca davranmaya meyilli olan kitleler, modern dünya için tehlike arz ediyor. Kitlenin içinde kaybolmuş bireyler muhakeme yeteneklerini kaybederek, neredeyse barbarca hislere kapılıp sürüklenirler ve bu yıkıcı gücün kontrol edilmesi ülkelerin temelini oluşturur. 

Le Bon ayrıca kitleler için liderin öneminden ve liderlerin sahip olması gereken özelliklerden de bahsediyor. Ona göre kitlelerin ruhunu tanıyan bir lider, onu istediği yöne rahatlıkla sürükleyebilir. Tam da bu yüzden her dönemde politikacıların başucu kitaplarından biridir. Hatta kitlelerin psikolojisini anlamak, halk hareketlerinin yükselişe geçtiği günümüzde, belki de çok daha önemlidir.
12,00 ₺ KDV Dahil
15,00 ₺ KDV Dahil
Daha önce Paradigmanın İflası çerçevesinde resmî ideolojinin köklü bir eleştirisini geliştiren, Başka Bir Uygarlık İçin Manifesto yazarak “neyi, nerede, nasıl üretmeli, nasıl tüketmeli, nasıl yaşamalı?” soruları ekseninde müştereklere dayanan yeni bir demokrasiyi tartışan Fikret Başkaya, şimdi de Çöküş’ü anlatıyor. 
Kapitalizmin son büyük krizi, onun aynı zamanda nihai krizi mi? Bugüne kadarki krizlerin dinamikleri nelerdi, bugün yaşadığımız kriz diğerlerinden farklı olarak ne gibi dinamiklere sahip? Aslında “kriz”, ondan çıkış ihtimalini de barındırdığı için, “çöküş” gibi farklı bir kavram ekseninde mi düşünmeliyiz? 
Bir çöküş yaşanacaksa bu birdenbire mi gerçekleşecek, yoksa bir süreç, eğilim olarak mı kendini gösterecek? Ekolojik yıkım hangi noktaya dayandı? Gerçekten hepimiz “aynı gemide” miyiz? Mevcut sistem geri dönüşü olmayan bir yola mı girdi, öyleyse bunun verileri neler? 
Başkaya’nın Çöküş’ü bu soruların yanıtlarını oluşturan; kalkınma, teknoloji, uygarlık, finansallaşma gibi kavramları ayrıntısıyla tartışan çok önemli bir yapıt. 
Peki, bütün bu tartışmaların ışığında önümüzde ne gibi seçenekler beliriyor? Yoksa seçeneksiz miyiz? Kısa yanıtını Fikret Başkaya’nın şu sözlerine, uzun yanıtını ise tüm bir kitaba bırakalım: 
“Eğer mevcut durum sürdürülebilir değilse, çöküş kaçınılmaz ise, önümüzde iki seçenek var demektir: Birincisi, çöküşü radikal bir devrimle bir fırsata dönüştürmek, aracın direksiyonunu sola kırmak, ama bu işi de vakitlice yapmak, zira zaman daralmakta; ikincisi, çöküşün altında kalmak… Bu ikisi arasında bir orta yol, bir üçüncü seçenek yok…”
16,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil
Türkiye’de resmî ideolojiye getirilmiş en keskin ve kapsamlı eleştirilerden biri... Öncü bir çalışma... Ve 27 yılın ardından, yaptığı onca basım, açtığı onca tartışma ve gördüğü onca “hukuki muamele” ile artık bir klasik… 
Fikret Başkaya’nın 1991 yılında ilk baskısını yaptıktan sonra siyaset bilimi ve yakın tarih alanında klasik bir yapıt haline gelen bu çalışması, “resmî ideoloji” cephesinde öyle bir endişe yarattı ki, Başkaya’nın yargılanması, 20 ay hapis ve para cezasına çarptırılması bir yana, gözaltı aramalarında, ev baskınlarında –demokrasinin geldiği “ileri” aşamanın da bir işareti olarak– “sakıncalı bir belge”, hatta “suç unsuru” olarak gösterilebildi! Bir anlamda “resmî ideoloji”yle hesaplaşma, bir kitabın sayfalarıyla sınırlı kalmadı, sokağa taştı! 
Paradigmanın İflası, aydınların resmî ideoloji karşısındaki konumunu ve “devlet aydını”nın çelişkilerini; milli mücadelenin niteliğini, anti-emperyalist bir karakter taşıyıp taşımadığını ve kitle katılımının boyutlarını; milli mücadelenin ulusallığı sorununu ve Kürt meselesini; Sovyet Rusya ve Komintern’le milli mücadelenin ilişkilerini; tarihte bireyin rolü bağlamında Mustafa Kemal’i ve Kemalist rejimin Bonapartizmle bağlantısını; Cumhuriyet dönemi iktisat politikalarını, sermaye birikimi ile Bonapartist rejim arasındaki bağı; sınıfsız, imtiyazsız bir kitle iddiasının ardındaki gerçeği ve yeni sömürgecilik kavramını kapsamlı bir şekilde tartışan bölümlerden oluşuyor. 
Son bölümde de tüm bu tartışmaların odağında yer alan “paradigma”nın iflas edip etmediğini ele alıyor.
20,00 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil
Samir Amin’in 40 küsur yıl önce yayımladığı Emperyalizm ve Eşitsiz Gelişme, yıllar içerisinde çağdaş Marksizmin klasik eserleri arasına katılmış, çokça tartışılmış, konu hakkında başka kitap ve makalelere esin kaynağı olmuştur. 
Emperyalizm ve Eşitsiz Gelişme, yazarın sözleriyle “Ekonomizme ve Batı-merkezli bakış açısına karşı olan ilk çalışmanın düşünce çizgisini izlemekte; antiemperyalist mücadelelerin radikalleşmesinin bir sonucu olan Marksizmin yeniden doğuşu genel perspektifi içinde yer almaktadır.” 
Dönemin Stalinizm, Troçkizm ve Çin Devrimi kutuplaşmaları içerisinde siyasi tavrını da belirterek yola çıkan Amin, bu önemli çalışmasına mikroekonominin eleştirisi ile başlamakta ve ardından tarım ve toprak rantı sorununa eğilerek, kapitalist üretim tarzının tarım üzerinde kurduğu egemenliği anlatmakta ve azgelişmişlik sorununa uzanmaktadır. 
Azgelişmişlik olgusunu, emperyalizmin farklı evreleri ve bunalımları bağlamında değerlendiren Amin, bir dönem önemli tartışmalar uyandıran merkez-çevre ülkeleri ayrımına ve uluslararası ticaretin rolüne de değinerek geçiş sorunları ve sosyalizmin inşası konularını ele almaktadır. 
Samir Amin, Emperyalizm ve Eşitsiz Gelişme’de teknoloji transferi, eğitimin işlevi, ücretin belirlenmesi, eşitsiz değişim ve eşitsiz gelişme gibi temel konularını kapsamlı bir şekilde tartışırken, son bölümde “değerlerin fiyatlara dönüşümü” ve “kâr oranlarının düşüşü” gibi Marx’ın Kapital’inden hareketle sıkça tartışılan sorun alanlarına da girmektedir. 
Emperyalizm ve Eşitsiz Gelişme, Bağımlılık Okulu’nun kurucularından ve çağdaş Marksizmin en önemli yazarlarından Samir Amin’in muhakkak okunması gereken klasik bir yapıtıdır…
14,40 ₺ KDV Dahil
18,00 ₺ KDV Dahil
Kapitalizm, sancılar içinde doğarken insanlığa ümit ve iyimserlik esinlemişti. Kendisiyle birlikte refahın da yükseleceğini, insanlığa bir ferahlık geleceğini vaat etmişti. Önce kan ve irinle çevrilen çarklarıyla gösterdi gerçek yüzünü. Sonra makineli tüfek ve top mermileriyle. Vahşi sömürü koşullarını gaddar savaşlar izledi. Peşinden krizler geldi; dünya işsizlik, fakirlik ve salgın hastalıklarla kavruldu. Nihayet faşizm boy verdi kapkara yüzüyle. Almanya, İtalya, Japonya, Portekiz ve İspanya’da faşist rejimler kuruldu. Faşist hareketler dünyanın her yerinde uç verdi. 
Günümüz dünyasında yeni biçim ve eğilimleriyle kol gezen faşizm belası, işçi sınıfı için hem karşı konulup alt edilmesi gereken bir hedef, hem de Marx’ın kuramlarıyla analiz edilip yorumlanması gereken dünya-tarihsel bir olguydu; bugün de öyledir. 
Faşizm üzerine hazırlanmış bu derleme, bir yandan geçmişe bir yandan bugüne bakabilen geniş perspektifiyle, kuram ve olgu arasında uygun bir denge kuran mimarisiyle ve faşizm üzerine yazılmış en önemli metinleri bir araya getiren özenli seçiciliğiyle benzersizdir. 
Anson G. Rabinbach, Antonio Gramsci, August Thalheimer, Bertolt Brecht, Daniel Guérin, Ernst Bloch, Georg Lukács, Georgi Dimitrov, Clara Zetkin, Kurt Gossweiler, Kurt Pätzold, Michal Kalecki, 
Palmiro Togliatti, Reinhard Kühnl, Robert Erlinghagen ve Tim Mason’ın değerlendirmeleriyle...
17,60 ₺ KDV Dahil
22,00 ₺ KDV Dahil
Merhabalar; 

Yabancılara Türkçe ögretmeye 1986 yılında Lüksemburg'da basladım. Birkaç yıl sonra Türkçe ve diger dillerde 

yaptıgım çalısmalarda, bu alandaki kaynak eksikligini görüp, yabancılar için Türkçe bir kitap yazmaya karar 

verdim. 1989-91 arası bunu, kendime ana is olarak gördüm. 

Uzun süre ders verdigim Phoenix Dil Okulu'nda kitap, özelikle A1 & 2 seviyesinde defalarca gözden geçti. Kitabın 

bir boslugu doldurup doldurmayacagını görmek için iliskiye geçtigim Strasbourg Üniversitesi, Türkoloji 

Bölümü'ndeki Fransız Türkologların önerisiyle kitabımı, farklı alıstırmalar yapma konusunda bana ilham vermis 

olan Prof. Louis Bazin'e gönderdim. Profesör, bir ay sonra arama nezaketinde bulunup, "bu kitabı basın. Içinde çok 

alıstırma var," diyerek beni yüreklendirdi. 

1999 yılında Türkiye'ye döndüm. 2000 yılında, Bakanlıgı'nın egitimlerinden geçerek (Italyanca, Ingilizce, 

Fransızca, Yunanca, Ispanyolca ve Portekizce dillerinden) turist rehberligi lisansımı aldım. 2002-5 arası 

Lüksemburg'daki Avrupa Komisyonu ve Parlementosu'nda çalısan tercümanlara yarı yogunlastırılmıs kurslarda 

Türkçe ögrettim. Kitap ikinci evresini tamamlarken % 35 büyüdü. 

2009-18: Üçüncü evrede profesyonel rehberlik hayatımın ve çeviri islerimin yogun olması, yeni dil kursları, 

kitaba en iyi sekli verme hedefim, bu günlere geldik. 

Kitabın takibi zor degil. 1500'ün üstünde alıstırma ve test sorusuyla kitabın ders veya yardımcı ders kitabı 

olabilecegini düsünüyorum. 5. Bölümdeki "Dilbilgisi" ile bu konuda deneyimsiz kisilerin islerini kolaylastırmayı 

amaçladım. Ingilizce bölümün yardımı ile bir yabancı, kendi kendine Türkçe ögrenebilir. Dilbilgisine hayran 

oldugum ana dilimin matematiksel yapısını güçlü yansıtma istegi, beni 11 dili ögrenmeye, bu dilledeki farklı 

zenginlikleri kitabıma yansıtmaya tesvik etti. Bu isin sonu yok. 

Evet, simdilik sizlerden gelebilecek önerileri beklerken; size son söz olarak "Türklerin yüzyıllar boyu baska 

dillerden de harmanlayarak gelistirdikleri dilin keyfini yasayın," demek isterim. 

Bu kitapla size bir nebze ulastırabilirsem ne mutlu bana. 

Hello, My Friends; 

I'd prefer to discuss the book rather than myself. In 1986, when I decided to teach Turkish, I searched for books in 

Turkish as well as for those in foreign languages. Most of the books available provided limited exercises and they 

were somehow old fashioned. Turkish is a very mathematical language and different than Indo - European 

languages. So, between 1989 and 1991, I started to write this book. 

I communicated with the Turkish Department at the University of Strasbourg. They suggested that I send my book 

to Louis Bazin, who was considered one of the leading authorities of Turkish studies in France. After a month, he 

phoned me; he suggested that I publish the book, as it contained so many exercises. (First period.) 

This book almost doubled in size and content during the Turkish courses at the European Institutions courses. My 

translator students helped me quite a bit, during our six semi intensive courses. (Second period) 

Between 2010 and 2018, I worked on transforming this file/book into a ‘real’ book. It took a long time, as I was 

working during this period – as a guide and as a translator -. In 2017, I began working with Hakan: a friend who 

brought new perspectives and ideas to this project, and helped it progress. 

Sections A 1 & 2 include around 1,500 questions. There’s also a CD of more than 60 minutes. You also have the 

User's Guide, if you need it. It is mainly an introduction to the Turkish language. 

With this book, you can teach yourself Turkish.
59,50 ₺ KDV Dahil
70,00 ₺ KDV Dahil
Bu kitap, ülkemizin yaşadığı darbe girişimini Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında araştıran “15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu”nun dört üyesinin, üyesi oldukları Komisyon’un açıkladığı taslak rapora karşı muhalefet şerhi olarak hazırladıkları çok kapsamlı bir çalışmanın ürünüdür. 

Muhalefet şerhinin amacını “hiçbir önyargı taşımadan gerçeklerin ortaya çıkarılması ve adaletin sağlanması” olarak belirleyen Aykut Erdoğdu, Aytun Çıray, Sezgin Tanrıkulu ve Zeynel Emre; darbe karanlığını aydınlatma sorumluluğu çerçevesinde hareket etmiş, darbe girişimiyle ilgili elde ettikleri bilgi ve belgeleri bu muhalefet şerhinde ortaya koymuşlardır. 

Şükrü Küçükşahin’in yılların gazetecilik deneyimiyle kitaplaştırdığı 15 Temmuz Gerçekleri, darbe öncesi, darbe günü ve sonrası hakkında herkesin cevaplarını merak ettiği sorulara yanıt veren bir çalışma olmuştur. 

Kitapta, darbenin ayak seslerinin duyulduğu günleri, o günlere ait soruları, darbe günü dakika dakika yaşananları, yaşananların arka planını, akıllarda yarattığı soru işaretlerini, darbe sonrası Komisyon’a yapılan sunumları, Komisyon’un çağrısına rağmen gelmeyen/gönderilmeyen tanıklara sorulamayan ama sorulması gereken soruları belgeleriyle bulacaksınız. 

- Elif Çongur
15,20 ₺ KDV Dahil
19,00 ₺ KDV Dahil

Doğruluk size asla ihanet etmez, kendini kandırmak kendine ihanet etmektir. 
Guy Finley / Vazgeçebilmek 

Havada duran uçurtma uçtuğunu sanır. Oysa onu yere bağlayan incecik bir iptir. Uçurtmanın kaderinde yükselmek vardır ama tek şartla: İPİNİ KOPARIRSA. 

Sizi tutan ipleriniz neler? 
Neyin suçluluğunu duyuyorsunuz? 
İsteyip de elde edemediğiniz ne? 
Her şeye yeniden başlayabilmek mümkün mü? 
Kayıplara, acıya, hayal kırıklığına ve onca umutsuzluğa rağmen yeniden başlayabilir miyiz? 
Bitti denilen yerden yeni başlangıçlar yaratabilir miyiz? 
Yeniden yola çıkmak mümkün mü? 
Peki ama nasıl? 

Eğer yorulduysanız, nefesiniz tükendiyse hayat yolculuğunda derin bir nefes alın, hayatınıza yeni bir başlangıç yapmak için şunları söyleyin: 
“Tüm olduramadıklarımı, beni yoranları, ayağıma zincir vuranları, başarımı engelleyenleri, sevgimi hak etmeyenleri geride bırakıyorum. Manası olmayan savaşları, beni geri çekenleri, yorgun düşürenleri, enerjimi tüketenleri ve gözümü perdeleyen ne varsa hepsini bırakıyorum. Artık bedenimi ve zihnimi hırpalamak istemiyorum. Bir ağaç gibi huzurlu ve sakin hissetmek istiyorum. Özgürleşmek, bir kuşun kanadı gibi hafiflemek istiyorum. Özgür bir uçurtma gibi yükselmeyi istiyorum. VE YENİDEN BAŞLIYORUM!”

13,60 ₺ KDV Dahil
17,00 ₺ KDV Dahil