Demokrasi, du¨şu¨nce ve ifade özgu¨rlu¨ğu¨, dinsel hoşgöru¨, bireysel ve kolektif haklar, ırk ve cinsiyet eşitliği gibi değerler, BM İnsan Hakları Beyannamesinden bu yana bu¨tu¨n du¨nyadaki siyasi ve hukuki repertuara girmiş bulunuyor. Oysa gu¨nu¨mu¨zde anayasaları şekillendiren bu ilkeler bir zamanlar kabul edilmesi hayli gu¨ç, radikal fikirlerdi! Tarihin bir yerinde köklu¨ bir “zihin devrimi”nin yaşandığını hatırlatan du¨nyaca u¨nlu¨ felsefe tarihçisi Jonathan Israel, Radikal Aydınlanma ve Modern Demokrasinin Kökenleri: Zihin Devrimi adlı bu çalışmada “radikal Aydınlanma” diye bir kavramı bize hediye ediyor. Yazar, “radikal Aydınlanma”yı, “ılımlı Aydınlanma”dan ayrıştıran fikirlerin felsefi köklerini diller, ku¨ltu¨rler, coğrafyalar arasında dolaşarak inceliyor. Jonathan Israel’in bu kışkırtıcı ve bilgi dolu çalışması, Voltaire, Diderot, d’Alembert ve Rousseau gibi Fransız Aydınlanmasının öncu¨ figu¨rleriyle yetinmeyip Spinoza, Smith, Paine, Kant gibi İngiliz, İskoç, Felemenk, Alman ve Amerikan Aydınlanmasına da yer veren, ezberleri bozan bir eser...
₺30,00KDV Dahil
Tu¨rkiye’nin önemli bir borsa geçmişinin olduğu ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nın tarihinin 19. yu¨zyıla kadar gittiği yönu¨ndeki ifadeler adeta bir tekerleme olarak söylenegelmekle birlikte, bu hususta referans gösterilen kaynaklar bir elin parmaklarını geçmemektedir. Ülkemizin 19. yu¨zyıldaki finansal koşullarına ilişkin Tu¨rkçede mevcut birincil kaynaklar oldukça yetersizdir. Bu tespitle söze başlayan Celali Yılmaz’ın Osmanlıcadan gu¨nu¨mu¨z Tu¨rkçesine uyarladığı sıradışı bir metin Hava Oyunları. Nam-ı diğer; Konsolidenin Hava Oyunlarıyla Sair Muamelat Hakkında Mu¨stakrazat-ı Maliyyeye Dair Risale. Dersaadet Tahvilat Borsası’nın ilk komiseri (ilk borsa başkanı) olan Abidin Paşa’nın kendisi ku¨çu¨k, önemi bu¨yu¨k çalışması, Tu¨rk finans piyasalarının tarihsel olarak çözu¨lememiş olan iki temel problemine değinmekte: finansal piyasalarda gu¨ven (eksikliği) ve kamu borçlanmaları (fazlalığı) sorunları. Abidin Paşa’nın 1874’te yazdığı Hava Oyunları’nda, Osmanlı borsa pratiklerine dair tu¨m soruların cevaplarını ve borsanın çok canlı bir tasvirini bulacaksınız.
₺26,00KDV Dahil

Michio Kaku, kozmosun gizemlerine açılan bu heyecan verici yolculukta bizleri kara delikler ve zaman makinelerinin, çoklu boyutlu uzayın ve hepsinden fazla arzu uyandıran paralel evrenlerin bizimkinin hemen yanında uzanması olasılığının keşfine yönelik baş döndürücü bir gezintiye çıkartıyor.

 Kaku, sicim kuramındaki en son yenilikler ve onun yinelemesi olan, evrenimizin belki de sonsuz bir çoklu evrendeki evrenlerden yalnızca biri, sonsuz sayıda baloncuk evrenlerden oluşan bir denizde süzülen tekil bir baloncuk olabileceğini öneren M-kuramı içerisinde bize ustaca kılavuzluk ediyor. M-kuramı doğru çıkarsa “Büyük Patlama’dan önce ne oldu?” sorusuna da nihayet bir yanıt bulabiliriz. Bu, fizikteki ve kozmolojideki en ileri kuramlara, alandaki rakipsiz seslerin birinden gelen heyecan verici ve unutulmaz bir giriş.

 “Kavrayışı ile bizleri hayal gücümüzün sınırlarını zorlamaya iten, işinin ehli bir kılavuz eşliğinde kozmosta muhteşem bir gezinti.”

- Brian Greene, Evrenin Zarafeti’nin yazarı - 

“Kaku, süpersicim kuramı ile sprey makarna konfetisinin farkını ayırt etmekte zorlananlarımız için de öyküyü kolay anlaşılır hale getirmeye yarayan, samimi bir tarz kullanıyor… Büyüleyici ve kimi zaman akıllara durgunluk verici bir kitap.”

- SciFi - 

“Kaku, muazzam miktarda konuyu kolay anlaşılır ve eğlenceli bir şekilde dile getiriyor.”

- Los Angeles Times - 

“Kozmoloji bilimini Albert Einstein yüz yıl önce kökünden değiştirdi. Paralel Dünyalar’da da bir diğer deha Michio Kaku bizi bilim konusunda güncelliyor ve evrenin geleceğine ilişkin yorumlarda bulunuyor.”

- San Antonio Express-News - 

₺32,00KDV Dahil
₺40,00 KDV Dahil

Marx geri döndü, ama hangi Marx?

Yakın geçmişte yayımlanan yaşamöyküleri, onu bir 19. yüzyıl figürü olarak konumlamakta ısrarlı. Mike Davis’in Marx ve Marksizm hakkında tezlerini ilk kez doğrudan kaleme aldığı bu kitapta ise, sadece geçmişe değil bugüne dair de konuşan bir düşünür çıkıyor karşımıza.

Bir dizi araştırıcı ve kışkırtıcı makaleyi bir araya getirdiği kitabında Davis, Marx’ın zamanımıza dönük iki temel sorgulamasını keşfe çıkıyor: “Toplumun devrimci dönüşümüne kimler önderlik edebilir” ve “Gezegenimizdeki çevresel krizin nedeni ve çözümü nedir?”

Davis, Marx’ın kuramsal metinlerinin ve siyaset yazarlığının yeni boyutlarını aydınlatmak için emek tarihinin o geniş arşivine başvuruyor. Bize “kayıp bir Marx” öneriyor. Bu Marx’ın, tarihin aktörlerine, milliyetçiliğe ve sınıf mücadelesinin “arada kalan sınıflarla ilgili görünümü”ne dair çözümlemeleri, bizim karanlığa gömülmüş çağımızda devrimci düşüncelerin yeniden canlandırılması için kritik önemde. Davis, küresel istihdam krizi ile giderek bozulan iklim şartlarını da ele aldığı çözümlemesinde kapitalizmin insanlığın devamını sağlama konusundaki başarısızlığına dikkat çekerken, “insanlık çağına” dair fetişizmi de kıyasıya eleştiriyor.

Eski Tanrılar, Yeni Bilmeceler’in son bölümünde, artık unutulup gitmiş eski bir tartışmaya, “alternatif sosyalist kentçilik” (1880-1934) tartışmalarına bakan Mike Davis, sürdürülebilir bir çevrede evrensel ölçekte yüksek nitelikli bir yaşamın temel kavramlarını aramaya koyuluyor.

Tarihsel sosyoloji, kültürel analiz ve strateji alanında bir el kitabı olduğu kadar, Marksist tartışmalara mükemmel bir giriş de olan Davis’in bu kitabı, eyleme geçirici bir silah özelliği de taşıyor. Robert Brenner

Marx’ın Manifesto ve 18 Brumaire’de ortaya koyduğu o derin ve yoğun siyasi analiz mirasını inşa etmede, Mike Davis kadar başarılı bir isim daha yok.Leo Panitch 

₺22,40KDV Dahil
₺28,00 KDV Dahil

Cumhuriyet dönemi sanat tarihimizin sıradışı figürlerinden biri olan; yirmi yıl önce kaybettiğimiz sanat tarihçisi ve eleştirmen Sezer Tansuğ’un, en önemli eseri sayılabilecek, adeta bir kült haline gelmiş, yayınlandığı günden bu yana sürekli polemik konusu olmuş Şenlikname Düzeni adlı kitabı, 1961 yılındaki ilk yayınlanışından neredeyse 60 yıl sonra yeniden okurla buluşuyor!

Tansuğ’un, III. Murad Surnamesi minyatürlerinden hareketle kaleme aldığı Şenlikname Düzeni, öne sürdüğü tezle çığır açıcı bir keşfi ortaya çıkaran, bugün de sanat tarihi literatürümüzdeki önemini yitirmeyen temel bir metin.

Osmanlı minyatür sanatındaki etkilere ve tarihi devamlılığa dair ilk inceleme olan Şenlikname Düzeni, görsel geçmişimizi, Osmanlı sanatını, duygu ve düşünce dünyasını, minyatürün zaman ve mekân algısını, eşzamanlılık ilkesini, plastik sanatlarda geleneğin payını incelerken, bir çevredeki dünya görüşünün, hayata bakışın, tasvir sanatıyla ilişkisini görmeye ve göstermeye; eser ile arkasındaki hayat ilişkisini birinci dereceden önemseyerek, sanatımıza uygulamak üzere kendi ilke ve yöntemlerimizi bulmaya yönelik atılmış önemli bir adım. Aradan geçen 60 yıla rağmen tazeliğini ve özgünlüğünü koruyan bir eser.

“Sezer Tansuğ’un Şenlikname Düzeni tekrar tekrar okuduğum,

beni çok düşündüren bir kitaptı. Perspektif meselesi üzerine akıllıca birtakım mülahazalar vardı. (...) Sezer Bey’in sorusu buydu.

Harika bir soru, ben vuruldum bu soruya. O kendine göre,

Tanpınar’ca ifade edeyim, çünkü öyle anlamıştım

ilk okumamda, daha organik ya da bütünlüklü bir dünyanın,

insanının zamanı ve mekânı içinden yaşamasının yansıtılması

gibi bir cevap veriyordu. (...) İlginç bir cevap,

en azından düşündürücü, hâlâ beni düşündürüyor.”

-CEMAL KAFADAR-

₺25,60KDV Dahil
₺32,00 KDV Dahil
Cem Dinlenmiş’in 2008-2018 arasında yayımlanan karikatürlerinden, hızla bayatlayan gündeme rağmen tekmili birden mizah.
₺31,20KDV Dahil
₺39,00 KDV Dahil

Devrimci yasın özgürleştirici potansiyellerini soruşturan Solun Melankolisi, iki asırdır dünyayı değiştirmeye kendini adamış insanların anısını bugünün mücadelesine kazanmaya çağrı yapan, sol kültür üzerine yeniden düşünmek için tekrar tekrar okunması gereken bir kitap: “Hatırlamak, kurtarmak demektir; geçmişi kurtarmak ise şimdiyi değiştirmek anlamına gelir.”

Sol melankoli, sosyalizm fikrini yahut daha iyi bir gelecek ümidini bir kenara bırakmak değil, sosyalizm anısının yitirildiği, gizlendiği, hafızalardan silindiği ve kurtarılmasının zorunlu olduğu bir zamanda sosyalizmi yeniden düşünmektir; kaybolan bir ütopyanın matemini tutmak değil, devrimciliğe karşı duran bir çağda devrimci projeyi baştan düşünmektir.

Devrimler yüzyılından geriye kalan tek şey sanki bir enkaz yığını… Dünyayı yeniden inşa etmeye nasıl başlayacağımızı kestiremediğimiz gibi, buna değip değmeyeceğini de artık bilmiyoruz. Fakat Enzo Traverso’ya göre devrimci deneyim bir nesilden diğerine tam da yenilgiler aracılığıyla aktarılıyor. Büyük hayal kırıklıklarından doğan ve tüm bir nesli etkileyen melankoli, hem yas tutmanın hem de yeni bir başlangıç için hazırlanmanın zorunlu bir öncülü adeta. Bu yenilgilerin hatırası, devrimci mücadelenin tarihini ve Auguste Blanqui’den Gustave Courbet’ye, Rosa Luxemburg’dan Walter Benjamin’e, birbirinden çok farklı suretlerde ortaya çıkan sol kültürü bir yeraltı akıntısı gibi besliyor.

Traverso, atalete kapılmış ve teslimiyet içinde boyun eğmiş bir geçmiş okuması değil, tarihi bir “kurbanlar” silsilesi olarak görmeyi reddeden isyancı bir melankoli tarifi yapıyor. Bu yeni tanımda melankoli; matemi dağıtan ve radikal eylem için geçmişi bugünde seferber eden, güçlü ve besleyici bir damar olarak karşımıza çıkıyor. Devrimci yasın özgürleştirici potansiyellerini soruşturan Solun Melankolisi, iki asırdır dünyayı değiştirmeye kendini adamış insanların anısını bugünün mücadelesine kazanmaya çağrı yapan, sol kültür üzerine yeniden düşünmek için tekrar tekrar okunması gereken bir kitap: “Hatırlamak, kurtarmak demektir; geçmişi kurtarmak ise şimdiyi değiştirmek anlamına gelir.”

₺31,60KDV Dahil
₺39,50 KDV Dahil

Günümüzden yaklaşık 1200 yıl önce Abbasi halifesi el-Memun büyük matematikçi Harezmi’den matematiği herkesin anlamasını ve hem iş hayatında hem gündelik hayatında, arazi ölçümünde, ticari işlemlerde, miras paylaşımında kullanabilmesini sağlayacak bir elkitabı hazırlamasını istedi. Harezmi kitaba teorik bir bölüm de ekledi ve böylece ortaya meşhur Kitabü’l Muhtasar fi’l Hisabi’l Cebr ve’l Mukabele, yani bugün bilinen adıyla Cebir adlı eser çıktı. Dünya bu kitaptan çok şey öğrendi.

Matematiğin Kısa Tarihi’ni Launay’a el-Memun sipariş etmemiş olsa da, yazarın kaygısı halifeninkiyle aynı: sokaktaki insana matematiği tanıtmak, sevdirmek; bilimi hayatın içine daha fazla sokabilmek, böylece akılcı düşünceyi teşvik etmek, dolayısıyla refahı ve mutluluğu artırmak.

Matematiğe meraklı okur bu kitabın yardımıyla, çetele tutmaktan algoritma hazırlamaya, matematiksel düşüncenin tüm evreleri hakkında bilgi sahibi olacak…

₺20,00KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil

Genelde bir şifalı madde uzun süreden beri varsa ve gerçekten çok sayıda insan geleneksel olarak kullandıysa güvenilirliği daha yüksektir. Ayurveda tıbbında pek çok şifalı bitki, baharat, çay, macun gibi doğal maddeler binlerce yıldan beri doğal olarak kullanılmaktadır. Bunlardan en enteresan ve denenmiş olan bir tanesi de Mumiyo'dur, o bölgede kullanıldığı adıyla Shilajit'dir.

Mumiyo, Himalaya Dağları'nda milyonlarca yıl içerisinde oluşan fosillerin kayalardan dışarı sızan doğal bir maddesidir. Tabii ki bu maddenin çıkarılması ve saklanması, hijyenik bir şekle dönüştürülmesi ve bir preperatın içinde bulunması oldukça önemlidir.

Mumiyo, başta Rusya olmak üzere eski Sovyet ülkelerinde bilinen ve yaygın olarak kullanılan bir maddedir. Aslında tek bir hastalığa karşı kullanılmak yerine hem koruyucu hekimlikte hem de tedavi amacıyla yaygın olarak kullanılmıştır.

Bu minik kitapçıkta Mumiyo'nun nasıl kullanılması gerektiğini, nelere yaradığını sizlere aktarmaya çalışacağım.

Bütün okuyuculara sağlıklı keyifli güzel günler dilerim...

₺6,40KDV Dahil
₺8,00 KDV Dahil

Bir dönemin hiç duymadğınız olaylarını okumaya hazır mısınız ?

Vahdettin ile Mustafa Kemal’in arasındaki gizli antlaşmalar, İngiliz ve Amerikan istihbarat belgelerinde Kurtuluş Savaşı’nın perde arkası, Kazım Paşa’nn günlüğünde ve hatıralarında geçen çok önemli detaylar, İstanbulda’ki gizli birlik, Enver Paşa ve Mustafa Kemal Paşa arasndaki gizli savaş, Atatürk’ün ölümünün ardındaki sır, Atatürk’ün Abdülhamid ve Vaahdettin hakkında söylediği bomba sözler, İttihat Terakki’nin gizemleri, Kurtuluş Savaşı’nın ve Cumhuriyet’in kuruluş yıllarındaki olayları ve daha birçok şey.

Yazılan her şey belgelere, hatıralara ve kaynaklara dayalı bir şekilde bu kitapta seni bekliyor. Okurken her satırda hayretiniz artacak ve yakın tarihin en derin sularına gireceksiniz. Bir tarih profesörü olsanız bile, inanın bu kitaptan çok şey öğreneceksiniz. Bunun için ilk sayfayı açıp başlamanız yeterli. Zaten duramayacaksınız.

₺23,20KDV Dahil
₺29,00 KDV Dahil

Talat Parman’ın hazırladığı Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Psikanaliz Defterleri 1:  “Çocuk ve Ergenle Çalışmak” kitabı, çocuk ve ergen psikanalizi alanında yayın ve etkinliklerden oluşacak bir çalışmanın ilk ürünü. 

“Psikanaliz Defterleri – Çocuk ve Ergen Çalışmaları” dizisinin bu ilk kitabında çocuk ve ergenlerle psikanalitik çalışmanın çerçevesi kuramsal ve klinik yönleriyle ele alınıyor. Dizinin amacı çocuk ve ergen ruhsallığı alanında çalışan psikiyatr, psikolog ve psikolojik danışmanlar kadar çocuk ve ergenlerle çalışan eğitimciler, dahası çocuk ve ergen sağlığı alanının sorumlusu hekimler, hemşireler ve sosyal hizmet uzmanlarına psikanalizin katkısını sunmak..

Psikanalizin ayrılmaz bir parçası olan çocuk ve ergen psikanalizi alanında özgün yazılara ve çevirilere yer veren kitaba, Yapı Kredi Yayınları’nın Cogito Dizisi’nde yer alacak bir kitap dizisi de eşlik edecek. Bu çalışmanın bir diğer amacı da aynı alanda yapıtların yayımlanacağı Cogito Dizisi ile birlikte Türkiye’de bir çocuk ve ergen psikanalizi kitaplığının oluşturulması.

₺16,00KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

Dünya ekonomisinin sıra dışı tarihi...

 Nasıl oldu da insan tüketicilikten üreticiliğe geçti?

 Saban ve tekerleğin icadı ekonomileri nasıl etkiledi?

 Feodalitede üretim nasıl yapıldı, nasıl paylaşıldı?

 Bütçe hakkı nasıl doğdu?

 Sanayi devrimi yaşamı nasıl etkiledi?

 Çinliler niçin dünyaya kapandı?

 İlk ticaret savaşı nasıl başladı?

 İslam uygarlığı nasıl yükseldi?

 Amerika’ya ilk kim gitti?

Sosyalist meydan okuma nasıl başladı, nasıl gelişti, nasıl sonlandı?

 Sanayi 4.0 nedir?

Mahfi Eğilmez’in, sade bir anlatımla kaleme aldığı ekonomi tarihi, birçok açıdan dünyaya bakış açınızı değiştirecek.

₺20,00KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil
“Ben, kendim ile çevremden müteşekkilim ve eğer çevremi kurtaramazsam kendimi de kurtaramam.”
Ortega y Gasset’in 1914’te, 31 yaşındayken yayımladığı kitabı Quijote Üzerine Düşün¬celer, felsefecinin daha sonra vereceği eserlerin çıkış noktasını oluşturur. Denemeler¬den oluşan bu kitabında özellikle sanat ve edebiyat alanlarındaki temel düşüncelerini ortaya koyduğu söylenebilir. Gerçekten de 1930’lardan sonra bu eserine göndermeler¬de bulunacak ve Quijote Üzerine Düşünceler, Ortega y Gasset’in düşüncesinin anlaşıl¬masında elzem bir eser niteliği kazanacaktır.
₺11,20KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil

Menon Sokrates’e “Bana anlatmalısın, erdem öğretilebilir mi?” der ve ünlü felsefe tarihçisi Diogenes Laertios’un “Erdem Üzerine” ifadesiyle tanımladığı diyalog başlar. Erdemin tanımı araştırılır, yapısı soruşturulur. İnsanın doğası gereği sahip olduğu bir şey midir yoksa uygulayıp öğrenilen bir niteliği mi vardır?

Sadece içeriği değil yöntemi ve bağlamıyla da Batı Felsefesinin en önemli metinlerinden biri olan Menon, hem felsefi hem filolojik titizlikle yapılan bir tercüme ile, Yunanca-Türkçe biçiminde okura sunuluyor.

₺12,00KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil

Öncesi hiçlikti. Sonra, varlık peyda oldu. Canlandı bir zaman; günü geldi ayaklandı, insan oldu. Söylenmeye başladı. Kendini ve dünyasını anlamak için öyküler uydurdu, anlatmaya koyuldu. Masallar anlattı, mitler yarattı, destanlar söyledi. Şüphesiz inandı. Tutkulu ideolojilere kapıldı. Yazı yazdı, sayı saydı, kuram kurdu. Baktı, düşündü, felsefe yaptı. Varlığın ardındaki mutlak hiçliği, sözün gerisindeki derin sessizliği fark ettiği vakit ise her şeyden kuşkuya düştü.

Prof. Dr. M. Bilgin Saydam’ın özgün bir yorumlamayla, bireysel ve kolektif öykülerin çatı disiplini olarak tanımladığı “psikomitoloji” işte bu kuşkuyu rehber edinir. Masalların, mitlerin, destanların, halk öykülerinin, türlü inanç ve felsefi görüşlerin, ideolojilerin ve bilimsel kuramların, varlık ve eylem bilgisinden yoksun insanoğlu tarafından, bu epistemolojik yoksunluğu ikame etmek üzere -çoğu kez farkında olunmaksızın- kurgulanan öyküler olduğunu varsayar. Bu kurgusal öyküleri psikodinamik/psikokültürel perspektiften yorumlamak suretiyle, insan bilincinin ve ruhsallığının içyüzünü açığa çıkarmaya, yapısını, işleyişini ve gelişimini anlamaya çalışır.

2015 yılından beri İstanbul Psikomitoloji Çalışma Grubu (İPM) etkinliği kapsamında İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda Prof. Dr. M. Bilgin Saydam’la birlikte düzenlediğimiz ve elinizde tuttuğunuz bu ilk kitapla beraber metinleşmiş ilk seçkisini sunduğumuz “HER ŞEY HİKÂYE!” başlıklı seminer dizisinde mitolojiden dine, sanattan felsefeye, ideolojiden bilime dek insanın tüm kültürel hayat bilgisini kapsayan disiplinleri kendine has “öykü”leriyle ağırlamaktayız. Aralarındaki ontolojik ve epistemolojik farkları göz ardı etmeksizin, her bir “öykü”nün insan ruhuna dair bilgimizi artıracağına ve derinleştireceğine inanıyoruz. Bu sebeple öyküleri seviyor, ama vazettikleri hakikate de kuşkuyla yaklaşıyoruz. Çünkü biliyoruz ki, insanın el yordamıyla yaşadığı bu dünyada, doğruluğundan emin olabileceği mutlak bir hakikat yok; ne biliyorsa kendine ve hayata dair, her şey hikâye!

₺20,80KDV Dahil
₺26,00 KDV Dahil
Bilgi Sosyolojisi, bilginin toplumu etkilemesi anlamından ziyade bilginin toplumdan etkilenmesi anlamında bir bilgi sosyolojisi. “Georg Lukacs’ın ‘Roman Kuramı’ Kitabına Eleştiri Yazısı”, “Weltanschauungun Yorumlanması Üzerine”, “Tarihselcilik”, “Bilgi Sosyolojisi Sorunu”, “Kültürel Bir Fenomen Olarak Rekabet”, “Ekonomik Hırsın Özü ve Anlamı”, “Kuşaklar Problemi” başlıklı yedi makaleden oluşan bu kitapta, salt bir epistemoloji eleştirisiyle yetinmeyen Mannheim’ın ana iddiası şudur; düşünce, hatta kuramsal ya da sistematik düşünce, çeşitli dönemlerde gelişen entelektüel akımlar, çeşitli dünya görüşleri “boşlukta salınmazlar” veya “havada bir yerlerde” kendi kendilerine gelişmezler. Bunları geliştiren bir insandır; her şeyden önce bir toplulukta ve toplumda doğan, büyüyen, gelişen ve çalışan insan.
₺33,60KDV Dahil
₺42,00 KDV Dahil
“Politik liderin ‘açık narsisist’ rolünü, memnuniyetsiz, incinmiş halkın da “ekhoist” [narsistin aşığı ve tamamlayıcısı] rolünü üstlenmesi… lideri yetersizlik duygularından kurtarır ve kendi ihtişamını tam anlamıyla yaşamasına imkân verir. O güçlü adam olduğu için, halk kendi sorumluluğunu ona aktarır, böylece kendi kararlarını vermek ve çaba harcamak zorunda kalmaz. İki tarafın da avantajı vardır. ‘Narsisist’ büyür, ‘ekhoist’ de onun arkasına saklanabilir ve onun başarılarından faydalanabilir.”
“Parlıyorum, cezbediyorum, etkiliyorum, korkutuyorum – o halde varım.” Narsisizm konusunda uzmanlaşmış psikiyatrist-yazar Bärbel Wardetzki’ye göre zamanımızın ruhunu özetleyen düstur, budur. Egoyu parlatmak uğruna her şeyin mübah görüldüğü, narsisistik özellikli bir dünyada yaşıyoruz. Aslında, “dozunda” narsisizm, her bireye lâzım, yazara göre. Ancak özdeğer duygusu abartılı bir hal aldığında, “zararlı, sağlıksız” bir narsisizmin alanına giriliyor. Günümüzde medya ve internetin de tahrik ettiği bu sorunlu narsisizm, hayatın her alanında kendini gösterdiği gibi, politikaya da damgasını vuruyor. Kitabın odaklandığı mesele de, burası: politik narsisizm ve “güçlü lider” karizması etrafında gelişen popülizm. Faşizan bir popülizmin ve yabancı düşmanlığının dünyanın birçok yerinde güçlenmesinin, narsisizm “modasıyla” nasıl bağları var? “Güçlü adama” duyulan özlem, ne gibi narsistik özlem ve yaraları anlatıyor? Narsisistleri bu kadar çekici kılan nedir?
₺18,40KDV Dahil
₺23,00 KDV Dahil
“Gündüz Vassaf’ın kitaplarıyla tanışmamla birlikte (…) bir deneme yazarının her yazdığı ile aslında kendisini sorguladığı gerçeğinin bilincine en somut biçimde vardım. Bu arada Vassaf’ın bu kadarla da kalmadığının, bence Montaigne ile ortak noktasını oluşturan bir eylemi de gerçekleştirdiğinin farkına vardım. Çünkü Vassaf da, tıpkı Montaigne gibi, her yazdığını okura açık ya da örtülü yönelttiği şu soru ile noktalar: ‘Peki ey okur, ya sen ne düşünüyorsun?’ Bir okursanız eğer, belki görmezlikten gelmeye çalışabileceğiniz, ama asla yok sayamayacağınız ağırlıkta bir sorudur bu!” Ahmet Cemal
Sınırsız, yazdıklarıyla düşünceleri provoke eden, olaylara farklı gözlerle bakılmasının imkânlarını sunan, yıllardır merakla takip edilen yazarlardan olan Gündüz Vassaf’la 1984’ten 2017 sonuna kadar yapılan söyleşilerden bir derleme. Hiçbir şeyi sorgulamaktan korkmayan bu sahici entelektüele bir tür saygı duruşu olmasının yanı sıra Vassaf’ın kırk yılı aşan yazarlık serüveninde genel olarak fikrî tabanını, hayata bakışını, duruşunu, kitaplarını yazma hikâyelerini gözler önüne seren bir kitap Sınırsız. İnsana ve toplumsal olana duyduğu tükenmez merakla her türlü sınıra karşı çıkan, “sınırsız”lığı savunan, okurunu her daim aitlikleriyle, gündelik hayattaki totalitarizmlerle, doğru bilinenlerle yüzleşmeye davet eden bir yazarın daha iyi kavranmasına yardımcı olma çabası.
₺22,80KDV Dahil
₺28,50 KDV Dahil

Divan kullanımının kökenleri hakkında karanlıkta kaldığımız için psikanalistleri suçlayamayız. Terapi divanı onların uzmanlık alanlarının temel ve tartışmaya kapalı olarak kabul edilmiş simgesel bir demirbaşı olmasına rağmen, kaynağının hikâyesi fazlasıyla karışık. Analitik tekniğin kısa ve basit bir şekilde anlatılan geçmişine meydan okuyor ve zaten hâlihazırda bir savaş hâlinde olan tedavi yönteminin pratisyenlerini, birçoğunun savunmacı ve şüpheci hissettiği karanlık bir öykünün içine çekiyor. Ne de olsa divanın psikanalizdeki kullanımı, üzerinde çalışılmamış bir konu. Duruş, seans sıklığı ya da psikanalitik tedavinin süresi hakkında tatmin edici bir deneysel araştırma yok. Birçok çeşitli sebep nedeniyle -gizlilik, metodolojik problemler, finansman eksiği gibi- psikanaliz üzerine klinik bir araştırma yapmak son derece zor. Bu alandaki birçok insan şu an bu açığı kapatmak için çalışıyor olsa da söz konusu tekniğe dair mühim sorular olduğunda analistler genelde kılavuz olarak klinik geleneklere veya kendi tecrübelerine güveniyorlar.

Deneysel araştırma bulgularının yokluğunda, birçok analist kendi teknikleri için klinikle ilgili eski zaman bilgilerinden ve tedavi edici eylem teorilerinden destek alıyor. Divanın simgesel konumu göz önünde bulundurulduğunda, kullanımı ilginç bir şekilde eksik kuramlaştırılmış. Neredeyse hiçbir konuda bir teori oluşturmadıkları için analistlerin sık sık azarlanıyor oldukları düşünüldüğünde, bu çok daha şaşırtıcı bir hâl alıyor.

Freud meşhur cümlesinde tüm gün onlara bakmaya dayanamadığı için hastalarını divana yatırdığını söylüyor. Bu pek de bir teori sayılmaz.

Nathan Cravis psikanalizin en önemli temsilcisi olan terapi divanının kökenlerini ve oluşum sürecini anlatıyor. Kullandığı nükteli dil ve tasvir edici görsellere bayılacaksınız.

 

“Sert, nükteli, fazlasıyla zeki, tümüyle merak uyandıran, sıklıkla şaşırtan ve harika bir şekilde resimlendirilmiş bu kitap; şimdiye dek okumak, hayallere dalmak, kucaklaşmak ya da serbest çağrışım yapmak için bazen gösterişi, bazense sadeliğiyle dikkat çeken ‘divan’ dediğimiz o mobilyaya uzanmış her insan için yazılmış ve tasarlanmış. Bravo Nathan Kravis!”

-Siri Hustvedt-

 

“Bu içinize işleyen, yaratıcı, nükteli kitapta Nathan Kravis felsefe, tarih, Freud’un kendi yazıları ve dekoratif sanatta evrim geçiren mobilya çizgisinde, ‘terapi divanı’nın öneminin izini sürüyor. Sonucundaysa ortaya daimî gerçeklerin nasıl moda ve rastlantıyla kesiştiği üzerine içinize işleyen bir anlatı ortaya çıkıyor. Burada bizzat divanın psikanalizi hem esprili hem de içgörüyle yazılmış.”

-Far from the Tree’nin yazarı Andrew Solomon-

 

“Psikanaliz, sanat tarihi, mobilya tarihi ve tıp tarihinin bu orijinal birleşiminde Nathan Kravis, analitik divanın kökenleri üzerine beklenmedik ve tümüyle taze bir bakış açısına ulaşıyor. Güzel ve kışkırtıcı birçok resimle dolu bu kitap hem bilge hem de keyifli olmayı başarabilen metinlerle tamamlanmış.

-Dr. Otto F. Kernberg, Weill Cornell Tıp Fakültesi Psikiyatri Profesörü; New York Presbiteryen Hastanesi Kişilik Bozukluğu Enstitüsü Müdürü; Columbia Psikanaliz Merkezi Eğitim ve Danışmanlık Analisti-

₺33,60KDV Dahil
₺42,00 KDV Dahil
Toplum içinde nasıl davranılır? Oldukça sıradan olan bu soru etrafında Goffman, yüz-yüze karşılaşma ve durumlardaki etkileşim düzeninin esasını ve detaylarını ilk kez okurla paylaşıyor. Etkileşim içerisindeki bireyler, eş zamanlı olarak, birbirlerinin hem yargıcı hem de seyircisi olarak karşımıza çıkıyor. Burada düzen, öncelikle göz ve beden erişimi üzerinden, bireylerin birbirlerine yönelttikleri karşılıklı bakış, ilgi ve gözetim olarak kendini ifade ediyor. Düzenin “normalleri” kadar “delileri”, “damgalıları” veyahut da “madunları” da Goffman’ın merceğine takılıyor. “Yerini bilememe” hali olarak “delilik” ve erişime kapalılık olarak “engellilik” etkileşim düzeninin disipline etmeye çalıştığı kategorileri oluşturuyorlar. Madunların payına ise bir nevi “görünmezlik” ve “yok sayılma” düşüyor. “Uygar kayıtsızlık”, yüz-yüze karşılaşma anlarında etkileşimsel ilgiyi bir anda keserek karşıdakinin bizatihi mevcudiyetini ortadan kaldırıyor. Belki de tam da bu noktada Goffman sosyolojisi, iktidar ilişkilerinin bir mikro-sosyolojisi için tüm potansiyelini ortaya koyuyor; durumlara sızmış tahakküm bu sefer etkileşim düzeninin uzlaşılarının yerini alıyor, daha doğrusu, bu uzlaşılar üzerinden yeniden üretiliyor. Böylece, etkileşimlerin “silik” yüzleri her şeyden önce tahakküm altındaki yüzler olarak çıkıyor karşımıza: Deliler, Engelliler, Kadınlar, Siyahlar… 
₺28,80KDV Dahil
₺36,00 KDV Dahil

Küresel Siyaset, çağdaş uluslararası ilişkiler teorisi ve pratiğine sistematik ve bütünlüklü yaklaşan bir giriş kitabıdır.

 

Mükemmel bir berraklıkla yazılmış ve fevkalade geniş bir perspektiften yararlanan kitabın her bir bölümü öğrenmeyi destekleyecek ve çalışmaya yardımcı olacak birçok yenilikçi özellik içermektedir.

  • Küresel siyasetteki fiilî durumlara odaklanan uygulamadaki küresel politika kutuları, dünya meselelerindeki başlıca olayları aydınlatmak için manşetlerin ardına bakmaktadır.
  • Küresel Aktör kutuları, Google’dan G-20’ye kadar, dünya sahnesindeki kilit oyuncuların doğası ve önemine yoğunlaşmaktadır.
  • Farklı teorik yaklaşımlar ve merkezî tartışma konuları hakkındaki özetler, eleştirel düşünmeyi teşvik etmektedir.
  • Etkili teorisyenlerin biyografi ve fotoğrafları, meseleleri, fikirler kadar şekillendiren kişileri de tanıtmaktadır.

Uluslararası boyutu ihmal etmeden gerçek anlamda küresel olan bir eser. Kapsamlı, teorik açıdan sağlam zemine oturtulmuş ve etkileyici bir şekilde bütünleştirilmiş olan Heywood’un oldukça dikkatli ve açık dille yazılmış yeni kitabı, uluslararası ilişkilerin öğretilme şeklini değiştirme potansiyeline sâhiptir.

– Terry Nardin, Singapur Ulusal Üniversitesi.

 

Bu anlaşılır ve kapsamlı kitap, geniş bir yelpazedeki temel kavramları ortaya koymakta ve yine geniş bir yelpazede yer alan analitik yaklaşımların çağdaş küresel meselelere nasıl ışık tuttuğunu göstermektedir.

– Peter J. Katzenstein, Cornell Üniversitesi, Amerikan Siyaset Bilimi Topluluğunun eski başkanı, ABD.

 

Küresel Siyaset kitabı bir kez daha göstermektedir ki, Heywood giriş niteliğindeki kitapların üstadıdır.

– Richhard Stubbs, McMaster Üniversitesi, Kanada.

₺40,00KDV Dahil
₺50,00 KDV Dahil
Çağdaş Fransız felsefesinin önemli düşünürlerinden Jacob Rogozinski’nin bu eseri 20. yüzyılın en verimli tartışmalarından olan ben meselesine yeni bir bakış açısı getiriyor. Ben dışsal gerçeklik tarafından üretilen bir yanılsama mıdır? Şiddetin ve adaletsizliğin kaynağı o mudur? Öyleyse narsisizm ve yabancılaşma tartışmalarına rağmen egonun tekil hakikatini arayış nasıl mümkün olabilir? Felsefe ne ben’den vazgeçer ne de ona bağlı kalır; egoya geri dönüş ile ego cinayeti arasında gidip gelir. Rogozinski öncelikle iki ego katili Heidegger ve Lacan’ın özgün bir okumasını yapıp ardından Descartes, Husserl, Merleau-Ponty ve Artaud ile eleştirel bir diyaloğa girerek ben ve ben-olmayan arasındaki (ontolojik değil) egolojik farka odaklanıyor. Analizinin gücü tam olarak böyle bir stratejiden ileri geliyor çünkü ben ancak katilleri sayesinde yeniden dirilebilir. Ben’e geri dönmek için onu yadsıyan, yok eden eğilimlere gitmek gerekir zira kriz ve devamlı tehdit benin bir parçasıdır. Fransız filozof fenomenolojinin ve psikanalizin en verimli tezleri sayesinde ortaya koyduğu ve kendine-verilişiyle tanımlanan vücut bulmuş bir ten-ben ile artakalan adını verdiği bendeki-başka’dan yola çıkarak yaşam, ölüm, aşk ve nefret gibi varoluşun temel sorularıyla yüzleşmeye girişiyor.
₺36,00+ KDV
₺45,00 + KDV

«Emniyet Mahrem Yapılanması Raporu» ilk defa bu kitapla gün yüzüne çıkıyor. Raporu okuduğunuzda ve örgütün yeni «Renklendirme» stratejisini öğrendiğinizde tehdidin hâlâ devam ettiğini ve ne kadar dehşet verici olduğunu göreceksiniz.

Şeytani örgüt FETÖ, tekrar ele geçirmek istediği devlete karşı savaşmak için “Renklendirme” stratejisine geçti. İlim Yayma Cemiyeti, Milli Görüş, MHP, BBP, CHP, AKP ve SP yanında Nakşi, Kadiri, Halveti, Nur cemaatleri; Erenköy, Çarşamba, İslamoğlu gibi tarikatlara sızıyor, toplumsal örgütlenmelerin içinde, medyayı, gazetecileri, siyasetçileri parmağında oynatıyor.

FETÖ’nün tüm bu planları, örgütün “Emniyet Mahrem Yapılanması” arşivinden çıktı; yani şeytanın kara kutusu açıldı.

Bu onun son çırpınışı...

₺35,20KDV Dahil
₺44,00 KDV Dahil

KAYI serisi ile 7’den 70’e herkese ulaşan Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, OSMANLI GERÇEKLERİ dizisinin ikinci kitabıyla da, Osmanlı’nın kuruluşundan yıkılışına kadarki tartışmalı konuları akıcı üslubu, soru cevap usulü ve temel kaynak referansları ile açıklamaya devam ediyor…

• Osmanlı padişahları Yavuz Sultan Selim’den evvel halife unvanını kullandılar mı?

• Yavuz Sultan Selim mukaddes emanetleri zorla mı alıkoydu?

• Yavuz, seferlerinde neden hep doğuyu seçti?

• Safevi Devleti’nin hükümdarı Şah İsmail Türk müdür?

• Osmanlı fetihlerindeki başarı sırları nelerdir?

• Osmanlı’nın yeni fethettiği yerlerde uygulamış olduğu istimalet politikası ne demektir?

• Osmanlılar 200 bin kişilik orduların ihtiyaçlarını nasıl karşılıyorlardı?

• Osmanlı Devleti’nin resmî dili ne idi?

* Osmanlılar Türkleri kötülediler veya ötelediler mi?

• Yeniçeriler ile ilgili ilginç detaylar…

• Tarihin tartışmalı isimlerinden biri: Şeyh Bedreddin saltanat hırsının kurbanı mı oldu?

• Osmanlı sarayında bulunan köle ve cariyelerin akıbetleri ne oldu?

Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, OSMANLI GERÇEKLERİ II’de okurlarının zihnine takılan daha pek çok ilgi çekici meseleyi aydınlatıyor…

Onu okudukça tarihi daha çok seveceksiniz!

₺22,00KDV Dahil
₺27,50 KDV Dahil
Bu kitap Leo Strauss’un St. John’s College’da (Annapolis, Maryland) Nietzsche’nin İyinin ve Kötünün Ötesinde adlı eseri üzerine 1971-72 güz ve bahar dönemlerinde verdiği seminerin dökümünden oluşmaktadır. Seminer, büyük ölçüde Strauss’un Nietzsche’yi doğrudan anlama çabasıdır. Nietzsche Strauss’un ifadesiyle “son altı kuşağın en kapsamlı ve en derin sorgulayıcısıdır. Sokrates’i sorgulasa da ve tam da onu sorgulaması nedeniyle, bize Sokrates’i hatırlatır.” Strauss, Nietzsche’nin güç istencinin doğru olduğu ya da temel gerçek olduğu iddiasında yer alan güçlükler ile ilgilenir ve tüm bu iddiaların sadece yorum olduğunu belirtir. Ayrıca Nietzsche’nin hiçbir canlı türünün sabit olmadığı ve tüm “oluş”un ölümcül olduğu hakikatiyle ilgilenir ve “Tanrı öldü” olarak özetlenen bu ölümcül hakikatin gerçekten yaratıcı olanlar için ölümcül olması gerekmediğine dikkat çeker. Strauss’un doğa sorunu veya doğa ve tarih sorunuyla ilgili kendi kaygısı, aynı zamanda doğanın nasıl Nietzsche’nin merkezi ama genellikle gözden kaçan temalarından biri olduğunu vurgulamasına izin verir. Strauss bu vesileyle Platon, Spinoza, Locke, Kant, Hegel, Marx, Freud ve Heidegger gibi düşünürlere de değinir. Seminer ayrıca Strauss ve St. John’un öğretmenleri ve öğrencileri arasında canlı ve derin tartışmalarla da dikkat çekiyor. St. John’s College’ın dekanı ve Strauss’un arkadaşı olan Jacob Klein en azından bazı oturumlara katılmıştır.
₺32,00KDV Dahil
₺40,00 KDV Dahil

“Şu an sevişmiyorum, sizinle konuşuyorum. Gelin görün ki sevişirken yaşadığım tatminin aynısını yaşıyor olabilirim.” Yüceltimin bastırmasız dürtü tatmini olduğu iddiasını açıklarken bu örneği verir Lacan. Yüceltim genellikle ikame bir tatmin olarak düşünülür: “Sevişmek” yerine konuşuyorumdur, yazıyor veya resim yapıyorumdur mesela. Bu sayede, “eksik” olan tatminin yerine başka tür bir tatmin elde ederim. Oysa Lacancı psikanaliz daha paradoksal bir tespitte bulunur: Faaliyet farklıdır ama tatmin bire bir aynıdır. Başka bir deyişle, burada esas nokta konuşmaktan elde edilen tatminin cinsel kökenine istinaden açıklanması değil, bizatihi cinsel olmasıdır. Bizi cinselliğin doğası ve statüsünün ne olduğu sorusunu kökünden ele almaya zorlayan da budur. Marx’ın meşhur cümlesini hatırlayalım: “Maymun anatomisinin anahtarı insan anatomisindedir” (ve bunun tersi geçerli değildir belki de). Benzer şekilde, konuşmaktan elde edilen tatminin cinsel tatminin yahut cinselliğin ve bünyevi çelişkilerinin bir anahtarını içerdiği (ve bunun tersinin geçerli olmadığı) hususunda diretmemiz gerekiyor. Bu kitabın doğrultusunu belirleyen basit ama aynı zamanda en zor soru buradan doğmaktadır: Cinsellik nedir?

-Alenka Zupancic-

₺20,80KDV Dahil
₺26,00 KDV Dahil

Doğu toplumlarında eleştiri kültürü çok yaygın değildir. İnsanlar “eşref-i mahlûkat” kabul edildiği için kişiyi rencide edecek davranışlardan kaçınılır, yanlışları yüzüne vurulmaz. Ancak ona doğru olanı işaret etme, iyi ve güzel olanı hatırlatma maddi ve manevi bir sorumluluk olarak kabul edilir. Dolayısıyla öğüt verme geleneği oldukça yaygın bir kültür haline gelmiştir.

Bu öğüt kültürünün varlığı ve gerekçesi, Hz. Danyal (AS) ait olduğu söylenen şu anekdotta çarpıcı bir şekilde yer alır: Danyal Peygamberin dört mil boyunca bir hükümdarın süvarilerinin ardında yürüdüğünü gören dostları ona “Sen bir peygamber olduğun halde nasıl olur da böyle yaparsın?” diye çıkışırlar. O da şu cevabı verir: “Ümit ediyorum ki onunla bir çift kelam ederim de Allah Teâlâ bu vesileyle onu halk için faydalı bir hizmet yapar, millete hayrı dokunur... İşte bu amacı güderek yürüyorum.”

Bu kitap, Hz. Danyal’ın (AS) izinden gitti ve 2016-2017 yıllarında, Türkiye’de yaşanan olaylar karşısında, siyaset aktörlerinin politika ve eylemleri karşısında, sadece bilginin gücüne güvenerek, doğru olana işaret etmeye çalıştı. Kitap içinde yer alan makaleler okundukça görülecek ki, politika sahiplerinin yanlışlarını kısır delil veya iddialarla eleştirmek yerine demokratik bir yaklaşımla doğru, iyi ve güzel olanı göstermek çabası içinde olundu.

₺20,00KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil

Rabıta, Atatürk’ün Yasaklanan Kitabı, Atatürk ve Cumhuriyet’e Kuşatma: Yahuda kitaplarından sonra, gizem dolu bir kitaba imza atıyor Hüseyin Hakkı Kahveci. Kitap, “Mermi böyle patladı. Hem bir ülkenin hem de bir âlemin altı üstüne geldi.” cümlesi ile başlıyor. Ortalama bir ki­tap okuruna şaşırtıcı gelecek bir tablo sunuyor Hüseyin Hakkı Kahveci: Lenin, Mustafa Kemal Atatürk, Mustafa Suphi, Mir Sultan Galiyev ve En­ver Paşa…Kitaba adını veren “Mühürlü Vagon” Ekim Devrimi’nin önde­ri Lenin’i İsviçre’den Rusya’ya taşıyan trenden geliyor. Kitabın gizeminin başlangıcı “Mühürlü Vagon” ile başlıyor. Asıl gizem ise, yukarıda sunulan liderlerin bir tabloda toplanmasında ve ortak akıbetlerinde başlıyor. Hüse­yin Hakkı Kahveci, bu liderlerin ortak gizemlerinin Türk kimliğine sahip olmasında ve küresel oligarşinin bir plan çerçevesinde suikastlarla Türkçü liderlerin yok edilmesinde yattığını gündeme getiriyor ve yeni bir tartışma­nın fitilini ateşliyor. Farklı ideolojik kimliklere ve politik tercihlere sahip olan bu liderler, nasıl oldu da bir tablonun içine yerleşebildi? Dünyanın ve Türk dünyasının kaderi nerede birleşti ve ayrıştı?

Kitap bu ve benzeri sorular zincirini aydınlatarak okuyucuya yeni bir ufuk sunuyor. Kısaca yeni bir Hüseyin Hakkı Kahveci klasiği ile okur bir kez daha irkiliyor…

₺19,20KDV Dahil
₺24,00 KDV Dahil

“Richard Dawkins’in entelektüel dünya üzerine düşünceleriyle sağladığı aydınlık, biyolojinin çok ötesine uzanıyor. Kurgudan felsefeye ve moleküler biyolojiye, maddenin ve anlamın tek bir birleşik görüşle birbirine nasıl uyduğunu bu kadar açık bir şekilde görmek ne kadar büyük bir zevk!”

-DANIEL C. DENNETT-

“Thor’a ve Zeus’a teşekkürler olsun ki çağımızın büyük kelime ustasını büyük bir rasyonalist yapmışlar. Ve bu büyük rasyonalisti büyük bir kelime ustası yaptıkları için de teşekkürler tabii.”

-MATT RIDLEY-

Onlarca yıl boyunca Richard Dawkins dünyanın en parlak bilimsel iletişimcisi oldu, doğanın harikalarını sürekli olarak aydınlatıyor ve hatalı mantığa saldırıyordu. İçeriği otuz yıla yayılmış olsa da, bu kitap daha zamanlı veya daha kaçınılmaz olamazdı. Seçilmiş yetkililer son yarım yüzyılda kabul edilemez olarak görülen veya en azından yeraltında kalan peşin hükümlerin baraj kapaklarını artık açtılar. Tutkulu bir şekilde yazdığı giriş kısmında, mantığın merkezde yer almasını ve yabancı düşmanlığının, kadın düşmanlığının ve diğer kör önyargıların oy sandığından uzak tutulmasını istiyor bizden. Ve günümüzde her birine dipnotlar eklediği makalelerinde, aralarında deneysel kanıtların öneminin, kötü bilimin zararlarının, okullardaki dinin ve iklim değişimi retçilerinin de olduğu birtakım konuları araştırıyor.

Gittikçe daha çok mantıksızlaşan ve gerçeklere düşman olan bir dünyada Ruhtaki Bilim vazgeçilemez bir yazarın yazılarının esaslı bir koleksiyonu.

₺23,20KDV Dahil
₺29,00 KDV Dahil
“İnsanın dünyaya bakışını değiştiren bir kitap bu. Varlıklara yaklaşımını değiştiren bir kitap; öyle ki bugünlerde ineklerin otladığı bir çayırın yanından geçsem, kendimi artık onların dostluklarına, görünüşlerine kafa yorarken buluyorum. Young’ın kitabını okumadan önce hayal ürünü olarak göreceğim, hatta saçma bulacağım düşünceler... Ama artık değil.” 
–Alan Bennett 

Bu çiftlikte inekler serbest. Yavrularını büyütme, otlanma ve barınma konusunda kararları kendileri veriyorlar. Ve bir ineğe kendisi olma şansı verildiğinde, “Nasıl bir inek?” sorusu, kaç kilo ettiği ya da ne kadar süt verdiği dışında da cevaplar barındırmaya başlıyor: Şişman Şapkalı, erkekleri kadınlara tercih ediyor; ChippyMinton çamurlu bacaklarla uyumayı reddediyor ve her akşam uyku öncesinde kişisel bakım için ahıra uğruyor; Jake’in Land Rover’ın egzoz borusundan çıkan karbondioksit dumanına tuhaf bir düşkünlüğü var; Gemima insanları atarlı bir kafa hareketi ile selamlıyor ve özgürlüğünde fazlasıyla ısrarcı. Aralarında zekisi de var anlama zorluğu çekeni de; kibirlisi de var, düşüncelisi de. 
İneklerin Gizli Hayatı, henüz organik kelimesinin bile ortalarda olmadığı zamanlardan bugüne hayvanların özel ilgi gördüğü Kite’sNest Çiftliği’ni idare eden RosamundYoung’ın yıllar boyunca biriktirdiği gözlem ve anılarından doğan eşsiz, eğlenceli ve fazlasıyla kişisel bir kitap. Büyük övgü toplayan ve pek çok dile çevrilen kitabın sırrı, yazarın büyüleyici kaleminde gizli. 

“Hayvanlar üzerine yazılmış en iyi kitaplardan. Sürükleyici ve duygu dolu.” 
–Lydia Davis 

“Küçük ama büyüleyici.” 
–People
₺16,00KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
Aklın İsyanı, 20. yüzyılda bilim alanında yaşanan önemli gelişmeleri ve bilimsel keşifleri ele alarak diyalektik materyalizm teorisini bir ileri aşamaya taşıyan önemli bir yapıt olarak kabul edilir. Yaşam nasıl ortaya çıktı, matematik gerçeği yansıtır mı, akıl bir makine mi, dinozorlar neden yok oldu?.. Bunlar geçtiğimiz yüzyılın olduğu kadar şimdinin de/bu yüzyılın da “büyük” soruları… Yazarlar, Marx ve Engels’in doğaya, topluma ve bilime hükmeden kanunların birliğini savunan diyalektik materyalizmini modern bilimin ışığında ele alıyor. 
Kitabın tek teorik katkısı bu değil. Woods ve Grant, bir taraftan Marksist felsefe ile bilimin yeni teorileri arasındaki ilişkiyi ortaya koyup diyalektik materyalizmi doğa bilimleri üzerinden anlatırken, diğer taraftan modern bilimin nerelerde “raydan çıktığını” gösteren bir çerçeve de sunuyor okura. “Kesinsizlik ve İdealizm” tartışmalarından “Bencil Gen”e, “Büyük Patlama”dan “Marksizm ve Darvincilik” ilişkisine, “Kuantum mekaniği”nden “Jeolojinin diyalektiği”ne kadar birçok konuyu, bilim dünyasındaki güncel gelişmeler ve Marksist yöntem bağlamında yeniden değerlendiriyorlar. 
Aklın İsyanı, sadece, kapitalizmin krizini bilim üzerinden okuyan bir kitap değil; aynı zamanda bilimin krizine de ışık tutan ve bilim tarihi yazınında önemli yeri olan bir kitap. 
“Doğada, son tahlilde, diyalektik hüküm sürer.” 
Engels
₺32,00KDV Dahil
₺40,00 KDV Dahil
Çağımızın önde gelen Marksistlerinden Samir Amin, tarihçi, felsefeci, sosyolog ve siyaset bilimci kimliklerinin yanı sıra, bu eserinde ağırlıkla yetkin bir Marksist iktisatçı olarak çıkıyor karşımıza. Dünyanın bugün geldiği noktadaki sosyal adalet arayışının bilimsel temellerini, Marksist iktisadın cephaneliğinden devşiriyor. 
Marx için “kıyısı olmayan” ifadesini kullanan ve onun çok yönlülüğüne dikkat çeken Amin, “Benim için Marksist olmak, Marx’ın başlattığı çalışmayı sürdürmek demektir; bu da, Marx’ta durmak değil, ondan hareket etmektir. ... Benim buradaki temel katkım, değer yasasından küreselleşmiş değer yasasına geçiştir” diyerek koyuluyor yola. 
Ve yol boyunca, “Değer yasasının temel statüsü”nü, “Faiz, para ve devlet”i, “Toprak rantı bölümü”nü ve “Dünya ölçeğinde birikim ve emperyalist rant”ı derinlemesine inceliyor. 
Bu görece kısa ama hayli zengin yapıtında, iktisadın zorlu matematiksel formül ve denklemlerinin ortasında, akıcı bir anlatım geliştiriyor. 
Kitabın yayına hazırlık sürecinde, 12 Ağustos 2018 tarihinde kaybettiğimiz Samir Amin için, Fikret Başkaya’nın sözleriyle: 
“İnsan ve toplum yaşamının tüm veçhelerini bir bütün olarak anlamaya ve anlatmaya çalıştı hayatı boyunca… Geride kalan yaklaşık 70 yıllık dönemin birkaç parlak beyninden biriydi… Muazzam bir kavrayışa ve tahlil yeteneğine sahipti… Hayatını ezilen halkların, sömürülen sınıfların kurtuluşuna adamıştı… Yaşadığı sürece de onların gözü, kulağı ve yüreği oldu.”
₺12,80KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil
Komünistler tarihlerinden utanmak zorunda mı? 
1990’ların başında Sovyetler Birliği yıkıldığında, çoğu komünist için geride kalan “reel sosyalizm” tarihi, utanç duyulması gereken bir geçmiş olarak görüldü. 
Yazara göre, zulme uğrayan etnik veya dinsel grupların tarihinde daima böyle bir olguyla karşılaşırız. Kurbanlar, zulüm gördükleri sürecin belli bir anında zalimlerin görüşlerini benimseme eğilimi gösterirler ve bu nedenle kendilerini hor görmeye, kendilerinden nefret etmeye başlarlar. 
Kendinden nefret, SSCB’nin yıkılışından bu yana, komünist hareketin savaşmak zorunda kaldığı sorunların başında yer alıyor. Kendi geçmişlerini yücelten galiplerin şişkin egoları, karşılığını mağlupların çilesinde buluyor. 
Domenico Losurdo, kendinden nefret etme salgınına karşı verilen mücadelenin, Ekim Devrimi’yle başlayan büyük ve muhteşem dönemin eleştirel bilançosunun çıkarılmasıyla birleştirilmesi gerektiğini savunuyor. Bu eleştirel bilanço, ne kadar radikal ve önyargısız çıkarılırsa o kadar etkili olacaktır. Buna karşılık kendinden nefret etme, kendi tarihiyle yüzleşmekten ve bu tarihin içinden parıldayan ideolojik ve kültürel savaşımın gerçekliğinden korkakça kaçmak demektir. Eğer özeleştiri, komünist kimliğin yeniden kazanılmasının ön koşuluysa, kendinden nefret etmek de teslim olmakla ve bağımsız komünist kimliğin inkârıyla eşanlamlıdır. 
Losurdo, bu anlayıştan hareketle SSCB ve Çin deneyimlerini eleştirel bir incelemeye tabi tutuyor. Güçlü yönlerini ve zaaflarını birlikte değerlendirerek, bizi tarihten kaçmamaya çağırıyor. Zorlu koşullar altında girişilen bu gözü pek deneyimlerin olumlu mirasına sahip çıkıp selamlarken, aynı zamanda geleceğin sosyalizmi için hangi bakımlardan aşılmaları gerektiğini de ortaya koyuyor.
₺16,00KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

ÜRÜN AÇIKLAMASI

Özlü, renkli, çizgili ve iddialı bir anlatım: Kapitalizm Ölmeli! 
Hem de bir an önce ölmeli. Çevremiz, dünyamız, sağlığımız, eğitimimiz, çocuklarımız, hayatımız için… 
Ama kendi kendine ölmüyor, birdenbire yok olmuyor. 
Stephanie McMillan Kapitalizm Ölmeli!’de, onun nasıl ve ne zaman yok olabileceğini, daha doğrusu yok edilebileceğini, tepelenebileceğini anlatıyor. 
Sadece nesnel koşullara, kapitalizmin bugünkü güçlü ve zayıf yanlarına değil, siyasi özne cephesinde yapılması gerekenlere, “Ne Yapmalı”ya da odaklanıyor McMillan, propagandaya, ajitasyona, örgütlenmeye… Hatta ayrıntılarıyla “devrimci örgüt”e, “ara düzey örgüt”e, “kitle örgütleri”ne… 
Birleşik Devletler’in anti-kapitalist, anti-emperyalist çevreleri içerisinde alabildiğine militanca bir arayış bu. Ve çizgilerin gücü adına, mizahi! 
“Eğlenceli olmaya devam ederken çok da eğitici.” - Sean Michael Dodd 
“Çizimler bir hayli vurucu, tamamen anladığımı düşündüğüm konuların iç yüzüne dair yeni şeylerin farkına vardım. Geniş konu ve kavramlar, oldukça zekice, kısa ve özlü bir biçimde açıklanmış.” – Duccio

₺17,60KDV Dahil
₺22,00 KDV Dahil
Bu sıradışı kendini geliştirme rehberi, zihninin sınırlarını keşfetmek isteyen insanlara yol gösterecek önemli stratejiler içeriyor. Açıksözlülükle yazılmış olan bu kılavuz, gelişimi ve başarıyı teşvik eder. 
ODAKLANMAK, GÜÇ, BAŞARI, AKIL ve SORUMLULUK ana başlıkları altındaki 27 bölümde, sizleri hedeflerinize ulaştıracak birçok taktik, hayattan hikâyeler ve küçük alıntılar bulacaksınız. Hayatın karmaşası, koşturmacası içinde her şeyi bir sıraya koyup, aksiyon planları oluşturabilmenize yardım edecek bu rehberin son sayfaları size bölümler boyunca öğrendiğiniz her şeyi uygulayabileceğiniz bir çalışma kitabı da içeriyor. Bu çok değerli ve sonsuz kaynak; kariyer, ilişkiler ve yaşam boyunca sahip olunacak hedeflere pratik bir yaklaşım sunmaktadır. 
En sonunda önemli olan hayatınızın içerisindeki yıllar değildir. 
Yılların içerisindeki
₺16,00KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
₺100,00KDV Dahil
₺125,00 KDV Dahil

"Biz hekimler, ailelerin bebekleriyle birlikte panik halinde gelip büyük bir korkuyla sordukları sorulara her zaman muhatap oluruz. Oysa cevaplar genellikle çok basittir. Neyin normal, neyin normal dışı olduğunu bildiğinizde bebeğinizin büyüme serüveninin keyfini çıkarırsınız, o da, siz de huzurlu olursunuz. İşte bu kitabı, bebeğinizi korkulara kapılmadan huzurla büyütebilmenizde bir kılavuz olması için kaleme aldım. Doğumunuzdan 12. aya, bebeğinizi beraber büyüteceğiz."

Modalar, hurafeler, evhamlar, gecenin bir vakti acile koşturacağınız ama hiç de gerekli olmayan yüzlerce durum… Yaygın olarak bilinen ve yapılan ama bebeğiniz için zararlı olabilecek uygulamalar… Kakasının renginden cildinin kızarıklığına, solunumuna, terlemesine, emme pozisyonuna, ilk kahvaltısına… Hayat kurtarıcı, huzur verici ipuçları. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Görkem Astarcıoğlu, ihtiyacınız olduğunda her an yanı başınızda.

₺17,60KDV Dahil
₺22,00 KDV Dahil
İnternetin sağladığı yeni imkân ve üstünlükler birçok alanda olduğu gibi kitle iletişimini de köklü değişikliklere mecbur bırakmış ve medyanın dönüşümünü zorunlu kılmıştır. Bu bağlamda geleneksel medyanın aksine, pahalı yatırımlara ihtiyaç duymadan hem televizyonun hem de gazetenin fonksiyonlarını aynı anda yerine getirebilme özelliği sayesinde internet medyası, gazeteciliğe yeni bir boyut kazandırmıştır. Bu dönüşüm sürecinde gazetecilik mesleğine ait pek çok tanım, terim ve uygulama da yeniden şekillenmiştir. İnternetle birlikte ortaya çıkan bu gelişmeler bizi internet sistemi ve elbette internet medyası üzerinde daha fazla düşünmeye, hataları ve noksanlıkları gidermeye yönelik çözümler üretmeye zorlamaktadır. Bu maksatla hazırlanan bu kitap, yeni mecranın bize getirdiği yenilikleri, üstünlükleri, farklılıkları, fırsatları, riskleri, sorunları ve bütün bunların habercilik alanına yansımalarını değerlendirmeyi amaçlamıştır. Ayrıca kitapta gelecekte internet haberciliğinde yaşanabilecek muhtemel değişimler de ele alınmıştır.
₺16,00KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
İnsan alışkanlıkları ile kendini limitlendirir, öğrenmiş oldukları ile sınırlar koyar, yaşadıkları ile dünyasını oluşturur, beraberliklerini sevgi, gözleri ile gördüklerini gerçek sanır, göremediği ve korktuğu her şeyi de inanç haline getirir. 
İşte bu yüzden insan hiçbir zaman gerçek anlamda bir dönüşüm yaşayamaz, çünkü dönüşümü de umut denilen hayal dünyasına bırakmıştır. 
Şimdi bunları fark ettiysen karar vermelisin... 

"Bu kitap bildiklerini hatırlatmak için kendine yazdığın son mektuptur."
₺20,00KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil
İyi aile yoktur. Ya da paradoks şu ki iyi aile, "İyi aile yoktur" düsturuyla hareket edebilen ailedir. 
İnsanlar çocuk sahibi olduğunda farkında olmadan kendi çocukluğuna dair hisleri yaşar. Çocuğumuzla ilişkimiz, anne-babamızla ilişkimizin devamıdır. 

Çocuğumuzla doğru bağ kurma, kendi çocukluğumuzu ve içimizdeki çocuğu tamir etmekle olur. Her insanın içinde anne, baba, çocuk vardır ve güçlü psikoloji aslında, içimizdeki çocuğun güçlü olduğu, saygı gördüğü psikolojidir. 

İyi Aile Yoktur sadece  anne-babalar değil, çocukluk geçirmiş ve kendisini daha iyi anlamak isteyen her yaşta insan için yazıldı. 
Bu kitabın sunduğu farklı bakış açısıyla, neden acı çektiğimiz, sevilmeyi neden isteyip sevgiyi kaybettiğimizde neden üzüldüğümüz, işlerimizi neden ertelediğimiz gibi kendimize dair birçok şeyin altındaki nedeni yepyeni bir gözle, şaşkınlıkla keşfedeceksiniz. 

İngiltere’de Essex Üniversitesi’nde Psikanaliz yüksek lisansı yapan, Avrupa ve Amerika’da psikoloji alanında konferanslarda tebliğler sunan ve çocukluk atölyeleriyle ebeveynlerle buluşan Nihan Kaya, yıllarca süren çalışmalarını bu kitapta derliyor.
₺20,00KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil
Günümüzde iktisadi analizlerde matematik yoğun bir şekilde kullanılmakta ve matematik bilgisi olmadan iktisat litaretürünü takip etmek ve hatta lisans düzeyindeki analizleri bile anlamak zorlaşmaktadır. Matematiğin bir iktisatçıya sağladığı kolaylık ve faydalar, iktisatta sözel olarak anlatılan ve ortaya konulan iktisadi modellerin varsayımlarıyla birlikte matematiksel biçimde ortaya koyarak iktisadi olayların daha net anlaşılmasını sağlamaktadır. Matematiğin iktisadi olaylara diğer bir katkısı da çok sayıda değişken içeren iktisadi analizleri mümkün kılmasıdır. Çok sayıda değişkeni içeren fonksiyonlar matematiksel olarak çok değişkenli fonksiyonlar olarak tanımlanıp tek değişkenli fonksiyonlarda olduğu gibi bu fonksiyonlar yardımıyla iktisadi analizleri yapmak mümkün olmaktadır. Ayrıca iktisadi olarak ele alınan bir ve birden çok değişken vektör ve matrisler olarak düşünüldüğünde matematiğin lineer cebir konusunun bilinmesini gerektirecektir. Bu anlamda matematik II dersi ile tüm okuyuculara çok değişkenli fonksiyonlar ve lineer cebir’ in konuları hakkında bilgi verilmesi ve bu bilgilerin iktisadi olaylar için nasıl kullanıldığının öğretilmesi amaçlanmıştır.
₺31,50KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil
Türk Hava Kuvvetleri’nin bugünkü başarılı yeri, Kurtuluş Savaşı’ndaki bir avuç kararlı havacının çabalarının üzerinde gelişti. İşte Orgeneral Muzaffer Ergüder o çabaların üzerine, 1924 ve 1927 yıllarında yaptığı inceleme gezisi raporlarını ve 1926 yılında hazırladığı Hava Kuvveti Rehberi’ni ekleyerek, bu sınıfa eğitim ve uygulamada bilimsel ölçütler getirmiş; böylece Hava Kuvvetleri hızla çağdaş ülkeler seviyesine çıkmaya başlamıştır...
₺36,00KDV Dahil
₺45,00 KDV Dahil
Bu eser 2 ciltlik eserin 1. cildidir.
Bu kitaptaki dersler 2012 yılında NHI Doğal Sağlık Enstitüsü tarafından videoya kaydedilen görüntülerin transkripte edilmiş hali olup Aidin Salih'in vefatından sonra hazırlanmıştır.

Günümüzde modern tıbbın imkânları çoğaldı ama hastalıklar da aynı şekilde çoğaldı ve yaygınlaştı.
Hiçbir hastalığın gerçek sebebini bilmeyen modern tıp, birtakım hastalık belirtilerine isim verip teşhis koyarak deneme yanılma yöntemleriyle tedavi etmeye çalışmaktadır.
Çünkü sebebi bilinmeyen bir hastalığın tedavisi imkânsızdır.

Bugünkü fen bilimlerini düşündüğünüzde mekanik fizik, elektromanyetik fizik ve sair hakkında kalın kalın kitaplar mevcut olduğunu görürsünüz.
Şimdi ise sibernetik tıp çıktı ve fizik kanunlarının tümü, kimya kanunlarınında %70'i iptal oldu. Hani o bildiklerinize ne oldu?
Hepsi seraptan ibarettir.

Bu yüzden Cenab-ı Hak, kitapta bizim için farzları bildirdi. Peygamberimiz (sav) de bütün sünnetleri gösterdi.
Artık bizim için inanacak başka birşey yoktur.

Cenab-ı Hak Al-i İmran suresi 160. ayette "Allah yardım ederse size galip gelecek kimse yoktur. Eğer sizi bırakıverirse O'ndan sonra size kim yardım eder? Mü'minler ancak Allah'a dayanıp güvensinler." demektedir.

Bu son noktadır, başka da hiçbir şey yoktur.
₺28,00KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil

İş insanı ne iş yapar? Değişen dünyada yeni sorumlulukları nelerdir?Karşı karşıya olduğumuz küresel, yerel sorunların çözümüne iş insanları nasıl katkıda bulunabilir? “Dünyanın en iyi saklanmış sırrı” Türkiye’nin yeni hikâyesi ne olabilir?

Bülent Eczacıbaşı elinizdeki kitapta, yönetim, ekonomi,sürdürülebilirlik, toplum ve kültür-sanat alanlarına odaklanarak bu ve benzeri pek çok ufuk açıcı soruyu gündeme taşıyor. Her biri konusunun uzmanı on akademisyenle gerçekleştirdiği söyleşilerden ve kendi deneyimlerinden yola çıkarak yakın tarihe,bugüne ve geleceğe ilişkin görüşlerini dile getiriyor.

İşim Gücüm Budur Benim, iş dünyasını merak edenler, iş yaşamına yeni giren ya da girmeyi düşünen gençler için yazıldı.

₺28,00KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil

Abdülhamid Han, saltanatı müddetince, milyonlarca kilometrekare toprağa sahip bir ülkede, eğitim, kültür, sanat, mimari, askeri teşkilat, sağlık, iktisat, bilim ve teknoloji sahalarında yaptığı yenilik ve hizmetlerle devlet ve millete şeref ve itibar kazandırmıştır. O devirde yapılan atılımların birçoğu hâlâ bilinmemektedir. Daha da garibi, o devrin teknolojisiyle hazırlanan projelerin pek çoğu günümüzde bile henüz gerçekleştirilememiştir.

Pazarlık Yok, Uzakları Görebilen Hükümdar Sultan İkinci Abdülhamid 2, Suikastin Perde Arkası ve Son Yıldız Düşerken adlı kitaplardan meydana gelen bu set ile sizi Sultan’ı daha yakından tanımaya davet ediyoruz.

₺49,60KDV Dahil
₺62,00 KDV Dahil

1. Cilt: 486

2. Cilt: 496

3. Cilt: 552

4. Cilt: 488

₺142,50KDV Dahil
₺190,00 KDV Dahil
On bağımsız makaleden oluşan bu kitabında Afşar Timuçin “aydınlanma” kavramını bütün boyutlarıyla ele alıyor, onu toplumsal ve tarihsel çerçevede ayrıntılarıyla irdeliyor. Bu on makalede kavramın özellikle bilgikuramı açısından nasıl anlaşılması gerektiği üzerinde duruluyor, ayrıca toplumbilim açısından ve ruhbilim açısından aydınlanma olgusunun değişik açılımları inceleniyor, zaman zaman tarihten örneklere yer veriliyor. Bugünün toplumları için özellikle önemli olan aydınlanmanın ne olup ne olmadığını en yetkili kalemden okuyacaksınız.
₺26,25KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil
Psikoloji biliminin insan kişiliği alanındaki serüvenini, kuramlar ve araştırmalar ışığında ele alan, benzersiz bir kaynak kitap. Psikanalitik modelden bilişsel teoriye kadar, kişilik konusunda ön plana çıkmış yaklaşımların her biri; kuram, uygulamalar ve değerlendirmeler ana başlıkları altında ele alınıyor ve konuyla ilgili en yeni araştırma sonuçları aktarılıyor. Karen Horney, Harry Stack Sullivan, Carl R. Rogers gibi kuramcıların öz yaşam öykülerinden kesitler ve sıradan insanların yaşamlarından örnekler veren bölümler bulunuyor. Okuyucu, bir yandan eski ve yeni çalışmalar arasında bağlantı kurarken, diğer yandan da kuramları araştırma sonuçları ışığında değerlendirebiliyor. Ayrıca, metin içinde yedirilmiş testler sayesinde, kendi kişiliğinizi keşfetme imkanı da sunuyor.
₺63,75KDV Dahil
₺85,00 KDV Dahil

Şahsi hatıralarımız kendimize mi aittir? Küçük bir çocukken büyükbabamızla birlikte tanık olduğumuz bir toplumsal olay, lisedeki ilk günümüz, bir Paris seyahatinde görüp yaşadıklarımız… Peki ya tarih ile sosyal bakımdan hatırladıklarımız aynı şey midir? Tarih bir sosyal grubun hatırlama şekli midir? Belleğin ve hatırlamanın zaman ile mekân ile hatta müzik ile bir ilişkisi var mıdır?

Maurice Halbwachs’ın arkasında bıraktığı el yazmalarından yola çıkarak hazırlanan bu metin bize uzun vadede yayımlamayı tasarladığı önemli eserinden parçalar sunuyor. Bu parçalar, bellek ve toplum arasındaki ilişkilerin Halbwachs’ın düşüncesinin merkezi ve nihai aşaması haline geldiğini gösteriyor.

Halbwachs’ın çalışmasını ilginç kılan nokta, klasik pozitivist varsayımın aksine, yorumsamacılık ile determinizmi bir araya getiriyor olmasıdır. Halbwachs’ın bellek analizinin altında bir zaman tanımı da gizlidir. Zaman artık, her türlü olayın içinde gerçekleştiği homojen ve yeknesak bir ortam değildir. Zamana indirgenemez deneyimin alanlarını sorguladıkları için varoluşsal düşünceye bağlı olmayan öğeler arasındaki eşgüdümün basit bir ilkesidir.

 

Bir dostu, Halbwachs’ın en yüksek erdeminin belki de düşünsel gözü peklik olduğunu söylüyor. Bu gözü pekliğin Halbwachs’ın yaşamındaki karşılığı, iltifatlara aldırmamak ve sosyal hayatın zorlukları karşısında kayıtsız kalmaktır. İnsan kavramını nesnelerden ayrı bir varlık olarak tanımlamaya bu denli çaba gösteren düşünürlerden birinin, toplum ve bireyin birlikte inkâr ve yok edildiği toplama kampı cehennemine maruz kalarak yaşamını yitirmiş olması bir anlamda hayli simgeseldir.

₺21,00KDV Dahil
₺28,00 KDV Dahil
Ali Rıza Efendi ve Zübeyde Hanım’ın oğlu, Latife Hanım’ın eşi, bize bu güzel vatanı bırakan Mustafa Kemal ATATÜRK, gözden kaçmış iç dünyası, mücadelesi ve özel hayatıyla...
 
Muhterem Valideciğim
Gerçekte vatan ve milletimizi kurtarabilmek için, askerliği bırakıp serbest olarak milletin başına geçmek ve milleti tek vücut bir hale getirmekle doğacak kudret ve ulusal gücü kullanmaktan başka çare yoktu. Ben de öyle yaptım. Elhamdülillah başarılı oluyorum. Pek yakında elle tutulur sonucu bütün dünya görecektir.
(...)
 
Ben, birkaç güne kadar bir kongre için Sivas’a gideceğim. Tekrar Erzurum’a döneceğim. Tekrar ediyorum: Her işittiğinize önem vermeyiniz. Pekâlâ bilirsiniz ki ben, yaptığımı bilirim. Netice görmeseydim başlamazdım.
Bu mektubumu getirecek olan (...) size benim hakkımda istediğiniz kadar bilgi verecektir. Kendisiyle bana bazı elbiselerimi gönderiniz. 
Ağustos 1919, Erzurum
 
Latife Hanım ve Halide Edib kitaplarının yazarı İpek Çalışlar’ın, roman akıcılığında kaleme aldığı bu kitap; titiz, derinlikli bir araştırmaya, Mustafa Kemal’in hayatının geçtiği yerlere yapılan yolculuklara, tanıklıklara ve belgelere dayanıyor. Anlatıya eşlik eden fotoğraflar ve zengin kaynakçasıyla Mustafa Kemal Atatürk benzersiz bir biyografi.
₺24,00KDV Dahil
₺32,00 KDV Dahil

Avrupa’yı Avrupa Yapan Değerler’de Pieter Steinz Avrupa kıtasının DNA’sını ele alıyor. 104 kısa deneme ve yine aynı sayıda alt bölümle Avrupa sanatının önemli durakları üzerinden geziye çıkarak, hem kültürel gezi rehberi niteliğini taşıyan hem de Avrupa’nın sanat tarihini içeren bu kitabı sunuyor bize.

Bizi teselli eden ve birleştiren şeylerin En Büyük Hit’i.

-Jet Bussemaker-

Mini denemelerinde son sürat meselenin özüne erişirken, Steinz’in gösterdiği keskinlik dikkate şayan. [...] tam bir okuma ziyafeti.

-Dirk Leyman-

Bu kitabı bir solukta okudum. [...] Netlik, ustalık ve zekâ içeren bir mozaik.

-Matthijs van Nieuwkerk-

Kıtamızın zengin ve eşsiz kaleydoskopu.

-Geert Mak-

Çarpıcı örneklerle dolu, net ve ustaca yazılmış heybetli bir seyahat.

-Hans Cottyn-

₺36,75KDV Dahil
₺49,00 KDV Dahil

Devasa bir kara parçasına boylu boyunca uzanan bir kıta ülkesi. Tarihinde mirasla değil, girişimcilikle milyarder olma fırsatını kadınlara veren tek ülke.

Ülke çapında tek çocuktan iki çocuğa değişen kurumsal acil doğum kontrol deneyleri. Çevre kirliliğinden on iki yaşına kadar yıldız görmeyen çocukların dramları.

Yeryüzünün fayda birliği olan en büyük tek pazarı.

Kurulu nizamın köklerini yerinden oynatmaya hazır bir potansiyelle alternatif uygarlık olma çabalarının küresel yansımaları. Kapitalizmin geleceğini tehdit etmeye kadar giden bir başarı öyküsü.

Sadece Çin’i değil, küresel mimarinin geleceğini de anlamayı kolaylaştırmak için yazılmış bir ikinci kitap.

Çin, öğrenmekten bıkmayan ve Çin’i anlamaya yıllarını adayan bir uzman gözüyle…

₺18,75KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil

İnsan aklını şaşkına çeviren bir hane halkı sosyal sorumluluk kapasitesi.

Dededen toruna, beşikten mezara icatlara adanmış sıradan

hayatlar. Masa başında ölümü göze alacak kadar uçlara savrulan bir kurumsal çalışma güdüsü.

Servetin doruklarında sıkışılan otuz beş metrekarelik evler.

Her koşulda her zaman geleceğe bakma mottosu.

Akıl almaz bireysel hijyen kapasitesinin gündelik hayata yansımaları.

Dünyanın ilk sekssiz toplumu olmaya doğru hızla ilerleyen sorunların sonuçları. Evlilik kurumunun tamamen sosyal hayattan çekilmeye başladığı tehlikeli yolculuk. Dünyada üremenin durduğu ilk toplum olmaya hızla ilerleyen kurumsal yapının sırları. Azalan nüfusa karşı hâlâ göç kabul etmeyen akıl almaz katılık. Ve daha ötesi… Yalnız Japonya ve Japonları değil, Asya ve yeni küresel mimariyi anlamaya yardımcı olmak üzere yazılmış bir kitap.

₺18,75KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil

Bir semt düşünün ki Türkiye’yi özetlesin...

Ulusal gazeteleri taklit eden ve gazetecilik hakkında hiçbir fikri olmayan bir yerel gazetedir Dudullu Postası. Köşe yazarı Asım Velioğlu, idealist, aydın, gurme, sanatçı bir duayendir. Fakat kafasına aldığı darbeler sebebiyle mantıklı düşünemez. Asım bey, deli olduğunu bilir, fakat toplumda yaşanan olayların daha mantıksız olduğunu gözlemlediğinden, ulaştırmaya çalıştığı ideal, Asım Bey’in kendi deliliğidir.

Dudullu Postası, 2008 yılının başından itibaren, Penguen dergisinde 8 yıl yayımlandı. Elinizdeki kitap bunlardan derlendi. Yönetmen Onur Ünlü ve Limon Yapım tarafından 13 bölümlük dizi olarak da çekilmiştir.

₺15,00KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
Psikoloji, insanın zihin faaliyetlerinin kuruluşunu, işlemesini ve buna iştirak eden kişinin, hislenmelerini ve bunlara bağlı olarak hafıza, akıl yürütme, öğrenme, heyecan, eylem ve hatta zihni bozukluklarını inceleyen bir bilim dalıdır. Bu çerçevede, o, bir nefs ve ruh ilmidir. Kişinin kendisini tanımasına yardım eder.
Bu kitapta, söylenen hususlarla alakalı olarak Psikoloji’de kullanılan kavramları, tanımları, kişilik tahlillerini, kişilik gelişmesiyle ilgili nosyonları ve günlük dilde sık sık kullanılan bazı mefhumların hangi anlamlara geldiğini bulacaksınız.
Kavramlarla, Psikoloji ilmini anlama kolaylaşırken kişi, hangi düzen içinde bulunduğunu kavrayacaktır. Kitap Psikoloji bölümünü okuyanlar için de bir başvuru eseri olacaktır.
₺15,00KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

Günümüzde Akdeniz’den Yakındoğu’ya, antikçağla ilgili bilgilerin mekânsal ve kronolojik ufku olağanüstü şekilde genişlemiştir; dahası, belli uygarlıklarla sınırlı oldukları sanılan olguların, belirsizliğe yer vermeyecek bir şekilde birbiriyle daha bağlantılı olduğu anlaşılmaya başlanmıştır.

Dolayısıyla Yakındoğu’nun tarihini antikçağın diğer “tarih”leriyle bütünleştirmenin başlıca yollarından biri, kültürel ufkun kapsamını antropolojik olarak, kültürler arası ilişkiler anlamında genişletmektir; ancak bunu yapmanın başka bir yolu daha vardır, o da bölgesel özellikleri yapısal ve paradigmatik açıdan incelemektir. Elinizdeki kitabın amacı tam da budur.

₺56,25KDV Dahil
₺75,00 KDV Dahil

Sorunlu Okul Çocuğu, bireysel psikoloji ekolünün kurucusu ve psikoloji biliminin en önemli isimlerinden biri olan Alfred Adler’in çocuklarının tutum ve davranışlarından mustarip ebeveynlerin yoğun talepleri doğrultusunda başlattığı danışma oturumlarını özetlemektedir.

Okul yıllarında yaşanan başarısızlık, okula gitmek istememe, anlamada zorluk, uyumsuzluk, geçimsizlik gibi sorunların yanı sıra altını ıslatma, şımarıklık, yalancılık gibi çocukluk döneminden yetişkinliğe dek yaşanan daha temel sorunları teker teker ele alan, vaka örnekleriyle zenginleştirilmiş bu çalışma, insanlığın her dönemindeki ortak sorunlara değinmesi bakımından bugün de güncel ve önemlidir.

Cılız bir bünyeyle doğan kimi çocuklar dünyaya bir çilehane gözüyle bakarlar ve çocuklarda pek takdir ettiğimiz o gelişim kıvancını gösteremezler. Aşırı ağırlık altında ezilen, kendi vücutlarını bir yük gibi omuzlarında hisseden ve yaşama eza verici bir nesne gözüyle bakan böylesi çocukların, başkalarından çok kendileriyle ilgilenmelerinin bizim için anlaşılmayacak yanı yoktur. Kimi bencil özellikler, toplumsallık duygusunun gelişimine sekte vurur. Bazı çocuklar da vardır, şımarık büyütülmüşlerdir, hayata gözlerini açtıkları andan başlayarak yalnız bir tek kişiye ilgi duyar ve onun tarafından desteklenmek isterler. 4 ya da 5 yaşında yaşam üslupları bir kez oluştu mu, artık bu üslupta köklü bir değişikliğe gidemezler; tüm yaşantıları bu yaşam üslubuyla özümler, bu yaşam üslubunun gözleriyle dünyaya bakarlar. Başkaları tarafından desteklenmeyi öngören bir hayat görüşleri vardır; hemencecik başarıya ulaşmak ister, bu konuda çaba harcamaları gerektiği zaman yenilgiye uğrarlar.

₺15,00KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
Procopius, Savaşlar Üzerine adlı eseri Doğu Roma İmparatoru I. Justinianus dönemine ilişkin başlıca kaynak olarak kabul edilen önemli bir tarihçidir. General Belisarius ile birlikte Doğu Roma ordusunun seferlerine katılmış, gözlemlerini kaydedip sekiz ciltlik bir kitap haline getirerek İmparatora sunmuştur. Bizans’ın Gizli Tarihi ise Procopius’un bu eserinde yer vermeye cesaret edemediği İmparator Justinianus, İmparatoriçe Theodora ve Belisarius ile karısı Antonina hakkındaki gerçek duygu ve düşüncelerini, skandal niteliğindeki olayların anlatımını içerir. Tarihçinin, bu eseri ölümünden sonra yayımlanmak üzere kaleme aldığı anlaşılmaktadır.
₺9,38KDV Dahil
₺12,50 KDV Dahil

İsa Mesih’ten sonra hakkında en çok yayın yapılan kişi Adolf Hitler’le ilgili “yeni” ve “bilinmeyen” ne kalmıştır? Yeni ve bilinmeyen pek çok olay tarihin sis perdesi ardında gün ışığına çıkarılmayı bekliyor çünkü birçok belge uzun yıllardır kamuoyundan gizleniyor. Özellikle 1991 yılından sonra açıklanmaya başlanan belgelerin çoğu, tarihçiler tarafından yıllardır kesin “doğru” kabul edilen birçok bilgi ve yorumun geçersiz olduğunu ortaya çıkardı.

Aytunç Altındal, BİLİNMEYEN HİTLER’deki “yeni” belgeler, bulgular ve bilgilerle iktidara geldiği 1933 yılına kadar Hitler’in hayatından kesitler sunuyor. “Hitler’in bir iş kazası” olmadığını, Nazilere yolunu açan esrarengiz bir Okült örgütle ilişkilerini, bu örgütün kurucu ve yöneticisinin hiç değinilmemiş yönlerini gün ışığına çıkarıyor. “Thule Gessellschaft” adıyla bilinen bu gizli örgütün kurucusu Baron Rudolf von Sebottendorff, çift taraflı bir casus ve aynı zamanda Bektaşi ve Mason’du.

Tarihçilerden kendisini on yıllarca gizlemeyi başaran Hitler’in “yol göstericisi” ve “rakibi” olan Sebottendorff Türk vatandaşıydı ve Hitler’i iktidara getiren esrarengiz örgütü ilk kez İstanbul’da kurmuştu. Hitler’in hiç bilinmeyen bu yönünü Alman ve İsrailli araştırmacılar da ilk kez bu kitaptaki belgelerden öğrenmişlerdir.

₺18,00KDV Dahil
₺24,00 KDV Dahil

Astral seyahatten reenkarnasyona, aura enerjisinden düşünce gücüne, çekim yasasından Kirlian fotoğrafçılığına kadar New Age hareketleri ve temel iddialarını anlatan çok sayıda eser kitapçılardaki kişisel gelişim ve parapsikoloji raflarını doldursa da bu görüşler bilimsel perspektifle ele alınıp değerlendirilmiş midir?

Evrendeki çeşitli gizemli ve ilginç fenomenler, zamanda yolculuk olasılığından gelecekte ortaya çıkabilecek teknolojilere, dünyanın sonunun nasıl gelebileceğinden yapay zekâlara kadar, özellikle bilimsel arenadaki beklentilerle ilgili yapılan çalışmalar ne gibi sonuçlar vermiştir?

Atlantis’ten Bermuda Üçgeni’ne, Mumya’nın lanetinden Göbeklitepe’ye çok sayıda arkeolojik ve tarihsel gizem sözde gizemlerle gerçek gizemleri birbirinden ayırmaya yetecek doneleri bilimsel olarak bizlere sunmuş mudur?

Doğru bildiğimiz yanlışlar nelerdir ve bunlar ne gibi sonuçlara yol açmıştır?

Atalarımız ve bizler yaptığımız hatalarla yüzleşerek gelecek kuşaklara hurafeler yerine saf bilimi mi miras bırakacağız yoksa onlar da doğru bildiğimiz yanlışlarla mı yollarına devam edecek?

Bu kitapta tüm bu sorulara cevap niteliğinde onlarca örnek bulacak ve bilginin ışığında eğlenceli bir yolculuğa çıkacaksınız.

₺24,00KDV Dahil
₺32,00 KDV Dahil

Yazışma formatında tasarlanıp yürütülen bir çabanın meyvesi olarak elinizdeki kitap, “beden ve tıp” temalarının “felsefe” ile ilişkilendirilme denemesinden çok daha fazlasını içeriyor.

Bir tıp doktoru ile bir felsefe doktorunun, yani bir hekim ile bir felsefecinin tanığı olacağınız bu karşılaşmasında, ortaklaşılan konular birer vesile kılınıyor ve sözü edilen diyalojik temas, çok geçmeden geniş aralıklara, çatallanan yollara açılıyor.

Dokunan mekikler ile temas edilen uğraklar ise uzadıkça uzuyor: Platon ve Aristoteles, Foucault ve fenomenoloji, Canguilhem ve Bichat, Husserl ve Derrida, Nietzsche ve Spinoza, Blanchot ve Beckett, Marx ve ötesi, canlılık ve yaşam, insan ve hayvan, sağlık ve hastalık, gövde ve beden, psikiyatri ve antropoloji, psikoterapi ve psikanaliz, Freud ve anti-morfoloji, R. D. Laing ve anti-psikiyatri, bilim ve edebiyat, feminizm ve queer, biyoetik ve biyoteknoloji, biyopolitika ve mikro-sosyoloji, tıbbî epistemoloji ve tıp tarihi...

Uğraklar ve duraklar çeşitlenirken, “tıp felsefesi” literatürü özelinde Türkçedeki o geniş boşluğun bir nebze de olsa telafi edilebilmesi adına, okurların önüne keyifli bir fırsat çıkmış oluyor.

Ucu açık bir davet: Vade mecum… Birlikte yürümekten daha güzeli var mı?

Bu sarsak, mahcup ama mağrur yürüyüş davetine, Özgür Taburoğlu da “takdim” iyle icabet ediyor.

₺16,50KDV Dahil
₺22,00 KDV Dahil

Bu kitapta başlıca öğrenecekleriniz;

Sosyal Medyada Kişisel Marka Konumlandırma

Sosyal Medyada İçerik Üretimi

Sosyal Medyada Rakip Analizi

Sosyal Medyada Monitoring

Sosyal Medyada Kriz Yönetimi

Viral Kampanyalar

Sosyal Medyada Profil Oluşturma

Facebook’u Uçuracak Taktikler

Twitter’ı Uçuracak Taktikler

Instagram’ı Uçuracak Taktikler

Youtube’u Uçuracak Taktikler

LinkedIn’I Uçuracak Taktikler

Eski tüfeklerden yeni nesle, herkese hitap edecek dolu, akıcı ve somut öneriler içeren bir kitap. Okurken kendime iki sayfa not aldım. İleride bir sosyal medya canavarı olursam bilin ki sebebi Oğuzhan Saruhan’ın tavsiyeleridir.

- Güven Borça Marka Danışmanı -

Sosyal medya pazarlamasının yöntemselliği, ilk başladığı yıllarda bir bilgi birikimi üzerine gelişmedi. Bu nedenle alanla ilgili yapılan her çalışma büyük değer içeriyor. Oğuzhan Saruhan da anadamarda ilginç ve etkileyici bir kitap yazmış. Farklı yöntemler, pek çok örnek vaka ve gerçekten değerli bir kitap…

- Prof. Dr. Uğur Batı Marka Danışmanı -

Sosyal medya hayatımıza girdiği ilk günden günümüze kadar uzanan dönemde enformasyon, teknoloji, iş hayatı, iletişim, sanat ve daha pek çok alanda köklü değişiklikler yarattı. Hatırlayın; sosyal medyanın olmadığı günlerde gelişmeleri gazetelerden ve televizyonlardan takip ederken bugün her şeyi anında mobil cihazlarımızdan sosyal medya aracılığıyla izler duruma geldik. Bilginin dönüşümü sosyal medya platformları sayesinde her geçen gün hız kesmeden devam ediyor. Diyalog ve şeffaflık temeline dayanan bu dünyada kurumların mutlaka yer alması ve hedef kitleleriyle bu samimi ilişkiyi kurması büyük önem taşıyor. Dolayısıyla sosyal medyayı kurum stratejisinin yapı taşlarına dahil eden kurumların bir adım öne çıktığını rahatlıkla söyleyebilirim.

- Dr. Soner Canko BKM CEO -

₺21,00KDV Dahil
₺28,00 KDV Dahil
Babası Heinɾich Floɾis Schopenhaueɾ, Danzigli tüccaɾ biɾ ailenin soyundan gelmekteydi, annesi ise daha sonɾa tanıdık biɾ yazaɾ olan Johanna Schopenhaueɾ´dıɾ. Schopenhaueɾ ailesi, Polonya´nın bölünmesiyle otonomisini kaybeden Danzig´i 1793 yılında teɾk edeɾ ve Hambuɾg´a yeɾleşiɾ, buɾada yeni biɾ işyeɾi açaɾ. Ailesinin ticaɾi geçmişine gelenekselliğiyle sadık kalan Aɾthuɾ, babasının desteğiyle Hambuɾg´taki özel biɾ okula (Hambuɾgeɾ Rungesche Pɾivatschule) yazılıɾ. Buɾada öğɾendikleɾiyle yetinemeyen Aɾthuɾ, babasından kendisini acilen alt yaρısı daha iyi olan liseye (Gymnasium) kayıt etmesini ɾica edeɾ. Babası bunu geɾeksiz bulduğunu ve kendisine avɾupa ülkeleɾinde genel biɾ eğitim seyahati yaρmasını ve bu seyahat sonɾasında kaɾaɾ veɾmesi geɾektiğini söyleyeɾek daha iyi biɾ öneɾide bulunuɾ. Aɾthuɾ bu öneɾiyi kabul edeɾ ve nihayetinde de en çok Wimbledon´da İngilizce pɾatiği iςin zaman geςiɾiɾdiği bu seyahati 1803´ten 1804´e kadaɾ Hollanda, İngilteɾe, Fɾansa, İsveç, İsviçɾe, Silezya ve Pɾusya aɾasında dönüşümleniɾ.
9 Eylül 1860´tan itibaren Schopenhauer akciğer iltihaρlanmasına maruz kaldı. Ve 21 Eylül 1860 tarihinde Frankfurt´da, o 16 numaralı güzel görünümlü aρartman dairesinde koltuğunda dışarıya bakarken öldü. 26 Eylül günü de Frankfurt şehir mezarlığında toprağa verildi.
₺9,74KDV Dahil
₺12,99 KDV Dahil

Okulun gerçek meselesi öğrenmek değil, başarıdır. Okulda dikkatler hiçbir zaman düşünme ya da performans kalitesine yönelmiş değildir; dikkatler tamamen farklı bir şeye, başaranların attıkları şeref turuna yetişmeye yönelmiştir.


 


Eğitim: Bir Kitle İmha Silahı adlı çalışma, John Taylor Gatto’nun, geleneksel okul eğitimi yaklaşımlarına geliştirilen eleştirilere eklediği tüyler ürpertici bir metafor…


Gatto bu çalışmasında, okulun insana verdiği zararın rasyonel ve kasıtlı olduğunu gösteriyor. Gatto’ya göre modern pedagojinin esas işlevi, nüfusu yönetilebilir kılmak. Zorunlu eğitim tuzağından kurtulmayı başarabilmiş insanlara ilişkin örneklerle dolu bu kitap, kişisel potansiyeli gerçekleştirmenin temel şartının farklı bir yetiştirilme ve beceri edinme şekli ile mümkün olabileceğini ortaya koyuyor. Gatto buna, “açık kaynak öğrenme” adını veriyor.


Acil sorunlara cevap veren ve bazı tartışmaları da beraberinde getireceği muhakkak olan bu kitap, mevcut eğitim sistemine dair şüphelere sahip olan herkesin ilgisini çekecek.

₺21,75KDV Dahil
₺29,00 KDV Dahil

Bts, adini tüm dünyada duyurmuş, oldukça başarili bir kore pop grubudur. Güney kore’de kurulmuş olan bts, amerika dahil pek çok ülkede milyonlarca hayran edinerek k-pop dünyasinda bir ilke imza atmiştir.

Önce Kore’de, sonra tüm dünyada müzik listelerinin zirvesine taht kuran BTS’nin başarısında en büyük rolü ise inanılmaz hayran grubu ARMY oynuyor. ARMY’nin gruba duyduğu sonsuz sevgi, BTS üyeleri için en büyük güç kaynağı.

İlk kez bir kitap, BTS’nin 2013’te ilk çıkışlarından günümüze uzanan başarı hikâyesini tüm detaylarıyla anlatıyor. Bu kitapta BTS’nin kuruluşuna, müzik geçmişine, birbirinden yetenekli yedi grup üyesini sahnede canlı olarak izlemenin nasıl bir duygu olduğuna, BTS’nin başarılarla dolu bu yolda hangi ünlü isimlerin beğenisini aldığına dair pek çok ayrıntı bulacaksınız. Bangtan Boys olarak bilinen grup üyelerinin özel yaşamları, saç modelleri, kıyafet seçimleri ve aralarındaki ilişki hakkında yazılanları okudukça ve şarkılarını dinledikçe BTS’nin neden bu kadar çok sevildiğini anlayacaksınız.

₺26,25KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil
“Her şeyi doğru yapıyorum ama yine de kilo alıyorum.” “Sağlıklı besleniyorum ancak mide sorunlarım bir türlü geçmiyor.” Bu cümleler size de tanıdık geliyor mu? Cevabınız evetse elinizde, ihtiyacınız olan kitabı tutuyorsunuz demektir. Doktor Steven Gundry, size bu kitapta “sağlıklı” olduğunu düşünerek tükettiğiniz pek çok besinin aslında sizi zehirleyip hasta ettiğini yıllara dayanan tecrübeleriyle ve bilimsel kanıtlarıyla gösterecek. Besin Paradoksu Programı ile otoimmün hastalıklardan diyabete, sızıntılı bağırsak sendromundan kalp hastalıklarına kadar birçok hastalığı, sadece beslenme alışkanlıklarınızı değiştirerek tedavi edebileceksiniz. Siz de sağlıklı bir şekilde beslenip, sizi zehirleyen tüm besinlerden kurtularak daha mutlu bir hayata adım atmak istiyorsanız hemen bu kitabı okumaya başlayın
₺22,50KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil

STEM eğitimi günümüzde en önemli yaklaşımlardan birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu yaklaşım, fen bilimleri ve matematiğin bilgilerini mühendislik tasarım basamakları ile üretime dönüştürerek teknoloji üretiminin önünü açmaktadır. STEM eğitimine yönelik eylemlerin, disiplinlerin ayrı olarak kullanılması olarak yüzyıl öncesine kadar gittiği bilinmektedir. STEM disiplinlerinin öğretimi ile ilgili olarak özellikle ABD’de çok önemli reform girişimleri yapılmıştır. Ekonomik ve teknolojik ligde lider olarak kalabilmek için becerileri geliştirmek ve teknoloji üretmek son derece büyük önem taşımaktadır. Bunu sağlayabilmek için de STEM disiplinlerinin güçlendirilmesi, fen ve matematik eğitiminin güncellenmesi ve daha etkin bir şekilde uygulanmasına ihtiyaç bulunmaktadır. Aynı zamanda bunların bir ürünü olarak daha fazla nitelikli temel bilimci ve mühendis yetiştir-mek zorunluluğu bulunmaktadır. Yetişen bu altın nesil ile ülkenin kalkınmışlığı yüksele-cek ve ülke yüksek teknoloji üretenler liginde yer alacaktır.

Günümüzde bütünleşik olarak uygulanmak için çaba sarf edilen STEM eğitimi için ABD’de 1996 National Science Education Standarts (Ulusal Fen Eğitimi Standartları) ve 2012 Next Generation Science Standarts (Yeni Nesil Fen Standartları) kapsamında güncellemeler yapılmıştır. Son yapılan standartlar değişikliği ile mühendislik fen bilimleri standartları arasına alınmıştır. Türkiye’de de son yıllarda STEM eğitimi ile ilgili önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Bu kapsamda yapılan yayınların sayısında ciddi bir artış söz konusudur. STEM eğitimi ile ilgili üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları bu yola ışık tutan raporlar yayınlamaktadır. Özellikle İstanbul Aydın Üniversitesi’nin yayın ve uygu-lamaları bu kitaba da büyük katkı vermektedir. ABD’de olduğu gibi Türkiye’de de 2018 yılı başında öğretim programında değişiklikler yapılarak mühendislik disiplini öğretim programı içine dâhil edilmiştir. 2018 Ocak ayında yenilenen Fen Bilimleri Öğretim Programı’nda, Bilim ve Mühendislik Uygulamaları adlı bir çatı üniteye yer verilmiştir. Bu durum, Fen Bilimleri Müfredatı’nda STEM eğitimine yönelik eylemlerin başladığını göstermektedir. Diğer taraftan üniversitelerde de STEM eğitimine yönelik eylemlerin arttığını görmekteyiz.

₺34,50KDV Dahil
₺46,00 KDV Dahil

Azgelişmişlik, kalkınma, kriz, dünya ekonomik sistemi (emperyalizm), merkez ve çevre ülkeler gibi tartışmalı konulara toplumcu bir bakışla eğilen Bağımlılık Okulu’nun kurucularından Samir Amin, Avrupa-merkezciliğe karşı geliştirdiği eleştirel yaklaşımı, deyiş yerindeyse Marksizmi Avrupa-merkezci bakış açısından “sıyırıp koparması” ile de öne çıkan bir yazar.

Avrupa-Merkezcilik ise onun bu radikal girişimi ya da hesaplaşmasını, en açık ve derinlikli haliyle takip edebildiğimiz klasik bir yapıtı.

Avrupa’nın, Fransız Devrimi’yle ve “Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik” sloganıyla billurlaşan değerleri bir yanda, kültürcülük, emperyalist sömürgecilik, farklılıkları yok sayan güdük bir evrenselcilik, içe kapanma eğilimi diğer yanda, zorlu denklemler Samir Amin’in geliştirdiği yaklaşımda nasıl bir çözüme kavuşuyor?

Kitabın son bölümünün başlığında ifade edildiği gibi “Çağdaş Dünyaya İlişkin Avrupa-Merkezli Olmayan Bir Görüş” sunan Samir Amin, bu görüşünü tarihten güncelliğe nasıl temellendiriyor?

Fikret Başkaya’nın sözleriyle:

“Samir Amin’in bu eseri, hem kendi tarihimize hem de başkalarının tarihine eleştirel bakmamıza yardım edebilecek önemli tezler içeriyor. Yaşadığımız coğrafyada en çok ihtiyaç duyduğumuz şey
Avrupa-merkezcilikten arındırılmış eleştirel bir bilinçtir.”

₺15,00KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

“On altıncı yüzyılın ‘din savaşları’nda da her şeyden önce çok somut maddi sınıf çıkarları söz konusuydu ve bu savaşlar, tıpkı daha sonra İngiltere’de ve Fransa’da ortaya çıkan iç çatışmalar gibi, sınıf mücadeleleriydi. Bu sınıf mücadelelerinin o dönemde dinsel işaretler taşıması, tek tek sınıfların çıkarlarının, ihtiyaçlarının ve taleplerinin dinsel bir örtünün altında gizlenmesi, işin özünü hiçbir şekilde değiştirmez ve dönemin koşullarıyla kolayca açıklanabilir.”

Friedrich Engels, “1525 Devrimi” diye de andığı Alman Köylü Savaşı’nı incelerken, Karl Marx’a ait olduğunu özellikle vurguladığı materyalist tarih anlayışına yaslanıyor. Dönemin siyasal ve dinsel teorilerinin birer neden değil, ulaşılmış iktisadi gelişim aşamasının sonuçları olduğunu göstermeye çalışıyor.

Protestanlığın kurucusu olan Martin Luther, başlangıçtaki radikal tezlerinden neden vazgeçmişti? Komünizmi sezmiş olan Thomas Münzer’in başarısızlığa uğraması neden kaçınılmazdı? Geniş bir coğrafyada ayaklanan köylüler, görece zayıf hasımları karşısında neden yenilgiye uğramıştı? Materyalist tarih anlayışı, bu tür soruların gerçek cevaplarının açığa çıkarılmasını sağlıyor.

Engels, ilk olarak 1850 yılında yayımlanan eserinin 1870 tarihli ikinci baskısı için yazdığı ve 1875 tarihli üçüncü baskıda genişlettiği önsözde, Almanya’daki 1525 Devrimi ile 1848-49 Devrimi arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları ele almanın ötesinde, işçi sınıfının ve önderlerinin o dönemdeki güncel görevlerine de ışık tutuyor.

₺12,00KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil

Avukat Feyza Altun, Kadının Erki’nde her zaman olduğu gibi yazılmayanları, konuşulmayanları, hasıraltı edilmek istenenleri anlatıyor. Öykülerinde ve tespitlerinde kadınların uğradığı psikolojik, fiziksel ve siber şiddeti ele alan Altun, hem toplumsal hem de hukuki mücadele yöntemleriyle okurlarına yol gösteriyor.

 

Tamamı gerçek olaylardan esinlenilerek kaleme alınmış öyküler; ataerkil sistemin ve eril dilin dayatmalarına dair tespitler; nafaka, boşanma, suç duyurusu gibi hukuki işlemlerde yapılması gerekenlere yönelik pratik bilgiler içeren Kadının Erki, kadınların da erkeklerin de ilgiyle okuyacağı kapsamlı bir çalışma…

₺14,25KDV Dahil
₺19,00 KDV Dahil

Çok satanlar listesine giren kitapların ve canlı öykülerin yazarı, fizik profesörü James Kakalios, gündelik hayatımızın işlemeye devam etmesini sağlayan cep telefonlarımız, dijital “bulutlar”, röntgen cihazları, kahve makineleri ve hibrid arabalar gibi temel nesnelerin arkasındaki akıl almaz bilimi açıklıyor.

Modern dünyamızı bu kadar pratik hâle getiren fizik çoğumuz için gizemli bir dünyadır. Hareket sensörleri, dokunmatik ekranlar, ekmek kızartma makinelerinin arkasındaki basit fizik ilkeleri nelerdir? Gündelik Hayatta Fizik ile kullandığımız pek çok şeyin temelini oluşturan atom altı dünyada şaşırtıcı bir yolculuğa çıkacaksınız.

Kakalios, nesneler dünyasını tek bir günü ana hatlarıyla anlatacak şekilde bölümlere ayırarak buzdolaplarımızın gıdaları nasıl soğuk tuttuğu, uçakların havada kalmayı nasıl becerdikleri, dijital saatin alarmının nasıl çaldığı gibi konularda merakımızı gideriyor. Her bir açıklamaya muazzam bir bilimin işbaşında olduğu bir öykü eşlik ediyor ve çevremizi saran görünmez güçlerin etkileşimini ortaya koyuyor.

Gündelik Hayatta Fizik, soyutlamaları anlatmak için karadelikler ve yerçekimi dalgaları gibi ifadelere başvurmak yerine karmaşık bilimin de oldukça pratik olduğunu kanıtlıyor. Kakalios’un açık ve zeki üslubuyla ortaya koyduğu hayatlarımızı düzenleyen ilkeler bizi büyülüyor ve hayal gücümüzü harekete geçiriyor.

“Okurlar gündelik olmakla birlikte göz kamaştıran teknolojiye ilişkin net açıklamalardan hoşlanacak ve lisedeki fizik derslerinden bir şeyler hatırlayanlar çok daha fazlasını bulacaktır.”

- Publishers Weekly -

“Sindirilebilir bilim derslerinin kısa ama ayrıntılı ve canlı bir özeti... Yazarın ortaya koyduğu bağlantılarla her sayfada hoşunuza giden bir ‘İşte bu!’ ânı yaşayacaksınız.”

- Wall Street Journal -

₺18,00KDV Dahil
₺24,00 KDV Dahil

Rereko, elektrik ülkesi elektopya’dan sizin yaşlarınızda bir lise öğrencisidir, fakat son elektrik sınavından kalmıştır! Şimdi dünya’da yaz okuluna gitmesi gerekmektedir ve bu kez, dersi geçmek zorundadır.

Neyse ki her zaman sabırlı olan öğretmeni hikaru, yardım etmek için yanındadır. Rereko fenerler, ısıtıcılar ve devre kesiciler gibi günlük elektrikli aletleri keşfederken ve gerilim, potansiyel, akım, direnç, iletkenlik ve elektrostatik kuvvet gibi soyut konseptlerin anlamlarını öğrenirken manga elektrik kılavuzu kitabının çizimli sayfalarında onlara katılın.

Manga elektrik kılavuzu kitabında bulacağınız gerçek yaşam örnekleri size şunları öğretecek:

Elektrik nedir, nasıl çalışır, nasıl üretilir ve nasıl kullanılabilir

Gerilim, akım ve direnç arasındaki ilişki (ohm yasası)

Endüktans ve kapasite gibi temel elektrik konseptleri

Dönüştürücüler, yarı iletkenler, diyotlar ve transistörler gibi bileşenlerin ne kadar karmaşık çalıştığı

Elektrik nasıl ısı üretir ve akım ile manyetik alanlar arasındaki ilişki

Ve çok daha fazlası!

Elektriğin nasıl çalıştığı hakkında düşünmek gerçekten de beyninizi yakıyorsa, manga elektrik kılavuzu kitabının size elektriksel her şeyi şaşırtıcı derecede

Eğlenceli bir şekilde öğretmesine izin verin.

Bu kitap, temel elektrik kavramlarını, mangayla aktarılan bir hikâye ve ardından yazılı metinde detaylı açıklamalar kullanarak anlatır. Karmaşık açıklamalar yoktur; öğretmen Hikaru kavramları açıklarken, okuyucular sadece kahraman Rereko ile birlikte onu dinler. Elektriği anlamakta güçlük çeken kişiler bile Hikaru’nun açıklamalarını kolayca anlayacaktır.

İÇİNDEKİLER;

Elektrik Ülkesi Elektopya

Elektrik Nedir?

Elektrik ve Günlük Hayat

Elektrik Nasıl Çalışır?

Statik Elektrik

Elektrikli Tüketici Ürünleri Üzerindeki Etiketler

Gerilim ve Potansiyel

Atomlar ve Elektronlar

Statik Elektrik

ELEKTRİK DEVRESİ NEDİR?

Günlük Cihazlarda Kullanılan Elektrik Devreleri

Ohm Yasası ve Elektrikli Bileşenleri Bağlama Yöntemleri

Elektrik Devreleri ve Akım

Ohm Yasası

Öz Direnç ve İletkenlik

Etkin Direnç

Elektrik Nasıl Çalışır?

Elektrik Neden Isı Üretir?

Akım ve Manyetik Alanlar

Jul Isısı

Isıl Titreşim

Elektromanyetik Dalgalar

Elektrik ve Manyetizma

Fleming’in Sol El Kuralı ve Motorlar

Fleming’in Sağ El Kuralı ve Elektrik Jeneratörleri

Elektrik ve Bobinler

Kapasitörler

Nasıl Elektrik Üretebiliriz?

Jeneratörler

Piller ve Diğer Elektrik Kaynakları

Kendi Düğme Pilini Yaratmak

Isıl Piller

Bir Elektrik Santralinin Ürettiği Elektrik

Elektriği Elverişli Bir Şekilde Nasıl Kullanabiliriz?

Yarı İletkenler Nelerdir?

Diyotlar ve Transistörler

Diyotlar

Transistörler

Alan Etkili Transistör

Konvertörler ve İnvertörler

Sensörler

₺32,40KDV Dahil
₺43,20 KDV Dahil
İkinci Dünya Savaşı´nın1945´de bitmesi ve Türkiye´nin de aralarında bulunduğu 50 ülkenin savaş sonrası duruma çözüm bulmak amacıyla Birleşmiş Milletler Örgütü´nü kurmasıyla tüm devletler savaş yaralarını sarmaya ve rahat bir nefes almaya başlamıştı. Ancak, 1947´de başlayan Soğuk Savaş dönemiyle birlikte dünyanın batı ve doğu olmak üzere iki kutuplu bir duruma evrilmesi Türkiye´nin de bir tercihte bulunmasını gerektirmiştir. Türkiye´nin tercihi Batılı ülkelerin bir araya gelerek oluşturduğu NATO´ya katılmaktı.

Kore Savaşı´nın başladığı günlerde, henüz iktidara gelen Demokrat Parti Hükümti´nin gündemine Kore´ye asker ögnderme konusu gelmiştir. Büyük bir oy desteğiyle iktidara gelen DP Hükümeti, Türkiye´ye NATO üyeliğinin yolunu açacak ABD´nin BM´ye aldırdığı Güney Kore´ye askeri yardım kararına, hiç tereddütsüz olarak uymuş ve Kore´ye asker gönderme kararı almıştır.
Binlerce şehit vererek Kurtuluş Savaşını yapmış, neredeyse her evden bir şehit vermiş olan halk, askerlik yaşı gelmiş çocuğunu belki de ilk kez evinden ayırarak vatanından çok uzakta, Uzakdoğu´da başlayan ve Türkiye´ye NATO´ya girmekten başka hiçbir yararı olmayacak bir savaşa göndermiştir.
Türk askerinin Kore´deki başarısı tarihte yerini almış olsa da, savaşan tarafların savaşın başladığı noktaya dönmesiyle Kore Savaşı´nın bu anlamda kazananı ve kaybedeni olmamıştı. Ancak gerçekte kaybedenler vardı ki, onlar savaşta ya yaşamlarını kaybettiler ya da savaş sonrasında uzun süre savaşın etkisinde kalarak sarsıntı yaşadılar.
Kitapta Kore Savaşı, ilk kafileyle Kore Savaşı´na katılan Gazi Mehmet Güney´in anılarından alıntılarla; Trükiye´nin NATO´ya üyelik süreci de TBMMtutanaklarından alıntılarla anlatıldı.
₺13,50KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil
Hayatın her alanında etkisini gösterebildiği için eğitim üzerine yapılmış tam ve kesin bir tanım bulunmamaktadır. Eğitimciler, psikologlar, değişik felsefî yaklaşımcılar farklı tanımlamalar getirmişlerdir. Temel eğitim; her yurttaşa yaşamında karşılaştığı ve karşılaşacağı kişisel sorunları çözmede, onu yönlendirmede, toplumsal değerler edinmede, üretken ve tutumlu olmada temel becerileri kazandıran eğitim olarak ifade edilmektedir. Yapılan temel eğitim tanımında, eğitim kavramı içerisinde nelerin barındırıldığı açık bir şekilde anlaşılmaktadır. Ayrıca eğitimin, insanın sosyal ve kültürel bir varlık olmasında gerekli olabilecek nitelikleri sağlamada etkili bir araç olduğu düşünülebilir.
₺16,50KDV Dahil
₺22,00 KDV Dahil

“Dünyanın Moğol Çağı”Na Dair Birinci Elden Yazılmış Bir Kaynak…

Tarihin en kudretli ordusuna sahip Moğollar, yalnız Doğu dünyasını değil Batı dünyasını da her adımlarıyla sarsmışlardır. Özellikle Moğol ordularının Macaristan’ı geçip, Adriyatik kıyılarına kadar dayanması, başta Papa olmak üzere Batı dünyası bu sel gibi büyüyen istila karşısında dehşete düşmüştür. Papa Innocentius (1243-1254) derhal Moğollara elçiler yollayıp bu elçilerin barış teşebbüsünde bulunmalarını emretmiştir.

13. yüzyılın ünlü seyyahı Plano Carpini büyük bir cesaret örneği gösterip Moğol imparatorluk sarayındaki hükümdarın ayağına kadar gitmiş, Moğol topraklarında aylarca kalmış, onları etraflıca tanımış ve tekrar Papa’nın huzuruna sağ olarak dönebilmiş bir keşiştir. Carpini, elçilik görevi sonrasında yazdığı seyahatnameyle sadece Moğol topraklarında gördüklerini anlatmamıştır. Moğolların örf ve âdetlerini, yaşantılarını, inançlarını, ibadetlerini, geleneklerini, tarihlerini, savaş usullerini ve diğer uluslarla olan ilişkilerini kayda geçirmiştir. Moğol tehlikesine karşı Batılıların nasıl tedbirler alması gerektiği konusundaki somut önerileriyle de seyahatnamesini bir aşama öteye götürmüştür.

Prof. Dr. Ergin Ayan’ın tercümesi ve notlarıyla yayıma hazırlanan bu çalışmada, coğrafyasıyla ve iklimiyle Moğol yurdu, kılık kıyafetlerinden mülkiyet düşüncelerine Moğol halkı, Ritus adı verilen Moğol dinî törenleri, yasalarından yiyeceklerine Moğol yaşayışı, kuruluşundan hükümdarlarına, harp sanatlarından ordularına Moğol İmparatorluğu, zapt ettikleri ülkelerden püskürtülüşlerine dek tarihi delip geçen “Dünyanın Moğol Çağı” ortaya konuyor.

Moğol Seyahatnamesi: 13. Yüzyılda Avrupa’dan Orta Asya’ya Yolculuk (1245-1247) adlı eser, dünya tarihi boyunca insanlığın ortak hafızasından ve bilinçaltından hiç çıkmayacak Moğolların en önemli zamanlarına dair birinci elden yazılmış bir kaynak özelliği taşımaktadır.

₺13,13KDV Dahil
₺17,50 KDV Dahil

Camus, “Hayatın, yaşanması için bir anlamı olmak zorunda mıdır?” diye sorar ve absu¨rdu¨ varoluşçuluğun merkezine yerleştirir. Sartre, varoluşçuluğun tu¨m felsefe içinde “rezalete en az elverişli ve teknik olarak kuru” bir öğreti olduğunu söyler.

Peki, varoluşçu felsefeyi ve filozofları anlamak sadece ıstırap, çaresizlik, abeslik ya da anlamsızlıktan mı ibarettir?

Bu kitapta hayır. Richard Appignanesi, felsefenin belki de en karmaşık alanını eğlenceli anlatımı ve Oscar Zarate’nin çizimleriyle adeta bir çizgi romana dönu¨ştu¨ru¨yor ve varoluşçu felsefenin tarihini Kierkegaard, Husserl ve Nietzsche’den Nazizm ve Soğuk Savaş’a dek su¨ru¨yor.

₺16,88KDV Dahil
₺22,50 KDV Dahil

Psikanalizin insan aklını, özellikle bilinçli olmayan kısmını anlama su¨reci olduğunu söylerken sağlam bir temele dayanıyoruz. Bu da şiiri anlamak gibi bir sanattır. Bu¨tu¨n sanatlar gibi kendi kuralları ve standartları vardır.

Bu sanatı uygulamanın temel kuralı, dinleyenin tam konsantrasyonudur.

Dinleyenin aklında önemli hiçbir şey olmamalı, hırstan olduğu kadar endişeden de en uygun biçimde kurtulmuş olmalıdır.

Dinleyen, kelimelerle ifade etmeye yetecek kadar somut olup özgu¨rce çalışan bir hayal gu¨cu¨ne sahip olmalıdır.

Başka bir insanla, diğerinin hissettiklerini kendisinin duyguları gibi hissedecek kadar gu¨çlu¨ bir empati kurma kapasitesine sahip olmalıdır.

Böyle bir empati şartı, sevgi kapasitesi için en idealidir. Başkasını anlamak demek onu sevmek –erotik anlamda değil, ona ulaşma ve kendini kaybetme korkusunu yenme anlamında- demektir.

Anlamak ve sevmek birbirinden ayrılamaz. Eğer ayrılarsa bu beyinsel bir su¨reçtir ve gerçek anlayışa açılan kapı, kapalı kalır.

₺13,13KDV Dahil
₺17,50 KDV Dahil

Dijital bir denizin içindeyiz. Deniz sürekli değişiyor ve yüzmenin olanakları her seferinde yeniden keşfediliyor. Ebeveynler olarak bu denizde ilerlemeye çalışırken çocuklarımızı nasıl yönlendireceğiz? Peki ya onlar bizden daha becerikliyse... Onları olası tehlikelerden nasıl koruyacağız?

Dijital Dünyada Çocuk Büyütmek bu soruların yanıtlarını arıyor.

* Çocukların teknolojiyi nasıl kullanacağına dair bilinçli kararlar vermek,

* teknoloji ve çocuk gelişimi konularında en son bilgi ve araştırmalara erişmek,

* ipuçları, ince müdahale ve araçlarla pratik uygulamaları öğrenmek

* ve bunları uygulayabilmek için gereken inanca sahip olmak istiyorsanız bu kitap sizin için.

Çocuğunuzu ekran başından kaldırmak için bağırmanıza gerek kalmayacak. Kalktığında öfke nöbetlerine dönüşen kavgalar son bulacak. Çocuğunuzla ilişkinizi yeniden kuracak ve teknolojiye beraberce ayak uydurmanın keyfine varacaksınız.

Çünkü artık çocukların dijital dünyadan uzak durması 
mümkün değil.

₺21,75KDV Dahil
₺29,00 KDV Dahil

“Yüz kızartıcı bir suçtu çocukluk.”

Ben ne afili sözlerle seni etkileyecek yazarım ne de kafiyelerini bir kılıç ustası gibi kullanan şair. Ben sadece hikâyesi olan adamım. Bu yüzden elindeki kitabı okurken bir kâğıt parçasıdır deyip geçme. Yazdıklarımın sana ulaşmam için tek çarem olduğunu asla unutmadan oku.

İlk öldüğümde sekiz yaşındaydım. Eski bir binanın çatısında ölümle hayat arasındaki incecik ipin üstünde düşmeme mücadelesi veren acemi bir cambaz gibiydim. Anılar, düşünceler belirdi gözümün önünde. Annem belirdi mesela. Kıvırcık saçları belirdi karşımda. Sadece o kadarı. Fark ettim ki bir buzdağının her gün milim milim haritadan silinmesi gibi bilincim de yok oluyordu. Oysa bir resmi olsaydı son bir kez yüzüne baksaydım ne de güzel olurdu. Sonra gür mü gür sakallarıyla babam teşrif etti. Sakalları kadar karanlıktı yüzü. “Yapma oğlum!” diye bağırsın istedim. Demedi. Biraz daha kaydım boşluğa. Üvey annem Burcu oturdu yanıma bütün ihtişamıyla. “Beceremezsen seni evde bekliyor olacağım orospu çocuğu...” diye fısıldadı tuhaf yüzüyle ve kayan bakışlarıyla. Ellerimle biraz daha ittirdim minik bedenimi boşluğa. Belki de insan böyle anlarda, anılarında kalan en vurucu kişilere yoğunlaşıyordu.

Başımı boşluğa eğdim. İçime saplanmış bir kılıç çekildi sanki. Beyaz çoraplarımın ve minik ayaklarımın sonsuzlukla olan dansını izledim. Parmak uçlarım boşlukta aşağıdan geçen insanlara selam duruyordu. Ha gayretti. Bitti bitiyordu. Birkaç santim dahaydı. Bir rüyadaydım ve biraz sonra uyandığımda kâbus sona erecekti. Hafifçe eğilecektim.

₺186,00KDV Dahil
₺248,00 KDV Dahil

Kitabın ilk baskısı PAPA 16. BENEDİKT / AVRUPA BİRLİĞİ VE TÜRKİYE adıyla yayımlanmıştır.

Benedikt adını alan papaların başına gelen ilginç olaylar ve 16. Benedikt’in çocukluğundan günümüze özel yaşamı, Nazilerle işbirliği yapması daha önce hiç yayımlanmamış resimler ve belgelerle bu kitapta yer alıyor.

Benedikten Tarikatı’nın kurucusu Nursia’lı Benedikt’ten en çok etkilenen Müslüman tarikat liderinin kim olduğu, 16. Benedikt’i papa olarak kabul etmeyen Katoliklerin gizli papası tartışmaları ve Vatikan’ın yüzyıllardır gizlenen “sırları” bu kitabı daha da ilginç hale getiriyor.

15 yaşındaki Benedikt Papası, Benedikten Tarikatı’nın gizli örgütlerle ilişkisi, ortaçağ engizisyon mahkemelerinde yakılan sözde cadılar ve onlara uygulanan akıl almaz işkencelerden, Papa 16. Benedikt’in gizli misyonuna kadar geçen süreç, şaşırtıcı belgelerle gözler önüne seriliyor.

Kitabın can alıcı noktası ise Papa’nın Türkiye ile ilgili bizzat hazırlattığı kapsamlı gizli bir dosyanın 22 Mart 2006 tarihinde çalışma masasının üzerine konulmasıyla başlıyor.

Papa, Türkiye ziyaretinde işte bu dosyada yer alan bilgiler ve iddialarla karşımıza çıkarak Türkiye’den hayret verici taleplerde bulundu.

16. Benedikt’in Türkiye’yi sarsacak gizli gündeminde neler mi var?...

₺14,25KDV Dahil
₺19,00 KDV Dahil

Bu kitapta, Adnan Oktar’ın Masonlar ve İsrail’in desteği ile İslam dinini kullanarak oluşturduğu şantaj çetesinin marifetlerini okuyacaksınız…

 

Tekmili birden; 32 kısım...

₺15,00KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

Bir yerde okuduk ve hayat felsefemiz bu oldu. Biz bu söze inandık. Farklı şehirlerde, farklı insanlardık, birlikte olursak güçlü oluruz diyen, sadece sokak ortasında yapılan saçma kavgalar da birbirini arayan o zavallılardan değildik, bizler birbirimizden uzakken de güçlüydük. Birlikte olsak zaten dünya karşımızda duramazdı. İşin ilginç yanı hiç yalnız kalmadık. İki kişi bile yetti tüm dünyaya, belki de bu yüzden aldılar seni bu dünyanın öteki tarafına… Artık bir sen eksiğiz ve dünya karanlık! Ama biz gecenin kalbine bağladık kalbimizi. Kalbimiz sen, ruhumuz sen. Doğdum, yaşadım ve öldüm bu kadar değil! Doğdum, ailemi tanıdım, yaşadım ve yüzyıllarca anlatılacak bir masal oldum.

Zaman durur, Dünya dönmeyi bırakır ve dostlar ihanet eder. Yalnızlık sarar kalbinizi, her şey bitti dediğiniz anda aileniz elinizden tutar.

₺15,00KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
Tasavvuf, diri bir gelenektir. Her daim tazedir. Her devirde temsilcileri tarafından o devre uygun olarak aktarılır. Bu nedenle de insanlar üzerinde gerçek dönüşümler yaratır. Ancak zaman değiştikçe, yaşam ve insan da değişir. Bu değişimle birlikte rahatsızlıklar, şikâyetler ve sıkıntılar da değişir. Birliktelikler, ev yaşamı, iş yaşamı, sosyal yaşam, hayatın ritmi ve zihnin temel durumları da değişir. Bunlarla birlikte, gerçekleşmesi zorunlu bir değişim daha vardır: Değişen yaşama, değişen insana ve onun değişen sıkıntılarına verilecek ilacın da değişimi. Elbette özü sabit tutularak... Bugünün Tasavvufu; ağır tasavvuf kitapları ile hafif romanlar arasında kalan ve onu bulunduğu yerden alıp dengeli bir şekilde karşıya geçirecek köprünün arayışında olanların talebiyle yazılmıştır. Bugünün insanı için; bugünün yaşantısı, bugünün dili, bugünün örnekleri ve bugünün kavramları kullanılarak oluşturulmuştur. Hakikat, varoluştaki hiçbir zerreyi dışında bırakmaz. Ancak insanın Hakikat Yolu’nu bulması, ruhunu doyurması ve O’na yaklaşabilmesi için ilk şart “sorgulamak”tan geçer. Yani ilk emrin hayata geçirilmesi: Oku... Bu kitap, Hakikat Okyanusu’na önce kıyıdan bakmak, sonra sahillerinde dolaşmak, kendini hazır hissettiğinde ağır ağır içine girmek ve dilediği zaman da derinleşmek isteyenler için bugünün ruhuna uyumlu bir köprü olmak üzere yazılmıştır. İnsanın en büyük macerası “kendini bilme macerası”dır. Ve bu maceraya girenin yaşamı, bir daha asla eskisi gibi olmayacaktır...
₺17,25KDV Dahil
₺23,00 KDV Dahil

Üzücü ve can sıkıcı haberlerin eksik olmadığı bir dünyada bir anlığına durup insanlığın geri kalanıyla bir beşlik çakmak eğlenceli bir şey

Bizi gülümseten şeyleri unutmak kolaydır. 7/24 haber döngüsünde, kutup buzullarının erimesini, kasırgaları, küresel ısınmayı, savaşları, iş piyasasının krizlerini, dünyanın yaşadığı bunalımları izleyip duruyoruz. Fakat şu hayatta harika şeyler de oluyor ve bazen bunları fark etmemiz için birilerinin onları işaret etmesi gerekiyor.

Hayattan keyif almak için öncelikle gözlerimizi açmalıyız. Büyük mutlulukları bekleyerek ömür tüketmekten vazgeçip küçük şeylerde var olan sevinçleri toplamak çok daha güzel. Eğer bu bahsettiğimiz küçük şeylerin ne olduğunu merak ediyorsanız işte size birkaç örnek: Çok ihtiyaç duyduğunuz bir anda Pantolonun cebinde para bulmak. Göze kaçan kirpiği çıkarmak. Yanınızda horlayan kişiyi düzeltmeniz ve bunun mucizevi bir şekilde işe yaraması. Sıcak bir günde bir göl veya deniz kenarında Ayakları suya sokmak. İş gününe uyandığınızı düşünürken günlerden cumartesi olduğunu fark etmek ve daha nicesi…

Tüm dünyada satış rekorları kıran Şahane Kitap, hayatta iyi şeylerin de olduğunu hatırlatıyor (evet, büyükanneniz haklıydı). Ödüllü mizah yazarı Neil Pasricha gözlemleriyle sizi yüksek sesle güldürürken, sizi yaşamının başlangıcında dünyaya bakan bir çocuk gibi hissettiriyor ve her sayfada yüzünüzde gülümseme eksik olmuyor. Okuyun ve iyi hissedeceğiniz her şeyi hatırlayın.

₺16,50KDV Dahil
₺22,00 KDV Dahil
İşi makyaj yapmak olan biri neden ‘Sil Makyajını’ der ki? Türkiye’nin en önde gelen makeup artistlerinden Rıfat Yüzüak büyük bir ters köşeyle herkese makyajını sildirtiyor. Kadınlar bu kitapta kendilerini daha iyi tanıyıp özgürleşecek ve yıllardır biriktirdikleri yanlış bilgileri çöpe atarak adım adım onları aynada en beğenecekleri görüntüye kavuşturacak doğru makyaj tekniklerini öğrenecek. “Hiçbir kadın makyaja hayır diyemez. Doğal olmak için doğru makyaj yeterlidir. İşte Rıfat’ın yaptığı tam da bu.” -Bensu Soral- “Kadının doğal halini kusursuza dönüştürmeyi büyük bir ustalıkla başaran hatta bunu bir sanat haline getiren, kendinizi farklı görmek istediğiniz anlarda ise artistliğini kullanarak sizi bambaşka bir size çeviren ellere sahip bir yetenektir Rıfat Yüzüak ...” -Ebru Gündeş- “Rıfat, hem güzel hissettirir hem de kusursuz güzeldir makyajı. Sahne arkasında heyecanımı yatıştırırken bir yandan da fırçasıyla yüzümü aydınlatır. Bir sanatçı edasıyla zarif, abartısız, doğal dokunuşlar... Rıfat’ın makyajı, kendisi gibidir; ışıl ışıl!” -Göksel- “Rıfat’ın enerjisi inanılmaz... Çok güzel bakar kadına, görür ve gösterir güzelliği… Onun makyaj koltuğundan sıkılmadan kalkabiliyorum. Yetenekli elleri hızlıdır da. Rıfat’ın makyajı insanın yüzünü boyamak değil; güzelliğini makyajıyla desteklemek. Tertemiz ten… Müthiş gölgeler...” -Neslihan Atagül Doğulu- “Sihirli elleri ile bana her zaman kendimi kraliçe gibi hissettiren başarılı arkadaşım... Her kadının bu kitaptan çok şey öğreneceğine eminim.” -Özge Ulusoy- “Rıfat Yüzüak ile defilelerimizde çeşitli defalar çalışma fırsatı bulduk. Rıfat her zaman sezonun trendi ile bizim çizdiğimiz kadın silüetinin karakterini, gücünü ve duygusunu çok iyi bir şekilde harmanlamayı başardı. Rıfat için söyleyebileceğimiz bizim için en önemli özellik ise defile yoğunluğu ve stresi içerisindeyken kafamızda hayal ettiğimizi bizi hiç yormadan hayata geçirmesi olur. Bunun için ona çok teşekkür ederiz.” -Raisa & Vanessa- “Güzelliği, altın kalbi ve pırlanta karakteriyle birleştirip işine yansıtmış büyük yetenek Canım Rıfatım, sanatına hayranım. İnsanları tuval gibi görüp, yüzleri boyamak ve var olan karakteri yok etmek yerine sadece hafif bir dokunuşla doğal güzelliği yansıtan, kişinin kendisiyle yeniden tanışmasını sağlayan sihirli adam! Hayat ve yüzler seninle güzel, seninle gerçek…” -Tuvana Büyükçınar-
₺21,75KDV Dahil
₺29,00 KDV Dahil

“Britanya’da üst sınıfların büyüyen işçi sınıfı nefretini ele alan hararetli ve detaylı bir inceleme.”

-Eric Hobsbawm -

“Harika ve hiddetli bir tartışma.”

-Guardian -

Apaçiler, beleşçiler, çulsuzlar, hippiler, çapulcular, ayaktakımı... Yoksulluğun, işsizliğin ve gelir dağılımındaki adaletsizliğin bu günah keçilerinin aslında kimler olduğunu ve ne için toplumun önüne atıldığını sorgulayan bir çalışma! Büyük Birader de gözetleniyor!

Modern Britanya’da işçi sınıfı, korku duyulan ve alay konusu edilen bir kitle haline gelmeye başladı. Komedi dizilerinden yarışmalara ve hatta magazin programlarına kadar medya elitleri tarafından sorumsuz, potansiyel suçlu ve kara cahil olarak şeytanlaştırıldı. Siyasetçiler ise, sayıları gün geçtikçe artan bu kitleyi marjinaller, magandalar, alkolikler, apaçiler ve beleşçi sülükler olarak nitelendirerek toplumun önüne sürüyor.

Düşük gelirli ve yaşam koşulları daha da ağırlaşmış geleneksel işçi sınıfından ne zaman ve nasıl bu denli nefret edilir hale gelindi? Toplumun üst sınıflarının korkusunun ve bu korkunun yarattığı öfkenin kaynağı nedir? Bir zamanlar “muhterem” bir kitle olarak anılan işçi sınıfı, nasıl oldu da şimdilerde “ayaktakımı” olarak dışlanmaya başlandı?

Jones’a göre hükümetler, iktisadi problemleri gündemden düşürmek ve gelir dağılımında artan eşitsizliğin sorumluluğunu üzerlerinden atmak için bu yöntemi kasten bir perde olarak kullanıyor. Jones, işçilerin şeytanlaştırılmasının toplumsal nedenlerini ortaya koyarken yeni bir perspektif geliştiriyor.

“Heyecan verici bir toplumsal habercilik ve derin bir içgörü kitabı olan Apaçiler’de, kurgu olmayan George Orwellvari bir tat var.”

-Doug Johnstone -

“Derin ve düşündürücü… Jones’un sesinin duyulmasını yürekten umut ediyorum.”

-Claire Black-


“Tutkulu, sempatik ve zarif bir çalışma.”

-Dwight Garner, New York Times-


“Siyasal tutuculuğu tekrar tartışmaya açmak ve sınıf kavramını politik bir değişken olarak yeniden gündeme getirmek isteyen cesur bir giri­şim... Bu eser; sınıf, kültür ve kimlikle ilgili karmaşık soruları incelikli bir biçimde harmanlayarak savaş sonrası Britanya tarihini büyük bir ustalıkla ele almasını biliyor. Jones, politik sınıf meselesini doğru bir biçimde aydınlatıyor.”

- Jon Cruddas, Independent -


“Tam zamanında çıkmış bir kitap. Beyaz işçi sınıfı, toplumda hâlâ dudak bükülecek, küçümsenecek, dalga geçilecek ve hatta nefret edilecek bir grup olarak görülüyor… Jones, bir zamanlar ‘muhterem’ bir kitle olarak anılan işçi sınıfının, siyasetin etkisi ile şimdilerde nasıl ‘ayaktakımı’ olarak görülür hale geldiğini bir hatip edasıyla açıklamayı deniyor.”

-Times-


“Enfes ama öfkeli.”

-Polly Toynbee, Guardian-

“İsyanlar ve küresel İşgal Et Hareketi ışığında düşünülünce, Jones’un kutuplaşmış bir toplumu berrak bir şekilde analiz ettiği bu kitap, esra­rengiz bir öngörü gibi.”

-Matthew Higgs, Artforum-


“Tüm iyi polemiklerde olduğu gibi kalemi, öfkesinin ışığını yansıtıyor.”

-Economist-


“İkna edici bir tartışma yürüten Apaçiler, iyi habercilikle ve faydalı bil­giyle dolu… Jones, sınıfla ilgili yeniden canlanan tartışmaya önemli bir katkıda bulunuyor.”

-Lynsey Hanley, Guardian-

“Britanya’nın artık iyiden iyiye sınıfsız bir toplum olduğu fikrine karşı geliştirilen keskin, iyi muhakeme edilmiş ve bilgilendirici bir karşı ar­güman.”

-Sean O’Hagan, Observer-


“Yeni türeyen sınıf düşmanlığımızı ve bu düşmanlığın arkasında yatanı etkileyici bir şekilde ortaya çıkarıyor.”

-John Carey-


“Owen Jones bu önemli kitabında Britanya’da işçi sınıfına dönük kalıp­laşmış yargıları ve duyulan nefreti açıkça, hepimizi ürpertecek biçimde belgelendiriyor… İşçi sınıfının lekelenmesi, toplumsal adaletin ve ilerici değişimin önünde ciddi bir engeldir.”
Kate Pickett ve Richard Wilkinson

“Bir apaçi görseniz tanırsınız belki ama onun kim olduğunu asla bilemezsiniz. Zira bu kelime, günlük kullanımın oldukça dışında bir anlama sahiptir... Owen Jones, Apaçiler adlı çalışmasında bu kelimeyi tekrar sahneye, spotların önüne çıkarıyor.”

- Carole Cadwalladr, Observer -


“Harika bir kitap.”

-Suzanne Moore, Guardian-


“Britanya’da görece yeni ama oldukça yaygın olan, işçi sınıfını aşağılayan bir kategorileştirmeye dönük düşündürücü bir inceleme… Öğretici olduğu kadar rahatsız da edici.”

-Publishers Weekly-


“Bay Jones’un İngiliz sınıf sistemini berrak bir şekilde incelediği ki­tabı, şu acımasız soruyu yüzümüze çarpıyor: ‘İşçi sınıfına duyulan nefret toplumsal açıdan nasıl bu kadar kabul edilebilir bir hâl aldı?’ Jones’un bu soruya verdiği makul cevaplar, kıvrak bir zekânın, sol siyasetin ve öfkenin ortak ürünü.”

-Dwight Garner, New York Times-

₺31,92KDV Dahil
₺39,90 KDV Dahil
Hayat bize verilmiş muhteşem bir hediye. Dünyaya geldik, bu bizim seçimimiz değildi. Hiçbirimiz bu seçimi kendimiz yapmadık. Birileri bizim adımıza karar verdi. İlk nefesi aldık ve artık son nefese kadar bize verilen bu hediyenin karşılığında yaşam denilen tecrübenin tadına bakmalı ve keyfini çıkarmalıyız. Peki ama nasıl? Psikolog Dr. Ozanser Uğurlu bu kitapta, gereksiz ve anlamsız yere dert diye boynumuza taktığımız zincirlerden kurtulmak için neler yapabileceğimizi; para, sağlık, imaj, aşk, iş ve mutluluk konularında kendi kendimize yarattığımız dertleri azaltmanın yollarını anlatıyor...
₺18,00KDV Dahil
₺24,00 KDV Dahil

Topraktan çatala, çataldan vicdana gıda güvenliği

Onu yeme bunu yeme; peki ne yiyeceğiz? Çocuk gelişimini bozan kimyasal maddeler gıdalara nasıl bulaşıyor? Çocuklar neden bu kadar hızlı kilo alıyor? Çocukluk çağında görülen obezitenin gerçek nedenleri neler ve çözüm için ne yapılmalı? Toksik kimyasalların gıdalara ve sulara bulaşması neden önlenemiyor? İklim krizi mutfak alışkanlıklarımızı etkileyecek mi? Patlıcan kebabı ya da patates kızartması yaptığımızda başka neleri de birlikte yeriz? Küresel ısınma sorunu gıda üretim ve tüketim süreçlerinde ne gibi değişimlere yol açacak? İyi pirinç GDO’lu olmaz; peki neden çizgili pijama gibi olur? Ekmek yemekten vazgeçtiğimizde neleri yitiririz? Zeytin ağaçlarının yokluğu neden hikâyelerimizin de yokluğudur? Temel Reis ıspanaktaki nitratları bilse ne yapardı? Medyanın fast food hali ile kötü beslenme arasında bir ilişki var mı? Evde yoğurt yaparak kapitalizmi yıkabilir miyiz? Gıda güvenliğini sağlamaktan sorumlu kamu kurumları ne yapıyor? Gıda ve beslenme sorunlarını çözecek politikaları nasıl oluşturabiliriz?

Bülent Şık’ın Mutfaktaki Kimyacı’sı bu sorulara yanıtlar arayan bir kitap. Çocuk sağlığı ve beslenmesini gıda güvenliği konusunun odak noktasına yerleştiren; gıda güvencesi ve gıda güvenliğiyle ilgili meselelerin ekoloji ve mutfak kültürlerimizle olan ilişkilerini kurmaya çalışan bir kitap.

₺19,50KDV Dahil
₺26,00 KDV Dahil

Aziz dostum; Türk devleti büyük devlettir. Türk milleti büyük millettir. Milletimiz yüce Allah'ın sevgi ve himayesi altındadır. Allah'ın ipine ihlâs ile sarıldığımız ve düşmanlarımızı çatlatırcasına çok çalıştığımız, çok ürettiğimiz, adil bölüştüğümüz sürece ayağımız taşa değmeyecektir.

Aziz dostum; Türk milleti eşitlik, temel hak ve hürriyetlere saygı, vatandaşlık haklarını garanti ve güvende tutarak da beka mücadelesini sürdürecek, kendi coğrafyasında dimdik varlığını koruyacak irade ve güce sahiptir.

Aziz dostum; sahip olduğumuz bu güç ve iradeye Allah'ın izniyle güvenip dimdik ayakta durunuz. Allah'ın adaletinden şaşmayınız. Siz cesaret ve adaletle Türk milletinin âmaline hizmet ettiğiniz sürece büyük Türk milleti de dimdik ayakta ve yüksek imanının hizmetinde, yanınızda olacaktır.

Sabır ve gayret bizden, tevfik Allah'tandır.

₺15,00KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
Şafağa Selam Duranlar, bir devrin anatomik yapısını ve analizini ele almanın ötesinde, özellikle yakın tarihin bilinmeyen labirentlerinde yol bulmaya çalışan, yol bulduğunu zanneden ve bulup da arkasından gelenlere yol göstermeyenlerin hikâyesini anlatmaktadır. Yaşanmış olanların tanıkları ve yaşayacakları önemli dersler verecek bu eserin temel gayesi tarihimizden ders almanın öneminin yanında geleceğimizde bizi bekleyen tehlikeler karşında nasıl bir tutum takınmamız gerektiğini anlamaktır.
₺16,50KDV Dahil
₺22,00 KDV Dahil

Set İçindeki Kitaplar;


 


Kozmos - Evrenin ve Yaşamın Sırları


"Carl Sagan zamanımızın en parlak bilim adamlarından biridir... İçinde varlığımızı sürdürdüğümüz akıllara durgunluk veren Kozmos'un sonsuzluğunu dile getirirken bilimin geçmişine, şimdiki zamanına ve geleceğine ilişkin muhteşem bir eser yaratmış."Associated Press


 


"Alanında göz kamaştırıcı, önerilerinde kışkırtıcı. Bu kitabı okuyan herkesin, etkisi altında kalacağından hiç kuşkum yok." The Miami Herald


 


"Sagan edebi bir coşkuyla yazıyor. Harika bir eser. İnsan aklının tüm noktalarına değinen Kozmos gerçek olmayacak kadar gerçek."


The Cleveland Plain Dealer


 


- İnsanoğlu uzay okyanusuna açılıyor


- Canlıların ve evrenin yapısı


- Doğa yasaları tüm evrende geçerlidir


- Cennet ve cehennem


- Başka gezegenlerde yaşam var mı?


- Keşif yolculuklarının öyküsü


- Samanyolu: Gecenin bel kemiği


- Zaman ve mekan içinde yolculuk


- Başka evrenlerin kapısı karadelikler


- Sonsuzluğun kıyısı: Dördüncü boyut


- Aklın evreni


- Galaktik uygarlık


- Yaşamak ya da yokolmak konusunda kim karara verecek?


 


Tanrı'nın Kapısını Çalan Bilim


Tanrı'nın Kapısını Çalan Bilim adlı eser, Carl Sagan'ın 1985 yılında ünlü Gifford Konferansları'nın yüzüncü yıldönümü nedeniyle aldığı davet üzerine İskoçya'da verdiği konferansın metinlerinden oluşmaktadır. Sagan konferanslarda; diğer gezegenlerde akla dayalı yaşam olasılığından kendi gezegenimizdeki yaşamın karşı karşıya kaldığı nükleer tehlikeye, yaratılışçılık ve sözde akıllı tasarımdan bilimin "bilgili tapma" olduğuna dair yeni bir kavrama, manik depresyondan tutun da kendinden geçmenin (huşu) muhtemel kimyasal yapısına kadar uzanan konulara ve sorunlara değinmiş. On yıl önce kaybettiğimiz büyük astronom ve astrofizikçi kozmoloji, fizik, felsefe, edebiyat, psikoloji, kültürel antropoloji, mitoloji ve ilahiyat gibi farklı pek çok alanda yaptığı konuşmalarla konferanslara katılan herkeste hayranlık uyandırarak dehasıyla tüm insanlığı aydınlatmıştır. Sagan'ın ölümünün onuncu yıldönümü vesilesiyle ilk kez yayınlanan Tanrı'nın Kapısını Çalan Bilim adlı kitabı eşi ve uzun süre onunla birlikte çalışmış olan Ann Druyan tarafından hazırlanarak günümüzün bilgileriyle tazelenmiştir. Sagan bu kitapta din ve bilim arasındaki ilişki konusundaki fikirlerini ayrıntılı bir biçimde ortaya koyarken evrenin enginliğinde kutsalın ne demek olduğunu anlamak için sürdürdüğü kişisel arayışını ve yolculuğunu oldukça anlaşılır, mizahi, akılcı ve tamamen gözleme dayalı bir ifadeyle bizlere aktarıyor.

₺42,75KDV Dahil
₺57,00 KDV Dahil

Bu kitabın temel malzemesi, etkileri tüm iş dünyasında hissedilmiş, ezberleri bozmuş 30’dan fazla yenilikçi liderle yapılmış doğrudan görüşmelerdir.

Yenilikçi liderler ve büyük şirketler, iş dünyasının geneli için daimi bir esin kaynağıdır. Onları başarıya götüren yol, büyük hedeflere ulaşmanın mümkün olduğu inancını aşılar ve bunun nasıl gerçekleştirilebileceğini gösteren pratik örnekler sunar.

Ezberbozanlar, bu kategoride yer alan 31 etkili yenilikçi liderin yolculuklarını gözlerimizin önüne sererken şu soruları gündeme getiriyor :

Niçin büyük yatırımların lokomotifi genellikle bu tarz liderler oluyor ?

Herkese esin kaynağı olan bu insanları birer rol-model haline getiren nedir ?

Kuruluş aşamasından başarıya giden güzergâhların ortak özellikleri, çıkartılabilecek genel dersler var mıdır ?

₺21,00KDV Dahil
₺28,00 KDV Dahil

Ekonomik ve teknolojik ilerlemenin yan ürünlerinden biri de ihtiyaç fazlası, gereksiz, ıskartaya çıkarılmış, faydası olmadığı gibi sırtımıza yük olan insanlar. Sanayi Devrimi’nde yeni üretim yöntemlerinin bulunması bir yandan da geleneksel mesleklerin gerilemesine, atıkların çoğalmasına, sürekli büyüyen bir “atık insan” ve “insan atığı” sorununa yol açtı. Geçmişte “gelişmiş ülkeler”, “atık insan”larını ihraç edebildikleri uzak, ıssız topraklar bulabildiler. Günümüzde, küreselleşme ve teknolojideki hızlı ilerlemeyle birlikte atık insan ve insan atığı üretimi yeryüzünün bütün köşelerine yayılmış durumda. “Yerel” sorunlara “küresel” çözümler bulmak giderek imkânsızlaşırken, atık insanların göç yolları tersine dönüyor, kendi ülkelerinin atıkları olan sığınmacılar ve göçmenler, siyasetçilerin mahir elleriyle “güvenlik endişeleri”ne kılıf yapılıyor.

Iskarta Hayatlar bu dönüşümün günümüzün siyasetine ve kültürüne etkisini ele alan, “atık” kavramının düzen kuruculuğundaki, hayatımızdaki ve ilişkilerimizdeki yerini sorgulayan zihin açıcı bir anlatı.

₺14,25KDV Dahil
₺19,00 KDV Dahil
Sağlık politikası, bir toplumun veya bir ülkenin sağlık hizmetlerinde arzulanan sonuçları elde etmesinin en temel aracıdır. Temel amaç belirli sağlık hedeflerini gerçekleştirmek olmak kaydıyla üstlenilen kararlar, planlar ve eylemlerin tümü sağlık politikasının bir parçasıdır. Sağlık politikası, hem ulusal hem de uluslararası düzeyde incelenmesi ve değerlendirilmesi gereken önemli bir alandır. Bu perspektiften ele alınmaya, incelenmeye ve değerlendirmeye gayret gösterilen “Sağlık Politikasına Sistematik Bir Yaklaşım” başlıklı bu kitap özgün içeriği ve konu bütünlüğü ile sistematik bir bakış açısı ile sunulmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda, kitabın giriş kısmında ideal bir sağlık politikasının nasıl olması gerektiğine ilişkin bir model geliştirilmiş ve bu model neden sonuç ilişkisi ile açıklanmaya çalışılmıştır. Geliştirilen bu model üzerinden sağlık göstergeleri konusu daha detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Ülkeler gelir seviyelerine göre farklılık gösteren sağlık göstergeleri bakımından karşılaştırılmış ve yapılan tahmin analizleri neticesinde Türkiye’nin ve genel olarak dünya ülkelerinin sağlık göstergeleri gelecek eğilimleri ortaya konulmuştur. Ayrıca yapılan karşılaştırma ve analizlerden hareketle sağlık hizmetlerine ayrılan kaynak türlerinden (kamu sağlık harcaması, cepten sağlık harcama, vb.) hangilerinin bir toplumun ya da ülkenin sağlık hedeflerine ulaşmasında daha önemli olduğu saptanmış ve ülke sağlık sistemlerinin avantajları ve dezavantajları tartışılmıştır.
₺16,20KDV Dahil
₺21,60 KDV Dahil

Carl Sagan, keskin bakışını Evren’in muhteşem gizemine atmış ve dahası bunu dünya genelinde milyonlarca okurun rahatlıkla anlayacağı bir açıklıkla dile getirmişti.

Soluk Mavi Nokta işte bu taçlanmış çalışmanın adıdır. İnsan ırkı nihayet radikal anlamda yeni bir sınır bölgesine, yani uzayın sınırına gelip dayandığında, gelecek kuşaklar çağımıza geçip gitmiş bir zaman olarak bakacaklardır. Soluk Mavi Nokta’da Carl Sagan, kozmostaki bu muhteşem yeni tarihimizin izini sürüyor ve güneş sistemimizden çıkıp galaksilerin ötesindeki mesafelere yol alırken, bize daha önce bir karaltı gibi görünen bu yeni geleceği anlatıyor. Carl Sagan başka dünyaların keşfinin ve bu dünyalara olası yerleşimlerin ne bir fantezi ne de bir lüks olmadığı konusunda ısrarcı: elbette insan ırkının hayatta kalması için gerekli olan koşulların da farkında olarak sürdürülen bir ısrar bu...

“Müthiş ilham verici.”

-People-

“Çok güzel ve dokunaklı... Duygu ve zekayla desteklenmiş jargonsuz bir dil... Sagan’ın iyimser hayali... her bölümde parıldıyor.”

-Time-

“Giderek genişleyen uzay yolculuğuna ve keşfine somut ve şiirsel bir bakış... Tipik Sagan tarzıyla, savunduğu şeyleri muhteşem ve güzel kılıyor.”

-The San Diego Union-Tribune-

“Büyüleyici... [Sagan] evrenin müthiş zenginliğine gerçekten iman etmiş biriydi, ve her birimizi birer havari haline getirecek.”

-Entertainment Weekly-

“Güncel mucizelerle gelecekteki büyük meseleler arasında çok hararetli bir bağlantı kuruyor... Anlaşılması zor doğanın açıklığa kavuşturulması ve bilimsel araştırmanın büyüleyiciliği konusunda bundan üstün kitap yok günümüzde.”

-Scientific American-

“[Soluk Mavi Nokta’da,] Galileo, Einstein gibilerin söylev verdiği bir salon havası var.”

-Air & Space-

“Tutkulu, belagatli... [Sagan] düş gücümüzü ateşliyor ve bilimi müthiş bir drama dönüştürüyor.”

-Booklist-

“Belagatli, coşkulu... Türümüzün bu uçsuz bucaksız aleme açılma cesaretini göstermesi ve bir uzay uygarlığı kurması gerektiği yolunda çok inandırıcı bir tez oluşturuyor.”

-Kirkus Reviews-

₺22,50KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil

Bu kitap, internet dünyasında çeşitli bilişim suçları işleyen Siyah Şapkalı Hackerların “Hacking” alanında kullandıkları araçları ve yöntemleri öğretmek için hazırlanmıştır. Kitapta yer alan her konu özenle hazırlanarak hem daha kolay öğrenmeniz, hem de uygulamanız amaçlanmıştır.

  • Kali Linux Kurulumu
  • RAT, Stealer, Keylogger
  • Antivirüs Atlatma
  • Web Uygulama Güvenliği
  • Aktif Bilgi Toplama
  • Pasif Bilgi Toplama
  • OSINT, SHODAN
  • XSS Çeşitleri ve Saldırısı
  • Cross-site Request Forgery
  • SQL Enjeksiyonu Çeşitleri ve Saldırısı
  • SSI Zafiyeti
  • LDAP Enjeksiyonu
  • Komut Enjeksiyonu
  • Servis Dışı Bırakma Saldırıları
  • Ransomware

"Hackerların kötü amaçlı faaliyetlerini nasıl gerçekleştirdiklerini adım adım anlattığı için kitabı oldukça ilginç buldum. Kendimizi savunmanın en iyi yolunun saldırıların nasıl gerçekleştirildiğini anlamak olduğu kanısındayım. Kitap da bunu oldukça iyi anlatıyor."

Marcelo – “Zone-h.org” Administrator

₺19,50KDV Dahil
₺26,00 KDV Dahil
  • Asla hata yapmamalıyım.
  • Her şey kurallara uygun ve kusursuz olmak zorunda, aksi mümkün değil.
  • Bu işi de başaramadım, beceriksizin tekiyim.
  • Hata yaparsam bu her şeyin sonu olur.
  • Bir iş ya mükemmeldir ya da hatalıdır.
  • Hatalı olmaya tahammülüm yok. Her zaman kusursuz olmalıyım.
  • Ortalama başarı asla başarı olarak kabul edilemez.

Kendinizi bu ve benzeri düşüncelerle sık sık baş başa buluyorsanız, tebrikler! Mükemmel bir mükemmeliyetçisiniz! Öfke, kaygı, korku, çökkünlük hissi yakanızı bırakmıyor, bir türlü huzur bulamıyorsunuz. Peki ne yapacaksınız?

Bu kitabı okumakla işe başlayabilirsiniz! Uzman Klinik Psikolog M. Fatih Şiraz, Kusursuz İnsanlar Nasıl Tedavi Edilir? kitabında, mükemmeliyetçi kişilik özelliklerinin sebep olduğu ruhsal problemlere, davranışsal sorunlara ve ilişki problemlerine çözümler sunuyor.

Bu kitap, mükemmeliyetçi düşünce ve davranış kalıplarından mustarip olan, mükemmeliyetçilikle ilgili terapi desteği alma imkânı olmayan bireylere yardımcı olmak ya da terapi sürecindeki bireylere destekleyici kaynak sunmak için hazırlandı. Okuyun, uygulayın ve ‘mükemmel kalıplarınızdan’ kurtulun!

₺15,00KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil