1. Cilt: 486

2. Cilt: 496

3. Cilt: 552

4. Cilt: 488

₺142,50KDV Dahil
₺190,00 KDV Dahil
Tasavvuf, diri bir gelenektir. Her daim tazedir. Her devirde temsilcileri tarafından o devre uygun olarak aktarılır. Bu nedenle de insanlar üzerinde gerçek dönüşümler yaratır. Ancak zaman değiştikçe, yaşam ve insan da değişir. Bu değişimle birlikte rahatsızlıklar, şikâyetler ve sıkıntılar da değişir. Birliktelikler, ev yaşamı, iş yaşamı, sosyal yaşam, hayatın ritmi ve zihnin temel durumları da değişir. Bunlarla birlikte, gerçekleşmesi zorunlu bir değişim daha vardır: Değişen yaşama, değişen insana ve onun değişen sıkıntılarına verilecek ilacın da değişimi. Elbette özü sabit tutularak... Bugünün Tasavvufu; ağır tasavvuf kitapları ile hafif romanlar arasında kalan ve onu bulunduğu yerden alıp dengeli bir şekilde karşıya geçirecek köprünün arayışında olanların talebiyle yazılmıştır. Bugünün insanı için; bugünün yaşantısı, bugünün dili, bugünün örnekleri ve bugünün kavramları kullanılarak oluşturulmuştur. Hakikat, varoluştaki hiçbir zerreyi dışında bırakmaz. Ancak insanın Hakikat Yolu’nu bulması, ruhunu doyurması ve O’na yaklaşabilmesi için ilk şart “sorgulamak”tan geçer. Yani ilk emrin hayata geçirilmesi: Oku... Bu kitap, Hakikat Okyanusu’na önce kıyıdan bakmak, sonra sahillerinde dolaşmak, kendini hazır hissettiğinde ağır ağır içine girmek ve dilediği zaman da derinleşmek isteyenler için bugünün ruhuna uyumlu bir köprü olmak üzere yazılmıştır. İnsanın en büyük macerası “kendini bilme macerası”dır. Ve bu maceraya girenin yaşamı, bir daha asla eskisi gibi olmayacaktır...
₺17,25KDV Dahil
₺23,00 KDV Dahil

En tutucu kesimden en liberal kesime kadar din, hayatımızda önemli bir yer tutmaktadır. Dindarlık ve hayatı dinsel unsurlara göre şekillendirmek artık yalnızca belli bir kitlenin meselesi olmaktan çıkmıştır. Diğer yandan, İslam dininin temel değerleri toplum mühendisliği çerçevesinde yorumlanmakta ve dinin bireysel yanı ile toplumsal ve siyasi karşılığı arasındaki hassas bağ, siyasi açıdan işlevsel bir araca dönüştürülmektedir. Ne var ki bu tablo inancın yalnızca dinin ve geleneksel yapının etkisindeki halini ortaya koymaktadır. Din tartışmalarının gündeminde tam anlamıyla yer edinememiş olsa da, bireylerin toplumun belirlediği çizgiden ayrılarak kendi inanç biçimlerini yaratmaları ve hayatlarını bu şekilde yaşamaları da önemli bir konudur. Aynı ailedeki gençlerle yaşlıların dine çok farklı şekillerde yaklaşmaları, dinselliklerini farklı şekillerde tanımlamaları, ibadetlerini kendi yorumlarıyla gerçekleştirmeleri bu değişimin işaretlerinden biridir. Farklı dinlerin, inanç biçimlerinin karışımı olarak da görülebilecek bu yeni yaklaşımlar zaman zaman inanç kavramından bağımsız olarak benimsenmekte ve şifa bulma, başarılı olma gibi amaçlar için de bu yapılardan yararlanılmaktadır. İnanca yönelik bu arayışlar, dinselleşmenin yanı sıra, sistem eleştirisi ve hakikat arayışı gibi boyutlar da taşımaktadır.

Yeni Dinselleşme Eğilimleri ve Maneviyat Arayışları Türkiye’de sosyal antropolojinin bugüne kadar el atmadığı gelişmelere odaklanıyor, bugüne kadar ülkemizde çok değinilmemiş olan bireysel arayışları inceliyor.

“Gözde Aynur Mirza’nın duru bir Türkçeyle kaleme aldığı bu eser gelecekte bu alanda çalışmak isteyen genç bilim insanları için çok kapsamlı bir konu analizi ve zengin bir bibliyografya içeren yararlı bir rehber görevi yapacaktır. Uzun süre üzerinde durulacağını düşündüğüm bu konuda henüz çok az sayıda yapıt var. Gözde Aynur Mirza’nın özgün çalışmasının özellikle genç kuşaklar için oldukça zihin açıcı olacağı düşüncesindeyim.”

₺22,50KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil
Yılların okumaları, sorgulamaları, iç hesaplaşmaları; yaşamsal ve dinsel deneyimlerle birikimler, bir dindar insanı, bir aydını; kitaplı denilen dinlerden ve kitaplarından, yalnızca Ortadoğu coğrafyasında ortaya çıkan ve Tanrı’dan vahiy aldığını iddia eden akıl ve bilim dışı mucizelerin mucidi peygamberlerden nasıl uzaklaştırır? O kitaplı dinlerin ant içen, kullarını tehdit eden, şeytanla bahse tutuşan, durmadan aynı sözleri tekrar edip duran, ganimet alan, sık sık fikir ve karar değiştiren, peygamberinin evliliklerine ayet indiren ve yarattığı en güzel varlıklar olan kadınların saç kıllarıyla uğraşan Allah’tan, güzellik, sevgi ve akıl Tanrısı’na dönüş nasıl olur? 
Bu kitap işte bu süreci, İslam’dan Deizme giden yolu anlatıp ayrıntılıyor. Yazar’ın vardığı yer aydınlık, yargı ve belirlemeleri doğru ve yeni şartları kurtuluşumuzdur: “İman tazeledim… Artık benim imanının şartları: Tanrıya, bilime, sanata, edebiyata, Türklüğe, aşka, Atatürk’e, insan haklarına ve hukuka imandır.”
₺11,25KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil
Arif Tekin, “Kur’an’ın Tarihçesi ve Yazım Serüveni” isimli bu kitabında, Hicri üçüncü asrın ikinci yarısında yaşamış ve birçok kitap yazmış Ibni Ebi Davud’un Kitabu’l Mesahif/Mushaflar kitabını referans alıp, Islami kaynaklardaki bilgilerle karşılaştırarak; Hz. Muhammed zamanında Kur’an’ın kitap olarak var olup olmadığını inceliyor. 
Yazar bu kitabında da, Islami kesimin referans eserlerini temel almış; çalışmasının İİİ. Bölümünden itibaren farklı Mushafları ele alarak, halife Ebubekir, Hz. Ömer, halife Osman, Hz. Ayşe ve Ümmü Seleme’nin Kur’an çalışmalarını değerlendirerek okura sunuyor. Bu Mushaflara tek tek bakıldığında Kur’an ile ilgili birçok soru işaretleri göze çarpmaktadır. 
Arif Tekin Kur’an’ın yazım serüvenini sorgulayan bu kitabını, “Her şeyden önce eğer Kur’an’ın arkasında iddia edildiği gibi kainatın yaratıcısı olsaydı, onun ayetleri bu kadar sağlıksız bir şekilde toplanıp kitap haline getirilmezdi. Halife Ömer’in Kur’an bir milyon 27 bin harften ibaretti açıklamasına karşılık bugün var olan Kur’an’daki harflerin sayısı 323 bin civarındadır ki, Ömer’in iddiasına göre Kur’an’ın dörtte üçü şu an yoktur” cümleleriyle bitirmektedir. 
Dinin siyasetle iç içe olduğu, bilimsel görüşün ortadan kaldırıldığı ve din savaşlarının dünyayı kan gölü haline getirdiği bugünkü ortamda Arif Tekin’in dini sorgulayan bu çarpıcı kitabı mutlaka okunmalı.
₺15,00KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
Erol Sever, “Muhammed: İslam’ın Kaynakları-II” isimli bu kitabında: İsa ve Peygamberlik kökenli ilk Hıristiyanlık tasarımını, Batı Hıristiyanlığı ve İsa ile Muhammed karşılaştırması yaparak anlatıyor; Resmi İslam’ın Muhammed’in din tasarımı ile çatışması üzerinde duruyor; Ortodoks İslam tarafından Kur’an’daki metinlerin tahrif edilmesi iddialarını kaynak göstererek dile getiriyor; Muhammed’in İslam adı altında açıkladığı görüşlerine yansıyan İbrahim dininin ideolojik önemini kalın çizgilerle çiziyor. 
Erol Sever’e göre Muhammed; Süryani ve Elen Kiliselerindeki din adamları kastının verdiği zararları görmüş, fakat bu tabakanın oluşturduğu hiyerarşiyi engelleyememiştir. Hem Muhammed hem de Ortodoks İslam, İslam pagan, putperest ve semitik Hıristiyanlığın kalıntıları içinde gelişmiştir. Muhammed pagan geleneklere ve relik kültüne karşı mücadele etmesine rağmen, relik kültü Muhammed’in yaşadığı günlerde de varlığını sürdürmüştür. 
Erol Sever, Batılı İlahiyatçıların, Batı Hıristiyanlığının kökeninde Elen Hıristiyanlığının olduğunu iddia etmelerine rağmen, esas itici gücün Kudüs’teki ana kiliseden sonra Antakya’da kurulan ilk örgütlü Hıristiyan kilisesi Süryani Hıristiyanlığı olduğunu ortaya koymakta; tersini iddia etmenin altında Doğulu kökeni yadsımak ve Doğu’yu unutturmak gibi bir yanlış alışkanlığın yattığını hatırlatmaktadır. 
Yazar bu kitabında, Muhammed sonrası Ortodoks İslam’ın, politik nedenlerle İslam’ın oluşum tarihini değiştirerek, kendi resmi tarihini ve kendi resmi Muhammed imgesini oluşturma sürecini önemle mercek altına almaktadır. Günümüzde Kudüs’te yaşanan olaylarla birlikte Erol Sever’in bu kitabını okuduğunuzda, bölgenin dinsel açıdan geçmişini ve arka planını çok daha iyi anlayacaksınız. 
₺15,00KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

Semavi Dinlerin 4000 Yıllık Tarihi


Tek bir Tanrı’nın varlığı inancı –Allah, Tanrı, Yahveh– 4000 yıldır sürüyor. Tanrı’nın tarihsel öyküsü, aynı zamanda insanoğlunun mücadele öyküsüne denk düşüyor. Musevilik, Hristiyanlık ve İslamiyet, Tanrı’nın iyi olduğunu iddia ederken, organize din şiddete ve kökü kazınamaz bir önyargıya sık sık katalizör oluyor. Bu müthiş, geniş çaplı ve orijinal inanç serüveninde, Karen Armstrong, toplumların tek Tanrı inancına olan mutlak sadakatini ve bunun yarattığı pek çok çelişkili görüşü inceliyor. Karşılaştırmalı, sıra dışı bir ibadet ve savaş öyküsü olan Tanrı’nın Tarihi bizi hayatımızın en temel gerçeğiyle yüzleştiriyor.Klasik felsefeden Orta Çağ Mistisizmi’ne, Reformasyon’dan Aydınlanma’ya ve modern çağın kuşkuculuğuna, Karen Armstrong’un tek tanrılı dinlerin entelektüel tarihini tek bir ciltte toplamış olması bir mucize gibidir.



“Binlerce meraklı okuru tatmin edip bilgilendirecek müthiş ve takdire şayan bir eser.”


-The Washington Post Book World-



“Üç büyük dinin karşılaştırmalı tarihini araştırmacı bir şekilde inceleyen bu kitap, dinî düşüncelerin kök saldığı, büyüdüğü ve yeşerdiği sosyopolitik zeminleri korkusuzca aydınlatıyor.”


-Publishers Weekly-



“Nüktedan, bilgilendirici ve düşündürücü: Armstrong karmaşık düşünceleri sadeleştiriyor ama basitleştirmiyor.”


-New York Times Book Review-



“Yalnızca her şeyi bildiğini sananlar Armstrong’un Tanrı arayışından etkilenmeyecektir.”


-Economist-



“Armstrong, üç büyük dinin değişken Tanrı algısının çok iyi yazılmış bir genel değerlendirmesini sunuyor. Ayrıca epey din tarihi bilgisi de vererek, bu dinlerle ilişkili çeşitli filozoflardan, mutasavvıflardan ve reformculardan bahsediyor.”


-Library Journal-



“Armstrong saygılı bir merak duygusu ve cömert bir ruhla bu eseri kaleme almış. Konu hakkında bilgi sahibi olanların hafızasını tazeliyor ve acemilere yol gösteriyor.”


-Daily Telegraph-



“Armstrong üç tek tanrılı dini tartışırken, aynı zamanda tasavvufa ve din felsefesine de değiniyor. Okunmaya değer ve provokatif olan bu kitap, dinî araştırmalara büyük bir katkıda bulunmakta.”


-Booklist-



“Armstrong, sıra dışı bir araştırmayla, Museviliğin, Hristiyanlığın ve İslamiyet’in, günümüz anlayışına varana kadar gelişimini inceliyor.”


-Kirkus Reviews-



“Armstrong her bir dinin birbirini nasıl etkilediğini ve her birinin nasıl felsefi, politik ve bilimsel gelişmelerden etkilendiğini anlatıyor. Armstrong’un tutkulu, neredeyse heyecan dolu üslubu, hem konunun önemine değiniyor hem de dengeli ve adil.”


-AudioFile-



“Son derece akıcı bir kitap… Bu soru çok önemli: Tanrı’nın bir geleceği var mı?”

₺39,92KDV Dahil
₺49,90 KDV Dahil

İslam tarihinin en acımasız örgütü!

Hasan Sabbah, tarihin belki de en yıkıcı adamıdır. Tarih belki de bu kadar kan dökülmesine sebep olan başka bir adam görmemiştir.

Ömer Rıza Doğrul, giriş bölümünde, İslam dünyasının tamamında etkili olacak kadar derin ve yıkıcı yöntemlerle suikastlar düzenleyen Haşhaşileri masaya yatırıyor. Hasan Sabbah ve fedailerinin kanlı eylemlerinin gerisinde yatan fikri tarihi belgelere dayanarak gözler önüne seriyor.

Asıl bölümde kaleme alınan sürükleyici romanda ise okuyucuyu Hasan Sabbah ile Doğu’nun fatihi Selâhaddin Eyyûbi’nin arasında geçen bir kaçırılma hikâyesinin içine çekiyor. Romanın arka planında, Ortadoğu’daki ilk derin devlete, Kudüs’ün fethine ve ince örülmüş bir aşk hikâyesine tanıklık ediyoruz. Salâhaddin, büyük bir zafer kazanırken pek kıymetli, pek büyük bir arkadaşını kaybetmişti.

Emir Haydar’ın son hamlesiyle tamamlanan bu zafer, Hıristiyanların Suriye ve Filistin sahillerine çıktıkları günden beri uğradıkları ilk mühim hezimetti. 90 seneden fazla bir zamandan beri bu havalide at oynatan Ehli Salip, ilk defa hasımlarının ezici ve müthiş bir darbesini yemişti. Ehli Salip’in bu 90 senelik tarihi hiç de şerefli değildi; hep kan dökmek, soygunculuk ve çapulculuk etmekten ibaretti.

₺22,50KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil

“…halife saraylarının halıları üzerinde yürüdüm, sultanların meclislerinde hazır bulundum; ama sevgilinin sevgiliye olan görkeminden daha görkemli bir şey görmedim. Prensleri mağlup eden fatihlerin zaferini, vezir­lerin nüfuzunu, mevkilerinin keyfini süren devlet ricalini gördüm; ama sevgilisinin gönlüne sahip olduğundan, onun ilgisinden ve aşkından emin olan bir sevenin mutluluğundan daha coşkulu bir sevince şahit olmadım.”

Sevdin diye kınıyor beni aşk nedir bilmeyenler Konuşmuşlar susmuşlar ne önemi var? Umurumda olmaz ayıplamaları beni aşk için İster yüzüme konuşsunlar ister köşelerde fısıldaşsınlar

Elinizdeki eser pek çok dünya diline çevrilmiş bir aşk klasiğidir. Arapçada “güvercin gerdanlığı” deyimi “kişinin devamlı yanında taşıdığı, hep birlikte olduğu ve hiç ayrılmadığı şey­ler için kullanılan bir ifade” şeklinde tanımlanır. Nasıl ki gü­vercinin boynundaki halka şeklindeki tüyler onu farklı kılan ve ondan hiç ayrılmayan bir özellikse, aşkın mahiyetini ifşa eden bu kitap da okuyucunun bir gerdanlık gibi boynuna taktığı yoldaşı ve aşk kılavuzudur.

- Mehmet Hakkı Suçin -

₺18,75KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil

Müslüman bir birey açısından yaşadığı hayatta en çok ihtiyaç duyacağı şeylerin başında, dünya hayatında Allah’ın razı olacağı bir hayat tarzına sahip olmak ve ahiret hayatında kurtuluşu elde ederek Rabbinin lütfu sayesinde cennete kavuşmak gelmektedir. Elinizdeki bu eser, dünyada Allah’ın razı olduğu makbul ve muteber olan bir hayat anlayışına nasıl sahip olunacağı ve ahirette de kurtuluşu elde etmek için nelere dikkat edilmesi gerektiğine dair sorulan sorulara İbn Hazm’ın verdiği cevapları içermektedir. Zahiri ekolün önemli bir temsilcisi olan İbn Hazm, benimsediği bu zahiri yönteme sadakat gösteren bir duruşla, eserini kısa bir girişten sonra on başlık altında tasnif etmek suretiyle Kur’an ve hadis ekseninde takdim etmiştir.

Kulu Rabbine en çok yaklaştıracak, gazabı ve öfkesini uzaklaştıracak, işlenen günahların bağışlanmasına fayda sağlayacak amellerin neler olduğu; Müslüman bir kimsenin talep etmesi gereken ilimler; nafile oruç, namaz ve sadakanın Allah katındaki fazilet derecesi; fitne zuhur ettiğinde takınılacak tavır; büyük günahların konumu; iyiliği emretme ve kötülükten alıkoyma ve tövbe felsefesi eserde yer alan konulardan bazılarıdır.

₺10,53KDV Dahil
₺14,04 KDV Dahil

Tyanalı Apollonius, insan suretindeki Tanrı’dır.

Flavius Philostratus, İS 220

Tyanalı Apollonius, bizim yol göstericimizdir.

Bitniya Valisi Sossius Hierocles, İS 302

Apollonius’un eserleri yakılmalı, mabetleri yıkılmalıdır.

İmparator Konstantin, İznik Konsili, İS 325

Tyanalı Apollonius, 1. yüzyılda, Paganların bilge peygamberi olarak ünlenmişti.

Gauter d’Arras, 1160

Tyanalı Apollonius, İslam âleminde ve Arapçada, Balinius olarak tanınmış yüce bir âlimdi.

Cabir bin Hayyan, İS 800 civarı, Kitab al Hacer’ala Re’i Balinius

1. yüzyılda yaşamış olan Apollonius, çok esrarengiz bir adamdır ve onun mucizeleri Hıristiyanlıkla şaşırtıcı benzerlikler gösterir.

Jacob Burckhardt, 1852

Tyanalı Apollonius, 1. yüzyıldaki Pagan Mesih’tir.

A. Reville, 1865

Gerçek İsa, Tyanalı Apollonius’tur.

Valter Seigmeister, 1947

Tyanalı Apollonius, Hıristiyanlığın gerçek kurucusudur.

Alice Winston, 1954

₺14,25KDV Dahil
₺19,00 KDV Dahil

Muhammed Lutfî Efendi, namıdiğer Alvarlı Efe, doğduğu, yaşadığı ve eserler verdiği şehir Erzurum’un ilmî, ahlakî ve edebî geleneğine önemli ölçüde tesir etmiş bir gönül eridir. O hem Alvar Köyü’nü ilim, irfan ve sanat merkezine

dönüştürüp burada geleneksel esaslara bağlı kalarak öğrenci yetiştiren bir müderris; hem halkı irşat ederek gönüller fetheden bir mürşit, hem de unutulmaya mahkûm edilen şiir dilini ihya eden bir hakikat şairidir. Müderris, mürşit ve

şair olmasının yanı sıra Alvarlı Efe bir yanıyla da halkına önder bir imamdır. İşgal ve zulümle dolu zamanlarda kurduğu müfreze ile düşmana karşı en ön saflarda mücadele etmiştir. Muhammed Lutfî Efendi, imamlık makamının ilmi, irfanı ve

vatanperverliğiyle hakkını vermiş, Peygamber mirası bu makamı şâd etmesi nedeniyle de ruhlarda ve zihinlerde derin izler bırakmıştır.

(Tanıtım Bülteninden)

₺12,00KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil

Atanın üstadı Hızır Aleyhisselam’dır. Ona şöyle

pend ü nasihat etmiştir: ‘Yâ Hamza! Kimseye evvel

hamle etmeyesin. Kaçanı kovalamayasın. Senden

eman dileyenin emanını kesmeyesin. Kuvvetinle

mağrur olmayasın. Altın ve akçeyi hesapsız

taşıyasın. Avradını nikâhsız tutmayasın.’

Hikâyelerin hâkim konusu kâfire karşı savaştır.

Olaylar, mekânlar, kişiler değişir fakat ana tema

devam eder. Cihat sahnelerinde düşman öncelikle

İslam’a davet edilir. Müslüman olması durumunda,

İslam’ın bütün ahlaki vasıfları bu şahsiyete

yüklenir ve tam bir Müslüman muamelesi görür.

Artık namusludur, güvenilirdir, özü sözü birdir...

Hikâye boyunca da o şahsın artık hiçbir hatası,

kusuru görülmez. Şayet düşman Müslüman

olmazsa, o zaman da güç dengeleri gözetilerek

savaşılır.

Bütün bu özellikler dikkate alındığında, hikâyelerin

daha ziyade yeniçeriler arasında dinlendiği de göz

önünde bulundurulursa, Hamzanâmelerin İslam’ın

cihat ruhunu canlı tutan ana kaynaklardan biri

olduğu anlaşılmaktadır.

(Tanıtım Bülteninden)

₺16,50KDV Dahil
₺22,00 KDV Dahil

“Sorgulayıp anlamaya çalıştığım, Müslüman insanı –bütün gayretlerine rağmen– geliştirmeye yetmeyen dindarlık türünün iç kıvrımlarıdır. Diliyle sürekli Allah’ı anmasına ve su¨rekli dini etkinliklerde bulunmasına rağmen, kendisi gibi olmayanlar u¨zerinde derin bir saygı ve hatta imreniş uyandıramayan Müslu¨manlık biçiminin, Allah’ın muradıyla örtu¨şeceğini du¨şu¨nemiyorum.

Tabii ki ‘Allah’sız Mu¨slu¨manlık’ ifadesi, kâfirlik ve inkârcılık suçlaması kastıyla seçilmiş değildir. Bu isim ‘Mu¨slu¨man kişinin Allah ile iletişimini geliştiremeyen dindarlık’ tanımlamasının kısaltılmışı sayılabilir.

Peki, böylesi dindarlık nasıl bir şeydir?”

Yıllardır dillerden düşmeyen şiirleri, senaryoları, romanları ve politik denemeleriyle tanıdığımız Ömer Lütfi Mete’den çağımızın Müslümanlığına dair “içeriden” bir eleştiri... İslam’ı nasıl yaşıyoruz ve nasıl yaşamalıyız? Onu aslında modern hayatın kimi ihtiyaçlarına göre yeniden dizayn mı ediyoruz? İslam en son ve en mu¨kemmel din olduğuna göre, mensupları neden yu¨zlerce yıldır geriliğin ve ezikliğin girdabından kurtulamıyor?

Allah’sız Müslümanlık, İslam’ı yaşama sorununa dair güncelliğini hiçbir zaman yitirmeyen bir ahlaki el kitabı…

 

(Tanıtım Bülteninden)

₺16,88KDV Dahil
₺22,50 KDV Dahil
Yahudiler, Mescid-i Aksa'nın altında kendileri içinkutsal sayılan Süleyman Mabedi ile Musa'nınsandığının bulunduğuna inanır.Onlara göre sandığın içinde eski ahit vardır.Yahudilere göre hem Süleyman Mabedi’nin yeniden inşası, hem de sandığın geri alınması için Mescid-i Aksa'nın yıkılması gerekir. Bu nedenle İsrail yıllardır arkeolojik kazı çalışması altında Mescid-i Aksa'nın altını oymakta, orada tüneller kazarak, kendi kendine yıkılmasını sağlamaya çalışmaktadır.Şu an Mescidi Aksa'nın yıkılması için tüm hazırlıklar yapılıyor, kutsal mekânın altına kazılan tünellere bomba ve dinamit yerleştiriliyor. Bir gün gelecek bu bombalar patlatılarak Mescidi Aksa yıkılacak veİsrail Mescidi Aksa'nın bulunduğu yereSüleyman Mabedini inşa edecek.Bunun için geri sayım başladı. Mescidi Aksa'yı 2020 yılında yıkıp yerine Süleyman Mabedini yenideninşa etmeyi planlıyorlar.
₺22,50KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil
İslam dinini metafizik anlatılar düzleminde ve salt inançsal içerikle değerlendirmek gerçeği görmeyi engelleyen büyük bir yanılgıdır. Bu yanılgıdan kurtulup İslam’ın doğuş yıllarındaki toplumsal yapı teşhis edildiğinde Hazreti Muhammed’in mesajının ne denli sınıfsal bir mahiyet taşıdığı apaçık bir biçimde görülecektir. İşte bu nedenle biz İslam’ı toplumsal bir hareket olarak görmekteyiz. İslam’ın toplumsal bir hareket olduğu gerçeğini gören pek çok Müslüman düşünür onu yeni ve çağdaş bir okumaya 
tabi tutmak durumunda kalmıştır. 
Biz de bu çalışmada bu yöndeki çabalara 
bir katkı sunmak istiyoruz.
₺24,00KDV Dahil
₺32,00 KDV Dahil
Bugün Müslümanların çoğunluğuna bakarak İslam’ı doğru anlamak ve değerlendirmek mümkün değildir. Zaten İslam’ın ölçüsü Kuran’dır; Müslümanlar değildir. Kuran ayetleri sadece iman etmeyenlere değil iman edenlere de uyarı niteliğindedir: Ey iman edenler! Hep birlikte İslam’a (teslimiyet yoluna) girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin! (Bakara 208) ve Ey iman edenler! İman edin Allah’a, O’nun elçisine, elçisine indirdiği kitaba! (Nisa 136) gibi ayetlerde, İslam’a ve iman etmeye davet edilenler zaten iman etmiş olanlardır. 

Demek ki farkında olarak ya da olmayarak imanımızı teslimiyet yolu olan İslam’ın temel ilke ve değerlerinin dışına çıkarmakta, inanan bir insana yakışmayacak davranışlarda bulunmaktayız. Belki de bundan dolayı: Eğer inanan kimselerseniz, imanınız ne kötü şey emrediyor size! (Bakara 93) ve Şimdi siz vahyin bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? (Bakara 85) gibi ayetler ile uyarılmaktayız. 

Allah’ın vahyi olan Kuran’a uygun olmayan birçok inanç ve iddia, İslam adına ortaya atılmakta, Allah’ın insan aklı ve yaratılışına uygun kıldığı din, tanınmaz ve yaşanmaz hale getirilmektedir. İslam’ın gerçekte ne olduğunun görülebilmesi için, Kuran ayetlerinden hareketle öncelikle İslam’ın ne olmadığının ortaya konulması gerekir. İslam’ın ne olmadığı anlaşıldığında, gerçekte İslam’ın ne olduğu ve neden insan aklı ve yaratılışına en uygun inanç olduğu da anlaşılacaktır.
₺15,00KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
Kadın her toplumda ve her inançta en çok tartışılan konu olmuştur. Kimi toplumlarda, bırakın üzerinde tartışılmayı, insan yerine dahi konulmamış, yok sayılmıştır. 
Gerek tahrif edilmiş semavi dinler gerekse kültürel eksenli inançlar, hangisine bakarsanız bakın tarihin derinliklerindeki 'kadın profili' sizi dehşete düşürecek niteliktedir. Bu dehşet verici durum, İslam dininin de içine sızarak devam etti. 
Yahudilik ve Hristiyanlıktaki inancı ve geleneği İslam’a ait bir düşünceymiş gibi dayattılar. Kadını 'uğursuz' kelimesiyle yanyana getirmeye çalıştılar, onu aşağıladılar, ikinci sınıf muamelesi yaptılar, silikleştirdiler, sindirdiler. 
Bu kitap işte tüm bu tahrifatın izini sürerek, yanlış algılara cevap niteliğinde kaleme alındı. Kadın hakikatini anlamak, ona hak ettiği yeri iade etmek için acizane bir gayrettir. Ya da "seni duyan Bir'i var"a sığınarak yazılan bir 'uyanış manifestosu' olarak da okunabilir!
₺15,00KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
Hava karardıkça bende bir sen başlar, susamayacak kadar dolu konuşamayacak kadar yorgun gönlünü hissederim mesafelere aldanmadan. 
Acını anlatamazsın ama “acıyla” anlatabilirsin heybenden dökülenleri. 
Daha konuşmaya başlamadan ne diyeceğini bilen Rabbine açarsın avuç avuç azabını. 
Gaflet kalkar, şerrin içindeki hayırları görmeye başlar vicdanın. 
Ve anlarsın. 
Aslında Allah senin için çok güzel yollar yaratmış... 
Ve anlarsın 
Ateş Ibrahim’i yakmadıysa 
Balık Yunus’u yemediyse 
Bıçak Ismail’i kesmediyse 
Deniz Musa’yı boğmadıysa 
Sen de umutlarını "Kün Fe Yekün" ayetiyle büyütmelisin...
₺15,00KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

İmam Rıza şöyle dedi:

“Ulu ve Yüce Allah, Kesinlikle! Size hayırlı ve faydası olmayan hiçbir şeyi yemenize ve içmenize izin vermemiştir. Ancak onun dışında sizin için fayda ve hayır varsa yiyip, içiniz!

Allah, zararlı, faydasız ve kötü olmayan hiçbir şeyi size haram kılmamıştır. Bundan dolayı sizin bedeninizin ve cisminizin kuvvetlenmesine faydalı olan her şeyi helal kılmıştır!”

İmam Rıza şöyle dedi:

“Allah kesinlikle, bedene derman ve tedavisi olmayan hiçbir hastalığı müptela etmemiştir. Her çeşit hastalık için bir çeşit derman, bir çare ve reçetesi vardır.”

(Tanıtım Bülteninden)

₺9,00KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil

Allah’ın Elçisi Hz. Muhammed Mustafa şöyle dedi:

“Yakın bir zamanda benim bedenimden bir parça Horasan diyarına defn edilecektir. Sıkıntılı ve günahkâr olan kimse yoktur ki, O’nu (İmam Rıza) ziyaret etmiş olsun ve Allah onun günahlarını bağışlamamış olsun!”

Müminlerin Emir’i Ebu Talip oğlu, İmam Ali şöyle dedi:

“Horasan diyarında Tus (Meşhed) şehrinde benim oğullarımdan birisi (İmam Rıza), zehirlenerek ve mazlum olarak şehit edilecektir. O’nun ismi benim ismimdir. Babasının ismi, İmran’ın oğlu Musa’nın ismidir. Bilesiniz ki; her kim O’nu gurbette ziyaret ederse, Yüce ve Ulu olan Allah, o kimsenin hatta gökteki yıldızlar, yağan yağmur damlaları ve ağaçların yaprakları kadar çok günahı olsa bile bütün günahlarını bağışlar!"

(Tanıtım Bülteninden)

₺10,50KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil
HIRİSTİYAN PROTESTANLIĞININ VE KIZILBAŞ İNANCININ DOĞUŞU 

Hıristiyan Protestanlığının ve Kızılbaş İnancının Doğuşu kitabı, gerek işlenen konular gerekse yaklaşım bakımından ve 1890’lı yıllarda kaleme alınmış olması açısından “dönemin önemli belgesi” niteliği taşımaktadır. Dağavaryan’a göre hiçbir din veya inanış tamamıyla yeniden yaratılamaz. Mutlaka daha önce var olan dinlerden ve inançlardan doğar; yüzyıllar süresince etkileşime uğrayarak değişir. Bu araştırmada Nazaret Dağavaryan kaynak inançları inceleyerek, Protestanlığın ve Kızılbaşlığın bu inançlardan nasıl doğduğunu ve mevcut zamandaki durumlarını irdelemiştir. 

“25 Aralık 1862’de Sivas’ta doğdum. İstanbul’a gelerek, Amenapırgiçyan Okulu’na başladım; mezun olduktan sonra 1878’de Fransa’ya gittim. 1883’te İstanbul’a döndüm; birkaç ay Ziraat Nezareti’nde çalıştıktan sonra, memleketim Sivas’taki mektebe müdür oldum. Bu arada İstanbul Ermeni gazetelerine makaleler yazıyordum. 1885’te İstanbul’da kurmuş olduğum ‘Kidagan Şarjum’ (Bilimsel Hareket) dergisinin yayınını da sürdürüyordum. 1887’de Fransız Hastanesi’nde asistan doktor olarak işe başladım, 1889’da Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi’nde başkâtiplik yaptım. Sultan Hamid zulmünün doruğa çıktığı dönemdi, sürekli evimde arama yapılıyor ve beni sorguya çekiyorlardı. 1896’da hapsedildim, dört ay sonra genel aftan yararlanarak serbest bırakıldım. 
Katolikos (Baş Patrik) seçimleri nedeniyle Kafkasya’da bulunduğum sırada, Osmanlı Meclis-i Mebusanı’na, Sivas’tan mebus seçildim. Koyu bir milletperver olarak Osmanlı Parlamentosu’nda, toprak sorunu ve millî hakların korunması konularında, sert tartışmalara girdim. Soydaşım olan Ermeni mebuslarla tartışmaya girip [Hürriyet ve] İtilâf Partisi’nin kurucularından biri oldum.”
₺11,25KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil
Sünni toplumla karşılaştırıldığında Alevilikte kadın ile erkeğin eşit olduğu yaygın olarak benimsenen bir görüştür. Alevi inancında yer bulan eşitlik söylemi ve pratiği sanki toplumsal ya da gündelik hayatın içinde aynen varmış gibi düşünülür, kabul edilir. Doğruluk payı taşısa da bunun inanç ve toplumsal hayat ayrımını ortadan kaldıran bir yanılsama olduğu söylenmelidir çünkü inanç referanslarının söyledikleri ile toplumsal yaşamın ürettiği pratikler arasında büyük bir fark vardır. Bu farkı göz ardı ederek eşitlilik sloganını yinelemek ne yazık ki Alevi toplumunda kadın ile erkeğin eşit olmadığı gerçeğinin üstünü örtmeye yarar ancak. Nitekim inanç ve toplumsal pratik arasındaki farkın silikleştirilmesi, Alevi kadının Alevi toplumu içinde bir mücadele içine girmesini hâlâ zorlaştırmaktadır. 
Elinizdeki kitap, tarihselden güncele bir yolculuğa çıkarak inançla toplumsal pratik arasındaki ayrım çizgisini izleyip inanç ve söylemdeki eşitlik iddiasını tekzip ediyor. “Bizde kadın-erkek yok, can var” mitini sorgusuz bir inanmışlıkla üreten söylem ve pratiği, bunun toplumsal hayattaki karşılığını eleştirel bir bakışla çözümlüyor.
₺15,00KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
Bu kitabı hazırlamaktaki kastımız, müslümanların içinde bulundukları geri kalmışlık ve zillet konumuna düşüş sebeplerinden birisi olan dinlerine bağlanma ve güven duymadaki gevşekliği ve zaafiyeti giderme sürecine ve gayretlerine katkıda bulunmaktır. 

İtikat ve iman etmek, dine bağlılığın başı ve esasıdır. Hayata bakış açısıdır. Bu esastaki hata, boşluk, gevşeklik ya da sapma, dine bağlılık iddiasını da, amelleri de boşa çıkartır ve hidayette sandığı halde kişiyi delalete düşürür. Onun için itikat etme ve iman en önemli ve en ciddî bir meseledir. Onda yanlış yapmamak ve sağlam olmak için ona giden yolun yani yöntemin iyi kavranması kaçınılmazdır.
₺12,15KDV Dahil
₺16,20 KDV Dahil
₺30,00KDV Dahil
₺40,00 KDV Dahil
Yayın dünyasında, tek kişi tarafından hazırlanan ve Müslümanların siyasi tarihini Hz. Âdemden günümüze kadar inceleyen Müslümanların Tarihi eserinin, taşıması çok daha kolay olan 12x17 cm boyutlarındaki integral cilt baskısı yayınlandı. 

İhsan Süreyya Sırma hoca bu çalışmasında, sadece dünya Müslümanlarının tarih boyunca hangi devlet isimleri altında ve kimler tarafından yönetildiklerini anlatmıyor aynı zamanda yaptığı yorumlarla geçmişte yaşananların günümüzdeki anlamına da işaret ediyor ve bundan nasıl dersler çıkarmamız gerektiğine dikkat çekiyor.  

Müslümanların Tarihinin 1. cildi, Tarih Nedir? sorusunun cevabını aramayla başlıyor. Tarihin, Kur'an'dan ayrılması mümkün olmayan, onunla kâim, insanı ideale götüren bir ilim olduğu vurgulanıyor. Âdem (a.s) ile başlayıp kıyamete kadar devam edecek olan tarihin, sadece okullarda okutulan geçmiş hadiseler kronolojisi olmadığını; bilâkis insanoğlunun yaşamıyla çok yakından ilgili ve yaşanan hayatın kendisi olduğuna dikkat çekiliyor. Daha sonra tarihin temel kaynaklarından biri sayılan Kuran ayetlerinden hareketle ilk insan ve ilk peygamber Hz. Âdemin hayatından başlayıp tüm peygamberlerin hayatları anlatılıyor.  

Müslümanların Tarihinin 2. cildi, Hz. Muhammedin İslamı tebliğ görevini üstlenmesiyle başlıyor. İslâmî tebliğin kolay olmadığı, işkence çekmeden, ezâ görmeden bu ilâhi görevin yerine getirilemediği, Sünnetullahın bu olduğu anlatılıyor. İslâmî tebliğ yüzünden sadece Hz. Muhammed (s.a.s) ve ashabının değil, onlardan önceki peygamberler ve onların ümmetlerinin de bu uğurda işkence çektikleri vurgulanıyor. Daha sonra Hz. Muhammed (s.a.s)in Medinede geçen son on senelik peygamberlik döneminin hem sosyal yapılanma hem de askerî cihâdla/savaşla geçtiği anlatılıyor. Cihâdın gayesinin insanları zorla Müslüman yapmak olmadığı, tek amacın Allahın mesajının insanlara ulaştırılma gayreti olduğu, bunu önlemeye çalışanlarla mücadele edilmesi gerektiği vurgulanıyor.  

Müslümanların Tarihinin 3. cildinde, Hz. Peygamberin vefatından sonra hilafete seçilen Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Alinin yaşadığı dönem ile daha sonra yönetimi ele geçiren Emevilerin saltanat dönemi inceleniyor. Müslümanların ilk yöneticileri olan ve daha sonra gelecek yöneticiler için en uygun model olduğu için Örnek Halifeler Dönemi olarak anılan bu dönemde görev yapan Halifelerin yönetime getirilişleri ve İslam Devletinin temellerinin atıldığı  
süreç anlatılıyor. Ayrıca, daha Hz. Osman hayatta iken halifeliği düşünmeye başlamış olan Muaviyenin bir vali olarak devlet başkanı olan Hz. Ali'ye itaat etmeyişinin ictihâd olarak değerlendirilemeyeceğine dikkat çekiliyor ve bu uygulama ile Müslümanların Tarihinde bir kırılma yaşandığı ve saltanat döneminin başladığı vurgulanıyor. 
₺127,50KDV Dahil
₺170,00 KDV Dahil

“… 2013’ün Nisanı’nda İstanbul’dan New York’a gidecek uçağa bindiğimde başıma geleceklerden habersizdim elbette. Bir önceki seyahatimde tanıştığım bir Şaman yardımcısının daveti ve bir dostun ısrarı üzerine çıktığım bu yolculuğun, yaşamımın en sıra dışı yolculuğu olacağını da bilemezdim.”

Şamanizm, bugüne kadar çok sayıda araştırmacı tarafından pek çok kez ve çeşitli tarzlarda yazıldı. Kimi zaman ilgi uyandıran ve renkli, kimi zaman da bilimsel bir üslupla. Elinizdeki kitapta ise ilginç bilgiler ve akıcı bir tarzla karşılaşıyoruz. Özellikle, yazarın, Kofan Kızılderili Kabilesi’nin “Ayahuasca Seremonilerini” anlattığı bölümü soluksuz okuduğumu söylemeliyim. Prof. Dr. Hicran Yusufoğlu

Modern araştırmacıların “ruh molekülü” olarak adlandırdıkları Ayahuasca, gerçekten de bir şamanın dediği gibi, “15 dakikada bin yıllık deneyim edinmenin yolu” mudur?

₺16,50KDV Dahil
₺22,00 KDV Dahil
Bir nefeste Alevilik 

‘Alevilerin Kitabı; Alevilerin yol ve erkanını, kısa tarihini, ritüellerini, özel günlerini, geleneklerini, erenlerini/evliyalarını/dedelerini/pirlerini, ocaklarını, kutsal mekanlarını, ziyaretlerini, dergahlarını, yaşadığı katliamları, başkaldırılarını, deyişlerini, gülbenklerini bir el kitabı, bir sözlük, bir takvim, bir ajanda formatında ele almaktadır.’
₺18,75KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil

Allah’ın adıyla, Allah aşkına yaptığın her şey sana misliyle geri döner.
Senin çok istediğin bir şey var ve
bunu yaşamına çekmen için şimdi
bu boyutun ötesini keşfetmen gerek…
Bu kitaptaki tüm dualar, uygulamalar, ritüller ve yollar
seni dileğine yaklaştırsın Allah’ın izniyle.
AMİN

“Size ulaşan her nimet Allah’tandır.”
Nahl Suresi/53
Belki tüm kapılar kilitliydi
Ama biz yine de çok umutluyduk
Çünkü biz Allah’tan istemiştik.

“Kullarım, sana Beni sorarlarsa, bilsinler ki Ben muhakkak onlara pek yakınım. Beni çağırdığı, bana dua ettiği anda, dua edenin duasına cevap veririm.”
BAKARA SURESİ/186. Ayet

Değerli Dostum,

Bu kitapta sana ışık tutacak yollar var. Dualar, ritüeller, uygulamalar, ışık olacak yöntemler... Arınma yollarından aşka, şifa dualarından seni derinleştirecek formüllere, bereket çalışmalarından doğru enerjilere yaşamını kolaylaştıracak, seni frekans olarak yükseltecek yolları denediğinde, kapıları açmanı umuyorum. Her sayfasıyla bir adım atacağın, bir dönüşüm elde edeceğin, dileğine seni yaklaştıracak bir kitap olsun dilerim (ve öyle de oldu). Kitaptaki gül kokusu senin ilhamın olsun bu yolda, senin için hazırladığım bu kitap senin dönüşümün olsun. Dileğini tutup duanı oku, elindeki şifa enerjisini aç ve hazır olduğunda kitapta bir sayfada dur elinle. Niyet et. O gün, o senin sayfandır... Kalbine Allah’ı koy ve unutma: O sana şah damarından da yakın. Dua ve Sevgiyle…

(Tanıtım Bülteninden)

₺22,50KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil

Sadece yazarın şiirsel kavrayışıyla değil, aynı zamanda İslamın geniş kültür alanındaki tartışılmaz bilimsel hâkimiyetiyle de dopdolu."

–International Journal for  Philosophy of Religion

 

“İngilizcede İslam mistisizmiyle ilgili en kapsamlı çalışma."

–Religious Studies Review

 

"Konuyla ilgili en kapsamlı ve tatmin edici araştırma olup, bilgi kadar empati ve duygu dolu.“

–History of Religions

 

"Sadece standart bir giriş olmakla kalmayıp, aynı zamanda İslamın  bu boyutuyla özel olarak ilgilenenler için temel başvuru kaynağı da oldu."

–Journal of the American  Oriental Society

₺35,25KDV Dahil
₺47,00 KDV Dahil
₺24,38KDV Dahil
₺32,50 KDV Dahil
₺15,00KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
₺18,75KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil
₺12,00KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil
₺9,75KDV Dahil
₺13,00 KDV Dahil
₺13,50KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil
₺25,13KDV Dahil
₺33,50 KDV Dahil
₺28,80KDV Dahil
₺36,00 KDV Dahil
₺10,50KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil