Cicero (MÖ 106 - MÖ 43): Romalı büyük devlet adamı, hatip ve düşünür. Gençliğinde felsefe ve hukuk eğitimi aldı. Hitabet sanatındaki ustalığıyla consul’lüğe dek yükseldi. Roma’yı birey, geleneksel toplum düzeni ve devlet üçgeninde ele alan konuşmaları, felsefi ve teknik eserleriyle her çağın insanını etkilemeyi başarmıştır.

Cicero, Platon’tan esinlenerek diyalog biçiminde yazdığı Dostluk Üzerine’de, Quintus Mucius Scaevola, Gaius Fannius ve bu ikisinin kayınpederi Gaius Laelius’u konuşturur. Başkonuşmacı Gaius Laelius, Scipio ile dostluğundan söz eder ve dostluğun mahiyeti, nasıl insanlara bahşedildiği, faydaları, sınırları hakkında bilgece yanıtlar ve öğütler verir.

 

₺7,50 KDV Dahil
₺10,00 KDV Dahil

İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi ordusu, Polonya, Danimarka, Norveç ve Fransa’yı işgal etmiş, Kuzey Afrika’ya yönelmişti. Asıl hedefinin Sovyetler Birliği olduğunu yıllar önce yazdığı Kavgam’da ilan eden Hitler, tüm bu işgallerin bunun bir ön hazırlığı olduğunu ifade ediyordu. Nitekim 1941 Haziran’ında Nazi ordusu, tarihin en geniş çaplı askerî harekâtı sayılan ünlü Barbarossa Harekâtı’na kalkışmış, Almanlar Sovyet topraklarına girerek Moskova’ya doğru ilerlemeye başlamıştı.

İşgale karşı vatan savunması”nın yanı sıra “faşizme karşı sosyalist direniş”in epik destanı Moskova Önlerinde, bu tarihî günleri anlatır. Savaş muhabiri olan Aleksandr A. Bek’in, Kazah komutan Momiş-Uli ile yaptığı röportajı temel alan eser, tamamen gerçek kişi ve olaylara dayanmaktadır. Bu tarihî belgesel anlatı, Bek’in usta kalemiyle, heyecanla okunan, nefes kesici bir yapıta dönüşür.

General Panfilov’un askerî dehasının örneklerini gördükçe, Momiş-Uli’nin Kazahistan steplerinden edindiği avlanma deneyimlerini savaş alanına uyarlayışını okudukça, Kızıl Ordu askerlerinin savaşa sadece askerî teçhizatla değil, psikolojik olarak da hazırlanışını izledikçe, Almanların savaşı kaybetme sebebinin “Rus kışı”ndan (ya da daha bilinen ifadesiyle General Kış’tan) fazlası olduğunu anlayacaksınız.

Moskova Önlerinde, benzersiz bir okuma deneyimi vadediyor. Hem de bir solukta!.. 

₺27,00 KDV Dahil
₺36,00 KDV Dahil
Lousa May Alcott, (born Nov. 29, 1832, Germantown, Pa., U.S.- diedMarch 6, 1888, Boston, Mass.), American author known for her children´s books, especially the classic Little Women. 
A daughter of the transcendentalist Bronson Alcott, Louisa spent most of her life in Boston and Concord, Massachusetts, where she grew up in the company of Ralph Waldo Emerson, Theodore Parker and Henry David Thoreau. Her education was largely under the direction of her father for atime at his innovative Temple School in Boston and, later, at home. Alcottrealized early that her father was too impractical to provide for his wife and four daughters; after thefallure of Fruitlands, a utopian community that he had founded, Lousa Alcott´s lifelong concern for the welfare of her family began. She taught briefly, worked as a domestic, and finally began to write. Alcott produced potboilers at first and many of her stories-notably those signed ´´A.M. Barnard´´ - were lurid and violent tales. The latter works areunusual in their depictions of women as strong, self-reliant, and imaginative. She volunteered as a nurse after the American Civil War began, but she contracted typhoid from unsanitary hospital conditions and was sent home. She was never completely well again. The publication of her letters in book form, Hospital Sketches (1863), borught her the first taste of fame. 
Alcott´s stories began to appear in The Atlantic Monthly, and, because family needs were pressing, she wrote the autobiographical Little Women (1868-69), which was an immediate success. Based on her recolections of her own childhood, Little Women describes the domestic adventures of a New England family of modest means but optimist outlook. The book traces the differing personalities and fortunes of four sisters as they amerge from childhood and encounter the vicissitudes of employment, society, andmarriage. Little Women created a realistic but wholesome picture of family life with which younger readers could easily edentify. In 1869 Alcott was able to write in her journal; ´´Paid up all the debts... thank the Lord´ She followed Little Women´s success with further domestic narratives drawn from her early experiences; An Old-Fashioned Girl (1870), Aunt Jo´s Scrap Bag, 6 vol. (1872-82); Little Men (1871); Eight Cousing (1875), Rose in Bloom (1876), and Jo´s Boys (1886).
₺8,40 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil

Avustralyalı Elizabeth Costello yaşlanmakta olan seçkin bir romancıdır. Dünyanın çeşitli üniversitelerini dolaşarak konferanslar verir. Ancak bu konferanslar, yazarın ahlaki, estetik ve felsefi sorunlarla ilgili düşüncelerinin yanı sıra kendi yaşamöyküsünden kesitler de içermektedir. J.M. Coetzee, Romancının Romanı’nda kurgusal yöntemlerle kurgu dışı yöntemleri ustaca birleştirerek son derece özgün bir yapıt sunuyor okuyucuya. Roman bir kadının anne, kız kardeş, sevgili ve yazar olarak yaşamının öyküsü. Ama Coetzee, asıl ustalığını, öykü anlatma sanatının derinliğinde gösteriyor. Romanın şaşırtıcı sonu ise Coetzee çapında bir yaratıcı yazarın hayal gücüne yaraşır düzeyde.

₺15,20 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
Odasında ölmeyi bekleyen yaşlı bir adam ve zihnin gözeneklerinde gezineduran kaygan bir monolog. Beckett’ten roman ile dramanın arakesitinde duran, ya da duramayan, baş döndürücü bir deney.
₺10,50 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil

Durgun Don, edebî dehası Tolstoy ile kıyaslanan Nobel Ödüllü yazar Mihail Şolohov’un başyapıtı; Ekim Devrimi ve Sovyetler’de İç Savaş gibi önemli tarihsel olayları hikâye eden bir epik roman.

Şolohov, devrim öncesi ve sonrasındaki Rus yaşamını, özellikle de feodal değerlere ve Çar’a bağlılığını sürdüren Kazakları betimlerken anlatısını tarihsel belgeler üzerine kurmakla kalmayıp birey ve toplum ilişkilerini de yoğun bir dikkatle irdeliyor. Karşı safta olanlara yapay olarak yaratılmış bir düşmanlık besleyen Kazaklar, aslında değişen bir dünyanın içinde yaşadıklarının da ayrımındalar.

Durgun Don’un ana kahramanı Gregor Melehov bilincinde iki temel eğilimi yan yana ve çatışma halinde barındırıyor. Bunlardan biri, köylü yaşamına, çalışmaya, doğaya, bilhassa durgun Don ırmağına duyduğu derin sevgi ile bağımsızlık tutkusu; diğeriyse, haklarını almak için başkaldıran milyonlarca köylüden biri olduğuna dair bilince çıkarmakta zorlandığı sınıfsal farkındalık.

Romanın önemli bir meselesi de Gregor ile Aksinya arasındaki imkânsız aşk. Durgun Don’un bu iki ilginç kahramanı geleneklerin baskısına boyun mu eğecek yoksa kendilerini dışlayan toplumsal çevrede kalıp savaşacaklar mı? Oysa Ekim Devrimi çemberin dışına çıkarak yepyeni bir yaşam biçimini seçmeleri için onlara bir fırsat sunuyor.

Yordam Edebiyat’ın okurlarına 4 cilt halinde sunduğu Durgun Don çevirisi üç değerli çevirmenin imzasını taşıyor. Mete Ergin ve Gani Yener’in dilimize kazandırdığı metin Hasan Âli Ediz tarafından Rusça aslıyla karşılaştırıldı. Rus halk edebiyatı ile Rus klasik edebiyatını kaynaştıran Şolohov’un parlak edebî biçemini bu titiz çeviriden zevkle takip edeceksiniz.

₺67,50 KDV Dahil
₺90,00 KDV Dahil

Mihail Şolohov’un başyapıtı Durgun Don’un her bir cildinde farklı bir tarihsel kesit öne çıkar.

İlk ciltte, Don Kazaklarının geleneklere bağlı yaşamları canlı tablolar halinde anlatılırken, bir yandan da havada yaklaşmakta olan I. Dünya Savaşının ölüm kokan nefesi duyulur. İkinci cilt, Şubat ve Ekim Devrimleri ile birlikte eski Rusya’nın çöküşünün hikâyesidir. Don Kazakları, bütün halklar gibi barışı özlemektedir ama İç Savaş da hemen kapıdadır. Üçüncü cildin tarihsel arka planında, General Krasnov’un, Bolşeviklerin yenilgisi halinde bağımsız bir Don’un mümkün olabileceği yalanıyla Ataman seçilişi ve Kazakları ayaklanmaya ikna etmesi vardır. Dördüncü ve son cildin arka planı ise, Ekim Devrimi sonrasında yaşanan İç Savaşın sona erişidir. Uzun ve çetin çatışmalardan sağ çıkanların eve dönüş hikâyeleri, bu büyük romanı okuyanların âdeta hafızalarına kazınır.

Bu büyük eser Türkçeye, üç çevirmenimizin ortak ve yoğun emeğinin bir ürünü olarak kazandırıldı. Mete Ergin ve Gani Yener’in birlikte yaptığı çeviriyi Hasan Âli Ediz Rusça aslıyla karşılaştırdı. Okurlar, Rus halk edebiyatı ile Rus klasik edebiyatını kaynaştıran Şolohov’un parlak edebî biçemini bu titiz çeviriden zevkle takip edecekler...

• • •

Karanlıktır Don’da haziran geceleri. Kasvetli sessizlik içinde altın rengi yaz şimşekleri çakar bileğitaşı karası gökyüzünde, yıldızlar kayar, ırmağın hızlı akıntısı üzerinde yansır. Bozkırdan esen kuru, ılık bir rüzgâr, çiçeklenen kekiğin ballı kokusunu taşır evlere. Alçakta kalan yalı boyunda nemli ot, ıslak kum ve rutubet kokusu vardır. Yelve kuşları öter hiç durmadan ve ırmağın kıyısındaki ormanı sis, tıpkı peri masallarındaki gibi, sırma işlemeli gümüşi bir örtüyle örter.”

₺18,00 KDV Dahil
₺24,00 KDV Dahil

 “Nehir roman” tanımına, içeriği ve uzunluğuyla olduğu kadar romanın adıyla da böylesine uyan bir roman daha bulmak zordur.

Mihail Şolohov’un ve Rus edebiyatının başyapıtlarından Durgun Don, akıcı anlatımıyla da nehir gibi akıp giden bir romandır.

Romanın ana kahramanı Gregor Melehov, bilincinde iki temel eğilimi yan yana ve çatışma halinde barındıran bir karakterdir. Bunlardan biri köylü yaşamına, çalışmaya, doğaya, bilhassa Don Irmağına duyduğu derin sevgi ile bağımsızlık tutkusu; diğeriyse, haklarını almak için başkaldıran milyonlarca köylüden biri olduğuna dair bilince çıkarmakta zorlandığı sınıfsal farkındalıktır.

Durgun Don’un odağında yer alan önemli meselelerden bir diğeri de, kahramanlarımız Gregor ile Aksinya arasındaki imkânsız aşktır. Don nehriyle birlikte romanın sayfaları aktıkça, okurun zihninde şu soru sıklıkla dolaşmaya başlar: Bu iki ilginç kahraman, geleneklerin baskısına boyun mu eğecek yoksa kendilerini dışlayan toplumsal çevrede kalıp savaşacaklar mı? Peki ya, Ekim Devrimi çemberin dışına çıkarak yepyeni bir yaşam biçimini seçmeleri için onlara bambaşka fırsatlar sunuyorsa?

Bu büyük eser Türkçeye, üç çevirmenimizin ortak ve yoğun emeğinin bir ürünü olarak kazandırıldı. Mete Ergin ve Gani Yener’in birlikte yaptığı çeviriyi Hasan Âli Ediz Rusça aslıyla karşılaştırdı. Okurlar, Rus halk edebiyatı ile Rus klasik edebiyatını kaynaştıran Şolohov’un parlak edebî biçemini bu titiz çeviriden zevkle takip edecekler...

• • •

Yoldaşlar, ‘komün’ ne demek oluyor?”

Biz de katılabilir miyiz, izin verirler mi?”

Peki, Komünist Partisi nedir?”

Konuşmacı elini göğsüne bastırıp sabırla açıklıyordu:

Yoldaşlar! Komünist Partisi bir gönüllü işidir. Halk partiye, işçilerle köylüleri, kapitalistlerle toprak ağalarının baskısından kurtarmak gibi yüce bir dava uğruna mücadele etmeyi istediği için gönüllü olarak katılır.”

₺16,50 KDV Dahil
₺22,00 KDV Dahil

Rus ve dünya edebiyatının başyapıtlarından Durgun Don’da Mihail Şolohov, devrim öncesi ve sonrasındaki Rus yaşamını, özellikle de feodal değerlere ve çara bağlılığını sürdüren Kazakları betimlerken, anlatısını tarihsel belgeler üzerine kurar.

Ancak yazarına Nobel ödülünü getiren bu büyük yapıt, kesinlikle bir “belge-roman” değildir. Şolohov, tarihsel olayları nesnel bir biçimde aktarırken çok canlı portreler çizmiş, yaşadıkları toprakların ve dönemin özelliklerini yansıtan güçlü karakterler geliştirerek, birey ve toplum ilişkilerini yoğun bir dikkatle irdelemiştir.

Romanın sayfaları ilerledikçe anlarız ki, karşı safta olanlara yapay olarak yaratılmış bir düşmanlık besleyen Kazaklar, aslında değişen bir dünyanın içinde yaşadıklarının da ayrımındadırlar.

Bu büyük eser Türkçeye, üç çevirmenimizin ortak ve yoğun emeğinin bir ürünü olarak kazandırıldı. Mete Ergin ve Gani Yener’in birlikte yaptığı çeviriyi Hasan Âli Ediz Rusça aslıyla karşılaştırdı. Okurlar, Rus halk edebiyatı ile Rus klasik edebiyatını kaynaştıran Şolohov’un parlak edebî biçemini bu titiz çeviriden zevkle takip edecekler...

• • •

Eskiden Ataman Alayında askerliğini bitiren Kazakları evlerine gönderirken donatırlarmış. Kazaklar sandıklarını, atlarını, eşyalarını trene yüklermiş. Tren yola çıkar, tam Voronej’e gelince, hattın Don’u ilk geçtiği yerde, makinist ağırlaştırırmış treni... Tren köprüye varır varmaz... Vay babam vay! Görülecek şey! Kazaklar hepten çılgına dönermiş: ‘Don! Don! Durgun Don! Babamız, Don’umuz! Hurra!’ Ve pencerelerden dışarıya, köprünün üstünden suya kasketler, eski gömlekler, pantolonlar, mintanlar, daha Allah bilir neler uçarmış! Askerden dönüşleri şerefine Don’a hediyeler verirlermiş. Bazen öyle olurmuş ki, suya baktığında, Ataman Alayının mavi kasketlerini kuğular ya da çiçekler gibi yüzer görürmüşsün... Çok eski bir görenekmiş bu.”

₺16,50 KDV Dahil
₺22,00 KDV Dahil

Durgun Don, edebî dehası Tolstoy’la kıyaslanan Nobel ödüllü yazar Mihail Şolohov’un başyapıtıdır.

Ekim Devrimi’nde ve sonrasında yeni kurulan Sovyetler Birliği’nde iç savaş koşullarında yaşanan tarihsel olayları hikâye eden bu epik roman, büyük Rus roman geleneğinin 20. yüzyıldaki doruklarından biridir.

Büyük yıkım ve yoksunlukların ortasında insanlığa umut saçan yeni ve eşitlikçi bir sistemin kuruluşunu, sadece tarih, siyaset ve teori kitaplarından değil, Şolohov gibi usta bir yazarın canlandırdığı karakterlerle ve edebî anlatımın eşsiz keyfiyle öğrenmek isteyenler için de müthiş bir kaynaktır.

Bu büyük eser Türkçeye, üç çevirmenimizin ortak ve yoğun emeğinin bir ürünü olarak kazandırıldı. Mete Ergin ve Gani Yener’in birlikte yaptığı çeviriyi Hasan Âli Ediz Rusça aslıyla karşılaştırdı. Okurlar, Rus halk edebiyatı ile Rus klasik edebiyatını kaynaştıran Şolohov’un parlak edebî biçemini bu titiz çeviriden zevkle takip edecekler...

• • •

Demek savaşa gidiyorsunuz askerler?”

Evet dede, savaşa gidiyoruz.”

Türk Savaşına benzemeyecek bu galiba, hiç sanmıyorum benzeyeceğini. Şimdiki silahlar başka!”

Hepsi bir. Hepsi de aynı bokun soyu. O zamanki silahlar nasıl adam öldürdüyse, bu seferkiler de öldürecek.” 

₺16,50 KDV Dahil
₺22,00 KDV Dahil

Buck, ileri atılmak için kendini toparlarken, tüyleri dikilmiş, ağzı köpürmüş haliyle ve delice bir parıltıyla bakan kan çanağı gözleriyle, gerçekten de kızıl gözlü bir şeytandı şimdi. İki günün ve gecenin içinde birikip taşan hırsıyla, altmış beş kiloluk gazabını doğruca adamın üzerine fırlattı.

Yaşadığı konforlu hayattan, çalınarak uzaklaştırılan ve kızak çekmeye zorlanan Buck’un karakteri, direndiği doğal yaşama ayak uydururken kademeli olarak değişir. Zaman içinde sopanın kanununu, intikamın tadını, koşulsuz sevgiyi öğrenirken sonunda karşı koyamayacağı çağrılara kulak verir. Betimlemenin en güzel örneklerinden biri olan Vahşetin Çağrısı, yeni çevirisi ile Alakarga’da

₺11,25 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil

Merak ediyorum, bende bir delilik var mı diye.

Yoksa aşk delilik mi? Bir an seni bir bakire ya da Madonna gibi görüyorum, sonra utanmaz, küstah, yarı çıplak ve açık saçık görüyorum! Ya sen beni nasıl düşünüyorsun? Benden iğreniyor musun?

James Joyce, önce sevgilisi sonra karısı olan Nora Barnacle ile 1904 yılından 1924 yılına kadar aralıklarla mektuplaşır. İlk kez 1950’de ortaya çıkan mektuplar, 1957’den beri Cornell Üniversitesi’nin koleksiyonundadır. Kayıp olduğu bilinen ve bir kitabın yaprakları arasında bulunmasının ardından, 2004 yılında bir müzayedede -geçen yüzyılın bir mektup için en yüksek fiyatı olan- 240.800 İngiliz Sterlinine alıcı bulan mektubunu da okuyabileceğiniz

Nora’ya Mektuplar, Joyce’un, aşk evlilik, toplumun değer yargıları, kilise, yazdıkları ve yazacakları, bir yazar olarak hayalleri, kızgınlıkları hakkında pek çok düşüncesini, duygusunu açığa vuruyor

 

₺9,00 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil

“Uzak dur kahrolası hayvan!” diye bağırdı. Kendimi korumak için sıçradım ama oldukça öfkeliydi, hızla kovalamaya başladı, bastonuyla vuruyordu, oradan oraya kaçarak kurtulmaya çalıştım ve sonunda sol ön bacağıma beni çığlık çığlığa bırakan şiddetli bir darbe geldi. Kısa bir süre savunmasız kalmıştım, baston yeniden kalktı ama inemedi çünkü bakıcı çılgın gibi, “Çocuk odası yanıyor!” diye haykırıyordu. Sahip hızla o tarafa koşunca, öteki kemiklerim kurtulmuş oldu.

Bir Köpeğin Hikâyesi’nde, toplumdaki insanlar ve hayvanlar tarafından oynanan rolleri yeniden düşünecek, bir köpeğin zihnine girecek ve madalyonun diğer tarafındaki yaşamı gözlemleyip hissedeceksiniz. Bazen inançları ile mecbur kaldıkları arasında sıkışanların seçimlerine tanıklık edecek ya da bir filin peşinden yollara düşeceksiniz. Mark Twain’in öykülerinden, keyifle okuyacağınız bir seçki.  

₺9,00 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil

“Suç ve Ceza yazılmasaydı bir yanımız eksik kalırdı.”
-Zülfü Livaneli-

 

Yoksul hukuk öğrencisi Raskolnikov, Napolyon gibi kudretli ve hesap sorulamaz biri mi olacaktır, yoksa bir bit mi? Raskolnikov, bu sorunun cevabını öğrenmek için cinayet
işleyecek, sonuçta ortaya dünyanın en ilginç katili ve cevaplanması en güç sorusu çıkacaktır: İnsanın sınırları var mıdır?

₺29,25 KDV Dahil
₺39,00 KDV Dahil

“Emma Bovary, yaşadıklarından çok daha renkli bir hayatı özleyen tüm duyarlı kadınların simgesidir.”
-Nedim Gürsel-

Emma, bir taşra kasabasındaki sıradan hayatına sığmıyor, yavaş yavaş çürüyordu. Sırlar vardı orada; tuhaf dedikodular, küçük hesaplar… Tutkunun peşindeydi, ama yakasını bırakmadılar. Okuduğu romanlara bile karıştılar. O da en sonunda nesiller boyunca okunan bir romanın kahramanı oldu.

 

₺24,75 KDV Dahil
₺33,00 KDV Dahil

Olmak ya da olmamak. Hâlâ bütün mesele bu.

 

Avustralya’nın en sevilen yazarlarından john marsden, shakespeare’in efsanevi oyununu alıyor ve etkileyici, güçlü bir romana dönüştürüyor. Hamlet’in marsden versiyonu her yaştan okurun hayranlığını kazanacak.

 

Babasının ölümüyle ve annesinin amcasıyla evlenmesinin şaşkınlığıyla baş etmeye çalışan hamlet, zor günlerin daha başında olduğunun farkında değildi. Babasının hayaletiyle karşılaşması, korkunç bir gerçeği gün yüzüne çıkardı: babası öldürülmüştü. 

Hem de özbeöz kardeşi tarafından! Hayalet, amcasını öldürerek intikam almasını fısıldasa da hamlet, kararsızlık içinde kıvranıyordu. Öyle derin bir çaresizliğe yuvarlanmıştı ki, en yakın arkadaşları horatio ve güzeller güzeli ophelia bile ona yardım edemeyecekti. Hamlet’in önünde uzanan yol hatalar ve yıkımlarla delik deşikti.

Hamlet, hem gençler hem de yetişkinler için zorlu bir okumaya çağdaş bir alternatif. Shakespeare’in oyununun çizdiği ana hatları izleyen john marsden, zamansız bir klasiğe dönüşecek yeni ve çarpıcı bir hikâye çıkarıyor ortaya.

 

Kitapları tüm dünyada beş milyondan fazla sattı. 

Çok sevilen “tomorrow”, “when the war began” ve “the ellie chronicles” serileri de dâhil olmak üzere otuz roman yazdı.

 

₺13,50 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil

“Biz seçmeniz, müşteriyiz, son kullanıcıyız, hedef kitleyiz... Ölü canlar biziz aslında.”

- İsmail Güzelsoy-

Ölüp gitmş bir serf neye mi yarar? Çiçikov’a göre çok şeye! Uyanık Çiçikov, ölü serfleri alıp sattıkça her şeyin alınıp satılabildiği yeni düzenin resmi biraz daha net çıkıyor ortaya. Ölü serflere can katan Çiçikov okuru hüznün ve kahkahanın birleştiği yerde öylece bırakıveriyor.

 

₺26,25 KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil

Türkiye ile Rusya’nın korkunç ve çok kanlı bir savaşa girdiği 1877 yılında, Varvara Suvorova adlı, dönemin fikirlerine kapılarak nihilist olmaya heves etmiş genç bir kadın, askeri harekat bölgesindeki nişanlısının yanına gitmek için yola çıkar. 

 

Neşeli bir macera olarak başlayan seyahat, yolda tesadüfen yaşanan tatsız olaylar yüzünden rota değiştirir. Genç kadın birdenbire kendini Rus imparatorluğunun gizli ajanı Erast Fandorin’le birlikte Balkanlar’da, entrikaların ortasında bulur. 

₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

Willa Cather 1926’da yayımlanan bu romanında aile mutluluğunun doğasından hareketle karanlık ve kehanetlerle dolu bir evlilik portresi çiziyor.

 

Genç bir kadın olan Myra Henshawe aşk evliliği uğruna servetten vazgeçer; bu cesur romantik tavrı aile içinde bir efsaneye dönüşür. Myra’nın portresinde ve evliliğinin zarif ayrıntılarla dokunmuş tasvirinde Cather, sıradan mutluluğun sınırlamaları karşısında dizginlenen ve başka dünyaların arayışında olan insan ruhunun evrimini gösterir. Amansız Düşmanım, dramı ve yoğun ahlaki hayalgücüyle unutulmaz bir eserdir.

 

₺9,38 KDV Dahil
₺12,50 KDV Dahil

Birinci Dünya Savaşı ve Büyük Buhran yıllarının boğucu atmosferinde yerleşik kalıpların dışına taşanların, gelecek kaygısı taşımayan ama bugünü de sonuna kadar yaşayanların, sistemin dışında kalmakta direnenlerin, beş parasız aylak takımının hikâyesi Yukarı Mahalle.Sıradışı ilişkileri, tuhaf alışkanlıkları,durduk yere çıkan kavgaları,renkli karakterleri ve hatta köpekleriyle dostluğun,dayanışmanın,fedakârlığın ama illa ki
neşenin kol gezdiği bu sokaklarda yoksulluk bir üzüntü, işsizlik bir yoksunluk olmaktan çıkıyor.

Küçük insanların hikayelerinden dev yapıtlar yaratan dünya edebiyatının usta kalemi John Steinbeck’in Tatlı

Perşembe ve Sardalye Sokağı’yla oluşturduğu üçleme Yukarı Mahalle’yle tamamlanıyor.   

₺12,80 KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil
Victor Hugo’nun son romanı olan Doksan Üç, Fransız İhtilâli’ni izleyen
çalkantılı yıllara ilişkin belgesel niteliğinde bir başyapıt.
Paris Komünü’yle Fransa’yı saran isyan dalgasının hemen ardından
1874’te yayımladığı Doksan Üç’te Hugo, Fransız İhtilâli’ne yönelik
karşı-devrimci tepkilerin neredeyse iç savaş boyutuna ulaştığı bir
tarihsel
dönemeci ele alır. Üç bölümde sunulan tarihsel olaylar
karakterlerin yazgısıyla iç içe geçerken kişisel görünenin tarihsel,
tarihsel görünenin ise kişisel olduğu bir gerçeklik boyutu romanın
merkezine yerleşir. Hugo’nun romancılık kariyerinin zirve noktasını
teşkil eden Doksan Üç, İhtilâl’in altüst ettiği hayatlara, tarihin hızlanan
temposuyla birlikte değişen koşullara ilişkin unutulmaz bir anlatı.
“Doksan Üç, romantik tarihsel romanın son yankılarından biridir.
Fransız İhtilâli’ni eleştirmenin moda olduğu bir zamanda Hugo, ihtilâli
yüceltir.”
GEORG LUKÁCS
₺21,66 KDV Dahil
₺28,50 KDV Dahil

Şair, romancı, oyun yazarı, sivri dilli tartışmacı, filozof, tarihçi ve ahlâkçı Voltaire, Fransız yazarlarının en büyüklerindendir. Aydınlanma Çağı on sekizinci yüzyılda Fransız düşüncesi bütün Avrupa’yı etkilerken Voltaire de Fransız düşüncesini etkilemiştir. Tüm yapıtlarında doğayı, özgür düşünceyi, bilimi ve insanın mutluluğu için toplum yaşamında laikliği savunan Voltaire, sağlığında yayımlanan son yapıtlarından biri olan Babil Prensesi’nde de bu çizgisinden şaşmıyor. Gerçekdışı dekorlarda geçen inanılmaz olayları zevkli bir dille anlatırken okurunu aydınlatmaktan geri kalmıyor. Babil Prensesi, eski çağlarda geçen bir aşk masalı. Hükümdar babası, güzeller güzeli kızı Formozant’a yaraşır bir damat bulmak için bir yarışma düzenler. Yarışmaya yalnızca Mısır firavunu, Hint şahı ve İskitlerin kralı katılır. Ancak son anda yakışıklı bir genç çıkagelir. Bir çobandır bu genç adam. Tek boynuzlu bir atı, bir anka kuşu ve bir uşağı vardır yalnızca. Prensese deli gibi âşık olur; aşkı karşılıksız değildir...

 

₺11,20 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil
A Room of One's Own (1929) has become a classic feminist essay and perhaps Virginia Woolf's best known work; The Voyage Out (1915) is highly significant as her first novel. Both focus on the place of women within the power structures of modern society. The essay lays bare the woman artist's struggle for a voice, since throughout history she has been denied the social and economic independence assumed by men. Woolf's prescription is clear: if a woman is to find creative expression equal to a man's, she must have an independent income, and a room of her own. This is both an acute analysis and a spirited rallying cry; it remains surprisingly resonant and relevant in the 21st century. The novel explores these issues more personally, through the character of Rachel Vinrace, a young woman whose `voyage out' to South America opens up powerful encounters with her fellow-travellers, men and women. As she begins to understand her place in the world, she finds the happiness of love, but also sees its brute power. Woolf has a sharp eye for the comedy of English manners in a foreign milieu; but the final undertow of the novel is tragic as, in some of her finest writing, she calls up the essential isolation of the human spirit.
₺11,12 KDV Dahil
₺13,08 KDV Dahil
#1 New York Times bestseller Milk and Honey is a collection of poetry and prose about survival. About the experience of violence, abuse, love, loss, and femininity. The book is divided into four chapters, and each chapter serves a different purpose. Deals with a different pain. Heals a different heartache. Milk and Honey takes readers through a journey of the most bitter moments in life and finds sweetness in them because there is sweetness everywhere if you are just willing to look.
₺52,00 KDV Dahil
Called 'the book lost and found in time' by its author, Skylight is one of Saramago's earliest novels. The manuscript was lost in the publishers' offices in Lisbon for decades, and is only now being published in English. Lisbon, late-1940s. The inhabitants of an old apartment block are struggling to make ends meet. There's the elderly shoemaker and his wife who take in a solitary young lodger; the woman who sells herself for money, clothes and jewellery; the cultivated family come down in the world, who live only for each other and for music; and the beautiful typist whose boss can't keep his eyes off her. Poisonous relationships, happy marriages, jealousy, gossip and love - Skylight brings together all the joys and grief of ordinary people.
₺46,22 KDV Dahil
₺51,36 KDV Dahil

Oblomov, tıpkı Don Kişot ve Godot’yu Beklerken gibi, ünü yazarını aşmış romanlardandır. Oblomov sadece bir roman kahramanı değil, bir kavramdır. O, ataletin, aylaklığın, tembelliğin, üşengeçliğin, hayalciliğin, uykuculuğun cisimleşmiş halidir.

Yatağında hayal kurarak uyuklamaktan başka bir emeli olmayan Oblomov’un, önce taşınma derdiyle boğuşmak, sonra çiftliğini denetlemek zorunda kalmakla altüst olan dünyası, eşine az rastlanır bir mizahla anlatılır.

Her biri unutulmaz birer kahraman olan Zahar, Ştoltz ve Olga, Oblomov’u tek karakter etrafında örülen bir roman olmaktan çıkararak, bir dönem romanı kılar. Aristokrat yetiştirme tarzının kanatlarını yolduğu Oblomov’un yanı sıra, en az efendisi kadar tembel olan Zahar ile, tek meselesinin aristokrasi olmadığını ifade eder Gonçarov. Ştoltz ile “kapitalist işadamı” resmedilirken; akıllı, meraklı, ince ruhlu Olga ile modern Rus kadınının müjdesi veriliyor gibidir.

Oblomov, çok boyutlu, ince ayrıntı ve sembollerle, psikolojik analizlerle dolu destansı bir romandır, onu sadece toprak aristokrasisinin tembelliğini, asalaklığını anlatan bir kitap olarak görmek eseri eksik anlamak olur. Bu büyük eser, Rus insanının ulusal mizacını, genlerine işlemiş özelliklerini gün ışığına çıkarmakta, Rus toprağından evrenselliğe uzanmaktadır...

Oblomov, muazzam bir şey! Çoktan beri böylesi görülmedi... Oblomov’un yakaladığı başarı tesadüfi, gelip geçici cinsten değil, sağlam, esaslı, kalıcı bir başarıdır.” Lev Tolstoy

Dünyada tek bir Rus kaldığı sürece Oblomov hatırlanacaktır.”

İvan Turgenyev

₺21,00 KDV Dahil
₺28,00 KDV Dahil
In one of the most acclaimed and strange novels of recent years, Kazuo Ishiguro imagines the lives of a group of students growing up in a darkly skewered version of contemporary England. Narrated by Kathy, now 31, Never Let Me Go hauntingly dramatises her attempts to come to terms with her childhood at the seemingly idyllic Hailsham School, and with the fate that has always awaited her and her closest friends in the wider world. A story of love, friendship and memory, Never Let Me Go is charged throughout with a sense of the fragility of life.
₺37,39 KDV Dahil
₺46,74 KDV Dahil

 

Mafia’nın egemen olduğu yeraltı dünyasını Baba romanıyla efsaneleştiren Mario Puzo, okuyucuyu bu kez pırıltılı hayatlarla ünlü Las Vegas ve Hollywood’a götürüyor.

Bakara ve yirmibir masaları, kumarhaneyi dolandıran krupiyeler, havalandırmadan gelen saf oksijenle ayakta kalan ihtiraslı kumarbazlar, ‘ökse’ kadınlar, ‘yaşlı kurt’ kumarhane müdürleri; film yapımcıları, Hollywood yıldızları, Beverly Hills hayatı... ve romanın ana karakteri ‘dejenere’ bir kumarbaz olan ‘Sihirbaz’ Merlyn.

Puzo’nun güçlü kaleminden nefis bir roman.

 

₺32,00 KDV Dahil
₺40,00 KDV Dahil

Kral XIII. Louis ve Kraliçe’ye hizmet etmek uğruna her şeyle mücadele eden üç soylu silahşör Athos, Porthos ve Aramis’in yolları kendileri gibi Kral uğruna mücadele etmek üzere yola çıkan D’Artagnan’la kesişir. Kardinal Richelieu’nün adamlarıyla sürekli boğaz boğaza gelen; ikiyüzlülük ve politik entirikalarla mücade eden dört arkadaş kendilerini bir anda Kardinal’in tehlikeli casusu, güzeller güzeli genç İngiliz Milady’nin karşısında bulurlar. 

“Sizinle d’Artagnan, Monte Cristo ve Balsamo olduk,  savaş meydanlarından, saraylardan ve kalelerden geçerek at üstünde Fransa yollarını katettik.  Sizinle, elimizde meşalelerle, karanlık koridorlardan, yeraltındaki gizli geçitlerden geçtik. Sizinle birlikte hayal kurduk ve hâlâ da kurmaya devam ediyoruz.” –Jacques Chirac’ın 30 Kasım 2002’de, Alexandre Dumas’nın küllerinin Panthéon’a taşınması sırasında yaptığı konuşmadan

“Eğer kendim ve arkadaşlarım için erdemler belirleyecek olsam, bu hiç kuşkusuz d’Artagnan’ın erdemleri olurdu. Yalnızca gerçek değil aynı zamanda cana yakın; sadece ikna etmeyen adeta büyüleyen bir karakter. Bu yazarın zaferidir.” – Robert Louis Stevenson - 

 

₺29,25 KDV Dahil
₺39,00 KDV Dahil

Balıkçıl romanında Bassani, 1947 yılının kışında, sisli bir günde Edgardo Limentani’nin uyanışıyla başlayan bir günü, sinematografik bir dille, en küçük ayrıntıya varıncaya kadar betimleyerek, her hareketini takip ettiği kahramanını bir an olsun yalnız bırakmadan anlatır.

Ferrara’dan Codigoro’ya, oradan Po Nehri’nin bir koluyla yıkanan Volano kentinin eşsiz coğrafyasına kadar uzanan, köylerin ve kentlerin dışında suların üzerinde de yaşam süren bir dünya tasviri belki de Bassani’nin en varoluşçu çalışmasıdır.

Bıçak gibi saplanan bir sancının, yaşamın içinde var olan her şeyi: Bireyi, duyduğu sevgiyi, doğayı ve sahip olduğu şeyleri içine hapseden varoluşsal bir hoşnutsuzluğun romanı olan Balıkçıl, aynı zamanda yazarın son romanıdır ve Giorgio Bassani’ye 1969’da Yılın Kitabı, Campiello Ödülü’nü getirmiştir.

 

₺9,00 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil

Elimi bir başkasının avucuna koymak hep mutluluğun tanımı olmuştur benim için. Pek çok kez uyumadan önce –bilinci kaybetmemek ve daha büyük olan ülkeye gitmemek için verilen o küçük mücadelede– pek çok kez, uykunun büyüklüğüne doğru gitme cesaretine sahip olmadan, biri benim elimi tutuyormuş gibi yaparım ve uyku denilen o muazzam şekilsizliğe doğru giderim. O zaman da cesaretimi toplayamayınca düşe dalarım.

 

Şimdi uykuya gitmek özgürlüğüme gitmem gereken yola o kadar benziyor ki. Kendimi anlamadığım bir şeye vermek, kendimi hiçliğin kıyısına bırakmak demek. Sadece gitmek, tarlada kaybolmuş kör bir kadın gibi. O yaşam denen doğaüstü şey. Tanıdık olsun diye evcilleştirdiğim yaşam. Kendinden geçmek denen o cesur şey, Tanrı’nın tekin olmayan eline uzanmak ve cennet denen o şekilsiz şeye girmek gibi. İstemediğim bir cennet!

 

Yazarken ve konuşurken biri elimi tutuyormuş gibi yapmak zorunda kalacağım...

₺17,25 KDV Dahil
₺23,00 KDV Dahil

Hugo Tüm Zamanların En İyi Serisi Ödülü

 

1941 yılında genç bir bilim insanı ve yazar olarak Isaac Asimov, Edward Gibbon’ın yazdığı Roma İmparatorluğu'nun Gerileyiş ve Çöküş Tarihi’nden etkilenerek çağının çok ötesinde bir destan yazdı: Galaktik İmparatorluk’un çöküşü ve feodalizmin dönüşü, İkinci Galaktik İmparatorluk dönemindeki güvenli ortamdan geçmişe bakan bir bakış açısıyla anlatıldı. İşte bu süreç sonucunda “Tarih tahmin edilebilir mi?”, “Toplum nasıl yönetilmeli?” ya da “İmparatorluklar neden yükselir ve çöker?” gibi soruları sormaktan çekinmeyen destansı Vakıf Serisi ortaya çıktı.

 

Galaktik İmparatorluk’un altın çağıydı. Binlerce yıldır gezegenler bu kadim medeniyetçe yönetiliyordu. Ancak bir adam, imparatorluğun çökeceğini öngörme cüretini gösterdi: Psikotarih biliminin öncüsü Hari Seldon. Tahminlerine göre galaktik savaş kaçınılmazdı. Bu durumu olabildiğince ertelemek adına iki Vakıf kurdu; biri imparatorluğun sahip olduğu binlerce yıllık bilgiyi korumakla yükümlüydü, diğerinin ise ne yeri ne de amacı biliniyordu. İmparatorluk çökmeye başlayınca Galaktik Ansiklopedi üzerinde çalışan Birinci Vakıf sakinleri, Seldon’ın onlar için tahminlerinin de ötesinde bir rol biçtiğini anlayacaktı.

 

İthaki Yayınları, Vakıf Serisi’ni yayımlanma sırasına göre yayımlamaya devam edecek.

 

Yayımlanış tarihine göre: 1. kitap / Kronolojiye göre: 3. kitap

 

₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil

Rus edebiyatının Puşkinler, Tolstoylar, Turgenyevlerle “soylu edebiyatı” halini aldığı 19. yüzyıla, yoksulluğun, acziyetin, suçun, sokağın, “halkın” sesini yüklenerek damgasını vuran büyük yazar Dostoyevski’nin ölmeden önce yazdığı son romandır Karamazov Kardeşler. Tüm edebî veriminin doruk noktasıdır. Karamazov Kardeşler, yazarın inanç ve akıl çelişkisini işleyişi bakımından, roman türünün diğer örneklerinden çok İlahi Komedya, Faust gibi metinlerle karşılaştırılabilir. Romanın bir diğer önemi, Rus aile yapısındaki (Dostoyevski’nin daha önce Delikanlı romanında işaret ettiği) bozulmayı iyice gözler önüne sermesidir. İçkici, şehvet düşkünü, ahlaksız bir babanın, oğullarından biri tarafından öldürülüşü, romanın hikâyesini oluşturur. Ancak bu cinayet bile, adalet kavramının tartışıldığı zeminlerden sadece biri olacaktır. “Tanrı varsa dünyada neden adalet yok?” sorusunun, aynı zamanda derin bir acının yansıması olduğunun ifadesi gibidir tüm roman. Dünyanın her yerinden, aralarında Freud, Einstein, Kafka, Camus, Sartre’ın da sayılabileceği geniş bir okur kitlesine, ilerleyen yıllarda da edebiyat ve felsefede yeni akımlara öncülük edecektir. Yordam Edebiyat bu büyük eseri, usta çevirmen Leyla Soykut’un Türkçesiyle sunuyor.

 

₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

Rus edebiyatının Puşkinler, Tolstoylar, Turgenyevlerle “soylu edebiyatı” halini aldığı 19. yüzyıla, yoksulluğun, acziyetin, suçun, sokağın, “halkın” sesini yüklenerek damgasını vuran büyük yazar Dostoyevski’nin ölmeden önce yazdığı son romandır Karamazov Kardeşler. Tüm edebî veriminin doruk noktasıdır. Karamazov Kardeşler, yazarın inanç ve akıl çelişkisini işleyişi bakımından, roman türünün diğer örneklerinden çok İlahi Komedya, Faust gibi metinlerle karşılaştırılabilir. Romanın bir diğer önemi, Rus aile yapısındaki (Dostoyevski’nin daha önce Delikanlı romanında işaret ettiği) bozulmayı iyice gözler önüne sermesidir. İçkici, şehvet düşkünü, ahlaksız bir babanın, oğullarından biri tarafından öldürülüşü, romanın hikâyesini oluşturur. Ancak bu cinayet bile, adalet kavramının tartışıldığı zeminlerden sadece biri olacaktır. “Tanrı varsa dünyada neden adalet yok?” sorusunun, aynı zamanda derin bir acının yansıması olduğunun ifadesi gibidir tüm roman. Dünyanın her yerinden, aralarında Freud, Einstein, Kafka, Camus, Sartre’ın da sayılabileceği geniş bir okur kitlesine, ilerleyen yıllarda da edebiyat ve felsefede yeni akımlara öncülük edecektir. Yordam Edebiyat bu büyük eseri, usta çevirmen Leyla Soykut’un Türkçesiyle sunuyor.

 

 

₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

İran edebiyatının klasiklerindendir. Ali Muhammed-i Efgânî’nin cezaevinde yazdığı “Ahu Hanım’ın Kocası” kısa sürede geniş okur kitlelerinde ilgi gördü ve eleştirmenler tarafından, İran edebiyatının en iyi eserleri arasında sayıldı.

“Saadet bizim için yaşanılan andadır; gerisi bir hiçten ibaret. Kocam yaşadıkça, ben onunla birlikte oldukça ve nefesimiz sıcak bir yerden geldikçe, kendisinin icat ettiği, benim de taraftarı olduğum bu felsefe veya arifane meslek, gücü kadar baki kalacaktır. Bundan ilerisini de öngöremeyiz. Bizim bir başka sırrımız da kesinlikle birbirimize olan aşkımızı istememiz. Aşkımızı karartmamak için hayatın sıradan ayrıntılarından, hatta onunla ilgili dedikodulardan yüz çevirdik. Bu arada uymakta zorunlu olduğumuz bazı kurallar koyduk, kararlar aldık. Örnek veriyorum; ikimizden biri veya ikimiz birden hayatın gelip geçici tatsızlıkları karşısında kaldığımızda kendimizi diğer anlardan daha gamsız, daha mutlu göstereceğiz. Tarihimizin on asırlık geçmişinde ariflerin meyhane köşelerinde arayıp da bulamadığı unutma ilacını biz karşılıklı aşkımızda bulduk. Gerçekten de adına yaşam denilen, doğumla ölüm arasındaki bu fasılada insan kuğu olmak varken, neden butimar olsun ki? Kocamla yaşantım karşısındaki görev sorumluluğum bundan başka bir şey değil.”

₺28,00 KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil

Nobel Ödüllü yazar John Steinbeck derinlikli olay örgüsü ve her biri tanıdık özellikler barındıran büyüleyici karakterleriyle Cennetin Doğusu’nda, insanlık tarihinin Âdem’den bu yana en eski ve vazgeçilmez anlatısına, yani iyilik ve kötülüğün bitmek bilmez çekişmesine ve aralarındaki karmaşık ilişkiye modern bir yorum getiriyor.

Geçtiğimiz yüzyıl başında Amerika’da ayakta kalma mücadelesi veren iki ailenin yollarını cennetvari topraklarda, Salinas Vadisi’nde kesiştiren Steinbeck, kötülüğün bir yazgı mı yoksa iyiliğe ulaşmak için özgür iradeye başvurularak aşılması gereken bir basamak mı olduğunu kutsal kitapların mitolojilerine göndermeler ve zengin metaforlarla, kuşaklara yayarak irdeliyor.

Habil ile Kabil, çiftçi ve çoban, çılgınlık ve bilgelik, erdemlilik ve ahlaksızlık, kardeşlik ve haset, insan ve insan, “Bugüne kadar yazdıklarım, bu kitap için bir hazırlık niteliğindeydi” diyen Steinbeck’in görkemli anlatısında çarpışıyor.

₺30,40 KDV Dahil
₺40,00 KDV Dahil
₺19,50 KDV Dahil
₺26,00 KDV Dahil
₺16,13 KDV Dahil
₺21,50 KDV Dahil
₺30,40 KDV Dahil
₺38,00 KDV Dahil
₺28,87 KDV Dahil
₺38,50 KDV Dahil
1 2 3 4 5 6 >