Yazma meselesini sürekli sorgulayan her yazar, hele durağanlığın bittiği, yerin yerinden oynadığı şu dünyada, elbette birtakım sıçramalar yapacaktır. Artık yazının bir değeri kalıp kalmadığını da sorgulayabiliriz. Ama şu aşamada, yazı sürdükçe demek istiyorum, bir evin bir köşesinde ‘huzur içinde bunamaya terkedilmek’e boyun eğemiyorum. İçinde yaşadığım zaman çok karmaşık, kaotik. Bu durumda nasıl huzur içinde ölebilirim ki? 

Başka Karşılaşmalar, Adalet Ağaoğlu’nun deneme, değini ve söyleşilerinden oluşan bir derleme. Karşılaşmalar’da olduğu gibi, yazar yine okurunu karşılıyor bu kitapta. Ancak bu kez başka kentlerde “karşılaşıyor”, müzeleri ve sergileri geziyor, radyo ve tiyatro kulislerinden geçiyor, sinemaya uğruyor, çeşitli objelere dokunuyor. Başka Karşılaşmalar’da Ağaoğlu, başka karşı duruşlar sergiliyor.
₺16,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
“Müşterekler”, hem özel mülkiyetten hem de kamu mülkiyetinden bağımsız, insanların kullanımına açık ve onların sorumluluğu altındaki kimi doğal varlıklara, bilgi ve ilişkilere verilen addır. 19. Yüzyılda özel mülkiyetin yaygınlaşmasından evvel çok geniş bir coğrafyada geçerli olan bu müşterekler (commons) modeli, 1970’li yıllarda Nobel ödüllü iktisatçı Elinor Ostrom tarafından güncellenerek yeni tartışmalara yol açmıştı. 
Müşterek, dünyanın farklı yerlerinde doğal kaynakların, mekânların, kamu hizmetlerinin, bilgi ve iletişim ağlarının küçük bir azınlık tarafından ele geçirilmesini eleştiren hareketlerin ortak talebine değiniyor. Müştereklerin piyasa ve devlet tarafından ele geçirilmesine karşı çıkan antikapitalistleri ve politik ekoloji hareketlerini birleştiren, doğal kaynakların ve bilgi ağlarının kolektif yönetimine dair araştırma ve mücadeleleri bir araya getiren, siyasi partilerin ve temsil mekanizmalarının yerini alma iddiasındaki yeni demokratik güçleri etrafında toplayan politik bir ilke olarak görülüyor. 
Yazarlara göre müşterek, insanların özüne veya şeylerin doğasına değil, insanların etkinliğine bağlıdır: Bir şeyin müşterek kullanıma ayrılmasını sağlayacak olan, bağlayıcı kuralları üretebilecek olan, ancak insanların “müşterekleştirme” etkinliğidir. Bu anlamda müşterek, toplumun kendi kendisini kurmasına yönelik bir çağrıdır. 
Türkiye’de 2012 yılında yayınlanan Dünyanın Yeni Aklı eserinde neoliberal aklı ve pratikleri eleştiren Dardot ve Laval, bu eserlerinde müşterekler temasını, yalnızca birtakım varlıkların bir özelliği olarak değil, 21. yüzyıldaki alternatif politikaların temel ilkesi olarak düşünmeyi öneriyor. Yalnızca Fransa’da değil, dünya çapında geniş ilgi uyandıran bu siyaset felsefesi çalışması, müşterekler tartışmasının tarihine ve güncelliğine dair temel bir katkı sunuyor.
₺40,00 KDV Dahil
₺50,00 KDV Dahil
“Sesler… Bu sesler Abdullah’ı deli edecekti. Bomba atıldığında bir şey görmüyorlardı ama o sesler, onlar yok mu… 
“Sesler… Tarifi zor ve imkânsız seslerdi. Filmlerde tank, top sesi olur ya… öyle değil, çok farklı, çok korkunç sesler. O sesin içinde her şey vardı, yıkım vardı, ölüm vardı.” 

O SESLER bombardıman altındaki bir şehri, Diyarbakır’ı anlatıyor. Hikâye, yüz gün boyunca Sur’un bombalanmasının ve Sur’da yaşanan çatışmaların şehri nasıl etkilediğine, bombardıman altındaki şehirde gündelik yaşamın nasıl aktığına, farklı kesimlerin bu dehşeti nasıl deneyimlediğine odaklanıyor. Yoksul mahallelerde, okullarda, hastanelerde, pazarda, sokak aralarında, korunaklı sitelerde, camilerin içinde... 

Yazar, bomba seslerinin altında şehri dolaşırken hem ülkenin batısında hem de bölgede ön plana çıkan değerlendirmelerle de bir hesaplaşma içine giriyor. Şehrin farklı kesimlerinden gelen insanların çatışmalar sırasındaki yaşam pratiklerine yönelerek şablonları, klişeleri, yargıları, aşağılamaları ve yüceltmeleri… aşmaya girişiyor.
₺15,20 KDV Dahil
₺19,00 KDV Dahil
Kültür denen şey, sabit bir öz mü, yoksa ele geçiremediğimiz, sürekli değişen dinamik bir canlılık mı? 
Kuruluşunda Batı-dışı insan topluluklarına odaklanan antropoloji disiplini, son otuz-kırk yılda kendi tarihiyle hesaplaşabilen, başlangıç varsayımlarını yıkabilen ve günümüzün karmaşık sorunlarıyla farklı biçimlerde ilişki kurabilen bir araştırma alanı olduğunu kanıtladı. 
Kültür Denen Şey, antropolojinin bu zenginliğinin ve derinleşmesinin bir yansıması. Hem dünyada hem Türkiye’de yapılan araştırmalar ışığında antropolojinin araştırma gündemlerinin bir haritasını veriyor elimize. Bu harita sayesinde devlet, bürokrasi, tarım, köylülük, ekonomi, kent, çalışma, cinsiyet, din, etnisite, spor, dil, medya, hukuk, göç, cinsellik, çevre ve duygulanım gibi çok geniş bir alanda insana ve kültüre bakışımızın yakın zamanlarda nasıl büyük bir değişime uğradığını görebiliyoruz. 
Son yıllarda hem Türkiye üzerine çalışan sosyal bilimciler arasında hem okurlar arasında antropolojinin tartışmalarına, yöntem ve bulgularına artan bir ilgi var. Kitapta yer alan makaleler, kendi konularında bir düşünce tarihi sunarken, bu panoramanın önünde şekillenebilecek yeni sorulara ve tartışmalara ilham vermeyi amaçlıyorlar.
₺32,00 KDV Dahil
₺40,00 KDV Dahil
Huzur Bozan Nasreddin 1943, 1946 ve 1959 yıllarında sinemaya uyarlandı; Rus-Sovyet klasikleri arasındadır ve yıllardır Rusya’da ortaokul ve liselerde Dostoyevski, Tolstoy, Gogol, Turgenyev, Çehov, Gorki gibi isimlerin klasikleriyle bir arada okunması tavsiye edilmektedir. Daha çok fıkralarıyla günümüze gelmiş Nasreddin Hoca’nın bir solukta ve keyifle okunacak bu romanı sizi kâh güldürecek, kâh heyecanlandıracak, kâh da düşündürecek... 
Kimdir Nasreddin Hoca? Gerçekten ülkenin ve insanlarının huzurunu mu bozar yoksa hükümdarların ve hükümdar takımlarının korkulu rüyası mı olur? Onun en büyük düşü, diyordu Solovyov, tüm insanların açgözlülük, kıskançlık, düzenbazlık ve kötülük nedir bilmeden kardeş gibi yaşayabilecekleri, kötü günlerinde birbirlerine yardım edecekleri bir dünya... Fakat o, insanların yanlış yaşadıklarını, birbirlerine baskı yaptıklarını, birbirlerini köleleştirdiklerini ve ruhlarını türlü türlü iğrençliklerle lekelediklerini üzülerek görüyordu. Dünyanın dört bir köşesinde ölüm fermanı çoktan yazılmıştı Nasreddin Hoca’nın. Her yere ajanlar salınmış, cellat takımı bıçaklarını bilemiş, bekler durumdaydı. Ölmeye niyeti yoktu Hoca’nın. Yaşamak ölümden daha değerliydi. Korkmuyordu çünkü biliyordu Nasreddin Hoca: 
“Hakikat karşısında galip gelmek, asla yalana has değildir.”
₺16,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
“Tiptree, yazıda ve üslupta ‘erkek’ ile ‘kadın’ın ne olduğunu belirleyen sınırları yerle bir etti.” –Ursula K. Le Guin 

Hugo En İyi Kısa Roman Ödülü 

Alice B. Sheldon 1967 yılında James Tiptree Jr. adıyla bilimkurgu yazmaya başladığında kimse onun aslında bir kadın olduğunu bilmiyordu. Bu durum ortaya çıktığında ise insanlar ne şaşkınlıklarını gizleyebilmiş ne de yazarı takdir etmekten kendilerini alabilmişti. Ötekilikten cinsiyete, gerçeğin yanıltıcılığından insanın evrendeki yerine kadar pek çok konuyu eşsiz üslubuyla anlattığı onlarca eserinin en önemlilerinden biri olan Uzaktan Kumandalı Kız'da ise Tiptree yalnızca kendisinin yazabileceği, feminist, antikapitalist bir siberpunk hikâye ortaya koyuyor. 

Kurumlarca yönetilen bir yakın gelecek. Reklamların yasaklandığı bir distopya. Bu durumla baş etmek için farklı yöntemler deneyen şirketler. Bu mücadele sonucunda ortaya çıkan ve tek görevleri alışveriş yaparken görüntülenip subliminal reklamların bir parçası olmak olan popüler kültür ikonları – yani geleceğin tanrıları. 

Kendi halinde bir kız olan ve hastalığından dolayı fiziksel olarak fazlasıyla deforme hatta çirkin P. Burke hiç beklemediği bir anda hayatının fırsatıyla karşılaşır. Elinde artık bir tanrı olma fırsatı vardır, hem de insan elinin ürettiği en güzel canlılardan biri olarak, Delphi olarak. 

Kilometrelerce öteden P. Burke’ün kumanda etmesiyle dünyayı sarsmaya başlayan Delphi şöhret basamaklarını hızla tırmanırken bu akıldan yoksun Kumandalı’nın arkasındaki Burke de yaşam amacını bulmuş gibidir. Ta ki bu sahte bedenini fazla benimseyip âşık olana dek. 

İnsanı insan yapan bilinci midir? Ruh mu bedene hapistir yoksa beden mi ruha? 

Uzaktan Kumandalı Kız, hayallerin yeniden bedenlenme süreci. 

Ursula K. Le Guin’in önsözüyle
₺8,00 KDV Dahil
₺10,00 KDV Dahil
Zamanı düz bir çizgi gibi düşünmeyi bırakmalısın. Hayır, o ilerlemiyor. Tam tersine, bizi hapseden bir zindandan ibaret. Geçmiş, gelecek ve şimdi aynı anda buradalar. Vakit, bir kavanozdaki balığın içinde dönüp durduğu sudan ibaret. Balık istediği yöne doğru gidebilir: İlerlediğini zanneder, sonsuzlukta kaybolmaktan korkar; fakat görebileceği en son nokta kavanozun cam duvarlarıdır. Bir görünmezliğe toslar kendini. Zamanı anlamak istiyorsan, kavanozun dışında nefes almayı öğrenmelisin.
₺11,20 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil
Neydi ’68? Tarihin bir şakası mı, yoksa, tarihe yön veren çelişmelerin bir düğüm noktası mı? Bulutsuz gökyüzünde çakan bir şimşek mi, yoksa, küller arasındaki kıvılcımın parlaması mı? Yalnızca bir “gençlik isyanı” mı, yoksa, emperyalizme karşı savaşan köylülerin, kapitalizmin yakasını tutup silkeleyen işçilerin de ayağa kalkışı mı? Türkiye’nin ‘68’i, “dünyadaki hareketlerin taklidi” miydi, yoksa kendi tarihsel dinamiklerinin bir ürünü mü? Toprak ve fabrika işgalleri, 15-16 Haziran... Demokratik üniversite mücadelesinin, anti-emperyalist direnişin başlıca özellikleri, olaylar, kişiler, ilişkiler... Üniversiteden dağlara, Fikir Kulüpleri’nden gerillaya... Deniz, Yusuf, Hüseyin, Mahir, İbrahim, Sinan... Dönemin bütün fırtınasını, neşesi, heyecanı ve acısıyla yaşamış olanların tanıklıklarıyla... Devrimcinin ‘68’i... 

Değerlendirmeleri ve tanıklıklarıyla... 
Ahmet Say, Ali Kaypakkaya, Alibek Çubuk, Beşir Aslan, Bozkurt Nuhoğlu, Cemil Gezmiş, Erdal Öz, Ertuğrul Kürkçü, Fahriye Aral, Fatma Çubuk, Hacı Tonak, Halit Çelenk, Hasan Ataol, Haşmet Atan, Hüsniye Göçmen, Hıdır İnan, İhsan Çaralan, Kemal Kalaycı, Metin Eşrefoğlu, Mustafa Çubuk, Mustafa Yalçıner, Nuran Kepenek, Onat Kutlar, Orhan İyiler, Remzi Şirin, Salman Kaya, Şekibe Çelenk, Talat Turhan, Tuncay Çelen, Tuncer Sümer, Zeki Tekeş...
₺24,00 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil

Seçimler ve parlamento kürsüsü devrimci hedeflere ulaşmak için kullanılabilir mi? Boykot taktiğine hangi durumda başvurulabilir, komünist bir aday parlamentoya seçilirse kürsüyü nasıl değerlendirebilir? Lenin’in seçim stratejisinin kökenleri Marx ve Engels’te bulunabilir mi? Marx ve Engels’in seçimlere dönük görüşleri hangi klasik metinlere nasıl yansımış, Lenin bunlardan nasıl yararlanmıştır? Legal-illegal mücadele koşulları, sınıf ve seçim ittifakları, çarlığa karşı diğer muhalif kesimlerle işbirliği olanakları, Bolşevik-Menşevik ayrımının sıcaklığı ve 1905 Devrimi’nin öncesi ve sonrası göz önünde bulundurulduğunda, Lenin ne gibi stratejik değişikliklere gitmiş, Birinci ve İkinci Duma seçimleri için nasıl bir mücadele örgütlemiştir?

Hepsi, bugüne yansımaları da olan can alıcı sorular… Ve August H. Nimtz’in kitabı, Lenin’in stratejik yaklaşımları temelinde bu ve benzer soruların yanıtını oluşturan eşsiz bir çalışma.

Marx ve Engels’ten yola çıkıp 1905 Devrimi’ne kadar uzanan bu ilk ciltte, Lenin’in, seçim kampanyalarının nasıl yürütüleceği, seçim bloklarında yer alıp alınmayacağı ve bununla ilgili “ehvenişer” ikilemi, vekillerin partiye hesap vermesinin nasıl sağlanacağı ve seçim siyasetiyle silahlı mücadele dengesinin nasıl kurulacağı gibi meselelere nasıl cevap ürettiğini de görüyoruz. Lenin’in, daha sonraları bu çalışmadan çıkan derslerin Bolşeviklerin 1917’deki başarısı açısından “elzem” olduğunu söylediği düşünüldüğünde, bu dönemin ayrıntılı analizinin eksiksiz bir Leninizm kavrayışı için hayati önemde olduğunu görüyoruz...

₺18,00 KDV Dahil
₺24,00 KDV Dahil
Modern Türk şiirinin kurucu adlarından Ahmet Hâşim'in şiirleri kadar kıymetli nesirlerinin başında gelir Frankfurt Seyahatnâmesi. 
1930'ların Almanya'sına, tedavi için giden Hâşim'in "şiir kitabının kardeşidir" sözleriyle tanımladığı ve izlenimlerini aktardığı seyahatnâme, hem Doğu'yu hem Batı'yı bilen bir aydının Frankfurt'a ve oradan dünyaya bakışını gözler önüne seren yapıca küçük, söyledikleriyle büyük bir eser… 
Kitabın bu edisyonu ise, Türkiye’de ilk defa yayımlanan 1865-1930 arasında çekilmiş fotoğraflarla "Ahmet Hâşim'in gördüğü" Frankfurt'u gözler önüne seriyor.
₺11,20 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil
Stefan Zweig, yüzyıllarca “unutulmuş bir adam” olarak kalan 
Castellio’nun şahsında hoşgörüye karşı hoşgörüsüzlük, özgürlüğe 
karşı vesayet, hümanizme karşı bağnazlık, bireyciliğe karşı 
mekanikleşme, vicdana karşı şiddet sorunlarını ustalıkla ele alarak 
ortaya unutulmaz bir yapıt çıkarıyor. 
Protestanların Katolik Kilisesi’ne karşı giriştikleri mücadelede 
“düşünce ve inanç özgürlüğünü” ateşli biçimde savunan Calvin, 
Cenevre’de iktidarı ele geçirince bir din devleti sistemi kurar. Bir 
diktatöre dönüşüp toplumu kendi belirlediği kalıbın içine hapseder: 
İnsanların yakıldığı, işkence gördüğü, herkesin birbirini ihbar ettiği 
baskıcı bir ortam söz konusudur artık. Döneminin önde gelen 
bilginlerinden Sebastian Castellio, Calvin’in kendi görüşlerine aykırı 
fikirleri savunduğu gerekçesiyle Servet adında bir başka bilgini din 
adına yaktırmasıyla kimsenin söylemeye cesaret edemediğini söyler: 
“Bir insanı öldürmek asla bir öğretiyi savunmak değildir, bilakis: Bir 
insanı öldürmektir.” Böylece Castellio ve Calvin arasındaki amansız 
mücadele çağları aşan bir boyut kazanır… 
Castellio Calvin’e Karşı, zorbalığa karşı tek başına ayakta duran bir 
vicdanın çarpıcı mücadelesi… 
“Castellio hakkında hiçbir şey bilmiyordum, onunla tanışmış 
olmaktan gerçekten mutluyum ve geçmiş zamandan bir dost edinmiş 
durumdayım.” 
Thomas Mann
₺15,60 KDV Dahil
₺19,50 KDV Dahil
Sorgulanmadan öğretilene, söylenegelene, tekrarlana tekrarlana 
geleneğe dönüşene güvensizlikle işe başlıyor Süha Oğuzertem. 1990 
ile 2014 arasında yayımlanan, 10 yazar hakkındaki 16 incelemeden 
oluşan bu kitap bir “itirazlar toplamı”. “Acaba öyle mi” sorusunu şiar 
edinerek, hem edebiyatın geneline dair hem de yazarlar özelindeki 
yerleşik yargılara karşı çıkıyor. Klişeleri sorgulamaya, “metnin gizi” 
çözüldükçe menzili derinlik kazanan bir yolculuğa davet ediyor okuru. 
Psikanalizden feminizme, etikten ekoeleştiriye, Marksizmden 
(post)modernizme kuramı ihmal etmeyen, yakın okuma yöntemine 
daima sadık kalan ama varacağı yerin ufku sabit kuramsal çerçevelerle 
çizilmemiş bir yolculuk bu. “Eleştiri namına yapılan iş, birtakım sabit 
kuramların, kuralların uygulanması değildir. Bir yolculuk, serüven, 
keşif süreci içermeyen, eleştirmeni değiştirmeyen eleştiri ne ölçüde 
eleştireldir? Eleştirel özgürlüğümüz, araştırma nesnesini ciddiye 
almanın yanı sıra ondan bağımsızlığımız üzerine kuruludur”. Tıpkı 
edebiyattan beklendiği gibi, eleştirinin de “başkasının yerini almaya 
değil, başkalarına ilişkin farkındalığımızı yükselterek kendimiz olmaya 
özendirmesi”nin yolunu açıyor Oğuzertem.
₺27,20 KDV Dahil
₺34,00 KDV Dahil
Pierre Loti 


Pierre Loti müthiş bir gözlemcidir. Seyahatlerinden hafızasında kalan görsel imgeleri lirik bir dille harmanlayınca ortaya empresyonist tablolar çıkar. Bu tablolardaki ortak duygu ise yiten, yitirilen zamanın karşısında duyulan hüzündür. 

“Türkiye eşitliğin gerçek yurdu – seyre dalma karşısında ve hayale dalma 
karşısında eşitlik.”
₺4,80 KDV Dahil
₺6,00 KDV Dahil

Çocuklar İçin Satrançta Taş Alışverişi kitabı ile “doğru taş alışverişi”ni her yönüyle incelemenin yanı sıra, bu gibi konumlarda nasıl düşünülmesi gerektiğini öğretmek,yanlışları ve eksikleri düzeltebilmek, satranç literatürüne bu konuda katkıda bulunmak da amaçlanmıştır.

Hesaplama yapabilmenin taktik temalardan bağımsız olarak incelendiği bu kitapta,

taş alışları ile hesaplama yöntemi örneklerle ve uygulanabilir bir sistem anlayışıyla anlatılmaktadır. Kitapta yer alan ve yedi bölümde incelenen konular şu şekilde sıralanmaktadır: Boştaki taşı bulmak Taşların değerinin farkına vararak taş alışını yapmak Kalite kazancı Saldıran ve savunma yapan taşları sayabilmek .Tehdide dikkat ederek taş alışı hamlesini yapabilmek Tempoyla taş alışını hesaplayabilmek . Doğru taşla alış yapabilmek. Bu konuların her birinin sonunda, hesap yapmayı geliştirici toplam 300 adet alıştırma yer almaktadır.

₺14,40 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil
Öyle bir oyun düşünün ki bütün oyuncular aynı ekipten. Yani siz, kendi ekibinizden birine karşı oynuyorsunuz. Muhteşem bir kriptolojik kurgu! Rakibiniz aslında sizinle aynı amaçlara hizmet eden biri oluyor. Siz ve rakibiniz (!) sizin için hangi strateji en büyük getiriyi sağlıyorsa onu tercih ediyorsunuz. Siz açıktan yapıyorsunuz, o ise gizliden gizliye yapıyor. Size karşı oynuyormuş gibi gözükerek size hizmet ediyor. 
Burada guguk kuşu, rakibinizin bizzat kendisi olmuş oluyor. Bir kripto. Çok çeşitli sahalarda bunun uygulamalarını görmek mümkündür. Örneğin kendi elemanınızı, rakip bir kuruluşun önemli bir yöneticisi yapmayı başarmanız gibi bir şey! 
Bugün bize karşı kurgulanan bütün oyunları tek tek çözümlemeye başladığımızda, aslında hepsinin anasının bir dünya hâkimiyeti oyunu veya kurgusu olduğunu görüyoruz. Eğer düşmanlarımızla ya da daha yumuşak bir ifadeyle rakiplerimizle mücadele edeceksek, bu mücadeleyi tüm katmanlarda yapmak mecburiyetindeyiz. Aksi takdirde kaybetmeye mahkûm olmuş oluruz. Yani, kısacası, Türkiye küresel ölçekte bir oyun kurucu olmalıdır. Bu bir tercih değil, zorunluluktur. 
Büyük devletler şartları oluşturur, küçük devletler şartlara tabi olur. Türkiye’miz büyük bir devlettir ve şartları oluşturmak zorundadır.
₺13,60 KDV Dahil
₺17,00 KDV Dahil
Bu dünyaya “beklenti olmaya” gelmedim. Bu dünyaya başkası olmaya, ezberlere uymaya, hep aynı şarkıyı duymaya gelmedim... 

Sertçe göğsüme oturan bu ağrıya dokunabilirsem geçecek. 
Kaçmadan, acısını yok saymadan, kendime kızıp canımı daha çok yakmadan, yargılayıp daha derine bastırmasam geçecek. 
Geleni bir kabul edip, onunla canım yanarken konuşursam geçecek. 
Her sözünü yol göstersin diye aklıma bırakırsam, kalan izini iyileşsin diye zamana bırakırsam geçecek. 
Hemen geçsin diye kovmadan, tekrar gelir diye korkmadan, hep üst üste gelir diye kapanmadan, hep benim başıma gelir diye kaçmadan yüzleşirsem geçecek. 
Dokuna dokuna, konuşa konuşa, evet ağlaya ağlaya geçecek. 
Ağlarken kendime şefkat gösterirsem geçecek. 
İyileşmeden iyi olmuşum gibi yapmadan, daha önce kendimi nasıl ayağa kaldırdığımı unutmadan, kabul edip sindirince geçecek. 
Yaşayınca geçecek.  
Ama illa ki geçecek...
₺13,60 KDV Dahil
₺17,00 KDV Dahil
Vazgeçmeyenlerin ve vazgeçmesi gerektiği yeri bilenlerin kitabı... 

Hayat bir sahne... 
Doğduğun an senin için aralanır perde. Sana yazılan senaryoda ve biçilen süre içerisinde bazen evlat, bazen dost, bazen sevgili, bazen patron, bazen doktor, bazen oyuncu, bazen baba, bazen kardeş ve daha birçok bazen diye başlayan kimlik ya da diğer adıyla rollerinle hayatının başrolünü oynarsın. 
Oyunun sonunda takdir görmek ister insan, alkışlanmak, onaylanmak ister. O da olur elbet ama olmayabilir de bazı zaman... Aslında eylemin ne olduğu değil sizin nasıl bir ruhunuz olduğu önemlidir. İyi bir oyuncu olmak için önce iyi bir insan olmak gerekir. 
Yirmi yıldır sinema ve dizi sektöründe oyuncu menajeri ve eğitmeni olarak hizmet veren Tümay Özokur’un, birikimlerinden derleyerek kaleme aldığı OYUNCU OLMAK İSTEYEN PARMAK KALDIRSIN, hem oyuncu adaylarına motivasyon ve bilgi kaynağı olarak rehberlik edecek hem de hayatının oyuncusu olarak kalmak isteyenlere mutlu ve başarılı olmanın kapılarını aralayacaktır. 

Tümay Özokur şöyle diyor: “Oyunculuk insan gibidir, bazen diptedir bazen gökte, beslenmezse, toprağın altında...” 

“Hep denedin. Hep yenildin. Olsun. Yine dene. Yine yenil. Daha iyi yenil!” 
Samuel Beckett
₺15,20 KDV Dahil
₺19,00 KDV Dahil
Kaderinin sana dayatıldığını düşünüyorsan geçmişte yaşıyorsundur, 
kendine ve seni var edene güveniyorsan şimdidesindir... 
Eğer bir seçim yapmadan her şeyin harika olacağını düşünüyorsan geleceğin sınırsızlığı içinde kaybolmuşsundur. 
Bu hayatın içinde sonlandıracağın ilk şey, kendine eziyet etmek olsun! 


Çok satan SIRLAR BOHÇASI ve NİYET DEFTERİ kitaplarının yazarı Meltem Güner, bilgi, ilham, teknik ve uygulamalarla dolu çok yönlü, işlevsel ve kullanışlı bir rehberle gelecekle buluşmak üzere okuyucuları yaşam sahnesine davet ediyor. 

His ve coşku dolu bir karar verdiğinde, yani geleceği şekillendirmek için bir niyet oluşturduğunda geleceğin bir geçmişi olan bugün de şekillenmeye başlar. Yeni bir gelecek inşa etmek için bütün taşların yer değiştirdiği bu süreci doğru yönetmek, yönlendirmek ve yolu arzulanan sona odaklamak için izlenecek uygulamaların yer aldığı bu kitap, sonuca odaklı bir çalışma...
₺13,60 KDV Dahil
₺17,00 KDV Dahil
Bu kitap felsefe öğrenmek isteyen herkesin işine yarayacak. François Dagognet Platon’dan başlayıp Spinoza, Kant, Nietzsche, Marx, Comte, Bachelard ve daha başka düşünürlerden geçerek Jean-Paul Sartre’a uzanan bir yolda en önemli filozofları karşılaştırmalı olarak inceliyor. Her bir filozofun düşüncesinin özünü açıklıyor, bir önceki düşünceyi nasıl dizgeleştirdiğini ya da ona nasıl karşı çıktığını gösteriyor. Yazarın gözünde, felsefe bir tapınak değildir, bir şantiye de değildir; bir savaş alanıdır. 
Fransız doktor ve düşünür François Dagognet’den ilginç bir felsefe tarihi.
₺16,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

ÜRÜN AÇIKLAMASI

“Kamusal kaygı ve korkuların odak ve çıkış noktaları olagelen televizyon haberleri, gazete başlıkları, politik konuşmalar ve internet tweet’leri bugünlerde “göç krizi”ne referanslarla dolup taşıyor; görünüşe göre Avrupa’yı istila ederek, bildiğimiz, uyguladığımız ve el üstünde tuttuğumuz yaşam şeklinin çöküşü ve ölümüne işaret ediyor. Bu kriz, an itibariyle, kanaat oluşturucuların açtığı insan zihni ve duygularını işgal etme ve tabi kılma yönündeki daimi savaşın politik doğrucu bir tür kod adıdır. Bu savaş alanından yapılan haber yayınının etkisi hakiki bir “ahlaki paniğe” neden olmaya başlıyor. 

Ben bu sözleri yazarken, nasırlaşmış bir duyarsızlık ve ahlaki körlükten doğan başka bir trajedi gelip çatmak için pusuda bekliyor. Kamuoyunun, reyting açgözlüsü medya ile işbirliği içinde “mülteci trajedisinden bıkkınlık” noktasına doğru gitgide ve durmaksızın yaklaştığına dair işaretler birikiyor. Boğulmuş çocuklar, aceleyle dikilen duvarlar, dikenli teller, aşırı kalabalık toplama kampları ve göçmenlere baş belası muamelesi etme konusunda birbiriyle rekabet eden hükümetler, kıl payı kurtulma ve güvenlik için seyahatin sinir bozucu tehlikeleri; tüm bu ahlaki rezaletler hiç olmadığı kadar az haber niteliği taşıyor ve gittikçe daha seyrek olarak “haberler”de yer alıyor. Ne yazık ki, şokların kaderi normalliğin rutinine dönüşüyor; kendini tüketen, gözden kaybolan ve unutulma örtüsüne sarılarak vicdanlardan kaybolan ahlaki paniğin rutinine...” (Zygmunt Bauman) 



Zygmunt Bauman bu kitabında çağımızın en önemli sorunlarından birini eleştirel bir perspektiften hareketle masaya yatırıyor: Göçmenlik meselesi…

₺6,75 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil
Karl Marx’ın, 1880 yılında Revue Socialiste dergisine Fransa’da yaklaşan genel seçimler için hazırladığı 101 soruluk “İşçi Anketi”, Tu¨rkiye’de 1970 yılında Devrimci Sinema Dergisi tarafından basılmıştı. Aradan geçen yarım yüzyıl bize, “İşçi Anketi”nin hâlâ koruduğu gu¨ncelliği anlatırken, “işçi sınıfının nasıl bir özne olduğu” sorusunu bugu¨n de sorduruyor. 

Karl Marx’ın ölu¨mu¨nden u¨ç yıl önce hazırladığı 101 soruluk anket çalışması; du¨nya çapında kabul gören, kapitalist u¨retimin eleştirel bir tahlilini yaptığı Kapital isimli kitabında geçen kavramların, pratik bir çalışmada nasıl işlendiğinin ve Marx’ın ölu¨mu¨ne kadar işçi sınıfı örgu¨tleri, kurumları ve yayınları ile ilişkisini kesmediğinin de bir göstergesidir. 

Elinizdeki kitap; Karl Marx ve Friedrich Engels’in karşılaşmalarıyla başlayıp, tu¨m du¨nyaya yayılacak bir gerçekliğin ve hakikatin anlatısında, Tu¨rkiye’de ve du¨nyada unutulmuş olanı açığa çıkarmayı, u¨zerine du¨şu¨nmeyi amaçlıyor...
₺9,60 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil
Kendi yaşadıkları topraklardan ayrılıp Avrupa’ya kaçmak için her şeyi göze alan, ellerinde avuçlarında ne varsa bilmedikleri, tanımadıkları, görünmeyen bir şebekeye yatıran Suriyelilerin arasına karışır Wolfgang Bauer. Sahte ama inandırıcı bir öykünün arkasına gizler kendi gerçek kimliğini. O da “onlar”dan, göçmenlerden biridir artık. Kahire’de başlar bu uzun ve çileli yolculuk. İskenderiye’de sıkıntılı bir bekleyiş hüküm sürer. Günlerce bir düzine sığınmacıyla daracık bir dairede yaşar. Yazar gibi göçmenler de başlarını çıkaramazlar yakalanmak korkusundan. Ve nihayet denize açılırlar. Deniz, hayat ve ölüm arasındaki ince çizgidir; Avrupa yolculuğunda hayatta kalanlar ve ölenler olacaktır… 



Bu kitapta, zorlu varoluşlardan, hastalık ve yıkımlardan, daha da önemlisi ölümden kaçarken bilinmeyen bir yerlerde varsaydıkları umut ışığına koşan, ölümü göze alanların gerçek öyküsü anlatılıyor, tüm çarpıcılığıyla...
₺9,00 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil
Nedim Gürsel firavunlar döneminden günümüze, eski Mısır mitolojisinden Nobel Ödüllü yazar Necip Mahfuz’un  
Kahire’sine doğrueşsiz bir yolculuğa çıkarıyor okuru. Dinsel inancın kaynağını araştırıp sorgularken Nil Nehri boyunca eski uygarlıkların izini sürüyor.  

Karşımda bir taş yığını yoktu yalnızca,binlerce yılın içinden gelip göğe yükselen, görkemli ve ezici bir anıt mezar vardı. Bu akıl almaz yapının gölgesinde oturdum uzun süre. Eskinin olağanüstü günlerini, tarihin derinliklerine gömülmüş olayların Nil Nehri gibi ağır aksak akışını,yenen ve yenilenleri, kayıklarına binmiş ölülerin tanrıların eşliğinde öbür dünyaya geçerken belki de son kez bu manzarayı seyrettiklerini düşündüm. Derken gölgeler uzadı, birden kızıla kesti dünya. Taşlar kararmaya başladı. Akşam alacasında renkler soldu. Ve Gize’de gün akşam oldu.
₺16,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
Aristophanes (MÖ 450?-MÖ 388?): Yaşamına dair pek kesinbilgiler yoktur. Yazdığı kırk kadar oyundan sadece on biri günümüzeulaşmıştır. Kıvrak ve keskin diliyle ünlü olan Aristophanes, komedyasanatının bütün inceliklerini çağının tanıklığıyla kaynaştırmış büyük 
bir tiyatro ustasıdır. Ploutos, Aristophanes’in günümüze ulaşanve eğitmenliğini bizzat yaptığı son eseridir. Eserlerinde genelliklekenti Atina’nın sorunlarını alaya alan Aristophanes, Ploutos’ta buüslubundan uzaklaşarak zengin ve fakir arasındaki gerilimi çok dahaevrensel bir bakış açısıyla işler. İlerlemiş yaşına rağmen toplumsaldeğişimler doğrultusunda sanatını da yenilemekten çekinmeyen ozan,son iki oyunu Ploutos ve Kadınmebuslar’da kullandığı sahnelemeteknikleri ve dil tercihleriyle yepyeni bir komedya anlayışının daönderliğini yapar. Kadınmebuslar’la birlikte Eski Komedya’dan YeniKomedya’ya geçişin bir örneği, müjdecisi olan Ploutos, Türkçeye ilkkez Eski Yunanca aslından çevriliyor.
₺9,60 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil
Efsuncu Baba büyüyle, simyayla, tılsımla uğraşan; define aramak, madeni altına çevirmek, yıldıznamelerden âlemin sırrını çözmek gibi heveslere kapılmış bir zat-ı muhteremdir. Onun dünyasını batıl inançları şekillendirir,her adımını bu hurafelere göre atar. Eline yeni bir kitap geçer, İstanbul’un bütün defineleri şifreli halde bildirilmiştir bu kitapta. Defineye ulaşmak için tılsımı kaldırması gerekir, bu da Binbirdirek’teki anahtarı ve kendisine yardımcıolacak insan suretinde iki meleği bulmasına bağlıdır. Böylece Kirkor ve Agop’la tanışırız. Karın tokluğuna çalışan, ortaoyunundan fırlama bu iki komik tip Efsuncu Baba’nın karısı ve kızıyla yaşadığı konağa taşınır. Entrika giderektüm aileyi sarar. 
Hüseyin Rahmi sofu görünümlü budala karakterlerinden birini daha insanlığın en büyük derdi olarak, gülmeceyle süslü serüvenli bir dille canlandırıyor.
₺6,40 KDV Dahil
₺8,00 KDV Dahil
“İnsan vicdanındaki sırları, kalbin en gizli köşelerine ulaşmadıkça bulmak imkânsızdır…” Arka fonunu Osmanlı sosyal yaşamının oluşturduğu İntibah, İstanbul’un Çamlıca ve mesire yerlerinde geçer. Kalburüstü bir ailede, iyi bir eğitim ve terbiyeyle yetişen Ali Bey’in hayatı Mehpeyker adlı hafifmeşrep bir kadına âşık olmasıyla değişir. Maddi manevi yıkıma sürüklenen bu genç adamın iç dünyasını Namık Kemal, eski edebiyatımızla yeni edebiyat arasında köprü kurarak tahlil ediyor. Edebiyatımızın ilk edebi romanı kabul edilen İntibah’ı, Namık Kemal’in bilinmeyen Önsöz’üyle birlikte sunuyoruz.
₺8,00 KDV Dahil
₺10,00 KDV Dahil
İsmail Bozkurt, direniş ve mücahitlik yıllarını(1955-1968) kaleme aldığı ve bu dizidenyayımlanan Zirköy’den Mermertepe’ye kitabınınardından anılarının bu cildinde çocukluk ve 
ilkgençlik yıllarını anlatıyor. 
Çocukluğu Türkler ile Rumların yan yanayaşadığı Güney Kıbrıs’ın Lârnaka ilçesine bağlı 
Boğaziçi/Aytotro köyünde geçen Bozkurt, buyılları geniş bir perspektiften ele alıyor. Köyününinsanlarından Rum komşularına; bayramlardandüğünlere; geleneksel yemeklerden geçimkaynaklarına kadar ayrıntılarıyla anlattığıanılarında Kıbrıslı Türkler’in yaşamlarına 
tanıklık ediyor.
₺22,40 KDV Dahil
₺28,00 KDV Dahil
Zweig gençlik dönemi yapıtlarından Kızıl’da öğrenim için Viyana’ya giden genç bir tıp öğrencisinin büyük kentin gerçekliğine uyum sağlama ve yetişkinliğe adım atma sürecini anlatır. Kendini birdenbire ailesinden uzakta soğuk bir odada yapyalnız bulan bu “çocuksu” genç adam, zamanla girdiği bunalımın etkisiyle hayallerinden, başlangıçta büyük bir hevesle sarıldığı tıp eğitiminden vazgeçme noktasına gelmiştir. Tam da o günlerde kızıla yakalanan ve yardımına ihtiyaç duyan bir kız çocuğu onu hayata geri çağırır… 1908 yılına ait bu anlatı, Zweig’ın daha o zamanlar çoktan bir novella üstadı olup çıktığının kanıtıdır adeta. Üstelik, yazarın sonraki yapıtlarında sıklıkla karşılaştığımız bir temanın peşine henüz kariyerinin başındayken düştüğünü; gaddar bir dünyada varoluşunu sürdüremeyecek kadar kırılgan insanların acılarını baştan beri dert edindiğini ortaya koyar.
₺5,60 KDV Dahil
₺7,00 KDV Dahil

“Zaman nedir?”, “Kimin arkadaşınız olduğunu nasıl anlarsınız?”, “Beş yıl önceki sizle şimdiki siz aynı kişi misiniz?”, “Mantıklı bir şey aynı zamanda anlamsız olabilir mi?” Bunlara benzer soruların cevaplarını merak ediyorsanız filozof olma yoluna girmiş sayılırsınız!

 

Çocuklar İçin Felsefe, 10 yaş üzeri genç insanlara felsefenin harikalar diyarını tanıtmayı amaçlıyor. Kitapta yer alan, Değerler, Bilgi, Gerçek ve Sorgulayıcı Düşünme başlıkları altındaki kırk soru; çocukları, Antik Yunan Çağı’ndan günümüze filozofların üzerinde çalıştığı sorular hakkında düşünmeye çağırıyor.

 

Her bir soru, çocukların felsefi içerikleri ve kavramları anlaması ve aynı zamanda sıkılmadan iyi vakit geçirmesi için eğlenceli etkinlikler içeriyor.

 

Yıllardır çocuklara felsefe öğreten, üniversitelerde felsefe eğitimi veren bir akademisyen tarafından yazılmış olan bu kitap, çocukların kendi başlarına ya da öğretmenleri eşliğinde sınıfta kullanmaları için tasarlanmıştır.

Her soru için öğretmenlere ipuçları veren bu kitapta, felsefe konusunda yazılı kaynakları da bulabilirsiniz.

 

(Tanıtım Bülteninden)

 

 

₺22,50 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil

John Truby'nin senaryo yazımıyla ilgilenen herkes için bir başvuru niteliğindeki bu çalışması, öncelikle sinemanın öykü anlatmayla başladığını vurguluyor ve olay örgüsü, karakterler, semboller ve diyaloglar üzerinden öykü anlatmanın tüm teknik ve teorik yönlerine odaklanıyor...

 

(Tanıtım Bülteninden)

 

₺28,00 KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil

“Washington Irving öyle bir yazar ki çağdaşlarını gölgede bırakıyor.” –Stephen King

 

Amerika’nın ilk gotik yazarlarından Washington Irving’le İç Savaş sonrasının puslu coğrafyasına bir yolculuk.

 

“Uykulu Kuytu Söylencesi” Amerikan edebiyatının ilk hayalet öykülerinden biri olmasının yanı sıra ilk gotik öykülerden de biridir. Uykulu Kuytu’nun Başsız Süvarisi, söylenceye göre, Amerikan Bağımsızlık Savaşı’nda bir top atışında başını yitirmiştir ve artık geceleri cepheye yetişmek için atını dörtnala süren bir süvariye dönüşmüştür.

 

Bu seçkide, “Uykulu Kuytu Söylencesi”ne ek olarak Irving’in bir diğer meşhur öyküsü “Rip Van Winkle” ile “Lanetli Ev”, “Şeytan ile Tom Walker”, “Hortlak Damat”, “Alman Öğrencinin Serüveni” ve “Gibbet Adası’ndan Gelen Konuklar” isimli öyküler de yer alıyor.

 

(Tanıtım Bülteninden)

₺11,20 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil
J.R.R. Tolkien’in Hobbit ile Yüzüklerin Efendisi arasında yayımlanmış klasik çocuk hikâyesi. 

Ham’li Çiftçi Giles bir kahramana benzemiyordu. Kocaman bir göbeği vardı, sakalı kızıldı ve sakin, konforlu bir hayatı tercih ediyordu. Fakat bilmeden istemeden, nispeten sağır ve miyop bir devi korkutup kaçırınca, Çiftçi Giles’ın şöhreti diyara yayıldı. Ne yazık ki kurnaz ejderha Chrysoplax krallığın başına bela olunca, onunla dövüşmesi için de Çiftçi Giles çağırıldı. 

Hobbit ve Roverandom gibi, Ham’li Çiftçi Giles da J.R.R. Tolkien tarafından başta çocuklarını eğlendirmek için uyduruldu, ancak hikâye genişledikçe daha ayrıntılı bir hal aldı. Nihai hali ise zekice anlatılmış, hayal gücü dolu hikâyeleri seven tüm okurlara hitap ediyor. 

“Devlerin ve ejderhaların krallıkta gezindiği zamanlarda geçen muazzam bir öykü.” 
Sunday Times 

Bu edisyonda, ilk kez 1949’da yayımlanmış tam metin ve Pauline Baynes’in çizdiği, Tolkien’in öyküsü için en uygun seçim olduğunu söylediği orijinal illüstrasyonlar bulunuyor. Aynı zamanda öykünün yazılmış ilk taslağını ve bir devam hikâyesi için Tolkien’in notlarını da içeriyor.
₺17,60 KDV Dahil
₺22,00 KDV Dahil

Kafamdaki romanı yazmak için işimden ve oğlumdan vakit ayıramıyorum, ama üzüldüğüm de yok. Bu koşullarda vaktim olsa da istediğim gibi yazacağımı sanmıyorum. Köyde, sessizlikte, üstünde dura dura çalışmaya alışmış biri için İstanbul çok hareketli; ama buna da alışacağımı, bu koşullarda yazacağım zamanın geleceğini sanıyorum. Yazmadığım için ne devleti ne de yayımcıları suçluyorum. Bunda bir suç varsa doğrudan benim suçum bu.

Yusuf Atılgan gibi bir bakıma “saklı” bir yazarın ardında bıraktığı notlar her zaman heyecan vericidir. Atılgan’ın “Eşek Sırtındaki Saksağan” adlı bir roman yazdığı, sonra da o metni yok ettiği biliniyordu. Elinizdeki kitap, bu romanın yazarın sandığında bulunan giriş bölümüyle birlikte elyazılarından derlenen notlarını, şiirlerini, dergilerde kalmış kısa öykülerini ve yaptığı çevirilerden örnekleri içeriyor.

(Tanıtım Bülteninden)

₺17,60 KDV Dahil
₺22,00 KDV Dahil
Tam bir edebi cephanelik!
Saatte 300 km hızla akıyor!
Hızlı! Komik! Heyecanlı!
Romancılıkta siyah kuşak sahibi bir yazar!
Ruhi Mücerret'in yazarından Dublörün Dilemması!
"Aynı anda iki yerde olmanız mı gerekiyor? Bizi arayın!"

"Felsefi çığlıklarla dolu bir roman."
-Nihat Genç-

"Hiperaktif bir zekânın ürünü."
-Alper Canıgüz-
(Tanıtım Bülteninden)
₺18,40 KDV Dahil
₺23,00 KDV Dahil
Tess Gregory başarılı bir bilim insanı olsa da kalbinin bir köşesinde hep aile kurmak ve çocuk sahibi olmak vardır. Ne yazık ki bu hayalini bir türlü gerçekleştirememiştir. Küçük yaşta geçirdiği hastalık yüzünden kulakları duymayan Tess özgür ruhlu, hayat dolu bir kadındır ama ölüm onun için beklenenden çok daha erken kapıyı çalar… Fakat bu güçlü kadın gözlerini hayata kapattığında ölümün bir son değil, yeni bir yaşamın başlangıcı olduğu ortaya çıkar; en azından Tess için böyle olur.  
On dokuzuncu yüzyılda yeniden hayata dönen Tess kendini yepyeni bir bedende, üç çocuk sahibi Amarylis Rafferty olarak bulur. Ve en önemlisi, artık duyabiliyordur. Yeni görünümü ve dünyası karşısında büyük bir sarsıntı geçiren Tess kısa bir süre sonra yürek burkacak kadar talihsiz bir olayın yeni ailesini ve özellikle de kocası Jack’i acı dolu bir hayata mahkûm ettiğini fark eder. Yine de Tess, ona verilen bu yepyeni yaşam şansını cennete dönüştürmenin bir yolunu bulmaya kararlıdır…  

 “Hannah bu hikâyeyi samimiyetle, şefkatle ve canlı detaylarla yaratmış. Karakterlerini, özellikle de karanlık geçmişine rağmen dimdik ayakta duran, inançlarına tutunan Tess karakterini sevmemek imkânsız.”  
Publishers Weekly  

“Kristin Hannah’nın aşk romanları değerli mücevherlerden farksız.”  
Romantic Times  

“Karakterlerinin ruh hallerini ve duyguları resmetmekte Hannah’nın üstüne yok.”  
The Washington Post Book World
₺31,92 KDV Dahil
₺39,90 KDV Dahil
ROMANOVLAR 1613 - 1918 
“Moğollardan sonra en çarpıcı başarıya ulaşmış imparatorluk kurucuları” 
Yaşadıkları dönemde yeryüzünün altıda birine hükmeden Romanovlar, modern çağın en başarılı hanedanıydı. Romanov hanedanına mensup 20 hükümdar 1613’ten çarlığın 1917 Devrimi’yle yıkılışına kadar, yani 304 yıl boyunca hüküm sürdü. Korkunç İvan döneminde başlayan bu hâkimiyet, Rasputin döneminde son buldu. 
Peki, bu aile savaşla harap olmuş bir prensliği dünyanın en büyük imparatorluğuna nasıl dönüştürebildi ve bu imparatorluğu nasıl yitirdi? 
Romanovlar’da bir bölümü dehadan, bir bölümü delilikten nasiplenmiş ama hepsi kutsal otokrasi fikrinden ve emperyal hırstan ilham almış 20 çar ile çariçenin tarihini okuyacaksınız. Montefiore, sürükleyici anlatımıyla onların sınırsız iktidarla ve imparatorluk kurmaya dönük acımasızlıkla belirlenen, saray entrikalarının, aile çekişmelerinin, seks düşkünlüğünün ve çılgınca savurganlığın gölgesinde kalan gizli dünyasını gözler önüne seriyor. 
Bu sahnenin geniş oyuncu kadrosunda maceraperestler, saraylılar, devrimciler ve şairler, ayrıca Korkunç İvan’dan Tolstoy’a, Kraliçe Victoria’dan Lenin’e kadar uzanan tarihsel kişilikler yer alıyor. Kitabın sonunda ise son derece etkileyici bir dille Nikolay ve Aleksandra çifti, Rasputin’in yükselişi ve öldürülüşü, savaş ve devrim, bütün ailenin feci bir vahşetle katledilişi anlatılıyor. 
Yeni arşiv araştırmalarına dayanan ve parlak bir edebi üslupla kaleme alınan Romanovlar hem büyüleyici bir zafer ve trajedi, aşk ve ölüm hikâyesi, hem genel bir iktidar incelemesi hem de Rusya’ya bugün bile damga vuran imparatorluğun portresi. 
Simon Sebag Montefiore’nin Romanovlar’ı, büyük ölçekli bir epik tarih örneği... Komploların, darbelerin, suikastların, işkencelerin, seks ve alkol düşkünlüğünün, şarlatanlığın ve düzenbazlığın, serfliğe dayalı zenginliğin ve bekleneceği üzere, baskı ve isyandan oluşan bir kısırdöngünün hikâyesi. Burada anlatılanlarla kıyaslanınca Game of Thrones sıkıcı görünüyor... Montefiore’nin muhteşem kitabını okurken, Rus monarşisinin böylesine korkunç liderlerle nasıl ayakta kalabildiğini hayal etmek zorlaşıyor. 
– Antony Beevor, Stalingrad ve Berlin’in Düşüşü 1945’in yazarı
₺44,00 KDV Dahil
₺55,00 KDV Dahil
II. Dünya Savaşı sonrasında “özgür dünya” içinde yer almak isteyen Türkiye çok partili hayata adım atmış, Şubat 1946’da İzmir ve İstanbul merkez şubeleri kurulan Demokrat Parti yurt genelinde yoğun bir teşkilatlanma sürecine girmişti. Her köşe başında demokrasi nutuklarının atıldığı bu dönemde tek parti iktidarı bütün istibdadıyla ayakta duruyor, kurulmakta olan muhalefet partisi, memleketin bütün aykırı sesleriyle birlikte sindiriliyordu. 
O günlerde, Demokrat Parti’yi Ege bölgesinde örgütleyen isimler tarafından İzmir’de neşredilen ve tek yapraktan ibaret bir gazete, elden ele dolaşan nüshalarıyla muhalefetin sesini yurt genelinde yükseltmeye gayret ediyordu. 
14 Mayıs 1950’de “mücadelesinde zafere ulaşan” Demokrat İzmir gazetesi, iktidara getirdiği parti kuruluş prensiplerinden uzaklaşarak ifade özgürlüğünü boğmaya yeltendiğinde yeni bir mücadeleye girişmiş, giderek artan antidemokratik uygulamaları basına ispat hakkı tanınması talebiyle durdurmaya çalışan Egeli Demokratlarla birlikte Hürriyet Partisi hareketine katılmıştır. 
Elinizdetuttuğunuz kitap, “iyi, doğruvegüzeli” arayanların “iribaklalızincirlerle” mükafatlandırıldığıbirülkeninyakıntarihinive Türk basınınındeğişmeyenyazgısınımücadelecibirgazeteningözlerindenanlatmaktadır.
₺30,40 KDV Dahil
₺38,00 KDV Dahil
Dar Bir Çember İçinde, Behçet Necatigil’le Kâmuran Şipal’in 1948-1972 yılları arasında birbirlerine yazdıkları 32 mektuptan oluşuyor. 
Yaşamlarının, yazı ve çeviri uğraşlarının, edebiyat anlayışlarının yanı sıra dönemin edebiyat ortamının ipuçlarıyla, dahası giderek güçlenen bir dostluğun izleriyle dolu mektuplar, onların kişiliklerini yansıtan birer belge. 

Yazılmadan kaldı bazı şeyler, gene de yazılmış kadar oldu. 
Geldim, gelmek bir mecburiyeti yerine getirmek, bir şey ümid etmekse. İnsan bir yere giderken bavuluna bütün odasını, sası-durgun havasını, değişmez alışkanlıklarını koyabilmeli; olduğu gibi onlarla gelebilmeli. Yoksa– İlk günden gözümde tütmeye başladı tozlu penceresi, yükünü almış kitap ve kâğıtlarıyla odam, yılları paylaştıklarım. Hangi şartlarda olursa olsun gidip gelmeleri, ayrılışları göze alanlar yiğitleşti gözümde. 

*Kapak fotoğrafı: Kumkapı, 6 Nisan 1974 (Necatigil Arşivi)
₺9,60 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil
“Modern çağın dini olan milliyetçiliğin güçlü olması ve ona karşı 
ideolojik mücadelenin yavaşlığı, cesaretimizi kırmamalıdır. Milliyetçi 
ideolojiye karşı mücadeleye girişenler, en küçük başarılardan 
memnun olmalı, uzun sürecek olan bu mücadelede hem kararlı hem 
sabırlı olmayı öğrenmelidirler. Kötümser ve iyimser olmak için 
nedenler vardır. Kötü gelişmeleri görmezden gelmeyen, aydınlatıcı 
fikir ve eylemlerin değiştirici gücüne inanan iyimser tutum, daha 
gerçekçi bir yaklaşımdır.” 
İnsan topluluklarının arasına aşılmaz bariyerler kuran bir 
milliyetçiliğin aşılması gerektiği fikri demokrasi güçlerinin uzunca bir 
süredir gündeminde. Öte yandan modern toplumların içinde bulunduğu 
krizi tanımlayan anlam arayışına/anomiye bir yanıt sunduğu düşünülen 
“aidiyet”in cazibesi beraberinde milliyetçiliğe sıkıca sarılmayı da 
zaman zaman mümkün kılabiliyor. 
Marksizm, Milliyetçilik ve Demokratik Ulus milliyetçilik tartışmalarına 
odaklanarak ve bunun Marksizm içi tartışmalarda nasıl kavrandığını 
ortaya koyarak milliyetçiliğin dayandığı ilkeleri gözler önüne serip 
milliyetçiliğin gücünü kıracak önemli bir tezi, “Demokratik Ulus” tezini 
ileri sürüyor ve bizi milliyetçilik üzerine yeniden düşünmeye çağırıyor.
₺28,40 KDV Dahil
₺35,50 KDV Dahil
“Naçar, yorgun, hapsedilmiş bir kabına sığmazlık... Bunun için en çok 
geceleri çöreklenir yüreğine insanın, tüm gerçekliğiyle ve en yoğun 
bir yaşamak ağrısı... (…) Geceler, elle tutulacak denli somut ve yoğun 
yaşam zamanlarıdır, tutsakken ve şiirini, şarkılarını, yitik duygularını 
aramaktayken nafile bir çabayla yüreğinin derin boşluklarında. (…) 
Gecelerle birlikte bir ömürdür akıp giden, ömürlerdir, güneşli mavi 
gelecekler aşkına yaşanmış ömürler...” 
Cafer Solgun, 12 Eylül dönemindeki uzun mahpusluğunun ardından, 
“Kürt sorunu” gündeminin belirleyiciliği altında yaşanan 1990’larda 
bu “sınavı” bir kez daha göğüslemişti. Solgun bu kitabında, yaklaşık 
on yıl boyunca Van, Muş, Diyarbakır, Adıyaman, Antep, Bursa ve 
Kaman hapishanelerinde yaşadıklarını, gözlediklerini, düşündüklerini, 
hissettiklerini hikâye ediyor. Fonda, dönemin yüklü gündemi… 
Bazen “Mahpusluktur, bazen olur… denen türden bir sıkıntı”... Bazen 
mizah... Bazen gündeliğin öğütücülüğü… Bazen kıyasıya mücadele… 
Siyasîler ve adliler… 
Mahpusluk yaşantısının içinden, genel meselelere dair gözlem ve 
düşüncelerini de aktarıyor Solgun. Sözgelimi, “‘örgüt’ün kendisini 
‘devlet’ yerine koyan bir anlayışla hareket etmesinin” trajikomik 
sonuçlarını, özgürlüğün gündelik pratikteki anlamını ve daha birçok 
şeyi tartışıyor. 
Solgun’un bu kitabı, 80’lerdeki mahpusluk deneyimini aktardığı 
Demeyin Anama İçerdeyim’le birlikte ele alındığında, 12 Eylül dönemi 
ile 90’ların koşullarının, hapishane yaşantısı ve ceza infaz rejimi 
bakımından etkileyici bir mukayesesi.
₺28,80 KDV Dahil
₺36,00 KDV Dahil
Mehmet Özgül çevirisi, 
D.S. Mirsky’nin önsözü, 
Charles E. May’in sonsözü, 
Yazar ve dönem kronolojisi, 
Kitaba dair görsellerle. 
Kırlarda Bir Gün, Çehov’un yazarlığında büyük bir atılım yaşadığı 1886 
yılına ait öykülerini derliyor. 
Çehov, 1886. 
Asıl mesleği olarak gördüğü doktorluğa devam etse de Çehov, 1886 
yılında yeteneği edebiyat çevrelerince fark edilmiş bir yazardı. Bu yılda 
ilk eserlerindeki komik eskizlerden uzaklaşmaya, Peterburgskaya 
gazeta ve Novoye Vremya gibi prestijli haftalık yayınlara daha uzun 
öyküler göndermeye başlamıştı. Çehov’un Rus okurunun hafızasında 
edindiği yeri hiç kaybetmemiş bu esprili ve dokunaklı hikâyeleri, her 
modern öykücünün borçlu olduğu eşsiz 
bakışının birer örneğidir. Rusya’nın orta sınıfını hicveden trajikomik 
vinyetlerin yazarın ilk deneysel çalışmaları ile yan yana geldiği Kırlarda 
Bir Gün, Çehov’un benzersiz dehasını ve ince bakışını sergiliyor.
₺23,60 KDV Dahil
₺29,50 KDV Dahil
Mayısın beşini altısına bağlayan o Hıdrellez gecesi, gül ağaçlarının 
dibinden değişik dilekler topladı Hızır ve İlyas. Kimi yaptığı küçük bir 
ev maketiyle, kimi çocuğunun oyuncak arabasıyla dile getirmişti sahip 
olmayı arzuladığı şeyi. Zarla oynanan bir oyunun kâğıt paraları da, 
bezden dikilmiş bir erkek bebek de ilginçti kuşkusuz. Ama hiçbiri, 
güllerinin üzerine barut kokusu sinmiş bir bahçede buldukları, 
kapağında Gökkuşağına İki Bilet yazan el yapımı kitap kadar şaşırtıcı 
değildi. Hızır ve İlyas iki yıl sonraki Hıdrellez’de, bu kez bir darağacının 
altında, üç gencin cesediyle karşılaşıncaya dek başka hiçbir şeye bu 
denli şaşırmadılar. 
Pal Sokağı’nda koşuşuyor çocuklar, 
uçan bir trapezci ta Ay’a seyahat ediyor. İç çekmeler, dillerde ergen 
yangınlar. Unutulmuş bir yaz akşamında kalan yazılmamış öyküler. 
Attilâ Şenkon, bir çocukluk şarkısı anlatıyor, babaya mektup, bir 
gündüz rüyası... 
Gökkuşağına İki Bilet, şefkatle geçmişe bakıyor. 
Hayat dediğin hatırlamak.
₺10,80 KDV Dahil
₺13,50 KDV Dahil
Bir zamanlar Bulikov kenti ilahların gücüne sahipti ve onlar bu gücü milyonları boyunduruk altına almak için kullandılar… ta ki o ilahlar öldürülene dek. Şimdiyse, Bulikov'un tarihi sansürlü ve yasaklıydı. Tüm kıta ise uzun yıllardır sömürdükleri ülke tarafından işgal edilmişti, Bulikov başta olmak üzere. Fakat artık mantık sınırlarının dışında işleyen, hiçbir yere çıkmayan sayısız merdivenle bezeli bu İlahi Kent, Kıta'nın eski görkemli günlerinin bir hayaletiydi yalnızca. 
  
Her günü ayrı kaosla geçen Bulikov'da beklenmedik bir cinayet işlenince, bu cinayetin yarattığı diplomatik karmaşayı çözmesi için Shara Thivani ve sekreteri Sigrud, Bulikov'a gelmekle görevlendirildi. Her ne kadar tehlikesiz görünse ve resmiyette bir kültür elçisi olsa da Shara aslında Saypur'un elindeki en başarılı ve tehlikeli casus, aynı zamanda da bir Kıta tarihi uzmanıydı. Bulikov'a asıl geliş amacı da işlenen cinayeti çözmek, Saypur'a karşı gelişen bir tehdit olup olmadığını belirlemekti. Ancak kentin altında komplolar dönmeye, ilahların öldürülmesinden beri şahit olunmayan mucizeler yeniden vuku bulmaya başlayınca, bir zamanlar öldüğüne inanılan tanrıların, gerçekten ölü olup olmadığı şüphesi Shara’nın aklını kurcalayacaktı.
₺30,40 KDV Dahil
₺38,00 KDV Dahil

 Öyle güçlü bir kitap düşünün ki yayımlandığı zaman Beyrut’ta bir pazar yerinde ibret olsun diye yakılmış ve bütün bu tepki, kitabın daha da çok okunmasını sağlamış… Halil Cibran Asi Ruhlar aracılığıyla memleketi Lübnan’da apaçık bir özgürlük çağrısında bulunmuş ve hem bireylere hem de topluma seslenmiştir. Cibran yine o şiirsel diliyle, dini ve siyasi adaletsizliğe başkaldırıya davet ediyor.

 

₺6,40 KDV Dahil
₺8,00 KDV Dahil

Halil Cibran’ın ölümünün ardından yayımlanan eseri Ermişin Bahçesi, bir geri dönüşün hikâyesini anlatır. El Mustafa, on iki yıl boyunca uzak kaldığı adaya ayak bastığında geri dönüşün bütün sancı ve sızılarını yüreğinde taşır. Halkına kavuştuğu an, daha derin bir yalnızlığın pençesine düştüğü andır. Annesiyle babasının ebedi uykuya yattığı o bahçenin duvarları, dünyayla arasına çizdiği bir sınır çizgisine dönüşür. Onun sesine hasret kulaklara fısıldadığı ise yaşama ve yaşamın getirdiklerine ve götürdüklerine dair kedere bulanmış cümlelerdir.

₺6,40 KDV Dahil
₺8,00 KDV Dahil

Büyük düşünür Halil Cibran’ın edebiyat sahnesinde adını duyurduğu kitap olan Gözyaşı ve Kahkaha ruhunuzu dokunacak ve hayata bir başka gözle bakmanızı sağlayacak mesellerden, hikâyelerden ve şiirlerden oluşuyor. Gözyaşı ve Kahkaha’da Doğu ve Batı felsefesini kendince yoğuran Halil Cibran okurlara eşsiz bir metin sunuyor. Kitaptaki şiirler ve düzyazılar, Cibran’ın sevgi ve güzelliğe olan bitmek tükenmez açlığını gözler önüne seriyor.

₺6,40 KDV Dahil
₺8,00 KDV Dahil

Halil Cibran, yarı otobiyografik kitabı Kırık Kanatlar’da gençlik aşklarının o sancılı ve tatlı anlarına götürüyor bizi. Genç Halil Beyrut’un varlıklı tüccarlarından olan Farris Karami’nin kızı Selma’yla tanışır. ve ona âşık olur. Ne yazık ki bu aşkın önünde birçok engel vardır. Halil ve Selma gizli gizli buluşmaya devam ederler ama kavuşmaları için artık bir mucize gerekmektedir.

Kırık Kanatlar insan varlığının anlamını sorgulayan dokunaklı bir aşk hikâyesi olmasının yanında, gerçek aşkın yeşermesine engel olan toplumsal ve bireysel riyakârlığın da ustalıklı bir eleştirisidir.

 

₺6,40 KDV Dahil
₺8,00 KDV Dahil

Zamansız bir bilgenin aklın, kalbin ve ruhun ışığında aydınlanan sözlerinden oluşuyor Kum ve Köpük. Halil Cibran, zihninin çağrışımlarına kaptırıp gidiyor kendisini, okuru da sürüklüyor peşinden. Dünyaya ve ötesine dair o sınırsız algısıyla mistik ve lirik cümleler saçıyor etrafa. Birbirinden bağımsız tüm bu fragmanlar bir bütünü ortaya koyuyor en nihayetinde: Cibran’ın sisle bir olmuş ruhunu. Tıpkı parmaklarınızın arasından kayıp giden kum taneleri gibi akışkan ve havada süzülen bir köpük gibi bir var bir yok ruhunu…

₺6,40 KDV Dahil
₺8,00 KDV Dahil

Hayatın bütün karmaşasına karşı bu yazıyı okurken bir dur ve düşün. Etrafındaki insanlara bir bak, nasıl da kendilerini koşuşturmanın içinde kaybetmişler. Ama sen buradasın, satırlarımda gözlerini gezdiriyorsun. İşte tam da bu yüzden şimdi içini acıtan, kalbini sızlatan bütün dertlerini yanına al ve gel benimle.”

 

- Karmaşanın içinde kaybolduğunu mu düşünüyorsun?

 

- Bir sevdiğin var ama davranışlarına anlam veremiyor musun?

 

- Tam “İyileştim” derken üstüne tuz basılan açık yaraların mı sızlıyor?

 

 -Anlatmak istediklerin var, ama buna rağmen sessiz kalmayı seçip hayatına devam mı ediyorsun?

 

- “Ne derler” korkusuyla mı yaşıyorsun?

 

- Hayatındaki her şeyi düzene sokmuşken, “işte oldu” derken, tepetaklak tersine mi döndü hayatın?

 

Önce bir nefeslen… Şimdi eğer hazırsan sayfaları çevirip, dertlerini özgürleştirerek kendinle baş başa kalma zamanı…

 

Eğitimci ve Kişisel Koç Sara Pour bu ilk eserinde “kendini bulma” yolculuğu için bambaşka bir pencere sunarak özgürleşmemizi sağlıyor

₺18,40 KDV Dahil
₺23,00 KDV Dahil
“Harms, çağdaş öykünün en büyük öncülerinden biri olarak, Tolstoy, Çehov ve Babel’in yanında yer almalı… Bu üçlüyle kıyaslandığında en kısa, en komik ve bazı açılardan en hakikisi olarak öne çıkar onun hikâyeleri. Biçimsiz, üslupsuz görünümleri altında vahşi, hüzünlü, şiddet dolu, fevkalade komik ve ürkünçtürler…” 
GEORGE SAUNDERS 

Sovyet avangard edebiyatının en önemli isimlerinden biri olan Daniil Harms’ın eserleri, ancak o öldükten uzun süre sonra gün yüzüne çıkabilmiştir. Bu sürecin ardından kısa sürede birçok dile çevrilen kitaplarıyla dünya edebiyatında sarsılmaz bir yer edinen Harms, şiirleri, kısa öyküleri, çizgisel öykülemeyi reddeden deneysel piyesleri ve bazılarını bugün mikro-kurgu diye anlamlandırabileceğimiz sıradışı nesriyle kült statüsüne erişmiştir. Onun ilk bakışta kendini ele vermeyen, fazlasıyla orijinal, absürt hikayeleri, öyküleme olgusunu sorgulamakla birlikte varoluşun anlamsızlığını ve yaşadığı dönemde Stalin sultasında gittikçe muhafazakarlaşan Sovyet rejimi altındaki günlük hayatı da anlatmaktadır. Bugün Hiçbir Şey Yazmadım, George Saunders, John Ashbery, Martin McDonagh gibi yazarların hayranlığını kazanmış bu benzersiz yazarın öne çıkan eserlerinden kapsamlı bir seçki. 
Olağanüstü detaycılığı ve akışkan diliyle bu hikâyeler, herhangi  
bir kapı çalınmasının bürokrasi labirentinde kaybolmak, hatta ceza kamplarına yollanmak anlamına geldiği topraklardaki günlük yaşamın gerilimini yakalıyor.” 
NEW YORK TIMES BOOK REVIEW
₺19,20 KDV Dahil
₺24,00 KDV Dahil

XI. ve XIII. yüzyılları arasında, Avrupa Ortaçağı büyük öncüleri tüccar ve bankacılardan oluşan gerçek bir ticari devrime tanıklık eder. Bu dönem, uzak mesafelere yolculuk yapmayı mümkün kılan bir barış zamanıdır, fakat aynı zamanda önemli bir demografik büyümenin de zamanıdır. Her şeyden önce kentlerin yeniden doğuşu ve canlanışı söz konusudur. Floransa, Rouen, Brugge, Cenova veya Amiens’teki büyük Ortaçağ fuarlarında kentsel gelişimin ilk izleri, belirli bir serbestiyet, dinî vesayetten kurtuluş ve sanatsal faaliyetlerin desteklenişi görülür. 
Le Goff, bu çalışmayı toplumsal tarihin akışını açıkça etkilemiş belli bir özneler grubu ve özneleşme sürecini ele alarak yapmıştır. Üstelik bu metinde toplumların geçirdiği zihinsel/kültürel dönüşüm sürecini ülke ülke ele alınan belli kişiler, aileler ve hanedanların özyaşam öyküleri üzerinden açıklamıştır. Le Goff bunu, özellikle erken kapitalizm konusunda çok yoğun ve ayrıntılı araştırmaların yapıldığı İtalya, Felemenk, Almanya gibi ülkelerde Ortaçağ tarih çalışmalarının artmasına bağlıyor. Kapitalizmin ve kapitalistlerin ya da başvurduğu bir başka ifadeyle, “kendilerini ticarete adamış” insanların hangi tarihten başlayarak sözcüğün gerçek anlamında klasik kapitalizm ve kapitalist kavramlarını içerecek kıvama geldiğinin belirlenmesinin öneminden söz ettikten sonra bu işin ancak özneler, yani kapitalistler tarihine başvurularak yapılabileceğini gösteriyor.

₺14,40 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil
Théophile Gautier, titizliğe varan estetik anlayışı ve ironik üslubuyla öykülerinde varlığı her an hissedilen bir yazardır. Seçkimizde yazarın 1831 tarihli Kahve Potu’ndan başlayarak 1852 yılına dek kaleme aldığı öyküleri yayınlanış sırasıyla yer alıyor, bu şekilde okur onun yazım tekniğinin geçen süre zarfında ne kadar kendine has bir özellik kazandığını gözlemleyebilecektir. 
Canlanan tablolar, hayaletler, mitolojik ve masalsı yaratıklar, yapay cennetler, vampirler, paralel hayatlar, ölümdeki yaşam, fantastik bir boyut ve daima romantik bir fon. Fantastik Öyküler’de, sıradan, bildiğimiz hayat, ansızın yahut adım adım doğaüstü bir kimliğe bürünür. Hayal ve gerçek, geçmiş ve gelecek iç içe geçer, tatlı hayaller boğucu kâbuslara dönüşür. Kahramanlar bu iki dünya arasında ne yapacaklarını bilemezler, elleri kolları bağlı gibidir, ne bedenen ne de zihnen kendilerine hâkim olabilirler. Ancak bu esrik evrenin çekici bir tarafı da vardır, zira Gautier’in edilgen kahramanları mantığın geçerli olmadığı bir dünyada, her an aşkla nefes bulma umudu taşır. Belki de bu yüzden hayal dünyasına adım atmaya daha dünden hazırlardır. 
Fransız edebiyatının önemli figürlerinden Théophile Gautier’in Fantastik Öyküler’iyle XIX. yüzyıl Paris’inden, geçmişin ve hayal âleminin derinliklerine egzotik bir yolculuğa çıkıyoruz.
₺16,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
Hilmi Ziya Ülken’in felsefi sistemini taçlandıran Hâkimiyet adlı son kitabı uzun bir süre sonra ilk defa okuruyla buluşuyor. 
Eser, “hâkimiyet” (souveraineté) ve “tahakküm” (domination), yani “zorlama hâkimiyet” kavramlarının felsefi, antropolojik, sosyolojik ve tarihsel bir incelemesidir. 
Tarihsel anlamıyla bütün toplumlarda “iş organizasyonu” olarak şekillenen hâkimiyet, “kültür-tabiat bütünlüğü”dür, yani kültür ve tabiat birleşmesi siyasi felsefenin temel kavramı olarak “hâkimiyet”i ve bunun organlaşmış bir ifadesi olan “devlet”i doğurur. Öte yandan kültür-tabiat bütünlüğü, yani hâkimiyet her çağda ve toplum şeklinde birtakım saiklerle bozulabilir, parçalanabilir. Kaybolmuş kurumlar sisteminin hâkimiyet yetmezliği “tahakküm” şekillerini doğurur. 
Modern hâkimiyet şekli olarak demokrasi iki ayrı yönde yeni tahakküm şekillerine doğru gelişmiştir: Hürriyetçi demokrasiyi savunan kutup başlıca Birleşik Amerika’nın (kapitalist iş organizasyonu) tahakkümü şeklini almıştır. Eşitlikçi demokrasiyi savunan kutup Sovyet Rusya ve Çin’in (sosyalist iş organizasyonu) tahakkümü şeklini almıştır. Dünya bu iki tahakküm şekli arasında parçalanmış durumdadır. 
Geleceğin hâkimiyet şeklinin hürriyet-eşitlik dengesini kuracak olan “Mertebeler Devleti”nde gerçekleşeceğini öne süren Ülken, “yarınki insanlığın emperyalist tahakkümlere değil, kültürler, milletler bağımsızlığına dayanan bir konfederatif dünya devletine doğru gitmesini sağlayacak” bir “kültürler hümanizmi”ne yaslanır.
₺23,20 KDV Dahil
₺29,00 KDV Dahil
Spinoza’nın ölümünün ardından opera posthuma (tüm eserleri) içinde 1677’de yayımlanan, Politik İnceleme(Tractatus Politicus) filozof tarafından kaleme alınan en son yapıttır. Burada Spinoza doğalcı (naturalist) bir bakış açısından geleneksel “en iyi yönetim biçimi” sorusunu yeniden ele alır ve istikrar noktalarını ortaya çıkarmak için bir tanıtlama yapısı içinde monarşik, aristokratik ve demokratik Devletleri yeniden kurar. Güç ontolojisine demir atmış “doğal hak”, içinde multitidonun ya da “halk kitlesinin” hep daha süreğen bir barışta varlığını devam ettirdiği demokraside, yani “mutlak yönetim biçimi”nde tamamına eren niceliksel ve biçimsel bir siyaset kurar. 
Aşırı biçimde yetkinleştirilmiş Politik İnceleme, Spinoza’nın tüm yapıtlarına can veren birleştirme ve doğallaştırma için gösterdiği sınırsız kavramsal gayreti başarıyla sonuçlandırır. Derin özgünlüğü, ne aşkınsal bir değeri olan ne de harekete geçirici bir şiddet içeren, oyların sayısal değerlendirilmeleriyle barış üreten basit bir makine olan bir demokrasi önermesinde yatar, ama bunda siyasi gerçeklikte olduğu gibi insanlığın arzusunda da kuşkusuz aşılmazdır.
₺14,40 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil
Sanatçılar neden tablonun içinde başka bir tablo arama ihtiyacını hissetmişlerdir? Bir resmin içine başka bir resim yerleştirmenin anlamı nedir? Rembrandt, Vermeer, Velázquez ya da Magritte çerçeveyi kendi kompoziyonlarıyla bütünleştirmiş ve resimde devrim yaratmışlardır. André Chastel, bu “motif”ten hareketle bize tutkulu bir analiz ve resme bakmanın yeni bir tarzını sunuyor. 
Tablodaki Tablo André Chastel’in iki önemli metnini biraraya getiriyor. Resmin çerçevelenmesi üzerine bu iki metin, hem bir eserin varoluşunu hem de bir varlığın mevcudiyetini sınırlandıran bu çerçevenin bulunuşunu sanat tarihi üzerinden sorguluyor. Chastel bizi XV. yüzyılda başlayan ve XX. yüzyılda Braque ile sona eren gerçek bir soruşturmaya davet ediyor. Kitap yorumlanan eserlerin daha iyi somutlaşması için renkli illüstürasyonlar içeriyor. 
“niyetim ... tablodaki bir tablo, mekânın genişletilmiş ya da nesnel bir temsilinde yer bulduğu anda neler olup bittiğini incelemek, uyumlu bir ışık ve tiyatrocuların dediği gibi, hakiki bir yer birliği ihtiva eden zaten kurulu bir mekân ikiye bölündüğünde ya da küçültülüp indirgendiğinde ne olmaktadır? Bu, soruşturmanın 15. yüzyılla başlayıp 20. yüzyılda sonlanacağı anlamına geliyor... Tablo içinde resmedilen tablonun âdeta ikili bir yankılaması vardır: imge olarak, doğaya (biçime) gönderim yapar, bir imgenin imgesi olaraksa akla (fikre, ideaya) atıfta bulunur. Tablo-içinde-tablonun tefsiri, sanat üzerine incelemeye denk bir şey üretir.”
₺12,00 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil
Amazon Yılın En İyi İş Dünyası & Liderlik Kitabı 

Steve Jobs’un hep Apple’daki hikâyesi anlatıldı. Bu kitap Pixar’daki hikâyesi. Fakat sadece Steve Jobs’un değil, aynı zamanda herkesin severek izlediği Oyuncak Hikâyesi, Wall-E, Arabalar, Kayıp Balık Nemo, İnanılmaz Aile, Ters Yüz ve daha birçok başyapıtın çıktığı stüdyo Pixar’ın hikâyesi. 

Steve Jobs ve Lawrence Levy, Pixar'ı Hollywood’un en büyük başarı öykülerinden birine dönüştüren son derece imkânsız bir planı nasıl hazırladılar? Levy, Pixar'ın mütevazı başlangıçlardan nasıl yükseldiğini, Jobs'la bu kadar yakın çalışmanın nasıl bir şey olduğunu ve Pixar'ın hikâyesinin hayatımızın pek çok yönüne uygulanabilecek hangi derin dersleri barındırdığını anlatıyor. 

Pixar’ın zorlu başlangıcı, halka arzı ve sonrasında ardı arkası kesilmeyen başarıları iş dünyası profesyonelleri ve yöneticiler için keyifli ve faydalı bir içerik sunuyor. 


“Bu kitaba âşık oldum! Bence harika! Elbette taraflıyım fakat öyle bile olsa insanların bu hikâyeyi seveceğini düşünüyorum ki varlığını dahi bilmiyorlardı. Ve Lawrence çok güzel anlattı.”  
—Ed Catmull, Pixar’ın Ortak Kurucusu ve Başkanı, 
Disney Animation’un Başkanı, Yaratıcılık A.Ş. kitabının yazarı 

“Harika ve şaşırtıcı... Bu keyifli kitap finans, yaratıcı deha, iş yeri ahengi ve şansla ilgili.” 
—Fortune
₺25,50 KDV Dahil
₺34,00 KDV Dahil
Esila Soykan çin herşey annesinin ölümü ile başladı. Sıradan olması gerekenbir öğle yemeği, ne kadar tehlikeli olabilirdi ? Veya yeni gittiğiniz bir okulda, bir anda nasıl karşınızda bir mafya bulabilirdiniz ? Yeni arkadaşlıklar, yeni heyacanlar ve yeni aşklar….. Egolu,çekirgeli,kirli beyazlı,gamzeli,tehlikeli ve bela bir mafya grubu ile arkadaşolmak aklının ucundan bile geçmezken, içlerinden birine aşık olan mafyanın, okyanus gözlüsünün hikayesi… Bir aşk ancak bu kadar tehlikeli olabilirdi. “Sana ihtiyacım olduğunda yanımda olup sihirli kelimeyi söylemezsen……İşte o zamangerçekten ölmüş olurum'' “Seni seviyorum okyanus gözlü hatunum. Seni deliler gibi seviyorum.''
₺22,50 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil
“CHP Genel Sekreterliği örgütün merkeziydi. CHP merkezinin taşra teşkilâtıyla olan karşılıklı bütün irtibâtı, yazışmaları ve temasları, genel sekreterlik aracılığıyla gerçekleştirilirdi. Parti merkezinin örgüte ilettiği genelgeler de, partinin ana istikâmetini teşkilâta duyururdu.  
CHP Genel Sekreterliği’nin yegâne misyonunun bundan ibâret olduğunu düşünmek ise yanıltıcı olacaktır. Aksine, genel sekreterlik, yalnızca partinin taşra teşkilâtı ve yönetimiyle irtibat içinde olan bir organ değildi. Genel Sekreterlik bir yandan, örgütün ihtiyaçlarını bilmek ve öğrenmek için teşkilâtından gelen istekleri ve soruları karşılamaya çalışırken; diğer yandan da, teşkilâtına yön vermeye çalışıyordu. Fakat bunun yanında Genel Sekreterlik, önemli bir misyonu daha yerine getirmeye çalışıyordu; bu da, toplumun çeşitli kesimleriyle temâs etmek ve bağ kurmaktı.” 
–CEMİL KOÇAK
₺16,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
Mustafa Kemal Atatürk’ü bu kez “dışarı”dan bir gözle, tarihçi Fabio L. Grassi anlatıyor. Cumhuriyet’in kurucu liderinin nasıl yetiştiğini, sürdürdüğü askeri ve siyasi mücadeleleri, barışçı bir devlet adamı ve gözü pek bir devrimci olarak yaşadığı hayatı ele alıyor...  
“Fabio L. Grassi’nin kitabı İtalyanlar kadar Türk okuru için de önem arz etmektedir. Özellikle Cumhuriyet Türkiyesi üzerine getirdiği yorumlar geçmişimize farklı açılardan ışık tutmaktadır. Fabio L. Grassi’nin kitabı Atatürk’e odaklanan bir biyografi olmanın ötesinde Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Türkiye’nin tarihini çok yönlü bir biçimde kapsayan, yepyeni açılımlar getiren önemli bir katkıdır.” 
Prof. Zafer Toprak
₺27,20 KDV Dahil
₺34,00 KDV Dahil

Bu kitap, Altan Öymen’in “anılı kitaplar”ının beşincisi... Öymen, şimdiye kadarki kitaplarında, Türkiye’de ve dünyada 1930’lu yıllardan 1960’a kadar yaşanan olayları, kendi anılarıyla birlikte anlatmıştı. Bundan önceki kitabı ...Ve İhtilal’de ise, 1960 Mayıs’ı öncesindeki gelişmeleri yazmıştı. Bu kitapta da o gelişmelerin sonunda gelinen “askeri yönetim” döneminde yaşadıklarımız var. 27 Mayıs öncesindeki son gösteriler... Ankara’daki 555K olayı... Devlet protokolünün ilk üç sırasındaki siyasetçiler ile Kızılay’daki gençlerin karşılaşması... 21 Mayıs Harbiye Yürüyüşü ve sonuçları... Menderes’in ünlü İzmir gezisi...Eskişehir’deki ihtilal gecesinin olayları... Ve 27 Mayıs’tan sonraki askeri komitenin kuruluş hikâyesi... Gelişmelerin akla getirdiği sorular: İhtilalciler kendi aralarında anlaşabilecekler mi? Birbirleriyle kavga mı edecekler? Ordudaki ve üniversitedeki tasfiye hareketlerinin sonuçları ne olacak? 401 sanıklı davada kararlar nasıl çıkacak? Ve Kurucu Meclis çalışmaları... Yeni anayasa ve “hemen seçim” hedefine zamanında ulaşılabilecek mi?.. O soruların sonuçları... Ve Türkiye’nin 9 Temmuz 1961 günü halkoyuyla onaylanan çağdaş anayasasının “idam cezası” yanlılarının gayretleriyle nasıl “etkisiz” hale getirildiğinin hikâyesi...Hepsi ve daha fazlası bu kitapta...

₺39,20 KDV Dahil
₺49,00 KDV Dahil
Olympos’un sakinleri aramızda 
‘Panik atak’ nereden geliyor? Kadın-erkek ilişkileri ne zaman karışmaya başladı? Peki ya sirenler aslında kimin için çalıyordu? Erkekliğin kitabını hangi tanrı yazdı? Elinizdeki kitapta işte bu soruların ve çok daha fazlasının cevaplarını bulacaksınız, hem de mitolojik tanrıların tanıklığında. Pan ıssız yerlerde insanları kovalıyor, Zeus çocuklarına sert davranıyor, Athena örümcek korkusuna tutuluyor... Kadınlığın tarifini yapan Hera kıskançlık krizlerinin pençesinde kendini arıyor, Hades ölüm ülkesinde fazla mesaiye kalıyor… Olympos’un sakinleri bize bizleri anlatıyor. Tarih ve psikoloji ortak yapımı Tanrılık Halleri eğlenceli, sivri ve esprili diliyle kadınlık, erkeklik, cinsellik, şiddet ve özgürlük gibi temaları tartışıyor. Yunan Tanrısı olmayı sıradanlaştırıyor. 

İnsan olmayı yüceltiyor. Ya da zaman zaman tam tersini yapıyor. Tanrılık Halleri her ne kadar, insanların keyifle okumaları için yazılmış olsa da psikoloji ve tarih alanlarında kuramsal bir arka planı var. Mitoloji sevenler, psikolojiye ilgi duyanlar ya da bu konulara ilgi duymasa da keyifli vakit geçirmek isteyenler için…
₺16,15 KDV Dahil
₺17,00 KDV Dahil
Ölümün ucuz olduğu çağda yaşamı kutsayan kahramanlara ihtiyacımız var. 

Ucuz Ölüm, emniyette üst düzey görevlerde bulunmuş, kumpaslardan beraat etmiş Fırat Azad ve arkadaşlarının olağanüstü mücadelesini soluk soluğa anlatıyor.İntihar saldırısında iki kız kardeşini kaybeden Azad, bombalamanın faillerini ararken hiç hesapta olmayan kayıp bir avukat vakasının da sırrını çözmek zorunda kalacaktır. At izinin it izine karıştığını bir dönemde Fırat Azad kendi yöntemleriyle suçluların izini sürerken iki eski polis arkadaşı Oktay ve Yakup her zaman onun bir adım arkasında duracaktır.Fırat Azad’ın önündeki en büyük engel kirli işlere bulaşmış iki işadamı ve babasıdır.
₺21,85 KDV Dahil
₺23,00 KDV Dahil

Medya ve İletişim Sözlüğü geleneksel medyadan yeni medyaya, televizyondan sinemaya, kitle iletişiminden telekomünikasyona, dijital yayıncılığa ve reklamcılığa uzanan geniş bir yelpazeden kavramları barındırıyor. Bu kavramları açıklarken sosyoloji, antropoloji, demografi, iktisat, istatistik, siyaset bilimi, felsefe, etnografi, dilbilim, psikoloji gibi alanlardan farklı yaklaşımları dikkate alıyor, disiplinlerarasılığın hakkını teslim ediyor.Medya çalışmaları ve iletişim bilimlerini farklı kuramlar, araştırma yöntemleri, akımlar, disipline katkıda bulunmuş önemli isimler ve teknik kavramlar açısından ele alan bu kapsamlı sözlük yalnızca akademisyenler ve öğrenciler için başvuru kaynağı olmakla kalmıyor, alana ilgi duyan okuyuculara da hitap ediyor.

₺30,00 KDV Dahil
₺40,00 KDV Dahil
“Bu kitabın amacı bizim ‘ulus’ olarak kavramsallaştırdığımız yoğun grup özdeşleşmesinin ortaya çıkışını araştırmaktır. Rastgele mekânsal yakınlık ya da üstün bir gücün baskısı dışında, bireyleri geniş kümelerde birbirine bağlayan nedir? Her şey bir yana, çok uzun bir süre boyunca grup kimliğinin devamını sağlayan çimento nedir?”
₺28,13 KDV Dahil
₺37,50 KDV Dahil
Gırgır, memleket tarihinin en çok satan dergilerinden biri olmakla kalmad›, toplumsal haf›zada yer tutan, ismen bilinen, nostaljisiyle bir baflar› hikâyesi hat›rlatan, halen tarz olarak taklit edilen bir mizah dergisi oldu. Gökhan Demirkol, Gırgır’› bir dergi, bir fenomen ve gündelik hayatla doğrudan iliflkili bir yay›n mecras› olarak inceliyor. Baflta yay›n yönetmeni Oğuz Aral olmak üzere üreticilerini, aktüel siyaset ve magazinle iliflkisini, derginin y›llar içindeki dönüflümünü irdeliyor. Gırgır, benzersiz bir popüler kültür baflar›s›n› anlatan önemli bir kitap...
₺18,80 KDV Dahil
₺23,50 KDV Dahil
Yıllarını Rus Devrimi tarihini araştırmaya adayarak birçok çalışma üreten Wade, yeni araştırmalar ışığında tarihin bu kesitinin yeni bir anlatısını, heyecan verici bir üslupla sunuyor. Rusya toplumunu devrime götüren nedenleri son derece akıcı bir şekilde aktarırken aynı zamanda bu devrime dair mitleri çürüterek, odağına 1917’nin bugüne kadar ihmal edilmiş kesimlerini alıyor. Kadınlar, köylüler, cephedeki askerler ve azınlıkların devrimde oynadıkları rollerin ayrıntılı bir panoramasını çiziyor. Bugüne kadar yazılanlardan farklı olarak devrimin Petrograd merkezli bir anlatısını sunmaktan kaçınan Wade Rusya gibi geniş bir coğrafyanın diğer kesimlerinde de devrime nasıl gidildiğini ve devrimin nasıl yankı bulduğunu ortaya koyuyor. Kurucu Meclis’in dağılmasıyla son bulan kitap, hedeflenen demokrasiye nasıl ve neden ulaşılamadığını da sorguluyor.
₺25,50 KDV Dahil
₺34,00 KDV Dahil
Padişahı Devirmek, 1859 ve 1867 yıllarında İstanbul’da açığa çıkarılan iki isyan hazırlığı üzerinden iktidarın devrilmesi girişimlerinin Osmanlı siyasi hayatı ve zihniyet evrenindeki izdüşümlerini ele alıyor. Bu kapsamlı araştırmasında Burak Onaran, 17. yüzyıldan itibaren imparatorlukta yaşanan hal’ girişimlerinin seyrini, bu eylemleri düzenleyenleri ve taleplerini tarihsel bir bütünlük içine yerleştiriyor. Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasından (1826) sonraki dönemde, Kuleli Muahedesi ve Meslek Cemiyeti mensuplarının kalkıştığı padişahı devirmeye yönelik ilk iki girişimi ayrıntılı şekilde inceliyor. Sanıkların ifadeleri ve diplomatik yazışmalar gibi ilk kez kullanılan belgelerden de hareketle, hem olayları kendi tarihsel bağlamı içerisinde yeniden anlatıyor hem de “tarihsel anlatı”nın zaaf ve imkânlarını tartışmaya açıyor
₺28,50 KDV Dahil
₺38,00 KDV Dahil

Bozkırda kendi içine çekilmiş bir şehre, düşleriyle dokunarak o şehri düşleri kadar çoğaltmış ve çağdaş bi dünya şehrine dönüştürmüş ; düşler mimarı bir kültür insanı olan Yılmaz Büyükerşen’in özverilerle, başarılarla yüklü yolculuğu, etkili ve şiirsel bir yoğunlukla anlatılıyor. Bu kitap, idealist bir insanın, bir şehrin kaderini değiştiren örnek tutkularının tutanağı. İbrahim Karaoğlu Mehmet Sadık Bozkurt, sıra dışı anlatım tarzıyla okuyucuyu hoş bir duygu sağanağına uğratıyor ve edebiyat dünyamızda üreteceklerinin ipuçlarını veriyor. Bu kitabı okduktan sonra bildiğiniz çok ötesinde bir Yılmaz Hoca imajı oluştu beynimde. Yazarın duygu yüklü üslubu, Yılmaz Hoca’nın dehası sayesinde ilmek ilmek işlediği uygulamaları ve içe işleyen anekdotlarıyla muhteşem bir buluşma gerçekleştiriyor.

-Ergin İğdebeli-

₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

Cicero (MÖ 106 - MÖ 43): Romalı büyük devlet adamı, hatip ve düşünür. Gençliğinde felsefe ve hukuk eğitimi aldı. Hitabet sanatındaki ustalığıyla consul’lüğe dek yükseldi. Roma’yı birey, geleneksel toplum düzeni ve devlet üçgeninde ele alan konuşmaları, felsefi ve teknik eserleriyle her çağın insanını etkilemeyi başarmıştır.

Cicero, Platon’tan esinlenerek diyalog biçiminde yazdığı Dostluk Üzerine’de, Quintus Mucius Scaevola, Gaius Fannius ve bu ikisinin kayınpederi Gaius Laelius’u konuşturur. Başkonuşmacı Gaius Laelius, Scipio ile dostluğundan söz eder ve dostluğun mahiyeti, nasıl insanlara bahşedildiği, faydaları, sınırları hakkında bilgece yanıtlar ve öğütler verir.

 

₺7,50 KDV Dahil
₺10,00 KDV Dahil

Yaşamın kıyısında gezinen "kadın" öyküleri 
 

6-7 Eylül olaylarını arka plana aldığı Elenika ve bir mübadele hikâyesi olan Ah Mana Mu ile tanıdığımız Handan Gökçek, yeni kitabı Katre’de, sevgisizlik, yalnızlaşma, aile içi şiddet gibi konuları ele alan sarsıcı öykülere imza atıyor.
 
21 öykü ve bir tiyatro oyununun yer aldığı Katre, şaşırtıcı sonları ve metinler arası göndermeleriyle okurları farklı deneyimlerin sınırında gezdiriyor.
 
Katre, toplum tarafından “ötekileştirilen” kadınların hayatlarından kesitler sunuyor.

Ağırlıklı olarak kadın hikâyelerine yer veren Katre, fiziksel ve ruhsal şiddet, baskı, çocukluk travmaları, öteki olma durumu gibi güncel sosyal sorunlar üzerinde duruyor.

Kâh bez bir bebeği konuşturan kâh albino dünyalarımıza giren Handan Gökçek, Katre ile sevgisizlikten yitip gitmekte olan kadınlara cesaret ve umut aşılıyor.

Gözlerim düğüm benim, ağzım da. Çok oldu unutalı sesimi. Pencereme konan kuşlar bile fısıldıyor yalnızca. Konuşmak yasak burada. Ben yasakladım. Burada kimse inanmıyor masallara. Masallara inanmayanlar bana nasıl inanacaklar ki? Sustum, gözlerim düğüm benim, ağzım da…

₺12,80 KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil

Ekolojik İhtilaflar ve Kapitalizm ekolojiyi kapitalizm bağlamına yerleştirmekle yetinmiyor, kapitalist yapılar tarafından belirlenen ve onlar üzerinde belirleyici etkileri olan ekolojik çelişkilerin, çeşitli ve çok katmanlı niteliğini tartışmaya girişiyor.

Kapitalizmin yapısal çelişkileriyle dirsek temasındaki ekolojik çelişkiler, ekolojik ihtilaflar olarak karşımıza çıkar. Kitap, uluslararası ve toplumsal düzlemlerde beliren bu ihtilafları ele alıp inceliyor. Bunu, siyaseti ekonomiden, kamusalı özel alandan, uluslararasını ulusal ölçekten, toplumu doğadan, insanı sınıf ilişkilerinden, egemenlik haklarını özel mülkiyet haklarından tümüyle koparıp ayırmak yerine, bunlar arasındaki karşılıklı etkileşimleri ortaya koyarak yapıyor.

Kendisi de bir ihtilaf kaynağı olan toplumsal-ekolojik mücadeleler, taleplerini gerçekleştirmek için kapitalist düzene baskı uygulayarak çelişkileri keskinleştirirler. Ekolojik yıkıma yönelmiş kapitalist birikime son verecek olan; yerel, bölgesel, ulusal ve uluslararası ölçeklerde çeşitli örgütsel biçimlere bürünerek serpilip gelişen toplumsal mücadelelerdir. Kitapta ekoloji mücadelesinin rolü ve etkisi de çok katmanlı çelişkiler ve uğrak etkileşimleri bağlamında tartışılıyor.

₺15,20 KDV Dahil
₺19,00 KDV Dahil

Kafkas Masalları adlı bu seçkide; Gürcü, İmer, Avar, Lak, Agul, Çeçen, Kabardey ve Ermeni masallarından bir demet bulacaksınız.

Kafkaslar en eski zamanlardan bu yana Avrupa’yla Asya arasında insanlığın anlattığı masallara köprü olmuştur. Her şey Kafkasya bölgesinin, halklar arası etkileşimlerin ırmağı içinde bir ada oluşturduğunu göstermektedir.

Bu ırmağın aktığı vadilerle düzlüklerde çok sayıda halk kümesi ve onlarla birlikte söylenceleri, inançları, gelenek görenekleri ve dilleri kalmıştır. İster dağlık bölgenin kuzeyinden ya da güneyinden doğu-batı doğrultulu ticaret ya da ordu güzergâhları üzerinden geçmiş olsun; isterse, arada duvar gibi yükselen dağları keserek aşan eski geçit üzerinden, ya da Hazar’ın batı kıyısı boyunca dağların çevresinden dolanan yollardan geçmiş olsun, sarp yamaçlarında insanlarla birlikte maddi ve düşünsel malzeme kalmıştır geride…

Bu kitaptaki masallar, derleyicisi; dilbilimci, etnolog ve Kafkasya araştırmacısı Adolf Dirr’in de belirttiği gibi, öncelikle bir halkbilim çalışmasıdır; bir kültür mirasıdır.

 

₺7,20 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil
“Her filmin her aşaması, süreçle aynı anda, farkında olarak ya da olmaksızın yaşadığınız bir içsel yolculuğu da içerir. (…) Fakat işin kendisi o kadar öne çıkar ve her şey filmin çekilmesine o kadar tabi kılınır ki, bir süre sonra o işin ‘yolculuğunu’ gözden kaybeder, aklınızdan çıkarırsınız. Ancak iş bittikten sonra yolculuğun kıymetini fark edersiniz. Çünkü bitmiş bir işin sonunda, yolculuk boyunca yaşanan tüm hayal kırıklıkları, iniş çıkışlar, ümitler, vazgeçişler, kabullenişler ya da itirazlar adeta hiç yaşanmamış gibi unutulmuş ve bir kenara atılmıştır.  Ama, ‘öğrenmek’ denilen şey de budur!”
Bir film güncesi elinizdeki… Nuri Bilge Ceylan’ın yönettiği, 2011’de Cannes Film Festivali Jüri Büyük Ödülü’nü kazanan Bir Zamanlar Anadolu’da filminin hikâyesi. Akla düştüğü andan itibaren… Hatta daha da gerisinden: Ercan Kesal’ın taşrada genç bir hekim olarak yaşadıklarının, bir film fikrine maya olmasından itibaren… Bir filmi doğuran, onun oluşumuna refakat eden gözlemlerin, düşüncelerin, duyguların, kısacası bir film deneyiminin kaydını tutuyor Ercan Kesal. Bu deneyim içinde filmin ve senaryonun nasıl canlı bir organizma gibi evrildiğini görüyoruz.
Basitçe “kamera arkası” değil; bir filmin seyrüseferi hakkında, film çekme macerası hakkında ve aynı zamanda Anadolu hakkında hevesli bir hikâye.
₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

Yirminci yüzyılın sanat ve edebiyat dünyasına öncülük eden bir kent: Paris. Umut dolu yıllar ve umut dolu yaratıcı insanlar.

O zamanlar henüz kimsenin dönüp resimlerine bakmadığı Picasso, Matisse, Gris, Braque; savaş yaralarıyla ölen Apollinaire; yeniyetme bir yazar, Ernest Hemingway; biraz biraz ünlenmiş Sherwood Anderson ve daha niceleri...

Ve hep gözlemleyen, hep edebiyat denemelerine girişen, karizmatik kişiliğiyle bir efsaneye dönüşen öncü bir yazar: Gertrude Stein.

Yaklaşık elli yılını birlikte geçirdiği yakın dostu Alice B. Toklas’ın ağzından yazdığı bu renkli “özyaşamöyküsü”nde, Birinci Dünya Savaşı öncesi umut ve yenilik dönemini, savaşın yıkımlarını ve kendi edebiyat deneylerini tümüyle kendine özgü bir tarzda anlatıyor Gertrude Stein.

₺22,50 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil

 

“Sizlere Carlo’nun içine düştüğü tuzağın sadece onu hedeflemediğini, parlamento dışındaki solun, silahlı mücadele yanlısı olalım ya da olmayalım, hepimizin mücadelesini itibarsızlaştırmayı hedeflediğini anlatmaya çalışıyorum. Yanılmayalım, kaderlerimiz artık birbirine bağlı. Eğer geçmişimizi kurtarmak için hep birlikte mücadele etmezsek bir kez daha kaybedeceğiz ve İtalya’nın mücadele tarihinden silinip gideceğiz.”

 

Gerçek Yaşananlarda mı Yoksa Anlatılanlarda mı Gizli?

İtalya’nın kurşunî yılları. Bir firarın hemen sonrasında, başarısızlıkla sonuçlanan kanlı banka soygunun ardında yatan gerçeklere, firara anlık bir kararla katılmış ve sonrasında Fransa’ya geçmiş olan genç bir adamın yazdığı başarılı romanı, Fransa’da mülteci olarak yaşayan İtalyan devrimcilerinin tartışmalarını ve faaliyetlerini ve İtalyan siyasi polisinin güdümündeki sivil faşist, paramiliter örgütleri izleyerek ulaşmak mümkün olabilecek midir?

Firar bir solukta okunacak türden sıkı bir polisiye…

₺16,50 KDV Dahil
₺22,00 KDV Dahil

Bir yaşam bu, özyaşam...

Anımsayacaksınız, 1965–71 yılları arasında bir TÖS vardı. Türkiye Öğretmenler Sendikası’nın kısa adı böyleydi. Okulların “Uyu uyu yat uyu!” diye derse başlamasına karşı çıkıyor, “Uyan Alim, uyan Gülüm!” denilmesini istiyordu.

Bu kadar değildi elbet; öğretmenler adına eğitimin yönetimine katılıp onu yurdun ve halkın yararına çevirmek çabasındaydı.

TÖS, 1961 Anayasasına göre kurulmuştu;  o anayasa 1971’de askersel darbeyle kaldırılınca TÖS uzun yargılamadan geçerek aklandığı halde, öbür kamu personel sendikalarıyla birlikte kapatıldı.

Yurdumuzun ovasından, dağından yalımlar gibi geçen TÖS’ün güzel öyküsü içinde yer aldım. O nedenle özyaşam kitaplarım arasına onun öyküsünü de kattım. Emdiğim sütün, yediğim ekmeğin karşılığıdır bu; görevimdir.

₺29,25 KDV Dahil
₺39,00 KDV Dahil

9. 10. 11. 12. Sınıflar ve mezun gruplar ve YKS TYT KPSS ALES DGS sınavları için hazırlanmış bol grafik, tablo, şekil ve mantıksal akıl yürütme sorularından oluşan tamamı çözümlü soru bankası son yıllardaki sınavlarda en çok benzer soru yakalayan kitaptır.

7 GÜNDE PROBLEMLERİ ÖĞRENME YOL HARİTASI:

1. GÜN: Oran Orantı

2. GÜN: Sayı Kesir Problemleri

3. GÜN: Yüzde Kar-Zarar Karışım Faiz Problemleri

4. GÜN: Yaş İşçi-Havuz Küme Problemleri

5. GÜN: Zaman-Hareket Problemleri

6. GÜN: Bilinçli Tüketici Aritmetiği

7. GÜN: Mantıksal Akıl Yürütme

Yeni sınav sistemine ve akıllı tahtaya tam uygundur. Sınavlarda yüksek başarıyı hedefleyen öğrencilerin kitabıdır.

₺16,50 KDV Dahil
₺27,50 KDV Dahil

Üniversite, YKS, TYT, KPSS, DGS ve ALES sınavlarına hazırlanıyorum fakat matematik bilmiyorum diyenlere;

7 GÜNDE MATEMATİK ÖĞRENME YOL HARİTASI:

1.GÜN: İşlem yeteneği 
2. GÜN: Rasyonel ve ondalık sayılar 
3. GÜN: Denklem çözme 
4. GÜN: Üslü sayılar 
5. GÜN: Köklü sayılar 
6. GÜN: Çarpanlara ayırma 
7. GÜN: Basit eşitsizlik ve mutlak değer

Anlatımları ile yedi günde matematiği anlatır.

Yeni sınav sistemine ve akıllı tahtaya tam uygundur. Sınavlarda yüksek başarıyı hedefleyen öğrencilerin kitabıdır.

₺22,50 KDV Dahil
₺37,50 KDV Dahil

Müzik eğitimi okul öncesi dönemden itibaren gerek ailelerin gerekse eğitim kurumlarının üzerinde titizlikle durdukları bir konudur. Bunun nedeni günümüzde sağlıklı bir müzik eğitiminin, çocuklar üzerindeki sosyal ve psikolojik olumlu etkileri ve donanımlı bir birey olma yolunda ki katkısının bilimsel araştırmalarla pek çok defa kanıtlanmış olmasıdır. Okul öncesi dönemden itibaren müzik eğitimi, şarkı söyleme, oyun oynama, tekerlemeler, sayışmalar, ritmik koreografiler vb. yollarla verilmeye başlanmaktadır.

Okul öncesi dönemden itibaren başlayan bu süreçte, bir etkinliğin birden fazla boyutu olması daima öğrenciler için bir çekim noktası ve motivasyon kaynağıdır. Örneğin konu anlatım, izleme, dinleme gibi tek boyutlu yöntemler kullanılarak devam ettirildiğinde, grubun motivasyonu bir süre sonra düşecek, ilgisi dağılacaktır. Aynı konu bir etkinlikle bağdaştırıldığında ise sınıfın bir kısmı için ilgi artacaktır. Bu konu ve sonrasında ilişkilendirilen etkinlik, bir oyun haline getirildiğinde ise katılım ve ilgi büyük bir grupta artacaktır. Son olarak rekabet dürtüsünden yola çıkarak bu etkinlik bir yarışmaya dönüştürüldüğünde ise tüm sınıfı dâhil etmek çok daha kolay olacaktır.

Bu kitaptaki etkinliklerin tamamı okul öncesi, ilk ve ortaokul düzeyinde uygulanabilecek etkinlikler ve bu etkinliklerin çeşitlemelerini içermektedir. Öğretilen bir etkinliğin küçük değişikliklerle farklı yaş gruplarına uygun hale getirilebilmesi mümkündür.

Kitapta yer alan etkinlikleri uygulamak istediğinizde sınıfınızın fiziki şartlarını göz önünde bulundurarak öğrencileri ister daire şeklinde isterseniz de koridor şeklinde ayakta konumlandırabilirsiniz. Yer sıkıntısı yaşadığınız durumlarda sıraları duvara ve pencereye yanaştırarak veya güzel havalarda okul bahçesinde uygulayarak çözüm oluşturabilirsiniz. Faydalı olması dileğiyle.

 

Kitaptaki konuların ana başlıkları:

 

Etkinliklerin Uygulanış Yöntemlerine Genel Bir Bakış

Etkinliklerde Kullanılan Materyalleri Tanıyalım

Etkinlikler:

1. Etkinlik  - Ritim Kutusu

2. Etkinlik - Müzik Dersi

3. Etkinlik - Dönen Ritim Kalıbı

4. Etkinlik - Ritmik Yön Bulma

5. Etkinlik - Ritim Zinciri

6. Etkinlik - Sıra Sende Kaçırma

7. Etkinlik - Ritmi Duyuyorum

8. Etkinlik - Daireye Giremedim

9. Etkinlik - Esnek Çember Oyunu

10. Etkinlik - Topları Döndür

11. Etkinlik - Tavuk Oyunu

12. Etkinlik - Karşıt Ritim - Düz Ritim

13. Etkinlik - Hızlı Koş

14. Etkinlik - Yönümü Buldum.

15. Etkinlik - Tül Oyunu

 

UKULELE ÖĞRENİYORUZ

Ukuleleyi Tanıyalım

Kullanacağımız Akorları Öğrenelim

Kullanacağımız Ritim Şekillerini Öğrenelim

Ukulele İçin Şarkı Dağarcığı

Müzik Dersi

Hızlı Koş

Daireye Giremedim

Topları Döndür

Tavuk

Haydi, Kaldır Çemberi

Yönümü Buldum

Tül Oyunu.

₺25,50 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil
Will Trent, Grant County'ye ulaştığında, karşısında kendisini korumaya kararlı bir polis teşkilatı bulur. Polis memuresi Lena Adams'ın sakladığı sırların yanısıra, teşkilatın gözde polis şefinin ölümünün üzerindeki kuşkular henüz dağılmamıştır. Şefin ölümüyle dul kalan ve yıllar sonra Şükran Günü tatilinde ailesini görmeye kasabaya geri dönen Dr. Sara Linton, gözaltında yaşanan bir ölüm vakasını çözmek için Will Trent'in yardımına ihtiyaç duyar. Güvenlik güçleri bir yandan donmuş gölden çıkarılan bir genç kız cesediyle ilgili soruşturmayı yürütürken, Will Trent de kasabanın polis teşkilatını sanık sandalyesine oturtur. Kararlı ve karmaşık iki kadın arasındaki kişisel mücadelenin ortasında kalan özel ajan Will Trent, polis şefi Tolliver'ın ölümüne ilişkin gerçekleri ortaya çıkarmaya çalışırken çok daha tehlikeli, ölümcül bir sır perdesini aralayacaktır. Dünya çapında yüksek satış rakamları yakalayan usta polisiyeci Karin Slaughter'ın, özel ajan Will Trent karakteri etrafında gelişen sürükleyici serisi, Paramparça ve Acımasız'dan sonra şimdi de Darmadağın'la Kırmızı Kedi tarafından yayımlanmaya devam ediyor.

"Slaughter duygusal gerilimi su?rekli u?st çizgide tutuyor."
-Publishers Weekly-

"Slaughter gu?nu?mu?zu?n belki de en bu?yu?k kadın polisiye yazarı."
-Library Journal-
(Tanıtım Bülteninden)
₺24,00 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil

ABD’nin Batı dünyası içindeki başat durumunun sarsılması ve öteki bölgelerdeki etkisinin azalması, Sovyetler Birliği’nin ABD’ye eşit düzeyde bir stratejik güç olarak belirmesi, Çin Halk Cumhuriyeti’nin üçüncü süper devlet olma yolunda çaba göstermesi ve uluslararası sistemde ortaya çıkan daha pek çok yapısal değişikliğin çözümlenmesiyle siyasal ve ekonomik ilişkilerin çakıştığı alanın analizini amaçlayan bu araştırma, günümüz hammaddelerinin en önemlilerinden biri olan petrolün çevresinde oluşan uluslararası ilişkileri çözümlemeye yönelmektedir.

 

Bu araştırmada, 1973 Arap-İsrail Savaşı’nın, daha önce bölgede ortaya çıkmış bulunan siyasal bunalımlardan değişik nitelikte bir sonuç doğurarak, genel bir petrol bunalımına yol açmasının nedenlerinin araştırılmasına özel bir önem verilmektedir. 1973’ten önce de Orta Doğu’da petrol vardı ve Orta Doğu birçok siyasal bunalım ve savaş yaşadı. Öyle ise, neden 1973 Arap-İsrail Savaşı dünyayı etkileyen bir petrol bunalımına yol açtı?

 

Ayrıca, öteki Üçüncü Dünya ülkeleri de OPEC devinimini örnek alarak, kendi hammaddelerini OPEC devletleri gibi kullanabilirler mi? İşte araştırmacının yanıt bulmaya çalıştığı temel sorular bunlardır. Bundan başka, petrol bunalımının gerek dünya politikası gerek Orta Doğu’nun bölgesel politikası üzerindeki etkilerini araştırmak da amaç edinilmiştir.

₺15,20 KDV Dahil
₺19,00 KDV Dahil

“Bir ressamın bir başka ressam üzerine yazdığı, bu elinizde tuttuğunuz kitap, Türkçede benzeri olmayan bir kitaptır. (…)
Bu, dünya görüşleri birbirinden farklı, sanatları birbirinden ayrı yollarda ilerlemiş iki sanatçının dostluğunun kitabıdır…
Tek sözcükle bir vefa kitabıdır.”

-  Ferit Edgü -

Ressam Abidin Dino, ressam Fikret Muallâ’yı anlatıyor. Kendisi bir öykücü gibi, Muallâ’yı bir öykü kahramanı gibi anlatıyor. Gören Göz İçin Fikret Muallâ’da Abidin Dino, 1930’larda Bakırköy Akıl Hastanesi’ne yaptıkları bir ziyaretin anısıyla başlayarak Ayasofya’dan Galata’ya, Bakırköy’den Saint-Anne’a, İstanbul’dan Paris’e bütün duraklarıyla, ölümde sonlanan yolculuğunda Fikret Muallâ’nın hayatındaki kırılma noktalarını, dönemiyle, dönemin şartları ve insanlarıyla birlikte dile getiriyor…

Abidin Dino, Fikret Muallâ ile olan derin dostluğunu bir dil şölenine dönüştürürken, resim sanatı üzerine de önemli yorumlarda bulunuyor.

₺20,00 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil
Fikirlerinden ve ruhsal donanımlarından başka hiçbir şeyler olmayan Barış Akademisyenleri'nden, özel tarihlerini kaleme alan on beş yazarın anlatısını okurken barış fikrinin nelere mal olduğuna, hayatların nasıl başa yıkıldığına içeriden tanıklık edeceksiniz. Ama payınıza düşen sadece tanıklık değil. Mağdurun saf haysiyetinden doğan bu kitapta asıl işiteceğiniz şey, hepimizin hakkı olan uygarlığın dili olacak. 

- Sema Kaygusuz 

Bu kitabın içindeki öykülerin sahipleri, isimleri ve imzalarıyla sundukları cesareti şimdi yazdıklarıyla da sürdürmüşler. Homeros'tan bu yana bitmeyen bir dileğin ve umudun temsilcisi olarak şunları söylüyorlar: Başımıza gelenler, bizden sonra da bu dünyayı yaşamaya devam edecek çocuklarımızın dilinde şiir ya da şarkı olacaktır. Öykülerimiz çocuklarımıızn söyleyeceği şarkıların kelimelerini taşıyorlar. Öyle okuyun! 

- Ercan Kesal 

Sokrates'ten Bruno'ya, Behice Boran'dan Server Tanilli'ye, düşün dünyası onurlu adlarla doludur. Şu günlerde biz de tarihi anlama sahip süreçlerden geçiyoruz. Aynı iktidar hırsı hüküm sürüyor ve aynı onurlu sesler buna itiraz ediyor. Bu kitapta, itiraz edenlerin sesi yer alıyor. Günlük hayatların sıradan ayrıntıları, küçük beklentileri anlatılıyor. Her bir hikaye ve her bir kelime, büyük bedellerin tasviridir. Açlıklar, ağlayışlar, üzüntü ve öfkeler, daha iyi bir geleceğe olan umuda bağlanıyor. Kim yok edebilir o umudu? 

- Burhan Sönmez
₺16,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
Kimler yoktur ki Maupassant’ın dünyasında: Köylüler, askerler, masalarında geviş getirip gırtlaklarına kadar kırtasiyeciliğe batmış bürokratlar, genç burjuva bohemler, hanımefendiler, taşra eşrafı, hali vakti yerinde ama gözlerini hırs bürümüş çiftçiler, açgözlü küçük burjuvalar, genelev sahipleri ve fahişeler, denizciler, rahibeler, doktorlar… 19. yüzyılın ikinci yarısında Fransa’da yaşayan hemen herkes, çürümeye yüz tutmuş bir toplum tablosunu tamamlar! 

Anlaşılacağı gibi, giderek değişen dünya düzeni karşısında Maupassant’ın karamsar, daha doğrusu dehşet dolu bir bakışı vardır. Burjuva hayatına duyduğu tiksintiyle Romantizm, varolanları olduğu gibi yansıtma isteğiyle Naturalizm ve genel bir eğilim olarak da Realizm karışmıştır hikâye ve romanlarına. Paranın ve maddi değerlerin peşinde koşan burjuva insanının ahlaki sorumluluklarından sıyrılıp “iki ayaklı bir hayvana” evrilmesinden duyduğu korkular kimi zaman Poe tarzında fantastik hikâyeler yazmasına yol açacaktır… 

Pierre ve Jean, Maupassant’ın en derinlikli, eleştirel bakışını toplumun ücralarına kadar genişlettiği sarsıcı romanlarından biri...
₺9,75 KDV Dahil
₺13,00 KDV Dahil
Hasta, yaşlı, bir önceki yılın kan dolaşım sistemi bozukluğunu zorlukla atlatmış Papa XI. Pius Tanrı’ya kendisine birkaç gün daha bağışlaması için yalvarıyordu. Vatikan’da üçüncü kattaki bürosunda beyaz elbisesi içinde masasına oturmuştu; bastonu yakınındaki duvara dayalıydı. İtalya’nın en yüksek dağlarının zirvelerine tırmanmaları döneminden kalma paslı barometresi ve pusulası, uzun zaman önceki günlerin bir hatırası olarak bir kenarda durmaktaydı. Eski bir diyapazon da bir çekmecede bulunuyordu. (...) Şimdi sonunun yaklaştığını bilerek kâğıtlarının düzen içinde olduğundan emin olmak için bütün çekmeceleri yokladı. Gündüzleri Aziz Peter Meydanı’na bakan üç pencereden odasına ışık dolmaktaydı. Ama şimdi geceydi ve küçük masa lambasından, önünde bulunan yatağının çarşafları üzerine donuk sarı bir ışık vurmaktaydı. Tanrı’nın bir nedenden dolayı hayatını sürdürmesine izin verdiğini düşündü. Yeryüzünde Tanrı’nın vekiliydi. Söylemek zorunda olduğu şeyi söylemeden ölemezdi. 

Papa nihai mesajını duymaları için İtalya’nın bütün piskoposlarını Roma’ya çağırmıştı. Toplantı on gün sonra 11 Şubat 1939’da Aziz Peter Kilisesi’nde yapılacaktı. Bu tarih, Lateran Antlaşması’nın, yani XI. Pius’un İtalya diktatörü Mussolini’yle imzaladığı ve İtalya’yla Roma Katolik Kilisesi arasındaki on yıllar süren düşmanlığa son veren tarihi antlaşmanın onuncu yıldönümünü ifade etmekteydi. Bu antlaşmayla altmış sekiz yıl önceki kuruluşundan bu yana çağdaş İtalya’yı belirlemiş olan Kilise’yle devletin birbirinden ayrılmasına son verilmiş ve Kilise’nin Mussolini’nin faşist hükümetinin istekli bir ortağı olduğu yeni bir çağ açılmıştı... 

Papa ve Mussolini, İtalya’da faşist diktatörlük ile din arasındaki ilişkinin anatomisini çıkaran muhteşem bir çalışma...
₺33,75 KDV Dahil
₺45,00 KDV Dahil

Kitabın Tanıtımı: Liselere geçişte değişen sınav sisteminde yorum ve analiz, mantık ve karşılaştırma en önemlisi de zaman yönetimi öğrencilerin en çok dikkat etmesi gereken konular arasında. Yeni sınav sisteminde sadece okuduğunu anlamak yeterli değil. Aynı zamanda mantık, karşılaştırma ve analiz yeteneğinin de sorgulanacağını görüyoruz. Liselere geçiş sınavında problem çözme, dikkat ve yorum becerisini geliştiren öğrenciler diğer adaylara göre bir adım önde olacaklar.

 

Bu kitap; MEB’in açıkladığı yeni soru tarzına göre hazırlanmıştır. Sözel, sayısal ve mantık analizle ilgili hazırlanmış onlarca çözümlü özgün sorudan oluşmaktadır.

 

Kitabın en önemli amacı, gerçek sınavda karşınıza çıkabilecek belirleyici soruları sınav esnasında çözmeyi sağlamaktır. Tamamı çözümlü olan sorulardan oluşan kitapta soru çözümleri ile öğrencinin konu tekrarı da yapmasını sağlayarak bilgiyi pekiştirir.

 

Akıllı tahtaya tam uyumludur.

 

Sınavlarda yüksek başarıyı hedefleyen öğrencilerin kitabıdır.

₺11,94 KDV Dahil
₺19,90 KDV Dahil

Sosyalizmin Alfabesi, sosyalizmle yeni tanışanlar, sosyalizme dair derli toplu bilgi edinmek isteyenler ve sosyalizm hakkındaki bilgilerini tazeleme ihtiyacı duyanlar için temel bir başvuru kaynağıdır. Sağlam mantığı, güçlü kanıtları ve duru anlatımıyla parlak ve zihin açıcı bir sosyalizme giriş kitabıdır.

İlk olarak 1953’te ABD’de yayınlanan bu değerli çalışma, kısa sürede sosyalist düşüncenin klasik metinleri arasına katılmış, dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de yarım yüzyıldır en çok okunan giriş kitaplarından biri olagelmiştir.

Çıkarları gereği sosyalist olması gereken ama sosyalizm hakkındaki iftiraların ve ideolojik bombardımanın etkisi altında kalarak sosyalizme uzak duran emekçilerin önyargıları göz önünde bulundurularak yazılmış olması, kitabın hitap alanını hayli genişletmektedir. Yetkin Amerikalı sosyalist Leo Huberman’a göre, iyi veya kötü olsun, karşısında ya da uğrunda savaşılacak bir şey olsun, her şeyden önce sosyalizmin ne olduğunun anlaşılması gerekir. Kitabın amacı, sosyalizmin anlaşılmasına yardımcı olmaktır.

Kitabın ilk yarısı, kapitalizmin sosyalist açıdan ekonomik çözümlenmesine ayrılmıştır. İkinci kısmında ise sosyalist teori ele alınmıştır. Sosyalizm öğretisinin gelişmesinde rol oynamış olan en önemli ve etkili iki isim Karl Marx ve Friedrich Engels olduğu için, Sosyalizmin Alfabesi onların anlayışı üzerine kurulmuştur.

Sosyalizmin Alfabesi’nin bu basımı, yazarlarının yaptığı son basıma uygun olarak, Leo Huberman ve Paul Sweezy’nin tamamlayıcı yazılarıyla zenginleştirilmiştir.

₺10,50 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil

Geçmişe yönelik bir hafızayı tesis ederken günümüzden geçmişi nasıl yorumlayabiliriz, geçmişle kurduğumuz ilişkiyi nostaljinin ötesine nasıl taşıyabiliriz soruları da üzerinde durduğumuz ve önemsediğimiz meselelerdi. Melodram ve güldürü türlerinin ağırlıkta olduğu Yeşilçam’ı ve mevcut sinema birikimimizi ele alırken hem kuşatıcı hem de sorularla filmlerdeki meseleleri derinleştiren bir bakış açısı yakalamak önemsediğimiz bir konuydu. Bilim ve Sanat Vakfı’nda Sinema Genel Müdürlüğü'nün desteği ve İstanbul Şehir Üniversitesi’nin katkılarıyla düzenlediğimiz Eskimeyen Film Günleri etkinliği de bu çabaların bir ürünü olarak doğdu.

Metin Yazarları:
Aslan Erdem Murat Tolga Şen
Celil Civan Nezih Erdoğan
Havva Yılmaz Özge Özyılmaz
Hüseyin Etil Peyami Çelikcan
Meltem İşler Sevindi Tuba Deniz
Mesut Bostan Yasin Aydınlık
Murat Tırpan Yusuf Ziya Gökçek
₺31,20 KDV Dahil
₺39,00 KDV Dahil

Türlerin Kökeni’ni kaleme alırken Charles Darwin’in kafasını tek bir soru karıştırıyor ve evrim teorisini çıkmaza sokuyordu: “Neden Kambriyen dönemden önce yaşamış canlılara ait kalıntılar bulunamıyordu?” Literatürde “Darwin’in İkilemi” olarak bilinen bu problem yıllarca çözülemeyecekti, ta ki paleontoloji profesörü Martin Braiser evrimin “kutsal kâse”sinin peşine düşene kadar.

Darwin’in Kayıp Dünyası Braiser’ın Kambriyen patlaması öncesinde yaşamış canlı türlerine ait fosilleri arayışının öyküsünü anlatıyor. Karayip sahillerinden Sibirya steplerine uzanan bu zorlu bilimsel çaba, hayvan yaşamının evrimindeki kayıp halkaların izini sürüyor. Bilimin en büyük gizemlerinden birinin kapısını aralarken bizi günümüzün canlı çeşitliliğinden karmaşık hücrelerin ortak yaşama dayalı kökenine uzanan bir yolculuğa çıkarıyor.

“‘Kambriyen patlaması’ evrimsel bulmacaların en büyüğüdür ve son yıllarda büyük araştırmalara konu olmuştur. Braiser’ın merak uyandırıcı kitabı bize bu konuda tatminkâr bir yanıt veriyor. Konusunu geniş kitlelere bu kadar canlı ve kapsamlı bir şekilde sunma beceri ve iradesine sahip çok az yazar vardır.”

- Anthony Hallam -

“Organizmaların ve çevrenin birlikte yarattığı bu evrimsel hikâyede Darwin’in İkilemi’ne Braiser’ın bulduğu çözümü okumak büyük keyif.”

- Lynn Margulis -

Türlerin Kökeni’ni kaleme alırken Charles Darwin’in kafasını tek bir soru karıştırıyor ve evrim teorisini çıkmaza sokuyordu: “Neden Kambriyen dönemden önce yaşamış canlılara ait kalıntılar bulunamıyordu?” Literatürde “Darwin’in İkilemi” olarak bilinen bu problem yıllarca çözülemeyecekti, ta ki paleontoloji profesörü Martin Braiser evrimin “kutsal kâse”sinin peşine düşene kadar.

Darwin’in Kayıp Dünyası Braiser’ın Kambriyen patlaması öncesinde yaşamış canlı türlerine ait fosilleri arayışının öyküsünü anlatıyor. Karayip sahillerinden Sibirya steplerine uzanan bu zorlu bilimsel çaba, hayvan yaşamının evrimindeki kayıp halkaların izini sürüyor. Bilimin en büyük gizemlerinden birinin kapısını aralarken bizi günümüzün canlı çeşitliliğinden karmaşık hücrelerin ortak yaşama dayalı kökenine uzanan bir yolculuğa çıkarıyor.

“‘Kambriyen patlaması’ evrimsel bulmacaların en büyüğüdür ve son yıllarda büyük araştırmalara konu olmuştur. Braiser’ın merak uyandırıcı kitabı bize bu konuda tatminkâr bir yanıt veriyor. Konusunu geniş kitlelere bu kadar canlı ve kapsamlı bir şekilde sunma beceri ve iradesine sahip çok az yazar vardır.”

- Anthony Hallam -

“Organizmaların ve çevrenin birlikte yarattığı bu evrimsel hikâyede Darwin’in İkilemi’ne Braiser’ın bulduğu çözümü okumak büyük keyif.”

- Lynn Margulis -

₺22,50 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil

20. yüzyıl Alman edebiyatının en önemli isimlerinden biri olan Hans Fallada’nın, 1928 Almanya’sının fotoğrafını çeken Köylüler, Kodamanlar ve Bombalar romanı, Büyük Buhran döneminde iyice yükselen vergilerin ateşlediği bir toplumsal ayaklanmayı ve bu durumu kullanan siyasi komployu konu alıyor. Fallada, Almanya’nın küçük bir kentinde yaşanan olaylar ışığında, ülkeyi adım adım Hitler’in ellerine bırakan koşulların, siyasiler, basın, işçi ve köylü temsilcileri sacayağında nasıl hazırlandığını, benzersiz bir gerçeklik duygusuyla dile getiriyor.

Fallada, “herkesin herkesle savaşını” anlatmakta o denli usta ki, o küçük kentte elbirliğiyle hazırlanan komplonun tüm aktörleri; basının siyasilerle işbirliği içinde olduğu, rakip gibi görünen gazetelerin el altından aynı patrona çalıştığı, böylece yapılan kontrollü muhalefetle kitlelerin öfkesinin yatıştırıldığı ya da tahrik edildiği, Nazilerin parti arkadaşlarından, Kızılların yoldaşlarından şüphelendiği bu güvensiz ve provokasyona açık ortam bugün de geçerliğini sürdürüyor.

“Bu kadar gerçekçi, bu kadar dürüstçe, hayata bu kadar yakın yazdığı için Fallada övgüyü hak ediyor.”

-HERMANN HESSE-

₺36,00 KDV Dahil
₺45,00 KDV Dahil
Polisler insanları güvenlik hattının dışına itmeye başladılar. Kalabalık ile rehineler birbirlerine karışmıştı. Polisler herkesi güvenlik hattının dışına çıkardılar. Tam anlamıyla bir hengame yaşanıyordu. Korkudan herkes arka sokaklara kaçışmaya başladı. İçeride ağlayan rehine kadın mağazaların önünden geçerken çantasından küçük bir torba çıkarıp içindekileri avucuna boşalttı. Avucunun içine parlak mavi elmaslar döküldü. Gülümseyip elmasları çantasına koydu.
₺12,00 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil

Hızla gelişen teknoloji hayatımızda hangi köklü değişikliklere yol açtı?

Yeni medya araçlarının sosyokültürel, psikolojik ve toplumsal etkileri nelerdir?

Bu hızlı ve sonu kestirilemez değişim çocuklarımız ve gençlerimizi nasıl etkiliyor?

Aile yapılarımız, anne babalık anlayışımız değişiyor mu?

Biz “yeni nesil ebeveynler” bu “yeni nesil çocuklar”ı tanıyor muyuz?

Değişen ebeveyn tutumları ve bu değişimin arkasındaki sebeplerin sorgulandığı bilimsel bir platform oluşturulmalı mı?

Geçmişten günümüze kuşakların yaşadığı benzer değişimler nelerdi ve onlar nasıl başa çıktılar?

Tarihte çocukluk kavramı ve çocuk psikolojisinin gelişimi üzerine yeterince kaynak var mı ve değerlendiriliyor mu?

Sosyal medyanın olumsuz etkileri nelerdir, bununla nasıl mücadele edilir?

Sosyal medyanın olumlu etkileri nelerdir, bundan nasıl yararlanılır?

“E-hastalıklar” nelerdir, “sosyal medya depresyonu” nasıl teşhis ve tedavi edilir?

Helikopter aile ile kastedilen aslında nedir?

₺11,25 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil

Varoluşçu psikoterapi dünya çapında pek çok şekilde uygulandı ve uygulanmaya devam ediyor. Fakat şu ana dek tutarlı bir yapıdan, varsayımlarının analizinden ve faydasına dair değerlendirmeden yoksundu. Grup Psikoterapisinin Teori ve Pratiği adlı kitabı 1970’ten beri alanında bu işlevi gören Irvin Yalom, varoluşçu psikoterapiyi arka planı, sentezi ve çerçevesiyle birlikte ortaya koyuyor.

Yalom’un hayatla ilgili dört nihai kaygı olarak tanımladığı “ölüm, özgürlük, varoluşsal yalıtım ve anlamsızlık” etrafında organize olan kitap, bütün bu varoluşsal kaygıların anlamını ve onlarla karşılaştığımızda meydana gelen çatışma türlerini ele alıyor. Yalom bu kaygıların kişilik ve psikopatolojide kendini nasıl gösterdiğini ve bunlara dair bilgimizin tedaviye nasıl destek olacağını anlatıyor. Bu kitap, kendi klinik deneyimlerinde geleneksel kuramların yetersizliğini sezen psikoterapistler için entelektüel bir temel oluşturarak deneysel araştırmalara yeni kapılar açıyor.

“Bu harikulade kitabın varoluşçu psikoterapi alanındakiler, hatta tüm klinisyenler için bir klasik haline geleceğine inanıyorum. Ancak Varoluşçu Psikoterapi’nin okuyucu kitlesini yalnızca psikiyatrist ve psikologlarla sınırlamak yanlış olur, bu kitabın insanların neyi niçin yaptığını anlamak isteyen herkese faydası dokunacaktır.”

- Rollo May -

“Varoluşçu Psikoterapi bu alanda çalışan psikoterapistler için çok değerli ama insan yaşamı üzerine kafa yoranlar için de sıra dışı bir okuma deneyimi sunuyor.”

- Jerome D. Frank -

₺44,93 KDV Dahil
₺59,90 KDV Dahil

“Korkunç bir etiketleme oyunu gibiydi… Ne olduğunu anlamak zaman aldı… Ama sonunda sadece ergenlere bulaşan bir hastalık olduğunu fark ettiler. Ona ‘Ergen Vebası’, ‘Mikrop’ gibi isimler verdiler. Binbir türlü öngörülemez belirtisi vardı. Bazıları çok kötü değildi, sadece birkaç yumru… Çirkin bir kızarıklık. Bazıları ise yeni beden parçaları çıkaran canavarlara dönüştüler. Ama belirtilerle baş edebilseniz bile, bir kez etiketlendiğinizde, size sonsuza dek ‘O Şey’ deniliyordu.” [Kitaptan]

Yakalananların toplumdan dışlandıkları bir hastalığın birbiriyle buluşturduğu karakterler, kendilerini “yeni” toplumsallıkların, “yeni” kuralların, “yeni” bir sevginin, “yeni” bir şiddetin sarmalında gerçeküstü ve tedirgin edici bir dünyada bulurlar…

Charles Burns’ün 1995’te yazıp çizmeye başladığı 12 Black Hole fasikülü tek cilt olarak Türkçe’de. Kara Delik’in evreni, karakterlerin kendi kaçış çizgilerini izledikleri ve genelgeçer okul bilgileri ile başlayıp ormanın ve yalnızlığın eğitiminden geçtikleri, kendi keşiflerini, kendi kayboluşlarını yaşadıkları bir evren. Bütün metaforik referans sisteminin ötesinde, Burns’ün eseri, hikâyesini kurduğu 70’lerden öncesine de, sonrasına da (elbette günümüze dek) uzanıyor ve her daim gündemde, her daim “mesele” olan/olagelen can alıcı konulara dikkat çekici biçimde ustalıkla değiniyor. Burns’ün yarattığı atmosfer kendi gençliğinin, aynı zamanda 70’lerin idealizm-sonrası kültürünün ve karşı-kültürünün, öteki’nin, canavar’ın, ben’in tanınmasının ve tanımlanmasının hikâyesi. Bir ev ve evin dışı… içine kapanılan “özel” alanlar ve başkasının yaralarının tanınması için aşılan mesafeler… sağlık ve hastalık… aile ve komünler… insan ve insan-dışı hayvanlar… bir biyoloji dersinin ayıklığına karşı yakınlardaki bir ormanın sisleri…

Eserin “karanlık” ünü de belki tüm bu kontrastları aşan, zengin ve tekinsiz ara-durumları kutsayan bakışından geliyor. Cinsel yolla bulaşıp yayılan “Ergen Vebası” aileye, bedene, “dışarı”ya bakış açılarını değiştiriyor ve Chris ile Rob'un, Keith ile Eliza'nın, “genç oluş” ile “yetişkinliğin” sınırları grotesk bir atmosferde belirsizleşiyor. Tekinsiz bir gülümseme, gizli bir kuyruk, hazmı zor, benzersiz çizimler.

Grafik romanın başyapıtlarından Kara Delik, Soft ve Hard kapak olarak iki ayrı edisyonla, Flaneur etiketiyle raflarda.

₺36,80 KDV Dahil
₺46,00 KDV Dahil

Bu çalışmasında Özay Göztepe, eleştirel çözümleme kapasitesini,  neo-liberalizmin verili kabullerine ve listedeki her bir alan kuramının temellerine yöneltiyor.  Bir bakıma neoliberalizmi kaçtığı yerden yakalıyor. Kendinde düzenleyici piyasa savının pulları, kavramsal darbelerle alaşağı edilirken, saf piyasa suretinin ardındaki ekonomi-dışı zor mekanizma gözler önüne seriliyor.  Özay Göztepe, tarihsel kapitalizmin neo-liberal biçimini kuran bu mekanizmayı, “ilkel sermaye birikimi” olarak tanımlıyor. Piyasa gereklerine tabi olmayan ve/veya meta dışı özelliklere sahip bulunan ilişki ve varlıkları, ekonomi dışı zor mekanizmalarla sermayeleştirme işlemi olarak kavramsallaştırılan ilkel birikimin neo-liberal evrenle ilişkisi, son derece zengin bir olgusal veri analizi ile temellendiriliyor. Bu ilişkinin Türkiye bağlamına yerleştirilmesi, elinizdeki çalışmanın özgün bir katkısı olarak görülmelidir.  Türkiye’nin eleştirel bilgisini tarihsel maddeci yaklaşımla üretme geleneğinin parlak örneklerinden birini bizlere kazandırdığı için Özay Göztepe’ye ne kadar teşekkür etsek, azdır.      

                                                                                                                                                                                         -Metin ÖZUĞURLU-

₺16,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
Yugoslavya parçalanmakta, dünyanın Nazilerden sonra verdiği bütün sözlere rağmen Avrupa'nın göbeğinde bir başka soykırım yaşanmaktadır. Koalisyon kuvvetleri, Saraybosna'nın eteklerinde bulunan Omarska Kampı'ndaki katliamdan sağ kurtulmayı başarmış, ancak yaşadığı derin travma yüzünden konuşmaktan bile aciz küçük bir kız bulur. New York'lu bir hukukçu olan Carla Lane'in, yıllar önce Yugoslavya'da yaşanan "etnik temizlik"le ilgili pek az bilgisi vardır. Genç kadın, hamiledir ve müzisyen kocasıyla ideal bir hayat sürmektedir. Ancak kocasının gizemli bir suikastta öldürülmesiyle, Carla'nın zihnini bir süredir meşgul eden garip görüntüler şiddetlenir. Bunların izini süren genç kadın, çocukluğunda ağır bir psikolojik tedavi gördüğünü ve psikiyatristinin ona annesinin günlüğünü vermesiyle, ailesinin 20 yıl önce Bosna'daki bir ölüm kampında, büyük bir vahşetin kurbanları olduğunu öğrenir. Carla'yı zorlu bir sınav beklemektedir. Gerçek kimliklerini saklamak ve kurdukları suç imparatorluğunu muhafaza etmek adına kanlı geçmişlerinden geriye kalan son tanığı da susturmaya kararlı olan suçluları bulmalıdır.
₺25,60 KDV Dahil
₺32,00 KDV Dahil

 

“Abidin, gerçeküstücüler gibi, insanoğlu tarihinde, yazar, şair, ressam, mimar, müzikçi, sinemacı, tiyatrocu ayrımının silineceği bir günün geleceğine; bir insanın, yetenekleri doğrultusunda birçok işi birden severek yapacağına, o mutlu yeniden doğuş mitosuna inanırdı. Sanatın bir alanında derinleşmekle, birçok alanında at oynatmak arasında (eğer kişi o atı iyi oynatabiliyorsa), ne nitelik, ne de nicelik açısından bir ayrım görürdü.

 

Bu kitapta, İstanbul’da, Ankara’da, Adana’da, Paris’te yazdığı yazıların hemen hemen toplamını bulacaksınız. Abidin’in, sanat, kültür, şiir, yazın, politika üzerine yarım yüzyıllık bir süreye yayılmış ve her biri sorumluluk bilinciyle yazılmış bu yazıları hiçbir konuda son sözü söylemiyor. Tam tersine, okuru düşünmeye ve tartışmaya çağırıyor.

 

Umarım, Abidin’in ‘yazarlığının keşfi’, genç kuşaklar tarafından kitapları gereğince okunarak, gerçekleşir. Böylece, resimleri mi bir yazarın fırçasından çıkmıştı, yoksa yazıları mı bir ressamın kaleminden çıkmış, gibi sorular da anlamını yitirir.”

₺36,00 KDV Dahil
₺45,00 KDV Dahil