Kuş Ölümlüdür Sen Uçmayı Hatırla

 

Aşkın bütün güzelliği ve yıkıcılığıyla var ve yaşanabilir olduğunu cesaretle, özgürce ortaya koyan Furûğ’un şiiri, İranlı genç bir kadının baskıcı ataerkil cendereden benliğini ve iradesini kurtarmak için verdiği “ölümüne” mücadelenin de hikâyesidir. Farsçanın ünlü şairlerinden Ahmed Şamlu onu “rüzgârın akışını ve aşk’ı yani ölümün kardeşi’ni kabul etmiş” şair olarak selamladığı şiirinde, bu genç isyancıdan kalanı aramak isteyenlerin “dağın dergâhına, denizin ve otların eşiğine” gitmeleri gerektiğini belirtir. Çağdaşı Sohrâb Sepehrî’ye göreyse Furûğ, en âşıkane coşkuları hayatın aynasında “tefsir eden”, sevginin “ağaç üslûbuyla” konuşan, “hiç”in sınırlarına kadar giderek “ışık havsalası”nın ardına çekilen, yokluğuyla “biz”i yalnız bırakmış büyük bir şairdir. Kadın yaşamını her düzeyde baskılayan sistemin ideolojik, kültürel ve siyasal kaynaklarına yönelik şiddetli bir direnci simgeleyen bu şiir sadece İranlı kadınları ve toplum kesimlerini etkilemekle kalmamış, içerdiği eşitlikçi ve özgürlükçü evrensel bildiri tüm dünyada geniş yankılar yaratmıştır. 

₺30,00
₺40,00

Yeni Paradigmayı Oluşturmak

Çığırından Çıkmış Bir Dünya

Çöküş

Paradigmanın İflası

₺79,90

Devrimler

 

Derleyen : Michael Löwy

Bilebildiğimiz kadarıyla ilk defa bu kitapta, Paris Komünü’nden günümüze başlıca devrimci hareketler hakkında böylesine geniş bir fotoğraf arşivi derleniyor. Etimolojik açıdan devrim bir tersyüz oluş anlamına gelir: Toplumsal hiyerarşileri tersyüz eder, daha doğrusu ters dönmüş bir dünyayı düzeltir... Bu çalışmada tutarlılık kaygısıyla “klasik” devrimleri tercih ettik, toprağı ve zenginlikleri dağıtmayı, sınıfları ilga etmeyi ve iktidarı emekçilere vermeyi hedefleyen eşitlikçi toplumsal devrimleri: Paris Komünü, 1910-1920 Meksika devrimi, iki Rus devrimi (1905 ve 1917), 1919 Alman ve Macar devrimleri, İspanya devrimi ve iç savaşı (1936-1937), Çin devrimi ve Küba devrimi.

Dolayısıyla, daha önemsiz olmamakla birlikte farklı bir doğaya sahip olan başka devrimci hareketleri dışarıda bırakmak durumunda kaldık: Demokratik, antibürokratik ve antitotaliter devrimler (örneğin 1956 Macar devrimi) ve sömürge karşıtı devrimler ile ulusal kurtuluş mücadeleleri (mesela Hindiçin devrimi, Cezayir devrimi). Sözünü ettiğimiz bu devrimlerde de toplumsal bir boyutun varlığı su götürmez olduğundan, bu ayrımlar mutlak değildir fakat son tahlilde farklı olgular söz konusudur.

Son bölümde ise, kelimenin gerçek anlamındaki devrimlerden ayırt edilmesi gereken son otuz yılın bir dizi devrimci olayı gözden geçiriliyor: Mayıs 68, Portekiz Karanfil devrimi (1974-1975), Nikaragua devrimi (1978-1979), Berlin duvarının yıkılışı (1989), Chiapas’taki Zapatist ayaklanma (1994-1995). 

 

₺41,25
₺55,00

Hiçbir Şey Aynı Olmayacak

 

Hiçbir Şey Aynı Olmayacak, gitmekle kalmanın ikilemi içinde kendini yolda bulmuşların hayat muhasebesi. 12 Eylül 1980 Darbesi’nde ülkeyi terk etmek zorunda kalmış siyasi mültecilerin yaşam öyküleriyle şekillenen bu anlatıya hatırlamak, unutmak, sessizlik ve yüzleşme temaları çerçevesinde geçmişi müşterekleştirmek isteği de denilebilir.

12 Eylül yalnızca militarist baskıların, korkunç işkencelerin, parçalanmış yaşamların ortak hikâyesi değil; aynı zamanda haklı direnişlerin, dövüşerek kaybetmenin, kadın mücadelesi ve örgütlenmesinin, kolektif aklın, yaşama sıkıca tutunmanın ama bunların yanında bir kuşaktan diğerine aktarılmış travmaların da anlatısıdır. Elinizdeki çalışma bu tecrübe ve çalkantıları Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Belçika, Danimarka, Fransa, Hollanda, İsveç ve İsviçre’de darbe sonrası siyasi mülteci olarak yaşayan kadın, erkek ve çocukların kendi anlatımlarıyla gözler önüne seren kapsamlı bir çalışma.

Pek çok insana ailesini, sevgilisini, dostları ile kültürel alışkanlıklarını geride bırakıp bir küçük bavul ile yola çıkmanın ve dilini bilmediği bir ülkeye göçmenin düşüncesi dahi ürkütücü gelebilir. Bu kitap, bunu zoraki yapmak durumunda kalmış mücadele insanlarının seslerini duyuruyor; her şeye rağmen bir ağıt ya da trajedinin yeniden dile getirilmesinden ziyade, mücadele ve umudun insanı nasıl ayakta tutttuğunun tercübeleri olarak...

₺37,50
₺50,00

2084

 

Hacı adayları çoğunlukla tehlikeli koşullarda uzaklardan, ülkenin dört bir yanından yayan gelirlerdi, üstleri başları dökülürdü, ateşleri olurdu; hikâyeleri kehanet, mucize, sefalet ve suç doluydu, daha da rahatsız edici olan hepsini alçak sesle anlatmalarıydı, ta ki en ufak sesle duraksayıp omuzlarının üzerinden dikkatle etrafa bakana dek. Hacılar ve hastalar, muhafızlar ya da belki de korkunç V’ler tarafından suçüstü yakalanma ve aşağılık cemaatin, yani Putperestlik Birliği’nin propagandacısı, makouf olarak suçlanma korkusuyla, herkes gibi, daima tetikteydiler. Ati, uzaktan gelen bu yolcularla iletişim kurmayı severdi, bunun için çaba gösterirdi, seyahatleri boyunca biriktirdikleri hikâyeleri, keşfettikleri şeyleri dinlemekten hoşlanırdı. Ülke o kadar büyük, o kadar bilinmezle doluydu ki insanın bu gizemlerin içinde kaybolası geliyordu.

George Orwell’ın 1984’üne ithaf niteliğindeki bu romanda Boualem Sansal, dine dayalı, totaliter rejimlerin sınırlarını genişleterek okuru yakın gelecekte geçen gerçek bir kâbusun, bir din distopyasının içine çekiyor ve böyle bir dünyada umudun hâlâ var olup olmadığını sorgulatıyor...

Sıradan bir Abistanlı olan Ati, tarihin yok olduğu, kültürel farklılıkların ortadan kaldırıldığı, zorbalık ve tahakkümle tek bir inancın dayatıldığı ve insanların düşünmelerine imkân verilmediği bir ülkede, yani Abistan’da aslında başka gerçeklikler olduğunu fark eder ve tüm korkularına rağmen bunların peşine düşer...

₺18,75
₺25,00

Yeni Dünya

 

Ayın gayet az olan ışığı, kapı arasında duran kadının yüzüne vurmuş ve yarısını aydınlatmıştı. Her tarafım titremeye başladı. Karşımda kımıldamadan duran bu çehrenin bir ölüden farkı yoktu. Çukurdaki gözleri büsbütün kaybolmuş, dişsiz ağzının etrafındaki dudakları daha çok incelmiş ve buruşmuştu. Aklımdan derhal iki lirayı eline sıkıştırarak oradan kaçmak geçti. Kaçmak, her zamanki gibi, her şeyden kaçmak... Görmekten, duymaktan ve beraber ıstırap çekmekten kaçmak... (Isıtmak İçin)

Yeni Dünya, Sabahattin Ali’nin dördüncü öykü kitabıdır. Unutulan, görmezden gelinen insanların hayatlarının karanlıktan çıkartılarak görünür hale getirilmesi çabası Yeni Dünya’da çok daha sert, sarsıcı bir şekilde ortaya konulur. Taşra kasabalarındaki gece hayatı içinde sefilleşen erkekler, düşkün bir yaşantı içindeyken bile insanca davranabilen kadınlar, dengesiz, halka yabancılaşmış aydınlar, kardeşlerine bakmanın sorumluluğu altında perişan olan çocuklar ve çocuğunu yaşatmak için umutsuzluk içinde kapıları aşındıran anneler sırayla sahne alırlar. 

Gördüklerini herkesin görmesini isteyen Sabahattin Ali, insanları yakalarından tutup oraya, yoksul hayatların karanlığa çekildiği yerlere götürmek ister. O kadar güçlü bir şekilde yapar ki bunu, her bir öykü kişisi sorunları, tutkuları ve arzularıyla somut birer insan olarak gözümüzün önünde belirir, elle tutulur bir varlığa dönüşür.

Yeni Dünya’da, “bütün teferruatıyla hayatı ihtiva eden” öyküler yer alıyor; özlemleri ve hayal kırıklıkları, bencillikleri ve cömertlikleri, iyicil ve kötücül yanlarıyla hayat içinde varolan insanların anlatıldığı öyküler...

₺7,50
₺10,00

Ayaz

 

Kadın, ağacın yaşlı ve geniş gövdesinin tam ortasına yerleştirilmişti. Bedenini saran incecik, şeffaf simli kumaş dışında çırılçıplaktı. Yüzü de dahil olmak üzere, bütün vücudu gümüş beyaz bir boyayla boyanmış, cılız gün ışığında ara ara metalik bir ışıltıyla parıldıyordu. (...) Gözkapağının üstü de çeşitli tonlarda maviyle boyanmıştı. Gümüş rengi kaşların altında koyu maviyle başlıyor, aşağı doğru rengi açılarak kirpik diplerinde beyazla bitiyordu. Aynı biçimde beyaza boyanmış kirpikler, takma kirpik kadar uzun ve gürdü. Uçlarına kar yağmış gibi beyaz bir madde toplanmıştı. Kirpiklerinin gölgelediği gözleriyse sanki özlem dolu bir ifadeyle donakalmış, üstünü kaplayan sütümsü tabakanın altında, mavi mavi hiçliğe dalmıştı. (...) Karla ıslanmış çürük yaprakların kapladığı toprak zeminde, ıslak ıslak parlayan, koyulu açıklı bir yığın vardı; genç kadının bedeninin tam ortası oyulmuş, o boşlukta her ne varsa çıkarılmış, yere, tam önüne yem gibi atılmıştı. (...) Soluk güneşin altında gümüşten bir tanrıçayı andıran genç kadının ölümü, manzarayla bütünleşmiş ama bir o kadar da akıllara durgunlukverecek bir vahşetle sergilenmişti.

₺39,00
₺52,00

Son Güzel Günlerimiz

 

Ercan y Yılmaz ikinci öykü kitabı Son Güzel Günlerimiz'de bizi her şeyin başlangıcına götürüyor: Çocukluğumuza. Fotoğrafını çektiği, ayrıntılarını resmettiği o evren ise aşina bir manzaraya işaret ediyor: Satır aralarından bir kuşak, bir ülke, bir dönem okura göz kırpıyor.

Masa örtüsünden yaptığı pelerinle uçmaya çalışan, Bruce Lee'yi ne kadar dikkatli izlese de bir araba dolusu dayak yemekten kurtulamayan, imkânsızlıkları hayal gücüyle telafi eden, hayal gücünü ise kitaplardan alan bütün çocukların hikâyesi: Son Güzel Günlerimiz.

"Gözümü açtığımda asırlarca yaşlandığımı sanacak kadar uzun gelen, birkaç dakikalık uykular. Hâlbuki ben uykuya dalarken annesine doğru koşmakta olan kızıl civciv henüz görüşümden çıkmamıştı. Hâlbuki ağacın gövdesindeki o karıncanın öteki karıncaya yol verirken yaşadığı telaş hâlâ devam ediyordu. Hâlbuki annemin beni çağıran sesi, ismimin kısalığına rağmen daha yenice son harfimdeydi. Ama upuzun bir huzur."

₺12,00
₺16,00

İstanbul'un Eski İkramları

 

Rumlar, Cenevizliler, Galatalılar, Museviler; mahallelerinden kovulmazlarsa Fatih Sultan Mehmed’in tersanelerine kıyamete kadar çivi yapmak için söz veren demirci Çingeneler... Ve halkı tarafından âdeta boşaltılmış şehri yeniden şenlendirsin diye Anadolu’dan göç ettirilen onca halk: Türkmenler, Kürtler, Ermeniler, Anadolu Rumları, Rumca bilmeyen Karamanlı Rumlar... Özgürlüklerini yitirmiş köleler: Kafkasyalılar, Afrikalılar, Avrupalılar. Bu halkların, ulusların, inançların bir araya gelişinin oluşturduğu bir kavram İstanbulluluk. Bir şehir, insanlarıyla birlikte inançları da biriktirir. Her yeni göçten bir inanç kırıntısı, bir yemek ayrıntısı, bir koku alıp birikimine katar ve yeni göçen herkesi yavaş yavaş eski “sakinlerine” dönüştürür.

₺26,25
₺35,00

Asya Türk Hun İmparatorluğu

(Türklerin Kökeni, Çin Seddi, Mete Han ve Diğer Hun Hükümdarları)

 

Bu kitapta Türklerin kökeni, Türk adının anlamı, Türkçülük, Turancılık ve Türklerin MÖ 2.000’li yıllardan gelen tarihi; Asya Hunları [MÖ 209- MS 216] ve Ak Hunlar [MS 420-557] bir bütün olarak ele alınmış ve dönemin en özgün yönleri -kimi zaman günümüzle bağlantılar kurularak- bir siyaset bilimci gözüyle incelenmiştir. Yani antikacının dükkânındaki kıymetli eşyalar tarihsel süreç gözetilerek tasnif edilmiştir. Bu bakış açısıyla, Hun tarihinin incelenmesinin tarihimizdeki önemli bir ihtiyacı karşılayacağı düşüncesindeyim.

₺24,00
₺32,00

Hitler'in Özel Kütüphanesi

 

Adolf Hitler’in hayatına dair bu harika ve orijinal kitapta Timothy Ryback, Hitler’in kişiliğini ve düşüncesini şekillendiren kitapları inceliyor.

Aslına bakılırsa Hitler kitap toplamaktan ziyade yakmasıyla meşhurdur ancak Ryback’in bize açıkça gösterdiği üzere kitaplar Hitler’in ayrılmaz yoldaşları olmuştur. Birinci Dünya Savaşı sırasında ön cephede olduğu zamanlardan Berlin’de intihar etmeden önceki son anlarına kadar beraberinde hep kitap bulundurmuştur. Ayrıntılara derinlemesine nüfuz eden Ryback, Hitler’in mahrem saatlerinde kendisini meşgul eden fikir ve takıntıları açığa çıkarıyor.

Hitler’in Özel Kütüphanesi bugüne kadar araştırılmamış bir konu üzerinden bize incelikli ve nitelikli bir portre sunuyor.

“Gayet iyi yazılmış… Derinlemesine sürükleyici… Etkileyici ve sinir bozucu.”
-The Washington Post Book World

“Rayback’in çabası dikkate değer. Bir kimse bu derli toplu kitabı bitirdiğinde, Avrupa’daki en iyi eğitilmiş ulusu medeniyete karşı bir savaş vermeye ikna eden ve Yahudileri tamamen yok etmeyi deneyen bir entelektüel -sahte entelektüel- çeşidine sağlam bir bakış atmış olur… Ryback’in kitabı bizi bir canavarın zihnine biraz daha yaklaştırıyor.”
-The New Republic

₺26,25
₺35,00

Keskin Nişancılar

Ekipman ve Harekatların Tarihi

 

Finlandiya ile SSCB arasında 1939-1940 yıllarında yaşanan Kış Savaşı’na kadar keskin nişancıların rolü büyük oranda göz ardı edilmişti. Bu savaşta usta bir tüfekçinin neler “başarabileceği” gözler önüne serilmişti: Fin Simo Häyhä yüz günden daha kısa zamanda 505 kişiyi öldürmüştü. Bu, Kızıl Ordu’ya büyük bir ders olmuştu.

1941’de Almanların işgaline gelindiğinde Ruslar hazırlıklıydı. Savaş sona erdiğinde 242 adamı öldürmesiyle bir Stalingrad kahramanı olan Vasiliy Zaytsev gibi erkeklerin yanı sıra, SSCB 2000’den fazla kadın keskin nişancı yetiştirmişti.

1945 sonrasında keskin nişancıların ünü tekrar kayboldu. Ancak Vietnam Savaşı, görünüşe göre sonu gelmeyen Orta Doğu sorunu, Sri Lanka’daki iç karışıklıklar ve halihazırda şehirlerdeki tehlikeler hem keskin nişancılığın hem de daha etkili silahların gelişimine yeni bir saik sunmakta.

John Walter bu merak uyandırıcı ve son derece sürükleyici kitabında “keskin nişancılık dünyasının” ayrıntılı bir tarihini sunarken ekipmanlarını, taktiklerini ve aktörlerini ıskalamadan bütün detaylarıyla ve vurucu arşiv fotoğraflarıyla paylaşıyor.

₺33,75
₺45,00

Katip Bartleby

Bir Wall Street Hikayesi

 

Modern insanın içsel çelişkilerini konu ettiği eserleriyle Amerikan edebiyatının başkaldıran sayılı kalemlerinden Herman Melville, "Yapmamayı tercih ederim" cümlesini edebiyat tarihine ve okurların hafızasına kazıyan Kâtip Bartleby novellasında ölümsüz bir karakter yaratır.

Avukatlık bürosunda kâtiplik yapan Bartleby'nin naif bir reddedişle başlattığı direniş sarmalı, dünyaya dair esaslı bir bakış açısına dönüşür. Son derece basit görünen bu "tercih"in alışılmış davranışlar bütününü uğrattığı çaresizlik karşısında duyulan haz, büyük değişimlere yol açan yangınların küçük kıvılcımlarla alevlendiği gerçeğini de bir kez daha hatırlatır. Modern dünyaya karşı pasif direnişin simgesi olan Bartleby karakteriyle Melville, özgür iradenin ölümsüz anıtını sözcüklerle dikiyor.

₺9,00
₺12,00

Pessoa Pessoa'yı Anlatıyor

 

Fernando Pessoa geride bıraktığımız yüzyılın kısacık bir zaman dilimine sayısı tam saptanamayan yazar kişiliklerini ve şiirden öyküye, tiyatro oyunundan düşünce metnine dek binlerce sayfalık eseri sığdırmış, edebiyat tarihinin en özgün şahsiyetlerinden biridir.

Pessoa'nın "olaysız" diye nitelediği ve neredeyse okuma yazma öğrendiği andan ölümüne dek tuttuğu günlüklerle, sayısız not ve elyazmasıyla bir sanat eserine dönüştürdüğü bu yaşamöyküsü, derin ruhsal çalkantılarla dolu, sanatın, edebiyatın ve düşüncenin her alanına müdahaleleriyle şekillenmiş, başlı başına bir yaratı olmayı amaçlamış bir yaşamın anlatısıdır.

Yazarın günlüklerinden, notlarından ve mektuplarından oluşan, hayali ve gerçek kişilikleriyle kurguladığı metin parçacıklarından oluşan bu derleme, Pessoa evreninin kapısını açarken dönemleriyle, kişiliği ve kişilikleriyle, dünyasıyla tanışmamızı sağlıyor.

₺19,50
₺26,00

Uzlaşı Çağına Notlar

 

Çağımızın önemli düşünürlerinden Jacques Rancière, günümüz düşüncesinin belkemiğine dönüştürülen "uzlaşı" kavramının politikadan sinemaya, edebiyattan medyaya çeşitli alanlarda izini sürerek, bu kavramla ilişkilendirilen yaklaşımlara esaslı bir eleştiri getiriyor.

"Masumiyet" atfedilen uzlaşının neleri örtbas ettiğine dikkat çeken Rancière, ırkçılık ve etnik arındırmanın yeni biçimlerinin ve "insani" müdahalelerin uzlaşı çağının tam merkezinde yer aldığını ve bu kavramın ne barış ne de insanların kendi aralarında anlaşması olduğunu savunuyor. Uzlaşı Çağına Notlar, şimdiki zamana yönelik bitmek bilmez izahlar, hafıza kaybı politikaları, geçmişe vedalar, anma törenleri, anımsama yükümlülükleri, umut dolu yarınlar iddiasının inkârı, yeni yüzyılın ve yeni ütopyaların yüceltilmesi gibi zamana emanet edilmiş girift meseleleri düşünmek için bir anahtar niteliği taşıyor.

Eleştirel ve ayrıksı bir filozoftan etkileyici bir düşünce güncesi...

₺15,00
₺20,00

Erkek Kulübünde Siyaset

 

Kadın çalışmaları alanında Türkiye'nin önde gelen isimlerinden kadın tarihçi ve siyaset bilimci Serpil Çakır, Erkek Kulübünde Siyaset isimli çalışmasının genişletilmiş ve güncellenmiş yeni baskısında, kadın, yurttaşlık ve parlamenterlik ilişkisine siyasetin yapısı, kurumları ve kadınların deneyimleri üzerinden bakıyor. Feminist siyaset kuramcıların işaret ettiği saptamalar ışığında kadınların çeşitli ülkelerde yürüttükleri oy hakkı mücadelelerini örnekliyor. Dünyada ve Türkiye'de, parlamentoda kadın katılım oranlarını, dinamikleri ve katılımı artırmaya yönelik stratejileri sıralıyor, politik bir tasarım olarak Türkiye'deki cinsiyet rejiminin kurumlarını, siyasal partilerin kadınlara bakışını ve kadın hareketinin taleplerini ortaya koyuyor.

Meclis'te üç dönem kadın milletvekilleriyle yapılan sözlü tarih görüşmelerinin odağa alındığı kitapta, kadın siyasetçilerin partileriyle, seçmenle ve aileleriyle ilişkilerinin niteliği analiz edilirken yaşadığı sorunlar ortaya konularak siyaset yaparken karşılaştıkları ayrımcılığın görünmez yüzü ifşa ediliyor. Kadınları parlamentoya taşıyan sürecin arka planındaki gerçekleri, feminist teorinin, feminist yöntemin ve özellikle de kadın sözlü tarihinin sağladığı avantajlardan yararlanarak sunan Serpil Çakır, bu anlamda araştırmacılara yol gösterici ve ilham verici bir ilk adım oluşturuyor.

₺30,00
₺40,00

Nietzsche Anti Felsefe Seminerleri

 

Nietzsche bir filozof mudur, yoksa anti-filozof mu? Nietzsche'nin, "dünya tarihini kırıp ikiye bölmeyi" amaçlayan anti-felsefi ediminde sanatın işlevi nedir? Kendini bir sanat eseri olarak yaratmak nasıl mümkündür? Filozofu "suçlular suçlusu" olarak gören anti-felsefenin gücü nedir?

Anti-Felsefe seminerini bu sorular çerçevesinde kurgulayan Alain Badiou, anti-filozof olarak andığı Nietzsche'nin eşi benzeri görülmemiş bir girişimle felsefeyi yerle bir etme ve böylelikle yepyeni bir felsefe kurma tasarısını irdeliyor. Batı dünyasının en aykırı filozofunun düşüncesinin derinliklerine inerken, onun kendini hem bir filozof olarak tanımlama isteğinin hem de bu kimliğe sert bir biçimde karşı duruşunun açığa çıkardığı mücadele alanında, düşünsel güçlerin çarpışmasına müsaade eden bir filozofun hangi kapıları araladığını sorguluyor.

Badiou'nun anti-felsefe geleneğine yolculuğu "çekiçle" başlıyor...

₺22,50
₺30,00

Babil Mitolojisi

Mezopotamya Efsaneleri ve İnanışları

 

Mitolojiler tamamen hayal ürünü müydü, yoksa başka dünyaların hikâyeleri miydi? Birçok farklı kültürün ve coğrafyanın mitolojisini tek tek ele alacak dizimizin ikinci kitabı, kadim bir coğrafya olan Mezopotamya’nın mitolojisi.

Medeniyet, bundan sekiz bin yıl önce, Fırat ve Dicle nehirlerinin arasındaki verimli topraklarda doğdu. Çevredeki dağlardan ve çöllerden gelen insanların burada kurduğu Babil, antikçağın en önemli ve görkemli şehirlerindendir. Mezopotamya’da gerçekleştirilen kazılar sonucunda elde edilmiş yazıtlara dayanan bu araştırma, Babil, Asur ve Sümer mitolojisiyle ilgili temel gerçekleri ortaya çıkarıyor. Bu kitap sizi tanrılarla şeytanların, kahramanlarla kralların büyülü dünyasına davet ediyor.

₺16,50
₺22,00

Doğa Kitabı

Bitkiler, Hayvanlar ve Gezegenimiz

 

Kapsamlı ve kolay anlaşılabilen Doğa Kitabı, çevremizle yeniden bağlantı kurmamızı sağlamak için doğaya yeni bir gözle bakıyor. Göz alıcı ve öğretici çizimlerle resimlendirilmiş bu eser, kuş göçlerinden yaprak örneklerine bakarak ağaçları adlandırmaya, beneklerine bakarak mantar türlerini ayırt etmeye, orman meyvelerini ve kaya oluşumlarını tanımaya kadar, her konuyu ele alıyor.

Ağaçlardan çiçeklere, mantarlara, kuşlara, memelilere, sürüngenlere, böceklere ve balıklara kadar her konu hakkında detaylı açıklamalar

Ekoloji ve Dünya gezegenine dair ilginç bilgiler

Doğanın işleyişi, etrafınızdaki flora ve fauna hakkındaki gerçekler

₺18,00
₺24,00

Açık Pencere

 

Yazılarıyla okuyucularını eşsiz bir tefekkür yolculuğuna çıkartan Gökhan Özcan, bu sefer bambaşka pencereler açıyor gönül dünyamıza “Açık Pencere”sinden uzanan kalemi ve fotoğraf makinasıyla. 
Sözcüklerin kimi zaman anlatmakta kifayetsiz kaldığı an’ları, bir kadraja sığdırarak kazıyor hafızamızın en müstesna köşesine.
Gökhan Özcan, “Açık Pencere”de alışılmış tınıdaki yazıları, belgesel tadındaki fotoğraflarıyla araladığı pencereden, selama duruyor tüm dostlarına…
3N 1K
Kitabı kim’ler okumalı?
Yaşanılan güzel zamanlara özlem duyan ve an’ı yaşamak isteyen herkes…
Kitapta ne’ler var?
Hayata dair yazıların yanı sıra, yazarın kendi kadrajından yaşamın ta kendisi…
Kitap neden yazıldı?
Hızla dönen dünyada, durup nefeslenmemize vesile olmak için…
Kitap niçin okunmalı?
İnsan doğuyor, yaşıyor ve ölüyor. İşte o “yaşamak” kısmı nasıl olmalı’nın cevabı karınca kararınca bu kitapta…
Akılda Kalanlar :
• Bu zamanın insanlarının çok şeye ihtiyacı var. Ama en çok; bir saat tamircisi gibi hayatın ayarını yapacak inceliğe, hassas bir hayat işçiliğine ihtiyacı var.
• Bizi sadece fiziksel görünümümüz ayırmaya başladı birbirimizden.
Asıl kalpleri değil midir oysa insanları birbirinden farklılaştıran?
• Sanki cilt cilt kitaptık eskiden de, şimdi sadece tek bir cilt olarak kaldık. Her şeyi basit kelimelerle özetleyen tek ciltlik bir kitap!
• Oyuncaklarla oynamayı yaşamanın yerine koymaktan vazgeçmedikçe, hiçbir şey yaşamak istediğimizle yaşamak zorunda olduğumuzu aynı şey kılmayacak.
• İnsanlık henüz iç kırıkları teşhis edecek röntgen cihazını geliştiremedi. Muhtemel ki hepimiz iç dünyalarımızda en az cam çocukların güçsüz bedenleri kadar kırılganız!
• Ama dilimiz ne söylerse söylesin, biz aslında gizli bir hoşnutluk duyarız yaşadığımız karmaşadan. Çünkü hayat, henüz devamı yazılmamış bir cümlenin heyecan verici sırlarıyla doludur insan için.
• Çocuklarımızı kendi kaybettiklerimizi kazanmaya zorluyor, kazanmaya muhtaç oldukları tek imtihanın hazırlığından alıkoyuyoruz.
• Hepimiz yeni bir insanlık kıyafeti giydirilmiş insanlarız şimdi. Tanımlanmış hayatlara, güdülenmiş duygulara, kurgulanmış uğraşlara tâbi kılındık.
• Evlerde yaşar ve kendi hayat cümlelerimizi söyleriz. O cümleler yan yana gelir, adına sokak dediğimiz paragraf ortaya çıkar.
• Ve o bütünlük, hepimizden izler ve renkler taşıyarak şehir denen o kalabalıkta kendi anlamını ayakta tutar.
• Şehrin bir hafızası olduğunu ve kim olduğumuzu bilebilmek için o hafızaya ihtiyacımız olduğunu unutuyoruz.
• 'Değişmeyen tek şey değişimin kendisi' dediler, kolayca inandık.
Her şey değişirken bile, kalbini değişmesi olmayanda tutmak değil miydi insanın taşıdığı en büyük mesuliyet?
• An gelecek, vade dolacak, sayılı nefesler tükenecek, ömrümüzün son noktası kaderimizin fısıldadığı yere konacak.
O noktayla bize ait cümle bitecek, dünya hayatı bizim için tamama erecek. Sonu olan bitecek, sonu olmayan başlayacak.
• Görüyoruz ki özün azar azar söylenmesinden çıkan hakikat, çıkmıyor sözün pazar pazar dolaşmasından, dolaştırılmasından.
• Bizim sözün bozuğuna, ayarsızına, ölçüsüzüne değil, bizi baştan ayağa olduranına ihtiyacımız var.
Bizim kendimizde kaybolmaya değil, şu koca kalabalık içinde kendimizi bulmaya ihtiyacımız var.

 

₺22,50
₺30,00

Mutluluk Doktoru

 

Ben, Mutluluk Doktorunuz Metin Uyar. Bana mutluluk kâşifi diyenler de var. Amacım mutluluğu keşfetmek ve yaymak! Mutlulukla ilgili sayısız yayın, makale, araştırma sonucu ve kitap okudum. Doktora tezim için 740 beyaz yaka ve mavi yaka çalışan ile görüşerek iyilik hali ile sağlık riskleri arasındaki ilişkiyi inceledim. İstanbul Medipol Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Anabilim Dalı Başkanı olarak, verdiğim derslerde, konuşmacı olarak katıldığım yurtiçi ve yurtdışındaki kongre ve sempozyumlarda gözlem yaptım, veri topladım, mutluluğun izini sürdüm. Sonuç olarak mutluluğa giden yolun evrensel formüllerini sizler için derledim. “Ama”lardan, “keşke”lerden uzaklaşıp “mutluluğa evet” diyenlerle unutulmayacak bir yolculuk yapmak için de bu kitabı yazdım. Kolay anlaşılır ve uygulanabilir reçetelerden oluşan “adım adım bir mutluluk kılavuzu” hazırladım.

Mutluluğun kestirmesi yok. Mutsuz olmak için de tuzak çok. Mutluluk Doktoru bu tuzakları tek tek ortadan kaldıracak, kısırdöngünün zincirlerini kıracak.

Mutlu olmak için mutsuz olmayı beklemeye gerek yok. Mutluluk için her daim yatırım yapmak en iyisi. Mutluluk Doktoru bu yatırımı nasıl yapabileceğinize yönelik en güvenilir rehberiniz olacak.

Mutluluk düzeyi merdivenler gibidir. Anlık düşüşler yaşadığınızda bu kitabı açın ve mutluluk dozunuzu yükseltecek önerilerden yararlanın. Mutluluk Doktoru başınızı omzuna yasladığınızda modunuzu yükselten iyi bir arkadaş olarak her daim yanınızda yer alacak. Modern çağın beraberinde getirdiği sorunların panzehiri olacak, mutluluk piliniz azaldığında onu nasıl şarj edeceğinize yönelik ipuçları verecek.

Mutluluk Doktoru, bakış açınızı mutluluk odaklı iyileştirecek ve dönüştürecek. 10 bölümde 100’ü aşkın mutluluk önerisi bulacağınız kitabın son bölümünde kişisel mutluluk analizinizi yaparak kendi mutluluk reçetenizi oluşturacaksınız. Reçetenizi hazırladıktan sonra kendi mutluluk sırrınızın şifresini çözmüş olacaksınız. O andan itibaren daha mutlu bir yaşamın kapılarını aralamak size kalacak. Şimdi kendinize sorun “Mutluluğa var mısın?”. Cevabınız evetse, “Hoş geldin mutluluk” demek için sayfaları çevirmeye başlayın.

Dr. Ecz. Metin Uyar

 

₺24,00
₺32,00

Tuttuğum Avukatı Attım (Ciltli)

 

Doğuş Grubu Baş Hukuk Müşaviri duayen avukat Ahmet Kurutluoğlu’nun kaleminden anılar, tanıklıklar, hayat dersleri.

Tuttuğum Avukatı Attım 3 bir avukatın ömürlük mücadelesinin muazzam izlerini taşıyan müthiş bir okuma serüveni.

 

₺27,00
₺36,00

Eyvah Horozlar Ötmüyor!

Bir de Onlardan Dinleyin

 

Temiz bir çevre, sağlığımız için çok önemli! Neden mi? Haydi sebebini hayvanlardan öğrenelim!

Çöp Çiftlik sakinleri içinde kendisinden en çekinilen hayvan, horoz Cesur’dur. Çünkü diğer tüm hayvanlar her sabah Cesur öttüğü için güneşin doğduğunu sanmaktadır. Bu nedenle de Cesur’un her isteğini yerine getirmektedirler. Ancak Tembel At’ın Çöp Çiftlik yakınında yaralı bir halde bulduğu köpek Dişli gerçeklerin farkına varır. Üstelik Çöp Çiftlik’e adını veren bütün o çöpler de horozların oynadığı oyunun bir parçasıdır. Çöp içindeki çiftlik ve çiftliğin kenarındaki dereyi kirleten süt fabrikası hayvanların sağlığını tehdit etmektedir. Çiftlik sakinleri, horozların oynadığı oyunu hemen öğrenmelidir. Ancak Dişli’nin diğer hayvanları ikna etmesi pek de kolay olmayacaktır.

₺12,75
₺17,00

Atatürk Çanakkale Savaşında - Çekirdek Aile Geziyor

 

Çanakkale Savaşı, tarihimizde çok büyük bir öneme sahiptir. Sadece Türk milletinin geleceğini değil, tüm dünyanın, özellikle de Avrupa devletlerinin geleceğini belirleyen bir dönemin başlangıcıdır. Mustafa Kemal Atatürk, bu zorlu mücadelenin sonucunun belirlenmesinde ve Türk ordusunun zaferi kazanmasında büyük bir kahramanlık sergilemiştir. Metin Celâl, hem Mustafa Kemal Atatürk’ün Çanakkale Savaşı’ndaki önemli rolünü öğrenmek hem de Çanakkale’yi ziyaret ederek büyük komutanın yaşadıklarına yerinde tanık olmak isteyenler için bu rehber kitabı kaleme aldı. Çekirdek ailenin Çanakkale gezisi boyunca geçmişe dönecek, tarihi koklayacak ve hem duygulanacak hem de gurur duyacaksınız.

₺14,25
₺19,00

Üzüntü İle Neşe Gezerler Hep El Ele

Duyguları Keşfe Yolculuk

 

İstediği şey olmayınca birden sinirlendi Leyla. Bağırdı, çağırdı, hatta kendini yerlere attı. Neyse ki annesi ona müthiş bir oyun öğretti: Nefes almak! Nefes alıp vermenin sihirli gücüyle tanışan Leyla o gece tatlı bir rüyaya daldı. Rüyasında en sevdiği oyuncağı olan tilkisi de vardı. İki arkadaş rengârenk bir ormanda keşfe çıktılar. Üstelik bir de bilmeceyle karşılaştılar! Sürprizlerle dolu bu yolculuğa katılmaya ne dersin? Belki de bilmeceyi sen çözersin! Temel farkındalık alanlarına odaklanarak öz-farkındalık, duygu denetimi ve dikkat kontrolü becerilerini desteklemeyi amaçlayan bu rengârenk ve ritimli öyküyü çok seveceksiniz!

₺14,63
₺19,50

Öykü Dinleyen Ağaç

 

Gergedan bakıcısı olmak için ne yapmak gerekir? Ağaçlar öykü dinlemeyi sever mi? Pinokyo’nun listesinde neler yazıyor? Her şeyin birincisi kim? Unicornlu pencere nereye açılıyor? Sevgili Saygıdeğer Ahmet amca niye bu kadar kibar? Sence öğretmenin ödevine hangi notu vermeli? Minik bir ejderha, büyük bir sorun mu demek? Kaplumbağanın acelesi varsa ne olur? Bir kirpi, balon tutabilir mi? Öykü Dinleyen Ağaç, birbirinden eğlenceli ve ilginç on öyküyle çocuklara empatiyi, dürüstlüğü, yardımseverliği, sabrı, sorumluluğu ve saygıyı anlatıyor. 

 

₺15,00
₺20,00

Avukatın Fiyatında Anlaşamadık

 

Doğuş Grubu Baş Hukuk Müşaviri duayen avukat Ahmet Kurutluoğlu’nun kaleminden anılar, tanıklıklar, hayat dersleri.

Avukatın Fiyatında Anlaşamadık 2 bir avukatın ömürlük mücadelesinin muazzam izlerini taşıyan müthiş bir okuma serüveni.

 

₺27,00
₺36,00

Kendine Bir Avukat Tut (Ciltli)

 

Doğuş Grubu Baş Hukuk Müşaviri duayen avukat Ahmet Kurutluoğlu’nun kaleminden anılar, tanıklıklar, hayat dersleri.

Kendine Bir Avukat Tut bir avukatın ömürlük mücadelesinin muazzam izlerini taşıyan müthiş bir okuma serüveni.

 

₺27,00
₺36,00

Boş Kaplumbağa Kabuğu

 

“Bunun parkta oynadığınız son gün olduğunu bilseydiniz ne yapardınız?”

Babasının ‘bal porsuğum’ diye sevdiği, ama kendini bal porsuğu kadar korkusuz hissetmeyen Balkız… Endişelerini yenip kendi kabuğundan çıkmaya çalışan Vehbi… Yatılı okul sınavlarına gizlice hazırlanırken bir sırrı saklamanın paylaşmaktan daha zor olduğunu keşfeden Kutlu… Bebekliğinden beri oyunculuk yapan ve babasının ortadan kaybolmasıyla ışıltılı hayatından vazgeçip bu gizemin peşine düşen Dora… İkiz yeğenleri doğduktan sonra ablasının dostluğunu kaybettiğini düşünerek içinde kabaran öfkesine teslim olan Feyza… İnsan, en iyi arkadaşını neye göre seçer? Karakterleri birbirinden çok farklı beş çocuk, komik ve hüzünlü bir maceranın kapısında, dostluğun her şeyi nasıl değiştirebileceğini öğrenmek üzere...

₺14,25
₺19,00

Karnım Zil Çalıyor

 

İki hafta sonra uçurtma şenliği var. Herkes çok heyecanlı! Mahalledeki bütün çocuklar bisikletleriyle parktaki tepeye çıkacak ve birlikte uçurtma uçuracaklar. Ama Pınar ve arkadaşı Alican’ın biraz canı sıkkın çünkü ikisi de ne zaman bisiklete binseler hemen yoruluyorlar. Pınar’ın teyzesi Ayça bu sorunu çözmek için kolları sıvıyor ve bir güçlenme takımı kuruyor. Bu takım iki hafta boyunca Ayça Teyze eşliğinde çalışacak ve sağlıklı büyümenin sırlarını öğrenecek. Acaba Pınar ve Alican uçurtma şenliğine katılabilecekler mi?

Dr. Ayça Kaya doğru beslenme ve sağlıklı büyüme sırlarını çocuklarla paylaşıyor! Sağlık, aile arkadaşlık ve paylaşma temalarını işleyen bu neşeli macerayı çok seveceksiniz!

₺13,50
₺18,00

Minecraft Rota (Ciltli)

 

Destansı bir maceraya hazır mısın?

Tamamı elle çizilmiş haritalarla Minecraft’ın gizemli dünyasını keşfet!

Sen de kendini Minecraft’ın en değerli ganimetlerini bulmaya adadıysan yola çıkmadan önce rotanı belirlemeli ve en önemlisi yardımcını yanına almalısın: haritanı! Ganimet Avcısı’yla birlikte bir biyomdan ötekine geçerken, seni bekleyen önemli yapıları, tehlikeli yaratıkları ve paha biçilmez ganimetleri öğrenecek, bu haritalarla Minecraft’ta çok yol kat edeceksin!

₺49,50
₺66,00

Jupi ve Manav Abinin Tup Turuncu Rengi

 

Jüpi yedi yaşında. En sevdiği yemek bezelye. Onları küçük yeşil gezegenlere benzetiyor. Favori gezegeni en büyüğü olduğu için Jüpiter. Uzaya gitmeyi çok istiyor. Annesinin ona kitap okumasından çok hoşlanıyor. Müzik dinlemeye, hayvanlara ve yastıklardan yaptığı uzay gemisiyle oynamaya ba yılıyor. Ha, bir de mahallesini seviyor. Devamlı evde oturup televizyon seyretmek ona göre değil. Sokaklar daha eğlenceli ve maceralı. Jüpi bu macerasında, konuşan bir rengin peşine düşüyor ve hayattaki tüm renklerin önemli oluğunu öğreniyor.

₺20,25
₺27,00

Şeyhler Müritler ve Yalancı Peygamberler

 

Bu eser, Türkiye’deki gündelik hayat sosyolojisi için çok önemli bir örnektir.

Sosyoloji ve din sosyolojisi kuramlarının, Türkiye pratiğinin belgeleridir.

Bu aslında bir sosyal bilimsel Derinlemesine Görüşme (DG) çalışmasıdır da. Yani, bir “alan araştırması.”

Allahtan “vahiy” aldığını idda eden,şeyhliğini ve resüllüğü ilan ede, hatta açıkça “Ben Allah’ım” demese de kendisinde, yalnızca allah’aözgü “Kainatın hakimi” ve Kadiri Mutlak” gibisıfatlar vehmeden bir insanla karşı karşıyayız.

Bu kişi şahsında ülkemizde bugünlerde mahkemelik olan kimi tarikat ve cemaatlerde yaşanan ibretlik gerçekler ortaya dökülüyor.

Topluma ve araştırmacılara yararlı olmasını diliyorum.

₺19,50
₺26,00

Genç Poe – Mary Roget’in Sırrı 2

 

Genç Poe’nun gizemli dünyasına hoş geldin!
Bu hikaye, ileride en iyi korku hikayelerinin yazarına dönüşecek sıra dışı bir çocuğun maceralarıüzerine…

Her yeni olayda genç Poe’ya eşlik ederken dünyadaki en meraklı, en yaratıcı, en akıllı, en analitik ve en hayalperest insanlardan birinin sırlarını keşfedeceksin.

Ünlü ve güzel bir tiyatro aktristi olan Mary Roget gizemli bir şekilde ortadan kaybolur. Hiçbir ipucunun bulunmadığı dört günden sonra dedektif Auguste Dupin, keskin zekasından dolayı genç Poe’dan yardım istemeye karar verir. Fakat kadın, beklenmedik şekilde ortaya çıkar ve ona ne olduğuna dair hiçbir açıklama yapmaz. Böylece dava kapanmış sayılır. Ta ki yeniden ortadan kaybolana kadar. Ne yazık ki bu kez yürütülen soruşturma neticesinde Mary Roget’in cesedi bulunur. Şimdi söz konusu olan bir cinayet davasını çözmektir.

₺13,13
₺17,50

Osman Gazi

 

Ertuğrul Gazi döneminde süren barış ortamından sonra Türk’ün kılıcını düşmana sallayan, yakınlarının üzerine gölge yapan eli kesen, mevzu Kayı olduğunda amcası Dündar Alp’in dahi ihanetine aman vermeyen bir yiğidin hikâyesi bu… Moğolların varlığına rağmen karşısına dizilenlerin yine en çok korktuğu Osmanlı’nın doğuşu…
Yayılmaya başlayan Kayı boyunun karşısına çıkan onca farklılık selamla karşılanırken namertliğe karşı acımasızlığına şahit olduğumuz Osman Gazi’nin yazdığı destansı tarihin ilk adımları… At üstünde gösterdiği hüner, düşman karşısında gösterdiği cesaret, hısım karşısında gösterdiği sabır ona koca bir çınar bağışlıyor…

Türkiye’nin en çok okunan tarihi romanlarının yazarı, eserleri Arapça, Azerice, Endonezce ve Boşnakçaya çevrilen, okurları tarafından “günümüzün Peyami Safa’sı” olarak anılan Okay Tiryakioğlu, Osmanlı’nın Söğüt’te başlayan kuruluş hikâyesinin baş kahramanı Osman Gazi’yi anlatarak tarihin sayfalarını yeniden aralıyor.

Osman Gazi-Çınarın Gölgesinde... Bir kuruluş destanını hakkını vererek okumak isteyenler için…

₺26,25
₺35,00

Türk Romanında Tipler

 

Sunuş

Tip Üzerine 

Rakım Efendi (Ahmet Midhat Efendi - Felatun Bey ile Rakım Efendi)

Dilber (Sami Paşazade Sezai - Sergüzeşt)

Bihruz Bey (Recaizade Mahmut Ekrem - Araba Sevdası)

Ahmet Cemil (Halit Ziya Uşaklıgil - Mai ve Siyah)

Bihter (Halit Ziya Uşaklıgil - Aşk-ı Memnu)

Kaya (Halide Edip Adıvar - Yeni Turan)

Rabia (Halide Edip Adıvar - Sinekli Bakkal)

Feride (Reşat Nuri Güntekin - Çalıkuşu)

Naim Efendi (Yakup Kadri Karaosmanoğlu - Kiralık Konak)

Neriman (Peyami Safa - Fatih Harbiye)

Ahmet Celal (Yaban - Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

Kuyucaklı Yusuf ( Sabahattin Ali - Kuyucaklı Yusuf)

İnce Memed (Yaşar Kemal(Kemal Sadık Gökçeli) - İnce Memed)

Murtaza (Orhan Kemal(Mehmet Raşit Öğütçü) - Murtaza)

Hayri İrdal (Ahmet Hamdi Tanpınar - Saatleri Ayarlama Enstitüsü)

Küçük Ağa (Tarık Buğra - Küçük Ağa)

Çelo (Abbas Sayar - Çelo)

Turgut Özben (Oğuz Atay - Tutunamayanlar)

Kar (Orhan Pamuk - Kar)

Yedigey Cangeldin (Cengiz Aytmatov - Gün Olur Asra Bedel)

Cengiz Aytmatov ile Söyleşi

₺24,00
₺32,00

Zihinsel Yetersizliği Olan Çocuğa Sahip Annelerin Sürekli Kaygı ve Uyum Düzeyleri

 

Bu kitap, “Gestalt yaklaşımına dayalı bireyle psikolojik danışmanın, zihinsel yetersizliği olan çocuğa sahip annelerin sürekli kaygı ve uyum düzeylerine etkisi” isimli yayınlanmamış doktora tezinden üretilmiştir. Çalışmada araştırmanın özgün yapısı ve bütünlüğü korunmuştur. Çalışmanın basılı hale getirilmesindeki amaç, benzer güçlükleri yaşayan annelerle çalışma yürüten uzmanlara kaynak yaratmaktır.

Zihinsel yetersizliği olan çocuğa sahip annelerin, geçici bir sorun olmayan zihinsel yetersizlik ile karşılaştığı andan başlayarak, yaşanan güçlüklerle gittikçe pekişen olumsuz duyguları farketmediği, ifade edemediği veya kabul etmekte güçlük çektiği yönleri ile yüzleşmesi ve bütünleşmesi, Gestalt yaklaşımında ele alınabilecek bir süreçtir. Gestalt yaklaşımı bireyin tanımadığı yanlarını farketmesi, bu yanları ile yüzleşerek bir bütün haline gelmesi, gereksinimlerinin farkına varması ve bunları sağlıklı biçimde doyurma yolları oluşturması için, algısal farkındalığı genişletmeye yönelik yöntem ve teknikleri bulunan bir yaklaşımdır. Bu nedenle bu çalışmanın birinci bölümünde, Gestalt yaklaşımı ve bireyle psikolojik danışma konuları ele alınmış, ikinci bölümde ise Gestalt yaklaşımı ve tekniklerinden yararlanılarak gerçekleştirilen bireyle psikolojik danışma uygulamasının, zihinsel yetersizliği olan annelerin sürekli kaygı ve uyum düzeylerine etkisi konulu araştırma ve bulgularına yer verilmiştir.

₺15,00
₺20,00

Pera Palas’ta Gölge Oyunu

 

Tarihin gizemli gerçekleriyle şifreli ipuçlarını bir araya getiren macera yüklü bir İstanbul polisiyesi!

Şifre Bilimci Milas Ulukan, uluslararası bir polisiye edebiyatı organizasyonu için Beyoğlu’nun incisi Pera Palas Oteli’ne davet edilmiştir. Etkinlik içeriğine uygun bir güzellikte devam ederken beklenmedik bir olay gerçekleşir.

Otelin “Demir Leydi”si olarak adlandırılan asansörünün içinde bir cinayet işlenmiştir. Bu gizemli cinayetin perde arkası ise tarihin tozlu raflarında saklıdır.

Şifreli bir kalem, üzerinde “Agatha Christie” yazması gereken ancak “II. Abdülhamid Han” yazılı esrarengiz bir anahtar ve yüz yıllık emaneti taşıyan tarihi bir sandık…

Pera Palas’ın tarih kokan dehlizlerinde başlayan; Yıldız Sarayı, Beylerbeyi Sarayı ve Sultan II. Mahmud Türbesi’nin ıssız koridorlarına kadar uzanan heyecan dolu bir koşuşturmaca…

Hırs ve intikamın kesiştiği noktada, onlarca yıl itinayla korunmuş asırlık emanetin izinde kıran kırana bir mücadele!

Merak edilen soru şu: İyiler mi önce davranacak yoksa kötüler mi?

₺13,13
₺17,50

20 Yaşıma Mektup

 

Doğan Kitap’ın 20. yaşında umudu ve bilgeliği, gençliği ve tecrübeyi bir araya getiren, geleceğe kalacak, zevkle okunacak bir kitap…  

20 Yaşıma Mektup…

Ahmet Ümit - Aslı Perker - Barış Müstecaplıoğlu - Canan Tan - Çağnam Erkmen - David Mitchell - Defne Suman - Doğan Hızlan - Elif Şafak - Enver Aysever - Éric Emmanuel Schmitt - Gülseren Budayıcıoğlu - Günhan Kuşkanat - Hakan Günday - Haruki Murakami - İbrahim Yıldırım - İsmail Güzelsoy - Liz Behmoaras - Mario Levi - Mehmet Coral - Nazlı Eray - Nedim Gürsel - Nermin Bezmen - Rıza Kıraç - Selim İleri - Shari Lapena - Şebnem İşigüzel - Tahir Musa Ceylan - Tess Gerritsen - Tuna Kiremitçi - Üstün Dökmen - Yavuz Ekinci - Zülfü Livaneli

₺15,00
₺20,00

Eyvah! Okula Geç Kalıyorum!

 

Eyvah! Karin okula geç kaldı!

Her şey, bir sabah Karin'in bisikletinin bozulmasıyla başladı... O günden sonra, Karin okula hep geç kaldı! Süper hızlı eşek Pembe Toynak, roket yakıtıyla doldurulmuş uçak, okul bahçesinde kamp... Karin, vaktinde okulda olabilmek için her şeyi denedi ama, her seferinde okula geç kaldı. Ta ki..

Acaba Karin, okula geç kalmamak için nasıl bir yol bulacaktı?

₺19,13
₺25,50

Kartopu

 

Yüzlerce metre yükseklikte, bir tepede minik Kartopu tepenin eteğindeki şehre bakıyordu. Minik Kartopu bu tepede yapayalnızdı. O sırada aklına harika bir fikir geldi. Belki şehirde bir oyun arkadaşı bulabilirim! diye düşündü ve şehre doğru yola koyuldu.

Neşe içinde yürürken, birtden Kartopu'nun ayağı küçük bir dal parçasına takıldı ve...

₺19,13
₺25,50

Beklemeyi Sevmeyen Tavşan

 

Aceleci tavşancığın scooter’ı fazla hıza dayanamayıp bozulunca, tavşancık scooter’ı ile birlikte tamirci kaplumbağanın kapısını çalar.
Ama kaplumbağa öyle yavaş, öyle yavaştır ki...
Aceleci tavşancık da beklemeyi hiç sevmez.Peki şimdi ne olacak?
Tavşancık beklemeyi öğrenebilecek mi?
Hayatı, acele etmeden, yetişmeye çalışmadan, tadını çıkara çıkara yaşamanın güzelliği üzerine harika bir hikâye!

₺19,13
₺25,50

Bir Sayfa Daha!

 

Kivi ile Zuzu çok iyi arkadaşlardı. Birlikte oyun oynamayı çok severlerdi. Özellikle de topla oynanan oyunlara bayılırlardı. Bu yüzden, her sene doğum günü hediyesi olarak birbirlerine top alırlardı. Ama bu sene, Zuzu, Kivi'ye doğum gününde bir kitap aldı! Peki ama bir kitapla ne yapılırdı ki? Kivi, bir gün tesadüfen kitabı eline alıp okumaya başladı vee...

Kitap okumanın güzelliği üzerine harika bir hikaye!

Birbirinden sevimli, rengarenk detaylarla dolu harika bir kitap!

- Observer

₺19,13
₺25,50

Dinozorlar Resim Yapamaz!

 

Dinozorlar gırlar ve etrafa korku saçarlar. Kocaman dişleriyle her şeyi ısırır ve kemirirler. Dinozorlar pek çok şey yaparlar ama asla resim yapamazlar!

Biri hariç: Picassaur! Picassaur farklıydı. Diğer dinozorların aksine, sanatçı bir ruhu vardı. O, avcı olmak için değil, ressam olmak için doğmuştu! Sürekli resim yapan bu küçük dinozoru kimse anlamıyor, ısrarla dinozorların resim yapmayacağını söylüyorlardı. Ta ki.. Bir gün T-rex gelene kadar!

₺19,13
₺25,50

Biz Olabilmek

Dünyadaki Cennetiniz, Aileniz...

 

Bizi biz yapan davranışlarımız, dilimizden dökülen kelamımız ve bizle bütünleşen karakterimizdir. Ancak bunlar tek başına yeterli değildir. Biz olmak, bütün olmaktan gelir; doğduğumuz topraklar, büyüdüğümüz aile ve sevinci paylaştığımız dostlar ile her zorluğa karşı göğüs gerip, yeri geldiğinde aynı masanın etrafında ağlayıp küçük şeylere büyük kahkahalar atabilmekle bir bütün oluruz.

Bu kitapta da mutluluğun sonsuza kadar devam etmediğini ancak mutlu kalabilmenin yollarını bulacaksınız.
Muhterem NUR: “Müslüm, çok kıskançtı ama kıskançlığını belli etmezdi. Ben de bunu bildiğim için onu kıskandıracak hiçbir harekette bulunmadım. Siz de birbirinizi kıskandıracak davranışlarda bulunmayın.”

Hülya Koçyiğit: “Mutlu evliliğin sırrı; eşini olduğu gibi kabullenip onun kişiliğine, yetişme biçimine, alışkanlıklarına ve dünya görüşüne saygılı olmaktır.”

Kezban Hatemi: “Evlilik; eşlerin birbirine karşı duyduğu sevgi, saygı, güven duygusu ve sadakat temeline dayanır.”

₺17,25
₺23,00

Bir Hayalim Var

 

Merhaba, ben Bernard. Bir gün, bir şey buldum ve bütün hayatım değişti. Ne mi buldum?

Bu şeyi bulana kadar diğer tavşanlar ne yapıyorsa, ben de aynısını yapıyordum. Diğerleri gibi burnumu çekiyor, kulaklarımı hareket ettiriyordum. Kırlarda otluyor, bahçelerde derin tüneller kazıyordum. Ama bir gün...

₺19,13
₺25,50

Kurbağacık Okul Gezisinde

 

Kurbağacık, o sabah, heyecandan yerinde duramıyordu. Olduğu yerde zıp zıp zıplıypr, Bayan Baykuş'un Tatlı Pıtırcıklar Okulu'na gitmek için can atıyordu. Çünkü... Bugün okul gezisine gideceklerdi! Babası, Kurbağacığı, öğretmeninin sözünden çıkmaması için sıkı sıkı tembihledi ama...

Acaba Kurbağacık, okul gezisinde uslu duracak mıydı? Haydi, Bayan Baykuş ve tatlı pıtırcıklarının okul gezisine katılalım ve hep birlikte görelim!

₺19,13
₺25,50

Bavulumdaki Kırık Fincan

 

Bir gün, yamacın dibindeki küçük kasabaya, elinde bavuluyla bir yabancı çıkageldi. Kasaba sakinleri, daha önce hiç görmedikleri bu kişiyi merakla izlerken akıllarından pek çok soru geçiyordu:

"Buraya neden geldi?"
"Nereden geldi?"
"Peki bavulunda ne var?"

Sevgi, hoşgörü, umut ve iyilik üzerine, kalbinizi ısıtacak bir hikâye.

₺19,13
₺25,50

Sakin Ol! - Stresi Yenmek için Öneriler

Sağlıklı Yaşam Kuralları

 

Burcu çok meşgul bir kızdır. Futbol oynar ve piyano dersleri alır. Ayrıca okul ödevleri ve yapması gereken ev işleri vardır. Bazen bu işleriyle ilgili stres yaşar. Bu kadar şeyi nasıl yapabilir? Burcu’nun ailesi ona stresle baş edebilmesi için bazı yöntemler gösterir. Burcu, bu yöntemleri denediğinde stresinin azaldığını görür ve daha iyi hisseder!

Sağlıklı Yaşam Kuralları Serisi ile nasıl mutlu, sağlıklı ve güvende olacağını öğren.

₺11,25
₺15,00

Haydi Hareket Et! - Egzersiz Önerileri

Sağlıklı Yaşam Kuralları

 

Yarış günü geldi ama Ayşe’nin takımı büyük yarış için hâlâ hazır değil. Güçsüz görünüyorlar ve çok çabuk yoruluyorlar. Güçlenmeleri için öğretmenleri onlara çeşitli egzersizler gösteriyor. Bazı esneme hareketleri de yapıyorlar. İşte şimdi hepsi enerji dolu! Bayrak yarışını kim kazanacak bakalım?

Sağlıklı Yaşam Kuralları Serisi ile nasıl mutlu, sağlıklı ve güvende olacağını öğren.

₺11,25
₺15,00

Dünya Masalları Seçkisi

 

Dünya Masalları Seçkisi // Luigi Dal Cin, Giusi Quarenghi (Derleyen)

*Okul öncesi çocuklar ve her yaştan ilgililer içindir.

Zamansızdır masallar

Elimizden tutup bizi hayali diyarlarda gezmeye çıkarırlar

Bekler orada gizemli insanlar, efsanevi yaratıklar, sihirli olaylar

Çeşit çeşit renkler, duygular

 

Bu kitap dizisinde dünyanın dört bir yanından en güzel masallar bir araya geldi. Farklı farklı çizerler de hepsini resimledi.

 

Baba Yaga’nın Ormanında: Rusya’dan Masallar

Soğuk Rusya gecelerinde çocukların içini ısıtan masallar anlatılırmış. Bu masallardan bazıları bu kitapta toplanmış. Cadı Baba Yaga, kurbağa prenses, oyuncu ayı, oğlak çocuk ve daha nicesi bakalım neler yapmış?

Doğu’dan Bin Bir Masal

Evvel zaman içinde umutsuz bir şah, iyi kalpli bir kız ve yeniden hayal kurmak için bir sürü masal varmış. Bu masallardan bazıları bu kitapta toplanmış. Denizci Sindbad, Ali Baba, konuşan hayvanlar, Alaaddin ve daha nicesi bakalım neler yapmış?

Masallara Buyurun: İtalya’dan Sihirli Yiyecekler

Bin bir lezzet diyarı İtalya’nın masalları da birbirinden lezizmiş. Bu masallardan bazıları bu kitapta toplanmış. Tencerecik, sihirli tava, limon kız, pizza seven çocuk ve daha nicesi bakalım neler yapmış?

Mukaşi Mukaşi: Evvel Zaman İçinde Japonya’da

Güneşin doğduğu o uzak ülke Japonya’da gizemli ve güçlü varlıkların masalları anlatılırmış. Bu masallardan bazıları bu kitapta toplanmış. Su cini Kappa, parmak ucu boyundaki çocuk, turna kadın, tanuki’yle tilki ve daha nicesi bakalım neler yapmış?

Tamtamların Sesi: Afrika’dan On Masal

İnsanlığın beşiği Afrika’da anlatılan masallar çağlar boyunca herkese yol göstermiş. Bu masallardan bazıları bu kitapta toplanmış. Rüzgârın oğlu, tavşanlar, sincaplar, leoparlar, çakallar ve daha nicesi bakalım neler yapmış?

Tepeli Akbabanın Kanatları Üstünde: Şili’den Masallar

Doğasıyla göz kamaştıran Şili’de yeryüzünün ve göklerin masalları anlatılırmış. Bu masallardan bazıları bu kitapta toplanmış. Dev yılanlar, ilk çocuk Elal, yürüyen ağaç, beyaz lama, yıldız kızlar ve daha nicesi bakalım neler yapmış?

₺131,25
₺175,00
%25 İndirim
%25İndirim
Ücretsiz Kargo

Koçlukta Gestalt Yaklaşımı

Farkındalık Zekasına Giden Yol

 

Gestalt temelli koçluk hem uygulayıcılarına hem de danışanlara kendi kişisel ve profesyonel hayatlarına odaklanmak, zihnen kıvrak, etkili ve ilham verici olmak için güçlü stratejiler öneriyor. Kitabı okuyanlar, etkili bir biçimde donanmış bir var olma halinin ve benliğin stratejik biçimde kullanımının Fakındalık Zekâsını (Awareness IQ) nasıl ortaya çıkardığını gösteriyor.

Bu kitabı okuyanlar Gestalt Koçluğu’nun günümüzde dünya çapındaki prestijli ve yükselen firma ve kurumlar tarafından talep edilen evrensel koçluk yetkinliklerini nasıl karşıladığını ve derinleştirdiğini öğrenecekler.

Günümüzde, lider ve yönetici pozisyonunda olan kişiler için en temel gereklilik, kendi çevrelerinde Geçicilik (Volatility), Belirsizlik (Uncertainty), Karmaşıklık (Complexity), Muğlaklık (Ambiguity) durumlarına etkin ve uyumlu bir biçimde tepki verebilmeleri ve durumu yönetebilmeleridir. VUCA’ya uyumlu tepkiler geniş bir vizyona sahip olmak, anlayış, açıklık ve becerikliliktir. VUCA’nın modern dünyaya ait zorluklarına karşın bize yardımcı olacak en uygun, en dinamik ve üretken yaklaşım Gestalt Koçluğudur.

₺31,50
₺42,00

Yeterli ve Dengeli Beslen

Beslenme Önerileri

 

Ali yemek seçen bir çocuktur ama süpermarkete gitmeye bayılır. Bugün babasıyla birlikte öğle yemeği için yiyecek almaya gidiyorlar. Ali’nin babası ona beş besin grubunu öğrenmesi için yardım ediyor. Ali de hangi yiyeceklerin sağlıklı olduğunu keşfedip lezzetli bir atıştırmalık hazırlıyor.

Sağlıklı Yaşam Kuralları Serisi ile nasıl mutlu, sağlıklı ve güvende olacağını öğren.

₺11,25
₺15,00

Dikkat! Zehirli Olabilir

Evdeki Tehlikelerden Kaçınmak İçin Öneriler

 

Mustafa’nın kardeşi zararlı maddelerin ne olduğunu bilmez ama Süper Mustafa bilir. Kardeşini evdeki zararlı maddelerden korur. Evdeki zararlı maddeler nedir? Temizlik malzemeleri, deterjanlar ve ev bitkileri. Aynı zamanda garaj ve bahçedeki çimenler gibi evin dışında kalan alanlarda da zehirli maddeler vardır. Mustafa bu zararlı maddelerden nasıl kaçınacağını bilir!

Sağlıklı Yaşam Kuralları Serisi ile nasıl mutlu, sağlıklı ve güvende olacağını öğren.

₺11,25
₺15,00

Ben, Antonin Artaud

 

Fransız yazar, şair, oyun yazarı ve oyuncu Antonin Artaud’nun seçilmiş metinleri, şiirleri ve desenleri bu kitapta bir araya geliyor. Süreyya Aylin Antmen’in yayıma hazırladığı, yazı ve şiirleri Mehmet Bağış’ın Fransızca aslından Türkçeye çevirdiği kitapta, Artaud’nun desenleri renkli basımla yer alıyor.

Neden yazmalı?
Basılmamış bir dil var
kendisiyle basılmışı yiyeceğim bir dil.
Bu dil vücutta harfsiz yazılmıştır.

Ben, Antonin Artaud
bu benim adım
Bu hayatı asla unutmayacağım

“Kurtulmuş bir dille, kendini gizleyerek düşüncelerde varlığını sürdürmekte olan imkânsız bir zamanın, bugün artık yaşamdışı kalmış gerçek bir yaşamın tasvirini çıkaran Artaud, gaddarlığın bakışlarını okurun üzerine çeviriyor. Var olmayanın arzusu olarak nitelendirebileceğimiz, sezgisel olanda yaşama ânını gösteren o çarpıcı, büyük psişik gerilimiyse Artaud’nun yazı evreninin kolay ele geçirilemez, sahici ve gerçekdışı dokusunu oluşturuyor.

Artaud’nun sözcükleri bir çığlık, inilti, aynı zamanda çıldırasıya bir kahkaha, en uç sinirlerin bile aynı şiddetle katıldığı bir patlama; varlığın boşalmasıdır…”
Süreyya Aylin Antmen

*

“Artaud’yu okumak militan bir okuma, Artaud’yu okumak, dilsel, ideolojik altüst oluşların heyecanlı tanığı olmak ve içimizdeki normale ait her şeyin tehdit altında olduğunu hissetmektir.”
Mehmet Bağış

*

“Artaud’nun bıraktığı miras, tekil bir varoluş, bir şiirsellik, bir düşünce estetiği, bir kültür teolojisi ve bir ıstırap fenomenolojisidir.”
Susan Sontag

₺22,50
₺30,00

Petra

 

Petra bir çakıl taşı. Ama kendini bir dağ sanıyor.

Ta ki bir köpeğin tekmesiyle bir kuş yuvasına savrulana kadar...

O artık bir yumurta. Sıradan bir yumurta değil ama, içinde sonsuz olasılık taşıyor!

Ta ki yuvadan düşünceye kadar...

Petra artık bir ada, hem de yemyeşil güpgüzel bir ada.

Ta ki... Peki yarın ne olacak ona?

Kim bilir... Ne olursa olsun, dert değil.

Petra bir taş ve bu da onun yuvarlanışı işte...

 

Değişim, bakış açısı ve hayatın iyi kötü sürprizleriyle başa çıkmak üzerine bir hikaye...

Coppo’nun hem metni hem de resimleri, gücünü sadeliklerinin ardında yatan felsefeden alıyor.

Küçük Petra’nın büyük macerası, kendini tanıma ve kabul etmeyle dair, yediden yetmişe herkese, çok şey söylüyor.

₺17,25
₺23,00

Anneanne Gezegeni (Ciltli)

 

Anneannesinin yaşadığı yer başka bir gezegenmiş gibi geliyordu Kuzgun’a. Geldiği yere hiç benzemiyordu. Sanki oraya arabaya binip gitmiyor da, bir rokete binip uçuyordu. Kuzgun orada bambaşka biri olup çıkıyordu.

Sait Faik Hikaye Armağanı sahibi öykü yazarı Melisa Kesmez'den bu defa 7-70 yaşa bir öykü. Elif Deneç'in resimlediği kitap, "anneanne evi" denilen büyülü yere dair bir güzelleme…

₺21,00
₺28,00

Küçüklere Büyüklere Masallar

 

Kitap İçeriği

Takip etmeyin beni.

Ben bir çoban değilim.

Koyunlarla olmaz işim.

İşimin adı; düşünebilen bir zihin İzliyorum sadece sizleri…

Var mı benim gibi düşünebilecek?

Ve de gezmek adına, birkaç adım atılabilecek.

Ve kuruyorum gerçekleşmeyeceğini bilsem de;

Kırmızıdan nefret edilen; bir dünya hayalini

Ve ben! karanlıkta bırakıp kendimi,

Çaktım sorgulamanın şimşeğini

Ve de bir ışık sundum;

Aynamda görün diye kendinizi

Kendini görmekten korkanlara yok sözüm.

Tüm düşmanım insanlık denen kavram!

Işığımın hedefi;

Üzerinize yapışmış kan lekesi

Düşmanım ise sahte bir aydınlığın ateşi

Değilim elçilik iddiasında..

Olmadığımdan savurmuyorum ellerimi.

Gösteriyorum size pervane kovan birini.

Pervane türküsü ezberlemeyin.

Odaklanın kovan ellere…

Pervane türküsü söyleyenlere inanıp da;

Unutmayın o iki eli…(S.A.V)

₺11,25
₺15,00

Şair Edip Dürüst Tüccar Leon Bahar'ı Takdimimdir

 

Ankaralı Yuda Leon Bahar…

Şiire tutkundu, tek bir şiir yazamadı. Iskalanmış bir hedef, kaybedilmiş bir mevzi oldu şiir ona.

Yıllarca adını bir muharrir olarak görmek istedi; bıkmadan usanmadan gazete idarehanelerine yazılar gönderdi. Ona tek sütun bahşetmeyen gazeteler, borcunu ödemeyenlerin listesine adını yazdılar.

Hep iyi bir tüccar olmaya gayret etti, ne var ki dürüst bir tüccar olduğunu ispatlamak için Aşkale yollarına düşmek mecburiyetinde bırakıldı.

Vatanına tutkuyla bağlıydı, vatan haini muamelesi gördü.

Bu topraklar Leon Bahar ve onun gibilerin kıymetini bilemedi… Bilemediği gibi onlara yaşattıklarıyla ne yüzleşti ne de onlardan özür diledi.

Leon Bahar’ın 44 yıllık kısacık ömrü meramını anlatmasına müsaade etmedi. Ömrü vefa etseydi gerçek vatanseverliğin dinle, ırkla, zenginlikle değil, yürekle olduğunu anlatmanın bir yolunu bulurdu belki.

Dağına, taşına, insanına âşık olduğu kendi topraklarında yabancı sayıldığına aldırmadan, küsmeden yazardı...

Adaleti en başa yazardı. “Herkes için, her daim adalet” derdi.

Sonra aşkı yazardı. Şüphesiz en çok aşkı yazardı.

₺22,50
₺30,00

Küçük Muazzam Şeyler

30'dan Fazla Dilde Milyonlarca Okur

 

Kaideleri sorgulamak için kaç istisna gerekir?
Ayrıcalık, güç ve ırk üzerine bildiğiniz her şeyi unutun. 
Jodi Picoult, en can alıcı ikilemlere dair nefes kesen bir romanla karşınızda. 
Ruth Jefferson bulunduğu noktaya gelmek için çok çalıştı. Bir siyah olarak... 
Muazzam şeyler yapmasına izin verilmeyen bir toplumda küçük şeyleri muazzam şekilde yaptı. 
Yirmi yıldır kusursuz bir hemşire olarak doğumlara giriyor, annelere ve bebeklere yardım ediyor. 

Bugün karşısında beyazların üstünlüğüne inanan ve bebeklerine ancak kendilerinden birinin dokunmasına izin verecek Bauer ailesi var. 

Bebeğe dokunmamalı, kabul, ama yanlış giden bir şeyler olduğu ortada.

Ruth yıllarca öğrendiği her şeyi, ettiği yemini bir kenara bırakıp seyirci mi kalmalı, yoksa her şeyi göze alıp bu hasta bebeği hayata döndürmeye mi çalışmalı? 

Peki ya bu çabası kendi sonunun başlangıcı demekse... 

Jodi Picoult kariyerinin zirvesine yerleşen bir romanla okurlarına kavuşuyor. 

Her sayfası tartışma yaratacak, kışkırtıcı bir roman. 

- Booklist 

Küçük Muazzam Şeyler, Picoult'nun şu ana kadar yazdığı en önemli roman. Okurlara meydan okuyor, ırk ve önyargının anlamını en baştan sorguluyor. 

- The Washington Post 

Picoult günümüz uygarlıklarının nabzını tutuyor, baştan sona soluksuz okunacak bir romana imzasını atıyor. 

- San Francisco Book Review 

₺29,25
₺39,00

Önce Biz Yaşadık

 

Halkın gerçekleri öğrenmesi ve haber alması için canla başla çalışan basın emekçilerinin, habere ulaşma ve haberi okurla buluşturma sürecinde yaşadıkları birbirinden heyecanlı maceraları hiç dinlediniz mi?

UYGAD-Uluslararası Yazarlar ve Gazeteciler Derneği bünyesinde hazırlanan ‘Önce Biz Yaşadık Gazetecilerin Anıları’ isimli bu kitapta, uzun yıllar boyunca haber peşinde koşan fedakar gazetecilerimizin yaşadıkları anıları sizler için derledik. Bir haberin elde edilmesinde perde arkasında yaşanan süreçleri, bizzat o anıyı yaşayan arkadaşlarımızın dilinden okuyacaksınız. Çığ altında kalanlardan kurşunlananlara, apartmanlara tırmanıp ölümden dönenlere, kılık değiştirerek gizli takiplere kadar çok geniş bir yelpazede; onlarca gazetecimizin ilginç anıları sizleri bekliyor.

₺24,00
₺32,00

Ateş ve Kan

 

Tanrılar, Targaryenlar için bir kez daha yazı tura atıyor… ya kan ya da ateş.

Dünyaca bilinen ve televizyona uyarlanan Taht Oyunları’nın yazarı George R. R. Martin’den Targaryenların tarihi bütün detaylarıyla anlatılıyor!

Takvimler geriye dönüyor, haneler yükselip yıkılıyor ve taht oyunlarının hem en kolay hem de en zor olduğu dönemde Targaryen tarihinin bütün detayları ilk kez gözlerimizin önüne seriliyor.

Taht Oyunları’nda yaşanan olaylardan yüzyıllar önce, –Valyria Kıyameti’nden sağ çıkan tek ejderlordları ailesi olan– Targaryen Hanesi, Ejderha Kayası’na yerleşmişti. Westeros tarihinin en şanlı ama bir o kadar da tartışmalı hanesinin öyküsü, Ateş ve Kan’da, ateş ve kanla yazılıyor. Ejderhanın ejderhayla, kardeşin kardeşle savaştığı, bildiğimiz anlamda Westeros’u Westeros yapan bu dönem, Demir Taht’ın yaratıcısı efsanevi Fatih Aegon’la başlıyor. Fatih’ten sonra gelen âlimler ve zalimler, korkaklar ve kahramanlar ama en çok da muazzam ejderhalar o tahtı elinde tutmak isteyen kral ve kraliçelerin hırslarının bir parçası oluyor.

Peki Ejderhaların Dansı boyunca aslında neler yaşandı? 

Yedi Krallık nasıl kuruldu? Kıyamet’ten sonra Valyria’yı ziyaret etmek neden o kadar tehlikeliydi? Daenerys’in üç ejderha yumurtasının kökeni neydi? Hisar’ın bilge üstadı tarafından nakledilen ve ressam Doug Wheatley’nin elinden çıkma yepyeni siyah-beyaz illüstrasyonlarla süslenmiş bu çok önemli tarihçede cevabını bulan soruların birkaçı işte bunlar.

₺44,63
₺59,50

Psikopat 4 (Ciltli)

 

Ben zifiri karanlık geceysem, sen günüme doğan güneşsin!

Buket’le Kağan önlerindeki engelleri aşarak mutlu ve sağlam bir beraberliğe adım atarlar. Artık hiçbir şey eskisi gibi değildir! Kimsenin onları ayırmaya gücünün yetmeyeceğini bir kez daha gösterip sevgilerini ispat ederek aşklarının her şeyin üstesinden geleceğini gösterdiler. Şimdi ise hayatın tadını çıkarma vakti onlar için.

Cansu zor durumda! Ona en yakın arkadaşı Buket yardım edecek ama yaptığı seçimler hiç de doğru değil! Gün geçtikçe büyük bir baskıya maruz kalan Buket seçimlerinin ne denli kritik olduğunu anlayacak ve sevdiklerini kurtarmak için çok daha korkunç kararlar almak zorunda kalacaktır.

Bahadır elinde bulundurduğu kozla büyük bir güç kazanmıştır. Bundan sonrası için felaketler kapıdadır, çünkü kendisinin planları çok tehlikelidir. Bu durumda işlerin içinden çıkılmaz bir hal alması kaçınılmaz olacaktır.

Emre hatalarından dolayı pişmanlık duyarken Cansu’ya kendini affettirmek için uğraşır. Ancak Cansu ona çok öfkeli ve kırgın! Peki ya her iki taraf da birbirlerinden bu kadar uzaklaşmışken Cansu’nun büyük sırrı Emre’yle tekrar birleşmelerine sebep olacak mı?

Diğer taraftan geçmişin gizleri bir bir ortaya dökülüyor, Cansu ve Gazel karşı karşıya geliyor!

Kartlar bir kez daha dağıtılıyor… Oyun herkes için yeniden başlıyor!

₺44,25
₺59,00

İmparatorluğun Son Kalesi

Mevzubahis Vatansa Gerisi Teferruattır

 

Yakın tarihimizin efsane karakterlerinden Kazım Karabekir paşamızın hayatının bir kesitinin işlendiği kitap, aynı zamanda imparatorluktan cumhuriyete geçişte üzerinde uzun tartışmaların yapıldığı bir dönemi de kapsamaktadır.

Karabekir paşanın, Enver paşa ile birlikte, İttihat ve Terakkinin Manastır şubesini teşekkülü esnasında çektikleri sıkıntılar ve başardıkları, İmparatorluğun Son Kalesi adlı elinizdeki eserde, tarihi kaynaklara sadık kalınarak işlenmiştir.

Genç ve değerli yazar Caner ÇİÇEK’in romanlaştırarak bu tarihi kesiti gözümüzün önünde canlandırması, genel okuyucu için fevkalade ufuk açıcı olma iddiası taşımaktadır. Tarafsızlığı, yanı sıra belgelere sadakati ile de doyurucu olan bu eser, öylesine akıcı bir uslüp ile verilmiştir ki, kendimi adeta o günleri yaşayan bir ittihatçi gibi hissetmeme neden olmuştur.

Caner ÇİÇEK’i kutluyor ve bu minvalde çalışmalarının devamını merakla bekleyeceğimi ifade etmek istiyorum.
-Prof. Dr.Mim Kemal ÖKE

₺22,50
₺30,00

Kırmızı Minibüs

 

Çocuk ıhlamur çiçeği topluyordu.Ezan vakti bahçede bir kuş uzun uzun öttü.  Çocuğun çok işi vardı o an; başını kaldırıp kuşun hangi ağaçta olduğuna bakamadı. Annem geldi, dedi çocuk.Ayağa kalktı sonra ve gözü yaşlı kuşu aramaya koyuldu.  Ulu servi ağacı “gel” dedi çocuğa.Çocuk annesinin yıllar önce diktiği ulu servi ağacına sarıldı.

Gözlerini kapattı o an. Servi ağacı anne ve babasının hikâyesini anlattı ona. Evden uzak kaldığı zamanlarda bu evde yaşananları. Burnunda reçine kokusu, annesinin söylediği türküleri fısıldadı kulağına ağaç. Dallarda kuşların kanat çırpışları duyuldu birden. Biliyordu anne, baba ve Engin abisi yeşil bir cennet kuşu olup eve gelmişti. Sonra akşam ezanı okundu.

Çocuk gözleri kapalı dinledi.Gözlerini açtığında gece her şeyi içine almıştı. Servi ağacından küçük bir kuş havalandı o an. Yemyeşildi. Anne, dedi çocuk. Anne, baba, Engin… Yeşil cennet kuşu, gökte uçtu, uçtu, uçtu.Çocuk bakakaldı ardından. Yetişemedi peşinden.

₺18,75
₺25,00

Ukde 2

İnsanoğlu En Büyük Yenilgilerini Sorgusuz Sualsiz Güvendiği Zaman Yaşar

 

Senin sevgin benim nefretimi iyileştirdi, benim sevgimin böyle bir gücü yok mu? Sana yalvarıyorum bitir bu nefreti.

Benim ol, benimle ol''diyordu genç adam. Bu olabilirmiydi? Bu hayatta Orhan'la devam edebilirmiydi? Birden dudaklarına bir gülümseme geldi...

Zeynep…Bir insan hayatında kaç kere ihanete uğrardı? Kaç kere sevdikleri tarafından terk edilirdi? Bu kadar nefret hangi kabahatten doğardı? Üşüyordu. En çokta yanan yüreği üşüyordu. Geleceğini, ömrü için feda ettiği insan bu olamazdı.

Orhan... Senelerini, gecelerini ve gençliğini şimdiye denk onunla nasıl paylaşmışsa,şimdi de geleceğini paylaşmak istiyordu.O deniz gözlere bakmadan hiçbir şeyi göremez,hiçbir şeyi tam anlamıyla hissedemezdi.
Güvenmek en büyük hataydı. Birini sevmeye başladığında güvende onunla beraber yüreğe yerleşiyordu. Hata yapmıştı. Yaptığı yanlış hamle ona kazandığı oyunu kaybettirmişti.

Elif Gürsoy'un eşsiz kaleminden çıkan Ukde sona yaklaşırken, sizi büyüleyici dünyasında esir etmeye devam ediyor…

₺26,25
₺35,00

Acı Portakal

 

Hombres! Erkekler! Evet size söylüyorum… Neden böylesiniz siz, neden? Nedir derdiniz sizin? Neden “hayır” dendiğinde bunun sadece ve sadece “hayır” anlamına geldiğini anlayamazsınız bir türlü?.. Nedir ezelden beri bizlere yönelttiğiniz bu şiddet? Nereden geliyor bu saygısızlık? Neden bizleri eşitleriniz olarak kabul edemiyorsunuz? Neden?

Acı Portakal iki ayrı eksende ilerliyor: Otuz yıl önce, dünyanın dört bir yanından gelen devrimci militanların eğitim gördükleri Amsterdam’daki bir merkezde yaşanan bir cinsel saldırıyı, olayın tanıklarından “El Turco” lakaplı bir adamın anlatısıyla keşfediyoruz. İkinci eksende ise, günümüz İstanbul’unda bir baba, üniversite çağındaki kızıyla bu yaşananları tartışıyor. 

Acı Portakal, dünyayı değiştirme vaadinde bulunanların dahi eril şiddete yeterince mesafe koyamadığını vurgulayarak eril kimliğin sorgulanmasını merkezine alıyor. Roman, aynı zamanda baba kız ilişkisi üzerinden gerek teknolojik gelişmelerin gerekse siyasete ve toplumsal cinsiyete bakışın ışığında kuşak farkının da izini sürüyor.

Yiğit Bener, oldukça sert bir hikâyeyi ironik bir üslupla aktarırken hakikat arayışından ve beraberinde gelen çetin bir hesaplaşmaya girişmekten kaçınmıyor.

₺16,13
₺21,50

Ukde 3

 

Ey güzel Allah’ım Bu yaşımda yorgun, yaralı, kırık ama umutlu halde huzurundayım.
Elbet benden alacakların ve bana vereceklerin ömrüm olduğu müddet bitmeyecek.

Bu yaşıma kadar duygu ve düşünce depremlerinde sallandım durdum, şu gönlüm ne yangınlar ne zemheriler yedi, düşmanla dostu karıştırdım, savaştım, barıştım, acımı yendim,  sevgimi derdim, nice nice hallerden geldim de geçtim.

Ey, tüm sitemleri, şükürleri, dertleri, sevinçleri, iniltileri, haykırışları layıkıyla duyan Rabbim!
Bana ikram ettiğin bu cennetimde sükûnet de nasip et! Yarınımı, dünümden kolay et!
Yanlışlarımı, hatalarımı, günahlarımı, doğrularımdan ve sevaplarımdan daha az et!
Beni bana bile bırakma, tut elimden adam et!

Elif Gürsoy; bir roman okuyor gibi değil de, âdeta ailenizden birinin yaşadıklarına, hayatına şahit oluyor gibi hissedeceğiniz Ukde serisini, benzersiz anlatımıyla okuyucularının zihinlerine kazıyacak bir sonla veda etmeye hazırlanıyor...

Hazır mısınız?

₺26,25
₺35,00

Bir Köpeğin Araştırmaları

 

Bir köpek filozofun bilebildiğimiz ve bilemediğimiz şeylere dair düşünceleri, bize hayatı ve varoluşumuzu sorgulatabilir mi? İnsan gibi davranmayı ve konuşmayı öğrenmiş bir maymun, insan olmuş sayılır mı? Franz Kafka, absürd fabllarında hayvanlara insan kostümü giydirmeden onların düşüncelerine ve dünyayı nasıl gördüklerine yer veriyor. Bir Köpeğin Araştırmaları, Kafka’nın tüm eserlerinde olduğu gibi insan merkezli dünyanın ve deneyim biçimlerinin ötesine göz kırptığı bir yapıt.

₺9,38
₺12,50

Emile Verhaeren

 

Belçikalı ünlü şair Emile Verhaeren (1855-1916) şiirlerindeki yoğun imge dokusu ve tekniğin belirlediği modern çağı olumlayan tavrıyla Avrupa’nın Walt Whitman’ı olarak ün kazandı. Stefan Zweig onunla 1902 yazında Belçika’da tanıştı ve tanışır tanışmaz şaire dostluk besledi. Hakkındaki ilk denemesini 1904’te yazdı, ilerleyen yıllarda Verhaeren üzerine çalışmalarını sürdürdü. Verhaeren 1916’da talihsiz bir tren kazasında öldüğünde Birinci Dünya Savaşı iki yazarın yollarını çoktan ayırmıştı. Zweig, Verhaeren hakkındaki anılarını da derleyerek çalışmalarını yayımlamayı yeğledi.

₺14,63
₺19,50

Yirmi5april

 

Sorunumun tüm insanlığın sorunu, tüm yaşamın ve felsefenin sorunu olduğunu kavramıştım; bu kavrayış, ansızın bir gölge gibi geçti üstümden. Alabildiğine kişisel yaşamımın ve düşünüşümün, o büyük sinir sisteminin ezelî ve ebedî ırmağında çok köklü bir pay sahibi olduğunu birdenbire görüp hissetmem, korkularla, derin bir saygıyla doldurdu hacmimi.

küçük İskender, her yeni baskıda bölümler eklediği yirmi5april’i sürekli gelişen bir organik metin, masal-şiir olarak tanımlamıştı. Gençlere ve yetişkinlere adanmış bu ayartıcı masallar yeraltını, yalnızlıkları, ölümcül güzellikleri, tehlikeli keşifleri, tüm değerlere meydan okumayı konu alıyor.

₺10,50
₺14,00

Tanık

Bir Gazetecinin Objektifinden Acı ve Gözyaşı

 

25 yıllık gazetecilik kariyerinde Afganistan, Irak, Sudan, Suriye, Kenya ve Somali gibi sıcak bölgelerde aylarca görev yapan; Bolu, Düzce ve Van depremlerinde yaşanan acılara ve hüzünlere tanıklık eden bir gazeteci…

Kimi zaman savaş bölgelerinde, kimi zaman depremle yıkılan bir binanın enkazında ya da açlıkla mücadele eden Afrika’da acı ve gözyaşına tanıklık eden bir gazeteci…

Yunan SAT komandolarının, Gazze'ye uygulanan insanlık dışı ablukayı kırmak için Yunanistan’ın Girit adasından Gazze’ye doğru yola çıkmaya hazırlanan Kanada gemisi Tahrir’e müdahalesini görüntüleyen tek Türk gazeteci…

“Tanık: Bir Gazetecinin Tanıklığıyla Acı ve Gözyaşı”, zaman zaman ölümle burun buruna gelen Gazeteci Kenan Gürbüz’ün tanık olduğu acı ve gözyaşı hikayelerinden oluşuyor.

Ne yazık ki, insan var oldukça acılar yaşanmaya ve gözyaşları akmaya devam edecek. Tanık olduklarımız karşısında bazılarımız hüzünlenecek, gözlerimiz yaşaracak. Ancak acıya ve gözyaşına karşı duyarlılığımızı kaybettiğimiz gün insanlık da bitmiş olacak

₺22,50
₺30,00

Adı: Mutluluk

 

Marketin hemen yanında bulunan evin basamağında oturuyordu.

“Adın ne?” dedim çocuğa.
“Mutlu” dedi.
“Ne güzel ismin varmış.” dedim.
“Ben seçtim.” dedi.
“Nasıl yani?” dedim.
Gözlerimin içine baktı,
Sessizce gülümsedi:
“Öyle işte!” dedi.
“Sana top alayım mı?” dedim.
“Çikolata daha iyi.” dedi.
“Bekle” dedim.
Tekrar markete girip çikolatayı aldım,
Çocuğa uzattım:
“Al bakalım…”

O sırada evin kapısı açıldı, içeriden bir kadın çıktı. Elinde tuttuğu bir çift koltuk değneğini çocuğa uzattı: “Al bakalım Efeciğim, artık gidebiliriz.”

Çocuk değneklere tutunarak doğruldu ve uzaklaştılar. Arkalarından bakarken anladım ki;
"Mutla” olmak bir seçimdir…

₺18,75
₺25,00

Zozo Bulut Yiyen Zürafa

 

Merhaba çocuklar...
Zozo bir zürafa. Hem küçük, hem sevimli, hem de çok şirin bir çocuk zürafa. Daha çocuk ama boyu çok uzun.
Çünkü zürafalar uzun boylu, uzun boyunlu olurlar.
Zozo da tıpkı senin gibi, arkadaşların gibi oyun oynamayı, eğlenmeyi, gezip görmeyi çok seviyor. Bir de çok meraklı olduğunu söylemeliyiz.
Meraklı, çünkü o kocaman bir ormanda yaşıyor.
Çocuk olduğu için de yaşadığı dünyayı tanımak, bilmek, anlamak istiyor. Ama Zozo’nun pek büyük bir derdi var, ona nasıl çözüm bulacağını da bilemiyor.
 
Verilmek İstenen Değer: Paylaşım
1- Yaşadığımız Ortamı Paylaşmak
2- Sorunları Paylaşıp Birlikte Çözüm Bulmak
3- Sevgiyi Paylaşmak
4- Bilgiyi Paylaşmak

₺11,25
₺15,00

Globalist Emperyalizmin Kurgusal Felaketleri

Kent Sosyolojisi Üzerine Deneme

 

2007 Nisan’ında The Guardian Gazetesinin aktardığı haber; Britanya Savunma Bakanlığı’nın, ’30 yıl içinde neler olacak’ raporuna göre karl marx’ın işçi sınıfı için öngördüğü ayaklanmayı orta sınıf yapabilirmiş…
Marxist bir devrim gerçekleşebilirmiş…

Tabii, bu yeni moda ‘orta sınıf’ iddiası tartışmaya açık, tam altı yıl sonra Mayıs- Haziran 2013’te Türkiye’nin megapolü İstanbul-Taksim’de başlayan ‘Gezi Başkaldırısı’nı büyük bir heyecanla yanlış okuyan küçük burjuva demokrat entelektüeller tarafından pek sevilip – tutulan bu iddia burjuvazinin uzlaşmaz karşıtı proleteryayı yoksama saplantısının XXI.yüzyıl vizyonu!

Mali oligarşiyi temsil eden burjuva globalistlerin asıl bütün korkuları; küresel rand yağmasını sona erdirecek olan sümürülen ‘ özgür köleler’in bu düzene ebediyen son verecek ‘ kesintisiz toplumsal devrim’i mi acaba ? Bunun için sınıflı uygarlıkların beşiği olan kentler geleceğin ‘kaderini tayin hakkı’nı elinde tutuyor.
Buna kısaca ‘mülksüzleştirenlerin müksüzleştirilmesi’ diyoruz!

₺22,50
₺30,00

Kanadı Kırık Melekler Evi

Pulıtzer Finalisti Yazar

 

Hayatının son günlerini yaşayan Miguel Angel de La Cruz, namıdiğer Büyük Angel, son bir doğum günü partisi yapmaya karar verip tüm ailesini şölene davet eder, fakat parti yaklaşırken annesi hayatını kaybeder. Aynı anda hem bir doğum günü partisi hem de bir cenaze töreni düzenlemek zorunda kalan Büyük Angel ve ailesi acı tatlı bir hafta sonu geçirecektir.

Meksika-ABD sınırının her iki tarafından hatıraların yâd edileceği, düşlerin ve hayal kırıklıklarının ortaya serileceği bu hafta sonunda doğum ve ölüm, başlangıç ve son arasında uzun bir yolculuğa çıkan ailenin öyküsü, aranan gerçek evin, yurdun da öyküsüdür.

Kanadı Kırık Melekler Evi, Pulitzer Ödülü finalisti olan Luis Alberto Urrea’dan, günümüzün Amerikan rüyası hakkında, bazen hüzün bazen de umut verici bir roman.

Yaşam ve ölüm hiç bu kadar güçlü bir şekilde iç içe geçmemişti…

Son yirmi yılın en canlı ve sürükleyici aile destanlarından biri.

-Dave Eggers

Urrea tam da o çelişki işte; içtenlik ve güzellikle canınızı acıtmayı başaran zarif, ince bir yazar.

-Neil Gaiman

₺24,00
₺32,00

Fırtına

 

William Shakespeare (1564-1616): İngiliz şair ve oyun yazarı, eserlerinde insanlık durumlarını dile getiriş gücüyle dört yüz yıldır okur ve seyircilerini etkilemeyi sürdürüyor. Hasan Âli Yücel Klasikler dizimizde de (Özdemir Nutku çevirisi) yer alan Fırtına, büyük trajedilerin karamsar havasından sıyrılmış, yazarın engin bir hoşgörüyle dünya ve yaşamla barıştığını simgeleyen, insanın bilgelik ve erdemle kavuştuğu olağanüstü gücü dile getiren bir oyundur. Şarkı yönünden de Shakespeare’in en zengin oyunu olan Fırtına, bu mucizevi dram, Can Yücel’in Türkçe söyleyişiyle dilimizdeki musikisini buluyor.

₺9,00
₺12,00

Dedim "Ah" - Türkçe Off 2

 

“...çocuğun beyninde temel kavramlar anadille oluşur. Bu süreçte anadilin kullanımını kısıtlar ya da pek çok kez yaptığınız gibi yasaklarsanız, algılamaktan, düşünmekten yoksun kuşaklar yetiştirirsiniz. Dilin, yığınları toplum yapan, insanları bir arada yaşatan en büyük etken olduğunu görmezden gelenler, başka dillere tanımadıkları yaşama hakkını kendi dillerinden de esirgeyerek; o başka dillere kurdukları tuzağa kendileri düşerler.”
 
Oysa gerçek anavatanımız dilimizdir aslında. Ama günümüzde dilimiz saldırı altında, yabancı sözcüklerin saldırısı yanında dili ve sözcükleri bilerek bozanların, bilgisizlik yüzünden yanlış kullananların sayısı da az değil. Feyza Hepçilingirler, Türkçe Off’un ikinci cildi olan Dedim: “Ah!”ta Türkçenin savunmasını yapıyor, dilimizi özenli kullanmamız konusunda bizi uyarıyor. Farkında olmadığımız pek çok örneğe dikkat çekerken hem şaşırtıyor hem güldürüyor.

₺21,75
₺29,00

Korku

 

Evli ve iki çocuklu Irene Wagner, varlıklı bir avukatın eşidir. Hizmetkârların ve dadıların her işi gördüğü evinde geçirdiği tekdüze hayatın onu tatmin etmediğini bir davette genç bir piyanistle karşılaşınca anlar. İdeal aile gibi görünseler de bu yüzeyin altında, sırlar, tatminsizlikler, hatalı kararlar yatmaktadır. Kendisini olayların akışına bırakan Irene bu piyanistle ilişkiye girer. Ancak umulmadık anda karşısına çıkan bir kadın, Irene’nin hayatının gidişini değiştirecektir.
 
Zweig’ın bu kısa romanı evlilikte sadakat ve sadakatsizlik kavramına olduğu kadar 21. yüzyıl başı Viyana burjuvazisinin sosyal standartlarına, alışkanlıklarına ve beklentilerine de bir pencere açıyor, o dönemde ve o çevrede evliliğe ve cinselliğe nasıl bakıldığını gösteriyor. Zweig’ın her zamanki gibi derin ve psikolojik tablolarla sunduğu Korku, gerilimli anlatımıyla yazarın okurlarını yine büyüleyecek.

₺7,50
₺10,00

İsim Şehir Hayvan

 

Bir İgnliiz üvinersitesinde ypalın arşaıtramya gröe, klemileirn hrflareinin hnagi srıdaa yzaldıklarıı ömneli dğeliimş asılnda...
Öenmli oaln, briinci ve sonncuu herflarin yrenide olamsımyış... Çnküü, kleimleri hraf hraf dğeil, btüün oalark oykuormuşsz... Ardakai hraflrein sırsaı kıraşık da osla düüzgn ouknuyormuş.
 
Trüban bduur.
 
Tartıışlan mselee ne oulrsa olusn, bşınaa ve sounna “trüban” koyğduunda, aarda ypılaan yaınlşları görmeszin... Yaınlşları düüzgn gbii oukmyaa, düüzgn gbii anlmaaya bşlarsaın.
 
Sbaah klkaarsın trüban konşuuursn, aşkam yaatrsın trüban konşuuursn.
 
Kaafn alalk blulak oulr ama...
Akılnda bi tek trüban klaır!

₺26,25
₺35,00

Utangaç Momo

Minik Adımlar Dizisi

 

Momo, kendisi hakkında arkadaşlarının pek az şey bildiği sessiz bir çocuk. Kalabalık karşısında konuşmayı hiç sevmediğinden sınıfın önünde konuşmasının gerektiği Göster-Anlat Günü, onun için adeta bir kabus. O günü düşünmek bile karnına kramplar girmesine neden oluyor. Fakat Momo sonunda korkusunu yenip Göster-Anlat Günü için hazırladığı konuşmayı yapıyor.

Minik Adımlar dizisinde yer alan kitaplar, çocuklarımızın çeşitli konularda kendilerini geliştirmeleri için yol gösteriyor.

₺8,93
₺11,90

Sevgi Canavarı ve Son Çikolata

 

Sevgi Canavarı ve Son Çikolata

Kapısının önünde gizemli bir kutu çikolata bulan Sevgi Canavarı kendisini gerçekten de çok şanslı hissediyor…

Ama hayatta hiçbir şey o kadar da kolay değil ne yazık ki…

Acaba Sevgi Canavarı çikolataları arkadaşlarıyla mı paylaşsa yoksa tümünü kendine mi ayırsa?

Zor seçimlerle karşı karşıya kalan ve doğruyu tercih edenlerin yaşayacağı mutluluğu anlatan, çikolata kadar tatlı bir hikâye.

₺8,18
₺10,90

İnsanlık Sendromu

Evde, Okulda, Sokakta ve İşyerinde İnsan

 

İnsanlıkta milyonlarca yıl önce gelişen “yüz tanıma sistemi” ırkçılığın temeli mi? Taş aletler bulmanın insan hayatındaki ilk sonucu ne oldu? Hayatta bütün sorunların kaynağı “beslenme” olabilir mi? Okul neyi öğretir, neyi unutturur? İnsan makinesi nasıl çalışır, nasıl kullanılır? Zehirli kişilik ve zehirli işyeri nedir?
Dr. Alp Sirman, çağımızda insan yaşamına ilişkin en temel hataların, yani “insanlık sendromunun” nedenlerini arıyor. İşyeri başta olmak üzere tüm yaşam alanlarımızdaki köklü sorunların yanıtlarını bulmak için bazen on yıl geriye, bazen de hiç üşenmeden iki milyon yol öncesine gidiyor!

Günlük hayatımıza ilişkin temel hataları, bilimsel gerçekleri esprili ve samimi bir dille aktaran bu kitap, bir “hayat rehberi” olarak da sizi şaşırtacak.

₺22,50
₺30,00

Medreseler Neydi, Ne Değildi?

 

OSMANLI’DA BİLİM VE EĞİTİM:
MEDRESELERİN TARİHİ SERÜVENİ…

Klasik dönemde (8. ve 16. asırlar) bilim kurumları nasıl şekillenmişti? Semerkand medresesi ilim dünyasına neler katmıştı? Osmanlı öncesinde Anadolu medreseleri ne durumdaydı? Osmanlı’da medrese geleneği nasıl ortaya çıktı? Fatih Külliyesi Medreseleri aslında ne değildi? Avrupa’daki üniversitelerle Osmanlı’daki medreseler arasındaki farklılıklar ve benzerlikler neydi? Eğitimde klasikten moderne geçiş nasıl sağlandı? Müslüman bilim adamlarının modern bilim karşısındaki tavırları neydi?

Medeniyet tarihimiz için çok önemli bir yere sahip olan medrese kurumu; yalnız eğitim geleneğimizin kronolojisini ortaya koymak için değil, düşünce dünyamızın ne tür serüvenlerden geçtiğini keşfetmek için de son derece kritiktir. Ekmeleddin İhsanoğlu, kırk yılı aşkın bir zamana yayılan çalışmalarını bir araya getirdiği bu eserinde, medreselerin doğuşunu, oluşumunu ve gelişimini, tarih biliminin yerleşik usûllerine uygun şekilde ve en objektif biçimde ortaya koyuyor. Her devirde kamuoyuna farklı biçimlerde anlatılan ve özellikle değişik zamanlarda gelişen ideolojik ve nostaljik yaklaşımlarla esas özellikleri bir türlü ortaya konulamayan medreseler, İhsanoğlu’nun bu çalışmasıyla yerli yerine oturuyor.

“Medreseler Neydi, Ne Değildi?”, İslâm tarihinden Osmanlı devrine, Avrupa’daki üniversitelerden 19. yüzyıldaki modern bilim dönemine dek çok geniş bir zaman aralığını kapsıyor. Böylece Osmanlılarda aklî ilimlerin eğitiminin nasıl gerçekleştiği ve modern bilimin girişiyle nelerin değiştiği konusunda son nokta konulmuş oluyor. Tarih okuyucularını hem çok sürükleyici hem de çok verimli bir okuma deneyimi bekliyor…

₺30,00
₺40,00

Selçuklular

Muhteşem Çağın Mütevazı Çocukları

 

TÜRK TOPRAKLARININ TEMELİNİ ATANLAR:
BÜYÜK SELÇUKLULAR…

Büyük Selçuklular, Türk tarihinin hangi kırılma anlarını yaşamışlardı? İslam’a geçiş ve Türklerin Anadolu’ya geliş süreçlerinin başlaması, dünya tarihini hangi boyutlarıyla değiştirmişti? Devlete adını veren Selçuk Bey’in hikâyesi nerede başlamıştı? Sultan Alp Arslan’ın Türk tarihindeki liderler arasında zirvede olmasının sebepleri nelerdi? Nizâmülmülk’ün hangi özellikleri kendisini hakkında en çok konuşulan vezir yapmıştı? Dandanakan Savaşı; Türkiye Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti için kuruluş tarihi olarak değerlendirilebilir mi?

Ömrünü Genel Türk Tarihi ve daha özelinde Selçuklu Tarihi’ne vakfetmiş, değerli tarihçi Prof. Dr. Erkan Göksu’nun kaleminden Selçuklular… Hem akademik ciddiyetle tarihî hadiseleri belgeler üzerinden aktaran hem de bir bilgi bombardımanından ziyade döneme geniş bir perspektifle kuşbakışı bir çerçeve çizen bu çalışma; romancılık yeteneği de olan Göksu ile yapılan nehir söyleşilerden oluşuyor.

Selçuk Bey, Tuğrul ve Çağrı beyler, Sultan Alp Arslan, Sultan Melikşah, Nizâmülmülk, Sultan Berkyaruk, Sultan Muhammed Tapar, Sultan Sencer, Hasan Sabbah, Romanos Diogenes, Arslan Yabgu, Terken Hatun gibi şahsiyetlerin yanı sıra çift başlı kartal, Nizamiye Medreseleri, Batıniler, Malazgirt Zaferi, Dandanakan Savaşı gibi Türk tarihinin en sıra dışı konularının bir araya getirildiği “SELÇUKLULAR – Muhteşem Çağın Mütevazı Çocukları” kitabını yediden yetmişe herkes keyifle okuyacak.

₺18,75
₺25,00

Rusya İmparatorluğu’nun Çöküşü

Harp Yahut İhtilal (1881-1917)

 

BİR BÜYÜK İMPARATORLUĞUN
ADIM ADIM VEDASI…

Çarlık Rusyası’nın çöküşüne ve Ekim Devrimi’nin gerçekleşmesine yol açan ve birbirine bağlı temel faktörler nelerdi? Rusya, Dünya Savaşı’na ne kadar hazırdı? Büyük devlet politikasını korumak için iç ve dış politikada ne gibi önlemler alındı, bu önlemler neden netice vermedi? III. Aleksandr ve II. Nikolay’ın bütün siyasi gücü Çar’da toplayan otokratik yönetim biçiminden taviz vermemekte diretmeleri nelere sebep oldu? Sıkıyönetim yasaları ve idamlar dışında devrimci harekete karşı alınan tedbirlerin önemli bir ayağı olarak Polis Departmanı’nda ne gibi değişiklikler yapıldı? Çöküşün toplumsal ve psikolojik boyutlarında neler saklıydı?

1917 yılının Şubat ve Ekim aylarında Rusya’da yaşanan devrimler yalnızca Sovyet yüzyılının başlangıcının değil, 304 yıl hüküm süren Romanov Hanedanlığı’nın çöküşünün hikâyesidir. Rusya İmparatorluğu’nun neden ve nasıl yıkıldığı sorusu Bolşeviklerin neden ve nasıl iktidara geldikleri sorusuyla yakından ilintilidir.Bilkent Üniversitesi Rusya Çalışmaları Merkezi’nde Prof. Norman Stone’un danışmanlığında yüksek lisans tezlerini yazan ve yurtdışında Rusya tarihi üzerine doktora çalışmalarını tamamlayan Onur İşçi ve Onur Önol, Çarlık Rusyası’nın son yılları hakkında yazılmış birincil ve ikincil kaynakların aynasında bu iki soruyu beraber yanıtlıyorlar. İşçi ve Önol, Rusya İmparatorluğu’nun içine düştüğü harp ve ihtilal kıskacını aynı sosyolojik realitenin iki farklı yüzü olarak yorumlamaya çalışıyorlar.

“Rusya İmparatorluğu’nun Çöküşü: Harp Yahut İhtilal”, dünya tarihinde sahne almış en önemli imparatorluklarından birinin vedasını anlatıyor. Hem tarih araştırmacıları hem de meraklı okuyucular için benzersiz bir kaynak görevi üstleniyor…

₺26,25
₺35,00

İşin Geleceği Şimdi!

 

Geleceği öngörmek hem günlük hayatta hem de iş dünyasında kafaları en çok karıştıran konuların başında geliyor. Dünyadaki değişimin hızlanması, etkilerini henüz daha tam olarak görmeye bile başlamadığımız dijitalleşmenin dönüştürücü gücünün tüm sektörlere sirayet etmesi ve artan iletişim olanaklarının eşzamanlı ve merkezden uzak çalışma olanaklarını arttırması, gelecek tasavvurlarının giderek zorlaşmasına neden oluyor.

Çalışma hayatındaki klasik sınıflandırmaların çöktüğü; "mavi yakalı" ve "beyaz yakalı" çalışanların değil, "yakasız çalışanların" yapay zekâ ile iş birliği içinde yeni bir düzen oluşturmaya başladığı; en klasik mesleklerin bile yok olmaya yüz tuttuğu ama yepyeni iş kollarının hayal edilemeyecek bir hızda hayatımıza girdiği bir dönemin içine girdik.

Baby Boomers, X, Y, Z kuşağı derken, yapay zekâ destekli, genetiğine müdahale edilmiş ve şimdiki insanlardan çok daha başka beceri, beklenti ve çalışma şekilleri geliştirecek yepyeni bir kuşak doğmaya başlayacak. 

"İşin Geleceği Şimdi" kitabında, iş dünyasını bekleyen değişimin temel basamaklarını bulacak; bu aşamada gelişen yeni kavramlar ve teknolojilerle tanışacak, dönüştürücü büyük fikirlerin dünyasına derin bir gözlemde bulunma fırsatı ve dönüşümün yol haritasına erişeceksiniz.

Her şey değişti, her şey değişiyor, her şey değişecek... Beklenen gelecek artık geldi...

₺18,75
₺25,00

Moby Dick

 

İngiliz dilinin ve dünya edebiyatının kuşkusuz en büyük klasiklerinden biri olan Herman Melville'in bu eşsiz eseri, yayınlanmasının üzerinden neredeyse yüz yetmiş yıl geçmesine karşın derinliği ve masalsı zenginliğiyle tüm dünyada sayısız filme, oyuna ve anlatıya ilham olmayı ve etkisini sürdürüyor.

Moby Dick'te, Ishmael'in dilinden yalnızca balina gemisi Pequod'un destansı yolculuğunu, kaptan Ahab'ın düşman saydığı balinaya beslediği amansız takıntıyı, tehlikeli denizleri yuva bellemiş uyumsuz denizcilerin serencamını dinlemekle kalmayız; trajik yazgıların gülünç tesadüflerle, cesurca çabaların korkakça ricatlarla iç içe geçtiği yaşamlar ve insan doğası üzerine benzersiz bir hikâyeye de kulak veririz. 

Moby Dick tutkulara, arzulara, insana, yaşama ve ölüme dair ölümsüz bir roman.

"Yani demek ki insanın deliliği, tanrısal akıldır; insan fani akıldan uzaklaşarak nihayet bu tanrısal düşünceye varır, ki o noktada artık akıl saçma ve boş bir şeydir ve huzur da, keder de tavizsiz ve tarafsızdır, tıpkı Tanrı gibi."

₺37,50
₺50,00

Müjgan

 

Müjgan,kırklı yaşlarının başında olmasına rağmen, bakımlı ve oldukça genç gözüken güzel bir kadındı. Sonradan boyattığı sarı saçları ile yeri geliyor güneşten daha çok parlıyordu. Alımlıydı, zamanında çok canlar yaktığını herkes bilirdi. Yine de yeri geldiğinde eski huylarından geri kalmadığını gösterirdi. Mahallede O'nu tanıyan erkekler bilerek uzak dururdu. Konuşması cana yakın, sıcakkanlı ve de oldukça insancıl olmasına rağmen, hayatın kendisine yaşattığı olaylar bu hale getirmişti Müjgan'ı. Çift karakterli insanlar gibiydi. Her an nerede ne yapacağını, kendisini tanıyanların bile kestiremediği ruh haline sahipti. Uzun yıllar kullandığı sigarasını tamamen olmasa da bırakabilmişti. Şimdi sadece canı sıkıldığında ya da keyfe keder zamanlardabir tane yakardı. Bir tek vazgeçemediği alışkanlık alkoldü. Özellikle rakı içmeyi çok severdi. Belki de sesinin kalın olmasının sebebi de çok fazla tükettiği alkoldü. Her akşam balkonunda kendine has tarzı ile çok sade döşediği masasına bir bardak buzlu su ve bir kadeh rakısı ile oturur, uzun süreler boyunca dalıp uzakları izlerdi. Arada sırada diline dolanan eski bir türkü gelir aklına ve mırıldanmaya başlardı. Her kelimesine ayrı bir anlam yükleyerek söylediği türküsünü kalın sesine rağmen çok güzel okurdu.

₺14,25
₺19,00

Yalnızdır Sevgimiz

 

"Geliyorsun gelişlerin en yeşil gözlüsü bu
En uzaklara bakanı en körü."

₺9,00
₺12,00

Balik'te Ölmek

 

Üşüyordu balık ilk kez kendi suyunda; çünkü suyu, kendi özsuyu değildi artık. Sığınabileceği dostları yoktu. Doğanın bu temiz, doğal, coşkulu suyu; eski, saf suları değildi şimdi. Çok kirlenmiş, çok oynanmıştı suyla… Ne dinamitler, ne oltacılar görmüş, ne zehirli atıklar salınmıştı içine.

Ayrıca balığın, yosunun, kurbağanın, yeşil tarlaların umudu olan o suyu alıp santralin soğutma ünitesinde bir kulenin tepesine çıkarmış, başını döndürmüşlerdi suyun. Sonra kulenin başından aşağı onu kara kapkara bir zehre bulayıp aşağı atmışlardı. Buna rağmen su; balığa, börtü böceğe, tarlaya takıma merhem olmaya çalışıyordu.

Balıkla kadın yaralıydı, bu dünyaya sığmayacak kadar büyük ve derin düşleri vardı… Bu yüzden iki yaralı, aynı yakada bir araya gelmiş ve acıları birleştirmişti onları.

Kadın hüzünlendi, gözleri yaşardı, balığa döndü: “Hangi su, hangi deniz daha mutlu kılabilir ki bizi, bitmedikçe içimizdeki sızı…

Açgözlülüğüne engel olunmadıkça dünyanın hangi su daha berrak, diye çırpınmanın bir anlamı var mı, hangi yol, cennete çıkarabilir bizi, hangi kapı? Dünya küçük, koridor dar, kapılar kapalı… Gülleri sulayan ne su, ne tipi ne de rüzgâr var şimdi… Asude hayat bitti, sonsuzlukta başıboş bir gemi, sefil bir kadın, bir balık, bir su, hayatın zehrine atılı…”

“Yavaş yavaş öldürüyorlar bizi!” diye devam etti kadın. “Yavaş yavaş, önce suyumuzu kirletip sonra kimliğimizi, kişiliğimizi yok ediyorlar, sonra da yaşam alanımızı… Gidecek bir yerimiz, yurdumuz yok şimdi! Ardından soluksuz, nefessiz bırakıyorlar hepimizi ve hepimiz bir araya gelmeden bu nehirler, bu denizler, bu okyanuslar, bu ovalar ve vahalar asla bizim olamayacak!”

₺12,00
₺16,00

Yalnızlığın Kimsesizliği

 

Yorgunluğum bıçak sırtına yaslanmış gibi ağır. Kazanmak için çalıştığım ev, araba ve en güzel yatak bile yetmiyor çaresiz bekleyişime.Yıllarca biriktirdiklerim öylece yerinde bense her gün kaybediyorum ve yalnızlığıma gömülüyorum deniz kenarı bir sahil evinde. Radyo bile eskiyi çalmıyor artık ve eskiyince beden ruh çekilmek istiyor gideceği yere.Eşimi geçen yıl solunum yetmezliğinden kaybettim.Doktorlar öyle diyor ama soluyacak bu kadar hava varken ne gerek var ölümü bir sebep olarak belirtmeye...

₺9,00
₺12,00

İz

 

Biz hiç bahar görmemiş çocuklardık,
Ay’dan yana şanslıydık,
Gece gibiydi, gözlerin ve ayrılık,
Sesini duyuyordum önceden, eskiden, derinden,
Yüzünü görüyordum önceden, eskiden, derinden,
Seni seviyordum ta eskiden önceden, çok derinden,

₺9,00
₺12,00

"Hilal'in Solgun Işığında" Doğu'nun Büyüsü

 

Macar oryantalizminin önde gelen temsilcilerinden biri olan Gyula Germanus 1903’te 19 yaşındayken İstanbul’a gelmiştir. Şehre yerleşir ve üniversiteye kaydolur. Kısa zamanda Jön Türk hareketiyle tanışır ve aktif görevler üstlenir. Mevcut yönetimle başı derde girince İstanbul’dan uzaklaşması tavsiye edilir ve Anadolu’nun birçok ilini kapsayan serüveni başlamış olur.

Bu seyahatin arka planında daha önce Selanik’teki gizli toplantıda kararlaştırılmış olan Jön Türk kuryeliği vazifesi vardır. Germanus gittiği her şehirde bu vazifeyi icra ederken aynı zamanda şehirleri tarihsel, sosyo-kültürel, inançlar v.b. açıdan araştırır ve izlenimlerini kaleme alır. Aynı şey İstanbul günleri için de geçerlidir.

İnsanlarla iletişimdeki yeteneği sayesinde gittiği her yerde kısa zamanda yakın ilişkiler geliştirebilen Germanus yönetim kademesindeki en üst düzey bürokratlar ve entelektüel çevrelerle de ahaliyi oluşturan farklı etnik kökenlere ve inançlara mensup insanlarla da iyi diyaloglar kurma imkânı elde etmiştir.

Üniversite yıllarında hocası Armin Vambery aracılığıyla Türkçe eserler okumuş ve belli bir aşama kat etmiştir. Vámbéry’e postayla gelen Jön Türk yayınlarıyla tanışmış ve onlara sempati duymaya başlamıştır. Aslında Türkiye’ye gelişinin arka planında bu saik yatmaktadır. Bunu itiraf eden Germanus, yıllar sonraki manzaraları görünce pişmanlığını da dile getirmekten geri durmamıştır.

Onun istediği şey değişim ve dönüşümü gerçekleştirirken özden kopmamak ve sahip olunan değerleri muhafaza etmektir. Başka bir ifadeyle halkı değerlerinden koparmadan özgürleştirmektir.

Analizlerini yaparken bu kıstası göz önünde bulundurmuş ve yerinde bulduğu hususları övmüş, olumsuzlukları sert biçimde eleştirmiştir.

₺30,00
₺40,00

İngiltere, Fransa, Amerika Birleşik Devletleri ve Türkiye’de Laiklik Uygulamaları: Karşılaştırmalı Bir Analiz

 

Günümüzde laiklik hâlâ dünyanın sorunlu bir alanını oluşturmaktadır. Bu sorunların odağını da, "laiklik" ilkesinin anlamı ve her ülkenin kendine özgü pratiği oluşturmaktadır. Her devlet farklı laiklik aşaması geçirdiği için laiklik konusunda çözüm yolları farklı olmuştur. Bu nedenle dünyada tek bir laiklik modelinden bahsetmek de imkânsızdır. Elinizdeki eser laikliğin genel tanımlamaları ve açıklamalarına ek olarak İngiltere, Fransa, Amerika Birleşik Devletleri ve Türkiye'nin laiklik konusunda geçirdiği tarihsel aşamalarının farklılığını ortaya koymakta ve bu devletlerin mevzuatlarındaki din-devlet ilişkilerinin durumu, uyguladıkları din eğitimini, din hizmetlerini, iç ve dış siyasetlerinde dinin rolünü karşılaştırmalı olarak analiz etmeye çalışmıştır.

₺30,00
₺40,00

Arap Baharı Sonrası Ortadoğu

 

Arap Devrimi, Arap Uyanışı ya da en yaygın kullanımıyla Arap Baharı olarak adlandırılan süreç her ne kadar başlangıcı, seyri, görünür ve görünmez nedenleri ya da spantane bir gelişme mi, yoksa küresel bir kurgu mu olduğu üzerine çok farklı değerlendirmeler yapılagelse de; esasen Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkelerinde yaşayan toplumların onlarca yıldır biriktirdiği ancak bir türlü eyleme dönüştüremediği demokrasi, özgürlük ve insan haklarıyla ilgili taleplerinin sosyolojik ve siyasal düzlemde dışa vurumundan başka bir şey değildi. Süreç en başında pek çok yönüyle Ortadoğu açısından tarihsel bir dönüm noktası olarak selamlansa da otoriter yönetimlerin ortadan kalkacağına ve toplumların kendi kaderlerine şekil vereceğine yönelik iyimserlik çok uzun sürmedi. Arap Baharının toplumsal hareketlerden iç savaşlara evrildiği noktada ise bölgede yaşanan dönüşümün başarısı ve kalıcılığı hususunda soru işaretleri gündeme geldi.

₺33,75
₺45,00

Vilayat-ı Sitte’den Amerika’ya Transatlantik Göç

 

Keşfinden itibaren Amerika kıtası göç hareketinin tipik bir çekim merkezi olmuştur. Eski Dünya’dan Yeni Dünya’ya doğru büyük bir göç akını yaşanmıştır. Osmanlı İmparatorluğu süregelen bu göç akımından kıtanın keşfedildiği tarihlerde etkilenmemiştir. Ancak İmparatorluğun uykuda olan dış olgusu, güç kaybetmeye başladığı son yüzyıllarında canlanmıştır.

Osmanlı’dan Amerika’ya göç, 1820’lerden itibaren 1914’e kadar yaklaşık 80-90 yıl mazisi olan kadim bir mesele haline gelmiştir. Anadolu’dan, Rumeli’den ve Arap vilayetlerinden Osmanlı’nın son 30-35 yılından itibaren yoğun olarak Amerika’ya göçler devam etmiştir. Elbette Osmanlı’dan Amerika’ya gerçekleşen göçlerin muhtelif sebepleri vardır. Amerika’nın sanayileşmesi karşısında geride kalan İmparatorluklar buraya işgücü kaynağı sağlamaya başlamıştır.

İşte tam bu noktada iktisadi sebepler Amerika’ya doğru itici bir güç meydana getirirken Amerika’nın müreffeh yaşam koşulları göçmenleri kendisine doğru çekmeye başlamıştır. Elinizdeki çalışmada 1908-1914 yıllarında, Meşrutiyet’in ilanından Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasına kadar olan süreçte Vilayat-ı Sitte’den Amerika’ya gerçekleşen Transatlantik göçler incelenmiştir. Osmanlı ahalisinin bu altı vilayetten Amerika’ya göçlerinin izi sürülmüştür.

İttihat ve Terakki Hükümeti’nin göçe yaklaşımı ve uyguladığı siyaset, göçe sebep olan itici güçler, çekici faktörler, göçün özellikleri ve neticeleri göç hareketinin detaylarında aranmıştır.

₺26,25
₺35,00

Koçarlı (Aydın) Halk Kültürü

 

"Kültür, insanı insan yapan değerlerin en başında gelmekte ve toplumdan topluma farklılıklar gösterse de amacı insanın saygınlığını korumak ve artırmak olan nadide bir unsurdur. Zaman içerisinde insanların çeşitli nedenlerden dolayı kültürel yönden farklılaşmasıyla oluşan millî kültür kavramı, bir ulusun yerel kültürlerinden filizlenen ve nihayetinde o ulusun ortak değer yargıları çerçevesinde oluşan bir değerler bütünü olup mensup olduğu milletin tüm bireylerince yaşatılmaktadır. Millî kültür değerleri arasında doğum, evlenme ve ölüm olaylarından oluşan geçiş dönemleri; bayram, tören ve kutlamalar; halk inanışları; halk mutfağı; halk hekimliği ve anonim halk edebiyatı ürünleri en başta gelmektedir. Halkın maddi-manevi değerlerini içeren halk kültürü unsurları derlenip yazıya geçirilmediği takdirde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Biz de bu çalışmamızda Aydın’a bağlı Koçarlı ilçesi ve köylerindeki mevcut halk kültürü ürünlerini kayıt altına alarak yok olmasını engellemeyi, gelecek kuşaklara aktarmayı ve bizden sonra yörede yapılacak benzer bir çalışma ile kendi çalışmamız arasında bir mukayese imkânı sunmayı amaçladık. Çalışmamızda ayrıca, derlediğimiz folklor ve anonim halk edebiyatı ürünlerini kaynak kişilerden tespit ettiğimiz gibi, yörenin dil özelliklerini de muhafaza ederek verdik. Böylece yörede, ağız ve dil özellikleri ile ilgili yapılacak çalışmalara kolaylık sağlayacağımız kanaatindeyiz."

₺30,00
₺40,00

Tanzimattan Sonra Evkaf İdarelerinin Yeniden Yapılandırılması Kapsamında Maraş Evkaf Müdürlüğü’nün Kuruluşu

 

İslam Medeniyeti’nin önemli bir unsuru olarak karşımıza çıkan vakıf müessesesi, İslam devletlerinin sosyal ve kültürel hayatında önemli bir yer tutmuştur. Bu kurum, tarihin gördüğü en büyük ve en teşkilatlı devletlerden birisi olan Osmanlı Devleti’nde de yerini almıştır. XIX. yüzyıla girildiğinde Osmanlı Devleti idarecileri, güçlü Batılı devletler karşısında gücünü muhafaza etmek ve devleti yeni gelişmeler karşısında canlı ve dinamik tutmak için büyük çaba sarf etmiştir. Bu yüzyılın başlarında II. Mahmut Osmanlı Devleti tahtına geçmiştir. Yeni padişah, devletin yeniden düzenlenmesiyle ilgili çok büyük önem ve zorunluluk arz eden köklü ıslahatları devam ettirmiştir. Bu kapsamda devletin yeniden yapılandırılması ve merkezileşmesi için gerekli olan yeni idari kurumları oluşturmuştur. Oluşturulan bu kurumlar arasında Evkaf Nezareti de bulunmaktadır. Nezaret aracılığıyla ülkedeki vakıflar tek çatı altında toplanarak idare edilmek istenmiştir. Bunun için merkez ve taşradaki vakıfların iradesi için evkaf idareleri kurulmuştur. Maraş Evkaf Müdürlüğü de aynı amaçla kurulmuş ve teşkilatlanmasını sürdürmüştür.

₺13,50
₺18,00

İtalyan Masalları

Tanrı Kapıyı Kapatırsa, Pencereyi Açar

 

Eşeklerin kulakları neden uzundur? Ömür izin vermeden hayat neden bitmez? Hayvanların lisanını bilmek neden önemlidir? Mutluluğa ulaşmak için sahip olmanız gerekenler nelerdir?

İtalyan Masalları, Avrupa’nın en köklü kültürlerinden birinin en eski masallarının nitelikli bir derlemesi. Günümüzde masallar şekil değiştirip daha “yumuşak” formlarla anlatılsa da en eski masalların “kötülüğü” de içinde barındırdığını biliriz. İşte bu masallar çoğu zaman şaşkınlıkla okuyacağınız, İtalyan kültürüne dair hiçbir yerde bulamayacağınız detayları içinde barındırıyor. Bu yönleriyle masal türünün en ilginç örneklerini bir araya getiren bu derleme, bir kültürü anlamanın ve yaşadıklarımızdan ders çıkarmanın inceliklerini yıllar öncesinden bugüne taşıyor.

₺15,00
₺20,00
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 ... 21 >
< style >. async - hide { opacity : 0 ! important } < /style>