Gezegenimizi âdeta esir alan ve neredeyse her taşın altından çıkarak sağlığımızı içten içe kemiren canavarın ismini biliyor musunuz? Asit. Yıllarca sağlıklı diye pazarlanan yoğurt, kefir ve tam tahıllı gıdalar da dahil olmak üzere, susuz kalmaktan elimize sürdüğümüz masum kremlere kadar her şey bedenlerimizdeki asit yükünü artıyor. Artan asit ise ne yazık ki vücutta inflamasyona sebep olarak fazla kilolara, enerji kaybına, cildimizin bozulmasına, erken yaşlanmaya, birçok organımızın hastalanmasına ama belki de en kötüsü, çağımızın vebası olan kansere sebebiyet veriyor.

Öte yandan iyi bir haberimiz de var: Asitten kurtulmak, sağlığınızı korumak, hastalıkları kapı dışarı edip onlardan korunmak, sağlıkla incelmek, gençleşmek ve güzelleşmek elinizde. Üstelik dünyaca ünlü Doktor Daryl Gioffre’nin programı sayesinde, bedeninizdeki değişimi daha ilk haftadan fark etmeniz mümkün! Tek yapmanız gerekense tabağınıza koyduklarınızı akıllıca seçmek çünkü sağlığımız söz konusu olduğunda her şey tabakta başlıyor!

Kolaylıkla uygulayabileceğiniz birbirinden lezzetli tarifler, hayat kurtaracak öneriler, yeni sağlıklı yaşam tarzınıza uyum sağlamanızı kolaylaştıracak ve enerjinizi artıracak eğlenceli egzersiz önerileriyle Her Şey Tabakta Başlar dopdolu bir kılavuz. Alın, okuyun, kolayca uygulayın ve hem sevdiklerinize hem de kendinize iyi bakmanın sırlarını keşfedin.

“Bu kitap genel sağlığın kilidini açacak bilgilerle dolu ve mutlaka okunmalı.”

Antonio Jimenez, Tıp Doktoru ve Kanser İçin Umut Enstitüsü Medikal Klinik Şefi

₺20,00

İnsanların birbirlerine ne yaptıklarına aldırış etmezdim: Tabii a) yapılanları durdurmam veya b) arkalarını temizlemem gerekmediği sürece.”

Locus En İyi Kısa Roman Ödülü Kazananı
Hugo En İyi Kısa Roman Ödülü Adayı
Nebula En İyi Kısa Roman Ödülü Adayı

Karanlık bir geçmişi vardı. Bu geçmişin bir bölümünde de insanları öldürmüştü. Bu olay kendisini o kadar etkilemişti ki kendine “Katilbot” demeye başlamıştı. Ancak bu katliamla ilgili belleğindeki anılar belli belirsizdi ve artık daha fazlasını öğrenmek istiyordu.

Kısaltma adı GAT olan bir Araştırma Taşıyıcısıyla (“G”nin ne anlama geldiğini inanın ki bilmek istemezsiniz) bir olup her şeyin çığırından çıktığı o madencilik tesisine doğru yola çıkmak niyetindeydi.

Keşfedecekleri ise Katilbot’un bakış açısını tamamen değiştirecekti…

“Daha önce hiçbir kitabın ana karakterine böylesine bağlanmamıştım.”

-Patrick Rothfuss -

“Katilbot’a bayılıyorum.”

- Ann Leckie -

(Tanıtım Bülteninden)

₺13,50
₺18,00

Sağırdere (1955) romanının devamı niteliğindeki Körduman (1957), Kemal Tahir’in dikkatini Anadolu insanına yönelttiği önemli eserlerden biri.

Cumhuriyet devri Türk romanının genel olarak iki cepheden birini seçip ele aldığı şehir-köy / İstanbul-Anadolu ikiliğinde daha objektif bir bakış açısı bulma çabasıyla “monoklu” değil de “gözlüğü” tercih eden Kemal Tahir’in köy romanına ilişkin sözleri hâlâ üzerine düşünülmeyi bekliyor:

“Yakın bir gelecekte eserlerimiz üzerinde sahici köylü aydınları ile bizzat yazdığımız köylüler düşünecekler, eleştirmeler yapacaklar, kararlara varacaklardır.

Asıl şaşmaz, affetmez hüküm, o günün gaddar hükmüdür. Romanı uyduranların, uydurabilirim sananların vay haline!”

(Tanıtım Bülteninden)

₺26,25
₺35,00

"Iulius Caesar, yaşamına tarihin büyük adamlarının çoğunun yaşamının toplamından daha fazlasını sığdırdı. Philip Freeman yeteneği ve duru diliyle bu yoğun yaşamı ayrıntılarıyla anlatıyor. Freeman, okuyuculara heyecan verici ve sürprizlerle dolu bir anlatı sunuyor. Bilim insanları bu kitapta hayran olacakları çok şey bulacak, ancak daha da önemlisi Antik Roma konusuna yeni olan okuyucular kitabın sayfalarını büyük bir heyecan, aydınlanma ve merak duygularıyla çevirecekler." -- Anthony Everitt, Augustus ve Cicero’nun yazarı.

 

"Zarif, bilgi dolu ve insanı okumaya zorlayan Iulius Caesar kapsamlı konular kadar parlak ayrıntıları da içeriyor. Freeman, tarihin en büyük ve en korkunç kişiliklerinden birinin öyküsünü muzafferane bir biçimde anlatıyor. Kleopatra’nın İskenderiye’sini tanıdığı derecede Kelt kabileleri hakkında da bilgili olan Freeman, Roma Senatosu hakkında adeta içeriden biriymiş gibi özgüvenli bir şekilde yazıyor.”

-- Barry Strauss, The Trojan War’ın yazarı ve Tarih ve Klasik Dönem Profesörü, Cornell Üniversitesi

 

Iulius Caesar’ı tarihin en önemli kişiliklerinden biri yapan özellikleri nelerdi? Onun adı yalnız Roma’da değil Almanya ve uzak Rusya’da bile neden “imparator” sözcüğüyle eş tutuldu? General olarak hangi vasıflara sahipti? Hatip, yazar, strateji ustası bir siyasetçi gibi birçok yeteneğini nasıl geliştirdi?

Hem bir kahraman hem de acımasız bir cani olan Iulius Caesar karmaşık bir kişilikti. Son derece cesur ve hırslıydı, şerefe ve gösterişe düşkündü. Uzun süredir eski ihtişamını yitiren soylu bir ailede dünyaya gelmekle birlikte, kurnazca hareket ederek kariyerinde ilerledi. İlk başta rahip olarak başladığı meslek yaşamında Roma’nın en önemli generali oldu. Rakipleriyle ittifaklar kurdu ve zamanı geldiğinde onlardan kurtuldu. Çoğu kez onun çevresinde toplanan Roma’nın sıradan halkının sözcülüğünü yaptı. Bununla birlikte fetihlerinden muazzam kazançlar elde etti ve bolluk içinde yaşadı. Tarihin en meşhur suikastlarından birinin sonucunda öldürüldü.

Caesar’ın çağdaşları arasında Marius, Sulla ve Pompeius gibi generaller; hatip ve hukukçu Cicero ile Marcus Antonius ve Octavius (daha sonra Caesar Augustus) gibi Roma’nın en meşhur kişilikleri vardır. Caesar’ın Mısır kraliçesi Kleopatra’yla yaşadığı dillere destan olan aşk bugün hâlâ insanları büyülemeye devam etmektedir.

Philip Freeman, tüm şahsiyetiyle ve çelişkileriyle Caesar’ın yaşamını gözler önüne seriyor. Onun tüm kudretiyle Roma’ya nasıl egemen olduğunu ve Roma’nın kaderini nasıl değiştirdiğini anlatıyor. Iulius Caesar, klasik dünyaya derin ilgisi olan okurlar kadar, Caesar’ı ve antik Roma’yı ilk kez keşfedecek yeni okurlar için de bir başucu kitabı…

(Tanıtım Bülteninden)

₺26,25
₺35,00

“20. yüzyılın başlıca stratejistlerinden biri olan Sir Basil Liddell Hart, elinizdeki bu eserde İkinci Dünya Savaşı’nı Alman ordusunun gözünden anlatıyor. Eserin büyük ölçüde savaşın önde gelen Alman general ve mareşalleriyle yapılan mülakatlardan oluşması, Alman Silahlı Kuvvetleri’nin savaşın ilk safhasında kazandığı beklenmedik zaferler ile müteakiben yaşadığı çöküşün nedenlerini birinci ağızdan dinlemek ve etraflıca anlamak adına onu benzersiz kılıyor. Alandaki birçok eseri Türkçeye kazandırmış olan Selçuk Uygur’un akıcı tercümesi ise, hem askerî terminolojiye hâkim olanları tatmin edecek hem de bu terminolojiyle yeni tanışacakların ufkunu açacak nitelikte. Hart’ın bu eseri, askerî tarih ve strateji konularına ilgi duyanlar, özellikle de mekanize zırhlı birliklerin kara savaşında yarattığı askerî devrimi anlamak isteyenler için son derece faydalı bir eser.” Doç. Dr. Burak Kadercan, US Navy War College

Çeşitli ülkelerin harp akademilerinde strateji ve taktik dersleri verip, askerî alanda otuzdan fazla kitap yazmış ve eserleri 19 dile tercüme edilmiş olan Liddell Hart, elinizdeki bu çalışmasında İkinci Dünya Savaşı’nın dünyayı değiştiren muharebelerini, onları tayin eden Alman general ve mareşalleriyle bizzat yaptığı röportajlar doğrultusunda, kendi ağızlarından aktarıyor.

Versay Antlaşması’nın sınırlayıcı hükümleri, Alman ordusunu Avrupa’daki diğer orduların aksine nasıl profesyonelleştirdi? Alman ordusu Nazi rejimini destekledi mi? Almanlar, Avrupa’nın büyük bölümünü tahayyülü güç bir süratle ele geçirmelerine imkân veren Yıldırım Savaşı, yani Blitzkrieg doktrinini nasıl benimsedi? Piyade odaklı muharebedense zırhlı birlikler ve hava kuvvetlerinin müşterek operasyonları ile hareket kabiliyetine dayalı mekanize harbi Alman ordusunda kimler destekledi, kimler karşı çıktı? Fransız ordusu ve Majino Hattı nasıl darmadağın oldu? Hitler, İngiliz ordusunun Dunkirk’ten kaçmasına neden izin verdi? Moskova banliyölerine kadar girmeyi başaran Alman ordusu Stalingrad, Kuzey Afrika ve Normandiya’da nasıl mağlup oldu? Generallerin Kızıl Ordu hakkındaki görüşleri neydi? Hitler ve generallerinin ihtilafa düştükleri hususlar nelerdi? Hitler’in zafer ve yenilgilerdeki payı neydi? Hitler’e suikast girişiminde bulunulduğu 20 Temmuz gününde orduda neler yaşandı? Almanya savaşı kazanabilir miydi?

Guderian, Manstein, Rundstedt, Student, Thoma, Bayerlein, Senger, Manteuffel, Heinrici, Kleist, Tippelskirch, Westphal ve Blumentritt gibi önde gelen Alman general ve mareşalleri, bu gibi hususları tanıdıkları ve itibar ettikleri Liddell Hart’a açık yüreklilikle anlatıyor. Hitler’in Generalleri Konuşuyor, geçtiğimiz yüzyılın önde gelen stratejistlerinden biri olan Hart’ın da değerlendirmeleriyle, okuyucuya İkinci Dünya Savaşı’na ilişkin benzersiz bir deneyim sunuyor.

(Tanıtım Bülteninden)

₺45,00
₺60,00

Sanat, sanatçının elleriyle yoğurup önümüze koyduğu değil, kendi içindeki aşka ulaşma çabasıdır. Ortaya konulan eserler, akıl edilmiş gibi dursa da akla rağmen ortaya çıkmıştır. Bunu bilir ama çoğu kez delilik ile dahiliğin neresinde durduğunu kestiremez. Mecnun gibi çöllere düşse, Ferhat’ın önüne dikildiği gibi bir dağ çıksa önüne, yanıp kül olacağını bilse Kerem gibi ateş böceğinden farklı davranamaz. Yaptığı her eserde derine inen dalgıçlar gibi vurgun yer. Sarsılır. Uğradığı sürgünün boyutlarını fark etmekse onun yalnızlığını besler. Her eserde safralarından birini iade eder yeryüzüne. Eseri onun bu serüvende bindiği bir araçtır sadece...

Art is not what the artist puts in front of us. But it is the -inner- struggle to reach love. The presented pieces have come true despite the mind, although it seems as if they are products of the mind but its known that generally it cannot predict where it stands between genius and madness. If he falls into deserts like Mecnun, If a mountain ascends in front of him like it did to Ferhat, if he knew it would be ashes and became a firefly he wouldn’t have behaved any differently than Kerem. He gets the bends at each of his works like a diver diving in deep water. He shakes. The recognition of the size he reached in his exile feeds his loneliness. He delivers one of his biles to the world in each of his works. The piece is only a vehicle he rides in this adventure.

₺27,75
₺37,00

Çin, kibirli ve müsrif bir hayat sürdüğü için Ulu Tanrı buradan elini çekmiştir. Kuzeyin ıssız çöllerinde yaşadığım için ihtirasım yoktur. Lüks yaşamdan nefret ederim ve ölçülü bir hayat tarzım var. Benim için bir lokma ve bir hırka kâfidir. Basit çobanlarım ile aynı yiyeceği yer, aynı paçavraları giyerim.”
- Cengiz Han’ın Ch’ang Ch’un’u davet ettiği mektuptan

Cengiz Han, hangi siyasi atmosferde ortaya çıktı? Moğollar dinlerini ne ölçüde yaşıyorlardı ve Budizm’le ilişkileri ne boyuttaydı? Cengiz Han’ın imtiyazlı Budist keşişi Hai-yün kimdi? Taoizm tarih boyunca nasıl bir gelişim gösterdi? Taoizm’in Ch’üan-chen mezhebinin esasları nelerdi? 
Çin Simyası ile Taoizm arasındaki irtibat nasıl gelişti? Cengiz Han’ın gönderdiği davete icabet eden Ch’ang Ch’un zamanında Türkistan ne durumdaydı?

Eli­nizdeki kitap Moğol çağına ait bir Çin kaynağıdır. Cengiz Han tarafından otağına davet edilen Taoist simyacı Ch’ang Ch’un ve müritleri 1221-1224 yılları arasında Türkistan’ı gezmişler ve onların bu seyahatlerinin notları günümüze kadar ulaş­mıştır. Pek çok Türk boyunun gelenekleri ve görenekleri hakkında ilginç bilgiler sunan bu kaynak aynı zamanda Türkistan’ın tarihî coğrafyasına ışık tutan mühim bir eserdir. Bölgenin hayvanat ve nebatatına ilişkin bilgilerin de sunulduğu seyahatnamedeki tabiat tasvirleri son derece etkileyicidir.

Ch’ang Ch’un’un 1227 yılında ölümünü müteakip müridi Li Chih-Ch’ang (1193-1256) marifetiyle kaleme alınan seyahat notları uzun süre unutulmuş ve asırlar sonra, 1795 yılında, Çin’deki bir manastırda keşfedilmiştir. 1848 yılına gelindiğinde Çince neşri, sonrasında Rusça ve İngilizce çevirileri yapılmıştır. Gülşah Hasgüçmen çevirisiyle dilimize kazandırdığımız Cengiz Han’ın Ölümsüzlük Arayışı: Taoist Simyacı Bir Keşişin Türkistan Seyahatnamesi (1221-1224), bir liderin iç dünyasını ve arayışlarını gözler önüne sermesinin yanı sıra dönemin coğrafyasını teferruatıyla anlatması sebebiyle de çok özel bir kaynak kitap…

(Tanıtım Bülteninden)

₺22,40
₺28,00

Sosyal statü, maddi zorluklar gibi engellere rağmen iradesini koruyup aşkına sahip çıkan Minna’nın yolculuğunu ve sonunda en önemli şeyin “insan olmak” olduğunu anlatan bir oyun Minna Von Barnhelm.

Yedi Yıl Savaşları esnasında yaralandığı için ordudan alınan Tellheim, varlıklı sevgilisi Minna’nın hayatını mahvetmemek için ondan ayrılır. Tesadüflerin âşıkları bir araya getirdiği oyun komedi olarak okunsa da toplumsal kalıpları kırma konusunda yazıldığı dönemde cesur mesajlar vermektedir.

Lessing’in 1767’de “oyun içinde oyun” tekniğinde kaleme aldığı eser, Sabahattin Ali çevirisiyle daha da güzelleşiyor!

(Tanıtım Bülteninden)

₺9,00
₺12,00

Almanya’da Yahudi·leri·n Durumu
(Berk Yıldız)

Osmanlı’da Darülfünun
(Eli·f Gamze Tutan)

Reform Öncesi· Darülfünun’a Yöneli·k Eleşti·ri·ler
(Di·lara Çeli·k)

1933 Üni·versi·te Reformu Ve Önemi·
(Hande Konca)

Mülteci· Bi·li·madamlarının Türki·ye’ye Geli·şi·
(Emre Atan)

Albert Einstein’in Mektubu
(Ferdi· Çakmak)

Mülteci· Bi·li·madamlarının Katkıları
(Ahmet Özgür Türen)

Türki·ye’ni·n Verdi·kleri·
(Ahmet Özgür Türen)

Hitler’i·n Adami Scurla I·stanbul’da
(Ahmet Özgür Türen)

Mülteci· Bi·li·madamlarının Yaşadıkları Ve Gözlemleri·
(Ahmet Özgür Türen)

Mülteci· Bi·li·madamlarının Ai·leleri·
(Ahmet Özgür Türen)

Di·l Meselesi·
(Ahmet Özgür Türen)

Yahudi· Bi·li·madamlarının Türki·ye’den Ayrılışları
(Di·lara Çeli·k)

(Tanıtım Bülteninden)

₺14,25
₺19,00

Büyükanneler ve büyükbabalar, Afrika ormanlarındaki ve Arap çöllerinin kuytu köşelerindeki kamp ateşlerinin yanına; Hindistan köylerindeki ve Güney Pasifik’in kayalık adalarındaki ateşlerin çevresine oturdular. Finlandiya kışının soğuk karanlığındaki ocağın başında yerlerini aldılar. Sıcak İtalyan akşamüstlerinin alacakaranlığında kapı eşiklerine yerleştiler. Oturdular ve kediler hakkında masallar anlattılar…

Bu masalların doğru olup olmadığını,
Kedilerin ne düşündüğünü bir gün bilip bilemeyeceğimizi,
Ve neden fareleri kovaladıklarını,
Kaplanla kardeş olup olmadıklarını,
Merak ediyorum…

₺11,25
₺15,00

Centilmence Tavırlar, Yakıcı Arzular…

New York’un hızlı temposu ve gürültüsü sadece yüzeyde kalmaz, insanın içine de işler. Landon Gibson her zaman iyi bir insan olmuştur, sevdikleri için her şeyi yapabilen biridir. İyiliğinden ödün vermek gibi bir amacı olmasa da artık kendisini de düşünmeye, ne istediğine karar vermeye ve kararlarından utanmamaya başlamalıdır.

Özellikle de ona bir gün kötü davranıp ertesi gün ihtiyacı olduğunu söyleyen eski kız arkadaşı konusunda bir şeyler yapmalıdır. Belki de daha çok üstüne düşmesi gereken kişi, en az iki ismi olan ve bazen onsuz yapamazmış gibi görünüp bazen uzaklara kaçan esrarengiz Nora’dır.

Bu ilişkilerin özünde bir sır varsa Landon bunun harika bir yaşama ulaşmanın sırrı olduğunu bilmektedir. Tek istediği, hayatında biri olmasıdır. New York’ta flörtleşmenin savaştan farkı yokken Landon bu yeni dünyaya ayak uydurabilecek midir?

“Todd, neslinin en büyük edebi fenomeni.”

- Cosmopolitan

Bir Aşk Üçgeninde Mutlu Son Mümkün Müdür?

Onunla birlikteyken, dilediğim kişi olabilirdim. Zihnimin şüphe tarlalarında güçlükle ilerlemek zorunda değildim; söylediğim ya da yaptığım her şeyi sorgulamak zorunda da değildim. Tüm bunları bir kenara bırakabilirdim.

Onunla birlikteyken, daha önce hissetmediğim sakin bir sessizlik yaşıyordum.

₺29,99
₺39,98

Adalet - Bilinç - Cinsellik - Çevrecilik - Din - Eğitim
Feminizm - Görecilik - Hayvan Hakları - İdealizm - Kötülük 
Locke - Mantık - Nietzsche - Ontoloji - Ölüm - Platon - Ruh 
Savaş - Tanrı - Varlık - Wittgenstein - Zaman

Platon’un mağara alegorisini duymuş muydunuz? Adalet kavramı ya da zaman üzerine hiç düşündünüz mü? Peki Sartre’ın “kendi-için varlık” kavramı size bir anlam ifade ediyor mu? Bunlar gibi nice felsefe konularını ve önde gelen filozofları merak ediyor fakat nereden başlayacağınızı bilemiyorsanız A’dan Z’ye Felsefe sizin için iyi bir yol gösterici olacaktır.

Felsefi sorunların, kavramların, akımların ve önde gelen filozofların, herkesin anlayabileceği ve eğlenceli bir dille anlatıldığı A’dan Z’ye Felsefe’de gündelik konulara da yer veriliyor. Bu kitapta idealizm, Wittgenstein ve Kant’a dair bilgilerin yanı sıra hayvan hakları, yemek, sevgi, mutluluk ve cinsellik gibi kavramlara da felsefi açıdan nasıl bakıldığını bulacaksınız. Bu sayede de felsefeyi A’dan Z’ye kavramaya başlayacak, daha önce hiç eğitimini almamış olsanız da felsefe dünyasına keyifle adım atacaksınız.

“Felsefe tarihindeki kilit isimlerin ve önemli konuların özeti niteliğinde olan tek ciltlik harika bir kitap. Moseley’nin konuya hâkimiyeti, felsefi jargondan uzak ve rahat anlatımıyla zenginleşiyor. Kitabın alfabetik dizilmiş olması onu benzerlerinden ayırıyor ve konular arası geçiş okur için keyifli bir hal alıyor. Eğer felsefeyle daha önce hiç haşır neşir olmadıysanız, bu kitap sizin için doğru bir başlangıç noktası olacak.”

- Prof. James Fieser, Tennessee Üniversitesi

“Alexander Moseley felsefedeki kilit isimler ve kavramlar üzerine açık, faydalı ve eğlenceli bir kitap yazmış. Felsefe konusunda genel bir bilgi edinmek isteyenler için ayrıntılı bir kaynak.”

- Edward Feser, Pasadena City College

“Moseley’nin açıkladığı konulardaki derin bilgisinin yanı sıra, açık ve esprili üslubu da onun güçlü yönleri arasında yer alıyor.”

- Library Journal

(Tanıtım Bülteninden)

₺29,99
₺39,98

“Bu kitabı yakın tarihimizdeki asker-siyaset-terör karanlığını aydınlatabilmek için yazdım sizlere, ne bir romandır ne de anı, sade bir yaşamöyküsü.

Her satırın bir ışık olması için yazdım sizlere, ne bir itiraf ne de pişmanlıktır, salt gerçeğin büyük bir resmi.

Çocuklarımız için yazdım yakın tarihimizden ders alıp devletimizi iyi yönetmeleri için, ne bir kehanettir ne de bir fal, yakın bir tarihin bilinmeyen yönleri...”

Erdal Sarızeybek

(Tanıtım Bülteninden)

₺22,50
₺30,00

“İlk adımdan, kasların ilk hareketinden, ilk nöronun ateşlemesinden önce bir seçim yapmanız gerekir: Durmaya devam et ya da harekete geç.”

Asteroitler dünyaya çarpmıştı, dünyanın sonu geliyordu… ve Edgar Hill eşinden, kızından, yeni doğan oğlundan sekiz yüz kilometre uzaktaydı. Ailesiyle arasında harap olmuş topraklar, tehlikeli yağmacılar, münzeviler, uçak enkazları, sular altında kalmış şehirler vardı. Bir araç bulmanın, bulsan bile o araçla ilerlemenin mümkün olmadığı bu yolculukta Edgar ya sonuna kadar koşacak ya da ailesini kaybedecekti. Sorumluluktan kaçınmak için bahaneler bulduğu günler geride kalmıştı, kıyamet buradaydı artık.

Kıyamete Koşanlar Kulübü, insanın maddi ve manevi dayanma kabiliyetini anlatan, son sayfaya neredeyse koşa koşa geleceğiniz bir roman.

“Muhteşem bir keşif.”

- Stephen King -

“Kusurlu bir adamın, kıyamet sonrasında hayatta kalıp kendini affettirmesinin, incelikle yazılmış hikâyesi.”

- Booklist -

“Rahatsız edici, yüreklerinizi dağlayacak, elinizden bırakamayacağınız bir roman.”

- Library Journal -

(Tanıtım Bülteninden)

₺26,25
₺35,00

Işıklar Sana Evinin Yolunu Gösterecek

Birbirimizi uzaktan uzağa sevmek bir göldü,

biz de o göle atlayan iki balıktık.

O ufacık gölün içerisinde birbirimizi bulduk ve hiç kaybetmeyiz sandık.

Oysa hiçbir şey sandığımız kadar kolay olmadı. Yan yana olmak koskoca bir denizdi ve biz bu denizde birbirimizi kaybettik.

Binlerce kilometreyi aştık, birbirimize geldik. Oysa şimdi her zamankinden zor bir savaş bekliyor bizi, buram buram hissediyorum bunu.

Sonra kulaklığımı takıyorum, telefonumu atıyorum cebime, kendi kendime fısıldamaya başlıyorum içimden…

“Işıklar sana evinin yolunu gösterecek…”

Bir kez daha tekrar ediyorum:

“Işıklar sana evinin yolunu gösterecek…”

Sonra bir kez daha…

“Işıklar sana evinin yolunu gösterecek…”

Ben İzmir ve bu benim evimi bulma hikâyem.

İzmir ve Ege'nin ışıklarla dolu karanlık dünyalarının hikâyesi devam ediyor... Üstelik aralarındaki mesafe artık sıfır kilometre!

Işıklarınızı yeniden yakmaya geliyoruz, hazır mısınız?

“Tüm bu belirsizliklerin ortasında emin olduğum bir şey vardı, o buradaydı ve artık yıldızlarla doluydu üstümüzü kaplayan bu gökyüzü... Her ne olursa olsun, her nasıl olursa olsun.”

(Tanıtım Bülteninden)

₺21,75
₺29,00

Ona göre suç mahalli bir tuval, kurbanları ise resim yapmak için kullandığı fırçalardı.

FBI Ajanı Karen Vail, Davranış Analizleri Birimi’ndeki ilk ve tek kadındır. Bir süredir kurbanlarının sol gözu¨ne bıçak saplamayı ritüel haline getirmiş Ölü Gözler Katili’nin peşindedir. Bir profil uzmanı olarak Vail’ın işi, katilin zihnine girerek onun kişiliği ve ruhsal durumu hakkında ipuçları bulmaya çalışmaktır. Böylelikle kendi evlerinde, kendi ekmek bıçaklarıyla vahşice öldürülen genç kadınlar arasında bir bağlantı kurabileceğini du¨şu¨nu¨r. Fakat arkasında hiçbir iz bırakmayan katil her an daha da kontrolden çıkmaktadır. Ta ki Vail yedinci kurbanın gizemini çözene kadar...

Yedinci kurbanla birlikte Vail’ın kendi geçmişiyle ilgili büyük bir sır da gün yüzüne çıkar. O andan itibaren sıradaki kurban kendisi olmak istemiyorsa katili bir an önce bulmak zorundadır.

“Korku ve gerilim tu¨ru¨nde âdeta bir çığır açıyor… Bir başyapıt.”

- James Rollins

“Karen Vail tıpkı Patricia Cornwell tarafından yaratılan karakterler gibi ilgi uyandırıyor. 7. Kurban ise sürprizlerle dolu bir kitap.”

- James Patterson

“Bu kurmaca suç dünyasında Karen Vail haşin, yetenekli ve aynı zamanda zeki bir kadın. 7. Kurban’da dişine göre bir rakiple karşı karşıya geliyor. Olayların vardığı nokta sizi hayrete düşürecek.”

- Tess Gerritsen

“FBI’ın kriminal profil çıkarma biriminin kurucularından biri olarak, 7. Kurban’ın seri katil kitapları arasında çıtayı yükselttiğini söyleyebilirim. Kuzuların Sessizliği filminin yirmi yıl önce yaptığı gibi 7. Kurban da polisiyeye yeni bir yön veriyor ve bu türü 21. yüzyıla uyarlıyor.”

- Robert Ressler, dünyaca ünlü FBI profil uzmanı

“Kenara çekil Kuzuların Sessizliği! 7. Kurban büyüleyici bir kitap. Polisiye türüne yeni bir boyut kazandırıyor.”

- KATU ABC-TV, AM Northwest

“Bir kere okudunuz mu bir kenara fırlatacağınız polisiyeler vardır. Alan Jacobson ise tam aksine hareketli, çarpıcı, bitirdikten sonra insanda tekrar tekrar okuma isteği uyandıracak bir eser kaleme almış. Muhteşem bir roman; kasvetli, korkutucu ama aynı zamanda elinizden düşüremeyeceğiniz tu¨rden.”

- Andrew F. Gulli

(Tanıtım Bülteninden)

₺37,49
₺49,98

Bu kitap, yıllardır verilen dersler sırasında edinilen bilgi ve deneyimlerin bir ürünüdür. Kitapta Almanca öğrenmek isteyenler için gerekli olan bütün konular yer almaktadır. Kitap, “Almanca gramer en iyi ve en güzel şekilde nasıl öğretilir” sorusu temel alınarak hazırlanmıştır. Bu nedenle konular ele alınırken hangi sıralama ve gruplandırmanın yararlı olacağı inceden inceye düşünülüp ona göre sıralama ve gruplandırmalar yapılmıştır. Dolayısıyla bütün konular belli bir sıraya göre ve basitten zora doğru ele alınmıştır. Ayrıca bütün kavramların, sözcüklerin, ifadelerin ve cümlelerin hem Türkçe hem de Almancası verilmektedir. Bununla birlikte konular alıştırmalarla desteklenmiş ve alıştırmaların cevapları ayrı bir bölüm olarak kitabın sonuna eklenmiştir.

En çok satan Almanca kitapları arasında yer alan bu kitap Almanca öğrenmek isteyenlerin başvuracağı önemli bir kaynak kitaptır. Bu kitaptan ortaokul ve liseden itibaren Almanca öğrenmek isteyen herkes yararlanabilir. Dolayısıyla YDS, ÜDS gibi yabancı dil sınavları başta olmak üzere, Almanca sınavlara hazırlanan bütün adaylar, Almanca ile ilgili bölümlerde öğrenim gören öğrenciler, öğretmenler, ortaokul ve lise öğrencileri, kendi kendine Almanca öğrenmek isteyen meraklılar ile bilgilerini derinleştirmek isteyen herkes bu kitaptan yararlanabilir.

(Tanıtım Bülteninden)

₺43,50
₺58,00

I·slam çalışmaları uzmanı Annemarie Schimmel, i·slam’a dai·r bi·lgi·leri· derledi·ği· bu ki·tabıyla, geleneksel i·slam tari·hi· görüşünü yansıtır. I·slamı, teoloji·k olarak geli·şi·mi·ni· ve geleneği·n tari·h boyunca temel taki·pçi·leri·ni· açık ve güveni·li·r bi·r şeki·lde sunar.

I·slamın ortaya çıkışından i·ti·baren müslümanların dünyasındaki· mevcut deği·şi·m süreci·ne ve son geli·şmelere deği·ni·r Annemarie Schimmel, i·slamın karmaşık ve çok yönlü tari·hi·ni·n özenli· bi·r i·ncelemesi· olan bu ki·tapta i·slam hakkında müslüman olmayan toplumlarda hüküm süren popüler ve hatalı görüşlere de açıklık geti·rmektedi·r.

İçindekiler:

Batı Dünyası ve İslam
İslam Öncesi Arabistan
Muhammed
İslamın Yayılışı
Kuran ve Öğretisi
Hadisler, Yasalar
Din Bilimleri ve Felsefe
Şiilik ve Tarikat Sistemi Tasavvuf ve Tarikat Hakkında
Evliyaların Yüceltilmesi
İslam ve Yeni Gelişmeler

(Tanıtım Bülteninden)

₺13,50
₺18,00

Nora 40 yaşında bir psikanalist. Sevgilisi, Nobel ödülüne pek layık değil üstelik tartışmalı Fransız bir romancı. Nora, Freud ve Lacan’la yakından ilgileniyor. Sevgilisi bunun nedenini anlamak istiyor. Kısa süre önce, hem de her şeye rağmen, Paris birdenbire yeni ve gizli bir dünyanın merkezi oldu.

- Ph. S.

“Hiçlikten varlığa atlıyoruz ve varlıktan hiçliğe
Ne son ne de başlangıç var
Nereden doğduğunu kimse bilmiyor.”

- Huainan Zi

(Tanıtım Bülteninde

₺11,25
₺15,00

Büyük romantik Alman şairi
Novalis’in dediği gibi
“yaşam, bir ruh hastalığıdır.”
Öykü yazmak da öyle.

(Tanıtım Bülteninden)

₺10,50
₺14,00

Bu kitapta yerli yabancı, (yazarın “yakın dostlarım” dediği) yaratıcılar, sanatçılar buluşuvermişler.

Camus’den Beckett’e; Rembrandt’tan Dubuffet’ye; Sait Faik’ten Mehmet Günsür’e, Bedri Rahmi’den Yüksel Arslan’a uzanan yolculuk durakları.

₺18,00
₺24,00

“Bazı insanların ruhu olmadığı gibi, bazı hayvanların ruhu vardır. Bazı insanlar yaşarken öldükleri gibi, bazıları da öldükten sonra yaşamlarını sürdürürler.”

Bu tür şaşırtıcı gerçeklerle, şaşırtıcı olmayan yaşamlardan oluşuyor bu metinler.

₺12,00
₺16,00

Siz hiç 20 yaşında yeniden yürümeyi öğrendiniz mi? 
Her insanın hayatında bitmeyen geceler vardır, peki siz hiç üç gün enkazın altında öylece beklediniz mi? 
Siz hiç kocaman bir kenti kaybettiniz mi? 
Siz altında hatıralarınız olan ağaçları denizin metrelerce altında ziyaret edip denizin altında kalan dostunuzun evinin ziline bastınız mı? 
Siz hiç yaşadığınız kentte hayatta kalan insanlara dostlarınızın yaşayıp yaşamadığını sormaya cesaret edemediğiniz günler yaşadınız mı?
Ben hepsini yaşadım. 
Siz hiç dünyanın en zor ve uzun yolları arasında gösterilen 508 km’lik Antik Likya Yolu’nu 75 gün dağlarda kalarak yürüdünüz mü? 
Siz hiç bir karıncadan ilham alıp dünya rekoru kırdınız mı?
Siz hiç engel dediğiniz şeylerin üzerinden atlayıp dünyanın dört bir yanından gelen milli sporculara moral ve motivasyon kaynağı oldunuz mu?
Size, sizi hiç tanımayanlar “Sen gerçek misin!” diye sordu mu?
Siz hiç acıyı bal eyleyip insanlara sundunuz mu?

Ben bunların hepsini yaptım ve bu kitapta yazdım.

Hayat onu yaşamayı bilen cesur insanlarındır.

₺15,00
₺20,00

Bu toprakların derin bilgeliği, bugünü yeniden inşa etmekte bize nasıl bir yol gösterebilir? Gönül, “Çalab’ın tahtı”dır, ses verir; yeter ki biz onun fısıltısını işitelim. Kalp bağırıp çağırmaz, sadece fısıldar.

Sadettin Ökten ve Kemal Sayar’ın bir çağrışımlar denizinde yol alan doğaçlama konuşmalarından oluşan Dünyaya Geldim Gitmeye adlı kitabın duygusal dokusunu, umut ve iyimserlik teşkil ediyor. Etkin bir iyimserlik.

Bu satırlarda yılgınlık ve yeise yer yok. İnsan, elindeki imkânları daha soylu bir hayat sürmek için seferber etmek zorundadır: Gönlü mihver alan bir yolculukta, ödev ahlâkı ve sorumluluk bilinciyle yaşamak. Üzerinde yaşadığımız mübarek toprağın ve altında nefes alıp verdiğimiz mübarek gökyüzünün bize yüklediği emanet şuurunun farkında olmak.

İnsan, anlamdan boşaltılmış bir kâinatı ancak bu şekilde yeniden ışıklandırabilir, kozmik yalnızlığından kurtularak, “Allah bes, bâkî heves” dediği bir birlik düşüncesine ulaşabilir.

Geldik gidiyoruz, bütün mesele “aşk ile ânı seyretmek”.

₺22,50
₺30,00
Sigmund Freud psikanalizi kurarak insan doğasına yeni ve sarsıcı bir bakış açısı getirdi. Kendisi de tecrübeli bir psikanalist olan Anthony Storr, Freud’un başlıca teorilerinin zamanın sınavından geçip geçemediğini değerlendiriyor ve Freud’un kendi fikirleri ışığında onu inceliyor. Yalnızca Freud’a değil, bir bütün olarak psikanalizin temel kavramlarına giriş niteliğinde olması sebebiyle kolayca anlaşılabilir ve son derece bilgilendirici olan eser Freud’un teorilerini açıklıyor; bilinçdışı ve cinsellik hakkındaki görüşlerini, süper-ego, id ve Oedipus kompleksi gibi fikirlerini tartışıp eleştirel bir şekilde ele alıyor. Freud’un çalışmalarına dair objektif ve öz bir bakış açısı sunan bu kitap psikanaliz, psikoloji ve sosyoloji hakkında meraklı herkese sesleniyor.
₺14,25
₺19,00

Küçük bir kızın gözünden olağanüstü bir yaz tatili macerası...
Altı yaşındaki Elfin’in harika bir hayal dünyası vardır. Yaşadığı gerçekler ile hayallerini birbirine bağlayarak kendi dünyasını her gün yeniden kurmaktadır. Anaokulunu bitiren Elfin bundan sonra abla olması gerektiğini bilmektedir, bu yüzden peri kızı olmayı geride bırakmalıdır. Hayatın zorlu aşamalarından birini gerçekleştirmek için küçük dünyasındaki herkese meydan okumak ve bir zafer kazanmak zorunda hissetmektedir. Yaz tatiline çıkarlarken bulduğu yavru kedi ile baş döndürücü bir maceraya atılır.

Bin bir çeşit çiçek var. Farkının nedeni tohumda saklı, açılması ise çevresel koşullara bağlı. Çocuklarımız da böyle. Erol Hızarcı bu romanında altı yaşındaki bir kızın hayal dünyasını çok güzel dile getiriyor. Doğuştan farklı bir kızın dünyasını anlatırken, farklılıklar üstüne yol gösterici bir örnek sunuyor.

Yeniçağın kızını bu kitapta bulacaksınız. Yani geleceğimizi...

(Tanıtım Bülteninden)

₺15,00
₺20,00

Sinema Kuramı, yalın, olgulara dayanan aynı zamanda kuramsal sonuçlar çıkaran bir eser ve sanıldığından çok daha önemli. Büyük oranda sessiz sinema döneminin analizine odaklanmış olması önemini azaltmıyor. Çünkü görsel dilin kuruluşu ve görsel dünya içinde anlamın üretilişine odaklanmış bir çalışma. Günümüzde de görsel olanın yazılı olana baskınlığı giderek artmaktadır. Bu açıdan çalışma günceldir. Geçmişi anlamak geleceği öngörebilmenin en iyi yollarından birisi olduğu için, Balázs tarihe ve tarihin sonuçlarına bakan insanlar için vazgeçilmez bir kaynaktır.

₺33,75
₺45,00

İlk kez 1909 yılında yayımlanan Jakob von Gunten, birçok bakımdan öncü bir romandır. Kafka, Musil, Döblin gibi yazarların, bireyin kurumlar ve toplum karşısındaki durumunu ele alan edebi yapıtlarına öncülük etmiş, esin kaynağı olmuştur.

Benjamenta Erkek Enstitüsü’nün on yedi yaşındaki öğrencisi Gunten, yatılı okuldaki yaşamı, gözlemleri ve gizliden gizliye geliştirdiği fikirleriyle edebiyat tarihinin unutulmaz karakterlerindendir.

Dünya edebiyatının büyük yazarı Robert Walser’in en iyi kitabı sayılan Jakob von Gunten, Gül Gürtunca’nın Almanca aslından çevirisiyle…

“Peri masallarının bittiği yerde Walser başlar.” Walter Benjamin

“Jakob von Gunten, edebiyat tarihinde kendinden önce bir örneği olmayan bir karakterdir.” J. M. Coetzee

“Walser’i yüz bin kişi okusa dünya daha iyi bir yer olurdu.” Hermann Hesse

₺15,75
₺21,00

“Marianne Power kalbimi daha ilk sayfadan fethetti. Roman okur gibi okudum. Blog yazılarını bir nevi otobiyografiye çeviren Power, Bridget Jones bir kişisel gelişim kitabı yazmış gibi bir hava yaratıyor.”

- Washington Post

“Kişisel gelişim türünde kitaplar üzerine bir eleştiri.”

- Forbes

Gazeteci Marianne Power senelerce kütüphanesini hayatınızı daha iyi veya sağlıklı bir şekilde nasıl yaşayabileceğinizi anlatan kitaplarla doldururdu. Sonra bir gün uyandı ve yaşamak istediği hayat ile kendi hayatı arasında dünyalar kadar fark olduğunu gördü.

Bunun üzerine borçsuz, kaygısız, mükemmel eşini bulabileceği hayatı, günümüzün en popüler kişisel gelişim kitaplarında aramaya karar verdi. Yılbaşından itibaren her ay farklı bir kişisel gelişim kitabı okuyup dediklerini harfiyen yerine getirecekti. Ancak aylar geçtikçe ve Marianne’in hayatı tepetaklak olunca farklı bir soruyla yüzleşmesi gerekecekti: Kişisel gelişim kitapları hayatınızı değiştirebilirdi ama iyi anlamda mı?

Marianne Power, The Daily Mail, The Telegraph, Irish Independent ve Good Housekeeping gibi önde gelen mecralarda freelance köşeyazarlığı yapmaktadır. Bir süre önce on iki farklı kişisel gelişim kitabının kurallarına uyarak yaşamayı denedi ve tecrübelerini bloguna yazdı. Ardından bu yazıları Bir Kişisel Gelişememe Kitabı’nda bir araya getirdi ve sonrasında bu kitap yirmi yedi farklı dile çevrildi.

“Aynı anda hem duygusal hem de komik bir kitap. Power’ın kişisel gelişim kitaplarının dediklerini uygulayarak geçirdiği o bir seneyi okuyunca kendi kusursuz olmayan hayatınıza minnettar olmanızı sağlayacak.”

- People

“Cüretkâr, dobra ve inanılmaz komik. Gülecek, ağlayacak ve hatta yazar gibi kitabın sonuna geldiğinizde bir çeşit kabullenme yaşayacaksınız.”

- Refinery 29

“Kişisel gelişim büyük bir endüstri. Ancak gerçekten işe yarıyor mu? Gazeteci Marianne Power bunu öğrenmeye karar vermiş. Sophie Kinsella ve Bridget Jones gibi akıcı bir dille yazan Power, hayatınızı değiştirmenin ne kadar karmaşık bir süreç olduğunu gösterirken bu türle alakalı sorunları da sorguluyor.”

- Mind Body Green

“Londralı gazeteci Power, mutluluk ve iç huzur arayışında çıktığı şaşırtıcı ve komik macerasını anlatıyor. Korkularını, para sorunlarını, ânı yaşamayı, reddedilmeyi kabullenmeyi dürüst bir kalemle ele almış.”

- Kirkus Reviews

“Power’ın başa çıkmaya çalıştığı bazı zorluklar komikken, bazıları çok acı. Kişisel gelişim peşinde olanlar yazarın maceraları sayesinde hem duygulanacak hem eğlenecek.”

- Booklist

“Gazeteci Power bu ilk romanında her ay farklı bir kişisel gelişim kitabına uymaya çalışarak hayatını değiştirmeye çalışmasını komik ve bazen hüzünlü bir dille anlatıyor. Yazar dürüstçe okurlara, herkesin içinde benzer korkular ve güvensizliklerin olduğunu gösterecek.”

- Publishers Weekly

(Tanıtım Bülteninden)

₺22,50
₺30,00

Hayat en sıra dışı hikayeleri yazar.

Beş farklı insan… Beş farklı psikanaliz… Çarpıcı, zorlu ve gerçek. Bu insanların tutkuları, kaybedişleri, yenilgileri, kederleri, yasları. Tüm bunlara rağmen yeniden hayata tutunma çabaları, değişimleri ve yeni başlangıçları.

Arjantinli psikanalist Gabriel Rolón, derin bir empati ve salt bir dürüstlükle hastalarının psikoterapi hikayelerini anlatıyor. Uzun analizler sonucu yaptığı şaşırtıcı çözümlemelerle insan ruhunun derinliklerinde gizlenen sorunları ortaya çıkarıyor.

İlk kitabı Bir Psikanalistin Notları ile büyük başarı elde eden Gabriel Rolón bu yeni çalışmasında, ilk kitabında ele almadığı sorunların üzerine gidiyor ve detaylı analizlerle yine okuyucuları ters köşede bırakıyor.

Psikanaliz ve kişilik çözümlemeleriyle saygın bir psikanalistin beynine yapacağınız yolculuk, size farklı psikolojik dünyaların kapısını aralayacak.

₺19,50
₺26,00

Çağdaş Japon edebiyatının en sıradışı yazarlarından Kobo Abe’den, toplumdan, insanlardan ve bakışlardan kaçan bir mutlak-yabancıya, görülse de fark edilmeyen kimliksiz ve isimsiz bir anti-kahramana dair eşsiz bir anlatı: Kutu Adam.

Kutu Adam, gerçeği ve düşü, hayali ve hakikati, kurguyu ve nesnelliği kendi deneyimiyle aşar; ama ne deneyimin gerçekliğinden emindir ne kendi varlığından. Şehrin sokaklarında, köprü altlarında ve kuytularda dolaşır; sahte Kutuadamlardan, topluma karışmaya gönüllü sözde Kutuadamlardan nefret eder. Görülmekle ve görülme arzusuyla tanımlanan bu dünyada, görünmez olmak isteyen kişinin kaderi varolmamak, varlığı yadsınan bir Kutu Adam olmaktır.

Küçük şeylere baktığımda, içimde yaşama arzusu uyanıyor, “Yaşamayı sürdürsem de olur” diye düşünüyorum. Yağmur damlaları... Islanıp küçülmüş deri eldivenler gibi küçük şeylere... Aşırı büyük şeyleri seyrettiğimdeyse ölmek istiyorum. Millet Meclisi ve dünya haritası gibi büyük şeyleri...

₺18,00
₺24,00
Savaş Öncesi Günlükleri, gözünü budaktan sakınmayan bir yazarın, George Orwell’ın yaşamından kesitler sunan kişisel kayıtlardır. Edebi eserleri kadar siyasi yönelimleri ve güncel politikayla çetrefil ilişkisiyle de konuşulan Orwell’ın doğa gözlemlerine, işçi sınıfına, yemek tariflerine, II. Dünya Savaşı’nın tezahürlerine ve dönemin siyasi gelişmelerine dair düştüğü, gazete kupürlerine ek olarak kendi çizimleriyle de desteklenen basit ama sistemli bu notlar, yazarın naif ve korunaklı dünyasına, hassasiyetlerine ve dünyayı eşsiz algılayış biçimine de ayna tutuyor. Orwell gibi özgün bir kalemin tecrübeleri, gözlemleri ve gündelik pratiklerini gözler önüne seren Günlükler serisinin ikinci kitabı, güncelliğini yitirmeyen kurgu eserlerine dair değerli nüvelerde barındırıyor.
₺22,50
₺30,00

Henri Lefebvre’in dünyayı, toplumsal çalkantı ve üretim ilişkilerini kavramak ve yorumlamakta başat kılavuzlardan biri olan Marksizmi temellendirmedeki katkısı kesinlikle göz ardı edilemez. Kuşaklar boyunca okunmuş ve okunmaya devam edecek bu çalışmasında Lefebvre, Marksizmi felsefi, ahlaki, sosyolojik, tarihsel, iktisadi ve siyasi yönleriyle ele alarak; her dönem derin sarsıntılar yaratmış ve yaratacak olan bu ideolojiyi dogmatizme düşmeden, kendine özgü geniş kavrayışıyla, özlü ve anlaşılır bir ifadeyle aktarıyor.

Etkisi görülmeye başladığı andan itibaren pek çok yanlış yorumlamaya da konu olmuş Marksizme dair bu giriş kitabı, Marksist felsefeyi olduğu kadar, Marx’ın, düşüncesini temellendirmek için kullandığı tarihsel analizi ve bilimsel yaklaşımı ortaya koyarken, siyasi ve sosyolojik olarak tarihe damgasını vurmuş bu dünya görüşünü en bildik iki veçheye, iktisada ve topluma indirgemekten de özenle kaçınarak gereken bağlama oturtuyor.

₺13,50
₺18,00

Çalışmanın, bize dayatıldığı kadar doğal ve ezeli bir yeti olmadığını anlatan, yüzyıllar aşarak günümüze ulaşabilmiş bu küçük kitapçık için Paul Lafargue’a teşekkür borçluyuz. Tembellik Hakkı, bir aylaklık çağrısı değil, vahşi kapitalizmin kadın, erkek, çocuk demeden herkesi mecbur kıldığı çalışma mevhumuna, yaratıcılık yitimine bir itirazdır. Ücretli kölelik düzenini tümüyle reddetmek yerine insanca “çalışma” talebini en başa yazarak boş vakit hakkından vazgeçen işçilere, bu düzeni değiştirilemez sayarak içinde debelenen hepimize, yaklaşık yüz elli yıllık güçlü bir sövgü ve yergidir.

Özgün bir Marksist olan Lafargue, kendi tarihsel düşüncesini Proudhoncu görüşler ve Paris Komünü’nün etkileriyle harmanlayarak “çalışma-tüketme-uyuma” cehennemi döngüsünü parçalamaya vurgu yapar. 19. yüzyılın kolektif zihniyet yapılarının analizini ve entelektüel monografisini sunarken, hedefinde bu çalışma aşkının esas kaynağı; din adamları, ekonomist ve ahlakçılar vardır. Gerçek yaşamın, bir azınlığı zenginleştirmeye devam etmek için çalışmak ve tüketmek arasında yitip gittiği gerçeğini görmek isteyenlere...

₺12,00
₺16,00

Solun, siyasal ortamın ve sağ otoriter hareketlerin/partilerin yükselişinin ifade ettiği meydan okuyuşu ana akım yaklaşımlara hapsolmadan ivedilikle kavraması gerektiğine dair kanaat bu kitabın temelini oluşturuyor. Neoliberal hegemonyanın krizine tanık olduğumuz bir dönemde, Chantal Mouffe otoriter rejimlerin yükselmesi ve yerleşmeleri kadar, daha demokratik bir düzenin inşa edilme olasılığına işaret ediyor. Radikal demokratik dönüşüm fırsatını kaçırmamak için son otuz yıldır maruz kaldığımız dönüşümlerin doğasıyla ve bunların demokratik politika açısından sonuçlarıyla yüzleşmeye çağırıyor.

Sol ve sağ karşıtlığının artık geçersiz olduğunu iddia eden “merkezde konsensüs” yaklaşımı, politikayı teknokratik biçimde düzenleyerek, kitlelerin siyasal olana yabancılaşmasını hızlandırdı. Chantal Mouffe, Sol Popülizm’de, bu gelişme karşısında sol politikaların neden ve nasıl yetersiz kaldıklarını tespit edip, sınıf özcülüğüne saplanmadan, hasımcı siyasal anlayış temelinde, radikal bir demokrasi mücadelesini yeniden canlandırmayı öneriyor. “Popülizm siyasal bir sınır inşa etmek için yürütülen bir söylemsel stratejidir. Bu sınır çizme konusu çok önemli. Post-politikayı tanımlayan şey sınırın ortadan kalkmasıdır. Üçüncü yol yaklaşımının tipik sloganı olan ‘sağ-sol farkı bitti’ gibi. Buna karşı popülizm aşağıdakiler ve yukarıdakiler ayrımı üzerine siyasi sınırı çizer. Müesses nizama karşı halk gibi.”

₺18,00
₺24,00

20. yüzyıl Türkiye siyasetinin devlet aklını, daha doğrusu sağa bükülmüş “idare aklını” merak eden birinin Süleyman Demirel’e uğramadan geçmesi düşünülemez. “Türkiye yönetilmez, idare edilir” diyen Demirel’in siyasi “kariyeri” aynı zamanda dönemin siyaseti bağlamında, Türkiye’nin kırmızı çizgilerini, siyasal alanının sınırlarını ve idareci siyaset aklını ortaya koyar.

Elinizde tuttuğunuz Süleyman Demirel kitabı, zaman zaman kusursuz bir pragmatizmle “meselelerin” kenarından dolaşan, onları zorlayan, zaman zaman da devlet aklıyla uzlaşma arayarak destek gördüğü kesimlerin sorunlarını çözmekten ziyade sorunun kaynağı haline gelen, defalarca hükümet kurmuş ve dağıtmış bir antikomünist “baba” figürünü resmediyor. Cumhuriyet’in ilk yıllarından 2000’li yıllara dek titizlikle ve dikkat çekici ayrıntılarla ele alarak, bir siyasi biyografinin ötesine geçmenin güzide bir örneğini temsil ediyor. “Her şeyi olan, insanları müşterek değerlere sahip, milli şuurun rehberliğinde, her istediğini yapabilen, her düşündüğünü söyleyebilen bir Türkiye’miz olsun istedik. Bu doğru yoldu. Büyük Türkiye’ye giden yoldu bu. Onun için doğru idi. Doğru birkaç tane değildir. Doğru bir tanedir.”

₺34,00

“Elini sürmediği bahçe gözlerinin önünde yabana dönmüş, böylece kendisinden sonra ne hale geleceğini görmüştü. Gözü arkada kalmayacaktı. Hayatta kalmayı başaranlar da bakacaklardı kendi başlarının çaresine. Konuşmuştu hepsiyle. Anlatmıştı uzun uzun. İnsanla nebatat arasında küslük olmazdı ya zaten. Anlarlardı onu. Bakarsın duvarı aşar da ormana karışırlardı, o zaman her şey çok daha kolay olurdu. Hem zaten onlara inancı büyüktü. Kurudu sanırdın, iki damla yağmurla, hop, yeniden yeşerirlerdi.”

Gidenler, gidenlerin geride bıraktığı eşyalar, kalanlar, kediler… İçilen son çaylar, başka bir hayatın gölgesinde yaşamaktan kurtulamayanlar, sonu getirilemeyen sevgiler… Depremler, çatırdayan aileler, terk edilen evler… Babalar, “görüşürüz” vaatlerine mahkûm edilmiş tükenmişlikler… Anneler, kardeşler ve çiçekler… Yalnızlıklar… Ama en çok her şeye inat küçücük anlara kök salan görkemsiz mutluluklar…

Melisa Kesmez evlerin içinde, odaların arasında usul usul dolaşırken, bir ayna tutuyor hayata: Hayatın kuytularını, o kuytularda yan yana yeşeren neşe ve kederi gösteren bir ayna. Nohut Oda, incecik sızıların, tatlı gülümseyişlerin kitabı

₺13,50
₺18,00

Yaban ya da yabancı değildim… Arada bir yer – onlardan olmadığım gibi büsbütün eloğlu da sayılmazdım. Bir şeyin kendi olmaktan çıkıp karşıtına dönüşme anında donup kalmış gibiydim. Daha ilginci, aynısı onlar için de geçerliydi. Yaban ya da yabancı değillerdi bana. Onların şansı kalabalık olmalarıydı, sayılarındaki çokluk, dönüp de sürekli benzerlerini, aynılarını görmek, bir dönüşümün ortasında kalakaldıklarını unutturuyordu onlara.

Belleğin Girdapları, kaçmak isteyen bir adamın hikâyesi. Günlük hayatın getirdiklerinden, insan ilişkilerinin yoruculuğundan ve aslında, bunlara uyum sağlayamayan kendisinden kaçmak... Onunkisi yeni bir hayat beklentisi değil, en fazla “iyi olacak” sezgisi… Daha iyi hatırlayabilmek için yaşadıklarını yazmayı istese de hatırlamaktan, bir “hayıflanma kuyusuna” düşmekten korkuyor. Ama kaçamıyor… Kaçabildiği en uzak nokta, “şehrin sonunda” bir yerleşim yeri: Ona tekinsiz hatta giderek tehditkâr gelen atmosferiyle, gerçek bir inzivaya izin vermeyen, “öfkelenememenin yorgunluğuyla” kendi boşluğuna düşüşü hızlandıran bir mahalle, “Serpmetepe.”

Behçet Çelik, bir adamın zihninin derinlerine iniyor, katman katman onu keşfediyor. Edebiyat yolculuğunun en derinlikli karakterlerinden birine, kusursuz bir üslupla imza atıyor.

₺23,63
₺31,50

Modern hayat, kadınlara sosyal alanda ve iş hayatında daha fazla yer açarken, onları annelikle ilgili derin bir ikileme sürükledi. Pek çok kadın kendi hayalleri ve ihtiyaçlarıyla anneliğin gerekleri arasında denge kurmakta zorlanıyor. Peki annelik rolü nerede başlar, nerede biter ve sağlıklı bir çocuk yetiştirmenin gerekleri nelerdir? Bebeklerin doğduktan sonra uzun süre çevrelerine bağımlı yaşadıklarını biliyoruz. Uzmanlar özellikle ilk üç yılın, çocuk gelişiminde belirleyici bir yeri olduğunda hemfikir. Peki bu dönemde anne-çocuk birlikteliği, neden eşsiz bir önem taşır? Sağ beyin gelişimi ne demektir ve bebeğin sağlıklı bir birey olarak yetişmesindeki rolü nedir? Doğum sonrası depresyon neden ortaya çıkar, nasıl tedavi edilir? Annelik, sonsuz fedakârlık mı gerektirir?Anne ile bebek arasındaki bağlanma nasıl gerçekleşir; bu hayati süreç aile üyeleri ve yakın arkadaşlar tarafından nasıl desteklenir? Geleneksel aile yapısı ile çekirdek aile modeli arasında çocuk bakımı açısından ne tür farklar bulunur? Doğum izni politikaları ve anne-bebek sağlığı takip programları aileleri nasıl etkiler? Çalışan anneler, küçük yaştaki çocuklarına ihtiyaç duydukları yakınlığı nasıl verirler? Bakıcı nasıl seçilmelidir, bu kişinin aile içindeki konumu ne olmalıdır? Son yıllarda çocuklarda, ergenlerde ve kadınlarda yaygın olarak görülen duygusal sorunların çocuk yetiştirme pratikleriyle nasıl bir bağlantısı vardır?

Uzun yıllardır psikanalist ve ebeveyn danışmanı olarak çalışan Erica Komisar, klinik ve bilimsel verileri sağduyuyla birleştirerek, annelik ile kariyerleri arasında sıkışıp kalan ve derin iç çatışmaları yaşayan tüm kadınlara sesleniyor.

(Tanıtım Bülteninden)

₺28,50
₺38,00

Boğaziçi Üniversitesi’nde 28-29 Nisan 2016 tarihinde düzenlenen “Siyah Endişe: Bir Asır Sonu Anlatısı Olarak Halit Ziya Uşaklıgil Edebiyatı” başlıklı sempozyumda sunulan bildirilerin bir kısmı, yazarları tarafından genişletilerek, bu kitapta bir araya geldi.

Halit Ziya Uşaklıgil edebiyatına çok yönlü bir bakışın ürünü olan bu yazılar, Uşaklıgil’in romandan hikâyeye, tiyatrodan şiire, otobiyografik metinlerinden edebiyat eleştirisine uzanan yazınsal dünyasını tüm verimleriyle inceliyorlar. Ayrıca bu verimler hem edebiyat ve toplumsal tarihimiz içinde hem de yer yer dünya edebiyatından seçilen metinlerle birlikte düşünüyor, çok yönlü bir okumanın imkânlarını yaratıyorlar. Böylece Halit Ziya Uşaklıgil üzerine halihazırda var olan kanaatleri sorgulamakla kalmıyor, yeni bir bakış açısını da beraberinde getiriyorlar.

Siyah Endişe, Halit Ziya Uşaklıgil’in edebiyatımızdaki “varlığına” değerli bir katkı.

₺30,38
₺40,50

İki yanında kavak ağaçlarının sıralandığı toprak yolu izleyip Topur’a varan herkes, daha ilk anda haritada olmayan bir yere geldiğini anlardı. Öyle bir yerdi ki burası, sözler rüzgârla savrulur, yağmur hep upuzun bir çizgi gibi yağardı. Civarda, öbek öbek dizilmiş kavaklardan ve geride dimdik duran dağdan başka hiç ama hiçbir şey yoktu. Bu köy, sanki Dünya üzerinde değildi!

Sema Aslan, yolu Topur’a düşen gezginleri, köyün ninelerini, çardağın yanındaki incir ağacını, her şeyin en iyisini düşünen kara köpeği ve köydeki görünmez arkadaşların hikâyesini anlatıyor…
Coğrafya, ev ve ortak sırlar hakkında renkli bir hikâye.

₺13,50
₺18,00

Sabırlı ol, bu dünya büyük ve geniş.”

DÜZDÜNYA, geometrik şekillerle kaplanmış ikiboyutlu bir dünyada geçer. Erkekler çokgen, kadınlar ise basit çizgi segmentleridir. Anlatıcı ise Kare adında bir karedir.

Bir yılbaşı günü Kare, rüyasında tek boyutlu Çizgidünya Krallığı’nı ziyaret eder. Oradakilere ikiboyutlu olan Düzdünya’nın doğasını anlatmaya çalışır. Kare’nin kendi dünyasını anlatma çabası Kral’ın ve halkının şiddetine maruz kalmasına neden olur, tam öldürülecekken Kare uykudan uyanır. Sonra kendi dünyasında Küre ile karşılaşır. Küre, Kare’yi Uzamdünya’ya götürür. Kare, üçboyutlu Uzamdünya’da gölge ve derinliği öğrenir.

DÜZDÜNYA, boyutlar, geometrik şekiller, uzay, boşluk gibi kavramlar üzerinden tutuculuk, sınıf ayrımları ve farklılıklara dair yaptığı eleştirilerle sıra dışı bir hiciv örneğidir. Shakespeare ve Bacon uzmanlığının yanı sıra rahiplik, öğretmenlik, okul müdürlüğü yapmış, dilbilim ve teoloji alanlarında ellinin üzerinde kitap yazmış olan Edwin A. Abbott’ın en tanınmış ve bilimkurguya da öncülük etmiş eseridir.

₺12,75
₺17,00

Her zaman bir çift kanadın bir altın madeninden daha değerli olduğunu söyleyen Akgün Akova, bu kez yollarda uçan şiirlerle çıkıyor karşımıza. Işıklar söndüğünde gölgelerimizin bizi nerede beklediğini merak ederek… Çiçekler arası koku nakli yaparak… İçine kara bulutlar girse de kalbinle kuş vurma diyerek…

Bilinçaltımızın yırtılmış yerlerine yama yaparak…

Bu kitapta bir gözyaşı damlası burnunu çekiyor. Dizelerini bir yastıkta birdenbire beliren okşanmış mavi gibi yazıyor şair. Düşleri için havaalanı yapıyor. Uçurumlara yem veriyor. Gözünün içinde ışığın bavulunu taşıyor.

Yüzünden Yollar Çıkardım kimsenin yere düşmeyeceği, düşse de kaldırılacağı bir dünyanın ancak öpücük öpücük üstüne konarak kurulacağını söylüyor bize; çünkü şairi, aşk dolu bir bakışla dünya tarihinin değiştirilebileceğine inanmaya devam ediyor. Yana yana, döne döne, sonsuza kadar delice…

(Tanıtım Bülteninden)

₺13,50
₺18,00
Dünya tarihinde birçok felaket yaşandı.
Bu seferki felaket ne gökyüzünden ne de yerin içinden geliyor.
Bizzat insanın neden olduğu çevre kirlenmesi ve özellikle küresel ısınmadan geliyor.
1950 yıllarında denizlere dökülen zehirli kimyasal maddelerin miktarı 1 milyon tondan 650 milyon tona ulaştı.
Dünyadaki ısı düzenlemesini tuttuğu karbondioksitle sağlayan resiflerin %30’u bu kimyasal maddelerden öldü.
Dünyadaki sıcaklığı güvenli sınırlar içinde tutacak karbon dioksit partiküllerinin atmosferdeki miktarı 380 olması gerekirken, bu oran şimdilerde 410’lara tırmanmış durumda.
Atmosfer ısınıyor; kutuplardaki ve dağlardaki buzlar eriyor; 2 milyar adamın yaşadığı kıyılar tehdit altında.
2035 yılında Hindistan, Pakistan, Bangladeş’i besleyen nehirler, Ganj ve İndus Nehirlerinin kuruyacak.
En az 1,5 milyar insanın zorunlu göç edecek.
Bu kitap size çok zamanımızın kalmadığını, 2035 yılından sonra insanlık ve dünya tarihinde hiç görülmemiş yıkımların başlayacağını; 9 milyar insandan 7 milyarının topun ağzında olduğunu bilimsel rakam ve tespitlerle anlatmaya çalışıyor.
Güneş sistemimizde ve Evrende yerleşeceğimiz başka bir yer yok.
Hayal görmeyip; elbirliği ile 100 milyon canlının yuvasını kurtarmaya çalışalım.
₺15,00
₺20,00

“Bu hayatta her şeyin nedenini anlamak zorunda değilsiniz. Hatta birçok şeyin nedenini anlayamayacaksınız. İnsanlar sizi nedensiz incitecek.

Esenliğinizi koşullara bağlamak kumar oynamaktır. Ama hayatınızın sorumluluğunu almak mutlak mutluluktur.

Koşulları yalnızca korkaklar ve kurbanlar suçlar! Hayatının sorumlusu sensin! Mutlu değilsen, hayatının sorumluluğunu al ve istediğin gibi değiştir onu. Hayata geliş amacın bu çünkü!

Gerçekleştir bunu…”

₺18,75
₺25,00

Hatırladığım ilk anı neydi?

Annemle babamın bana sıkıca sarıldığı aklıma geliyor.

Hepimizin güldüğünü hatırlıyorum sonra. Ve anneannemin masallarını.

İlk anılarımı bulutlar üzerindeymişim gibi hatırlıyorum, sonrası fırtına... hepinizin bildiği gibi... ve şimdi yine pembe bulutlar... hepimizin yaşadığı gibi...

Ben de bir annenin gözünün nuru, bir babanın altın saçlı kızıyım. Ve küçük bir kız çocuğunun, kucağında uyumayı çok sevdiği annesiyim.

Bunları unutmadan okuyun isterim hayatımı...

₺19,12
₺23,90

 Gazeteci Ahmet Ercanlar’dan bir Ali Koç ve Fenerbahçe Kitabı -

Sıcak, samimi, vefakâr ve dürüst bir adam, zenginliğiyle değil, insanlığı ve kişiliğiyle çevresinde yıkılmaz bir duvar oluşturdu. Bazılarından ummadığı darbeler de yese, “Ali” asla vazgeçmeyecek.

Bu kitabı okuyunca siz de nasıl başardığını anlayacaksınız. Atatürkçü, vatansever, ülkesine çok bağlı bir adamın Fenerbahçe Başkanlığına kadar yükselme hikâyesi bu.

Çocukluğunda hayalini kurduğu Fenerbahçe Başkanlığına gözyaşları içinde ulaşmasının hikâyesi…

Gıpta ile bakılan bir ailenin mahalle ruhlu, dost canlısı küçük kardeşi Ali Koç’un bir iletişim stratejisi yoktu. En iyi bildiği şeyi yapıyordu; ailesinden gördüğünü…

Kalpleri fethetmenin de yolu buydu.

₺18,75
₺25,00

Yayımlandığı her ülkede satış rekorları kıran ve olay yaratan televizyon dizisi Game of Thrones'a ilham veren George R. R. Martin'in Buz ve Ateşin Şarkısı serisi şimdi resimli baskılarıyla Türkçede!

Martin’in olağanüstü hikâyesi, Taht Oyunları'nın yirminci yılına özel hazırlanmış bu baskıdaki büyüleyici görsellerle bambaşka bir şekilde hayat buluyor.

Kış geliyor ve olayların tam ortasında, üzerinde doğdukları topraklar kadar sert ve boyun eğmez bir aile, Kışyarı'nın Starklar'ı yer alıyor. Acımasız soğuk topraklardan uzaktaki zevk ve sefa düşkünü sıcak topraklara uzanan entrika, trajedi, ihanet ve dehşet dolu bir yolculuk. Her hanedanın tek gayesi en ölümcül mücadeleyi, taht oyunlarını kazanmak.

"Sizi ele geçiriyor ve asla bırakmıyor. Harikulade."

- Robert Jordan -

"Büyüleyici... George R. R. Martin'in ilk epik fantastiği türün standartlarının çok üzerinde."

- Locus -

₺59,63
₺79,50

Murat Özyaşar’ın metinleri ile Selçuk Demirel’in desenleri Aslı Gibidir: Diyarbakır Hikâyeleri’nde buluştu.

Yazarlar ve kentler… Italo Calvino’nun Görünmez Kentler’i, Orhan Pamuk’un İstanbul’u, Tanpınar’ın Beş Şehir’inin yanında, şimdi Murat Özyaşar’ın Aslı Gibidir: Diyarbakır Hikâyeleri. Taşıdığı kültürel, siyasi ve kişisel tüm anlamlar ve çağrışımlarıyla yazarı büyüten şehir, Diyarbakır… Murat Özyaşar, gidip geldiği iki dil arasında, yazıyla ve şehirle kurduğu özel ilişkiyi dile getiriyor edebi metinlerinde. Parçalar birleştiğinde, bir edebiyatçının yazarlık serüvenini, imge dünyasını, duruşunu onun penceresinden seyre dalıyoruz.

“Bazı sözcükleri öğrenmenin yaşı vardır. Amma velakin kimi yerlerde öğrenmenin yaşı daha erkene alınmıştır. Diyarbakır’da doğmuşsanız şayet, diğer yerlerdeki yaşıtlarınıza nazaran bazı sözcüklere erken kayıt yapmak, kimi sözcükleri erken sökmek ve bu sözcüklerle vaktinden evvel tanışmak zorundasınızdır.”

₺21,00
₺28,00

Amerikan ordusunun yürüttüğü Nuh Projesi’nin korkunç sonuçları dünyanın sonunu getirmek üzereyken, virallerin atası olan on iki denek ortadan kaldırılmıştır. Hayatta kalan insanlar, korku duvarlarını yıkmaya ve yeni bir dünya kurmaya kararlıdır. Hiçlikten Gelen Kız Amy ile arkadaşlarının şimdi yeni bir amacı vardır: Virüsün bulaştığı ilk kişiyi, hem insan hem de viral özellikleri olan Sıfır’ı yok etmek. Sıfır, onlardan çok uzakta, terk edilmiş Aynalar Şehri’nde, içinde büyük bir acıyla beklemektedir. Amy, bu büyük varoluş mücadelesinde, kendi yaratılış amacını da keşfedecektir. Epik üçlemenin son kitabında, büyük savaş sona eriyor. İnsanlığın tarihi yeniden yazılıyor.

Amerikan fantastik edebiyatının en büyük başarılarından biri. Üçlemenin tüyler ürperten son kitabı.

- Stephen King -

₺43,88
₺58,50

Birincil kaynaklar ve tanıklıklarla Kemal Atatürk…

Profesör Hikmet Özdemir, Atatürk’ün kendini anlattığı tüm kaynakları ve eserlerini, sayısız belgeyi ve hatıraları inceledi. Özdemir, bizzat onu görüp tanımış olanların anlatılarından oluşan ve Atatürk’ün hayatını adım adım takip eden, onu seyrediyormuşuz hissini veren yepyeni bir Atatürk biyografisi yazdı. Yıllar süren bir emeğin eşsiz ürünü. Katkısız, yorumsuz, sadece kendi çağının insanı olarak Atatürk.

(Tanıtım Bülteninden)

₺36,00
₺48,00

Amerikan edebiyatının önemli isimlerinden William Styron'ın klasikleşmiş eseri yeniden Türkçede

Brooklyn, 1947. 22 yaşındaki güneyli Stingo’nun hayali büyük bir yazar olmaktır. Romanını yazmak için yerleştiği Brooklyn’deki bir pansiyonda müthiş bir çiftle tanışıp arkadaş olur. Yetenekli ve zeki bir Yahudi olan Nathan ile Auschwitz toplama kampından kurtulan güzeller güzeli Polonyalı Sophie… Tuhaf bir dengede duran bu yakın dostluk üçünün de hayatlarını sonsuza dek değiştirecektir.

Yayımlandığı 1979 yılında büyük ses getiren, Amerikan Ulusal Kitap Ödülü’ne layık görülen Sophie’nin Seçimi, insan doğasını, iyilikle kötülüğü, Amerika’nın kölelik tarihiyle Holokost’u tartışan epik bir roman…

₺41,63
₺55,50

“Gerçeklik,” dedi Ragle. “Sana gerçeği veriyorum.”

Ragle Gumm sıradan bir hayat süren sıradan bir adam. Bizden tek farkı her gün bir gazetenin yarışmasına katılması ve hep kazanması belki de. Ne var ki gün gelir hayatının, hatta tüm dünyasının sırf onu mutlu ve huzurlu tutmak için yaratılmış bir tiyatro olduğu kanısına kapılır. Ama bu dünya bir yanılsamaysa o zaman gerçek Ragle Gumm kimdir ve her gün katılıp kazandığı yarışma Küçük Yeşil Adam Bundan Sonra Nerede Olacak’ta aslında neyi tahmin etmektedir?

İçinizden bir ses her şeyde bir terslik olduğunu söylüyorsa, o sesi dinleyin..

₺20,25
₺27,00

“Babillilerle başlayıp internete kadar geliyor Bynum, bu arada neredeyse her temel bilimsel fikre ve buluşa yer vermeyi beceriyor. Çok şey öğrendim, iyi ki okumuşum.”

- Andrew Robinson, New Scientist -

“Bynum, belirli yanıtları vermek yerine bir araştırmacı ruhunu ateşlemenin daha değerli olduğuna inanan muhteşem rehberlerden biri.”

- Patricia Fara, History Today -

“Bynum sizi bilimin ne kadar güç olduğunu düşünmeye ve tarihsel hatalar karşısında daha bağışlayıcı olmaya davet ediyor.”

- Steven Poole, Guardian -

“Bu incelikli kitap cehaletten bilgiye giden olağanüstü yolculuğumuzu herkese hatırlatır umarım.”

- Dallas Campbell, BBC Focus -

₺24,00
₺32,00

Hakk, Asil Dede’yi âlemdeki her varlığın dilini anlama ve konuşma yeteneğiyle donatır. O sadece insanları, hayvanları, nebatı değil yağmuru, rüzgârı, ışığı, hatta karanlığı da duyan dinleyen bir derviştir. Asil Dede’nin görevi, birbirinin dilinden anlamayanları barıştırma ve iyilikte birleştirmedir artık. Ona aşkın dilini öğreten vuslatın ölümüyle en büyük servetini kaybeden Asil Dede’ye Hakk, yıllar sonra bir nimet daha sunar. Gündüzleri vazifesine sadık kalan adam, gözlerini kapattığında, öte yerde, sonsuzlukta buluşabilmektedir. Vuslat’ıyla. Gün gelir, son görev fısıldanır kulağına. İyilik kandilinin ateşini harlamak.

Asil Dede bunun için bir düğün tertiplemeye karar verir.

₺15,00
₺20,00

Türk askerî tarihi ne zaman başlar? Hun, Kök Türk, Uygur, Karahanlı, Gazneli, Memlûk, Büyük Selçuklu ve Osmanlı devirlerinde Türk ordusu nasıl bir düzendedir? Orduyla devlet ve orduyla millet arasındaki ünsiyetin kökünde neler vardır? Çağlara yayılan Türk askerî gelenekleri nelerdir? Türk kültüründe at hangi öneme sahiptir? Teşkilat, lojistik, istihbarat faaliyetleri ne şekilde gelişmiştir? Türk askerî kültürünün Batı askerî kültüründen farkları nelerdir? Günümüz Türk Silahlı Kuvvetleri’nin nasıl bir kültür yapısı vardır? Askerî kültür kapsamında devam eden ve etmeyen özellikler nelerdir? Yerli bir doktrin kapsamında ilk defa ortaya konan “Dört Yön Doktrini” nedir?

Türkler, tarih sahnesine çıktıkları ilk zamanlardan itibaren savaşçı bir ruha sahip olmalarıyla ün kazanmışlardır. Çocuk denecek yaştan itibaren ok ve yay kullanımında uzmanlaşmış, özellikle at binme konusunda yeryüzünün sayılı milletlerinden biri olarak gösterilmişlerdir. Bu kabiliyetler tüm dünyanın Türklerin askeri başarıları nezdinde söyledikleri içinden yalnızca birkaçıdır. Birçok devlet kurmuş ve geniş coğrafyalara hâkim olmuş Türkler, elbette ki askerî tarih anlamında dünyanın en köklü milletlerinden biridir. Tarih sahnesine asker olarak çıkan Türkler, 21. yüzyılda da “asker millet” olmayı sürdürmekte, söz konusu vatan olduğunda geriye kalan hiçbir şeyin önemli olmadığını her fırsatta göstermektedir.

 

A. Sefa Özkaya’nın hazırladığı elinizdeki kitap, bugüne kadar Türk askerî tarihi ve kültürüne dair yapılan en geniş ve en kapsamlı çalışma olup, ilk Türk devletlerinden günümüze dek Türklerin ordu teşkilatını, askerî geleneklerini, niteliklerini, strateji ve taktik anlayışlarını, felsefî bakış açılarını ve bazı öne çıkan faaliyetlerini derinlemesine irdeleyerek alanındaki büyük bir boşluğu dolduruyor. Türk Askerî Kültürü, günümüzün ve geleceğin askerlerine, askerî tarihçilerine, tarih ve askerî kültür meraklılarına hitap eden, tarih tutkunlarının çok uzun yıllar boyunca ellerinden düşüremeyecekleri bir çalışma…

₺75,00
₺100,00

Senelerdir antik bir kentte yaşayan bilge Kaplumbağa Baklanbaus’un bize anlatacak birbirinden güzel hikâyeleri var: Altı Nar Tanesi ve Pandora’nın Kutusu bunlardan ilk ikisi.

Bu kitabı okurken birçok mitolojik karakterle tanışacak ve hikâyelerinde onlara eşlik edeceksiniz. Mitolojinin gizemine ve geçmişten günümüze yaşamımızdaki yerine, Persephone’nin yediği altı nar tanesiyle ve Pandora’nın açtığı kutuyla şahit olacaksınız.

Altı kırmızı nar tanesi pırıl pırıl parlıyor, Pandora’nın Kutusu aralanıyor…

(Tanıtım Bülteninden)

₺13,50
₺18,00

Notos Kitap, Klasik Kitaplar dizisine başladı. Kızıl Ölümün Maskesi, Tomris Uyar çevirisiyle.

Poe'nun düşünen insanların hayranlığını fethetmesi, ününe neden olmuş bu maddi mucizelerinden değil, güzellik sevgisinden, güzelliğin uyumlu koşullarını bilmesinden, derin ve dertli, yine de inceden inceye işlenmiş, kristal bir mücevher gibi parlak ve düzgün şiirinden, bir zırhın halkaları gibi sıkı, kibar ve titiz ve en hafif bir niyetin okuru istenen hedefe doğru yavaşça itmeye yaradığı katıksız ve tuhaf, hayranlık verici üslubundan ve nihayet, özellikle bu çok özel deha sayesinde ahlaki düzendeki istisnayı kusursuz, şaşkınlık verici, dehşetli biçimde betimlemesini ve açıklamasını sağlamış olan bu eşsiz mizacından kaynaklanır. Yüz yazar arasından bir örnek alırsak Diderot kanlı canlı bir yazardır; Poe ise, sinir sisteminin yazarıdır, hatta daha fazlasıdır - tanıdıklarımın en iyisi.
Baudelaire

Edgar Allan Poe bu dünyada âdeta bir sürgün gibi yaşadı. Dehanın getirdiği uyumsuzluk eksik olmadı yaşamından. Hiçbir maddi güç ya da statü de bu uyumsuzluğun üstesinden gelemedi. Ne var ki Poe'yu Poe yapan da bu: Öykülerinde insanın karanlık yanlarına, sıkışmışlığına, tuhaflığına, zaman zaman duyduğu çaresizliğe gözünü kaçırmadan bakan Poe, okurlarından da aynı cüreti bekliyor. 

Kızıl Ölümün Maskesi, Tomris Uyar'ın seçtiği öykülerden oluşuyor. Onun çevirilerinin özenini, sağduyusunu, inceliğini okurları biliyor. Bir Tomris Uyar çevirisinin değerini bilmenin önemini göstermek, günyüzüne çıkmasını sağlamak da gerek.
₺21,00
₺28,00

44 Dilde 100’ü aşkın ülkede okunan Türk romancı Serdar Özkan’ın kaleminden, kendini tanıma yolculuğuna ve tüm insanlığın birliğine dair yeni bir roman.

“Cennetin en kutsal köşesinde, üç peygamber bir ağacın altında oturuyordu.

Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed.

Gözlerinde ışık ve sevgi vardı her birinin. Dostluk vardı, birlik vardı, aşk vardı; öyle büyük bir aşktı ki bu, her şeyi bir yapıyordu. Onun için, o ağacın altında aslında üç kişi değil, tek bir kişi vardı.

Musa, İsa ve Muhammed, işte o tek kişinin farklı yüzleriydi sadece. İki göz gibi. Gözler iki olsa da, bakış tekti. Dalgalar gibi. Dalgalar çok olsa da, hepsi aynı denizdi.”

(Tanıtım Bülteninden)

₺13,50
₺18,00

Evimden çok uzaktayım.

Zaten benim evim var mıydı, gerçekte hiç oldu mu ondan da emin değilim. Tek bildiğim, herhalde tam da bu yüzden, kendi içimde bir ev kurduyum.

Evet evim var, içimde, benimle her yere gelen bir ev.

Türk edebiyatının en özgün seslerinden biri olan Kürşat Başar,

Aklımda Hep Sen’de yine en iyi yaptığı şeyi yapıyor:

insanın hayat boyu içinde kalmak isteyeceği o anı, gerçek aşkın hikâyesini anlatıyor, kendine has üslubuyla aşka, ilişkilere dair yeni sorular soruyor.

Aklımda Hep Sen günün birinde, seyahate çıkıyorum diyerek birdenbire evini, ailesini, küçük kızını terk edip kendisine bambaşka bir hayat kuran kayıp bir babanın bıraktığı büyük boşluğu nasıl doldurabileceğini bilemeyen Ebru’nun, bilinmeyen bir yere doğru çıktığı tren yolculuğunda anımsadıklarıyla, çocukluktan genç kızlığa evrilme, büyüme, yalan söylemeyi öğrenme, kendini arama, geçmişle hesaplaşma ve hayatının

ilk ve son gerçek aşkını bulma serüveni.

₺21,75
₺29,00

Ağaç candır, hayvanlar ve insanlar ise canlı. Can gidince canlılar da gider.

“Ağaçların kökleri farklı da olsa yaprakları rüzgârda aynı yöne sallanır.” Bu roman, şiddet mağduru kadınlar ve Kaz Dağları üzerine bir ağıttır. Bir de aşk üzerine bir güzelleme var içinde.

(Tanıtım Bülteninden)

₺24,38
₺32,50

Dilekler gökyüzüne nasıl ulaştırılır?

Binlerce yıldır kullanılan kadim dilek dileme yöntemleri nelerdir?

Hangi mevsimlerde hangi ritüellerle niyetler atalara bildirilir?

İçsel kuvvete nasıl sahip olunur?

Doğum tarihine göre kimler hangi coğrafyada yaşamalıdır?

Erk hayvanları, rehberlik edeceği insanı nasıl bulur ve neyin haberini verir?

Dış doğa ile insanın iç doğası arasındaki kusursuz benzerlikler nelerdir?

Dışarıdaki doğayı değiştirerek, insanın iç doğasını değiştirmesi mümkün mü?

Yazgı değişir mi?

Hangi yazgıyla dünyaya geldiğimizi nasıl öğrenebiliriz?

Her şey ruhlu mudur?

Kara düşünceler neye mal olur ve nasıl temizlenir?

12 Hayvanlı Türk Takvimi’ne göre hangi burç hangi kokuyla şifalanır?

Parfümler, kokuyla ilhamlanmayı unutturdu mu?

Binlerce yıldır doğayla ve doğanın iyeleriyle uyum içinde yaşayan Şamanlar, kadim öğretilerinin rehberliğiyle hayatı yeniden şekillendirmenin yollarını iyi biliyorlar ve kusursuzca uyguluyorlardı.

Türkçede ilk kez gerçek bir Türk Kham’ın kaleme aldığı ŞAMAN AYNASI, sadece çevresel hayatı güzelleştirmeyi değil, içsel olgunluğa erişmenin ritüellerini ve geleneklerini de ayrıntılı ve açıklayıcı biçimde ortaya koyuyor.

Dileklerin gerçekleşmesi de, mistik güçlerin artması da mümkün... Yeter ki doğru zamanda, doğru şekilde, doğru ritüeller uygulanabilmiş olsun.

Atalar, doğanın aracılığıyla her an insanoğluyla temas halindedirler.

₺15,00
₺20,00

“Evrenin sırlarını bulmak istiyorsan,

enerji, frekans ve titreşimi düşün.”

Nikola Tesla

Canlı cansız her şeyin enerjisi var. Dolayısıyla her şey titreşimden ibaret... İnsan da, düşünce de, sevgi de, besin de, eşya da...

Elbette Dünya da bir enerji alanına sahip... Üstelik dört buçuk milyar yaşındaki Dünya’nın enerji alanı büyük bir değişim sürecinden geçiyor. Hepimiz Dünya’nın geçirdiği değişimden etkileniyoruz. Bu yüzden bedenimizin tüm enerji alanı, atom altı düzeyden hücresel düzeye kadar yepyeni bir dengeyle tanışıyor ki, bu köklü değişim elbette hayatımızı ve sağlığımızı fazlasıyla etkiliyor. Hatta büyük bir içsel biyolojik gerilime sebep oluyor. Beraberinde hastalıkları, yorgunluğu, duygusal kaosları ve çalkantılı ruh hallerini de getiriyor.

O halde kimler hal böyleyken dünyanın değişen titreşimiyle birlikte sağlıklı ve mutlu bir yaşam inşa edebilecek, kimler sonsuz ve yıkıcı bir kaosla mücadele içinde sağlıksız ve mutsuz bir yaşama mahkûm kalacak?

Binlerce yıllık kadim kaynakların da işaret ettiği gibi, değişime ayak uydurabilenler, sağlıklı ve mutlu bir yaşam deneyimleyebileceklerdir.

Bu yüzden “titreşim” üzerinde bilinçli çalışmak hem yaşam kalitesini fazlasıyla etkileyecektir hem de değişim sürecinin kaosa dönüşmesine izin vermeyecektir.

Bütünsel şifa uzmanı ve klinik aromaterapist Ayşe Tolga’nın kaleme aldığı TİTREŞİMİNİ YÜKSELT HAYATIN DEĞİŞSİN düşüncelerimizden yediğimiz besinlere, içtiğimiz sudan kullandığımız eşyalara kadar çok geniş bir alanda titreşimi yükseltmenin ve titreşimi yüksek bir dünyada sağlıklı bir yaşam inşa etmenin incelikleriyle ve teknikleriyle dolu bir yol haritası olarak dünyanın değişim sürecine rehberlik edebilecek nitelikte zengin ve kullanışlı bir kitap...

(Tanıtım Bülteninden)

₺14,25
₺19,00
₺33,00
₺44,00

Dünyaya herkes alnında yazanı yerine getirmek için gelirmiş. Ben de zannediyorum ki sadece âşık olmak; zaman, mekân ve imkân düşünmeden âşık olmak için gelmişim... »
- Sabahattin Ali -

Sabahattin Ali'nin, Kürk Mantolu Madonna eserindeki Maria Puder'e de ilham kaynağı olduğu tahmin edilen gizli aşkı Ayşe Sıtkı ile yazışmaları on yıllar sonra gün yüzüne çıkıyor. Bizzat Sabahattin Ali tarafından kaleme alınan ve daha önceki hiçbir kitabında yer almamış bu metinler, usta edebiyatçıyı daha yakından tanımamıza olanak sağlıyor.

(Tanıtım Bülteninden)

₺18,75
₺25,00

Yaşanmamış bir hayattan daha üzücü ne olabilir?

Yaşam size ne getirir bilemezsiniz ama sizden ne götüreceğini siz belirlersiniz.

İnsanız. Yanlışlarımızla doğrularımızla, başarılarımızla başarısızlıklarımızla, sevdiklerimizle sevemediklerimizle, yaptığımız ve var olduğumuz her şeyde her an gelişiyor ve büyüyoruz.

Bazen canımız o kadar acıyor ki hayata küsüp büyümeyi ve gelişmeyi unutuyoruz. Oysa varlığımızın en anlamlı kısmı hatalarımızdan, tecrübelerimizden ders alarak gelişmek, ilerlemek ve en büyük besinimiz sevgiye her zaman yer açmaktır. Unutmayın, hiçbir zaman, bir daha sevemeyecek, yeni bir hedefin peşine düşemeyecek, yeni hayaller kuramayacak kadar yaşlanmayacaksınız. Hâlâ nefes alıyorken yaşamdan istediğinizi alın.

Neden yanlış kişiye âşık oluruz?

Neden kimseye hayır diyemeyiz?

Neden ilişki kurmaktan ve bağlanmaktan korkarız?

İlişkilerde kaybettiren davranışlar nelerdir?

Sevdiğiniz kişiyi evliliğe nasıl ikna edersiniz?

Nasıl kendiniz olursunuz?

Özgüven nasıl kazanılır?

Geçmiş travmalarla nasıl başa çıkılır?

Hayatınızı nasıl değiştirirsiniz?

Mutluluk yanılsaması nedir? Neden hep mutsuz hissederiz?

₺16,50
₺22,00

Nicholas Rescher bu eğlenceli kitapta antik çağlardan günümüze uzanan kapsamlı bir felsefi anekdotlar seçkisi sunuyor. Kitaptaki anekdotlar filozofların felsefi meseleleri ele alışlarına yön veren ilginç öykülerden bahsederek bizi felsefe tarihinin önde gelen düşünürleri, metinleri ve tarihi dönemleriyle tanıştırıyor.

Hakikat, bilgi, değer, eylem ve etik sorunları etrafında şekillenen yüz bir kısa bölümden oluşan kitap, mantıktan epistemolojiye, etikten metafiziğe, geniş bir yelpazedeki temalara çok renkli, eğlenceli ve öğretici bilgilerle yaklaşıyor.

Rescher’in çalışması, Herakleitos’un nehrinden Ömer Hayyam’ın parmağına, Spinoza’nın solucanından Kant’ın “kendinde şey”ine ya da Arşimet’in kaldıracından Wittgenstein’ın süngüsüne varıncaya dek pek çok ilginç anekdotla felsefeye giriş yapmayı mümkün kılıyor.

101 Anekdotta Felsefe Tarihinde Yolculuk, tarih boyunca filozofların kendi alanlarındaki sorunları görme biçimlerini ve anekdotların felsefi düşünceyi teşvik etmek için nasıl kullanılabileceğini gösteren, harika bir felsefe tarihi okuması...

₺24,00
₺32,00

Hayatındaki engeline rağmen istikametini kıbleden, pusulasını Kur’an'dan ayırmayan kadim dostum abim. Zaman şahit oldu ki hayatının da bir vakitten öteye gidemeyeceğine. Rabbim mücadele, aşk ve sabırla geçirdiğin ömrüne bin şahit ve dost kıldı. Ruhun şad, mekânın cennet olsun dostum.

- K. Uçur

Mark Twain kurguyla ilgili şöyle söyler: "Gerçek, kurgudan daha acayiptir, çünkü kurgu, olabilirlikleri gözetmek durumundadır; gerçeğin öyle bir zorunluluğu yoktur." Kurgu mantıklıdır, açıklanabilir, anlaşılabilirdir ya da bu unsurları gözetmek zorundadır. Oysa gerçek çok yönlüdür, bütünüyle anlatılamaz, şöyle bir değinilip geçilir gerçeğe. Bu kitabın yazarı fantastik ya da farklı olma çabası içinde olmamış ama gerçekçi olma kaygısı da gütmemiştir. Ne bir biyografi yazmaya çalışmış ne de çok farklı olduğunu düşündüğü hikayesini anlatma telaşına düşmüştür. Ne bir edebi tarzın formatına sadık kalma çabası içinde olmuş ne de postmodern bir tarz oluşturmaya çalışmıştır. Neyin ne kadar önemli olduğuna kendisi karar vermiş bir standart telaşına düşmemiştir. Ne doğal görünme ne de estetik olma kaygısı vardır. Sadece hikayesini bilmemizi istiyor yazar. Hem de paylaşmak istediği kadarıyla. Kelimelerin arkasındaki küçük bir can, büyük ruhuyla haykırıyor: Bilin ki yaşadım, bilin ki yaşadım…

- N. Altundağ

Hayatta imtihanın canlı şahitleridir onlar. Alınlarındaki secde izleri gibi siz onları, varlığıyla hissedersiniz. Yaptıkları veya yapmak istedikleri sizi kendisine hayran bırakır. Hatta derin bir iç çekersiniz, mahcubiyetten. Harun Uçur neslin sahabileri gibi sabırlı, azimli ve samimi bir iradeye sahipti. Siz onda Şeyh Ahmet Yasin’in mücadelesini, yine Ebu Salah’ın cesaretini görebilirdiniz. Unuttuğumuz tebliğ farizasını her daim uyguladığına şahitlik ederiz. İnşallah imtihanını hakkıyla verdiğine inandığımız güzel sevgiliye rabbim rahmet etsin. Ne mutlu ki arkasında onun yolundan giden mücahid kardeşler bıraktı. Ne mutlu ki kendisinden örnek alınacak güzel dersler bırakıt. Hakkını helal et, güzel insan…

₺18,75
₺25,00

Profesör Moriarty Eski Tanrılar'ın dünyaya gelmesini engellemek için kendisini feda etmişti. Bu Tanrılar onu kendi varoluş düzlemlerine çekerek bunun bedelini ona ödettiler. Böylece dedektifin düşmanı ortadan yok oldu.

Haziran 1893

Bulanık sularda yüzmeye alışık bir iş kadını olanMeredith Rutherford evine döner ve iyi tanıdığı beklenmedik bir ziyaretçiyle karşılaşır: Ölümcül bir dünyada bir yıl sürgün yaşadıktan sonra Londra'ya dönmüş olan James Moriarty. Bu tecrübe onu daha da korkulacak birisi haline getirmiştir.

₺18,75
₺25,00

Kitap Tanıtım Yazısı :

Arka kapak yazısı :

Prof. Dr. Behçet Kemal Yeşilbursa bu kitapta 1950’li yılların Ortadoğu coğrafyasına odaklanarak Bağdat Paktının ve Ortadoğu’daki İngiliz-Amerikan savunma politikalarının oluşum ve gelişim seyrini araştırıyor.

Soğuk Savaşın tırmandığı 1950’lerin başlarında, Kuzey Atlantik Paktı (NATO) ile benzer amaçlar çerçevesinde kurulan Bağdat Paktının temelleri, yaşanan başarı ve başarısızlıklar, muhalif ülkelerin pakta karşı yürüttüğü mücadele ve daha pek çok unsur, kitapta bütüncül bir bakış açısıyla ele alınıyor.

Çalışma, her ne kadar Soğuk Savaşta İngiliz-Amerikan dış politikasının Ortadoğu’da Sovyetler Birliği’ne karşı geliştirmeyi amaçladığı stratejiye odaklanıyor olsa da, paktın bölgesel üyelerinin İngiliz-Amerikan ittifakına dönük politikalarına ve paktın iç yapısına dair de oldukça zengin bir içeriğe sahip.

Paktın kuruluşundaki amaçlara ve ardında bıraktığı sonuçlara ilişkin pek çok ayrıntıyla Bağdat Paktı, 1950-1959, gerek akademik titizliği, gerekse okurlarına sunduğu yeni perspektifle, çok önemli bir siyasi tarih çalışması.

 

Yazar Hakkında:

11 Eylül 1962’de Bursa’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Bursa’da tamamladı. 1986 yılında Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Tarih Öğretmenliği bölümünden mezun oldu. 1987 yılında Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih bölümüne araştırma görevlisi olarak atandı. 1989 yılında Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsünde yüksek lisansını tamamladı. 1990-1996 yılları arasında İngiltere’de Manchester Üniversitesi Ortadoğu Çalışmaları bölümünde doktora yaptı. 1996 yılında Gazi Üniversitesi Kastamonu Eğitim Fakültesine yardımcı doçent olarak atandı. 2001 yılında doçent unvanını aldı. 2007 yılında ise profesör unvanını aldı. 2003-2014 yılları arasında Abant İzzet Baysal Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesinde görev yaptı. 2014 yılında Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarihi bölümüne atandı. Adı geçen üniversitelerde birçok idari ve akademik görevde bulundu. 2005 yılında Frank Cass ve 2013 yılında Routledge yayınevleri tarafından yayımlanan The Baghdad Pact: Anglo-American Defence Policies in the Middle East, 1955-1959 başlıklı kitabının yanı sıra çok sayıda ulusal ve uluslararası yayını ile radyo ve televizyon konuşmaları bulunmaktadır. Ayrıca “CENTO: The Forgotten Alliance” başlıklı yeni kitabı yakın bir zamanda Routledge Yayınları’ndan çıkacaktır. Evli ve iki çocuk babasıdır.

 

 

₺28,50
₺38,00

“Uygarlığa, hadi yaşama diyelim, nokta değil de noktalı virgül koymuş atalarımız.”

Ödüllü yazar Habib Bektaş’ın, bilimkurgu ve fantastik öğelerden beslenen iki kitaplık “Yokyüzler” dizisinin yepyeni ikinci halkası olan Karanlıktan Kaçış, geleceğin uygarlıklarına doğru çıkardığı fantastik yolculukta, okurlarına, Dünya’nın yarını ile ilgili çok önemli sırlar fısıldıyor.

Kahramanlarımız Ali, dedesi, Burhan ve gizemli kadın Ahriman, ikiz gezegen Anne’de, Dünya’mızın binlerce yıl ilerisindeki bir uygarlıkla karşılaşır. Ancak, söz konusu ilerleme kaçınılmaz bedelleri de beraberinde getirecektir: duyguların körelmesi, bireysel farklılıkların sıfırlanması, canlıların birer makine gibi programlanması… Yokyüzler’in dostlarımızdan öğreneceği çok şey var. En önemlisi ise sevmeyi ve aşkı öğrenecekler. Fakat bu hiç kolay değil…

“Kent diye bir kavram kalmadı artık. Eskidenmiş o. Biliyorsun Anne, Dünya’nızın dört katı büyüklüğünde. Ve üzerinde sadece yüz bin kişi yaşıyor.”

₺18,75
₺25,00

"Riko ve Oskar" üçlemesinin ilki olan "Derin Gölgeler", sürükleyici hikâyesi, sürprizlerle dolu kurgusu ve içten anlatımıyla her yaştan okurun kendisinden bir şeyler bulacağı usta işi bir roman.

₺26,25
₺35,00

Çağdaş çocuk ve gençlik edebiyatının usta yazarlarından Andreas Steinhöfel’in dünya çapında fenomene dönüşen “Riko ve Oskar” serisinin üçüncü kitabı çıktı!

₺31,50
₺42,00

Sahne tozu yutanların hayatı, bir daha asla eskisi gibi olamaz...

₺14,25
₺19,00

Bu kitapta ağırlıklı olarak Türkiye'nin "Batılılık, Batıcılık ve Siyasal İslam" üçgeni içindeki etkileşimleri ele alındı.

Kısa yazılar halinde, "Batılılık- Batıcılık çelişkileri", ve özellikle bu çelişkinin siyasal İslam'a nasıl yardımcı olduğu işlendi. Özellikle AKP iktidarı döneminde ortaya çıkan çelişkiler yumağı, "siyasal, ekonomik ve kültürel" boyutları ile değerlendirilmiştir. Geçtiğimiz son baharda, Gündoğan'da (Bodrum) bahçedeki bir zeytin ağacının altında kaleme aldığım bu yazılarda AKP döneminde, "insan-toplum ilişkilerindeki garipliklere ve açımlara değinilmiştir".

Bireyin yararı ve mutluluğu ile kamusal yarar arasındaki çatışmalar, "çıkarlar, din, kültür ve emperyalizm bağlamında” ele alındı. Birey-toplum etkileşimiyle katılımcı demokrasi bağları incelendi. Kimi güncel olaylara da kitapta yer verdim.

Küçük yaşlardan beri koyu bir "çevreci" olduğum için, "bireysel çıkar-kamusal yarar bağlamında" bu konuya da girdim. Son 15 yıldır yaşam tarzımızdaki değişikliğin yalnız demokrasiye değil "insanlığa ve çevreye de nasıl zarar verdiğini" anlatmaya çalıştım. Özellikle de kamusal yararın yok edilmesi açısından...

(Tanıtım Bülteninden)

₺21,00
₺28,00

Haiti Devrimi (1791-1804) devrimlerin en radikallerinden biri, belki de en radikalidir. Radikalliği dünya tarihindeki ilk ve son köle devrimi olmasından; başka bir deyişle, Afrika’da kaçırılıp Avrupalılara satılarak köleleştirilen, insan olarak dahi kabul edilmeyen, her türlü şiddete, sömürüye ve aşağılanmaya maruz kalan Siyahların kendi kaderlerini kendi ellerine alıp köleliği sona erdirmesinden kaynaklanır. Modern dünyanın ilk anti-kolonyal bağımsızlık savaşlarından olan Haiti Devrimi, dünya tarihinin etki alanı en geniş devrimlerinden de biridir. Siyahların deri renklerinden ötürü yaşadıkları kader ortaklığı (ırkçılığın, kolonyalizmin ve kapitalizmin başat mağdurları olmaları), ancak Haiti Devrimi’yle birlikte evrensel bir Siyah bilincine dönüşmeye başladı. 20. yüzyılda birçok biçim alacak Siyah enternasyonalizminin kökenleri Haiti Devrimi’ndedir. Nitekim sömürgeci güçlerin köleliği ilga etmesinin arkasındaki en önemli faktörlerinden biri de –köleliğin karlı olmaktan çıkmaya başlamasına ilave olarak– Haiti Devrimi’ni yayılmasından duydukları endişedir. Bütün bu reel ve potansiyel etkilerin toplamı, 18. yüzyıldaki Haiti Devrimi ile 20. yüzyıldaki Küba Devrimi arasında önemli benzerlikler olduğunu düşündürür.

Bağımsız Haiti’nin Beyaz uygarlığı tarafından sistematik olarak cezalandırılması ve buna paralel olarak Devrim’in Beyaz düşüncesi tarafından uzun süre yok sayılması da bu bağlamda düşünülmelidir. Haiti’nin devrim öncesindeki ve sonrasındaki trajik tarihini, modern dünyanın kapitalist, kolonyalist ve ırkçı karakterinden ayrı düşünmek mümkün değil.

Bu dünya-tarihsel olay hakkındaki en önemli ve en ilginç kitaplardan birini özenli bir çeviriyle okuyuculara sunmaktan mutluluk duyuyoruz.

₺30,00
₺40,00

Çingenelerin, torbacıların, işgal evi sakinlerinin, otomobil kaçakçılarının, hesapçı politikacıların mekânı Paris’in kenar mahallelerinden birindeki Panteuil Karakolu’ndayız. İşe yeni başlayan genç polislerin gerçek suçlularla mücadele etmek için değil, İçişleri Bakanı tarafından hazırlanan yeni güvenlik politikasını uygulamak üzere orada olduklarını anlamaları uzun sürmez. Üstelik Panteuil’ün gözü kara Komiseri Le Muir, bakana bu politikanın meyvelerini alacakları sözünü çoktan vermiştir.

Teşkilat içinde suça batmış polisler için kurtuluş umudu var mı? Genç polisler gelecekteki değişimi mi temsil ediyorlar? İşgal evi yangınlarının altında kimin parmağı var? Bütün bunları öğrenmek için bu güzel kara roman sizi bekliyor.

“Şiddetli, keskin, sınırsız… Dominique Manotti’nin romanı belanın ancak aşırı çürümeyle tazmin edildiği Paris’in bu kenar mahallesindeki kokuşmuş gerçekliği olduğu gibi aktarıyor.”

- Le Figaro -

“Manotti'nin romanının gerçeğe bu kadar yakın olması bir tesadüf değil.”

₺17,36
₺23,15

İnsanların sordukları sorular tarihsel ve toplumsal koşullara bağlı olarak değişiyor. Hangi soruların yönetimle, bilimle ya da dinle ilgili sorular değil de ‘felsefeyle ilgili’ sorular sayılacağı da zaman içerisinde değişiyor. Filozofların geçmişte sordukları soruların büyük bölümüne inandırıcı cevaplar verilmedi, dolayısıyla sorularımıza cevap ararken kendimizi bizden önceki bütün kuşaklara kıyasla daha talihli saymamız için bir neden yok. Gelgelelim sorular orta yerde duruyor; bir yere gittikleri yok. Filozofların görenekten kopma çabaları da dünyamızı illa ki daha iyi bir yer yapmıyor. İnsanları farklı düşünmeye özendirme girişimi kapsamında filozoflar, miras olarak aldığımız ama çoğunlukla da bize nefes aldırmayan düşünce sistemleri içerisinde yaşamaya mahkûm olmadığımızı vurguluyor, özcesi bize konuyu değiştirebileceğimizi anımsatıyorlar.

Bu kitapta ele alınan on iki filozof doğal bir grup ya da görünmez bir collegium ya da bir yargı heyeti oluşturmuyor. Bize göklerin ötesinde bir yerden acımasız ya da iyicil bir tatmin duygusuyla ya da hiç de tasvip etmeyen gözlerle bakan kişiler de değil onlar. Tarihteki olumsallıklar dünyamızın tektonik tabakalarını yerinden oynatıp belli bir konuma getirdi, bu konumdan bakıp bu filozofların yazdıklarını okumamız, bu yazıların bir kısmını hala geçerli ve aydınlatıcı bulmamız mümkün. Bu kitaplar, içerisinde bulunduğumuz şu tarihsel momentte, incelenmeyi/tartışılmayı/üzerinde durulmayı fazlasıyla hak eden eserler.

Batı tarihinin en yenilikçi ve en önemli kimi filozoflarını olağanüstü bir yetkinlik ve özgünlükle anlatan, günümüzde felsefi etkinliğin nasıl sürdürülmesi gerektiğine dair göz açıcı öneriler sunan bir başvuru kitabı.

(Tanıtım Bülteninden)

₺26,25
₺35,00

“Ben kendi hayatımda depresyon hakkında iki hikâyeye inanmıştım. Hayatımın ilk on sekiz yılında bunun ‘tamamen kafamın içinde’ olduğunu düşünmüştüm – yani gerçek değildi, hayaldi, sahteydi, şımarıklıktı, utanç vericiydi, zayıflıktı. Sonraki on üç yılda ise yine ‘tamamen kafamın içinde’ olduğuna inanmıştım ama bu defa çok farklı bir şekilde: Beyindeki bir arızadan kaynaklanıyordu. Ama bu hikâyelerin ikisinin de doğru olmadığını öğrenecektim. Depresyon ve kaygının bu kadar yükselişte olmasının öncelikli sebebi kafamızın içinde değildi. Ben bu sebebin büyük ölçüde etrafımızdaki dünyada ve o dünyada nasıl yaşadığımızda yattığını keşfettim.”

Kaybolan Bağlar, gazeteci yazar Johann Hari’nin kendisinin de uzun yıllar mücadele ettiği depresyonun altında yatan nedenleri ve olası çözümlerini bulmak üzere çıktığı yolculuğun hikâyesini anlatıyor. Şahsi olduğu kadar toplumsal da olan, deneyimler kadar bilimsel olgu ve araştırmalara da dayanan bu hikâye, mutsuzluğumuzu kanıksamak ve ilaçlar yoluyla bastırmaya çalışmak yerine daha kalıcı, daha sağaltıcı çözümlere yönelebileceğimizi gösteriyor.

“Depresyon ve kaygının nedenlerine ilişkin okuma yapmanın ilk bakışta göz korkutucu geldiğini biliyorum, zira bu nedenler kültürümüzün derinliklerine kadar uzanıyor. Benim de gözüm korkuyordu. Ama yolculuğuma devam ettikçe diğer tarafta yatanın ne olduğunu fark ettim: gerçek çözümler. Bunlar pek çoğumuzda işe yaramayan o kimyasal antidepresanlara benzemiyor. Satın aldığınız ya da yuttuğunuz şeyler değiller. Ama ıstırabımızdan gerçek bir çıkış yolunun başlangıç noktasını oluşturuyor olabilirler.”

₺28,88
₺38,50
İslam ve Bizans coğrafyaları arasında, sadece fiziksel olarak değil, siyasi ve kültürel olarak da iki dünya arasında bir uç mevkiine yerleşmiş küçük bir beyliğin, kendisini dünya Müslümanlarının lideri ve Doğu Roma İmparatorluğu’nun varisi olarak gören merkezileşmiş bir imparatorluk haline dönüşmesinin izini takip eden İki Cihan Âresinde, Osmanlı İmparatorluğu’nun doğuşuna dair özgün bir bakış açısı sunuyor. Cemal Kafadar bu kitabıyla, hem Ortaçağ hem de modern tarih yazıcılığının kimi önkabullerini yeniden inceleme konusu yaparak, Anadolu ve Balkanlardaki iktidar mücadelesinde etnik, kabilevi, dilsel, dini ve siyasi aidiyetlerin nasıl karışmış ve yeniden düzenlenmiş olduğunu gösteriyor.
₺25,50
₺34,00

Tarihin akışını değiştirmek Galileo Galilei’nin elinde…

Tarihte sarsıcı bir dönem, inkalardan gelen mucizevi bir alet ve Galileo Galilei…

İstanbul, 1605. Topkapı Sarayı’nın görkemli odalarından birinde Sultan I. Ahmet ve veziri, Venedik’ten gelen teklifi kabul etmek üzere gizli bir anlaşmaya varır. Bu anlaşma, Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırlarına yeni topraklar katmasını mümkün kılacaktır.

Padova, 1605. Ünü tüm dünyaya yayılmış, başarılı bir bilim adamı olan Galileo Galilei, Padova’daki bir gösteride gizemli bir kadınla tanışır ve onun muhteşem güzelliği karşısında büyülenir. Fakat onu asıl etkileyen, kadının yanında getirdiği, Tanrı’nın Gözü denilen alettir. Bu aletin sırrını çözmeyi kendine görev edinen Galilei, aynı zamanda onu daha büyük amaçlar için kullanabileceğini de keşfeder. Ancak bilmediği şey, etrafının attığı her adımı takip eden casuslarla çevrili olduğudur.

Venedik, 1605. Osmanlı İmparatorluğu’yla barış müzakereleri yapmaya hazırlanan Venedik Cumhuriyeti bir Türk elçiyi Palmanova Kalesi’nde ağırlamayı kabul eder. Fakat karanlık sokaklarda dolanan gölgeler ve şehri saran fısıltılar çok daha büyük bir planın habercisidir…

Gizem ve tarihi harmanlayan, heyecan verici bir yolculuğa hazır olun.

₺37,49
₺49,98

Bebeklerin Anne Karnından Dört Yaşına Kadarki Gelişim Evreleri ve Doğru Çocuk Yetiştirme Metotları

Bebeğiniz sizin dilinizi konuşamıyorsa siz onun dilini konuşun!

Çocuğunuz markette gördüğü abur cuburları almak ister ve almasına izin vermediğinizde ağlamaya ya da tepinmeye başlar. Peki bu durumda yapmanız gereken şey nedir?

Çocuklarla ilgili karşılaşılan zor durumlar anne babaları korkutur. Böyle zamanlarda nasıl davranılacağı konusunda çevredekilerin tavsiyeleri ya da geçmişe dair tecrübeler her zaman yardımcı olamayabilir. Çocuğun bu anlardaki davranışlarını ya da gelişim ve büyüme sürecini doğru yorumlayabilmek, anne babaların işini kolaylaştıracak en temel şeydir.

Bebeklik Yılları, saygın İsviçreli çocuk doktoru Remo H. Largo’nun bilgi ve tecrübeleri ışığında çocuğun dört yaşına kadar olan dönemindeki doğru yetiştirme tarzına dair ipuçları veriyor ve anne babaların çocuklarına nasıl yaklaşacaklarıyla, ilişkilerini nasıl düzenleyecekleriyle ilgili anlaşılır bilgiler içeriyor.

Her çocuğun özel olduğunu ve birbirinden farklı gelişim gösterdiğini belirten Largo, bunu çocukların farklı gece uykusu düzenlerine sahip olabilecekleri, kardeşlerin bile farklı dönemlerde yürümeye başlayabilecekleri gibi örneklerle destekliyor. Bu farkların anne babaları korkutmaması gerektiğini açıklıyor ve böyle durumlarda yapılması gerekenin sakinliklerini koruyarak çocuklarının davranışlarını anlamak ve yorumlamak olduğunu anlatıyor.

Çocuk yetiştirmeye dair merak ettiğiniz her şeyi yaşanmış olaylar ve istatistiki bilgiler ışığında bu kitapta bulacaksınız.

“İsviçreli çocuk doktoru Remo H. Largo’dan harika bir kitap.”

- TV Media

“Saygın çocuk doktoru, anne baba ile çocuğu birbirine yakınlaştırıyor, çocuğun varlığını daha anlaşılır kılmada anne babalara yardımcı oluyor ve anne baba ile çocuk arasındaki uyuşmazlığın ortadan kalkmasına katkıda bulunuyor.”

- Kanguru

“Remo H. Largo’nun çocuk yetiştirme üzerine bir klasik haline gelmiş bu kitabı her aile için gerekli.”

- Frankfurter Allgemeine Zeitung

(Tanıtım Bülteninden)

₺74,99
₺99,98

DÖRT DÖRTLÜK SENARYO HOCASI…
KUSURSUZ SENARYO KİTABI

“Senaryo üzerine ders veren bir yığın insan var ama benim dinlediğim kişi içlerinde en ünlü olanı: Robert McKee… Kendisi bilgili, tutkulu ve yorulmak bilmez bir konuşmacı. Bir haftada tam üç gün dolu dolu ders verdi ve bu dersler esnasında hiç kimse kendini kandırılmış hissetmedi… Hangi kıtada yaşıyorsanız yaşayın, eğer çevrenize baktığınızda bir grup yazarın veya sinema delisinin toplaştığını görürseniz, şehre mutlaka Robert McKee gelmiştir.”

- William Goldman, Başkanın Bütün Adamları ve Sonsuz Ölüm filmlerinin Oscar ödüllü senaristi ve Ölüm Kitabı, Prenses Gelin ve Generalin Kızı filmlerinin senaristi -

“Hikâye tasarımını bilmek senaristler için olduğu kadar yazarlar için de elzemdir. Hiç kimse Robert McKee kadar bu bilgiye hakim değildir. O sadece tanıdığım en iyi yazım hocası değil, ayrıca el attığı her konuda en iyi hocadır.”

- Steve Pressfield, The Legend of Bagger Vance ve Gates of Fire romanlarının yazarı-

“Robert McKee hikâye, senaryo, karakter oluşturma ve 
ekranın psikolojisi konularında bana derinlikli bir kavrayış kazandırdı. Bu işlerle meşgul olan hiç kimse böylesi bir zihni es geçemez. Yönetmenler, yazarlar ve yapımcılar için vazgeçilmez bir ihtiyaçtır o.”

- Quincy Jones, 68. Akademi Ödülleri ve MadTV’nin yönetici yapımcısı ve The Color Purple filminin ortak yapımcısı-

“Senaryo yazımı konusunda uluslararası çapta takdir gören uzman Robert McKee baş döndürücü bir program takip ederek dünyanın çeşitli yerlerinde o efsanevi senaryo seminerlerini veriyor.”

- Washington Post-

“Yazarken, özellikle yapı konusunda zorlandığım zamanlarda genellikle Robert McKee’nin bu muhteşem kitabının yol göstericiliğine başvururum.”

- Dominick Dunne -

“Robert McKee’den aldığım derslerin bana müthiş katkısı oldu. Her yazarın, oyuncunun, yapımcının ve yönetmenin ondan öğreneceği çok şey var

₺54,86
₺73,15

HİKÂYE SEMİNERLERİNİN EFSANE ÖĞRETMENİNDEN EKSİKSİZ BİR DİYALOG REHBERİ…

“Diyalog yazmak zorlu bir sanattır. McKee’nin kitabı, DİYALOG yazarları için harika bir araç.”

– John Lasseter, Yaratıcı bölüm başkanı, Pixar ve Walt Disney Animasyon Stüdyoları-

“McKee’nin Diyalog’u tüm yazarlar için bir içgörü ve ilham kaynağı. Öğretileri kariyerimi de değiştirdi, hayatımı da. Robert McKee alanında eşsiz bir öğretmen.”

– Steven Pressfield, Efsanenin Dönüşü, Yaratma Savaşı ve Ateş Geçitleri gibi çok satan kitapların yazarı-

“McKee daha önce öğretilmemiş olanı öğretiyor. O güçlü analitik ışığıyla diyaloğun yapısını ve görünmez temellerini aydınlatıyor. Genellikle içgüdüsel ya da gizemli kabul edilen diyalog yazma sanatının kimyasal gizlerini açığa çıkartıyor.”

– Terry Johnson, Tony Ödülü, Olivier Ödülü, Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Ödülü ve Yazarlar Birliği Ödülü sahibi yazar/yönetmen-

“Diyalog” bir başyapıt. Öğretmesi daha zor olan bir konu yoktur. Ama artık bu kitap var. McKee, tüm yazarlar için Tarzın Ögeleri çapında bir kitap yazmış.”

– Margaret Nagle, Altın Küre ödüllü TV dizisi Boardwalk Empire’ın yazar ve yapımcısı, Amerikan Yazarlar Birliği Ödülü sahibi ve NAACP Image Ödülü adayı-

“Çalışan yazarlar için zengin ve faydalı bir başucu kitabı.” 
– Kirkus Reviews-

“Eskiden muhteşem diyalog yazmanın öğretilemeyeceğini; bunun, kişinin diyalog kulağına sahip olup olmamasına bağlı olduğunu düşünürdüm. McKee’nin Diyalog’unu okumadan önceydi bu. Anlatılamaz olanı anlatmak konusunda usta bir sihirbaz o.”

– Sarah Treem, Yazar/yapımcı, Altın Küre ödüllü TV dizisi The Affair’in eş yaratıcısı ve genel koordinatörü, Amerikan Yazarlar Birliği Ödülü sahibi ve Emmy Ödülü adayı-

₺47,92
₺63,89

Olağanüstü maceralar mahallesinde, Canan ve bizimkilerle yine acayip şeyler peşindeyiz. Kapalıçarşı’da halı işine giren Dünya Bey ’i ziyaret edip coşmuş bulutları sakinleştirmek ve dev karpuzlarla halay çekmek gibi görevlerimiz var.

Temizlik canavarı teyze mi istersiniz, özgüven kazanıp kahraman olan Kumpir mi? Hadi, üstelik arttırılmış gerçeklikle eğlenceyi daha da arttırıyoruz!

(Tanıtım Bülteninden)

₺24,00
₺32,00

- Sınıf birincilerinden neden milyoner çıkmaz? Zincirin gücü, en zayıf halka kadar mıdır?
- İyi çocuklar en son mu bitirir? Çete üyeleri, korsanlar ve seri katiller işbirliği hakkında bize neler öğretebilirler?
- Bir donanma askerini bu kadar dayanıklı yapan şey, gizli bir malzeme midir? Felaketlerden sağ kurtulanlar neyi kendi avantajlarına kullanarak devam etme gücü elde ederler?
- Cengiz Han’ın stratejisi, Albert Einstein’ın hataları ve Örümcek Adam’ın inceliği bize iş ve özel hayat arasındaki dengeyi bulmamıza nasıl yardımcı olabilir?

Bu kitapta kalıpların dışına çıkan ve üstün başarılar sergileyen insanları diğerlerinden ayıran özellikleri ele alarak, nasıl onlar gibi olabileceğinize ve bazı durumlarda neden onlar gibi olmamanız gerektiğine bambaşka bir perspektiften bakacaksınız. Başarı hakkında tahminler yürütmeyi bırakın. Eric Barker’ın şaşırtıcı istatistikler ve merak uyandırıcı anekdotlarla bezeli bu kitabı, hayalinizdeki hayatı yaşamanız için nelerin işe yaradığı ve nelerin işe yaramadığını anlamanıza yardımcı olacak.

“Bu kitabı okumalısınız çünkü Barker patlatılmayı en çok hak eden bilgelik balonlarını tek tek patlatarak sizi gerçeklerle karşı karşıya getiriyor.”

₺18,75
₺25,00

İslamiyet nasıl bir toplum yapısı ve hangi değerler sistemi içinde doğdu?

İslam’ı Yunan felsefesiyle buluşturan ve bir kültür devrimine yol açan çeviri akımı, hangi sınıf temelinde ve ne gibi dürtülerle ortaya çıktı?

Kuran’ı “Allah’ın yaratılmış sözü kabul eden ve tarihselleştiren Mutezile mensupları ne istiyorlardı? Abbasi döneminde iktidar olan bu aydınlanmacı akım, Halife Mütevekkil döneminde nasıl karanlığa boğuldu? 
Bu şekilde “içtihat kapısı”nın kapanması, nasıl 18. yüzyıldan itibaren İslam dünyasını sömürgeleşme sürecine soktu?

İran, Afganistan ve Mısır’da Cemaleddin Afgani, Hindistan’da Seyit Ahmet Han sömürgecilikle hangi tezlerle savaştı ya da uzlaştı?

Göreli olarak bağımsızlığını koruyan Osmanlı Devleti’nde, yönetici zümre nasıl sekülerleşme yoluna girdi? Aynı şekilde Yeni Osmanlıların en parlak temsilcisi Namık Kemal, din-devlet ilişkileri ve “uluslaşma” sorunlarında ne gibi ilerici tezler savundu?

Meşrutiyet’te Mehmed Akif, Cumhuriyet döneminde de Necip Fazıl neden Namık Kemal’in de gerisinde kaldı ve laik Cumhuriyet’e cephe aldılar? Ve bugün de AKP iktidarı, Abdülhamid ve Necip Fazıl referansları ile ülkeyi hangi yöne sürüklüyor?

İşte tarihin bu yol ayrımında, bu sorular üzerinde çağdaş ve bilimsel bir yaklaşımla düşünmek ve tartışmak isteyenler için öğretici ve ufuk açıcı bir çalışma. Taner Timur’dan düne, bugüne, İslam-laiklik tartışmalarının özüne dokunan yepyeni bir toplumbilim ve tarih metni, yine bir temel yapıt!

₺18,00
₺24,00

Samir Amin’i anlatan ve onun da kendisini anlattığı bu kitap, emperyalist-kapitalist sistemin yarattığı kutuplaşma ve sömürünün ağır sonuçlarıyla yüzleşen halkların kurtuluşuna adanmış bir yaşamın izlerini sürüyor.

Üç ana bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde Demba Moussa Dembélé, Samir Amin’in, ailesi, eğitim hayatı, Marksizmle tanışması, politik fikirlerinin oluşumu, entelektüel yönelimleri, Marksist düşünceye katkıları ve kurduğu alternatif uluslararası örgütlenmeler hakkında kısaca bilgi veriyor.

İkinci bölüm, Dembélé’nin Samir Amin’le yaptığı söyleşilerden oluşuyor. Amin bu uzun bölümde, sosyalizm, kalkınma, toplumsal hareketler, çevre-merkez ilişkisi, tekelleşme, kapitalizmin krizi, kutuplaşma ve azgelişmişlik gibi çeşitli konulardaki görüşlerini ve farklı düşünürlerle/fikir okullarıyla yaptığı tartışmaları samimiyetle anlatıyor. Bir yandan da entelektüel üretiminin hiçbir zaman eylemden ayrılmadığını görmemizi sağlıyor.

Son bölüm, Amin’in seçilmiş metinlerinden oluşuyor. Bu metinler, “Kapitalizm neden Avrupa’da ortaya çıktı?”, “Marksizmin günümüzdeki misyonu nedir?”, “Dünyayı sarsacak ikinci ‘Güney’in uyanışı’ başladı mı?”, “Kapitalizmin krizinden çıkmak mümkün mü?”, “Avrupa dışı toplumların geri kalmışlığının sebepleri nelerdir?” gibi önemli sorulara yanıtlar arıyor.

Samir Amin’in çalışmalarına dair geniş bir kaynakça da içeren bu çalışma, düşünürün entelektüel dünyasına ilk adımı atmak ve onu daha yakından tanımak isteyenler için vazgeçilmez bir kaynak.

₺16,50
₺22,00

PİA MATER, bir roman ancak bildiğimiz romanlardan çok farklı. Yazarın tanımlaması ile o bir Nöro-Roman. Bir sinirbilimci olan Serkan Karaismailoğlu daha önce yayımlanmış olan Kadın Beyni Erkek Beyni ve Beyinde Ararken Bağırsakta Buldum adlı kitaplarından sonra ilk defa bir roman denemesiyle okuyucunun karşısına çıkıyor. Ancak bu kitabında da gene bilim var. Bildiğimiz roman kurgusunun içine ustalıkla yerleştirilen bu bilimsel veriler, roman kahramanlarının eşliğinde bir hikâyeye dönüşüyor.
Macera, bilim ve heyecanlı bir kitap okumak istiyorsanız PİA MATER tam size göre. Elma Yayınevi bir ilki daha buluşturuyor okuruyla; Serkan Karaismailoğlu ve Nöro-Roman…
Nöro-Roman: Sinirbilimsel gerçeklerin, belli bir kurgu ve hayali karakterler eşliğinde okuyucuya sunulduğu bir roman türüdür.

Adam bir türlü anlamıyordu. Beyin üzerine onlarca kitap ve araştırma okumuştu. Bu konuda kendisini önemli bir şekilde geliştirmişti ama gene de anlayamıyordu. Nasıl olur da bir başka insanı bu kadar net içinde hissedebilirdi ki. Onu gördüğü her an, sahip olduğunu sandığı bütün organlarının aslında ne kadar bağımsız ve başına buyruk olduklarını bir kez daha algılıyordu. Yıllardır beraber yaşadığı kalbi artık başkası için atıyordu, beyni desen çoktan olay yerini terk etmişti. Kendi hücreleri bile dinlemiyordu adamı. Bir insanın hücresi neden bir başkası için kendi vücuduna ihanet ederdi ki... Ama adam bir şeyden çok emindi. Tüm hücrelerinin kendisini terk edeceğini de bilse, onu gördüğü tek bir anı bile dünyada hiçbir şeye değişmezdi.

(Tanıtım Bülteninden)

₺31,50
₺42,00
Adı Leyla’ydı. İstanbul’un en eski genelevlerini barındıran o meşum sokakta yer alan gülkurusu renkli evde bilinen adıyla Tekila Leyla. Öyle derdi ona arkadaşları, ahbapları ve müşterileri. Öyle derdi ona beş kadim dostu. Hiç istemezdi Leyla kendisinden geçmiş zaman diliminde söz edilmesini. Ama işte kalbi daha az evvel susmuş, soluk alış verişi ise hepten kesilmişti. Şehrin kenarlarında bir çöp kutusuna bırakılmıştı cansız bedeni. Gene de henüz durmamıştı beyni. Çalışıyordu hâlâ. Tastamam on dakika otuz sekiz saniye boyunca…
₺27,38
₺36,50

Camille Laurens, Edgar Degas’nın ilk kez 1881 yılında Bağımsızlar Salonu’nda sergilenen “On Dört Yaşındaki Küçük Dansçı” heykelinin hikâyesini, heykelin başlattığı tartışmaları, heykel için poz veren Marie Geneviève Van Goethem ve yaşıtı çocukların yaşadıkları dramı, Paris Operası’nın kulislerinin içyüzünü ve Degas’nın yaratım sürecini anlatıyor.

On Dört Yaşındaki Küçük Dansçı , sanatçıdan ziyade sanat yapıtının yanında durmayı tercih eden Laurens’dan samimi, özgün, deneme ile anlatının sınırlarında dolaşan ve sözünü sakınmayan bir metin.

(Tanıtım Bülteninden)

₺10,50
₺14,00

Korkular ve kendine güvenme üstüne kısacık sıra dışı bir hikâye...

Felya, o şeyin ilk ne zaman ortaya çıktığını hiç bilmiyordu.
Küçüklüğünden beri bir an olsun yanından ayrılmamıştı ki.
Hep oradaydı.
Üstelik kimse bunun farkında değildi...

₺22,50 + KDV
₺30,00 + KDV

Türk Âşık ve Ozanları, isimleri uluslararası etnomüzikoloji alanında Türkiye ile özdeşleşen Kurt ve Ursula Reinhard’ın 33 yıllık çalışmasının ürünü olup halen uluslararası literatürde âşıklarla ilgili alan çalışmasına dayanan en kapsamlı yayınlardan biridir. Kitabın en önemli özelliklerinden biri, içinde yer alan şarkıların bazılarının ilk kez yayımlanıyor olması ve zaman içerisinde bu kültür unsurları değiştiği veya kaybolduğu için tekrar toplanmalarının artık imkânsız olmasıdır.

Müzikolojik çalışmalar bakımından Reinhard’lar, Türk-Alman etkileşiminin kurucularındandır; geçmişte birlikte alan çalışmasına çıktıkları pek çok öğrencileri de bugün Türkiye merkezli konular çalışan yetkin akademisyenlerdir. Dolayısıyla Reinhard’ları bir akademik kolun ekolün– başlangıcı olarak görmek mümkündür. Ancak Türkiye’nin Müziği ve birkaç makale dışında çalışmaları Türkçeye çevrilmediği için içeriği ve sundukları bulgular adeta sır olarak kalmış, sonuç olarak da Türkiye müzikolojisi Reinhard’ların ismini çok iyi bilmesine rağmen çalışmalarına ulaşamamıştır.

Türk Âşık ve Ozanları, Reinhard’ların Türkiye çalışmalarının Türk okur ve müzikolojisi tarafından daha yakından tanınmasının yolunu açacaktır.

₺24,00
₺32,00

Türk edebiyatında 1950 kuşağının önemli temsilcilerinden Onat Kutlar, sadece öykücülüğü ile sınırlı kalmamış, şair, sinemacı, çevirmen, kültür insanı kimliğiyle de sürekli üretken olmuştur.

Gündemdeki Sanatçı kitabıyla bir arada değerlendirilebilecek Gündemdeki Konu, Kutlar’ın Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan, ağırlıklı olarak medya, sinema temalı olmakla birlikte toplumsal meselelere doğru genişleyen, güncel nabzı tutan, eleştirel denemelerinden oluşuyor.

Yazıldığı dönemden günümüze, aradan geçen çeyrek yüzyıla bakılarak Türkiye’nin toplum-siyasetçi-aydın-medya çemberinde düştüğü kısırdöngüyü sorgulatacak türden, pek çoğu ironi merceğiyle okunabilecek makaleler.

Neyi arıyoruz gazetede?

Bizi acıtsa, kanatsa, karamsarlığa yöneltse bile gerçeği mi, yoksa bizi avutacak, rehavete salacak, ya da mış gibilerimizi okşayacak yumuşak bir kâğıt mendil mi?

Hani ne bebek kakasını, ne kanı, ne de alın terini hiç göstermeyen şık, güvenli ve zararsız, hijyenik kâğıtlardan birini mi?

“Onat, çağdaş Türkiye’nin bir ‘önsöz’üdür; çünkü sanatın, yazının, uygarlığın ‘sonsöz’ü yoktur… Onat yaşarken diriydi, öldükten sonra da diri kalacak.”

₺12,00
₺16,00
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 ... 14 >
< style >. async - hide { opacity : 0 ! important } < /style>