Beyaz kanatlı vampir serisi ilk kitabıyla yüz binlerce çocuğun gönlünü fethetmeyi başardı.Diğer kitapları ile de tutkulu bir hayran kitlesine sahip oldu. Kitap okumaktan nefret eden çocuklar dahi bu seriye kayıtsız kalamadı. Tam bitti derken bambaşka bir macerayla yeniden başladı. Ve şimdi Beyaz Kanatlı Vampir 8- Son Gece sizlerle.Her sayfasında heyecan, macera ve eğlence…
₺18,00
Genç dünyaların anlatılmamış öyküleri!

Haldun Taner Öykü Ödülü ve Melih Cevdet Anday Edebiyat Ödülü sahibi Neslihan Önderoğlu, sahici karakterlerle ördüğü etkileyici öykülerinde, gündelik yaşamın ayrıntılarına, gençlik duygularına incelikle, özenle dokunuyor. Farklı genç yaşamlardan kesitler sunan yazar, zengin alt temalarla ördüğü yeni kısa öyküleriyle, "edebiyatla" başka bir iletişimin mümkün olabileceğini hissettiriyor. Bugünün genç kuşağına ayna tutma özelliğiyle dikkati çeken Bana Sesini Bırak, Mutsuz Palyaçolar Örgütü, Ay Dolandı ve Tuhaf Şeyler Oluyor Bay Tarantino adlı kitaplarındaki yalın anlatımı ve çarpıcı gözlem gücünü Sen Ne İstersen'de de hissettiriyor. Arayışın, sevginin, hüznün, umudun, hataların, kahkahanın ve özgürlüğün öykülerini biriktiren yazar, yeni kitabında da gençliğin belleği olmaya devam ediyor.

Haldun Taner Öykü Ödülü ve Melih Cevdet Anday Edebiyat Ödülü sahibi Neslihan Önderoğlu, sahici karakterlerle ördüğü etkileyici öykülerinde, gündelik yaşamın ayrıntılarına, gençlik duygularına incelikle, özenle dokunuyor. Farklı genç yaşamlardan kesitler sunan yazar, zengin alt temalarla ördüğü yeni kısa öyküleriyle, "edebiyatla" başka bir iletişimin mümkün olabileceğini hissettiriyor. Bugünün genç kuşağına ayna tutma özelliğiyle dikkati çeken Bana Sesini Bırak, Mutsuz Palyaçolar Örgütü, Ay Dolandı ve Tuhaf Şeyler Oluyor Bay Tarantino adlı kitaplarındaki yalın anlatımı ve çarpıcı gözlem gücünü Sen Ne İstersen'de de hissettiriyor. Arayışın, sevginin, hüznün, umudun, hataların, kahkahanın ve özgürlüğün öykülerini biriktiren yazar, yeni kitabında da gençliğin belleği olmaya devam ediyor.
₺18,00
₺20,00
“Merhamet sessiz fakat dünyayı değiştirebilecek kadar güçlüdür...” 
Yağmurlu, soğuk bir günde pencere kenarına sığınan tekir kedi, patileriyle kapıyı çalarcasına cama tıklıyor. Sesinde miyavlamanın en naif tınısı, beyaz bıyıklarla süslü yüzünde gülümsemeye benzer bir ifade. Her haliyle sanki sevilmek için var edilmiş. Belli ki o sevimli patiler, insan kalbine bir çağrıda bulunuyor, merhamet başta olmak üzere iyilik hislerini uyandırarak, yürekleri ısıtıyor. Belki de bu yüzden insan ruhuna iyi geliyor. 

İnsanın binlerce yıllık yoldaşı kedi, hayatımıza öyle köklü bir şekilde yerleşmiş ki sadece bir evcil hayvandan ibaret değil. İnsan ve kedi arasında yalnızca kedi severlerin, yaşamlarının bir bölümünde kedi besleyenlerin anlayabileceği bir sır var şüphesiz... 

Bu kitapta yer alan, çoğu gerçeğe dayanan sımsıcak öyküler, kedi ve insan ilişkisine ve bu iklimde gelişen güzel duygulara birer vurgu niteliğinde. Vefa, sadakat, asalet, karakter sahibi olmak, sevgi, iyilik ve en önemlisi de merhameti eksenine alıyor. Elbette başrolde yer alan kedilere hakkını teslim ederek…
₺11,20
₺14,00

Toz duman kenarlardan, taşradan ve kuytulardan, memleketten yoksulluk halleri. Utananlar, üzülenler, âşıklar, yevmiyeciler, küçük kasabalar, hazin ve uzakta kalan hayatlar.

Devran, inatçı neşesiyle geçip giden zamanın çarpıklığını anlatıyor. Umut umut, cümle cümle… Evvela mahsus selam ediyor doğan güne.

Selahattin Demirtaş, yaralıların, umarsızların, kalbi hızla çarpanların hikâyecisi. Sofrasında konuk ağırlayan, durup durup konuşan…

Doksanların başı, ziraat fakültesini yeni bitirmişim, iş güç yok henüz. Günün çoğunu evde iş projeleri ve gelecek planlarıyla geçiriyorum. Dile kolay, her gün elli tane iş kuruyorum kafamda. Hemen para kazanmaya başlamam lazım diyorum. Acayip zengin olasım gelmiş, yerimde duramıyorum. Fakirlik içinde büyümüşüz, fakir fakir okuyup üniversiteyi de bitirmişiz. Ama her şeyin bir sonu olduğuna göre fakirliğin de bir sonu var değil mi?

₺14,25
₺19,00

Etgar Keret’in yepyeni kitabı!

Çağdaş edebiyatın en hınzır, en yaratıcı ve en kıvrak kalemlerinden Etgar Keret’ten pırıltısıyla göz kamaştıran bir kitap: Uç Artık. Umduklarına kavuştuklarında bulduklarını yitirenler, kanatlanmak isterken sertçe yere inenler ve insanların günü birlik savaşlarına daima kayıtsız kalan bir dünyada düşlerin değerini bilenler Keret’in yeni, yenilikçi ve eğlenceli öykülerinde bir araya geliyor. Hayal kırıklığıyla bilenmiş ruhlar, ritmi aksak kalpler ve hükmen kaybedenler bu sayfalarda teselli arıyor; insanlık iflas etse bile insanlar, bu öykülerde yaşamlarına devam ediyor. Burada kahramanlar, olay yerine asla vaktinde yetişemiyor, gaddarlık cihazlarla ölçülemiyor, aşkın ömrü bir saniyeden uzun sürmüyor ama umut hep, hep bir yerde yeşeriyor. Etgar Keret, benzersiz icatları ve incelikli anlatımıyla yine yapacağını yapıyor ve hakikatle hayali buluşturan sihirli dokunuşuyla yaşam ilhamı ile dolup taşan öyküler anlatıyor.

Bir ihtimal daha var... Uç Artık!

“Kara mizahı seviyorsanız, bundan iyisini bulamazsınız”

- Baltimore Sun -

“Keret, müthiş bir yazar. Yeni kuşağın sesi”

-Salman Rushdie - 

 

₺16,38
₺21,00
Mutlu Son, Çehov’un olgunluk döneminin başlangıcı kabul edilen 1887 yılına ait öyküleri bir araya getiriyor. 
Peterburgskaya Gazeta’da 1887 yılında yayımlanan öyküleriyle Anton Çehov, mizah yazarlığından öteye geçip 19. yüzyıl realist geleneği içinde kalıcı bir statü kazanmıştır. İnsan hayatının sonraki evrelerine, orta yaş deneyimine odaklanan öykülerin çoğunlukta olduğu Mutlu Son; kamusal ve özel hayat arasında mekik dokuyan çağdaş insanın deneyimlerini kesintisiz bir akış, toplumsal bir arka plan ve keskin bir estetik duyarlılık içinde betimliyor. Çehov’un öykü sanatında ustalığa ilerlediği dönemin ürünü olan Mutlu Son’da günlük hayatın sıradan görünen kesitleri özgün ve dokunaklı anlatılara açılıyor. Modern öykünün mucidinden modern insanın trajik açmazlarına dair bir başyapıt. 

“Koca bir yaşam tarzını belirli bir bireyin nitelikleri üstünden anlatmakta çok az yazar Çehov kadar başarılı olabilmiştir.” RAYMOND WILLIAMS 
Dünya edebiyatının başyapıtları İletişim Klasikleri dizisinde! 

İletişim Yayınları, Murat Belge yönetiminde edebiyat klasikleri yayımlamaya devam ediyor. İletişim Klasikleri dizisinden çıkan kitaplar, edebiyata karşı sorumluluğu okuma zevkiyle buluşturan bir anlayışla hazırlanıyor. Eserler orijinal dillerinden ve tam metin çevirileriyle yayıma hazırlanırken, ana metne eşlik eden ve yetkin isimlerin yazdığı önsöz ve sonsözlere yer veriliyor. Ayrıca her kitabın başında, yazarın hayatına ve yaşadığı döneme ışık tutan bir kronoloji bulunuyor. İletişim Klasikleri’nin içeriği eserin ilk baskı kapağı, el yazmasından örnek sayfalar, haritalar ve özel çizimlerle zenginleştiriliyor. Diziye özel olarak hazırlanan kapak tasarımında ise, resim tarihinden özenle seçilmiş görseller kullanılıyor.Zengin bir içerikle hazırlanan İletişim Klasikleri dizisi, güvenilir ve özenli bir edisyonla okurla buluşurken, alanında referans kaynaklar sunuyor. 
₺29,64
₺38,00
İçimde yıllar sonra memlekete dönmüş olmanın sevinci, ellerimde bavullar, havaalanının kalabalık telaşından kurtulup bir taksiye doğru yürürken azıcık terlemiş alnıma huzurun sessiz, sakin, ama garip bir şekilde ürpertici eli dokunuverdi...
Bavulları bıraktım, terimi sildim. Tam bu sırada o boz renkli kertenkele, ayaklarımın ucundan sessiz, sakin ama garip şekilde ürpertici bir bakışla süzülerek geçip gitti.
₺12,75 KDV Dahil
₺17,00 KDV Dahil

Mine Söğüt Gergedan’la unutulmaz Deli Kadın Hikâyeleri’nin izinden gidiyor. Yüksek gerilimli bir dille zihni kamçılayan öyküler kuruyor. Güncel olaylara yaşadığımız günlere getirdiği bakış açılarıyla okurunu derinden sarsıyor. Bir ateş yakıyor. Karanlık dağılıyor.

Arada bir kedi eziyorsun. Sonra bir sincap. Sonra bir kirpi. Sonra köpek. Sonra ne olduğu anlaşılamayan şey. Sonra bir gelincik. Geç. Bir tilki. Geç. Bir kaplumbağa. Geç. Bir tavuk. Geç. Bir kertenkele. Geç geç. Bir yılan. Geçiniz. Bir kunduz. Geçiniz. Bir ceylan. Bir gelincik. Onu da geçiniz. Bir inek. Geç. Bir koyun. Geç. Bir devekuşu. Geç geç geç. Bir ejderha. Geç geç.

Bir Zümrüdüanka eziyorsun.

Geçiyorsun.

Bir gergedan eziyorsun.

Geçiyorsun.

Yeryüzünün gerçek tanrıları tekerlerinin altında, bağırsakları dışarıda. Herkesle beraber irili ufaklı kan lekeleri bıraka bıraka ardında işe gidip geliyorsun.

₺11,20 KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil
Belli bir sürede (bir karakış boyu) belli bir noktada (ülkemizin doğusunda on üç haneli, yüz on dört nüfuslu Pirkanis adlı dağ köyünde) anmak, ansımak, anlamak, sormak, karşılık aramak ve özellikle yaşamı sürdürebilmek için yapılmış konuşmalardan seçmeler ya da bir monolog’un, diyalog’a dönüştürülmesi çabalaması.
₺16,50 KDV Dahil
₺22,00 KDV Dahil

“Doğu, iletişimsizliğin anayurtlarından. Hem de Doğu’nun dağ köylerinde, genç bir aydını kim anlayabilir? Yakınlıkların yabancılıkları, yabancılaşmayı çoğalttığı bir dünya, iki kutup arasında bir öte – üçüncü – dünya da doğurmaya başlar. İki ayrı kimlik arasında oluşan, kimliksiz, belirsiz, tanımlanması güç bir dünyadır bu… Ferit Edgü, Doğu serüvenini yıllar sonra yeniden taşırken bugüne, o iletişimsizlik karabasanını da dağıtmaya çalışıyor gibidir.”

- Semih Gümüş -

₺11,25 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil

Ferit Edgü, ilk kez 1977’de yayınlanan O [Hakkâri’de Bir Mevsim] adlı romanında, Türkiye’nin doğusuna, sarp dağlarına, umarsız insanlarına bir ağıt yakmıştı.

Melih Cevdet Anday’ın “gerçeğin inanılmaz bir düşe dönüştüğü, şaşırtıcı bir öykü” diye nitelediği O’dan tam o otuz yıl sonra, Edgü Yaralı Zaman’la yeniden Doğuya dönüyor.

Bu kez, Hakkâri’de hiç de düşsel olmayan bir yolculuğa çıkıyor.

(Tanıtım Bülteninden)

₺11,25 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil
İlk baskısı 1978 yılında yayınlanan Bir Gemide, 1979’da Sait Faik Hikâye Armağanı’nı aldı.  
  
Yaşadığı toplumun zihin bulanıklığını, iletişim sorunlarını, duyarsızlık, tepkisizlik sarmalını sorgulayan 
bu 8 öykü, yazarın, kitabın ilk baskısının arka kapağında Tolstoy’dan alıntılayarak yazdığı gibi “toplumsal ve  
bireysel felaketlerle dolu” günlerde yazıldı.
₺10,50 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil

Sabahattin Ali, toplumcu gerçekçi yeni Anadoluculuk anlayışının hikâyede ilk örneklerini veren bir yazardır. Kuşağını ve kendinden sonraki kuşakları etkiler. Modern Türk hikâyesine yeni bir kapı açar. Hikâyelerinde yoksul, kimsesiz, gariban, hasta, suçlu, mahkûm; küçük insanların, yani toplumun “öteki” ve çevrede kalmışlarının hayatlarını anlatır. Olayların geçtiği yeri; köy, kasaba veya Anadolu’nun bir şehri, mekânı, eşya ve nesneleri olanca yalınlığıyla tasvir eder. Dili sadedir; hiçbir fikrin ön kabulleriyle hareket etmez. Anlattığı olayları zamanın ve kahramanlarının doğal diliyle anlatır. Esasında o, anlattıklarıyla çağının sosyal hayatına tam bir ayna tutmuş olur. İnsanların ruh dünyasını; acımasızlık ve merhametini, hayalleri ve korkularını, yalnızlık ve çaresizliğini en ince ayrıntısına kadar dile getirir. Onun sosyal gerçekçiliği, çektiği insan ve toplum fotoğrafı kurulu düzene ve statükoya karşı derin bir tepkidir.

Yayınevimiz, Sabahattin Ali’nin bütün eserlerini yeniden yayımlarken onun düzenlemesini ve eserlerinin sağlığında yapılan ilk baskılarını esas aldı ve onları, hatırasına saygı göstererek çarpıtmadan basmayı kendine ilke edindi.

₺9,60 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil

“Gözümde tüten ne şehirler, ne insanlar, ne de kırlar ve ormanlardı. Açık denizleri, etrafında duvar olmayan, uçsuz bucaksız yerleri arıyordum. Ama ruhumuz böyle gökyüzlerinde uçup dururken birdenbire yere inip insan küçüklüğü ile karşılaşmak ne tuhaf oluyor.”

İlk kez 1947’de yayımlanan ve kısa süre sonra toplatılan Sırça Köşk, Sabahattin Ali’nin düzeni ve iktidar sahiplerini eleştiren öykü ile masallarını bir araya getirir. Sabahattin Ali’nin öyküleri bugün hâlâ aynı derecede sarsıcı ve anlamlı…

₺5,60 KDV Dahil
₺7,00 KDV Dahil
₺13,52 KDV Dahil
₺16,90 KDV Dahil

Hikâyelerin içine girip dolaşabilen okuyucuların –hakikaten becerebilenlerin diyorum– bu kitabın kapağını açtıktan sonra çıkacakları yolculukta karşılaşacaklarına ne ölçüde aşina olduklarını bilemiyorum. Sonuçta bütün seyahatler sürprizler barındırır. Ya da şöyle söylemeli; ‘karşı tarafın’ okuyucusu olarak bu şenlikli sokaklarda dolaşmaktan benim payıma düşen hem neşeli, hem hüzünlü ama illa ki tuhaf tanışıklıklar oldu.

TAYFUN PİRSELİMOĞLU

Yönetmen / Senarist / Yazar / Ressam

 

Bu kitabın başrollerinde sinema, edebiyat ve Kadıköy var. Murat’ın öykülerinde, insan yüreğine dokunan şeyler ve bir semte karşı yıllarla oluşmuş “tutku” var... Her öyküsü derinleşen anlamlarıyla insan yüreğine dokunuyor. Yalnızca yüreğimizle görebileceğimiz şeyleri anlatıyor. Sokakları adeta bir sinema sahnesi, sinemayı bir öykü, sevdiklerini de bir şiir gibi anlatıyor. Tüm bunlar onun kaleminin ne kadar güçlü ve yüreğinin de ne kadar duyarlı olduğunu gösteriyor.

SELİM GÜNEŞ

Yönetmen / Senarist / Fotoğraf sanatçısı

 

Sistemin dayatmalarını reddederek, beyazperdede gördükleri ve çerçevenin dışında hissettikleri, kırılgan yüreğinden süzülüp gelen dokunuşlarıyla daha bir anlam kazandığında “Evet” diyoruz, “hayat dediğin bu işte.” Bir film karesi, bir hikaye içinde yer alan insanlığımız, dostluğumuz, sevgilerimiz…Yani, Murat Erşahin’in hikayeleri. İyi okumalar.   

ALİ ULVİ UYANIK

Sinema Yazarı 

 

Murat Erşahin’in satırlarını okurken geçmişle bugün arasında dönüp duran sarmal bir hafızanın, şiirsel bir coğrafyanın içinde dolaşıyoruz. … geçip giden zamanın hüznü, bellek ve dil, bir araya gelip çağımızın hoyratlığına adeta isyan ediyor.

MEHMET AÇA

₺15,12 KDV Dahil
₺18,90 KDV Dahil

“Cehaletimizi kırabiliriz, becerilerimizi, yeteneklerimizi ve zekâmızı kullanarak kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz.

En önemlisi, özgür olabiliriz!

Uçmayı öğrenebiliriz!”

Zamansız bir klasik olarak her yıl giderek daha fazla okura ulaşan “Martı”, yazımının üzerinden geçen yarım asra yakın süreyi, onunla büyüyen Türk okurlarla birlikte kutlayacak!

₺19,60 KDV Dahil
₺28,00 KDV Dahil

Psikolojik gerilimin ustası Patricia Highsmith, bu kez bizi bir kadın düşmanının zihninde yolculuğa çıkarıyor. “Kusursuz küçükhanım”dan “kadın romancı”ya, “dansçı”dan “koket”e, bu koleksiyonun parçası olan on yedi kadının her biri kendilerine biçilen basmakalıp rollere karşı koyuyor ve bu boğucu dünyayı yıkmak adına hem kendilerini hem de çevrelerindeki erkekleri felakete sürüklemekten çekinmiyor.

Highsmith, sıradan olduğunu düşündüğümüz hayatların gizlediği acayiplikleri ve vahşilikleri bu kez bir fabl yazarının yalın ama ironi dolu diliyle anlatıyor. The Guardian eleştirmeninin de söylediği gibi: “Bu kitabın amacı kadın düşmanlarına bir ders vermek değildir, tam tersine bir kadın düşmanına doğum günü armağanı olarak verilebilecek nitelikte bir gerilim yapıtıdır.”

₺9,80 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil
Gereksiz Bir Adamın Güncesi, Turgenyev’in dünya edebiyatında kalıcı bir iz bırakarak birçok yazara esin veren “Gereksiz Adam” tiplemesine kaynaklık eden unutulmaz öyküsünü de içeren bir derleme.
Gereksiz Bir Adamın Güncesi, 1840’larda Rusya’da birçok yazarın zihnini meşgul eden popüler bir toplumsal olguyu ele alır. Başına gelen talihsizliklerin sebebini yine kendisinde arayan Çulkaturin günlerini buruk bir tatminsizlik ve gereksizlik duygusuyla geçirmektedir. En yakınlarının yanında, ailesi ve sevdiği kadınla birlikteyken bile kendini gereksiz hissettiği için hiç kimse tarafından ciddiye alınmadığını düşünmektedir. Turgenyev’in keskin gözlem gücünü yansıtan bu öykü derlemesinde “gereksizlik duygusu”nun nasıl kişisel bir olgu olmaktan çıkıp modern zamanların yaygın bir toplumsal hastalığına dönüştüğünü büyük ve öngörülü bir edebiyatçının kaleminden okuyacaksınız.
“Turgenyev’in eserleri yalnız kurulu düzenin iktidarını değil toplumsal dokudaki hastalıkların tahrip edici etkilerini de gösterir.” VICTOR RIPP
₺30,80 KDV Dahil
₺38,50 KDV Dahil

Öykü ile şiirin birlikte uyuduğu bir kitap Panayırda!

Bu kitapta birbirine uymaz görünen tüm parçalar birleşiyor. Afrika’nın Tanrı Dağı’na tapan kabilesinden, Viktorya Dönemi İngilteresinde yaşayan bir uşağa; Balkan şarkıları yükselen köhne bir tavernadan, Anadolu’nun çay kokulu evlerine; Kuzey Avrupa’nın sık ormanlarından, Halep’in bakır cezvelerinde Türk kahvesi fokurdayan meydanına. Yüzyıllar öncesinden bugüne, bugünden yıllar sonrasına… Aysu Arslantürk, Batı’nın varoluşsal sancılarına, ümitsiz serzenişlerine sırtını dönüyor. Gerçek bir cevap arayışı ile yedi öyküde zihni zorlayan bir dünya gezintisine çıkarıyor okuru ve her öyküyü takip eden yedi şiirle, tasavvufu yeniden yorumlayarak coğrafyamıza bırakıyor.

Arslantürk, günümüzün sıkıntılı edebiyatından biraz olsun uzaklaşıp kadim sorgulamalar içeren Doğu kültürünün çok bilimli, çok kültürlü yapısına yaslıyor metnini. Biçimsel olarak yedi basamaklı düz bir çizgide ilerleyen kitabın sunduğu akıl oyunları sema etmenin yahut bir incirin yapısının içerdiği çokluğu önemsiyor. Panayırda, alt metinleri bağlamında zengin ve kat kat açılabilen bir öykü kitabı… Yazarın okurla da bir derdi var; okuyucunun kendini bırakmasını istiyor, tarlalarla gök yer değiştirinceye kadar hem de. “Mavi buğdaylar” ayırdığımız her şeyi birleştirmemiz için bir davet. Batı kültürü ve davranışına hâkimiyetini belli eden ve yüzünü Doğu’ya dönen metinlerde, bir ödünç alma değil yazarın yaptığı, tuttuğu kavrama, elinin izi çıkıyor.

Yazar ve okuru arasında muhteşem bir boşluk var; bir uyanış, bir aydınlanma, bir birlik daveti ile sunulan eserlerde okur, serbest! Düşünme alanı geniş ve katmanlı. Taverna öyküsü biterken kulağınızda üç el silah sesi ile kalıyorsunuz, karakterlerden kimi yaşatmak istediğiniz size bırakılıyor.

Kitabı bir panayıra çeviren, aslında eserlerdeki örtülü göndermeler. Tüccarların selamlaştığı “mülahham at sineği”nin Sokrates olduğunu, “Siyah ipliği olmayan kilimi dokuyan kimin annesi?” dizesini okurken Anadolu’da siyah ipliğin hüznü temsil ettiğini, Anma’yı okurken Kraliçe Viktorya dönemine hakim olmanın öyküyü ters yüz edebileceğini, “Berimsel yıkılacaklar” dizesindeki ‘berim’ sözcüğünün ODTÜ’lü bir hocanın bilişim alanında ‘computing’e alternatif olarak Türkçe’ye kazandırmaya çalıştığı bir sözcük olduğunu, Tanrı Dağı’nda tanrıların mabedi ile karşılaşmak için bu yüksek dağa tırmanan bir Afrikalının yaşadıklarının aslında dağcıların yüksek irtifada yaşadıklarına ne kadar paralel olduğunu fark etmek, yeni nesil edebiyatçılara bakış açısını değiştiriyor.

₺12,80 KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil

Aşk ve özgürlük üzerine beş Ferrara öyküsü

İtalya’nın en önemli yazarlarından Giorgio Bassani, Surların Dışında – Beş Ferrara Öyküsü ile 1956 yılında İtalya’nın önemli ödüllerinden Strega Ödülü’nü aldı. Çocukluğunu ve gençliğini geçirdiği, faşizmin koyu perdesi altında bütün halkın simgesi olarak yükselen Ferrara’yı mekân olarak kullandığı bu öykülerinde yazar, çağının meselelerini bireylerin hayatları üzerinden anlattı.

Yapı Kredi Yayınları daha önce önemli kitaplarını Neyyire Gül Işık ve Yelda Gürlek’in çevirileriyle yayımladığı Giorgio Bassani’nin bu eserini de Leyla Tonguç Basmacı’nın çevirisiyle Türkçeye kazandırdı.

“Daha yeni başlayan savaş kim bilir ne kadar süreceğinden, artık harekete geçmiş olan kapan ne şekilde olursa olsun kaçmayı imkânsız kıldığından, izlenebilecek tek yolun, herkesi ama herkesi umuttan yoksun bir geleceğe götüren yol olduğu besbelli olduğundan, en iyisi, en azından merhametten ve tevazudan, yol arkadaşlarına bakıp mastürbasyon yapan müebbetlikler gibi kendilerini gönüllü olarak tek başına hayallere, boş zaman meşgalelerine, zavallı, sefil hezeyanlara adamaya devam etmekti.”

₺14,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

Kültür sanat dünyasının medya ayağından bilirdik Sibel Ateş Yengin’in imzasını. Şimdi, kurgu dünyasına gözü pek bir giriş yapıyor. Mırıldanarak.

Sibel Ateş Yengin’in ilk öykü kitabı Bu Evde Kimse Yaşamıyor yaşamda küçük inceliklerin hâlâ yaşadığını iddia ediyor. Küçük, incecik, sessiz, belki köşede.

Bu bir ilk kitap. Şifasını kendi buluyor. Derdine derman oluyor.

O evde kim yaşıyor?

“O ilk gece buz gibiydi yanakların. Ellerin… Ellerin soğumamıştı henüz. Anne. Çok yalnız kaldım anne. Bak sana ilk kez anne dedim. An. Ne. Anne. Annn ne! Anne. Aaannne.Duydun mu beni anne. Anne. Elimi tutmasan da gözüme bakmasan da saçlarıma dokunmasan da bu evin bir annesi vardı. Beni sensizliğe alıştırmanın bir yoluydu bu. Biliyorum. Sevdiğindendi uzak durman. Değil mi anne. Çok sevdiğindendi. Ölü de olsa bir anneye sarılmak huzur verir. Öyle değil mi anne… Öyleyse derdime derman olacak, şifamı kendim bulacağım…”

₺12,00 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil

Durgun denizin minik dalgacıkları üzerinde, güneşin altın gibi ışıldadığı pırıl pırıl bir sabahtı.



Sahilden bir mil uzaklıkta, denizi kucaklarcasına ilerleyen bir balıkçı teknesi, martılara kahvaltı zamanının geldiğini haber veriyordu. Binlerce martı, bir lokma yiyecek için mücadeleye girişmişti bile. İşte zor bir gün daha başlıyordu.

₺14,63 KDV Dahil
₺19,50 KDV Dahil
Türk edebiyatının usta hikâyecilerinden Mustafa Kutlu’nun yeni kitabı Sevincini Bulmak okurlarıyla buluşuyor.
Kutlu, Sevinci Bulmak’ta “dış dünyanın hücumuna karşı kitapların dünyasına sığınan” Suna ile Elif’in hikâyesini
anlatıyor. Hikâye, Tanpınar hayranı bir akademisyen olan Suna’nın ve onun dert ortağı, sırdaşı Elif’in hayatlarına
giren insanların, yaşadıkları aşkların, ayrılıklarının, uğradıkları hayal kırıklarının, hüzünlerinin anlatılmasıyla
şekilleniyor. Kutlu, “sevincini arayan” ve bütün zorlukların üstesinden gelen kadınların dünyalarını okuyucuya
açıyor.
Kutlu, yeni kitabında insani ilişkilere değinmekle birlikte günümüz ilişkilerini de sorguluyor.
“Güz.
Nedir güzün güzelliği?
Yaprakların kızırması, sararması, ardından dala elveda diyerek ayva kokan esintinin kolları arasında, bir o yana bir
bu yana salınarak toprağa düşmesi. Şahane ayrılık, şahane ölüm. Toprak ve yaprak iki sevgili değil midir? Yahut
ana-oğul. Yaprak düşer, bin parçaya ayrılır, ana kucağında ölür. Bu dramatik kavuşma için yağmurun sayısız
bestesi vardır. Taze mezar üstüne yağar, yağar...
Ne zamana kadar?
Kara çevrilip tüm âlemi sessizlik kaplayana kadar. Sonra matem sona erer, güneş gülümser. Dallara su yürür ve
tomurcuk patlar. Toprak ana yavrusunu hayata uçurur. Devran böyle döner.
Pervane alevin etrafında döner döner, aşktan çıldırarak kendini ateşe atar.
Şimdi biz bir aşkın doğumuna şahit olmayacak mıyız? Buna bir şiir yazmayacak mıyız?”
₺18,00 KDV Dahil
₺24,00 KDV Dahil

Francis Bacon’ın Yeni Atlantis’i, halkın bilimle birlikte mutlu bir şekilde yaşadığı Bensalem adı verilen hayali bir ülkede geçen ütopyacı bir hikâyedir. Bacon’ın ölümünün ardından, ilk defa 1627’de yayımlanmıştır. Bacon Yeni Atlantis’te özellikle, devletin bilimi desteklemesine ve bunun önemine odaklanır. Tıpta, cerrahide, meteorolojide ve mekanikteki pek çok gelişmeyi öngörmüştür. Yeni Atlantis bir ideal devlet ve toplum modeli olmasının yanında Bacon’ın ideolojisini de temsil eder. Bensalem halkı, deneyimli bir politikacı olan Bacon’ın ideal niteliklere sahip yurttaş kavramını örnekler: cömert, aydınlanmış, haysiyetli ve dindar. Bunlar Bacon’ın 17. yüzyılda İngiltere’de görmek istediği niteliklerdir.

Bacon Yeni Atlantis’te Platon, Aristoteles ve diğer ilkçağ filozoflarının insanların arzularının peşinde daha az koşması gerektiği yönündeki görüşlerine katılmaz; çünkü ona göre, bilimdeki muazzam ilerlemeler sağladıkları şeylerle bedensel arzuları yatıştıracak ve insanın açgözlülüğünü tatmin edecektir. Bacon’a göre, insanı ahlaki olarak daha yüksek bir duruma getirmeye çalışmak enerji ve zaman kaybıdır. Sonuç olarak, Bacon bilimin ilerlemesini, insanlığın doğa üzerindeki kontrolünü artırmanın ve tüm insanların rahatını ve huzurunu sağlamanın en iyi yolu olarak görmekte ve bilimsel ilerlemeye adanmış İngiltere Kraliyet Topluluğu gibi kurumlar da Bacon’ın ütopyacı vizyonunun cisimleştiği kurumlar olarak kabul edilmektedir. Yeni Atlantis ütopyası, bilimin dünyadaki kötülüklere bir çözüm olduğu düşüncesinin altını çizmektedir.

₺7,50 KDV Dahil
₺10,00 KDV Dahil
Rus öykü ve oyun yazarı Anton Çehov, Çarlık Rusyası’nın çöküş dönemindeki taşra yaşamını, insan ilişkilerinin kopukluğunu, bunalımlı bir toplumun bireylere yansıyan tedirginliğini şiirsel bir gerçeklik içerisinde dile getirdi. İnsan ruhunun en derinine inerek bireyin sınırsız yalnızlığını işlediği öykülerinde, yalın bir anlatım ve lirik bir duyarlılıkla sıradan insanların anlamsız gibi görünen yaşamlarına anlam kattı. İnce bir ironi duygusuyla harmanlanmış öykülerinde kaba ve çirkin olanı açığa çıkartarak, iyimserlik duygusunu ön plana alan Çehov, modern öyküye dramatik bir yoğunluk katmıştır. Anton Çehov’un öykülerinden yapılmış özenli bir seçkiyi, Yılmaz Gruda’nın ustalıklı çevirisi ile sunuyoruz.
₺11,25 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil

Pasta kutusundan çıkan satırları okumak kadınlar için bir mutluluktu. “Bunları yazarken beni düşündü,” diyorlardı içlerinden (öyle olmadığını herkes bilse de) ve değersiz varlıklarına bir değer biçildiğine inanıp mutlu oluyorlardı. Belki de ilk kez var olduklarını hissediyorlardı. Bunu anlamayacak kadar aptal değildim.

Siparişle pasta yapan ve her birinin içine kişiye özel aşk metinleri koyan ama aşka inanmayan Faik Bey, kullandığı Mercedes’e âşık şoför, kırsalda saklanan babası hakkında atlılara ipucu vermemeye çalışan ufak çocuk, iki oğluna arı izleme projesi veren çapkın baba, eski kocasını bir sabah bir kafede, yanında yeni sevgilisiyle görüp işe geç kalan kadın, yabancı bir kadın gazeteciyi sınır kentindeki bombalanmış otel odasında alıkoyan adam…

Hikmet Hükümenoğlu, onu romanlarıyla tanıyan okurunun karşısına bir öykü kitabıyla çıkıyor – Aşka İnanmayanlar İçin Aşk Öyküleri. Tuhaf, patolojik, alışılmadık aşk hikâyelerinin yanında bildik durumları da ustalıkla, incelikli bir mizahla, merak duygusunu hep canlı tutarak anlatıyor. İnanıp inanmamak okura kalmış.

₺11,90 KDV Dahil
₺17,00 KDV Dahil
İlban Ertem, Gırgır’la başlayan komik çizgili, underground eğilimli çizgi 
roman geleneğimizin öncülerinden. Yıllarca her hafta çizen, sürekli 
hikâye üreten, ne anlatacağı merak edilen bir usta… 
Üç Hikâye, Ertem’in dünyasından üç ayrı güzel çizgili tefrika. Geceye 
karşı ışıl ışıl... 
Bodrum’dan Pera’ya, oradan metropole, medya cangılına... Rüzgârın 
dinlediği bir aşk hikâyesinden “bitti o sevdalar” dedirten kirliliklere… 
Tekinsiz bir İstanbul. Pâre pâre duman. Cıgaralı sesler, sermayeler, 
çirkinler, erkeklik pozları, nabız gibi atan kadınlar ve dolanıp duran 
arzular.
₺32,00 KDV Dahil
₺40,00 KDV Dahil

Nehrin öbür yakasına geçtiklerinde hava kararmak üzereydi, köprünün başındaki askerin pasaportları kontrol ettiği yerde bir çuval patates, üç adet soba borusu ve bakır bir çaydanlıktan ibaret yüklerini kenara koyup biraz dinlenerek yollarına devam ettiler. Gökyüzü üzerlerine düşecek kadar yakın, boz; hava soğuk…

Daha önce Moskova Defteri adlı öykü kitabını yayımladığımız Bahar Aslan’ın yeni kitabı Bakü Defteri, yine sınırları aşan, umutlarının, özlemlerinin, düşlerinin peşinden farklı coğrafyalara giden, savrulan insanların öykülerini anlatıyor. Dünyamızın bugün yaşadığı göç dalgalarının, yurt arayışının içimizde nelere dokunduğunu son derece duru bir Türkçeyle aktarıyor Bahar Aslan.

₺9,80 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil
İçeri girmez miydiniz, diyor. Yüzünde yarım bir gülümseme. Onu bütüne mi tamamlasa yoksa yüzüne daha başka bir ifade mi oturtsa, karar veremiyor. Daha üzgün görünebilir belki ya da daha öfkeli. Bu duruma hepsi uyar. Hayır sağ olun, otobüse yetişmem lazım, diyorum. Yalan. Birlikte yaşadıkları evi, onun benim hayatımda olmadığı zamanlarda kaçıp saklandığı yeri ne kadar çok merak ettim. Ona bizden başka bir hayatı içine sığdırabileceği bir ev yarattım. Odalarında, banyosunda, mutfağında defalarca dolaştım. Şimdi eşiğinde durduğum bu evin, o düşsel eve ne kadar benzediğini görmek ilginç olabilirdi. 
İçeri Girmez miydiniz?’le Haldun Taner Öykü Ödülü’nü kazanan Önderoğlu, öykülerinde farklı hayatları, farklı insanları bir araya getiriyor. Yalın ve çarpıcı anlatımıyla dikkatleri üzerine çeken Neslihan Önderoğlu, bu kitabında da günlük hayatın derdini, tasasını yüklenen, yaşamdan yaralar alıp kabuklarına çekilen insanları anlatıyor. Yazar, yoğun bir hüzün duygusunun sarıp sarmaladığı bu öykülerde okurun bamteline dokunuyor.
₺9,80 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil

 Zeki Kayahan Coşkun’un öykü kitabı, ayrılmaya bir türlü razı olmadığı oyuncaklar, fotoğraflar, mektuplar ve pek çok küçük eşyayla dolu, kalbinin en derin köşesinde taşıdığı bir kutu gibi…


 


Yazarın biriktirdiği hissi senetlerin borsası sayfa sayfa açılıyor önümüze… Anılar kumaşından elbiseler diken usta bir terziyle karşı karşıyayız.


 


Arkadaşlıklar, aile, okul… Ve bir çocuğun gözünden İstanbul… Kendimden çok şey buldum öyküleri okurken… Kirlenmiş, bir köşeye atılmış, buruşuk anıları temizliyor Zeki Kayahan Coşkun… Lekelerini çıkarıyor, kırışıklıkları ütülüyor, yaşama sevinci kokusuyla bize geri veriyor.


 


Duygu gardırobunuzdan çok şey bulacaksınız bu kitapta… İçinizdeki boş askılar artık üşümeyecek! »


-Sunay Akın-

₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil

Bilmediğiniz bir İstanbul’da, az duyulmuş ve merak uyandıran gerçek hikâyeler eşliğinde gezintiye davetlisiniz. Daha önce hiç karşılaşmadığınız tiplerle tanışacağınız, cinayet, uyuşturucu, fuhuş, hırsızlık gibi ilginç ve karanlık yaşanmışlıklara dahil olacağınız, hayret uyandıran hikâyelerin bir arada sunulduğu, kaynak niteliğinde bir kitap. Bu kitabı okuduktan sonra, İstanbul’a bambaşka bir gözle bakacağınız kesin.

Türk Edebiyatı dilimizi, dünümüzü, günümüzü, evimizi, kısacası dokunduğumuz tüm güzellikleri kapsıyor. Okurlarımızı kendi dilimizle kurulmuş dünyalarla tanıştırmak ve onlara içinde doğduğumuz kültürle demlenmiş öyküler sunmak istiyoruz. Türkçenin gücü hevesimizi ve heyecanımızı artırarak bu yolda daha emin adımlar atmamızı sağlıyor. Türk Edebiyatı serimiz ile ustalarımızın eserlerini kitaplığınıza taşımayı ve sizleri yeni yazarlarla tanıştırmayı hedefliyoruz.

₺13,50 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil

Bir Kaplumbağanın Bir Sincabın Boynunu Isırması fena bir kitap. Sincabın neşesi ve akışı var içinde; olaylarla ağaçtan ağaca sürüklenmenin tadı da var. Sonra sertlik, boyunda beklenmedik bir yerden gelen bir ısırık var. Boğuk bir melankoli. Sürekli bir sevişme bahsi. Kentsel dönüşümden yeni göç dalgalarına, gözaltılardan Hrant Dink'in öldürülmesine toplumsal olaylar; derken iki eski arkadaşın ilk kez sevişmeyi başarma mücadelesi. Bazen klasik kısa öykünün rafine bir örneği, bazen bambaşka imkânlarla paslaşan yenilikçi formlar.
₺11,25 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil

2005 Necatigil Şiir Ödülü sahibi Betül Tarıman, şiirlerinden sonra bu kez öyküleri ile karşımızda.

Rıza Bıyık’ta, kendine ve dünyaya göçebe olduğunu fısıldayan, eşyanın eski yüzünü, ansızın bastıran yağmuru, insanların telaşlı hallerini, kara bıyıklarıyla bilinen bir babanın varlığını hayatın bir yerine mühürleyip bırakan anlatıcının öykülerine kulak veriyoruz.

Gündelik hayatın ayrıntılarında canlanan bir duygunun peşi sıra, insana özgü bir kısırdöngüyü kırmak isteğiyle konuşan kısa öyküler.

“Annecik uzun uzun camdan dışarıya baktı. Evleneli beri eşyaları oradan buraya, buradan oraya taşımaktan ağzı burnu çarpılmış. Ha¬bire ekmek, çorba, kuru fasulye yiye içe, memeli göbekli, kocacığı hoş tutacağım diye... Allahsız gözü hep dışarıda. Evi temizlese ne temizle¬mese ne, varsın bok götürsün, içine ettiğimin evi. Yere çorba dökülmüş. Kalsın. Bardak kırılmış. Kalsın. Yerde kitaplar kalsın, vitrinin camı kırılmış, saçlarının boyası gelmiş, kalsın. ‘Kala kala olduğum yerde kaldım.’ dedi. Ansızın canavara dönüştü. Kaç kez geçtiği kendinden, bu kez de bağırarak geçti. Bekledi, hiçbir şeyi bekledi.”

₺6,30 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil
Bundan 100 yıl önce St Petersburg’da ayaklanan işçiler Çar’ın sarayına girdi ve kurtuluş arayışındaki insanlığa bir kapı araladı, başka bir dünyanın mümkün olduğunu gösterdi. Tarihsel dönemlerin en buhranlı anlarından birinde gerçekleşen bu altüst oluşla birlikte, fikirden gerçeğe dönüşen bir toplumsal proje tarih sahnesinde yerini aldı. Elinizdeki kitap, insanlık tarihinin en büyük toplumsal değişim hareketlerinden biri olan 1917 Ekim Devrimi’nin 100. yıldönümünü vesilesiyle, okuru o ânın ruhuyla hemhal kılmayı amaçlayan bir bölük öyküden oluşuyor. 
Bu öykülerde devrimin ayak seslerini duyan egemenlerin telaşına, ezilenlerin coşkusuna, kimileyin yaşanan hayal kırıklıklarına tanık olacak, yeni bir dünya arayışına ilişkin bu büyük deneyimi edebiyatın gücüyle duyumsayacaksınız. 
Devrimin ateşli yılları, büyük olayları ve renkli karakterleri olanca canlılığıyla bu seçkide okurla buluşuyor… 

¡ Nikolay Tihonov ¡ İvanoviç Kuprin ¡ Maksim Gorki ¡ Aleksandr Neverov¡ Nikolay Semyonoviç Tihonov ¡ Mihail Zoşçenko ¡ Panteleymon Romanov ¡ Mihail Şolohov ¡ Valentin Katayev ¡ Panteleymon Romanov ¡ Mihail A. Bulgakov ¡ Aleksandr Serafimoviç
₺13,50 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil

“Bir serum şişesinin hayatındaki en önemli şey ne olabilir? Bir insanın?”

Mahalleler, evler, odalar; eski fotoğraflardan yükselen fısıltılar, mektuplara sıkıştırılan suskunluklar, kasaba garajlarında unutulmuş kederler ve hevesler; beş vakitler, bir vakitler, birbirine karışan kaderler, birbirini bileyen diller... Günümüz öykücülüğünün öncü yazarlarından

İlhan Durusel, duyduğu gibi anlatıyor öykülerini; yazı’nın bilinen imkânlarının ve mümkünlerinin ötesinde bambaşka pencereler aralıyor okuruna - unutmak ve hatırlamak için.

Başka şeylerin kökeni, sebebi Memedali’ymiş der rivayetler. O var diye varmış bazı şeyler. Küfesiz hamallık, çorbayı kaşıksız, ekmek bana bana bitirmek, kaldırımda elle lağım kazmak.

Bizim vazifemiz de bize bunları veren Memedali’ye rahat çalışması için biraz yer açmak. Memedali’nin çalışkanlığını Tanrı’ya bildirmek de bizim işimiz. Tanrı’nın işi bu dünyayı,

bu dünyanın bayat ekmeğini, yavan tulumba suyunu, kazan dolusu kelle-paça çorbasını, lağımı, molozu, kömür küfelerini, ticari buzdolaplarını, sanayi tüplerini, nemli talaşı, çimento torbalarını, şeker çuvalını ve pamuk hararlarını yarattığı için bir Memedali’ye bir bize bakıp gururlanmak.

₺11,20 KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil

"Devrim ve ardından gelen iç savaş döneminde; çekilen acılar, verilen çetin mücadeleler, gösterilen fedakârlıklar ve kahramanlık öyküleri halk arasında anlatılıyordu. Birçok Sovyet yazarının romanlarında, öykülerinde işlenen bu anlatılar bir büyük dönemin tanıklığı ve devrimin büyük öyküsünün bir parçasıdırlar.

“Sovyet Öyküleri” serimizin ilki olan bu kitap; dünyaya “devrim sonrası Sovyet edebiyatı” için gelmiş olduğunu söyleyen yazar Lavrenyov’un kaleminden onurlu bir direnişin ve bu direnişin koşul fark etmeksizin onurunu koruyan bir temsilcisi olan Orlov’un öyküsünü anlatıyor."

₺9,00 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil
Balık Nefesi insan olmanın bütün pencerelerinden bakıp en çarpıcı ruh hallerine tanıklık etmemizi, kendimizle yüzleşmemizi sağlıyor. Eylemlerden çok duyguların odağında bir dil şöleniyle baş başa, sürükleyici dünyalar kuruyor. Nil Sakman, sekiz öyküde farklı insanlık durumlarından yola çıkarak kalabalığa karşı yalnızlığı seçiyor. 
Söylenmesi hiçbir şeyi değiştirmeyecek cümleleri içinde bir umut gibi büyütenler, kendini yollara vuranlar ve bütün bir edebiyat tarihinden beslenen karakterler yol arkadaşı oluyor. Aslolanın yol ve yolculuk, varılan yerin yeni yolculuklar için bir durak olduğuna inananların, bu düzenin kurallarına uyamayanların, kendi hayatlarının kahramanı olurken arkasında bıraktığı izlerle böbürlenmeden mütevazı bir dünya kuranların öyküleri. 
Rüzgârın uğultusu, yaprağın hışırtısı, ırmağın çağıltısı insan sesine karışırken umutla, tutkuyla, inançla özlediğimiz uyum sayfaların arasından çıkıp ete kemiğe bürünüyor. 
Nil Sakman, böyle de yaşayabilirdik, diyor. Böyle de yaşayabilirdik… 
“Ölümün alametifarikası sükûttur, diye geçiyor aklından. Ölümün bulunduğu her yerde sükût da hazır bulunur. Önce ölüm yaklaşır, alır alacağını; ardından, kısa ya da uzun bir an; ama mutlaka sükût gelir. Yerküre üzerinde ne var ne yok hepsi susar. Çıt çıkmaz. Eğer bir araf varsa zamanı çelen, işte burası orasıdır.”
₺10,50 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil
Sosyal medyamızın mahcup yazarı, mizah edebiyatımızın delişmen ustası, gündelik hayatımızın detaycı filozofu, mahallemizin neşeli delikanlısı İstiklal Akarsu’dan gönül telinizi titretirken güldüren öyküler… 

İstiklal Akarsu bizi bu kez, önce hayatının soğuk sandviç dönemine, 15 yaşının Burgazada’sına götürüyor; sonra mahalleli arkadaşlarıyla çekirdek çitletiyor, arabayla gezdiriyor, zırdeli apartman komşularıyla piknik yaptırıp, Esenler Otogarı’nda anneannesini aratıyor, ardından Boncuk Mustafa, Berbat Hasan, Peygamber Kazım, Paspas İsmail, Hoppala Hüseyin’le mangal başı sohbetine buyur ediyor ve en nihayetinde sevdiceğiyle tanıştırıyor... 

“Çekirdek deyip geçmemek lazım. Çekirdek yemek başlı başına bir maceradır. Çekirdek o dönemin facebook’udur, twitter’ıdır, instagram’ıdır. Şimdi nasıl arkadaşımız akrabamız, en yakınlarımız bilgisayarını telefonunun başında sosyal alemde vakit harcıyorsa o dönemin insanları- boşluktan mı yokluktan mı bilinmez- çekirdekle mesai harcıyordu. Öyle bir avuç yiyeyim durayım diye bir olay da söz konusu değil. Anca paket bitince uyanıp kendine geliyorsun ve durabiliyorsun. Yani kötü niyetli biri bunu fark etse ve önümüzdeki çekirdek bittikçe bakkaldan yenisini getirse ecelimizle vefat edene kadar oturduğumuz kaldırımda çekirdek yerdik, çok tehlikeli bir durum bu.”
₺14,25 KDV Dahil
₺19,00 KDV Dahil
EN BÜYÜK BİLİMKURGU YAZARININ 5 CİLTLİK BÜTÜN ÖYKÜLERİNİN İLK CİLDİ YAZARININ ALIŞILMADIK, NÜKTEDAN, KENDİSİNE ÖZGÜ FELSEFİ DÜNYA GÖRÜŞÜNÜ GÖZLER ÖNÜNE SERİYOR. BİRİ HARİÇ 
BÜTÜN ÖYKÜLER 1951-1952 YILLARINDA DOKUZ AYLIK BİR DÖNEMDE YAZILMIŞTIR. 
YİRMİLİ YILLARIN BAŞINDAKİ PKD'DEN İLK DARBE. 

"BİLİMKURGUDA GÖRÜŞLERİNİ İFADE ETMEK İÇİN İDEAL FORMUNU BULAN 
FELSEFİ BİR YAZARA UYGUN BİR ÇABA." THE INDEPENDENT 

"KURMACA EDEBİYATIN HER TÜRÜNÜ EN ÖZGÜN BİÇİMDE UYGULAMIŞ BİR YAZAR. PHILIP K. DICK AVRUPALI AVANGARTÇILARIN ÇOĞUNU ÇIKMAZ BİR SOKAKTA YERİNDE SAYANLARA DÖNÜŞTÜRÜYOR." SUNDAY TIMES 

"TARİFİ MÜMKÜN OLMAYAN VE BENZERSİZ BİR SANATÇI." URSULA K. LE GUIN 

HER DAİM DÜNYANIN EN İYİ BİLİMKURGU YAZARI OLARAK KALACAKTIR 

İSTİKRAR - ROOG - KÜÇÜK HAREKET - ÖTEDEKİ VUB - SİLAH - KAFATASI - SAVUNMACILAR 
BAY UZAY GEMİSİ - ORMANDAKİ KAVALCI - SONSUZLAR - SAKLAMA MAKİNESİ - HARCANABİLİR - DEĞİŞKEN ADAM - YORULMAZ KURBAĞA - KRİSTAL MEZAR - KAHVERENGİ OXFORD’UN KISA MUTLU YAŞAMI - YAPICI - İŞGÜZAR - HESAPLAŞMA - ULU C - BAHÇEDE ELFLERİN KRALI - KOLONİ GANİMET GEMİ - DADI
₺36,75 KDV Dahil
₺49,00 KDV Dahil

Zülfü Livaneli’den İstanbul’a ve onun yazarlarına, şairlerine saygı duruşu: Gölgeler  

Karanlığın bütün gölgeleri yuttuğu bir İstanbul akşamı. Bütün sesler susmuş. Yalnızca gelip geçenlerin görmediği, duymadığı Gölgeler’in sesleri yankılanıyor sokaklarda. Son bir kez söylenen şarkı gibi, son bir kez yazılan şiir gibi, “son bakışta aşk”ta dile gelen sevda sözleri gibi… Gölgeler konuşuyorlar karanlıkta…  
Fatih Sultan Mehmed, Mustafa Kemal Atatürk, Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin, Nâzım Hikmet, Yahya Kemal, Sabahattin Ali, Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Kemal Tahir, Orhan Veli, Ülkü Tamer, Ece Ayhan, Cemal Süreya ve Attilâ İlhan'ın gölgeleri...  

Şiirin tapınağı önünde vecd halinde bekliyor İstanbul, ona yeniden hayat verecek  son kelimeyi…

₺21,75 KDV Dahil
₺29,00 KDV Dahil
Kuzey Kayahan Saran'ın ilk öykü kitabı İki Ayaklı Hüzün. Zamana ve anılara dokunan, bazen sokaklarda gezdiren, bazen uzak bir gölgeyi arayan, ruhu derinlere sürükleyen, bir düşten kopup kıyıya vuran öyküler... 

“Bir şey havalandı gökyüzüne, gördüm. Bakışlarındaki sevgi döküldü. Beni görmedi. Yığıldı yere. Karanlığı çığlığımla yırtmak istedim, olmadı. Köpekler, şeytanı görmüş gibi uluyorlardı.”
₺10,50 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil
“Sesler… Bu sesler Abdullah’ı deli edecekti. Bomba atıldığında bir şey görmüyorlardı ama o sesler, onlar yok mu… 
“Sesler… Tarifi zor ve imkânsız seslerdi. Filmlerde tank, top sesi olur ya… öyle değil, çok farklı, çok korkunç sesler. O sesin içinde her şey vardı, yıkım vardı, ölüm vardı.” 

O SESLER bombardıman altındaki bir şehri, Diyarbakır’ı anlatıyor. Hikâye, yüz gün boyunca Sur’un bombalanmasının ve Sur’da yaşanan çatışmaların şehri nasıl etkilediğine, bombardıman altındaki şehirde gündelik yaşamın nasıl aktığına, farklı kesimlerin bu dehşeti nasıl deneyimlediğine odaklanıyor. Yoksul mahallelerde, okullarda, hastanelerde, pazarda, sokak aralarında, korunaklı sitelerde, camilerin içinde... 

Yazar, bomba seslerinin altında şehri dolaşırken hem ülkenin batısında hem de bölgede ön plana çıkan değerlendirmelerle de bir hesaplaşma içine giriyor. Şehrin farklı kesimlerinden gelen insanların çatışmalar sırasındaki yaşam pratiklerine yönelerek şablonları, klişeleri, yargıları, aşağılamaları ve yüceltmeleri… aşmaya girişiyor.
₺14,25 KDV Dahil
₺19,00 KDV Dahil
Gözu¨nu¨ Açık Tutmak, Julian Barnes’ın resim sanatı ve genel olarak “sanat” kavramı u¨zerine kaleme aldığı denemelerden oluşan bir toplam. Barnes okurlarının muhtemelen bilecekleri gibi, yazar resim sanatına başlı başına bir öğe olarak ilk kez 10½ Bölu¨mde Du¨nya Tarihi romanında yer vermişti. Söz konusu yapıtın “Deniz Kazası” başlığını taşıyan bölu¨mu¨nde “sanata dönu¨şen felaket” izleğini gu¨ndeme getiriyor ve Fransız ressam Théodore Géricault’nun Meduza’nın Salı adlı tablosundan yola çıkarak “gerçeğe sadakat” ve “sanata sadakat” kavramlarının tablonun bu¨tu¨nlu¨ğu¨ içinde nasıl bir dönu¨şu¨me uğramış olduğunu irdeliyordu. Gözu¨nu¨ Açık Tutmak işte bu denemeyle açılıyor ve Julian Barnes’ın yıllar içinde çeşitli vesilelerle kaleme aldığı öteki denemelerle birlikte romancının resim sanatına yaklaşımını, kişisel yaklaşımının zamanla değişen ölçu¨tlerini, vizyonunun nasıl bir seyir izlediğini irdeliyor. 

Kitabında tablolarının ayrıntılı incelemelerine giriştiği ve hayatlarından ilginç anekdotlarla du¨stur niteliğinde sözler aktardığı sanatçılar arasında Géricault, Delacroix, Courbet, Manet, Redon gibi XIX. yu¨zyılın Fransız ressamları; Braque ve Magritte gibi modernizmin köşebaşlarını tutmuş olan ressamlar; Lucian Freud ve Howard Hodgkin gibi çağdaş ressamlar bulunuyor. 

Julian Barnes, “Giriş” yazısında nu¨anslarıyla belirttiği u¨zere, resim sanatına kişisel yöneliminin izlediği seyri, bir yandan tek tek ressamların kendi vizyon gelişimine yaptıkları katkılar açısından ele alırken, bir yandan da “modernizm” ve “gerçekçilik” akımlarının bu gelişim içinde yıllar içinde değişen ağırlıklarını, çeşitli açılardan sorgulamaya girişiyor. Sözgelimi, zamanla ısındığı, zamanla ilgisini kaybettiği, bu¨yu¨k birer usta olarak görmekle birlikte ihmal ettiğini du¨şu¨ndu¨ğu¨ yahut yeniden keşfettiği ressamlardan söz ediyor. Tabii ki, her zaman yeni açılımlar getiren o kılı kırk yaran göru¨ş keskinliği ve eşsiz ironisiyle…
₺16,80 KDV Dahil
₺24,00 KDV Dahil
Ömer Seyfettin, konusunu günlük olaylardan, hatıralardan, tarih, masal ve efsaneden alan etkileyici hikâyeler yazmış, özellikle konu ve kahramanlarını Türk-İslam tarihinden aldığı çok sayıda hikâyesiyle milli bilincin uyanmasında son derece etkili olmuştur. Edebiyat alanındaki ününü 1911’de Genç Kalemler dergisinde yayımlanan hikâyeleriyle kazanan Ömer Seyfettin, edebiyat uzmanlarınca Türk hikâyeciliğinin Maupassant’ı olarak değerlendirilmektedir. 

İçindeki Hikâyeler 

Bomba 
Hürriyet Bayrakları 
Muhteri 
Yuf Borusu Seni Bekliyor 
Yüzakı 
Topuz 
Zeytin Ekmek 
Vire 
And 
Nasıl Kurtarmış 
Yüzakı
₺6,75 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil
Ömer Seyfettin, konusunu günlük olaylardan, hatıralardan, tarih, masal ve efsaneden alan etkileyici hikâyeler yazmış, özellikle konu ve kahramanlarını Türk-İslam tarihinden aldığı çok sayıda hikâyesiyle milli bilincin uyanmasında son derece etkili olmuştur. Edebiyat alanındaki ününü 1911’de Genç Kalemler dergisinde yayımlanan hikâyeleriyle kazanan Ömer Seyfettin, edebiyat uzmanlarınca Türk hikâyeciliğinin Maupassant’ı olarak değerlendirilmektedir. 

İçindeki Hikâyeler 

Falaka 
Kızılelma Neresi? 
Büyücü 
Piç 
Bir Temiz Havlu Uğruna 
Terakki 
Ruzname 
Elma 
Kurbağa duası
₺6,75 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil
Ömer Seyfettin, konusunu günlük olaylardan, hatıralardan, tarih, masal ve efsaneden alan etkileyici hikâyeler yazmış, özellikle konu ve kahramanlarını Türk-İslam tarihinden aldığı çok sayıda hikâyesiyle milli bilincin uyanmasında son derece etkili olmuştur. Edebiyat alanındaki ününü 1911’de Genç Kalemler dergisinde yayımlanan hikâyeleriyle kazanan Ömer Seyfettin, edebiyat uzmanlarınca Türk hikâyeciliğinin Maupassant’ı olarak değerlendirilmektedir. 

İçindeki Hikâyeler 

Pembe İncili Kaftan 
Başını Vermeyen Şehit 
Tarih Ezeli Bir Tekrardır 
Tuhaf Bir Zulüm 
Mehdi 
Nezle 
Yeni Bir Hediye 
İffet 
Çirkinliğin Esrarı 
Acaba Ne İdi ?
₺6,75 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil
Ömer Seyfettin, konusunu günlük olaylardan, hatıralardan, tarih, masal ve efsaneden alan etkileyici hikâyeler yazmış, özellikle konu ve kahramanlarını Türk-İslam tarihinden aldığı çok sayıda hikâyesiyle milli bilincin uyanmasında son derece etkili olmuştur. Edebiyat alanındaki ününü 1911’de Genç Kalemler dergisinde yayımlanan hikâyeleriyle kazanan Ömer Seyfettin, edebiyat uzmanlarınca Türk hikâyeciliğinin Maupassant’ı olarak değerlendirilmektedir. 

İçindeki Hikâyeler 

Beyaz Lale 
Bahar ve Kelebekler 
Tuğra 
Öpücüğün İlkel Biçimi 
Tos 
Kıskançlık 
Ferman 
Teke Tek 
Namus
₺6,75 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil
Ömer Seyfettin, konusunu günlük olaylardan, hatıralardan, tarih, masal ve efsaneden alan etkileyici hikâyeler yazmış, özellikle konu ve kahramanlarını Türk-İslam tarihinden aldığı çok sayıda hikâyesiyle milli bilincin uyanmasında son derece etkili olmuştur. Edebiyat alanındaki ününü 1911’de Genç Kalemler dergisinde yayımlanan hikâyeleriyle kazanan Ömer Seyfettin, edebiyat uzmanlarınca Türk hikâyeciliğinin Maupassant’ı olarak değerlendirilmektedir. 

İçindeki Hikâyeler 

Yüksek Ökçeler 
Dünyanın Nizamı 
Bekârlık Sultanlıktır 
Türkçe Reçete 
Nişanlılar 
İnsanlık ve Köpek 
Acıklı Bir Hikaye 
Pireler 
Mermer Tezgah 
Rütbe 
Uçurumun Kenarında 
Cesaret 
Düşünme Zamanı 
Horoz 
Tavuklar 
Aşk ve Ayak Parmakları 
Antiseptik
₺6,75 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil
Ömer Seyfettin, konusunu günlük olaylardan, hatıralardan, tarih, masal ve efsaneden alan etkileyici hikâyeler yazmış, özellikle konu ve kahramanlarını Türk-İslam tarihinden aldığı çok sayıda hikâyesiyle milli bilincin uyanmasında son derece etkili olmuştur. Edebiyat alanındaki ününü 1911’de Genç Kalemler dergisinde yayımlanan hikâyeleriyle kazanan Ömer Seyfettin, edebiyat uzmanlarınca Türk hikâyeciliğinin Maupassant’ı olarak değerlendirilmektedir. 

İçindeki Hikâyeler 

Diyet 
Forsa 
Teselli 
Kütük 
Nakarat 
Primo Türk Çocuğu
₺6,75 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil
Ömer Seyfettin, konusunu günlük olaylardan, hatıralardan, tarih, masal ve efsaneden alan etkileyici hikâyeler yazmış, özellikle konu ve kahramanlarını Türk-İslam tarihinden aldığı çok sayıda hikâyesiyle milli bilincin uyanmasında son derece etkili olmuştur. Edebiyat alanındaki ününü 1911’de Genç Kalemler dergisinde yayımlanan hikâyeleriyle kazanan Ömer Seyfettin, edebiyat uzmanlarınca Türk hikâyeciliğinin Maupassant’ı olarak değerlendirilmektedir. 

İçindeki Hikâyeler 

Üç Nasihat 
Eleğimsağma 
Türbe 
Hafiften Bir Seda 
İrtica Haberi 
Nadan 
Şefkate İman 
Velinimet 
Memlekete Mektup 
Müjde 
Kaç Yerinde 
Pamuk İpliği 
Kumrular 
Muayene
₺6,75 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil
Ömer Seyfettin, konusunu günlük olaylardan, hatıralardan, tarih, masal ve efsaneden alan etkileyici hikâyeler yazmış, özellikle konu ve kahramanlarını Türk-İslam tarihinden aldığı çok sayıda hikâyesiyle milli bilincin uyanmasında son derece etkili olmuştur. Edebiyat alanındaki ününü 1911’de Genç Kalemler dergisinde yayımlanan hikâyeleriyle kazanan Ömer Seyfettin, edebiyat uzmanlarınca Türk hikâyeciliğinin Maupassant’ı olarak değerlendirilmektedir. 

İçindeki Hikâyeler 

Perili Köşk 
İlk Namaz 
İlk Cinayet 
Kaşağı 
Koleksiyon 
Aşk Dalgası 
At 
Mehmaemken 
Baharın Tesiri 
Birdenbire 
Miras 
Rüşvet 
Bir Hayır 
İlk Düşen Ak
₺6,75 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil
Ömer Seyfettin, konusunu günlük olaylardan, hatıralardan, tarih, masal ve efsaneden alan etkileyici hikâyeler yazmış, özellikle konu ve kahramanlarını Türk-İslam tarihinden aldığı çok sayıda hikâyesiyle milli bilincin uyanmasında son derece etkili olmuştur. Edebiyat alanındaki ününü 1911’de Genç Kalemler dergisinde yayımlanan hikâyeleriyle kazanan Ömer Seyfettin, edebiyat uzmanlarınca Türk hikâyeciliğinin Maupassant’ı olarak değerlendirilmektedir. 

İçindeki Hikâyeler 

Yalnız Efe 
Niçin Zengin Olmamış? 
Dama Taşları 
Makul Bir Dönüş 
Gizli Mabed 
Havyar 
Yemin 
Bir Vasiyetname 
Nokta 
Çanakkale'den Sonra
₺6,75 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil
Ömer Seyfettin, konusunu günlük olaylardan, hatıralardan, tarih, masal ve efsaneden alan etkileyici hikâyeler yazmış, özellikle konu ve kahramanlarını Türk-İslam tarihinden aldığı çok sayıda hikâyesiyle milli bilincin uyanmasında son derece etkili olmuştur. Edebiyat alanındaki ününü 1911’de Genç Kalemler dergisinde yayımlanan hikâyeleriyle kazanan Ömer Seyfettin, edebiyat uzmanlarınca Türk hikâyeciliğinin Maupassant’ı olarak değerlendirilmektedir. 

İçindeki Hikâyeler 

Bir Çocuk: Aleko 
Çakmak 
Apandisit 
Keramet 
Devletin Menfaati Uğruna 
Ay Sonunda 
Korkunç Bir Ceza 
Bit 
Gurultu 
Balkon 
Lokanta Esrarı 
Külah 
Uzun Ömer 
Binecek Şey
₺6,75 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil
Kendi yaşadıkları topraklardan ayrılıp Avrupa’ya kaçmak için her şeyi göze alan, ellerinde avuçlarında ne varsa bilmedikleri, tanımadıkları, görünmeyen bir şebekeye yatıran Suriyelilerin arasına karışır Wolfgang Bauer. Sahte ama inandırıcı bir öykünün arkasına gizler kendi gerçek kimliğini. O da “onlar”dan, göçmenlerden biridir artık. Kahire’de başlar bu uzun ve çileli yolculuk. İskenderiye’de sıkıntılı bir bekleyiş hüküm sürer. Günlerce bir düzine sığınmacıyla daracık bir dairede yaşar. Yazar gibi göçmenler de başlarını çıkaramazlar yakalanmak korkusundan. Ve nihayet denize açılırlar. Deniz, hayat ve ölüm arasındaki ince çizgidir; Avrupa yolculuğunda hayatta kalanlar ve ölenler olacaktır… 



Bu kitapta, zorlu varoluşlardan, hastalık ve yıkımlardan, daha da önemlisi ölümden kaçarken bilinmeyen bir yerlerde varsaydıkları umut ışığına koşan, ölümü göze alanların gerçek öyküsü anlatılıyor, tüm çarpıcılığıyla...
₺8,40 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil
Nietzsche Ağladığında ve Aşkın Celladı gibi tanınmış kitapların yazan Irvin Yalom, bu kitapta psikoterapi ve hayatın anlamını arama çabasında kendisinin ve hastalarının yaşadığı deneyimleri konu ediyor. Ölümünden birkaç yıl sonra düşlerine giren kendi annesi; ölümcül bir kansere yakalanmasına rağmen hayatın anlamını yitirmeyen Paula; çok sevdiği ağabeyini ilkgençlik yıllarındaki bir araba kazasında yitirmiş ve şimdi de beyin kanserine yakalanmış kocasının ölümünü yaşamakta olan duygusal olarak ketlenmıs irene ve diğer yaşantılar.... Her biri terapinin pasif bir çözümleme sürecinden İbaret olmadığını, hastanın ve doktorun birbirini karşılıklı olarak eğittiğini ortaya koyuyor. Kitap boyunca, Yalom, kanser gibi 'ürkütücü' bir hastalığa sahip insanların kendi kendilerini iyileştirmeyi başarma güçlerinin yanısıra çağdaş tıbbın sınırlarını sergilemekten çekinmiyor. Anne ve Hayatın Anlamı, ölüm üzerine, insanın daha anlamlı yaşamak için verdiği kişisel mücadeleler üzerine derin gözlemler içeren bir kitap.
₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil

Kafamdaki romanı yazmak için işimden ve oğlumdan vakit ayıramıyorum, ama üzüldüğüm de yok. Bu koşullarda vaktim olsa da istediğim gibi yazacağımı sanmıyorum. Köyde, sessizlikte, üstünde dura dura çalışmaya alışmış biri için İstanbul çok hareketli; ama buna da alışacağımı, bu koşullarda yazacağım zamanın geleceğini sanıyorum. Yazmadığım için ne devleti ne de yayımcıları suçluyorum. Bunda bir suç varsa doğrudan benim suçum bu.

Yusuf Atılgan gibi bir bakıma “saklı” bir yazarın ardında bıraktığı notlar her zaman heyecan vericidir. Atılgan’ın “Eşek Sırtındaki Saksağan” adlı bir roman yazdığı, sonra da o metni yok ettiği biliniyordu. Elinizdeki kitap, bu romanın yazarın sandığında bulunan giriş bölümüyle birlikte elyazılarından derlenen notlarını, şiirlerini, dergilerde kalmış kısa öykülerini ve yaptığı çevirilerden örnekleri içeriyor.

(Tanıtım Bülteninden)

₺17,50 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil
Mehmet Özgül çevirisi, 
D.S. Mirsky’nin önsözü, 
Charles E. May’in sonsözü, 
Yazar ve dönem kronolojisi, 
Kitaba dair görsellerle. 
Kırlarda Bir Gün, Çehov’un yazarlığında büyük bir atılım yaşadığı 1886 
yılına ait öykülerini derliyor. 
Çehov, 1886. 
Asıl mesleği olarak gördüğü doktorluğa devam etse de Çehov, 1886 
yılında yeteneği edebiyat çevrelerince fark edilmiş bir yazardı. Bu yılda 
ilk eserlerindeki komik eskizlerden uzaklaşmaya, Peterburgskaya 
gazeta ve Novoye Vremya gibi prestijli haftalık yayınlara daha uzun 
öyküler göndermeye başlamıştı. Çehov’un Rus okurunun hafızasında 
edindiği yeri hiç kaybetmemiş bu esprili ve dokunaklı hikâyeleri, her 
modern öykücünün borçlu olduğu eşsiz 
bakışının birer örneğidir. Rusya’nın orta sınıfını hicveden trajikomik 
vinyetlerin yazarın ilk deneysel çalışmaları ile yan yana geldiği Kırlarda 
Bir Gün, Çehov’un benzersiz dehasını ve ince bakışını sergiliyor.
₺28,80 KDV Dahil
₺36,00 KDV Dahil
Théophile Gautier, titizliğe varan estetik anlayışı ve ironik üslubuyla öykülerinde varlığı her an hissedilen bir yazardır. Seçkimizde yazarın 1831 tarihli Kahve Potu’ndan başlayarak 1852 yılına dek kaleme aldığı öyküleri yayınlanış sırasıyla yer alıyor, bu şekilde okur onun yazım tekniğinin geçen süre zarfında ne kadar kendine has bir özellik kazandığını gözlemleyebilecektir. 
Canlanan tablolar, hayaletler, mitolojik ve masalsı yaratıklar, yapay cennetler, vampirler, paralel hayatlar, ölümdeki yaşam, fantastik bir boyut ve daima romantik bir fon. Fantastik Öyküler’de, sıradan, bildiğimiz hayat, ansızın yahut adım adım doğaüstü bir kimliğe bürünür. Hayal ve gerçek, geçmiş ve gelecek iç içe geçer, tatlı hayaller boğucu kâbuslara dönüşür. Kahramanlar bu iki dünya arasında ne yapacaklarını bilemezler, elleri kolları bağlı gibidir, ne bedenen ne de zihnen kendilerine hâkim olabilirler. Ancak bu esrik evrenin çekici bir tarafı da vardır, zira Gautier’in edilgen kahramanları mantığın geçerli olmadığı bir dünyada, her an aşkla nefes bulma umudu taşır. Belki de bu yüzden hayal dünyasına adım atmaya daha dünden hazırlardır. 
Fransız edebiyatının önemli figürlerinden Théophile Gautier’in Fantastik Öyküler’iyle XIX. yüzyıl Paris’inden, geçmişin ve hayal âleminin derinliklerine egzotik bir yolculuğa çıkıyoruz.
₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

Kendi yaşadıkları topraklardan ayrılıp Avrupa’ya kaçmak için her şeyi göze alan, ellerinde avuçlarında ne varsa bilmedikleri, tanımadıkları, görünmeyen bir şebekeye yatıran Suriyelilerin arasına karışır Wolfgang Bauer. Sahte ama inandırıcı bir öykünün arkasına gizler kendi gerçek kimliğini. O da “onlar”dan, göçmenlerden biridir artık. Kahire’de başlar bu uzun ve çileli yolculuk. İskenderiye’de sıkıntılı bir bekleyiş hüküm sürer. Günlerce bir düzine sığınmacıyla daracık bir dairede yaşar. Yazar gibi göçmenler de başlarını çıkaramazlar yakalanmak korkusundan. Ve nihayet denize açılırlar. Deniz, hayat ve ölüm arasındaki ince çizgidir; Avrupa yolculuğunda hayatta kalanlar ve ölenler olacaktır…

 

Bu kitapta, zorlu varoluşlardan, hastalık ve yıkımlardan, daha da önemlisi ölümden kaçarken bilinmeyen bir yerlerde varsaydıkları umut ışığına koşan, ölümü göze alanların gerçek öyküsü anlatılıyor, tüm çarpıcılığıyla...

₺8,40 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil

Orçun Ünal, ilk kitabı Dekadans ve Ölüm ile oldukça ilgi görmüştü. “Geleceğin 10 Yazarı”ndan biri olarak duyurulmuştu ve şunlar söylenmişti: “Daha ilk yazmaya başladığı 2006-2007 yıllarında ‘adını koyduğu’ ilk öykülerinde yalnızlık, ölüm, pişmanlık ve masumiyet ‘meselelerini’ daha çok ‘kişisel’ bir perspektifle ele alırken, kitabında aynı meselelere giderek toplumsallaşan bir yaklaşımla –elbette bireyselliğinden ödün vermeden– eğiliyor.” Bir sonraki kitabı ise şöyle muştulanıyordu: “Ölümü anlattığı ilk kitabından sonra zulme odaklandığını belirterek ‘insanın, doğanın, tarihin, talihin ve tanrının insana zulmü’nü ele alan ‘boşluk, hiçlik, sessizlik’ kavramlarının etrafında dönen öyküler üzerinde çalıştığını söylüyor.”

 

Bu Ben Değilim, Orçun Ünal’ın ikinci öykü kitabı. Boşluk, hiçlik ve sessizlik; önce öykü isimlerinden başlıyor: “Zemin’i Beklerken” mesela yahut “Sonsuzluk ve Bir An” ve hatta “Gönderilemeyen”. Deneyerek, tartarak, eşeleyerek, sarsarak yazıyor Ünal. Sessizliği, hiçliği, boşluğu ve dahasını.

 

Bir bir daha her zaman iki etmez. Bazen daha büyük bir bir eder. Bu Ben Değilim daha büyük bir bir olma iddiası taşıyor.

 

Senden hiçbir şey istemiyorum. Aramanı, sormanı ya da

 

cevap yazmanı... Sana yalnızca kolay unutulacak günler diliyorum. Zahmetsizce kayıp geçmeni diliyorum hayatın içinden. Çokyüzlü dostum, benzerim, kardeşim! Sen anlamazsan kim anlar beni? Sen sormazsan hâlimi kim sorar? Kim ağlar benimle? Kim güler? Kim küser bana?

₺13,50 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil
Kaderin gerçekleşmesi için insanın aklının durması gerekiyor... 

Yirmi altıncı yaş günümde, 13.30 sularında kapım çaldı. Soğuktan sümüğü burnunda donmuş, kara kuru bir oğlan çocuğu, elinde tuttuğu zarfla eşikte belirerek, “Abla, bunu sana verecekmişim” dedi. İki kelam edemeden zarfı elime tutuşturan çocuk koşarak merdivenlerden inip sırra kadem bastı. 
Mektubu elime aldığımda, yıllar içinde maruz kaldığı nem sebebiyle ıslak gibi duran ucu yırtılmaya başlamıştı bile. Kelebeğin kanadını tutar gibi itinayla tutarak masaya serdim kâğıdı. Nakış gibi işlenmiş satırlar, Sevgili Neva, diye başlıyor, Reng-i Dil imzasıyla bitiyordu. Okudum, bir daha okudum, bir daha okudum. Okuduklarımdan geriye, Çin işkencesine benzer o meşum sual kaldı: “Ben kimim?” 
Neva’nın gerçekte kim olduğu sorusunun cevabını bulması için kalan son kapsül ustasına ulaşması gerekiyordu. Hiç tanımadığı, hayatta olup olmadığını dahi bilmediği annesinden aldığı mektuptan anladığı buydu. Hayatının sırrı, “telakigâh” denilen yerdeki bir zaman kapsülünün içinde saklıydı. 

Yazar Hakkında: 
3 Ocak 1972’de İstanbul’da doğdu. 1995 yılında İ.T.Ü. Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı’ndan mezun oldu. Eğitiminin ardından müzik sektöründe profesyonel olarak çalışmaya başlayan yazar, uzun yıllar pek çok sevilen albümün yapımına imza attı, çeşitli albüm projelerinde yer alan yirmi şarkıya söz yazarı ya da besteci olarak katkı verdi. Kültür sanat programları ağırlıkta olmak üzere televizyonda metin yazarlığı ve proje yöneticiliği yaptı. 2010 yılında spor yazarlığına başladı. Çeşitli gazete ve dergilerde spor yönetimi, spor pazarlaması gibi konularda köşe yazıları yayınlayan yazarın 2013 yılında, Yitik Ülke Yayınları’ndan Evladıma Miras Bu Sevda isimli futbol-anı kitabı çıktı. Çeşitli derleme kitaplarda öyküleri öyküleriyle yer alan Dilek Neşe Açıker’in 2014 yılında ilk romanı Denizin Hikâyesi ve 2015 yılında ikinci romanı Gündüz Kelebeği yayımlandı.
₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil
“Şimdi geri dönemeyeceği bir başka kapının daha kolunu çevirmek üzereydi. Daha önce hiç yaşamadığı zevklerden zevk aldığını fark ettiği o dehşete düşüren an. İçindeki gerçek isteklere, kaçtığı, sakladığı, saklandığı, görmezden geldiği arzulara teslim olma ânı. Ürküten, irkilten, tiksindiren o şehvetin kendinde de olduğu gerçeğine yenilme ânı…” 

Mehmet Bilâl bu kitaptaki öyküleriyle çevrilen kapı kollarını, kapıların arkasında karşılaşılan tutkuları, kapanmamış hesapları, tedirginlik duyarak takip edilen yolları, erkeklere arzu duyan erkekleri, cinsiyet kimliklerinin dışına çıkan bedenleri anlatıyor okura. 

Bedenlerimizde, kalplerimizde, zihinlerimizde yer alan arka sokakların dilini açığa çıkartıp, bazen sert, bazen tekinsiz, bazen bir gülümsemeyle o sokaklarda ilerlememizi istiyor. Çıplak ve içten, sert ve kopkoyu bir dille... 

Üveyolmayı hayatın her alanı için tanımlıyor bu öykülerinde Mehmet Bilâl. 

Üvey aşklardan, üvey ailelerden, üvey arkadaşlardan, üvey sevişmelerden, üvey sokaklardan, üvey mezarlıklardan bahsediyor yazdıklarında. Ve bedenlerimizin tekinsiz koridorlarında gezinirken, üvey hisseden herkesin, üveyleştirmek için yeni birilerini bulma çabasıyla da yüzleştiriyor bizi. 

Ayşe Akaltun
₺12,00 KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil
Fikirlerinden ve ruhsal donanımlarından başka hiçbir şeyler olmayan Barış Akademisyenleri'nden, özel tarihlerini kaleme alan on beş yazarın anlatısını okurken barış fikrinin nelere mal olduğuna, hayatların nasıl başa yıkıldığına içeriden tanıklık edeceksiniz. Ama payınıza düşen sadece tanıklık değil. Mağdurun saf haysiyetinden doğan bu kitapta asıl işiteceğiniz şey, hepimizin hakkı olan uygarlığın dili olacak. 

- Sema Kaygusuz 

Bu kitabın içindeki öykülerin sahipleri, isimleri ve imzalarıyla sundukları cesareti şimdi yazdıklarıyla da sürdürmüşler. Homeros'tan bu yana bitmeyen bir dileğin ve umudun temsilcisi olarak şunları söylüyorlar: Başımıza gelenler, bizden sonra da bu dünyayı yaşamaya devam edecek çocuklarımızın dilinde şiir ya da şarkı olacaktır. Öykülerimiz çocuklarımıızn söyleyeceği şarkıların kelimelerini taşıyorlar. Öyle okuyun! 

- Ercan Kesal 

Sokrates'ten Bruno'ya, Behice Boran'dan Server Tanilli'ye, düşün dünyası onurlu adlarla doludur. Şu günlerde biz de tarihi anlama sahip süreçlerden geçiyoruz. Aynı iktidar hırsı hüküm sürüyor ve aynı onurlu sesler buna itiraz ediyor. Bu kitapta, itiraz edenlerin sesi yer alıyor. Günlük hayatların sıradan ayrıntıları, küçük beklentileri anlatılıyor. Her bir hikaye ve her bir kelime, büyük bedellerin tasviridir. Açlıklar, ağlayışlar, üzüntü ve öfkeler, daha iyi bir geleceğe olan umuda bağlanıyor. Kim yok edebilir o umudu? 

- Burhan Sönmez
₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
“Doku”nun yazarı Burcu Seçmeer’den yeni öyküler... 

Bu kitabın yaratıcısı Parlak Yazarlar Kafesi’nde kahvesini DNA’lı içer. Aynı anda yan masada sevgilisine mektup yazan kadının elinin hamurundan bir parça alıp Paulo Coelho böreği de yapabilir. Düş gücüyle bir çulluk sürüsünün kaderini değiştirebilir. Bir incir ağacı ile bir gökkuzgununu Datça’daki eski bir değirmende buluşturduğu gibi, isterse Ege ile Akdeniz’i yanak yanağa getirebilir. Bir sihirbazdan söz ettiğimi sanabilirsiniz. Eh, Burcu Seçmeer biraz öyledir. Ahtapotları pusula olarak kullanan bir yazardır o. Öykülerinde tren düdükleri bile yüksek topukludur. Onları tamamlarken yazdığı harfler marangoz olarak işe aldığı bir siyah karınca sürüsü tarafından zımparalanmış gibidir. 
Burcu Seçmeer biraz ateş, biraz çağlayan, biraz sis ve epey Alice’tir. Sınır tanımayan düşleri bu dünyaya sığmaz, gökadalar arasında gidip gelir. Bu kitabı okuyanlar da bu yüzden, “Biz bir kitaba binip uçtuk!” diyebilirler. “Çılgınca güzel bir gökyüzü tanığımızdır!” - AKGÜN AKOVA
₺12,75 KDV Dahil
₺17,00 KDV Dahil
Ömer Seyfettin, konusunu günlük olaylardan, hatıralardan, tarih, masal ve efsaneden alan etkileyici hikâyeler yazmış, özellikle konu ve kahramanlarını Türk-İslam tarihinden aldığı çok sayıda hikâyesiyle milli bilincin uyanmasında son derece etkili olmuştur. Edebiyat alanındaki ününü 1911’de Genç Kalemler dergisinde yayımlanan hikâyeleriyle kazanan Ömer Seyfettin, edebiyat uzmanlarınca Türk hikâyeciliğinin Maupassant’ı olarak değerlendirilmektedir. 

Ömer Seyfettin’in hikâyelerinde işlediği temalardan biri de, canlarını hiç tereddüt etmeden devlet için feda eden destansı kahramanlardır. Serhat boylarında görev yapan Kuru Kadı adlı Osmanlı komutanının neferlerinden Deli Mehmet de bu kahramanlardandır. 

Kitapta "Başını Vermeyen Şehit" hikayesinin yanı sıra Ömer Seyfettin’in "Tarih Ezeli Bir Tekrardır", "Tuhaf Bir Zulüm", "İffet","Çirkinliğin Esrarı", "Acaba Ne İdi" adlı hikayeleri de yer alıyor.
₺6,75 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil

Yeni yıkanmış bahçenin kokusu yok artık. 
İri iri doğranmış domatesin zeytinyağına karışan kırmızı rengi de. Parmaklarından akarak yediğin, pembe beyaz gofret arasındaki kaymaklı dondurma da. 
Geride kaldı. Hayır, sen gittin. 
Biz gittik oralardan. Biz uzaklaştık… 
Çünkü… Büyüdük…

Çocukluk denilen yitik ülkeye yolculuk… Küçük kızların kahramanları…  Kadın olma, kadın olarak hayatta kalma sınavları... Doğma Yavrum Dünya Çok Kalabalık’ta Armağan Portakal kısacık öykülerle koca koca romanların yapamadığını yapıyor… Hepimizin yüreklerine kök salmış hislere yeniden can veriyor… 

₺14,25 KDV Dahil
₺19,00 KDV Dahil

Sıra dışının krallığına hoş geldiniz!

Casus, savaş pilotu, çikolata tarihçisi ve tıbbi buluşlar yapan bir mucit. Roald Dahl, yazdığı kitaplar kadar renkli bir yazar. Charlie’nin Çikolata Fabrikası ve diğer çocuk kitaplarıyla tanınan Dahl’ın yetişkinlere anlattığı hikâyeler de bir o kadar sihirli.

Dahl, usta bir öykücü, gelmiş geçmiş en iyi hikâye anlatıcılarından biri. Ağızlardan korkan bir adamı, kocalarından illallah diyen kadınları, ölümünden sonra beyninin yaşatılmasını kabul eden birini anlatırken gündeliği olağandışına, olağandışını sıradana dönüştürmeyi başarıyor. Bazen fantastik bir hikâyeyle çıkıyor okurun karşısına, bazen de dünyayı dışarıdan bir bakışla irdeleyip bizi alışılageldik düzene yabancılaştırıyor.

Çoğunlukla karıkoca ilişkilerinin ele alındığı Öptüm Seni’de insan doğasının karanlığını, var olduğunu kabul etmek istemediğimiz yönlerimizi ortaya çıkarıyor Dahl. Bunu hiçbir hikâyesinde eksik olmayan mizahla yapıyor. Püren Özgören’in incelikli çevirisiyle yayımladığımız Öptüm Seni’deki öyküler, sürprizli sonlarıyla bu sefer yetişkinler için birer şölen.

₺17,50 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil
₺10,50 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil
₺9,75 KDV Dahil
₺13,00 KDV Dahil
₺16,50 KDV Dahil
₺22,00 KDV Dahil
₺4,20 KDV Dahil
₺6,00 KDV Dahil
₺29,25 KDV Dahil
₺39,00 KDV Dahil
₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil
₺9,10 KDV Dahil
₺13,00 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil
₺24,00 KDV Dahil
₺11,63 KDV Dahil
₺15,50 KDV Dahil
₺12,75 KDV Dahil
₺17,00 KDV Dahil
₺9,75 KDV Dahil
₺13,00 KDV Dahil
₺13,50 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil
₺10,50 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil
₺7,80 KDV Dahil
₺10,40 KDV Dahil
₺12,68 KDV Dahil
₺16,90 KDV Dahil
₺10,50 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil
₺10,50 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil
₺12,68 KDV Dahil
₺16,90 KDV Dahil
₺18,53 KDV Dahil
₺24,70 KDV Dahil
₺11,63 KDV Dahil
₺15,50 KDV Dahil
₺13,50 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil
₺24,00 KDV Dahil
₺9,80 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil
₺9,75 KDV Dahil
₺13,00 KDV Dahil
₺7,50 KDV Dahil
₺10,00 KDV Dahil
₺9,00 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil
₺10,23 KDV Dahil
₺13,64 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 ... 24 >
< style >. async - hide { opacity : 0 ! important } < /style>