Çağımızın önde gelen Marksistlerinden Samir Amin, tarihçi, felsefeci, sosyolog ve siyaset bilimci kimliklerinin yanı sıra, bu eserinde ağırlıkla yetkin bir Marksist iktisatçı olarak çıkıyor karşımıza. Dünyanın bugün geldiği noktadaki sosyal adalet arayışının bilimsel temellerini, Marksist iktisadın cephaneliğinden devşiriyor. 
Marx için “kıyısı olmayan” ifadesini kullanan ve onun çok yönlülüğüne dikkat çeken Amin, “Benim için Marksist olmak, Marx’ın başlattığı çalışmayı sürdürmek demektir; bu da, Marx’ta durmak değil, ondan hareket etmektir. ... Benim buradaki temel katkım, değer yasasından küreselleşmiş değer yasasına geçiştir” diyerek koyuluyor yola. 
Ve yol boyunca, “Değer yasasının temel statüsü”nü, “Faiz, para ve devlet”i, “Toprak rantı bölümü”nü ve “Dünya ölçeğinde birikim ve emperyalist rant”ı derinlemesine inceliyor. 
Bu görece kısa ama hayli zengin yapıtında, iktisadın zorlu matematiksel formül ve denklemlerinin ortasında, akıcı bir anlatım geliştiriyor. 
Kitabın yayına hazırlık sürecinde, 12 Ağustos 2018 tarihinde kaybettiğimiz Samir Amin için, Fikret Başkaya’nın sözleriyle: 
“İnsan ve toplum yaşamının tüm veçhelerini bir bütün olarak anlamaya ve anlatmaya çalıştı hayatı boyunca… Geride kalan yaklaşık 70 yıllık dönemin birkaç parlak beyninden biriydi… Muazzam bir kavrayışa ve tahlil yeteneğine sahipti… Hayatını ezilen halkların, sömürülen sınıfların kurtuluşuna adamıştı… Yaşadığı sürece de onların gözü, kulağı ve yüreği oldu.”
12,80 ₺ KDV Dahil
16,00 ₺ KDV Dahil

Azgelişmişlik, kalkınma, kriz, dünya ekonomik sistemi (emperyalizm), merkez ve çevre ülkeler gibi tartışmalı konulara toplumcu bir bakışla eğilen Bağımlılık Okulu’nun kurucularından Samir Amin, Avrupa-merkezciliğe karşı geliştirdiği eleştirel yaklaşımı, deyiş yerindeyse Marksizmi Avrupa-merkezci bakış açısından “sıyırıp koparması” ile de öne çıkan bir yazar.

Avrupa-Merkezcilik ise onun bu radikal girişimi ya da hesaplaşmasını, en açık ve derinlikli haliyle takip edebildiğimiz klasik bir yapıtı.

Avrupa’nın, Fransız Devrimi’yle ve “Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik” sloganıyla billurlaşan değerleri bir yanda, kültürcülük, emperyalist sömürgecilik, farklılıkları yok sayan güdük bir evrenselcilik, içe kapanma eğilimi diğer yanda, zorlu denklemler Samir Amin’in geliştirdiği yaklaşımda nasıl bir çözüme kavuşuyor?

Kitabın son bölümünün başlığında ifade edildiği gibi “Çağdaş Dünyaya İlişkin Avrupa-Merkezli Olmayan Bir Görüş” sunan Samir Amin, bu görüşünü tarihten güncelliğe nasıl temellendiriyor?

Fikret Başkaya’nın sözleriyle:

“Samir Amin’in bu eseri, hem kendi tarihimize hem de başkalarının tarihine eleştirel bakmamıza yardım edebilecek önemli tezler içeriyor. Yaşadığımız coğrafyada en çok ihtiyaç duyduğumuz şey
Avrupa-merkezcilikten arındırılmış eleştirel bir bilinçtir.”

13,50 ₺ KDV Dahil
18,00 ₺ KDV Dahil

“On altıncı yüzyılın ‘din savaşları’nda da her şeyden önce çok somut maddi sınıf çıkarları söz konusuydu ve bu savaşlar, tıpkı daha sonra İngiltere’de ve Fransa’da ortaya çıkan iç çatışmalar gibi, sınıf mücadeleleriydi. Bu sınıf mücadelelerinin o dönemde dinsel işaretler taşıması, tek tek sınıfların çıkarlarının, ihtiyaçlarının ve taleplerinin dinsel bir örtünün altında gizlenmesi, işin özünü hiçbir şekilde değiştirmez ve dönemin koşullarıyla kolayca açıklanabilir.”

Friedrich Engels, “1525 Devrimi” diye de andığı Alman Köylü Savaşı’nı incelerken, Karl Marx’a ait olduğunu özellikle vurguladığı materyalist tarih anlayışına yaslanıyor. Dönemin siyasal ve dinsel teorilerinin birer neden değil, ulaşılmış iktisadi gelişim aşamasının sonuçları olduğunu göstermeye çalışıyor.

Protestanlığın kurucusu olan Martin Luther, başlangıçtaki radikal tezlerinden neden vazgeçmişti? Komünizmi sezmiş olan Thomas Münzer’in başarısızlığa uğraması neden kaçınılmazdı? Geniş bir coğrafyada ayaklanan köylüler, görece zayıf hasımları karşısında neden yenilgiye uğramıştı? Materyalist tarih anlayışı, bu tür soruların gerçek cevaplarının açığa çıkarılmasını sağlıyor.

Engels, ilk olarak 1850 yılında yayımlanan eserinin 1870 tarihli ikinci baskısı için yazdığı ve 1875 tarihli üçüncü baskıda genişlettiği önsözde, Almanya’daki 1525 Devrimi ile 1848-49 Devrimi arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları ele almanın ötesinde, işçi sınıfının ve önderlerinin o dönemdeki güncel görevlerine de ışık tutuyor.

12,00 ₺ KDV Dahil
16,00 ₺ KDV Dahil
Yaklaşık 130 yıl önce, Paul Lafargue’ın önderlerinden biri olduğu Fransız İşçi Partisi’nin yayın organı Le Socialiste’te yayınlanan bu küçük güldürü hem tarihsel bakımdan hem de argümanının yalınlığı ve gücü bakımından Marksist literatürün gerçek bir klasiği sayılmalıdır. 

Fransa’da Marksizmin gelişme kaydettiği bir dönemde sermayeye ve sermaye düzenine dair Marksist tezleri dinin toplumsal kontrolü güçlendiren karakteriyle ilişkilendiren Lafargue, sermayenin nüvesindeki dinseli afişe ediyor. Sermaye Dini’ndeki metinlerin yapısını Kitab-ı Mukaddes geleneğine uygun şekilde oluşturarak, Marx’ın yaşamı boyunca sürdürdüğü siyasal iktisat eleştirisinden devraldıklarını, dinin ve sermayeyi yeni bir din olarak kabul eden kapitalizmin eleştirisine yönlendiriyor. 

Kapitalizmin geçirdiği dönüşüme rağmen, sermeyenin mantığının ve doğasının hiçbir şekilde değişmemesi nedeniyle güncelliği koruyan bu metin, hicivle kurgunun, yer yer analitik değer taşıyan pasajlarla zekice yapılmış propagandanın başarılı bir harmanı.
10,50 ₺ KDV Dahil
14,00 ₺ KDV Dahil

Kevin Anderson, Marx Sınırlarda kitabında Marx’ın titizlikle kaleme almış olduğu, kapsamlı, ancak yıllar içerisinde ihmal edilmiş metinlerini farklı bir gözle ve ayrıntılı bir biçimde ele alarak, onun tüm eserleri hakkında gerçekte ne bildiğimiz sorusuna sarsıcı yeni bir ışık tutuyor.

Marx’ın Kapital’in Fransızca basımı için yaptığı değişiklikler,
New York Tribune
için yaptığı gazetecilik çalışmaları, diğer gazete yazıları ve tuttuğu kitap notları ile yorumları da dahil olmak üzere bütün metinlerini titizlikle inceleyen Anderson, alışageldiğimiz yorumlarla pek örtüşmeyen bir Marx portresiyle çıkıyor karşımıza.

Marx’ın Hindistan’dan Çin’e, Rusya’dan Polonya’ya, Amerika Birleşik Devletleri’nden İrlanda ve Cezayir’e, o dönem kapitalizmin çeperinde kalan ülke ve toplumlar hakkında kaleme aldığı binlerce sayfalık yazıyı didik didik ederek, “kapitalizmin farklı coğrafyalarda nasıl bir gelişim seyri izleyebileceği”, “ilkel ortaklaşmacı biçimlerin yeni olanaklar yaratıp yaratamayacağı” gibi konularda 1848’den 1883’e değişen görüşlerini de özetliyor.

Anderson’un bize sunduğu Marx, fikirlerini salt sınıfa dayandıran bir düşünür değil, tam bir 21. yüzyıl aydını olarak beliriyor: Toplum eleştirisi insanın sosyal ve tarihsel gelişimindeki çeşitliliklere duyarlı, sınıfın yanında ulus, ırk ve etnisiteyi de değerlendiren bir teorisyen.

Marx’ın farklı çalışmalarının derinlikli bir okumasını sunan kitap,
Marx çalışmalarını da aşan hararetli yeni tartışmaları ateşleyeceği muhakkak, çığır açıcı ve kabullerimizi değiştirecek yeni bir Karl Marx portresi ortaya koyuyor…

22,50 ₺ KDV Dahil
30,00 ₺ KDV Dahil

Marksist hukuk teorisi var mıdır ya da Marksizmin hukuka bakışı nasıldır? Onur Karahanoğulları, Marksizm ve Hukuk kitabında bu temel soruyu tartışıyor. Bir yandan, Marksizmin hukuka bakışını en genel ve temel önermeleriyle aktarıp bu alandaki farklı yaklaşım ve tezleri özetlerken; bir yandan da genç hukukçuları hukuk çalışmaya, hukuk teorileri geliştirmeye çağırıyor.

Marx, kendisi de hukukçu olmasına rağmen hukuku bir toplumsal ilişki biçimi olarak bütünsel bir çalışmanın konusu yapmamış, hukuku bir bilinç biçimi olarak, aşılması gereken bir yabancılaşma alanı olarak değerlendirmişti. Karahanoğulları, Marksizmin hukukla temel “derdi”nin hukuksal bakışın yanlışlığını göstermek, eleştirmek olduğunun altını çiziyor.

Öte yandan, hukuk kuralı, hukuksal biçim, hukuksal ilişki, hukuk öznesi, hak, hukuksal işlem vb. gibi hukukun temel kavramlarını Marksist yöntemle inceleyen Karahanoğulları, konuyla ilgili yeterli sayıda çalışma bulunmadığı saptamasından yola çıkarak, Marksist hukuk yaklaşımının oluşturulmasının günümüzde gerçek bir ihtiyaç hâline geldiğini belirtiyor.

Kitap, Marksizm ve hukuk konusuyla ilgili olarak bugüne dek yazılmış en önemli çalışmaları tanıtıp farklı görüşleri aktararak, aynı zamanda eleştiri ve öneriler de geliştirerek bu alandaki bir boşluğu dolduruyor.

18,00 ₺ KDV Dahil
24,00 ₺ KDV Dahil
Ermeni sosyalist liderlerden Paramaz’la 19 arkadaşının idam sürecine ve sonrasına tanıklık eden bu kitap, Türkiye’de sosyalist kültürün ve sol hareketin tarihinin gerçek kökleriyle anlaşılması için önemli bir olanak sunmaktadır. 

İstanbul’daki bir halk kütüphanesinde tesadüfen bulunan kitap, Ermenice aslından Aris Nalcı tarafından Türkçeye kazandırıldı. 

Tanıkların ve idam edilenlerin günyüzüne çıkan yazılarıyla birlikte Sosyal Demokrat Hınçak Partisi Nizamnamesi de kitabın en dikkate değer bölümlerinden biridir. Bu çalışma, yalnızca tarihi değişik boyutlarıyla incelemenin ve tartışmanın önemini göstermekle kalmıyor, aynı zamanda bugünü anlamak için de değerli ipuçları sunuyor.
12,00 ₺ KDV Dahil
16,00 ₺ KDV Dahil
Samir Amin’in 40 küsur yıl önce yayımladığı Emperyalizm ve Eşitsiz Gelişme, yıllar içerisinde çağdaş Marksizmin klasik eserleri arasına katılmış, çokça tartışılmış, konu hakkında başka kitap ve makalelere esin kaynağı olmuştur. 
Emperyalizm ve Eşitsiz Gelişme, yazarın sözleriyle “Ekonomizme ve Batı-merkezli bakış açısına karşı olan ilk çalışmanın düşünce çizgisini izlemekte; antiemperyalist mücadelelerin radikalleşmesinin bir sonucu olan Marksizmin yeniden doğuşu genel perspektifi içinde yer almaktadır.” 
Dönemin Stalinizm, Troçkizm ve Çin Devrimi kutuplaşmaları içerisinde siyasi tavrını da belirterek yola çıkan Amin, bu önemli çalışmasına mikroekonominin eleştirisi ile başlamakta ve ardından tarım ve toprak rantı sorununa eğilerek, kapitalist üretim tarzının tarım üzerinde kurduğu egemenliği anlatmakta ve azgelişmişlik sorununa uzanmaktadır. 
Azgelişmişlik olgusunu, emperyalizmin farklı evreleri ve bunalımları bağlamında değerlendiren Amin, bir dönem önemli tartışmalar uyandıran merkez-çevre ülkeleri ayrımına ve uluslararası ticaretin rolüne de değinerek geçiş sorunları ve sosyalizmin inşası konularını ele almaktadır. 
Samir Amin, Emperyalizm ve Eşitsiz Gelişme’de teknoloji transferi, eğitimin işlevi, ücretin belirlenmesi, eşitsiz değişim ve eşitsiz gelişme gibi temel konularını kapsamlı bir şekilde tartışırken, son bölümde “değerlerin fiyatlara dönüşümü” ve “kâr oranlarının düşüşü” gibi Marx’ın Kapital’inden hareketle sıkça tartışılan sorun alanlarına da girmektedir. 
Emperyalizm ve Eşitsiz Gelişme, Bağımlılık Okulu’nun kurucularından ve çağdaş Marksizmin en önemli yazarlarından Samir Amin’in muhakkak okunması gereken klasik bir yapıtıdır…
13,50 ₺ KDV Dahil
18,00 ₺ KDV Dahil
Kapitalizm, sancılar içinde doğarken insanlığa ümit ve iyimserlik esinlemişti. Kendisiyle birlikte refahın da yükseleceğini, insanlığa bir ferahlık geleceğini vaat etmişti. Önce kan ve irinle çevrilen çarklarıyla gösterdi gerçek yüzünü. Sonra makineli tüfek ve top mermileriyle. Vahşi sömürü koşullarını gaddar savaşlar izledi. Peşinden krizler geldi; dünya işsizlik, fakirlik ve salgın hastalıklarla kavruldu. Nihayet faşizm boy verdi kapkara yüzüyle. Almanya, İtalya, Japonya, Portekiz ve İspanya’da faşist rejimler kuruldu. Faşist hareketler dünyanın her yerinde uç verdi. 
Günümüz dünyasında yeni biçim ve eğilimleriyle kol gezen faşizm belası, işçi sınıfı için hem karşı konulup alt edilmesi gereken bir hedef, hem de Marx’ın kuramlarıyla analiz edilip yorumlanması gereken dünya-tarihsel bir olguydu; bugün de öyledir. 
Faşizm üzerine hazırlanmış bu derleme, bir yandan geçmişe bir yandan bugüne bakabilen geniş perspektifiyle, kuram ve olgu arasında uygun bir denge kuran mimarisiyle ve faşizm üzerine yazılmış en önemli metinleri bir araya getiren özenli seçiciliğiyle benzersizdir. 
Anson G. Rabinbach, Antonio Gramsci, August Thalheimer, Bertolt Brecht, Daniel Guérin, Ernst Bloch, Georg Lukács, Georgi Dimitrov, Clara Zetkin, Kurt Gossweiler, Kurt Pätzold, Michal Kalecki, 
Palmiro Togliatti, Reinhard Kühnl, Robert Erlinghagen ve Tim Mason’ın değerlendirmeleriyle...
16,50 ₺ KDV Dahil
22,00 ₺ KDV Dahil

Kapitalist toplum ile komünist toplum arasında, birinin diğerine devrimci dönüşüm dönemi yer alır. Buna siyasal bir geçiş dönemi de karşılık gelir ve söz konusu geçiş döneminin devleti, proletaryanın devrimci diktatörlüğünden başka bir şey olamaz.”

Marx ile Engels’in Alman işçi sınıfı partisinin farklı program taslakları ve programları hakkındaki eleştirel değerlendirmelerinin yer aldığı yazı ve mektupları, program sorununa nasıl baktıklarını göstermenin yanı sıra, işçi sınıfının iktisadi kurtuluş mücadelesi ve bunun siyasal mücadeleyle ilişkisi, proletarya diktatörlüğü, kapitalist toplumdan komünist topluma geçiş süreci, işçi sınıfı enternasyonalizmi gibi pek çok başlıktaki yaklaşımlarına da açıklık kazandırıyor.

Gotha ve Erfurt Programları Üzerine, Marksizmin Almanya’daki gelişim tarihine de ışık tutan bir derleme. Alman işçi sınıfı partisinin yöneticileri, Marx ile Engels’in pek çok konudaki görüşlerini ancak uzun süren tartışmalar ve iç mücadeleler sonrasında benimsemişti.

Derlemede ayrıca, Marksizmin kurucularının eleştirilerine konu olan program taslaklarına, bu metinlerin son hâllerine ve tartışmalar sırasında anılan bazı önemli belgelere yer veriliyor.

12,00 ₺ KDV Dahil
16,00 ₺ KDV Dahil

Seçimler ve parlamento kürsüsü devrimci hedeflere ulaşmak için kullanılabilir mi? 1905’ten 1907’ye kadar Lenin’in ilgisini canlı tutan soru kesinlikle budur. Lenin bu sorunun cevabının “evet” olduğu kanısındaydı ve haksız olmadığı kanıtlandı.

Ama başka ve daha güncel sorular da var: Lenin’in 20. yüzyıl başında Rusya’da belirlediği seçim stratejisi bugüne de ışık tutuyor mu; bu stratejik yaklaşımın Tahrir’den Gezi’ye son yıllarda başlayan toplumsal muhalefetle ilişkisi nasıl kurulabilir? Çağdaş Marksist yazında ve sosyalistler arasında, Lenin’in seçimlere ve parlamentoya dönük yazıları ve yaklaşımı konusunda neden derin bir sessizlik söz konusu? Yunanistan’daki Syriza deneyimi bize neler anlatıyor?

August H. Nimtz’in eşsiz çalışmasının ikinci cildi, hem birinci ciltte kaldığı yerden devam edip 1905’ten 1917’ye uzanıyor, Üçüncü ve Dördüncü Duma deneyimlerini, Alman sosyal demokrasisi ile yaşanan ayrımları, Birinci Dünya Savaşı koşullarını, sovyetlerin parlamentoya göre üstünlük ve farklılıklarını, Troçki ve Stalin’in Lenin’in seçim stratejisi karşısındaki konumlarını, Komintern’de yaşananları vb. anlatıyor, hem de birkaç örneğini verdiğimiz bu güncel soruların yanıtlarını arayıp tartışıyor.

“Nimtz ilgi çekici ve tartışmaları ateşleyecek bir tez atıyor ortaya: Lenin, pek çok şey arasında, seçimleri Rusya’daki devrimci stratejisinin merkezine yerleştirdi. Nimtz’in, Lenin’in düşüncelerinin Marx ve Engels’in teorik ve pratik politik katkıları üzerinde yükseldiğine işaret eden iyi belgelendirilmiş bakış açısı eksiksizdir. Bilimsel ve politik tartışma ortamına parlak bir katkı...” Paul Le Blanc

39,00 ₺ KDV Dahil
52,00 ₺ KDV Dahil

Bu kitabı okuyanların bir kısmı, belki de çoğu, bu okuma eylemini bir bilgisayar ekranından ya da taşınabilir bir aygıttan gerçekleştirecektir. İçinde yaşadığımız dijital çağda bu durumu giderek daha çok kanıksıyoruz. Bu, 21. yüzyıl kapitalizminin getirdiği yeniliklerin bir göstergesidir; ama aynı zamanda onun itici gücünü, yani yaşamlarımızı her bakımdan metalaştıran amansız bir dürtüyü anlamamızın da anahtarıdır.

Ursula Huws, günümüz küresel kapitalist ekonomisinin farklı görünümleriyle ilgili kışkırtıcı analiziyle, son yılların iktisadi, kültürel ve siyasi olgularını bir araya getiriyor ve gelişmiş bilişim ve iletişim teknolojisinin, sermaye birikimine nasıl yepyeni alanlar açtığını inceliyor.

Kültür ve sanat, kamu hizmetlerinin özelleştirilmesi, taşınabilir aygıtlar ve toplumsal ağlar aracılığıyla insanın sosyalliğinin metalaştırılması da bu alanlar arasında yer alıyor. Ayrıca çalışma düzenlerinin yaşadığı çarpıcı değişimler, 21. yüzyılda emek ve sermayenin farklı biçimlerde yüzleşmesi, proletaryadan sibertaryaya yaşanan dönüşüm, gezegenimizin her yanındaki işçi dayanışma ve mücadelesinin yeni çelişki ve biçimlerin yolunu açması da, bu genel eğilimlere eşlik ediyor.

On yıllar içerisinde sisteme kök salmış sömürü mekanizmaları ile kapitalizmin özünü aydınlatan serbest bilgi akışı kavramlarının ötesine geçen bu kitap, günümüzdeki baş döndürücü dijital dönüşümün, çağdaş, güçlü bir eleştirisini sunuyor…

13,50 ₺ KDV Dahil
18,00 ₺ KDV Dahil
Karl Marx, fikirleriyle bütün dünyayı etkileyen az sayıdaki insandan biri. Bu fikirler öylesine etkileyici ki kendisinin 1883’teki  ölümünden önce bile fikirleri büyük tartışmalar yaratabilmişti. 
Herkes Marx’ı güncel sorunlar karşısında yeniden yorumlama gereksinimi duyuyor. Bu yorumların bir bölümü öylesine vahim ki Marx bile bu “marksizmler” karşısında “bütün bildiğim ‘marksist’ olmadığımdır; tanrı beni dostlarımdan korusun!” diye isyan etmişti. 
Bu kitabın amaçlarından bir tanesi, onu fikirlerini çarpıtan dost ve düşmanlarının ellerinden kurtararak onun temel fikirlerini mümkün olan en açık ve doğrudan bir şekilde ortaya koymaktır. 
Ama bundan daha önemlisi, onun ekonomik kriz, işsizlik, sömürü, ulusal sorun, savaş tehdidi, emperyalizm gibi konulardaki fikirlerini (ki bugün hala onlara çok ihtiyacımız var) ve bu sorunlara onun fikirlerini temel alan devrimci yanıtları sunmaktır. 


(...) Son yıllarda Karl Marx dünya ölçeğinde hem yapıtları en çok yayınlanan, hem de üzerine en çok yayın yapılan yazarların başında geliyor kuşkusuz (…) 
Ne ki özellikle 1980’lerden itibaren devreye giren “lapsus” ve bu lapsus sürecinde biriken söylem yığışması, Marx okumasını özellikle yeni devrimci kuşaklar için zorlaştırıyor. 
Alex Callinicos, Marx’ta ayak diremekten vazgeçmemiş az sayıda marksistten biri. Orijinali 1983’te yayınlanan Marx’ın Devrimci Fikirleri’nin “Önsöz”ünde Marx’ı okumayı güçleştiren esas etkenin Marx’ın fikirlerinin çoğu kez büyük ölçüde çarpıtmalara maruz kalmış olması olduğunu vurguluyor (...) 
Bu nedenle marksizmi, Marx’ın yazılarından hareketle bir kuram, bir kuram olduğu kadar bir “devrimci eylem rehberi” ya da tekil bir deyişle bir “pratik felsefesi” olarak sunan bir duruşla kaleme almış Marx’ın Devrimci Fikirleri’ni (...) 
Bu kitap tam da bu mücadelelerin yoğunlaşacağı günümüzde sıcağı sıcağına başvurulması gereken bir el kitabı. 
Sibel Özbudun
15,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil
Neydi ’68? Tarihin bir şakası mı, yoksa, tarihe yön veren çelişmelerin bir düğüm noktası mı? Bulutsuz gökyüzünde çakan bir şimşek mi, yoksa, küller arasındaki kıvılcımın parlaması mı? Yalnızca bir “gençlik isyanı” mı, yoksa, emperyalizme karşı savaşan köylülerin, kapitalizmin yakasını tutup silkeleyen işçilerin de ayağa kalkışı mı? Türkiye’nin ‘68’i, “dünyadaki hareketlerin taklidi” miydi, yoksa kendi tarihsel dinamiklerinin bir ürünü mü? Toprak ve fabrika işgalleri, 15-16 Haziran... Demokratik üniversite mücadelesinin, anti-emperyalist direnişin başlıca özellikleri, olaylar, kişiler, ilişkiler... Üniversiteden dağlara, Fikir Kulüpleri’nden gerillaya... Deniz, Yusuf, Hüseyin, Mahir, İbrahim, Sinan... Dönemin bütün fırtınasını, neşesi, heyecanı ve acısıyla yaşamış olanların tanıklıklarıyla... Devrimcinin ‘68’i... 

Değerlendirmeleri ve tanıklıklarıyla... 
Ahmet Say, Ali Kaypakkaya, Alibek Çubuk, Beşir Aslan, Bozkurt Nuhoğlu, Cemil Gezmiş, Erdal Öz, Ertuğrul Kürkçü, Fahriye Aral, Fatma Çubuk, Hacı Tonak, Halit Çelenk, Hasan Ataol, Haşmet Atan, Hüsniye Göçmen, Hıdır İnan, İhsan Çaralan, Kemal Kalaycı, Metin Eşrefoğlu, Mustafa Çubuk, Mustafa Yalçıner, Nuran Kepenek, Onat Kutlar, Orhan İyiler, Remzi Şirin, Salman Kaya, Şekibe Çelenk, Talat Turhan, Tuncay Çelen, Tuncer Sümer, Zeki Tekeş...
22,50 ₺ KDV Dahil
30,00 ₺ KDV Dahil

Seçimler ve parlamento kürsüsü devrimci hedeflere ulaşmak için kullanılabilir mi? Boykot taktiğine hangi durumda başvurulabilir, komünist bir aday parlamentoya seçilirse kürsüyü nasıl değerlendirebilir? Lenin’in seçim stratejisinin kökenleri Marx ve Engels’te bulunabilir mi? Marx ve Engels’in seçimlere dönük görüşleri hangi klasik metinlere nasıl yansımış, Lenin bunlardan nasıl yararlanmıştır? Legal-illegal mücadele koşulları, sınıf ve seçim ittifakları, çarlığa karşı diğer muhalif kesimlerle işbirliği olanakları, Bolşevik-Menşevik ayrımının sıcaklığı ve 1905 Devrimi’nin öncesi ve sonrası göz önünde bulundurulduğunda, Lenin ne gibi stratejik değişikliklere gitmiş, Birinci ve İkinci Duma seçimleri için nasıl bir mücadele örgütlemiştir?

Hepsi, bugüne yansımaları da olan can alıcı sorular… Ve August H. Nimtz’in kitabı, Lenin’in stratejik yaklaşımları temelinde bu ve benzer soruların yanıtını oluşturan eşsiz bir çalışma.

Marx ve Engels’ten yola çıkıp 1905 Devrimi’ne kadar uzanan bu ilk ciltte, Lenin’in, seçim kampanyalarının nasıl yürütüleceği, seçim bloklarında yer alıp alınmayacağı ve bununla ilgili “ehvenişer” ikilemi, vekillerin partiye hesap vermesinin nasıl sağlanacağı ve seçim siyasetiyle silahlı mücadele dengesinin nasıl kurulacağı gibi meselelere nasıl cevap ürettiğini de görüyoruz. Lenin’in, daha sonraları bu çalışmadan çıkan derslerin Bolşeviklerin 1917’deki başarısı açısından “elzem” olduğunu söylediği düşünüldüğünde, bu dönemin ayrıntılı analizinin eksiksiz bir Leninizm kavrayışı için hayati önemde olduğunu görüyoruz...

18,00 ₺ KDV Dahil
24,00 ₺ KDV Dahil
Karl Marx’ın, 1880 yılında Revue Socialiste dergisine Fransa’da yaklaşan genel seçimler için hazırladığı 101 soruluk “İşçi Anketi”, Tu¨rkiye’de 1970 yılında Devrimci Sinema Dergisi tarafından basılmıştı. Aradan geçen yarım yüzyıl bize, “İşçi Anketi”nin hâlâ koruduğu gu¨ncelliği anlatırken, “işçi sınıfının nasıl bir özne olduğu” sorusunu bugu¨n de sorduruyor. 

Karl Marx’ın ölu¨mu¨nden u¨ç yıl önce hazırladığı 101 soruluk anket çalışması; du¨nya çapında kabul gören, kapitalist u¨retimin eleştirel bir tahlilini yaptığı Kapital isimli kitabında geçen kavramların, pratik bir çalışmada nasıl işlendiğinin ve Marx’ın ölu¨mu¨ne kadar işçi sınıfı örgu¨tleri, kurumları ve yayınları ile ilişkisini kesmediğinin de bir göstergesidir. 

Elinizdeki kitap; Karl Marx ve Friedrich Engels’in karşılaşmalarıyla başlayıp, tu¨m du¨nyaya yayılacak bir gerçekliğin ve hakikatin anlatısında, Tu¨rkiye’de ve du¨nyada unutulmuş olanı açığa çıkarmayı, u¨zerine du¨şu¨nmeyi amaçlıyor...
11,25 ₺ KDV Dahil
15,00 ₺ KDV Dahil
Bu harika kitap, en derin ve incelikli felsefi temaların bazılarını ikna edici bir açıklıkla aktarmayı başarıyor ve Hegelci kökenlerinin ayrıntılarına inerek, Marksist düşüncenin diyalektikliğini yenilemesine yardımcı oluyor. Marksist ‘yabancılaşma’ kavramı konusunda karşılaştığım en iyi kitap. 
Tony McKenna, Marx and Philosophy Review of Books 

Sean Sayers’in kitabı, Marx’ın düşüncesinin Hegelci boyutunu ve bu sayede Marx’ın yabancılaşma teorisini savunmak bakımından etkileyici bir çaba. 
Dan Swain, International Socialism Journal 

Sayers, Marx’ın düşüncesinin temelinde Hegelciliğin yattığı noktasında güçlü bir argüman sunuyor, çokça işlenmiş bazı alanlara yeni bir ışık tutuyor ve çoğu Marx araştırmasının hâlâ yoksun olduğu bir açıklıkta yazıyor. Hepsinin ötesinde, Sayers şunu kanıtlıyor: Hegel-Marx ilişkisi üzerine pek çok şey yazılmasına rağmen, Marx’ın felsefi fikirlerine bu şekilde yaklaşmak Marx araştırması için en verimli araştırma alanı olmaya devam ediyor.
16,50 ₺ KDV Dahil
22,00 ₺ KDV Dahil
“Modern çağın dini olan milliyetçiliğin güçlü olması ve ona karşı 
ideolojik mücadelenin yavaşlığı, cesaretimizi kırmamalıdır. Milliyetçi 
ideolojiye karşı mücadeleye girişenler, en küçük başarılardan 
memnun olmalı, uzun sürecek olan bu mücadelede hem kararlı hem 
sabırlı olmayı öğrenmelidirler. Kötümser ve iyimser olmak için 
nedenler vardır. Kötü gelişmeleri görmezden gelmeyen, aydınlatıcı 
fikir ve eylemlerin değiştirici gücüne inanan iyimser tutum, daha 
gerçekçi bir yaklaşımdır.” 
İnsan topluluklarının arasına aşılmaz bariyerler kuran bir 
milliyetçiliğin aşılması gerektiği fikri demokrasi güçlerinin uzunca bir 
süredir gündeminde. Öte yandan modern toplumların içinde bulunduğu 
krizi tanımlayan anlam arayışına/anomiye bir yanıt sunduğu düşünülen 
“aidiyet”in cazibesi beraberinde milliyetçiliğe sıkıca sarılmayı da 
zaman zaman mümkün kılabiliyor. 
Marksizm, Milliyetçilik ve Demokratik Ulus milliyetçilik tartışmalarına 
odaklanarak ve bunun Marksizm içi tartışmalarda nasıl kavrandığını 
ortaya koyarak milliyetçiliğin dayandığı ilkeleri gözler önüne serip 
milliyetçiliğin gücünü kıracak önemli bir tezi, “Demokratik Ulus” tezini 
ileri sürüyor ve bizi milliyetçilik üzerine yeniden düşünmeye çağırıyor.
28,87 ₺ KDV Dahil
38,50 ₺ KDV Dahil

Sosyalizmin Alfabesi, sosyalizmle yeni tanışanlar, sosyalizme dair derli toplu bilgi edinmek isteyenler ve sosyalizm hakkındaki bilgilerini tazeleme ihtiyacı duyanlar için temel bir başvuru kaynağıdır. Sağlam mantığı, güçlü kanıtları ve duru anlatımıyla parlak ve zihin açıcı bir sosyalizme giriş kitabıdır.

İlk olarak 1953’te ABD’de yayınlanan bu değerli çalışma, kısa sürede sosyalist düşüncenin klasik metinleri arasına katılmış, dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de yarım yüzyıldır en çok okunan giriş kitaplarından biri olagelmiştir.

Çıkarları gereği sosyalist olması gereken ama sosyalizm hakkındaki iftiraların ve ideolojik bombardımanın etkisi altında kalarak sosyalizme uzak duran emekçilerin önyargıları göz önünde bulundurularak yazılmış olması, kitabın hitap alanını hayli genişletmektedir. Yetkin Amerikalı sosyalist Leo Huberman’a göre, iyi veya kötü olsun, karşısında ya da uğrunda savaşılacak bir şey olsun, her şeyden önce sosyalizmin ne olduğunun anlaşılması gerekir. Kitabın amacı, sosyalizmin anlaşılmasına yardımcı olmaktır.

Kitabın ilk yarısı, kapitalizmin sosyalist açıdan ekonomik çözümlenmesine ayrılmıştır. İkinci kısmında ise sosyalist teori ele alınmıştır. Sosyalizm öğretisinin gelişmesinde rol oynamış olan en önemli ve etkili iki isim Karl Marx ve Friedrich Engels olduğu için, Sosyalizmin Alfabesi onların anlayışı üzerine kurulmuştur.

Sosyalizmin Alfabesi’nin bu basımı, yazarlarının yaptığı son basıma uygun olarak, Leo Huberman ve Paul Sweezy’nin tamamlayıcı yazılarıyla zenginleştirilmiştir.

10,50 ₺ KDV Dahil
14,00 ₺ KDV Dahil

Doğu Karadeniz’in ilçeleri ve Sinop’tan Hopa’ya uzanan körfezleri, inci bir kolyenin taneleri gibi süsler sahilleri. Karadeniz’in sahil ilçeleri, geceyi yalnız geçirmez, iki şehir olurlar. Birinin ışıkları sabit durur, birinin ışıkları dalgalanır sularda. Şehirlerin her birinin kendine özgü hikâyeleri vardır. Bu hikâyelerde, faşizme ve emperyalizme karşı yürütülen bağımsızlık, özgürlük ve halk demokrasisi mücadelesinde yıldızlaşan kahramanların isimleri yer alır.

1980 öncesinde Karadeniz bölgesinde, özellikle birkaç ilçe hedefteydi. Bu ilçeler hakkında, her türlü araç kullanılarak karalamalar yapılıyordu. Komünistlerin işgali altında olduğu söyleniyor, “mutlak işgalden kurtarılması gerektiği” belirtiliyordu. Bu ilçelerin başında Ordu’da Fatsa, Rize’de Pazar, Artvin’de Şavşat geliyordu.

Elinizdeki kitap bu ilçelerden Pazar’daki devrimcilerin mücadelesini acı, hüzün ve mizah dolu bir dille anlatıyor.

 

18,75 ₺ KDV Dahil
25,00 ₺ KDV Dahil

 Aydın Erol Türkiye devrimci hareketi acısından çok istisnai bir şahsiyettir. Onun bu özgün kişiliği bale ve sanat dünyası açısından da yine bir istisnadır. 1970’li ve 1980 sonrası cunta yıllarının zorlu koşullarında devrimci mücadelenin en yaratıcılık gerektiren alanlarında, en kararlı biçimde rol oynamış bir devrimcidir. Aydın Erol kişilik özellikleri itibarı ile de çok sevilen birisidir. Bu özgün kişiliği tanımak ve onu unutturmamak sadece onu bilenler açısından değil yeni kuşaklar açısından da geleceğe anlam katacaktır.

 

        Bu kitap bir iz sürme hikayesidir. '93 Harbinin yetimlerinden parasız yatılı hayatlara uzanır. Bir parça 68'dir, Deniz kokar, biraz 12 Mart işkencehanelerinde direnişe dairdir. Cebeci'de, Konservatuvarda yankılanan ses Siyasal'ın bahçesini dolanıp Ankara sokaklarını doldurunca hikaye biraz Butto'ya dairdir, biraz faşizme karşı durmaya. Bir güzel yürüyüşe...

 

       "Merhaba Yavuz", Devrimci bir baletin, Aydın Erol'un; ikbal-istikbal treniyle gitmek varken amasız ve fakatsız atlayıp, taşınan fazlalardan soyunup azalarak, azalırken çoğalarak devrimci olmasının hikayesidir. Hikaye, Aydın Erol vesilesiyle bir güzel insan olmaya; parende atar gibi,

dans eder gibi devrimci bir yaşamı hayal etmeye dairdir.

 

12,00 ₺ KDV Dahil
16,00 ₺ KDV Dahil

Marksizm bireyi nasıl ele alır? Biyolojik, toplumsal ve psikolojik belirlenmelere nasıl yaklaşır? Bireyi incelerken yöntemini nasıl inşa eder, “bilişsel araçlar”ını nasıl oluşturur? Birey sorunsalı ekseninde “belirlenme”, “kültür”, “ruh/tin” gibi kavramların yeri neresidir? Toplumsallığın bireysel biçimi olarak ruhumuzu; ses tonumuzda, saç kesimimizde, öpüşmemizde, hatta tırnağımızda bile bulabilir miyiz? “Duygutür” nedir, birey konusuna yeni bir bakış açısı getiren bu kavrama nasıl ulaşıldı, her insanda beş duyu gibi bulunan altı “duygutür” hangileridir?

Cem Eroğul’un uzun yıllar süren araştırmalarına ve Birey Nedir? adlı özgün çalışmasına giriş niteliği taşıyan Marksizm ve Birey Sorunsalı, işte bu soruların ve daha fazlasının yanıtlarını oluşturuyor. Aynı zamanda, “diyalektik yöntem”e dair ufuk açıcı bir çerçeve sunuyor.

Cem Eroğul’dan bireye dair, Marksizmin bireye bakışına dair özlü bir rehber…

7,50 ₺ KDV Dahil
10,00 ₺ KDV Dahil

"Tanıyor ve biliyorum ki:

Bu kitabın yazarı Taylan Özbay; ülkedeki ayrımsız tüm yurttaşların özgür ve erinç içinde yaşaması ülküsünü öngören; insanına başı dik, alnı ak yaşamayı öğütleyen, uygarlık sıçramalarını hem içeren, hem de algılayan; bu topraklarda yaşayanları yoksul, çaresiz ve sömürüye bağımlı kılan her türlü girişime karşı yürüttüğü çabasında her zaman haklı çıkmış; toplumun daha kayıtsız, koşulsuz bir kardeşlik yönetimine kavuşmasını ilke saymış dürüst bir geleneğin genç, yetkin ve birikimli ardıllarından biridir.

Taylan Özbay, okumadan yazanların, güncel fırsatçılıkla düşün dilenciliği yapanların, yolsuz, yöntemsiz ucuzluğa kaçanların çoğaldığı bir evrede; araştırarak, öğrenerek, deyim yerindeyse iğne ile kuyu kazarak düşüncesini kağıda dökenlerdendir.

Taylan Özbay, bu kez, peşinden yürüdüğü çizginin en saygın adlarından biri olan Uğur Mumcu’nun uğruna ömrünü verdiği düşün dünyasına giriyor ve onun “sorumluluk”, “aydınlatma” ve “bağımsızlık”la örülü öğretisini çözümlüyor.

Kemalist düşüncenin; emekçi sınıf ve tabakaları özgürleştirmeyi ilke edinen toplumculuk ile aynı potada eriyip nasıl bir kor halinde insan bilincinde ışıklandığını yalın, ama özenli bir araştırma ile “Mumcu’nun ölümünün ardından geçen yirmi dört yılda yetişmiş kuşaklar”a anlatıyor.

Çok da iyi anlatıyor."

13,50 ₺ KDV Dahil
18,00 ₺ KDV Dahil

Fukuyama’nın “tarihin sonu”nu ilan etmesinin üzerinden henüz on yıl bile geçmeden kapitalizm karşıtları, “Başka bir dünya mümkün” diyerek ayağa kalktı. “İşgal et” eylemleri, “Biz % 99’uz” diyen kitleler, Tahrir, Gezi ve daha nicesi “tarihin sonu” tartışmalarını sona erdirirken solu da canlandırdı.

Bu türden slogan ve eylemlerin hiç de ütopik kuruntular olmadığını; kapitalizmin, tıpkı kendinden önceki köleci ve feodal üretim tarzları gibi tarihsel bir üretim tarzı olduğunu ve zamanla tarih sahnesinden çekilebileceğini gösteren isimlerin başında bizzat Marx gelir. Onun ardından Marksist tarihçi ve düşünürler, yeni siyasal ve toplumsal gelişmeleri de değerlendirerek, bu tarihsel bakış açısını sürdürdüler. Marksist tarih kuramının güçlü, gelişkin ve hayat dolu olduğunu savunan Paul Blackledge de bu isimlerden biri. Kitabına, geleneksel tarihçilerin ampirizmi ve postmodernistlerin rölativizmi karşışında, tarihin incelenmesine yönelik Marksist yaklaşımı savunarak başlıyor. Daha sonra, Marx ile Engels’in ölümlerini izleyen yarım yüzyıl boyunca Lenin, Troçki, Lukács gibi teorisyenlerin ürettiği çalışmaları inceleyerek 1950’lerdeki Büyük Britanya Komünist Partisi Tarihçiler Grubuna kadar uzanıyor.

Köleci, feodal ve Asya Tipi Üretim Tarzı da dahil olmak üzere farklı üretim tarzlarının içeriğine ve aralarındaki geçişlere dair tartışmalara da giren yazar, tarihin hareketinde yapı ve öznenin etkinliği sorununa dair daha yakın tarihli (Sartre ile Althusser arasında geçen) tartışmaları da ele alıyor. Kitabın son bölümlerinde, günümüzde postmodern konjonktürün dönemleştirilmesi konusunda geliştirilen birbirinden farklı Marksist yaklaşımları inceleyen Blackledge, bu önemli tartışmaların siyasal uzanımlarını da ortaya koyuyor.

Tarihçilerin, kültür, toplum ve siyaset kuramı araştırmacılarının, kapitalizm karşıtlarının ve tarih meraklılarının ilgi ve merakla okuyacağı bir kitap.

16,50 ₺ KDV Dahil
22,00 ₺ KDV Dahil

Ekim Devrimi insanlık tarihinin en büyük olaylarından biridir. 1917 başında henüz bir Romanovlar monarşisi olan Rusya, yalnızca sekiz ay sonra Bolşevik Parti liderliğindeki emekçi sınıfların dümeni ele geçirdikleri bir başka âlemin ilk vatanı olmuştur. Ekim Devrimi her şeyi altüst etmiştir. Konuşanları susturmuş, susanları konuşturmaya başlamıştır. Yönetenleri yönetilene, yönetilenleri yönetene çevirmiştir. En geridekini ileriye sıçratırken, en ileridekini en geriye düşürmüştür. Toplum hayatının tepesindekileri alaşağı etmiş, en aşağıdakileri

doruklara taşımıştır. Emekçi kitleler ile siyasal alan arasındaki bütün duvarları yıkıp geçmiştir. Esaretin, savaşın, baskının, eziyetin, buyurganlığın, ayrımcılığın, hiyerarşinin, inkârın, sömürünün, dayatmanın ve bağımlılığın zincirlerini kırmış; hürriyetin, yaratıcılığın, dayanışmanın, barışın, ortaklaşmanın ve eşitliğin kapılarını ardına kadar açmıştır.

1917’de bir sevinç ve şenlik toplumu olan sosyalizme doğru o çok kararlı ilk adım atılalı tam 100 yıl olmuştur. Dünya proletaryasının savaşa, düşmanlığa, her türlü tahakküme, nefrete, kine, çıkarcılığa, bencilliğe ve kötülüğe karşı ilk haykırışlarının üzerinden tam 100 yıl geçmiştir. Buram buram hayat, devrim, aşk, iyilik, güzellik, özgürlük, ümit ve neşe kokan ilk sosyalist atılımlar, kazanımları ve dersleriyle koca bir asırı geride bırakmıştır. Çaresizlikler, güçlükler, açlıklar, yokluklar, hastalıklar, ıstıraplar, gerilikler, yalnızlıklar, saldırılar ve çullanışlara karşı direne direne ileri sıçrayışlar yapma azmi ve kararlılığıyla başlayan büyük yürüyüş, tam 100 yıldır sürmektedir.

Bu kitap, Ekim Devrimine 100 yıl aradan sonra ve değişik açılardan bakan 19 yazarın ortak emeğinin ürünüdür. Ekim Devriminin ruhuna uygun olarak kolektif ve enternasyonalist bir karakter taşımaktadır.

Yazarlar:
Emel Akal, Samir Amin, Gökhan Atılgan, Korkut Boratav, Edward Hallett Carr, Metin Çulhaoğlu, Yeşim Dinçer, Cem Eroğul, Neil Faulkner, Turgay Fişekçi, İrfan Habip, Tamás Krausz, August H. Nimtz, Erkin Özalp, Vijay Prashad, Marian Sawer, Mehmet Yetiş, Haluk Yurtsever, Gamze Yücesan-Özdemir

 

21,00 ₺ KDV Dahil
28,00 ₺ KDV Dahil

Türkiye’de Sosyalist Düşüncenin Klasikleri dizisinin üçüncü kitabı olan Onlar Uyanırken, Türkiye emekçi halkının 1960’lı yıllarda kurulu düzeni sorgulayan bilinç ve eylemlerinin, yanı sıra da sosyalizm arayışlarının çarpıcı bir yansımasıdır. Onlar Uyanırken’in iki yazarı vardır. Kitabın birinci kısmında yer alan Türk Sosyalistlerinin El Kitabı başlıklı bölümün yazarı

Çetin Altan’dır. Parlamento kürsüsünde kapitalizme yönelttiği öldürücü eleştirileri, miting meydanlarında yaptığı coşkulu konuşmaları, kahvehanelerde anlattığı çarpıcı ülke sorunları ve

gazetelerde ikna edici bir dille yazdığı alternatif sosyalist toplum tahayyülleriyle 1960’lı yılların siyasal yıldızıdır Çetin Altan.

Kapitalizm yandaşlarının düşmanı, sosyalizm arayışları içindeki emekçilerin sevgilisidir. Türk Sosyalistlerinin El Kitabı, sosyalist düşünce ve toplum düzeninin herkes tarafından anlaşılabilecek bir yalınlıkla ve akla gelebilecek her türlü soruyu önceden hesap edip yanıtlayan bir ustalıkla yazılmıştır. Akıcı ritmi, canlı anlatımı, berrak üslubu, akıl yüklü kurgusu, kahredici eleştirileri ve aşıladığı umutlarıyla sosyalist fikirlerin popülerleştirilmesinde eşine ender rastlanabilecek düzeyde vurucu bir metindir.

Kitabın ikinci kısmında yer alan Mektuplar’ın yazarı işçisi, ırgatı, marabası, şoförü, kahvecisi, bakkalı, terzisi, zanaatkârı ve arkasız memuruyla Türkiye emekçi halkıdır. Yurdun doğusundan, batısından, güneyinden ve kuzeyinden gelen binlerce mektup arasından kura usulüyle Çetin Altan tarafından seçilen bu küçük demet, devrin emekçi halkının sınıf bilincini ve siyasal dağarcığını yansıtması bakımından eşsiz bir tarihsel belge niteliğindedir.

Onlar Uyanırken, bir günde on üç bin kopya satılan ilk baskısının üzerinden tam 50 yıl sonra, Türkiye Marksizminin yaşayan en önemli temsilcilerinden Metin Çulhaoğlu’nun ‘Sunuş’uyla yeniden okuyucuyla buluşmaktadır.

13,50 ₺ KDV Dahil
18,00 ₺ KDV Dahil

Jorge Amado, Louis Aragon, Henri Barbusse, Bertolt Brecht, İlya Ehrenburg, Julius Fučik, Maksim Gorki, Anatoli Lunaçarski, Heinrich Mann, Pablo Neruda, John Reed, Romain Rolland, Anna Seghers, Bernard Shaw, H. G. Wells, Clara Zetkin ve daha çok sayıda büyük yazar Lenin’e bak ıyor, Lenin’i duyuyor,

Lenin’i anlatıyor...

Geniş bir yüzü, çıkık elmacık kemikleri, ince bir sakalı, büyük bir burnu, parıltılı gözleri ve dudaklarında hafif bir gülümsemesi olan” kısa boylu bir adamı... Kırlarda gezmeyi, çiçek toplamayı, bisiklete binmeyi, Beethoven dinlemeyi, Tolstoy okumayı seven bir adamı...

Tarihin, tavan arası odalardan ve sürgün kütüphanelerinden çıkarıp dünya tarihinin girdabına oturttuğu adamı...”

Zürih’te, ayda yirmi sekiz franka oturduğu dik bir sokaktaki tek odalı dairesinden yola çıkarak mühürlü bir vagon içinde Rusya’ya hareket eden ve yedi ay sonra “dünyayı sarsan on gün”ü başlatan adamı...

Bir köylünün, tabutunun ardından, “İyi adamdı, biz köylüler için yalnızca o iyi

şeyler yaptı,” dediği insanı...

Pablo Neruda’nın, “Aklı hep ateşliydi, ama hiç kül olmadı, / Ve ölüm, alev almış

kalbini soğutamadı...” dediği adamı...

Bu kitap, işte onu, Vladimir İlyiç Lenin’i anlatıyor.

Dünyanın dört bir yanından yazar ve sanatçıların diliyle...

Büyük eseri Sosyalist Ekim Devrimi’nin 100. yılında!

30,00 ₺ KDV Dahil
40,00 ₺ KDV Dahil

21. Yüzyıl İçin Sosyalizm, net ve yenilikçi bir sosyalist gelecek tasarımı sunuyor; bu tasarımın hayata geçirilmesinin somut aşamalarını da gösteriyor. Aynı zamanda, kapitalizmin mantığını gerçek anlamıyla kavramanın, yani süregiden kapitalist kâr güdülerine karşı insanın gerçek gereksinimlerini savunmanın, başlı başına politik bir eylem olduğunu da anlatıyor.

Marx'ın ekonomi politik alanındaki mirasının yaratıcı ve sadık bir yorumunu yapan yazar, Venezüella'da yaşanan çarpıcı sürecin deneyimlerine de özel olarak eğiliyor. Merkezine emekçileri yerleştiren sosyalizm anlayışıyla, özgün bir kalkınma modelini bağdaştırarak "21. yüzyıl sosyalizmi" adını verdiği tasarımını ayrıntılandırıyor.

 

Kitabın çoğu bölümü, Venezüella'daki işçi örgütlerinde yapılan sunumlardan geliştirilmiş. Bu yönüyle de kitap herhangi bir akademik metnin çok ötesinde; genel okurların da ilgiyle okuyacağı yalınlıkta.

 

 

12,00 ₺ KDV Dahil
16,00 ₺ KDV Dahil

Hikmet Kıvılcımlı; Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılış yıllarını, Balkan Savaşlarını, Birinci Dünya Savaşı’nın yarattığı yıkımları, Milli Mücadele ve erken Cumhuriyet dönemlerini yaşamış bir tarih tanığı.

 

Ekim Devrimi’nin ardından, dünyada ezilenler için umudun yeşerdiği yıllarda, enternasyonal sosyalist düşünceyle buluşan ve bütün hayatı siyasi mücadeleler içinde geçmiş bir devrimci.

 

Marksist düşüncenin kuramsal ve tarihsel gelişimi üzerine yaptığı çalışmalarla, mücadelenin ufkunu açmış, polemiklerle sürmüş bir hayat.

 

Türkiye’nin özgül koşullarını esas alan ve bunun üzerinden Türkiye devrimine bakan, özgün tezleri ve teorileri olan bir devrimci.

 

Hayatı boyunca birçok kez hapis cezasına ve işkenceye maruz kalmış, çileli yıllar içinde hiç yılmadan ürettiği ve ardında bıraktığı devasa külliyatıyla, Marksist klasiklerden çevirdiği eserlerle Türkiye sosyalist hareketinin en üretken devrimcisi.

 

Sosyalist literatüre özgün kavramlar kazandıran, farklı bir dili, mizahı ve ironisi olan, kendine has bir devrimci.

 

Doğu/Batı eksenli sorgulamaları, yerelleşme tartışmalarıyla solun ideolojik haritasına ve evrensel Marksist literatüre Türkiye’den katkılarda bulunan bir devrimci…

 

Elinizdeki kitap Türkiye sosyalist hareketinin erken dönem kadrolarından Hikmet Kıvılcımlı’nın kendi yazılarından ve onu çeşitli yönleriyle değerlendiren makalelerden oluşuyor.

 

Hikmet Kıvılcımlı literatürüne bütünlüklü bir girizgâh olan bu seçkinin onun anlaşılmasına ve yeni kuşaklarla tanışmasına katkıda bulunmasını umuyoruz.

33,00 ₺ KDV Dahil
44,00 ₺ KDV Dahil
16,50 ₺ KDV Dahil
22,00 ₺ KDV Dahil
20,63 ₺ KDV Dahil
27,50 ₺ KDV Dahil
22,50 ₺ KDV Dahil
30,00 ₺ KDV Dahil
11,25 ₺ KDV Dahil
15,00 ₺ KDV Dahil
22,50 ₺ KDV Dahil
30,00 ₺ KDV Dahil
15,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil
22,50 ₺ KDV Dahil
30,00 ₺ KDV Dahil
25,50 ₺ KDV Dahil
34,00 ₺ KDV Dahil
19,50 ₺ KDV Dahil
26,00 ₺ KDV Dahil
18,00 ₺ KDV Dahil
24,00 ₺ KDV Dahil
11,25 ₺ KDV Dahil
15,00 ₺ KDV Dahil
11,25 ₺ KDV Dahil
15,00 ₺ KDV Dahil
19,87 ₺ KDV Dahil
26,50 ₺ KDV Dahil
12,00 ₺ KDV Dahil
16,00 ₺ KDV Dahil
22,50 ₺ KDV Dahil
30,00 ₺ KDV Dahil
15,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil
7,46 ₺ KDV Dahil
9,95 ₺ KDV Dahil
15,00 ₺ KDV Dahil
20,00 ₺ KDV Dahil
17,25 ₺ KDV Dahil
23,00 ₺ KDV Dahil
11,25 ₺ KDV Dahil
15,00 ₺ KDV Dahil
7,50 ₺ KDV Dahil
10,00 ₺ KDV Dahil
48,75 ₺ KDV Dahil
65,00 ₺ KDV Dahil
27,00 ₺ KDV Dahil
36,00 ₺ KDV Dahil
1