Bu harika kitap, en derin ve incelikli felsefi temaların bazılarını ikna edici bir açıklıkla aktarmayı başarıyor ve Hegelci kökenlerinin ayrıntılarına inerek, Marksist düşüncenin diyalektikliğini yenilemesine yardımcı oluyor. Marksist ‘yabancılaşma’ kavramı konusunda karşılaştığım en iyi kitap. 
Tony McKenna, Marx and Philosophy Review of Books 

Sean Sayers’in kitabı, Marx’ın düşüncesinin Hegelci boyutunu ve bu sayede Marx’ın yabancılaşma teorisini savunmak bakımından etkileyici bir çaba. 
Dan Swain, International Socialism Journal 

Sayers, Marx’ın düşüncesinin temelinde Hegelciliğin yattığı noktasında güçlü bir argüman sunuyor, çokça işlenmiş bazı alanlara yeni bir ışık tutuyor ve çoğu Marx araştırmasının hâlâ yoksun olduğu bir açıklıkta yazıyor. Hepsinin ötesinde, Sayers şunu kanıtlıyor: Hegel-Marx ilişkisi üzerine pek çok şey yazılmasına rağmen, Marx’ın felsefi fikirlerine bu şekilde yaklaşmak Marx araştırması için en verimli araştırma alanı olmaya devam ediyor.
₺17,60 KDV Dahil
₺22,00 KDV Dahil
“Modern çağın dini olan milliyetçiliğin güçlü olması ve ona karşı 
ideolojik mücadelenin yavaşlığı, cesaretimizi kırmamalıdır. Milliyetçi 
ideolojiye karşı mücadeleye girişenler, en küçük başarılardan 
memnun olmalı, uzun sürecek olan bu mücadelede hem kararlı hem 
sabırlı olmayı öğrenmelidirler. Kötümser ve iyimser olmak için 
nedenler vardır. Kötü gelişmeleri görmezden gelmeyen, aydınlatıcı 
fikir ve eylemlerin değiştirici gücüne inanan iyimser tutum, daha 
gerçekçi bir yaklaşımdır.” 
İnsan topluluklarının arasına aşılmaz bariyerler kuran bir 
milliyetçiliğin aşılması gerektiği fikri demokrasi güçlerinin uzunca bir 
süredir gündeminde. Öte yandan modern toplumların içinde bulunduğu 
krizi tanımlayan anlam arayışına/anomiye bir yanıt sunduğu düşünülen 
“aidiyet”in cazibesi beraberinde milliyetçiliğe sıkıca sarılmayı da 
zaman zaman mümkün kılabiliyor. 
Marksizm, Milliyetçilik ve Demokratik Ulus milliyetçilik tartışmalarına 
odaklanarak ve bunun Marksizm içi tartışmalarda nasıl kavrandığını 
ortaya koyarak milliyetçiliğin dayandığı ilkeleri gözler önüne serip 
milliyetçiliğin gücünü kıracak önemli bir tezi, “Demokratik Ulus” tezini 
ileri sürüyor ve bizi milliyetçilik üzerine yeniden düşünmeye çağırıyor.
₺28,40 KDV Dahil
₺35,50 KDV Dahil

Sosyalizmin Alfabesi, sosyalizmle yeni tanışanlar, sosyalizme dair derli toplu bilgi edinmek isteyenler ve sosyalizm hakkındaki bilgilerini tazeleme ihtiyacı duyanlar için temel bir başvuru kaynağıdır. Sağlam mantığı, güçlü kanıtları ve duru anlatımıyla parlak ve zihin açıcı bir sosyalizme giriş kitabıdır.

İlk olarak 1953’te ABD’de yayınlanan bu değerli çalışma, kısa sürede sosyalist düşüncenin klasik metinleri arasına katılmış, dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de yarım yüzyıldır en çok okunan giriş kitaplarından biri olagelmiştir.

Çıkarları gereği sosyalist olması gereken ama sosyalizm hakkındaki iftiraların ve ideolojik bombardımanın etkisi altında kalarak sosyalizme uzak duran emekçilerin önyargıları göz önünde bulundurularak yazılmış olması, kitabın hitap alanını hayli genişletmektedir. Yetkin Amerikalı sosyalist Leo Huberman’a göre, iyi veya kötü olsun, karşısında ya da uğrunda savaşılacak bir şey olsun, her şeyden önce sosyalizmin ne olduğunun anlaşılması gerekir. Kitabın amacı, sosyalizmin anlaşılmasına yardımcı olmaktır.

Kitabın ilk yarısı, kapitalizmin sosyalist açıdan ekonomik çözümlenmesine ayrılmıştır. İkinci kısmında ise sosyalist teori ele alınmıştır. Sosyalizm öğretisinin gelişmesinde rol oynamış olan en önemli ve etkili iki isim Karl Marx ve Friedrich Engels olduğu için, Sosyalizmin Alfabesi onların anlayışı üzerine kurulmuştur.

Sosyalizmin Alfabesi’nin bu basımı, yazarlarının yaptığı son basıma uygun olarak, Leo Huberman ve Paul Sweezy’nin tamamlayıcı yazılarıyla zenginleştirilmiştir.

₺10,50 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil

Doğu Karadeniz’in ilçeleri ve Sinop’tan Hopa’ya uzanan körfezleri, inci bir kolyenin taneleri gibi süsler sahilleri. Karadeniz’in sahil ilçeleri, geceyi yalnız geçirmez, iki şehir olurlar. Birinin ışıkları sabit durur, birinin ışıkları dalgalanır sularda. Şehirlerin her birinin kendine özgü hikâyeleri vardır. Bu hikâyelerde, faşizme ve emperyalizme karşı yürütülen bağımsızlık, özgürlük ve halk demokrasisi mücadelesinde yıldızlaşan kahramanların isimleri yer alır.

1980 öncesinde Karadeniz bölgesinde, özellikle birkaç ilçe hedefteydi. Bu ilçeler hakkında, her türlü araç kullanılarak karalamalar yapılıyordu. Komünistlerin işgali altında olduğu söyleniyor, “mutlak işgalden kurtarılması gerektiği” belirtiliyordu. Bu ilçelerin başında Ordu’da Fatsa, Rize’de Pazar, Artvin’de Şavşat geliyordu.

Elinizdeki kitap bu ilçelerden Pazar’daki devrimcilerin mücadelesini acı, hüzün ve mizah dolu bir dille anlatıyor.

 

₺20,00 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil

 Aydın Erol Türkiye devrimci hareketi acısından çok istisnai bir şahsiyettir. Onun bu özgün kişiliği bale ve sanat dünyası açısından da yine bir istisnadır. 1970’li ve 1980 sonrası cunta yıllarının zorlu koşullarında devrimci mücadelenin en yaratıcılık gerektiren alanlarında, en kararlı biçimde rol oynamış bir devrimcidir. Aydın Erol kişilik özellikleri itibarı ile de çok sevilen birisidir. Bu özgün kişiliği tanımak ve onu unutturmamak sadece onu bilenler açısından değil yeni kuşaklar açısından da geleceğe anlam katacaktır.

 

        Bu kitap bir iz sürme hikayesidir. '93 Harbinin yetimlerinden parasız yatılı hayatlara uzanır. Bir parça 68'dir, Deniz kokar, biraz 12 Mart işkencehanelerinde direnişe dairdir. Cebeci'de, Konservatuvarda yankılanan ses Siyasal'ın bahçesini dolanıp Ankara sokaklarını doldurunca hikaye biraz Butto'ya dairdir, biraz faşizme karşı durmaya. Bir güzel yürüyüşe...

 

       "Merhaba Yavuz", Devrimci bir baletin, Aydın Erol'un; ikbal-istikbal treniyle gitmek varken amasız ve fakatsız atlayıp, taşınan fazlalardan soyunup azalarak, azalırken çoğalarak devrimci olmasının hikayesidir. Hikaye, Aydın Erol vesilesiyle bir güzel insan olmaya; parende atar gibi,

dans eder gibi devrimci bir yaşamı hayal etmeye dairdir.

 

₺11,40 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil

Marksizm bireyi nasıl ele alır? Biyolojik, toplumsal ve psikolojik belirlenmelere nasıl yaklaşır? Bireyi incelerken yöntemini nasıl inşa eder, “bilişsel araçlar”ını nasıl oluşturur? Birey sorunsalı ekseninde “belirlenme”, “kültür”, “ruh/tin” gibi kavramların yeri neresidir? Toplumsallığın bireysel biçimi olarak ruhumuzu; ses tonumuzda, saç kesimimizde, öpüşmemizde, hatta tırnağımızda bile bulabilir miyiz? “Duygutür” nedir, birey konusuna yeni bir bakış açısı getiren bu kavrama nasıl ulaşıldı, her insanda beş duyu gibi bulunan altı “duygutür” hangileridir?

Cem Eroğul’un uzun yıllar süren araştırmalarına ve Birey Nedir? adlı özgün çalışmasına giriş niteliği taşıyan Marksizm ve Birey Sorunsalı, işte bu soruların ve daha fazlasının yanıtlarını oluşturuyor. Aynı zamanda, “diyalektik yöntem”e dair ufuk açıcı bir çerçeve sunuyor.

Cem Eroğul’dan bireye dair, Marksizmin bireye bakışına dair özlü bir rehber…

₺6,00 KDV Dahil
₺8,00 KDV Dahil

"Tanıyor ve biliyorum ki:

Bu kitabın yazarı Taylan Özbay; ülkedeki ayrımsız tüm yurttaşların özgür ve erinç içinde yaşaması ülküsünü öngören; insanına başı dik, alnı ak yaşamayı öğütleyen, uygarlık sıçramalarını hem içeren, hem de algılayan; bu topraklarda yaşayanları yoksul, çaresiz ve sömürüye bağımlı kılan her türlü girişime karşı yürüttüğü çabasında her zaman haklı çıkmış; toplumun daha kayıtsız, koşulsuz bir kardeşlik yönetimine kavuşmasını ilke saymış dürüst bir geleneğin genç, yetkin ve birikimli ardıllarından biridir.

Taylan Özbay, okumadan yazanların, güncel fırsatçılıkla düşün dilenciliği yapanların, yolsuz, yöntemsiz ucuzluğa kaçanların çoğaldığı bir evrede; araştırarak, öğrenerek, deyim yerindeyse iğne ile kuyu kazarak düşüncesini kağıda dökenlerdendir.

Taylan Özbay, bu kez, peşinden yürüdüğü çizginin en saygın adlarından biri olan Uğur Mumcu’nun uğruna ömrünü verdiği düşün dünyasına giriyor ve onun “sorumluluk”, “aydınlatma” ve “bağımsızlık”la örülü öğretisini çözümlüyor.

Kemalist düşüncenin; emekçi sınıf ve tabakaları özgürleştirmeyi ilke edinen toplumculuk ile aynı potada eriyip nasıl bir kor halinde insan bilincinde ışıklandığını yalın, ama özenli bir araştırma ile “Mumcu’nun ölümünün ardından geçen yirmi dört yılda yetişmiş kuşaklar”a anlatıyor.

Çok da iyi anlatıyor."

₺13,50 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil

Çağdaş Marksizmin en önemli ve verimli tartışma kanallarından biri olan Socialist Register, 1917 Ekim Devrimi’nin yüzüncü yılını selamlayan özel bir sayı ile okuyucuyla buluşuyor.

Leo Panitch ile Greg Albo’nun editörlüğünde hazırlanan bu sayı,  Birleşik Krallık’tan İspanya ve Yunanistan’a radikal solun 21. yüzyıldaki serüvenine Ekim Devrimi merceğinden bakarken, Latin Amerika sosyalizmini ve Çin Devriminin mirasını da es geçmiyor.

Güncel Marksizmin Slavoj Žižek, Leo Panitch, August H. Nimtz, 
Wang Hui gibi önde gelen düşünürleri, Socialist Register 2017’ye, Marx ve Engels’in devrimci partiye bakışları, sınıf ve parti ilişkilerinin alabileceği biçimler, devrimin güncelliği ve devrimci iyimserlik gibi hiçbir zaman gündemden düşmeyecek kuramsal tartışmalarla misafir olurken, bugün farklı coğrafyalarda yaşanan gelişmeleri de değerlendiriyorlar.

Ekim’in mirasını hem güncel hem de tarihsel boyutlarıyla ele alan, sosyalizmin 21. yüzyılda karşı karşıya olduğu önemli sorunların üstesinden gelmek için bu mirasın ne denli önemli olduğunun altını çizen, ufuk açıcı bir çalışma...

 

₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

Fukuyama’nın “tarihin sonu”nu ilan etmesinin üzerinden henüz on yıl bile geçmeden kapitalizm karşıtları, “Başka bir dünya mümkün” diyerek ayağa kalktı. “İşgal et” eylemleri, “Biz % 99’uz” diyen kitleler, Tahrir, Gezi ve daha nicesi “tarihin sonu” tartışmalarını sona erdirirken solu da canlandırdı.

Bu türden slogan ve eylemlerin hiç de ütopik kuruntular olmadığını; kapitalizmin, tıpkı kendinden önceki köleci ve feodal üretim tarzları gibi tarihsel bir üretim tarzı olduğunu ve zamanla tarih sahnesinden çekilebileceğini gösteren isimlerin başında bizzat Marx gelir. Onun ardından Marksist tarihçi ve düşünürler, yeni siyasal ve toplumsal gelişmeleri de değerlendirerek, bu tarihsel bakış açısını sürdürdüler. Marksist tarih kuramının güçlü, gelişkin ve hayat dolu olduğunu savunan Paul Blackledge de bu isimlerden biri. Kitabına, geleneksel tarihçilerin ampirizmi ve postmodernistlerin rölativizmi karşışında, tarihin incelenmesine yönelik Marksist yaklaşımı savunarak başlıyor. Daha sonra, Marx ile Engels’in ölümlerini izleyen yarım yüzyıl boyunca Lenin, Troçki, Lukács gibi teorisyenlerin ürettiği çalışmaları inceleyerek 1950’lerdeki Büyük Britanya Komünist Partisi Tarihçiler Grubuna kadar uzanıyor.

Köleci, feodal ve Asya Tipi Üretim Tarzı da dahil olmak üzere farklı üretim tarzlarının içeriğine ve aralarındaki geçişlere dair tartışmalara da giren yazar, tarihin hareketinde yapı ve öznenin etkinliği sorununa dair daha yakın tarihli (Sartre ile Althusser arasında geçen) tartışmaları da ele alıyor. Kitabın son bölümlerinde, günümüzde postmodern konjonktürün dönemleştirilmesi konusunda geliştirilen birbirinden farklı Marksist yaklaşımları inceleyen Blackledge, bu önemli tartışmaların siyasal uzanımlarını da ortaya koyuyor.

Tarihçilerin, kültür, toplum ve siyaset kuramı araştırmacılarının, kapitalizm karşıtlarının ve tarih meraklılarının ilgi ve merakla okuyacağı bir kitap.

₺16,50 KDV Dahil
₺22,00 KDV Dahil

 “Kapitalist toplum ile komünist toplum arasında, birinin diğerine devrimci dönüşüm dönemi yer alır. Buna siyasal bir geçiş dönemi de karşılık gelir ve söz konusu geçiş döneminin devleti, proletaryanın devrimci diktatörlüğünden başka bir şey olamaz.”

Marx ile Engels’in Alman işçi sınıfı partisinin farklı program taslakları ve programları hakkındaki eleştirel değerlendirmelerinin yer aldığı yazı ve mektupları, program sorununa nasıl baktıklarını göstermenin yanı sıra, işçi sınıfının iktisadi kurtuluş mücadelesi ve bunun siyasal mücadeleyle ilişkisi, proletarya diktatörlüğü, kapitalist toplumdan komünist topluma geçiş süreci, işçi sınıfı enternasyonalizmi gibi pek çok başlıktaki yaklaşımlarına da açıklık kazandırıyor.

Gotha ve Erfurt Programları Üzerine, Marksizmin Almanya’daki gelişim tarihine de ışık tutan bir derleme. Alman işçi sınıfı partisinin yöneticileri, Marx ile Engels’in pek çok konudaki görüşlerini ancak uzun süren tartışmalar ve iç mücadeleler sonrasında benimsemişti.

Derlemede ayrıca, Marksizmin kurucularının eleştirilerine konu olan program taslaklarına, bu metinlerin son hâllerine ve tartışmalar sırasında anılan bazı önemli belgelere yer veriliyor.

₺10,50 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil

Ekim Devrimi insanlık tarihinin en büyük olaylarından biridir. 1917 başında henüz bir Romanovlar monarşisi olan Rusya, yalnızca sekiz ay sonra Bolşevik Parti liderliğindeki emekçi sınıfların dümeni ele geçirdikleri bir başka âlemin ilk vatanı olmuştur. Ekim Devrimi her şeyi altüst etmiştir. Konuşanları susturmuş, susanları konuşturmaya başlamıştır. Yönetenleri yönetilene, yönetilenleri yönetene çevirmiştir. En geridekini ileriye sıçratırken, en ileridekini en geriye düşürmüştür. Toplum hayatının tepesindekileri alaşağı etmiş, en aşağıdakileri

doruklara taşımıştır. Emekçi kitleler ile siyasal alan arasındaki bütün duvarları yıkıp geçmiştir. Esaretin, savaşın, baskının, eziyetin, buyurganlığın, ayrımcılığın, hiyerarşinin, inkârın, sömürünün, dayatmanın ve bağımlılığın zincirlerini kırmış; hürriyetin, yaratıcılığın, dayanışmanın, barışın, ortaklaşmanın ve eşitliğin kapılarını ardına kadar açmıştır.

1917’de bir sevinç ve şenlik toplumu olan sosyalizme doğru o çok kararlı ilk adım atılalı tam 100 yıl olmuştur. Dünya proletaryasının savaşa, düşmanlığa, her türlü tahakküme, nefrete, kine, çıkarcılığa, bencilliğe ve kötülüğe karşı ilk haykırışlarının üzerinden tam 100 yıl geçmiştir. Buram buram hayat, devrim, aşk, iyilik, güzellik, özgürlük, ümit ve neşe kokan ilk sosyalist atılımlar, kazanımları ve dersleriyle koca bir asırı geride bırakmıştır. Çaresizlikler, güçlükler, açlıklar, yokluklar, hastalıklar, ıstıraplar, gerilikler, yalnızlıklar, saldırılar ve çullanışlara karşı direne direne ileri sıçrayışlar yapma azmi ve kararlılığıyla başlayan büyük yürüyüş, tam 100 yıldır sürmektedir.

Bu kitap, Ekim Devrimine 100 yıl aradan sonra ve değişik açılardan bakan 19 yazarın ortak emeğinin ürünüdür. Ekim Devriminin ruhuna uygun olarak kolektif ve enternasyonalist bir karakter taşımaktadır.

Yazarlar:
Emel Akal, Samir Amin, Gökhan Atılgan, Korkut Boratav, Edward Hallett Carr, Metin Çulhaoğlu, Yeşim Dinçer, Cem Eroğul, Neil Faulkner, Turgay Fişekçi, İrfan Habip, Tamás Krausz, August H. Nimtz, Erkin Özalp, Vijay Prashad, Marian Sawer, Mehmet Yetiş, Haluk Yurtsever, Gamze Yücesan-Özdemir

 

₺18,00 KDV Dahil
₺24,00 KDV Dahil

Türkiye’de Sosyalist Düşüncenin Klasikleri dizisinin üçüncü kitabı olan Onlar Uyanırken, Türkiye emekçi halkının 1960’lı yıllarda kurulu düzeni sorgulayan bilinç ve eylemlerinin, yanı sıra da sosyalizm arayışlarının çarpıcı bir yansımasıdır. Onlar Uyanırken’in iki yazarı vardır. Kitabın birinci kısmında yer alan Türk Sosyalistlerinin El Kitabı başlıklı bölümün yazarı

Çetin Altan’dır. Parlamento kürsüsünde kapitalizme yönelttiği öldürücü eleştirileri, miting meydanlarında yaptığı coşkulu konuşmaları, kahvehanelerde anlattığı çarpıcı ülke sorunları ve

gazetelerde ikna edici bir dille yazdığı alternatif sosyalist toplum tahayyülleriyle 1960’lı yılların siyasal yıldızıdır Çetin Altan.

Kapitalizm yandaşlarının düşmanı, sosyalizm arayışları içindeki emekçilerin sevgilisidir. Türk Sosyalistlerinin El Kitabı, sosyalist düşünce ve toplum düzeninin herkes tarafından anlaşılabilecek bir yalınlıkla ve akla gelebilecek her türlü soruyu önceden hesap edip yanıtlayan bir ustalıkla yazılmıştır. Akıcı ritmi, canlı anlatımı, berrak üslubu, akıl yüklü kurgusu, kahredici eleştirileri ve aşıladığı umutlarıyla sosyalist fikirlerin popülerleştirilmesinde eşine ender rastlanabilecek düzeyde vurucu bir metindir.

Kitabın ikinci kısmında yer alan Mektuplar’ın yazarı işçisi, ırgatı, marabası, şoförü, kahvecisi, bakkalı, terzisi, zanaatkârı ve arkasız memuruyla Türkiye emekçi halkıdır. Yurdun doğusundan, batısından, güneyinden ve kuzeyinden gelen binlerce mektup arasından kura usulüyle Çetin Altan tarafından seçilen bu küçük demet, devrin emekçi halkının sınıf bilincini ve siyasal dağarcığını yansıtması bakımından eşsiz bir tarihsel belge niteliğindedir.

Onlar Uyanırken, bir günde on üç bin kopya satılan ilk baskısının üzerinden tam 50 yıl sonra, Türkiye Marksizminin yaşayan en önemli temsilcilerinden Metin Çulhaoğlu’nun ‘Sunuş’uyla yeniden okuyucuyla buluşmaktadır.

₺12,00 KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil

Jorge Amado, Louis Aragon, Henri Barbusse, Bertolt Brecht, İlya Ehrenburg, Julius Fučik, Maksim Gorki, Anatoli Lunaçarski, Heinrich Mann, Pablo Neruda, John Reed, Romain Rolland, Anna Seghers, Bernard Shaw, H. G. Wells, Clara Zetkin ve daha çok sayıda büyük yazar Lenin’e bak ıyor, Lenin’i duyuyor,

Lenin’i anlatıyor...

Geniş bir yüzü, çıkık elmacık kemikleri, ince bir sakalı, büyük bir burnu, parıltılı gözleri ve dudaklarında hafif bir gülümsemesi olan” kısa boylu bir adamı... Kırlarda gezmeyi, çiçek toplamayı, bisiklete binmeyi, Beethoven dinlemeyi, Tolstoy okumayı seven bir adamı...

Tarihin, tavan arası odalardan ve sürgün kütüphanelerinden çıkarıp dünya tarihinin girdabına oturttuğu adamı...”

Zürih’te, ayda yirmi sekiz franka oturduğu dik bir sokaktaki tek odalı dairesinden yola çıkarak mühürlü bir vagon içinde Rusya’ya hareket eden ve yedi ay sonra “dünyayı sarsan on gün”ü başlatan adamı...

Bir köylünün, tabutunun ardından, “İyi adamdı, biz köylüler için yalnızca o iyi

şeyler yaptı,” dediği insanı...

Pablo Neruda’nın, “Aklı hep ateşliydi, ama hiç kül olmadı, / Ve ölüm, alev almış

kalbini soğutamadı...” dediği adamı...

Bu kitap, işte onu, Vladimir İlyiç Lenin’i anlatıyor.

Dünyanın dört bir yanından yazar ve sanatçıların diliyle...

Büyük eseri Sosyalist Ekim Devrimi’nin 100. yılında!

₺28,50 KDV Dahil
₺38,00 KDV Dahil

21. Yüzyıl İçin Sosyalizm, net ve yenilikçi bir sosyalist gelecek tasarımı sunuyor; bu tasarımın hayata geçirilmesinin somut aşamalarını da gösteriyor. Aynı zamanda, kapitalizmin mantığını gerçek anlamıyla kavramanın, yani süregiden kapitalist kâr güdülerine karşı insanın gerçek gereksinimlerini savunmanın, başlı başına politik bir eylem olduğunu da anlatıyor.

Marx'ın ekonomi politik alanındaki mirasının yaratıcı ve sadık bir yorumunu yapan yazar, Venezüella'da yaşanan çarpıcı sürecin deneyimlerine de özel olarak eğiliyor. Merkezine emekçileri yerleştiren sosyalizm anlayışıyla, özgün bir kalkınma modelini bağdaştırarak "21. yüzyıl sosyalizmi" adını verdiği tasarımını ayrıntılandırıyor.

 

Kitabın çoğu bölümü, Venezüella'daki işçi örgütlerinde yapılan sunumlardan geliştirilmiş. Bu yönüyle de kitap herhangi bir akademik metnin çok ötesinde; genel okurların da ilgiyle okuyacağı yalınlıkta.

 

 

₺10,50 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil

Hikmet Kıvılcımlı; Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılış yıllarını, Balkan Savaşlarını, Birinci Dünya Savaşı’nın yarattığı yıkımları, Milli Mücadele ve erken Cumhuriyet dönemlerini yaşamış bir tarih tanığı.

 

Ekim Devrimi’nin ardından, dünyada ezilenler için umudun yeşerdiği yıllarda, enternasyonal sosyalist düşünceyle buluşan ve bütün hayatı siyasi mücadeleler içinde geçmiş bir devrimci.

 

Marksist düşüncenin kuramsal ve tarihsel gelişimi üzerine yaptığı çalışmalarla, mücadelenin ufkunu açmış, polemiklerle sürmüş bir hayat.

 

Türkiye’nin özgül koşullarını esas alan ve bunun üzerinden Türkiye devrimine bakan, özgün tezleri ve teorileri olan bir devrimci.

 

Hayatı boyunca birçok kez hapis cezasına ve işkenceye maruz kalmış, çileli yıllar içinde hiç yılmadan ürettiği ve ardında bıraktığı devasa külliyatıyla, Marksist klasiklerden çevirdiği eserlerle Türkiye sosyalist hareketinin en üretken devrimcisi.

 

Sosyalist literatüre özgün kavramlar kazandıran, farklı bir dili, mizahı ve ironisi olan, kendine has bir devrimci.

 

Doğu/Batı eksenli sorgulamaları, yerelleşme tartışmalarıyla solun ideolojik haritasına ve evrensel Marksist literatüre Türkiye’den katkılarda bulunan bir devrimci…

 

Elinizdeki kitap Türkiye sosyalist hareketinin erken dönem kadrolarından Hikmet Kıvılcımlı’nın kendi yazılarından ve onu çeşitli yönleriyle değerlendiren makalelerden oluşuyor.

 

Hikmet Kıvılcımlı literatürüne bütünlüklü bir girizgâh olan bu seçkinin onun anlaşılmasına ve yeni kuşaklarla tanışmasına katkıda bulunmasını umuyoruz.

₺30,00 KDV Dahil
₺40,00 KDV Dahil
₺17,63 KDV Dahil
₺23,50 KDV Dahil
₺22,50 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil
₺19,20 KDV Dahil
₺24,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
₺7,96 KDV Dahil
₺9,95 KDV Dahil
₺5,60 KDV Dahil
₺7,00 KDV Dahil
₺6,00 KDV Dahil
₺8,00 KDV Dahil
₺37,50 KDV Dahil
₺50,00 KDV Dahil
₺23,25 KDV Dahil
₺31,00 KDV Dahil
1