Çağımızın en önemli sosyal bilimcilerinden Zygmunt Bauman, 2017 yılında yazdığı bu son kitabında, yaşamı boyunca ilgilendiği pek çok konuyu bir arada tartışıyor: eşitsizlik, toplumsal değişim, teknik ve teknoloji, iletişim çağı ve sosyal medya, parçalanma, geçmiş ve gelecek, ütopya ve distopya… 

Dünyanın gidişatına dair kritik soruları, çağdaş toplumun koşullarını gerçekçi bir bakış açısıyla kabullenerek soran yazar, on yıllarca süren çalışmalarının getirdiği bilgelikle, kapitalizmin ve akışkan modernliğin bizi çelişkili bir şekilde vadesi dolmuş sanılan geçmişteki toplumsal formlara doğru çekip çekmediğinin cevabını Retrotopya’da arıyor. Sınırları giderek “geçirgen” hale gelen ulus-devletlerin işlevsizleşmesinin doğurduğu politik iktidarsızlığın, değişiminn sarsılmaz temposuyla birleşmesinin yarattığı “sosyal bozulma” ve “yaklaşmakta olan felaket” kaosundan çıkış yolu bulmaya çalışıyor ve geçmişle gelecek arasında sıkışmış olan dünyaya gözlerini kapatmadan önce, yaşadığımız çağın muhasebesini yapıyor. 

Bizi kötümser olmaya zorlayan bu koşullardan çıkış arayanlara bıraktığı entelektüel mirasına umudu katmayı ihmal etmeden...

(Tanıtım Büğlteninden)

₺12,80 KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil
Kültür denen şey, sabit bir öz mü, yoksa ele geçiremediğimiz, sürekli değişen dinamik bir canlılık mı? 
Kuruluşunda Batı-dışı insan topluluklarına odaklanan antropoloji disiplini, son otuz-kırk yılda kendi tarihiyle hesaplaşabilen, başlangıç varsayımlarını yıkabilen ve günümüzün karmaşık sorunlarıyla farklı biçimlerde ilişki kurabilen bir araştırma alanı olduğunu kanıtladı. 
Kültür Denen Şey, antropolojinin bu zenginliğinin ve derinleşmesinin bir yansıması. Hem dünyada hem Türkiye’de yapılan araştırmalar ışığında antropolojinin araştırma gündemlerinin bir haritasını veriyor elimize. Bu harita sayesinde devlet, bürokrasi, tarım, köylülük, ekonomi, kent, çalışma, cinsiyet, din, etnisite, spor, dil, medya, hukuk, göç, cinsellik, çevre ve duygulanım gibi çok geniş bir alanda insana ve kültüre bakışımızın yakın zamanlarda nasıl büyük bir değişime uğradığını görebiliyoruz. 
Son yıllarda hem Türkiye üzerine çalışan sosyal bilimciler arasında hem okurlar arasında antropolojinin tartışmalarına, yöntem ve bulgularına artan bir ilgi var. Kitapta yer alan makaleler, kendi konularında bir düşünce tarihi sunarken, bu panoramanın önünde şekillenebilecek yeni sorulara ve tartışmalara ilham vermeyi amaçlıyorlar.
₺32,00 KDV Dahil
₺40,00 KDV Dahil
“Allah aşkı dediğimiz yüce, aşkın,kutsal aşka, metafizik sevgiye ulaşmak, gönülleri fethetmek,gönüllerde taht kurabilmektir. Bilakis günübirlik çıkarların,basit menfaatlerin arkasında dolaşan, beşerî münasebetlerdeihtirasları, kıskançlıkları, karalamaları, kötülemeleri merkezealan ve bu tür hoyrat yaftalamaları kendisine “ana referans”olarak benimseyen bazı insanlarımızın sevgiyi, dostluğu,arkadaşlığı ve hoşgörüyü içselleştirmesi pek de mümküngözükmemekte...
₺16,50 KDV Dahil
₺22,00 KDV Dahil
Bu eserin amacı; modern dil biliminin konularını, yöntemlerini ve ulaştığı sonuçları herkesin, yani uzman ve amatör okurların anlayabileceği bir şekilde anlatmaktır. Ayrıca dil denen olgunun ortaya koyduğu problemlerin de göz önüne serilmeye çalışıldığı kitapta şu bölümler yer alır: “İsimlerin Doğruluğu”, “Bir Sohbet”, “Yapı”, “Dil ve Ruh”, “Dil Topluluğu”, “Dilde Değişme” ve “Dil Karşılaştırması”. Çalışmanın sonuna ise “Faydalanılacak Eserler Kılavuzu” eklenmiştir.
₺10,80 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil

Türkiye dünyanın en hızlı yaşlanan ülkelerinden birisidir. Yapılan son tahminlere göre, Fransa’nın 115 yılda ya da İsviçre’nin 85 yılda geçirdiği yaşlanma sürecini Türkiye 15-20 yıl içinde tamamlayacaktır. Karşı karşıya kaldığımız soru, Türkiye nüfusunun ne kadar genç olduğu sorusu değildir. Türkiye nasıl yaşlanmaktadır? Yüzyılın sonunda Türkiye’nin nüfus yapısı nasıl değişecektir? Değişen nüfus yapısı sosyal, ekonomik ve çevresel kalkınmayı nasıl etkileyecektir? Yaşlanma Türkiye için demografik bir hediye mi yoksa bir sorun mu olacaktır? Bu sorulara verilecek bulguyla donatılmış yanıtlar, Türkiye toplumunun gelecek yüzyıl içindeki siyasi ve ekonomik kaderini belirleyecektir.

Bu kitap, sizlerin yaşlanma ve yaşlılığa bakışınızı  değiştirecek, birbirinden farklı  yaşlanma deneyimlerine dair tartışmaları içeren 6 yazı  sunmaktadır. Bu çalışmalar, yaşlanmanın ve yaşlılığın ne denli çeşitli, renkli, değişken ve dinamik olduğunu gözler önüne sermektedir. Yaşlanma eşsiz bir serüven olabileceği gibi, bir eziyete de dönüşebilir. Yaşlıların güçlü̈ yanları olabileceği gibi, sorunlarla baş başa kaldıkları dönemler de yaşanabilir.

Bu kitapta, sadece hızla yaşlanan Türkiye’nin mevcut konumundaki çeşitliliği izlemeyeceksiniz. Aynı zamanda kendi yaşlanma sürecinize ilişkin gelecekte sizleri nelerin beklediğini de öğreneceksiniz.

 

(Tanıtım Bülteninden)

₺14,80 KDV Dahil
₺18,50 KDV Dahil

Bu eser insanların toplu halde bu dünyada nasıl yaşadıklarını ve nasıl yaşamak istediklerini belirlemesi için gereken düşünsel araçları yenileme girişiminin sonucu. Bauman akıcı bir dille bu araçların, özellikle de sosyoloji disiplininin geçmişten bugüne katettiği yolculuğu bize rahat bir dille ve derin bir entelektüel birikimle sunuyor. Her şeyin akış halinde olduğu modern çağda, bireylerin ve toplulukların önündeki tercihleri, sorunları, tehlikeleri ve belirsizlikleri tek tek masaya yatırıyor.

Bauman sosyolojinin yaşadığımız çağda tekrar büyük bir önem kazanacağını söylüyor bize. Yaşadığımız dünya insanların yarattığı ve yeniden yaratabileceği bir dünya. Dahası aynı dünya yaşanan onca çevresel, politik, toplumsal ve ekonomik felaket karşısında, insanların varlıklarını sürdürebilmek için farklılıklarıyla uzlaşmasının her zamankinden daha acil hale geldiği bir yer artık.

İşte Bauman okurlarına sosyolojinin insanları bu felaketlerden kaçınıp, yaşadıkları dünyayı nasıl daha iyi bir yere dönüştürebileceğinin ipuçlarını veriyor...

 

 

(Tanıtım Bülteninden)

₺21,60 KDV Dahil
₺27,00 KDV Dahil

Toplumsal muhafazakârlığın özgün vasıflarının ayırdına varmak, dolayısıyla, hangi nedensel süreçler içinde ve nasıl inşa edildiği sorularının yanıtlarına ulaşmayı amaçlayan eser, tüm modern emarelere rağmen muhafazakârlaşmanın niçin hüküm sürdüğünü anlamaya çalışıyor.

Sosyal bilimlerdeki müşterek açmaz, işe koşulan kavramların muhtevası hakkında pek az tartışma yürütülmesi. Bunun olağan sonucu olarak, ziyadesiyle aşınmış ve nihayetinde kendisiyle iş yapılamaz hale gelmiş olan kavramların mahal verdiği anlam-atıf kopukluğu, tartışmayı ilerletmeden evvel geriye dönük bir eleştirel müdahaleyi elzem kılar vaziyettedir. Bu çalışma, Türkiye’de münhasıran Adalet ve Kalkınma Partisi’nin iktidarıyla birlikte gittikçe alevlenen ve ekseriyetle sağcılık, dindarlık/dincilik, yobazlık, bağnazlık, gericilik, değişme karşıtlığı gibi karşılıklarla anılan muhafazakârlığa ilişkin tam olarak bu nevi bir müdahaleye girişmektedir.

₺24,00 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil
“Her gün bazı erkekler, kadınlar ve çocuklar göğe tırmanırlar ve yeniden ağacın dallarını kullanarak geri inerlermiş. Bir gün yukarı doğru tırmanırlarken Kakan adlı yaşlı bir şahin bir çubuğu diğerinin üzerinde hızla döndürerek ateş yakmanın yolunu bulmuş. Fakat bu kuş ile beyaz bir şahinin arasındaki sürtüşmeden ötürü tüm bölgeyi ateş sarmış ve ne yazık ki çam ağacı yanmış; bu yüzden yukarı çıkan insanlar yeniden yeryüzüne dönememiş ve bu hadiseden sonra gökyüzünde kalmışlar. Yukarıda kalan insanların kafalarında, dirseklerinde, dizlerinde ve diğer eklem yerlerinde kristaller oluşmuş; geceleri bu kristaller parlıyormuş. Bu parıltılar aslında bizlerin yıldız olarak adlandırdığı şeylermiş.” 
Dünyanın dört bir yanında insan, hayvan ve doğa gözlemlerinden yola çıkarak anlatılan sayısız mitlerden yalnızca ateşle ilgili olanları bize aktaran Frazer’a göre, ilkel doğa felsefesinde yürütülen mantık kusursuza yakındır. Antropolojinin yanısıra edebiyat, felsefe ve zooloji gibi alanların da beslenebileceği bu mitler, ateşin insanlık üzerindeki etkisini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.
₺20,00 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil
Kültürel antropolojinin önemli isimlerinden olan Robert H. Lavenda ve Emily A. Schultz’un on iki bölüm ve bir ekten oluşan Kültürel Antropoloji: Temel Kavramlar adlı bu kitabında; kültür, insanın anlam yaratma süreci, dil, din, mit, ritüel ve akrabalık gibi kavramlar tarihsel-toplumsal bağlamlarıyla ve antropolojik bakış açısıyla ele alınmıştır. Sosyal bilimler ve özellikle antropoloji ve sosyoloji ile ilgilenenler için temel kaynak niteliğindeki bu eserde; başlangıcından bugüne kadar antropolojinin bilim olarak nasıl algılandığı, küreselleşme, teknoloji ve bilim antropolojisi gibi konular ayrıntılı şekilde irdelenmektedir. 
Kitabın sonunda verilen etnografya metinlerini yazmak ve okumak konusundaki ek bölüm, saha çalışması yapıp metin yazacak veya etnografi metinleri okuyacak kişiler için bir rehber niteliği taşımaktadır. Kültürel antropolojide teori, siyasal ve iktisadi antropoloji ve tıp antropolojisi, cinsellik, cinsiyet ve toplumsal cinsiyet ve toplumsal örgütlenme gibi konular, derinliğinden ve zenginliğinden bir şey kaybetmeden açık ve anlaşılır biçimde anlatılmıştır. Sosyal ve kültürel antropoloji disiplinine dair hemen her kavramın işlendiği kitap, Türkiye’deki antropoloji çalışmalarına özgün bir katkı sunmayı amaçlamaktadır.
₺22,40 KDV Dahil
₺28,00 KDV Dahil
Serge Lesourd, Jacques Lacan’ın söylem türleri kuramından ve uzun yıllara dayanan klinik deneyimlerinden yola çıkarak, önceki çalışmalarında ele aldığı öznel ıstırabın yeni ifade biçimlerini tartışmayı sürdürüyor. Yazar, postmodern laf ebeliklerinin şekillendirdiği yeni toplumsal ilişkilerin, psikanalizin temel öğretilerinden biri olan “Doyum, her insani yaşamın bencil amacıdır” saptamasını çok iyi benimsediğini, ancak hemen onu izleyen bir diğer öğretisini unuttuğunu hatırlatıyor: “Her zevk, grup yaşamındaki bağları korumak için sınırlı ve tamamlanmamış kalmak durumundadır”. 
Günümüzün liberal pazar ekonomisi tarafından belirlenen “her zevkin sınırsız ve herkes tarafından ulaşılabilir olması” kuralı hem öznelleşme süreçlerinde hem de insani ilişkilerde etkilerini giderek artan depresyon, stres, anoreksia, hiperaktivite, intihar, bağımlılıklar, şiddet, yıkım, kabalık, zorbalık, cemaatleşmeler, kapalı narsistik gruplar gibi bireysel ve toplumsal patolojiler altında gösterirken, öznenin bu türden bir kapalı sistemde, belirsizlik ya da aşırılık hallerinde bulabildiği tek çıkış yolu çoğunlukla kendi bedeni ya da ötekinin bedeni olmaktadır. 
Psikanalitik kuramın kavramlarının ustalıkla işlendiği ve incelikli bir klinik duyuşla örülen bu kitap, özneyi ve öznelliği susturan her türlü söylem karşısında okuyucusunu da sadece sözü almaya değil, sözü etik bir yerden almaya, sabırla ve dikkatle bekleyip dinlemeye, özenle ve özgürce üretmeye de teşvik ediyor.
₺20,00 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil

Ord. Prof. Dr. Ekrem Akurgal, eserleriyle Arkeoloji dünyasında “Hocaların hocası” olarak bilinen, dünyanın en saygın arkeologlarından biriydi. Türkiye’de klasik arkeolojinin kurucusu olan Akurgal, yaptığı kazılarla Ege’de Foça, Çandarlı, Erythrai ve İzmir antik kentlerini ortaya çıkardı. Alanın uzmanları için başvuru kaynağı olan araştırmaları ve eserleri birçok dile çevrildi.

60 yıllık birikimini özetlediği, Türkiye’nin Kültür Sorunları’nda Akurgal, kültür sorunlarımızı ele alarak daha iyi bir gelecek için yapılacakları sıralıyor ve Anadolu uygarlıklarının dünya tarihindeki önemini ortaya koyuyor.

₺19,50 KDV Dahil
₺26,00 KDV Dahil

“Geri kalmış ya da arkaik toplumlarda, alınan hediyenin zorunlu olarak geri verilmesini sağlayan hukuk ve menfaat kuralı nedir? Hediye edilen şeyde, hediye alanın geri vermesini gerektirecek hangi güç vardır?”

 

Malenezya, Polinezya, Kuzeybatı Amerika ve eski Hint-Avrupa topluluklarından yola çıkan Mauss, potlaç gibi Kızılderili kökenli ya da kula gibi Okyanusya kökenli kavramları antropolojinin çok ötesine yayarak, giderek artan bir kitle tarafından tanınmasını sağlamış ve bu değiş tokuşların ahlak ve ekonomisinin bizim toplumumuzda hâlâ sağlam bir şekilde devam ettiğini göstermeye çalışmıştır.

 

“Armağan Üzerine Deneme, şüphesiz Mauss’un başyapıtı, onun en çok bilinen ve en derin izler bırakan eseridir.”

–Claude Lévi-Strauss

 

“Abidevi yapıt Armağan Üzerine Deneme’de iktisat, değişim, sözleşme, kurban, armağan ve karşı-armağan,  kısacası armağanı ortaya çıkaran ve onu ortadan kaldıran her şeyden söz ediliyor.”

–Jacque Derrida

 

“Sosyolog ve antropolog Marcel Mauss’un Armağan Üzerine Deneme kitabında bahsettiği sembolik değiş tokuştan yanayım.”

–Jean Baudrillard

₺18,00 KDV Dahil
₺24,00 KDV Dahil

Dilin siyaset sosyolojisi denilince ilk akla gelen uzmanlardan Abram de Swaan. Yıllara yayılan zengin ve derinlikli bir düşünme ve araştırma gailesinin verimi olan bu temel başvuru kaynağı, beş binden fazla dil grubuna bölünmüş insan türünün de bir hikâyesi aynı zamanda. Dilin iletişim değerinden, kültürel bir aktarım aracı olarak sahip olduğu işlevden yeryüzü üzerindeki eşitsiz metin değiştokuşuna dek alanın en can alıcı sorunlarına büyük bir açıklıkla eğilen bir çalışma. Dahası, bir kültür sosyolojisinin de temel kodlarını içeren tartışma, bir taraftan sömürgecilik sonrası dönemin hakim-madun konuşucuları arasındaki ilişkiyi, bir taraftan da çokdilli toplumlardaki dil siyasetini özenle ve dikkatle çözümlüyor. Başat bir referans metin.

₺16,80 KDV Dahil
₺21,00 KDV Dahil
Beden algısı ve şeklini takıntı hâline getirmiş bir kültürde yaşamak, görünüşünden memnun olmanı zorlaştırabilir. Ancak, gerçekçi olmayan beden algısı ideallerinin ortaya çıkardığı yeme bozuklukları, çok daha önemli sorunlara neden olmaktadır—düşük öz güven, sağlıksız yeme ve spor alışkanlıkları, kendini bir skala üzerindeki sayı yerine bir birey olarak görememe gibi. 

Bu çalışma kitabı, yiyeceklerle kurduğun ilişkinin ardalanındaki ilişkileri anlamayı ve yediklerinin seni kontrol etmesi ...
₺14,40 KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil
Son günlerde yaptığınız bir tercihi düşünün, irili ufaklı herhangi bir tercihi: Öğle yemeğini nerede yiyeceğinizden tutun da seçimlerde kime oy vereceğinize uzanan yelpazedeki herhangi bir kararınızı… Neden o tercihi yaptınız? Neden diğerini değil de bunu seçtiniz? 
Yaşamdaki tercihlerimizin tamamen kendimize ait olduğunu sanıyoruz, ancak yazar Jonah Berger bu konuda farklı düşünüyor. Attığımız hemen her adımda diğer insanların ilk bakışta göremeyeceğimiz kadar belli belirsiz izleri var. Söz konusu “sosyal etki”yi insanın benzerlik arzusu, farklılaşma isteği ve taklit yeteneği üzerinden inceleyen yazar, insan davranışının irrasyonel görünen kimi yönlerine ışık tutuyor. 
Berger’in deyişiyle “Sosyal etki olgusuyla ilgili içgörü kazanarak, bu etkiyi kullanabilir, hem kendi hayatlarımızı iyileştirmek hem de başkalarına yardımcı olmak için faydalanabiliriz. Genellikle hayalet gibi görünmez olan bu etkileri anlamak, hepimizin daha güzel hayatlar yaşamasını sağlayabilir.”
₺22,40 KDV Dahil
₺28,00 KDV Dahil

En umutsuz görünen insan bile iyileşme gücünü içinde barındırır…

Yeni doğmuş bir bebek, göbeği kesildikten sonra tüm gücüyle ağlamaya başlar. Alıştığı ortamdan kopmuş, yeni bir ortama uyum çabasındadır. Bu onun dünyaya sitemidir. Rahatça nefes alıp verebilir, artık ağlamasına gerek yoktur ama yine de durmaksızın ağlamaya devam eder. Henüz doğum masasında yatmakta olan annesinin kucağına verildiğinde ise birden mucizevi bir şekilde susuverir. Anne karnındayken varoluşa tutunmak için geliştirdiği varlık bağına en yakın biçimdir bu. Annesinin sıcaklığını ve kalp atımlarını hisseder. Her insan da böyledir. Daha anne karnındayken bile var olduğumuzu hissetmeye ihtiyaç duyarız. Bunun için de bilinçsizce varlık bağlarını geliştiririz. Çünkü bu bağları hissetmediğimiz zaman boşluğa düşüp kaybolacağımızı sezinleriz. Zaman zaman bu ihtiyaçla sağlıksız bağlara yöneliriz. Mutlu ve doyumlu bir yaşamın sırrı sağlıksız bağları tespit edip ortadan kaldırmak, yerine sağlıklı bağlar oluşturmaktır.

Klinik psikolog aynı zamanda kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Vedat Aydın Varoluşa Tutunmak kitabında doğum mucizesinden sufi felsefesine gözlem ve tecrübeleriyle geliştirdiği VARLIK BAĞI KURAMI’nı anlatıyor. Vaka örnekleriyle adım adım sağlıksız bağları sağlıklı bağlarla değiştirmenin yöntemini paylaşıyor.

₺12,80 KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil
İnsanlar ne sıklıkta seks yapıyorlar? 
Reklam vermek işe yarıyor mu? 
Kimler vergi kaçırıyor? 
Geylerin sayısı belli mi? 
Hangi üniversiteye gittiğimin bir önemi var mı? 
Borsayı kandırabilir miyiz? 
Medya taraflı haber yapıyor mu? 
Çocuk büyütmek için en iyi yerler nereleri? 
İlk randevuda nelerden bahsetmeliyim ki ikincisi olsun? 
Veri bilimcisi Seth Stephens-Davidowitz, çığır açıcı çalışmasında, insanlara dair kalıplaşmış düşüncelerimizin ne ölçüde hatalı olduğunu ortaya koyuyor. Peki, bunun nedeni ne? Çünkü insanlar dostlarına, sevdiklerine, doktorlarına ve anketlere, hatta kendilerine bile yalan söyler. 
Bugün artık insanların söyledikleriyle yetinmek zorunda değiliz. İnternetin sağladığı yeni bilgi türü hakikati ortaya koyuyor. Google’da, sosyal medyada, flört sitelerinde, hatta porno içerikli sitelerde bıraktığımız her iz, hakkımızda bir şeyler söylüyor. Bu dijital altın madenini araştıran uzmanlar insanların gerçekte ne düşündüklerini, istediklerini ve yaptıklarını keşfediyorlar. 
Doğru soruları sorduğumuz takdirde, Büyük Veri’den insan doğasına ilişkin öğrenebileceklerimizin sınırı yok. Bu alanın öncüleri arasında yer alan Seth Stephens- Davidowitz’in sunduğu yeni veriler sizi zaman zaman kahkahaya boğarken, kimi yerde dumura uğratacak ya da rahatsız edecek. Bana Yalan Söylediler’de karşınıza çıkacak verilerin tamamı sizi hem insanlığa hem de dünyanın günümüzdeki haline dair düşündürecek.
₺17,60 KDV Dahil
₺22,00 KDV Dahil
“. . . psikiyatrinin iki yüzyıllık tarihçesinde, akıl hastalığına biyolojik bir açıklama getirme yönündeki çabaların çoğu boşa gitmişti. Griesinger bu konuda bizzat başarısız olmuş, Kraepelin semptomlardan ve hastalıkların gidişatlarından medet ummuş, Freud bunun beyhudeliğini anlayıp psikanalizi kurmuş, Egas Moniz’in lobotomiyi meşru kılan işlevsel saplantılar kuramı çökmüş, John Cade’in mani toksini kuramı çökmüş, kromatografi psikiyatristlerinin leylak rengi ve pembe noktacıkları doğru çıkmamıştı.” 

Psikiyatri, “delilerin” zincirlenip hücrelere kapatıldığı günlerden bu yana çok yol kat etti. Ama Dr. Jeffrey A. Lieberman’ın bu sıra dışı ve aydınlatıcı kitapta açığa çıkardığı gibi, tıbbın “yüz karası” psikiyatrinin kendini temize çıkarma yolculuğu hiç de kolay olmadı. 
Lieberman, sözde ve mistik bir bilim olarak doğuşundan, “deli doktorları” damgasıyla yeniyetmelik çağına ve hayat kurtaran gerçek bir bilim olarak yetişkinliğine dek psikiyatrinin izini sürüyor. Bu uzun yolculuğa gerçekdışı teoriler, akıl almaz sahtekârlıklar, “koma terapileri” ve buz kıracağıyla yapılan lobotomiler gibi tuhaf ve cesur tedavi yöntemleri eşlik ediyor. Akıl hastalıklarının sebebini bağırsaklarda arayan doktorlar, psikiyatrinin kendisine karşı kutuplaşan psikiyatristler ve pek çok ilginç vaka psikiyatrinin bilinmeyen öyküsünde okuru bekliyor. 
"Deli" Doktorları, Sigmund Freud’dan C. G. Jung’a ve Alfred Adler’den Eric Kandel’e adeta bir dâhiler geçidi. 

“Bu rahat okunan ve kolaylıkla kavranabilen kitap, psikiyatri tarihini tüm okurlar için modern bir hikâyeye çeviriyor.” 
—Dr. Eric Kandel, Fizyoloji veya Tıp Nobel Ödülü sahibi.
₺22,00 KDV Dahil
₺27,50 KDV Dahil

Bu kitabın konusu “eşya pedagojisi”: Eşya kullanmayı nasıl öğreniriz; örneğin bisiklete binmeyi? Eşya bizi belli bir beden duruşu almaya nasıl zorlar, örneğin kötü bir beden duruşunu neredeyse olanaksız kılan, eğimli oturma yerine sahip ergonomik bir sandalye? Eşya bizimle birlikte nasıl değişir, işlevsellikleri nasıl yeni boyutlar kazanır, örneğin internetin oluşum sürecinde? Büyüme sürecimizde eşya nasıl sıradanlaşır? Onları kullanma yoluyla beceri kazanarak, onlar hakkında bilgi edinerek insan eşya ile nasıl öğrenir? Eğitim amacıyla eşya yetkilendirilse ve sonrasında insan belirli davranışları ve aynı zamanda kendine bağlı yönelimleri eşyadan bekleyecek olsa ve bunun sonucunda kendini eğitse ne olur? Çocuklar –sosyalleşme anlamında– kendileri için çok doğal olan eşya dünyasına ne şekilde girerler? Ve eşya nasıl insanların şu söz konusu yaşamla ilgili yönelimlerini dönüştüren yönelim geliştirme süreçlerine dahil olmuştur?

Eşyanın eşya olma durumu, insanlarla doğrudan bağlantısı ve aynı zamanda işlevselliklerinin değiştirilebilir olması üzerine düşünmeden tüm bu sorular yanıtlanamaz.

Arnd-Michael Nohl, bu önemli kitabında, sıradan görünen ayrıntıların önemine değiniyor ve zihinleri açıyor.

₺16,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

Sosyal hizmet, insanların iyilik halini artırma iddiasında olan bir meslektir. Bu kitabın da konusu olan çevreye dair sorunlarda sosyal hizmet uzmanları kısıtlı rollere sahip olsalar da, bu sorunlar insanların iyilik hallerini yerel ve evrensel düzeyde giderek daha fazla etkilemektedir.

Bu zorlu çalışma, çevre sorunlarına sosyal hizmet perspektifinden bakarak doğrudan bir yüzleşme gerçekleştirmeye çalışıyor. Lena Dominelli, iklim değişikliği, endüstriyel kazalar ya da insani silahlı çatışmalar gibi nedenlerle ortaya çıkan çevresel felaketlerin ardından alanda çalışan uygulamacıların büyük önem taşıyan seslerine kulak veriyor. Dominelli, "yeşil sosyal hizmet" kavramını keşfe çıkarken, bu kavramın, çevresel krizlerde yoksulluk ve yapısal eşitsizliklerin diğer biçimlerine dikkat çekmek, sınırlı doğal kaynakların daha eşit paylaşımını sağlamak ve yerel düzeylerdeki yoksul ve marjinalize edilmiş kesimlerin yaşam kalitesi bakımından olumsuz etkileri bulunan küresel sosyo-politik güçlerle mücadele etmek için oynadığı rolü anlamaya çalışıyor.

Bu sorunları çözme konusundaki kararlılık, sosyal hizmet uzmanlarının yoksul insanların yaşam kalitelerini geliştirmek için oluşturdukları ve dünyamız açısından olumsuz bir bedel oluşturmayan topluluk inisiyatifleriyle yakından bağlantılıdır.

Bu önemli kitap, çevre sorunlarına dair bir anlayış geliştirmek için sosyal hizmet, sosyal politika, sosyoloji ve insan coğrafyası alanlarına odaklanıyor. Çevre sorunlarının nasıl da sosyal hizmetin bütünleyici bir parçası olduğunu ortaya koyarken, 21. yüzyılın modern dünyasında toplumların sürekliliklerini sağlamak için çözmeleri gereken sosyal sorunlara dikkat çekiyor.

₺27,20 KDV Dahil
₺34,00 KDV Dahil

Varoluşçu psikoterapi dünya çapında pek çok şekilde uygulandı ve uygulanmaya devam ediyor. Fakat şu ana dek tutarlı bir yapıdan, varsayımlarının analizinden ve faydasına dair değerlendirmeden yoksundu. Grup Psikoterapisinin Teori ve Pratiği adlı kitabı 1970’ten beri alanında bu işlevi gören Irvin Yalom, varoluşçu psikoterapiyi arka planı, sentezi ve çerçevesiyle birlikte ortaya koyuyor.

Yalom’un hayatla ilgili dört nihai kaygı olarak tanımladığı “ölüm, özgürlük, varoluşsal yalıtım ve anlamsızlık” etrafında organize olan kitap, bütün bu varoluşsal kaygıların anlamını ve onlarla karşılaştığımızda meydana gelen çatışma türlerini ele alıyor. Yalom bu kaygıların kişilik ve psikopatolojide kendini nasıl gösterdiğini ve bunlara dair bilgimizin tedaviye nasıl destek olacağını anlatıyor. Bu kitap, kendi klinik deneyimlerinde geleneksel kuramların yetersizliğini sezen psikoterapistler için entelektüel bir temel oluşturarak deneysel araştırmalara yeni kapılar açıyor.

“Bu harikulade kitabın varoluşçu psikoterapi alanındakiler, hatta tüm klinisyenler için bir klasik haline geleceğine inanıyorum. Ancak Varoluşçu Psikoterapi’nin okuyucu kitlesini yalnızca psikiyatrist ve psikologlarla sınırlamak yanlış olur, bu kitabın insanların neyi niçin yaptığını anlamak isteyen herkese faydası dokunacaktır.”

- Rollo May -

“Varoluşçu Psikoterapi bu alanda çalışan psikoterapistler için çok değerli ama insan yaşamı üzerine kafa yoranlar için de sıra dışı bir okuma deneyimi sunuyor.”

- Jerome D. Frank -

₺44,93 KDV Dahil
₺59,90 KDV Dahil

2 haftada daha genç bir beyin

İnsan davranışlarının efsane ikilisi Dr. Gary Small ve Gigi Vorgan, hafızamızı canlı tutmanın yollarını anlattıkları yeni kitapları Yaşlanmayan Zihin’le yine karşımızdalar. Bir Psikiyatristin Gizli Defteri kitabının yazarları tıptaki son gelişmeleri işlevsel stratejilere ve egzersizlere dönüştürüp bize “yaşlanmayan bir zihin” için uzun soluklu yöntemler sunmakta.

Dr. Small hastalarının zihinsel aktivitelerini ve hafızalarını geliştirip güçlendirirken edindiği 30 yıllık deneyimiyle, günlük alışkanlıklarımızın beyin sağlığıyla bağlantılı olduğunu keşfetmiş. Elinizdeki kitap beyin yaşlanmasını durdurmak, hatta tersine çevirecek gerekli yeni alışkanlıkları kazanmanız için sadece iki haftanın yeterli olduğunu ortaya koyuyor.

2 Haftada Daha Genç Bir Beyin programı gözle görülür, net sonuçlar elde etmeyi, böyle kısa bir süre içinde beyninizi hayatınızın geri kalan kısmında genç tutacak sırları öğretmeyi vaat ediyor…

₺23,20 KDV Dahil
₺29,00 KDV Dahil
Bugünlerde “saf bilim” iddialarıyla ciddi ciddi ilgilenen pek fazla biliminsanı kalmadı neyse ki. 
Herşeyin herşeyle ilişki içinde olduğu kozmozdan, herkesin herkesle ilişki içinde olduğu insan dünyasına varıncaya dek durum böyle. 
Başkasının sesine kulaklarını tıkayan sağır; gözlerini başkasına kapayansa kördür! 
Gökhan Yavuz Demir, sosyoloji ve antropolojinin yöntem ve verilerini başta edebiyat olmak üzre felsefe, linguistik, tarih, politika ve hukuk gibi temel bilimlerle karşılaştırarak ve birleştirerek “sosyolojik” ve “antropolojik” olanı, yani “insanı” ve eylemlerini anlamaya ve anlamlandırmaya çalışıyor Anlamak İçin Yaşamak’ta. 
Kültür, adalet, kimlik ve ötekilik, suçluluk ve aptallık gibi evrensel olduğu kadar artık günümüz Türkiye’sinde de güncel olan kavramları titizlikle ve cesaretle analiz ediyor.
₺12,80 KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil
Yirminci yüzyılın en etkili düşünürlerinden biri olan Hannah Arendt, Pentagon Belgeleri’nin 1971’de ifşa edilmesinden kısa süre sonra yazdığı Siyasette Yalan adlı çalışmasında, tarih boyunca siyasette bir araç olarak kullanımı meşru görülen yalanların yirminci yüzyılda yepyeni bir çehreye bürünüp hangi mekanizmalarla hem siyaset sahnesini hem de olgusal gerçekliği egemenliği altına aldığını çözümlüyor. Demokrasinin karşı karşıya kaldığı bu hayati tehdidin bertaraf edilmesinde ise özgür basının ve özgürlükleri için baskılara boyun eğmeden mücadele eden insanların önemine vurgu yapıyor. 
Tamamlayıcılığı bakımından önemsediğimiz Caty Ca-ruth’un “Yalan ve Tarih” makalesi ise Arendt’in yazdıkları üzerinden yalanın doğası ve siyasi eylemle ilişkisi, yalanın kendi tarihini yazan kapsayıcı bir gerçekliğe dönüşme süreci üzerinde duruyor. Caruth, hem gerçeklik zeminini yitiren hem de bu yitirişi gözlemlemekten aciz hale gelen bir dünyada tarihe tanıklığın nasıl mümkün olabileceğini sorgulayarak, Arendt’in argümanlarının temeline ışık tutuyor.
₺10,50 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil
Bu çalışma günümüz toplumlarının en önemli yönünü oluşturan tüketim olgusuna odaklanmaktadır. Küreselleşme süreciyle beraber sermayenin siyasetten ayrılması, tüketim odaklı yeni bir dünya düzeninin kurulmasını sağlamakla kalmamış, aynı zamanda bireyin varoluşsal kaygılarını ve kimlik temelli taleplerini tüketim aracılığıyla giderdiği yeni bir dönemin kapılarını da aralamıştır. Bu dönemin en ayırıcı özelliği, toplumların her geçen gün daha fazla tüketime yönelmeleridir. Zira günümüz tüketim merkezli yaşam biçimine hayat veren kapitalist sistem, sahte ihtiyaçlar yaratmak suretiyle aşırı savurganlığı ve tüketimciliği özendirmeye, tüketim ediminin kendisi toplumsal bir ayrıcalık ve prestij konusu yaparak onu adeta kutsallaştırmaya çalışmaktadır.
₺27,20 KDV Dahil
₺34,00 KDV Dahil
Ginny Elkin psikiyatri dünyasının “şizoit” olarak tanımlayacağı, sorunları olan genç ve yetenekli bir yazardır. Farklı terapi türlerini deneyip ilerleme kaydedemeyen Ginny sonunda Dr. Irvin Yalom’la bire bir terapi seanslarına başlar. Terapinin bir parçası olarak da her bir seansın ardından ikisi de ayrı ayrı raporlar hazırlayıp, üzerinden altı ay geçmeden bu raporları okumayacakları konusunda anlaşırlar. Her Gün Biraz Daha Yakın, Ginny Elkin ve Irvin Yalom’un seanslar üzerine hazırladıkları bu raporlardan, terapötik ilişkileriyle ilgili kaydettikleri duygu ve düşüncelerden oluşmaktadır. 

Her Gün Biraz Daha Yakın, psikiyatr ve hastanın birbirleri hakkındaki düşüncelerine aynı anda şahitlik etme imkânı bulduğunuz ilk kitap olma özelliğini taşıyor ve sizi kapalı kapılar ardındaki terapi seanslarını gözlemlemeye davet ediyor. 

“İfade gücü kuvvetli olan hastaları tedavi etmek her zaman kolay olmaz. Amerika’nın en iyi psikoterapistinin çetin bir hastasıyla her seansta nasıl derinliklere ulaştığını görmek büyük bir ayrıcalık. Psikoterapi alanındaki faydaları haricinde bu kitap aynı zamanda iki insanın güçlü ve zayıf yanlarını karşılıklı olarak paylaşmasını anlatıyor ve hem edebi bir metin hem de bilgece, dürüstçe bir ders niteliğinde okunabiliyor.” 
Alex Comfort
₺26,25 KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil
Alanına öncülük eden psikiyatr ve yazar Irvin D. Yalom, bu kitabında klinisyenler için akut psikiyatri servislerinde kullanılan grup terapisi tekniklerinden faydalanmanın yeni yollarını ortaya koyuyor ve hem seansların nasıl yapılandırılması gerektiğini hem de hastalara verilmesi gereken desteğin niteliğini açıklığa kavuşturuyor. Odak noktasını “burada-ve-şimdi”de tutarak, üst düzey ve alt düzey grubu olmak üzere iki grup modelini irdelerken grup terapisinin önemli noktalarına ışık tutuyor: Hastalara fayda sağlaması için grup terapisinin nasıl yapılandırılması gerekir? Hangi prensiplere uyulmalıdır? Yatan hastalar ile ayakta tedavi gören hastalar arasında ne tür farklar vardır? Yatan hasta grubunun büyüklüğü, bileşimi, seansların sıklığı ve süresi nasıl olmalıdır? Yatan hasta ortamının gerektirdiği yapısal değişikliklerin, terapistin temel stratejisi ve teknikleri üzerinde ne tür etkileri vardır? 
Yalom’un kendi klinik çalışmalarından, kişisel gözlemlerinden ve araştırma literatüründen yola çıkarak kaleme aldığı Kısa Süreli Grup Terapileri, akut semptomlar sergileyen hastaların yatışının gerçekleştirildiği çağdaş psikiyatri servisleri için kapsamlı ve pratik bir rehber. 

“Yalom yine doğru konuyu bulmuş ve her zamanki detaylı, anlaşılır, heyecan verici üslubuyla ele almış. Alanındaki engin tecrübesine dayanarak grup terapisini savunuyor. İşe yarayan teknikleri hasta-terapist etkileşimine dair örneklerle zenginleştirerek pratik bir rehber haline getirmiş.” 
Dr. Marc Hertzman, George Washington Üniversitesi 

“Grup Psikoterapisinin Teori ve Pratiği gibi bu kitap da kısa süreli grup terapileri için klasik haline gelecek. Yatan hastalarla ilgilenen ya da onları tedavi eden tüm akıl sağlığı profesyonelleri tarafından okunması gereken bir eser.” 
Prof. Dr. Ira D. Glick, Cornell Üniversitesi
₺26,25 KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil
“Tarihin sonuna gelmedik, ama yeni deneyim ve siyasal tartışma alanlarının oluştuğunu görüyoruz. Bunların aktörleri kendi tarihsellikleriyle değil, içinde yaşadıkları topluma nüfuz düzeyleriyle tanımlı. Kabul edelim, bu saptama bizi şaşırttı. Acımasız duruma dönen bir dünyada mı, yoksa tam tersine Big Brother’ın mutlak egemenliğine giren bir dünyada mı yaşıyoruz? Dünya tarihinin bugünkü evresini nitelemek için, özellikle de demokratik kurumların işlediği, denetlenmeyen ‘toplumsal iletişim ağlarının’ kurulduğu ve çokça ülkenin, iktidarın çoğunluğun elinde olmasını sağladıktan sonra azınlıkların haklarını güçlendirmeye çalıştığı batıda bunu yapmak için bir zamanların sözcüklerini kullanmakta duraksıyoruz.”
 
Klasik toplumbilimin en önemli figürlerinden Alain Touraine, Toplumların Sonu’nda Krizden Sonra ile başladığı ekonomik kriz olgusunun toplum üzerine etkilerini incelemeye devam ediyor. Ama bu defa Evrensel İnsan Hakları’nı temel alan yeni bir öznenin ve yeni bir toplumun gerekliliğini haykırarak…
₺24,00 KDV Dahil
₺32,00 KDV Dahil
Rüya eğitimi 1.Dönemi Kasım ayı ders notlarının sunulduğu bu kitap eğitim deşifresinin derlemesi olma özelliği ile özgün bir yayın niteliği de taşımaktadır. Bu ders notlarında rüya analizi spesifik temalı rüyaların yorumlanması ve rüyaların bütüncül perspektifte değerlendirilmesi konuları ele alınmaktadır.
₺36,45 KDV Dahil
₺48,60 KDV Dahil

Rüya Eğitimi 1.Dönem Mart ayı 2.gün ilk yarısının ders notlarının sunulduğu kitap, eğitim deşifrelerinin derlemesi olma özelliği ile özgün bir yayın niteliği taşımaktadır. Bu ders notları rüyaların fizyolojisi ve rüya-bilinç-benlik, rüyaların terapide kullanımı ele alınmaktadır.

 

₺20,25 KDV Dahil
₺27,00 KDV Dahil
Dr.Alladin klinik hipnoz alanında en üretken araştırmacılardan biri olmanın yanı sıra öncelikle klinisyen olduğu için kitabında ağırlıklı olarak klinisyenlere hitap ederek, kaygı bozukluklarını daha iyi anlamamızı sağlayan, gerçek anlamda bütüncül bir tedavi modeli sunuyor. Bu modelin kaygı bozukluklarının tedavisi için en etkili psikoterapi yöntemlerini öğrenmek isteyenlere çok değerli bir kaynak teşkil edeceğine inanıyoruz.
₺32,40 KDV Dahil
₺43,20 KDV Dahil

Günlük öğrenmelerde yararlı olabilecek hazır ve doğrudan öneriler sunmak yerine, öğrenci olsun ya da olmasın bu kitabı okuyan herkesin kendi öğrenme deneyimlerine bilimsel bulgular ışığında daha yakından bakabilmelerine, bu konuda açık, net ve objektif düşünebilmelerine ve bu türden önerileri daha gerçekçi bir temelde değerlendirebilmelerine yardımcı olmayı amaçladım.

 

Bu amaçla önce öğrenmeyle ilgili olguları tüm ayrıntılarıyla ortaya koyan ve betimleyen araştırmaları ve daha sonra bunları farklı düzeylerde yorumlayan ve sorgulayan kuramsal tartışmaları ele aldım. Bir deneysel psikolog olarak, ayrıca, sözünü ettiğim çalışmaların olabildiğince deneysel ve psikologlar tarafından yapılmış olmasına özen gösterdim. Bu sayede psikolojinin yalnızca davranış bozukluklarını iyileştirmekle ilgili olmadığını, her şeyden önce kendi yöntem ve paradigmalarıyla temel bir bilim olduğunu vurgulamak istedim.

 

₺25,60 KDV Dahil
₺32,00 KDV Dahil
“Psikanaliz diğer psikoterapi ve psikoloji ekolleri arasında ayrıcalıklı ve seçkin kültürel konumuna nasıl erişti? Neden öteden beri, öncellerine borcunu inkar edip, benzersizlik iddiasıyla çağdaşlarıyla arasına özellikle mesafe koymaya çalışmıştır? Ve neden kendi tarihine karşı tuhaf bir alerji duymaktadır?” Kitabın yazarları, psikanalizin ilk kurulduğu yıllarda yapılan tartışmaları yeniden sahneye koyarken, çoğunlukla bizzat Freud’un yazışmalarından yola çıkarak ve adeta birer dedektif titizliğiyle, psikanalizin bilinçli olarak yaratılmış “efsaneler” etrafında nasıl şekillendiğini anlatıyorlar.
₺21,00 KDV Dahil
₺28,00 KDV Dahil
Garcia ve Plevin’in Yaratıcı Hareket Yöntemi, hareket doğaçlamaları aracılığıyla kişideki yaratıcı ifadeyi derinleştirirken bir yandan da ruhsal yapıyla bedensel ifade arasındaki köprüleri kurmasına yardımcı olan bir dil sunuyor. Dansçı, koreograf ve dans/hareket terapisti olan yazarların geliştirdiği bu yöntem birikimlerinin çeşitliliğini ve derinliğini yansıtıyor. García -Plevin Yöntemi’nde hareket doğaçlamaları ve temel hareket analizi bilgisi kişinin bedensel hareket repertuarını genişletmek ve beden farkındalığını derinleştirmek için etkin yollar olarak kullanılıyor. Yazarlar 20 yılı aşkın bir süredir eğitimini vermekte oldukları bu yöntemi bu kitapta okuyuculara bütünlüklü bir şekilde aktarıyorlar. Bu kitap yöntemin teorik ve kavramsal altyapısını ve uygulama haritasını sunmanın yanısıra somut ders örnekleriyle okuyucuya yol gösteriyor. 2013 senesinden beri İstanbul Bilgi Üniversitesi Yaratıcı Hareket ve Dans/Hareket Terapisi Sertifika Programı’nda da eğitimi verilmekte olan bu yöntem farklı ülkelerde sertifika programı olarak sunulmakta, dans terapisi eğitimi için altyapı yılını oluşturmakta ve 2001 senesinden beri İtalya’daki Ulusal Dans Akademisi’nin ders programında yer almaktadır. Bu kitap yalnızca yaratıcı hareketle değil, yaratıcı ifadenin farklı boyutlarıyla ilgilenen, beden ve ruhsal yapı arasındaki ilişkileri kişisel ya da profesyonel düzeyde araştıran herkes için yol gösterici bir kaynak niteliğindedir.
₺24,00 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil
Şöhretler, içinde yaşadığımız kültürün başat unsurlarından biri haline gelmiş durumda. Kitlelerin ve kitlesel iletişim olanaklarının büyümeye başladığı 19. yüzyıl, “şöhret kültürü” olgusunun da başlangıç noktasını teşkil ediyor. Ne var ki, şöhret olgusunu açıklamak ve bugünün dünyasını kavrayabilmek için biraz daha geçmişe gitmek gerekmektedir. İşte bu kitap, şöhretlerin günümüz toplumsal hayatında kapladığı yeri açıklayabilmek için, birey, kitle, iktidar, sekülerleşme, kimlik, gösteri, yıldız, teşhir gibi kavramlar ışığında tarihte bir yolculuğa çıkarıyor bizleri. Bu güzergâhta, şöhret algısının antik çağlardan günümüze ne şekilde dönüştüğünü, etimolojik olarak hangi kavramlarla yolunun kesiştiğini ve kitle iletişim araçlarının dolayımıyla nasıl büyüyüp çoğaldığını irdeliyor. 

Sadece kahramanların ve saraylıların ünlü olduğu zamanlardan kitle kül-türünün geçici şöhretlerine uzanan çizgide, imgesi iletişim araçlarınca çoğaltılan ve yayılan bu kişilerin toplumdaki rolü ve işlevi nedir? Dünden bugüne sanat ve medya temsillerinin şöhretlerin yaratılmasındaki rolü nedir? Şöhret sahibi olmanın bu denli önemli hale gelmesinde hangi tarihsel süreçler etkili olmuştur? Bu temel sorulardan yola çıkan çalışma, teşhir edilen, hatırlanan şöhretlerin kimler olduğuna ve yaşadıkları dönemin ekonomik ve siyasal yapısını ne şekilde temsil ettiklerine bakıyor. 

Arenadan Ekrana Şöhret Kültürü ünlü olma arzusunun bir saplantı haline geldiği, başarı kriterlerinin “beğeni” ve “takipçi” sayısına göre belirlendiği, nicelik ve nitelik arasındaki dengenin ilkinin lehine bozulduğu çağdaş kültürü anlamak açısından okuyucuya önemli ipuçları sunuyor.
₺19,20 KDV Dahil
₺24,00 KDV Dahil

“Eşitsizlik genelde ilerlemenin bir sonucudur. Herkes aynı anda zengin olamaz ve temiz su, aşılar ya da kalp krizini önleyen yeni ilaçlar gibi en son çıkan hayat kurtarma önlemlerine herkes anında erişemez. Eşitsizlik aynı zamanda ilerlemeyi de etkiler. Bu etki olumlu olabilir, Hintli çocuklar eğitimle neler yapılabileceğini görüp okula giderler. Fakat kazananlar diğerlerinin kendilerini takip etmesini engellemeye çalışır, çıktıkları merdiveni çekip alırlarsa ilerlemenin etkisi olumsuz da olabilir.”

Büyük Firar, ilerleme ile eşitsizlik arasındaki sonsuz dansı, ilerlemenin nasıl eşitsizlik yarattığını, sağlık ve zenginliğin nasıl ele ele gittiğini ve özgürlüğe firarı, akademik disiplinlerin sınırlarına sıkışmadan anlatıyor. Deaton’a göre özgürlük, iyi bir yaşam sürmek ve hayatı yaşamaya değer kılmak demek. Özgür olmamaksa yoksulluk, yoksunluk ve kötü sağlıkla aynı anlama gelir. Ne yazık ki bunlar, dünya nüfusunun kabul etmek istemeyeceğimiz kadar büyük bir bölümünün yazgısı olmaya devam ediyor. Deaton bu çalışmasında “bu tür bir hapishaneden tekrar tekrar firar edenlerin, bu firarların nasıl ve neden olduğunun ve sonrasında neler yaşandığının hikâyesini” anlatıyor. Büyük Firar, “maddi ve fizyolojik ilerlemenin, daha zengin ve daha sağlıklı hale gelen insanların ve yoksulluktan firar etmenin hikâyesidir...”

₺22,40 KDV Dahil
₺28,00 KDV Dahil

Kadınlığın inşasında, memleketteki ilk yıllarından günümüze sinemanın nasıl bir katkısı olmuş olabilir? 
Sinemanın cinsiyeti, mitler, kadınların inişli çıkışlı hak ve özgürlüklerinin beyazperdeye yansıması…Türk sinemasının kadınlara açtığı alana genel bir bakış…
​ Bununla birlikte, kitapta, gişe rakamları doğrultusunda 2000 sonrası Türk Sineması’nın en çok izlenen 100 filmi inceleniyor.


Popüler Türk filmlerindeki davranış örüntüleri ‘kadın ve şiddet’ merkezinde ele alınıyor. ‘Kadınlar, kimden, nerede, nasıl ve ne sıklıkla şiddet görüyor?  Kadınlar şiddet uyguluyor mu? ’sorularına cevap aranıyor.

₺9,12 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil
Kadının hem tolumdaki ve cinsler arasındaki yerini hem de bir insan olarak var olma mücadelesini sadece psikolojik açıdan ele almıyor Freud. Ne yazık ki hala birçok ülkede kadın cinselliğinin ve kadının tabu olduğu bu dönemde, kendi toplumumuzun da kadına ve cinselliğe bakışını anlamak için Bakirelik Tabusu’nun mutlaka okunması gerektiği ortada… ?
₺6,00 KDV Dahil
₺8,00 KDV Dahil
"Ben Değeri Tiryakiliği", "Kaygı" ve "Üç Psikolojik Soru" kitaplarını da yayınladığımız psikoterapist A.Kadir Özer bu kitabında, ‘insan borsası’nın ne kadar gerçek olduğunu sorgularken, neredeyse her taşın altından bir ‘kişilik’ çıkar saptamasına ve ‘kişilikli’ olmanın yaşamda somutlaşan nice derdine örneklerle açıklık getirmektedir.
₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil

Soylulaştırma, eşitsizlik ve seçkinler şehri ile gelen yeni kentsel kriz

Genç, eğitimli ve zengin kitlenin son yıllarda şehirlere dönmeye başlamasıyla, banliyölere kaçış hareketi tersine döndü ve şehir merkezleri yine önem kazandı. Ama bu da bazı sıkıntıları beraberinde getirdi: Soylulaştırma, gelir eşitsizliği ve ayrımcılık gibi. “Kazanan hepsini alır” mantığının hâkim olduğu şehirler güçlendikçe diğerleri zayıflamaya devam ediyor.

2002’deki Yaratıcı Sınıf Adres Değiştiriyor adlı kitabıyla büyük ses getiren Richard Florida geçen 15 yıl içinde kentlerin yaşadığı beklenmedik savrulmaları değerlendiriyor. Hem kendi yazdıklarını eleştiriyor hem de daha iyi bir şehircilik ve daha iyi bir gelecek için yaşadığımız krizi aşmanın yollarını öneriyor.

₺21,75 KDV Dahil
₺29,00 KDV Dahil
Sevginin Gücü, çocuklarınızla olan iletişiminizin daha sağlıklı hale gelmesine yardımcı olurken, kendi kişisel gelişiminizi de sürdürebilmeniz açısından öneriler bulabileceğiniz bir aracıdır. Çocuklarınıza gösterdiğiniz sevgi ve sıcak aile ortamı, aslında kendi yetiştiriliş tarzınızı ve ebeveynlerinize olan benzerliğinizi ortaya koymanız anlamına gelir. Çocuklarınızla olan ilişkilerinizde anne ve babanıza olan benzerliğinizi fark etmeniz bazen can sıkıcı olsa da, bu farkındalık sağlıklı iletişim kurma yollarını denerken çocukluğunuza dair çözümlenmemiş olan sorunların da çözülmesini sağlayabilir. 
Sevgi en büyük iyileştiricilerden biridir ve ebeveynlerle çocuklar arasında oluşan bağın güçlenmesini sağlar. Çocuklarınıza duyduğunuz sevgiyi gösterebilmeniz, sağlıklı ve bilinçli bir ilişki oluşturmanız ve bu sırada da kendi kişisel dönüşümünüzü tamamlayabilmeniz için Sevginin Gücü yol gösterici olacaktır. 
Daha bilinçli birer anne baba olmak için gereken gelişim çok defa sancılıdır. Değişim her ne kadar bize daha bütünlüklü ve coşkulu bir yaşam sağlasa da alıştığımız yönleri değiştirmek, savunmaya yönelik tepkileri dönüştürmek bize zor gelir. Dirençlerimiz kişiliğimizin bir parçası hâline gelmiştir. Ve biz onların yerine daha işlevsel karşılıklar bulmadıkça etkinliklerini sürdürürler. 
Ne zaman cesaretimizi toplayıp, çocukluk yaralarımızı iyileştirmeye başlasak, kişiliğimizin bize ve ilişkilerimize iyi hizmet etmeyen bir yönünden arınmış oluruz. Çocuğumuza doğal gelişim planını tamamlamak için ihtiyaç duyduklarını ve eşimize duygusal sağaltımı için gerekenleri sunarsak karakterimizde yer tutan savunmaları aşarak kendi bütünlüğümüzü yeniden keşfetmiş oluruz.
₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil
DÜNYAYI OLDUĞU GİBİ GÖRDÜĞÜMÜZÜ ZANNEDERİZ… 
* Bir şirket, bir ürünün elde patlayacağını bile bile neden onun için milyarlar harcar? 
* Bir polis memuru gözünün önündeki saldırıyı nasıl olur da fark edemez? 
* Suçluların satranç oyuncularıyla ortak noktası nedir? 
* Daha çok bilgiye sahip olmanın daha kötü kararlar vermeye yol açtığı doğru mu? 
* Anılar zamanla değişebilir mi? 
* Önünüzden geçen bir gorili fark edebilir misiniz? 
... AMA ÇOĞU ŞEYİ GÖZDEN KAÇIRIRIZ. 

Bizler gündelik hayatta olup bitenleri anlatabiliriz. Gün içinde kimlerle konuştuğumuzu, ne yediğimizi, ne giydiğimizi, ne gördüğümüzü hatırlayabiliriz. Peki, hemen yanımızda olan ve bizim farkında olmadığımız şeyler sizce algıladıklarımızdan daha mı az? 
Psikoloji tarihinin en ünlü deneylerinden biri haline gelen goril deneyinin yaratıcıları C. Chabris ve D. Simons, Görünmez Goril ile sezgilerimizin bizi nasıl yanlış yönlendirdiğini, “bakmak” ile “görmek” arasındaki farkı ve anılarımızın nasıl değişebildiğini kendi deneyimleri ve benzer alanlarda yapılan bilimsel çalışmalar ışığında anlatıyor. 
Bu kitabı okuduktan sonra sezgilerinizden şüphe edeceksiniz! 

“Son derece ilgi çekici… Chabris ve Simons yanılsamalarımızdan nasıl kurtulacağımıza ve gerçeğe nasıl ulaşacağımıza dair olağanüstü ipuçları veriyor. Okunması gereken bir kitap.” 
—Prof. Elizabeth Loftus 
₺22,00 KDV Dahil
₺27,50 KDV Dahil
Üstün zekâlı çocuklar, çoğu zaman bir pırıltı halesiyle birlikte
düşünülüyor ve başarılı olmak için fazla çaba göstermesi gerekmeyen,
doğuştan şanslı kişiler gibi algılanıyor. Oysa büyük zenginlik potansiyeli
taşısa da “fazla zekâ”ları, bu çocuklar için kolaylıkla bir yüke
dönüşebiliyor.
Peki erken gelişmişliğiyle çevresindekileri büyüleyebildiği gibi kendine
özgü düşünme biçimiyle sık sık tepkiye de yol açan, anlaşılmayan
ve dışlanan üstün zekâlı çocuk kimdir? Onu diğer çocuklardan nasıl
ayırt edebiliriz? Kişiliğinin temel özellikleri nelerdir? Düşünce tarzını
anlamak için ne yapmalıyız? Duygusal gelişiminde ona nasıl yardımcı
olabiliriz? Eğitiminde neye dikkat etmeli, nasıl bir okul tercihinde
bulunmalıyız? “Erken gelişmişliğinden” ya da “üstün zekâsından” ona
nasıl bahsetmeliyiz? Gündelik yaşamını nasıl düzenlemeliyiz? Kendini
gerçekleştirmesine ve muazzam yeteneklerinden yararlanmasına nasıl
yardım edebiliriz?
Üstün zekâlılar konusunda tanınmış bir uzman olan klinik psikolog
Jeanne Siaud-Facchin, Üstün Zekâlı Çocuğa Yardım’da bu çok özel ve
hassas çocukların algı dünyasını incelikleriyle tanıtırken, ebeveynlere
ve eğitmenlere gündelik hayatta nasıl hareket edeceklerine dair pratik
tavsiyelerde bulunuyor.
₺19,50 KDV Dahil
₺26,00 KDV Dahil
Bekârlar ve evlenmeye hazırlananlar! 
Ve evliler! 
Muhabbetli bir hayat isteyenler... 
Birbirimizi seviyoruz fakat sevginin tadını kaybettik diyenler... 
Kavgalardan yorulduk diye şikâyet edenler... 
Neden mutlu olamadığımızı anlamıyorum, nerde yanlış yapıyoruz diyenler... 
İşte bu kitap tam size göre! 
Sema Maraşlı'nın sade ve samimi anlatımıyla, "evlilik okulu dersleri"  size bambaşka bir pencere açacak. 
Sizi çok iyi tanıyan bir yakınınızla sohbet eder gibi... 
Hatalarınızı görecek, yer yer sarsılacak, bazen belki de kızacaksınız. Bazen de gülümseyeceksiniz. 
Evliliğe bakış açınız değişecek. Eğer ister ve emek verirseniz hayatınız da değişecek... 
Öğrenmenin ve öğrenciliğin yaşı yok. Haydi şimdi ders zamanı!
₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil

ÜRÜN AÇIKLAMASI

“Bir erkek karısına baktığı, karısı da kendine baktığı vakit Allah her ikisine rahmet nazarı ile bakar ve erkek karısının elini tuttuğu zaman her ikisinin günahları parmakları arasından dökülüp gider."   
                                          Hz. Muhammed (s.a.v) 
  
“Sevgi” Allah’ın kullarına en büyük ikramıdır. 
Sevmek ibadettir. 
Sevgi verdikçe içimizde çoğalan büyük bir enerjidir. 
"Vedûd" olan seven ve çok sevilen Rabb'imiz, sevgiyi çok tatlı yaratmış.  
Peki sevmek bu kadar güzelken bu kızgınlık, bu nefret, bu kavgalar niye? 
Seviyoruz hatta çok seviyoruz fakat yaşatamıyoruz sevgilerimizi. 
Sevgiyi yaşatmak için Rabb’imizin ve Resûl’ünün yol göstericiliğine ihtiyacımız var.  
İnsanı, Yaradan'ından daha iyi kim bilebilir ki? 
Erkek ve kadının, birbiri hakkında bilmesi gerekenler... 
En sağlam kaynakların ışığında... Sevginiz daim olsun diye...

₺12,00 KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil

ÜRÜN AÇIKLAMASI

“Eşinizi Ne Kadar Tanıyorsunuz?” adlı bir televizyon programına davetlisiniz. Sizi dürüstlük koltuğuna oturtacaklar. 
 Tereddüt etmeden katılabilir misiniz? 
 Aynı evi ve aynı yatağı paylaştığınız kişiyi ne kadar tanıyorsunuz? 
 Sizinle yaşamak, onun damağında nasıl bir tat bırakıyor? 
 Tatlı, tuzlu, acı, ekşi, kekremsi... Hangisi, biliyor musunuz? 
 Kadınlar ve erkekler, birbirlerine benzemezler. 
Farklılıkları bilirseniz nimet, bilmezseniz külfet olur. 
Farklılıkların keyfini çıkarmak isteyenler için... 
İşte size İPUCU HİKÂYELERİ…

₺10,50 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil
Bu kitapta; eşinizi, kayınvalidenizi, gelininizi, damadınızı, çocuklarınızı, annenizi, babanızı, büyükannenizi... göreceksiniz.  
Aile bağlarını güçlendirmenin, eşlerin her ikisinin de zararlı çıktığı hesapları kapatmanın, yepyeni muhabbetler başlatmanın, aile hayatına canlı renkler katmanın, yaşama sevincini her dakika tatmanın, can sıkıcı günleri unutmanın, evliliği ayakta ve zinde tutmanın sırlarını bulacaksınız. 
Her hikâye bir şifa kitabının satırları gibi...
₺13,50 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil

İşte size iyi bir haber; kendinizi kaygı, suçluluk, kötümserlik, erteleme, düşük benlik saygısı ve depresyonun diğer "dipsiz kuyu" lardan ilaçsız kurtarabilirsiniz!İYİ HİSSETMEK'te, psikiyatrisst David Burns duygularınızı harekete geçirecek ve hayata daha olumlu bakmanızı sağlayacak, bilimsel olarak test edilmiş teknikler sunuluyor. 

  • Duygudurumunuzdaki dalgalanmaların nedenlerini anlayın
  • Olumsuz fikirleri kafanızdan silip atın
  • Suçluluk duygunuzla başa çıkın
  • Sevgi ve onay bağımlılığınızın üstesinden gelin
  • Özgüveninizi arttırın
  • "Hiç bir şey yapmamak" ile baş edin
  • Depresyonun acı veren girdabından kurtulun



"Okunacak ve tekrar okunacak bir kitap!" 
-Los Angeles Times-

₺24,00 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil
Sanayiyle, (şehrin futbol kulübüne de adını veren) Demir Çelik’le özdeşleşmiş bir yer, Karabük. Bir işçi şehri–muhafazakâr bir işçi şehri. Ali Karatay, son derece ayrıntılı, analitik değeri de yüksek incelemesinde, işte bunun, “sağcı, köylü ve muhafazakâr” bir işçi şehrinin hikâyesini anlatıyor. Karabük’ün mikro-evreninde, son yüz yıllık tarihimiz ve dönemlerin ruhu bir resmigeçit yapıyor… Karabük isminin etimolojisinden başlayan milliyetçi tarihyazımı… Askerî kaygılarla belirlenen sanayileşme kaderi… Bir “işletme” etrafında şekillenen bir şehir… 1980 öncesinin kanlı provokasyonları… İthal ikamecilikten neoliberalizme değişen iktisat politikalarının yine kader çizen ve bir ara “kapanma” tehdidine varan etkileri… Taşra siyasetinin seyri… Bir ayağının hep köylülükte kalması gözetilen bir işçi sınıfı ve hep “kontrol” altında tutulan bir işçi hareketinin serencamı… Mükemmel bir şehir hikâyesi…
₺27,00 KDV Dahil
₺36,00 KDV Dahil
Depresyon, ruhsal bozukluklar içerisinde en sık görülen hastalıklardan biridir. Depresyonu bir hastalık olarak düşünmek işinizi kolaylaştırabilir. Depresyon her bireyde görülen ve karşılaştığımız olaylar, durumlar karşısında ortaya çıkan üzüntü duygusundan farklı bir tepkidir. 
Depresyon, kendiliğinden de sonlanabilen ancak kendiliğinden sonlanması beklendiğinde kronikleşen bir durumdur. 
Bu kitap, “Bilişsel Davranışçı Terapi” temeline göre yazılmış ancak daha da kolay anlaşılması için bazı yönleri ayrıntılı, bazı yönleri ise daha kısa olarak anlatılmıştır. 
Kitapta kısa, öz ve herkesin anlayabileceği türden, teknik ayrıntılara boğulmadan düşünce biçiminin nasıl değiştirileceği üzerinde duruluyor.
₺14,40 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil

1923-1997 yılları arasında yaşayan Dr. M. Tevfik Özcan İstanbul Tıp Fakültesi’nde ve Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde  Prof. Mazhar Osman ve Prof. Fahrettin Kerim Gökay’ın tedrisatlarından geçerek yetişti. Daha sonra inançları ve dünya görüşüyle mesleki birikimini bağdaştırarak İslam dininin temel kaynakları olan Kur’an-ı Kerim ve Hadisler ışığında “maneviyatı merkeze alan psikiyatri uygulamaları” yaptı. Prof. Dr. Ayhan Songar ve Dr. Haluk Nurbaki ile aynı ilim meclislerinde bulundu. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde otuz bir yıl süren mesleki yaşamı zarfında Prof. Dr. Safa Saygılı ve Prof. Dr. Arif Verimli ile beraber çalıştı.

1966’da yayımlanan Angoisse ile 1975’te ilk baskısı yayımlanan Ruhi Bunalımlar ve İslam Ruhiyatı’nda o dönemde psikiyatri camiasında dile getirilmeyen kavram ve yaklaşımlardan bahsetti. Eserlerinde bu yaklaşımı tedavide nasıl uygulamaya koyduğuna dair birçok vaka hikâyesine yer verdi. Maneviyatı merkeze alan psikolojik terapinin toplumda önemli bir ihtiyaç olarak gündemde olduğu ve hızla geliştiği günümüzde Dr. M. Tevfik Özcan’ın bu kitabını gözden geçirilmiş yeni baskısıyla okuyucuyla buluşturmaktan memnuniyet duyuyoruz.

₺16,50 KDV Dahil
₺22,00 KDV Dahil

Kardeşlik, hayatımızın en uzun ilişkisidir. Yetişkin hayatımızın belli bir aşamasında, anne babalarımız yaşlanıp ölürler ama kardeşlerimiz, olağan durumda, ömrümüzün büyük kısmında hayatımızda olmaya devam ederler. Ne var ki, her zaman kolay bir ilişki değildir bu. Kardeşlerin varlığı bir fırsat olarak da görülebilir, bir yükümlülüğe de dönüşebilir. Peki kardeş kimdir ve hayatımızdaki anlamı nedir?
Son otuz yıldır bilimsel bir disiplin olarak ortaya çıkan kardeşlik araştırmaları, kardeşlerin kişinin gelişiminde en az anne babalar kadar önemli bir yere sahip olduğu görüşünde.

Çünkü kardeşlerimiz, eşit pozisyonda ilk sosyal deneyimlerimizi yaşadığımız kişilerdir. Onlarla kıskançlık, sevgi, öfke, güven, sevinç, coşku ve korku gibi duyguları ilk kez ve en yoğun şekilde yaşarız. O halde, bu son derece karmaşık ve çelişkili duygulara açık ilişki nasıl bir özellik taşır? Kardeşlerimiz yetişkinlik hayatımızın hangi alanlarına, nasıl etki ederler? Karşılıklı destek ve dayanışma, rekabet ve kıskançlıktan daha mı zordur? Kardeşlerin aynı ya da farklı cinsiyetten olması aralarındaki ilişkiyi nasıl etkiler? Yaş farkı önemli midir? Kardeşler arasında yaşanan sorunlarda ebeveynlerin payı nedir?

Kardeşlerle iyi ve yapıcı ilişkiler sürmek için ne yapılmalıdır? Gazeteci Susann Sitzler, Kardeşler’de bir öz, iki üvey ve üç yarı kardeşten oluşan kalabalık ailesinden yola çıkarak, duygu dolu ama eğlenceli bir tonla kendi hikâyesini anlatıyor. Öte yandan titiz bir çalışma sonucunda psikoloji, sosyoloji, tarih, etnoloji gibi farklı disiplinlerden faydalanarak derlediği veriler ışığında kardeşlik konusunda kapsamlı bir çerçeve çiziyor. Yazar, kardeşlerimizi her zaman sevmek zorunda olmadığımızı ama onlarla ilişkimizin hayatımıza nasıl bir zenginlik katma potansiyeli taşıdığını gösteriyor.

₺19,50 KDV Dahil
₺26,00 KDV Dahil

Karl Marx, Lacan’ın öğretilerinde bahsi geçen birçok kuramcıdan sadece biridir, diğer klasik düşünürler Lacan’ın yapıtlarında daha derin izler bırakmıştır – o zaman bunca etkilenme arasında Marx’a ayrıcalık tanımak niye?

Kapitalist Bilinçdışı’nın başlangıç noktasını oluşturan varsayım, Marx’a göndermesinin Lacan’ın öğretisi içinde önemli bir gelişime işaret ettiği ve Freud’a ikinci bir geri dönüşü başlattığı düşüncesidir. Böylece vurgu yapısalcı dilbilimden siyasal iktisadın eleştirisine ve özneye dair temsilden jouissance üretimine kaymıştır. Jouissance (keyif veya Freud’un deyişiyle libido) yeniden psikanalizin esas problemi haline gelmiştir; Freud’da bu zaten böyledir, ama psikanalizin gitgide ekonomik liberalizmin taleplerine tabi kılınması, böylece tedavinin esas amacının bireyleri mevcut düzene uydurma haline gelmesiyle birlikte sistematik olarak ihmal edilmiştir.

Freud’un keşfinde esasen bilinçdışı eğilimin tatmininde emeğin rolü vurgulanır ve bilinçdışının üretken boyutu açığa çıkarılır. Freud, yaptığı keşiflerin tam merkezine bir emek gücü kavramı yerleştirerek, bir emek-bilinçdışı teorisinin anahatlarını ortaya koymuştur. 1960’ların sonunda Lacan’ın ilgilendiği esas konu, Freud’un teorisinin bu önemli boyutu etrafında gelişir. Lacan jouissance kavramında, Freudcu “psişik enerji” ile bilinçdışı emek mefhumunu bir araya getirir. Freud’ un keşiflerinin devrimci karakterinin tam olarak belirlenmesi için üretime dair bir teori şarttır. İşte Saussurecü yapısalcılığın veremediği bu teori, Marx’tan gelmiştir.

 

₺21,00 KDV Dahil
₺28,00 KDV Dahil

Ölüm... Kültürümüzde “aman ağzından yel alsın”dan “söz ölüm getirmez”e kadar farklı şekillerde andığımız bir olgu. Pek çok kültürde de aynı çelişkilerle ifade ediliyor.

Bu kitapta ölüm farklı zaman dilimlerinde, farklı mekânlarda, farklı kültürlerde ele alınıyor, zengin bir panorama sunuluyor, kavramın tarihin akışı içindeki gelişimi anlatılıyor. Mezopotamya ile Mısır’daki ölüm algısı, Antik Yunan ve Roma’nın filozoflarının ruh ve beden üzerine tartışmaları, Budizm, Hinduizm, Taoizm gibi inanç sistemlerinin ölüm, ölü bedene ne olacağı, bir Öte Dünya’nın var olup olmadığına dair fikirleri, İbrahimî geleneğin üç dininin bu meselelere nasıl yaklaştığı gibi konular değerlendiriliyor. Bunların yanında intihar, modern cenaze evleri, ötenazi gibi konular da işleniyor.

Ve tabii hiçbir zaman geçerliliğini yitirmeyecek olan şu kadim soru: Bu, bir son mu yoksa bir başlangıç mı?

 

₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil
Kent, engin bir dünya, sırlı bir ayna... 
Kent aynasında yansıyan hayat ve insan hâlleri... 
Kent, insanın aynası... Bir gösterge, bir işaret... 
Çok katmanlı ve çok boyutlu bir dünya... 
Bir bakışta tanınması mümkün olmayan bir dünya... 
Mutlaka farklı bakışların yoğunlaşması gereken bir alan... Edebiyat, sanat, felsefe, sosyoloji, antropoloji, siyaset, tarih, psikoloji, din ve diğerleri. Hepsinin gözünde farklı bir kent, hepsinin kentten aldığı farklı bir duygu ve bilgi... 

Kent Sosyolojisi, kente, insan ve toplum gerçekliğinden bakmayı deniyor. 
Sadece sosyolojinin kelimelerine yaslanmıyor ama. Farklı disiplinlerin kelimelerini de önemsiyor ve öyle bakıyor kente. Gerçekte kentin ne olduğu, nereden nereye gittiği araştırılıyor. Aynı zamanda kentte yaşamanın önemi ve sonuçları üzerine odaklanıyor. 
Kent Sosyolojisi, kent imgesinden kentleşmeye, kentsel toplumdan kentsel dönüşüme, kente dâhil olan pek çok meseleyi irdeliyor. 
Kentin tükenmez bir kaynak olduğunu dile getiriyor.
₺28,00 KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil
₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil
₺14,25 KDV Dahil
₺19,00 KDV Dahil
₺7,13 KDV Dahil
₺9,50 KDV Dahil
₺13,50 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil
₺36,75 KDV Dahil
₺49,00 KDV Dahil
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 >