Türkiye dünyanın en hızlı yaşlanan ülkelerinden birisidir. Yapılan son tahminlere göre, Fransa’nın 115 yılda ya da İsviçre’nin 85 yılda geçirdiği yaşlanma sürecini Türkiye 15-20 yıl içinde tamamlayacaktır. Karşı karşıya kaldığımız soru, Türkiye nüfusunun ne kadar genç olduğu sorusu değildir. Türkiye nasıl yaşlanmaktadır? Yüzyılın sonunda Türkiye’nin nüfus yapısı nasıl değişecektir? Değişen nüfus yapısı sosyal, ekonomik ve çevresel kalkınmayı nasıl etkileyecektir? Yaşlanma Türkiye için demografik bir hediye mi yoksa bir sorun mu olacaktır? Bu sorulara verilecek bulguyla donatılmış yanıtlar, Türkiye toplumunun gelecek yüzyıl içindeki siyasi ve ekonomik kaderini belirleyecektir.

Bu kitap, sizlerin yaşlanma ve yaşlılığa bakışınızı  değiştirecek, birbirinden farklı  yaşlanma deneyimlerine dair tartışmaları içeren 6 yazı  sunmaktadır. Bu çalışmalar, yaşlanmanın ve yaşlılığın ne denli çeşitli, renkli, değişken ve dinamik olduğunu gözler önüne sermektedir. Yaşlanma eşsiz bir serüven olabileceği gibi, bir eziyete de dönüşebilir. Yaşlıların güçlü̈ yanları olabileceği gibi, sorunlarla baş başa kaldıkları dönemler de yaşanabilir.

Bu kitapta, sadece hızla yaşlanan Türkiye’nin mevcut konumundaki çeşitliliği izlemeyeceksiniz. Aynı zamanda kendi yaşlanma sürecinize ilişkin gelecekte sizleri nelerin beklediğini de öğreneceksiniz.

 

(Tanıtım Bülteninden)

₺14,80 KDV Dahil
₺18,50 KDV Dahil

Bu eser insanların toplu halde bu dünyada nasıl yaşadıklarını ve nasıl yaşamak istediklerini belirlemesi için gereken düşünsel araçları yenileme girişiminin sonucu. Bauman akıcı bir dille bu araçların, özellikle de sosyoloji disiplininin geçmişten bugüne katettiği yolculuğu bize rahat bir dille ve derin bir entelektüel birikimle sunuyor. Her şeyin akış halinde olduğu modern çağda, bireylerin ve toplulukların önündeki tercihleri, sorunları, tehlikeleri ve belirsizlikleri tek tek masaya yatırıyor.

Bauman sosyolojinin yaşadığımız çağda tekrar büyük bir önem kazanacağını söylüyor bize. Yaşadığımız dünya insanların yarattığı ve yeniden yaratabileceği bir dünya. Dahası aynı dünya yaşanan onca çevresel, politik, toplumsal ve ekonomik felaket karşısında, insanların varlıklarını sürdürebilmek için farklılıklarıyla uzlaşmasının her zamankinden daha acil hale geldiği bir yer artık.

İşte Bauman okurlarına sosyolojinin insanları bu felaketlerden kaçınıp, yaşadıkları dünyayı nasıl daha iyi bir yere dönüştürebileceğinin ipuçlarını veriyor...

 

 

(Tanıtım Bülteninden)

₺21,60 KDV Dahil
₺27,00 KDV Dahil

Toplumsal muhafazakârlığın özgün vasıflarının ayırdına varmak, dolayısıyla, hangi nedensel süreçler içinde ve nasıl inşa edildiği sorularının yanıtlarına ulaşmayı amaçlayan eser, tüm modern emarelere rağmen muhafazakârlaşmanın niçin hüküm sürdüğünü anlamaya çalışıyor.

Sosyal bilimlerdeki müşterek açmaz, işe koşulan kavramların muhtevası hakkında pek az tartışma yürütülmesi. Bunun olağan sonucu olarak, ziyadesiyle aşınmış ve nihayetinde kendisiyle iş yapılamaz hale gelmiş olan kavramların mahal verdiği anlam-atıf kopukluğu, tartışmayı ilerletmeden evvel geriye dönük bir eleştirel müdahaleyi elzem kılar vaziyettedir. Bu çalışma, Türkiye’de münhasıran Adalet ve Kalkınma Partisi’nin iktidarıyla birlikte gittikçe alevlenen ve ekseriyetle sağcılık, dindarlık/dincilik, yobazlık, bağnazlık, gericilik, değişme karşıtlığı gibi karşılıklarla anılan muhafazakârlığa ilişkin tam olarak bu nevi bir müdahaleye girişmektedir.

₺24,00 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil

Ord. Prof. Dr. Ekrem Akurgal, eserleriyle Arkeoloji dünyasında “Hocaların hocası” olarak bilinen, dünyanın en saygın arkeologlarından biriydi. Türkiye’de klasik arkeolojinin kurucusu olan Akurgal, yaptığı kazılarla Ege’de Foça, Çandarlı, Erythrai ve İzmir antik kentlerini ortaya çıkardı. Alanın uzmanları için başvuru kaynağı olan araştırmaları ve eserleri birçok dile çevrildi.

60 yıllık birikimini özetlediği, Türkiye’nin Kültür Sorunları’nda Akurgal, kültür sorunlarımızı ele alarak daha iyi bir gelecek için yapılacakları sıralıyor ve Anadolu uygarlıklarının dünya tarihindeki önemini ortaya koyuyor.

₺19,50 KDV Dahil
₺26,00 KDV Dahil

“Geri kalmış ya da arkaik toplumlarda, alınan hediyenin zorunlu olarak geri verilmesini sağlayan hukuk ve menfaat kuralı nedir? Hediye edilen şeyde, hediye alanın geri vermesini gerektirecek hangi güç vardır?”

 

Malenezya, Polinezya, Kuzeybatı Amerika ve eski Hint-Avrupa topluluklarından yola çıkan Mauss, potlaç gibi Kızılderili kökenli ya da kula gibi Okyanusya kökenli kavramları antropolojinin çok ötesine yayarak, giderek artan bir kitle tarafından tanınmasını sağlamış ve bu değiş tokuşların ahlak ve ekonomisinin bizim toplumumuzda hâlâ sağlam bir şekilde devam ettiğini göstermeye çalışmıştır.

 

“Armağan Üzerine Deneme, şüphesiz Mauss’un başyapıtı, onun en çok bilinen ve en derin izler bırakan eseridir.”

–Claude Lévi-Strauss

 

“Abidevi yapıt Armağan Üzerine Deneme’de iktisat, değişim, sözleşme, kurban, armağan ve karşı-armağan,  kısacası armağanı ortaya çıkaran ve onu ortadan kaldıran her şeyden söz ediliyor.”

–Jacque Derrida

 

“Sosyolog ve antropolog Marcel Mauss’un Armağan Üzerine Deneme kitabında bahsettiği sembolik değiş tokuştan yanayım.”

–Jean Baudrillard

₺18,00 KDV Dahil
₺24,00 KDV Dahil
İnsanlar ne sıklıkta seks yapıyorlar? 
Reklam vermek işe yarıyor mu? 
Kimler vergi kaçırıyor? 
Geylerin sayısı belli mi? 
Hangi üniversiteye gittiğimin bir önemi var mı? 
Borsayı kandırabilir miyiz? 
Medya taraflı haber yapıyor mu? 
Çocuk büyütmek için en iyi yerler nereleri? 
İlk randevuda nelerden bahsetmeliyim ki ikincisi olsun? 
Veri bilimcisi Seth Stephens-Davidowitz, çığır açıcı çalışmasında, insanlara dair kalıplaşmış düşüncelerimizin ne ölçüde hatalı olduğunu ortaya koyuyor. Peki, bunun nedeni ne? Çünkü insanlar dostlarına, sevdiklerine, doktorlarına ve anketlere, hatta kendilerine bile yalan söyler. 
Bugün artık insanların söyledikleriyle yetinmek zorunda değiliz. İnternetin sağladığı yeni bilgi türü hakikati ortaya koyuyor. Google’da, sosyal medyada, flört sitelerinde, hatta porno içerikli sitelerde bıraktığımız her iz, hakkımızda bir şeyler söylüyor. Bu dijital altın madenini araştıran uzmanlar insanların gerçekte ne düşündüklerini, istediklerini ve yaptıklarını keşfediyorlar. 
Doğru soruları sorduğumuz takdirde, Büyük Veri’den insan doğasına ilişkin öğrenebileceklerimizin sınırı yok. Bu alanın öncüleri arasında yer alan Seth Stephens- Davidowitz’in sunduğu yeni veriler sizi zaman zaman kahkahaya boğarken, kimi yerde dumura uğratacak ya da rahatsız edecek. Bana Yalan Söylediler’de karşınıza çıkacak verilerin tamamı sizi hem insanlığa hem de dünyanın günümüzdeki haline dair düşündürecek.
₺17,60 KDV Dahil
₺22,00 KDV Dahil

Bu kitabın konusu “eşya pedagojisi”: Eşya kullanmayı nasıl öğreniriz; örneğin bisiklete binmeyi? Eşya bizi belli bir beden duruşu almaya nasıl zorlar, örneğin kötü bir beden duruşunu neredeyse olanaksız kılan, eğimli oturma yerine sahip ergonomik bir sandalye? Eşya bizimle birlikte nasıl değişir, işlevsellikleri nasıl yeni boyutlar kazanır, örneğin internetin oluşum sürecinde? Büyüme sürecimizde eşya nasıl sıradanlaşır? Onları kullanma yoluyla beceri kazanarak, onlar hakkında bilgi edinerek insan eşya ile nasıl öğrenir? Eğitim amacıyla eşya yetkilendirilse ve sonrasında insan belirli davranışları ve aynı zamanda kendine bağlı yönelimleri eşyadan bekleyecek olsa ve bunun sonucunda kendini eğitse ne olur? Çocuklar –sosyalleşme anlamında– kendileri için çok doğal olan eşya dünyasına ne şekilde girerler? Ve eşya nasıl insanların şu söz konusu yaşamla ilgili yönelimlerini dönüştüren yönelim geliştirme süreçlerine dahil olmuştur?

Eşyanın eşya olma durumu, insanlarla doğrudan bağlantısı ve aynı zamanda işlevselliklerinin değiştirilebilir olması üzerine düşünmeden tüm bu sorular yanıtlanamaz.

Arnd-Michael Nohl, bu önemli kitabında, sıradan görünen ayrıntıların önemine değiniyor ve zihinleri açıyor.

₺16,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

Sosyal hizmet, insanların iyilik halini artırma iddiasında olan bir meslektir. Bu kitabın da konusu olan çevreye dair sorunlarda sosyal hizmet uzmanları kısıtlı rollere sahip olsalar da, bu sorunlar insanların iyilik hallerini yerel ve evrensel düzeyde giderek daha fazla etkilemektedir.

Bu zorlu çalışma, çevre sorunlarına sosyal hizmet perspektifinden bakarak doğrudan bir yüzleşme gerçekleştirmeye çalışıyor. Lena Dominelli, iklim değişikliği, endüstriyel kazalar ya da insani silahlı çatışmalar gibi nedenlerle ortaya çıkan çevresel felaketlerin ardından alanda çalışan uygulamacıların büyük önem taşıyan seslerine kulak veriyor. Dominelli, "yeşil sosyal hizmet" kavramını keşfe çıkarken, bu kavramın, çevresel krizlerde yoksulluk ve yapısal eşitsizliklerin diğer biçimlerine dikkat çekmek, sınırlı doğal kaynakların daha eşit paylaşımını sağlamak ve yerel düzeylerdeki yoksul ve marjinalize edilmiş kesimlerin yaşam kalitesi bakımından olumsuz etkileri bulunan küresel sosyo-politik güçlerle mücadele etmek için oynadığı rolü anlamaya çalışıyor.

Bu sorunları çözme konusundaki kararlılık, sosyal hizmet uzmanlarının yoksul insanların yaşam kalitelerini geliştirmek için oluşturdukları ve dünyamız açısından olumsuz bir bedel oluşturmayan topluluk inisiyatifleriyle yakından bağlantılıdır.

Bu önemli kitap, çevre sorunlarına dair bir anlayış geliştirmek için sosyal hizmet, sosyal politika, sosyoloji ve insan coğrafyası alanlarına odaklanıyor. Çevre sorunlarının nasıl da sosyal hizmetin bütünleyici bir parçası olduğunu ortaya koyarken, 21. yüzyılın modern dünyasında toplumların sürekliliklerini sağlamak için çözmeleri gereken sosyal sorunlara dikkat çekiyor.

₺27,20 KDV Dahil
₺34,00 KDV Dahil
Bugünlerde “saf bilim” iddialarıyla ciddi ciddi ilgilenen pek fazla biliminsanı kalmadı neyse ki. 
Herşeyin herşeyle ilişki içinde olduğu kozmozdan, herkesin herkesle ilişki içinde olduğu insan dünyasına varıncaya dek durum böyle. 
Başkasının sesine kulaklarını tıkayan sağır; gözlerini başkasına kapayansa kördür! 
Gökhan Yavuz Demir, sosyoloji ve antropolojinin yöntem ve verilerini başta edebiyat olmak üzre felsefe, linguistik, tarih, politika ve hukuk gibi temel bilimlerle karşılaştırarak ve birleştirerek “sosyolojik” ve “antropolojik” olanı, yani “insanı” ve eylemlerini anlamaya ve anlamlandırmaya çalışıyor Anlamak İçin Yaşamak’ta. 
Kültür, adalet, kimlik ve ötekilik, suçluluk ve aptallık gibi evrensel olduğu kadar artık günümüz Türkiye’sinde de güncel olan kavramları titizlikle ve cesaretle analiz ediyor.
₺12,80 KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil
Yirminci yüzyılın en etkili düşünürlerinden biri olan Hannah Arendt, Pentagon Belgeleri’nin 1971’de ifşa edilmesinden kısa süre sonra yazdığı Siyasette Yalan adlı çalışmasında, tarih boyunca siyasette bir araç olarak kullanımı meşru görülen yalanların yirminci yüzyılda yepyeni bir çehreye bürünüp hangi mekanizmalarla hem siyaset sahnesini hem de olgusal gerçekliği egemenliği altına aldığını çözümlüyor. Demokrasinin karşı karşıya kaldığı bu hayati tehdidin bertaraf edilmesinde ise özgür basının ve özgürlükleri için baskılara boyun eğmeden mücadele eden insanların önemine vurgu yapıyor. 
Tamamlayıcılığı bakımından önemsediğimiz Caty Ca-ruth’un “Yalan ve Tarih” makalesi ise Arendt’in yazdıkları üzerinden yalanın doğası ve siyasi eylemle ilişkisi, yalanın kendi tarihini yazan kapsayıcı bir gerçekliğe dönüşme süreci üzerinde duruyor. Caruth, hem gerçeklik zeminini yitiren hem de bu yitirişi gözlemlemekten aciz hale gelen bir dünyada tarihe tanıklığın nasıl mümkün olabileceğini sorgulayarak, Arendt’in argümanlarının temeline ışık tutuyor.
₺10,50 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil
Bu çalışma günümüz toplumlarının en önemli yönünü oluşturan tüketim olgusuna odaklanmaktadır. Küreselleşme süreciyle beraber sermayenin siyasetten ayrılması, tüketim odaklı yeni bir dünya düzeninin kurulmasını sağlamakla kalmamış, aynı zamanda bireyin varoluşsal kaygılarını ve kimlik temelli taleplerini tüketim aracılığıyla giderdiği yeni bir dönemin kapılarını da aralamıştır. Bu dönemin en ayırıcı özelliği, toplumların her geçen gün daha fazla tüketime yönelmeleridir. Zira günümüz tüketim merkezli yaşam biçimine hayat veren kapitalist sistem, sahte ihtiyaçlar yaratmak suretiyle aşırı savurganlığı ve tüketimciliği özendirmeye, tüketim ediminin kendisi toplumsal bir ayrıcalık ve prestij konusu yaparak onu adeta kutsallaştırmaya çalışmaktadır.
₺27,20 KDV Dahil
₺34,00 KDV Dahil
“Tarihin sonuna gelmedik, ama yeni deneyim ve siyasal tartışma alanlarının oluştuğunu görüyoruz. Bunların aktörleri kendi tarihsellikleriyle değil, içinde yaşadıkları topluma nüfuz düzeyleriyle tanımlı. Kabul edelim, bu saptama bizi şaşırttı. Acımasız duruma dönen bir dünyada mı, yoksa tam tersine Big Brother’ın mutlak egemenliğine giren bir dünyada mı yaşıyoruz? Dünya tarihinin bugünkü evresini nitelemek için, özellikle de demokratik kurumların işlediği, denetlenmeyen ‘toplumsal iletişim ağlarının’ kurulduğu ve çokça ülkenin, iktidarın çoğunluğun elinde olmasını sağladıktan sonra azınlıkların haklarını güçlendirmeye çalıştığı batıda bunu yapmak için bir zamanların sözcüklerini kullanmakta duraksıyoruz.”
 
Klasik toplumbilimin en önemli figürlerinden Alain Touraine, Toplumların Sonu’nda Krizden Sonra ile başladığı ekonomik kriz olgusunun toplum üzerine etkilerini incelemeye devam ediyor. Ama bu defa Evrensel İnsan Hakları’nı temel alan yeni bir öznenin ve yeni bir toplumun gerekliliğini haykırarak…
₺24,00 KDV Dahil
₺32,00 KDV Dahil
Şöhretler, içinde yaşadığımız kültürün başat unsurlarından biri haline gelmiş durumda. Kitlelerin ve kitlesel iletişim olanaklarının büyümeye başladığı 19. yüzyıl, “şöhret kültürü” olgusunun da başlangıç noktasını teşkil ediyor. Ne var ki, şöhret olgusunu açıklamak ve bugünün dünyasını kavrayabilmek için biraz daha geçmişe gitmek gerekmektedir. İşte bu kitap, şöhretlerin günümüz toplumsal hayatında kapladığı yeri açıklayabilmek için, birey, kitle, iktidar, sekülerleşme, kimlik, gösteri, yıldız, teşhir gibi kavramlar ışığında tarihte bir yolculuğa çıkarıyor bizleri. Bu güzergâhta, şöhret algısının antik çağlardan günümüze ne şekilde dönüştüğünü, etimolojik olarak hangi kavramlarla yolunun kesiştiğini ve kitle iletişim araçlarının dolayımıyla nasıl büyüyüp çoğaldığını irdeliyor. 

Sadece kahramanların ve saraylıların ünlü olduğu zamanlardan kitle kül-türünün geçici şöhretlerine uzanan çizgide, imgesi iletişim araçlarınca çoğaltılan ve yayılan bu kişilerin toplumdaki rolü ve işlevi nedir? Dünden bugüne sanat ve medya temsillerinin şöhretlerin yaratılmasındaki rolü nedir? Şöhret sahibi olmanın bu denli önemli hale gelmesinde hangi tarihsel süreçler etkili olmuştur? Bu temel sorulardan yola çıkan çalışma, teşhir edilen, hatırlanan şöhretlerin kimler olduğuna ve yaşadıkları dönemin ekonomik ve siyasal yapısını ne şekilde temsil ettiklerine bakıyor. 

Arenadan Ekrana Şöhret Kültürü ünlü olma arzusunun bir saplantı haline geldiği, başarı kriterlerinin “beğeni” ve “takipçi” sayısına göre belirlendiği, nicelik ve nitelik arasındaki dengenin ilkinin lehine bozulduğu çağdaş kültürü anlamak açısından okuyucuya önemli ipuçları sunuyor.
₺19,20 KDV Dahil
₺24,00 KDV Dahil

“Eşitsizlik genelde ilerlemenin bir sonucudur. Herkes aynı anda zengin olamaz ve temiz su, aşılar ya da kalp krizini önleyen yeni ilaçlar gibi en son çıkan hayat kurtarma önlemlerine herkes anında erişemez. Eşitsizlik aynı zamanda ilerlemeyi de etkiler. Bu etki olumlu olabilir, Hintli çocuklar eğitimle neler yapılabileceğini görüp okula giderler. Fakat kazananlar diğerlerinin kendilerini takip etmesini engellemeye çalışır, çıktıkları merdiveni çekip alırlarsa ilerlemenin etkisi olumsuz da olabilir.”

Büyük Firar, ilerleme ile eşitsizlik arasındaki sonsuz dansı, ilerlemenin nasıl eşitsizlik yarattığını, sağlık ve zenginliğin nasıl ele ele gittiğini ve özgürlüğe firarı, akademik disiplinlerin sınırlarına sıkışmadan anlatıyor. Deaton’a göre özgürlük, iyi bir yaşam sürmek ve hayatı yaşamaya değer kılmak demek. Özgür olmamaksa yoksulluk, yoksunluk ve kötü sağlıkla aynı anlama gelir. Ne yazık ki bunlar, dünya nüfusunun kabul etmek istemeyeceğimiz kadar büyük bir bölümünün yazgısı olmaya devam ediyor. Deaton bu çalışmasında “bu tür bir hapishaneden tekrar tekrar firar edenlerin, bu firarların nasıl ve neden olduğunun ve sonrasında neler yaşandığının hikâyesini” anlatıyor. Büyük Firar, “maddi ve fizyolojik ilerlemenin, daha zengin ve daha sağlıklı hale gelen insanların ve yoksulluktan firar etmenin hikâyesidir...”

₺22,40 KDV Dahil
₺28,00 KDV Dahil

Kadınlığın inşasında, memleketteki ilk yıllarından günümüze sinemanın nasıl bir katkısı olmuş olabilir? 
Sinemanın cinsiyeti, mitler, kadınların inişli çıkışlı hak ve özgürlüklerinin beyazperdeye yansıması…Türk sinemasının kadınlara açtığı alana genel bir bakış…
​ Bununla birlikte, kitapta, gişe rakamları doğrultusunda 2000 sonrası Türk Sineması’nın en çok izlenen 100 filmi inceleniyor.


Popüler Türk filmlerindeki davranış örüntüleri ‘kadın ve şiddet’ merkezinde ele alınıyor. ‘Kadınlar, kimden, nerede, nasıl ve ne sıklıkla şiddet görüyor?  Kadınlar şiddet uyguluyor mu? ’sorularına cevap aranıyor.

₺9,12 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil

Soylulaştırma, eşitsizlik ve seçkinler şehri ile gelen yeni kentsel kriz

Genç, eğitimli ve zengin kitlenin son yıllarda şehirlere dönmeye başlamasıyla, banliyölere kaçış hareketi tersine döndü ve şehir merkezleri yine önem kazandı. Ama bu da bazı sıkıntıları beraberinde getirdi: Soylulaştırma, gelir eşitsizliği ve ayrımcılık gibi. “Kazanan hepsini alır” mantığının hâkim olduğu şehirler güçlendikçe diğerleri zayıflamaya devam ediyor.

2002’deki Yaratıcı Sınıf Adres Değiştiriyor adlı kitabıyla büyük ses getiren Richard Florida geçen 15 yıl içinde kentlerin yaşadığı beklenmedik savrulmaları değerlendiriyor. Hem kendi yazdıklarını eleştiriyor hem de daha iyi bir şehircilik ve daha iyi bir gelecek için yaşadığımız krizi aşmanın yollarını öneriyor.

₺21,75 KDV Dahil
₺29,00 KDV Dahil
Sanayiyle, (şehrin futbol kulübüne de adını veren) Demir Çelik’le özdeşleşmiş bir yer, Karabük. Bir işçi şehri–muhafazakâr bir işçi şehri. Ali Karatay, son derece ayrıntılı, analitik değeri de yüksek incelemesinde, işte bunun, “sağcı, köylü ve muhafazakâr” bir işçi şehrinin hikâyesini anlatıyor. Karabük’ün mikro-evreninde, son yüz yıllık tarihimiz ve dönemlerin ruhu bir resmigeçit yapıyor… Karabük isminin etimolojisinden başlayan milliyetçi tarihyazımı… Askerî kaygılarla belirlenen sanayileşme kaderi… Bir “işletme” etrafında şekillenen bir şehir… 1980 öncesinin kanlı provokasyonları… İthal ikamecilikten neoliberalizme değişen iktisat politikalarının yine kader çizen ve bir ara “kapanma” tehdidine varan etkileri… Taşra siyasetinin seyri… Bir ayağının hep köylülükte kalması gözetilen bir işçi sınıfı ve hep “kontrol” altında tutulan bir işçi hareketinin serencamı… Mükemmel bir şehir hikâyesi…
₺27,00 KDV Dahil
₺36,00 KDV Dahil

Ölüm... Kültürümüzde “aman ağzından yel alsın”dan “söz ölüm getirmez”e kadar farklı şekillerde andığımız bir olgu. Pek çok kültürde de aynı çelişkilerle ifade ediliyor.

Bu kitapta ölüm farklı zaman dilimlerinde, farklı mekânlarda, farklı kültürlerde ele alınıyor, zengin bir panorama sunuluyor, kavramın tarihin akışı içindeki gelişimi anlatılıyor. Mezopotamya ile Mısır’daki ölüm algısı, Antik Yunan ve Roma’nın filozoflarının ruh ve beden üzerine tartışmaları, Budizm, Hinduizm, Taoizm gibi inanç sistemlerinin ölüm, ölü bedene ne olacağı, bir Öte Dünya’nın var olup olmadığına dair fikirleri, İbrahimî geleneğin üç dininin bu meselelere nasıl yaklaştığı gibi konular değerlendiriliyor. Bunların yanında intihar, modern cenaze evleri, ötenazi gibi konular da işleniyor.

Ve tabii hiçbir zaman geçerliliğini yitirmeyecek olan şu kadim soru: Bu, bir son mu yoksa bir başlangıç mı?

 

₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil
Kent, engin bir dünya, sırlı bir ayna... 
Kent aynasında yansıyan hayat ve insan hâlleri... 
Kent, insanın aynası... Bir gösterge, bir işaret... 
Çok katmanlı ve çok boyutlu bir dünya... 
Bir bakışta tanınması mümkün olmayan bir dünya... 
Mutlaka farklı bakışların yoğunlaşması gereken bir alan... Edebiyat, sanat, felsefe, sosyoloji, antropoloji, siyaset, tarih, psikoloji, din ve diğerleri. Hepsinin gözünde farklı bir kent, hepsinin kentten aldığı farklı bir duygu ve bilgi... 

Kent Sosyolojisi, kente, insan ve toplum gerçekliğinden bakmayı deniyor. 
Sadece sosyolojinin kelimelerine yaslanmıyor ama. Farklı disiplinlerin kelimelerini de önemsiyor ve öyle bakıyor kente. Gerçekte kentin ne olduğu, nereden nereye gittiği araştırılıyor. Aynı zamanda kentte yaşamanın önemi ve sonuçları üzerine odaklanıyor. 
Kent Sosyolojisi, kent imgesinden kentleşmeye, kentsel toplumdan kentsel dönüşüme, kente dâhil olan pek çok meseleyi irdeliyor. 
Kentin tükenmez bir kaynak olduğunu dile getiriyor.
₺28,00 KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil
₺7,13 KDV Dahil
₺9,50 KDV Dahil
₺13,50 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil
₺36,75 KDV Dahil
₺49,00 KDV Dahil

Adorno, Marcuse, Foucault, Lacan, Derrida, Giddens, Bourdieu, Kristeva, Habermas, Butler, Žižek, Castels, Beck, Bauman, Chodorow, Agamben ve DeLanda gibi büyük etki yaratmış sosyal teorisyenlerin düşüncelerini Frankfurt Okulu’ndan küreselleşmeye, feminizmden ağ toplumuna, yapısalcılıktan postmodernizme, elektronik ekonomisinden iklim değişikliğinin sonuçlarına dek uzanan konu başlıkları altında çözümlerken, klasik sosyal teoriyi modern tartışmalarla ilintilendirmeyi de ihmal etmiyor.

Çağdaş sosyal teori bir yandan sosyal bilimler ile beşeri bilimlerin çözüm üreten, oldukça güçlü ve disiplinlerarası bir projesi, bir yandan da ideoloji, akıl, özgürlük, hakikat, öznellik, kültür ve siyasete ilişkin düşüncelerin derinlikli eleştirisidir. Bu iki açıdan da büyük bir yetkinlik sergileyen ve uluslararası akademik toplulukta büyük ilgi uyandıran bu eser dünyanın pek çok üniversitesinde ders kitabı olarak okutulmaktadır.

“Muhteşem! Elliott, çağdaş sosyal teorisyenlerin düşüncelerinin gündelik sosyal yaşamın o güzel karmaşıklığını anlamada nasıl yardımcı olabileceğini gösteriyor, sosyal teoriyi aydınlatıcı, anlamlı, yalın ve heyecan verici bir etkinlik haline getirerek. 
-Tom Inglis, Sosyoloji Profesörü, University College Dublin, İrlanda-

“Çağdaş sosyal teorinin olağanüstü derecede akıcı bir çözümlemesi. Dikkatli ve içgörülü bir yaklaşımla alandaki teorileri didik didik eden bu eser dünyanın her yerinde mutlaka okunmalı/okutulmalı.” John Urry, Sosyoloji Profesörü, Lancaster University, Birleşik Krallık 
Bilimsel Yöntemin İzinde, bilim felsefesi alanındaki temel okumalar ile örnek olay çalışmalarını kusursuz biçimde bir 
Bilimsel Yöntemin İzinde, bilim felsefesi alanındaki temel metinler ile örnekolay çalışmalarını bir araya getiriyor. Bu çalışma, bunu yapan ilk eser ve bence bilim felsefesi okuyacak öğrencileri alana ısındırmak açısından tam da bu türden bir yaklaşım gerekiyor.
– Mathias Frisch, Maryland Üniversitesi-

₺22,50 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil
₺14,25 KDV Dahil
₺19,00 KDV Dahil
₺17,63 KDV Dahil
₺23,50 KDV Dahil
₺23,25 KDV Dahil
₺31,00 KDV Dahil
₺26,25 KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil
₺14,60 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
₺35,20 KDV Dahil
₺44,00 KDV Dahil
₺38,40 KDV Dahil
₺48,00 KDV Dahil
₺14,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
1