Bir dönemin önemli gazetecilerinden "barış eri" Abdi İpekçi, yaşamı boyunca yakın tarihi soğuk bir nesnelliğe büründürmeden, yaşayan ağızlardan aktardı bize. Bu tutumuyla geçmişi bugünden kopmaz, bugüne ait bir zenginlik olarak görmemizi sağladı. 

İnönü Atatürk'ü Anlatıyor, Abdi İpekçi'nin İsmet İnönü ile yaptığı söyleşileri ve bu söyleşilere referans olan kitapların önemli kısımlarından bir ek bölümünü içeriyor. Kitabın yeniden basımında İpekçi'nin Celal Bayar, Şevket Süreyya Aydemir, Sabahattin Selek gibi dönemin önemli isimleriyle Atatürk ve İnönü üzerine yaptığı söyleşiler de yer alıyor. Atatürk'ün 1933'te İsmet İnönü'ye, İsmet İnönü'nün de 1938'te Atatürk'e yazdığı, orijinal metinlerinin görsellerini de bu kitapta bulacağınız mektupları okurken gözyaşlarınıza hakim olamayacaksınız.
₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil

XI. ve XIII. yüzyılları arasında, Avrupa Ortaçağı büyük öncüleri tüccar ve bankacılardan oluşan gerçek bir ticari devrime tanıklık eder. Bu dönem, uzak mesafelere yolculuk yapmayı mümkün kılan bir barış zamanıdır, fakat aynı zamanda önemli bir demografik büyümenin de zamanıdır. Her şeyden önce kentlerin yeniden doğuşu ve canlanışı söz konusudur. Floransa, Rouen, Brugge, Cenova veya Amiens’teki büyük Ortaçağ fuarlarında kentsel gelişimin ilk izleri, belirli bir serbestiyet, dinî vesayetten kurtuluş ve sanatsal faaliyetlerin desteklenişi görülür. 
Le Goff, bu çalışmayı toplumsal tarihin akışını açıkça etkilemiş belli bir özneler grubu ve özneleşme sürecini ele alarak yapmıştır. Üstelik bu metinde toplumların geçirdiği zihinsel/kültürel dönüşüm sürecini ülke ülke ele alınan belli kişiler, aileler ve hanedanların özyaşam öyküleri üzerinden açıklamıştır. Le Goff bunu, özellikle erken kapitalizm konusunda çok yoğun ve ayrıntılı araştırmaların yapıldığı İtalya, Felemenk, Almanya gibi ülkelerde Ortaçağ tarih çalışmalarının artmasına bağlıyor. Kapitalizmin ve kapitalistlerin ya da başvurduğu bir başka ifadeyle, “kendilerini ticarete adamış” insanların hangi tarihten başlayarak sözcüğün gerçek anlamında klasik kapitalizm ve kapitalist kavramlarını içerecek kıvama geldiğinin belirlenmesinin öneminden söz ettikten sonra bu işin ancak özneler, yani kapitalistler tarihine başvurularak yapılabileceğini gösteriyor.

₺14,40 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil

BAŞINDAN SONUNA DEVLET-İ ALİYYE TARİHİ

Bazı devletler tarih sahnesinden çekilmiş görünür ama izleri ve tesirleri, hatta ruhu kolay kolay silinmez. Zaten tarihin vazifesi de insanlığın ölümsüz romanını ortaya sermektir. İşte etkisi ve ruhu halen devam eden ender tarihi varlıklardan biri de Osmanlı İmparatorluğu ve onun ruhudur.

Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil KAYI/ Bir İmparatorluk Tarihi setinde Söğüt’te kurulan devletin adım adım bir cihan imparatorluğuna dönüşümünü, zirve noktasında yaşamaya başladığı sorunları ve son yüzyılına damga vuran çatışmaları, toparlanma çalışmalarını ve akıl oyunlarını kendine has akıcı üslubu ile anlatıyor, Kayı boyunun ölümsüz hikayesini okura adeta yaşatıyor.

KAYI I / Ertuğrul’un Ocağı

KAYI II / Cihan Devleti

KAYI III / Haremeyn Hizmetinde

KAYI IV / Ufukların Padişahı: Kanuni

KAYI V / Kudret ve Azamet Yılları

KAYI VI / İmparatorluğun Zirvesi ve Dönüş

KAYI VII / Kutsal İttifaka Karşı

KAYI VIII / Islahat, Darbe ve Devlet

KAYI IX / Sonun Başlangıcı

KAYI X/ II. Abdülhamid Han

₺169,20 KDV Dahil
₺211,50 KDV Dahil
“CHP Genel Sekreterliği örgütün merkeziydi. CHP merkezinin taşra teşkilâtıyla olan karşılıklı bütün irtibâtı, yazışmaları ve temasları, genel sekreterlik aracılığıyla gerçekleştirilirdi. Parti merkezinin örgüte ilettiği genelgeler de, partinin ana istikâmetini teşkilâta duyururdu.  
CHP Genel Sekreterliği’nin yegâne misyonunun bundan ibâret olduğunu düşünmek ise yanıltıcı olacaktır. Aksine, genel sekreterlik, yalnızca partinin taşra teşkilâtı ve yönetimiyle irtibat içinde olan bir organ değildi. Genel Sekreterlik bir yandan, örgütün ihtiyaçlarını bilmek ve öğrenmek için teşkilâtından gelen istekleri ve soruları karşılamaya çalışırken; diğer yandan da, teşkilâtına yön vermeye çalışıyordu. Fakat bunun yanında Genel Sekreterlik, önemli bir misyonu daha yerine getirmeye çalışıyordu; bu da, toplumun çeşitli kesimleriyle temâs etmek ve bağ kurmaktı.” 
–CEMİL KOÇAK
₺16,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
Sir Isaac Newton, Batı’nın Bilim-Kültür-Uygarlık ekseninde yer alan önemli bir kişidir. Türkiye, Batı dünyası ile kendi axiologic (değerler sistemi) yapısını koruyarak ve geliştirerek buluşmak ve bunların arasından evrensellik özelliği taşıyan unsurları benimsemek ve gündelik hayata uygulamak arzusunu yaklaşık iki yüz yıldır ortaya koymuştur. İşte bu amaca hizmet edebilmek için Batı’nın Bilim ve Kültür dünyasında değerli bir yere ve haklı bir üne sahip olan Sir Isaac Newton’un bu çok az bilinen kitabını ilk kez Türkçeye kazandırmış olmanın mutluluğunu yaşıyorum. 
Aytunç Altındal
₺15,20 KDV Dahil
₺19,00 KDV Dahil
“Bu kitabın amacı bizim ‘ulus’ olarak kavramsallaştırdığımız yoğun grup özdeşleşmesinin ortaya çıkışını araştırmaktır. Rastgele mekânsal yakınlık ya da üstün bir gücün baskısı dışında, bireyleri geniş kümelerde birbirine bağlayan nedir? Her şey bir yana, çok uzun bir süre boyunca grup kimliğinin devamını sağlayan çimento nedir?”
₺28,13 KDV Dahil
₺37,50 KDV Dahil
Yıllarını Rus Devrimi tarihini araştırmaya adayarak birçok çalışma üreten Wade, yeni araştırmalar ışığında tarihin bu kesitinin yeni bir anlatısını, heyecan verici bir üslupla sunuyor. Rusya toplumunu devrime götüren nedenleri son derece akıcı bir şekilde aktarırken aynı zamanda bu devrime dair mitleri çürüterek, odağına 1917’nin bugüne kadar ihmal edilmiş kesimlerini alıyor. Kadınlar, köylüler, cephedeki askerler ve azınlıkların devrimde oynadıkları rollerin ayrıntılı bir panoramasını çiziyor. Bugüne kadar yazılanlardan farklı olarak devrimin Petrograd merkezli bir anlatısını sunmaktan kaçınan Wade Rusya gibi geniş bir coğrafyanın diğer kesimlerinde de devrime nasıl gidildiğini ve devrimin nasıl yankı bulduğunu ortaya koyuyor. Kurucu Meclis’in dağılmasıyla son bulan kitap, hedeflenen demokrasiye nasıl ve neden ulaşılamadığını da sorguluyor.
₺25,50 KDV Dahil
₺34,00 KDV Dahil
Padişahı Devirmek, 1859 ve 1867 yıllarında İstanbul’da açığa çıkarılan iki isyan hazırlığı üzerinden iktidarın devrilmesi girişimlerinin Osmanlı siyasi hayatı ve zihniyet evrenindeki izdüşümlerini ele alıyor. Bu kapsamlı araştırmasında Burak Onaran, 17. yüzyıldan itibaren imparatorlukta yaşanan hal’ girişimlerinin seyrini, bu eylemleri düzenleyenleri ve taleplerini tarihsel bir bütünlük içine yerleştiriyor. Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasından (1826) sonraki dönemde, Kuleli Muahedesi ve Meslek Cemiyeti mensuplarının kalkıştığı padişahı devirmeye yönelik ilk iki girişimi ayrıntılı şekilde inceliyor. Sanıkların ifadeleri ve diplomatik yazışmalar gibi ilk kez kullanılan belgelerden de hareketle, hem olayları kendi tarihsel bağlamı içerisinde yeniden anlatıyor hem de “tarihsel anlatı”nın zaaf ve imkânlarını tartışmaya açıyor
₺28,50 KDV Dahil
₺38,00 KDV Dahil

Yirminci yüzyılın sanat ve edebiyat dünyasına öncülük eden bir kent: Paris. Umut dolu yıllar ve umut dolu yaratıcı insanlar.

O zamanlar henüz kimsenin dönüp resimlerine bakmadığı Picasso, Matisse, Gris, Braque; savaş yaralarıyla ölen Apollinaire; yeniyetme bir yazar, Ernest Hemingway; biraz biraz ünlenmiş Sherwood Anderson ve daha niceleri...

Ve hep gözlemleyen, hep edebiyat denemelerine girişen, karizmatik kişiliğiyle bir efsaneye dönüşen öncü bir yazar: Gertrude Stein.

Yaklaşık elli yılını birlikte geçirdiği yakın dostu Alice B. Toklas’ın ağzından yazdığı bu renkli “özyaşamöyküsü”nde, Birinci Dünya Savaşı öncesi umut ve yenilik dönemini, savaşın yıkımlarını ve kendi edebiyat deneylerini tümüyle kendine özgü bir tarzda anlatıyor Gertrude Stein.

₺22,50 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil

 

Ünlü tarihçi Richard G. Hovannisian tarafından derlenen 14 ciltlik ‘Tarihi Kentler ve Ermeniler’ dizisinin dördüncü kitabı İzmir, bu kozmopolit liman şehrine, 13. yüzyılın ortalarından 1922 yılına dek İzmir’in ticari, kültürel ve sosyal hayatının en önemli aktörlerinden olan Ermenilerin tarihinden bakıyor. Kitapta, ticari ve etnik gruplar arası ilişkiler, eğitsel ve kültürel çalışmalar ve mimarinin yanı sıra, İzmir Ermenilerinin ‘Aydınlanma Dönemi’ne şekil veren matbaacılık faaliyetleriyle edebi eser ve çevirileri de mercek altına alınıyor. Birinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında İzmir’de yaşananlar ve 1922 Yangını bir makalede İzmirli Ermenilerin tanıklıklarında, başka bir makalede ise bu dönemde İzmir’de bulunan Henry Miller ve Ernest Hemingway’in yazılarında karşımıza çıkıyor.

Anadolu’nun çok katmanlı tarihini anlamamıza yardımcı olan Tarihi Kentler ve Ermeniler dizisi kapsamında daha önce ‘Bitlis ve Muş’, ‘Van’ ve 'Harput’ ciltleri yayımlanmıştı. 

₺27,00 KDV Dahil
₺36,00 KDV Dahil
Toderini hem Avrupa’da yazılmış Türk tarihi, edebiyatı ve kültürüne ait kitapları elde etmiş hem de İstanbul’da kitapçılarda/sahaflarda bulduğu Farsça, Arapça el yazmalarını, İstanbul’da basılmış Türkçe eserleri satın almış ve onları incelemiştir. Ayrıca yazarın İstanbul’daki kütüphanelerde de çalıştığı eserdeki ifadelerinden anlaşılmaktadır. 

Türklerin 18. yüzyıldaki kültür ve edebiyat dünyasının hem medreseleri, kütüphaneleri, matbaası ve bastıkları kitapları ile yarattıkları maddi kültür değerlerini hem de İstanbul ve İstanbul dışındaki medreselerde, diğer sosyal çevrelerde ve sarayda çeşitli bilim, müzik, sanat ve felsefeye dair öğretilerle oluşan zihinsel, ruhsal, insanî değerlerini bir bütün hâlinde Toderini’nin eserinde bulmak mümkündür. Eserde aynı zamanda İstanbul’daki sosyal ve ferdî yaşantılar, hayat tarzları hakkında da bilgi edinilebilir. Çünkü Toderini sadece İstanbul’daki medreseleri, kütüphaneleri, matbaayı ve onlarla ilişkili tarihî olayları anlatmamış, kendi yaşantılarını, tanıştığı yerli ve yabancı kişileri, onlarla kurduğu ilişkileri, kendi merak alanlarını da anlatan âdetâ bir hatıra kitabı da kaleme almıştır. İşte bu yüzden Toderini renkli anlatımlarla, hayattan alınmış çeşitli kesintilerle, enteresan gözlemlerle dolu bir eser meydana getirmiştir. Eser, mütercim Mehmet Serdar Bekar’ın emeği ile akıcı, saydam ve kolay anlaşılır bir üslûba sahiptir. Ayrıca Toderini samimi bir üslûp kullanmış, düşündüğünü açıkça ifade etmekten çekinmemiş ve objektif bir gözlemci olarak Türklerin örf ve âdetlerini, zihinsel yapılarını, hayat tarzlarını tespit etmiştir. Türkleri övmüş olmasına rağmen Toderini zaman zaman onları tenkit eden objektif tespitler de yapmıştır. 

Gönül Tekin
₺28,00 KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil
Kıtanın kökenlerinden günümüze, Avrupa’nın zengin tarihine bir bakış 
İster deneyimli bir tarih meraklısı ister yolun başında bir çaylak olun, Avrupa Tarihi For Dummies tutku, güç ve entrikayla dolu bir kıtanın tarihi için mükemmel bir rehberdir. Bildiğimiz Avrupa’yı meydana getirmiş olan felaketler, zaferler, güç mücadeleleri ve siyasetin içinde, Roma dönemi kalıntılarından ve Rönesans’tan dünya savaşlarına ve Eurovision’a uzanan büyüleyici bir seyahat yapın. Geçmişi tekrar canlandırmak için gerçeklerle ve hikayelerle dolu olan bu kitap Avrupa ve onun 21. yüzyıldaki dönüşümü hakkında güncellenmiş bilgiler sunuyor. Avrupa Tarihi For Dummies gerçeklerle eğlenceyi bir araya getirip geçmişi yeniden canlandırıyor. 

• Başlangıçta. Kıtanın kökenlerine bir bakış, ilk Avrupalılar ve Taş Devri’nde Avrupa. 
• Kadim tarih. Yunan şehir devletlerini keşfedin ve Roma İmparatorluğu’nun çalkantılı günleri hakkında bilgi sahibi olun. 
• Tünelin sonundaki ışık. Karanlık Çağlardan Kutsal Roma İmparatorluğu’nun, papaların ve Haçlıların Orta Çağ Avrupa’sına bir gezinti yapın. 
• Yeni fikirler ve yeni dünyalar. Osmanlı İmparatorluğu, Reformasyon, Rönesans ve Yeni Dünya. 
• En tepeye yükseliş. Avrupa’nın Sanayi Devrimi’ne öncülük edişini, kontrolünü ve hakimiyetini dünyaya yaymasını izleyin. 
• Paramparça. Devrimler ve dünya savaşları kıtayı lime lime ediyor. 

Kitabı açın ve 
• Taş Devri’nden 
• Bilgi Çağı’na uzanan kapsamı 
• Kontrolden çıkmış Yunan ve Romalıları 
• Kaleler, şövalyeler ve Kara Ölüm’ü 
• Reformasyon ve neden olduğu kargaşayı 
• Tabii ki, Napolyon’u 
• Fransız Devrimi ve milliyetçiliğin yükselişini 
• Avrupa ve imparatorlukları 
• İki dünya savaşı ve Rusya’da devrim çağını inceleyin.
₺21,60 KDV Dahil
₺27,00 KDV Dahil
Rönesans ve Osmanlı Dünyası, Rönesans döneminde Batı Avrupa ile Ortadoğu’nun kültürel, entelektüel ve ticari etkileşimlerini konu alan en son araştırmaları bir araya getiriyor. Hıristiyan Batı Avrupa ile Müslüman Doğu Akdeniz arasındaki temas ve mübadele unsurlarının araştırıldığı bu kitap, Osmanlı İmparatorluğu’nu içinde Rönesans’ın evrildiği jeopolitik ve kültürel sürekliliğin ayrılmaz bir parçası olarak değerlendiriyor. Bunu yaparken de bugün modern öncesi ve erken modern Akdeniz dünyasında farklı sanatsal, entelektüel ve siyasi etkileşimleri anlama biçimimizi incelterek Rönesans’ın niteliğiyle ilgili tartışmayı ilerletmeyi amaçlıyor. 
Tartışılan konular arasında ticari temaslar, bilgi değişimi, eşyaların kullanımı, mimarinin ilham kaynakları, müzikal etkileşim ile Doğu Akdeniz kaynaklarının Batı’da ve Avrupalı kaynakların Osmanlı’da kullanımı yer alıyor. 
Sanat ve Arkeoloji Bölümü’nde İslam Sanatı Tarihi profesörüdür. 
Claire Norton, Twickenham’da St. Mary’s University College Tarih Bölümü’nde öğretim görevlisidir.
₺27,20 KDV Dahil
₺34,00 KDV Dahil
Efelik zor iştir; haksızlığa, zulme, baskıya isyandır. Onurlu bir dik duruş, bir başkaldırı destanıdır. Ege’de efelik Umur Bey’le başlar, Mustafa Kemal Atatürk’le biter. Yedi yüz yıllık bir süreçte çeşitli aralıklarla Ege’de yaşar. Bazen Börklüce Mustafa, Birgili Cennetoğlu, Atçalı Kel, Sinanoğlu, Yörük Osman, Çakıcı olup dağlara çıkar. Bazen de Kurtuluş Savaşı yıllarında Demirci Mehmet Efe, Yörük Ali Efe olup Ege’de düşmana meydan okur. 
Umur Bey, efelerin efesidir. Ege’de efelik teşkilatını kuran kişidir. Hayatının tamamı cephelerde geçen Umur Bey, henüz on altı yaşındayken Aydınoğulları’nın başbuğu olan babası Mehmet Bey tarafından İzmir’e vali olarak atanmıştır. Döneminde pek çok kitap Türkçeye çevrilmiştir. Fatihten 115 yıl önce, Mora Yarımadası’nda gemileri karadan yürütmüş, Ege’yi Türk gölü haline getirmiştir. 
Efeleri yazmaya başlarken Umur Bey’den Atatürk’e efelik diyerek yola çıkmıştık. Atatürk’ün baba soyu da Aydınoğulları döneminde Ege’ye gelen, Yavuzköy, Söke yöresine yerleşen, Kızılhafızlar lakaplı bir yörük boyudur. Söke’den baba soyu Selanik’e, ana soyu ise Karamanoğullarından Selanik’e gelmiştir. Mustafa Kemal’in damarlarındaki efe kanı hep harlamıştır. Ölümünden önce Sarı Zeybek oyununu çaldırarak, bir yay gibi sıçrayıp efe oyunu oynaması kimbilir, belki de genlerin açığa vurmasıdır. 
Ege yöresinde, “Zefiros” diye bir söz vardır. “Ege’de esen gençlik rüzgârı” anlamında kullanılır. Bu rüzgâr insanları iri, diri, uzun ömürlü, dikbaşlı yapar. Umur Bey’le başlayan efelik tarihi, Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyetini kurmasıyla bitmiş, efelik efendiliğe dönüşmüştür. Efelik artık Atatürk’ün yolundan giderek, bilgili, çağdaş yurttaş olmaktan geçmektedir.
₺16,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
Bu eser, Hindistan'ın ulusal kahramanı Mahatma Gandhi'den önce İngiliz işgaline karşı direniş başlatan ve daha sonrada yolu Gandhi ile kesişen Ebu'l Kelam Azad'ın tutsak alındığı İngiliz sömürge mahkemesinde yaptığı ve bugün dahi güncelliğini koruyan destansı savunmasını içermektedir. 

Müslümanların öncelikle Hindistan'da yöneten pozisyonunu kaybedip yönetilen pozisyonuna düşmeleri, Hindistan'ın İngiltere tarafından sömürgeleştirilmiş olması, Hindu-Müslümanlar gözünde oldukça önemli bir yere sahip olan Osmanlı Hilafetinin çöküş sürecine girmesi, dünya genelinde Müslümanların artık siyasi arenada kendilerini temsil edebilme imkânından yoksun hale gelmeleri, Hindistan'da tüm bu durumun sorumlusu olarak görülen İngilizlere karşı güçlü bir mücadele sürecini başlatmıştır.  

Ölümsüz Müdafaa, böylesi bir ortamda yetişmiş ve hayatını Hindistan'ın İngiliz sömürgesinden kurtarılmasına adamış bulunan Ebu'l Kelam Azad'ın İngiliz mahkemeleri karşısında yaptığı savunmanın metnidir. Azad bu savunmasında özellikle, İslam'ın esaslarını ve iyiliği emredip kötülükten sakındırma ilkesini, İngiliz yönetiminin Hindistan'da yapmış olduğu zulümleri ve Müslümanların hak uğrunda ortaya koydukları mücadeleleri işlemektedir. Eser, aradan geçen yıllara rağmen canlılığını ve güncelliğini korumaktadır.
₺9,00 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil

Yöre tarihi hakkında yapılmış araştırmalar ya sınırlı kal­mış ya da başlangıcından günümüze bir bütün olarak ele alınmamıştır. Bu eserde Gâvurdağı (Binboğa), Amik Ovası ve Çukurova’nın tarihi ve kültürü MÖ. 2000 yıllardan 1923 e ka­dar bir bütün olarak ele ortaya konulmuştur

Eser, İlk çağdan günümüze kadar; Çukurova Gâvurdağı, Amik ve Kınık Ovaları ( İskenderun Ayas arası) tarihi ile yöre­deki Türkmen aşiretleri hakkında yazılmış olan yegâne derli toplu bir kaynak olmaktadır. Eser Kinet ( İsos) Höyüğü, İsos Sa­vaşları, Kozanoğulları Derebeyliği Küçükalioğulları, Fırka- Is­lahiye, yöredeki Türkmen aşiretleri ve cemaatleri vb. hakkında keşif mahiyetinde pek çok bilgi içermektedir. Eserin oluşması için Osmanlı Arşivlerinde, Özerli, Azizli, Üzeyroğulları, Payas Sancağı, Üzerli Sancağı, Çaylı vb başlıklarında özetlenmiş, 628 belge ile Payas Sancağı ve İskenderun başlıklı 5600 Osmanlı arşiv belgesi ile 600 den fazla kaynak da taranmıştır.

Eser Türkmen Aşiretleri bağlamında Gâvurdağı âşık edebi­yatı arasındaki ilgiyi de ortaya koymaya çalışmış; Gâvurdağı âşıklık geleneğine zemin hazırlayan sosyal ve kültürel unsur­ları da ortaya koyacak şekilde hazırlanmıştır.

 

₺34,20 KDV Dahil
₺38,00 KDV Dahil
Geçmişten bugüne  Hasan Sabbah ve Nizariler için gizemli, mistik ve efsanevi bir profil çizildi. Gerçeklik ve efsane arasında anlatılan tarihleri filmlere ve romanlara konu oldu. Birçok kişinin öğrendiği, okuduğu ve inandığı uydurma hikayelerin gerçekliği bu kitapta açıklanmaya çalışıldı. Alamut Kalesi’nde gerçekten cennet bahçesi var mıydı? Fedailer gerçekten ölüme atladılar mı? Haşhaş kullandılar mı? Hasan Sabbah, Ömer Hayyam ve Nizamü’l Mülk arkadaş mıydı?  Hasan Sabbah tarafından kurulan yapı devlet mi teşkilat mı tarikat mı? Selçuklu Devleti ve ordusuna nasıl sızdılar? Alamut’taki suikast listeleri, hücre evleri vb. daha birçok merak edilen konunun iç yüzü tarih meraklılarına yeni bir bakış açısı kazandıracaktır.
₺12,00 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil

Milletler için sadece yurt tuttukları coğrafya değil seçemedikleri komşuları da kaderleridir. Bugünkü coğrafi konumları ve münasebetlerinden daha derin manalar ifade edecek şekilde Türkler ile Moğollar tarihin kadim iki komşularıdır. Cihan devleti kurmuş bozkırın kudretli iki kavminin kaderini tarih adeta birbirine bağlamıştır. Bu durum günümüzde farklı cevaplanan birçok sorunun ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bilinmezlik ve belirsizlik içeren konulara yaklaşımlar ve merak edilen, tartışılan meselelerin karşılıkları; tarihin başlangıç noktasında başka, tarihi süreçte ve günümüzde başka başka olmaktadır.

Türk ve Moğol tarihinin, dilinin, kültürünün bilinmesinin, anlaşılmasının ne kadar önemli olduğunu ülkemizdeki çeşitli anlayışlar bir kez daha göstermiştir. Bu bağlamda Türk ve Moğol araştırmacıların kaleminden hazırlanan Türk-Moğol Tarihi kitabı, merak edilen konulara ve sorulara ilmi verilerle açıklamalar getirmektedir. Kitap sadece geçmişe değil, stratejik açıdan dünyanın adeta kalpgâhı olan Türkistan'ın geleceğine de ışık tutmaktadır.

₺22,40 KDV Dahil
₺28,00 KDV Dahil
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ilk ve tek eşi Latife Uşakizade ile 1922 yılında İzmir henüz düşman işgali altındayken Uşakizade Köşkü’ne yapılan bir ziyarette tanışır. Eğitimini özel okullarda ve yurtdışında tamamlayan Latife Hanım, Atatürk için gelecekte görmek istediği modern Türk kadını imgesinin karşılığı olur. 
İzmir’in ve Anadolu’nun Yunanlılardan kurtarılmasının ardından bu tanışlık 29 Ocak 1923’te evliliğe dönüşür. Bu nikâh, 1926’da yürürlüğe girecek olan Medeni Kanun’da yer alan resmi nikâhın ilk örneğidir. Gazi Mustafa Kemal Paşa ile Latife Hanım 5 Ağustos 1925 tarihine kadar evli kalırlar. Latife Hanım bu evlilik boyunca yapılan yurtiçi gezilerde Atatürk’e eşlik eder, onunla birlikte Anadolu’yu dolaşır. 
Latife Mustafa Kemal, Uşakizade Köşkü’nde başlayan ve Çankaya Köşkü’nde sonlanan bu evliliğe giden yolu, evlilik yıllarını ve Latife Hanım’ın Gazi’siz geçen 50 yıllık yaşantısını Uşakizade ailesinin, Atatürk ile Latife Hanım’ın o yıllarına tanık olan kişilerin ve bu konuda yapılan araştırmaların eşliğinde sergiliyor.
₺16,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
Hasta, yaşlı, bir önceki yılın kan dolaşım sistemi bozukluğunu zorlukla atlatmış Papa XI. Pius Tanrı’ya kendisine birkaç gün daha bağışlaması için yalvarıyordu. Vatikan’da üçüncü kattaki bürosunda beyaz elbisesi içinde masasına oturmuştu; bastonu yakınındaki duvara dayalıydı. İtalya’nın en yüksek dağlarının zirvelerine tırmanmaları döneminden kalma paslı barometresi ve pusulası, uzun zaman önceki günlerin bir hatırası olarak bir kenarda durmaktaydı. Eski bir diyapazon da bir çekmecede bulunuyordu. (...) Şimdi sonunun yaklaştığını bilerek kâğıtlarının düzen içinde olduğundan emin olmak için bütün çekmeceleri yokladı. Gündüzleri Aziz Peter Meydanı’na bakan üç pencereden odasına ışık dolmaktaydı. Ama şimdi geceydi ve küçük masa lambasından, önünde bulunan yatağının çarşafları üzerine donuk sarı bir ışık vurmaktaydı. Tanrı’nın bir nedenden dolayı hayatını sürdürmesine izin verdiğini düşündü. Yeryüzünde Tanrı’nın vekiliydi. Söylemek zorunda olduğu şeyi söylemeden ölemezdi. 

Papa nihai mesajını duymaları için İtalya’nın bütün piskoposlarını Roma’ya çağırmıştı. Toplantı on gün sonra 11 Şubat 1939’da Aziz Peter Kilisesi’nde yapılacaktı. Bu tarih, Lateran Antlaşması’nın, yani XI. Pius’un İtalya diktatörü Mussolini’yle imzaladığı ve İtalya’yla Roma Katolik Kilisesi arasındaki on yıllar süren düşmanlığa son veren tarihi antlaşmanın onuncu yıldönümünü ifade etmekteydi. Bu antlaşmayla altmış sekiz yıl önceki kuruluşundan bu yana çağdaş İtalya’yı belirlemiş olan Kilise’yle devletin birbirinden ayrılmasına son verilmiş ve Kilise’nin Mussolini’nin faşist hükümetinin istekli bir ortağı olduğu yeni bir çağ açılmıştı... 

Papa ve Mussolini, İtalya’da faşist diktatörlük ile din arasındaki ilişkinin anatomisini çıkaran muhteşem bir çalışma...
₺33,75 KDV Dahil
₺45,00 KDV Dahil

Hem Doğu hem de Batı kültürüne aşina olan Fatih Sultan Mehmed, Yunanlı Diyojen’i, Herodot’u, Romalı tarihçiler Livius ve Rufus’u, Büyük İskender’in, papaların, imparatorların, Fransa krallarının ve Lombardlar’ın vekayinamelerini okumuştu. Sezar’ı, İskender’i, Anibal’i, Afrikalı Scipio’yu, Pyrhus’u ve Keykavus’u aşmak niyetinde olduğunu söylerdi.

İmparatorluğu'nun gerçek kurucusu olan Fatih Sultan Mehmed döneminde Osmanlı Devleti bir dünya gücü hâline geldi. Fatih’in hükümdarlık dönemi tarihçilikten edebiyata, mimariden medrese eğitimine, bürokrasiden saray idaresine kadar birçok alanda klasikleşmenin başlangıcıdır. Kendisinden sonraki dönemin siyasî, idarî ve hukukî yapısını şekillendiren bir hükümdardır. Bu eserde bir cihan hükümdarının renkli şahsiyetini ve fetihlerini bulacaksınız.

₺19,00 KDV Dahil
Avrupa, coğrafî sınırları her zaman tartışılmış olan, eski dünya kıtasıdır. Avrupa’ya hâkim olmak tarih boyunca sadece Avrupalı devletlerin değil, küresel bir güç olma iddiasında olan tüm devletlerin amacı olmuştur. Avrupa, XX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren dünya üzerindeki merkezî güç olma özelliği kaybetmiştir. Buna karşın, dünya genelinde egemen bir güç olmanın yolu, hâlâ Avrupa’ya hâkim olmaktan geçmektedir. Bu bağlamda, Avrupa tarihini anlamak, bir bakıma dünyadaki genel güç dengesini anlamaktır. 
Elinizdeki kitapta, Avrupa ve Avrupa tarihinin genel bir perspektifi ortaya konulmuştur. Okuyucuya, anahtar sorular vasıtasıyla, Avrupa tarihinin önemli ve ilgi çekici meseleleri aktarılmıştır. Eserde, ülke merkezli düşünülerek genel bir Avrupa tarihi oluşturulmuş ve kıtada genelinde yaşayan milletlerin etnik, dinî ve kültürel özellikleri izah edilmiştir.
₺16,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
Fatih Bayhan, Milli Mücadele’nin en önemli metni olarak değerlendirilen İstiklâl Marşı’nın hikâyesini anlatıyor. Yazar ‘kahraman ordu’ için kaleme alınan şiirin marş olma sürecini bütün detaylarıyla bu çalışmasında bir araya getiriyor. 
  
* Osmanlı’nın ‘millî marş’ları nelerdi? 
* Hangi türküler marş yerine okundu? 
* İstiklâl Marşı yarışmasına Mehmet Âkif dışında hangi edebiyatçılar katıldı? 
* Mustafa Kemal Atatürk’ün İstiklâl Marşı’na bakışı nasıldı? 
* Âkif, şiirini heyete neden imzasız olarak teslim etti? 
* Şair, İstiklâl Marşı’nı Safahat’a neden koymadı? 
  
Bu kitap, hem İstiklal Marşı hem şairine hem de Türk milletine bir saygı duruşunda bulunuyor.
₺12,80 KDV Dahil
₺16,00 KDV Dahil
Siyasette “Sonuca giden her yol mubahtır,” anlayışıyla kadim. 

Hint dünyasının Machiavelli’si olarak kabul edilen Kautilya ve asırlardır okunan eseri Arthaşastra nihayet Türkçede. 

Kautilya, MÖ 340-293 yıllarında, danışmanlık ve başbakanlık yaptığı ilk Maurya İmparatoru Çandragupta’nın iktidara yükselişinin mimarı olmuş bir devlet adamıdır. Derin felsefe, siyaset ve iktisat bilgisiyle kaleme aldığı Arthaşastra ise devlet yönetimi alanında bugüne dek yazılmış en kapsamlı eserlerden biridir. 

Hükümdarın vazifelerinden devlet görevlilerinin maaşlarına, isyanlardan savaşlara, mülkiyet kanunundan ceza sistemine, devletin ve toplumun yapısı ve işleyişiyle ilgili hemen her konuya değinen devasa bir çalışma.
₺52,50 KDV Dahil
₺70,00 KDV Dahil
Devletimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün Millî Mücadele dönemindeki imkânsızlıklar içinde bile, her birini birer terör faaliyeti olarak nitelendirebileceğimiz onlarca isyanı başarıyla bastırabilmiş olması, üzerinde araştırma yapılmaya değer bir konudur. Atatürk’ün bu terör faaliyetlerine karşı yapmış olduğu başarılı mücadelede nasıl bir yol izlediği ve hangi yöntemleri kullandığının ortaya çıkartılması devletimizin terörle mücadelesi açısından önem arz etmektedir. Bu kitabın hazırlanmasının temel sebebi budur. 
Kitapta, Atatürk’ün terörle mücadelede uyguladığı yöntemler, “Pontus çeteleri örneği” üzerinden ele alınmıştır. Pontus meselesinin diğer isyanlara göre daha geniş bir coğrafyaya yayılmış olması, iç ve dış destekçileriyle oldukça güçlü bir teşkilata sahip olması, TBMM hükümetini en uzun süre uğraştıran isyan olması, günümüzde Yunanlılar tarafından siyasi bir mesele olarak gündeme getirilmesi gibi nedenler, Pontus çetelerinin örnek olarak seçilmesinde etkili olmuştur.
₺9,75 KDV Dahil
₺13,00 KDV Dahil
Yaptığı geziler, televizyon programları ve yazdığı kitaplarla birçok insana tarihi sevdiren Talha Uğurluel, Sultan II. Abdülhamid’in kişisel tarihindeki detaylar üzerinden İmparatorluğun son günlerini anlatmaya devam ediyor. Uğurluel, siyasi tartışmaların ve politik heveslerin dışına çıkarak II. Abdülhamid Han’ın gayriresmî tarihine ve İmparatorluğun son günlerine bir başka pencereden bakıyor. Zat-ı Şahane’nin kendi hikâyesine kulak kabartıyor ve karşımıza sesleri bugüne uzanan birçok hatıra çıkarıyor. 
* Sultan II. Abdülhamid, amcası Abdülaziz döneminden nasıl dersler çıkarmıştı? 
* Yönetim merkezini neden Yıldız Sarayı’na taşıdı? 
* Otuz üç yıl boyunca Cuma Selamlığı’nı neden hiç aksatmadı? 
* Osmanlı coğrafyasının dört bir yanına yaptırdığı okullar imparatorluğun geleceğini nasıl şekillendirdi? 
* Hamidiye Hicaz Demiryolu projesiyle neyi amaçladı?* Dünyayı ayağına getiren fotoğraf merakının altında yatan sebepler nelerdi? 
* Türk Müzeciliğinin kurulmasına nasıl katkı sağladı? 
* Tarihi tablolaştıran Sultan Hamid’in sanata ve sanatçıya verdiği önem… 
* Abdülhamid Han’ın kütüphanesini hayatı bahasına koruyan Serhafızıkütüb Sabri Efendi’nin hikâyesi… 
* Sürgün günlerinde neler yaşadı? 
* Cenazesine katılan halk, arkasından nasıl seslendi? 
Uğurluel bu çalışmasında, siyasi tartışmaların uzağındaki “öteki Abdülhamid’e” odaklanarak karşımıza hayatın bütün renklerini barındıran bir portre çıkarıyor.
₺22,13 KDV Dahil
₺29,50 KDV Dahil

Sultan 2. Abdülhamid, Osmanlı tarihinin en müstesna padişahlarındandır. Tahtta bulunduğu 33 yıl boyunca adeta diken üzerinde yaşamıştır. Saray hayatına dair yaşadıkları, gördükleri onun gelişiminde ve şahsiyetinin oluşumunda etkili olmuştur. Özellikle diplomatik zekâsıyla; Avrupa ile olan ilişkileri başarılı bir şekilde sürdürebilmesi mümkün olmuştur.

Filistin konusundaki hassasiyeti ve bunu muhafazadaki kararlılığı, düşmanlarının kin ve garezini oldukça artırmıştır. Her defasında ret cevabını alan Yahudiler ve Siyonistler, taleplerini karşılama konusunda Abdülhamid’i aşamayacaklarını anlayınca İttihatçılarla işbirliği yapmışlardır. Abdülhamid’e milyonlarca altın liraya yaptıramadıkları işleri, İttihatçılara 400 bin altın liraya yaptırmışlar ve bunu iftihar vesilesi sayarken
İttihatçıların bayağılığını ve rezilliğini de ortaya koymuş oluyorlardı.

Abdülhamid İttihatçılar gibi davranamazdı, davranmadı da. Atalarının sorumluluğunu daima omuzlarında hissetmiştir. Eğer böyle olmasaydı,o da İttihatçıların yaptığını yapar, bir İstimbot’a binip istediği Avrupa ülkesine pekâlâ kaçabilirdi. Ama o, ittihatçı değildi, Abdülhamid idi.

O yüzden Abdülhamid olmak zordu. Ölünceye kadar da dedelerinin sorumluluğunu üzerinde hissetmiştir.

₺12,00 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil

ÜRÜN AÇIKLAMASI

“Resmi anlatı, 1915’te olup biteni münhasıran Osmanlı İmparatorluğu bağlamına 
ait göstererek İmparatorluk ile Cumhuriyet arasında kesin bir kopuş olduğunu 
varsayar. Dolayısıyla 1915 ile ‘yeni bir başlangıç’ olan Cumhuriyet dönemi 
arasında siyasi ve hukuki bağ kurulamayacağını savunur. Özellikle ulusalcı 
perspektiften yapılan yorumlar, muasır medeniyet ile eş görülen Cumhuriyet 
projesinin Ermeni iddiaları ile ‘lekelenmesini’ önlemeye çalışır. Resmi 
anlatının bir diğer iddiası ise 1915’in 1980’lerin ilk yıllarında yoğunlaşan ASALA 
saldırılarından önce sivil ve askeri bürokrasinin gündemine gelmediği; bu 
konuda devletin yeni düzenlemelere ihtiyaç duymadığıdır. Böylece resmi söylem, 
uzun süre başarıyla sürdürülen suskunluk politikasını tarihsel gerçeğin yok 
sayılması için zemin olarak kullanmaya devam eder.” 
Ermeni Soykırımı sadece Osmanlı’nın son dönemini ve Cumhuriyet’in 
kuruluşunu etkilemekle kalmadı, Türkiye’deki “devlet aklı”nın 
biçimlenişinde de önemli bir rol oynadı. Tehcir trajedisi sonrasında devlete 
önemli bir gündem dayatmıştı. Kurbanların taleplerine verilecek yanıttan, 
faillerin nasıl konumlandırılacağına ve facianın nasıl anlatılacağına ilişkin bir 
dizi soruda tartışmalar halen devam ediyor. 
Türkiye ulus-devletinin tarihsel öncülü Osmanlı İmparatorluğu’dur ancak 
“devlet aklı” Osmanlı ile Cumhuriyet döneminin ilişkisini vurgularken, kimi 
zaman eski dönemlerin “şanlı sayfalarını” öne çıkarır, kimi zaman ise yakın 
dönemde yaşananları sessizlikle geçiştirir ve resmi anlatıyı tabular üzerine 
inşa eder. Bu öylesine çok katmanlı bir ilişkidir ki, “devlet aklı” tabulaştırdığı 
konularda bazen de yapılanlara sahip çıkan bir tavrı benimser. Devlet Aklı 
ve 1915’te Ömer Turan ve Güven Gürkan Öztan, bir yandan tehcirin dayattığı 
gündem sürekliliğine resmi düzlemde inşa edilen “Ermeni Meselesi” anlatısı 
ile yanıt verildiğini iddia ediyorlar. Diğer yandan devlet aklı adına konuşan 
aktörlerin hamle repertuarlarını inceliyorlar. Devlet Aklı ve 1915, Mütareke, 
erken Cumhuriyet, Soğuk Savaş dönemlerinden geçerek, günümüze 
aktarılan inkârda ortaklaşma tavrının titiz bir incelemesini sunuyor.

₺28,50 KDV Dahil
₺38,00 KDV Dahil
Elinizde tuttuğunuz bu kitapta basın olgusunun Batılılaşma pratiğinin ve modernizm düşüncesinin önemli bir unsuru ve etkili bir aracı olduğu vurgulanmaktadır. İnternet ve Televizyon gibi iki önemli rakibinin tüm olumsuz etkisine rağmen Gutenberg Çağı henüz tamamen sona ermemiştir. İnternet ve Televizyon her ne kadar yazılı basın karşısında önemli avantajlara sahip olsa da modern toplumun bilgilenmek ve bilinçlenmek için kâğıda ve yazıya bağımlılığı halen sürmektedir, en azından bir müddet daha sürmeye devam edeceği öngörülmektedir. 

Türkiye’de Batılılaşma, çağdaşlaşma, modernleşme hangi kavramla ifade edersek edelim tüm bu olgulara ait edinimlerde basın ve iletişim olgusunun derin izlerine rastlamak mümkündür. Dolayısıyla gazetecilik faaliyetleri ve iletişim; değişim, modernlik ve uygarlığın ayrılmaz bir parçasıdır. Sosyal bilimlerde bir olgunun geldiği noktayı anlamak için başlangıcını iyi bilmek gerekir. 

Üzerinde yaşadığımız bu topraklarda basın ve modernleşme ilişkisinin geçmişten günümüze geldiği noktayı anlatmayı amaç edinen bu çalışma, konuya ilgi duyan araştırmacılar için önemli tarihsel ve sosyolojik verileri aktarmakla birlikte Türkiye’nin modernleşme sürecine ait karşılaştırmalı dönemsel analizleri okuyucularına özgün bir yorumla sunma iddiasındadır.
₺24,80 KDV Dahil
₺31,00 KDV Dahil
Nicolea Jorga Romanya’nın gelmiş geçmiş en büyük tarihçisi sayıldığı gibi, eserleri çeşitli dillerde, Almanya, Fransa İtalya ve ABD’de defalarca basılmış, dünyaca tanınmış bir tarihçidir. Almanca beş ciltlik Osmanlı İmparatorluğu Tarihi (1300-1912), daha önce yazılmış belli başlı genel Osmanlı tarihleri (J. von Hammer ve J.W. Zinkeisen) yanında yeni ve kapsamlı bir yaklaşımı temsil eder. Her şeyden önce Jorga’nın Osmanlı tarihi, önyargılardan oldukça kurtulmuş, belgelerin tanıklığına öncelik veren ciddi bir tarihçinin eseridir. Jorga’ya göre Osmanlı tarihi,"Dünya tarihinin parlak bir bölümü"nü temsil eder. Jorga’nın şimdiye dek kullanılmamış kaynaklara dayanan Osmanlı tarihinin orijinalliği, Türkiye’de erkenden takdir edilmiş, ancak Türkçe’ye çevrilmesi gecikmiştir. Soruları ortaya koyan, yaratıcı bir tarihçi olarak Jorga’nın özelliğini en iyi Gh. Bratianu şu sözlerle ifade etmiştir: "Jorga’nın yazdığı her satır bir fikir tohumu taşır; araştırılacak problemler ortaya atar ve okuyanda ilgi uyandırır; bunlar olmadan hiçbir tarih eseri canlı bir bilim dalı olamaz, ölü bir söz olarak kalır". 
₺112,50 KDV Dahil
₺150,00 KDV Dahil
Tarihi büyük hadiselerle dolu olan milletlerin hafızaları bazı kahramanlarını yeterince algılayamaz. Çünkü onlar büyük tarih içinde birer ayrıntıdır. Bilinmelidir ki, aslında bu ayrıntılar tarihin ta kendisidir. Dikkatle incelendiğinde kahramanların faaliyetlerinin olayları nasıl yönlendirdiği görülebilir. İşte tarihimizin az bilenen simalarından biri de Medine Müdâfii Fahreddin Paşa’dır. Paşa, üstün askerî meziyetleri yanında vatanperverliği, mütedeyyin ve vakur duruşuyla Türk-İslam tarihine adını altın harflerle yazdırmıştır. Fahreddin Paşa, I. Dünya Savaşı’nda İngilizlerle işbirliği yapan Şerif Hüseyin İsyanı’na karşı İslam’ın mukaddes beldesi Medine’yi ve Hz. Peygamber’in mübârek Ravza-yı Mutahhara’sını 2,5 yıl büyük fedakârlıklarla Arap-İngiliz ortak güçlerine karşı her türlü yokluğa katlanarak savunmuş ve teslim etmemiştir. Hatta 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütârekesi’nden sonra da Medine’yi teslime razı olmamıştır. Ancak emrindeki bazı subayların kendisine karşı direnişi üzerine Araplara teslim olmak zorunda kaldı. Medine Müdâfaası, Türk-İslam âlemi nazarında Türk Milleti’nin vatan saydığı mukaddes yerleri savunmadaki kararlılığı ve titizliği göstermesi bakımından I. Dünya Savaşı içinde müstesna bir yere sahiptir. Bu kitap bu büyük müdâfaayı ve onun komutanı Fahreddin Paşa’yı anlatmak amacıyla kaleme alınmıştır.
₺22,50 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil
“... Bediüzzaman, Cilasun’un tespit ettiği gibi rejim ve yönetim anlamında hiç de yenilikçi değildi, tam tersine şeriatçıydı. Gençlik yıllarından itibaren buna çalıştı, yöntemleri değişti ama hedefi hiç değişmedi...”        
Mehmet Nuri Turan - Tahşiye Yayınevi’nin kurucusu  

“Kitap, Said Nursi’nin İslamcılığa adanmış hayatı hakkında doğru bilgiler edinmek için iyi bir kaynak. Her zaman hâkim sınıflara ve erkek egemen düzene hizmet etme iştahına sahip olan bu hareketi  
ve onu olumlayanları değerlendirmeyi kolaylaştırıyor.”  
Handan Koç - Feminist Yazar 

“Bediüzzaman Efsanesi ve Said Nursi Gerçeği adlı kitabı yazan Emrah Cilasun, Şerif Mardin’in kitabıyla ilgili şu yorumu yaptı: Şerif Mardin,  
Said Nursi’yi bir hayli abartılı tanımlamalarla güzelleştirmekte ve  
akıllara durgunluk veren bir Said Nursi portresi ortaya çıkartmaktadır. “ 

Soner Yalçın 

“Soner Yalçın, ‘Bozacının şahidi şıracı’ misali, yazısında Said Nursi aleyhtarı Emrah Cilasun’u şahit gösterdi. Bu ikiliye göre Şerif Mardin’in  
en büyük suçu Said Nursi’yi övmesiymiş.”  
Risale Haber
₺28,00 KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil
II. Dünya Savaşı’nda, savaşın dışında kalmayı başaran Türkiye, uzun süre askeri, siyasi ve ekonomik baskılara maruz kalmıştır. Olağanüstü koşullar neticesinde ülkede oluşan savaş ekonomisinin olumsuzlukları ekonomiye ağır yük getirmiş, halkın ve silahaltına alınanların ihtiyaçlarının karşılanması meselesi yeni kaynak arayışlarını zorunlu kılmıştır. Savaşın başlamasıyla beraber hızlı fiyat artışları ve karaborsacılık başlamıştır. Bu olumsuz tablonun üzerine bir de 1939 depremi eklenince devletin eli kolu bağlanmıştır. Nitekim Erzincan başta olmak üzere çok geniş bir alanda etkisini gösteren, birçok can ve mal kaybına yol açan 1939 depremi, Türkiye’yi savaşla beraber uzun süre meşgul etmiştir. Bu dönemde Türkiye’de ülke genelinde uygulamaya konulan zorunlu savaş ekonomisine ek olarak deprem ekonomisi de eklenmiştir. 
1939 depremi, Erzincan başta olmak üzere Erzurum, Sivas, Gümüşhane, Tunceli, Amasya, Tokat, Yozgat, Niğde, Trabzon, Giresun, Ordu, Samsun gibi 14 şehirde etkisini göstermiştir. 1939 depreminin en çok etkilendiği şehir şüphesiz Erzincan’dır. Deprem neticesinde Erzincan’da 15 bin civarında insan hayatını kaybederken, 4 bin civarında yaralanan olmuştur. 30 bin civarında bina tamamen yıkılmış, 8 bin civarındaki bina da oturulmayacak derecede hasar görmüştür. 50 bin civarında büyük ve küçükbaş hayvan ile binek hayvanı telef olmuştur. Erzincan dışındaki diğer şehirler de ise 17 bin civarında insan hayatını kaybetmiş, 5 bin civarında insan yaralanmış, 33 bin civarında bina tamamen yıkılmış ve 27 bin bina ise kullanılamaz hale gelmiştir. 
Bu çalışma 1939 depreminin tüm yönleriyle gün yüzüne çıkarılmasının yanı sıra depremin Erzincan başta olmak üzere diğer şehirlere olan etkisinin ortaya konulması bakımından oldukça önem arz etmektedir. Bu eser aynı zamanda dönemin siyasi, sosyal ve ekonomik özellikleri hakkında da tamamlayıcı bilgiler vermektedir.
₺14,40 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil

“Halil İnalcık’ın doktora tezi olan ve daha 26 yaşındayken tamamladığı ‘Tanzimat ve Bulgar Meselesi’, hâlâ hem içerik hem de yöntem olarak alanında öncülüğünü koruyor. Tanzimat’ın ilanından sonra Bulgaristan bölgesinde çıkan ayaklanmaları, çözümlenemeyen toprak meselelerine ve köylülerin sıkıntısına bağlayan; çift taraflı arşiv ve kaynak araştırmalarına dayanan bir tezdir. Türk tarihçiliğinin Balkan ülkeleri arasında objektif ve bilimsel tahlil kapasitesine öncü olarak oturduğunu gösteren bir araştırmadır. Genç tarihçinin sosyal bilimlerde ulaştığı düşünce ve analiz kapasitesini gösterir.

Halil Hocanın ‘Tanzimat ve Bulgar Meselesi’ aranan, kayıp bir muhalled eserdi. Bir öncü kitaptı. Kronik Kitap bu eseri bir anı baskısı olarak okuyucularına sunuyor.”

- İlber Ortaylı - 

₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

Svetlana, Edda, Carmen, Beşşar, Li Na ve diğerleri... Tanıdık geldi mi?
İlk bakışta sıradan gelen bu isimlerin önemini anlamak için babalarının kim olduklarını da bilmemiz gerek: Stalin, Mussolini, Franco, Hafız Esad, Mao...
20. yüzyıla damgasını vurmuş diktatörlerin çocukları onlar.

Kimisi söz sahibi olmadıkları bir kaderin gönülsüz aktörleri oldu, kimisi de babalarıyla aynı güç ve iktidar hırsının kurbanı. Ama istisnasız hepsi de baskı, mutsuzluk ve gözyaşı vaat eden bir rejimin devamlılığı uğruna masumiyetlerini vermek zorunda kalan çocuklardı.
Peki ya diğerleri? Çavuşesku, Kaddafi, Duvalier, Hüsnü Mübarek, Saddam Hüseyin, Mobutu, Kim İl-sung, Bokassa, Pinochet, Castro, Lukaşenko, Rıza Pehlevi.

Jean-Christophe Brisard ile Claude Quétel’in yönetiminde, araştırmacı gazeteci ve tarihçilerden oluşan bir ekip tarafından hazırlanan Diktatörlerin Çocukları, iyi niyetle yola çıktıktan sonra iktidar uğruna yoldan çıkan, yakın dönemin tarihsel figürlerinden bir seçki sunuyor.

₺18,00 KDV Dahil
₺24,00 KDV Dahil

Sultan II. Abdülhamit, 33 yıllık hanedanlığının sonunda Mebusan Meclisi’nde yapılan oylama ile tahttan indirildi. Osmanlı tarihinde ilk kez bir padişah meclis kararıyla tahttan indiriliyor ve yine ilk kez İstanbul dışına sürgün ediliyordu. Padişah Selanik’te Allatini Konağı’nda 3,5 yıl yaşadı.

Turan Akıncı, II. Abdülhamit’in Yıldız Sarayı yıllarının ve Selanik sürgününün izini sürdü. Yıldız Sarayı’ndaki siyasal yaşamın yanı sıra padişahın tutkularını ve meraklarını da araştırdı. Bu arada onun parasal ilişkilerini de ortaya çıkardı.

Adeta bir serüven romanı gibi okunan bu kitap, dönemin az bilinen olaylarını gözler önüne seriyor.

₺16,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

Anadolu’daki Türk ve Kürtlerin büyük bir kısmı, Horasan’dan geldiklerini söylerler. Ne zaman, niçin ve nasıl geldiklerini ise pek bilmezler. Çoğunluk, resmî tarih anlayışı çerçevesinde oluşan rivayet, efsane ve gerçekdışı olaylara inanır.
Bu kitabında Faik Bulut resmî tarih tezleri ve halklar arasında yaygın olan bu yanlış anlatımların dışında bir Horasan tarihine ışık tutuyor; Horasan konusunda resmî tezlerin yarattığı ezberi de bozuyor.
“Horasan’dan Nasıl Geldik”in hikâyesi hem mesafe hem de zaman açısından uzun bir yol hikâyesi: Bin yıllık bir macera.
Türkiye’de “Horasan’dan geldik efsanesi” ne zaman ortaya çıktı?
Horasan’a gidenler arasında Kürtler ve Araplar bulunuyor muydu?
Oğuzlardan önce Kürt aşiretleri Horasan’da var mıydı?
Şamanizm, sırf Türkî kavimlerin mi inancıydı?
Türkler ve Oğuzlar, Horasan’a ne zaman geldiler?
Horasan, başından beri Alevi-Kızılbaş yurdu muydu?
Bâtıni ve Ehlibeyt fikrini, Horasan ve Türkistan’a kimler götürdü?
Horasan’dan gelenler sadece Türkler ve Aleviler miydi?
Tüm bu ve daha birçok sorunun yanıtı bu hikâyenin satırlarında yanıt buluyor.

 

₺30,00 KDV Dahil
₺40,00 KDV Dahil

 

Şerife’nin bulunduğu odanın duvarları çökmüştü. Ama sanki çöken duvar değil, Hüseyin’in başına yıkılmış koskoca bir dünyaydı. Kadın yerdeydi. Parçalanan araçlardan yükselen alevlerin cehennemi andıran sıcaklığı Hüseyin’in yüzünü yalıyordu. Kucağına aldığı Şerife’yi, yanında beliren iki kişinin yardımıyla dışarı çıkardı. Avazı çıktığı kadar bağırarak ambulans arıyordu. Şerife’yi, bulundukları yere yanaşan bir minibüsün arka koltuğuna yatırdılar. Hüseyin, kadının başını kucağına aldı. Şerife bütün gücünü toplayıp toz duman içinde kalmış kirpiklerinin arasından kızıla dönmüş gözlerle Hüseyin’e baktı ve zor duyulur bir sesle, “Aşkım, nefes alamıyorum” dedi.

Orhan Miroğlu’nun Kürt meselesi üzerine yazılmış son kitabı, Yeni Yüzyıl, Kürtler ve Bağımsızlık siyasi mülahazalar bir yana, merkezinde büyük acıların yer aldığı bir tarih anlatısı, bir yüzyıl sancısı...

₺36,75 KDV Dahil
₺49,00 KDV Dahil
Bu kitap, 18. yüzyılda Osmanlı idaresindeki Şam’da yaşamış İbn Budeyr isimli bir mahalle berberi hakkında. Berber pekâlâ bir “hiç kimse” olarak unutulup gidebilirdi, ama sonraki yüzyıllarda kendisinden söz edilmesini sağlayacak çok ilginç ve umulmadık bir şey yaptı: Bir tarih kitabı, hayatı süresince şehrinde olup bitmiş her şeyi kaydettiği bir “vakayiname” yazdı. Dana Sajdi Şamlı Berber’de bu önemli kitabı inceliyor ve İbn Budeyr’in hayatına yakından bakarken beklenmedik türden –okumuş tabakaya mensup olmayan– insanların entelektüel alana dahil olmaya başlamasıyla ortaya çıkan bir fenomeni ele alıyor: Yeni okuryazarlık.
Şamlı Berber, Osmanlı ve İslam tarihinde halk tabakasından bir insan hakkında yapılmış kitap ölçeğindeki ilk mikrotarih çalışması. Osmanlı sosyal tarihine, Arap tarihyazımına ve 18. yüzyıl Biladü’ş-Şam’ının üzerinde az çalışılmış kültürel tarihine katkıda bulunan kitap, aynı zamanda 18. yüzyılla 19. yüzyıl sonu arasındaki bağlantıları incelemek için berberin kitabının yüz yıl sonra nasıl alımlandığına bakıyor ve Arap Rönesansı da denen Nehda’ya uzanan tarihsel güzergâhlara yeni bir ışık tutuyor.
Dana Sajdi, Boston College Tarih Bölümü’nde doçent. Derleyicisi olduğu Osmanlı Laleleri, Osmanlı Kahvehaneleri: On Sekizinci Yüzyılda Hayat Tarzı ve Boş Vakit Eğlenceleri isimli kitap da KÜY tarafından yayımlandı.
₺24,00 KDV Dahil
₺32,00 KDV Dahil

Son yıllarda Lozan Antlaşması ile ilgili pek çok şehir efsanesi üretilmekte, pek çok yalan yanlış bilgi topluma enjekte edilmeye çalışmaktadır. Gerçeği sadece gerçeği bilmek isteyenler için.

Bu çalışma, Lozan Konferansında yaşanılan zorlukları, eksikleri, mücadele azmini objektif olarak anlatmayı hedeflemektedir.

Türkiye Cumhuriyeti'nin tapusu olan Lozan Antlaşmasının günümüz Türkçesi ile tam metni de ek de sunulmuştur.

₺18,00 KDV Dahil
₺24,00 KDV Dahil
“Futbolist”. 19. yüzyılın sonlarında Türkiye’de ilk futbol oynamaya
başlayanlara, dönemin neşriyatında böyle denirmiş! Mehmet Yüce’nin
dönemin basınını tarayarak yaptığı çalışma, Osmanlı’nın son
on yıllarındaki öncü “idmancı” ve “futbolist”lerin portrelerini çiziyor.
İngiliz öncülerden ve ilk Osmanlı “futbolisti” Osman Efendi, Mehmet
Ali Fetgeri, Ahmed Robenson, Galip Hasnun, Refik Osman, Zeki
Rıza, “Bombacı” Bekir, “Arslan” Nihat gibi nispeten bilinen adlardan
unutulmuşlara, elli portre. Spor tarihimiz yanında, gündelik hayattaki
modernleşmenin şimdiye kadar pek bakılmamış bir cephesine bakan,
bedenle ve “hareket”le ilişkinin dönüşümüne ışık tutan lezzetli bir
kitap.
₺30,32 KDV Dahil
₺39,90 KDV Dahil
Osmanlı tarihinde 19. yüzyıl dünya ekonomisiyle bütünleşme açısından ayrı bir önem taşır. Ticaret ve yabancı sermaye yatırımları 1820’lerden itibaren Osmanlı ekonomisini Avrupa kapitalizminin etki alanına çekmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin devralacağı iktisadi yapılar bu dönemde ortaya çıkmıştır. Osmanlı-Türkiye iktisat tarihçiliğinin önde gelen isimlerinden Prof. Dr. Şevket Pamuk, bu çalışmasında, 19. yüzyılda Osmanlı ekonomisinin dünya kapitalizmiyle ilişkilerini ve bu ilişkilerin üretim alanındaki sonuçlarını ele alıyor. Köklü iktisadi dönüşümleri nicel yöntemlere geniş yer ayıran bir çerçevede inceleyen Pamuk, dışa açılış sürecine egemen olan eğilimlerin, artan bağımlılık ile birlikte durgunluk değil, yapısal dönüşümler ve iktisadi büyüme olduğunu vurguluyor. Osmanlı Ekonomisinde Bağımlılık ve Büyüme, 1820-1913, 1984’teki ilk basımının ardından, 1987’de de Cambridge University Press tarafından yayımlanmış (The Ottoman Empire and European Capitalism, 1820-1913) ve Osmanlı iktisat tarihi alanında önemli bir tartışma başlatmıştı.
₺13,50 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil

 

Osmanlı’nın 1880’lerdeki, Cumhuriyet’in 1950’lerdeki “bağımlılığını” bilmeden, Atatürk’ün “tam bağımsızlık” mücadelesi kavranamaz. 1876 ve 1924 anayasalarını bilmeden bugünkü Başkanlık Anayasası’nın Türkiye’yi nereye götüreceği kestirilemez. Osmanlı’da dinsel hukuku, Mecelle’yi ve 1917 Aile Kanunnamesi’ni bilmeden bugünkü “müftülük nikâhı”nın amacı bilinemez. I. Dünya Savaşı’nı, İzmir’in işgalini, Atatürk’ün Anadolu’ya geçişini, Amasya Genelgesi’ni, Sivas Kongresi’ni, TBMM’nin açılmasını, Sakarya Savaşı’nı, Büyük Taarruz’u, Anadolu’daki Yunan zulmünü, İzmir’in ve İstanbul’un kurtuluşunu bilmeden; Vahdettin’i, Damat Ferit’i, Rıfat Börekçi’yi, Abdurrahman Kâmil Efendi’yi tanımadan Milli Mücadele anlaşılamaz. Said-i Nursi’yi tanımadan FETÖ anlaşılamaz.  Misuri Zırhlısı’nı, Kore Savaşı’nı, NATO’ya üyeliği, 6. Filo’yu, Kanlı Pazar’ı bilmeden Türkiye’de “Amerikancılık” bilinemez. Lozan’ın önemini kavramak için sadece Lozan’ı bilmek yetmez, önce Sevr’i bilmek gerekir; o da yetmez, 1950’lerde ABD ile imzalanan ikili antlaşmaları bilmek gerekir. Atatürk’ün önemini kavramak için sadece Atatürk’ü tanımak yetmez, Atatürk’ten önceki ve sonraki asker-sivil liderleri; II. Abdülhamit’i, Enver Paşa’yı, Vahdettin’i, İsmet İnönü’yü, Adnan Menderes’i de az çok tanımak gerekir. Atatürk’ü tanımak için Anatürk’ü, Zübeyde Hanım’ı tanımak gerekir.

    İşte “Yüzyılın Kitabı ”nda bunlar ve daha fazlası var. 

    “Yüzyılın Kitabı ”, bugün yaşadığımız güncel olayların, 1860’lardan 1960’lara uzanan tarihsel arka planlarını anlatıyor, böylece tarihle bugüne ışık tutuyor.

    “Yüzyılın Kitabı ”nı okuyunca karşınıza “Yüzyılın Lideri ”, yani Atatürk çıkıyor. 

₺22,40 KDV Dahil
₺28,00 KDV Dahil
Gündelik davranışlarımızı, eyleme tarzımızı, toplumsallaşırken sergilediğimiz performansları, konuşma ve hatta susma biçimimizi belirleyen etkenlerin çoğu zaman farkında bile değiliz. Ne var ki, bunlar yalnızca gündelik hayatımızı değil, aynı zamanda tarihin uzun hafızasındaki siyasal konumlarımızı ve tercihlerimizi de etkiliyor. İşte, çoğu zaman bilinçdışı düzeyde yaşanan bu körlüğün siyasal anlamları üzerine düşünüyor Türklük Sözleşmesi.
Barış Ünlü, Türkiye’nin yazılı olmayan esas anayasasını, yani Türklük Sözleşmesi’ni tarihsel çerçevesi, işleyiş biçimleri, yarattığı imtiyazlar, zorunlu kıldığı performanslar, doğurduğu sorunlar ve karşı karşıya kaldığı kriz bağlamında ortaya koyuyor. Beyazlık çalışmalarından duygular sosyolojisine kadar kapsamlı bir çerçevede, Türkiye’nin kanayan yarası Kürt Sorunu ve Ermeni Soykırımı’ndan Barış İçin Akademisyenler’e kadar çeşitli meseleleri ele alan Ünlü, siyasal yelpazenin çok farklı noktalarında duran kişilerin bile “yeri gelince” nasıl aynı paydada buluşabildiğini sarih bir şekilde gözler önüne seriyor. 
“Türklük” adı altında topaklanan benlik mitoslarını yerle bir eden bu kitap, okurunu gündelik davranış biçimlerini, ritüellerini, performanslarını sorgulamaya davet eden bir demir leblebi, negatifinden bir Türkiye Tarihi.
₺21,00 KDV Dahil
₺28,00 KDV Dahil

“İnsanın, tuzakları fark etmek için tilki, kurtları korkutup kaçırmak için de aslan olması gerekir.”                    

-Niccolo Machiavelli-

Niccolò Machiavelli’nin ölümünden beş yıl sonra yayımlanan eseri Prens, o tarihten günümüze kadar devam eden bir tartışmayı başlatmıştır. Prens, devlet yönetiminde amaca ulaşmak için her yolun geçerli olduğunu savunan bir elkitabı mıydı, yoksa devletin ve iktidarın gerçek doğası üstüne felsefi ve siyasal bir başyapıt mı? Prens, kimilerince “şeytanın kitabı” olarak nitelendi kimilerince de gerçekçi siyaset kuramının bir başyapıtı olarak. Ama kesin olan bir şey var ki, devlet yönetme sanatının en temel kaynaklarından birini oluşturdu. Prens, özlü anlatımı, etkileyici imgeleri ve gerek çağdaşları gerek sonraki kuşaklarca harfi harfine yorumlanan kimi özdeyişlerinin pervasızlığıyla çok daha büyük ün kazandı.

Yalnızca siyasal içeriğiyle değil, edebî üslubuyla da klasik edebiyatın ölümsüz metinleri arasına giren bu benzersiz eseri, yazar ve kitap üstüne kapsamlı bir inceleme ve açıklayıcı notlar eşliğinde sunuyoruz.

₺9,38 KDV Dahil
₺12,50 KDV Dahil

Karl Marx, kısa süren gazetecilik hayatında –Rheinische Zeitung’da– odun hırsızlığı hakkındaki tartışmalara dair bir dizi makale yazmış, bu vesileyle mülkiyet hakkı, basın özgürlüğü, suç ve ceza konularına değinme imkânı bulmuştur.

Kaleme alınmalarının üzerinden bir buçuk asır geçmesine rağmen Marx’ın irdelediği meseleler güncelliğini korumaya devam etmektedir. Marx’ın yazıları üzerine verdiği dersten yola çıkarak bu kitabı kotaran Daniel Bensaïd, genç Marx’ın bu polemiksel yazılarını bağlamına oturturken, aynı zamanda, dün nasılsa bugün de dünyanın (toprağın, suyun, yeraltı ve yerüstü kaynaklarının) özelleştirilmesine karşı çıkan mülksüzlerin günümüzde yaşadıkları zorluklar çerçevesinde bu tartışmanın felsefi kaynaklarını da gözler önüne sermektedir. Bu kısa, ama sarsıcı kitabı okurlarımızın beğenisine sunuyoruz.

₺11,25 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil

A.C.S. Peacock ile Sara Nur Yıldız’ın yönetiminde hazırlanan Anadolu Selçukluları - Ortaçağ Ortadoğusu’nda Saray ve Toplum Anadolu Selçukluları’nı toplumsal, siyasi, dinsel ve kültürel açıdan hanedan odaklı ele alan ayrıntılı bir çalışma.

Konusunda uzman dokuz araştırmacının Selçuklu saltanat tarihine ilişkin metinlerini içeren Anadolu Selçukluları, siyasi tarihin sınırlarının dışına çıkan ilk kapsamlı çalışma özelliğini de taşıyor.

Döneme ışık tutan yeni kaynaklar eşliğinde eski kaynakların yeniden yorumlanmasına tanıklık etmek ve yeni araştırma alanları keşfetmek isteyenler için bulunmaz bir kaynak.

‘‘Bu etkileyici çalışma, hakkında çok fazla bilgi sahibi olmadığımız çalkantılı  bir dönemi farklı yönleriyle, yeni kaynaklar ve araştırma alanları göstererek ele alıyor.’’ - Charles Melville, Cambridge Üniversitesi - 

‘‘Dikkat çekici bir kitap.’’ - Rudi Paul Linder, Boston Üniversitesi - 

₺16,50 KDV Dahil
₺22,00 KDV Dahil

“Antik Pers Diyarı ve Büyük İskender’den günümüze, 

2500 yıllık dörtnala bir yolculuk…” 

 

 “Batı merkezli tarih yazımına tam bir panzehir.” 

Times Literary Supplement 

 

Doğu ile Batı’nın ilk teması; fikirlerin, kültürlerin ve dinlerin yayılmasına neden olan fetihlerin ve ticaretin hüküm sürdüğü İpek Yolu’nda gerçekleşti. İmparatorlukların yükselişi ve düşüşünden Budizmin yayılmasına, Hristiyanlık ve Müslümanlığın ortaya çıkmasına ve nihayet 20. yüzyılın en kanlı savaşlarına kadar her şey burada gerçekleşti. İpek Yolu, Batı’nın kaderinin nasıl da ayrılmaz bir şekilde daima Doğu’yla bağlantılı olduğunu göstermektedir. 

Peter Frankopan, dünyaya ilişkin kavrayışımızı sarsıp bize Doğu’yu hatırlatıyor. Mezopotamya’da ortaya çıkan şehirleri, Pers ve Roma’dan yükselen kadim imparatorlukları yeniden yaratmanın yanı sıra Moğol yağmalamalarının, Kara Ölüm’ün yayılmasının, Osmanlı’nın bölgedeki hükümranlığının, İslam dünyasının saygınlığının ve Batı emperyalizminin kanlı mücadelelerinin fotoğrafını çekiyor. 

Siyaseten istikrarsız Orta Doğu’dan ekonomisi büyüyen Çin’e, Balkanlar’dan Güney Asya’ya uzanan bu engin bölge, son yıllarda küresel spot ışıklarına maruz kalmaktadır. Frankopan, bu karmaşık ticaret yollarına inşa edilen şehirlere ve uluslara yönelen tehlikeyi anlamak için, ilk önce bu yolların hayretler uyandıran geçmişini öğrenmemiz gerektiğini bize gösteriyor. İpek Yolu’na ilişkin bir tarih çalışmasından çok daha fazlası olan bu kitap, gerçekten dünyanın realist bir tarihi: Bize belki de en önemli vaadi; nereden gelip nereye gittiğimize dair bildiklerimizi unutturmak. 

₺44,93 KDV Dahil
₺59,90 KDV Dahil

“Tarihin akışını değiştiren, ona mührünü vuran veya büyük tehlikelere mâni olan liderlere her memlekette rastlamak mümkün değildir. Atatürk dünya tarihinin nadiren gördüğü bir dehadır. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra, hiçbir mağlup milletin direniş göstermediği zamanda siviller ve askerlerle dünyaya meydan okumuştur.”

-İLBER ORTAYLI-

 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk kitabı, evvela imparatorluğu dirilten nesil olan 1880'liler kuşağı, Balkan coğrafyası ve Mustafa Kemal'in aile kökeni ile başlıyor.

Akabinde Atatürk’ün askeri eğitimi, Manastır yılları, Milliyetçilikler Dönemi, İttihat ve Terakki, II. Abdülhamid, Enver Paşa, Ziya Gökalp, Trablusgarb, Balkan Savaşları ve Sofya yıllarıyla devam ediyor.

Ordumuzun İtilaf devletleriyle sekiz cephede mücadele ettiği Birinci Dünya Savaşı, kutlu zaferlerimiz Çanakkale ve Kutü’l Amâre, Mondros, son padişah Vahideddin, bir milletin ve ülkenin ölüm fermanı olan Sevr…

Tüm detaylarıyla Milli Mücadele dönemi, 23 Nisan 1920 ve sonrasında muhalefete rağmen verilen Kurtuluş Savaşı, İnönü Muharebeleri, Lozan Konferansı, Büyük Taarruz ve Cumhuriyet’e giden yol...

Saltanat ve hilafet tartışmaları, Lozan, On İki Ada, mübadele, Osmanlı'dan kalan borçlar, Musul ve yakın tarihin en önemli meselesi olan inkılablar...

Son olarak kişisel özellikleriyle, dünyada, anılarda, hafızalarda kalan izleriyle modern Türkiye’nin kurucusu Atatürk...

İlber Ortaylı bu ilk biyografisinde yaşamının tüm yönleriyle büyük lider Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü anlatıyor. Türk tarihçiliğine hiç unutulmayacak ve sürekli başvurulacak bir rehber kitap daha kazandırıyor...

 

₺24,00 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil
- Homo sapiens neden ekolojik bir seri katile dönüştü?
- Para neden herkesin güvendiği tek şey?
- Kadınlar üstün sosyal becerilere sahipken, neden çoğu toplum erkek egemen?
- Güç elde etmekte böylesine yetenekli olan insanlar neden bu gücü mutluluğa dönüştürmekte başarısızlar?
- Geleceğin dini bilim mi?
- İnsanların miadı çoktan doldu mu?
100 bin yıl önce Yeryüzü'nde en az altı farklı insan türü vardı. Günümüzdeyse sadece Homo Sapiens var. Diğerlerinin başına ne geldi ve bize ne olacak? 

Çoğu çalışma insanlığın serüvenini ya tarihi ya da biyolojik bir yaklaşımla ele alır, ancak Harari 70 bin yıl önce gerçekleşen Bilişsel Devrim'le başlattığı bu kitabında gelenekleri yerle bir ediyor. İnsanların küresel ekosistemde oynadıkları rolden imparatorlukların yükselişine ve modern dünyaya kadar pek çok konuyu irdeleyen Sapiens, tarihle bilimi bir araya getirerek kabul görmüş anlatıları yeniden ele alıyor.

Harari ayrıca geleceğe bakmaya da zorluyor okuru. Yakın zamanda insanlar, dört milyar yıldır yaşama hükmeden doğal seçilim yasalarını esnetmeye başladılar. Artık sadece dünyayı değil, kendimizi ve diğer canlıları tasarlama becerisi de kazandık. Peki bu bizi nereye götürüyor, bizi neye dönüştürebilir?

30'dan fazla dile çevrilmiş bu kışkırtıcı çalışma özellikle Jared Diamond, James Gleick, Matt Ridley ve Robert Wright'ın eserlerine aşina okurlar için muhteşem bir kaynak.

"Sapiens, tarihin ve modern dünyanın en büyük sorularını gayet yalın bir dille ele alıyor. Çok seveceksiniz!" 
-Jared Diamond, Tüfek, Mikrop ve Çelik'in yazarı-

"Harari'nin eseri kabul görmüş doktrinlerin karşısında duran fikirler ve şaşırtıcı gerçeklerle bezeli."
-John Gray, Financial Times-
(Tanıtım Bülteninden)
₺36,00 KDV Dahil
₺45,00 KDV Dahil
Hayvanlardan Tanrılara Sapiens kitabıyla insan türünün dünyaya nasıl egemen olduğunu anlatan Harari, Homo Deus'ta çarpıcı öngörüleriyle yarınımızı ele alıyor. İnsanlığın ölümsüzlük, mutluluk ve tanrısallık peşindeki yolculuğunu bilim, tarih ve felsefe ışığında incelediği bu çalışmasında, insanın bambaşka bir türe, Homo deus'a evrildiği bir gelecek kurguluyor. 

Yola "önemsiz bir hayvan" olarak çıkan Homo sapiens, tanrılar katına ulaşmak uğruna kendi sonunu mu hazırlıyor?

Homo sapiens nasıl oldu da evrenin insan türünün etrafında döndüğünü iddia eden hümanist öğretiye inandı?

Bu öğreti gündelik yaşantımızı, sanatımızı ve en gizli tutkularımızı nasıl şekillendiriyor?

İnsanı inekler, tavuklar, şempanzeler ve bilgisayar programlarının tümünden ayıran yüksek zekası ve kudreti dışında herhangi bir alametifarikası var mı?

Tarih boyunca benzeri görülmemiş kazanımlar elde etmemize rağmen mutluluk seviyemizde neden kayda değer bir artış olmadı?

"Tüm bunları anlamak için tek yapmamız gereken geriye dönüp bakmak ve Homo sapiens'in aslında ne olduğunu, hümanizmin nasıl dünyaya hakim bir din hâline geldiğini ve hümanizm rüyasını gerçekleştirmeye çalışmanın aslında neden insanlığın kendi sonunu getireceğini incelemektir. İşte bu kitabın temel meselesi budur."

"Okurken hem eğlenecek hem de çok şaşıracaksınız. Her şeyin ötesinde, kendinizi daha önce hiç düşünmediğiniz şeyleri düşünürken bulacaksınız." 
-Danıel Kahneman, Hızlı ve Yavaş Düşünme'nin yazarı-

"Homo Deus'u okuduğunuzda uzun ve zorlu bir yolculuğun ardından vardığınız bir uçurumun kenarında durduğunuzu hissedeceksiniz. Yolculuğun artık bir önemi kalmayacak, çünkü bir sonraki adımınızı engin bir boşluğa atacaksınız." 
-David Runciman, The Guardian-
₺36,00 KDV Dahil
₺45,00 KDV Dahil

•             İklim, tarihi nasıl şekillendirdi? Coğrafya kader mi?

•             Dünyanın kaderini değiştiren iklim değişikliklerinin ardında ne yatıyordu?

•             Roma’nın bir dünya imparatorluğuna dönüşmesini sağlayan neydi?

•             Amerika kıtası Colomb’dan önce nasıl keşfedildi?

•             Maya kültürü neden bir anda yeryüzünden silindi?

•             İklim, devrimlere nasıl zemin hazırladı?

•             Napoléon Ruslara boyun eğdirebilir miydi?

•             Hitler’in orduları nasıl mağlup oldu?

•             20. yüzyılın iklim felaketlerinin ardında neler var?

 

Ronald D. Gerste’nın hava şartları ve iklimin tarihsel sonuçlarını mercek altına aldığı çalışması Hava Nasıl Tarih Yazar, iklimin çok sayıda değişkene bağlı dinamik yapısını tarihsel kırılma anlarıyla örneklerken insanın doğayla etkileşiminin hava şartları üzerindeki bazen bir medeniyeti sona erdirebilecek kadar kritik sonuçlarına dikkat çekiyor. İklim tarihi verilerinden yola çıkarak iklim değişikliklerinin ne felaket senaryolarının bahsettiği kadar insan merkezli ne de somut gerçekliği inkâr edenlerin iddia ettiği kadar insandan bağımsız olduğunun altını çizerken, günümüzde iklim sorunlarına nasıl yaklaşmamız gerektiğine dair akılcı bir öngörü sunuyor.

 

₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil

Hoş Geldin Atatürk kitabı; Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatının önemli kesitlerine odaklanıyor. Özellikle, belirli kesimlerce Atatürk’e yöneltilen iftiralara belgelerle cevap verilen eser, sahasında tek olma vasfını taşıyor.

Atatürk ile ilgili düzenlenen sempozyumlarda yaptığı iddialı konuşmalarıyla, yine Atatürk hakkında yazdığı çarpıcı makaleleri ve yaptığı önemli yorumlarıyla kamuoyunda ses getiren, Hoş Geldin Atatürk eserinin yazarı Prof. Dr. Haydar Baş; bu kitapla, Atatürk hakkında yapılan bütün tartışmalara son noktayı koymayı hedefliyor.

Eser, bu yönüyle de; okuyucuyla buluştuktan sonra kamuoyunda çok konuşulacak bir mahiyet taşıyor.

₺75,00 KDV Dahil
₺100,00 KDV Dahil
İçindekiler;

Anadolu'nun Tarihi Coğrafyası 
Anadolu'nun Tarih Öncesi Devirleri 
M.Ö. 3. Binyılda Anadolu'da Yaşayan Kavimler 
M.Ö. 2. Binyılda Anadolu'da Yaşayan Kavimler 
Hititler Döneminde Anadolu'nun Siyasi Tarihi 
Hitit Tarihinin Orijinal Meseleleri 
Ege Göçleri 
Ege Göçlerinden Sonra Önasya'nın Siyasi 
Durumu ve Geç Hitit Şehir Devletleri 
Eski Anadolu Kültür Tarihi
₺21,15 KDV Dahil
₺23,50 KDV Dahil

Yaşadıklarımızın gerçeğine neden bir türlü erişemiyoruz? Neden gerçek, yaşadığımız dünyada ışımasıyla kararması bir olan bir fotoğraf filmine dönüştü? Bu gerçeğin kırılgan tabiatından mı yoksa yaşadığımız dünyanın gerçeğe giderek kendini kapatan karanlık ahvalinden mi ileri geliyor?

Bu sorular menziline doğru ne kadar çatallanırsa çatallansın şurası kesin: Yaşadıklarımızda ister dert edinmediğimiz ister peşine düşüp yeter sebatla takip etmediğimiz için erişemediğimiz gerçek biz istesek de bizim peşimizi bırakmıyor:

Bir ülkenin düzlüğüne dün dağlık bölgeler ve bu sonuncularına da içine dağılmış kaleler veya müstahkem mevkiler hükmederdi. Dün buralara haşin dincilik ve sofuluk perdesi altında “Hakikat diye bir şey yok, her şey mubah” yaygarasıyla ‘ibahiye’ sancağının altında toplananlar yuvalanıyordu. Buraların cebir veya hileyle efendileri olmak, devlet içerisinde devlet olarak varlıklarını sürdürmek bunların temel siyasi hedefiydi. Bu hedeflerine bağlılarının kör itaat ve bağnaz fedailiği sayesinde kralları desise veya korku ile dehşete düşürmek, düşmanlarına karşı katillerin eline silah vermek suretiyle ulaşıyorlardı.

Bugün bu müstahkem mevkilere kimler, hangi siyasi maksatlarla yuvalanıyor? Dünün ‘ibahiye’sinin yerini bugün kim, hangi sloganlarla alıyor? Bu sloganlar nerede, hangi eller tarafından hazırlanıp tedavüle sokuluyor? Dün başımıza gelenlerin gerçeğini aydınlatmadan bugün başımıza gelenleri anlayamayız.

Kitap bu ve benzeri soruları bir istikamet üzere düşündürmenin yanı sıra gizli cemiyetlerin zayıf hükümetlerde tehlikeli hatta ölümcül tesirinin canlı bir tablosunu ortaya koyup dinin dizginsiz ihtirasın emellerine korkunç yataklığının ikna edici tasvirini sunmaktadır.

₺20,63 KDV Dahil
₺27,50 KDV Dahil

Yüzyıllarca hükmetmiş muazzam bir imparatorluğun Birinci Dünya Savaşı’yla beraber içine girdiği çöküş sürecini ele alan Eugene Rogan, Osmanlı’nın kaderini belirleyen savaş boyunca mücadele ettiği tüm cepheleri ayrıntılarıyla inceliyor. Hazin Sarıkamış yenilgisinden Çanakkale zaferine, Kudüs’ün düşmesinden Kafkas cephesine uzanan geniş bir “savaş meydanı”nda, savaşan tarafların planlarını, stratejilerini ortaya koyarken Ortadoğu’daki Büyük Savaş’ın Batı Cephesi’ni nasıl etkilediğine de değiniyor. Topyekûn savaşın ve seferberliğin yol açtığı açlık ve yoksulluğun yanı sıra, Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşayan Ermenilerin, Rumların ve diğer azınlık unsurların savaştaki durumları ve akıbetlerini de hem belgelerle hem de ilk ağızdan tanıklıklarla gözler önüne seriyor.

“Bugün artık Osmanlı cephesini hem Büyük Savaş’ın hem de modern Ortadoğu’nun tarihindeki gerçek yerine yerleştirmenin tam zamanı. Çünkü Osmanlıların savaşa girmesi, Avrupa savaşını başka herhangi bir olaydan daha fazla etkileyerek, bir dünya savaşına dönüştürdü. Ortadoğu muharebe meydanları, savaşın uluslararası niteliği en belirgin muharebe meydanlarıydı. […] Osmanlı cephesi uluslararası ordular arasında eşi benzeri görülmemiş bir savaşın yaşandığı gerçek bir Babil kulesiydi.”

-EUGENE ROGAN-

₺27,00 KDV Dahil
₺36,00 KDV Dahil

“Saygıdeğer efendiler, sizi günlerce işgal eden uzun ve detaylı nutkum, nihayet geçmişe karışmış bir devrin hikâyesidir. Bunda milletim için ve gelecekteki evlatlarımız için dikkat ve uyanıklık sağlayabilecek bazı noktaları belirtebilmişsem kendimi mutlu sayacağım.

Efendiler, bu konuşmamla, milli varlığı sona ermiş sayılan büyük bir milletin, bağımsızlığını nasıl kazandığını, bilim ve tekniğin en son esaslarına dayanan milli ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalıştım. Bugün ulaştığımız sonuç, yüzyıllardan beri çekilen milli felaketlerin yarattığı uyanışın eseri ve bu sevgili vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir.

Bu sonucu, Türk gençliğine emanet ediyorum.”

 

₺9,38 KDV Dahil
₺12,50 KDV Dahil

Türk okurunun Anılar Şalesi, Kötülük Kol Gezerken, Savaş Sonrası ve Yirminci Yüzyıl Üzerine Düşünceler adlı eserleriyle tanıdığı Tony Judt, İkinci Dünya Savaşı sonrasının en büyük tarihçilerindendir. 2015 yılında hayata veda eden Judt’un kariyerinin baştan başa bir kesitini veren bu denemeler derlemesi, kendisi gibi tarihçi olan eşi Jennifer Homans tarafından yapılmıştır.

 

Derlemeye alınan denemelerin konu yelpazesi, Fransız toplu belleğinin ülkenin Yahudilerine İkinci Dünya Savaşı’nda ne olduğuna dair kasıtlı körlüğünden sözde Filistin sorununun İsrail’in önüne koyduğu çetin ahlakî güçlüklere kadar uzanmaktadır. Judt’ın eserinin değeri, acımasız dürüstlüğü, entelektüel olağanüstülüğü ve etik berraklığındadır.

 

Bu konu yelpazesiyle Olgular Değişince, büyük bir tarihçinin, okuruna dünyanın geçmişteki ve bugünkü hali ile gelecekte alması gereken hali arasında derin bir bağ kurdurma kudretini gözler önüne serer.

₺21,00 KDV Dahil
₺28,00 KDV Dahil

Kırım, tarih öncesi dönemden beri Güney Ukrayna’nın bozkırlarla kaplı hinterlandı­nı Karadeniz’e ve ötesine bağlayan bir geçiş bölgesi olmuştur.

 

Yüzyıllar boyunca Osmanlı ve Rus imparatorluklarının, sonrasında da Sovyetler Birliği ve Ukrayna devletinin parçası olan Kırım’ın tarihi, ev sahipliği yaptığı kültür­lerin ve halkların izlerinden de anlaşılacağı üzere, çok daha gerilere uzanır: Antik Yunanlar, Gotlar, Bizanslılar, Moğollar, Ruslar ve en önemlisi Kırım Tatarları bu topraklarda yaşamıştır.

 

Tarih ve siyaset bilimi profesörü Paul Robert Magocsi, bölgeyle ilgili şimdiye kadar yazılmış en temel ve güncel metin olan Şu Mübarek Topraklar’da, üç bin yılı aşkın zamandır Kırım’ın bozkırlarına, dağlarına ve deniz kıyılarına akın eden bu toprak­larda yaşamış halkları ve yarattıkları medeniyetlerin hikâyesini görseller eşliğinde anlatıyor.

 

“Umuyorum ki bu kitap Türkiyeli okurlara kendi ülkelerinin tarihsel jeopolitik alanını (Karadeniz ve çevresindeki tüm topraklardan bahsediyorum) daha iyi anlamalarında yardımcı olacaktır.”

-Paul Robert Magocsi-

₺13,50 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil

Cihan Harbi ertesi Cumhuriyet Türkiyesi Batı’ya yönelmiş, “yeni hayat” özlemiyle yaşam tarzında köklü dönüşümlere gitmişti. Reform kaygıları, seküler yaşam özlemi, Osmanlı 

kültür kodlarının sorgulanışı, nesiller arası uyumsuzluklar yoksul ülkenin insanlarını her geçen gün çözümsüzlüğe yöneltmişti. Türkiye, 1930’lu yıllarda “ideal”lerle donatılmış 

kendi “yeni insan”ına ulaşıncaya kadar, giriştiği inkılaplarla toplumsal travmayı birlikte yaşayacaktı. 

 

Türkiye’de Yeni Hayat çağdaş yaşam özleminin toplumsal travmaya dönüşümünün öyküsü. Nüfus sorunu başta olmak üzere, kadının, gençliğin, çocuğun erken Cumhuriyet döneminde karşılaştığı sorunları ele alan Zafer Toprak, uzun savaş yıllarının yol açtığı bunalımı, yoksulluğun neden olduğu fuhuşu, intiharlarla sonuçlanan umutsuzluğu dönemin kaynaklarına başvurarak gün ışığına çıkarıyor.

₺30,00 KDV Dahil
₺40,00 KDV Dahil

Reşad Ekrem’in dilinde tarih gerçek hayattan daha canlı, daha güzel, daha büyülü…

Reşad Ekrem Koçu, Türklerin Rumeli’ye geçişi, Osmanlı’nın önemli kara ve deniz savaşları, Çanakkale Zaferi, Kurtuluş Savaşı ve Kore Türk Tugayı’nın askeri başarılarını anlattığı Türk Zaferleri‘nişu sözlerle sunuyor: 

“Milli kütüphanemizde büyük bir boşluğu doldurma yolunda naçiz kalemimin armağanı olan bu eser, sağlam bilgimize dayanarak fakat en küçük âlimane iddia güdülmeden kaleme alınmıştır; ordumuzu vücuda getiren evlatlarımıza, sadece okuma yazma bilen vatandaşlarıma büyük Türk zaferlerini bir sohbet diliyle 

anlatmak istiyorum.”

₺24,00 KDV Dahil
₺32,00 KDV Dahil

Bu kitabın yayımlandığı günlerde, Büyük Ekim Devrimi’nin üzerinden bir asır geçmiş olacak. Kitabımız bu vesileyle yazılıyor, bu vesileyle derleniyor ama onu yâd etmek için yazılmıyor. Bu kitaba emeği geçen insanların tümü Sovyetler Birliği deneyimini insanlığın geleceğine ışık tutan büyük bir deneyim olarak görüyor, bu bağlamda onu geçmişe doğru değil, geleceğe doğru bir yönelimle ele alıyorlar.

 

Bunun salt bir tercih değil, günümüz koşullarında Ekim’e tek doğru bakış olduğunu düşünüyoruz. Eğer nostaljiyle uğraşmayacaksak ya da yazdıklarımız tarihe kayıt düşmekten ibaret kalmayacaksa, dünyanın ve insanlığın bugün içinde olduğumuz karanlıktan çıkışının yeni Ekim’lerde, sosyalizmde olduğunu düşünüyorsak, Sovyetler Birliği’nde yaşanmış olan sosyalizm deneyimi bizim için benimsenerek aşılacak bir miras olmalıdır. Eleştirisi de övgüsü de ancak bunun için yapıldığında doğru ve anlamlıdır. 

₺26,25 KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil

H. D. F. Kitto, klasik Yunan yaşamını, kültürünü ve tarihini keşfe çıkıyor ve konusuna tutku, nükte ve derin bir kavrayışla yaklaşarak bu kısa giriş metnini dünyaca ünlü bir klasiğe dönüştürüyor.

 

“Denge ve yoğunlaşmanın bir zaferi.”  

 –Harold Nicolson, Observer-

 

“Okuduğum en iyi Antik Yunan’a giriş çalışması. Yazarın zekâsının ve üslubunun kıvraklığı, koca bir bilgi yığınını lezzetli ve kolay hazmedilir hale getirmesini mümkün kılıyor.” 

–Raymond Mortimer, Sunday Times-

 

“Profesör Kitto örnek bir tarihçi;  kıvrak, titiz ve konuyla ilgili en son gelişmelere bütünüyle aşina ... asla muğlak değil ... sıklıkla nüktedan ve daima coşku dolu.”

–The Times Educational Supplement-

₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

İsmet İnönü bu toprakların gördüğü en büyük kahramanlardan biriydi. O hem Kurtuluş Savaşı’nın kahramanı, hem de Lozan barış görüşmeleri masasından zaferle kalkan ilk devlet adamıydı. İnönü Savaşlar'ında büyük zafere imza atan bu büyük general, Atatürk’le beraber savaş meydanlarında topraklarımızı canı pahasına savunmuş ve nihayet Cumhuriyet’in şanlı kuruluşuna eşlik etmişti. Atatürk’ün  en yakın dostu, yaveri, onun  en  güvendiği  kişiydi. İkinci  Dünya  Savaşı’nda  ise  ülkeyi savaştan koruyarak tüm ülkenin çocuklarını bağrına basmış ve şu ünlü sözünü bizlere armağan etmişti: “Sizi  babasız bırakmadım!” İsmet İnönü’nün askeri liseyi girişinden kurmaylığa yükselişine, Kurtuluş mücadelesindeki savaş yıllarından Lozan’daki kahramanlığına ve Cumhuriyet’in kurulduğu yıllara kadar tüm yaşamı ve hiç yayınlanmamış fotoğrafları bu kitapta yer alıyor.   

S. Eriş Ülger’in özel arşivinden alınmış tarihi belge niteliğindeki fotoğraflar yakın tarihimizin gerçeklerine de ışık tutuyor.

₺150,00 KDV Dahil
₺200,00 KDV Dahil
₺11,25 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

Şahı Mat Etmek – Payidar Kitabı Osmanlı’nın son yüzyılını anlatıyor.

Bu ismi seçmemizin sebebi şudur;

Şeyh Edebali Hazretleri; “Yüksektekiler alçaktakiler kadar güvende değildir.” der.

İki ana fikri var kitabın;

Birincisi, millet olarak tarihte verdiğimiz mücadelenin bir “beka” mücadelesi olduğu ve milleti “payidar” kılmak için ne büyük zorlukların hakkından gelindiği. Kimlerle mücadele edildiği.

İkincisi, devleti yönetme sorumluluğu yüklenenlerin devleti “Payidar” kılmak için canları, çocukları, ailesi ve sevdikleri dahil nelerden vazgeçmek zorunda olduğu.

Kitabı bitirince siyasette acımasız bir “Kurt Kanununun” işlediğini göreceksiniz.

₺24,00 KDV Dahil
₺32,00 KDV Dahil
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 >