Sultan 2. Abdülhamid, Osmanlı tarihinin en müstesna padişahlarındandır. Tahtta bulunduğu 33 yıl boyunca adeta diken üzerinde yaşamıştır. Saray hayatına dair yaşadıkları, gördükleri onun gelişiminde ve şahsiyetinin oluşumunda etkili olmuştur. Özellikle diplomatik zekâsıyla; Avrupa ile olan ilişkileri başarılı bir şekilde sürdürebilmesi mümkün olmuştur.

Filistin konusundaki hassasiyeti ve bunu muhafazadaki kararlılığı, düşmanlarının kin ve garezini oldukça artırmıştır. Her defasında ret cevabını alan Yahudiler ve Siyonistler, taleplerini karşılama konusunda Abdülhamid’i aşamayacaklarını anlayınca İttihatçılarla işbirliği yapmışlardır. Abdülhamid’e milyonlarca altın liraya yaptıramadıkları işleri, İttihatçılara 400 bin altın liraya yaptırmışlar ve bunu iftihar vesilesi sayarken
İttihatçıların bayağılığını ve rezilliğini de ortaya koymuş oluyorlardı.

Abdülhamid İttihatçılar gibi davranamazdı, davranmadı da. Atalarının sorumluluğunu daima omuzlarında hissetmiştir. Eğer böyle olmasaydı,o da İttihatçıların yaptığını yapar, bir İstimbot’a binip istediği Avrupa ülkesine pekâlâ kaçabilirdi. Ama o, ittihatçı değildi, Abdülhamid idi.

O yüzden Abdülhamid olmak zordu. Ölünceye kadar da dedelerinin sorumluluğunu üzerinde hissetmiştir.

₺12,00 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil

ÜRÜN AÇIKLAMASI

“Resmi anlatı, 1915’te olup biteni münhasıran Osmanlı İmparatorluğu bağlamına 
ait göstererek İmparatorluk ile Cumhuriyet arasında kesin bir kopuş olduğunu 
varsayar. Dolayısıyla 1915 ile ‘yeni bir başlangıç’ olan Cumhuriyet dönemi 
arasında siyasi ve hukuki bağ kurulamayacağını savunur. Özellikle ulusalcı 
perspektiften yapılan yorumlar, muasır medeniyet ile eş görülen Cumhuriyet 
projesinin Ermeni iddiaları ile ‘lekelenmesini’ önlemeye çalışır. Resmi 
anlatının bir diğer iddiası ise 1915’in 1980’lerin ilk yıllarında yoğunlaşan ASALA 
saldırılarından önce sivil ve askeri bürokrasinin gündemine gelmediği; bu 
konuda devletin yeni düzenlemelere ihtiyaç duymadığıdır. Böylece resmi söylem, 
uzun süre başarıyla sürdürülen suskunluk politikasını tarihsel gerçeğin yok 
sayılması için zemin olarak kullanmaya devam eder.” 
Ermeni Soykırımı sadece Osmanlı’nın son dönemini ve Cumhuriyet’in 
kuruluşunu etkilemekle kalmadı, Türkiye’deki “devlet aklı”nın 
biçimlenişinde de önemli bir rol oynadı. Tehcir trajedisi sonrasında devlete 
önemli bir gündem dayatmıştı. Kurbanların taleplerine verilecek yanıttan, 
faillerin nasıl konumlandırılacağına ve facianın nasıl anlatılacağına ilişkin bir 
dizi soruda tartışmalar halen devam ediyor. 
Türkiye ulus-devletinin tarihsel öncülü Osmanlı İmparatorluğu’dur ancak 
“devlet aklı” Osmanlı ile Cumhuriyet döneminin ilişkisini vurgularken, kimi 
zaman eski dönemlerin “şanlı sayfalarını” öne çıkarır, kimi zaman ise yakın 
dönemde yaşananları sessizlikle geçiştirir ve resmi anlatıyı tabular üzerine 
inşa eder. Bu öylesine çok katmanlı bir ilişkidir ki, “devlet aklı” tabulaştırdığı 
konularda bazen de yapılanlara sahip çıkan bir tavrı benimser. Devlet Aklı 
ve 1915’te Ömer Turan ve Güven Gürkan Öztan, bir yandan tehcirin dayattığı 
gündem sürekliliğine resmi düzlemde inşa edilen “Ermeni Meselesi” anlatısı 
ile yanıt verildiğini iddia ediyorlar. Diğer yandan devlet aklı adına konuşan 
aktörlerin hamle repertuarlarını inceliyorlar. Devlet Aklı ve 1915, Mütareke, 
erken Cumhuriyet, Soğuk Savaş dönemlerinden geçerek, günümüze 
aktarılan inkârda ortaklaşma tavrının titiz bir incelemesini sunuyor.

₺28,50 KDV Dahil
₺38,00 KDV Dahil
Elinizde tuttuğunuz bu kitapta basın olgusunun Batılılaşma pratiğinin ve modernizm düşüncesinin önemli bir unsuru ve etkili bir aracı olduğu vurgulanmaktadır. İnternet ve Televizyon gibi iki önemli rakibinin tüm olumsuz etkisine rağmen Gutenberg Çağı henüz tamamen sona ermemiştir. İnternet ve Televizyon her ne kadar yazılı basın karşısında önemli avantajlara sahip olsa da modern toplumun bilgilenmek ve bilinçlenmek için kâğıda ve yazıya bağımlılığı halen sürmektedir, en azından bir müddet daha sürmeye devam edeceği öngörülmektedir. 

Türkiye’de Batılılaşma, çağdaşlaşma, modernleşme hangi kavramla ifade edersek edelim tüm bu olgulara ait edinimlerde basın ve iletişim olgusunun derin izlerine rastlamak mümkündür. Dolayısıyla gazetecilik faaliyetleri ve iletişim; değişim, modernlik ve uygarlığın ayrılmaz bir parçasıdır. Sosyal bilimlerde bir olgunun geldiği noktayı anlamak için başlangıcını iyi bilmek gerekir. 

Üzerinde yaşadığımız bu topraklarda basın ve modernleşme ilişkisinin geçmişten günümüze geldiği noktayı anlatmayı amaç edinen bu çalışma, konuya ilgi duyan araştırmacılar için önemli tarihsel ve sosyolojik verileri aktarmakla birlikte Türkiye’nin modernleşme sürecine ait karşılaştırmalı dönemsel analizleri okuyucularına özgün bir yorumla sunma iddiasındadır.
₺24,80 KDV Dahil
₺31,00 KDV Dahil
Nicolea Jorga Romanya’nın gelmiş geçmiş en büyük tarihçisi sayıldığı gibi, eserleri çeşitli dillerde, Almanya, Fransa İtalya ve ABD’de defalarca basılmış, dünyaca tanınmış bir tarihçidir. Almanca beş ciltlik Osmanlı İmparatorluğu Tarihi (1300-1912), daha önce yazılmış belli başlı genel Osmanlı tarihleri (J. von Hammer ve J.W. Zinkeisen) yanında yeni ve kapsamlı bir yaklaşımı temsil eder. Her şeyden önce Jorga’nın Osmanlı tarihi, önyargılardan oldukça kurtulmuş, belgelerin tanıklığına öncelik veren ciddi bir tarihçinin eseridir. Jorga’ya göre Osmanlı tarihi,"Dünya tarihinin parlak bir bölümü"nü temsil eder. Jorga’nın şimdiye dek kullanılmamış kaynaklara dayanan Osmanlı tarihinin orijinalliği, Türkiye’de erkenden takdir edilmiş, ancak Türkçe’ye çevrilmesi gecikmiştir. Soruları ortaya koyan, yaratıcı bir tarihçi olarak Jorga’nın özelliğini en iyi Gh. Bratianu şu sözlerle ifade etmiştir: "Jorga’nın yazdığı her satır bir fikir tohumu taşır; araştırılacak problemler ortaya atar ve okuyanda ilgi uyandırır; bunlar olmadan hiçbir tarih eseri canlı bir bilim dalı olamaz, ölü bir söz olarak kalır". 
₺112,50 KDV Dahil
₺150,00 KDV Dahil
Tarihi büyük hadiselerle dolu olan milletlerin hafızaları bazı kahramanlarını yeterince algılayamaz. Çünkü onlar büyük tarih içinde birer ayrıntıdır. Bilinmelidir ki, aslında bu ayrıntılar tarihin ta kendisidir. Dikkatle incelendiğinde kahramanların faaliyetlerinin olayları nasıl yönlendirdiği görülebilir. İşte tarihimizin az bilenen simalarından biri de Medine Müdâfii Fahreddin Paşa’dır. Paşa, üstün askerî meziyetleri yanında vatanperverliği, mütedeyyin ve vakur duruşuyla Türk-İslam tarihine adını altın harflerle yazdırmıştır. Fahreddin Paşa, I. Dünya Savaşı’nda İngilizlerle işbirliği yapan Şerif Hüseyin İsyanı’na karşı İslam’ın mukaddes beldesi Medine’yi ve Hz. Peygamber’in mübârek Ravza-yı Mutahhara’sını 2,5 yıl büyük fedakârlıklarla Arap-İngiliz ortak güçlerine karşı her türlü yokluğa katlanarak savunmuş ve teslim etmemiştir. Hatta 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütârekesi’nden sonra da Medine’yi teslime razı olmamıştır. Ancak emrindeki bazı subayların kendisine karşı direnişi üzerine Araplara teslim olmak zorunda kaldı. Medine Müdâfaası, Türk-İslam âlemi nazarında Türk Milleti’nin vatan saydığı mukaddes yerleri savunmadaki kararlılığı ve titizliği göstermesi bakımından I. Dünya Savaşı içinde müstesna bir yere sahiptir. Bu kitap bu büyük müdâfaayı ve onun komutanı Fahreddin Paşa’yı anlatmak amacıyla kaleme alınmıştır.
₺22,50 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil
“... Bediüzzaman, Cilasun’un tespit ettiği gibi rejim ve yönetim anlamında hiç de yenilikçi değildi, tam tersine şeriatçıydı. Gençlik yıllarından itibaren buna çalıştı, yöntemleri değişti ama hedefi hiç değişmedi...”        
Mehmet Nuri Turan - Tahşiye Yayınevi’nin kurucusu  

“Kitap, Said Nursi’nin İslamcılığa adanmış hayatı hakkında doğru bilgiler edinmek için iyi bir kaynak. Her zaman hâkim sınıflara ve erkek egemen düzene hizmet etme iştahına sahip olan bu hareketi  
ve onu olumlayanları değerlendirmeyi kolaylaştırıyor.”  
Handan Koç - Feminist Yazar 

“Bediüzzaman Efsanesi ve Said Nursi Gerçeği adlı kitabı yazan Emrah Cilasun, Şerif Mardin’in kitabıyla ilgili şu yorumu yaptı: Şerif Mardin,  
Said Nursi’yi bir hayli abartılı tanımlamalarla güzelleştirmekte ve  
akıllara durgunluk veren bir Said Nursi portresi ortaya çıkartmaktadır. “ 

Soner Yalçın 

“Soner Yalçın, ‘Bozacının şahidi şıracı’ misali, yazısında Said Nursi aleyhtarı Emrah Cilasun’u şahit gösterdi. Bu ikiliye göre Şerif Mardin’in  
en büyük suçu Said Nursi’yi övmesiymiş.”  
Risale Haber
₺28,00 KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil
II. Dünya Savaşı’nda, savaşın dışında kalmayı başaran Türkiye, uzun süre askeri, siyasi ve ekonomik baskılara maruz kalmıştır. Olağanüstü koşullar neticesinde ülkede oluşan savaş ekonomisinin olumsuzlukları ekonomiye ağır yük getirmiş, halkın ve silahaltına alınanların ihtiyaçlarının karşılanması meselesi yeni kaynak arayışlarını zorunlu kılmıştır. Savaşın başlamasıyla beraber hızlı fiyat artışları ve karaborsacılık başlamıştır. Bu olumsuz tablonun üzerine bir de 1939 depremi eklenince devletin eli kolu bağlanmıştır. Nitekim Erzincan başta olmak üzere çok geniş bir alanda etkisini gösteren, birçok can ve mal kaybına yol açan 1939 depremi, Türkiye’yi savaşla beraber uzun süre meşgul etmiştir. Bu dönemde Türkiye’de ülke genelinde uygulamaya konulan zorunlu savaş ekonomisine ek olarak deprem ekonomisi de eklenmiştir. 
1939 depremi, Erzincan başta olmak üzere Erzurum, Sivas, Gümüşhane, Tunceli, Amasya, Tokat, Yozgat, Niğde, Trabzon, Giresun, Ordu, Samsun gibi 14 şehirde etkisini göstermiştir. 1939 depreminin en çok etkilendiği şehir şüphesiz Erzincan’dır. Deprem neticesinde Erzincan’da 15 bin civarında insan hayatını kaybederken, 4 bin civarında yaralanan olmuştur. 30 bin civarında bina tamamen yıkılmış, 8 bin civarındaki bina da oturulmayacak derecede hasar görmüştür. 50 bin civarında büyük ve küçükbaş hayvan ile binek hayvanı telef olmuştur. Erzincan dışındaki diğer şehirler de ise 17 bin civarında insan hayatını kaybetmiş, 5 bin civarında insan yaralanmış, 33 bin civarında bina tamamen yıkılmış ve 27 bin bina ise kullanılamaz hale gelmiştir. 
Bu çalışma 1939 depreminin tüm yönleriyle gün yüzüne çıkarılmasının yanı sıra depremin Erzincan başta olmak üzere diğer şehirlere olan etkisinin ortaya konulması bakımından oldukça önem arz etmektedir. Bu eser aynı zamanda dönemin siyasi, sosyal ve ekonomik özellikleri hakkında da tamamlayıcı bilgiler vermektedir.
₺14,40 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil

“Halil İnalcık’ın doktora tezi olan ve daha 26 yaşındayken tamamladığı ‘Tanzimat ve Bulgar Meselesi’, hâlâ hem içerik hem de yöntem olarak alanında öncülüğünü koruyor. Tanzimat’ın ilanından sonra Bulgaristan bölgesinde çıkan ayaklanmaları, çözümlenemeyen toprak meselelerine ve köylülerin sıkıntısına bağlayan; çift taraflı arşiv ve kaynak araştırmalarına dayanan bir tezdir. Türk tarihçiliğinin Balkan ülkeleri arasında objektif ve bilimsel tahlil kapasitesine öncü olarak oturduğunu gösteren bir araştırmadır. Genç tarihçinin sosyal bilimlerde ulaştığı düşünce ve analiz kapasitesini gösterir.

Halil Hocanın ‘Tanzimat ve Bulgar Meselesi’ aranan, kayıp bir muhalled eserdi. Bir öncü kitaptı. Kronik Kitap bu eseri bir anı baskısı olarak okuyucularına sunuyor.”

- İlber Ortaylı - 

₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

Svetlana, Edda, Carmen, Beşşar, Li Na ve diğerleri... Tanıdık geldi mi?
İlk bakışta sıradan gelen bu isimlerin önemini anlamak için babalarının kim olduklarını da bilmemiz gerek: Stalin, Mussolini, Franco, Hafız Esad, Mao...
20. yüzyıla damgasını vurmuş diktatörlerin çocukları onlar.

Kimisi söz sahibi olmadıkları bir kaderin gönülsüz aktörleri oldu, kimisi de babalarıyla aynı güç ve iktidar hırsının kurbanı. Ama istisnasız hepsi de baskı, mutsuzluk ve gözyaşı vaat eden bir rejimin devamlılığı uğruna masumiyetlerini vermek zorunda kalan çocuklardı.
Peki ya diğerleri? Çavuşesku, Kaddafi, Duvalier, Hüsnü Mübarek, Saddam Hüseyin, Mobutu, Kim İl-sung, Bokassa, Pinochet, Castro, Lukaşenko, Rıza Pehlevi.

Jean-Christophe Brisard ile Claude Quétel’in yönetiminde, araştırmacı gazeteci ve tarihçilerden oluşan bir ekip tarafından hazırlanan Diktatörlerin Çocukları, iyi niyetle yola çıktıktan sonra iktidar uğruna yoldan çıkan, yakın dönemin tarihsel figürlerinden bir seçki sunuyor.

₺18,00 KDV Dahil
₺24,00 KDV Dahil

Sultan II. Abdülhamit, 33 yıllık hanedanlığının sonunda Mebusan Meclisi’nde yapılan oylama ile tahttan indirildi. Osmanlı tarihinde ilk kez bir padişah meclis kararıyla tahttan indiriliyor ve yine ilk kez İstanbul dışına sürgün ediliyordu. Padişah Selanik’te Allatini Konağı’nda 3,5 yıl yaşadı.

Turan Akıncı, II. Abdülhamit’in Yıldız Sarayı yıllarının ve Selanik sürgününün izini sürdü. Yıldız Sarayı’ndaki siyasal yaşamın yanı sıra padişahın tutkularını ve meraklarını da araştırdı. Bu arada onun parasal ilişkilerini de ortaya çıkardı.

Adeta bir serüven romanı gibi okunan bu kitap, dönemin az bilinen olaylarını gözler önüne seriyor.

₺16,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

Anadolu’daki Türk ve Kürtlerin büyük bir kısmı, Horasan’dan geldiklerini söylerler. Ne zaman, niçin ve nasıl geldiklerini ise pek bilmezler. Çoğunluk, resmî tarih anlayışı çerçevesinde oluşan rivayet, efsane ve gerçekdışı olaylara inanır.
Bu kitabında Faik Bulut resmî tarih tezleri ve halklar arasında yaygın olan bu yanlış anlatımların dışında bir Horasan tarihine ışık tutuyor; Horasan konusunda resmî tezlerin yarattığı ezberi de bozuyor.
“Horasan’dan Nasıl Geldik”in hikâyesi hem mesafe hem de zaman açısından uzun bir yol hikâyesi: Bin yıllık bir macera.
Türkiye’de “Horasan’dan geldik efsanesi” ne zaman ortaya çıktı?
Horasan’a gidenler arasında Kürtler ve Araplar bulunuyor muydu?
Oğuzlardan önce Kürt aşiretleri Horasan’da var mıydı?
Şamanizm, sırf Türkî kavimlerin mi inancıydı?
Türkler ve Oğuzlar, Horasan’a ne zaman geldiler?
Horasan, başından beri Alevi-Kızılbaş yurdu muydu?
Bâtıni ve Ehlibeyt fikrini, Horasan ve Türkistan’a kimler götürdü?
Horasan’dan gelenler sadece Türkler ve Aleviler miydi?
Tüm bu ve daha birçok sorunun yanıtı bu hikâyenin satırlarında yanıt buluyor.

 

₺30,00 KDV Dahil
₺40,00 KDV Dahil

 

Şerife’nin bulunduğu odanın duvarları çökmüştü. Ama sanki çöken duvar değil, Hüseyin’in başına yıkılmış koskoca bir dünyaydı. Kadın yerdeydi. Parçalanan araçlardan yükselen alevlerin cehennemi andıran sıcaklığı Hüseyin’in yüzünü yalıyordu. Kucağına aldığı Şerife’yi, yanında beliren iki kişinin yardımıyla dışarı çıkardı. Avazı çıktığı kadar bağırarak ambulans arıyordu. Şerife’yi, bulundukları yere yanaşan bir minibüsün arka koltuğuna yatırdılar. Hüseyin, kadının başını kucağına aldı. Şerife bütün gücünü toplayıp toz duman içinde kalmış kirpiklerinin arasından kızıla dönmüş gözlerle Hüseyin’e baktı ve zor duyulur bir sesle, “Aşkım, nefes alamıyorum” dedi.

Orhan Miroğlu’nun Kürt meselesi üzerine yazılmış son kitabı, Yeni Yüzyıl, Kürtler ve Bağımsızlık siyasi mülahazalar bir yana, merkezinde büyük acıların yer aldığı bir tarih anlatısı, bir yüzyıl sancısı...

₺36,75 KDV Dahil
₺49,00 KDV Dahil
Bu kitap, 18. yüzyılda Osmanlı idaresindeki Şam’da yaşamış İbn Budeyr isimli bir mahalle berberi hakkında. Berber pekâlâ bir “hiç kimse” olarak unutulup gidebilirdi, ama sonraki yüzyıllarda kendisinden söz edilmesini sağlayacak çok ilginç ve umulmadık bir şey yaptı: Bir tarih kitabı, hayatı süresince şehrinde olup bitmiş her şeyi kaydettiği bir “vakayiname” yazdı. Dana Sajdi Şamlı Berber’de bu önemli kitabı inceliyor ve İbn Budeyr’in hayatına yakından bakarken beklenmedik türden –okumuş tabakaya mensup olmayan– insanların entelektüel alana dahil olmaya başlamasıyla ortaya çıkan bir fenomeni ele alıyor: Yeni okuryazarlık.
Şamlı Berber, Osmanlı ve İslam tarihinde halk tabakasından bir insan hakkında yapılmış kitap ölçeğindeki ilk mikrotarih çalışması. Osmanlı sosyal tarihine, Arap tarihyazımına ve 18. yüzyıl Biladü’ş-Şam’ının üzerinde az çalışılmış kültürel tarihine katkıda bulunan kitap, aynı zamanda 18. yüzyılla 19. yüzyıl sonu arasındaki bağlantıları incelemek için berberin kitabının yüz yıl sonra nasıl alımlandığına bakıyor ve Arap Rönesansı da denen Nehda’ya uzanan tarihsel güzergâhlara yeni bir ışık tutuyor.
Dana Sajdi, Boston College Tarih Bölümü’nde doçent. Derleyicisi olduğu Osmanlı Laleleri, Osmanlı Kahvehaneleri: On Sekizinci Yüzyılda Hayat Tarzı ve Boş Vakit Eğlenceleri isimli kitap da KÜY tarafından yayımlandı.
₺24,00 KDV Dahil
₺32,00 KDV Dahil

Son yıllarda Lozan Antlaşması ile ilgili pek çok şehir efsanesi üretilmekte, pek çok yalan yanlış bilgi topluma enjekte edilmeye çalışmaktadır. Gerçeği sadece gerçeği bilmek isteyenler için.

Bu çalışma, Lozan Konferansında yaşanılan zorlukları, eksikleri, mücadele azmini objektif olarak anlatmayı hedeflemektedir.

Türkiye Cumhuriyeti'nin tapusu olan Lozan Antlaşmasının günümüz Türkçesi ile tam metni de ek de sunulmuştur.

₺18,00 KDV Dahil
₺24,00 KDV Dahil
“Futbolist”. 19. yüzyılın sonlarında Türkiye’de ilk futbol oynamaya
başlayanlara, dönemin neşriyatında böyle denirmiş! Mehmet Yüce’nin
dönemin basınını tarayarak yaptığı çalışma, Osmanlı’nın son
on yıllarındaki öncü “idmancı” ve “futbolist”lerin portrelerini çiziyor.
İngiliz öncülerden ve ilk Osmanlı “futbolisti” Osman Efendi, Mehmet
Ali Fetgeri, Ahmed Robenson, Galip Hasnun, Refik Osman, Zeki
Rıza, “Bombacı” Bekir, “Arslan” Nihat gibi nispeten bilinen adlardan
unutulmuşlara, elli portre. Spor tarihimiz yanında, gündelik hayattaki
modernleşmenin şimdiye kadar pek bakılmamış bir cephesine bakan,
bedenle ve “hareket”le ilişkinin dönüşümüne ışık tutan lezzetli bir
kitap.
₺30,32 KDV Dahil
₺39,90 KDV Dahil
Osmanlı tarihinde 19. yüzyıl dünya ekonomisiyle bütünleşme açısından ayrı bir önem taşır. Ticaret ve yabancı sermaye yatırımları 1820’lerden itibaren Osmanlı ekonomisini Avrupa kapitalizminin etki alanına çekmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin devralacağı iktisadi yapılar bu dönemde ortaya çıkmıştır. Osmanlı-Türkiye iktisat tarihçiliğinin önde gelen isimlerinden Prof. Dr. Şevket Pamuk, bu çalışmasında, 19. yüzyılda Osmanlı ekonomisinin dünya kapitalizmiyle ilişkilerini ve bu ilişkilerin üretim alanındaki sonuçlarını ele alıyor. Köklü iktisadi dönüşümleri nicel yöntemlere geniş yer ayıran bir çerçevede inceleyen Pamuk, dışa açılış sürecine egemen olan eğilimlerin, artan bağımlılık ile birlikte durgunluk değil, yapısal dönüşümler ve iktisadi büyüme olduğunu vurguluyor. Osmanlı Ekonomisinde Bağımlılık ve Büyüme, 1820-1913, 1984’teki ilk basımının ardından, 1987’de de Cambridge University Press tarafından yayımlanmış (The Ottoman Empire and European Capitalism, 1820-1913) ve Osmanlı iktisat tarihi alanında önemli bir tartışma başlatmıştı.
₺13,50 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil

 

Osmanlı’nın 1880’lerdeki, Cumhuriyet’in 1950’lerdeki “bağımlılığını” bilmeden, Atatürk’ün “tam bağımsızlık” mücadelesi kavranamaz. 1876 ve 1924 anayasalarını bilmeden bugünkü Başkanlık Anayasası’nın Türkiye’yi nereye götüreceği kestirilemez. Osmanlı’da dinsel hukuku, Mecelle’yi ve 1917 Aile Kanunnamesi’ni bilmeden bugünkü “müftülük nikâhı”nın amacı bilinemez. I. Dünya Savaşı’nı, İzmir’in işgalini, Atatürk’ün Anadolu’ya geçişini, Amasya Genelgesi’ni, Sivas Kongresi’ni, TBMM’nin açılmasını, Sakarya Savaşı’nı, Büyük Taarruz’u, Anadolu’daki Yunan zulmünü, İzmir’in ve İstanbul’un kurtuluşunu bilmeden; Vahdettin’i, Damat Ferit’i, Rıfat Börekçi’yi, Abdurrahman Kâmil Efendi’yi tanımadan Milli Mücadele anlaşılamaz. Said-i Nursi’yi tanımadan FETÖ anlaşılamaz.  Misuri Zırhlısı’nı, Kore Savaşı’nı, NATO’ya üyeliği, 6. Filo’yu, Kanlı Pazar’ı bilmeden Türkiye’de “Amerikancılık” bilinemez. Lozan’ın önemini kavramak için sadece Lozan’ı bilmek yetmez, önce Sevr’i bilmek gerekir; o da yetmez, 1950’lerde ABD ile imzalanan ikili antlaşmaları bilmek gerekir. Atatürk’ün önemini kavramak için sadece Atatürk’ü tanımak yetmez, Atatürk’ten önceki ve sonraki asker-sivil liderleri; II. Abdülhamit’i, Enver Paşa’yı, Vahdettin’i, İsmet İnönü’yü, Adnan Menderes’i de az çok tanımak gerekir. Atatürk’ü tanımak için Anatürk’ü, Zübeyde Hanım’ı tanımak gerekir.

    İşte “Yüzyılın Kitabı ”nda bunlar ve daha fazlası var. 

    “Yüzyılın Kitabı ”, bugün yaşadığımız güncel olayların, 1860’lardan 1960’lara uzanan tarihsel arka planlarını anlatıyor, böylece tarihle bugüne ışık tutuyor.

    “Yüzyılın Kitabı ”nı okuyunca karşınıza “Yüzyılın Lideri ”, yani Atatürk çıkıyor. 

₺22,40 KDV Dahil
₺28,00 KDV Dahil
Gündelik davranışlarımızı, eyleme tarzımızı, toplumsallaşırken sergilediğimiz performansları, konuşma ve hatta susma biçimimizi belirleyen etkenlerin çoğu zaman farkında bile değiliz. Ne var ki, bunlar yalnızca gündelik hayatımızı değil, aynı zamanda tarihin uzun hafızasındaki siyasal konumlarımızı ve tercihlerimizi de etkiliyor. İşte, çoğu zaman bilinçdışı düzeyde yaşanan bu körlüğün siyasal anlamları üzerine düşünüyor Türklük Sözleşmesi.
Barış Ünlü, Türkiye’nin yazılı olmayan esas anayasasını, yani Türklük Sözleşmesi’ni tarihsel çerçevesi, işleyiş biçimleri, yarattığı imtiyazlar, zorunlu kıldığı performanslar, doğurduğu sorunlar ve karşı karşıya kaldığı kriz bağlamında ortaya koyuyor. Beyazlık çalışmalarından duygular sosyolojisine kadar kapsamlı bir çerçevede, Türkiye’nin kanayan yarası Kürt Sorunu ve Ermeni Soykırımı’ndan Barış İçin Akademisyenler’e kadar çeşitli meseleleri ele alan Ünlü, siyasal yelpazenin çok farklı noktalarında duran kişilerin bile “yeri gelince” nasıl aynı paydada buluşabildiğini sarih bir şekilde gözler önüne seriyor. 
“Türklük” adı altında topaklanan benlik mitoslarını yerle bir eden bu kitap, okurunu gündelik davranış biçimlerini, ritüellerini, performanslarını sorgulamaya davet eden bir demir leblebi, negatifinden bir Türkiye Tarihi.
₺21,00 KDV Dahil
₺28,00 KDV Dahil

“İnsanın, tuzakları fark etmek için tilki, kurtları korkutup kaçırmak için de aslan olması gerekir.”                    

-Niccolo Machiavelli-

Niccolò Machiavelli’nin ölümünden beş yıl sonra yayımlanan eseri Prens, o tarihten günümüze kadar devam eden bir tartışmayı başlatmıştır. Prens, devlet yönetiminde amaca ulaşmak için her yolun geçerli olduğunu savunan bir elkitabı mıydı, yoksa devletin ve iktidarın gerçek doğası üstüne felsefi ve siyasal bir başyapıt mı? Prens, kimilerince “şeytanın kitabı” olarak nitelendi kimilerince de gerçekçi siyaset kuramının bir başyapıtı olarak. Ama kesin olan bir şey var ki, devlet yönetme sanatının en temel kaynaklarından birini oluşturdu. Prens, özlü anlatımı, etkileyici imgeleri ve gerek çağdaşları gerek sonraki kuşaklarca harfi harfine yorumlanan kimi özdeyişlerinin pervasızlığıyla çok daha büyük ün kazandı.

Yalnızca siyasal içeriğiyle değil, edebî üslubuyla da klasik edebiyatın ölümsüz metinleri arasına giren bu benzersiz eseri, yazar ve kitap üstüne kapsamlı bir inceleme ve açıklayıcı notlar eşliğinde sunuyoruz.

₺9,38 KDV Dahil
₺12,50 KDV Dahil

Karl Marx, kısa süren gazetecilik hayatında –Rheinische Zeitung’da– odun hırsızlığı hakkındaki tartışmalara dair bir dizi makale yazmış, bu vesileyle mülkiyet hakkı, basın özgürlüğü, suç ve ceza konularına değinme imkânı bulmuştur.

Kaleme alınmalarının üzerinden bir buçuk asır geçmesine rağmen Marx’ın irdelediği meseleler güncelliğini korumaya devam etmektedir. Marx’ın yazıları üzerine verdiği dersten yola çıkarak bu kitabı kotaran Daniel Bensaïd, genç Marx’ın bu polemiksel yazılarını bağlamına oturturken, aynı zamanda, dün nasılsa bugün de dünyanın (toprağın, suyun, yeraltı ve yerüstü kaynaklarının) özelleştirilmesine karşı çıkan mülksüzlerin günümüzde yaşadıkları zorluklar çerçevesinde bu tartışmanın felsefi kaynaklarını da gözler önüne sermektedir. Bu kısa, ama sarsıcı kitabı okurlarımızın beğenisine sunuyoruz.

₺11,25 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil

A.C.S. Peacock ile Sara Nur Yıldız’ın yönetiminde hazırlanan Anadolu Selçukluları - Ortaçağ Ortadoğusu’nda Saray ve Toplum Anadolu Selçukluları’nı toplumsal, siyasi, dinsel ve kültürel açıdan hanedan odaklı ele alan ayrıntılı bir çalışma.

Konusunda uzman dokuz araştırmacının Selçuklu saltanat tarihine ilişkin metinlerini içeren Anadolu Selçukluları, siyasi tarihin sınırlarının dışına çıkan ilk kapsamlı çalışma özelliğini de taşıyor.

Döneme ışık tutan yeni kaynaklar eşliğinde eski kaynakların yeniden yorumlanmasına tanıklık etmek ve yeni araştırma alanları keşfetmek isteyenler için bulunmaz bir kaynak.

‘‘Bu etkileyici çalışma, hakkında çok fazla bilgi sahibi olmadığımız çalkantılı  bir dönemi farklı yönleriyle, yeni kaynaklar ve araştırma alanları göstererek ele alıyor.’’ - Charles Melville, Cambridge Üniversitesi - 

‘‘Dikkat çekici bir kitap.’’ - Rudi Paul Linder, Boston Üniversitesi - 

₺16,50 KDV Dahil
₺22,00 KDV Dahil

“Antik Pers Diyarı ve Büyük İskender’den günümüze, 

2500 yıllık dörtnala bir yolculuk…” 

 

 “Batı merkezli tarih yazımına tam bir panzehir.” 

Times Literary Supplement 

 

Doğu ile Batı’nın ilk teması; fikirlerin, kültürlerin ve dinlerin yayılmasına neden olan fetihlerin ve ticaretin hüküm sürdüğü İpek Yolu’nda gerçekleşti. İmparatorlukların yükselişi ve düşüşünden Budizmin yayılmasına, Hristiyanlık ve Müslümanlığın ortaya çıkmasına ve nihayet 20. yüzyılın en kanlı savaşlarına kadar her şey burada gerçekleşti. İpek Yolu, Batı’nın kaderinin nasıl da ayrılmaz bir şekilde daima Doğu’yla bağlantılı olduğunu göstermektedir. 

Peter Frankopan, dünyaya ilişkin kavrayışımızı sarsıp bize Doğu’yu hatırlatıyor. Mezopotamya’da ortaya çıkan şehirleri, Pers ve Roma’dan yükselen kadim imparatorlukları yeniden yaratmanın yanı sıra Moğol yağmalamalarının, Kara Ölüm’ün yayılmasının, Osmanlı’nın bölgedeki hükümranlığının, İslam dünyasının saygınlığının ve Batı emperyalizminin kanlı mücadelelerinin fotoğrafını çekiyor. 

Siyaseten istikrarsız Orta Doğu’dan ekonomisi büyüyen Çin’e, Balkanlar’dan Güney Asya’ya uzanan bu engin bölge, son yıllarda küresel spot ışıklarına maruz kalmaktadır. Frankopan, bu karmaşık ticaret yollarına inşa edilen şehirlere ve uluslara yönelen tehlikeyi anlamak için, ilk önce bu yolların hayretler uyandıran geçmişini öğrenmemiz gerektiğini bize gösteriyor. İpek Yolu’na ilişkin bir tarih çalışmasından çok daha fazlası olan bu kitap, gerçekten dünyanın realist bir tarihi: Bize belki de en önemli vaadi; nereden gelip nereye gittiğimize dair bildiklerimizi unutturmak. 

₺44,93 KDV Dahil
₺59,90 KDV Dahil

“Tarihin akışını değiştiren, ona mührünü vuran veya büyük tehlikelere mâni olan liderlere her memlekette rastlamak mümkün değildir. Atatürk dünya tarihinin nadiren gördüğü bir dehadır. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra, hiçbir mağlup milletin direniş göstermediği zamanda siviller ve askerlerle dünyaya meydan okumuştur.”

-İLBER ORTAYLI-

 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk kitabı, evvela imparatorluğu dirilten nesil olan 1880'liler kuşağı, Balkan coğrafyası ve Mustafa Kemal'in aile kökeni ile başlıyor.

Akabinde Atatürk’ün askeri eğitimi, Manastır yılları, Milliyetçilikler Dönemi, İttihat ve Terakki, II. Abdülhamid, Enver Paşa, Ziya Gökalp, Trablusgarb, Balkan Savaşları ve Sofya yıllarıyla devam ediyor.

Ordumuzun İtilaf devletleriyle sekiz cephede mücadele ettiği Birinci Dünya Savaşı, kutlu zaferlerimiz Çanakkale ve Kutü’l Amâre, Mondros, son padişah Vahideddin, bir milletin ve ülkenin ölüm fermanı olan Sevr…

Tüm detaylarıyla Milli Mücadele dönemi, 23 Nisan 1920 ve sonrasında muhalefete rağmen verilen Kurtuluş Savaşı, İnönü Muharebeleri, Lozan Konferansı, Büyük Taarruz ve Cumhuriyet’e giden yol...

Saltanat ve hilafet tartışmaları, Lozan, On İki Ada, mübadele, Osmanlı'dan kalan borçlar, Musul ve yakın tarihin en önemli meselesi olan inkılablar...

Son olarak kişisel özellikleriyle, dünyada, anılarda, hafızalarda kalan izleriyle modern Türkiye’nin kurucusu Atatürk...

İlber Ortaylı bu ilk biyografisinde yaşamının tüm yönleriyle büyük lider Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü anlatıyor. Türk tarihçiliğine hiç unutulmayacak ve sürekli başvurulacak bir rehber kitap daha kazandırıyor...

 

₺24,00 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil
- Homo sapiens neden ekolojik bir seri katile dönüştü?
- Para neden herkesin güvendiği tek şey?
- Kadınlar üstün sosyal becerilere sahipken, neden çoğu toplum erkek egemen?
- Güç elde etmekte böylesine yetenekli olan insanlar neden bu gücü mutluluğa dönüştürmekte başarısızlar?
- Geleceğin dini bilim mi?
- İnsanların miadı çoktan doldu mu?
100 bin yıl önce Yeryüzü'nde en az altı farklı insan türü vardı. Günümüzdeyse sadece Homo Sapiens var. Diğerlerinin başına ne geldi ve bize ne olacak? 

Çoğu çalışma insanlığın serüvenini ya tarihi ya da biyolojik bir yaklaşımla ele alır, ancak Harari 70 bin yıl önce gerçekleşen Bilişsel Devrim'le başlattığı bu kitabında gelenekleri yerle bir ediyor. İnsanların küresel ekosistemde oynadıkları rolden imparatorlukların yükselişine ve modern dünyaya kadar pek çok konuyu irdeleyen Sapiens, tarihle bilimi bir araya getirerek kabul görmüş anlatıları yeniden ele alıyor.

Harari ayrıca geleceğe bakmaya da zorluyor okuru. Yakın zamanda insanlar, dört milyar yıldır yaşama hükmeden doğal seçilim yasalarını esnetmeye başladılar. Artık sadece dünyayı değil, kendimizi ve diğer canlıları tasarlama becerisi de kazandık. Peki bu bizi nereye götürüyor, bizi neye dönüştürebilir?

30'dan fazla dile çevrilmiş bu kışkırtıcı çalışma özellikle Jared Diamond, James Gleick, Matt Ridley ve Robert Wright'ın eserlerine aşina okurlar için muhteşem bir kaynak.

"Sapiens, tarihin ve modern dünyanın en büyük sorularını gayet yalın bir dille ele alıyor. Çok seveceksiniz!" 
-Jared Diamond, Tüfek, Mikrop ve Çelik'in yazarı-

"Harari'nin eseri kabul görmüş doktrinlerin karşısında duran fikirler ve şaşırtıcı gerçeklerle bezeli."
-John Gray, Financial Times-
(Tanıtım Bülteninden)
₺36,00 KDV Dahil
₺45,00 KDV Dahil
Hayvanlardan Tanrılara Sapiens kitabıyla insan türünün dünyaya nasıl egemen olduğunu anlatan Harari, Homo Deus'ta çarpıcı öngörüleriyle yarınımızı ele alıyor. İnsanlığın ölümsüzlük, mutluluk ve tanrısallık peşindeki yolculuğunu bilim, tarih ve felsefe ışığında incelediği bu çalışmasında, insanın bambaşka bir türe, Homo deus'a evrildiği bir gelecek kurguluyor. 

Yola "önemsiz bir hayvan" olarak çıkan Homo sapiens, tanrılar katına ulaşmak uğruna kendi sonunu mu hazırlıyor?

Homo sapiens nasıl oldu da evrenin insan türünün etrafında döndüğünü iddia eden hümanist öğretiye inandı?

Bu öğreti gündelik yaşantımızı, sanatımızı ve en gizli tutkularımızı nasıl şekillendiriyor?

İnsanı inekler, tavuklar, şempanzeler ve bilgisayar programlarının tümünden ayıran yüksek zekası ve kudreti dışında herhangi bir alametifarikası var mı?

Tarih boyunca benzeri görülmemiş kazanımlar elde etmemize rağmen mutluluk seviyemizde neden kayda değer bir artış olmadı?

"Tüm bunları anlamak için tek yapmamız gereken geriye dönüp bakmak ve Homo sapiens'in aslında ne olduğunu, hümanizmin nasıl dünyaya hakim bir din hâline geldiğini ve hümanizm rüyasını gerçekleştirmeye çalışmanın aslında neden insanlığın kendi sonunu getireceğini incelemektir. İşte bu kitabın temel meselesi budur."

"Okurken hem eğlenecek hem de çok şaşıracaksınız. Her şeyin ötesinde, kendinizi daha önce hiç düşünmediğiniz şeyleri düşünürken bulacaksınız." 
-Danıel Kahneman, Hızlı ve Yavaş Düşünme'nin yazarı-

"Homo Deus'u okuduğunuzda uzun ve zorlu bir yolculuğun ardından vardığınız bir uçurumun kenarında durduğunuzu hissedeceksiniz. Yolculuğun artık bir önemi kalmayacak, çünkü bir sonraki adımınızı engin bir boşluğa atacaksınız." 
-David Runciman, The Guardian-
₺36,00 KDV Dahil
₺45,00 KDV Dahil

•             İklim, tarihi nasıl şekillendirdi? Coğrafya kader mi?

•             Dünyanın kaderini değiştiren iklim değişikliklerinin ardında ne yatıyordu?

•             Roma’nın bir dünya imparatorluğuna dönüşmesini sağlayan neydi?

•             Amerika kıtası Colomb’dan önce nasıl keşfedildi?

•             Maya kültürü neden bir anda yeryüzünden silindi?

•             İklim, devrimlere nasıl zemin hazırladı?

•             Napoléon Ruslara boyun eğdirebilir miydi?

•             Hitler’in orduları nasıl mağlup oldu?

•             20. yüzyılın iklim felaketlerinin ardında neler var?

 

Ronald D. Gerste’nın hava şartları ve iklimin tarihsel sonuçlarını mercek altına aldığı çalışması Hava Nasıl Tarih Yazar, iklimin çok sayıda değişkene bağlı dinamik yapısını tarihsel kırılma anlarıyla örneklerken insanın doğayla etkileşiminin hava şartları üzerindeki bazen bir medeniyeti sona erdirebilecek kadar kritik sonuçlarına dikkat çekiyor. İklim tarihi verilerinden yola çıkarak iklim değişikliklerinin ne felaket senaryolarının bahsettiği kadar insan merkezli ne de somut gerçekliği inkâr edenlerin iddia ettiği kadar insandan bağımsız olduğunun altını çizerken, günümüzde iklim sorunlarına nasıl yaklaşmamız gerektiğine dair akılcı bir öngörü sunuyor.

 

₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil

Hoş Geldin Atatürk kitabı; Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatının önemli kesitlerine odaklanıyor. Özellikle, belirli kesimlerce Atatürk’e yöneltilen iftiralara belgelerle cevap verilen eser, sahasında tek olma vasfını taşıyor.

Atatürk ile ilgili düzenlenen sempozyumlarda yaptığı iddialı konuşmalarıyla, yine Atatürk hakkında yazdığı çarpıcı makaleleri ve yaptığı önemli yorumlarıyla kamuoyunda ses getiren, Hoş Geldin Atatürk eserinin yazarı Prof. Dr. Haydar Baş; bu kitapla, Atatürk hakkında yapılan bütün tartışmalara son noktayı koymayı hedefliyor.

Eser, bu yönüyle de; okuyucuyla buluştuktan sonra kamuoyunda çok konuşulacak bir mahiyet taşıyor.

₺75,00 KDV Dahil
₺100,00 KDV Dahil
İçindekiler;

Anadolu'nun Tarihi Coğrafyası 
Anadolu'nun Tarih Öncesi Devirleri 
M.Ö. 3. Binyılda Anadolu'da Yaşayan Kavimler 
M.Ö. 2. Binyılda Anadolu'da Yaşayan Kavimler 
Hititler Döneminde Anadolu'nun Siyasi Tarihi 
Hitit Tarihinin Orijinal Meseleleri 
Ege Göçleri 
Ege Göçlerinden Sonra Önasya'nın Siyasi 
Durumu ve Geç Hitit Şehir Devletleri 
Eski Anadolu Kültür Tarihi
₺21,15 KDV Dahil
₺23,50 KDV Dahil

Yaşadıklarımızın gerçeğine neden bir türlü erişemiyoruz? Neden gerçek, yaşadığımız dünyada ışımasıyla kararması bir olan bir fotoğraf filmine dönüştü? Bu gerçeğin kırılgan tabiatından mı yoksa yaşadığımız dünyanın gerçeğe giderek kendini kapatan karanlık ahvalinden mi ileri geliyor?

Bu sorular menziline doğru ne kadar çatallanırsa çatallansın şurası kesin: Yaşadıklarımızda ister dert edinmediğimiz ister peşine düşüp yeter sebatla takip etmediğimiz için erişemediğimiz gerçek biz istesek de bizim peşimizi bırakmıyor:

Bir ülkenin düzlüğüne dün dağlık bölgeler ve bu sonuncularına da içine dağılmış kaleler veya müstahkem mevkiler hükmederdi. Dün buralara haşin dincilik ve sofuluk perdesi altında “Hakikat diye bir şey yok, her şey mubah” yaygarasıyla ‘ibahiye’ sancağının altında toplananlar yuvalanıyordu. Buraların cebir veya hileyle efendileri olmak, devlet içerisinde devlet olarak varlıklarını sürdürmek bunların temel siyasi hedefiydi. Bu hedeflerine bağlılarının kör itaat ve bağnaz fedailiği sayesinde kralları desise veya korku ile dehşete düşürmek, düşmanlarına karşı katillerin eline silah vermek suretiyle ulaşıyorlardı.

Bugün bu müstahkem mevkilere kimler, hangi siyasi maksatlarla yuvalanıyor? Dünün ‘ibahiye’sinin yerini bugün kim, hangi sloganlarla alıyor? Bu sloganlar nerede, hangi eller tarafından hazırlanıp tedavüle sokuluyor? Dün başımıza gelenlerin gerçeğini aydınlatmadan bugün başımıza gelenleri anlayamayız.

Kitap bu ve benzeri soruları bir istikamet üzere düşündürmenin yanı sıra gizli cemiyetlerin zayıf hükümetlerde tehlikeli hatta ölümcül tesirinin canlı bir tablosunu ortaya koyup dinin dizginsiz ihtirasın emellerine korkunç yataklığının ikna edici tasvirini sunmaktadır.

₺20,63 KDV Dahil
₺27,50 KDV Dahil

Yüzyıllarca hükmetmiş muazzam bir imparatorluğun Birinci Dünya Savaşı’yla beraber içine girdiği çöküş sürecini ele alan Eugene Rogan, Osmanlı’nın kaderini belirleyen savaş boyunca mücadele ettiği tüm cepheleri ayrıntılarıyla inceliyor. Hazin Sarıkamış yenilgisinden Çanakkale zaferine, Kudüs’ün düşmesinden Kafkas cephesine uzanan geniş bir “savaş meydanı”nda, savaşan tarafların planlarını, stratejilerini ortaya koyarken Ortadoğu’daki Büyük Savaş’ın Batı Cephesi’ni nasıl etkilediğine de değiniyor. Topyekûn savaşın ve seferberliğin yol açtığı açlık ve yoksulluğun yanı sıra, Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşayan Ermenilerin, Rumların ve diğer azınlık unsurların savaştaki durumları ve akıbetlerini de hem belgelerle hem de ilk ağızdan tanıklıklarla gözler önüne seriyor.

“Bugün artık Osmanlı cephesini hem Büyük Savaş’ın hem de modern Ortadoğu’nun tarihindeki gerçek yerine yerleştirmenin tam zamanı. Çünkü Osmanlıların savaşa girmesi, Avrupa savaşını başka herhangi bir olaydan daha fazla etkileyerek, bir dünya savaşına dönüştürdü. Ortadoğu muharebe meydanları, savaşın uluslararası niteliği en belirgin muharebe meydanlarıydı. […] Osmanlı cephesi uluslararası ordular arasında eşi benzeri görülmemiş bir savaşın yaşandığı gerçek bir Babil kulesiydi.”

-EUGENE ROGAN-

₺27,00 KDV Dahil
₺36,00 KDV Dahil

“Saygıdeğer efendiler, sizi günlerce işgal eden uzun ve detaylı nutkum, nihayet geçmişe karışmış bir devrin hikâyesidir. Bunda milletim için ve gelecekteki evlatlarımız için dikkat ve uyanıklık sağlayabilecek bazı noktaları belirtebilmişsem kendimi mutlu sayacağım.

Efendiler, bu konuşmamla, milli varlığı sona ermiş sayılan büyük bir milletin, bağımsızlığını nasıl kazandığını, bilim ve tekniğin en son esaslarına dayanan milli ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalıştım. Bugün ulaştığımız sonuç, yüzyıllardan beri çekilen milli felaketlerin yarattığı uyanışın eseri ve bu sevgili vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir.

Bu sonucu, Türk gençliğine emanet ediyorum.”

 

₺9,38 KDV Dahil
₺12,50 KDV Dahil

Türk okurunun Anılar Şalesi, Kötülük Kol Gezerken, Savaş Sonrası ve Yirminci Yüzyıl Üzerine Düşünceler adlı eserleriyle tanıdığı Tony Judt, İkinci Dünya Savaşı sonrasının en büyük tarihçilerindendir. 2015 yılında hayata veda eden Judt’un kariyerinin baştan başa bir kesitini veren bu denemeler derlemesi, kendisi gibi tarihçi olan eşi Jennifer Homans tarafından yapılmıştır.

 

Derlemeye alınan denemelerin konu yelpazesi, Fransız toplu belleğinin ülkenin Yahudilerine İkinci Dünya Savaşı’nda ne olduğuna dair kasıtlı körlüğünden sözde Filistin sorununun İsrail’in önüne koyduğu çetin ahlakî güçlüklere kadar uzanmaktadır. Judt’ın eserinin değeri, acımasız dürüstlüğü, entelektüel olağanüstülüğü ve etik berraklığındadır.

 

Bu konu yelpazesiyle Olgular Değişince, büyük bir tarihçinin, okuruna dünyanın geçmişteki ve bugünkü hali ile gelecekte alması gereken hali arasında derin bir bağ kurdurma kudretini gözler önüne serer.

₺21,00 KDV Dahil
₺28,00 KDV Dahil

Kırım, tarih öncesi dönemden beri Güney Ukrayna’nın bozkırlarla kaplı hinterlandı­nı Karadeniz’e ve ötesine bağlayan bir geçiş bölgesi olmuştur.

 

Yüzyıllar boyunca Osmanlı ve Rus imparatorluklarının, sonrasında da Sovyetler Birliği ve Ukrayna devletinin parçası olan Kırım’ın tarihi, ev sahipliği yaptığı kültür­lerin ve halkların izlerinden de anlaşılacağı üzere, çok daha gerilere uzanır: Antik Yunanlar, Gotlar, Bizanslılar, Moğollar, Ruslar ve en önemlisi Kırım Tatarları bu topraklarda yaşamıştır.

 

Tarih ve siyaset bilimi profesörü Paul Robert Magocsi, bölgeyle ilgili şimdiye kadar yazılmış en temel ve güncel metin olan Şu Mübarek Topraklar’da, üç bin yılı aşkın zamandır Kırım’ın bozkırlarına, dağlarına ve deniz kıyılarına akın eden bu toprak­larda yaşamış halkları ve yarattıkları medeniyetlerin hikâyesini görseller eşliğinde anlatıyor.

 

“Umuyorum ki bu kitap Türkiyeli okurlara kendi ülkelerinin tarihsel jeopolitik alanını (Karadeniz ve çevresindeki tüm topraklardan bahsediyorum) daha iyi anlamalarında yardımcı olacaktır.”

-Paul Robert Magocsi-

₺13,50 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil

Cihan Harbi ertesi Cumhuriyet Türkiyesi Batı’ya yönelmiş, “yeni hayat” özlemiyle yaşam tarzında köklü dönüşümlere gitmişti. Reform kaygıları, seküler yaşam özlemi, Osmanlı 

kültür kodlarının sorgulanışı, nesiller arası uyumsuzluklar yoksul ülkenin insanlarını her geçen gün çözümsüzlüğe yöneltmişti. Türkiye, 1930’lu yıllarda “ideal”lerle donatılmış 

kendi “yeni insan”ına ulaşıncaya kadar, giriştiği inkılaplarla toplumsal travmayı birlikte yaşayacaktı. 

 

Türkiye’de Yeni Hayat çağdaş yaşam özleminin toplumsal travmaya dönüşümünün öyküsü. Nüfus sorunu başta olmak üzere, kadının, gençliğin, çocuğun erken Cumhuriyet döneminde karşılaştığı sorunları ele alan Zafer Toprak, uzun savaş yıllarının yol açtığı bunalımı, yoksulluğun neden olduğu fuhuşu, intiharlarla sonuçlanan umutsuzluğu dönemin kaynaklarına başvurarak gün ışığına çıkarıyor.

₺30,00 KDV Dahil
₺40,00 KDV Dahil

Reşad Ekrem’in dilinde tarih gerçek hayattan daha canlı, daha güzel, daha büyülü…

Reşad Ekrem Koçu, Türklerin Rumeli’ye geçişi, Osmanlı’nın önemli kara ve deniz savaşları, Çanakkale Zaferi, Kurtuluş Savaşı ve Kore Türk Tugayı’nın askeri başarılarını anlattığı Türk Zaferleri‘nişu sözlerle sunuyor: 

“Milli kütüphanemizde büyük bir boşluğu doldurma yolunda naçiz kalemimin armağanı olan bu eser, sağlam bilgimize dayanarak fakat en küçük âlimane iddia güdülmeden kaleme alınmıştır; ordumuzu vücuda getiren evlatlarımıza, sadece okuma yazma bilen vatandaşlarıma büyük Türk zaferlerini bir sohbet diliyle 

anlatmak istiyorum.”

₺24,00 KDV Dahil
₺32,00 KDV Dahil

Bu kitabın yayımlandığı günlerde, Büyük Ekim Devrimi’nin üzerinden bir asır geçmiş olacak. Kitabımız bu vesileyle yazılıyor, bu vesileyle derleniyor ama onu yâd etmek için yazılmıyor. Bu kitaba emeği geçen insanların tümü Sovyetler Birliği deneyimini insanlığın geleceğine ışık tutan büyük bir deneyim olarak görüyor, bu bağlamda onu geçmişe doğru değil, geleceğe doğru bir yönelimle ele alıyorlar.

 

Bunun salt bir tercih değil, günümüz koşullarında Ekim’e tek doğru bakış olduğunu düşünüyoruz. Eğer nostaljiyle uğraşmayacaksak ya da yazdıklarımız tarihe kayıt düşmekten ibaret kalmayacaksa, dünyanın ve insanlığın bugün içinde olduğumuz karanlıktan çıkışının yeni Ekim’lerde, sosyalizmde olduğunu düşünüyorsak, Sovyetler Birliği’nde yaşanmış olan sosyalizm deneyimi bizim için benimsenerek aşılacak bir miras olmalıdır. Eleştirisi de övgüsü de ancak bunun için yapıldığında doğru ve anlamlıdır. 

₺26,25 KDV Dahil
₺35,00 KDV Dahil

H. D. F. Kitto, klasik Yunan yaşamını, kültürünü ve tarihini keşfe çıkıyor ve konusuna tutku, nükte ve derin bir kavrayışla yaklaşarak bu kısa giriş metnini dünyaca ünlü bir klasiğe dönüştürüyor.

 

“Denge ve yoğunlaşmanın bir zaferi.”  

 –Harold Nicolson, Observer-

 

“Okuduğum en iyi Antik Yunan’a giriş çalışması. Yazarın zekâsının ve üslubunun kıvraklığı, koca bir bilgi yığınını lezzetli ve kolay hazmedilir hale getirmesini mümkün kılıyor.” 

–Raymond Mortimer, Sunday Times-

 

“Profesör Kitto örnek bir tarihçi;  kıvrak, titiz ve konuyla ilgili en son gelişmelere bütünüyle aşina ... asla muğlak değil ... sıklıkla nüktedan ve daima coşku dolu.”

–The Times Educational Supplement-

₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil

İsmet İnönü bu toprakların gördüğü en büyük kahramanlardan biriydi. O hem Kurtuluş Savaşı’nın kahramanı, hem de Lozan barış görüşmeleri masasından zaferle kalkan ilk devlet adamıydı. İnönü Savaşlar'ında büyük zafere imza atan bu büyük general, Atatürk’le beraber savaş meydanlarında topraklarımızı canı pahasına savunmuş ve nihayet Cumhuriyet’in şanlı kuruluşuna eşlik etmişti. Atatürk’ün  en yakın dostu, yaveri, onun  en  güvendiği  kişiydi. İkinci  Dünya  Savaşı’nda  ise  ülkeyi savaştan koruyarak tüm ülkenin çocuklarını bağrına basmış ve şu ünlü sözünü bizlere armağan etmişti: “Sizi  babasız bırakmadım!” İsmet İnönü’nün askeri liseyi girişinden kurmaylığa yükselişine, Kurtuluş mücadelesindeki savaş yıllarından Lozan’daki kahramanlığına ve Cumhuriyet’in kurulduğu yıllara kadar tüm yaşamı ve hiç yayınlanmamış fotoğrafları bu kitapta yer alıyor.   

S. Eriş Ülger’in özel arşivinden alınmış tarihi belge niteliğindeki fotoğraflar yakın tarihimizin gerçeklerine de ışık tutuyor.

₺150,00 KDV Dahil
₺200,00 KDV Dahil
₺16,80 KDV Dahil
₺21,00 KDV Dahil
₺23,20 KDV Dahil
₺29,00 KDV Dahil
₺12,00 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil
₺11,25 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil
₺11,25 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil
₺15,00 KDV Dahil
₺20,00 KDV Dahil
₺17,60 KDV Dahil
₺22,00 KDV Dahil
₺20,25 KDV Dahil
₺27,00 KDV Dahil

Şahı Mat Etmek – Payidar Kitabı Osmanlı’nın son yüzyılını anlatıyor.

Bu ismi seçmemizin sebebi şudur;

Şeyh Edebali Hazretleri; “Yüksektekiler alçaktakiler kadar güvende değildir.” der.

İki ana fikri var kitabın;

Birincisi, millet olarak tarihte verdiğimiz mücadelenin bir “beka” mücadelesi olduğu ve milleti “payidar” kılmak için ne büyük zorlukların hakkından gelindiği. Kimlerle mücadele edildiği.

İkincisi, devleti yönetme sorumluluğu yüklenenlerin devleti “Payidar” kılmak için canları, çocukları, ailesi ve sevdikleri dahil nelerden vazgeçmek zorunda olduğu.

Kitabı bitirince siyasette acımasız bir “Kurt Kanununun” işlediğini göreceksiniz.

₺24,00 KDV Dahil
₺32,00 KDV Dahil
₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil
₺18,75 KDV Dahil
₺25,00 KDV Dahil
₺13,50 KDV Dahil
₺18,00 KDV Dahil
₺22,50 KDV Dahil
₺30,00 KDV Dahil
₺40,50 KDV Dahil
₺54,00 KDV Dahil
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 >